<?xml version='1.0' encoding='utf-8'?><rss version='2.0' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/'><channel><title>bianet</title><link>https://bianet.org/</link><description>Son Haberler</description><language>tr-TR</language><ttl>300</ttl><lastBuildDate>Sun, 03 May 2026 16:07:32 +0300</lastBuildDate><image><title>bianet</title><url>https://static.bianet.org/logos/bianet-logo.svg</url><link>https://bianet.org/</link></image><atom:link rel='self' type='application/rss+xml' href='https://bianet.org/rss/bianet'/><item><title><![CDATA[Celal Başlangıç’ın ardından iki yıl: “Son nefesine kadar haberle yaşadı”]]></title><link>https://bianet.org/haber/celal-baslangicin-ardindan-iki-yil-son-nefesine-kadar-haberle-yasadi-319277</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/03/celal-baslangicin-ardindan-iki-yil-son-nefesine-kadar-haberle-yasadi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/celal-baslangicin-ardindan-iki-yil-son-nefesine-kadar-haberle-yasadi-319277</guid><description><![CDATA[Sürgünde yaşadığı Almanya’da 3 Mayıs 2024’te hayatını kaybeden Başlangıç, 90’lı yıllarda hak ihlallerine odaklanan haberleriyle öne çıktı, gazeteciliği boyunca basın özgürlüğü davaları ve soruşturmalarla karşı karşıya kaldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Celal Başlangıç, iki yıl önce bugün, Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde aramızdan ayrıldı. 2017’den itibaren sürgünde yaşadığı Almanya’da 68 yaşında hayatını kaybeden Başlangıç, Köln’de düzenlenen törenle defnedilmişti.</p>
<a href='/haber/gazeteci-celal-baslangic-son-yolculuguna-ugurlandi-295271' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/05/10/gazeteci-celal-baslangic-son-yolculuguna-ugurlandi.jpeg' alt='Gazeteci Celal Başlangıç son yolculuğuna uğurlandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gazeteci Celal Başlangıç son yolculuğuna uğurlandı</h5>
<div class='date'>10 Mayıs 2024</div>
</div>
</a>

<p>Ege Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulu’ndan mezun olan Başlangıç, gazeteciliğe 1975’te Ege Ekspres’te başladı. Demokrat İzmir, Politika ve Cumhuriyet’te çalıştı; Evrensel’in kurucu genel yayın müdürlüğünü üstlendi, Radikal’in kurucuları arasında yer aldı. T24, Gazete Duvar, bianet ve Haberdar’da yazdı.</p>
<a href='/haber/celal-baslangic-kimdir-295035' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/05/07/celal-baslangic-kimdir.jpeg' alt='Celal Başlangıç kimdir?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Celal Başlangıç kimdir?</h5>
<div class='date'>7 Mayıs 2024</div>
</div>
</a>

<p>Başlangıç, özellikle 90’lı yıllarda Kürt illerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin haberleriyle öne çıktı. Cumhuriyet’te çalıştığı dönemde, Şırnak’ın Cizre ilçesine bağlı Yeşilyurt köyünde 1989’da köylülere dışkı yedirilmesini haberleştirdi. Bu haber, yıllar sonra da Başlangıç’ın gazeteciliğiyle birlikte anılan en önemli dosyalardan biri oldu.</p>
<a href='/yazi/90-larin-isaret-fisegi-yesilyurt-koylulerine-yedirilen-diski-160934' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/160/934/original/incebant_berat.jpg' alt=' 90&#39;ların İşaret Fişeği: Yeşilyurt Köylülerine Yedirilen Dışkı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>90'LARIN HAK MÜCADELELERİ/ CELAL BAŞLANGIÇ</h6>
<h5 class='headline'> 90'ların İşaret Fişeği: Yeşilyurt Köylülerine Yedirilen Dışkı</h5>
<div class='date'>20 Aralık 2014</div>
</div>
</a>

<p>Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmak için başlatılan “Nöbetçi Yayın Yönetmenliği” kampanyasına da katılan Başlangıç, bu nedenle yargılandı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 2019’da Başlangıç’a “propaganda” suçlamasıyla 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Dosya, Yargıtay aşamasındaydı.</p>
<a href='/yazi/suclamalarin-tumunu-reddediyorum-cunku-gazeteciyim-179303' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/179/303/original/510.jpg' alt='Suçlamaların Tümünü Reddediyorum Çünkü Gazeteciyim' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>CELAL BAŞLANGIÇ'IN SAVUNMASI</h6>
<h5 class='headline'>Suçlamaların Tümünü Reddediyorum Çünkü Gazeteciyim</h5>
<div class='date'>4 Ekim 2016</div>
</div>
</a>

<p>2017’de Almanya’ya sürgüne giden Başlangıç, Türkiye’de kurma çalışmalarına başladığı Artı TV ve Artı Gerçek’i Köln’de hayata geçirdi. Son olarak Artı TV’de program yapıyor ve Artı Gerçek’te yazıyordu.</p>
<p>Çok sayıda gazetecilik ödülünün sahibi olan Başlangıç’ın kitapları arasında Korku Tapınağı, Kanlı Bilmece, Hayata Söylenmiş Şarkılar ve Hayatın Rengi Gökkuşağı yer alıyor.  </p>
<a href='/haber/celal-baslangic-in-kitaplari-295275' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/05/10/celal-baslangic-in-kitaplari.jpeg' alt='Celal Başlangıç&#39;ın kitapları' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Celal Başlangıç'ın kitapları</h5>
<div class='date'>10 Mayıs 2024</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>“Ruhuyla, aklıyla hep sahadaydı”</h3>
<p>Başlangıç’ın gazetecilik mirası, 5-6 Eylül 2025’te Atölye BİA’da düzenlenen “Celal Başlangıç Barış Gazeteciliği Atölyesi”nde ele alınmıştı. </p>
<p>İki günlük atölyede, barışın daha fazla konuşulduğu bir dönemde medyanın rolü ve haberciliğin nasıl bir dönüşüm geçirmesi gerektiği tartışmaya açılmıştı. Atölyede ayrıca Celal Başlangıç’ın gazetecilik mirası anılmış; Ayşe Yıldırım da eşi Celal Başlangıç’ı ve onun barış gazeteciliği anlayışını anlatmıştı.</p>
<a href='/haber/celal-baslangic-adina-duzenlenen-atolyede-hak-odakli-baris-gazeteciligi-konusuldu-311360' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/09/10/celal-baslangic-adina-duzenlenen-atolyede-hak-odakli-baris-gazeteciligi-konusuldu.jpg' alt='&#39;Celal Başlangıç&#39; adına düzenlenen atölyede hak odaklı barış gazeteciliği konuşuldu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>'Celal Başlangıç' adına düzenlenen atölyede hak odaklı barış gazeteciliği konuşuldu</h5>
<div class='date'>10 Eylül 2025</div>
</div>
</a>

<p>Celal Başlangıç’ın gazeteciliğinin odağında insan, demokrasi, özgürlük ve barış olduğunu belirten Yıldırım, Başlangıç’ın hastalığı sürecinde de haberleri takip etmeyi sürdürdüğünü aktararak onu “Son nefesine kadar haberle yaşadı” sözleriyle anmıştı:</p>
<p><em>“Mesleki planları vardı. Ne de olsa sürgün edilen mesleğinin peşinden gelmişti Köln'e. Belki bedenen Türkiye'de 'sahada' değildi ama ruhuyla, aklıyla hep sahadaydı. 'Yapacak çok işimiz var' derdi. Olmadı, daha fazla yapamadı. Şimdi onun yapamadıklarını hala gazetecilikte ısrar eden sizler, her türlü zorluğa rağmen gerçeği aktarmak için canını ortaya koyan meslektaşları yapmaya devam edecek.”</em></p>
<a href='/yazi/celal-baslangic-daha-yapacak-cok-isimiz-var-derdi-316560' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/02/10/celal-baslangic-daha-yapacak-cok-isimiz-var-derdi.webp' alt='Celal Başlangıç, "daha yapacak çok işimiz var" derdi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Celal Başlangıç, "daha yapacak çok işimiz var" derdi</h5>
<div class='date'>11 Şubat 2026</div>
</div>
</a>
</div>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 03 May 2026 15:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Gazetecilik suç değildir, cezaevinde gazeteci olmaz”]]></title><link>https://bianet.org/haber/gazetecilik-suc-degildir-cezaevinde-gazeteci-olmaz-319275</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/03/gazetecilik-suc-degildir-cezaevinde-gazeteci-olmaz.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gazetecilik-suc-degildir-cezaevinde-gazeteci-olmaz-319275</guid><description><![CDATA[7 basın meslek örgütü, gazetecilik faaliyetlerinin kriminalize edildiğini belirterek, cezaevindeki gazetecilerin serbest bırakılmasını ve basın özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalara son verilmesini istedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, DİSK Basın-İş Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle ortak açıklama yaptı.</p>
<p>Ankara Mülkiyeliler Birliği’nde düzenlenen toplantıda ortak açıklamayı gazeteci Diren Yurtsever okudu.</p>
<p>Yurtsever, Türkiye’nin basın ve ifade özgürlüğü açısından her geçen yıl daha ağır bir tabloyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Türkiye’nin Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde dört basamak daha gerileyerek 180 ülke içinde 163’üncü sıraya düştüğünü hatırlatan Yurtsever, 3 Mayıs’ın Türkiye’de basın özgürlüğü açısından “derin bir krizin sembolüne” dönüştüğünü dile getirdi.</p>
<a href='/haber/turkiye-basin-ozgurlugunde-dunyanin-en-kotu-18-ulkesi-319213' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/30/turkiye-basin-ozgurlugunde-dunyanin-en-kotu-18-ulkesi.jpg' alt='Türkiye basın özgürlüğünde dünyanın en kötü 18. ülkesi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Türkiye basın özgürlüğünde dünyanın en kötü 18. ülkesi</h5>
<div class='date'>30 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Halkın haber alma hakkına müdahale”</h3>
<p>Gazetecilik faaliyetlerinin giderek daha fazla kriminalize edildiğine dikkat çeken Yurtsever, haber yapmanın, gerçekleri açığa çıkarmanın ve kamuoyunu bilgilendirmenin suç unsuru gibi gösterildiğini söyledi.</p>
<p>Yurtsever, cezaevlerinde tutulan gazetecilerin baskı ortamının en somut göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Türkiye’de çok sayıda gazetecinin yaptıkları haberler, kaleme aldıkları yazılar, sosyal medya paylaşımları ya da kamuoyunu bilgilendirme görevleri nedeniyle tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevinde bulunduğunu hatırlattı.</p>
<blockquote>
<p>Aylarca, hatta yıllarca süren tutukluluklar; iddianamesiz dosyalar; gizli tanık beyanlarına dayanan yargılamalar ve mesleki faaliyetlerin “suç” kapsamına alınması, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Cezaevindeki gazeteciler yalnızca özgürlüklerinden değil, mesleklerini icra etme haklarından da mahrum bırakılmaktadır. Bu durum, doğrudan halkın haber alma hakkına müdahale anlamı taşımaktadır. </p>
</blockquote>
<h3>“Gazeteciler susturulduğunda toplum gerçeklerden koparılır”</h3>
<p>Yurtsever, gazetecilerin cezaevinde olmasının toplumun gerçeklerden koparılması anlamına geldiğini söyledi. Gazeteciler susturulduğunda işçi direnişlerinin görünmez hale geldiğini, emekçilerin hak arayışlarının duyulmadığını, kadınların, gençlerin ve tüm ezilenlerin sesinin bastırıldığını dile getirdi.</p>
<p>Basın özgürlüğüne yönelik her saldırının aynı zamanda toplumun demokrasi hakkına yönelmiş bir saldırı olduğunu söyleyen Yurtsever, özgür basının demokratik toplum için vazgeçilmez olduğunu vurguladı.</p>
<a href='/haber/gazetecilik-haklari-okur-destegiyle-gelisir-319256' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/01/gazetecilik-haklari-okur-destegiyle-gelisir-1.jpg' alt='Gazetecilik hakları okur desteğiyle gelişir!' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>3 MAYIS DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ</h6>
<h5 class='headline'>Gazetecilik hakları okur desteğiyle gelişir!</h5>
<div class='date'>2 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Gazeteciler işsizlik, güvencesizlik ve baskı üçgeninde”</h3>
<p>“Türkiye’de fikir işçileri aynı zamanda ağır bir ekonomik ve siyasal kuşatma altındadır” diyen Yurtsever, medya sahipliğinin tekelleşmesinin, kamu kaynaklarının iktidara yakın medya organlarına aktarılmasının ve bağımsız gazeteciliğin sistematik biçimde zayıflatılmasının oto-sansürü yaygınlaştırdığını, eleştirel haberciliği ise daralttığını söyledi.</p>
<p>Güvencesiz çalışan gazetecilerin “açlık şartlarında yaşam mücadelesi verdiğini” söyleyen Yurtsever, bu tehdidin iktidara yakın ya da muhalefete yakın ayrımı yapılmaksızın tüm gazeteciler için geçerli olduğunu belirtti.</p>
<p>Yurtsever, genç gazetecilerin meslekten uzaklaşmasının temel nedenleri arasında anti-demokratik uygulamalar ile güvencesiz çalışma koşullarının bulunduğunu ifade etti. Gazetecilerin işsizlik, güvencesizlik ve baskı üçgeninde mesleklerini sürdürmeye zorlandığını söyledi.</p>
<h3>Talepler</h3>
<p>“Gazetecilik suç değildir. Cezaevinde gazeteci olmaz. Gerçeğin peşinde koşmak, halkın haber alma hakkını savunmak suç değil, kamusal bir sorumluluktur” diyen Yurtsever, basın meslek örgütlerinin taleplerini şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Cezaevlerinde tutulan tüm gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır.</li>
<li>Gazetecilik faaliyetlerini suç sayan tüm uygulamalara son verilmelidir.</li>
<li>Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenlemeler kaldırılmalıdır.</li>
<li>Gazeteciler için güvenceli çalışma koşulları sağlanmalı, sendikal hakların önündeki engeller kaldırılmalıdır.</li>
</ul>
<p>Yurtsever, açıklamayı “Özgür basın olmadan demokrasi olmaz. Gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede toplum da özgür değildir” sözleriyle sonlandırdı.</p>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 03 May 2026 13:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Adalet sisteminin gazetecileri hedef almak amacıyla kullanılmasına son verin”]]></title><link>https://bianet.org/haber/adalet-sisteminin-gazetecileri-hedef-almak-amaciyla-kullanilmasina-son-verin-319274</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/03/adalet-sisteminin-gazetecileri-hedef-almak-amaciyla-kullanilmasina-son-verin.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/adalet-sisteminin-gazetecileri-hedef-almak-amaciyla-kullanilmasina-son-verin-319274</guid><description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde yetkililere gazeteciler üzerindeki baskılara son verme çağrısı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerini, yolsuzluk iddiaları gibi kamuoyunu ilgilendiren konularda haber yaptıkları için gazetecilere uygulanan baskılara son vermeye çağırdı.</p>
<p>Açıklamada, gazetecilerin yalnızca kamuoyunu bilgilendirme işini yaptıkları için haklarında ceza soruşturmaları açılmasının, ifade özgürlüğü hakkının doğrudan ihlali ve medya özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğu belirtildi.</p>
<p>Af Örgütü, aşırı geniş ve muğlak yasalar ile ceza adalet sisteminin gazetecileri susturmak için araçsallaştırıldığını vurguladı. Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp, Zafer Arapkirli ve Furkan Karabay’ın davalarını bu baskılara örnek gösterdi.</p>
<h3>“Gazetecilerin hedef alınmasına son verin”</h3>
<p>Af Örgütü, yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi. Örgüt, Türkiye yetkililerine ceza kanununu ve adalet sistemini muhalif görüşleri bastırmak için kullanmama, ifade özgürlüğü hakkına saygı gösterme ve gazetecilerin güvenli biçimde çalışabileceği bir ortam oluşturma çağrısında bulundu.</p>
<p>Açıklamada, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamaların uluslararası insan hakları hukukuna uygun olması gerektiği hatırlatıldı. Buna göre sınırlamaların yasayla belirlenmesi, meşru bir amaca dayanması, orantılı ve demokratik toplumda gerekli olması gerektiği belirtildi.</p>
<blockquote>
<p><em>Türkiye yetkilileri, TCK’nın ceza soruşturmaları, davalar ve keyfi tutukluluk yoluyla özellikle gazetecileri susturmak için araçsallaştırılan ve böylelikle geniş toplumda caydırıcı bir etki yaratan 217/A, 299. ve 301. Maddelerini yürürlükten kaldırmalı. Bu açıklamada isimlerine yer verilen ve benzer şekilde yalnızca gazetecilik faaliyetlerini yürüttükleri için insan hakları ihlallerine maruz bırakılan, kriminalize edilen ve özgürlüklerinden yoksun bırakılan gazeteciler ve diğerleri derhal serbest bırakılmalı. Yasaların kötüye kullanılması sonucu haklarında açılan soruşturmalar ve davalar düşürülmeli. Yetkililer, bunun yerine gazeteciler için bilgi arama ve edinme hakkı da dahil ifade özgürlüğü hakkının kullanımının saygı gördüğü ve bu hakkın korunduğu elverişli bir ortam oluşturmalı. —Uluslararası Af Örgütü</em></p>
</blockquote>
<h3><strong>“</strong>Ceza adalet sistemi gazetecilere karşı araçsallaştırılıyor<strong>”</strong></h3>
<p>Açıklamada, Türkiye’de belirli ceza kanunu maddelerinin gazetecileri yargı önüne çıkarmak için kullanıldığı belirtildi. Bu maddeler arasında, kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen ve 2022’de Türk Ceza Kanunu’na eklenen 217/A maddesi de yer aldı.</p>
<div class="box-13"><em>Uluslararası Af Örgütü, söz konusu maddenin kabul edildiği dönemde de düzenlemenin aşırı geniş ve muğlak olduğuna dikkat çektiğini ve bu maddenin ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratabileceği uyarısında bulunan kurumlardan biri olduğunu hatırlattı.</em></div>
<p>Açıklamada Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin verilerine de yer verildi. Buna göre, 217/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonraki ilk iki yılda 4 binden fazla soruşturma açıldı. Bu soruşturmalar arasında 56 gazeteci ve medya çalışanı hakkında açılan 66 ayrı soruşturma da bulunuyor.</p>
<blockquote>
<p><em>Son dört yıldır bu maddeler kapsamında, ifadelerin hangi bölümünün yanlış veya yanıltıcı olduğunu ortaya koyan belirli kanıtlar olmaksızın isnat edilen aşırı geniş iddialara dayalı olarak gazeteciler hedef alınıyor, gazeteciler ve diğerleri cezaya mahkûm ediliyor. —Uluslararası Af Örgütü</em></p>
</blockquote>
<p>Açıklamada ayrıca, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu düzenleyen TCK 299. madde ile “Türk milletini ve devletin organlarını aşağılama” suçunu düzenleyen 301. maddenin de özgür ifadeyi susturmak için kullanıldığı ifade edildi. Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılında bu suçlar kapsamında 55 binden fazla kişi hakkında soruşturma açıldı; yalnızca 2024’te 17 bin 895 kişi hakkında dava açıldı.</p>
<h3>Gazetecilere yönelik baskılar arttı</h3>
<p>Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’de ceza adalet sisteminin gazetecileri susturmak için kullanılmasının yeni olmadığını belirtti. Açıklamada, 2016’daki darbe girişiminin ardından en az 156 medya kuruluşunun kanun hükmünde kararnamelerle kapatıldığı, yaklaşık 2 bin 500 gazetecinin işini kaybettiği ve 778 gazetecinin basın kartının iptal edildiği hatırlatıldı.</p>
<p>Aynı dönemde 120 gazeteci ve medya çalışanının tutuklandığı belirtilen açıklamada, Gazetecileri Koruma Komitesi’nin verilerine göre Türkiye’nin o dönemde “dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi” haline geldiği ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, son 10 yılda medya alanının daha da daraldığı, bağımsız ve güvenilir haber üreten basılı ve görsel-işitsel medya kuruluşlarının sayısının azaldığı kaydedildi. RTÜK’ün eleştirel yayın yapan kanallara ağır para cezaları verdiği ve 2024’te Açık Radyo’nun yayın lisansını iptal ettiği de belirtildi.</p>
<blockquote>
<p>Bireysel olarak gazetecilere yönelik baskılar da geçen yıl, özellikle ana muhalefet partisi CHP’nin yetkililerce hedef alınması ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile diğer CHP’li belediye başkanlarının ve bürokratlarının 2025’te tutuklanması bağlamında daha da arttı. <em>—Uluslararası Af Örgütü</em></p>
</blockquote>
<h3>“Yalnızca gazetecilik yaptıkları için yargılanıyorlar”</h3>
<p>Açıklamada, yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu bulunan dört gazetecinin davası da dahil olmak üzere, son dönemdeki bazı örneklere yer verildi.</p>
<p>Tele 1’in kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın, Ekim 2025’te kanala kayyım atanmasının ardından “siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklandığı belirtildi. Yanardağ’ın, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu kişilerle birlikte 15 ila 20 yıl arasında hapis cezası istemiyle yargılandığı aktarıldı.</p>
<p>ETHA muhabiri Pınar Gayıp’ın, çeşitli etkinliklerde muhabir olarak bulunması gerekçe gösterilerek “terör örgütüne üye olma” ve “terör örgütü propagandası yapma” suçlamalarıyla Şubat 2026’dan bu yana tutuklu olduğu ifade edildi.</p>
<p>Deutsche Welle muhabiri Alican Uludağ’ın, bazı siyasetçiler, bürokratlar ve yargı mensuplarıyla ilgili iddialara dair haberleri nedeniyle yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Şubat 2026’dan bu yana tutuklu olduğu belirtildi. Uludağ’ın “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “yargı mensuplarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla yargılandığı kaydedildi.</p>
<p>BirGün muhabiri İsmail Arı’nın ise bazı vakıflar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aile üyeleri ve hâkim-savcı mülakat süreçlerine ilişkin haber videoları nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla Mart 2026’dan bu yana tutuklu bulunduğu aktarıldı.</p>
<p>Açıklamada, Medyascope muhabiri Furkan Karabay’ın da çok sayıda soruşturma ve davayla hedef alındığı belirtildi. Karabay’ın 2025 yılında gazetecilik faaliyetleri nedeniyle 200 günü aşkın süre cezaevinde kaldığı, daha sonra tahliye edilmesine rağmen üç yıl üç ay hapis cezasına mahkûm edildiği ifade edildi. Karabay’ın Ocak 2026’da İBB soruşturmasıyla ilgili haberleri nedeniyle yeniden gözaltına alındığı, ardından serbest bırakıldığı ancak Mart 2026’ya kadar ev hapsinde tutulduğu belirtildi.</p>
<p>Kıdemli gazeteci Zafer Arapkirli’nin ise Mart 2025’te paylaştığı bir sosyal medya gönderisi nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan Nisan 2026’da iki buçuk yıl hapis cezasına mahkûm edildiği aktarıldı. Arapkirli’nin istinaf sürecinde tutuksuz olduğu kaydedildi.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerine gazetecilere yönelik soruşturma, dava ve tutuklamalara son verme; yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hedef alınan kişileri serbest bırakma ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan bir ortam oluşturma çağrısını yineledi.</p>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 03 May 2026 11:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kadınlardan "şüpheli ölüm" protestosu:  Şiddeti önlemesi gerekenler örtbas ediyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/kadinlardan-supheli-olum-protestosu-siddeti-onlemesi-gerekenler-ortbas-ediyor-319273</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/kadinlar-birlikte-guclu-den-insan-zincirli-protesto-siddeti-onlemesi-gerekenler-ortbas-ediyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kadinlardan-supheli-olum-protestosu-siddeti-onlemesi-gerekenler-ortbas-ediyor-319273</guid><description><![CDATA[Kadınlar, “Kadınlar şiddete uğradığında başvurması gereken kamu görevlileri bunlar. Soruyoruz: Bizi sizden kim koruyacak?” diye sordu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlar Birlikte Güçlü, şüpheli şekilde hayatını kaybeden kadınlar için İstanbul’da eylem düzenlemek istedi. Beyoğlu’ndaki Tünel Meydanı’ndan Eminönü’ne uzanacak bir insan zinciri planlayan kadınlara polis bu güzergâhta izin vermedi. Bunun üzerine kadınlar rotayı değiştirerek Karaköy’den Eminönü’ne kadar insan zinciri kurdu.</p>
<a href='/proje/erkek-siddeti-cetelesi-285345' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/2023/10/05/erkek-siddeti-cetelesi-11.jpg' alt='Erkek Şiddeti Çetelesi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Erkek Şiddeti Çetelesi</h5>
<div class='date'>12 Aralık 2024</div>
</div>
</a>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="zxx"><a href="https://t.co/1iSAuoJwpM" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/1iSAuoJwpM</a></p>
— Evrim Kepenek (@kepenekevrimm) <a href="https://twitter.com/kepenekevrimm/status/2050672634569064657?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 2, 2026</a></blockquote>
<p>Yürüyüş boyunca kadınlar, “Şiddeti önlemesi gerekenler, kadınları öldürüyor, üstünü örtüyor” pankartını taşıdı. Sık sık “Münferit değil erkek şiddeti”, “Erkek devlet şiddetine son” ve “Jin Jiyan Azadî” sloganları atıldı. Eylemde “Gülistan Doku’ya ne oldu?”, “Rojin Kabaiş’e ne oldu?”, “Yeldana Kaharman’a ne oldu?”, “İlayda Zorlu’ya ne oldu?” yazılı dövizler taşındı.</p>
<div class="box-12">Eyleme, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki ve TJA aktivisti Sebahat Tuncel de katılarak destek verdi.</div>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Kadınlar Birlikte Güçlü, şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması için Karaköy’den Eminönü’ne kadar insan zinciri kurdu. <a href="https://t.co/0X1WhbDNoZ" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/0X1WhbDNoZ</a></p>
— Evrim Kepenek (@kepenekevrimm) <a href="https://twitter.com/kepenekevrimm/status/2050672032937812391?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 2, 2026</a></blockquote>
<p>Kadınlar, Eminönü'nde basına açıklama yaptı.</p>
<p>“Bu öyle bir düzen ki; valinin oğlu öldürüyor, koruma polisi gömüyor, başhekim hastane kaydını siliyor, vali üstünü örtüyor” diye konuşan kadınlar, “Kadınlar şiddete uğradığında başvurması gereken kamu görevlileri bunlar. Soruyoruz: Bizi sizden kim koruyacak?” diye sordu.</p>
<p>Açıklamada, “Daha kaç kadın kaybedilecek? Daha kaç kadın ‘şüpheli ölüm’ denilerek birkaç satırlık tutanaklarla karanlığa gömülecek?” diye seslenen kadınlar ayrıca, öldürülen kadınların yaşamlarının, ilişkilerinin ve kimliklerinin sorgulanarak yeniden cezalandırıldığını söyledi.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/kgb7.jpeg" alt=""></p>
<p>Basın metnini okuyan Evrim Gürenin, Gülistan Doku dosyasının altı yıl sonra yeniden açılmasına dikkat çekti. Dönemin AKP milletvekili Oya Eronat’ın Meclis’te sarf ettiği sözleri hatırlatan Gürenin, bu tür yaklaşımların erkek şiddetini meşrulaştırdığını söyledi. “Gülistan’ın adını unutturmanıza izin vermedik, vermeyeceğiz” diye konuştu.</p>
<h3>İpek Er dosyası hatırlatıldı</h3>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/kbg2.jpeg" alt=""></p>
<p>Kadınlar, şüpheli şekilde hayatını kaybeden ve katledilen kadınların isimlerini tek tek sayarak “Ne oldu?” diye sordu. Gürenin, adalet taleplerini anlatırken, “Bizim adalet anlayışımız faillerin ortaya çıkarılmasıyla sınırlı değil. Aynı güç ilişkilerinin sürmesi, faillerin arkasındaki isimlerin korunması kabul edilemez” dedi. İpek Er dosyasını hatırlatan Gürenin, failin ceza almasına rağmen serbest bırakılmasına tepki gösterdi.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">kadınlar birlikte güçlüden kadınlar şüpheli kadın cinayetlerinin aydınlatılması talebi ile yürüyor <a href="https://t.co/kRmleHpHYE" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/kRmleHpHYE</a></p>
— Evrim Kepenek (@kepenekevrimm) <a href="https://twitter.com/kepenekevrimm/status/2050601137405858067?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 2, 2026</a></blockquote>
<p>Konuşmasında birçok kadının dosyasını hatırlatan Gürenin, “Rojin Kabaiş’e, Rojwelat Kızmaz’a, İlayda Zorlu’ya, Yeldana Kaharman’a, Esma Kılıçarslan’a, Nadira Kadirova’ya, Feleknaz Keskin’e, Narin Güran’a, Rabia Naz’a, Hande Kader’e, Ejegül Ovezova’ya ne oldu?” diye sordu. “Daha kaç kadın ‘şüpheli ölüm’ denilerek karanlığa gömülecek?” sözleriyle tepkiyi büyüttü.</p>
<p>Gürenin, birçok dosyada benzer bir karartma mekanizmasının işlediğini söyledi. “Deliller yok ediliyor, failler korunuyor, gerçeğin peşine düşenler yalnızlaştırılıyor” diye konuştu. Bu durumun tekil olmadığını, sistematik bir cezasızlık pratiğine işaret ettiğini dile getirdi.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/kbg4.jpeg" alt=""></p>
<p>Rojin Kabaiş soruşturmasına da değinen Gürenin, soruların yanıtsız bırakıldığını söyledi. Nadira Kadirova’nın ölümünün hızla kapatılmak istendiğini, Yeldana Kaharman dosyasının karanlıkta bırakıldığını belirtti. “Kadınları koruması gerekenler, şiddetin faili haline geliyor” dedi.</p>
<p>Açıklamanın sonunda kadınlar kararlılık mesajı verdi: “Hakikat açığa çıkana, kaybedilen kadınların akıbeti ortaya çıkana, failler hesap verene kadar mücadele edeceğiz. Bu düzen değişene kadar sormaktan ve birbirimizin sesini büyütmekten vazgeçmeyeceğiz.”</p>
<p>Eylem, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” sloganıyla sona erdi.</p>
<a href='/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-aileden-dna-ornegi-alinacak-319199' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/30/gulistan-doku-sorusturmasi-aileden-dna-ornegi-alinacak.jpeg' alt='Gülistan Doku soruşturması: Aileden DNA örneği alınacak' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gülistan Doku soruşturması: Aileden DNA örneği alınacak</h5>
<div class='date'>30 Nisan 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-gozaltindaki-vali-tuncay-sonel-kimdir-318903' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/20/gulistan-doku-sorusturmasi-gozaltindaki-vali-tuncay-sonel-kimdir.jpg' alt='Gülistan Doku soruşturması: Gözaltındaki Vali Tuncay Sonel kimdir?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gülistan Doku soruşturması: Gözaltındaki Vali Tuncay Sonel kimdir?</h5>
<div class='date'>20 Nisan 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisinin-oglu-mustafa-turkay-sonel-tutuklandi-318868' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/18/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisinin-oglu-mustafa-turkay-sonel-tutuklandi.jpeg' alt='Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel tutuklandı</h5>
<div class='date'>18 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 23:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Amedspor, Süper Lig’e çıktı: “Silav Super Lig!”]]></title><link>https://bianet.org/haber/amedspor-super-lige-cikti-silav-super-lig-319270</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/amedspor-super-lige-cikti-silav-super-lig.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/amedspor-super-lige-cikti-silav-super-lig-319270</guid><description><![CDATA[Amedsporlu futbolcu Çağrı Fedai: “Bu benim bu ligdeki dördüncü şampiyonluğumdu ama en anlamlısıydı. Çünkü hiçbirinde bu kadar zorluk yaşamamıştık. Söke söke şampiyon olduk.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Trendyol 1. Lig’in 38. ve son haftasında Hikmet Karaman yönetimindeki Iğdır FK ile Sertaç Küçükbayrak’ın ekibi Amedspor karşı karşıya geldi.</p>
<p>Deplasmanda, Iğdır FK ile 3-3 berabere kalan Amedspor, 74 puan ve averajla ikinci sırada yer alarak Süper Lig’e yükseldi.</p>
<div class="box-13"><em>Böylelikle 1972 yılında kurulan futbol takımı, tarihinde ilk kez Süper Lig’de mücadele edecek.</em></div>
<p><strong>Amedsporlu futbolcu Çağrı Fedai</strong>, maç sonrası verdiği demeçte gözyaşlarını tutamayarak “<em>Bu benim bu ligdeki dördüncü şampiyonluğumdu ama en anlamlısıydı. Çünkü hiçbirinde bu kadar zorluk yaşamamıştık. Söke söke şampiyon olduk</em>,” dedi.</p>
<h3>Erdoğan’dan tebrik</h3>
<p>AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Amespor’u kutlayarak şöyle <a href="https://x.com/RTErdogan/status/2050599546166677600?s=20" target="_blank" rel="nofollow noopener">dedi</a>:</p>
<p><em>“Önümüzdeki sezon Diyarbakır’ımızı Trendyol Süper Lig’de temsil edecek olan Amedspor’u, tüm Amedspor camiasını ve Diyarbakırlı kardeşlerimi yürekten tebrik ediyor, başarılar diliyorum.”</em></p>
<p><em>Mezopotamya Ajansı</em>’nda yer alan habere göre, son düdüğün ardından Kürt kentleri başta olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde şampiyonluk kutlamaları başladı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/aa-20260502-41271707-41271706-amed-sportif-faaliyetler-super-lige-yukseldi.jpg" alt="">
<figcaption><em>Taraftarlar, takımlarının Süper Lig’e çıkmasının sevincini yaşarken, (Fotoğraf: Anadolu Ajansı).</em></figcaption>
</figure>
<div class="box-1">
<h3>Hatimoğulları: “Her bijî Amedspor”</h3>
<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da, sosyal medya hesabından Amedspor’u tebrik ettiği paylaşımında şöyle dedi:</p>
<p><em>“Süper Lig’e yükselen Amedspor’u gönülden kutluyorum. Bugün yalnızca Amed’i değil, emeğe, inanca ve dayanışmaya gönül veren herkesi sevindirdiler. Amed halkı, taraftarı ve dostlarıyla sezon boyunca muazzam bir destekle bu zaferde başrolü oynadılar. Var olsunlar! Bu başarı daha büyük yürüyüşlerin başlangıcı olsun… Her bijî Amedspor!”</em></p>
<p>Hatimoğulları’nın mesajının <strong>Kürtçesi </strong>ise şöyle:</p>
<p><em>“Ez Amedsporê bi dil û can pîroz dikim. Îro Amedsporê ne tenê bajarê Amedê, di heman demê de her kesê ku qîmet dide ked, bawerî û hevgirtinê kêfxweş kirin. Gelê Amedê, bi alîgir û hevalên xwe bi piştgiriyeke mezin di tevahiya sezonê de di vê serketinê de roleke pêşeng lîstin. Mala wan ava be. Bila ev serkeftin destpêka rêwîtiyeke hîn mezintir be…”</em></p>
</div>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 17:08:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Halil Paşa’nın tabloları rekor fiyata satıldı: “Dört Mevsim”e 33 milyon TL]]></title><link>https://bianet.org/haber/halil-pasanin-tablolari-rekor-fiyata-satildi-dort-mevsime-33-milyon-tl-319269</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/halil-pasanin-tablolari-londrada-rekor-fiyata-satildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/halil-pasanin-tablolari-rekor-fiyata-satildi-dort-mevsime-33-milyon-tl-319269</guid><description><![CDATA[Uluslararası sanat piyasasında dikkat çeken satış, sanatçının üretimine yönelik ilgiyi yeniden görünür kıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş döneminin önde gelen ressamlarından Halil Paşa’nın 1912 tarihli “Dört Mevsim” (<em>The Four Seasons</em>) adlı tablosu, Londra’daki Sotheby’s müzayedesinde 537 bin 600 sterline (yaklaşık 32 milyon 853 bin TL) alıcı buldu.</p>
<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nda yer alan habere göre, dört panelden oluşan esere müzayede öncesinde 200 bin ila 300 bin sterlin arasında değer biçilirken, eser beklentilerin oldukça üzerinde bir fiyata satıldı. </p>
<p>Uluslararası sanat piyasasında dikkat çeken satış, Halil Paşa’nın üretimine yönelik güncel ilgiyi yeniden görünür kıldı.</p>
<div class="box-13"><em>1857 doğumlu asker kökenli sanatçı, 1880’li yıllarda Paris’te dönemin önemli sanat kurumlarından École des Beaux-Arts’ta eğitim aldı. Işık, doğa ve renk ilişkisine odaklanan eserleriyle resim sanatında Batılılaşma sürecinin öncülerinden biri kabul edilir. Doğu ile Batı arasında kurduğu estetik köprü ve Osmanlı modernleşme sürecindeki rolü, sanat tarihindeki yerini belirginleştirir.</em></div>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/200-0118-hp.jpg" alt="">
<figcaption><em>Halil Paşa, Pembeli Kadın Portresi, 1904, (Kaynak: Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi Koleksiyonu).</em></figcaption>
</figure>
<p>Tablonun erken dönem bir versiyonu, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde sergilenen “<strong>Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı</strong>” başlıklı sergide yer alıyor. </p>
<p>23 Ağustos’a kadar Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilecek olan sergi, sanatçının İstanbul, Paris ve Mısır arasında şekillenen üretim sürecini arşiv belgeleri ve farklı dönem çalışmalarla birlikte ele alıyor. (TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 15:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!” Bursa’da seyirciyle buluşuyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/odenmeyecek-odemiyoruz-bursada-seyirciyle-bulusuyor-319268</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/odenmeyecek-odemiyoruz-oyunu-bursada-seyirciyle-bulusuyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/odenmeyecek-odemiyoruz-bursada-seyirciyle-bulusuyor-319268</guid><description><![CDATA[Cihangir Atölye Sahnesi’nin Dario Fo imzalı oyunu, artan hayat pahalılığını ve işçi sınıfının yaşam mücadelesini konu alıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cihangir Atölye Sahnesi (CAS), 2019’dan bu yana sahnelediği “Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!” oyununu turne kapsamında Bursa’da izleyiciyle buluşturuyor. </p>
<p>Nobel ödüllü yazar Dario Fo’nun kaleme aldığı, Arzu Gamze Kılınç’ın yönettiği oyun, 9 Mayıs Cumartesi günü saat 20.30’da Bursa Nilüfer Belediyesi Uğur Mumcu Sahnesi’nde sahnelenecek.</p>
<p>1974’te yazılan oyun, güncelliğini koruyarak ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve işçi sınıfının gündelik yaşam mücadelesini mizahi bir dille ele alıyor. </p>
<p>İtalya’nın işçi mahallelerinde yaşam mücadelesi veren iki ailenin hem birbirleriyle hem de sistemle olan mücadelesini konu alan oyun, yükselen hayat pahalılığı karşısında kadınların “Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!” diyerek süpermarketteki yiyeceklere el koymasını merkeze alıyor.</p>
<p>Etkinlik biletlerine <a href="https://biletinial.com/tr-tr/tiyatro/odenmeyecek-odemiyoruz-fskhne" target="_blank" rel="nofollow noopener">buradan</a> ulaşılabilir; Cihangir Atölye Sahnesi’nin güncel repertuvarındaki diğer oyunlar ve sahne hakkında detaylı bilgi edinmek için ise <a href="https://www.cihangiratolyesahnesi.com/" target="_blank" rel="nofollow noopener">bu adresi</a> ziyaret edilebilirsiniz.</p>
<div class="box-1"><strong>Yazan</strong>: Dario Fo<br><strong>Çeviren</strong>: Füsun Demirel<br><strong>Yöneten</strong>: Arzu Gamze Kılınç<br><strong>Dekor Tasarımı</strong>: Osman Özcan<br><strong>Işık Tasarımı</strong>: Onur Alagöz<br><strong>Oyuncular</strong>: Alper İrvan, Berfin Karatay, Çağdaş Ekin Şişman, Kıvanç Kılınç, Osman Onur Can.</div>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 15:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İstanbul İl Hayvanları Koruma Kurulu Toplantısı’nda alınan kararlar açıklandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/istanbul-il-hayvanlari-koruma-kurulu-toplantisinda-alinan-kararlar-aciklandi-319267</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/istanbuldaki-il-hayvanlari-koruma-kurulu-toplantisinda-alinan-kararlar-aciklandi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/istanbul-il-hayvanlari-koruma-kurulu-toplantisinda-alinan-kararlar-aciklandi-319267</guid><description><![CDATA[Kararlar, sokakta yaşayan köpeklerin toplatılarak “doğal yaşam alanlarına” götürülmesini öngörürken, belediyelere geniş yükümlülükler getiriyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da İl Hayvanları Koruma Kurulu Toplantısı’nda alınan altı karar kamuoyuna açıklandı.</p>
<p>İstanbul Valiliği, AFAD İstanbul Merkezi’nde düzenlenen toplantının ardından yapılan bazı haber ve sosyal medya paylaşımlarında “geri adım atıldığı” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti.</p>
<div class="box-13"><em>30 Nisan’daki toplantıda, üniversite kampüslerindeki köpeklerin toplatılması ve barınaklardaki hayvanlara “ötanazi” uygulanmasını öngören maddeler <strong>geri çekilmişti</strong>.</em></div>
<p>Açıklamada, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5199&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5" target="_blank" rel="nofollow noopener">5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu</a>’nun açık olduğu vurgulanarak, “sahipsiz hayvanlara ilişkin yaşanan saldırıların” ciddi bir sorun teşkil ettiği iddia edildi.</p>
<p>Valilik, konuyla ilgili yasal yükümlülüklerin eksiksiz uygulanacağını ve sürecin yakından takip edileceğini bildirdi.</p>
<a href='/haber/istanbul-barosundan-valiligin-kopeklerin-toplatilmasi-talimatina-uyari-318766' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/16/istanbul-barosundan-istanbul-valiliginin-kopeklerin-toplatilmasi-talimatina-uyari.jpg' alt='İstanbul Barosu’ndan valiliğin ‘köpeklerin toplatılması’ talimatına uyarı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İstanbul Barosu’ndan valiliğin ‘köpeklerin toplatılması’ talimatına uyarı</h5>
<div class='date'>16 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>Altı karar</h3>
<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nda yer alan habere göre, toplantıda alınan kararlar şöyle:</p>
<ol>
<li>Mevzuat çerçevesinde belediyeler, kanun kapsamında ayırmak zorunda oldukları mali kaynağın asgari yüzde 50’sini hayvan bakımevi ile doğal yaşam alanı yapımı veya mevcutlarının kapasitesini artırmak maksadıyla harcamaları gerektiğinden, bakımevi ve doğal yaşam alanları için ormanlık alanlardan yer tahsisi yapılan belediyeler, ivedilikle sahaları teslim alacak, ihale ve inşaat aşamasında olan belediyeler de söz konusu faaliyetleri tamamlayarak bakımevi-doğal yaşam alanlarını hizmete sokma işlemlerini sağlayacak.</li>
<li>Belediyeler, ilçe genelindeki sahipsiz köpek sayılarına ilişkin aylık periyotlar halinde envanter çalışması yaparak İstanbul Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Müdürlüğü’ne verileri iletecek, ayrıca sahipsiz hayvanlarla ilgili yürütülen iş ve işlemlerin takibinin yapılabilmesi maksadıyla, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce oluşturulmuş sahipsiz hayvan izleme cetvelleri, veri tabanına (HAYBİS) işlenmek üzere takip eden her ayın 5’ine kadar ildeki tüm yerel yönetimlerce İstanbul DKMP Müdürlüğüne gönderilecek.</li>
<li>Yapımına başlanan Pendik ve Tuzla belediyelerine ait doğal yaşam alanlarının inşaatları bir an önce tamamlanarak hizmete sokulacak ve bu ilçelerdeki sahipsiz köpekler buralara toplanacak.</li>
<li>İlgili mevzuat uyarınca (kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde beşi, büyükşehir belediyeleri için binde üçü oranında) bakımevi yapımı ve veterinerlik hizmetleri yürütülmesine yönelik olarak bütçelerinden kaynak ayırmayan ve harcama yapmayan belediyelere yasal müeyyideler hatırlatılacak.</li>
<li>Organize sanayi bölgelerindeki işletmeler, belediye bakımevlerindeki köpeklerin sahiplendirilmesine yönelik belediyeler ve ilgili kurumlarla teşvik edici çalışmalar yapacak.</li>
<li>Emniyet ve jandarma birimleri, belediyelerin ya da bazı vatandaşların usulsüz şekilde sahipsiz köpekleri terk etmesine yönelik faaliyetlerine engel olacak şekilde tedbirler alacak.</li>
</ol>
<p>(TY)</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 15:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[12. İstanbul Trans Onur Haftası’nın teması: Trans Tahayyül]]></title><link>https://bianet.org/haber/12-istanbul-trans-onur-haftasinin-temasi-trans-tahayyul-319266</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/12-istanbul-trans-onur-haftasinin-bu-seneki-temasi-trans-tahayyul.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/12-istanbul-trans-onur-haftasinin-temasi-trans-tahayyul-319266</guid><description><![CDATA[“Kendi hikâyemizi, bedenimizi şekillendirirken, bu dünyayı yeniden yazıyoruz. Biz zaten oldum olası buralardayız, çokuz ve tahayyülden dönmeyiz. Kudretliyiz, transız.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Trans Onur Haftası Komitesi, bu yıl 12’ncisi gerçekleştirilecek Trans Onur Haftası’nın temasını “Trans Tahayyül” olarak <a href="https://x.com/tprideistanbul/status/2048799400806220081?s=20" target="_blank" rel="nofollow noopener">duyurdu</a>. </p>
<p>15-21 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek haftaya dair açıklama yapan Komite, hayal kurmanın sadece bireysel bir deneyim değil, politik bir eylem olduğunun da altını çizerek, tahayyülün dönüştürücü gücünü öne çıkardı.</p>
<p>Açıklamada, patriyarkal kapitalist sistemin, devlet politikalarının ve ikili cinsiyet rejimlerinin dayattığı sınırların reddedildiği vurgulanırken, transların yalnızca kendi yaşamlarını değil, dünyayı da değiştirme iddiasıyla hareket ettiği ifade edildi.</p>
<a href='/haber/istanbul-lgbti-onur-haftasinin-temasi-belli-oldu-acik-sacik-319101' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/27/24-istanbul-onur-yuruyusunun-temasi-belli-oldu-acik-sacik.jpg' alt='İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın teması belli oldu: AÇIK S’AÇIK' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın teması belli oldu: AÇIK S’AÇIK</h5>
<div class='date'>27 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“T zaman geldiğinde”</h3>
<p>Açıklamanın devamında şöyle dendi:</p>
<blockquote>
<p>Kendi bedenlerimizin kaderini tayin hakkı kendi elimizde. Ne hormon kullanmak ne de beden uyum süreçlerimiz için devletin, ailenin, partnerin iznine tabi olacağız. Halkların haklı mücadelesi saracak dünyanın her bir yanını bir sis gibi, o zaman silikleşecek, kaybolacak sınırlar. Savaş ve barış kelimeleri yalnızca bazı arkadaşlarımızın isimleri olacaklar; nostaljik…</p>
<p>Sizi durmadan red ve fesh etmek lazım! Ücretli ya da ücretsiz emeğimizin sömürüldüğü; kadınların katledildiği; Ortadoğu ve Güney halklarının soykırıma, işgale maruz bırakıldığı, göçmenlerin, lubunyaların, sakatların sistem dışına atıldığı; hayvanların metalaştırıldığı, katledildiği bu ırkçı cinsiyet ve emek rejimini reddediyoruz. Filistin’de, Rojava’da, Suriye’de, İran’da ve dünyanın bir çok yerinde emperyalist devletlerin açtığı savaşlarla binlerce insan katlediliyor, bu sömürgeci düzeni feshediyoruz. </p>
<p>Biz translar, tahayyüle alışığızdır. Kimi zaman kendi bedenimizi, kimi zaman dünyamızı, kimi zaman geleceğimizi tahayyül ederiz. Yıllardır tahayyül ettiklerimizle sokakları, kentleri, kendimizi, toplumu dönüştürdük. İnsanların doğa ve hayvanlar üstünde kurduğu tahakküm yok olacak. İnsan yerini bilecek. İnsana yeri öğretilecek. Yerimizi öğreneceğiz.</p>
<p>Tahayyül ediyoruz: Kutsal diye dayatılan ailenin olmadığı, erişilebilir temiz su ve gıdanın olduğu, trans çocukların yok sayılmadığı, kadınların, orospuların, travestilerin katledilmediği bir yaşam.</p>
<p>Kadın Kapısı, Voltrans, Kapsama Alanı, Amargi, Aligül, 1987 Açlık Grevi, Ülker Sokak Direnişi, ilk Trans Onur Yürüyüşü’nü gerçekleştiren translar, GaniMet –  yıllardır mücadelemizde çeşitli kapılardan geçtik, tahayyüllere vardık. Eşikler tasarladık, üzerlerinden atladık. </p>
<p>T zaman geldiğinde, tüm hapishaneler çoktan yıkılmış olacak. Biz translar, kelepçesiz hayallerin peşinden gidenleriz. Zindanlar, kelepçeler akıllarımızdaki tutsaklıklar bile yok olmuş olacak. Boşluk ve kaosun huzurunda uçuşacağız etrafta; poyraz olup eseceğiz, yine yeniden. </p>
<p>Bizden çalınan hayatları geri alırken, bu dünyayı yeniden yazıyoruz. Kendi hikâyemizi, bedenimizi şekillendirirken, bu dünyayı yeniden yazıyoruz. Biz zaten oldum olası buralardayız, çokuz ve tahayyülden dönmeyiz. Kudretliyiz, transız. </p>
<p>Tahayyülleri çoğaltmaya, hayal kurmayı hatırlatmaya, <br>Tahayyülleri geleceğe, hayalleri gerçeğe, GELİYORUZ! </p>
</blockquote>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 14:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Cumartesi Anneleri/İnsanları: Mehmet Şerif Avşar için adalet istiyoruz]]></title><link>https://bianet.org/haber/cumartesi-anneleri-insanlari-mehmet-serif-avsar-icin-adalet-istiyoruz-319264</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/cumartesi-anneleri-insanlari-mehmet-serif-avsar-icin-adalet-istiyoruz.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cumartesi-anneleri-insanlari-mehmet-serif-avsar-icin-adalet-istiyoruz-319264</guid><description><![CDATA[Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1994’te Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra işkence edilmiş bedeni bulunan Mehmet Şerif Avşar için “hakikatin tüm açıklığıyla ortaya çıkarılması” çağrısında bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://bianet.org/etiket/cumartesi-anneleri-insanlari-8504" target="_blank" rel="noopener">Cumartesi Anneleri/İnsanları</a>, 1101. hafta buluşmasında 32 yıldır akıbeti gizlenen ve failleri cezasızlıkla korunan Mehmet Şerif Avşar için adalet talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.</p>
<p>Polis bariyerlerinin önünde yapılan buluşmada, kayıpların fotoğrafları ve karanfiller taşınırken, <a href="https://bianet.org/etiket/cumartesi-anneleri-13466" target="_blank" rel="noopener">Cumartesi Anneleri</a>/İnsanları adına açıklamayı Setenay Yarıcı okudu.</p>
<a href='/haber/cumartesi-anneleri-insanlari-1915te-kaybedilen-ermeni-aydinlari-unutmayacagiz-319073' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/25/cumartesi-anneleri-insanlari-1915te-kaybedilen-ermeni-aydinlari-unutmayacagiz.jpg' alt='Cumartesi Anneleri/İnsanları: 1915’te kaybedilen Ermeni aydınları unutmayacağız' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Cumartesi Anneleri/İnsanları: 1915’te kaybedilen Ermeni aydınları unutmayacağız</h5>
<div class='date'>25 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"İfadesini alıp bırakacağız" dediler</h3>
<p>Yarıcı, Türkiye’nin yakın tarihinde ağır insan hakları ihlallerinin cezasız bırakıldığını belirterek, zorla kaybetmelerin ve siyasi cinayetlerin arkasındaki yapıların bugüne kadar gerçek anlamda araştırılmadığını söyledi. Yarıcı, 28 yaşındaki iki çocuk babası Mehmet Şerif Avşar’ın Diyarbakır’da yaşadığını, Yenişehir semtindeki ailesine ait işyerinde kardeşleriyle birlikte çalıştığını hatırlattı.</p>
<p>Yarıcı’nın aktardığına göre, 22 Nisan 1994’te işyerine gelen sivil giyimli altı kişi, “ifadesi var” diyerek Avşar’ı götürmek istedi. Ağabeylerinin resmi kimlik göstermelerini istemesi üzerine, gruptan biri dışarı çıkarak “müdürüm” dediği kişiyle geri döndü.</p>
<p>Açıklamada, gelen kişinin JİTEM’de uzman çavuş olarak görev yapan Gültekin Sütçü olduğu belirtildi. Sütçü’nün askeri kimlik göstererek, “Bir şey olmayacak, ifadesini alıp bırakacağız” dediği aktarıldı.</p>
<p>Ailenin ikna olmaması üzerine silahların Avşar kardeşlere çevrildiğini söyleyen Yarıcı, Mehmet Şerif Avşar’ın “Tamam, kardeşlerime dokunmayın, ben geliyorum” diyerek gitmek zorunda kaldığını ifade etti.</p>
<a href='/haber/cumartesi-anneleri-insanlari-2026-insan-onurunun-kazandigi-bir-yil-olsun-315197' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/01/03/cumartesi-anneleri-insanlari-2026-insan-onurunun-kazandigi-bir-yil-olsun.jpg' alt='Cumartesi Anneleri/İnsanları: 2026 insan onurunun kazandığı bir yıl olsun' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Cumartesi Anneleri/İnsanları: 2026 insan onurunun kazandığı bir yıl olsun</h5>
<div class='date'>3 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">22 Nisan 1994 tarihinde işyerine gelen sivil giyimli 6 kişi “ifadesi var” diyerek onu götürmek istedi. Ağabeyleri resmi kimlik göstermelerini istedi. Bunun üzerine birisi dışarı çıkıp 'Müdürüm' dediği bir kişiyle döndü. Gelen şahıs, JİTEM'de uzman çavuş olarak görev yapan… <a href="https://t.co/y0G8QnqOwG" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/y0G8QnqOwG</a></p>
— Cumartesi Anneleri (@CmrtesiAnneleri) <a href="https://twitter.com/CmrtesiAnneleri/status/2050519332585660728?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 2, 2026</a></blockquote>
<h3>İki hafta sonra bedeni bulundu</h3>
<p>Yarıcı, Avşar’ın tanıkların gözleri önünde araca bindirildiğini, kardeşlerinin aracı takip ederek onun Diyarbakır’da JİTEM merkezi olarak bilinen Saraykapı Jandarma Komutanlığı’na götürüldüğünü gördüğünü söyledi.</p>
<p>Ailenin hemen Alay Komutanlığı’na başvurarak Avşar’ı sorduğunu belirten Yarıcı, kendilerine “Biz gözaltı yapmıyoruz, araştıracağız. Siz burada beklemeyin” denildiğini aktardı. Yarıcı, ailenin beklediği sırada Avşar’ı götüren kişileri askeriyenin bahçesinde gördüğünü söyledi.</p>
<p>Ailenin, İnsan Hakları Derneği’nin ve Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten Yarıcı, Mehmet Şerif Avşar’ın ağır işkence izleri taşıyan cansız bedeninin iki hafta sonra Lice yolunda metruk bir binada bulunduğunu söyledi.</p>
<a href='/haber/cumartesi-anneleri-zaman-acimizi-azaltmiyor-306384' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/04/12/cumartesi-anneleri-zaman-acimizi-azaltmiyor-omer-olker-icin-adalet-istiyoruz.jpg' alt='Cumartesi Anneleri: Zaman acımızı azaltmıyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Cumartesi Anneleri: Zaman acımızı azaltmıyor</h5>
<div class='date'>12 Nisan 2025</div>
</div>
</a>

<h3>AİHM: Resmi makamların rolü ortaya çıkarılmadı</h3>
<p>Açıklamada, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararına göre Avşar’ın jandarma komutanlığına kayıtlı araçla gözaltına alındığı, sorgulandığı ve öldürüldüğü belirtildi.</p>
<p>Ancak yargılamanın bu suçu örgütlü yapı ve sistematik politika çerçevesinde ele almadığı ifade edildi. Açıklamada, bu nedenle gerçek sorumluların önemli bir kısmının yargı önüne çıkarılmadığı vurgulandı.</p>
<p>Yıllar süren yargılamalar sonucunda korucu Ömer Güngör’ün 20 yıl, itirafçı Mesut Mehmetoğlu ile korucular Fevzi Gökçen, Yaşar Günbatı, Aziz Elbey ve Zeyat Akçin’in altışar yıl hapis cezasına çarptırıldığı hatırlatıldı. Uzman çavuş Gültekin Sütçü’nün ise olaydan 14 yıl sonra 30 yıl hapis cezası aldığı belirtildi.</p>
<p>Yarıcı, faillerden bir kısmının tespit edilip cezalandırılmış olmasının soruşturma ve yargılamanın etkin olduğu anlamına gelmediğini söyledi.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 10 Temmuz 2001 tarihli Avşar/Türkiye kararına da dikkat çekilen açıklamada, AİHM’in Türkiye’yi etkili soruşturma yürütmediği ve yaşam hakkını korumadığı için mahkûm ettiği hatırlatıldı.</p>
<a href='/haber/cumartesi-anneleri-insanlari-erdogan-soz-verdi-ama-tutmadi-307314' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/05/10/cumartesi-anneleri-insanlari-erdogan-soz-verdi-ama-tutmadi.jpg' alt='Cumartesi Anneleri/İnsanları: Erdoğan söz verdi ama tutmadı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>1050. HAFTA</h6>
<h5 class='headline'>Cumartesi Anneleri/İnsanları: Erdoğan söz verdi ama tutmadı</h5>
<div class='date'>10 Mayıs 2025</div>
</div>
</a>

<h3>"Hakikat tüm açıklığıyla ortaya çıkarılsın"</h3>
<p>Açıklamada, Mehmet Şerif Avşar’ın zorla kaybedilmesini engellemeyen ve suçta sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlilerinin yargılanması istendi.</p>
<p>Cumartesi Anneleri/İnsanları, devletin bu suçtaki sorumluluğunu kabul etmesi ve hakikatin tüm açıklığıyla ortaya çıkarılması çağrısında bulundu:</p>
<p>"Kaç yıl geçerse geçsin, Mehmet Şerif Avşar için, tüm kayıplarımız için adalet talep etmekten; devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."</p>
<p>(NÖ)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[1 Mayıs'ta gözaltına alınan 576 kişi serbest bırakıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/1-mayis-ta-gozaltina-alinan-576-kisi-serbest-birakildi-319263</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/1-mayis-ta-gozaltina-alinan-576-kisi-serbest-birakildi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/1-mayis-ta-gozaltina-alinan-576-kisi-serbest-birakildi-319263</guid><description><![CDATA[ÇHD, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında İstanbul’da gözaltına alınan 576 kişinin tamamının serbest bırakıldığını açıkladı. 28 Nisan operasyonlarında ise 14 kişi tutuklandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ve öncesindeki gözaltı süreçlerine ilişkin güncel durumu paylaştı.</p>
<p>Açıklamaya göre, 1 Mayıs günü İstanbul’da gözaltına alınan 576 kişi serbest bırakıldı.</p>
<a href='/haber/istanbul-1-mayisinda-ortak-bildirge-birlesecegiz-ve-degistirecegiz-319240' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/01/istanbul-1-mayisinda-ortak-bildirge-birlesecegiz-ve-degistirecegiz.png' alt='İstanbul 1 Mayıs’ında ortak bildirge: "Birleşeceğiz ve değiştireceğiz”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İstanbul 1 Mayıs’ında ortak bildirge: "Birleşeceğiz ve değiştireceğiz”</h5>
<div class='date'>1 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Polis ifadelerde 'işkence' yazmak istemedi"</h3>
<p>İstanbul’un çeşitli noktalarında düzenlenen 1 Mayıs eylemleri sırasında gözaltına alınan kişiler, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ve Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmüştü.</p>
<p>Gece saatlerine kadar süren işlemlerin ardından gözaltındaki 576 kişinin serbest bırakıldığı bildirildi. Kadıköy’de gözaltına alınan 5 kişinin de serbest bırakıldığı öğrenildi.</p>
<p>Boğaziçi Köprüsü’nde gözaltına alınan 46 kişinin de işlemlerinin ardından serbest bırakıldığı açıklandı. Böylece 1 Mayıs günü gözaltına alınan tüm kişilerin serbest kaldığı belirtildi.</p>
<p>Gözaltına alınan Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, serbest bırakıldıktan sonra X hesabından yaptığı paylaşımda, Vatan Emniyet Müdürlüğü'ndeki ifade işlemlerinde "işkence" beyanlarını polislerin kayda geçirmek istemediğini anlattı. </p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Dün gece Vatan Emniyette ifade verdiğim odadaki tüm polisler tarafından ifademe müdahale edilmiş, ifade işlemi iki kez yarıda kesilmiş, bana ve avukatlarıma yönelik saldırgan tutumlar sürekli olarak devam etmiştir. <a href="https://twitter.com/hashtag/1May%C4%B1s2026?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#1Mayıs2026</a><a href="https://twitter.com/hashtag/1MTaksim?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#1MTaksim</a> <a href="https://t.co/0XU4nzF0E4" target="_blank" rel="nofollow noopener">https://t.co/0XU4nzF0E4</a></p>
— Nebiye Merttürk (@nebiyemertturk) <a href="https://twitter.com/nebiyemertturk/status/2050478416260931589?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 2, 2026</a></blockquote>
<a href='/haber/mecidiyekoyden-1-mayis-polis-taksim-e-yuruyusu-engelledi-gozaltilar-var-319231' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/01/taksimde-1-mayis-kutlanmasin-diye-istanbul-kapali.jpg' alt='Mecidiyeköy’den 1 Mayıs: Polis Taksim&#39;e yürüyüşü engelledi, gözaltılar var' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Mecidiyeköy’den 1 Mayıs: Polis Taksim'e yürüyüşü engelledi, gözaltılar var</h5>
<div class='date'>1 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<h3>28 Nisan operasyonlarında tutuklamalar</h3>
<p>ÇHD’nin verilerine göre, 28 Nisan’da düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 47 kişiden 14’ü tutuklandı, 9 kişi hakkında ev hapsi kararı verildi.</p>
<p>Kalan 24 kişi ise adliyeye sevk edilmeksizin serbest bırakıldı.</p>
<p>(NÖ)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 11:23:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mardin'de kayyumun görev süresi uzatıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/mardin-de-kayyumun-gorev-suresi-uzatildi-319262</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/mardin-de-kayyumun-gorev-suresi-uzatildi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mardin-de-kayyumun-gorev-suresi-uzatildi-319262</guid><description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı kararıyla Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Mardin Valisi Tuncay Akkoyun’un görev süresi 4 Temmuz 2026’ya kadar uzatıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Mardin Büyükşehir Belediyesi’nde kayyum yönetimi sürüyor. İ</p>
<p>çişleri Bakanlığı’nın kararıyla, belediyeye kayyum olarak atanan Mardin Valisi Tuncay Akkoyun’un görev süresi iki ay daha uzatıldı.</p>
<p>Bu kararla birlikte kayyum yönetiminin 4 Temmuz 2026’ya kadar devam edeceği bildirildi.</p>
<a href='/haber/ahmet-turkten-bahceli-ye-kayyim-yaniti-somut-adim-yok-halkta-guvensizlik-gelisti-317048' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/24/ahmet-turkten-bahceliye-halk-somut-adimlarin-atilmasini-bekliyor.png' alt='Ahmet Türk’ten Bahçeli&#39;ye &#39;kayyım&#39; yanıtı: Somut adım yok, halkta güvensizlik gelişti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ahmet Türk’ten Bahçeli'ye 'kayyım' yanıtı: Somut adım yok, halkta güvensizlik gelişti</h5>
<div class='date'>24 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Seçim sonucu sonrası görevden alma</h3>
<p>31 Mart 2024 yerel seçimlerinde DEM Parti adayı Ahmet Türk, yüzde 57,4 oy alarak Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti.</p>
<p>Ancak Ahmet Türk, Kasım 2024’te görevden uzaklaştırılmış ve yerine Mardin Valisi kayyum olarak atanmıştı. Belediye o tarihten bu yana kayyum yönetimi altında bulunuyor.</p>
<a href='/haber/devlet-bahceli-anadolu-huzura-ocalan-umuda-demirtas-yuvasina-316287' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/03/devlet-bahceli-anadolu-huzura-ocalan-umuda-demirtas-yuvasina.png' alt='Devlet Bahçeli: Anadolu huzura, Öcalan umuda, Demirtaş yuvasına' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Devlet Bahçeli: Anadolu huzura, Öcalan umuda, Demirtaş yuvasına</h5>
<div class='date'>3 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<h3><strong>Bahçeli’nin açıklaması</strong></h3>
<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3 Şubat’taki bir konuşmasında “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet’ler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” demişti.</p>
<p>Bu açıklama üzerine Ahmet Türk ve Ahmet Özer'in görevlerine iade edilebilecekleri öne sürülmüştü.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 11:07:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[2026-2035 dönemi "Aile ve Nüfus On Yılı" ilan edildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/2026-2035-donemi-aile-ve-nufus-on-yili-ilan-edildi-319261</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/2026-2035-donemi-aile-ve-nufus-on-yili-ilan-edildi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/2026-2035-donemi-aile-ve-nufus-on-yili-ilan-edildi-319261</guid><description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayımlanan genelgeyle her yıl mayıs ayının son haftasının "Milli Aile Haftası" olarak kutlanması kararlaştırıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayımlanan “Aile ve Nüfus On Yılı” konulu genelge Resmi Gazete’de yer aldı.</p>
<p>Genelgede, aile kurumunun Anayasa’nın 41’inci maddesiyle güvence altına alındığı vurgulanırken, Türkiye’de doğurganlık hızının tarihsel olarak en düşük seviyeye gerilediği ifade edildi. Aile ve nüfus yapısındaki değişimlerin ise “varoluşsal bir boyuta” ulaştığı öne sürüldü.</p>
<a href='/yazi/kadinlarin-aile-ici-ucretsiz-bakim-emegi-uzerine-315880' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/01/22/kadinlarin-ucretsiz-bakim-emegi-angarya-ve-ayrimcilik.jpg' alt='Kadınların aile içi ücretsiz bakım emeği üzerine' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kadınların aile içi ücretsiz bakım emeği üzerine</h5>
<div class='date'>22 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Politikalara “aile” kriteri</h3>
<p>Genelgede, 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesinin ardından politikaların uzun vadeli bir çerçevede sürdürülmesi amacıyla 2026-2035 döneminin “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan edildiği bildirildi.</p>
<p>Bu kapsamda hazırlanan “Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi”nin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda oluşturulduğu ve kamuoyuyla paylaşıldığı aktarıldı. Genelgeye göre kamu politikaları, düzenlemeler ve araştırmalar, aile yapısına ve nüfus değişimine etkileri açısından değerlendirilecek. </p>
<a href='/haber/beslenmesini-goturemedigi-icin-okula-gitmek-istemeyen-cocuklar-var-315623' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/01/15/beslenmesini-goturemedigi-icin-okula-gitmek-istemeyen-cocuklar-var.png' alt='“Beslenmesini götüremediği için okula gitmek istemeyen çocuklar var”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“Beslenmesini götüremediği için okula gitmek istemeyen çocuklar var”</h5>
<div class='date'>15 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Evlilik ve çok çocuk vurgusu</h3>
<p>Metinde, evlilik kurumunun teşvik edileceği ve gençlerin evliliğe yönlendirilmesi için çeşitli mekanizmaların güçlendirileceği ifade edildi.</p>
<p>Ayrıca annelik ve babalığın toplumsal değer olarak destekleneceği, çok çocuklu aile yapısının teşvik edileceği ve çocuk sahibi olmayı özendiren uygulamaların hayata geçirileceği belirtildi.</p>
<p>Genelgede, kırsal alanlardaki nüfus kaybının önlenmesi ve kentlerde yoğunlaşan nüfusun dengelenmesi için politikalar geliştirileceği kaydedildi. Yaşlı refahı, kuşaklar arası dayanışma ve aile temelli bakım modellerinin güçlendirilmesi de hedefler arasında yer aldı.</p>
<a href='/haber/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-aile-yiliniz-batsin-fatma-nur-ve-hifa-neden-korunmadi-317379' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/05/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-aile-yiliniz-batsin-fatma-nur-ve-hifa-neden-korunmadi.webp' alt='Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: "Aile Yılınız" batsın, Fatma Nur ve Hifa neden korunmadı?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: "Aile Yılınız" batsın, Fatma Nur ve Hifa neden korunmadı?</h5>
<div class='date'>5 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Dijital aile kalkanı" planı</h3>
<p>Kitle iletişim araçlarındaki zararlı içeriklere karşı “dijital aile kalkanı” oluşturulacağı iddia edilen genelgede, aile dostu yayıncılığın teşvik edileceği ve sorumlu medya kullanımının yaygınlaştırılacağı duyuruldu.</p>
<p>Genelgeyle her yıl mayıs ayının son haftasının “Milli Aile Haftası” olarak kutlanması kararlaştırıldı. Bu kapsamda kamu kurumlarının çeşitli etkinlikler düzenleyeceği bildirildi.</p>
<p>“Aile ve Nüfus On Yılı” kapsamındaki çalışmaların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yürütüleceği, kamu kurumlarının yıllık faaliyetlerini belirleyerek Bakanlığa raporlayacağı belirtildi.</p>
<div class="box-13">Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) verilerine göre, 2025 Aile Yılı'nın ilk 9 ayında 290 kadın birlikte yaşadıkları erkekler tarafından öldürüldü.</div>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 10:43:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yavuzyılmaz'dan İzmir Çevre Yolu iddiası: Ücretsiz yol paralı hale getirilecek]]></title><link>https://bianet.org/haber/yavuzyilmaz-dan-izmir-cevre-yolu-iddiasi-ucretsiz-yol-parali-hale-getirilecek-319260</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/yavuzyilmaz-dan-izmir-cevre-yolu-iddiasi-ucretsiz-yol-parali-hale-getirilecek.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/yavuzyilmaz-dan-izmir-cevre-yolu-iddiasi-ucretsiz-yol-parali-hale-getirilecek-319260</guid><description><![CDATA[CHP’li Deniz Yavuzyılmaz, İzmir Çevre Yolu’nun 25 yıllığına özelleştirilmesinin planlandığını öne sürdü. Yavuzyılmaz’a göre, yolun ücretli hale gelmesi durumunda yurttaşlardan yılda milyarlarca lira geçiş ücreti tahsil edilebilir.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, İzmir Çevre Yolu’nun özelleştirileceğine ilişkin iddiaları sosyal medya hesabından duyurdu.</p>
<p>Yavuzyılmaz, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından ücretsiz işletilen yolun 25 yıllığına özel sektöre devredilmesinin planlandığını ileri sürdü.</p>
<a href='/haber/ozellestirme-politikalari-8-ilde-15-tasinmaz-satisa-cikarildi-318462' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/08/ozellestirme-politikalari-8-ilde-15-tasinmaz-satisa-cikarildi.jpg' alt='Özelleştirme politikaları: 8 ilde 15 taşınmaz satışa çıkarıldı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Özelleştirme politikaları: 8 ilde 15 taşınmaz satışa çıkarıldı</h5>
<div class='date'>8 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Yol ücretsiz olmaktan çıkacak"</h3>
<p>Paylaşımında İzmir’de yaşayanları ve yolu kullananları uyaran Yavuzyılmaz, özelleştirme gerçekleşirse çevre yolunun ücretli hale geleceğini belirtti.</p>
<p>Yap-İşlet-Devret modeliyle işletilen otoyollardaki ücret tarifelerini baz alarak örnek bir fiyatlandırma da paylaşan Yavuzyılmaz, farklı güzergâhlar için geçiş ücretlerinin 30 ila 40 TL arasında olabileceğini ifade etti.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Tüm İzmirlilerin ve yolu İzmir’den geçenlerin dikkatine!<br><br>Çok yakında, İzmir Çevre Yolu artık ücretsiz değil, paralı olacak!<br><br>Karayolları Genel Müdürlüğü’nün ücretsiz olarak işlettiği İzmir Çevre Yolunun 25 yıllığına özelleştirilmesinin planlandığını tespit ettik.… <a href="https://t.co/MBXqxyNpvT" target="_blank" rel="nofollow">pic.twitter.com/MBXqxyNpvT</a></p>
— Deniz Yavuzyılmaz (@yavuzyilmazd) <a href="https://twitter.com/yavuzyilmazd/status/2050293854486876345?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">May 1, 2026</a></blockquote>
<a href='/haber/chp-akp-bogazici-ve-fsm-kopruleri-icin-ozellestirme-hazirligi-yapiyor-316147' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/01/29/chp-akp-bogazici-ve-fsm-kopruleri-icin-ozellestirme-hazirligi-yapiyor.png' alt='CHP: AKP, Boğaziçi ve FSM Köprüleri için özelleştirme hazırlığı yapıyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>CHP: AKP, Boğaziçi ve FSM Köprüleri için özelleştirme hazırlığı yapıyor</h5>
<div class='date'>29 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Yıllık gelir iddiası: 4,3 milyar TL</h3>
<p>Yavuzyılmaz, 2025 yılı için İzmir Çevre Yolu’ndaki araç geçiş sayısının 141 milyonun üzerinde olduğunu belirterek, özelleştirme sonrası bu veriler üzerinden hesaplama yaptı.</p>
<p>Buna göre, yolun ücretli işletilmesi halinde şirketlerin yurttaşlardan yılda en az 4 milyar 326 milyon TL geçiş ücreti tahsil edebileceğini öne sürdü. 25 yıllık işletme süresi boyunca bu tutarın toplamda 108 milyar TL’ye ulaşabileceğini de iddialarına ekledi.</p>
<a href='/haber/2021-de-95-milyar-tl-lik-ozellestirme-yapildi-255915' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/255/915/original/RER12.jpg' alt='"2021’de 95 milyar TL’lik  özelleştirme yapıldı"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>REKABET KURUMU</h6>
<h5 class='headline'>"2021’de 95 milyar TL’lik  özelleştirme yapıldı"</h5>
<div class='date'>7 Ocak 2022</div>
</div>
</a>

<h3>Resmi açıklama yok</h3>
<p>Yavuzyılmaz, çevre yolunun maliyetinin geçmişte kamu kaynaklarıyla karşılandığını hatırlatarak özelleştirme planına tepki gösterdi, planın iptal edilmesi çağrısında bulundu.</p>
<p>İzmir Çevre Yolu’nun özelleştirilmesine ilişkin iddialar hakkında yetkili kurumlardan henüz resmî bir açıklama yapılmadı.</p>
<p>(NÖ)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 10:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Güney Afrika’da yapay zeka politika taslağı tartışması]]></title><link>https://bianet.org/haber/guney-afrikada-yapay-zeka-politika-taslagi-tartismasi-319259</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/guney-afrikada-yapay-zeka-politika-taslagi-geri-cekildi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/guney-afrikada-yapay-zeka-politika-taslagi-tartismasi-319259</guid><description><![CDATA[Güney Afrika’da kamuoyuna sunulan ulusal yapay zeka politika taslağı, içeriğinde doğrulanamayan akademik referanslar bulunduğunun ortaya çıkması üzerine geri çekildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Güney Afrika İletişim ve Dijital Teknolojiler Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak, ülkenin yapay zeka alanındaki düzenleyici çerçevesini belirlemeyi amaçlıyordu. Ancak metinde yer alan bazı akademik alıntıların gerçekte var olmadığı tespit edildi.</p>
<a href='/haber/yapay-zekayla-ogreniyor-muyuz-yoksa-sadece-uretiyor-muyuz-317816' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/18/yapay-zekayla-ogreniyor-muyuz-yoksa-sadece-uretiyor-muyuz.png' alt='Yapay zekayla öğreniyor muyuz, yoksa sadece üretiyor muyuz?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yapay zekayla öğreniyor muyuz, yoksa sadece üretiyor muyuz?</h5>
<div class='date'>18 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Sadece teknik bir hata değil"</h3>
<p>Bakan Solly Malatsi, taslakta yer alan 67 akademik kaynaktan en az 6’sının doğrulanamadığını ve bu referansların “yapay zeka halüsinasyonu” olarak tanımlanan, gerçekte var olmayan içeriklere dayandığını açıkladı. Bunun üzerine taslak geri çekildi ve inceleme başlatıldı.</p>
<p>Malatsi, yaşananların yalnızca teknik bir hata olmadığını, kamu politikalarının güvenilirliği açısından ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurguladı. Yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin yeterli insan denetiminden geçmeden politika metinlerine dahil edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="en">Statement on the integrity of the Draft National Artificial Intelligence Policy<br><br>Following revelations that the Draft National Artificial Intelligence Policy published for public comment contains various fictitious sources in its reference list, we initiated internal questions…</p>
— SollyMalatsi (@SollyMalatsi) <a href="https://twitter.com/SollyMalatsi/status/2048431434176553216?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 26, 2026</a></blockquote>
<a href='/yazi/dijital-saglik-vaadi-yapay-zeka-terapisti-kimin-icin-318119' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/03/27/dijital-saglik-vaadi-yapay-zeka-terapisti-kimin-icin.png' alt='Dijital sağlık vaadi: Yapay zeka terapisti kimin için?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Dijital sağlık vaadi: Yapay zeka terapisti kimin için?</h5>
<div class='date'>28 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Düzenleme hedefleniyordu</h3>
<p>Taslak metnin, ülkede yapay zeka kullanımını düzenlemek üzere etik ilkeler belirlenmesini ve denetleyici mekanizmalar kurulmasını öngördüğü ifade ediliyordu. Ancak referansların güvenilirliğine ilişkin sorunlar, metnin bütünlüğünü tartışmalı hale getirdi.</p>
<p>Uzmanlara göre üretken yapay zeka araçlarının metin üretiminde giderek yaygınlaşması, özellikle akademi ve kamu yönetiminde yeni riskler yaratıyor. Bu sistemler, doğruluğu garanti edilmiş bilgi üretmek yerine olasılıklara dayalı metinler oluşturduğu için, gerçekte var olmayan ancak ikna edici görünen kaynaklar üretebiliyor.</p>
<a href='/haber/kurtce-ogreniminde-yapay-zeka-donemi-kurdolingo-yayinda-318338' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/03/kurtce-ogreniminde-yapay-zeka-donemi-kurdolingo-yayinda.png' alt='Kürtçe öğreniminde yapay zeka dönemi: Kurdolingo yayında' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kürtçe öğreniminde yapay zeka dönemi: Kurdolingo yayında</h5>
<div class='date'>3 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3><strong>Veriler artan riske işaret ediyor</strong></h3>
<p>Son yıllarda yapılan çalışmalar da bu riski doğruluyor. 2025 yılında yayımlanan akademik makalelerin yüzde 2,5’inden fazlasında en az bir şüpheli alıntı tespit edilirken, bu oranın bir önceki yıl yüzde 0,3 seviyesinde olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Yaşanan gelişme, yalnızca Güney Afrika’daki bir politika taslağına ilişkin bir sorun olarak değil, kamu yönetiminde yapay zeka kullanımının nasıl denetlenmesi gerektiğine dair daha geniş bir tartışmanın parçası olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Uzmanlar, özellikle kamu yararını doğrudan etkileyen politika metinlerinde şeffaflık, doğrulama ve insan denetiminin zorunlu olduğunu vurguluyor.</p>
<a href='/haber/larry-lohmann-yapay-zeka-fazlasiyla-daginik-ve-celiskili-bir-kumar-317513' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/09/larry-lohmann-yapay-zeka-fazlasiyla-daginik-ve-celiskili-bir-kumar.jpg' alt='Larry Lohmann: Yapay zekâ fazlasıyla dağınık ve çelişkili bir kumar' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Larry Lohmann: Yapay zekâ fazlasıyla dağınık ve çelişkili bir kumar</h5>
<div class='date'>9 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<p><em>Kaynak: ındependent.uk</em></p>
<p>(NÖ)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 09:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Düzenlemeler, tepkiler, dayanışma, işsizlik]]></title><link>https://bianet.org/haber/duzenlemeler-tepkiler-dayanisma-issizlik-319250</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/01/duzenlemeler-tepkiler-dayanisma-issizlik.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/duzenlemeler-tepkiler-dayanisma-issizlik-319250</guid><description><![CDATA[Gazeteciler 2026’nın ilk üç ayına tutuklama, gözaltı, sansür, tehdit ve işsizlik baskısı altında girdi. Erol Önderoğlu’nun hazırladığı BİA Medya Gözlem Raporu, yılın ilk çeyreğinde basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlallerin yanı sıra gazetecilik örgütlerinin dayanışma ve itirazlarını da gün gün kayda geçiriyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye gazetesinin gündeme getirdiği ve yasal taslak, LGBT+'lara yönelik yayıncılık veya gazeteciliği kısıtlayacak nitelikte boyutlar barındırıyor. Taslağa göre, “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunan ya da bulunmayı alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişi” 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. Söz konusu düzenlemeler Ekim 2025'te TBMM gündemine gelen 11. Yargı Paketi'nde yer almış ancak ilgili maddeler tepkiler üzerine geri çekilmişti.</p>
<p>Türkiye iktidarına neredeyse çeyrek yüzyıldır Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak yön veren Recep Tayyip Erdoğan, medyanın “beşinci kol faaliyetlerine dahil olduğu eski günler travması”ndan çıkamıyor; Türkiye’de geçmişe göre “daha özgür, çoğulcu ve renkli bir basın iklimi” olduğunu ileri sürüyor. </p>
<p>Diğer yetkililer ise basın özgürlüğünü, İsrail Türkiye’den giden gazetecileri gözaltına aldığında hatırladı: “Fedakarca hakikat mücadelesi veren tüm basın mensuplarımızın durumunu yakından takip ediyoruz”.. “Basın mensuplarının güvenliği ile kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgiye erişim hakkı, evrensel hukuk normlarıyla güvence altına alınmış temel bir haktır”... </p>
<p>Yılın ilk üç ayında CHP, DEM ve EMEP gibi muhalefet partileri, gazetecilik haklarındaki vahim aşınma ve sorunlarının araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) önergeler sundu. Ancak gazetecilik meslek kurumlarının yoğun çabaları ve Meclis'teki bu girişimler, yetkililerin harekete geçmesine yetmiyor. </p>
<p>Örneğin, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, son dönemde gazetecilerin tutuklanması ve mahkum edilmesiyle iyice öne çıkan ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu tanımlayan TCK’nın 217/A maddesini bir soru önergesi yoluyla Adalet Bakanı Akın Gürlek’e taşıdı. Aynı maddenin medya özgürlüğünde yol açtığı tahribata Meclis konuşmasında vurgu yapan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar’ın, basın özgürlüğünün önündeki engellerin araştırılmasına ilişkin sunduğu önerge de AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.</p>
<p>Özellikle Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın bir ay arayla tutuklanması, meslektaşları ve gazetecilik meslek örgütlerini haber alma ve verme hakkına yönelik ağır baskılar konusunda kamuoyunu uyarmaya itti. DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ’ın tutuklanması meslekten toplu kınamalara yol açarken BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı için Türkiye’nin birçok kentinden okurlar, Edirne, Bartın, Kırklareli, Tokat ve Samsun gibi kentlerde eylemler gerçekleştirdi. </p>
<p>Son üç ayda, ulusal ve uluslararası gazetecilik ve ifade özgürlüğü örgütleri, gazetecilik haklarını hedef alan gelişmeleri ortak ve tekil açıklamalar yoluyla kınadı. Magazin habercisi Bilal Özcan’ın tutuklanması, ANKA yayın yönetmeni Kenan Şener, Furkan Karabay ve Fransız gazeteci Raphael Boukandoura gibi çok sayıda gazetecinin gözaltına alınması ve Mücahit Tarlan’ın hakaret ve tehdide maruz kalması gibi kınanan olaylardandı.</p>
<h3>Düzenlemeler </h3>
<p>Türkiye gazetesinin gündeme getirdiği yasal taslak, LGBT+'lara yönelik yayıncılık veya gazeteciliği kısıtlayacak nitelikte boyutlar barındırıyor. Taslağa göre, “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunan ya da bulunmayı alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişi” 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. Söz konusu düzenlemeler Ekim 2025'te TBMM gündemine gelen 11. Yargı Paketi'nde yer almış ancak ilgili maddeler tepkiler üzerine geri çekilmişti. </p>
<h3>Soru ve Araştırma Önergeleri</h3>
<p>Yılın ilk üç ayında CHP, DEM ve EMEP gibi muhalefet partileri, gazetecilik haklarındaki vahim aşınma ve sorunlarının araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) önergeler sundu. Ancak gazetecilik meslek kurumlarının yoğun çabaları ve Meclis'teki bu girişimler, yetkililerin harekete geçmesine yetmiyor. </p>
<p>Örneğin, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, son dönemde gazetecilerin tutuklanması ve mahkum edilmesiyle iyice öne çıkan ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu tanımlayan TCK’nın 217/A maddesini bir soru önergesi yoluyla Adalet Bakanı Akın Gürlek’e taşıdı. Aynı maddenin medya özgürlüğünde yol açtığı tahribata Meclis konuşmasında vurgu yapan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar’ın, basın özgürlüğünün önündeki engellerin araştırılmasına ilişkin sunduğu önerge de AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.</p>
<p>EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca da, Adana’daki İncirlik NATO Üssü’nden paylaşılan canlı yayın görüntüleri nedeniyle ANKA genel yayın yönetmeni Kenan Şener ve diğer iki meslektaşının gözaltına alınmasını önerge yoluyla Meclise taşıdı. Karaca son dönemde gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanması ile ETHA çalışanlarına yönelik operasyonları da gündeme getirdi. Gazeteci, çevre belgeselcisi Hakan Tosun’un öldürülmesine ilişkin soruşturmaya dair sorunlar da DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun Akın Gürlek’in gündemine taşıdığı bir diğer vahim konu oldu.</p>
<p>CHP “dezenformasyon” maddesini sordu: CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan tutuklanan gazetecileri Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi yoluyla TBMM gündemine taşıdı. Düzenleme üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan görüşmelerde bu maddenin gazetecileri etkilemeyeceği, suçun oluşabilmesi için dört şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiği, bu şartların oluşmadığı durumlarda suçun meydana gelmeyeceği, TCK’nın 218. maddesinde düzenlenen hukuka uygunluk hükümlerinin gözetileceği yönünde beyanlar olduğunu hatırlatan Tanrıkulu, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesiyle birçok gazetecinin gözaltı veya tutuklamalarla karşılaştığını belirtti. Sorulardan biri de, “TCK 217/A maddesinin mevcut haliyle uygulanmasının doğurduğu sorunlar dikkate alındığında, bu maddenin kaldırılması veya daha açık ve sınırlı hale getirilmesi yönünde Bakanlığınızın bir çalışması bulunmakta mıdır?” oldu (27 Mart). </p>
<p>DEM’in araştırma önergesine AKP ve MHP yanaşmadı: Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, basın özgürlüğünün önündeki engellerin araştırılmasına ilişkin öneri üzerine yaptığı konuşmada, Türkiye’de gazetecilere yönelik uygulamaları eleştirerek “Eğer Türkiye'nin batısında gazetecilik yapıyorsanız, Dezenformasyon Yasası'nın kanıt sunmaya gerek duymadan 217 ve 218. maddelerine, o muğlak maddelerine dayanarak tutuklanıyorsunuz. Eğer güneydoğuda gazetecilik yapıyorsanız örgüt propagandası yapmaktan tutuklanıyorsunuz” dedi. Öneri AKP ve MHP oylarıyla reddedildi (25 Mart). </p>
<p>DEM önergesinde “kayıp gazeteciler” soruldu: DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, Suriye’de kaybolduğu bildirilen gazeteci Ahmet Polad’ın akıbetine ilişkin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine soru önergesi verdi. Kaya, Suriye’de Colani liderliğindeki HTŞ’nin gazeteciler üzerinde ağır sansür ve baskı politikaları uyguladığını belirtti; 18 Ocak 2026 tarihinde Rakka’da haber takibi yaparken kaybolan ve zorla bir araca bindirildiği ifade edilen Özgür TV programcısı Ahmet Polad ile Alman gazeteci Eva Maria Michelmann’a da dikkat çekti (19 Mart).</p>
<p>İktidar İBB Davası’nın TRT’de yayımlanmasına yanaşmadı: İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davanın TRT’den canlı yayınlanmasına ilişkin CHP'nin TBMM Genel Kurulu’nda genel görüşme gerçekleştirilmesine dair öneri, iktidar ortakları AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi. Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplanan Genel Kurul’da, CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, önergeye ilişkin yaptığı konuşmada, AKP ile MHP'nin şeffaflık konusunda samimiyetsiz olduğunu belirterek “Sözde herkes şeffaflıktan yana ama iş oylamaya gelince kalkan eller hayır diyor” dedi (12 Mart). </p>
<p>“İncirlik gözaltıları” EMEP önergesinde: Adana’daki İncirlik NATO Üssü’nden paylaşılan canlı yayın görüntüleri nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki gösteren Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e verdiği soru önergesinde “Gazetecilerin susturulmak istenmesinin asıl amacı, Türkiye’nin emperyalist yağmacı güçlerle işbirliğini gizlemek midir?” diye sordu. Karaca’nın sorularından biri de, “Gazeteciler uzun yıllardır savaş dönemlerinde üslerden yayın yapmaktayken ve herhangi bir yaptırımla karşılaşmamışken bu dönemde bu habercilik biçimi neden suç sayılmıştır?” oldu (2 Mart). </p>
<p>CHP’den Kenan Şener için soru önergesi: CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na ANKA Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Kenan Şener’in gözaltına alınmasıyla ilgili bir soru önergesi sundu. Gözaltı kararıyla ilgili İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir kolluk birimine doğrudan veya dolaylı talimat verilip verilmediğini soran Tanrıkulu’nun sorduğu ve işlemin orantısızlığı kadar uluslararası insan hakları sözleşmelerine de vurgu yapan önergeye dair sorular arasında, “Gözaltı yerine ifade alma, davet usulü veya daha hafif koruma tedbirlerinin uygulanması neden değerlendirilmemiştir?”, “Gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının hukuki sorumluluğuna ilişkin herhangi bir etki analizi veya değerlendirme yapılmış mıdır?” da bulunuyor (1 Mart).</p>
<p>DEM’den “Hakan Tosun” için önerge: DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, gazeteci, çevre belgeselcisi Hakan Tosun’un öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturmayı, TBMM’ye sunduğu bir soru önergesi yoluyla, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sordu. Kordu, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre saldırganların Tosun’a defalarca tekme attığını, başını hedef aldığını ve yerde hareketsiz haldeyken darp eylemini sürdürdüğünü hatırlattı. Adli Tıp Kurumu raporunda ise ölüm nedeninin kafatası ve yüz kemik kırıkları, kafa içi kanama ve beyin doku harabiyeti olarak belirtildiğini kaydetti. Buna rağmen fezlekede eylemin “ağır yaralama” kapsamında değerlendirilmesinin hukuki gerekçesini soran Kordu, olası kastla öldürme ya da kasten öldürme suç tipleri yönünden bir inceleme yapılıp yapılmadığının açıklanmasını istedi. Önergede, fezlekede yer aldığı belirtilen “maktulün ilk haksız fiilinin doğurduğu öfke veya şiddetli elem” ifadesine de dikkat çekildi. Kordu, bu değerlendirmenin hangi somut delillere dayandırıldığını sorarak, olası bir “tahrik indirimi” hazırlığına işaret etti. Ayrıca Kordu, olay anına ilişkin kamera görüntülerinin bir kısmının silinmiş olabileceği iddiasının araştırılıp araştırılmadığını sordu. Şüpheli yakınlarının kamera kayıtlarına eriştiği yönündeki iddiaların doğru olup olmadığının da açıklanmasını istedi (26 Şubat).</p>
<p>EMEP’ten Alican Uludağ sorusu: EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, gazeteci Alican Uludağ’ın 19 Şubat’ta gözaltına alınıp tutuklanması ile ETHA çalışanlarına yönelik operasyonları Meclis gündemine taşıdı. Karaca, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi sundu. Sorulardan bazıları, “Uludağ’ın tutuklanmasına gerekçe gösterilen paylaşımlarının hangileri, hangi kriterlere göre "gazetecilik faaliyeti" sınırlarını aşmış ve suç unsuru teşkil etmiştir?”, “Bilinen bir ikametgahı olan ve daha önceki tüm soruşturmalarda ifade vermeye bizzat giden bir gazetecinin, sabahın erken saatlerinde kalabalık bir polis grubuyla gözaltına alınmasının ve "kaçma şüphesi" gerekçesiyle tutuklanmasının hukuki dayanağı nedir?” ve “AİHM’in “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçuna ilişkin Türkiye aleyhine verdiği ihlal kararları ve bu maddenin ifade özgürlüğünü kısıtladığına dair uyarıları göz önüne alındığında, bu madde üzerinden gazetecilerin tutuklanmaya devam edilmesinin gerekçesi nedir?” oldu (24 Şubat). </p>
<p>CHP’nin “Demirören kredisi” önergesine “sır” yanıtı: Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Demirören Holding’in Ziraat Bankası’ndan aldığı 800 milyon dolarlık krediyle ilgili CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin sunduğu soru önergesine “ticari sır” dedi. Sözcü'nün haberine göre; Bakan Şimşek imzalı yanıtta, Ziraat Bankası’nın sorulara yönelik açıklaması paylaşıldı. Önerge yanıtında, “Kamuya açıklanan Ziraat Bankası finansal tabloları, denetim raporları ve faaliyet raporlarında yer alan veriler haricinde talep edilen detay bilgilerin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun, ‘Sırların saklanması’ başlıklı 73. maddesi kapsamında banka/müşteri sırrı olduğu mütalaa edildiğinden paylaşılması mümkün bulunmamaktadır” deniliyor (21 Şubat).</p>
<p>CHP’li Tanrıkulu basın ve ifade özgürlüğünü sordu: CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ifade ve basın özgürlüğü başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklere ilişkin uygulamaların araştırılması amacıyla TBMM’ne soru önergesi verdi. Tanrıkulu, önergede verilen soruların Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından cevaplanmasını istedi. Tanrıkulu, Ocak 2026 itibarıyla eleştirel gazetecilik faaliyetlerinin cezai soruşturmalara konu edildiğini, internet sitelerine erişim engellerinin sürdüğünü, anayasal protesto hakkına yönelik idari ve adli yaptırımların arttığını belirtti. Ayrıca RTÜK yaptırımları ve “dezenformasyon” mevzuatının ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yarattığı yönündeki değerlendirmelere işaret etti. Sorulan sorulardan bazıları, “2026 yılı Ocak Ayı itibarıyla, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu kapsamında başlatılan soruşturma ve açılan toplam dava sayısı kaçtır? Bunların illere göre dağılımı nedir?”, “Son 5 yıl içerisinde, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle açılan soruşturma ve kovuşturma sayısı kaçtır? Bu soruşturmaların kaçında mahkûmiyet kararı verilmiştir?” ve “2026 yılı Ocak Ayı itibarıyla, gazetecilik faaliyetleri veya ifade açıklamaları nedeniyle tutuklu bulunan gazeteci sayısı nedir?”, “Türkiye’de ifade özgürlüğü alanında yaşanan ihlallerin önlenmesi amacıyla Bakanlığınız tarafından hazırlanmış bir eylem planı bulunmakta mıdır? Var ise, içeriği nedir?” oldu (16 Şubat). <strong><br></strong></p>
<h3>Cumhurbaşkanlığı, Bakanlıklar ve muhalefetten mesajlar</h3>
<p>Türkiye iktidarına neredeyse çeyrek yüzyıldır Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak yön veren Recep Tayyip Erdoğan, medyanın “beşinci kol faaliyetlerine dahil olduğu eski günler travması”ndan çıkamıyor; Türkiye’de geçmişe göre “daha özgür, çoğulcu ve renkli bir basın iklimi” olduğunu ileri sürüyor. </p>
<p>Diğer yetkililer ise basın özgürlüğünü, İsrail Türkiye’den giden gazetecileri gözaltına aldığında hatırladı: “Fedakarca hakikat mücadelesi veren tüm basın mensuplarımızın durumunu yakından takip ediyoruz”.. “Basın mensuplarının güvenliği ile kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgiye erişim hakkı, evrensel hukuk normlarıyla güvence altına alınmış temel bir haktır”... </p>
<p>Cumhurbaşkanı “hakikat savaşında daha fazla inisiyatif” istedi: Ülkemize yönelik beşinci kol faaliyetlerini, algı mühendisliklerini Türkiye'nin imaj ve itibarını hedef alan karalama kampanyalarını sizlerin de güçlü desteğiyle daha kolay ve hızlı engelleyeceğimize inanıyorum. Her cephede adeta bir hakikat savaşı verdiğimiz şu dönemde medya kuruluşlarımızın daha fazla inisiyatif almasını, daha aktif olmasını bekliyoruz. Küresel sistemin tarihi bir kırılma yaşadığı bu günlerde gerçekliğin dünya kamuoyuna duyurulması gerekiyor. Medya organları toplum ve siyaset mühendisliğinin aparatı olarak hoyratça kullanıldı. Manşetleriyle hükümetler kurup deviren medya baronları artık eski Türkiye'de kaldı. Millete parmak sallayan, vesayetçiler adına milli iradeye ve siyaset kurumuna ayar veren medya düzeni artık geride kaldı. Kalemini ve köşesini anti demokratik güç odaklarına kiralayan silahşörler artık geride kaldı. Haber bültenlerinde cuma namazına giden öğrencilerin hedef gösterildiği karanlık günler, figürleri ve figüranlarıyla birlikte artık geride kaldı. Bugün her bakımdan daha özgür, daha çoğulcu, daha renkli bir basın ve yayın iklimine sahibiz. İmtiyazlarını kaybedenler rahatsız olsa da inşallah bir daha o eski günlerin hortlatılmasına izin vermeyeceğiz (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Gazeteci ve Yazarlarla İftar Programı'nda konuştu; 17 Mart).</p>
<p>CİB Başkanı “basın özgürlüğü”nü hatırladı: “Gazetecilerin mesleklerini icra ederken hedef alınmaları ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmaları asla kabul edilemez. Basın mensuplarının güvenliği ile kamuoyunun doğru ve tarafsız bilgiye erişim hakkı, evrensel hukuk normlarıyla güvence altına alınmış temel bir haktır” (Türkiye’deki gazetecilere yönelik ihlaller konusunda sesi duyulmayan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu ve ekibinin İsrail'de gözaltına alınmasını şiddetle kınadı; 7 Mart).</p>
<p>AK Parti Sözcüsü Çelik’in aklına “basın özgürlüğü” geldi: “İsrail polisinin A Haber ekibini hukuksuz bir şekilde gözaltına alması gerçekleri karartma çabasının yeni bir aşamasıdır. A Haber ailesine, Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu ve kameraman Niyazi Kurt’a gerçekleri duyurmak adına gösterdikleri gayret için teşekkür ediyoruz. Fedakarca hakikat mücadelesi veren tüm basın mensuplarımızın durumunu yakından takip ediyoruz” (AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail polisinin A Haber ekibini hukuksuz bir şekilde gözaltına aldığını ifade etti; 6 Mart).</p>
<p>Bakan Gürlek’ten “sosyal medya” şikayeti: “Bir kişi eğer bir hesap açıyorsa bunun sorumluluğunu taşımak zorunda. Sahte hesap, anonim hesap açılmaması lazım… Sosyal medya kesinlikle özgürlük alanı değil, buranın da kuralları olması lazım… Dosyayı bilmeden buradan hükümler kuruluyor, yargılamalar yapılıyor. Hakimlerimiz bunları okuyor, etkileniyor” (Adalet Bakanı Akın Gürlek, NTV’ye yaptığı açıklamada, hakimlerin sosyal medya yorumlarından etkilendiğini savundu, LGBTİ içeriklerine müdahale edileceğinin mesajını verdi; 26 Şubat). </p>
<p>Bakan Gürlek “Uludağ” sorusunda karıştırdı: “TCK'da 217/A var, bilgiyi yalan olarak alenen yayma... İstanbul'daki soruşturmaya ilişkin yalan yaymaya yani, yetki bakımından sıkıntı yok. Hâkimlerin takdiri. Biz ona karışamayız… Yaşadığı yer (Ankara) değil, suç şehri önemli. O tarihte suç şehri İstanbul olduğu için... Ama bu mahkemenin takdiri. İleride yetkisizlik de verebilir tahliye de verebilir. Bu süreç tamamen bağımsız yargının kontrolünde” (Adalet Bakanı Akın Gürlek, gazeteci Alican Uludağ’ın “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak”tan tutuklanmadığını, “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten yapıldığını hatırlatması üzerine de, “Daha fazla yorum yapmak istemiyorum” dedi; 25 Şubat). </p>
<p>BİK Başkanı “basın özgürlüğü”nden dem vurdu: “Bu finansal kolaylığın temel amacı basın özgürlüğünün güçlendirilmesi, yerel ve ulusal medyamızın sürdürülebilirliği ve gazeteciliğin nitelikli icrasıdır. Bunun finansla yakından alakalı olduğu açıktır. Bu kredi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonu doğrultusunda Türkiye’de hem demokrasinin güçlenmesi ve basının önemli bir aktör olarak etkin rol üstlenmesi amacıyla sunuluyor. Basın yalnızca haber aktaran mecra değil. Basın kamuoyunun sesi, toplumun vicdanı, demokrasinin en temel dayanaklarından bir tanesi. Bu nedenle şunu açıkça ifade etmek isterim ki, güçlü bir basın olmadan güçlü bir demokrasiden söz edemeyiz. Güçlü bir demokrasinin olmadığı yerde ise kalıcı ve sağlıklı ekonomik sürdürülebilir bir yapının mümkün olmadığını hepimiz bilmekteyiz.” (İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Basın İlan Kurumu (BİK) ve Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) işbirliğiyle 2 binin üzerindeki gazete, dergi ve haber sitesi için 7,5 milyar TL’lik kredi programı hazırlandığını duyurdu; törende, basın sektöründe finansa erişimi kolaylaştıracağını söyledi; 27 Ocak). </p>
<p>Cumhurbaşkanı için AA ve TRT “özgür basın”: “Dün bir tanesi çıkmış özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için TRT’yi, Anadolu Ajansı’mızı, özel televizyonları suçluyor. Yüzü kızarmadan özgür basını suçluyor. Aynı zatın genel başkanı, yönetim zafiyetini kabul etmek yerine iftiralarla şahsımızı hedef alıyor. Söz var ya; şıracının şahidi bozacı. Birbirlerinin kusurlarını örtüyorlar…. Gazetecileri için niçin tehdit ediyor, hedef gösteriyorsunuz. Medyaya parmak sallayacağınıza görevinizi yapsanıza. Yazık, bu millete çok yazık. Şehirlerimiz adına biz üzülüyoruz…” (TRT Genç kanalının açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anadolu Ajansı ve TRT’yi Ankara’daki su sorununu haberleştirdiği için özgür basın ilan etti; 15 Ocak). </p>
<h3>Tepkiler<strong><br></strong></h3>
<p>Özellikle Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın bir ay arayla tutuklanması, meslektaşları ve gazetecilik meslek örgütlerini haber alma ve verme hakkına yönelik ağır baskılar konusunda kamuoyunu uyarmaya itti. DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ’ın tutuklanması meslekten toplu kınamalara yol açarken BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı için Türkiye’nin birçok kentinden okurlar, Edirne, Bartın, Kırklareli, Tokat ve Samsun gibi kentlerde eylemler gerçekleştirdi. </p>
<p>Son üç ayda, ulusal ve uluslararası gazetecilik ve ifade özgürlüğü örgütleri, gazetecilik haklarını hedef alan gelişmeleri ortak ve tekil açıklamalar yoluyla kınadı. Magazin habercisi Bilal Özcan’ın tutuklanması, ANKA yayın yönetmeni Kenan Şener, Furkan Karabay ve Fransız gazeteci Raphael Boukandoura gibi çok sayıda gazetecinin gözaltına alınması ve Mücahit Tarlan’ın hakaret ve tehdide maruz kalması gibi kınanan olaylardandı.</p>
<p>Kemaneci’nin gözaltına alınmasına eleştiri: RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, Antalya Kemer’de çevreye dair ihlal iddialarını gündeme taşıyan gazeteci Murat Kemaneci’nin gözaltına alınmasını eleştirdi. Yapılan sosyal medya paylaşımında, “yaşadığı sağlık sorunları ve üzerindeki yıldırıcı etkisi itibariyle endişeyle karşılıyoruz. Kamu yararı için mücadele ettiği unutulmamalıdır” denildi (27 Mart).</p>
<p>Arı’nın tutuklanmasına yoğun tepki: BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanması sadece medya sektöründe veya gazetecilik haklarını savunan kuruluşlardan değil, Türkiye’nin birçok kentinde, BirGün okurlarının geliştirdiği, Edirne, Bartın, Kırklareli, Tokat ve Samsun’daki sivil inisiyatiflerden tepki gördü. TGC, TGS, ÇGD, Basın Konseyi, DİSK Basın İş, Gazeteciler Cemiyeti, RSF, IPI, EFJ, CPJ, Avrupa Gazeteciler Birliği gibi çok sayıda ulusal ve uluslararası gazetecilik meslek örgütü de, tekil veya ortak açıklamalar yoluyla Arı’nın serbest bırakılmasını talep etti. BirGün Yayın Koordinatörü Semra Kardeşoğlu, “İsmail Arı'nın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. Alican Uludağ'ın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi. ÇGD Genel Başkanı Kıvanç El de, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçlamasına dikkat çekerek, “Gazeteciliğin bir suç mesleği haline getirilmesini kabul etmiyoruz” dedi. Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Akarsu Çelik de, “Gazeteciler rahatsız ederler. Buna da herkes katlanmak zorunda. Türkiye'de demokrasi ne zaman askıya alınsa bunun en ağır bedelini gazeteciler ödemiştir. Bir kez daha buna tanıklık ediyoruz. Ancak meslektaşlarımızı yalnız bırakmayacağız” sözleriyle keyfi tutuklamayı kınadı (26 Mart).</p>
<p>Bozarslan’ın X hesabına sansüre tepki: RSF temsilcisi Erol Önderoğlu, gazeteci Mahmut Bozarslan'ın X hesabının erişime kapatılmasını kınadı; “Diyarbakır’da görev yapan 30 yıllık gazeteci Bozarslan’ın 2009 yılında beri kullandığı ve çalışmalarını paylaştığı 52 bin abonelik X hesabının sansür edilmesi gazetecilik hakları kadar her tür demokratik müzakere zemini bakımından da vahim bir ihlaldir” dedi (26 Mart). </p>
<p>Tutukluluğun keyfi uzatılmasına tepki: RSF’den Erol Önderoğlu, Silivri’de 26 gündür tutuklu olan gazeteci Alican Uludağ’ın aylık tutukluluk incelemesi için cezaevinden SEGBİS aracılığıyla bağlandığı İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği’nce itirazları kayda alınmadan ve söz verilmeden tutukluluğunun uzatılmasını kınadı; işlemi “hukukla alay” olarak tanımladı. Önderoğlu, açıklamasında “Uludağ’ın gözaltısıyla birlikte tüm süreçlerin keyfiyet taşıması oldukça hazindir” dedi (18 Mart). </p>
<p>TGC Özcan’ın tutuklanmasını kınadı: TGC, üyesi ve magazin habercisi Bilal Özcan’ın, Ayşegül Eraslan’ın ölümüne ilişkin yaptığı değerlendirmeler nedeniyle 16 Mart’ta Türk Ceza Kanunu’nun “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”ya dair 217/A maddesi kapsamında tutuklanmasını, “basın ve ifade özgürlüğü açısından son derece kaygı verici bir gelişme” olarak eleştirdi (16 Mart). </p>
<p>İBB Davasında gazeteciye ayrımcı tutuma RSF kınaması: RSF’den Erol Önderoğlu, İBB davasını gören İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin medya temsilcilerine yönelik birkaç gündür ayrımcı, dışlayıcı ve tuhaf tutum takındığını bildirdi; “kınıyoruz. Bir yargı makamının gazetecilerin varlığını bu kadar sorun haline getirmesi oldukça şaşırtıcı ve anlaşılmazdır!” dedi (16 Mart).</p>
<p>RSF’den Evrensel’e saldırıda “azmettirici” uyarısı: RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, X hesabından yaptığı paylaşımda, Evrensel gazetesi İzmir bürosuna geçen yıl girişilen saldırıda tetikçiyle birlikte arkasındaki güçlerin de soruşturulmasının bir zorunluluk olduğunu bildirdi. Açıklamada, “Evrensel Gazetesi’ne 13 Ağustos 2025’te silahla saldıranlara ilişkin soruşturmanın genişletilmemesi, gazetecileri hedefe koyanların cesaretlendirildiği bir cezasızlık ortamını besler. Tetikçiyle birlikte arkasındaki güçlerin soruşturulması bir zorunluluktur” denildi (5 Mart).</p>
<p>Şener ve “İncirlik” gözaltılarına yaygın tepki: ABD ve İsrail’in İran’a saldırdığı 28 Şubat’ta Adana’daki İncirlik Hava Üssünden, “hareketlilik olduğu” mesajıyla 28 Şubat’ta yayımlanan görüntü nedeniyle ANKA Ajansı yayın yönetmeni Kenan Şener’in gözaltına alınmasına çok sayıda gazetecilik meslek ve sendikal örgütü tepki gösterdi. Gazetecilerin serbest bırakılmasını talep eden kuruluşlardan KESK Haber-Sen, açıklamasında, “Gazetecilik refleksi ile yapıldığı açık olan bir yayın faaliyetinin suç unsuru gibi gösterilmesi, basın emekçilerinin üzerinde sallanan bir yargı kılıcıdır” dedi. TGS, yaptığı açıklamada, “Coğrafyamızda patlak veren bir savaşla yakından ilgili bir konuda işini yapan gazetecilerin gözaltına alınması kabul edilemez. Meslektaşlarımızın yanındayız” derken RSF’den Erol Önderoğlu, “İran’a saldırıldığı şartlarda, ANKA’nın hava üssünden görüntü yansıtması ancak gazetecilik heyecanıyla açıklanabilir. Özür de yayımlayan yayın yönetmeni Kenan Şener’in ‘askeri sır ifşa’ etmediği halde gözaltına alınmasını orantısız buluyoruz” sözleriyle tepkisini gösterdi. Basın Konseyi’nin açıklamasında da, gözaltı nedeniyle endişe duyulduğuna işaret edildi. ÇGD açıklamasında ise, “ANKA Haber Ajansı'nın özür dileyerek kamuoyunu bilgilendirdiği yayına ilişkin bir linç kampanyası yürütülmesini kabul etmiyoruz. Gazetecilik refleksi ile yapıldığı açık olan yayına dair yürütülen soruşturmada önce Koza TV muhabiri Sergen Ölçer, Koza TV Genel Müdürü Mehlika Bilen'in ve ardından Kenan Şener'in de gözaltına alınmasıyla, gazetecilere dönük bir gözdağı verilmektedir” denildi (1 Mart).</p>
<p>ETHA baskınına 10 kuruluştan tepki: MLSA, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), PEN Norveç, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), DİSK Basın-İş Sendikası, TGS, KESK Haber-Sen, Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası, Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF) ve Punto24 Bağımsız Gazetecilik Derneği, ortak bir açıklamayla, Etkin Haber Ajansı’na (ETHA) ait büro basılarak muhabirleri Pınar Gayıp, Nadiye Gürbüz ve Elif Bayburt’un tutuklanmasını eleştirdi. Açıklamada, gazetecilerin mesleki materyalleri ve dijital ekipmanlarına el konulduğunu belirtildi (27 Şubat).</p>
<p>Avrupa’dan Uludağ’ın hapsine tepkiler: Almanya Hükümet Sözcüsü Yardımcısı Sebastian Hille, gazeteci ve DW Türkçe Ankara temsilcisi Alican Uludağ’ın tutuklanmasına dair süreci “çok derin endişe ve büyük bir dikkatle izlediklerini" kaydetti. Hille, “Gazeteciler görevlerini baskılardan korkmadan yapabilmeli. Bu Türkiye için de geçerli. Deutsche Welle ve çalışanları, Türkiye'de özgürce çalışabilmeli, bağımsız haber yapmalı” dedi. Almanya Kültür ve Medyadan Sorumlu Bakan Wolfram Weimer, Uludağ hakkındaki suçlamaların "dayanaksız" olduğunu söyledi. “Türkiye'ye çağrım açık” diyen Weimer “Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalı. Gazetecilik suç değildir" ifadelerini kullandı. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor da “DW Türkçe'de çalışan tanınmış gazeteci Alican Uludağ evinde 30 polis tarafından gözaltına alındı. Bir yıldan daha uzun süre önce yaptığı bir açıklama nedeniyle Cumhurbaşkanı'na hakaret ve dezenformasyonla suçlanıyor. Türkiye'deki demokratik standartların geldiği nokta bu. Üzücü” sözleriyle gözaltıyı eleştirdi (23 Şubat).</p>
<p>DFG’den kınama: Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Bitlis Tatvan’da DEM’den Belediyenin kar temizleme çalışmalarını eleştirdiği için Belediye Eşbaşkanı Mümin Erol’un gazeteci Mücahit Tarlan’a ettiği cinsiyetçi hakaretleri ve tehdidi kınadı. Açıklamada, “kınıyor ve olayın takipçisi olacağımızı belirtiyoruz” denildi (22 Şubat). </p>
<p>Uludağ’ın tutuklanmasına uluslararası ortak tepki: Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), ARTICLE19, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF), Yabancı Medya Derneği (FMA Türkiye), Free Press Unlimited (FPU), PEN Norveç ile Norveç Helsinki Komitesi, ortak açıklamayla, 20 Şubat’ta gazeteci Alican Uludağ’ın “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla tutuklanmasına tepki gösterdi. Ortak açıklamada, “…Uludağ'ın haksız yere tutuklanması, Türkiye'de basın özgürlüğünü bastırmak için ceza adaletinin araçsallaştırılmasının son örneğidir. Tanınmış bir araştırmacı gazeteciyi susturmak amacıyla yargı tacizine başvurulması ve orantısız polis gücü kullanılması açık bir gözdağı niteliği taşımakta ve Türkiye’de araştırmacı gazetecilik üzerinde caydırıcı bir etki yaratmayı hedeflemektedir” denildi (22 Şubat). </p>
<p>Uludağ için onlarca kuruluş devrede: Onlarca gazetecilik meslek örgütü, Ankara'da 19 Şubat’ta gözaltına alınan ve ertesi gün tutuklanan gazeteci Alican Uludağ için devreye girdi. Gazetecinin keyfi şekilde, peşin suçlu muamelesiyle, çocuklarının gözü önünde, Ankara’da oturduğu halde gözaltına alınıp İstanbul’da yapılan işlem nedeniyle bu şehre götürülmesi sert tepkilere neden oldu. TGC, Uludağ’ın daha önce de soruşturmalara giderek ifade verdiğini hatırlatarak, “peşinen suçlu muamelesi” yapılmasına tepki gösterdi. ÇGD üyeleri Uludağ için, “Sürecin takipçisi olacak, meslektaşımızın yanında durmaya devam edeceğiz. Basın ve ifade özgürlüğünü savunmaktan vazgeçmeyeceğiz" dedi. Basın Konseyi'nin açıklamasında, “Basın baskı altına alınamaz” denildi. Gazeteciler Cemiyeti açıklamasında, “Yargı camiasını çok yakından takip eden en başarılı gazeteciler arasındaki Uludağ'ın peşinen suçlu muamelesiyle gözaltına alınması dikkat çekicidir. Bu uygulama kabul edilemez, Uludağ derhal serbest bırakılmalıdır" denildi. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti de “Tüm yetkilileri evrensel hukuk ilkelerine uygun davranmaya davet ediyoruz” çağrısı yaptı (19 Şubat).</p>
<p>TGS Kocaeli’den saldırı girişimine kınama: TGS Kocaeli Temsilciliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Kocaeli’de katıldığı programda ekibinden bir kişinin gazeteciye saldırı girişimini kınadı; “Bakan Murat Kurum’un katıldığı programda görevini yapan gazeteci arkadaşlarımıza yönelik Kurum’un danışmanı ve korumaları tarafından önce baskı, ardından fiziki müdahale girişimi yaşanmasını şiddetle kınıyoruz. Basın mensuplarına yönelik hiçbir engelleme kabul edilemez” dedi (13 Şubat). </p>
<p>RSF’den “Kürt Sorunu” haberciliği uyarısı: RSF, Kürt Sorunu kapsamında yayın yapan gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik son bir ayda gelişen ihlallere tepki gösterdi. RSF bildirisinde, bianet sitesi haberine erişim engeli, ANKA Ajansı Diyarbakır Bölge temsilcisi Ahmet Ün ve serbest gazeteci Metin Yoksu’nun toplumsal eylemleri izlerken plastik mermi ve benzeri cisimler yoluyla polis tarafından yaralanması, gazeteci Ruşen Takva’nın X hesabına yönelik yinelenen ve sonuçta Anayasa Mahkemesi’ne taşınan sansür gibi vakalar da yer aldı (13 Şubat). </p>
<p>Epstein sansürüne RSF tepkisi: RSF’den Erol Önderoğlu, İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının Epstein belgelerinde çıkmasına ilişkin haberlere erişim engeli getirilmesini kınadı. Önderoğlu, RSF’nin X hesabından yaptığı açıklamada, “İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının Epstein belgelerinde çıkması ne bir özel hayat ne de milli güvenlik mevzusudur. Bu gerekçelere dayalı olarak sansür koymak kamuoyunu hafife almaktır. Halkın haber alma hakkıyla dalga geçilemez” dedi (11 Şubat).</p>
<p>ETHA için ortak açıklama: ESP’ye yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörleri için Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması düzenlendi. Çok sayıda gazetecinin katıldığı açıklamada DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, Haber-Sen imzası yer aldı. DFG’den Saliha Aras’ın okuduğu açıklama sırasında sık sık “Özgür Basın Susturulamaz”, “ETHA susmadı, susmayacak”, “Atılım susmadı, susmayacak” sloganları atıldı (5 Şubat).</p>
<p>Gazetecilere şiddet ve gözaltıya kınama: Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde (GGC) bir araya gelerek son dönemde basın emekçilerine yönelik tırmanan hak ihlallerini protesto etti. MKG Başkanı Roza Metina ve DİSK Basın-İş Temsilcisi Hakkı Boltan’ın dayanışma vurgusu yaptığı açıklamada, DFG Eş Başkanı Selman Çiçek de güncel verileri ve saldırı detaylarını kamuoyuyla paylaştı (23 Ocak).</p>
<p>Karabay’a gözaltıya tepkiler: RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, gazeteci Furkan Karabay’ın haberleri nedeniyle ‘yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla gözaltına alınmasının hukukla bağdaşır yanı olmadığını belirtti ve “Şartları oluşmadığı gibi gözaltının yıldırma amaçlı olduğunu düşünüyoruz” dedi Gazeteci Elif Ilgaz da, gözaltıyla ilgili paylaşımında “Biz biliyoruz ki Furkan, gazetecilikteki inat ve ısrarını sürdürdüğü için gözaltında. Sussaydı sıcak yatağında uyuyor olurdu şimdi" ifadelerini kullandı. (23 Ocak). </p>
<p>Fransız gazeteciye gözaltıya tepkiler: Aralarında RSF, TGS, CPJ, DİSK Basın İş gibi çok sayıda gazetecilik meslek örgütü, Fransız gazeteci Raphael Boukandoura’nın İstanbul Sarıgazi’de DEM Parti’nin çağrısıyla yapılmak istenen eylemi izlerken gözaltına alınmasını ve sınırdışı edilme riskiyle yüz yüze bırakılmasını kınadı. İlk açıklamasında “Boukandoura’nın sınır dışı edilme riski kabul edilemez. Boukandoura eylemci değil, gazeteci ve suçlu muamelesi yapılamaz. Bu ağır haksızlıktan dönülmelidir” diyen RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, gazetecinin 21 Ocak akşam üzeri Arnavutköy Geri Gönderme Merkezi’nden bırakılmasıyla ilgili de, “Boukandoura’nın sınır dışı edilme tehdidi altındayken serbest bırakılmasından büyük bir rahatlama" duyduklarını söyledi. Önderoğlu “Yalnızca işini yapan bir gazeteci, en başta hiç gözaltına alınmamalıydı” şeklinde açıklama yaptı (21 Ocak). </p>
<p>Kitaplara ve düşünceye yönelik şiddete toplu kınama: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Yazarlar Derneği, TÜYAP 18. Çukurova Kitap Fuarı’nda bir yayınevinin standına ve kitaplarına yönelik saldırıyı kınadı. Ortak açıklamada, “Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne yönelik her türlü şiddet ve baskıya karşı durmaya, gazetecilerin, yazarların kitaplarının özgürce dolaşabildiği, kitap fuarının güvenli ve çoğulcu kültür alanları olarak korunabildiği bir toplumsal ortamın sağlanabilmesi için çalışmayı sürdüreceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız” dedi (18 Ocak). </p>
<p>AP heyetiyle “basın özgürlüğü” görüşüldü: İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden (HRW) Emma Sinclair- Webb, Bianet sitesi proje danışmanı Nadire Mater, RSF temsilcisi Erol Önderoğlu ve MLSA yetkilisi Veysel Ok, Türkiye’ye resmi temaslar için gelen Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komitesi heyetiyle İstanbul’da görüştü. Görüşmede yargı bağımsızlığı, hukuk devleti, gazetecilik hakları ve ifade özgürlüğü gündeme geldi (9 Ocak).</p>
<p>RSF’den Hakan Tosun için çağrı: RSF temsilcisi Erol Önderoğlu, yetkilileri, 11 Ekim 2025’te İstanbul'da uğradığı saldırı sonucu 13 Ekim’de öldürülen çevre gazetecisi ve belgeselci Hakan Tosun'a ilişkin cinayet nedenini ortaya çıkarmak için tüm çabaları göstermeye çağırdı. RSF bildirisinde “Soruşturma, iğrenç cinayete dair tüm gerçekleri bir an önce ortaya çıkarmalıdır!” denildi (9 Ocak). </p>
<p>Ağırel’e tehditlere tepkiler: TGC, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Murat Ağırel’in ve ailesinin hedef gösterilmesini, tehdit edilmesini kınayan bir açıklama yaptı. Gazetecilerin tehdit edilmesinin suç olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “İçişleri Bakanlığı’nı ve Adalet Bakanlığı’nı, gazetecilere yönelik tehditler konusunda etkili, hızlı ve önleyici mekanizmaları işletmeye; yargı makamlarını ise basın özgürlüğünü esas alan bir yaklaşım içinde görevlerini yerine getirmeye davet ediyoruz” denildi. İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Ağırel’e yönelik tehditlere ilişkin sorumluların derhal tespit edilerek yargı önüne çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, “Murat Ağırel yalnız değildir. Tehdit altındaki tüm meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı (2-3 Ocak). </p>
<h3>Dayanışma</h3>
<p>Milliyet gazetesi genel yayın yönetmeni Abdi İpekçi, katledilişinin 47. yılında, araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu bombayla öldürülmesinin 33. yılında, Metin Göktepe gözaltında canından olmasının 30. yılında aileleri, meslektaşları ve sevenlerince anıldı. TGC’nin anma panelinde, İpekçi ve Mumcu’nun yanı sıra, Çetin Emeç, Metin Göktepe, Hrant Dink, Musa Anter gibi geçmişte öldürülen gazeteciler de hatırlatıldı.</p>
<p>Gazeteciler ve meslek birlikleri, son dönemde Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın tutuklanmasından sonra tepkilerini, 29 Mart’ta İstanbul Kadıköy’deki Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’ndan yağmur altında ve polis ablukasında gerçekleştirdikleri kitlesel eylemle gösterdi. Gazetecilik meslek örgütleri ve meslektaşları, Elif Akgül, Barış Terkoğlu, Yıldız Tar ve Gençağa Karafazlı gibi yargılanan çok sayıda gazetecinin davasını dayanışma için izledi. </p>
<p>İsmail, Merdan ve Alican’lar için kitlesel eylem: Gazeteciler ve meslek birlikleri, son dönemde Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın tutuklanmasından sonra tepkilerini, 29 Mart’ta İstanbul Kadıköy’deki Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’ndan yağmur altında gerçekleştirdikleri kitlesel eylemle gösterdi. Polis ablukasına alınan parkta buluşan yüzlerce gazeteci ve destekçisinin rıhtıma kadar yürüyüş gerçekleştirmesine izin verilmedi. Aralarında TGC, TGS, DİSK Basın İş, ÇGD, Basın Konseyi, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, RSF’nin de olduğu gazetecilik örgütleri, gazetecilik haklarının gazetecilerin sistemli şekilde hedef alınmasıyla yurttaşın bilgi ve haber hakkının da tehlike altına girdiğine vurgu yapılarak okurları mücadeleye dahil olmaya çağırdı. Eylemde, TİP Milletvekili Sera Kadıgil, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, CHP milletvekilleri Mahmut Tanal ve Sezgin Tanrıkulu ile gazeteciler Hasan Cemal, Şule Aydın, Barış Terkoğlu, Filiz Gazi, Zafer Arapkirli, Namık Koçak, Bahadır Özgür ve Faruk Eren de vardı. Buluşmada Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın cezaevinden gönderdikleri mesajları da okundu, alkışlandı (29 Mart).</p>
<p>Arı için BirGün’e dayanışma ziyaretleri: Gazeteci İsmail Arı’nın tutuklanması nedeniyle çok sayıda siyasi temsilci, sivil toplum, hak örgütleri ve demokratik kitle örgüt temsilcileri ile gazetecilik meslek kuruluş temsilcileri, BirGün gazetesinin İstanbul merkezi ve diğer birimlerine dayanışma ziyareti gerçekleştirdi (22-27 Mart). </p>
<p>RSF’den “sansürle mücadele” mesajı: Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Teknoloji ve Gazetecilik Masası Başkanı Vincent Berthier, 12 Mart Dünya Siber Sansürle Mücadele Günü dolayısıyla yayımladığı bildiride, otoriter rejimler altında engellenen haber sitelerinin çevrimiçi olarak erişilebilir kalmasını sağladıklarını ifade etti. Berthier, “Özgür basının düşmanları engelleme araçlarını sürekli olarak geliştirirken, biz de yasaklanmış yerlerde bilgiyi yaymak için yöntemlerimizi geliştiriyoruz. Rejimler halklarını propaganda ile hapsetmeye çalışırken, biz de bağımsız gazeteciliğin yayılması için fırsatlar yaratıyoruz” dedi. RSF’nin 11 yıl önce başlattığı Collateral Freedom Operasyonu ile 39 ülkede engellenen 177 medya kuruluşu ve basın özgürlüğü web sitesi, VPN kullanmadan erişilebilecek şekilde çevrimiçi içerik yaymayı sürdürüyor. Bu sitelerin yarısından fazlası Rusya ve Çin’de bulunuyor (14 Mart).</p>
<p>Gazeteci örgütlerinden “ANKA” ziyareti: ANKA yayın yönetmeni Kenan Şener’in İncirlik Askeri Üssü'nde hareketlilik olup olmadığını yayına yansıttığı gerekçesiyle gözaltına alınması karşısında Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DİSK Basın-İş, Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD), Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD), İzmir Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen üyeleri, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'ni temsilen Zeynel Lüle ve çok sayıda gazeteci, ANKA Haber Ajansı’na destek ziyaretinde bulundu (2 Mart).</p>
<p>Yıldız Tar ile dayanışma: Gazeteci Yıldız Tar ve yazar İbrahim Elçi’nin HDK soruşturması kapsamında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı Ankara’daki davanın duruşmasını, İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, Uluslararası Af Örgütü, ÜniKuir, GALADER, LİSTAG, 17 Mayıs Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği, İnsan Hakları Derneği (İHD) LGBTİ Komisyonu, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi, DEM Parti, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 1 No’lu Şube, Ankara Barosu LGBTİ+ Hakları Merkezi, Kadın Dayanışma Vakfı, Avrupa Birliği (AB) Delegasyonu İnsan Hakları Okulu, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) de izledi (23 Şubat).</p>
<p>Tutuklu Uludağ ile dayanışma: Alican’ın Arkadaşları, 20 Şubat’ta tutuklanan gazeteci Alican Uludağ’ın arkadaşları olarak sosyal medyada hesap açıp dayanışmanın büyütülmesini talep etti. Açıklamada, “Amacımız, doğru bilgiyi dolaşıma sokarak ve mesleki dayanışmayı güçlendirerek bu süreci birlikte takip etmek. Biz Alican’ın arkadaşlarıyız, onun gazeteciliğine tanığız. Arkadaşımızın da tutuklanırken dediği gibi “Dik durun! Alican Uludağ susmadı, susmayacak!” denildi (21 Şubat). </p>
<p>Uludağ için geniş dayanışma: Aralarında Gazeteciler Cemiyeti, TGC, RSF, CPJ, IPI, EFJ, Avrupa Türk Gazeteciler Birliği, DİSK Basın İş, ÇGD, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin de olduğu onlarca basın meslek örgütleri, Ankara'da gözaltına alınan gazeteci Alican Uludağ'ın serbest bırakılmasını istedi veya tutuklanmasını kınadı. Çağlayan Adliyesi önünde de, Basın Konseyi, DİSK Basın-İş, ÇGD, Diplomasi Muhabirleri Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası adına Uludağ’ın serbest bırakılması için ortak çağrı okundu. Buluşmada, Timur Soykan, Barış Pehlivan, Çiğdem Toker, Elif Ilgaz ve Fatih Polat gibi çok sayıda meslektaşı da vardı (20 Şubat). </p>
<p>Karafazlı ve Öksüz ile dayanışma: ÇGD Doğu Karadeniz Şube Başkanı Gençağa Karafazlı ile gazeteci Şenol Öksüz'ün, Rize İl Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Akmeşe’nin makam odasını yenilemesiyle ilgili yayımlanan bir haber nedeniyle “haberleşmenin gizliliğini ihlal”den yargılandıkları davayı çok sayıda kişi dayanışma için izledi. Duruşmayı, CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz, CHP Merkez İlçe Başkanı Necati Topaloğlu, Zafer Partisi İl Başkanı Hüseyin Karaman, İYİ Parti Rize İl Başkan Yardımcısı ve Basın Sözcüsü Ahmet Feyiz, Saadet Partisi İl Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü İlyas Gür, EMEP İl Yönetim Kurulu üyeleri, İnsan Hakları Derneği Rize temsilcileri ile bir grup yurttaş da takip etti (17 Şubat).</p>
<p>İpekçi anıldı: Türkiye Gazeteciler Sendikası 5. Genel Başkanı ve Milliyet gazetesi genel yayın yönetmeni Abdi İpekçi, katledilişinin 47. yılında öldürüldüğü yerde düzenlenen törenle anıldı. TGS üye ve yöneticilerince gerçekleştirilen anmada konuşan İstanbul Şube Başkanı Özgür Deniz Kaya, “Abdi İpekçi'nin öldürüldüğü yerdeyiz” diyerek başladığı konuşmasında, cinayetin üzerinden 47 yıl geçmesine rağmen acısının hala dinmediğini söyledi. Kaya, İpekçi'yi öldürenlerin arkasındaki karanlık güçlerin aydınlatılamamış olmasının bu acının temel nedeni olduğunu belirtti. Faili belli olup azmettiricileri karanlıkta kalan her gazeteci cinayetinin basın üzerinde bir prangaya dönüştüğünü vurgulayan Kaya, Metin Göktepe, Hrant Dink ve Uğur Mumcu'yu da hatırlattı (1 Şubat).</p>
<p>Mumcu ve öldürülen gazeteciler anıldı: Gazetecilik meslek örgütleri, Ankara’da uğradığı bombalı saldırı sonucu öldürülen araştırmacı gazeteci ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu’yu 33. yılında çeşitli etkinliklerle andı. TGC, aradan geçen 33 yıla rağmen, Uğur Mumcu’yu katleden bombayı koyanları yönlendiren ve azmettiren karanlık odakların hâlâ açığa çıkarılamadığına dikkat çekerken Cemiyet, Mumcu ve görev başında öldürülen gazetecileri andığı “Gazeteci Güvenliği” başlığıyla bir panel de düzenledi. Panele, gazeteci Murat Ağırel, TGC başkanvekili Doğan Şentürk, RSF’den Erol Önderoğlu ve avukat Gökhan Ahi katıldı. Etkinlikte, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Metin Göktepe, Hrant Dink, Musa Anter gibi geçmişte öldürülen gazeteciler de hatırlatıldı. ÇGD de, Mumcu’nun katledilişinin 33. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Hukuksuzluk, sömürü ve mafyatik ilişkilere karşı aydın sorumluluğu ile korkmadan yazan ve bu yüzden hedef olan gazeteci Uğur Mumcu’yu özlem ve saygıyla anıyoruz” ifadelerine yer verdi. TGS açıklamasında da, “Uğur Mumcu’yu, katledilişinin yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz. Gerçeğin peşinde yürüyen, baskıya boyun eğmeyen gazetecilik anlayışı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor” denildi (23-24 Ocak).</p>
<p>Akgül ve Terkoğlu’nun yanındaydılar: Gazeteci Elif Akgül’ün “HDK” dosyasından yargılandığı dava ile gazeteci Barış Terkoğlu’nun İstanbul Anadolu C. Başsavcısı İsmail Uçar’ın “iftira” şikayetiyle hakim karşısına çıktığı davaları, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şube Başkanı Özgür Deniz Kaya ve RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile MLSA temsilcisi Semra Pelek de dayanışma için izledi (20 Ocak).</p>
<p>10 Ocak Gazeteciler Günü mesajları: Bu yıl gazetecilerin çalışma koşulları ve ekonomik şartlarına odaklanan ve endişelerini paylaşan gazeteci örgütlerinden TGC, 9 Ocak’ta Burhan Felek Konferans Salonu’nda “Gündem: Gazetecilikte İşsizlik Krizi” başlıklı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, gazetecilik alanındaki işsizlik oranını artıran sansür, kayyım atamaları, siyasi ve ekonomik baskılar ele alındı. Toplantıda gazetecilik mesleğinin sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal sorunlara dikkat çekildi. TGS de, gazeteciler arasındaki işsizlik oranının yüzde 20’si aştığını, bu orana gazetecilik fakültelerinden mezun olup iş bulamayan gençlerin dahil edilmediğini belirtti. TGS, “Yalnızca 2025 yılı içinde 50 gazetecinin çalıştığı Gazete Duvar ve 475 gazetecinin çalıştığı Ekol TV kapandı, yaklaşık 70 gazetecinin çalıştığı TELE1’e kayyım atandı ve onlarca gazeteci işsiz bırakıldı” dedi. 10 Ocak’ı kutlayacak şartların bulunmadığını bildiren ÇGD Akdeniz Şubesi de, “Sendikasız, güvencesiz, yoksulluk hatta açlık sınırının altında ücretlerle, çalışma saatleri belirsiz biçimde çalışan yüzlerce gazeteci için bir sonraki 10 Ocak’ın daha kötü koşullarla gelmemesi için mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde açıklama yayımladı. Aynı endişeleri paylaşan Basın Konseyi de, “Ülkemizde Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlanan 10 Ocak, gazeteciler için hiç olmadığı kadar kötü koşullarla dolu bir gün haline gelmiştir. Gazeteciler yarını belirsiz bir mesleğin içinde, ülkenin her gün değişen siyasi ve ekonomik atmosferinde kendilerini güvensiz hissetmektedir” dedi (9-10 Ocak). </p>
<p>Medin’in duruşmasını izlediler: Türkiye’de tutuklanıp tahliye edildikten sonra ülkesine dönen İsveçli gazeteci Joakim Medin’in, “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmasını İsveç Başkonsolosu Karin Hermmarck, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Banu Tuna, İsveçli gazeteci James Savage, The Swedish Magazine Publishers Organization’dan Sveriges Tidskrifter, Johan Taubert, Swedish Media Publishers Association’dan Tidningsutgivarna ve İsveç Gazeteciler Sendikası temsilcisi Victoria da Silva da izledi (8 Ocak).</p>
<p>Metin Göktepe, 30. yılında anıldı: Haber takibi için gittiği İstanbul Alibeyköy’de polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda polis tarafından dövülerek öldürülen Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 30’uncu yılında mezarı başında anıldı. Anmaya; Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal, Metin Göktepe’nin ailesi, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Gökhan Durmuş, Cumartesi İnsanları, İnsan Hakları Derneği (İHD), Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Arife Çınar, EHP Genel Başkan Yardımcısı Nehir Sevim, TİP Milletvekili Ahmet Şık, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Ergin, Divriği Kültür Derneği, Çipil Köyü Derneği, Esenler Cemevi, yazar İlhan Erdost’un kızı Alaz Erdost, TKP’den Serkan Düz, KDF Başkanı Abbas Yaşar ve çok sayıda gazeteci katıldı. Anmada “Özgür basın susmadı, susmayacak”, “Metin Göktepe ölümsüzdür” ve “İnadına hepimiz birer Metin’iz” sloganları atıldı, Evrensel gazetesi taşındı. RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu da bir yazılı açıklamayla, Göktepe’yi anarak, cezasızlığa karşı verilen mücadelenin önemine dikkat çekti. Önderoğlu, Göktepe’nin öldürülmesinin Türkiye basın tarihindeki en çarpıcı suçlardan biri olduğunu vurgulayarak, RSF’nin gerçeğin ortaya çıkarılması ve dosyanın cezasızlığa karşı örnek bir mücadeleye dönüşmesi sürecinde demokratik kurumlar ve gazetecilik meslek örgütleriyle dayanışma içinde olmaktan onur duyduğunu ifade etti; “Kamuyu gözeten habercilik için hayatını adayan Metin’i unutmuyoruz” dedi (8 Ocak).</p>
<h3>İşten Çıkarmalar / Ayrılmalar</h3>
<p>Son üç ayda, yayın çizgisinde doğan dönüşüm ve anlaşmazlıklar gerekçe gösterilerek en az 31 gazeteci, programcı, sunucu ve yazı işleri çalışanının işine son verildi. </p>
<p>Halk TV’den “30 işten çıkarma” iddiası: Halk TV yönetiminin 30 basın çalışanının işine son verdiği iddia edilirken Halk TV yönetiminden henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Gazeteci Ferit Demir’in dile getirdiği işten çıkarmalar içerisinde, uzun yıllar Halk TV haber merkezinde editör olarak görev yapan, son olarak da İzmir bürosunda görevlendirilen Hilal Yağız ve Ankara bürosu muhabiri Ali Yağız Baltacı da var. X hesabından ayrılığı duyuran Baltacı, “Kanal çalışanlarının iktidar kaynaklı baskı iklimine karşı mücadele ettiğini belirtirken bunun yanında kamuoyuna açıkça ifade edemedikleri başka zorluklarla da karşı karşıya olduklarını dile getirdi. Yakın zamanda hafta sonu sabah kuşağını sunan Selin Sabit de de işten çıkarılmıştı (21 Şubat). </p>
<p>Ersoy’un “eski eşi” diye Erbaş’ın işine son verildi: Kayyum yönetiminde bulunan Show TV, uyuşturucu soruşturmasında tutuklanan Habertürk TV eski genel yayın yönetmeni Mehmet Akif Ersoy'un eski eşi Pınar Erbaş'ın görevine son verdi. Erbaş, “'Eski eş' olmanın gerekçe gösterilmesinin; suçun şahsiliği ilkesiyle oluşturduğu tezatı kamuoyunun takdirine bırakıyorum” tepkisini gösterdi (19 Ocak). </p>
<p>(ÖE/HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gün gün üç aylık medya/ifade özgürlüğü ihlalleri]]></title><link>https://bianet.org/haber/gun-gun-uc-aylik-medya-ifade-ozgurlugu-ihlalleri-319255</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/01/gun-gun-uc-aylik-medya-ifade-ozgurlugu-ihlalleri.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gun-gun-uc-aylik-medya-ifade-ozgurlugu-ihlalleri-319255</guid><description><![CDATA[Gazeteci cinayeti dosyalarında cezasızlık ve yargısal ihmal sürerken, Uğur Mumcu suikastının firari sanığı Oğuz Demir’in ve ailesinin yerinin araştırılması 33 yıl sonra gündeme geldi. Hrant Dink cinayetinde ise aile, “örgüt” ayağına ilişkin davada “suçtan doğrudan zarar görmeyen” sayıldı. Mumcu ve Dink dosyaları, gazetecilere yönelik ağır saldırıların arkasındaki sorumluluk zincirinin hâlâ bütün yönleriyle açığa çıkarılmadığını gösteriyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Uğur Mumcu’nun aracının altına 24 Ocak 1993’te bomba yerleştirerek ölümüne neden olan kişi olarak gösterilen ve İnterpol aracılığıyla arandığı iddia edilen Oğuz Demir’in yargılanmasında, o yılların İçişleri Bakanı Mehmet Ağar tanık sıfatıyla dinlendi. 22 Eylül 2025’te dinlenen o yılların İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, Özge Mumcu’nun ‘Bu davayla ilgili sorusuna “Tam tersi bizim Uğur ile bir hukukumuz vardı” şeklinde yanıt verince Mumcu’nun kızı Özge Mumcu, “Hayır, böyle bir şey yoktu” şeklinde karşılık vermişti. Yargı ve yetkili kurumların aklına, bombacı ve ailesinin bulunduğu yerin araştırılması 33 yıl sonra geldi. Davaya 14 Temmuz’da devam edilecek. </p>
<p>Gazeteci ve barış insanı Hrant Dink 2007 yılında öldürüldüğünden beri Trabzon’daki Pelitli Grubu ile cinayette görev ihmali gösteren ve “FETÖ adına” cinayete zemin hazırlayan güvenlik görevlileri yargılandı ancak gazeteciyi 22 Şubat 2004 tarihli bildiriyle tehdit eden Genelkurmay yetkilileri, Dink’i İstanbul Valiliği’nde 24 Şubat 2004’te tehdit eden MİT görevlileri, gazeteci için koruma kararı almayan ve suikastı hafife alan dönemin siyasi ve mülki amirlerine dokunulmadı. Nitekim, soruşturmalarda korunan, yargılanmayan, yargılansa da beraat eden birçok kamu görevlisi ve mülki amirle ilgili AİHM ve Anayasa Mahkemesi önünde Dink Ailesi avukatlarının yapmış oldukları başvurular bekliyor. Son olarak Dink Ailesi, katil Ogün Samast ile destekçileri Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’e açılan “örgüt adına suç işlemek” davası kapsamında 10 Ocak 2025’te verilen zamanaşımı kararına itiraz ettiğinde “suçtan doğrudan zarar görmediniz” gerekçesi ileri sürüldü.</p>
<h3>Gazeteci cinayeti dosyaları</h3>
<h4>Hrant Dink cinayeti davası</h4>
<p>Dink cinayetinin “örgüt” ayağında Dink Ailesi “zarar görmeyen”: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 2007’de işlenen Hrant Dink cinayetinde, katil Ogün Samast ile destekçileri Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’e açılan “örgüt adına suç işlemek” davasının 10 Ocak 2025’te zamanaşımından düşürülmesiyle ilgili karara itiraz eden Dink Ailesini “suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen” olarak nitelendirip itiraz hakları bulunmadığına karar verdi. Kısa Dalga’dan Canan Coşkun’a göre İstinaf, 4 Kasım 2025’teki görüşmesinde aldığı kararın gerekçesinde Dink ailesini “sanıklara yüklenen suçların niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılım hakkı bulunmayan” olarak niteledi. 16 Ocak’ta gündeme gelen karara göre daire, ailenin bu suçlama yönünden hükmü istinaf etme hak ve yetkisi bulunmadığını öne sürdü. Gazeteci ve barış insanı Hrant Dink 2007 yılında öldürüldüğünden beri Trabzon’daki Pelitli Grubu, cinayette görev ihmali gösteren ve “FETÖ adına” cinayete zemin hazırlayan güvenlik görevlileri yargılandı ancak gazeteciyi 22 Şubat 2004 tarihli bildiriyle tehdit eden Genelkurmay yetkilileri, Dink’i İstanbul Valiliği’nde 24 Şubat 2004’te tehdit eden MİT görevlileri, gazeteciyi korumayan ve cinayet öncesi çoğalan tehditleri hafife alan dönemin siyasi ve mülki amirlerine dokunulmadı. Nitekin, soruşturmalarda korunan, yargılanmayan, yargılansa da beraat eden birçok kamu görevlisi ve mülki amirle ilgili Dink Ailesi avukatlarının yapmış oldukları başvurular AİHM ve Anayasa Mahkemesi önünde bekliyor (16 Ocak).</p>
<h4>Uğur Mumcu cinayeti davası </h4>
<p><strong>Mumcu’yu öldüren bombacı Demir 33 yıldır “kaçak”: </strong>Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Ocak 1993’te gazeteci Uğur Mumcu’nun aracına bomba yerleştirerek ölümüne neden olan kişi olarak gösterilen ve İnterpol aracılığıyla arandığı iddia edilen Oğuz Demir’i gıyabında yargılamaya devam etti. 22 Eylül 2025’te görülen yargılamanın 13. duruşmasında Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, cinayetten 33 yıl sonra ilk kez, İstanbul Anadolu Adliyesi’nden SEGBİS aracılığıyla dinlenmiş, Mumcu için “Uğur Bey ile sık sık görüşürdük” ve “Güldal Mumcu ile Mülkiye'den sınıf arkadaşıyız” demişti ancak cinayete dair soruşturmayı engellemediğini söylemişti. 9 Şubat’ta devam edilen dava, sanık Oğuz Demir ve ailesinin bulunduğu yerin araştırılması için Milli İstihbarat Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’na yazı yazılması ve hakkında yakalama kararı olan Oğuz Demir’in yakalanmasının beklenilmesi için 14 Temmuz’a ertelendi (9 Şubat).</p>
<h3>Tutuklamalar</h3>
<p>Türkiye’de özellikle Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın tutuklanması yargıda siyasallaşmanın gazetecilik haklarına verdiği tahribatı on üç ayda daha net bir şekilde ortaya koydu. Bu dönemde, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” (dezenformasyon) ile ilgili TCK’nın 217/A maddesi de, Alican Uludağ, İsmail Arı, magazin habercisi Bilal Özcan ve Antalya Kemer’den gazeteci Murat Kemaneci’nin tutuklandığı ve Furkan Karabay’ın iki aylık süreyle ev hapsinde tutulduğu süreçte gazetecileri yargısal taciz altında tutmanın temel araçlarından biri oldu. Nitekim, gazeteciler Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç ve Ruşen Çakır’ın İBB davası kapsamında yurtdışına çıkış yasağı altında tutulduğu soruşturmada bu suçlamaya atıf vardı. </p>
<p>27 Ekim 2025’te tutuklanan gazeteci ve TELE1 genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ ise, 11 Mayıs’ta İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Siyasal casusluk” iddiasıyla yargılanmaya başlayacak. </p>
<p><strong>Yanardağ’a “siyasi casusluk” davası: </strong>Tutuklu gazeteci ve TELE1 genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ, CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu'nun danışmanı ve kampanya direktörü Necati Özkan, casus olduğu iddia edilen Hüseyin Gün ile birlikte 11 Mayıs’ta İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Siyasal casusluk” iddiasıyla yargılanmaya başlayacak. Gazeteci Yanardağ ve diğer üç kişinin 15 yıldan 20 yıla kadar hapsi istendi. İddianamede, İmamoğlu'nun 2019 yerel seçimlerini “manipüle” etmeye yönelik faaliyetlerde bulunduğu ileri sürüldü. Yanardağ, 24 Ekim 2025’te gözaltına alınıp üç gün sonra da tutuklanmıştı. Başsavcılık, “örgüt lideri” olarak nitelendirdiği İmamoğlu'nun, “'İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' olarak CHP'yi yasa dışı yöntemlerle ele geçirdiği, Cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon oluşturmak ve bu amaç doğrultusunda malî nitelikli suçları işlemek için, başta İstanbul'daki vatandaşların kişisel verilerinin yabancı ülke istihbarat birimlerine aktararak casusluk suçu işlediği” iddia edildi (30 Mart).</p>
<p><strong>Antalya’da Kemaneci tutuklandı: </strong>Antalya Kemer’de çevreye dair ihlal iddialarını gündeme taşıyan gazeteci Murat Kemaneci 26 Mart’ta gözaltına alındı; ertesi gün Sulh Ceza Hakimliği tarafından sosyal medya yoluyla “halkı yanıltıcı bilgiyi yaydığı” iddiasıyla tutuklandı. Gözaltında sağlık sorunları da yaşayan gazeteci Antalya’daki Döşemealtı L Tipi Cezaevi’ne gönderildi (27 Mart).</p>
<p><strong>Karabay’ın ev hapsi kaldırıldı: </strong>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB soruşturması kapsamında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla 23 Ocak’ta gözaltına alınan ve hakimlikçe ev hapsinden ibaret adli kontrol kararıyla bırakılan Medyascope haber sitesi muhabiri Furkan Karabay’ın ev hapsinin kaldırıldığını açıkladı. Savcılık, Emniyette ifadesi alınmayan Karabay'ı tutuklama istemiyle mahkemeye sevk etmiş, hakimlik ise “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasından yurt dışına çıkış yasağı, “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” suçlamasından ise ev hapsi kararı vermişti. Gazeteci iki ayı aşkın bir süre ev hapsinde tutulmuş oldu (26 Mart). </p>
<p><strong>Arı’ya “dezenformasyon” tutuklaması: </strong>Kamu kurumlarına ilişkin yolsuzluk ve diğer usulsüzlüklere ilişkin araştırma ve haberleriyle ilgili tanınan, iş kazaları ve deprem gibi kamu yararı olan dosyaları gündeme getiren BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, bayramda aile ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde 21 Mart akşamı gözaltına alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma gerekçe gösterilerek alıkonan gazeteci Ankara’ya getirildi ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” şüphesiyle sorgulandı. Arı, yoğun tepkiyle karşılanan gözaltıdan sonra Ankara Savcılığı’nca dinlenmeden tutuklamaya sevk edildi; Sulh Ceza Hakimliği’nce de tutuklandı (21 Mart). </p>
<p><strong>Uludağ’ın tutukluluğu “söz verilmeden” uzatıldı: </strong>İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, 26. gündür Marmara Cezaevi’nde bulunan gazeteci Alican Uludağ’la ilgili aylık tutukluluk incelemesinde, cezaevinden SEGBİS karşısına çıkardığı gazeteciye söz vermeden ve itirazlarını kayda almadan, tutukluluğunu uzattı. Uludağ, “Bu hukuka aykırı tutukluluğa karşı itirazlarımı dile getirmek için günlerce hazırlık yaptım. SEGBİS ekranına baktığımda birçok cezaevinden onlarca tutuklu da hazır bekliyordu. Görevli hakimin bana söz vermesini beklerken bir anda tek tek isimler okuyarak ‘Tutukluluğun devamına…’ dedi. ‘Herhalde onlardan sonra beni dinler’ diye düşündüm. Hakim isimleri sayarken ‘Alican Uludağ tutukluluk halinin devamına...’ dedi. Söz alıp itiraz ettim. Savunmamı almadan tutukluluğumun devamına karar verdi (18 Mart).</p>
<p><strong>Özcan’a “dezenformasyon” tutuklaması: </strong>Magazin habercisi Bilal Özcan, intihar olarak gündeme gelen moda tasarımcısı Ayşegül Eraslan’ın ölümüne ilişkin “cinayet” şüphesine dair değerlendirmeler nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçunu” düzenleyen 217/A maddesi kapsamında İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla tutuklandı (16 Mart).</p>
<p><strong>Karabay’dan “ev hapsi” altında gazetecilik: </strong>Yaklaşık iki aydır ev hapsi altında tutulan gazeteci Furkan Karabay, RSF’ye yaptığı açıklamada adli kontrole karşı yaptıkları girişimlerin rutin olarak reddedilmesini eleştirdi. Karabay, “İtirazlarımız gerekçesiz reddediliyor, iddianamenin yazılmasını bekliyoruz. Aziz İhsan Aktaş ve İBB gibi önemli davaları yerinden takip edememek bir sorun ancak evden çalışarak dosyaları didikleyerek haberler yapıyoruz” dedi (10 Mart).</p>
<p><strong>Dört gazeteciye yönelik adli kontrol kaldırıldı: </strong>İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, İBB davası kapsamında “yalan bilgiyi alenen yayma” ve “suç örgütüne yardım” iddialarıyla gözaltına alınan gazeteciler Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç ve Ruşen Çakır’ın yurtdışına çıkış yasağını kaldırdı. Soner Yalçın’ın ise yurtdışı çıkış yasağı geçtiğimiz ay kaldırılmıştı. Mahkeme, 9 Mart’ta başlaması öngörülen yargılama öncesi verdiği ara kararla üç gazeteciye yönelik yurtdışına çıkış yasağını kaldırmış oldu (23 Şubat).</p>
<p><strong>Uludağ tutuklandı:</strong> DW Ankara temsilcisi Alican Uludağ, 19 Şubat’ta “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” şüphesiyle Ankara’daki evinden gözaltına alınarak soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul’a getirildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde savcılıkta ifade vereceğini ifade eden Uludağ, Haziran 2016’da Atatürk Havalimanı’nda katliam yapan IŞİD militanlarının ceza indirimiyle tahliye edildiğini ele aldığı, 18 Aralık 2024’te Now TV'de çıkan bir haber ve 22 sosyal medya paylaşımıyla ilgili ifadesi alındı. 18 yıllık gazeteci, sosyal medya paylaşımında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” edildiği iddiasıyla tutuklanarak önce Metris Cezaevi’ne kısa süre sonra da Marmara (Silivri) Cezaevi’ne nakledildi (19-20 Şubat).</p>
<p><strong>Karabay için “ev hapsi” ısrarı: </strong>İstanbul 73. Asliye Ceza Mahkemesi, 23 Ocak 2026’da “yanlış bilgiyi alenen yaymak” ve “terörle mücadelede görev alanları hedef göstermek” şüphesiyle gözaltına alınan ve Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce ev hapsiyle bırakılan gazeteci Furkan Karabay’a yönelik bu adli kontrolü kaldırmayı reddetti. Mahkeme, kararında, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol kararına karşı avukatı Enes Hikmet Ermaner’in 4 Şubat 2026’da yaptığı itiraza, “adli kontrol karar ve gerekçesinde isabetsizlik olmadığı” tespiti dışında bir hukuki argüman yer almadı. Avukatları, 12 Şubat 2026 tarihli bu kararı Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını duyurdu (16 Şubat). </p>
<p><strong>MLKP operasyonunda beş tutuklama: </strong>MLKP operasyonunda “örgüt üyeliği ve propagandası” iddiasıyla tutuklanan 47 kişi arasında ETHA Ajansı muhabirleri Pınar Gayıp, Elif Bayburt, Müslüm Koyun ve Nadiye Gürbüz ile Atılım gazetesi yazarı olduğu açıklanan Hasan Polat da bulunuyor. Gürbüz, Gayıp, Bayburt İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ne Koyun ise Metris Cezaevi'ne götürüldü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, MLKP örgütüne yönelik olduğunu açıkladığı, 3 Şubat’ta başlatılan operasyonda, ETHA Ajansı’na büro kapısı kırılarak baskın düzenlendi. ETHA’nın ekipmanlarına el konulurken ajansın dijital hesaplarına da erişim engeli getirildi. Dosyada somut suçlama olup olmadığı iddianameyle ortaya çıkacak (5-6 Şubat). </p>
<h3>Tahliyeler</h3>
<p>Son üç ayda, gazeteciler Enver Aysever ve Nevşehir’den Can Taşkın tahliye edildi. Medyascope TV haber sitesi muhabiri Furkan Karabay’a yönelik ev hapsine de, iki ayı aşkın bir süre sonra son verildi. YouTube'da yayınladığı bir videodaki ifadeleri nedeniyle 11 Aralık 2025’te tutuklanan Aysever’in tahliyesi, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla ertelemeli 10 ay hapse mahkum edildiği ilk duruşmasının sonunda gerçekleşti. </p>
<p><strong>Tutuklu Aysever’e “kin” cezası ve tahliye:</strong> İstanbul Küçükçekmece 30. Asliye Ceza Mahkemesi, YouTube'da yayınladığı bir videodaki ifadeleri nedeniyle 11 Aralık 2025’te tutuklanan ve hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” şüphesiyle dava açılan gazeteci Enver Aysever’i, çıktığı ilk duruşma sonunda ertelemeli 10 ay hapse mahkum ederek tahliye etti. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı hazırladığı iddianamede, üç yıla kadar hapsi istenen Aysever’in kullandığı ifadelerin; “sol görüşlü vatandaşları, sağ görüşlü vatandaşlara karşı alenen tahrik ettiği” savunulmuştu (12 Mart).</p>
<p><strong>Nevşehir’de Taşkın’a tahliye: </strong>Nevşehir’de 31 Ağustos’ta “Nevşehir’de Kimin Adıyla Haraç Kesiliyor?” başlıklı bir makale ve 1 Eylül’de “Nevşehir’de ‘Haraç Listesi’ İddiası! Cumhurbaşkanı ve Bakan’ın Adı Kullanılıyor” başlıklı bir haber kaleme aldıktan sonra tutuklanan CT Haber sitesi sorumlu müdürü ve CT Haber TV yayın yönetmeni Can Taşkın, beş ay sonra tahliye edildi. Medyasının 29 Ocak’ta yaptığı duyuruya göre, 1 Eylül’den beri tutuklu bulunan Taşkın yapılan işlemlerin ardından serbest bırakıldı. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” şüphesiyle gözaltına alınan gazeteci hakimlikçe tutuklanırken polis Taşkın’ın ev ve iş yerinde de arama yaparak bazı dijital materyallerine el koymuştu (29 Ocak). <strong><br></strong></p>
<h3>Gözaltılar</h3>
<p>Son üç ayda, en az 13 gazeteci ve bir karikatürist “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “Askeri Yasak Bölge Kanununa muhalefet”, “örgüt propagandası”, “suç işlemeye tahrik” ve “Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” gibi gerekçelerle gözaltına alındı. Türkiye’de gözaltı işlemi, gazetecileri itibarsızlaştırma ve cezalandırma amaçlarına hizmet etmeye devam ediyor. </p>
<p>Örneğin; Fransız gazeteci Raphaël Boukandoura, DEM Parti’nin yaptığı çağrıyla İstanbul Sarıgazi’de düzenlenen eylemleri izlerken 19 Ocak akşamı gözaltına alındı, iki gün sonra Geri Gönderme Merkezi’nden serbest bırakıldı. Karikatürist Öznur Kalender de, çizdiği bir karikatüre yönelik “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması nedeniyle Ankara Tren Garı'nda gözaltı yaşadı.</p>
<p><strong>Aydın’da Latif Sansür’e gözaltı: </strong>İstanbul merkezli Rüşvet-İrtikap Soruşturması’nda CHP Lideri Özgür Özel ve CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın “Neden Kuşadası değil de İstanbul?” açıklamalarına yönelik olarak yayınladığı video nedeniyle “Halka yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla 18 Mart’ta gözaltına alınan gazeteci Latif Sansür aynı gün alınan ifadesinin ardından serbest bırakıldı (18 Mart).</p>
<p><strong>Adana ve Ankara’da üç gazeteciye gözaltı: </strong>ABD ve İsrail’in İran’a saldırdığı 28 Şubat’ta Adana’daki İncirlik Hava Üssünden, “hareketlilik olduğu” mesajıyla görüntüyü geçen Koza TV muhabiri Sergen Ölçer ve Koza TV Genel Müdürü Mehlika Bilen 28 Şubat’ta; yayın sorumlusu olarak ANKA Haber Ajansı genel yayın yönetmeni Kenan Şener de 1 Mart sabahı “Askeri Yasak Bölge Kanununa muhalefet” şüphesiyle gözaltına alındı. Gözaltı süreleri 24 saat uzatılan gazeteciler yurtdışı yasağı ve imza yükümlülüğü karşılığında nöbetçi sulh ceza hakimliğince serbest bırakıldı (28 Şubat - 2 Mart).</p>
<p><strong>Karikatürist Kalender’e gözaltı: </strong>Karikatürist Öznur Kalender, çizdiği bir karikatür nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla Ankara Tren Garı'nda gözaltına alındı. Gelişmeyi sosyal medyadan duyuran Kalender, gözaltına alınma nedeninin yılbaşı temalı bir karikatür olduğunu belirtti, paylaşımında, “ifade vermeye götürülüyorum... Karikatür çizerek Cumhurbaşkanına hakaret” ifadelerine yer verdi (17 Şubat). </p>
<p><strong>Müldür’e gözaltı: </strong>MLKP operasyonunda “örgüt üyeliği ve propagandası” iddiasıyla başlatılan soruşturmada ETHA ajansı muhabiri Züleyha Müldür gözaltına alındı; ardından yurtdışına çıkış yasağı adli kontrolüyle serbest bırakıldı (6 Şubat).</p>
<p><strong>Kabaş’a gözaltı: </strong>Gazeteci Sedef Kabaş'ın avukatı Uğur Poyraz, “Müvekkilem Sedef KABAŞ aradı, gözaltına alındığını söyledi. Ben de şimdi Vatan emniyete geçiyorum” açıklaması yaptı. Kabaş, X platformunda yaptığı paylaşımlar nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suç işlemeye tahrik” şüphesiyle gözaltına alındı. Gazeteci, 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından dört ay süreyle hafta iki kez imza atma yükümlülüğü altında serbest bırakıldı. CHP milletvekili Mahmut Tanal, “Hukuk devleti, gece baskını yapmaz, çağırır dinler” sözleriyle gözaltıyı eleştirdi (26 Ocak). </p>
<p><strong>Boztaş’a gözaltı: </strong>Mezopotamya Ajansı muhabiri Uğurcan Boztaş, Rojava’daki saldırıyı protesto etmek amacıyla İstanbul Aksaray’dan Saraçhane’ye yapılmak istenen yürüyüşü takip ederken gözaltına alındı. Boztaş serbest bırakıldı (24 Ocak). </p>
<p><strong>Karabay’a gözaltı ve ev hapsi: </strong>Gazeteci Furkan Karabay, İBB Soruşturması kapsamında “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla gözaltına alındı. Savcılıktaki ifadesinden sonra tutuklanması istemiyle hakimliği sevk edilen haberci ev hapsi kararıyla adliyeden ayrılabildi (23 Ocak).</p>
<p><strong>Adli kontrolde “ayrımcılık”: </strong>Avukat Hüseyin Ersöz, “İBB soruşturması” kapsamında gazeteci Soner Yalçın hakkındaki adli kontrol tedbirinin resen kaldırılmasının memnuniyet verici olduğunu belirtmekle birlikte, Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç, Batuhan Çolak ve Soner Yalçın gibi gazetecilerin adli kontrol altında tutulmasını eleştirdi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği adli kontrol kararlarına yapılan itirazın üst mahkemece reddedildiğini de hatırlatan Ersöz, süreci “Bir yargılama sürecinde tüm sanıklar eşit haklara sahiptir. Aynı mesleği icra eden, aynı suç isnatları yöneltilen gazeteci sanıklar arasında yapılan ayrım, Mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürmesi yanında, ‘objektif bir kriter olmaksızın’ sanıklar arasında ayrıma gidildiği izlenimi de yaratır. Tabii ki, bir gazeteci hakkındaki adli kontrol şartının kaldırılması olumlu bir durumdur. Ancak bu gazeteciyi diğerlerinden ayıran hususun ne olduğunun belirtilmesi şarttır. Bu yaklaşım Adil Yargılanma Hakkı'na da aykırı bir tutumdur” diyerek eleştirdi (22 Ocak). </p>
<p><strong>Beş gazeteciye gözaltı: </strong>Mardin’in Nusaybin ilçesinden 20 Ocak günü Suriye sınırana yürümek isteyen grubu engelleyen polis, beş gazeteciyi gözaltına aldı. Gözaltına alınarak Mardin İl Emniyet Müdürlüğü'nde ifadeleri alınan, gözaltı süreleri uzatıldıktan sonra da 23 Ocak’ta Nusaybin Adliyesi'ne sevk edilen Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Kesira Önel ile gazeteciler Ferhat Akıncı, Jinnews muhabiri Pelşin Çetinkaya, Muhammed Demircan, Muhammed Ali Yolmaz ve Mezopotamya Ajansı muhabiri Heval Önkol savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı (20 Ocak).</p>
<p><strong>Fransız gazeteciye gözaltı: </strong>Fransız gazeteci Raphaël Boukandoura, Suriye geçici hükümeti güçleri ve bağlı silahlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını protesto etmek için DEM Partililerin yaptığı çağrıyla İstanbul Sarıgazi’de düzenlenen eylemleri izlerken gözaltına alındı. RSF’nin serbest bırakılması için çağrı yaptığı gazeteci, Ouest France ve Courrier International gibi Fransız yayın organları için görev yapıyor. Boukandoura, Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde verdiği ifadede, protestoyu sadece gazetecilik faaliyeti kapsamında izlediğini belirtti. Libération gazetesi için haberi takip ettiğini, slogan atmadığını ve eylemcilerle aynı safta bulunmadığını ifade etti. Sarıgazi Polis Merkezi’nde tutulduktan sonra bir gece de sınır dışı endişesi altında Arnavutköy Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan gazeteci 21 Ocak akşam üzeri serbest bırakıldı. Gazeteciye hukuki destek sunan MLSA’dan yapılan açıklamada, “MLSA Hukuk Birimi’nin idari gözetim ve sınır dışı kararına karşı yaptığı itirazların ardından Boukandoura serbest bırakıldı” dedi (19-21 Ocak).<strong><br></strong></p>
<h3>Saldırı, tehdit, engelleme</h3>
<p>2026 yılının ilk üç ayında en az dört gazeteci Aydın, Ankara ve Şanlıurfa Suruç’ta yerel siyasetçi ve emniyet görevlilerinin saldırısına uğrarken bir diğeri de Kocaeli’de saldırı girişimine uğradı. Bu gazetecilerden Durmuş Tuna, Aydın Söke’de yerel bir siyasetçinin silahlı saldırısından bacağından yaralanırken en az altı medya temsilcisi de çevrimiçi ve çevrimdışı alanda tehditlerle yüz yüze geldi. Murat Ağırel ve Özlem Gürses’in yanı sıra, sürgündeki gazeteci Erk Acarer, Kocaeli Şehir gazetesi sorumlu müdürü Zehra Korucuoğlu, Bitlis’ten gazeteci Mücahit Tarlan, İzmir’den Evrensel gazetesi muhabiri Bahar Emreoğlu bu dönemde tehdit alan gazeteciler oldu. Özlem Gürses, Sözcü TV’de İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına dair haberi sunduğu yayın nedeniyle sosyal medyada sistemli bir linç kampanyasına maruz kaldığını açıklayarak suç duyurusunda bulundu.</p>
<p><strong>Türk’e polis şiddeti: </strong>Ankara’da görev yapan Muzır.org sitesi muhabiri İbrahim Türk, bir eylemi takip ettiği sırada polis tarafından darp edildi. Polisin tokat attığı muhabirimiz Türk yalnızca kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getiriyordu, buna rağmen şiddetle engellendi (25 Mart). </p>
<p><strong>Gürses’e tehdit: </strong>Gazeteci Özlem Gürses, Sözcü TV’de İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına dair haberi sunduğu yayın nedeniyle sosyal medyada “sistemli bir linç kampanyasına" maruz kaldığını açıkladı. Gazeteci, yayından alınan görüntülerin kesilip bağlamından koparılarak servis edilmesinin ardından çeşitli mecralarda servis edilip ölümle tehdit edildiğini duyurdu. Gürses, avukatı Ersan Barkın aracılığıyla suç duyurusunda bulunduklarını ve savcılığa başvurduklarını açıkladı (4 Mart).</p>
<p><strong>Tatvan’da Tarlan’a hakaret ve tehdit: </strong>Bitlis’te DEM Tatvan Belediyesi’nin kar temizleme çalışmalarını eleştiren gazeteci Mücahit Tarlan, Belediye Eşbaşkanı Mümin Erol’un hakaret ve tehditlerine maruz kaldı. Olayı aktaran Sinan Akgül, “Geçtiğimiz ay belediyenin kar temizleme konusunda yetersiz kalması üzerine sosyal medya hesabından eleştirel bir paylaşım yapan gazeteci Mücahit Tarlan'ı arayan eş başkan Mümin Erol gazeteciye hakaret edip tehdit etti. Aynı günün sabahında barışmak istediğini söyleyip aracılar vasıtasıyla belediyeye çağırdığı yüzde 64 engelli, kalp hastası gazeteci Mücahit Tarlan'a makam odasında yine hakaret ve tehdit etti” diye yazdı (22 Şubat). </p>
<p><strong>Kocaeli’de saldırı girişimi:</strong> Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Kocaeli’de katıldığı programlarda basınla gerilim yaşandı. MÜSİAD programında katılım fotoğrafının çekildiği sırada Bakan Kurum’un ekibinden biri kişi, “Burayı terk edin” demesi üzerine basın mensupları fotoğraf çekip ayrılacaklarını ifade etti. Ancak “Çıkın dışarı lan” şeklindeki ifadesi üzerine tartışma çıktı. Tartışma sırasında Son Kocaeli Gazetesi muhabiri Serkan Üldeş’in korumalar tarafından salon dışına çıkarıldığı ve kapıların kapatıldığı belirtildi. Kapıların açılmasının ardından Üldeş’in darp edilmek istendiği, diğer gazetecilerin araya girmesiyle olayın büyümeden engellendiği belirtildi. Gazeteciler, basın mensuplarına yönelik müdahaleleri protesto ederek programın yapıldığı salonu topluca terk etti (13 Şubat).</p>
<p><strong>İzmir’de Emreoğlu’na hakaret ve tehdit: </strong>Peygamber Sevdalıları Vakfı’nın İzmir’deki okullarda düzenlediği “Siyer Yarışması”nın haberini yapan Evrensel gazetesi muhabiri Bahar Emreoğlu, gönderilen bir elektronik posta mesajıyla tehdit edildi. “Tarikatlar okullarda yarışma düzenliyor: ‘Laik, bilimsel, kamusal eğitim bilinçli olarak zayıflatılıyor” başlığını taşıyan 24 Ocak 2026 tarihli haber nedeniyle gazeteciye, “Yobaz din düşmanı sizi” başlığıyla gelen e-posta ile hakaret ve tehdide uğradı. Haberde tarikat bazlı örgütlenmeye karşı çıkan bir öğretmenin, “Velilerin de bu duruma dur demesi gerekiyor. Okullarda yapılan dini şeylerin ilki bu yarışma değil. Başka yarışmalar, din öğretmenlerinin öğrenciler ile yaptığı sohbetler de oluyor” şeklindeki sözleri de yer alıyordu (11 Şubat).</p>
<p><strong>Gazeteciler Ün ve Yoksu’ya şiddet: </strong>Diyarbakır’da Suriye’deki gelişmelere tepki için 19 Ocak’ta DEM Parti öncülüğünde yapılan yürüyüşü izleyen medya temsilcileri ablukaya alındıktan sonra polis şiddetine maruz kaldı. ANKA Ajansı Diyarbakır Bölge temsilcisi Ahmet Ün, “Sıktıkları plastik mermilerden bir dirsek kemiğime isabet etti. Aynı zamanda yoğun biber gazının etkisinde kaldık. Ablukadan güçlükle çıkabildik” dedi. Gazeteci, Mardin’in Nusaybin ilçesinden 20 Ocak günü Suriye sınıra yürümek isteyen grubu engelleyen polis, “gazeteci olduğunu bilmesine rağmen” kalkanıyla gazeteci Ün’ü iterek yere düşürdü. 22 Ocak’ta DEM Parti yetkililerinin katılımıyla Şanlıurfa Suruç’tan Kobani sınırına düzenlenen yürüyüşe sert müdahalede bulunan polis, bir kez daha Ün’ü hedef aldı: “Müdahale sırasında dizime plastik mermi isabet etti ve biber gazı kapsülü ayakkabının önünü düşmesiyle gaz boğazıma gelmesiyle nefes almakta zorluk çektim. Bölgeden zorlukla uzaklaştım” dedi. Ün, son döneme ilişkin değerlendirmesinde, “Polisin sert müdahalesi özellikle bayrak indirme olayının daha fazla oluştu. Yıllarca toplumsal olayları takip eden bir gazeteciyim, bu kadar sert müdahaleye çok tanık olmadık” dedi. Serbest gazeteci Metin Yoksu da, eylemi haberleştirmeye çalışırken polisin kitleye ilk müdahalesi sırasında başına aldığı bir cisimle yaralandı, tedavisi için hastaneye gitti. Yoksu, “Polisin bulunduğu sol taraftan kafama plastik mermi ya da kapsül geldi. Sağdan olsa taş gelirdi. Hastaneye gittim raporlarım mevcut. Zırhlı araç bir gazeteciye çarptı ve o araç bana da çarpıyordu. ANKA Haber’in de çalışanı önümdeydi, aracın ona çarpmasını da engelledim. Zırhlı araç istese yavaş ve kenardan gidip bize çarpmazdı ama bilerek kaza süsü ile üstümüze sürdü” dedi (19-21 Ocak). </p>
<p><strong>Acarer ve Korucuoğlu’na tehdit: </strong>Lastik İş Örgütlenme Dairesi Başkanı ve Genel Yönetim Kurulu Üyesi Alperen Şakacı, sosyal medya hesabından yayımladığı uzun açıklamayla sürgündeki gazeteci Erk Acarer ve Kocaeli Şehir gazetesi sorumlu müdürü Zehra Korucuoğlu’nu tehdit etti. Şakacı, paylaşımında defalarca “Hesaplaşacağız” dedi. Şakacı, 1 Ocak 2026 tarihli köşe yazısında sendika yöneticilerine yönelik suikast iddiasıyla yürütülen bir operasyona değinen Korucuoğlu ile 8 Ocak’ta yolsuzluk iddialarını YouTube programına taşıyan Acarer’i iftira atmakla suçladı ve “Bu sizlere son uyarım, son ikazımdır” ifadelerini kullandı. İki gazeteci yaptıkları farklı haber ve yayınlarla, sendika ve Şakacı hakkındaki yolsuzluk ve ‘mafya ilişkileri’ iddialarını dile getirmişti (14 Ocak).</p>
<p><strong>Aydın’da Tuna’ya silahlı saldırı: </strong>Aydın’ın Söke ilçesinde, yerel bir internet sitesinin sahibi Durmuş Tuna, tartıştığı Yeniden Refah Partisi Aydın İl Başkanı Hüseyin Kaya tarafından tabancayla bacağından vuruldu. Hastaneye kaldırılan ve sağlık durumu iyi olduğu açıklanan Tuna ile hakkında yazdığı bir yazı nedeniyle husumetli olduğu öğrenilen Kaya, 10 Ocak’ta çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'nce tutuklandı (9-10 Ocak).</p>
<p><strong>Ağırel’e tehditler: </strong>Gazeteci Murat Ağırel, kendisine ve ailesine yönelik ağır tehditler aldığını açıklayarak İstanbul Emniyeti ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na çağrı yaptı. Sosyal medya hesabından tehdit mesajlarının ekran görüntülerini paylaşan Ağırel, suç duyurusunda bulunduğunu ve yetkililerden acil müdahale beklediğini söyledi. İki yıldır sistematik biçimde hedef alındığını vurgulayan Ağırel, “Bir gazeteci olarak değil, bir baba olarak sizden yardım istiyorum” dedi (1 Ocak).</p>
<h3>Hak arama ve cezasızlık</h3>
<p><strong>Bu dönemde iki olumlu gelişme yaşandı: </strong>Bursa’dan gazeteci Yaman Kaya’ya karşı 2023'te düzenlenen silahlı saldırıdan ertesi yıl “delil yetersizliği” gerekçesiyle beraat eden iki sanık, kararın bozulması nedeniyle, Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 Haziran’da yeniden yargılanacak. Diğer yandan gazeteci Sibel Yükler, gözaltında çıplak aramaya maruz bırakıldığı, dijital materyallerine el konulduğu ve üç ay süreyle karakolda imza vermek zorunda bırakıldığı gerekçesiyle açtığı davada idareyi 22 bin TL tazminat ödemeye mahkum etti. </p>
<p>Evrensel gazetesinin İzmir Temsilciliğine yönelik 13 Ağustos 2025 gecesi 10 el ateş ederek silahlı saldırı düzenlediği gerekçesiyle tutuklu yargılanan İsa Can Biler’in, soruşturmayla saldırının tüm yönleri ortaya çıkarılmadan üç aylık tutukluluktan sonra tahliye edilmesi gazete yetkilileri ve avukatlarının tepkisine neden oldu. Bir dinleyicinin “Ermeni soykırımı”na atıf yaptığı br yayın nedeniyle lisansına el konulan Açık Radyo yetkilileri de, idari yargıda yürüttükleri iki girişimden sonuç alamayınca Danıştay’a başvurdu. </p>
<p>Çevre haberciliği ve belgeselleriyle bilinen gazeteci Hakan Tosun’un 10 Ekim gecesi İstanbul Esenyurt’ta maruz kaldığı ölümcül saldırıyla ilgili iki sanık, 6 Mayıs’ta Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “kasten insan öldürme” suçundan yargılanacak. Soruşturma, Tosun’un gazetecilik faaliyetlerinden hedef alınıp alınmadığını henüz ortaya koymadı. </p>
<p><strong>Açık Radyo Danıştay’a başvurdu: </strong>Açık Radyo, “Ermeni soykırımı”ya ilişkin 24 Nisan 2024’te yer verilen bir dinleyici görüşü nedeniyle lisansının RTÜK kararıyla iptal edilmesine karşı girişimlerinden sonuç alamayınca Danıştay’a başvurdu. İdare Mahkemeleri ve İstinaf, radyo yetkililerinin ifade özgürlüğü ve cezanın ölçüsüzlüğüne odaklanan itirazlarına olumsuz yanıt verince iki dosyayı da Danıştay’a taşıdı. Başvuruda, yayına üst sınırdan verilen para cezası ve beş kez program durdurma cezasının RTÜK tarafından elektronik yolla iletildiğini ancak yayın durdurma tarihini içeren ekine teknik nedenlerle erişilemediğini, bu durumun RTÜK’e bildirildiği halde herhangi bir yanıt alınamadığı, sonuçta 3 Temmuz 2024’e yayın durdurmanın uygulanmaması gerekçe yapılarak yayın lisansının iptal edildiği hatırlatıldı (31 Mart).</p>
<p><strong>Çevre habercisi Tosun’un öldürülmesiyle ilgili iddianame çıktı: </strong>Çevre haberciliği ve belgeselleriyle bilinen gazeteci Hakan Tosun’un, İstanbul Esenyurt’ta evine giderken 10 Ekim gecesi sokakta öldürülesiye dövülmesi ve 13 Ekim akşamı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde yaşamını yitirmesiyle ilgili iddianame yayımlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Tosun’a yönelik altı şiddet sahnesine yer verilen olaya ilişkin hazırladığı iddianamede iki tutuklu şüpheli hakkında “kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı müebbet hapis cezası talep etti. İddianamede, 10 Ekim 2025 gecesi, 23.00 sularında Avcılar’da metrobüse binen Hakan Tosun ile yolculardan biri arasında tartışma yaşandığı ileri sürülüyor. Belgede, Metrobüs içinde olduğu iddia edilen bazı yolcuların ifadelerine yer verildi, Tosun’un Haramidere durağında yolcularca metrobüsten indirildiği kayda geçildi. Gazetecilik örgütleri, Tosun’a yönelik saldırının “gazetecilik faaliyetlerine yönelik cezalandırıcı bir boyutu” olup olmadığının açıkça ortaya çıkarılmasını talep etti. Sanıkların “kasten insan öldürme” suçundan ve TCK 81/1 maddesi gereğince cezalandırılmalarının talep edildiği dava, Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 6 Mayıs’ta (saat 14.00) başlayacak (23 Mart).</p>
<p><strong>Bursa’da Kaya’ya saldırı davası yeniden: </strong>İstinaf, 13 Kasım 2023'te kent rantlarını duyuran gazeteci Yaman Kaya’ya karşı silahlı saldırıdan sanık ZB ve S.M için “delil yetersizliği” gerekçesiyle 2 Ekim 2024’te verilen beraat kararını bozdu. Aracının içindeyken kurşunların hedefi olan gazeteci Kaya, saldırıdan şans eseri kurtulurken aracında hasar meydana gelmişti. Dava, Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 Haziran’da yenilenecek (22 Mart). </p>
<p><strong>Yükler işkenceyi mahkum ettirdi: </strong>Diyarbakır’da yargı çiftinin tayin haberini sosyal medyadan retweet ederek paylaştığı gerekçesiyle gözaltına alınan, çıplak aramaya maruz bırakılan, dijital materyallerine el konan ve üç ay süreyle karakolda imza vermek zorunda bırakılan gazeteci Sibel Yükler açtığı tazminat davasını kazandı. Gazeteciye uğradığı zararlar karşılığında 22 bin TL tazminat ödenmesine karar verildi. Yükler yaşadıklarını “Çok ağır geldi” sözleriyle özetledi (19 Mart). </p>
<p><strong>Evrensel’e saldırı davası: </strong>İzmir Adliyesi 42. Asliye Ceza Mahkemesi, Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde bulunan Evrensel gazetesinin İzmir Temsilciliğine yönelik 13 Ağustos gecesi 10 el ateş ederek silahlı saldırı düzenlediği gerekçesiyle tetikçi İsa Can Biler'i yargılamaya devam etti. 5 Mart’ta görülen duruşmada gazete avukatlarından Barış İpek, soruşturmanın yeterince derinleştirilmediğini belirterek, “İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın genişletilmesi talebimize takipsizlik kararı verdi. Biz buna itiraz ettik. İlk duruşmada anlattıklarımız üzerine siz soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini söylemiştiniz ancak savcılık hiçbir işlem yapmadı” dedi. Mahkeme, 1 Aralık 2025’te süren davada Evrensel gazeteci avukatı Barış İpek, delil karartma riski bulunduğu gerekçesiyle sanığın tutuklu yargılanmasını talep etse de mahkeme, savcının tersi yönde beyanına da uygun olarak tutukluluğunun 106. gününde Biler’i adli kontrol ile tahliye etmişti. Mahkeme, son ara kararında, savcılıktan soruşturma dosyasının akıbetinin sorulmasına, kolluğa müzekkere yazılarak sanığın eylem sırasında Alsancak bölgesinden binmiş olduğu aracın Bayraklı istikametine geldiği noktalardaki tüm kamera kayıtlarının ve PTS kayıtlarının mahkememize gönderilmesinin istenmesine, katılan vekillerinin bazı kişilerin tanık olarak dinlenmesi yönündeki taleplerinin savcılığın soruşturma dosyası kesinleştikten sonra değerlendirilmesine karar verdi. Dava 25 Haziran’a (13.30) kaldı (5 Mart).</p>
<p><strong>Mumcu’yu öldüren bombacı Demir 33 yıldır “kaçak”: </strong>Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Ocak 1993’te gazeteci Uğur Mumcu’nun aracına bomba yerleştirerek ölümüne neden olan kişi olarak gösterilen ve İnterpol aracılığıyla arandığı iddia edilen Oğuz Demir’i gıyabında yargılamaya devam etti. 22 Eylül 2025’te görülen yargılamanın 13. duruşmasında Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, cinayetten 33 yıl sonra ilk kez, İstanbul Anadolu Adliyesi’nden SEGBİS aracılığıyla dinlenmiş, Mumcu için “Uğur Bey ile sık sık görüşürdük” ve “Güldal Mumcu ile Mülkiye'den sınıf arkadaşıyız” demişti ancak cinayete dair soruşturmayı engellemediğini söylemişti. 9 Şubat’ta devam edilen dava, sanık Oğuz Demir ve ailesinin bulunduğu yerin araştırılması için Milli İstihbarat Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’na yazı yazılması ve hakkında yakalama kararı olan Oğuz Demir’in yakalanmasının beklenilmesi için 14 Temmuz’a ertelendi (9 Şubat).</p>
<p><strong>Elazığ’da Demirdaş’a saldıranların davaları: </strong>Elazığ Belediye Binası önünde 1 Ekim 2025’te dört kişi tarafından saldırıya uğrayan Sözcü gazetesi muhabiri Evren Demirdaş’a saldıran ve 7 Kasım 2025’te tahliye edilen üç sanık Elazığ 6. Asliye Ceza Mahkemesi ve Çocuk Mahkemesi’nde yargılanıyor. Sanıkların tahliye edilmesine tepki gösteren Demirdaş, “Bu davadan çıkan kararlar, bundan sonra gazetecilere yapılacak olan saldırıların önünü açmıştır” demişti (20 Ocak).</p>
<p><strong>Gazeteci Tosun “ağır kafa travması” sonucu öldü: </strong>İstanbul Esenyurt’ta 10 Ekim 2025’te uğradığı saldırı nedeniyle 13 Ekim’de hayatını kaybeden gazeteci ve çevre aktivist Hakan Tosun’a dair Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu çıktı. Tosun’un yüzünde, başında, boynunda, kollarında, göğsünde, sırtında ve bacaklarında çok sayıda darp izi tespiti yapılan Raporda ölüm nedeni “şiddet kaynaklı ağır kafa travması” olarak belirlendi. Sanıkların iddialarının aksine, Tosun’un uyuşturucu etkisi altında olmadığı da kesinleşti. Raporda, başa alınan darbelerin beyin kanamasına ve beyin dokusunda ezilmeye yol açtığı; ayrıca boyun omurgasında kırık ve omurilikte kanama bulunduğu da yazıldı (8 Ocak).<strong><br></strong></p>
<h3>Soruşturmalar, açılan / süren ceza davaları, kararlar</h3>
<p>(Rapor, Türkiye’de gazetecilere uygulanmış yasal prosedürlerinin tamamını kapsamayıp, örnekleriyle sadece medya özgürlüğünü hedef alan ihlallere dair eğilim ve ağırlık konusunda fikir vermeyi amaçlamaktadır)</p>
<h4>Soruşturmalar</h4>
<p>Gazeteci Alican Uludağ’ın 20 Şubat’ta tutuklanmasından birkaç gün önce Gebze'de dört kişinin öldüğü çöken binaya ilişkin paylaşımları ve Şule Çet cinayeti davasına dair haberi nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” şüphesiyle iki soruşturma açıldı. Aynı gerekçeyle Elazığ’dan gazeteci Faik Akgün hakkında suç duyurusunda bulunuldu. </p>
<p>Gazeteci Tolga Şardan hakkında, Ankara’da Libya askeri uçağının düşmesiyle ilgili bir hostesin Emniyet tarafından sorgulandığına yer verdiği gerekçesiyle “soruşturmanın gizliliğini ihlal” şüphesiyle, Sedef Kabaş hakkında da X platformunda yaptığı paylaşımlar nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suç işlemeye tahrik” şüphesiyle soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Roza Metina hakkında, “silahlı terör örgütüne üyelik” şüphesiyle açılan soruşturmada takipsizlik kararı verildi. </p>
<p><strong>Metina’ya takipsizlik: </strong>Diyarbakır Başsavcılığı, Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’ta yayımlanan yazılar nedeniyle hakkında “silahlı terör örgütüne üyelik” şüphesiyle hakkında soruşturma yürüttüğü Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği Başkanı Roza Metina ile ilgili takipsizlik kararı verdi. Başsavcılık, “mevcut delil durumunun kamu davası açmayı gerektirir boyutta olmadığı” gerekçesiyle dava açılmasına yer olmadığına hükmetti; ev baskınında polisin el koyduğu elektronik cihazların da iadesine karar verdi (6 Mart). </p>
<p><strong>Uludağ’a “dezenformasyon” soruşturması: </strong>Gazeteci Alican Uludağ hakkında, Ekim 2024’te Gebze'de dört kişinin öldüğü çöken binaya ilişkin paylaşımları ile Yargıtay üyesi ve eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman'ın şikayeti üzerine iki soruşturma açıldı. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” şüphesiyle soruşturma başlatan savcılık, bakanlığın sorumluluğuna işaret etmeyi "bölge halkı arasında korku ve panik yaratmak" olarak nitelendirdi. Soruşturmayı duyuran gazeteci, “Savcılık, bakanlığın sorumluluğuna işaret etmeyi "bölge halkı arasında korku ve panik yaratmak" olarak nitelendirdi. Bu arada halen o binanın yıkımına ilişkin tek kişi hakkında dava açılmadı. Savcı, olayı sorgulayan gazeteciyi soruşturmakla meşgul” dedi. Uludağ, Yüksel Kocaman'ın şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 10 Şubat’ta ifade verdi (10 Şubat). </p>
<p><strong>Uludağ’a “dezenformasyon” davası: </strong>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Şule Çet cinayeti davasında 18 yıl 9 ay hapis cezası alan hükümlü Berk Akand'ın dışarıda olduğu fotoğrafı “tahliye edildiği” yönünde paylaştığı gerekçesiyle gazeteci Alican Uludağ hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” gerekçesiyle dava açtı (10 Şubat).</p>
<p><strong>Kabaş’a soruşturma: </strong>İstanbul Anadolu Başsavcılığı, X platformunda yaptığı paylaşımlar nedeniyle gazeteci Sedef Kabaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suç işlemeye tahrik” şüphesiyle soruşturma başlatıldığını duyurdu (26 Ocak).</p>
<p><strong>Akgün’e “dezenformasyon” soruşturması: </strong>Elazığ Belediyesi'nin, Hanpınar Şantiyesi’ndeki mazot hırsızlığı iddialarına ilişkin haber yapan “Elazığ Gerçekleri” sitesinin sahibi ve genel yayın yönetmeni Faik Akgün hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaydığı” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuldu. Sosyal medya hesabından hakkında açılan soruşturma kapsamında ifadesinin alındığını aktaran Akgün, “Bu tablo gazeteciliği cezalandırma ve gazetecileri haber yapamaz duruma getirmeyi amaçlamaktadır. Bu bir sindirme girişimidir. Gerçek gazeteciler sinmez. Elazığ Belediyesi bu olayı kendisi için olumsuz bir haber olarak algılıyor ki bunları yapıyor. Biz halka haberleri ve doğruları ulaştırmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi (26 Ocak). </p>
<p><strong>Şardan’a “gizlilik” soruşturması: </strong>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, T24 haber sitesi yazarı Tolga Şardan hakkında, Libya askeri heyetini taşıyan uçağın 23 Aralık 2025’te Ankara Haymana’da düşmesiyle ilgili soruşturmada bir hostesin Ankara Emniyeti’nde sorgulandığını gündeme getirdiği için “soruşturmanın gizliliğini ihlal” şüphesiyle soruşturma başlattı (16 Ocak).</p>
<h4>Açılan ve süren davalar</h4>
<p>Son üç ayda, onlarca gazeteci, karikatürist ve medya temsilcisi, Türk Ceza Kanunu (TCK), Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu uyarınca hapis istemiyle yargılandı.</p>
<p><strong>Fincancı, Önderoğlu ve Nesin 10 yıldır sanık: </strong>İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Özgür Gündem nöbetçi yayın yönetmenliği davasından yargılanan ve 17 Temmuz 2019’da beraat ettikleri halde kararları istinaftan dönen Erol Önderoğlu, Şebnem Korur-Fincancı ve Ahmet Nesin'i beş yıldır yeniden yargılıyor. Önderoğlu ve Fincancı’nın katıldığı yeniden yargılamanın bu 16. duruşmasında, Fransa’da yaşayan Nesin’in ifadesi için yazılan istinabe yazısına yanıtın beklenmesine bir kez daha karar verildi. Üç sanık, “örgüt propagandası”, “suçu ve suçluyu övmek” ve “suç işlemeye alenen tahrik” iddiasıyla 14 yıl 6 ay hapis istemiyle yargılanıyor. İlk yargılama sonunda Temmuz 2019’da verilen beraat kararları İstanbul İstinaf Mahkemesi’nce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fincancı’yı kamuoyu önünde hedef almasından bir hafta sonra Ekim 2020’de bozulmuştu. Mahkeme, itirazlara rağmen bu karara 3 Şubat 2021’de uymaya karar vermişti. 10 yıla yaklaşan davada şimdiye kadar 27 duruşma gerçekleşti. Dava 15 Eylül’e (10:00) kaldı (31 Mart).</p>
<p><strong>Arapkirli’ye “kin” davası: </strong>İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi, Suriye'deki Alevilere yönelik saldırılarla ilgili bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle BirGün gazetesi yazarı gazeteci Zafer Arapkirli’yi “nitelikli yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “halkın kin ve düşmanlığa alenen tahrik” iddiasıyla yargılıyor. Davaya tepki gösteren Arapkirli, savunmasında, “Sözlerim, Türkçeyi anadili olarak kullanan herkesçe malum olduğu şekilde, ‘Komşu Suriye’de yaşanan ve geçmişte Çorum, Maraş ve Sivas’ta yaşadığımız etnik, dini, mezhep amaçlı katliamların kınanması ve bir daha yaşanmaması dileğidir. Bunu kınayan biri olarak ben nasıl halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasına maruz kalıyorum” demişti. 27 Mart’ta görülmesi beklenen duruşma hakimin izinli olması nedeniyle 14 Nisan’a (14:00) bırakıldı (27 Mart).</p>
<p><strong>Terkoğlu’ya “askeri turp” davası: </strong>Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Barış Terkoğlu, 21 Nisan 2025 tarihli “Hava Kuvvetlerinde turbun büyüğü” başlıklı yazısı nedeniyle İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. Haber, İstanbul Yeşilyurt’ta bulunan geniş askeri Hava Harp Okulu biriminin ranta açılması riskiyle birlikte İzmir’e taşınmasını gündeme getiriyordu. 26 Mart’ta görülen davaya 25 Haziran’da (11:15) devam edilecek (26 Mart).</p>
<p><strong>Dündar’ın “Gündem” davası: </strong>İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi, 2016’da Özgür Gündem gazetesine destek amacıyla düzenlenen Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katılması nedeniyle Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ı “terör örgütlerinin açıklamalarını basmak ya da yayınlamak” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Mahkeme, Dündar hakkındaki yakalama kararının infazını bekliyor (26 Mart).</p>
<p><strong>Dündar’ın “Gezi” davası: </strong>İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, “Gezi” davasında dosyası ayrılan Cumhuriyet gazetesi eski yayın yönetmeni ve sürgündeki gazeteci- yazar Can Dündar’ı “darbe” iddiasıyla yargılamaya devam ediyor. Dündar hakkındaki yakalama kararının infazını bekleyen yargılama 23 Mart’ta sürdü (23 Mart).</p>
<p><strong>Özdemir’e “MediaMarkt Turkey” davası: </strong>Yeniçağ gazetesi köşe yazarı Remzi Özdemir, 9 Mart’taki yazısında, Türkiye’de faaliyet gösteren MediaMarkt Turkey Ticaret Limited Şirketi’nin hakkında İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde dava açtığını duyurdu. Yazının “markaya zarar verdiği” ve “haksız rekabete neden olduğu” suçlandığını açıklayan 35 yıllık gazeteci, bir okuyucusunun, mağazada sergilenen bir monitörün önünde 50.499 TL’lik kırmızı indirim etiketi bulunduğu halde, ürünü satın almak istediğinde mağaza görevlilerince satamayacaklarına dair yanıt aldıklarını yerine tespit ettikten sonra gündeme getirdiği için, dört ay sonra mahkeme tebligatı ile karşılaştığını yazdı. Yazıda, Türkiye’de Ticaret Bakanlığı’nın özellikle indirim kampanyaları ve yanıltıcı etiketler konusunda ciddi denetimler yürüttüğünü hatırlatılarak, uluslararası bir markanın bu tür uygulamalarla anılmasının yanlış olduğu vurgulandı (9 Mart).</p>
<p><strong>Kanbal’ın “Yanıltma” davası: </strong>Adıyaman 5. Asliye Ceza Mahkemesi, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Maraş merkezli depremler sırasında Adıyaman’dan katıldığı canlı yayın programları gerekçe göstererek hakkında dava açılan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Ahmet Kanbal’ı “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla yargılıyor. Kanbal hakkında, 2023 yılında Mardin Başsavcılığı “örgüt propagandası” şüphesiyle ilgili dava açılmasına gerek görmezken bu kez, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasına ilişkin TCK-217/A maddesi kapsamında suç duyurusunda bulunulmuştu. İddianamede, Kanbal’ın depremin ilk günlerinde Adıyaman’da katıldığı yayındaki “Adıyaman Kriz Koordinasyon Merkezindeyim. Gönüllüler çalışıyor, dünden beri yetersiz çalışmalar var. Önce yabancı ekipler sonra AFAD geldi. İnsanlar burada üç gün ölüme terk edilmiştir. Gönüllüler enkazda çalışırken, AFAD gönüllüleri enkaz önünde fotoğraf çektiriyor” sözleri suçlamaya gerekçe olarak gösterildi (6 Mart).</p>
<p><strong>Kahraman’ın TMK davası “düşemedi”: </strong>Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi, Yüksekova Haber sitesinde çıkan 2017 ve 2018’e ait Rojava ve Afrin’e dair yazılardan gazeteci İskender Kahraman’a “örgüt propagandası”ndan açılan davayı düşürdüyse de istinafın bozma kararıyla birlikte davayı 2 Mart’ta yeniden ele almaya başladı. Yargılama 23 Haziran’a (10:00) bırakıldı. 15 Ocak 2025’te Hakkari’den avukatıyla SEGBİS üzerinden Ankara’daki duruşma için bağlanan gazetecinin dosyası düşürülmüştü (2 Mart). </p>
<p><strong>Gök’ün “üyelik ve propaganda” davası: </strong>Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök'ü açık tanık Ümit Akbıyık'ın beyanları üzerinden “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılamaya devam etti. 26 Şubat’ta görülen duruşmada, davanın başından beri gazeteciye uygulanan yurtdışı yasağını kaldırdı. Davanın başında ifadesi alınan ve Ortadoğu’daki çatışmalı ortama dikkat çekerek, yurtdışı yasağından dolayı mesleğini yapamaz durumda olduğunu söyleyen Gök, “K8Ç4B3L1T5” adlı gizli tanık ifadeleriyle hazırlanan ve bu dosyayla birleştirilen iddianameye karşı savunma yapmıştı. Gazeteci, hem gizli tanık hem de açık tanıklarla işin dönüp dolaşıp polisçe öldürülen Kemal Kurkut'un fotoğraflarını çekmesine geldiğini söylemişti. Gazetecinin duruşmasını Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) temsilcileri de izledi. Dava 16 Haziran’a (9:05) kaldı (26 Şubat).</p>
<p><strong>Tar’ın “örgüt üyeliği” davası: </strong>Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi, dört ay tutukluluktan sonra 30 Mayıs 2025’te tahliye edilen gazeteci Yıldız Tar ve yazar İbrahim Elçi’yi “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılamaya devam etti. MLSA’nın savunmanlığını üstlendiği davada Tar ve Elçi’nin yanı sıra MLSA Hukuk Birimi’nden Avukat Veysel Ok ile Emine Özhasar duruşmada hazır bulundu. Mahkeme, adli kontrol şartının kaldırılması talebini reddettiği duruşmada, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak iddianamede adı geçen Hasan Bat hakkında bilgi istenmesine karar verdi. Dava 24 Haziran’a (saat 14.15) kaldı (23 Şubat).</p>
<p><strong>Yanardağ’a “siyasi casusluk” davası: </strong>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun danışmanı ve kampanya direktörü Necati Özkan, casus olduğu iddia edilen Hüseyin Gün ve tutuklu TELE1 genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ hakkında “Siyasal casusluk” iddiasıyla dava açıldığını duyurdu. Gazeteci Yanardağ ve diğer üç kişinin 15 yıldan 20 yıla kadar hapsi istendi. İddianamede, İmamoğlu'nun 2019 yerel seçimlerini "manipüle" etmeye yönelik faaliyetlerde bulunduğu ileri sürüldü. Yanardağ, 24 Ekim’de gözaltına alınıp üç gün sonra da tutuklanmıştı. Başsavcılık, "örgüt lideri" olarak nitelendirdiği İmamoğlu'nun, “'İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' olarak CHP'yi yasa dışı yöntemlerle ele geçirdiği, Cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon oluşturmak ve bu amaç doğrultusunda malî nitelikli suçları işlemek için, başta İstanbul'daki vatandaşların kişisel verilerinin yabancı ülke istihbarat birimlerine aktararak casusluk suçu işlediği” iddia edildi. Başsavcılık, gazeteciliği kapsamında Yanardağ hakkında bugüne kadar açılmış soruşturma ve davaları da listeleme gereği duydu. İddianameyi kabul eden İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, dava günü olarak 11 Mayıs’ı, yeri olarak da Silivri’yi belirledi. (18 Şubat).</p>
<p><strong>Dündar’ın “Özgürüz” davası: </strong>İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, “MİT TIR’ları” dosyasının 1 Mart 2017 tarihinde “Özgürüz” sitesinde yayınlanması nedeniyle yeniden Cumhuriyet gazetesi eski yayın yönetmeni Can Dündar’ı “casusluk” suçlamasıyla yargılamaya 17 Şubat’ta devam etti. Daha önce dosyasının “Cumhuriyet” gazetesinde yargılanması nedeniyle Dündar’ın “casusluk” iddiasıyla 23 Aralık 2020’de 27 yıl 6 ay hapse mahkum edilmesiyle ilgili dosya Yargıtay’da. “MİT TIR’ları” dosyasına ilişkin Nisan 2018’de açılan bu dosya, Dündar’ın ifadesinin alınmasını bekliyor. Dündar bir video nedeniyle “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin etmek” (TCK 328) ve “gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk maksadıyla açıklamak” (TCK 330) ile suçlanıyor (17 Şubat).</p>
<p><strong>Değer ve Akın’a “TMK” davası: </strong>JİNNEWS sitesi haber müdürü Öznur Değer ile Yeni Yaşam gazetesi eski yazı işleri müdürü Osman Akın hakkında, 16 Temmuz 2024'te Nusaybin’e bağlı bir yerleşimde köylülere jandarma tarafından kötü muamelede bulunulduğu iddialarına yer verdikleri için “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” iddiasıyla yargılanıyor. Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ifadesi alınan Değer, Kızıltepe Jandarma Komutanı’nın kadınlara fiziksel işkence yaptığına dair iddiaları köye giderek ve görüşmeler yaparak haberleştirdiğini ifade ederek, gazetecilik dışında bir amaçla hareket etmediklerini söyledi. MLSA’ya göre, savunmaların alınmasının ardından yargılama 21 Mayıs’a bırakıldı (17 Şubat). </p>
<p><strong>Karafazlı ve Öksüz’e “gizlilik” davası: </strong>Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Rize İl Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Akmeşe’nin makam odasını yenilemesi ve kendisine özel tuvalet yaptırmasına ilişkin haberi kamuoyuna duyuran ÇGD Doğu Karadeniz Şube Başkanı Gençağa Karafazlı ile gazeteci Şenol Öksüz'ü “haberleşmenin gizliliğini ihlal” iddiasıyla yargılamaya başladı. suçundan 3'er yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına başlandı. Üç yıl hapisle yargılanan gazetecilerden Karafazlı, adliye önünde yaptığı açıklamada, “Rize İl Milli Eğitim Müdürünün makamında yaptığı özel tuvaletle ilgili haber yapmıştık. Bu haberle ilgili yargılanıyoruz. Bizlere açıkça 'siz bu tür haberler yapmayın' diyorlar. Milli Eğitim Müdürü'nün makam odasına özel bir tuvalet, oturma grupları ve çay ocakları duyumunu aldık ve haberleştirdik. Bu haberle ilgili müdürün bize yaptığı açıklamaların bir kısmını kendisine dinlettiğimiz için 'özel yaşamın gizliliğini ihlalden' bize dava açtı” dedi. Yargılama 4 Haziran’a kaldı (17 Şubat).</p>
<p><strong>Beş gazeteci ve çevirmenin “örgüte yardım” davası: </strong>İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’ta yayımlanan haber ve makaleler nedeniyle 26 Kasım 2024’te İstanbul’da gözaltına alınan beş gazeteci, bir çevirmen ve bir sosyoloğu “örgüte yardım” suçlamasıyla yargılamaya devam etti. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü ancak daha sonra İstanbul’a aktardığı soruşturmada, bianet editörü Tuğçe Yılmaz, gazeteciler Erdoğan Alayumat, Suzan Demir, Taylan Abatan, Gülcan Dereli ile çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” (TCK 220/7) ile suçlanıyor. Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’ın PKK’nin yayın organı olduğunu iddia eden savcı yazarlara yapılan telif ödemelerini suçlamaya delil olarak gösterdi. Ayrıca MASAK raporları, banka transfer kayıtları, sosyal medya paylaşımları iddianameye delil olarak girmişti. Yargılama, dijital materyallerin incelenmesinin beklenmesi için 28 Nisan’a (10:20) bırakıldı (17 Şubat).</p>
<p><strong>Dört gazeteciye “bilirkişi” davası: </strong>İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun basın toplantısıyla ismini açıkladığı bilirkişi ile Barış Pehlivan’ın yaptığı telefon görüşmesine ilişkin yayınla ilgili yargılamaya devam etti. 13 Şubat’ta devam edilen yargılamada savunma avukatları, bilirkişinin celse arasında gizlice dinlendiği, bu işlemde savunmaya soru sorma hakkı tanınmadığı ve adil yargılama kriterlerine uygun hareket edilmediği gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulundu. 13 Ocak’ta yurtdışı yasağına ilişkin adli kontrolleri kaldırılan Barış Pehlivan, Kürşat Oğuz Suat Toktaş ve Seda Selek “kayda alınan konuşmaları yayımlamak” ve “kişiler arasındaki konuşmaları kaydetmek” iddialarıyla yargılanıyor. MLSA’ya göre yargılama, reddi hakim talebinin nöbetçi ağır ceza mahkemesince değerlendirilmesi için 12 Haziran’a (14:30) bırakıldı (13 Şubat).</p>
<p><strong>Akdeniz’in “HDK” davası: </strong>İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması nedeniyle 22 Şubat'ten itibaren sekiz ay Marmara (Silivri) Cezaevinde tutuklu bırakılan gazeteci Ercüment Akdeniz’i “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Gazeteci hakkında yurtdışına çıkış yasağı uygulanıyor. Yargılamanın dördüncü duruşmasında adli kontrolü kaldırmayı reddeden ve bir tanığın dinlenmesi yönünde daha önce aldığı karardan dönen mahkeme, esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyayı savcılığa aktardı. Yargılama 2 Haziran’a kaldı (10 Şubat).</p>
<p><strong>Fatoş Erdoğan’a “suça tahrik” davası: </strong>İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi, CHP İstanbul İl Başkanlığı’na Gürsel Tekin’in kayyım atanması üzerine CHP’lilerin başkanlık binasına çağrı yapması sonrası yaşanan olaylarla ilgili haber yapan gazeteci Fatoş Erdoğan’ı 20 kişiyle birlikte “suç işlemeye alenen tahrik” iddiasıyla yargılıyor. Erdoğan’ın, CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde 8 Eylül’de yaşananları aktardığı haber ve video paylaşımlarıyla aktardığı için “suç işlemeye alenen tahrik” iddiasıyla beş yıl hapis istemiyle yargılanıyor. RSF’nin de izlediği davanın 28 Ocak’ta görülmesi beklenen duruşması Asliye Ceza hakiminin izinli olması nedeniyle görülemedi. Dava 3 Haziran’a bırakıldı. 5 Kasım 2025’te görülen duruşmada Erdoğan, gazetecilik görevini yerine getirirken yaralandığını ifade ederek vücudundaki morlukların tespit edildiği fotoğrafları heyete göstermiş, “Burada gerçekten yargılanması gereken ben miyim?” diye de sormuştu (28 Ocak). </p>
<p><strong>Soykan ve Pehlivan’ın “yanıltıcı bilgi” davası: </strong>İstanbul Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Halk TV’de yayınlanan “Kayda Geçsin” programındaki açıklamaları sözler nedeniyle BirGün gazetesi köşe yazarı Timur Soykan ve Barış Pehlivan'ı “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla yargılamaya başladı. 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın duruşmasına avukatlarıyla katılan gazetecilerden Pehlivan, savunmasında 23 yıldır gazeteci olduğunu, söz konusu suçlamayla hakim karşısında olmaktan utanç duyduğunu söyledi. Avukatı Gamze Pamuk ise, müvekkilinin gazeteci ve yorumcu olduğunu, suçlamaya konu “Rüşvetle tahliye edilen baronlar var” demesinin yanıltıcı bilgi olmadığını ifade etti. Programa katılan Murat Ağırel hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığı, Timur Soykan'a atılı “Cumhurbaşkanına hakaret ve “devlet kurum ve organlarını yargı organlarını aşağılama”, Barış Pehlivan'a atılı “devlet kurum ve organlarını yargı organlarını aşağılama” suçlarından soruşturma usulü farklı olduğundan bu suçlar yönünden dosyanın ayrılmasına karar verildiği iddianamede yer aldı. Duruşmaya mazeret sunarak katılmayan Timur Soykan’ın avukatı Buse Şahin, bir sonraki duruşmada yer alacaklarını bildirdi. Yargılama 14 Nisan’a (11:40) kaldı (22 Ocak).</p>
<p><strong>Can Uğur’a “yanıltıcı bilgi” davası: </strong>İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet gazetesinin 17 Haziran 2025’te yayımladığı, “1 milyon öğrencinin kaderiyle mi oynandı? LGS soruları sınav bitmeden WhatsApp grubunda paylaşıldı iddiası” başlıklı haber nedeniyle Cumhuriyet gazetesi haber müdürü Can Uğur’u yargılamaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın şikâyetiyle açılan davada Uğur’un “yanıltıcı bilgiyi alenen yaydığı” iddia ediliyor; Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi uyarınca cezalandırılması talep ediliyor. P24’e göre mahkeme, duruşmaya katılmayan gazetecinin hazır edilmesi için yargılamayı 17 Eylül’e bıraktı (13 Ocak).</p>
<p><strong>Gazeteci Öztürk’ün “direnme” davası: </strong>İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi, çocukların evlendirilmesini meşru gören söylemleriyle tepki çeken Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nureddin Yıldız'ın Boğaziçi Üniversitesi İslam Araştırmaları Kulübü'ne Mayıs’ta davetli olarak çağrılmasına yönelik gerçekleşen protestoları izlediği için gözaltına alınan T24 sitesi muhabiri Can Öztürk’ü yargılamaya devam etti. “Görevi yaptırmamak için direnme” ve “Toplantı gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla yargılanan Öztürk, savunmasında eylem alanında haber takibi yapmak için bulunduğunu, slogan atmadığını, basın kartını göstermesine rağmen polisin ablukadan çıkmasına izin vermediğini aktarmıştı. 12 Ocak’ta süren yargılamada, görüntülerin dosyaya sunulması ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunulması yönünde sanık avukatlarının aktardığı talepler reddedilirken sanıklara ilişkin mükerrer soruşturmaya dair belge ile Bölge İdare Mahkemesi’nin müşteki polisler hakkında soruşturma izni verilmesine ilişkin kararın dosyaya kazandırılması kabul edildi. Davaya 27 Nisan’da devam edilecek (12 Ocak). </p>
<p><strong>İsveçli gazetecinin “PKK” davası: </strong>İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Havalimanı’nda 27 Mart’ta gözaltına alınıp ertesi gün tutuklanan, 30 Nisan’da da “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasından mahkum edilip tahliye edilen İsveçli gazeteci Joakim Medin’i gıyabında “PKK üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Mahkeme, tahliye edildikten sonra ülkesine geri döndüğünden beri gıyabında yargılanan Medin’in ülkesinden ifadesinin alınması için istinabe evrakının dönüşünün beklenmesine karar verdi. 30 Nisan 2025’te Ankara 68. Asliye Ceza Mahkemesi, gazeteciyi ilk suçlamadan ertelemeli 11 ay 20 gün hapse mahkum etmişti. Bu ikinci davası ise 7 Mayıs’a (10:00) bırakıldı (8 Ocak). </p>
<p><strong>Oflaz’a “gizliliği ihlal” davası: </strong>Konya Asliye Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet gazetesinde çalıştığı dönemde kaleme aldığı “TMO'dan 7 bin 500 ton hububat çalınmıştı: Yargıtay'dan Konya Valisi Vahdettin Özkan hakkında karar” başlıklı haberi nedeniyle ANKA Haber Ajansı muhabiri Mehmet Oflaz’ı, “gizliliği ihlal” gerekçesiyle yargılamaya başladı. Özkan’ın şikayeti üzerine açılan dava, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından, dönemin Konya Valisi Vahdettin Özkan hakkındaki suç duyurusunun işleme konulmadığını aktarılan haber nedeniyle açılmıştı. Gazetecinin avukatlarının mazeret bildirdiği duruşma, 20 Nisan’a bırakıldı (7 Ocak).</p>
<p><strong>Şardan’a “dezenformasyon” ve “aşağılama” davası: </strong>İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 31 Ekim 2023’te yayımlanan “MİT’in Cumhurbaşkanlığına sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazısı gerekçe gösterilerek “dezenformasyon” iddiasıyla 1 Kasım 2023’ten itibaren beş gün tutuklu bırakılan T24 haber sitesi yazarı Tolga Şardan’ı yargılamayı 20 Kasım’da sürdürdü. İstanbul Sulh Ceza Hakimliği, 1 Kasım’da Ankara Sincan Cezaevi’ne gönderilen, ardından Silivri Cezaevi’ne nakledilen 35 yıllık gazeteciyi, 6 Kasım 2023’te deliller toplandığı gerekçesiyle “yurt dışına çıkış yasağı” şartıyla tahliye etme kararı almıştı. Yazısı nedeniyle ne Cumhurbaşkanlığı’nın ne de MİT Başkanlığı’nın bir yalanlama yapmadığını ve gözaltı kararının günler sonra verildiğini ifade eden gazeteci, gazeteciliğe 1988 yılında başladığını belirterek, “Haberim doğru. Ben tecrübeli bir gazeteciyim ve haberimin arkasındayım. Yalan haber yazdığımı düşünmüyorum. Yalan olması için öncelikle bu haberin yalan olduğuna kendim inanmalı ve bu şekilde halka sunmam lazım. Hiçbir gazeteci yalan bilgiye imza atmaz…” demişti. Gazetecinin avukatı Mustafa Gökhan Tekşen, 20 Kasım’da görülen duruşmada, Şardan’ın atıf yaptığı eski İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısının, HSK’ya şikayette bulunduğu hakimle ilgili olarak Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nde bir yargılamanın söz konusu olacağını ifade ederek dosyanın Yargıtay’dan istenmesini, aksi takdirde müvekkiliyle ilgili beraat kararı verilmesini talep etti. Talebi kabul eden mahkeme, yargılamayı 30 Nisan 2026’ya (14:00) bıraktı (7 Ocak).</p>
<p><strong>Bağdat’ın “TMK” davası: </strong>İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi, 2017 ve 2018 yıllarında yaptığı dokuz sosyal medya paylaşımı nedeniyle gazeteci Hayko Bağdat’ı “Örgüt propagandası” iddiasıyla yargılamaya başladı. Mahkeme, Bağdat’ın savunmasının alınması için hakkında çıkarılan yakalama kararının infazını bekliyor. Bağdat’ın davaya konu olan paylaşımları arasında Osman Kavala’nın bir fotoğrafı ile Cemil Bayık’ın verdiği bir röportaja ilişkin paylaşımları var. Yargılama 7 Temmuz 2026’ya (10:25) bırakıldı (5 Ocak).</p>
<p><strong>Dört haberciye “Gösteri” davası: </strong>İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi, 23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nü takip ederken 30 Haziran 2025’te gözaltına alınan bianet haber sitesi editörü Evrim Gündüz, eski Özgür Gelecek muhabiri Yusuf Çelik, gazeteci Nur Kaya ve fotoğrafçı Cansu Yıldıran’ın da aralarında bulunduğu 53 kişiyi 2911 Sayılı Kanun uyarınca ve “toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla yargılıyor. Derhal beraat yönünde sanık avukatlarının sundukları talepleri reddeden mahkeme, dinlenmeyen beş kişinin savunmasının alınması ve olay günü tutulan tutanakta imzası olan polislerin dinlenmesi için işlem başlattı. Dava 5 Haziran 2026’ya kaldı (3 Ocak).</p>
<p><strong>Yücel’e 301 ve 299 davasında yakalama: </strong>İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Almanya merkezli Die Welt gazetesi için 2016’da yazdığı haberleri gerekçe yaparak gazeteci <a href="https://medyagozlemveritabani.org/deniz-yucel-cumhurbaskanina-hakaret-davasi/" target="_blank" rel="noopener">Deniz Yücel</a>’i ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ ve “Devlet kurumlarını aşağılamak” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatının katılma talebini kabul eden mahkeme, gazetecinin avukatlarının istinabeye ilişkin talebini daha önce Almanya tarafından iade edildiği gerekçesiyle reddetmişti. İddianamede, Yücel hakkında, Die Welt'te 26 Ekim 2016'da “Kürdün annesini göremeden ölmesi” söylemi ile 27 Ekim 2016'da yazdığı “Ermenilere yapılan soykırım ifadeleri" nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğu hatırlatıldı. Oysa ki Yücel, ifadesinde “ayrımcılık ve eşitsizliği eleştirdiğini, tarihi gerçeğin suç sayılamayacağını” ifade etmişti. Yücel hakkındaki “yakalama emrinin infazını bekleyen yargılama 1 Ekim 2026 tarihine ertelendi (3 Ocak).</p>
<p><strong>Yılmaz’a 301 davası: </strong>İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 3 Haziran’da İstanbul Kadıköy’de yapılan bir GBT kontrolünde gözaltına alınmasına gerekçe yapılan Ermeni gençlerle 24 Nisan 2024'te gerçekleştirilen söyleşi nedeniyle Bianet haber sitesi muhabiri Tuğçe Yılmaz’ı “Türk milletini aşağılamak” iddiasıyla yargılamaya başladı. Ermeni Soykırımı iddiasını ve Türkiye'de Ermeni olmayı işleyen “Türkiyeli Ermeni gençler anlatıyor: 109 yıldır süren yas” başlıklı haber nedeniyle iki yıl hapsi istenen Yılmaz, Hrant Dink’i anarak tamamladığı savunmasında gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılandığını, kimseyi aşağılamadığını, aksine bugüne dek toplumda kendini aşağılanmış hissedenlere kulak verdiğini ifade etti. Gazetecinin avukatları Deniz Deniz Yazgan ve Batıkan Erkoç’un derhal beraat taleplerini reddeden mahkeme, esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için duruşma savcısına süre verdi. Yargılamaya 21 Nisan’da (14:30) devam edilecek (3 Ocak).</p>
<p><strong>LeMan’ın “düşmanlık” davası: </strong>İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, LeMan dergisinde 26 Haziran'da yayımlanan bir karikatürde “Hazreti Muhammed’in çizildiği” iddiasıyla tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen beş dergi yetkili ve temsilcisini yargılamaya başladı. 14 Kasım’da görülen duruşma sonunda mahkeme, derginin karikatüristi Doğan Pehlevan için de tahliye kararı verdi. Ancak Pehlevan'ın tutukluluğu hakkında “Cumhurbaşkanı'na hakaret”ten dosyası olduğu için devam etti. Dergi yetkililerinin karikatürün Hz Muhammed’i tasvir etmediğine ilişkin ısrarlı açıklamalara rağmen gözaltına alınıp tutuklanmış, karikatürün “İslam karşıtı” olduğu iddiasıyla dergi binası önünde toplanan radikal İslamcı bir grup, dergi önünde tehdit ve hakaretlerde bulunmuşlardı. İddianamede şüphelilerden sorumlu yazı işleri müdürleri Zafer Aknar ile Aslan Özdemir, müessese müdürü Ali Yavuz ve grafiker Cebrail Okçu ile hakkında yakalama kararı bulunan derginin genel yayın yönetmeni Mehmet Tuncay Akgün’e “yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlaması yöneltiliyor ve haklarında 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. Karikatürün sahibi Doğan Pehlevan hakkında ise “Zincirleme şekilde basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçundan 1 yıl 10 ay 15 günden 7 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi. Yargılama 5 Mayıs’a (14:30) bırakıldı (3 Ocak).</p>
<p><strong>İki gazetecinin “Saraçhane” davası: </strong>İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi, Saraçhane’de 19 Mart’ta başlayan eylemleri haberleştirken gözaltına alınan Evrensel gazetesi muhabiri Nisa Sude Demirel ve ETHA Ajansı muhabiri Elif Bayburt’u 2911 Sayılı Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten yargılamaya devam etti. 10 Ekim’de görülen ve RSF’nin de izlediği ikinci duruşma sonunda mahkeme, imza yükümlülükle ilgili adli kontrolün kaldırılmasına, yurtdışı yasaklarının da celse arasında sanıklara dair fotoğrafların teslim edilmesiyle birlikte kaldırılmasına karar verdi. İlk duruşmada gazeteci Demirel, ifadesinde, “Dosyadaki fotoğrafı ben alanda haber yaparken sivil polis çekti. Benzer delillerle yargılamak gazetecileri korkutma amaçlıdır” demişti. Bayburt da, fotoğrafta basın kartının açıkça görüldüğünü ifade ederek mevcut yargılamanın eylemleri haberleştirenler için bir gözdağı verme amacı olduğunu söylemişti. Dava 15 Mayıs 2026’ya kaldı (3 Ocak).</p>
<p><strong>AYM sayesinde Aksoy’a verilen beraate itiraz: </strong>İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi savcısı, darbe girişimi sürecinde haksız şekilde tutuklanan ve “örgüte yardım” iddiasıyla 1 yıl 13 ay hapse mahkum edilen gazeteci ve köşe yazarı Murat Aksoy’u ikinci yargılama sonunda beraat ettiren mahkemenin kararını İstinafa taşıdı. Anayasa Mahkemesi kararıyla 14 Ekim 2025’te yeniden yargılanmaya başlayan gazeteci, duruşma savcısının AYM kararına rağmen cezada ısrar edince o gün beraat edememişti. Savcı, mahkemenin 9 Aralık 2025’te verdiği beraat kararına da yasal sürede itiraz etti (2 Ocak).</p>
<p><strong>Batum’un “301” davası: </strong>İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi, İMC TV’de 10 Eylül 2015’te yayınlanan “Ayşegül Doğan ile Gündem Müzakere” adlı programdaki sözleri nedeniyle gazeteci Rüstem Batum’u, “devletin kurumlarını aşağılama” suçlamasıyla yargılıyor. Batum hakkında çıkarılan yakalama emrinin infazı bekleniyor (2 Ocak).</p>
<p><strong>İmrek’in “HDK” davasında adli kontrol ısrarı: </strong>İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, HDK soruşturması kapsamında 100 gün süren ev hapsi 29 Mayıs 2025’te kaldırılan gazeteci Ender İmrek ve avukat Yıldız İmrek dahil altı kişiyi "örgüt üyeliği" iddiasıyla yargılıyor. Dosyada ileri sürülen delillerin 14 yıl öncesine dayandığını ifade eden Ender İmrek'in avukatı Engin Deniz Ergin, 10 Aralık’ta görülen duruşmada, “Bu kadar zamandır işlem yapılmamış ve bunlar saklanmış. Müvekkilimin yasal siyasi faaliyetleri, gazetecilik faaliyetleri birleştirilerek kendisine suç isnat ediliyor” diyerek suçlamalara tepki gösterdi; müvekkilinin beraatını talep etti. İmrek de , “Gazeteci, yazarlar ve siyasetçiler hedef halindedir. İktidar tüm muhalefeti sindirmek istiyor” dedi. Mahkeme, duruşmada sonunda, ev hapsinin kaldırılmasıyla uygulanmaya başlanan yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması yönünde avukatının sunduğu talebi reddetti. Dosyanın esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için savcıya aktarılmasına karar verildi. Yargılama 15 Nisan’a kaldı (2 Ocak).<strong><br></strong></p>
<h3>Kararlar</h3>
<p>Son üç ayda sekiz gazeteci (Elif Akgül, Engin Deniz İpek, Orhan Bursalı, Feyza Nur Çalıkoğlu, İnan Ketenciler, Dinçer Gökçe, Nilay Can ile Veysi Dündar) “kişisel verileri yaymak”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak”, “örgüt üyeliği”, “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” gibi gerekçelerle yargılandıkları davalardan beraat etti. Diğer yandan Sendika haber sitesi yetkilisi Ali Ergin Demirhan’a dokuz yıl önce yayımlanan Charlie Hebdo haberine duruşmasız verilen 3 ay 22 günlük hapis cezası, itiraz sonucu gerçekleştirilen duruşma sonunda beş ay hapse çıkarıldı. </p>
<p><strong>Demirhan’a “Charlie Hebdo” cezası artırıldı: </strong>Sendika haber sitesinde 2015’te yayımlanan Charlie Hebdo haberine ilişkin yayın kurulu üyesi Ali Ergin Demirhan’a İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davada, geçen yıl duruşma yapmadan verilen 3 ay 22 günlük hapis cezası, yapılan itirazdan sonra, İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla beş ay hapse çıkardı. Mahkeme, yayının “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı”na kanaat getirdi. Karar kesinleşirse benzer suçlamalarla hakkında bir başka hüküm daha bulunan Demirhan’ın cezası infaz edilecek. Demirhan’ın avukatı Tuba Güneş, davanın haberin ilk yayımlandığı 2015’te değil, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 2024’te erişim engelini kaldıran kararının ardından başlatıldığına dikkat çekti. Güneş, mahkemenin AYM, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarını dikkate almadığını, ayrıca sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin de dolduğunu savundu. Karara itiraz edeceklerini bildirdi (25 Mart).</p>
<p><strong>Gazeteci İpek’e “Saraçhane” beraati: </strong>İstanbul 64. Asliye Ceza Mahkemesi, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğunun 100. gününde Saraçhane'de yapılan mitingde birçok kişiyle birlikte gözaltına alınan Cumhuriyet gazetesi muhabiri Engin Deniz İpek'i yargılamadığı davada beraat kararı verdi. 25 Şubat’ta görülen davanın üçüncü duruşmasında duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında sanıkların “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla cezalandırılmasını talep etmişti. Dosyada “derhal beraat” vermeye yanaşmayan mahkeme, gazeteciyi aklamak için 4 Mart’ı bekledi (4 Mart).</p>
<p><strong>Çalıkoğlu’ya “dezenformasyon” beraati: </strong>İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 7 Kasım 2024’te Karar sitesinde çıkan “Avukatlardan Geri Gönderme Merkezi için çarpıcı iddialar: ‘Sessiz Oda’ ve ‘Soğuk Oda’ işkencesi” başlıklı haberi nedeniyle Karar gazetesi muhabiri Feyza Nur Çalıkoğlu’nu, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” iddiasıyla yargıladığı davada beraat kararı verdi. Gönderme merkezlerindeki kötü muamele iddialarını avukatlardan görüş toplayarak gündeme getiren gazeteci, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı’nın şikayetiyle 18 Eylül 2025’te yargılanmaya başlamıştı. 10 Şubat’ta görülen duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan duruşma savcısı, gazetecinin cezalandırılmasını talep etmişti (26 Şubat).</p>
<p><strong>Bursalı’ya “kişisel veri” cezası: </strong>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi, 2023 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde bir kişinin ikamet izin belgesini sosyal medya hesabından paylaştığı gerekçesiyle gazeteci Orhan Bursalı’yı, “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçlamasından mahkum etti. MLSA’ya göre İstinaf, gazeteciye İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği ertelemeli 1 yıl 8 aylık hapis cezasını kaldırdı (24 Şubat). </p>
<p><strong>Ketenciler’e AYM destekli beraat: </strong>İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesi, bekçi şiddetini kayda alıp kamuoyuyla paylaştıktan sonra “ses ve görüntüleri yetkisiz şekilde kayda aldığı veya yayımladığı” iddiasıyla ilk yargılamada ertelemeli cezaya mahkum ettiği gazeteci İnan Ketenciler’i Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü ihlali kararının ardından yürüttüğü yeniden yargılama sonucunda beraat ettirdi. Savunmanlığını MLSA'nın üstlendiği Ketenci için mahkeme, ilk yargılamada Türk Ceza Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca bir ay hapis cezasına hükmetmiş, bu cezayı 25 gün karşılığı 500 TL adli para cezasına çevirmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermişti (19 Şubat).</p>
<p><strong>Akgül’e “HDK” beraatinin gerekçesi:</strong> Gazeteci Elif Akgül’ü Halkların Demokratik Kongresi (HDK) faaliyetleri gerekçe gösterilerek “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla yargılayan ve beraat ettiren İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi beraat kararının gerekçesini yayımladı. Karar, toplantı ve gösterilere katılmanın veya basın açıklaması yapmanın tek başına örgüt üyeliğine kanıt oluşturamayacağını açık biçimde ortaya koydu. MLSA’ya göre mahkeme, Akgül’ün katıldığı toplantı, protesto ve basın açıklamalarını ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının doğal bir parçası olarak değerlendirdi. Gerekçede, bu hakların Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile güvence altına alındığı hatırlatıldı; barışçıl nitelikteki bu faaliyetlerin cezalandırılamayacağı vurgulandı. Mahkeme ayrıca, sanığın adının bazı toplantı listelerinde yer almasının tek başına aleyhe delil sayılamayacağını, bunun sanığın iradesiyle ve eylemiyle doğrudan bağlantısının kurulamadığını ifade etti. Ceza yargılamasında mahkûmiyetin ihtimallere değil, her türlü şüpheden uzak kesin delillere dayanması gerektiği belirtilerek, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin altı çizildi (6 Şubat).</p>
<p><strong>Akgül’e “HDK” davasında beraat: </strong>İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, HDK soruşturması kapsamında 21 Şubat’ta tutuklanan ve 2 Haziran’da adli kontrol ile İstanbul Bakırköy Kadın Cezaevi’nden tahliye edilen gazeteci Elif Akgül’ü “örgüt üyeliği” suçlamasından beraat ettirdi. Mahkeme, tahliye olduğundan beri uygulanan yurtdışı yasağını da kaldırdı. Duruşma savcısı, iddianame darbe girişimine giden süreçte görevli hakim ve savcıların imza attığı dinleme tapeleri temel alınarak hazırlansa da gazetecinin cezalandırılması yönünde esas hakkında mütalaa sunmuştu (20 Ocak).</p>
<p><strong>Üç haberciye “Yenidoğan” dosyasından “dezenformasyon” beraati: </strong>Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi, “Yenidoğan çetesi”ne yönelik soruşturmayı yürüten savcının dosyadan el çektirildiği iddiasıyla ilgili haber ve paylaşımlar nedeniyle Halk TV haber sitesi sorumlu müdürü Dinçer Gökçe, Gazete Pencere sitesi sorumlu müdürü Nilay Can ile sosyal medya paylaşımları nedeniyle gazeteci Veysi Dündar ve bir avukata ilişkin kararını açıkladı. Üç gazeteciyi “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasından aklayan mahkeme avukat İrem Çiçek’e aynı suçlamadan ertelemeli 10 ay hapis cezası verdi (8 Ocak).<strong><br></strong></p>
<h3>Cumhurbaşkanına Hakaret Davaları</h3>
<p>Türkiye’de gazetecilere yönelik “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla ilgili keyfi davalar, son üç ayda, en az 17 gazeteci ve karikatüristin (Deniz Yücel, Sedef Kabaş, Baransel Ağca, Erk Acarer, Julien Serignac, Gerard Biard, Laurent Sourisseau, “Alice”, Mehmet Tezkan, İbrahim Kahveci, Suat Toktaş, Ramazan Yurttapan, Haydar Ergül, Zafer Arapkirli, Hakkı Boltan, Doğan Pehlevan ve Rüstem Batum) yargılamaları ile sürdü. </p>
<p>Son üç aylık dönemde bu maddeden mahkumiyet kararı rastlanmazken gazeteci Zafer Arapkirli ilk yargılamada, Sedef Kabaş ise Yargıtay’ın bozma kararından sonra beraat etti. Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi de, sosyal medya paylaşımları nedeniyle Gerger Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla 1 yıl 2 ay 17 gün hapse mahkum edilen gazeteci Özgür Boğatekin’e hak verdi. </p>
<p>Sonuçta TCK’nın 299. maddesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 11 yıllık görev süresinde 250’yi aşkın gazetecinin yargılanmasına, en az 80’inin de (kimisi ertelemeli olarak) hapis veya para cezalarına mahkûm edilmesine zemin oluşturdu. Ne 2016 yılına ait Venedik Komisyonu tavsiyesi, ne de AİHM’in Ekim 2021’de Türkiye aleyhine verdiği “Vedat Şorli” mahkûmiyeti, ne yazık ki, gazetecilerin aradan geçen zaman içerisinde de, keyfi davalarla taciz edilmesine engel olamadı.</p>
<p><strong>Pehlevan’ın “Cumhurbaşkanı” davası: </strong>İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesi, Leman Dergisi'nde yayınlanan bir karikatür nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla tutuklanıp 14 Kasım 2025’te tahliye edilen karikatürist Doğan Pehlevan’ı, bir sosyal medya paylaşımında “Cumhurbaşkanına hakaret ettiği” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Davanın başından beri suçlamaları reddeden Pehlevan ifadesinde, sosyal medya hesabının kendisine ait olmadığını belirterek, “Hiçbir sosyal medya platformunda hesabım yok. Tanınan bir karikatürist olduğum için adımı kullanarak hesap açılmış olabilir. Tarzımı da yansıtmayan bu paylaşımdan haberim yok” demişti. Mahkeme, duruşma sonunda 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle yargılanan Pehlevan’a yönelik imza zorunluluğunu kaldırdı ancak yurtdışı yasağını kaldırmadı. Ayrıca, Siber Suçlar Emniyet Birimi’nden X hesabına ilişkin “eksik” gelen raporun yeniden istenmesine de hükmedildi. Yargılamaya 14 Temmuz’da (10:30) devam edilecek (24 Mart).</p>
<p><strong>Yurttapan ve Ergül’ün “Cumhurbaşkanına hakaret” davası: </strong>İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Demokratik Modernite dergisi sorumlu müdürü Ramazan Yurttapan ve dergi editörü Haydar Ergül’ü “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla ve 4 yıl 8 ay hapisle yargılamaya devam etti. İddianamede Yurttapan ve Ergül’e yöneltilen suçlamaya derginin 37. sayısında Aysun Genç mahlası kullanılarak yazılan “Yeni Osmanlıcılık Türk Devletinin En Yozlaşmış Halidir” başlıklı yazıdaki ifadeler gerekçe gösterilmişti. 5 Mart’ta görülen duruşmada, dosyadaki eksikliklerin giderilmesine karar verildi. Ayrıca, yazar Selçuk Uçar hakkındaki yakalama kararının infazı da bekleniyor. Dava 3 Aralık’a bırakıldı (5 Mart).</p>
<p><strong>Arapkirli’ye “Cumhurbaşkanı” beraati: </strong>BirGün gazetesi köşe yazarı ve gazeteci Zafer Arapkirli, Türkiye Gazetesi yazarı Cem Küçük’ün Twitter’dan ihbarı üzerine “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla yargılanmaya devam etti. Arapkirli, 23 Ekim 2024'te sosyal medya platformu X hesabından yaptığı, “Çok kötü bir senaristsin, zaten hep öyleydin” paylaşımı üzerinden, Türkiye gazetesi yazarı ve TGRT yorumcusu Cem Küçük tarafından hedef gösterilmişti. Küçük'ün, “Bu adam bu lafları Cumhurbaşkanı'nı kast ederek yazıyor… Emniyet ve savcılıklar gereğini yapmalı” paylaşımının ardından Arapkirli hakkında dava açılmıştı. İstanbul Çağlayan 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Arapkirli, Küçük’ün kendisinin paylaşımından sonuç çıkardığını savundu; “Bu bir ‘hakaret suçu’ yargılaması değil, bir ‘siyasi’ yargılamadır. Bir muhalif gazetecinin, bir bağımsız gazetecinin susturulmak sindirilmek istenmesi girişimidir. İsnat edilen suçu reddediyorum” diyerek davaya tepki göstermişti. AİHM’in TCK’nın 299. maddesinin İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesine ve Anayasa’nın 26. maddesine dair daha önce Türkiye’yi cezalandırılan kararının da vurgulandığı yargılama, savcısının cezalandırma istediği mütalaaya karşın, 3 Mart’ta gazetecinin beraatiyle sonuçlandı (3 Mart).</p>
<p><strong>Kabaş’a ikinci yargılamada “Erdoğan” beraati: </strong>Gazeteci Sedef Kabaş, 2018 yılı Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimleri öncesinde “Diplomasız Cumhurbaşkanı istemiyoruz” başlıklı bir yazı nedeniyle mahkum olduğu bir dosyadan, Yargıtay’ın bozma ilamından sonra yapılan yeniden yargılama sonucunda bu kez beraat etti. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararını duyuran gazeteci, X hesabından aklandığını “Bugün yeniden görülen davada mahkeme de ‘beraat’ dedi” sözleriyle duyurdu (24 Şubat). </p>
<p><strong>Kabaş’ın “Erdoğan” davasında bir redd-i hâkim daha: </strong>İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, sosyal medya paylaşımları yoluyla “Cumhurbaşkanına hakaret” ettiği iddiasıyla gazeteci Sedef Kabaş’ı 4 yıl 8 ay hapis istemiyle yargılamaya devam etti. Pandemi döneminde aşı politikasına yönelik eleştirileri ve “128 milyar dolar nerede?” sorusunu da içeren 2016-2021 yılları arasındaki paylaşımlardan oluşan 25 tweeti nedeniyle suçlanan Kabaş, 6 Ocak 2021 tarihinde ABD’de Trump destekçilerinin Kongre Binasını basması üzerine TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un paylaşımını yorumlayan NBC muhabirinin Erdoğan’a “diktatör” dediği ifadelerini çevirerek “Amerika’yı bırak, ülkemin düştüğü duruma bak…” yorumunu yapmıştı. Kabaş’ın 17 Şubat 2021 tarihinde paylaştığı ve İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in Erdoğan’a yönelik uyarısını aktardığı tweeti de suçlama konusu edildi. AİHM’nin 19 Ekim 2021 tarihli Şorli/Türkiye kararına atıf yapan gazetecinin avukatları her duruşmada düşme veya derhal beraat kararı verilmesini talep etse de mahkeme, 5 Şubat’taki duruşmada da bir kez daha, bu dosyayla bağlantılı olduğu ifade edilen İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki başka bir dosyanın akıbetinin sorulmasına karar verdi. Dava 5 Mayıs’a bırakıldı (5 Şubat).</p>
<p><strong>Charlie Hebdo’ya “Cumhurbaşkanı” davası: </strong>Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 28 Ekim 2020 tarihli bir karikatürde “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret edildiği” gerekçesiyle Fransa merkezli haftalık Charlie Hebdo dergisinin dört temsilcisini yargılıyor. İddianamede derginin genel direktörü Julien Serignac, yazı işleri müdürü Gerard Biard, genel yayın yönetmeni Laurent Sourisseau ve karikatürist “Alice”’in 4 yıl 8 ay hapsi isteniyor. Dosya, Adalet Bakanlığı’ndan, ifadeleri alınması için sanıkların açık kimlik, adres bilgilerinin ve savunmalarının tespiti için Ankara Başsavcılığı’nca düzenlenen yurt dışı istinabe yazısına dair dönüş bekliyor (4 Şubat).</p>
<p><strong>Yargıtay “Cumhurbaşkanı” cezasında Boğatekin’i haklı buldu: </strong>Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle 2015 yılında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılanan ve Gerger Asliye Ceza Mahkemesi’nce 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına çarptırılan gazeteci Özgür Boğatekin’e hak verdi. 8 Aralık 2025’te başvuruyu görüşen Yargıtay, yerel mahkeme ve istinaf başvurusunu reddeden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesini değil, hakkını arayan Boğatekin’i haklı gösterdi. Oybirliğiyle cezayı bozan ve dosyanın yeniden görüşülmesi için Gerger Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderen Yargıtay, paylaşımların “ağır eleştiri niteliğinde” olarak değerlendirdi; siyasetçilere yönelik eleştirilerde izin verilen sınırların, özel kişilere kıyasla daha geniş olduğunun “yerleşmiş bir ilke” olduğunu vurguladı (16 Ocak).</p>
<p><strong>Boltan’ın “Cumhurbaşkanı” davası: </strong>DİSK Basın-İş Diyarbakır Bölge Temsilcisi ve Yeni Yaşam gazetesi muhabiri Hakkı Boltan’ın, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “kamu görevlisine hakaret” suçlamalarıyla yargılandığı davaya Diyarbakır 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. MLSA’ya göre mahkeme, Boltan’ın cezalandırılması talebini içeren savcının esas hakkındaki mütalaasını dosyaya koydu. Karar verilmesi beklenen gelecek 10. duruşma için 14 Nisan’a (11:50) gün verildi (6 Ocak).</p>
<p><strong>Yücel’e 301 ve 299 davasında yakalama:</strong> İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Almanya merkezli Die Welt gazetesi için 2016’da yazdığı haberleri gerekçe yaparak gazeteci <a href="https://medyagozlemveritabani.org/deniz-yucel-cumhurbaskanina-hakaret-davasi/" target="_blank" rel="noopener">Deniz Yücel</a>’i ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ ve “Devlet kurumlarını aşağılamak” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatının katılma talebini kabul eden mahkeme, gazetecinin avukatlarının istinabeye ilişkin talebini daha önce Almanya tarafından iade edildiği gerekçesiyle reddetmişti. İddianamede, Yücel hakkında, Die Welt'te 26 Ekim 2016'da “Kürdün annesini göremeden ölmesi” söylemi ile 27 Ekim 2016'da yazdığı “Ermenilere yapılan soykırım ifadeleri" nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğu hatırlatıldı. Oysa ki Yücel, ifadesinde “ayrımcılık ve eşitsizliği eleştirdiğini, tarihi gerçeğin suç sayılamayacağını” ifade etmişti. Yücel hakkındaki “yakalama emrinin infazını bekleyen yargılama 1 Ekim 2026 tarihine ertelendi (2 Ocak).</p>
<p><strong>Batum'un “Erdoğan” davası yakalamaya kaldı:</strong> İstanbul Mahkemesi, gazeteci Rüstem Batum'u sosyal medya paylaşımları üzerinden “Cumhurbaşkanına hakaret" ettiği iddiasıyla yargılamaya dokuzuncu duruşmayla devam etti. 25 Kasım’da süren davada mahkeme, savunmanlığını MLSA'nın üstlendiği Batum hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenilmesine karar verdi. Dava, 13 Nisan 2026’ya bırakıldı (2 Ocak).</p>
<p><strong>Batum’un “Erdoğan” davası: </strong>İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi, 2017-2019 döneminde Twitter hesabından, Güneydoğu’daki hak ihlallerine tepki gösterdiği, ekonomik krizin yurttaş üzerinden etkileri ile “saldırgan” dış politikasından söz ettiği ve Katar’ın uçak verdiği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdiği için gazeteci Rüstem Batum’u 4 yıl 8 ay hapis istemiyle yargılıyor. 17 Haziran 2019’da “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla açılan dava, Batum hakkında çıkarılan yakalama kararının infazını bekliyor. Yargılamaya 7 Nisan 2026’da devam edilecek (2 Ocak).</p>
<p><strong>Ağca’nın “Cumhurbaşkanı” davası:</strong> Gazeteci Baransel Ağca’nın, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandığı davanın sekizinci duruşması bugün İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Katılanın olmadığı duruşma dosya üzerinden görülerek ileri bir tarihe ertelendi (2 Ocak).</p>
<p><strong>Üç gazeteciye “Cumhurbaşkanı” davası: </strong>İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bir programdaki sözleri nedeniyle gazeteci Mehmet Tezkan, İbrahim Kahveci ve Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla ve 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle dava açtı. Gazeteciler, Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak (2 Ocak).</p>
<p><strong>Acarer'in “Cumhurbaşkanı” davası: </strong>İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, gazeteci Erk Acarer'i BirGün gazetesinde çıkan “Herkese var, Berkin'e yok” yazısında “Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret edildiği” iddiasıyla yargılıyor. Mahkeme, Almanya'da yaşayan gazeteciyle ilgili yakalama emrinin infazını bekliyor (2 Ocak).</p>
<h3>Hakaret ve tazminat davaları </h3>
<h4>Ceza davaları </h4>
<p>Son üç ayda en az 15 gazeteci, muktedirlerin şikayetiyle açılan ceza davalarında “hakaret”, “kamu görevlisine hakaret” veya “iftira” suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Bu dosyalarda şikayetçiler arasında İstanbul C. Başsavcısı Şaban Yılmaz, Anadolu C. Başsavcısı İsmail Uçar ve İstanbul C. Başsavcıvekili Mehmet Yılmaz, eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı şimdiki Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman, MHP Mersin Milletvekili ve Nişantaşı Eğitim Vakfı kurucusu Levent Uysal ve Boğaziçi Üniversitesi’nin rektörü Naci İnci vardı. </p>
<p>Bunlardan en az ikisi (Barış Terkoğlu ve Evrim Kepenek) kaleme aldıkları haberler nedeniyle ve “iftira” veya “hakaret” iddiasıyla mahkum edildi. Terkoğlu, “İmamoğlu’yu ortadan kaldırmaya hazırlanıyorlar” yazısından 1 yıl 15 gün hapse mahkum edilirken altı yaşındaki bir çocuğa yönelik istismar iddialarını gündeme getiren Kepenek’e İzmir Selçuk Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla 3 bin TL adli para cezası verildi. </p>
<p><strong>Nefes’ten Yıldırım’a Bakan davası: </strong>İstanbul Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un şikâyetiyle “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla açılan dava kapsamında Nefes Gazetesi muhabiri Nisanur Yıldırım’ı yargılamaya devam etti. Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, arazi tahsisine dair iddiaları işleyen 15 Temmuz 2025 tarihli yayında Ersoy’a yönelik somut isnatta bulunulduğu gerekçesiyle gazetecinin cezalandırılmasını talep etti. Yargılamaya son savunmalarla 11 Haziran’da (11:30) devam edilecek (18 Şubat). </p>
<p><strong>Terkoğlu’na “Uçar” cezası:</strong> İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Ocak’ta Yargıtay üyeliğine seçilen İstanbul Anadolu C. Başsavcısı İsmail Uçar’ın şikayetiyle İmamoğlu’yu “ortadan kaldırmaya hazırlanıyorlar” yazısından Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Barış Terkoğlu’yu “iftira” iddiasıyla yargıladı; karar duruşmasında gazeteciyi ertelemeli 1 yıl 15 gün hapse mahkum etti. 19 Haziran 2025’te duruşma savcısı, gazetecinin cezalandırılmasını talep etmişti. İkinci bir dosyada gazeteci Terkoğlu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı Hadi Salihoğlu’nun şikayetçi olduğu davadan “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla yargılanıyor. Terkoğlu, Mart 2022’de “Arkadaş arkadaşın pelesengidir” başlıklı bir yazıyla Adnan Oktar dosyasında verilen ağır hapis cezalarının İstinafta bozulmasını gündeme getirmişti. Salihoğlu’nun açtığı davaya da 14 Mayıs 2026’da devam edilecek (20 Ocak).</p>
<p><strong>İstismarı yazan Kepenek’in “hakaret” cezası: </strong>İzmir Selçuk Asliye Ceza Mahkemesi, altı yaşındaki çocuğunu istismar ettiği için tutuklanan, daha sonra da adli kontrol şartıyla serbest bırakılan R.Y’nin şikayetiyle, haberi kamuoyuna duyuran bianet.org haber sitesi editörü Evrim Kepenek’i “hakaret” iddiasıyla 3 bin TL adli para cezasına mahkum etti. 9 Aralık 2021 tarihli iddianame çıkmadan önce Rize Ardeşen Şehit Halis Karoğlu Polis Merkezi Amirliğine giderek ifade veren Kepenek haberde adına açık şekilde yer vermediği bir kişinin şikayetiyle mahkum edilmiş oldu. Kepenek ve gazetecinin avukatı Deniz Yazgan Şenay, hakaret kastıyla değil gazetecilik sorumluluğuyla hareket edildiğini bildirmişlerdi. Gazeteci, Beylikdüzü’nde iki yaşındaki bir çocuğun, “cinsel istismardan öldüğü” iddiasını haberleştirdiği için de 14 Mayıs 2025’te İstanbul Büyükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından “soruşturmanın gizliliğini ihlal” iddiasıyla ertelemeli 10 ay hapse mahkum edilmişti (16 Ocak).</p>
<p><strong>İsmail Arı’nın “Uysal” davası: </strong>İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı’yı MHP Mersin Milletvekili ve Nişantaşı Eğitim Vakfı kurucusu Levent Uysal’ın şikâyeti üzerine “hakaret” ve “iftira” suçlamasıyla yargılamaya devam etti. Yargılama 22 Eylül’e kaldı (13 Ocak).</p>
<p><strong>Pehlivan’ın İnci ve Kocaman davaları:</strong> İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, kaleme aldığı yazılar nedeniyle Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan’ı, Boğaziçi Üniversitesi’nin rektörü Naci İnci ve eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı şimdiki Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman’ın müşteki olduğu dosyalarda “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Savunmasında, YÖK disiplin kurulu raporları ve Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni Tuna Tuğcu'nun iddialarını kaleme aldığını belirten Pehlivan, “Herhangi bir şekilde hakaret ya da iftira söz konusu değildir. Akademisyen Tuna Tuğcu’nun tanık olarak dinlenilmesini istiyorum” demişti. İlk dosyada mahkeme, YÖK disiplin kurulunun soruşturma dosyasına ait bilgilerin dosyaya eklenmesi için ilgili kuruma yazı yazılmasına, Pehlivan ve avukatının tanık dinletme taleplerinin ise daha sonra değerlendirilmesine karar vermişti. İkinci dosyadan da savunma yapan Pehlivan, köşe yazısında bahsettiği Kalegaz Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ilıcan Ankara'daki evinin önünde uğradığı silahlı saldırıyı Cendere adlı kitabında da yazdığını hatırlatmıştı. 6 Ocak’ta süren iki dosya da, hakim değişikliği nedeniyle çok kısa sürdü ve 17 Eylül’e ertelendi (6 Ocak). </p>
<p><strong>Terkoğlu’na “Kartalkaya” davası:</strong> Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu’nun, 10 Şubat 2025’te çıkan “Kartalkaya dosyasından gelen koku” başlıklı köşe yazısı nedeniyle yargılanmasına İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. “Basın yoluyla iftira” iddiasına dayandırılan dava, duruşma hakiminin raporlu olması nedeniyle 14 Mayıs 2026’ya (14:15) bırakıldı (2 Ocak).</p>
<p><strong>Arı’ya “hakaret” davası:</strong> BirGün gazetesinde 30 Ağustos 2025 tarihinde çıkan “Skandalın RTÜK ayağı neden araştırılmıyor?” haberi nedeniyle gazeteci İsmail Arı’ya “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, iftira” suçlamasıyla dava açıldı. RTÜK’ün Yunus Emre Vakfı’nı naylon faturalarla soyan şirketlere milyonlarca lira ödediği iddia edilen haber nedeniyle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Ebubekir Şahin’in şikâyeti üzerine gazeteciyle ilgili takipsizlik kararı verirken İstanbul Başsavcılığı Arı hakkında 27 Kasım’da iddianame düzenledi. Gazetecinin dokuz yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 9 Haziran 2026 tarihinde başlanacak (2 Ocak).</p>
<p><strong>Dokuz gazetecinin sanık olduğu “İnal” davası:</strong> İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Barış Terkoğlu’nun Barış Pehlivan ile birlikte kaleme aldığı “Metastaz 2: Cendere” kitabında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski avukatı M. Doğan İnal hakkında yer alan iddialara ilişkin dokuz gazeteciyi yargılamaya devam etti. 20 Kasım’da süren davada katılan sıfatıyla yer alan İnal’ın şikayetini geri çektiği bildirildi. Buna karşın mahkeme, savunması henüz alınmadığı gerekçesiyle Ayşenur Arslan’ın gelecek duruşmaya zorla getirilmesi için karar aldı. Dosyada ilk önce, 3 Aralık 2020’de çıkan söyleşiden Independent Türkçe sitesi yayın yönetmeni Nevzat Çiçek, site muhabiri Can Bursalı ve söyleşi veren Barış Terkoğlu ile Barış Pehlivan “hakaret” ve iftira” iddiasıyla yargılanıyordu. Ancak dava ilerledikçe, diğer benzer dosyaların birleştirilmesi sonucu gazeteciler Doğan Akın, Gökmen Karadağ, Fatih Portakal, Can Özçelik ve Ayşenur Arslan da sanık oldu. Dosyanın birleştirilmesiyle dosyanın son sanığı olarak eklenen gazeteci Portakal, 28 Kasım 2024’te verdiği ifadede gazeteci olduğunu, Terkoğlu ile yazdıkları “Metastaz 2: Cendere” kitabını ve Cumhuriyet gazetesinde çıkan yazısını konuştuklarını açıkladı; “Eleştiri ile hakaret arasındaki farkı bildiğimi düşünüyorum” demişti. Yargılama 30 Nisan 2026’ya kaldı (2 Ocak).</p>
<p><strong>Terkoğlu ve Üçok’un “Başsavcılar” davası: </strong>Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Barış Terkoğlu ile emekli askeri savcı ve İyi Parti eski Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Zeki Üçok’a, Nisan 2023’te yayımlanan “Hatırlı FETÖ’cüler nasıl kurtarılıyor” ve “Savcı bey geliyorum, bu yazıyı da ekleyin” başlıklı yazıları nedeniyle açılan davaya İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Terkoğlu ve Üçok, savcı Gökalp Kökçü’nün HSK’ya sunduğu dilekçeyi gündeme getirdikleri için, İstanbul C. Başsavcısı Şaban Yılmaz, Anadolu C. Başsavcısı İsmail Uçar ve İstanbul C. Başsavcıvekili Mehmet Yılmaz’ın şikayetiyle “zincirleme şekilde kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla yargılanıyor. Duruşmayı RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu da takip etti. Kimlik tespitinin ardından savcı, önceki duruşmalarda sunduğu mütalaasını tekrar ederek, her iki sanığın “kamu görevlisine hakaret” suçlamasından cezalandırılmasını talep etti. Terkoğlu’nun avukatı Enes Ermaner ve Üçok’un avukatı Fuat Selvi de, Gökalp Kökçü’nün tanık olarak dinlenilmesini ve Kökçü hakkındaki iddianamenin dosyaya eklenmesini talep etti. Mahkeme de, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak şu aşamada dinlenmesi talebini reddettiği emekli savcı Gökalp Kökçü hakkındaki iddianamenin istenilmesine karar verdi. Dava 28 Nisan’a (saat 14:30) kaldı (2 Ocak).</p>
<p><strong>Arı ve Gökdemir’in “MHP’li” davası: </strong>İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, “Kuzey Kıbrıs’ta MHP'li vekilin talimatıyla ‘veriler silindi’ iddiası” başlıklı haber nedeniyle BirGün gazetesi internet haber sitesinin sorumlu yazı işleri müdürü Yaşar Gökdemir ile haberi sosyal medya hesabında paylaşan muhabir İsmail Arı’yı “iftira” (TCK 267/1) suçlamasıyla yargılıyor. 4 Kasım’da devam edilen dava, iddianameye konu KKTC'de devam ettiği belirtilen ve haber içeriğine kaynak teşkil ettiği iddia edilen adli soruşturma hakkında istinabe yoluyla istenen bilgi ve belgelerin dosyaya girişini bekliyor. Expression Interrupted’a göre yargılama 28 Nisan 2026’ya bırakıldı (2 Ocak).<strong><br></strong></p>
<h4>Hukuk davaları</h4>
<p>Yılın ilk üç ayında en az beş gazeteci ve üç medya kuruluşu, yayımlanan haber, araştırma ve köşe yazarları temelinde Selçuk Bayraktar, Serhat Albayrak, Bilal Erdoğan, Berat Albayrak, Halkbank ve İris İnşaat’ın başvurusu olduğu dosyalarda Asliye Hukuk veya Ticaret Mahkemelerinde toplam 4 milyon 650 bin TL tazminatla yargılanıyordu.</p>
<p><strong>Evrensel’e T3 Vakfı’ndan 250 bin TL’lik dava:</strong> İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi, Evrensel gazetesine ait sitede, Sözcü gazetesinin haberinden alınarak 1 Nisan 2025’te yayımlanan “AKP döneminde İBB yandaş dernek ve vakıflara 847 milyon aktardı” başlıklı haberi Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’nın (T3 Vakfı) açtığı 250 bin TL’lik manevi tazminat davası kapsamında yargılıyor. Selçuk Bayraktar’ın heyetinde olduğu vakfın açtığı dava 30 Nisan’da görülecek (12 Mart).</p>
<p><strong>İnşaat firması Evrensel’den 500 bin TL istiyor: </strong>İstanbul Küçükçekmece 8. Asliye Hukuk Mahkemesi, Evrensel.net haber sitesinde, 1 Temmuz 2025 tarihinde yayınlanan “Dev inşaat firması İris İnşaat’ın işçilere aylardır ücretini ödemediği iddia edildi” başlıklı haberi 500 bin TL’lik manevi tazminat davası kapsamında yargılıyor. İris İnşaat tarafından erişimi engellenmesi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle açılan davaya 11 Mart’ta görüldü. Yargılama 6 Mayıs’ta sürecek (11 Mart).</p>
<p><strong>Karabay’a İnal davası:</strong> Gazeteci Furkan Karabay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski avukatı Mustafa Doğan İnal’ın İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı 250 bin TL'lik manevi tazminat davası kapsamında 3 Mart’ta yine hakim karşısına çıktı. MLSA’ya göre, taraf avukatları, İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesini talep etti. Talebi kabul eden mahkeme, yargılamayı 15 Eylül’e (saat 09.45) bıraktı (3 Mart).</p>
<p><strong>Hazal Ocak’ın “Damat” davası: </strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak'ın Cumhuriyet gazetesinde çıkan “Damat işi biliyor” başlıklı haberi gerekçe göstererek gazeteci Hazal Ocak aleyhine açtığı 200 bin TL’lik tazminat davasına devam edildi. İstanbul 33. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2 Şubat’ta görülen duruşmada, aynı habere açılan ve beraatle sonuçlanan İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki dosyanın kesinleşme şerhinin gönderilmesinin beklenmesine karar verildi. Yargılama 22 Nisan’a (9:45) kaldı (3 Şubat).</p>
<p><strong>Bursalı’ya 2 milyon TL’lik dava: </strong>Eski SEDDK Başkanı M.A. Eroğlu, rüşvet iddialarıyla kendisini gündeme getiren gazeteci Can Bursalı hakkında 2 milyon TL tutarında manevi tazminat davası açtı. Görevden “affını” istediği ifade edilen anca soruşturma geçirmediğini savunan Eroğlu gazeteciden yüklü tazminat talep ediyor (2 Ocak).</p>
<p><strong>Sözeri’ye “Albayrak” davası görülemedi: </strong>Turkuvaz Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Albayrak’ın Evrensel gazetesi köşe yazarı ve akademisyen Ceren Sözeri’ye açtığı 200 bin TL’lik tazminat davasının görülmesine devam edildi. Sözeri hakkında, Turkuvaz Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Albayrak tarafından, “ticari itibarının zedelendiği” iddiasıyla tazminat talebiyle dava açılmıştı. İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki bir dosyanın kesinleşme hükmünü bekleyen Sözeri’nin davası 13 Mayıs’a (10:15) bırakıldı (2 Ocak).</p>
<p><strong>Bilal Erdoğan Karabay’dan 250 bin TL istiyor:</strong> İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın, görev yaptığı adliyede, para karşılığında erişim engelleme ve tahliye kararları verildiğini iddia etmesiyle ilgili X yayınında, “adliyenin müdavimleri”nden söz eden gazeteci Furkan Karabay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın "kişilik haklarını ihlal”den açtığı 250 bin TL tazminat kapsamında İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yargılanıyor. MLSA’ya göre 11 Aralık’ta süren yargılama, Karabay’ın “hakaret” ve “iftira” suçlamalarıyla İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı ceza davasının sonucunu bekliyor. Davaya 7 Mayıs 2026’da devam edilecek (2 Ocak).</p>
<p><strong>Soykan ve BirGün’ün “Halkbank” davası:</strong> İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 5 Haziran 2024 tarihli ‘‘Halkbank'tan mafyaya 550 milyon kredi’’ ve ‘‘Halkbank'tan mafyaya kredi’’ başlıklı haberler nedeniyle araştırmacı gazeteci Timur Soykan ve BirGün gazetesini, 1 milyon TL’lik tazminat davası kapsamında yargılamaya devam etti. Soykan, haberde Ayhan Bora Kaplan soruşturması için hazırlanan MASAK Raporunda Kaplan’ın paravan şirketler aracılığıyla sadece Halkbank'tan 550 milyon TL’den fazla kredi aldığını yazmıştı. Dava dilekçesinde ise bankanın ticari itibarının zedelendiği öne sürülüyordu. Mahkeme, itiraz üzerine duruşma sonunda MASAK raporu ve dosyanın ikinci kez bilirkişiye gönderilmesine karar verdi (2 Ocak).</p>
<h4>Yasaklamalar, kapatmalar, toplatmalar</h4>
<p>Avrupa Birliği ülkeleri, son dönemde Avrupa Medya Özgürlüğü Yasası (EMFA) ile kamusal yayıncılığın ve Dijital Yasa ile medyanın dijital hakların korunması için birçok pozitif düzenleme ve regülasyonla yol alırken Türkiye’de yetkililer, Ocak - Mart 2026 döneminde de kamuoyunu bilgilendirmeyi amaçlayan 242 haber ve gazetecilik içeriğini çevrimiçi alanda görünmez kılmak veya silmekle meşguldü. Bu dönemde en yaygın sansür, BirGün gazetesinden Timur Soykan’ın “Yeğen için devleti oyuncak ettiler” haberi ve ilgili gazetecilik paylaşımlarına yönelik oldu. </p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin 10 Ekim 2024’ten itibaren iptal ettiği “kişilik hakları”na dayalı online sansür, usulsüzlük ve yolsuzluk gibi konuların kamuoyuna yansımasını engelleyecek tarzda, Sulh Ceza Hakimliklerinin keyfi kararlarıyla ve “millî güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle yaygın şekilde sürdürüldü. </p>
<p>Kürt Sorunu kapsamında yürütülen müzakerelerin güçlük yaşadığı bu dönemde, gazeteci Mahmut Bozarslan, Yeni Yaşam Gazetesi ve VOA Kürtçe’ye ait X hesaplarına “milli güvenlik ve kamu düzeni” adına erişim engeli getirildi. </p>
<p>Ayrıca, İBB Davası’nda gazetecilere yönelik basın kartı ayrımcılığı, Nureddin Yıldız’a yönelik protestoların yargılandığı davada medya temsilcilerine yönelik duruşma engeli ve “savcılığın sözlü talimatı” üzerinden İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne girişlerde başvurulan yasaklar, prosedür ve yetkilerin basın özgürlüğünün kısıtlanmasına dönük araçsallaştırılmasına dair örnekler arasındaydı.</p>
<p><strong>Dündar’a X sansürü AYM’de: </strong>Cumhuriyet gazetesi eski yayın yönetmeni ve sürgündeki gazeteci- yazar Can Dündar, 5 milyonu aşkın takipçisinin olduğu X hesabının Türkiye’den “milli güvenlik ve kamu düzeni” adına erişilmez kılınmasıyla ilgili 9 Aralık 2024’te başvurduğu Anayasa Mahkemesi’nden karar bekliyor. Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin, 21 Ekim 2024’te Dündar’ın hesabının erişime engellenmesine dönük aldığı karar, Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin 6 Kasım 2024’te kesinleşmişti (30 Mart). </p>
<p><strong>Cebeci’nin “TOKİ” haberlerine yasak:</strong> İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), Gazete Pencere sitesi muhabiri Büşra Cebeci'nin, TOKİ iştiraki Emlak Yönetim Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.'de kamu kaynaklarının usulsüz ve kişisel harcamalar için kullanıldığı iddiaları hakkındaki haberlerine, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirildiğini duyurdu (27 Mart). </p>
<p><strong>Bozarslan’ın X hesabına sansür: </strong>Gazeteci Mahmut Bozarslan'ın (@mahmutbozarslan) X hesabı, 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi kapsamında, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişime engellendi. Gazeteci, çalışmalarını 2009 yılında beri etkin olan ve 52 bini aşkın abonesi olan X hesabından tanıtıyordu (26 Mart). </p>
<p><strong>İki habere “yolsuzluk” sansürü:</strong> Rize Sulh Ceza Hakimliği, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde Eczacılık Fakültesi’nin hiç öğrenci almadan kapatılması ve binası ile öğrencisi bulunmayan fakülteye “fakülte sekreteri” olarak atanan Cihan Karabel’in yaklaşık 3 yıl boyunca maaş aldığı iddiasına ilişkin haberlere, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesine dayanarak erişim engeli getirdi. Kararın 23 Mart’ta alındığını duyuran İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) Olay53 ve Haber 61 haber sitelerini de etkileyen bu kararı mahkemeye taşıyacağını duyurdu (23 Mart).</p>
<p><strong>Yeni Yaşam’a erişim yasağı:</strong> Yeni Yaşam Gazetesi’nin X hesabı “milli güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle Türkiye’den erişime engellendi. Gazete, “@yeniyasamnews2” hesabına erişime BTK’nin talebi doğrultusunda engel getirildiğini duyurdu. Hesaba yönelik üçüncü engelleme de 5 Eylül 2025’te duyurulmuştu (18 Mart).</p>
<p><strong>VOA Kürtçe’ye erişim engeli: </strong>ABD merkezli Voice of America Kürtçe servisinin X hesabı, 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi kapsamında, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle erişime engellendi. İFÖD’e göre hesap X tarafından Türkiye'den görünmez kılındı (16 Mart). </p>
<p><strong>İBB mahkemesinden “Turkuaz kart” ve “köşe” inadı: </strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik mali soruşturma kapsamında açılan davanın Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi Duruşma Salonu’nda görülen beşinci duruşmasına, turkuaz kartı olmayan gazeteciler sokulmadı. Turkuaz kartı olmayan gazeteciler duruşma salonunun dışında bulunan basın odasından duruşmayı izleyecekti. Ayrıca, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) kartının da geçersiz olduğu söylendi. Basın ve jandarma arasında kısa süreli tartışma çıktı. CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, basın kartı olmayan gazetecilerin salona alınmamasına tepki gösterdi. Gazeteci Hilmi Hacaloğlu da “40 ACM Başkanı dediğini yaptı. Gazeteciler mahkeme salonunun en kör noktasında. Geçen perşembe günü oturduğumuz avukat alanı ve tam karşısındaki kısım bomboş ama biz duruşmayı en göremeyecek kesime atılmış durumdayız. Turkuaz kartı olmayan gazeteciler de salona alınmıyor” dedi (16 Mart).</p>
<p><strong>“Ziraat” haberine “özel hayat” yasağı: </strong>İskenderun 2. Sulh Ceza Hakimliği, “Ziraat Bankası'nda ikinci Demirören vakası!” başlıklı haberi, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği gerekçesiyle erişime kapattı. İFÖD’e göre, engellenen Yeniçağ Gazetesi yazarı Fatih Ergin'e ait haberde iş insanı Fuat Tosyalı'nın da adı geçiyordu (27 Şubat). </p>
<p><strong>200 haber ve gazetecilik içeriğine “torpil” sansürü: </strong>Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliği, BirGün gazetesinde Timur Soykan imzasıyla 30 Aralık 2025’te yayımlanan “Yeğen için devleti oyuncak ettiler” başlıklı haberi erişime kapattı. “Aile Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu'nun yeğeni KPSS'siz devlet memuru yapıldı. Torpilli yeğen cinsel saldırı suçundan tutuklandı” denilen haber, “milli güvenlik ve kamu düzeni” açısından sakıncalı bulundu. 13 Şubat’ta alınan hakimlik kararında, aralarında BirGün haberi ve Soykan’ın paylaşımı dışında, Evrensel, Sözcü, Now TV, Yeniçağ Gazetesi, Yurtsever, 12 Punto, Balıkesir Gerçek, Aktif Haber, Uygur Haber Ajansı, Zeybek Haber’in de olduğu siteler dahil 200’ü aşkın gazetecilik ürününe erişim engellendi (13 Şubat). </p>
<p><strong>BabaOcağı sitesine karartma kaldırılmadı:</strong> İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, BabaOcağı sitesine yönelik erişim engeline yönelik İFÖD, gazeteci Bahadır Özgür ve Google’ün da aralarında olduğu başvurucuların yaptığı itirazları toplu olarak değerlendirip reddetti. CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, engeli “Dijital karartma” olarak niteleyerek eleştirdi (13 Şubat).</p>
<p><strong>Üç habere “Epstein” yasağı: </strong>İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği, İhlas Holding CEO’su Ahmet Mücahid Ören’in yazışmalarının Epstein belgelerinde çıkması hakkında HalkTV, BirGün ve ABC sitelerinde çıkan haberlere, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirdi (9 Şubat). </p>
<p><strong>Bebeğe şiddete dair haberler için sansür reddedildi: </strong>Kahramanmaraş’ta beş günlük bebeğe şiddet uyguladığına ilişkin görüntülerin ortaya çıkmasının ardından tutuklanan bir hemşire, kişilik haklarının ihlal edildiğini öne sürerek Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden görüntü ve haberlere erişim engeli getirilmesini talep etti. Ancak talebi hakimlik tarafından, “Talep edenin adli sürece konu olan fiilleri, kamusal alanda cereyan etmiş olup, bu bilgilerin paylaşılması kişilik haklarına saldırı değil, basın özgürlüğünün bir gereğidir” gerekçesiyle reddedildi (28 Ocak).</p>
<p><strong>Van’da Takva’yı bırakmayan online sansür AYM’de:</strong> Van’da görev yapan gazeteci Ruşen Takva, Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanması, üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölü bulunması, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencilerinin “güvenlik” endişesiyle yaptıkları eylemler ile Rojava’daki gelişmelerin yansımalarını haberleştirdiği için başı online sansürden kurtulamıyor. Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atandığı süreçte 15 Şubat 2025 sabahı gözaltına alınan gazeteci, hakkında 14 Ekim 2025’te “kin ve düşmanlığa tahrik” gerekçesinden takipsizlik kararı verilmesine rağmen, yaklaşık 67 bin takipçisi olan hesabına getirilen erişim engelini kaldıramadı. Gazetecinin avukatları, hukuka aykırı olarak değerlendirdikleri engeli Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde düzenlenen eylemlere ilişkin rektörün yaşamını tehdit ettiği iddiasıyla getirilen erişim engeli de AYM’ye taşındı. Van Başsavcılığı, gazetecinin X hesabından yer verdiği “Van Büyükşehir Belediyesi'ne yapılan polis baskınının ilk anı" başlıklı video nedeniyle de “yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” gerekçesiyle yürütülen soruşturmada da 15 Eylül 2025’te takipsizlik kararı vermişti (27 Ocak).</p>
<p><strong>Gürlek’in Ekol TV ziyaretine dair 29 habere yasak:</strong> İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’ten Ekol TV’ye ziyaret” başlıklı haberi erişime engelletti. Engele Ekol TV’de çıkan haberin ‘‘kişilik haklarını zedelemesi’’ gerekçe gösterildi. Etkilenen haberler arasında Cumhuriyet, Kısa Dalga, Gazete Pencere, 12 Punto ve Evrensel sitelerinde yayımlananlar da var. 29 içerik ve habere yasak getirilmesini sağlayan başsavcı, “suçtan kaynaklanan mal varlıklarını aklama” gerekçesiyle işlem gören kanala 1 Kasım 2024’te yaptığı ziyaretin görünmez kılınmasını sağlamış oldu (24 Ocak). </p>
<p><strong>Üç “Zülfikar” haberine erişim engeli ve silme:</strong> İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar hakkındaki bazı haberlere erişim engeli getirildi. İFÖD’e göre Zülfikar hakkındaki Gerçek Gündem, Kamudan Haber ve tv100’de yayınlanan bazı haberler milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle erişime engellendi. İstanbul 1’inci Sulh Ceza Hakimliği’nin 19 Ocak 2026 tarihli ve 2026/559 sayılı kararıyla haberlerin silinmesine hükmedildi (19 Ocak).</p>
<p><strong>Duruşma salonunda gözlemcilere yer yok: </strong>T24 sitesi muhabiri Can Öztürk’ün Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nureddin Yıldız'ın Boğaziçi Üniversitesi İslam Araştırmaları Kulübü'ne davet edilmesine yönelik protestoları izlediği için İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı “direnme” davasına dair duruşmaya yalnızca adliye muhabirleri alınırken, Turkuaz basın kartı taşıyan gazeteciler, ABD Konsolosluğu temsilcisi ve ifade özgürlüğü örgütlerinin gözlemcileri güvenlik görevlilerine verilen “sözlü talimat” ile dışarıda bırakıldı. Buna karşılık 21. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yapılan duruşmada izleyici sıralarına yalnızca müşteki konumundaki polislerin yakınlarının oturmasına izin verildi (12 Ocak).</p>
<p><strong>İki gazetecilik içeriğine “Ekol TV” yasağı: </strong>İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in, Ekol TV’ye yönelik soruşturmaya ilişkin açıklamasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in kanala yaptığı ziyareti gündeme getirmesinin ardından, konuya ilişkin Cumhuriyet sitesinde çıkan haber ile gazeteci İsmail Arı’nın yaptığı sosyal medya paylaşımları için erişim engeli kararı aldı. İFÖD’e göre yasak, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesine dayandırıldı. X platformu, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in paylaşımını Türkiye’den görünmez kılmazken, gazeteci İsmail Arı’nın paylaşımı Türkiye’den görünmez kılındı (11 Ocak).</p>
<p><strong>Üç “AOÇ” haberine erişim yasağı: </strong>Bazı CHP vekil ve yetkililerinin, Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisinin bir bölümünün eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya ait vakfa verildiğine ilişkin açıklamalarıyla ilgili Nefes, Cumhuriyet ve Kısa Dalga sitelerinde çıkan haberler erişime engellendi. İFÖD’e göre İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliğinin verdiği karar “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesine dayandırıldı (10 Ocak). </p>
<p><strong>Soykan ve Özgür’ün içeriklerine sansür kalktı: </strong>İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği, 3 Ocak 2026 tarihli ve 2025/13570 sayılı ek kararıyla, 30 Aralık 2025’te erişime engellenen ve silinmelerine karar verilen iş insanı Şaban Kayıkçı’ya dair 710 haber ve sosyal medya paylaşımına yönelik yaptırımları (erişim engeli ve silme) kaldırdı. Yeniden erişime kazandırılan içerikler arasında gazeteci Timur Soykan’ın BirGün sitesinde çıkan yazısı yanı sıra Bahadır Özgür’ün X hesabından yer verilen paylaşım da bulunuyor (3 Ocak). </p>
<p><strong>Adliye girişine gazeteci ve STK yasağı: </strong>İsveçli gazeteci Joakim Medin’in İstanbul 13. Ağır Cea Mahkemesi’nde yargılandığı davayı izlemek için İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne giriş yapmak isteyen RSF Türkiye temsilcisi ve Bianet medya özgürlüğü raportörü Erol Önderoğlu, MLSA’dan Semra Pelek, Expression İnterrupted’den Cansu Pişkin gibi çok sayıda gazeteci ve gözlemciye izin verilmedi. Adliye karşısında girişleri kontrol eden güvenlik görevlileri, gerekçe olarak “savcılığın sözlü talimatı”nı gösterdi (8 Ocak).</p>
<h3>Habercilik</h3>
<p>Gazeteci ve medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, haftalık yazısında, medya temsilcilerinin Ekrem İmamoğlu’nun da sanığı olduğu İBB Davası’nın görüldüğü Silivri’deki duruşma salonunda en kör noktasına itilmesini eleştirdi; ABD ve İsrail’in İran’a saldırı düzenlediği süreçte “manipülatif habercilik” konusunda uyardı. Cem Küçük, İsrail’in Türkiye’ye saldırması yönünde bir veri ve işaret yokken yaptığı “Keşke saldırsa İsrail, ben isterim” şeklindeki yorumu tepkilere neden oldu.</p>
<p>Tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri’de yargılandığı davada, duruşmayı ilzeyen gazetecilere teşekkür ederken TRT’yi ağır şekilde eleştirdi: “İyi ki varsınız, siz olmasanız sesimiz çıkmazdı. Kelime yazamayan basın var, 1 yıldır bize hakaret eden ama 3 gündür şurada bir kelime edemeyen basın utansın…Milletin parasıyla ahlaksızlık yapmaya devam eden TRT’yi kınıyorum. Milletin parasıyla bu kararı veren kişilere haram zıkkım olsun”.</p>
<p><strong>Omdusman’dan “manipülatif habercilik” uyarısı: </strong>Gazeteci ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, Riyad’da yapılan “Arap ve İslam Ülkeleri Dışişleri Bakanları toplantısı sonrasında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 12 ülkenin ortak bildirisine ilişkin iktidara yakın medyada çıkan haberler için, “iletişim fakültelerinde “manipülatif habercilik” örnekleri olarak okutulmalı” dedi. Bildirici, “Bildiri ve Türkiye’nin tavrı böylesine açıkça ortadayken, iktidar yanlısı medya “Ortak Bildiri” haberlerinde manipülasyon yapmaktan geri durmadı. Bildirinin içeriğiyle ilgili haberi iç sayfaya atan Hürriyet, ilk sayfadan “İsrail’in kazanmasına asla müsaade edilmemeli” başlığıyla yayımladığı haberinde Fidan’ın “Savaşın birinci müsebbibi İsrail’dir” sözlerine yer verdi. Fidan’ın Doha’da dile getirdiği bu görüşün, saatler önce Riyad’da imzaladığı bildiriyle çelişmesine değinilmiyordu tabii ki…” diye yazdı (25 Mart).</p>
<p><strong>Ombudsmandan “İBB” mahkemesine eleştiri:</strong> Gazeteci ve medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, haftalık yazısında, medya temsilcilerinin Ekrem İmamoğlu’nun da sanığı olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası’nın görüldüğü Silivri’deki duruşma salonunda en kör noktasına itilmesini eleştirdi. Bildirici, “Arkalara geçmek, gazetecilerin “izleyici” kategorisine indirgenmeyi kabul etmeleri demek. Oysa gazeteci, herhangi bir izleyen değildir, kamu adına izleyip aktaran kişidir. Gazetecilerin engellenmesi, toplumun bilgi alma hakkına ve “yargılamanın aleniliği ilkesi”ne zarar verir. İBB davası mahkeme heyeti, 12 Eylül hukukundan bile daha geri giden tavrında ısrar etmez umarım…” dedi (16 Mart).</p>
<p><strong>İktidar İBB Davası’nın TRT’de yayımlanmasına yanaşmadı: </strong>Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davanın TRT’den canlı yayınlanmasına ilişkin CHP'nin TBMM Genel Kurulu’nda genel görüşme gerçekleştirilmesine dair öneri, iktidar ortakları AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi. Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplanan Genel Kurul’da, CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, önergeye ilişkin yaptığı konuşmada, AKP ile MHP'nin şeffaflık konusunda samimiyetsiz olduğunu belirterek “Sözde herkes şeffaflıktan yana ama iş oylamaya gelince kalkan eller hayır diyor” dedi (12 Mart). </p>
<p><strong>İmamoğlu’dan medyaya teşekkür, TRT’ye kınama: </strong>Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 402 sanığın Silivri’de İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın üçüncü duruşmasında, konuşan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, medya teşekkür ettiği konuşmasında, “İyi ki varsınız, siz olmasanız sesimiz çıkmazdı. Kelime yazamayan basın var, 1 yıldır bize hakaret eden ama 3 gündür şurada bir kelime edemeyen basın utansın…Milletin parasıyla ahlaksızlık yapmaya devam eden TRT’yi kınıyorum. Milletin parasıyla bu kararı veren kişilere haram zıkkım olsun” dedi (11 Mart). </p>
<p><strong>DEM’den Gültekin’e tepki: </strong>DEM Parti, Tuncer Bakırhan'ın bir değerlendirmesi için “hödüklük ve ergenliktir” dediği gerekçesiyle gazeteci Levent Gültekin'e tepki gösterdi. Açıklamada Gültekin'in “seviyesizlik” gösterdiği açıklanarak, “Gültekin gazetecilik etiği ve ilkelerini hiçe saymakta, bir meczup ve trol gibi hareket etmektedir” denildi. DEM’i alınganlık gösterdiğini, sözlerinin doğrudan Bakırhan’a yönelik olmadığını iddia ederek Gültekin, tepki çeken kesitleri geri çektiğini duyurdu (11 Mart). </p>
<p>“Avukata verilmeyen ifade listesi Yeni Şafak'a kim verdi?” CHP’nin cumhurbaşkanı adayı tutuklu siyasetçi Ekrem İmamoğlu’nun, 402 kişiyle birlikte yargılandığı “İBB davası”nın ilk duruşmasında söz alan sanık Melih Geçek'in avukatı, “Avukatlara verilmeyen ifade listesi Yeni Şafak'a kim tarafından verildi” deyince gerginlik yaşandı. Milletvekili sıralarından “Cevap ver” diye seslenildi, mahkeme başkanı ise salonun boşaltılmasına karar verdi ve duruşmadan ayrıldı (9 Mart).</p>
<p><strong>AA “Repkon” haberlerini sildi: </strong>Anadolu Ajansı (AA), ABD’nin İsrail’e acilen 12 bin bomba satmasının gündeme geldiği süreçte, satış için ana yüklenici Türk şirketi olduğu açıklanan Repkon USA ile ilgili daha önce servis edilen “Savunmada kıtaları aşan ihracat başarısı ödül getirdi” ve “ABD çareyi Türk savunma sanayisinde buldu” başlıklı haberleri ajans sitesinden kaldırdı. Repkon ise, bu satış için karar verici unsurun kendileri olmadığını ifade etti (9 Mart).</p>
<p><strong>Yandaş medyadan tuhaflıklar: </strong>CNN Türk'ün Kahramanmaraş’taki deprem görüntülerini İran haberlerinde kullanmasından sonra bir büyük gaf da Türkiye Gazetesi’nden geldi. Gazete, iktidara yakın bir müteahhidin 125 milyon dolara yaptığı ve yağışlardan dolayı su basan Antalya-Konya karayoluna ilişkin haberinde “Göller doldu taştı” başlığını kullandı. CNN Türk’ten yapılan açıklamada, “CNN TÜRK yayınında İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan savaşa dair yoğun haber trafiği ve haber kanalı rejisinin karmaşası içinde sehven yanlış bir görüntü ekrana gelmiştir. Hatalı olduğu farkedilir farkedilmez de o görüntü ekrandan kaldırılmıştır. Hemen ardından görüntüyü ekrana yansıtan meslektaşlarımızla ilgili kurum içinde soruşturma başlatılmıştır” denmişti (5 Mart).</p>
<p><strong>Küçük’ten “savaş çığırtkanlığı”:</strong> Cem Küçük’ün ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırıdan sonra TV’de dile getirdiği ve savaş çığırtkanlığı olarak yorumlanan sözler sosyal medyada tepkilere neden oldu. Küçük, “Keşke saldırsa İsrail, ben isterim. Madem üçüncü dünya savaşının eşiğindeyiz ki öyle; şu an 12 ülke savaşın içinde. İngiltere üslerini açtı, Fransa Charles de Gaulle’ü gönderiyor, Almanya İsrail’le olan şeye katılacağız dedi. Dolayısıyla Avrupa, İsrail, Amerika… Bunların başı Amerika, İsrail denilen çıban başı. Dolayısıyla keşke bize saldırsa da gününü görse. İsrail açısından söylüyorum” dedi (2 Mart). </p>
<p><strong>Sözcü TV’de “İran” açıklaması: </strong>İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ve ülkedeki can kayıpları sürerken, Sözcü TV’nin canlı yayın için “çok güzel bir güne başladık” diyen İranlı konuk Aida Makvandi’nin sözlerine yer vermesi tepkilere neden oldu. Telefon bağlantısıyla yayına katılan Makvandi, saldırılara ilişkin değerlendirmesinde, “Çok güzel bir güne başladık. Mutluyuz. Biz bu günü uzun zamandır bekliyorduk. Bugün bayram demesem de çok güzel bir gün” ifadelerini kullandı. Tepkiler üzerine açıklama yapan Sözcü TV yönetimi, halkın haber alma ve ifade özgürlüğü kapsamında farklı görüşlerden konuklara ve uzmanlara yer verildiğini ifade etti; “Canlı yayınlarda konukların dile getirdiği görüş ve değerlendirmeler kendilerine aittir; Sözcü Televizyonu’nun kurumsal görüşünü yansıtmaz” dedi (1 Mart). </p>
<p><strong>Müjdat Gezen’den Sabah’a tepki: </strong>Sanatçı Müjdat Gezen, sahneye çıkmak için CHP'li Sarıyer Belediyesi'nin kendisinden 2.5 milyon TL istediği yönünde iktidara yakın Sabah gazetesinde ileri sürülen iddiaya tepki gösterdi. Halk TV'ye konuşan Gezen, “Bu asparagas da değil, hayasızlık” ifadelerini kullandı. Sanatçı tepkisini, “…Özgür Özel’e telefon edip sitem etmişim 'benden rüşvet istediler' diye. Ne rüşveti? Ben rüşvetin bir kısmını ödemişim bir de. Nerede, hangi parayla ödemişim? Ne sebepten ödemişim ve kime ödemişim? Bunun belgeleri olması lazım değil mi? Yani nereden tutmaya kalksanız tutulacak bir yeri yok” sözleriyle dile getirdi (27 Şubat).</p>
<p><strong>İktidar medyasına da muhalif medyasına da eleştiri: </strong>Gazeteci ve medya ombbudsmanı Faruk Bildirici, CHP Genel Başkanı Özel’in CHP’den istifa eden Keçirören Belediye Başkanı Özarslan’a yönelik sözlerinin iktidar medyasında olduğu gibi muhalif medyada da yanlış aktarıldığını yazdı. Haftalık değerlendirme yazısında Bildirici, “Zaten birçok olayda olduğu gibi, iktidar medyası Keçirören Belediye Başkanı Özarslan’ın istifasında da doğrularla yanlışları birbirine karıştırdı. Sanki Özarslan, CHP Genel Başkanı Özel’in WhatsApp mesajları nedeniyle istifa etmiş gibi sundular…. Muhalif medyada da Özel’in hakaretleri açıklıkla aktarılmadı; hakaretlere itiraz da edilmedi. Kimisi Özarslan’ın suç duyurusu haberine sıkıştırdı, kimisi de yorumla haberi karıştırarak geçiştirdi hakaretleri. Halbuki gazeteci kimseye hakaret etmemeli, hakareti de desteklememeli” diye yazdı (16 Şubat).</p>
<p><strong>Altuntoprak’tan Uğur’a tepki: </strong>Gazeteci Muratcan Altuntoprak, TGRT Haber’deki programda Sözcü TV’den ayrılışına ilişkin “hayal ürünü iddialar ortaya attığı” gerekçesiyle Fuat Uğur’a tepki gösterdi. “Bu gazetecilik değil” diyen Altuntoprak, “Neymiş “Sözcü TV’de kriz çıkmııııış” Öyle mi Sayın Uğur? Kime sordunuz da öğrendiniz? Ben sizin adınıza utandım. Genç bir gazeteciyi yalnızca reyting uğruna ‘siyaset malzemesi’ haline getirmenizi kınıyorum” sözleriyle yayına tepki gösterdi (14 Şubat). </p>
<p><strong>Ombudsman'dan “Bilal Erdoğan” resmi:</strong> Gazeteci ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, Bilal Erdoğan’ın iktidar medyasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu gibi değil “kültürel ve sosyal etkinliklere katılan, bu alanlardaki gelişmelere değer veren bir siyasi figür” olarak aktarıldığına işaret etti. Bildirici, “İktidar yanlısı medyadaki Bilal Erdoğan haberleri hiçbir zaman “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu” diye başlamıyor; ticari faaliyetlerinden de bahsedilmiyor. Onun yerine Bilal Erdoğan’ın katıldığı etkinlikler ve konuşmaları haberleştiriliyor, duruma göre de farklı sıfatlar kullanılıyor: “İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı, TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu üyesi, Dünya Etnospor Birliği Başkanı, Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV) Mütevelli Heyeti Başkanı.” diye yazdı (9 Şubat). </p>
<p><strong>TGC’den Medyada Etik İzleme Bülteni: </strong>TGC Meslek İlkelerini İzleme Komisyonu, Medyada Etik İzleme Bülteni hazırladı. Komisyon, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin benimsediği temel ilkelerden hareketle bazı haber örnekleri üzerinden hem etik açıdan ders çıkarılabilecek uygulamaları, hem de mesleki sınırların ihlal edildiği noktaları incelemeyi hedefledi. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ni 2025’te güncelleyen, Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu, Faruk Bildirici, Belma Akçura, Tuğrul Eryılmaz ve Ümit Aslanbay’dan oluşan Komisyonun Koordinatörlüğünü TGC Başkan Vekili Doğan Şentürk ve Genel Sekreter Sibel Güneş yapıyor. Komisyon, Bültende yer alan incelemelerin dikkat çektiği noktaları şöyle özetledi: “Gazetecilik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluk gerektiren bir kamu görevidir. Etik habercilik, bilgiye erişimi sağlamakla kalmaz; toplumun güvenini, demokratik tartışma kültürünü ve kamusal aklın niteliğini korur. Çünkü biliyoruz ki; haber dili ve başlık seçimi, toplumsal algının ve güvenin oluşmasında önemli rol oynuyor. Doğrulanmamış iddialar, tek taraflı anlatım, nefret ve önyargı içeren dil; yalnızca bireylerin değil, toplumun genel olarak bilgiye erişme ve sağlıklı değerlendirme yapma yetisini de zedeler” (5 Şubat).</p>
<p><strong>Öztürk’ten medya için “Derin kriz” uyarısı: </strong>Eski Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdürü gazeteci Kemal Öztürk, sosyal medya hesabından, gazeteciliğin kritik geleceği konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ortağı Devlet Bahçeli’yi etiketleyecek uyardı. Ulusal ve yerel medya sektörü çok ciddi bir kriz dönemine girdiğini, Haber kanalları, ana akım medya TV’lerin, gazeteler, haber siteleri, radyoların finansal kriz yüzünden kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu duyuran Öztürk, “Medyadaki reklam pastasının dağıtımı ULUSAL GÜVENLİĞİ tehlikeye sokacak düzeye geldi. Türkiye’deki reklamların %75’i yabancıların sahip olduğu sosyal medyaya gidiyor. Geri kalan %25 oranı ülkedeki tüm medya bölüşüyor. Tüm haber kanalları, gazeteler zarar ediyordu, şimdi ana akım medya da zarar ediyor. Ülkenin haber ve iletişim akışını sağlayan ulusal sistem çökmek üzere. Tüm haber ve iletişim, sosyal medya üzerinden yapılıyor artık. Manipülasyona açık ortam büyük tehlike yaratıyor. Ayrıca kara para aklamak isteyenlere fırsat veriyor. İş imkanı daralan gazeteciler sosyal medyaya mahkum oluyor. Ulusal medyanın finansal ve editoryal bağımsızlığı için ACİL düzenleme yapılması gerekiyor” dedi; “Bu durum siyasi değil egemenlik meselesidir” diyerek de uyardı (4 Şubat). </p>
<p><strong>Bildirici’den “Aysever-İmamoğlu kavgası”:</strong> Gazeteci ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, haftalık yazısında, Silivri’de hapiste olan gazeteci Enver Aysever’in, Sabah gazetesi köşe yazarı Mahmut Övür’ün “Silivri’de Aysever-İmamoğlu kavgası” başlıklı haberini doğruladığını yazdı. Bildirici, “Keşke açıklama için bu kadar beklemeseydi. İmamoğlu’ndan ise hâlâ ses yok. Övür de aslında haberi yayımlamadan önce kaynağından doğrulamalıydı” diye yazdı. (29 Ocak). </p>
<p><strong>“Epstein” benzetmesi TRT yöneticisinden: </strong>Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisinde çekilen fotoğrafı üzerinden gazetecileri ve İmamoğlu’nu hedef alan, kamuoyunda büyük tepki çeken “Epstein” benzetmesini yapan kişinin TRT Dış Yayınlar Daire Başkan Yardımcısı Serdar Aydın olduğu ortaya çıktı. Tepkiler üzerine Aydın paylaşımını sildi (29 Ocak).</p>
<p><strong>İHD’den medyadaki nefret diline tepki: </strong>İnsan Hakları Derneği (İHD) genel merkezi medyadaki çatışmacı ve nefret söylemi içeren yayınlarla ilgili bir açıklama yaptı. Evrensel gazetecilik ilkelerinin, gazetecilerin gerçeğe saygı duymasını temel görev olarak belirlediğine değinilen İHD açıklamasında, “Ülkemizde medyanın büyük çoğunluğunda yayımlanan haber ve yorumlarda, basın meslek örgütleri tarafından belirlenmiş olan etik ilkelerin defalarca ve sürekli olarak ihlal edildiği gözlenmektedir. Maalesef bu yayınlar, sadece basın meslek ilkelerini ihlalini ihlal etmekle kalmayıp, insan hakkı ihlallerine de yol açmaktadır” denildi (28 Ocak).</p>
<p><strong>Özel’den TRT ve AA’ya tepki: </strong>​CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri'de Aile Dayanışma Ağı ile birlikte yaptığı basın açıklamasında, TRT ve Anadolu Ajansı'nın mikrofonlarını eline alarak kamu yayıncılığı yapılmadığını söyledi. Özel, “Kocasının mühür çıkan kasasına dolar montajlayan TRT, 'Ne diyorsun?' diye sor bakalım. Onun vergisiyle, bizim vergilerimizle yayın yapıyorsun sen. Allah sizi nasıl biliyorsa öyle yapsın. Bu kadar zulmün bir bedeli olacak elbet. Bu dünyada olmasa öbür dünyada olacak. İki elimiz yakamızda. Kimse helallik istemesin. Hiç kimseye hakkımızı helal etmeyeceğiz. Yazıklar olsun bu düzeni kurana, sürdürene” dedi (28 Ocak). </p>
<p><strong>BİK Başkanı “basın özgürlüğü”nden dem vurdu: </strong>“Bu finansal kolaylığın temel amacı basın özgürlüğünün güçlendirilmesi, yerel ve ulusal medyamızın sürdürülebilirliği ve gazeteciliğin nitelikli icrasıdır. Bunun finansla yakından alakalı olduğu açıktır. Bu kredi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonu doğrultusunda Türkiye’de hem demokrasinin güçlenmesi ve basının önemli bir aktör olarak etkin rol üstlenmesi amacıyla sunuluyor. Basın yalnızca haber aktaran mecra değil. Basın kamuoyunun sesi, toplumun vicdanı, demokrasinin en temel dayanaklarından bir tanesi. Bu nedenle şunu açıkça ifade etmek isterim ki, güçlü bir basın olmadan güçlü bir demokrasiden söz edemeyiz. Güçlü bir demokrasinin olmadığı yerde ise kalıcı ve sağlıklı ekonomik sürdürülebilir bir yapının mümkün olmadığını hepimiz bilmekteyiz.” (İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Basın İlan Kurumu (BİK) ve Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) işbirliğiyle 2 binin üzerindeki gazete, dergi ve haber sitesi için 7,5 milyar TL’lik kredi programı hazırlandığını duyurdu; törende, basın sektöründe finansa erişimi kolaylaştıracağını söyledi; 27 Ocak). </p>
<p><strong>Gazetecilik açısından reddedilmeliydi: </strong>Gazeteci ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nde düzenlediği basın toplantısına medyanın üst düzey yöneticilerini çağırmasıyla ilgili eleştirisini paylaştı. Bildirici, tepkisini “Basın toplantılarına üst düzey yönetici çağıran bütün bakanlar gibi Göktaş’ın da böyle bir temsil düzeyi sağlayarak toplantısını daha önemli gösterme çabası içine girmesi kendisi açısından haklı olabilir. Ancak gazetecilik açısından reddedilmesi gereken bir yöntem bu” sözleriyle gösterdi (14 Ocak). </p>
<p><strong>İktidar medyasında “Sızıntı” hevesi: </strong>İktidar cephesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma içeriklerinin Cem Küçük gibi gazeteciler üzerinden sızdırılması tartışması başladı. Bebek Otel’de Fenerbahçe Kulübü eski başkanı Ali Koç’un güvenlik kamera görüntüsünü Yeni Şafak gazetesi muhabiri yayınladı. Polis bölgesinde gerçekleşen ancak emniyette sızıntı olduğu gerekçesiyle jandarmaya yaptırılan operasyonda yine de masumiyet karinesi ve özellikle iktidara yakın medyanın bazı kişileri şüpheli olarak gündeme getirmesini sağlayan sızıntılar devam ediyor. Cem Küçük'ün, Bebek Otel'de bulunduğu tespit edilen isimlere ilişkin “Kan, saç, idrar ve tırnak örneği alınmalı” şeklindeki ifadesine AK Parti MKYK üyesi Mücahit Birinci, “Arkadaşım, sen kafayı mı yedin? Burası muz cumhuriyeti mi? Sana bu selahiyeti kim veriyor?” sözleriyle tepki gösterdi (12 Ocak). </p>
<p><strong>Kadınların müştekiliğinde Dilipak’a beraat: </strong>Yeni Akit gazetesi eski yazarı Abdurrahman Dilipak, 27 Temmuz 2020 tarihli “AKP’nin Papatyaları” başlıklı yazısı nedeniyle açılan davadan altı yıl sonra beraat etti. Dilipak’ın yazısında AKP’li kadınları hedef alan ve İstanbul Sözleşmesi'nin savunan kadınlara fahişelik imasında bulunan ifadeler kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP Kadın Kolları Genel Başkanlığı, AKP’li bazı kadın milletvekilleri ile 81 ilin kadın kolları başkanları ve KADEM’in de müşteki olduğu davada, Küçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ceza verdiği kararı görüşen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi, 3 Kasım 2025 tarihinde, yazıda suç teşkil eden hakaret unsuru bulunmadığı ve “matufiyet” şartının oluşmadığı gerekçesiyle cezayı bozdu, 30 Aralık 2025 tarihli “kesinleşme şerhi” ile beraat kararını kesinleştirdi (7 Ocak).</p>
<p><strong>Ombudsman’dan “dava izleme” vurgusu:</strong> Gazeteci ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, soruşturmalar kadar sanıkların asıl savunma fırsatı bulduğu dava süreçlerinin de gazeteci olarak izlenmesinin önemini vurguladı, kamuoyunca Yenidoğan” davası olarak bilinen ve 27 Aralık 2025’te süren dosyanın sadece 1-2 haberci (Gülseven Özkan ve AA muhabiri) üzerinden gündeme gelmesini de eleştirdi, “Ancak soruşturmalar, yargılama sürecine eriştiğinde medya, ilgisini kaybediyor. Öyle ki, soruşturma evresinde günlerce yayımlanan operasyonların davaları bile izlenmiyor…” dedi. Bildirici, “15 Temmuz darbe girişimi davalarının bile Müyesser Yıldız dışında peşine düşen yok. Sanık eski Yarbay Savaş Kabaklı’nın, “o dönemde Genelkurmay 2. Başkanı olan Orgeneral Hulusi Akar’ın adını Roboski (Uludere) olayına dair evraklardan çıkardığı” itirafını da Yıldız’ın duruşmaları izlemesi sayesinde öğrendi kamuoyu. Gazeteciler yargılamaları da dikkatle izlemezse suçlama ile savunma arasında denge kurulamaz; yayımlananların akıbeti hakkında kamuya doğru ve eksiksiz bilgili verilemez. Önce suçlu ilan edilen kişilerin aklandığını duyurmamak da o kişinin toplum belleğinde suçlu olarak kalmasına yol açar ki, bu da hem ilkesizlik hem de vicdansızlıktır” diye yazdı (6 Ocak).</p>
<h3>Anayasa Mahkemesi kararları</h3>
<p>Anayasa Mahkemesi, özellikle tutuklanan veya sansüre uğrayan gazeteci dosyalarında “güvenlik” ile “basın ve ifade özgürlüğü” haklarının hiçe sayıldığı dosyalarda bireysel başvuru kapsamında olması itibariyle geç de olsa, başvuru almayı ve güvence olmayı sürdürüyor. </p>
<p>Siyasi yargı operasyonları kapsamında bu dönemde tutuklanan gazeteci Alican Uludağ veya ev hapsi kararıyla özgürlüğünden edilen Furkan Karabay, Sulh Ceza Hakimliklerinin ve yerel mahkemelerin gazetecilik haklarını hiçe sayan tutukluluğu ve ev hapsi olarak adli kontrolü AYM’ye taşıdı. </p>
<p>Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atandığından beri 67 bin takipçili X sosyal medya hesabı erişime kapatılan gazeteci Ruşen Takva’nın tek çaresi, hakkını avukatı aracılığıyla AYM’ye başvurarak aramak oldu. Sürgündeki gazeteci- yazar Can Dündar da, 5 milyonu aşkın takipçisinin olduğu X hesabının Türkiye’den “milli güvenlik ve kamu düzeni” adına erişilmez kılınmasıyla ilgili 9 Aralık 2024’te başvurduğu Anayasa Mahkemesi’nden karar bekliyor. </p>
<p>Son üç ayda AYM, iki başvuru kapsamında, Kuzeyteve.com sitesi imtiyaz sahibi ve gazeteci Gençağa Karafazlı’ya 34 bin TL, KRT’ye de 2 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. </p>
<p><strong>Dündar’a X sansürü AYM’de: </strong>Cumhuriyet gazetesi eski yayın yönetmeni ve sürgündeki gazeteci- yazar Can Dündar, 5 milyonu aşkın takipçisinin olduğu X hesabının Türkiye’den “milli güvenlik ve kamu düzeni” adına erişilmez kılınmasıyla ilgili 9 Aralık 2024’te başvurduğu Anayasa Mahkemesi’nden karar bekliyor. Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin, 21 Ekim 2024’te Dündar’ın hesabının erişime engellenmesine dönük aldığı karar, Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin 6 Kasım 2024’te kesinleşmişti (30 Mart). </p>
<p><strong>Alican Uludağ için AYM için hazırlık: </strong>20 Şubat’ta Ankara’daki evinden gözaltına alınarak İstanbul’a getirilip tutuklanan gazeteci Alican Uludağ için avukatları, tutukluluğuna ilişkin itirazlardan sonuç alamayınca Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını açıkladı. Tutuklama için gerekli hiçbir yasal şart karşılanmadığı halde gazetecinin tutuklanmasının “kişi özgürlüğü ve güvenliği” ve ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiği savunulacak. Başvuruda, tutuklama sürecinin birden fazla temel hakkı “zincirleme” şekilde ihlal ettiği savunularak tahliye talep edilecek; soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetkisine de itiraz edilecek (30 Mart).</p>
<p><strong>Karabay’a “ev hapsi” AYM yolunda: </strong>Gazeteci Furkan Karabay’ın avukatı Enes Hikmet Ermaner, 3 Ocak 2026’da “yanlış bilgiyi alenen yaymak” ve “terörle mücadelede görev alanları hedef göstermek” şüphesiyle gözaltına alınan ve Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce ev hapsiyle bırakılan müvekkiliyle ilgili adli kontrolün kaldırılmaması üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağını duyurdu. İstanbul 73. Asliye Ceza Mahkemesi, Ermaner’in 4 Şubat 2026’da yaptığı itiraza değindiği 12 Şubat günkü kararında, “adli kontrol karar ve gerekçesinde isabetsizlik olmadığı” tespiti dışında bir hukuki argümana yer vermedi (16 Şubat). </p>
<p><strong>AYM’de KRT kazandı, AA kaybetti: </strong>Anayasa Mahkemesi, KRT Televizyonu’nun yaptığı bireysel başvuruda, Anadolu Ajansı’nın (AA) 2019’daki yerel seçim sonuçlarını abonelere aktarırken yapılan veri kesintisini, hak ihlali saydı. Seçim yayınını kesen ajansın AA’nın kusurlu olduğu tespitinde bulunan AYM, ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine hükmetti ve kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderdi. ​​Başvurularının reddedilmesi üzerine 13 Aralık 2021’de AYM’ye başvuran başvurucu KRT’ye net 2.500 TL manevi tazminat ödenecek. Yüksek Mahkeme, “Ayrıca veri akışındaki yaklaşık 13 saatlik kesintinin oy sayımının en kritik aşamalarında yaşandığı, bu durumun başvurucunun yayıncılık faaliyetini etkileyebilecek nitelikte olduğu da açıktır” şeklinde tespit yaptı. Karar gerekçesinde, bilirkişi raporunda da, AA'nın seçim gecesi veri akışını sözleşmede öngörülen şekilde sağlayamamasının siber saldırı altında olması sebebine dayandığı hususundaki iddiasının teknik olarak doğrulanamadığının belirtildiğine de yer verildi (4 Şubat).</p>
<p><strong>Van’da Takva’yı bırakmayan online sansür AYM’de:</strong> Van’da görev yapan gazeteci Ruşen Takva, Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanması, üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölü bulunması, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencilerinin “güvenlik” endişesiyle yaptıkları eylemler ile Rojava’daki gelişmelerin yansımalarını haberleştirdiği için başı online sansürden kurtulamıyor. Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atandığı süreçte 15 Şubat 2025 sabahı gözaltına alınan gazeteci, hakkında 14 Ekim 2025’te “kin ve düşmanlığa tahrik” gerekçesinden takipsizlik kararı verilmesine rağmen, yaklaşık 67 bin takipçisi olan hesabına getirilen erişim engelini kaldıramadı. Gazetecinin avukatları, hukuka aykırı olarak değerlendirdikleri engeli Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde düzenlenen eylemlere ilişkin rektörün yaşamını tehdit ettiği iddiasıyla getirilen erişim engeli de AYM’ye taşındı. Van Başsavcılığı, gazetecinin X hesabından yer verdiği “Van Büyükşehir Belediyesi'ne yapılan polis baskınının ilk anı” başlıklı video nedeniyle de “yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” gereköesiyle yürütülen soruşturmada da 15 Eylül 2025’te takipsizlik kararı vermişti (27 Ocak).</p>
<p><strong>AYM Karafazlı’ya hak verdi:</strong> Anayasa Mahkemesi (AYM), 2020 yılında iki kişiyle ilgili yazdığı üç yazı nedeniyle 26 Ekim 2021’de manevi tazminata mahkum edilen kuzeyteve.com sitesi imtiyaz sahibi, gazeteci Gençağa Karafazlı’nın, Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine hükmetti. AYM, gazetecinin ispat yükü bakımından “savcı gibi hareket etmesinin beklenemeyeceğini”, araştırma yükümlülüğünün de mutlak doğrulamadan ziyade yayın anındaki beliriş biçimine uygunluk ve makul güvenilirlik çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. AYM, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetti; Karafazlı’ya da 34 bin TL manevi tazminat ve yargılama giderinin ödenmesine karar verdi (19 Ocak). </p>
<h3>AİHM kararları</h3>
<p>Son üç aylık dönemde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) basın ve ifade özgürlüğü alanında gazetecilere ilişkin herhangi bir kararı tespit edilemedi. <strong><br></strong></p>
<h3>RTÜK’ten haberler</h3>
<p>RTÜK, Ekim 2025’ten beri Mehmet Daniş'in başkanlığı ve sözcülüğünde, özellikle halefi Ebubekir Şahin’in provokatif çıkışları dikkate alınırsa, kamuoyunda daha ağırbaşlı bir kurum olarak yansıyor. </p>
<p>Kurum, bu dönemde, Fatih Altaylı, Flu TV, Cumhuriyet TV ve BirGün TV’den sonra, 72 saat içerisinde lisans başvurusu yapması için TELE2 Haber’i uyardı.</p>
<p><strong>RTÜK’ten “İran” hassasiyeti: </strong>RTÜK, ABD ve İsrail’in İran’a saldırdığı 28 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Türkiye medyasını uyardı: “Ülkemizi ve uluslararası kamuoyunu yakından ilgilendiren bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin yayın içeriklerinin, kamu düzeni, toplumsal huzur ve kamu yararı üzerindeki etkileri Kurulumuzca hassasiyetle izlenmektedir” denildi. Kurul açıklamasında, 6112 sayılı Kanunda yer alan yayın ilkelerini hatırlatarak, şiddetin özendirilmemesi, toplumda korku ve panik yaratacak ifadelerden kaçınılması istendi. Yayınlarda “azami hassasiyet” istenen bildiride, “Haber ve yorum içeriklerinde tarafsızlık, nesnellik ve ölçülülük ilkelerine riayet edilmesi; Yayınlarda nefret söylemi, ayrımcı dil ve kutuplaştırıcı ifadeler kullanılmaması; Savaş ve çatışma içeriklerinin kamu yararı ve toplumsal sorumluluk ilkeleri çerçevesinde ele alınması yükümlülükleri, yayıncı kuruluşlar açısından bağlayıcıdır” denildi (28 Şubat).</p>
<p><strong>RTÜK TELE2 Haber’den lisans istedi: </strong>RTÜK, TELE2 Haber’in YouTube üzerinden yayınını sürdürebilmesi için 72 saat içerisinde lisans başvuru yapmasını talep etti, başvuru yapılmaması halinde YouTube’dan erişim engeli isteyecek. Kurul daha önce de Fatih Altaylı, Flu TV, Cumhuriyet TV ve BirGün TV’nin lisans başvurusu yapması için süre vermişti (6 Şubat). </p>
<p><strong>RTÜK’ten 2025’te eleştirel kanallara 52 ceza: </strong>RTÜK üyesi İlhan Taşcı, 1 Ocak ile 31 Aralık 2025 tarihleri arasında RTÜK’ün iktidarı eleştiren yayıncılara 52 ceza verdiğini, bu cezaların parasal karşılığının 92.7 milyon TL’ye ulaştığını açıkladı. Taşcı, “RTÜK, yeni yılda basın ve ifade özgürlüğünün önündeki engel olmaktan vazgeçip; farklı düşünce ve görüşlerin ekranlarda çok sesli yayımlanmasına olanak sağlamalıdır” dedi. Taşcı’nın paylaştığı 2025 RTÜK’ün Z raporuna göre; ‘iktidarın icraatlarını sorgulayan ve eleştiren’ kanallara toplam 52 ceza verildi. Bu cezalar kapsamında 29 program durdurma, 50 idari para cezası ve toplam 25 gün yayın durdurma kararı alınırken söz konusu yaptırımların parasal karşılığı ise 92 milyon 790 bin 898 TL oldu (1 Ocak).</p>
<p>RTÜK Cezaları</p>
<p>Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ocak, Şubat, Mart döneminde haber ve program yayınlarından dolayı TV kuruluşlarına toplam üç kez idari para cezası ve bir kez uyarı cezası verdi. Kurul, TV kuruluşlarına toplam 1.472.177,00 TL idari para cezası ve bir kez uyarı cezası verdi. RTÜK, rapor döneminde radyo kuruluşlarına ceza vermedi. </p>
<p>RTÜK, TV kanallarına “insan onuru” ilkesini ihlalden iki kez; Türkçenin kullanıma dair ilkenin ihlalinden bir kez olmak üzere toplam üç kez idari para cezası ve “tarafsızlık” ilkesinin ihlalinden bir kez uyarı cezası verdi. </p>
<p>(Reklam, diziler ve ticari yayınların değerlendirme dışı bırakıldığı “RTÜK cezaları” bölümü, RTÜK’ün 27 Kasım 2025 - 16 Mart 2026 tarihleri arasında gerçekleştirdiği 16 toplantının kayıtları incelenerek hazırlandı).</p>
<p><strong>İnsan onuru ve özel hayatın gizliliği: </strong>RTÜK, yayınların 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “insan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez” ilkesinin ihlali nedeniyle SZC TV’ye – (Türkiye'nin Sözü ve İçinizden Biri) 672.523,00 TL ve 365.725,00 TL olmak üzere toplam 1.038.248,00 TL idari para cezası verdi. </p>
<p><strong>Tarafsızlık:</strong> RTÜK, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan, "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz" ilkesine aykırılıktan Malatya Vuslat TV’ye (Gündem Özel) bir kez uyarı cezası verdi.</p>
<p><strong>Türkçenin kullanımı: </strong>RTÜK, 6112 sayılı Kanun’un “Türkçenin, özellikleri ve kuralları bozulmadan doğru, güzel ve anlaşılır şekilde kullanılmasını sağlamak zorundadır; dilin düzeysiz, kaba ve argo kullanımına yer verilemez” ilkesine aykırılıktan Halk TV’ye (Para Siyaset) 433.929,00 TL idari para cezası verdi. </p>
<p>(EÖ/HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gazetecilik hakları okur desteğiyle gelişir!]]></title><link>https://bianet.org/haber/gazetecilik-haklari-okur-destegiyle-gelisir-319256</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/01/gazetecilik-haklari-okur-destegiyle-gelisir-1.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gazetecilik-haklari-okur-destegiyle-gelisir-319256</guid><description><![CDATA[BİA Medya Gözlem Raporu, 2026’nın ilk üç ayında Türkiye’de gazetecilerin tutuklama, gözaltı, saldırı, sansür, tazminat davaları, RTÜK cezaları ve işten çıkarmalarla kuşatıldığını gösteriyor. Gazetecilik, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne tek seslilik baskısı altında giriyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/bia-medya-gozlem-2026-1-ceyrek.png" alt=""></p>
<p>Türkiye’de medya kuruluşları ve gazetecilik haklarını savunan kuruluşları, sonu gelmez gazeteci tutuklamaları ve medya özgürlüğünde gelinen kritik eşik itibariyla kamuoyunu, haber alma haklarına sahip çıkmaya çağırdı.</p>
<p>Gazetecilik, bir <strong>Dünya Basın Özgürlüğü Günü</strong>’ne daha Türkiye’de tek seslilik tehlikesi altında giriyor. Özellikle Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın Merdan Yanardağ’dan sonra tutuklanması, yargıda siyasallaşmanın gazetecilik haklarına verdiği tahribatı son üç ayda daha keskin şekilde ortaya koydu.</p>
<p>Ocak - Şubat - Mart 2026 dönemini kapsayan <strong>BİA Medya Gözlem Raporu</strong>, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” (dezenformasyon) ile ilgili TCK’nın 217/A maddesinin, Alican Uludağ ve İsmail Arı yanı sıra, magazin habercisi Bilal Özcan ve Antalya Kemer’den gazeteci Murat Kemaneci’nin tutuklandığı ve Furkan Karabay’ın iki aylık süreyle ev hapsinde tutulduğu süreçte gazetecileri yargısal taciz altında tutmanın temel araçlarından biri olarak işlev gördüğünü gösteriyor. Nitekim, gazeteciler Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç ve Ruşen Çakır’ın İBB davası kapsamında yurtdışına çıkış yasağı altında tutulduğu soruşturmada atıf yapılan düzenleme de 217/A’dan başkası değildi.</p>
<p>Geçen yıl 29 medya temsilcisi tutuklanırken, üçü ev hapsinde tutulmuş, 58’i de gözaltı yaşamıştı. 2026 başında, özellikle de Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın hapsedilmesi, iktidarın yeni bir seçim sürecine yaklaşılırken eleştirel medyanın etkisini kıracak daha sert ve stratejik hamlelere bir kez daha tenezzül edebileceğini gösteriyor.</p>
<p>27 Ekim 2025’te tutuklanan gazeteci ve TELE1 genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ ise, 11 Mayıs’ta İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Siyasal casusluk” iddiasıyla yargılanmaya başlayacak. Son üç ayda, gazeteciler Enver Aysever ve Nevşehir’den Can Taşkın tahliye edildi.</p>
<h3>13 gazeteci ve bir karikatüriste gözaltı</h3>
<p>Son üç ayda, en az 13 gazeteci ve bir karikatürist “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “Askeri Yasak Bölge Kanunu'na muhalefet”, “örgüt propagandası”, “suç işlemeye tahrik” ve “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” gibi gerekçelerle gözaltına alındı. Türkiye’de gözaltı işlemi, gazetecileri itibarsızlaştırma ve cezalandırma amaçlarına hizmet etmeye devam ediyor.</p>
<p>Örneğin; Fransız gazeteci Raphaël Boukandoura, DEM Parti’nin yaptığı çağrıyla İstanbul Sarıgazi’de düzenlenen eylemleri izlerken 19 Ocak akşamı gözaltına alındı, iki gün sonra Geri Gönderme Merkezi’nden serbest bırakıldı. Karikatürist Öznur Kalender de, çizdiği bir karikatüre yönelik  “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması nedeniyle Ankara Tren Garı'nda gözaltı yaşadı.</p>
<h3>Dört yerel haberciye saldırı; tehditler yaygın</h3>
<p>2026 yılının ilk üç ayında en az dört gazeteci Aydın, Ankara ve Şanlıurfa Suruç’ta yerel siyasetçi ve emniyet görevlilerinin saldırısına uğrarken bir diğeri de Kocaeli’de saldırı girişimine uğradı. Bu gazetecilerden Durmuş Tuna, Aydın Söke’de yerel bir siyasetçinin silahlı saldırısında bacağından yaralanırken en az altı medya temsilcisi de çevrimiçi ve çevrimdışı alanda tehditlerle yüz yüze geldi.</p>
<p>Murat Ağırel ve Özlem Gürses’in yanı sıra, sürgündeki gazeteci Erk Acarer, Kocaeli Şehir gazetesi sorumlu müdürü Zehra Korucuoğlu, Bitlis’ten gazeteci Mücahit Tarlan, İzmir’den Evrensel gazetesi muhabiri Bahar Emreoğlu bu dönemde tehdit alan gazeteciler oldu. Özlem Gürses, Sözcü TV’de İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına dair haberi sunduğu yayın nedeniyle sosyal medyada sistemli bir linç kampanyasına maruz kaldığını açıklayarak suç duyurusunda bulundu.</p>
<h3>Cezasızlıkla mücadeleyi devlet değil mağdur veriyor</h3>
<p>Yargı ve yetkili kurumların aklına, araştırmacı gazeteci ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu’nun aracına bombayı yerleştirip ölümüne neden olan bombacı ve ailesinin bulunduğu yerin araştırılması 32 yıl sonra geldi. Türkiye Ermenisi gazeteci Hrant Dink 2007 yılında öldürülmesiyle ilgili Trabzon’daki Pelitli Grubu ve “FETÖ adına cinayete yol veren güvenlik görevlileri” cezalandırılırken Dink’i eylem, program ve bildiriler yoluyla hedef göstererek cinayete zemin hazırlayanlara dokunulmadı.</p>
<p>Çevre haberciliği ve belgeselleriyle bilinen gazeteci Hakan Tosun’un 10 Ekim 2025 gecesi İstanbul Esenyurt’ta maruz kaldığı ölümcül saldırıyla ilgili iki sanık, 6 Mayıs’ta Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “kasten insan öldürme” suçundan yargılanacak. Soruşturma, Tosun’un gazetecilik faaliyetlerinden hedef alınıp alınmadığını henüz ortaya koymadı.</p>
<p>Bu dönemde iki olumlu gelişme yaşandı: Bursa’dan gazeteci Yaman Kaya’ya karşı 2023'te düzenlenen silahlı saldırıdan ertesi yıl “delil yetersizliği” gerekçesiyle beraat eden iki sanık, Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 Haziran’da yeniden yargılanacak. Diğer yandan gazeteci Sibel Yükler, gözaltında çıplak aramaya maruz bırakıldığı için açtığı davada idareyi 22 bin TL tazminat ödemeye mahkum etti. Evrensel gazetesinin İzmir Temsilciliğine 13 Ağustos 2025 gecesi 10 el ateş ettiği gerekçesiyle tutuklu yargılanan İsa Can Biler’in, saldırının tüm yönleri soruşturulmadan üç ay sonra tahliye edilmesi gazete yetkilileri ve avukatlarının tepkisine neden oldu. Bir dinleyicinin “Ermeni soykırımı”na atıf yaptığı br yayın nedeniyle lisansına el konulan Açık Radyo yetkilileri de, girişimlerinden sonuç alamayınca Danıştay’a başvurdu.</p>
<h3>Üç ayda 10 beraat, üç gazeteciye ceza</h3>
<p>Son üç ayda, onlarca gazeteci, karikatürist ve medya temsilcisi, Türk Ceza Kanunu (TCK), Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu uyarınca hapis istemiyle yargılandı.</p>
<p>Son üç ayda sekiz gazeteci (Elif Akgül, Engin Deniz İpek, Orhan Bursalı, Feyza Nur Çalıkoğlu, İnan Ketenciler, Dinçer Gökçe, Nilay Can ile Veysi Dündar) “kişisel verileri yaymak”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak”, “örgüt üyeliği”, “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” gibi gerekçelerle yargılandıkları davalardan beraat etti. Diğer yandan Sendika haber sitesi yetkilisi Ali Ergin Demirhan’a dokuz yıl önce yayımlanan Charlie Hebdo haberine duruşmasız verilen 3 ay 22 günlük hapis cezası, itiraz sonucu gerçekleştirilen duruşma sonunda beş ay hapse çıkarıldı.</p>
<p>İki gazeteci (Barış Terkoğlu ve Evrim Kepenek) kaleme aldıkları haberler nedeniyle ve “iftira” veya “hakaret” iddiasıyla mahkum edildi. Terkoğlu, “İmamoğlu’yu ortadan kaldırmaya hazırlanıyorlar” yazısından 1 yıl 15 gün hapse mahkum edilirken altı yaşındaki bir çocuğa yönelik istismar iddialarını gündeme getiren Kepenek’e İzmir Selçuk Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla 3 bin TL adli para cezası verildi.</p>
<h3>17 gazeteci ve çizere “Erdoğan” davası, 11 yılda 80 mahkumiyet</h3>
<p>Türkiye’de gazetecilere yönelik “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla ilgili keyfi davalar, son üç ayda, en az 17 gazeteci ve karikatüristin (Deniz Yücel, Sedef Kabaş, Baransel Ağca, Erk Acarer, Julien Serignac, Gerard Biard, Laurent Sourisseau, “Alice”,  Mehmet Tezkan, İbrahim Kahveci, Suat Toktaş, Ramazan Yurttapan, Haydar Ergül, Zafer Arapkirli, Hakkı Boltan, Doğan Pehlevan  ve Rüstem Batum) yargılamaları ile sürdü.</p>
<p>Son üç aylık dönemde bu maddeden mahkumiyet kararı rastlanmazken gazeteci Zafer Arapkirli ilk yargılamada, Sedef Kabaş ise Yargıtay’ın bozma kararından sonra beraat etti. Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi de, sosyal medya paylaşımları nedeniyle Gerger Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla 1 yıl 2 ay 17 gün hapse mahkum edilen gazeteci Özgür Boğatekin’e hak verdi.</p>
<p>Sonuçta TCK’nın 299. maddesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 11 yıllık görev süresinde 250’yi aşkın gazetecinin yargılanmasına, en az 80’inin de (kimisi ertelemeli olarak) hapis veya para cezalarına mahkûm edilmesine zemin oluşturdu. Ne 2016 yılına ait Venedik Komisyonu tavsiyesi, ne de AİHM’in Ekim 2021’de Türkiye aleyhine verdiği “Vedat Şorli” mahkûmiyeti, ne yazık ki, gazetecilerin aradan geçen zaman içerisinde de, keyfi davalarla taciz edilmesine engel olamadı.</p>
<h3>Beş gazeteci ve üç medyaya 4 milyon 650 bin TL’lik dava</h3>
<p>Yılın ilk üç ayında en az beş gazeteci ve üç medya kuruluşu, yayımlanan haber, araştırma ve köşe yazarları temelinde Selçuk Bayraktar, Serhat Albayrak, Bilal Erdoğan, Berat Albayrak, Halkbank ve İris İnşaat’ın başvurusu olduğu dosyalarda Asliye Hukuk veya Ticaret Mahkemelerinde toplam 4 milyon 650 bin TL tazminatla yargılanıyordu.</p>
<h3>242 haber ve gazetecilik içeriğine sansür</h3>
<p>Avrupa Birliği ülkeleri, son dönemde Avrupa Medya Özgürlüğü Yasası (EMFA) ile kamusal yayıncılığın ve Dijital Yasa ile medyanın dijital haklarının korunması için birçok pozitif düzenleme ve regülasyonla yol alırken Türkiye’de yetkililer, Ocak - Mart 2026 döneminde de kamuoyunu bilgilendirmeyi amaçlayan 242 haber ve gazetecilik içeriğini çevrimiçi alanda görünmez kılmak veya silmekle meşguldü. Bu dönemde en yaygın sansür, BirGün gazetesinden Timur Soykan’ın “Yeğen için devleti oyuncak ettiler” haberi ve ilgili gazetecilik paylaşımlarına yönelik oldu.</p>
<p>Kürt Sorunu kapsamında yürütülen müzakerelerin güçlük yaşadığı bu dönemde, gazeteci Mahmut Bozarslan, Yeni Yaşam Gazetesi ve VOA Kürtçe’ye ait X hesaplarına “milli güvenlik ve kamu düzeni” adına erişim engeli getirildi.</p>
<p>Ayrıca, İBB Davası’nda gazetecilere yönelik basın kartı ayrımcılığı, Nurettin Yıldız’a yönelik protestoların yargılandığı davada medya temsilcilerine yönelik duruşma engeli ve “savcılığın sözlü talimatı” üzerinden İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne girişlerde başvurulan yasaklar, prosedür ve yetkilerin basın özgürlüğünün kısıtlanmasına dönük araçsallaştırılmasına dair örnekler arasındaydı.</p>
<h3><strong>AYM’ye başvuruldukça devlet mahkum</strong></h3>
<p>Haber verme görevine yönelik ağır baskılar karşısında bir çekim noktası olmayı sürdüren Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gazeteci Alican Uludağ keyfi tutukluluğunu, Furkan Karabay da ev hapsi kararıyla gazetecilik faaliyetlerinin engellenmesini taşıyor.</p>
<p>Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atandığından beri 67 bin takipçili X sosyal medya hesabı erişime kapatılan gazeteci Ruşen Takva’nın tek çaresi, hakkını avukatı aracılığıyla AYM’ye başvurarak aramak oldu. Sürgündeki gazeteci- yazar Can Dündar da, 5 milyonu aşkın takipçisinin olduğu X hesabının Türkiye’den “milli güvenlik ve kamu düzeni” adına erişilmez kılınmasıyla ilgili 9 Aralık 2024’te başvurduğu AYM’den karar bekliyor.</p>
<p>Son üç ayda AYM, iki başvuru kapsamında, Kuzeyteve.com sitesi imtiyaz sahibi ve gazeteci Gençağa Karafazlı’ya 34 bin TL, KRT’ye de 2 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.<em> </em></p>
<h3>Ağırbaşlı RTÜK’ten de cezaya devam</h3>
<p>Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ekim 2025’ten beri Mehmet Daniş'in başkanlığı ve sözcülüğünde, özellikle halefi Ebubekir Şahin’in provokatif çıkışları dikkate alınırsa, daha ağırbaşlı bir kurum olarak yansıyor. Ancak bu durum, özellikle eleştirel kanallara ağır para cezaları verilmesinin önüne geçmiyor. RTÜK, Ocak, Şubat, Mart, döneminde haber ve program yayınlarından dolayı TV kuruluşlarına toplam üç kez idari para cezası ve bir kez uyarı cezası verdi. Kurul, TV kuruluşlarına toplam 1.472.177,00 TL idari para cezası verdi.</p>
<p>Ayrıca kurum, bu dönemde, Fatih Altaylı, Flu TV, Cumhuriyet TV ve BirGün TV’den sonra,  72 saat içerisinde lisans başvurusu yapması için TELE2 Haber’i uyardı.</p>
<h3>Üç ayda 31 işsiz</h3>
<p>Son üç ayda, yayın çizgisinde doğan dönüşüm ve anlaşmazlıklar gerekçe gösterilerek en az 31 gazeteci, programcı, sunucu ve yazı işleri çalışanının işine son verildi.</p>
<p>(EÖ/HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 02 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Fotoğraflarla Kadıköy 1 Mayıs’ı]]></title><link>https://bianet.org/haber/fotograflarla-kadikoy-1-mayisi-319257</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/02/fotograflarla-kadikoy-1-mayisi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/fotograflarla-kadikoy-1-mayisi-319257</guid><description><![CDATA[Yağmurun gün boyu dinmediği Kadıköy’de 1 Mayıs, bariyerlerin gölgesinde dağınık ve düşük tempolu geçti. Katılımcıların gündeminde ise sık sık Mecidiyeköy-Taksim hattında yaşananlar vardı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Her gün Gebze-Halkalı hattında emekçileri taşıyan Marmaray trenleri, 1 Mayıs sabahı bu kez yelekleriyle Kadıköy’e gidenleri taşıyordu. </p>
<a href='/haber/kadikoyde-1-mayis-mitingi-haklarimizi-birlikte-savunacagiz-319227' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/01/kadikoyde-1-mayis-bulusmasi-emek-adalet-baris-ve-demokrasi.png' alt='Kadıköy’de 1 Mayıs mitingi: "Haklarımızı birlikte savunacağız”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kadıköy’de 1 Mayıs mitingi: "Haklarımızı birlikte savunacağız”</h5>
<div class='date'>1 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>
]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 23:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Dünyada 1 Mayıs: Emekçiler bütün ülkelerde savaşa ve  hayat pahalılığına karşı meydanlara çıktı]]></title><link>https://bianet.org/haber/dunyada-1-mayis-emekciler-butun-ulkelerde-savasa-ve-hayat-pahaliligina-karsi-meydanlara-cikti-319254</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/01/1-mayis-2026-emekciler-butun-dunyada-savasa-ve-hayat-pahaliligina-karsi-meydanlara-cikti.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/dunyada-1-mayis-emekciler-butun-ulkelerde-savasa-ve-hayat-pahaliligina-karsi-meydanlara-cikti-319254</guid><description><![CDATA[Dünyanın bütün metropollerinde emekçiler, 1 Mayıs'ı yalnızca geleneksel bir “Emek Bayramı” olarak değil, savaşa, ekonominin askerileştirilmesine, hayat pahalılığına, güvencesizliğe, göçmen düşmanlığına ve işçi haklarının aşındırılmasına küresel meydan okuma günü olarak kutladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>1 Mayıs'ta Tokyo’dan Buenos Aires’e, Lagos’tan New York’a, Paris’ten Sydney’e kadar tüm kıtalarda alanlardan yükselen ortak talep barış, özgürlük, sendikal haklar ve ücret artışıydı. </p>
<p>Uluslararası ajanslar, Okyanusya'da gün doğumundan Alaska'da gün batımına kadar geçtikleri haberlerde savaş koşulları nedeniyle yükselen enerji maliyetleri, düşen alım gücü ve kötüleşen çalışma koşullarının gösterilerde yükselen taleplerin gerisinde yatan temel sorunlar olduğunu  özetledi. Birçok ülkede işçi protestolarının arka planında özellikle ABD-İsrail'in İran'a açtığı savaş nedeniyle derinleşen ekonomik belirsizlik vardı. Asya’dan Avrupa’ya, Afrika'ya, Avustralya’ya ve ABD’ye tüm kıtalarda barış ve emeğin hakları en çok vurgulanan ortak taleplerdi. </p>
<h3>Asya: Tokyo’da yağmur altında işçi mitingi, Pekin’de resmî tatil </h3>
<p>Asya’da günün en güçlü görsel sahnelerinden biri Tokyo’daydı. Görüntülerde Tokyo'nun 97. 1 Mayıs mitinginde katılımcıların yoğun yağmura rağmen alanları dolduran, ellerinde şemsiyelerle suları götürdüğü cadde ve alanlarda yürüyüşlerini sürdüren işçiler vardı. Japonya Sendikalar Konfederasyonu Rengonun Yoyogi Park’taki geleneksel 1 Mayıs mitinginde geçim koşullarının, işçi haklarının, sendikal hakların korunması; ayrıca barışçı, demokratik ve savaşa taraf olmayan bir Japonya siyaseti talepleri öne çıktı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/tokyo.jpeg" alt="">
<figcaption><em>Tokyo'da yağmur altında süren 1 Mayıs gösterisi</em></figcaption>
</figure>
<p>Beycin’de ise 1 Mayıs bağımsız işçi gösterilerinden çok resmî tatil atmosferinde yaşandı. Çin’de beş gün olan resmi İşçi Bayramı tatilinin ilk gününde Yasak Kent çevresindeki kalabalıklar görüntülerde öne çıktı. Tokyo’da 1 Mayıs sendikal ve siyasal bir emek seferberliği şekline bürünürken, Çin'in başkentinde 1 Mayıs bayram tatili imgesine büründü. </p>
<p>Asya kıtası genelinde ise Filipinler, Endonezya, Pakistan, Güney Kore, Tayvan ve Bangladeş gibi ülkelerde ücretler, geçim sıkıntısı, yakıt fiyatları, göçmen emeği ve savaş karşıtlığı temaları iç içeydi. Ajanslar, Filipinler, Endonezya, Pakistan gibi ülkelerde gösterilerin ekonomik baskılar ve enerji maliyetleriyle bağlantılı olduğunu aktardı.</p>
<h3>Güney Asya: Mumbai’de 1 Mayıs ve Maharaştra Günü, Dakka’da işçi yürüyüşleri, Myanmar’da sessizlik </h3>
<p>Hindistan'ın işçi hareketi merkezi Mumbai’de 1 Mayıs'ta Uluslararası İşçi Dayanışma ve Mücadele Günü kutlamalarıyla Maharashtra eyaletinin kuruluş bayramı olan Maharaştra Günü iç içe geçti. Kent gündemine resmî törenler ve Şivaci Park çevresindeki geçit düzenlemeleri damgasını vururken Hindistan’daki 1 Mayıs Mumbai dışında Noida, Gurugram, Manesar, Panipat, Surat ve Barauni gibi sanayi merkezlerinde “kalkınma hikâyesinin” dışında bırakılan işçi protestolarıyla geçti. </p>
<p>Bangladeş’te 1 Mayıs ülke çapında Uluslararası İşçi Dayanışması Günü olarak kutlandı. Reuters Connect, Dakka’da işçilerin ve emek örgütlerinin Ulusal Basın Kulübü yakınında yürüyüş ve miting düzenlediğini aktardı. Bu görüntüler, Bangladeş’te özellikle tekstil ve hazır giyim sektörünün belirlediği emek rejimi düşünüldüğünde, 1 Mayıs’ın yalnızca sembolik değil, güncel sınıf çelişkilerine bağlı bir anlam taşıdığını gösterdi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/dakka.jpeg" alt="">
<figcaption><em>Dakka'da tekstil işçileri 1 Mayıs gösterisinde/Fotoğraf: Dakka Tribune</em></figcaption>
</figure>
<p>Myanmar için güvenilir, güncel ve alan bilgisine dayalı 1 Mayıs haberleri sınırlıydı. İç savaş, askerî baskı ve parçalanmış iktidar koşullarında 1 Mayıs, olağan kitlesel yürüyüşlerden çok dağınık ve görünürlüğü sınırlı emek-demokrasi çağrıları halinde kaldı. Myanmar'da 1 Mayıs, güçlü bir “kitlesel gösteride” değil, baskı rejiminin gölgesinde sessizce yaşandı. </p>
<h3>Güney Afrika: Cape Town’da tarihsel emek mirası, Lagos’ta asgari ücret talebi</h3>
<p>Cape Town ve genel olarak Güney Afrika’da İşçi Günü, ülkenin apartheid karşıtı mücadele mirasıyla da bağlı resmî bir emek günü olarak kutlandı. Güney Afrika hükümetinin Workers’ Day 2026 sayfası, 1 Mayıs’ın yalnızca işçi haklarını değil, sendikaların ve işçi sınıfının demokrasi ve toplumsal adalet mücadelesindeki rolünü de andığını vurguladı.</p>
<p>Nijerya'nın başkenti Lagos’ta 1 Mayıs doğrudan ücret ve hayat pahalılığı gündemiyle öne çıktı. Nijerya federal hükümeti 1 Mayıs 2026’yı resmî tatil ilan etti. Lagos Eyaleti Nijerya Emek Kongresi ise Onikan’daki Mobolaji Johnson Arena’da yapılan 1 Mayıs etkinliğinde, eyalette asgari ücretin 85 bin nairadan 225 bin nairaya çıkarılmasını talep etti. Talep, enflasyon ve yaşam maliyetindeki artışla gerekçelendirildi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/lagos.jpg" alt="">
<figcaption><em>Nijerya'nın başkenti Lagos'ta 1 Mayıs kutlaması</em></figcaption>
</figure>
<h3>Avrupa: Paris’te 1 Mayıs savunması, Berlin ve Londra’da emek-sokak geleneği</h3>
<p>Paris 1 Mayıs'ta her yıl olduğu gibi Avrupa'da siyasi tansiyonun en yüksek olduğu merkezlerden biriydi. Fransa’da ayrıca resmi tatil günü olan 1 Mayıs’ta çalışmayı kolaylaştırabilecek önerilere karşı sendikalar 1 Mayıs’ın kendisini de savunmak için sert tepkiler gösterdi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/paris.jpg" alt="">
<figcaption>Paris'te Genel İşçi Sendikası (CGT) öncülüğündeki 1 Mayıs gösterisinden/Fotoğraf: Facebook</figcaption>
</figure>
<p>Berlin'de 1 Mayıs'ta sokakta emek, barınma, kira sorunları ile göçmen politikaları ve antifaşist mücadele temaları ön plandaydı.</p>
<p>Madrid ve Londra da Avrupa’nın 1 Mayıs eylemlerinde ücret, kamu hizmetleri, göçmen hakları ve savaş karşıtlığı gündemleriyle yer aldılar. </p>
<h2>Avustralya: Sydney’de “Barış sendikal iştir”</h2>
<p>Sydney’de 1 Mayıs yürüyüşü, işçi haklarıyla barış talebini açık biçimde birleştiren bir çerçeveyle örgütlendi. Avustralya Denizcilik Sendikası'nın Sydney şubesi, üyelerine yürüyüş çağrısında — “Barış sendikanın işidir” — sloganını öne çıkardı. </p>
<h2>Rusya: Moskova ve St. Petersburg’ta 1 Mayıs’ın yerini alan savaş takvimi </h2>
<p>Moskova ve St. Petersburg'tan büyük ve bağımsız 1 Mayıs işçi gösterilerine ilişkin dikkat çeken haber yok. Rusya’nın gündemi, 1 Mayıs’tan çok İkinci Dünya Savaşı'nda Nazizmin kesin yenilgiye uğratıldığı 9 Mayıs Zafer Günü etrafında yoğunlaşıyor. Ajanslar Rusya’nın yaklaşık yirmi yıldır ilk kez Moskova’daki Zafer Günü geçidinde tank ve füze gibi askerî teçhizat sergilemeyeceğini, Savunma Bakanlığının bunu Ukrayna savaşı ve güvenlik gerekçesine dayandırdığını bildirdi.</p>
<h2>Kuzey Amerika: Ottawa’dan New York’a, Ohio’dan Los Angeles’a “Milyarderler değil işçiler" </h2>
<p>Kanada'da, Ottawa’daki 1 Mayıs yürüyüşü Confederation Park’tan başladı. Yerel 1 Mayıs komitesi yürüyüşü emek, göçmen hakları ve sosyal adalet mücadelelerinin bileşkesi olarak değerlendirdi. Kanada'da ABD'de olduğu gibi resmî Emek Günü eylülde kutlanmasına rağmen, sendikal ve sol hareketler açısından 1 Mayıs,  işçilerin uluslararası mücadele ve dayanışmasının günü olmayı sürdürüyor.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/billioners.jpeg" alt="">
<figcaption><em>New York'ta "Milyarderler değil halk" sloganıyla 1 Mayıs gösterisi/Fox News</em></figcaption>
</figure>
<p>ABD’de ise 1 Mayıs 2026’nın baş sözü “Workers over Billionaires” (Milyarderler değil işçiler) sloganıydı. The Guardian, ülkede binlerce kişinin “May Day Strong” çağrısıyla “No school, no work, no shopping” — “Okul yok, iş yok, alışveriş yok” — şiarı altında ekonomik boykot ve protestolara katılmasının beklendiğini yazdı. Hareketin arkasında sendikalar, göçmen hakları örgütleri, öğretmenler, öğrenciler ve ilerici siyasal gruplar dahil üç bin beş yüzden fazla yapının bulunduğu bildirildi.</p>
<p>New York’ta Amazon işçileri ve Teamsters üyeleri, Amazon’un ICE ve İç Güvenlik Bakanlığı ile yaptığı sözleşmelere karşı Manhattan’da yürüdü. Böylece emek hakları ile göçmen hakları aynı siyasal hatta birleşti.</p>
<p>Ohio’da Cleveland ve Columbus gibi kentlerde “Workers over Billionaires” çerçevesinde eylemler planlandı. Columbus’ta Statehouse çevresinde miting ve yürüyüş çağrıları yapılırken, “işe gitmeme, okula gitmeme, alışveriş yapmama” taktiği ülke çapındaki ekonomik basınç politikasının parçası olarak sunuldu.</p>
<p>Los Angeles’ta göçmen hakları, oy hakkı, emek hakları ve savaş karşıtı talepler etrafında geniş bir koalisyon örgütlendiği bildirildi. Guardian’a göre Los Angeles, 100’den fazla destekçi örgütle ABD’deki en büyük 1 Mayıs merkezlerinden biri olarak hazırlandı.</p>
<h2>Latin Amerika: Meksika, Rio, Santiago ve Buenos Aires</h2>
<p>Meksika 1 Mayıs geleneği güçlü kentlerden biri olmaya devam ediyor. 1 Mayıs, sendikaların, muhalif emek akımlarının ve kamu çalışanlarının tarihsel olarak görünür olduğu başlıca siyasal günlerden biri olmayı sürdürüyor.</p>
<p>Brezilya’da kamu çalışanları, üniversite emekçileri ve sendikal hareketin son aylardaki eylemleri, 1 Mayıs’ın durağan değil, devam eden emek mücadelelerinin içine yerleştiğini gösteriyor. </p>
<p>Şili’de 1 Mayıs, geçmiş yıllarda sık sık polisle çatışmalar, sendikal yürüyüşler ve sol örgütlerin kitlesel katılımıyla gündeme gelmişti; ancak bu yıl için doğrulanmış ayrıntılı kaynaklar henüz sınırlı.</p>
<p>Arjantin'in başkenti Buenos Aires kıtanın en net siyasal fotoğraflarından birini verdi. Genel İşçi Sendikası (CGT) öncülüğünde işçiler, Devlet Başkanı Javier Milei’nin çalışma yasalarında yaptığı kapsamlı değişikliklere karşı yürüdü. AP’ye göre reformlar işe alma ve işten çıkarma kurallarını gevşetiyor, deneme sürelerini uzatıyor, 12 saate varan işgününü mümkün kılıyor ve fazla mesaiye karşı korumasız kılıyor. Protestolar, Milei’nin piyasa yanlısı programının işsizlik, enflasyon ve sosyal yıkım koşullarında emek hareketiyle açık çatışmaya girdiğini gösterdi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/buenosa.jpeg" alt="">
<figcaption><em>Buenos Aires'te sendikalar Milei'nin şiçi düşmanı politikalarına karşı 1 Mayıs etkinliğinde</em></figcaption>
</figure>
<h3>Karayipler ve Bolivarcı eksen: Havana ve Caracas</h3>
<p>Havana’da 1 Mayıs, bu yıl özellikle enerji krizi ve ABD yaptırımları bağlamında öne çıktı. AP, on binlerce kişinin Havana sahil şeridinde toplandığını; kutlamalarda elektrik ve petrol işçilerinin özel olarak alkışlandığını yazdı. Reuters ise Raúl Castro’nun Havana’daki yürüyüşe katıldığını ve yürüyüşün ABD büyükelçiliği yakınından geçtiğini aktardı. </p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/havana-2.jpg" alt="">
<figcaption><em>Havana'da yüz binler ABD'nin petrol ablukasına karşı 1 Mayıs gösterisinde</em></figcaption>
</figure>
<p>Caracas’ta 1 Mayıs, iki eksende okunabilir: bir yanda devletin işçilere dönük resmî takdir ve “üretken emek” söylemi; diğer yanda ücret, emeklilik ve çalışma koşulları talepleriyle yapılan sendikal/muhalif yürüyüşler. Venevisión, Caracas’ta farklı sendikal, mesleki ve devlete bağlı kesimlerin yürüyüş ve kültürel etkinlikler düzenlediğini bildirdi. Drop Site’ın haberinde de Caracas’taki 1 Mayıs mitinginde daha iyi çalışma koşulları ve emeklilik talepleriyle gösteri yapanların fotoğrafı yer aldı.</p>
<h3>Sonuç: 1 Mayıs krizden çıkış için emek seçeneği arayışı  </h3>
<p>2026 1 Mayıs’ının ayırt edici yanı, geleneksel emekçi taleplerinin savaş, enerji fiyatları, enflasyon, göçmen düşmanlığı ve otoriterleşme başlıklarıyla birleşmesiydi. Tokyo’da sağanak altında yükselen sendikal talepler, Lagos’ta asgari ücret çıkışı, Sydney’de “Barış sendikal iştir” sloganı, Buenos Aires’te Milei’nin emek reformlarına karşı öfke ve ABD’de “Milyarderler değil işçiler” haykırışı, aynı küresel tablonun yerel ifadeleri oldu. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 21:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı: "Pentagon yalan söylüyor, savaşın ABD'ye maliyeti  100 milyar dolar"]]></title><link>https://bianet.org/haber/iran-disisleri-bakani-pentagon-yalan-soyluyor-savasin-abd-ye-maliyeti-100-milyar-dolar-319252</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/01/iran-disisleri-bakani-pentagon-yalan-soyluyor-savasin-abd-ye-maliyeti-100-milyar-dolar.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/iran-disisleri-bakani-pentagon-yalan-soyluyor-savasin-abd-ye-maliyeti-100-milyar-dolar-319252</guid><description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Pentagon'un savaşın ABD'ye maliyetinin 25 milyar dolar olduğu açıklamasının "yalan" olduğunu söyledi. Arakçi, "Netanyahu'nun kumarının Amerika'ya şimdiye kadar doğrudan maliyeti 100 milyar dolar, iddia edilenin dört katı" dedi]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşın ABD'ye maliyetinin 100 milyar dolara ulaştığını ve ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon) konuyla ilgili açıklamalarının "yalan" olduğunu öne sürdü.</p>
<h3>Pentagon'un açıklaması</h3>
<p>ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in İran Savaşı'yla ilgili olarak hesap verdiği Temsiciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi oturumunda, Mali İşlerden Sorumlu Savunma Bakan Vekili Jules Hurst III,  İran'la savaşın tahmini maliyetinin şu ana kadar 25 milyar dolar olduğunu söylemiş; harcamaların çoğunun mühimmat için yapıldığını, ancak ordunun operasyonları yürütmek ve ekipman yenilemek için de harcamada bulunduğunu aktarmıştı.</p>
<a href='/haber/iran-a-saldiri-abd-ye-25-milyar-dolara-mal-oldu-319183' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/29/iran-a-saldiri-abd-ye-25-milyar-dolara-mal-oldu.jpg' alt='İran&#39;a saldırı ABD&#39;ye 25 milyar dolara mal oldu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>SAVUNMA BAKANI HEGSETH HESAP VERDİ</h6>
<h5 class='headline'>İran'a saldırı ABD'ye 25 milyar dolara mal oldu</h5>
<div class='date'>29 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>AA'nın haberine göre, Arakçi, ABD X hesabından yaptığı açıklamada "Pentagon yalan söylüyor." dedi: "Netanyahu'nun kumarının Amerika'ya şimdiye kadar doğrudan maliyeti 100 milyar dolar, iddia edilenin dört katı."</p>
<h3>CBS: Savaşın aktüel maliyeti en az 50 milyar dolar </h3>
<p>ABD yayın kuruluşu CBS de, Pentagon hesaplarına aşina ABD yetkililerinin savaşın gerçek maliyetinin Kongreye verilen bilginin iki katı olabileceğini, söz konusu hesaplamaların örneğin yakıt maliyetlerini hiç kapsamadığını belirttiklerini yazdı. </p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın "önce Amerika" sloganına da gönderme yapan Arakçi, "ABD vergi mükellefleri için dolaylı maliyetler[in] çok daha yüksek [olduğunu]" ileri sürdü. "[Bu maliyet] her Amerikan hanesi için aylık 500 dolar ve bu tutar hızla artıyor. [Trump  için] önce İsrail gelir; Amerika ise her zaman sonra."</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 19:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kadıköy’de miting alanında çalışan emekçiler: Nice 1 Mayıslara]]></title><link>https://bianet.org/haber/kadikoyde-miting-alaninda-calisan-emekciler-nice-1-mayislara-319251</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/01/kadikoyde-miting-alaninda-calisan-emekciler-nice-1-mayislara.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kadikoyde-miting-alaninda-calisan-emekciler-nice-1-mayislara-319251</guid><description><![CDATA[Kadıköy İskele Meydanı’nda yalnızca 1 Mayıs mitingine katılanlar değil, gün boyu alanda çalışan emekçiler de vardı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Haber takibi yapan basın emekçileri, alanda temizlik yapan işçiler, seyyar satıcılar ve ses sistemi kuran emekçiler…</p>
<p>İstanbul Kadıköy’de düzenlenen 1 Mayıs mitinginde alanı dolduranların yanı sıra, gün boyunca çalışmayı sürdüren emekçiler de vardı.</p>
<p>Mitingin ardından alanda çalışmayı sürdüren emekçilere 1 Mayıs’a ilişkin mesajlarını sorduk.</p>
<a href='/haber/kadikoyde-1-mayis-mitingi-haklarimizi-birlikte-savunacagiz-319227' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/01/kadikoyde-1-mayis-bulusmasi-emek-adalet-baris-ve-demokrasi.png' alt='Kadıköy’de 1 Mayıs mitingi: "Haklarımızı birlikte savunacağız”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kadıköy’de 1 Mayıs mitingi: "Haklarımızı birlikte savunacağız”</h5>
<div class='date'>1 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>
]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 19:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bu hafta biamag’da]]></title><link>https://bianet.org/haber/bu-hafta-biamagda-319249</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/01/bu-hafta-biamagda.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bu-hafta-biamagda-319249</guid><description><![CDATA[Bu haftaki biamag; kültür-sanat, kent, emek, anadili ve siyaset hattında farklı deneyimleri yan yana getirirken, kişisel olanla politik olan arasındaki ilişkiyi görünür kılıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://bianet.org/etiket/tugce-yilmaz-28336" target="_blank" rel="nofollow">Tuğçe Yılmaz</a></strong> editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag, gündelik hayatın içindeki kırılma noktalarına odaklanarak farklı alanlardan söyleşi ve yazıları bir araya getiriyor.</p>
<p>Kültür-sanat, kent, emek, anadili ve siyaset ekseninde şekillenen yazılar, bireysel deneyimlerle daha geniş toplumsal meseleler arasında bağ kurarken düşünmeye alan açıyor.</p>
<p>Bu haftaki biamag’ın 1 Mayıs İşçi Bayramı/Emek ve Dayanışma Günü’ne denk gelmesi vesilesiyle de tüm işçilerin 1 Mayıs’ını kutluyor; eşitlik ve özgürlük mücadelesinde gözaltı, tutuklama ve kayıpların olmadığı bir gelecek umudunu birlikte hatırlıyoruz.</p>
<hr>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/gunsu-ozkarar-7803" target="_blank" rel="nofollow">Günsu Özkarar</a></strong>, <em>Süt Çiftliği</em> filminin yönetmeni Elif Eda ile, 12 yaşındaki İrem’in buzağıların annelerinden koparılmasına karşı verdiği sessiz; ama kararlı mücadeleyi konuştu.</p>
<p><strong>Tara Milutis</strong>, Galata’nın son yarım yüzyıldaki dönüşümünü bölgedeki üç esnafın hikâyeleri üzerinden anlattı.</p>
<p><strong>Baran Atmaca</strong>, bir manipülasyon aracı olarak “fanatizm” üzerine yazdı: “<em>Metropoll’ün yaptığı ankette ‘Dört yanı düşmanlarla çevrili bir ülkede mi yaşıyorsunuz?’ sorusuna katılımcıların yüzde 64’ü ‘evet’ yanıtını vermiştir.</em>”</p>
<p><strong>Ruşen Dicle Karadeniz</strong>, yönetmen Ali Kemal Çınar’ın son filmi <em>Valahî</em>’yi yazdı: “<em>Valahî’de Baran’ın Kürtçe bilmemesi, yalnızca bireysel bir eksiklik değil, tarihsel yasakların aile içinde korku olarak aktarılması ve dilin bu nedenle öğretilmemesinin sonucu</em>.”</p>
<p><strong>Abdulvahap Basmacı</strong>, tez konusu belirlemek için yazdığı bir e-postayı yeniden ele aldı: “<em>Sizin de daha iyi bildiğiniz üzere, şiir yalnızca bir duygu taşımaz. Bir düşünce alanı, bir varoluş biçimi açar. İlhan Sami Çomak şiirinin de burada durduğunu iddia edebilirim.</em>”</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/ozgur-erbas-5639" target="_blank" rel="nofollow">Özgür Erbaş</a></strong>, her yerde karşılaşabileceğimiz ve her an başımıza gelebilecek bir konuyu, mizahi bir biçimde kaleme aldı: “Dolandırıcılık”.</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/halis-ulas-8674" target="_blank" rel="nofollow">Halis Ulaş</a></strong>, dünyada her gün binlerce işçinin iş cinayetlerinde, yüzlerce insanın da savaşlarda yaşamını yitirmesini yazar ve şair Rudyard Kipling üzerinden düşündü: “<em>Niçin öldük diye soran olursa, onlara çünkü babalarımız yalan söyledi deyin</em>.”</p>
<p>CGIL bünyesinde faaliyet gösteren sendikacı <strong>Fabrizio Burattini</strong>’nin Macaristan seçimleri üzerine kaleme aldığı yazıyı, <strong>İmdat Freni Kolektifi</strong> çevirdi: “<em>Bugün tüm ilerici ve demokrat Macarlar (ve biz de onlarla birlikte), bir yarı-faşisti yenmiş olduğu için bir ultra-muhafazakârın zaferine sevinmek zorunda kalıyor. Bu gerçekten de zamanın ruhunu ve solun içinde bulunduğu felaketi gösteriyor.</em>”</p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/seyhmus-diken-50" target="_blank" rel="nofollow">Şeyhmus Diken</a></strong>, ‘76 1 Mayıs’ından günümüze uzandı: “<em>Ve bir sözdür elbette bize kalan, zihinlerde yer eden; ‘Günlerin, bugün (bize) getirdiği’ nedir ki sahi!</em></p>
<p><strong><a href="https://bianet.org/yazar/rosalino-levantino-4027" target="_blank" rel="nofollow">Rosalino Levantino</a></strong>, Brian Pearle imzalı <em>Çalıntı</em> belgeseli üzerine yazdı: “<em>Kaçırmaların başrolündeki nefti yeşil Ford Falcon’ları unutan var mı ki?</em>”</p>
<div class="box-13">
<h3>Dinleme önerisi: “I Fabrika”</h3>
<p>Rum müzisyen Lakis Halkias’ın seslendirdiği şarkı, özellikle “fabrika” imgesi üzerinden modern üretim düzenini, emeğin ağırlığını ve insanın çalışma hayatı içindeki sıkışmışlığını anlatan bir atmosfer kuruyor.</p>
<p><iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/5wCKZ3FGKzU?si=gmpsdY5HDwRWwBqF" width="560" height="315" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="allowfullscreen" loading="lazy"></iframe></p>
</div>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 18:17:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İstanbul 1 Mayıs’ında ortak bildirge: "Birleşeceğiz ve değiştireceğiz”]]></title><link>https://bianet.org/haber/istanbul-1-mayisinda-ortak-bildirge-birlesecegiz-ve-degistirecegiz-319240</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/01/istanbul-1-mayisinda-ortak-bildirge-birlesecegiz-ve-degistirecegiz.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/istanbul-1-mayisinda-ortak-bildirge-birlesecegiz-ve-degistirecegiz-319240</guid><description><![CDATA[DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla Kadıköy'de yapılan 1 Mayıs kutlamasında kurumların ortak bildirgesi açıklandı: “Haklarımızı da, adaleti de, demokrasiyi de, barışı da, laikliği de, memleketi de biz işçiler, emekçiler, emekliler, gençler, kadınlar birlikte savunacağız!"]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (<a href="https://bianet.org/etiket/disk-182" target="_blank" rel="noopener">DİSK</a>), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (<a href="https://bianet.org/etiket/kesk-185" target="_blank" rel="noopener">KESK</a>), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (<a href="https://bianet.org/etiket/tmmob-213" target="_blank" rel="noopener">TMMOB</a>), Türk Tabipleri Birliği’nin (<a href="https://bianet.org/etiket/ttb-155" target="_blank" rel="noopener">TTB</a>) çağrısıyla <a href="https://bianet.org/etiket/kadikoy-11767" target="_blank" rel="noopener">Kadıköy</a> İskele Meydanı’nda 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamaları yapıldı. </p>
<a href='/haber/kadikoyde-1-mayis-mitingi-haklarimizi-birlikte-savunacagiz-319227' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/01/kadikoyde-1-mayis-bulusmasi-emek-adalet-baris-ve-demokrasi.png' alt='Kadıköy’de 1 Mayıs mitingi: "Haklarımızı birlikte savunacağız”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kadıköy’de 1 Mayıs mitingi: "Haklarımızı birlikte savunacağız”</h5>
<div class='date'>1 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<p>4 kurumun ortak imzasını taşıyan "2026 1 Mayıs bildirgesi" açıklandı. </p>
<p>Bildirgenin tam metni şöyle:</p>
<div class="box-13">
<p>Biz işçileriz, kamu emekçileriyiz, mühendisleriz, mimarlarız, şehir</p>
<p>plancılarıyız, hekimleriz…</p>
<p>Biz emeklileriz, gençleriz, kadınlarız.</p>
<p>Biz bu ülkenin tüm yükünü omuzlarında taşıyanlarız.</p>
<p>Biz bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini yaratanlarız.</p>
<p>Biz çalışan, üreten ama hakkını alamayanlarız!</p>
<p>Biz evde, işte, tarlada emeği görünmez kılınanlarız!</p>
<p>Biz emeğimizin hakkını istiyoruz!</p>
<p>Biz gelirde, vergide ve ülkede adalet istiyoruz!</p>
<p>Biz barış içinde, kardeşçe yaşamak istiyoruz!</p>
<p>Biz yasakların, baskıların değil, gerçek bir demokrasinin olduğu bir ülke istiyoruz!</p>
<p>Ve bugün burada sadece talep etmek için değil ortak bir iddiayı</p>
<p>haykırmak için 1 Mayıs alanlarında toplandık:</p>
<p><strong>Bu düzeni biz değiştireceğiz!</strong></p>
<p><strong>Birleşeceğiz ve değiştireceğiz!</strong></p>
<p>Ücretlerimizin enflasyon karşısında eritilmesini birleşerek durduracağız!</p>
<p>Güvencesiz işlerde, uzun saatler boyunca, tükene tükene çalışmaya, ölümüne çalışmaya son vereceğiz!</p>
<p>İnsan onuruna yaraşır ücretleri birleşe birleşe kazanacağız!</p>
<p>Gelirde ve vergide adaletli bir düzeni kendi ellerimizle kuracağız!Gençlerimiz bu ülkeden ümidini kesmeyecek, hiçbir yere göç etmek</p>
<p>zorunda kalmayacak. Ant olsun ki çocuklarımız ve gençlerimiz için umudu bu topraklarda yeşerteceğiz!</p>
<p>Okullarımız ve sağlık kurumlarımız öğrencilerin ve emekçilerinin şiddete, katliama maruz kalacağı yerler olmayacak, yaşam nöbeti tutmak zorunda kalmayacağız!</p>
<p>Kamusal hizmetlerin parasız, ulaşılabilir, nitelikli, bilimsel ve anadilinde olacağı bir düzeni mutlaka kuracağız.</p>
<p>Emeklilere saygı göstermeyi direne direne öğreteceğiz; insanca yaşam hakkını omuz omuza kazanacağız!</p>
<p>Doğamızı talancılardan, kentlerimizi rantçılardan her beraber koruyacağız!</p>
<p>Varsın baskıyı artırsınlar…</p>
<p>Varsın hapishaneleri doldursunlar…</p>
<p>Varsın yargıyı talimatla yönetsinler…</p>
<p>Biz işçiler, emekçiler, emekliler, gençler, kadınlar; biz buradayız!</p>
<p>Ve buradan ilan ediyoruz:</p>
<p><strong>Durduramayacaklar halkın coşkun akan selini!</strong></p>
<p>Onlar tek kişinin kararıyla asgari ücret belirlesin; biz örgütlenerek asgari ücret dayatmasını biz işçiler yıkacağız!</p>
<p>Emeğimizi değersizleştiren ve görünmez kılmaya çalışan sistemin karşısına dikilerek, daha fazla istihdam, güvenceli iş, ücrette eşitlik için mücadele edeceğiz.</p>
<p>Onlar sendikal haklarımızı gasp etsin; biz daha fazla örgütleneceğiz!</p>
<p>Onlar grevleri yasaklasın; biz grev hakkımıza sahip çıkacağız!Onlar bizi işten atmakla, ihraçlarla korkutmaya çalışsın; biz emekçiler onurumuzu ve haklarımızı birlikte savunacağız!</p>
<p>Geri döneceğiz, biz kazanacağız!</p>
<p>Halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin yok sayılmasına izin vermeyeceğiz. Seçilmiş yerel yöneticilerin yerine kayyumlar atanmasına her beraber karşı duracağız!</p>
<p>Seçme ve seçilme hakkımızı ve yerel demokrasiyi hep birlikte savunacağız!</p>
<p>İstiyorlar ki hayatımızın her alanına onlar karar versin…</p>
<p>Ne yiyeceğimize, ne içeceğimize, ne giyeceğimize, nasıl yaşayacağımıza, hangi sendikaya üye olacağımıza ve hatta kimi seçeceğimize karar vermek isteyenlere buradan 1 Mayıs alanlarından cevap veriyoruz:</p>
<p><strong>Hayır!</strong></p>
<p><strong>Hayır!</strong></p>
<p><strong>Hayır!</strong></p>
<p>Kendi hayatımız hakkında, ülkemiz hakkında, geleceğimiz hakkında karar verecek olan biziz!</p>
<p>Ve örgütlü bir halktan daha büyük bir güç yoktur!</p>
<p>Haklarımızı korumanın da güçlendirmenin de tek yolu örgütlenmektir!</p>
<p>Başka yol yoktur!</p>
<p>Haklarımızı da, adaleti de, demokrasiyi de, barışı da, laikliği de, memleketi de biz işçiler, emekçiler, emekliler, gençler, kadınlar birlikte savunacağız!</p>
<p>ABD emperyalizmi ve İsrail’in haksız hukuksuz savaşlarına karşı tüm halklar omuz omuza duracağız!</p>
<p>Bölgemizin kaderinin monarşiler, sultanlar, diktatörler, baskıcı rejimler olmadığını omuz omuza vererek göstereceğiz; her yerde ama her yerdeişçilerin emekçilerin, kadınların, gençlerin özgürlük ve eşitlik taleplerinin yanında olacağız, enternasyonalist dayanışmayı yükselteceğiz.</p>
<p>Halkların omuz omuza mücadelesini büyüteceğiz, barışı ve demokratik toplumu biz inşa edeceğiz, kardeşliğe biz sahip çıkacağız!</p>
<p>Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü biz Türkiye halkları birleşerek sağlayacağız.</p>
<p>Ataerkine, nefret söylemine, yok sayılmaya karşı eşitlik ve özgürlük için mücadeleyi büyüteceğiz!</p>
<p>Onlar inançlar üzerinden bizi bölmek parçalamak isterken biz daha fazla laiklik diyeceğiz.</p>
<p>Emperyalistler ve işbirlikçileri bölgemize savaş, diktatörlük ve saltanat dayatırken, laik, demokratik, tam bağımsız bir Cumhuriyeti, emeğin</p>
<p>Cumhuriyetini hep beraber var edeceğiz!</p>
<p>Biz bu düzeni değiştirecek iradeye, kararlığa ve umuda sahibiz.</p>
<p>Biz emekçiler adaletli bir düzeni, barışı ve demokrasiyi kuracak güçteyiz.</p>
<p>Ve tarihimizden biliyoruz ki, “Gücümüz birliğimizden gelir”</p>
<p>Ve 1 Mayıs marşımızda hep bir ağızdan söylediğimiz gibi</p>
<p>“Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından”</p>
<p>Yeter ki birleşelim, yeter ki örgütlenelim.</p>
<p>Nerede olursak olalım, hangi işkolunda olursak olalım, yakamızın rengi ne olursa olsun örgütlenelim!</p>
<p>Nerede olursan ol,</p>
<p>İçerde, dışarda, derste, sırada,</p>
<p>Yürü üstüne - üstüne,</p>
<p>Tükür yüzüne celladın,</p>
<p>Fırsatçının, fesatçının, hayının...</p>
<p>Dayan kitap ile</p>
<p>Dayan iş ile.</p>
<p>Tırnak ile, diş ile,</p>
<p>Umut ile, sevda ile, düş ile</p>
<p>Evet kitap ile, iş ile, tırnak ile, düş ile, umut ile, sevda ile, düş ile birleşeceğiz, direneceğiz ve kazanacağız!</p>
<p><strong>Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!</strong></p>
<p><strong>Yaşasın 1 Mayıs!</strong></p>
<p><strong>Biji Yek Gulan!</strong></p>
</div>
<p>(VC/NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 15:01:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mecidiyeköy’den 1 Mayıs: Polis Taksim'e yürüyüşü engelledi, gözaltılar var]]></title><link>https://bianet.org/haber/mecidiyekoyden-1-mayis-polis-taksim-e-yuruyusu-engelledi-gozaltilar-var-319231</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/01/taksimde-1-mayis-kutlanmasin-diye-istanbul-kapali.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mecidiyekoyden-1-mayis-polis-taksim-e-yuruyusu-engelledi-gozaltilar-var-319231</guid><description><![CDATA[İstanbul Valiliği’nin 1 Mayıs yasağının ardından Taksim'e çıkan yollar kapatıldı. Polis ablukayı Mecidiyeköy'den başlattı. Taksim'e yürümek isteyenleri gözaltına aldı. ÇHD İstanbul Şube, 576 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>1 Mayıs kutlamalarının Taksim’de yapılmasını yasaklayan İstanbul Valiliği, Beyoğlu ve çevresindeki çok sayıda yolu ulaşıma kapattı. Polis, sabahın erken saatlerinden itibaren Taksim Meydanı ve çevresini abluka altına aldı.</p>
<p>Valilik tarafından gece saatlerinde yayımlanan kararla Beyoğlu, Beşiktaş ve Şişli’de birçok cadde ve sokak trafiğe kapatıldı. Taksim, Şişhane ve Osmanbey metro istasyonları işletmeye kapatılırken, İDO, Şehir Hatları ve deniz motorlarının Anadolu yakasından Avrupa yakasına yolcu taşıması da durduruldu.</p>
<p>Sendika ve siyasi partilerin Mecidiyeköy’de toplanma çağrısı yapmasının ardından Halaskargazi ve Büyükdere caddeleri de Cevahir AVM çevresinden itibaren kapatıldı. </p>
<div class="box-13"><em><strong>Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi,</strong> saat 19.00 itibarıyla yaptığı açıklamada, 1 Mayıs’ta İstanbul’da 17’si çocuk, 8’i avukat, 2’si basın mensubu olmak üzere toplam 576 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Açıklamada, 336 kişinin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nde, 240 kişinin Gayrettepe Asayiş Şube Müdürlüğü’nde tutulduğu; 47 kişinin yarın adliyeye sevk edileceği, 529 kişinin ise ifadelerinin ardından serbest bırakılacağı kaydedildi.</em></div>
<p><strong>10.00 | </strong>Polis barikatı Cevahir AVM önünden Torun Center ve Çevre Yolu’na kadar genişletti. Basın mensuplarını da barikat dışına attı.</p>
<p><img class="" style="--photoshow__thumbnail-mask-core-position: 50% 50%; --photoshow__thumbnail-mask-core-size: 100% 100%; --photoshow__thumbnail-mask-viewport-inset--top: 0%; --photoshow__thumbnail-mask-viewport-inset--right: 0%; --photoshow__thumbnail-mask-viewport-inset--bottom: 0%; --photoshow__thumbnail-mask-viewport-inset--left: 0%; --photoshow__thumbnail-mask-transition: 0.2s ease-out;" src="https://static.bianet.org/2026/05/1-mayis-polis-1.jpeg" alt=""></p>
<p><strong>10.30 | </strong>İlk gözaltılar oldu. Polis Çevre Yolu’nun altında toplanmak isteyen protestoculara müdahale etti ve gözaltına aldı. Bir yurttaş gözaltı aracına götürülürken "Taksim halka kapatılamaz" sloganı attı.</p>
<p><img class="" src="https://static.bianet.org/2026/05/1-mayis-polis.jpeg" alt=""></p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/1May%C4%B1s?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#1Mayıs</a> | Mecidiyeköy'de gözaltına alınan yurttaş gözaltı aracına götürülürken "Taksim halka kapatılamaz" sloganı attı. <br><br>📹: Evrim Kepenek ( <a href="https://twitter.com/kepenekevrimm?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">@kepenekevrimm</a> ) <a href="https://t.co/rtmNuSNWhH" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/rtmNuSNWhH</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050117967145226335?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<p><strong>10.50 | </strong>İlerleyen dakikalarda polis barikatı biraz daha ileriye çekti. Gazetecilerin de işlerini yapmasına engel oldu. Basın mensupları sık sık polisle tartıştı.</p>
<p>Ayrıca bu sırada ablukada altında bulunan ve gözaltına alınan yurttaşların görüntülenmemesi için polis alanı kalkanlarla kapattı. Polis ablukasında bulunanlar "Her yer Taksim her yer direniş sloganı" attı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/1May%C4%B1s?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#1Mayıs</a> | Mecidiyeköy'de polis, gazetecilerin işlerini yapmalarına engel oluyor. Ablukada bulunan ve gözaltına alınan yurttaşların görüntülenmemesi için alanı plastik kalkanlarla kapatıyor. Polis ablukasında bulunanlar "Her yer Taksim her yer direniş sloganı" sloganı attı.<br><br>📹:… <a href="https://t.co/6I9w1TUUFP" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/6I9w1TUUFP</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050121822495031344?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<p><strong>11.05 | </strong>Mecidiyeköy'den Taksim'e yürümek isteyen kitleye polis, biber gazı sıktı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/1May%C4%B1s?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#1Mayıs</a> | Mecidiyeköy'den Taksim'e yürümek isteyen gruba polis, biber gazı sıktı. <br><br>📹: Evrim Kepenek ( <a href="https://twitter.com/kepenekevrimm?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">@kepenekevrimm</a> ) <a href="https://t.co/szxDVK2aO2" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/szxDVK2aO2</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050124261235237182?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<p><strong>11.10 | </strong>Polis, Mecidiyeköy'de "Her yer Taksim her yer direniş" sloganı atan Halkevleri üyelerini şiddet kullanarak gözaltına aldı. Başka bir grubu da abluka içine soktu.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/1May%C4%B1s?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#1Mayıs</a> | Polis, Mecidiyeköy'de "Her yer Taksim her yer direniş" sloganı atan <a href="https://twitter.com/Halkevleri?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">@Halkevleri</a> üyelerini işkence ile gözaltına aldı.<br><br>📹: Evrim Kepenek ( <a href="https://twitter.com/kepenekevrimm?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">@kepenekevrimm</a> ) <a href="https://t.co/8Qa3DucyQm" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/8Qa3DucyQm</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050126685291380847?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<p><strong>11.30 | </strong>Mecidiyeköy'de "1 Mayıs alanı Taksim Meydanı" sloganlarıyla yürüyen iki ESP'li gözaltına alındı</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/1May%C4%B1s?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#1Mayıs</a> | Mecidiyeköy'de "1 Mayıs alanı Taksim Meydanı" sloganlarıyla yürüyen iki ESP'li gözaltına alındı. <a href="https://twitter.com/espresmi?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">@espresmi</a> <br><br>📹: <a href="https://twitter.com/kepenekevrimm?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">@kepenekevrimm</a> <a href="https://t.co/ZFnVB3i4hD" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/ZFnVB3i4hD</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050131095090290979?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<p><strong>11.50 | </strong>Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ve gazeteci Yusuf Çelik gözaltına alındı.</p>
<p><strong>12.00 | </strong>Polis, yürütülen müzakerelerin ardından Mecidiyeköy Meydanı’nı açtı; meydanda iki ayrı açıklama yapıldı. Kitle, “Yaşasın 1 Mayıs”, “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganlarıyla alana girdi. İlk olarak 1 Mayıs Taksim İnisiyatifi adına DİSK/Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin konuştu. Ardından TİP Genel Başkanı Erkan Baş bir konuşma gerçekleştirdi.</p>
<p>Süleyman Keskin, “Bugün tüm yasaklamalara, engellemelere, ‘1 Mayıs’ı özgürce kutlayamazsınız’ diyenlere rağmen, bu meydandayız. 1 Mayıs’ımızı kutluyoruz. Omuz omuza girdik, onlarca yoldaşımız gözaltına alındı. Ama biz yılmadık. Taksim’in 50. yılındayız, bu meydandayız” ifadelerini kullandı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">🚩 1 Mayıs alanı Taksim'dir!<br><br>Polisin Taksim yürüyüşümüze yönelik tüm saldırılarına rağmen açıklamamızı gerçekleştirdik.<br><br>Şimdi gözaltına alınan insanlarımıza sahip çıkma, gelecek 1 Mayıslar için Taksim iradesini büyütme zamanı.<br><br>Meydanlar halka kapatılamaz! <a href="https://t.co/6irSPBVh1e" target="_blank" rel="nofollow">pic.twitter.com/6irSPBVh1e</a></p>
— 1 Mayıs Taksim İnisiyatifi (@1m2026) <a href="https://twitter.com/1m2026/status/2050151599268335712?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">May 1, 2026</a></blockquote>
<p>Erkan Baş ise "24 yıldır iktidardalar. Medyayı abluka altına aldılar. Emniyeti, yargıyı, bürokrasiyi, devletin tüm aygıtlarını tekellerine aldılar ama bu ülkeyi, halkımızı, işçileri teslim alamadılar” dedi ve şunları ekledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>"Bugün bir kez daha haksız, hukuksuz; anayasaya, mahkeme kararlarına ve yasalara aykırı biçimde, yasa dışı yollarla 1 Mayıs’ı kutlamamızı engellemeye çalıştılar. Bugün burada toplanan irade sadece '1 Mayıs yasaklarını tanımıyoruz' demedi. Aynı zamanda bizler, bu ülkenin emekçileri ve devrimcileri olarak, bu ülkeyi bu kara düzene, para babalarının iktidarına, patronların iktidarına ve holdinglerin düzenine teslim etmeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Buradan herkese ilan ediyoruz: Bu memleket bizim. Bu memleket işçilerin, emekçilerin, alınteri dökenlerin. Bu memleket özgürlük, eşitlik, demokrasi, barış ve adalet için mücadele eden bizlere ait."</em></p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/1May%C4%B1s?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#1Mayıs</a> | Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Mecidiyeköy'de basın açıklamasında bulundu. <br><br>📢Baş: 24 yıldır iktidardalar devletin tüm aygıtlarını tekellerine aldılar ama bu ülkeyi, halkımızı, işçileri teslim alamadılar, alamayacaklar.<br><br>📹: <a href="https://twitter.com/kepenekevrimm?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">@kepenekevrimm</a> <a href="https://t.co/1nVwP6M3Gk" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/1nVwP6M3Gk</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050143225239703831?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<p><strong>13.20 |</strong> Çağdaş Hukukçular Derneği'nin (ÇHD) açıklamasına göre Mecidiyeköy'de gözaltına alınanların sayısı yaklaşık 350.</p>
<a href='/dosya/1-mayis-1977-kayiplarini-yakinlari-anlatiyor-285270' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/yazi-dizisi/2023/09/30/1-mayis-1977-kayiplarini-yakinlari-anlatiyor.jpg' alt='1 Mayıs 1977 Kayıplarını Yakınları Anlatıyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>1 Mayıs 1977 Kayıplarını Yakınları Anlatıyor</h5>
<div class='date'>2 Ocak 2000</div>
</div>
</a>

<p>(EMK/HA)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 10:12:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kadıköy’de 1 Mayıs mitingi: "Haklarımızı birlikte savunacağız”]]></title><link>https://bianet.org/haber/kadikoyde-1-mayis-mitingi-haklarimizi-birlikte-savunacagiz-319227</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/01/kadikoyde-1-mayis-bulusmasi-emek-adalet-baris-ve-demokrasi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kadikoyde-1-mayis-mitingi-haklarimizi-birlikte-savunacagiz-319227</guid><description><![CDATA[DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda düzenlenen mitingde bianet'e konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, "Eşitliğin, adaletin, barışın, kardeşliğin olduğu, emeğin Türkiye'si için meydanlarındayız" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bugün, 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü.</p>
<p>İstanbul’da Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çağrısıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda 1 Mayıs mitingi yapıldı.</p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-14.png" alt="">
<figcaption><em>Fotoğraf: Vecih Cuzdan (Yağmur altında 1 Mayıs yürüyüşü için hazırlık yapan sendika üyeleri, “Birleşelim, değiştirelim” yazılı pankartların çevresinde toplanıyor. Islak zeminde açılan DİSK pankartları ve sendika flamaları öne çıkarken, katılımcıların yağmurluk ve şemsiyelerle kortej alanında beklediği görülüyor.)</em></figcaption>
</figure>
<a href='/haber/1-mayis-taksim-inisiyatifi-yarin-11de-mecidiyekoy-de-olacagiz-319212' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/30/1-mayis-taksim-inisiyatifi-yarin-11de-mecidiyekoy-de-olacagiz.jpg' alt='1 Mayıs Taksim İnisiyatifi: Yarın 11’de Mecidiyeköy&#39;de olacağız' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>1 Mayıs Taksim İnisiyatifi: Yarın 11’de Mecidiyeköy'de olacağız</h5>
<div class='date'>30 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Kadıköy'de adres: İskele Meydanı </h3>
<p>“Emek, adalet, barış ve demokrasi için birleşelim, değiştirelim” sloganıyla düzenlenen miting için kortejler iki ayrı kolda toplandı.</p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-15.png" alt="">
<figcaption><em>Fotoğraf: Vecih Cuzdan (1 Mayıs kortejinde kadınlar, yağmurla ıslanan yolda flamalar ve pankartlar arasında halay çekiyor. Mor “ekmek ve gül” yelekleri ve “Yoksulluğa güvencesizliğe gücümüz birliğimiz” yazılı pankartın öne çıktığı kalabalıkta, katılımcılar kırmızı bayraklarla alanda ilerliyor.)</em></figcaption>
</figure>
<a href='/haber/mesem-li-arkadasimizin-ustasi-cocuklar-1-mayis-a-gitmesin-diye-ek-mesai-koydu-319217' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/30/denetim-cocuklari-korumak-icin-degil-isvereni-temize-cekmek-icin-yapiliyor.png' alt='"MESEM&#39;li arkadaşımızın ustası, çocuklar 1 Mayıs&#39;a gitmesin diye ek mesai koydu"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"MESEM'li arkadaşımızın ustası, çocuklar 1 Mayıs'a gitmesin diye ek mesai koydu"</h5>
<div class='date'>1 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Çerkezoğlu: “Bu düzeni değiştirmek için meydanlarındayız”</h3>
<p>DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Kadıköy’deki <a href="https://x.com/hashtag/1May%C4%B1s?src=hashtag_click" target="_blank" rel="noopener">1 Mayıs</a> yürüyüşü öncesi bianet’e konuştu:</p>
<blockquote>
<p>Bugün 1 Mayıs. İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele, dayanışma günü. Türkiye'nin dört bir yanında alanlarda, meydanlarındayız. Dünyanın her yerinde, bu dünyanın bütün değerlerini ve güzelliklerini üreten tüm sınıf kardeşlerimizle birlikte meydanlardayız. Mevcut iktidarlara karşı itirazlarımızı, gelecek dünya düşlerimizi, hedeflerimizi, mücadelemizi haykırmak için alanlardayız. Bugün Türkiye'de eşitsizliklerin, adaletsizliklerin, baskının arttığı bir süreçte, milyonların açlığa, yoksulluğa mahkum edildiği bir süreçte, bu düzeni değiştirmek için 1 Mayıs meydanlarındayız. Bu 1 Mayıs'ın sloganı: 'İşçiler birleşecek, bu düzen değişecek'. Evet, bu düzen kaderimiz değildir, mutlaka değişecektir. Eşitliğin, adaletin, barışın, kardeşliğin olduğu, demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlediği, emeğin Türkiye'si için 1 Mayıs'ta meydanlarındayız. Herkesi de yan yana, omuz omuza olmaya çağırıyoruz. Yaşasın 1 Mayıs.</p>
</blockquote>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/%C4%B0stanbul?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#İstanbul</a> | DİSK Genel Başkanı <a href="https://twitter.com/ArzuCerkezoglu?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">@ArzuCerkezoglu</a>, Kadıköy’deki <a href="https://twitter.com/hashtag/1May%C4%B1s?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#1Mayıs</a> yürüyüşü öncesi bianet’e konuştu: “Ülkenin dört bir yanında alanlarda, meydanlardayız.” <a href="https://t.co/L0wCzA0pFr" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/L0wCzA0pFr</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050123246637363559?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<a href='/haber/taksimde-1-mayis-anmasi-unutmadik-vazgecmiyoruz-319182' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/29/taksimde-1-mayis-anmasi-unutmadik-vazgecmiyoruz.jpg' alt='Taksim’de 1 Mayıs anması: “Unutmadık, vazgeçmiyoruz”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Taksim’de 1 Mayıs anması: “Unutmadık, vazgeçmiyoruz”</h5>
<div class='date'>29 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Yürüyüş başladı</h3>
<p>DİSK, TMMOB ve TTB yürüyüş kolu saat 11.00’de Haydarpaşa Numune Hastanesi önünden, KESK yürüyüş kolu ise Söğütlüçeşme’den yürüyüşe başladı. Kortejlerin yürüyüşünün ardından miting Kadıköy İskele Meydanı’nda başladı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/%C4%B0stanbul?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#İstanbul</a> | Kadıköy 1 Mayıs’ı<br><br>📢 <a href="https://twitter.com/BirlesikMetal?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">@BirlesikMetal</a>, “Metal işçisi direnişin simgesi” ve “Her yer Taksim her yer <a href="https://twitter.com/hashtag/1May%C4%B1s?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#1Mayıs</a>” sloganlarıyla yürüyor. <a href="https://t.co/cJurJpoJ1j" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/cJurJpoJ1j</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050126430722212266?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<p>Kortejlerde tutuklu gazeteciler ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar da dile getirildi. </p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/%C4%B0stanbul?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#İstanbul</a> | Kadıköy 1 Mayıs’ında İskele Meydanı’na doğru yürüyüş sürüyor.<br><br>📢 DİSK Basın-İş: “Tutuklu gazetecilere özgürlük” <a href="https://t.co/RxDAnTHD8m" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/RxDAnTHD8m</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050125310612373881?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<p>Ekoloji örgütleri de kortejde "Havama, suyuma, toprağıma dokunma" sloganıyla yer aldı. </p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/%C4%B0stanbul?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#İstanbul</a> | Kadıköy 1 Mayıs’ı<br><br>📢 Koşuyolu’nun Kalbi Satılamaz: “Havama, suyuma, toprağıma dokunma” <a href="https://t.co/jwKZxjDMOt" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/jwKZxjDMOt</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050129217187086510?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<div class="box-13">
<h3>Öcalan fotoğrafına polis müdahalesi</h3>
<p>Söğütlüçeşme kolunda “Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrar” yazılı pankartın açılması ve Abdullah Öcalan bayrağı taşınması üzerine polis, yürüyüş güzergahı boyunca farklı noktalarda eylemcilere müdahale etti.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/%C4%B0stanbul?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#İstanbul</a> | Kadıköy 1 Mayıs’ı<br><br>👉🏻 Söğütlüçeşme kolunda, “Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrar” yazılı pankart açılması ve Abdullah Öcalan bayrağı taşınması üzerine polisler, yürüyüş güzergahı boyunca farklı noktalarda eylemcilere müdahale etti. <a href="https://t.co/MqkkBo3sbG" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/MqkkBo3sbG</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050149799551226019?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<p>DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, bianet’e yaptığı açıklamada polis müdahalesine tepki gösterdi.</p>
<p>Çiçek, "Bugün yaşananlar çözüm süreci bağlamında bir çelişkidir. Yetkilileri, Barış ve Demokratik Toplum Süreci bağlamında görevlerini yerine getirmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/%C4%B0stanbul?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#İstanbul</a> | Kadıköy 1 Mayıs’ı<br><br>🗣️ DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek’ten polis müdahalesine tepki: “Bugün yaşananlar çözüm süreci bağlamında bir çelişkidir. Yetkilileri, Barış ve Demokratik Toplum Süreci bağlamında görevlerini yerine getirmeye davet ediyoruz.” <a href="https://t.co/rDcDaDfoM2" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/rDcDaDfoM2</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050156372055003361?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
</div>
<a href='/haber/mecidiyekoyden-1-mayis-polis-taksim-e-yuruyusu-engelledi-gozaltilar-var-319231' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/01/taksimde-1-mayis-kutlanmasin-diye-istanbul-kapali.jpg' alt='Mecidiyeköy’den 1 Mayıs: Polis Taksim&#39;e yürüyüşü engelledi, gözaltılar var' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Mecidiyeköy’den 1 Mayıs: Polis Taksim'e yürüyüşü engelledi, gözaltılar var</h5>
<div class='date'>1 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Sokaklarda ve miting alanında bariyer ablukası</h3>
<p>Haydarpaşa Numune Hastanesi ve Söğütlüçeşme’den başlayan iki ayrı yürüyüş kolunun ana toplanma noktalarına uzanan güzergâhları bariyerlerle kapatıldı. Bariyerler, hem 1 Mayıs’a katılmak isteyenlerin hem de gündelik yaşamını sürdüren yurttaşların hareket alanını daralttı. Polis yönlendirmesi yapılan bazı noktalarda ise geçişlere izin verilmedi.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr"><a href="https://twitter.com/hashtag/%C4%B0stanbul?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#İstanbul</a> | Kadıköy 1 Mayıs’ı<br><br>👉🏻 KESK ve bağlı sendikalar ile siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin bulunduğu Söğütlüçeşme kolunda henüz yürüyüş başlamadı. <br><br>👉🏻 Söğütlüçeşme Caddesi boyunca yerleştirilen polis bariyerleri nedeniyle yürüyüş güzergâhına ulaşımda zorluk… <a href="https://t.co/ujfL7tuGXd" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/ujfL7tuGXd</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://twitter.com/bianet_org/status/2050134633010917465?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">May 1, 2026</a></blockquote>
<p>Söğütlüçeşme toplanma noktasında iki ayrı arama noktası kuruldu. Noktalardan biri Fahrettin Kerim Gökay Caddesi üzerinde, diğeri ise Metrobüs-Marmaray çıkışında yer aldı. Rıhtım’dan bu noktalara ulaşmak isteyenlerin, Söğütlüçeşme Caddesi boyunca iki kilometre yürüyerek belediye çevresinden dolaşması gerekiyor.</p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-18.png" alt="">
<figcaption>Harita, Kadıköy Rıhtım’dan Söğütlüçeşme Caddesi boyunca ilerleyip belediye çevresinden dolaşarak arama noktasına ulaşan güzergahı gösteriyor. Rota, miting alanına erişimin doğrudan değil, bariyerler ve yönlendirmeler nedeniyle uzatılmış bir hat üzerinden sağlandığını ortaya koyuyor.</figcaption>
</figure>
<p>Alandaki yurttaşlar da aynı soruna dikkat çekerek polis bariyerlerinin katılımı zorlaştırdığını ve alanda dağınık bir görüntüye yol açtığını ifade etti.</p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-17.png" alt="">
<figcaption>Fotoğraf: Vecih Cuzdan (Kadıköy İskele Meydanı’nda 1 Mayıs mitingi için kurulan sahne ve alan, yağmur altında polis bariyerleriyle çevrilmiş halde görülüyor.)</figcaption>
</figure>
<h3>Emek örgütleri ve siyasi partiler Kadıköy mitinginde</h3>
<p>İki ayrı yürüyüş kolunda bir araya gelen kortejler, uzun yürüyüşlerin ardından bariyerleri aşarak İskele Meydanı’na giriş yaptı.</p>
<p>Meydanda kurumların yanı sıra CHP, SOL Parti, EMEP ve DEM Parti ile çok sayıda demokratik kitle örgütü de yer aldı.</p>
<p>Alanda sık sık “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Yaşasın 1 Mayıs”, “Bijî yek gulan” ve “Asgari değil insanca yaşam”, "Bijî berxwedana karkeran" sloganları atıldı. Katılımcılar, sloganların ardından halaylar çekerek 1 Mayıs’ı kutladı.</p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-20.png" alt="">
<figcaption>Fotoğraf: Vecih Cuzdan (Yağmurlu havaya rağmen 1 Mayıs alanında toplanan kalabalık, sendika ve siyasi parti flamaları ile pankartlar eşliğinde halay çekerek emek ve dayanışma mesajı veriyor.)</figcaption>
</figure>
<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncay Bakırhan ile Halkları Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü ve DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş da Kadıköy'deydi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/dem-parti-kadikoy-1mayis2026.JPG" alt="">
<figcaption><em>*DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisini kortejinde.</em></figcaption>
</figure>
<h3>"Bu düzeni biz değiştireceğiz"</h3>
<p>Sahnedeki açılış konuşmalarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na selam ve dayanışma mesajları gönderildi.</p>
<p>Konuşmalarda ayrıca, tutuklu gazeteciler Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, Nedim Oruç, İsmail Arı ve Pınar Gayip de anıldı. Gazeteciler adına gönderilen mesaj, “Gazetecilik suç değildir” sözleriyle alanda paylaşıldı.</p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-23.png" alt="">
<figcaption>Fotoğraf: Vecih Cuzdan (DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve sendika yöneticileri)</figcaption>
</figure>
<p>DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin ortak bildirgesi açıklandı. Bildirgede, işçiler, kamu emekçileri, emekliler, gençler, kadınlar, mühendisler, mimarlar ve hekimler adına "Bu düzeni biz değiştireceğiz" denilerek güvenceli çalışma, insanca ücret, gelirde ve vergide adalet, barış, demokrasi, laiklik ve Kürt sorununun demokratik çözümü için ortak mücadele çağrısı yapıldı.</p>
<a href='/haber/istanbul-1-mayisinda-ortak-bildirge-birlesecegiz-ve-degistirecegiz-319240' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/01/istanbul-1-mayisinda-ortak-bildirge-birlesecegiz-ve-degistirecegiz.png' alt='İstanbul 1 Mayıs’ında ortak bildirge: "Birleşeceğiz ve değiştireceğiz”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İstanbul 1 Mayıs’ında ortak bildirge: "Birleşeceğiz ve değiştireceğiz”</h5>
<div class='date'>1 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<p>Ruhi Su Dostlar Korosu ve Koma Vejin konserlerinin ardından 1 Mayıs bileşenlerinin ortak metninin özeti Türkçe ve Kürtçe okundu. Kutlamalar Erdal Bayrakoğlu konseri ile sona erdi.</p>
<h3>İki meydanda kutlama, dört ilçede yasak</h3>
<p>İstanbul Valiliği, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda, TKP’nin ise Kartal Meydanı’nda kutlama yapmasına izin verildiğini açıkladı.</p>
<p>Valilik, bu iki program dışında kentte 1 Mayıs etkinliğine izin verilmeyeceğini duyurarak, Beyoğlu, Şişli, Fatih ve Beşiktaş’ta gün boyunca miting, yürüyüş, basın açıklaması ve benzeri eylemlerin yasaklandığını bildirdi.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-12.png" alt=""></p>
<p>(VC/NÖ)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 09:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İklim krizi eşitsizlikleri büyütüyor: Mevsimlik tarım işçilerinin derinleşen kırılganlığı]]></title><link>https://bianet.org/yazi/iklim-krizi-esitsizlikleri-buyutuyor-mevsimlik-tarim-iscilerinin-derinlesen-kirilganligi-319205</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/238/121/original/px1.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/iklim-krizi-esitsizlikleri-buyutuyor-mevsimlik-tarim-iscilerinin-derinlesen-kirilganligi-319205</guid><description><![CDATA[Mevsimlik tarım işçileri, yalnızca sıcak hava dalgaları ve seller gibi aşırı hava olaylarından değil, tarımsal ürün kaybı ve buna bağlı işçi fazlası gibi sosyoekonomik ve sistemsel şoklardan da etkileniyor. Temel haklara erişimlerini sağlayacak sosyal politikalar olmadan iklim değişikliğine uyum, sayıları bir milyonu aşan gezici mevsimlik tarım işçileri için mümkün görünmüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini en yoğun hisseden gruplardan biri gezici mevsimlik tarım işçileri.</p>
<p>Büyük ölçüde yoksul ve güvencesiz etnik azınlıklardan ya da göçmenlerden oluşan ve sayılarının bir milyonu aştığı tahmin edilen bu işçiler, aşırı hava olaylarına doğrudan açık koşullarda yaşıyor ve çalışıyorlar.</p>
<p>Sıcak hava dalgaları ve seller gibi aşırı hava olayları, iklim değişikliğinin en gözlemlenebilir olumsuz etkileri arasında yer alıyor. Ancak mevsimlik tarım işçileri, daha az görünür olan sosyoekonomik ve sistemsel etkiler karşısında da oldukça kırılgan.</p>
<p>2025’te Türkiye’nin birçok ilinde etkili olan, Malatya’da kayısı, Karadeniz’de fındık, Ege’de üzüm, kiraz ve şeftali gibi farklı mahsullere büyük zarar veren zirai don felaketi gibi olaylar, mevsimlik tarım işçilerinin iş bulamamasına ya da her zamankinden olumsuz koşullarda çalışmak zorunda kalmalarına neden oluyor. </p>
<p>İklim krizi, toplumdaki eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor ve kırılgan grupların yaşam şartlarının daha da ağırlaşmasına neden oluyor. Saha deneyimleri, bu kırılganlığın yalnızca aşırı olaylara özgü olmadığını, çoğu zaman görünmez kalan gündelik bir şiddet hâlini aldığına işaret ediyor. Bu nedenle tarım ürünlerini kurtarmaya odaklanan iklim değişikliğine uyum politikaları, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını çözmek için yeterli değil.</p>
<p>Sağlıklı bir çevrede barınmak, belirli haklar çerçevesinde ve makul bir ücret karşılığında çalışmak gibi temel haklara erişim sağlanamazsa, işçilerin kırılganlığını azaltmak ve iklim değişikliği karşısında daha dirençli kılmak mümkün değil.</p>
<div class="box-1">
<div class="box-13">
<p><strong>Mevsimlik tarım işçiliği nedir?</strong></p>
<p>Mevsimlik tarım işçiliği, bir tarlada belli bir dönemde ortaya çıkacak işçi ihtiyacının hane halkı dışındaki emekle giderilmesi anlamına geliyor. Örneğin bir köyde fındık toplanacaksa bu, köyün yerlisi işçiler veya bu iş için Güneydoğu Anadolu gibi yerlerden gelen işçiler tarafından yapılabilir. Türkiye’de köylerde yerli işçi bulmak zor ve pahalı olduğundan gezici mevsimlik tarım işçileri devreye giriyor ve Türkiye’deki tarımsal emeğin önemli bir kısmını yükleniyor. </p>
<p><strong>Türkiye’nin gezici mevsimlik tarım işçileri kim?</strong></p>
<p>Yaptığımız çalışmalarda belirli bir örüntü ortaya çıkıyor: Güneydoğu’da genelde Kürt veya Arap olan kent ya da köy yoksulları. Şanlıurfa, Diyarbakır gibi kentlerin çeperlerinde yaşayan kent yoksulları ya da topraksız, toprağı çok az olan köylüler; hayatını idame ettirmek için dışarıda iş bulması gereken insanlar. Bu gruba Romanlar, Afgan mülteciler ve geçici koruma statüsündeki Suriyeliler de dahil.</p>
<p>Bu işçiler, Türkiye’nin neresinde tarım işçisi ihtiyacı varsa oraya gidip çalışıyorlar. Genellikle güney illerinde, Orta ve İç Anadolu’da Suriyeliler, Kürtler ve Araplar çalışıyor. Kuzeye doğru gittikçe Kürt, Arap ve Roman işçiler var. Genellikle etnik olarak Türk olmayan ve çeşitli şekillerde mülksüzleştirilmiş, yoksullaştırılmış, marjinalleştirilmiş gruplardan söz ediyoruz.</p>
</div>
</div>
<h3>Aşırı hava olayları karşısında korunmasızlar</h3>
<p>Mevsimlik tarım işçilerinin tamamına yakını açık alanlara kurdukları çadırlarda yaşıyor. Bu nedenle aşırı yağış veya dolu gibi aşırı hava olaylarından çok etkileniyorlar. Aşırı sıcaklar karşısında ise korunmasızlar. Çoğu kez bulundukları yerlerde, bir ağacın altına sığınma imkanları dahi olmuyor. Aşırı yağışlarda, çadırları sele kapılıyor veya su altında kalabiliyor; insanlar hayatını kaybediyor.</p>
<p>Yakın zamanda yaptığımız bir saha ziyaretinde ise ilk defa fındıkta çalışan işçi çadır alanlarında  içme suyu olmadığını gördük. Bütün günü güneş altında geçiren bu insanlar - ki aralarında çocuklar ve hamile bir kadın da vardı - suyun ancak akşam saatlerinde geleceğini söylediler. Bu örnek de gösteriyor ki ‘‘aşırı’’ olarak tanımlanamayacak bir hava olayı bile, kırılganlığı yüksek olan bu grup tarafından ekstrem bir olay olarak deneyimlenebilir.</p>
<div class="box-1">
<div class="box-13">
<p><strong>Daha küçük olaylar da ekstrem sonuçlar doğurabilir</strong></p>
<p>Mesele yalnızca ‘‘aşırı’’ hava olayları değil. ‘‘Sessiz şiddet’’ kavramı, yapısal kırılganlıkların ve eşitsizliklerin yarattığı gündelik şiddete dikkat çekiyor. İklim krizinin yarattığı şiddet, işte bu gündelik şiddetler silsilesini büyüten ilave bir unsur.</p>
<p>Bu sessiz şiddet ortamında, en basit bir oynama, ekstrem kabul edilmeyecek bir hava olayı bile bu insanların hayatında ekstrem bir durum yaratıyor. Dolayısıyla bir hava olayının aşırı bir sonuç doğurması için illa ‘‘aşırı hava olayı’’ olması gerekmediğini görmek lazım. Hava sıcaklıkları 45 dereceye ulaşmamış olabilir ancak güneşin altında, suya erişimi olmaksızın gün boyu çalışan biri için 35 derece de aynı etkiyi yaratabilir. </p>
</div>
</div>
<h3>Hasadın zarar görmesi işçiyi de vuruyor</h3>
<p>Aşırı hava olayları, iklim değişikliğinin en kolay gözlenen, doğrudan etkileri. Ancak bunların yanı sıra olumsuz sosyoekonomik etkiler de söz konusu.</p>
<p>Bir mevsimlik işçinin kazancı, çalıştığı gün sayısına ya da yaptığı iş miktarına bağlı. Ne var ki ürünleri etkileyen aşırı sıcak, aşırı yağış veya don gibi bir hava olayı, iş imkanlarını doğrudan kesiyor. Dolayısıyla işçiler, her sene gittikleri bir bölgeye gidemiyorlar ve belki de bir aylık kazançlarından mahrum kalıyorlar. </p>
<p>Türkiye’de üretimin iklimden çok etkilenmesi yalnızca üreticiyi değil, işçiyi de çok zor durumda bırakıyor; kazançlarını azaltıyor ve yoksullaştırıyor. Bu durum, sistemsel sonuçlar da doğuruyor. </p>
<div class="box-1">
<div class="box-13">
<p><strong>Türkiye’de çocuk işçilerin yüzde 30’u tarım sektoründe çalışıyor</strong></p>
<p>Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimleri Sözleşmesi’ni imzalamış bir ülke ve bu çerçevede mevsimlik tarım işçiliğini, çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri olarak tanımlıyor. Bu sınıflandırma nedeniyle 15 değil 18 yaş altı her işçi, çocuk işçi kabul ediliyor.</p>
<p>Çocuk işçiliğiyle mücadele etmek için başlatılan çok sayıda program var. Bunların faydası olsa da sorun yine de devam ediyor. Örneğin son saha çalışmalarımdan birinde, üç senedir çalıştığını anlatan 13 yaşında bir çocuk işçi ile görüştüm.</p>
</div>
</div>
<h3>Ürün kaybı sistemsel şok yaratıyor</h3>
<p>Gezici mevsimlik işçi dağılımında bir denge var; hangi bölgede çalışacakları büyük ölçüde belli ve oraya gidince iş bulmayı bekliyorlar. Ancak tarımsal ürün kaybı söz konusu olduğunda ve çalışacak iş bulamadıklarında, beklemek yerine başka bir bölgeye devam edebiliyorlar. </p>
<p>Böyle bir durum sonucunda örneğin Afyon’a kiraz toplamaya gelen işçi sayısı iki katına çıktığında bu işçi sayısı ve iş miktarı dengesini bozup sistemsel bir şok yaratıyor. Ya ücretler düşüyor, ya da çalışılan gün sayısı - yani gelir - azalıyor. Ayrıca daha güçlü kuvvetli işçiler tercih edilebiliyor. Bazı aileler, planladıklarından daha az para kazanıyorlar. <br><br>Bunun sonucunda immobilite dediğimiz şey ortaya çıkıyor; iş için göç etmeye devam edemez hâle geliyorlar. Mevsimlik tarım işçiliği, mobil bir iş biçimi, ancak maalesef iklim değişikliğinin etkileriyle sürdürülemez hâle gelebiliyor.</p>
<h3>Her sene tekrarlayan göç döngüsü</h3>
<p><img class="" src="https://static.bianet.org/2026/04/kalkinma-atolyesi.jpg" alt=""></p>
<p>Mevsimlik tarım işçileri, nerede işçi ihtiyacı varsa oraya giderler. İlk işçi ihtiyaçları genellikle ekimin başladığı bahar aylarında, güneyde, Çukurova tarafında olur. O bölgedeki daha büyük arazilerde çalışmak için yoğun bir işçi göçü yaşanır. Ardından bu insanların bir kısmı bölgede kalırken, bir kısmı ise genelde İç Anadolu’da Nevşehir, Niğde, Yozgat, Konya gibi illere doğru göçe devam eder.</p>
<p>Hareket kabiliyeti olanlar Haziran’da Afyon’a kiraz toplamaya veya Malatya’ya kayısıya gider. Ağustos ayında ise fındık toplamaya kuzeye çıkarlar. Fındıktan sonra Güneydoğu’da pamuk ya da fıstık toplama ve güneyde narenciye zamanı gelir, yeniden güneye dönerler. Zaman zaman bu döngüye yeni ürünler dahil olabilir: Örneğin güle veya üzüme de gidenler olur. Şu anda mesela Denizli civarında yeniden tütün ekimi başladığı için tütün zamanında tütün kırmaya gidiyorlar.</p>
<p>Ancak bunu devam ettiremeyen, bazı bölgelerde immobilize olanlar da var. Bunlar genellikle arabaya, yola dahi para veremeyen, en yoksul gruplar. Genellikle az sayıda çocuğu olan, ailedeki emek gücü zayıf aileler oluyor. Örneğin Konya ovasında immobilize olan epey Suriyeli aile var. Suriyelilerin ayrıca kayıtlı oldukları şehirde çalışmaları gerekiyor. Geçici koruma statüsünün getirdiği kuralları ihlal etme, yakalanma korkusu da onları belirli bir yerde tutabiliyor.</p>
<div class="box-1">
<div class="box-13">
<p><strong>Kırsal nüfusun azalması, mevsimlik işçi ihtiyacını artırdı</strong></p>
<p>Mevsimlik tarım işçiliğinin artmasında neoliberal politikaların ve emek rejiminde kayıtdışılığın yaygınlaşmasının çok büyük etkisi oldu. Piyasa için, devlet koruması olmadan üretmeye başladık. </p>
<p>Daha önce, örneğin tütün üretirken de piyasa için üretiliyordu ancak devlet, köylüye fiyat ve alım desteği sağlıyordu. Çiftçiye yönelik desteklerin yavaş yavaş kaldırılması, küçük üreticiliği zora soktu ve köyden kopuşu hızlandırdı. Kırsalda iş gücünü azaltan diğer etkenler de var. Okumak, şehre göçmek, çiftçi yerine memur olmak veya orta sınıflaşma gibi. Kırsaldaki iş gücünü azalırken emek yoğun üretim artıyor. </p>
<p><strong>Üretici de işçi de zor durumda</strong></p>
<p>Son olarak da ürün deseninin plansız değişmesi ve piyasa talebine hızlı yanıt verme ihtiyacı da işçi talebinin artmasına yol açıyor.</p>
<p>Örneğin kiraz fiyatları yüksek diye birçok üretici kiraz diktiğinde, kiraz fiyatları düşüyor. Aynı zamanda bu meyvenin hasadı zor. Yağmurdan önce toplanmazsa kalitesi azalıyor; tam gerektiğinde toplayacak işçiye ihtiyaç var. Tüm bunlar, üreticileri hem iklimin hem de piyasanın etkilerine daha açık hale getiriyor. Ürününü toplatamayan veya satamayan üretici de borçlanıyor ve yoksullaşıyor. Devletin ve piyasanın yarattığı bu güvencesiz ortam hem üreticiyi hem de işçileri eziyor.</p>
<p>Devletin ve piyasanın yarattığı bu güvencesiz ortam hem üreticiyi hem de işçileri eziyor.</p>
</div>
</div>
<h3>Mevsimlik işçilikte arz da talep de arttı</h3>
<p>Mevsimlik tarım işçileri, Türkiye’de tarihi uzun olan bir olgu. Örneğin Osmanlı döneminde pamuk toplamaya Çukurova’ya veya incir toplamaya İzmir’e giden işçiler var. Ama son 20-30 yılda Türkiye’deki tarımsal yapının ve ürün örgülerinin değişmesiyle birlikte mevsimlik tarım işçilerine yönelik ihtiyaç arttı. Aynı zamanda belli bölgelerdeki yoksullaşma, güvencesizlik ve zorunlu göç de insanların mevsimlik tarım işçiliğine yönelmesine neden oldu.</p>
<h3>Eşitlikçi sosyal politikalar geliştirilmeli</h3>
<p>Mevsimlik tarım işçilerinin hakları konusunda çok temel eksiklikler var. Sağlıklı bir çevrede kalabilmek, iş sözleşmesinin bulunması, belirli bir seviyede gelir elde edebilmek gibi. </p>
<p>İklim değişikliğine uyum politikalarından söz ettiğimizde öncelikle ürünleri kurtarmaya odaklanılır. Tabii ki bunun da olumlu bir etkisi var, ancak hem üreticiyi koruyacak hem de işçilerin haklarını aramalarına el verecek kolektif örgütlenmelere ihtiyaç var.  Bunun yanı sıra eşitlikçi sosyal politikalar da gerekiyor. Eşit yurttaşlık politikalarıyla temel bir gelire erişmelerini, temel haklardan faydalanmalarını sağlayamazsak, ne iklim değişikliği kaynaklı kırılganlıklarını ne de genel kırılganlıklarını azaltamayız.</p>
<hr>
<p>Kaynak makale: Kavak, S., Islar, M., &amp; Olsson, L. (2026). "<a href="https://www.google.com/search?q=Agri-labour+mobility+in+a+changing+climate%2525253A+A+systems+approach+to+vulnerability+and+precarity+among+migrant+farmworkers&amp;oq=Agri-labour+mobility+in+a+changing+climate%2525253A+A+systems+approach+to+vulnerability+and+precarity+among+migrant+farmworkers+citation&amp;gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIHCAEQIRiPAjIHCAIQIRiPAtIBCDQ0NjhqMGo3qAIAsAIA&amp;sourceid=chrome&amp;ie=UTF-8&amp;mstk=AUtExfA1QtfCne48_bxSaqcXmOA-YayHDpxt9EgfW5-fT6TWcpA5kVFY0B_4sJE_6q8InHiBaCM_b-fu8tLqTp4Z_9hzxMchtajj5x84Buj0omvTGVL_MXxGhXiNQjYVNI2VJpz-0WTjF5MhnRAlH4ToA5ecYRM_Qn1Ken3MCx8uxw86U3bALyT6CxvgKT0fOEgIVLskeMsMoqbrEX9UOSI5LHZetA&amp;csui=3&amp;ved=2ahUKEwjn4vC10-qTAxXG0wIHHWnWHnkQgK4QegQIAhAB" target="_blank" rel="noopener">Agri-labour mobility in a changing climate: A systems approach to vulnerability and precarity among migrant farmworkers</a>". World Development, 202, 107329. https://doi.org/10.1016/j.worlddev.2026.107329</p>
<div class="box-12"><em>Dr. Sinem Kavak tarafından hazırlanan bu makale, bianet ve <a href="https://bianet.org/etiket/iklim-masasi-114140" target="_blank" rel="noopener">İklim Masası</a> işbirliği ile yayımlanmıştır. İklim Masası, iklim kriziyle ilgili güvenilir bilgileri kamuoyunda yaygınlaştırmayı hedefleyen bir haber servisidir. Yazarları, haberleştirdikleri konularda uzmanlığı bulunan bilim insanlarından oluşur.</em></div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 07:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[1 Mayıs 1976: Yarım yüzyıl sonra meydanlarda]]></title><link>https://bianet.org/haber/1-mayis-1976-yarim-yuzyil-sonra-meydanlarda-319166</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/29/1-mayis-1976-yarim-yuzyil-sonra-meydanlarda.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/1-mayis-1976-yarim-yuzyil-sonra-meydanlarda-319166</guid><description><![CDATA[“DİSK, işçilerin 1950’lerden beri miting yapmaya çalıştıkları ve engellendikleri Taksim Meydanı’nda, ülkenin en önemli ve sembolik meydanında kitlesel bir miting ile yarım yüzyıl süren fiilî 1 Mayıs engellemelerini aşmış oluyordu.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><a href="https://arastirma.disk.org.tr/wp-content/uploads/2022/02/DiSK_TARiHi_C2_WEB.pdf" target="_blank" rel="noopener">DİSK Tarihi (Dayanışma-Direniş Umut) 2. Cilt – 1975-1980</a> kitabının 125-140. sayfalarında yer alan “1 Mayıs 1976: Yarım Yüzyıl Sonra Meydanlarda” başlıklı bölümü, 1 Mayıs vesilesiyle okurlarımızla paylaşıyoruz.</strong></em></p>
<p><em><strong>Prof. Dr. Aziz Çelik editörlüğünde, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından hazırlanan kitap, Şubat 2022’de yayımlandı.</strong></em></p>
<p><em><strong>Türkiye işçi sınıfı tarihinin dönüm noktalarından biri olan 1 Mayıs 1976 Taksim kutlamasını arşiv belgeleri, tanıklıklar ve dönemin görsel malzemeleriyle ele alan bu bölümü yayımlamamıza izin veren DİSK’e teşekkür ederiz.</strong></em></p>
<hr>
<p>DİSK’in 1975-1980 dönemine damgasını vuran eylemleri arasında 1 Mayısların özel bir yeri vardır. DİSK, 1 Mayıs 1976’da yarım yüzyıl aradan sonra ilk kez kitlesel bir miting ile 1 Mayıs’ı kutladı. Türkiye’de son olarak 1925 yılında kutlanan 1 Mayıs işçi sınıfının, tüm emekçilerin birlik-mücadele-dayanışma günü, 51 yıl aradan sonra DİSK’in çağrısı üzerine kitlesel bir katılımla İstanbul’da Taksim Meydanı’nda kutlandı. Böylece DİSK, işçilerin 1950’lerden beri miting yapmaya çalıştıkları ve engellendikleri Taksim Meydanı’nda, ülkenin en önemli ve sembolik meydanında kitlesel bir miting ile yarım yüzyıl süren fiilî 1 Mayıs engellemelerini aşmış oluyordu.</p>
<p>1 Mayıs 1976’da DİSK’in önderliğinde binlerce işçi, emekçi ve aydın Taksim Meydanı’nı doldurdu. 1 Mayıs 1976, disiplinli ve görkemli bir miting oldu. DİSK, 1976’ya kadar otellerde verilen resepsiyonlarla kutladığı kuruluş yıldönümünü, ilk kez işçilerle birlikte, İstanbul Spor ve Sergi Sarayı’nda 13 Şubat 1976’da kitlesel, coşkulu ve görkemli bir toplantıyla kutladı. 1 Mayıs’ın kitlesel olarak kutlanması fikri de DİSK’in bu 9. kuruluş yıldönümü toplantısından sonra ortaya çıktı.</p>
<div class="box-13">
<h3>1 Mayıs’ı alanda kutlama önerisi</h3>
<p><em>Memet Ertürk’ün anlatımıyla 1976 1 Mayıs’ının kutlanması kararı: </em></p>
<p><em>Ertürk’ün 9 Eylül 2009 tarihinde DİSK’in düzenlediği bir toplantıda yaptığı konuşmadan.</em></p>
<p>DİSK’in İstanbul Spor ve Sergi Sarayı’nda 13 Şubat 1976 da düzenlediği 9. kuruluş yıl dönümü toplantısının düzenlenmesinden ve güvenliğinden sorumluydum. Coşkulu, disiplinli ve görkemli bir kutlama oldu. Bu tarihe kadar DİSK’in kuruluş günleri otellerde verilen resepsiyonlarla kutlanıyordu ve ilk defa işçilerle kutlanmaya bu tarihte başlandı. Toplantının sonuna doğru Kemal Türkler yanıma gelerek toplantı ile ilgili memnuniyetini dile getirdi ve benim şahsımda toplantı için emeği geçen tüm arkadaşları kutladı. Kemal Türklere, ‘Başkan eğer DİSK yürütme kurulu karar alırsa 1976 1 Mayıs’ını kitlesel bir şekilde kutlama gücümüz var. Yarım asırlık bu yasağı bu sene Taksim meydanında kırabiliriz’ dedim. Kemal Türkler henüz toplantının heyecanını ve etkisini taşıyan DİSK yürütme kuruluna bu teklifi hemen orada götürdü ve orada 1976 1 Mayısının taksimde kitlesel bir şekilde kutlanması için prensip kararı alındı.</p>
<p><em>Kaynak: Can Şafak (2019), Maden-İş Tarihine Tanıklıklar, 2. Cilt, İstanbul: Sosyal Tarih Yayınları, ss. 202-203.</em></p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/mehmet-erturk.jpg" alt="">
<figcaption><strong><em>Memet Ertürk, 1 Mayıs’ın alanda kutlanması önerisini yapan 1 Mayıs Tertip Komitesi üyesi.</em></strong></figcaption>
</figure>
</div>
<p>DİSK Yürütme Kurulu 27 Şubat 1976’daki toplantısında “a) 1 Mayıs İşçi Dayanışma Bayramı’nın coşkun ve yığınsal bir biçimde kutlanmasına, b) Kutlama hazırlıklarının yürütülmesi ve tertip komitesinin oluşturulmasında Kemal Nebioğlu, Memet Ertürk, Mehmet Karaca ve Müslim Kaya Canpolat’ın görevlendirilmesine, c) 1 Mayıs’ın dünyada ve Türkiye’de tarihçesini anlatan bir broşür hazırlanmasına, d) üye sendikalara bir talimat yazılarak 1 Mayıs için şube, bölge ve işyeri düzeyinde hazırlıkların başlatılmasına” oybirliği ile karar verdi. DİSK, 1 Mayıs kutlaması ile ilgili ilk kamuoyu açıklamasını 7 Mart 1976 günü yaptı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/disk-1mayis1976-2.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>DİSK Ajansı, 7 Mart 1976</strong></em></figcaption>
</figure>
<h3>Kutlama hazırlıkları</h3>
<p>DİSK 1 Mayıs 1976 için oldukça ayrıntılı hazırlıklar yaptı. DİSK Başkanlar Konseyinin 31 Mart’taki toplantısında miting için alınacak güvenlik önlemleri tartışıldı. DİSK Yürütme Kurulunun 2 Nisan günü yapılan toplantısında 1 Mayıs 1976 kutlaması için ayrıntılı kararlar aldı.⁵⁴</p>
<blockquote>
<p>1 Mayıs’ın bütün dünyada İşçi Bayramı olarak kutlanması nedeniyle, Türkiye’de de 1976’dan itibaren İşçi Bayramı olarak kutlanması ve bu yıl için uygulanacak program ve bu programla ilgili organizasyon DİSK Başkanlar Konseyinin 31 Mart ve 1 Nisan tarihlerinde yapılan toplantısında görüşülmüş, DİSK Yürütme Kuruluna önerilen Başkanlar Konseyi görüşleri de Yürütme Kurulunca görüşülerek, 1976’dan itibaren 1 Mayıs’ın İşçi Dayanışma Günü olarak kutlanmasına</p>
</blockquote>
<p>Kararda 1 Mayıs için kurulması gerekli komiteler, program ve yapılacak işler sıralanıyordu. Buna göre sendika genel merkezlerinden işyeri komitelerine kadar bir dizi komite kurulması kararlaştırıldı. Kararda komitelerin kaç kişiden oluşacağı, işleyişi ve koordinasyonuna ilişkin ayrıntılar yer aldı.</p>
<p>Belirlenen miting programına göre 1 Mayıs günü sabah saat 9.00 ile 10.00 arasında Beşiktaş’ta toplanılacak ve saat 10.00’dan itibaren Beşiktaş’tan başlamak suretiyle Beşiktaş Caddesi–Stadyum Önü ve Gümüşsuyu güzergâhı üzerinden Taksim Meydanı’na kadar yürüyüş yapılacaktı. Kararda yürüyüş düzeni ile ilgili ayrıntılara da yer veriliyordu. Yürüyüş kortejine ilişkin ayrıntılar tek tek yazılmıştı. Bütün ayrıntıların Yürütme Kurulu kararına yazılması, 1 Mayıs 1976’ya çok titiz bir hazırlık yapıldığını gösteriyordu.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/disk-1mayis1976-3.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>1 Mayıs 1976, Taksim Meydanı, DİSK Arşivi.</strong></em></figcaption>
</figure>
<p>DİSK Yürütme Kurulunun 2 Nisan 1976 tarihli kararları sadece 1 Mayıs kutlaması ile ilgili değildi. Kararda 1 Mayıs’a ilişkin, toplu iş sözleşmelerine hüküm konması kararı da alındı. Buna göre 1 Mayıs’ın her yıl işçi bayramı olarak kutlanabilmesi amacı ile üye sendikaların yapacağı toplu iş sözleşmelerine aşağıdaki maddenin konulması isteniyordu:</p>
<blockquote>
<p>Madde - a) 1 Mayıs genel tatil günü, diğer bütün dünya ülkelerinde de olduğu gibi İŞÇİ BAYRAMI olarak kutlanabilmesi amacı ile işyeri tatil yapılır ve herhangi bir nedenle işçi çalıştırılamaz.</p>
<p>b) 1 Mayıs’ın arefesi olan 30 Nisan günü saat 12.00’den sonra işyerinde ücretli tatil yapılır. Bu güne ait işçi ücretleri herhangi bir nedenle kesilemez.</p>
<p>c) 1 Mayıs İşçi Bayramı için Nisan ayının ikinci yarısı içinde işçiye 500.- TL (1000-.... TL) tutarında bayram ödeneği verilir.</p>
</blockquote>
<p>1 Mayıs kutlamaları için DİSK ve demokratik kitle örgütleri yöneticileri 20 Nisan 1976 günü DİSK genel merkezinde bir toplantı yaptılar. Toplantıya 1 Mayıs kutlamalarına katılacaklarını belirten örgütlerin yetkilileri katıldı.</p>
<p>Toplantıda, tertip komitesinin ve toplantıya katılan demokratik kitle örgütü temsilcilerinin ortaklaşa saptadığı sloganlara uyulması kararlaştırıldı. Varılan karara göre örgütler kendi flamaları altında da yürüyüşe katılabilecekler, ayrıca kendi özlük sorunlarını belirten pankartlar taşıyabileceklerdi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/disk-1mayis1976-4.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>1 Mayıs 1976’da Atatürk Kültür Merkezi önüne asılan kadın ve erkek işçinin birlikte yer aldığı pankart.</strong></em></figcaption>
</figure>
<p>DİSK’in ilkeleri çerçevesinde, “1 Mayıs İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”ne katılmaya karar veren örgütler şunlardı: Tüm İktisatçılar Birliği (TİB), Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER), Tüm Memurlar Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÜM-DER), İlerici Kadınlar Derneği (İKD), Tüm Teknik Elemanlar Derneği (TÜTED), İlerici Gençler Derneği (İGD), Tüm Yüksek Tekniker ve Teknikerler Derneği (TYTTD), Halkçı Devrimci Gençlik Derneği (HDGD), İstanbul Kıbrıslılar Öğrenim ve Kültür Derneği (İKÖKD), Tüm Sağlık Personeli Derneği (TÜS-DER), Genç Sosyal Devrimciler Birliği Pahalılık ve İşsizlikle Mücadele Derneği (PİM), İstanbul Yüksek Öğrenim ve Kültür Derneği (İYÖKD) ve Özgür Düşünce ve Dayanışma Derneği (ÖZ-DER).</p>
<p>Daha sonra kutlama çağrısına olumlu yanıt veren bağımsız sendikaların ve Türk-İş bünyesinden kutlamalara katılacak sendikaların yöneticileri ile DİSK’te bir toplantı daha yapılarak kutlama programı hakkında bilgi verildi.</p>
<div class="box-13">
<h3>1 Mayıs 1976 kutlama talimatı</h3>
<p>Yürüyüş kortejinin düzenlenmesine ise,</p>
<p>a) Önde DİSK ve üye sendikalarının merkez yürütme ve yönetim kurulları üyelerinden teşekkül eden yöneticiler grubu,</p>
<p>b) DİSK ve üye sendikalarının genel merkez, bölge temsilciliği veya şube flamaları,</p>
<p>c) Her işyeri işçilerinin ayrı gruplar halinde onar metrelik aralarla yürümesi şeklinde uygulanmasına,</p>
<p>C - YAPILACAK İŞLER’in,</p>
<p>1. İşyeri işçi grupları, kamyon, otobüs veya bunlara benzer bir aracı, günün önemine ait bir değerlendirme ile programa alınmış iseler, o işyerine ait işçi grubunun önünde bu aracın yürütülmesi,</p>
<p>Bu düzenleme bir bayram olduğu için işyerlerindeki işçi kardeşlerimizin mutlaka bu gibi şeyler yapmalarında büyük yarar olduğuna; bununla ilgili büyük yarar olduğuna, bununla ilgili masrafların işçilerin kendi aralarında toplamalarının ise büyük önem taşıdığına, eğer aralarından topladıkları masraflar yetersiz kalırsa, sendikanın işçilere mali açıdan yardımcı olmasına,</p>
<p>2. a) Elde taşınacak dövizlere konulacak sözlerin DİSK tarafından hazırlanarak üye sendikalarımıza bilahare gönderilmesine,</p>
<p>b) Dövizlerin, DİSK tarafından verilecek sözlere göre, sendikalarımız veya işyeri işçileri tarafından yapılması, bu nedenle sözlerin yazılması dışında dövizlerin şimdiden hazırlanmaya başlanması,</p>
<p>3. a) DİSK tarafından küçük bir kitapçık şeklinde hazırlanmakta olan broşürün, protokola ve sendika temsilcilerimize dağıtılması,</p>
<p>b) 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın nedenini, uygulanmakta olan diğer dünya ülkelerinin hangileri olduğunu ve Türkiye’de de 1976 yılından itibaren bu uygulama yolunun açılması ile ilgili DİSK kararının nedenini kısaca içeren 2-3 kitap sayfası ebadındaki bir yayının bol miktarda DİSK tarafından bastırılması, tüm işçi üyelerimize ve bunun dışındaki işçi ve halka dağıtılması; bu konuyla ilgili afişleme yapılması,</p>
<p>c) Üye sendikalarımızın genel merkez flamalarının DİSK tarafından her sendika için ikişer adet tek tip standart olarak yaptırılması; birisinin yürüyüşte kullanılarak diğerinin Taksim Meydanı’na gönderilmesine,</p>
<p>d) Yukarıdaki üç fıkrada belirtilen işlerle, diğer müteferrik işler için DİSK tarafından yapılacak masrafların, üye sendikalarca işçi üyeleri oranında DİSK’e ödenerek karşılanması,</p>
<p>e) Üye sendikalarının bölge temsilciliği veya şube flamalarının da birer adet olarak DİSK tarafından toptan yaptırılması, bunların faturasının ilgili sendikaya yazdırılmak suretiyle, sendikasınca ödenmesi, biçiminde düzenlenmesine,</p>
<p>C) 1. Üye sendikalarımızın kendilerine ait yayın organlarının işçiye Nisan’ın son haftası içinde dağıtılabilecek şekilde programlanarak çıkarılmasına,</p>
<p>2. DİSK’in 2-3 kitap sayfası tutarındaki broşüründen, özellikle 1 Mayıs’ın nedenini ve uygulanmakta olan diğer dünya ülkelerinin neler olduğunu sendika yayın organlarında çıkarılmasına,</p>
<p>3. Sendika yayın organlarında 1 Mayıs ile ilgili fikri yazılarla da konulmasına, ancak bu yazıların DİSK Basın Yayın Dairesince sendikalarca onaylattırılması gerekliliğine,</p>
<p>oybirliği ile,</p>
<p><em>Kaynak: 2 Nisan 1976 tarihli DİSK Yürütme Kurulu toplantısı, DİSK Yönetim ve Yürütme Kurulu Karar Defterleri, DİSK Arşivi.</em></p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/disk-1mayis1976-5.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>DİSK Yürütme Kurulunın 1 Mayıs kutlama talimatı, 2 Nisan 1976, DİSK Arşivi.</strong></em></figcaption>
</figure>
</div>
<h3>1 Mayıs sergileri</h3>
<p>DİSK 1 Mayıs 1976’da İstanbul Belediyesi Sanat Galerisi'nde İbrahim Güzelce anısına bir resim sergisi düzenledi. Sergide Güzelce’nin büyük boy resimleri yer alırken Karikatürcüler Derneği de çizgilerle 1 Mayıs sergisi düzenledi.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/disk-1mayis1976-6.jpg" alt=""></p>
<div class="box-13">
<h3>Orhan Taylan’ın meşhur 1 Mayıs afişi</h3>
<p>1 Mayıs 1976’nın efsaneleşen ve daha sonraki yıllarda çok yaygın kullanılan 1 Mayıs görsellerinden biri olan eller üzerinde 1 Mayıs yazılı dünya afişi ressam Orhan Taylan tarafından çizilmişti. Orhan Taylan’ın 1970’lerin ikinci yarısında DİSK dergisinde ve yayınlarında çok sayıda çizimi yayımlandı. Ressam Orhan Taylan, 1976 yılında çizilen ve yıllar boyu belleklerden silinmeyen 1 Mayıs afişinin öyküsünü 2011 yılında şöyle anlatmıştı:</p>
<p><em>“1968’de Devrimci Sanatçılar Birliği adında bir grubumuz vardı. Aramızda kurumsal değil de dostluk ilişkisi bulunuyordu ama o zamanlar devrimcilikten aşağısı kurtarmıyordu isim konusunda. Heykeltıraş Kuzgun Acar, çizer Tan Oral, fotoğrafçı İsa Çelik, ressam Gülsün Karamustafa... Bazen 15-20 kişi buluyorduk. Sendikaların görsel işlerini yapardık. 1971 muhtırasından sonra dağıldı grup. Ben afiş çalışmayı sürdürdüm, çünkü İtalya’da öğrenciyken hayran kalmıştım afişlere.</em></p>
<p><em>1976 yılında 1 Mayıs’a az bir süre kalmıştı, DİSK’teki arkadaşlar bir gece yarısı telefon edip bir afiş çizmemi istediler. Sabah yürütme kurulu toplantısında afişi göstereceklermiş. Beğenilirse o gün basacaklar. Gece hemen bir kâğıda çizip verdim afişi.</em></p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/disk-1mayis1976-7.png" alt="">
<figcaption><strong><em>Orhan Taylan, 1 Mayıs 1976 afişi, TÜSTAV Arşivi.</em></strong></figcaption>
</figure>
<p><em>Bu tür işler hep son dakikada istenirdi zaten, hâlâ öyle herhalde. O nedenle alışıyorsun. Benzer işleri sürekli yaptığın için de işi yetiştirme sıkıntın olmuyor. Ama çarpıcı işlerin sıkışık zamanlarda çıktığı söylenebilir.</em></p>
<p><em>Beğenileceğini biliyordum. İki kocaman el ve çiçeklerle dünyayı işçilerin bayramını tasvir ettim. Öfkeli bir şey değildi. Politik afişlerdeki sertlik Avrupa geleneğinden geliyor. İki dünya savaşı arasındaki yoksullukta, sıkıntıda doğal olarak hırçın sanat biçimleri geliştirdiler ama bizim geleneğimizde sert üslubun yeri fazla yok. Yani ozanlar bağlamayla çalıp söylerken bile kimseye kabaca sövmez, sövünce bile bunu incelikle, incelikle yaparlar.</em></p>
<p><em>Afiş Dünya Sendikalar Federasyonu’nun yarışmasında birinci seçildi. 1979’da galiba. Birinci seçilmemden çok Amerikalının ikinciliği, Sovyetlerin temsilcisinin de üçüncü olması dikkat çekti. Dolar cinsinden bir ödülü vardı, ‘Para mı istersin, 15 günlük Prag gezisini mi?’ dediler, geziyi seçtim. Çok güzel geçmişti.</em></p>
<p><em>Afişin üzerinde imzam vardı, 1976 ve 1977’de o haliyle kullanıldı. O sıralarda DİSK’in başkanlığı değişti. Kemal Türkler’in yerine Abdullah Baştürk gelince 1978’deki 1 Mayıs’ta kullanılan afişin üstündeki imzamı sildiler. Önceki yönetimle varmışım çünkü afiş... Afiş kamuya mal olduğu için rahatsızlık duymadım imzanın silinmesinden. Sonra tekrar kullanılmaya başlandı.</em></p>
<p><em>Yaptığım afişleri meydanlarda görünce keyifleniyorum. Bu kişisel bir şey. İnsanların onu benim yaptığımı bilmesi ya da bilmemesi boyutu fazla uzatıp kısaltmaz.</em></p>
<p><em>İstanbul’da olduğum zaman 1 Mayıs’a katılırım. Akşam Maden-İş Sendikası’nın bir etkinliği var. 1976’da Kemal Türkler’in başkanlığında, afişi yaptığım sendika... Katılmamı istediler, onur konuğu olarak düşünmüşler galiba, ‘Olurum öyle şey, katılmak görevimiz’ dedim.”</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Kaynak: Akşam, 1 Mayıs 2011; Eyüp Tatlıpınar’ın söyleşisi, aktaran Derinden Gelen Kökler-2.</em></p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/disk-1mayis1976-7.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>Orhan Taylan (solda) Nihat Behram ile, Afişe Çıkmak kitabından</strong></em></figcaption>
</figure>
</div>
<div class="box-13">
<h3>1 Mayıs Marşı</h3>
<p>Türkiye’de 1 Mayıs kutlamalarıyla özdeşleşen ve efsaneleşen 1 Mayıs marşının söz ve müziği Sarper Özsan’a aittir. 1969 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Kompozisyon Bölümü’nden mezun olan Sarper Özsan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde ve Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştı. Özsan, söz ve müziğini yazdığı 1 Mayıs Marşı’nın öyküsünü 2011 yılında şöyle anlatmıştı:</p>
<p><em>“Sanıyorum 1973 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu, Bertolt Brecht’in Maksim Gorki’nin romanından aynı adla sahneye uyarladığı ‘Ana’ oyununu oynamaya karar vermişti. Müziklerini benim yapmamı istediler. Seve seve kabul ettim ve hemen çalışmaya koyuldum. Tabii Brecht’in bütün oyunlarında olduğu gibi bu da müzikli bir oyundu ve oyunun metninde Brecht tarafından yazılmış şarkı sözleri bulunuyordu. Sanıyorum öncelikle bu sözleri besteledim. Ama oyunda, Çarlık polisinin, meydanda toplanan işçilerin üzerine yaylım ateşi açarak yüzlerce kişiyi öldürdüğü, bu nedenle de tarihe ‘Kanlı Pazar’ adıyla geçen Rusya’daki ünlü 1 Mayıs 1905 sahnesi için Brecht, metnin üzerine ‘İşçiler marş söyleyerek sahneye girer’ biçiminde bir not yazmış ama hangi marş olduğunu belirtmemiş. Herhangi bir söz de koymamış... </em><em>Bir süre burası için uygun bir müzik aradım ama sözüyle ve müziğiyle bu sahne için içime sinen bir müzik bulamadım. Bu durumda iş başa düştü. Bu müziğin sözlerini de müziğini de benim yazmamın daha iyi olacağına karar verdim.</em></p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/sarper-ozsan.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>Sarper Özsan</strong></em></figcaption>
</figure>
<p><em>Çalışmaya başladığımda gerek sözlerin gerekse ezginin, bir yandan oyuna aykırı kaçmamasına, öte yandan da kendi halkımızın kulağına aykırı gelmeyecek bir yapıda olmasına dikkat ettim. Sözler, devrimci bir gözle yapılmış durum saptamalarını, geleceğe olan güven ve inancı, devrimci kararlılığı dile getirir. Müzik ise, Kürdi dizisiyle sol minör tonunun karışımıyla yazılmış bir ezgiden oluşmuştur. Bu ezgi aynı zamanda devrimci ruhu ve heyecanı yansıtan bir yapıya sahiptir. Bu ruh ve heyecan müziğin, ‘1 Mayıs, 1 Mayıs, işçinin emekçinin bayramı / Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı’ sözlerini içeren nakarat kısmında doruğa ulaşır. Bütün bunların yanında, sözlerin iyi anlaşılması ve halkın kolay söyleyebilmesi için, sözle müziğin özellikle ritim ve vurgu açısından uyumlu olması anlamına gelen prozodi konusunda da çok dikkat edilmiştir.</em></p>
<p><em>O sıralarda Ankara Sanat Tiyatrosu, Ankara’da çok sevilen, çok gidilen bir tiyatroydu. Bütün ilerici ve devrimci kesim Ankara Sanat Tiyatrosu’nun oyunlarını kaçırmazdı. Sanıyorum izleyicilerin beğenisiyle kulaktan kulağa yayıldı. Çünkü marşı öğrenebilecekleri başka bir kaynak yoktu; bir yerde çıkarılmış herhangi bir kaset bulunmuyordu.</em></p>
<p><em>Eskiden bu türlü eylemler çoktu. Grevler çok daha sahiciydi. 15-16 Haziran eylemlerine bakarsanız bunlar tarihe geçecek olaylar. Dünyada şu anda devrim dalgası yükselmiyor. Oysa bizim gençliğimizde 60’lı yıllarda bütün dünyada devrim dalgası yükseliyordu. Bu dalga bütün dünyayı, bütün halkları etkilemişti. Ama şimdi böyle bir dalga görmüyorum. Tarihler, dönemler dalgalar halinde gelir. O günler de gelecek.”</em></p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/ankara-sanat-tiyatrosu-ana-oyunculari.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) tarafından sahnelenen Ana oyunundan bir sahne, 1974.<br></strong></em></figcaption>
</figure>
<p><strong>1 Mayıs</strong></p>
<p>1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı <br>Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı <br><br>Yepyeni bir güneş doğar <br>dağların doruklarından<br>Mutlu bir hayat filizlenir<br>kavganın ufuklarından <br>Yurdumun mutlu günleri <br>mutlak gelen gündedir <br>1 Mayıs 1 Mayıs <br>işçinin emekçinin bayramı <br>Devrimin şanlı yolunda <br>ilerleyen halkların bayramı<br><br>Vermeyin insana izin kanması <br>ve susması için <br>Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin <br>Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler <br>1 Mayıs 1 Mayıs <br>işçinin emekçinin bayramı <br>Devrimin şanlı yolunda <br>ilerleyen halkların bayramı<br><br>Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor <br>Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor <br>Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor <br>Gün gelir gün gelir, zorbalar kalmaz gider <br>Devrimin şanlı yolunda bir kâğıt gibi erir gider <br><br><em><strong>Söz ve Müzik: Sarper Özsan</strong></em> <br><em>Kaynak: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Haber Ajansı (MİHA) muhabiri Semra Dursun’un söyleşisi, 30 Nisan 2011, aktaran Derinden Gelen Kökler-2.</em></p>
</div>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/disk-1mayis1976-9.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>1 Mayıs 1976, Taksim Meydanı, Devrimci Gençlik kortejinin alana girişi, DİSK Arşivi.</strong></em></figcaption>
</figure>
<h3>Coşkulu ve kitlesel 1 Mayıs</h3>
<p>1 Mayıs 1976, kararlaştırıldığı gibi düzenli ve disiplinli geçti. Katılımın beklenenden çok fazla olduğu miting büyük bir coşkuya sahne oldu. Mitinge beklenenden çok fazla katılım olması 2 Mayıs 1976 tarihli Cumhuriyet’te şöyle anlatılıyordu:</p>
<blockquote>
<p>DİSK’in düzenlediği 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlama töreninin görkemliliği en iyimser tahmincileri bile yanılttı. Sabahın erken saatlerinden itibaren bir araya gelen ve saat 10 civarında yürüyüşe geçen grupların Taksim Meydanına varışları dört saatten fazla sürdü. Oysa Beşiktaş’tan, Saraçhanebaşı’ndan ve Şişli’den başlatılan yürüyüşlerde 4-5 km’lik mesafeler yüründü sadece. Ancak grupların kalabalık oluşu yürüyüşü son derece ağırlaştırmış, sonunda tüm tahminler aşılmıştı... Kalabalıklar karşısında sayısal değerler ileri sürmeyi sevenler ilk defa sustular dün. Sık sık söylenen söz Taksim’in ve hatta İstanbul’un böylesine bir kalabalık görmediği. Sayısal tahminler en azından 200 binden başlıyordu. Aslında Taksim böylesine bir kalabalığı gerçekten görmemişti. Fakat gördüğü kadar da toplananların hepsi değildi. Taksim’e açılan tüm ana caddeler de yarı yarıya dolmuştu.</p>
</blockquote>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/disk-1mayis1976-8.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>Cumhuriyet, 2 Mayıs 1976.</strong></em></figcaption>
</figure>
<p>DİSK’e bağlı sendikaların tümü, 30’un üzerinde devrimci gençlik ve meslek örgütü, sosyalist partiler ve çok sayıda Türk-İş’e bağlı işçinin katıldığı yürüyüş ve miting sabah saat 9.00’dan 15.30’a kadar sürdü. Ana yürüyüş kolu Beşiktaş’tan Taksim’e kadar yapılmasına karşın katılanların fazlalığı nedeniyle, işçiler sabahın erken saatlerinden itibaren fabrikaların yoğun olduğu semtlerden, topluluklar halinde yürüyüşe geçtiler ve Beşiktaş, Saraçhanebaşı, Şişli ve Kabataş’ta toplanarak ayrı ayrı kollardan Taksim’e geldiler.⁵⁵</p>
<p>Yürüyüşe sendika, meslek ve gençlik örgütlerinin yanı sıra CHP’nin “demokratik sol” kanadından 13 milletvekili de katıldı.</p>
<p>Dönemin tanınmış şair ve yazarları, tiyatro sanatçıları, aktör ve aktrisleri arasında yürüyüşe katılanlar çok sayıdaydı. İbrahim Güzelce’nin eşi Nihal Hanım ile 1969’da Kanlı Pazar’da öldürülen Ali Turgut Aytaç’ın eşi ve 12 yaşındaki kızı da oradaydı.⁵⁶ Üç kol halinde oldukça kalabalık yürüyüş kortejlerinin alana yerleşmesi 14.30’u buldu. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın kutlanışı sırasında hiçbir olay çıkmadı.⁵⁷</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/disk-1mayis1976-10.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>1 Mayıs 1976 yürüyüş kolu.</strong></em></figcaption>
</figure>
<p>Sayılamayacak kadar çok sayıda afiş ve pankartın yer aldığı 1 Mayıs mitinginde, özellikle işçilerin fabrikada çalışmalarını canlandıran araçlar, iş giysileri ile fabrika işçileri, davul zurnalı ekipler, faşist saldırılar sırasında ölen tüm işçi ve gençlerin fotoğrafları dikkat çekti. Mitingde MC’yi istifaya çağıran sloganlar sık sık atıldı.⁵⁸</p>
<p>Mitingde Genco Erkal’ın okuduğu şiirlerden sonra DİSK Genel Başkanı Türkler konuştu. Miting, Türkler’in konuşmasının ardından sona erdi. Bu görkemli 1 Mayıs mitingi TRT televizyonunda oldukça kısa ve görüntüsüz verildi.</p>
<div class="box-13">
<p><strong>Fazıl Hüsnü Dağlarca: 1 Mayıs 1976 </strong></p>
<p>1 Mayıs’ı yaşıyoruz<br>Bu alan<br>1 Mayıs’a dar. <br>Nasıl parlarsa pırlasın güneş <br>Nice vurulmuşların asılmışların ölüm soğukluğu <br>Konmuş doruklara <br>Ta doruklara düşmekte kar. <br>Son törenimizden beri <br>Susturulmuşuz 52 yıl <br>İşte yeni ilkyazında <br>İşte DİSK’in genç bayrakları <br>Konuşan <br>Haykıran bayrakları <br>Birer çiçek <br>Görmüyor musunuz <br>Gözlerimizde <br>Bakışlarımızda açar. <br>En güzel sesi <br>Nedir bütün doğanın <br>En güzel sesi nedir ey? <br>İşte ağzımızla sımsıcak <br>İşitmiyor musunuz: <br>Alacağını arıyanların ağzında gürül gürül <br>Yarının gerçeği ışıldar. <br>Neden durdurulamaz <br>Devrim yollarındaki sel? <br>Besbelli: İşçi olsun köylü olsun emekçi olsun <br>Öğretmen yazar düşünür... öğrenci olsun <br>Çalışanların hepsi <br>Gövdesinden dışarı taşar. <br>1 Mayıs’ı yaşıyoruz <br>Yeryüzünde<br>Türkiye’ye <br>Yüreğine benzeyen <br>Bu alanda kaç kişi var? <br>190 bin mi 200 bin mi 250 bin mi <br>Milyarlarca mı? <br>Hayır <br>48 kişi daha ekle <br>Daha kanı kurumamış <br>Daha dünlerde yokedilmiş 48 kişi <br>1 Mayıs aydınlığına dimdik <br>Kara resimleriyle <br>Kara soluklarıyla katılanlar! <br>1 Mayıs’ı yaşıyoruz <br>Bu alan 1 Mayıs’a dar.</p>
</div>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/genco-erkal-1mayis1976.png" alt="">
<figcaption><em><strong>Genco Erkal 1 Mayıs 1976’da şiir okurken, DİSK Arşivi.</strong></em></figcaption>
</figure>
<div class="box-13">
<h3>Türkler’in 1 Mayıs 1976 konuşması</h3>
<p><strong><em>DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in 1 Mayıs 1976 konuşması</em></strong></p>
<p>Birlik, mücadele ve dayanışma günümüze katılan DOSTLAR VE DEĞERLİ KONUKLAR, AYDINLAR;</p>
<p>Tüm dünya işçilerinin yanında yerini alan TÜRKİYE İŞÇİ SINIFI, savaşa karşı barışı, faşizme karşı demokrasi özlemini haykıran EMEKÇİ HALKIMIZ, sömürüsüz ve baskısız, özgürlük ve kardeşlik dünyası için savaşan dünya işçileri.</p>
<p>Selam sizlere,</p>
<p>Selam olsun, işçilerin, emekçilerin, tüm çalışanların birlik ve dayanışma günü 1 Mayıs bayrağını yere düşürmeyen işçi sınıfımızın yiğit savaşçılarına! Selam olsun sana, büyük insan, işçi sınıfımızın savaşçı neferi merhum DİSK Genel Sekreteri İbrahim GÜZELCE!</p>
<p>İşçiler, köylüler, memurlar, esnaflar, teknik eleman ve tüm aydınlar, dostlarım, kardeşlerim,</p>
<p>Bugün ve şu anda Türkiye işçi sınıfının, emekçi halkımızın kalbi burada, en büyük sanayi kentimiz olan İstanbul’un Taksim alanında atıyor. Şu anda kalbimiz, ülkemizin dört bir yanında, tüm dünya ülkelerinde yüz milyonlarca emekçiyle birlikte atıyor. Bugün, sermaye ve zulüm dünyasına karşı bir tek ses, tek bir yumruk olan emek dünyasının birlik, mücadele ve dayanışma günü.</p>
<p>Bugün 1 Mayıs İşçi Bayramı. Çok uzun yıllardan sonra ilk kez bugün, kitlesel bir şekilde dünya işçilerinin birlik, mücadele ve dayanışma gününü kutluyoruz.</p>
<p>Bayramımız, hepimize, Türkiye ve dünya işçi sınıfına kutlu olsun.</p>
<p>İşçiler, emekçiler, tüm ilericiler,</p>
<p>Türkiye burjuvazisi 1 Mayıs’ların kutlanmasını engellemek için elindeki tüm baskı olanaklarını seferber etti. Her Mayıs’tan önce hiçbir gerekçe göstermeden, örgütlü, bilinçli işçi önderlerini tutukladı. Pek çoğunu işkenceden geçirdi. Her 1 Mayıs öncesinde olağanüstü tedbirler alarak yılgınlık, korku ve terör yaratmaya çalıştı. Sermaye sınıflarının bu denli korkutan olgu, 1 Mayıs’ın özünde yatmaktadır. Çünkü 1 Mayıs, her şeyden önce, her ülkede ve tüm dünyada işçilerin, sermaye egemenliğine ve zulme karşı birlik ve mücadelelerinin bayrağıdır.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/kemal-turkler-1mayis1976.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>Kemal Türkler 1 Mayıs 1976’da konuşurken, DİSK Arşivi.</strong></em></figcaption>
</figure>
<p>Doğuşundan günümüze kadar 1 Mayıs’ın esas sloganı “Bütün ülkelerin işçileri birleşin” olarak kaldı. Dünya çapında ilk kutlama tarihi olan 1890 yılından bu yana güncelliğini yitirmeyen 1 Mayıs, her yıl daha geniş işçi ve emekçi kitleleri tarafından gittikçe büyüyen gösterilerle kutlandı. 1 Mayıs’ı bugüne dek unutulmaz ve birleştirici kılan nedenlerin temelinde, emek dünyasının, sermaye, sömürü, kâr ve baskı dünyasına karşı sürdürdüğü yiğit mücadele yatar. Dün olduğu gibi, bundan sonra da hiçbir güç, 1 Mayıs’ın tüm dünya işçileri tarafından birlik ve dayanışma içinde, büyük bir coşkuyla kutlanmasını engelleyemeyecektir. İnsanlığın üçte birinin sömürü ve zulümden kurtulduğu, özgürlüğün ekmek kadar kutsallaştığı günümüzde, 1 Mayıs’ta alanları dolduran her ülkenin işçi sınıfı, sadece, dünya işçilerinin ortak istemlerini haykırmakla kalmıyor, 1 Mayıs’ı mücadelesiyle yaratan, 8 saatlik işgünü için 1886 yılında genel greve giden ve bu uğurda kurbanlar veren Amerikan işçi sınıfının yiğit önderlerini saygıyla anıyor. Bugün, tüm Türkiye işçi sınıfının kalbinin attığı bu alanda toplanmış olan yüzbinler, 1886 yılının Şikago kurbanlarını, bugüne değin sömürüsüz ve savaşsız bir dünya için mücadele vermiş olan ülkemizin ve diğer ülkelerin işçi önderlerini, yiğit neferlerini büyük bir coşku ve saygıyla selamlıyoruz.</p>
<p>Dostlarım,</p>
<p>Az önce belirttim. Dişine, tırnağına kadar örgütlü, bankalarda, şirketlerde, siyasal iktidarda örgütlü olan sermaye sınıfları, işçi sınıfının, emekçi köylülerin, tüm çalışanların örgütlenmesini, birleşmesini engellemeye çalışıyorlar. İşte bu yüzden, işçilerin emekçilerin birleştiğinde ne muazzam bir güç olduğunu gösteren 1 Mayıs’ı karalamak, saptırmak istiyorlar. Parababalarının kiralık kalemleri, bu uğurda sayfa sayfa yalanlar yazdılar, yazıyorlar ve yazacaklar. Fakat hiçbir baskı ve zulüm, yalana dayalı bölücü hiçbir ideolojik kampanya 1 Mayıs’ı saptıramadı! 1 Mayıs’ı unutturamadı. Bunun somut kanıtı, şu anda burada, “1 Mayıs, işçinin, emekçinin bayramı” diye haykıran yüzbinlerdir.</p>
<p>1 Mayıs’ın doğuşu, gelişimi, dünyada ve ülkemizde kutlanış üzerine DİSK ve örgütümüze bağlı sendikalar çeşitli broşür ve bildiriler yayımladılar. Kulaklarını, kafalarını ve yüreklerini işçinin sesine kapayan, fakat paranın padişahlığına kiralayanlar da çok iyi biliyorlar ki, 1 Mayıs’ı doğuran olaylar bundan tam 90 yıl önce olmuştur.</p>
<p>Dünyada ilk kez, 1 Mayıs 1886 tarihinde devrimci işçilerin önderliğindeki Amerikan işçi sınıfı 8 saatlik iş gününü için ülke çapında genel greve gitmiştir. “Ekmek ve suyla yaşamayan bir insan zaten yaşamaya layık değildir.” diyen Amerikan kapitalist tekelleri ve onların devleti, tüm güçlerini seferber ederek genel greve saldırttı. Atlı ve silahlı polislerin, jandarmaların, grev kırıcı birliklerin, ajan ve bozguncuların planlı saldırısı Şikago’nun 20 bin grevci işçisi üzerinde en üst noktasına ulaştı. 3 ve 4 Mayıs günleri birçok işçi öldürüldü, yaralandı ve tutuklandı. Amerikan burjuvazisinin işçi sınıfına karşı yönelttiği bu kanlı zulüm bütün dünyada nefretle karşılandı. Çeşitli ülkelerde milyonlarca işçi bir yandan 8 saatlik işgünü için mücadeleyi yükselttiler, aynı anda da idama mahkûm edilen 4 işçi liderini kurtarmak için dünya çapında eylem birliği yaptılar. Fakat kan ve kâr kokan Amerikan parababalarına kurban gerekiyor ve 11 Kasım 1887 günü asılarak öldürülen bu 4 yiğit işçinin arasında bulunan Parsons’un son sözleri şöyle oldu: “Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam, canı olduğundan değil, sosyalist olduğumdan asılacağım.”</p>
<p>Daha ilk yılda, 1 Mayıs, kendiliğinden uluslararası bir işçi günü olmuştu. Daha ilk yılda, 1 Mayıs, işçi sınıfının mücadeledeki kararlılığını ve birliğini dile getirdi. Daha ilk yılında, 1 Mayıs, burjuvazinin vahşetine karşılık, işçilerin sömürüsüz ve baskısız bir dünya için dayanışmalarını dile getirdikleri bir gün oldu. 1889 yılında, dünya işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak ilan edilen 1 Mayıs, 1890 yılından bu yana sürekli olarak kutlanmaktadır.</p>
<p>1 Mayıs’ı değil Türkiye’nin sermaye sınıfları, emperyalist tekeller bile saptıramadı, unutturamadı. Artık çok gerilerde kalan, DİSK’in olmadığı yıllarda bile, işçiler 1 Mayıs’ı yaşatmasını bildiler. Bunun en somut, en açık, en muhteşem belirtisi olan 1 Mayıs 1976, işçi sınıfımızın mücadele tarihinde şanlı yerini alacaktır.</p>
<p>İşçi ve emekçi kardeşlerim, tüm ilericiler,</p>
<p>1 Mayıs hiç bir zaman eskimeyen, her yıl daha da zenginleşen bir gündür. Her yıl 1 Mayıs’ı, dünyadaki ve her ülkedeki ekonomik ve siyasal gelişim ve değişimin izlerini taşır. Bugün bizim yaptığımız gibi tüm dünyada, işçiler, içinde yaşadığımız duruma uygun ve yarınki istemlerini dile getirirler. 1976’nın 1 Mayıs’ı bizlerden, yani emekçilerden, halklardan yana değişen bir dünyada kutlanıyor. İnsanlığın üçte biri sermayenin egemenliğinden kurtuldu. Sömürge ülkelerin sayısı parmakla gösterilecek kadar azaldı. Daha son yıllara kadar, bir sömürge ülkeler kıtası olan Afrika’da en son Gine, Mozambik, Angola halkları bağımsızlıklarını kazandılar. Ulusal kurtuluş için savaşan halklar, aynı anda emperyalizmin ekonomik yağma ve sömürüsüne karşı yiğit bir mücadele veriyorlar. Japon, sonra Fransız ve en son da Amerikan emperyalizmini büyük bir bozguna uğratan Vietnam halkı, yeni sömürgecilerin böldüğü ülkesini birleştiriyor. Orta Doğu’nun Arap halkları, Amerikan emperyalizminin beslediği İsrail saldırganlığına karşı işgal altındaki toprakları için savaşını sürdürüyor. Cezayir, Suriye, Irak gibi ülkelerde, emekçi kitleler emperyalizmin ekonomik saldırısına karşı, kendi doğal zenginliklerini millileştiriyor ve ekonomik bağımsızlıklarını, toplumsal ilerleme için savaşıyorlar. Kapitalist ülkelerin içine düştüğü derin buhranın hem neden hem de sonuçlarına karşı mücadeleyi yükselten örgütlü işçi sınıfları tekellerden yana olan iktidarların yerine ilerici ve demokratik hükümetler istiyorlar. Sosyalizmin başarıları emekçi kitlelere gerçek çıkış yolunu gösteriyor.</p>
<p>Sosyalist ülkelerin başını çektiği barış ve yumuşama politikası yeni başarılar elde ederek, emperyalizmin savaş kışkırtıcılığını frenleyerek, geriletiyor. 1975’in yazında Helsinki’de toplanan Avrupa Ortak Güvenlik ve İşbirliği Konferansı kararları sosyalist sistemin ve barıştan yana olan tüm insanlığın büyük bir başarısıdır.</p>
<p>Siyasal güçler dengesi dünya çapında bağımsızlıktan, demokrasiden, barış ve toplumsal ilerlemeden yana güçler ve halklar lehine hızla değişiyor. Fakat, gerileyen emperyalist sistemin saldırganlığı artıyor. Sosyalist sisteme ve halkların mücadelesine karşı silahlanmayı ve soğuk savaşı kışkırtıyor. Bu gün girişemediği dünya savaşının yerine, bölgesel savaşları alevlendiriyor. Böylece, Orta Doğu’da, Kıbrıs’ta olduğu gibi, halkları bölmek, parçalamak ve yeniden eskisiyle elde etmek istiyor. Başta Amerika olmak üzere, emperyalist devletler birçok ülkede gerici ve faşist hükümetleri destekliyorlar, besliyorlar. Şili’de olduğu gibi, halkın gerçek ve yasal temsilcilerini devirip, eli kanlı tekellerin iktidarını kurmak için faşist güçlerle işbirliği yapıyorlar.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/1mayis1976-11.jpg" alt="">
<figcaption><em><strong>Türkler 1 Mayıs 1976’da kürsüde, DİSK Arşivi.</strong></em></figcaption>
</figure>
<p>Kardeşlerim,</p>
<p>Bugün, ülkemizde de Amerikan emperyalizminin desteklediği, faşizme fırsat arayan, vatan ve halk düşmanı bir iktidar var. Adına Milliyetçi Cephe denen bu yasa dışı ve azınlık iktidarı işbaşında. Bu dönem içinde hayat pahalılığı ve işsizlik durmadan arttı ve artıyor. İşçi ücretleri, memur maaşları ve köylü gelirleri sürekli olarak düşüyor. Buna karşılık yerli ve emperyalist sermayeli tekelci kapitalistlerin kârı gittikçe akıl almaz bir hızla artıyor. İşçi, köylü, memur, esnaf, küçük üretici, yani nüfusumuzun büyük çoğunluğunu oluşturan, tüm değer ve zenginlikleri yaratan emekçi halkımızın yaşama ve çalışma koşulları ağırlaşıyor, hayat çekilmez hale geliyor.</p>
<p>Çalışma ve toplumsal yaşamımızda son derece önemli bir yeri olan emekçi kadınlarımız köle muamelesi görüyor. Kâğıt üzerindeki yasalar bile uygulanmıyor. Fakat, özellikle DİSK’e bağlı sendikalarımız bu soruna sahip çıkarak, örneğin eşit işe eşit ücret ve işyerlerinde çocuk yuvası, kreş açılmasını istiyorlar.</p>
<p>Emekçiden yana, ilerici, ulusal ve demokratik bir hükümet isteyen geniş emekçi kitlelerin demokratik, sendikal ve siyasal hak ve özgürlüklerini koruma ve genişletme mücadelesi gelişiyor. Bu savaşımı ezmek, geriletmek ve emekçi halkımızı parçalamak için büyük sermayenin emriyle hareket eden MC iktidarı, elindeki tüm güçleri seferber ediyor. Cinayetleri, adam kaçırmaları, baskınları besliyor, kışkırtıyor. Fakat her şeye rağmen sömürüsüz ve özgür bir Türkiye için mücadelenin, ancak birlik içinde başarıya ulaşacağı hızla kavranıyor. Biz, sadece işçi sınıfının değil, yoksul köylülerin, tüm çalışanların örgütlü mücadele birliğinden tüm halkımızın ilerici demokratik kitle örgütlerinde birleşmesinden yanayız. İşçi sınıfımız, örgütlenme ve örgütlü mücadele konusunda tüm emekçi katmanlara örnek oluyor. DİSK, işçi sınıfının devrimci sendikal birliğini sağlamak için mücadele ediyor. Artık DİSK, dost ve düşmanın hesaba katmak zorunda olduğu, güçlü, mücadeleci, kararlı ve sorumlu bir demokratik sınıf ve kitle örgütü olarak işçi sınıfımızın tek gerçek temsilcisi olmuştur. DİSK, sınıf ve kitle politikası temeli üzerinde, siyasal görüş ayrımı yapmayan tüm işçilere açık bir örgüttür. DİSK, taşıdığı sınıfsal ve tarihsel sorumluluğun bilincindedir.</p>
<p>Bunun gereği olarak, sağ ve soldan alacağı hiç bir ders olmadığı gibi, hiç kimseye de ders vermeye niyetli değildir. İşçi sınıfının bilimi rehber edinmiş olan, sosyalizmden yana olduğunu açıkça vurgulayan DİSK, Genel Kurulunun kendisine çizdiği yoldan emin adımlarla ve hızla ilerlemektedir. Bugün, yüzbinlerce kadın ve erkek emekçinin, memurun, aydının, öğrencinin DİSK’in çağrısına cevap vererek 1 Mayıs’ı kutlamaları, örgütümüzün birleştirici, mücadeleci ve sorumlu siyasetinin yeni ve tarihsel bir başarısıdır. Bu başarıyı hazmedemeyenler, soğukkanlılıklarını yitirerek bölücülük tuzağına düşmekte ve işçi sınıfından itibar görmemektedirler. Bu arada, işçi hareketine ters ve yabancı, maceracı ve bozguncu bazı akımlar da attıkları sloganlar ve davranışlarıyla sermaye sınıflarının ekmeğine yağ sürüyorlar. Bu gibi akımları etkisizleştirecek olan da yine örgütlü demokratik kitle hareketleridir.</p>
<p>Günümüzde artık eylem ve örgüt birliği mutlaka sağlanmalıdır. Tırmanan faşizm tehlikesine set çekmek, MC iktidarını Anayasal ve demokratik yoldan düşürmek, ancak en geniş kitlelerin birlik içinde örgütlü mücadelesiyle olanaklıdır. Parlamento içi muhalefeti de içeren bu mücadele birliği, ortak bir istem programı üzerine oturmalıdır. DİSK’in demokratik istemleri bellidir.</p>
<p>1 Mayıs’ın diğer bir özelliği de geniş emekçi kitleleri ortak istemleri etrafında bir araya getirmesidir. Şu alanı çevreleyen, ellerde taşınan pankartlar ekonomik ve demokratik istemlerimizi dile getiriyor.</p>
<p>DİSK’in en acil istemlerini bir kez daha tekrarlamakta yarar görüyorum:</p>
<ul>
<li>Referandum hakkı yasalaşmalıdır.</li>
<li>Grev hakkına konan sınırlamalar kaldırılmalıdır.</li>
<li>İşçileri, açlığa, sokağa atmak demek olan lokavt yasaklanmalıdır.</li>
<li>Genel grev ve dayanışma grevi hakkı yasalaşmalıdır.</li>
<li>Tüm çalışanlara, grevli ve toplu sözleşmeli sendikalaşma hakkı tanınmalıdır.</li>
<li>Kadın ve genç işçiler için, eşit işe eşit ücret sağlanmalıdır.</li>
<li>Tüm çalışanlar ve özellikle emekçi köylüler, sosyal güvenliğe kavuşturulmalıdır.</li>
<li>Ücret kaybı olmadan, 40 saatlik iş haftası ve yılda 1 aylık ücretli tatil gerçekleştirilmelidir.</li>
<li>Tüm çalışanlar için işsizlik sigortası yasalaşmalıdır.</li>
<li>Ücretler ve tüm emekçilerin gelir düzeyi yükseltilmeli, orman ve tarım işçileri için gelir garantisi sağlanmalıdır.</li>
</ul>
<p>Kardeşler,</p>
<p>Bugün, sermaye dünyasının sömürülen, ezilen emekçilerinin ortak istemlerinin başında barış, genel silahsızlanma, özgürlük ve demokrasi geliyor. Her ülkenin kendine özgü koşulları bu istemleri biçimlendiriyor. Örneğin, İspanya halkı, faşizmin zindanlarından kurtulup, demokrasiye varmak için demokratik genel seçimler ve temsil yetkisi olan tüm partilerin katılacağı geçici ortak bir hükümet istiyor. Türkiye işçi sınıfı emekçi halkımız, bizler, ulusal onurumuz ve bağımsızlığımız için ikili anlaşmaların yırtılmasını, üslere el konulmasını, NATO ve CENTO’dan çıkılmasını isterken, aynı anda, bölgede ve dünyada barış mücadelesine katılmış oluyoruz. Ülkemizde özgürlük isterken, Türk Ceza Kanunu’nun faşist 141 ve 142’nci maddelerinin iptali ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılması için mücadele ediyoruz. Doğal kaynaklarımızın, bankaların, sigortaların, iç ve dış ticaretin millileştirilmesini isterken, ülkemizin ekonomik bağımsızlığı ve emekçi halkımızın refahı için savaşıyoruz.</p>
<p>İşçi sınıfımızın, emekçi halkımızın tüm bu sosyal, demokratik ve ulusal istemlerinin gerçekleşmesi için faşizme özlemin saklamayan tekelci sermayenin iktidarı Milliyetçi Cephenin demokratik yoldan düşürülmesinin şart olduğunu görüyoruz. Bugün bir kez daha, tüm ilerici, demokratik ve ulusal güçleri, örgütleri, çığlığı, çağrıyı duyuyoruz ve emekçi düşmanı MC iktidarına karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz. Bu acil görev, eli kanlı, vatan ve emekçi düşmanı MC iktidarına Anayasa dışı saltanatına Anayasal ve demokratik yoldan son vermektir.</p>
<p>Kardeşlerim...</p>
<p>Şu anda sizlere, üzerinde “TÜM ÜLKELERİN İŞÇİLERİ BİRLEŞİN” yazılı bez pankartın önünden sesleniyorum. “Bütün ülkelerin işçileri birleşin” sloganı 1 Mayıs’ın temel anlamını yansıtan bir slogandır. Bugün, çeşitli uluslardan yüz milyonlarca emekçinin aynı anda, aynı istemleri, sömürüsüz ve savaşsız bir kardeşlik dünyası özlemini haykırmaları bunun somut bir kanıtıdır. Ancak, dünya işçi ve emekçilerinin birliğinin sürekli, kalıcı ve güçlü olması için mücadelemizi yükseltmeliyiz. Bunun için de, emekçilerin birlik, mücadele ve dayanışmasını her şeyden önce kendi ülkemizde gerçekleştirmeliyiz.</p>
<ul>
<li>Faşizme karşı, demokrasi ve özgürlük için birleşelim.</li>
<li>Aşırı sömürü ve kâr düzeni kapitalizme karşı birleşelim.</li>
<li>Savaş kışkırtıcısı, yağmacı, halkımızın ve dünya halklarının baş düşmanı emperyalizme karşı birleşelim.</li>
<li>Savaşa karşı dünya barışı için birleşelim.</li>
<li>Bağımsız, sömürüsüz ve demokratik Türkiye için birleşelim.</li>
<li>İlerici, demokratik emekçi halkımızdan yana ve ulusal bir iktidar için birleşelim.</li>
<li>Emekçi halkımıza ve demokrasiye düşman tekelci sermaye ve MC iktidarına karşı birleşelim.</li>
<li>Bu birleşmede, dayanışma içinde mücadele temel ilkemiz olacaktır.</li>
</ul>
<p>Kardeşlerim,</p>
<p>İster kapitalist ister sosyalist olsun, dünyanın pek çok ülkesinde 1 Mayıs yasalara dünya işçilerinin birlik, mücadele ve dayanışma günü ya da emek bayramı olarak geçmiştir. Ülkemizde ise, 1 Mayıs, “Bahar ve Çiçek Bayramı” şeklinde yasalaşmıştır. Özellikle ulusal bayramların ülke yaşamında derin izler bırakan son derece önemli nedenleri vardır. Örneğin 23 Nisan 1920 tarihinde emperyalist orduların işgal altındaki ülkemizde ilk Millet Meclisi kurulmuştur. Buna karşılık, “Bahar ve Çiçek Bayramı”nın toplumsal yaşamımızı etkilemiş olan hiçbir önemli nedeni veya gerekçesi yoktur. 1 Mayıs’a Bahar Bayramı denmesinin nedeni olsa olsa, Türkiye işçi sınıfının bu günü işçi bayramı olarak kutlamasını önlemek, engellemek olabilir.</p>
<p>Günümüzde, 1 Mayıs’ı emek bayramı olarak kutlamayan, sadece faşist rejimli ülkelerdir. Bugün burada tarihimizin en büyük 1 Mayıs gösterisini, gerçekleştirdikten sonra, ülkemizde de artık 1 Mayıs’ı işçi bayramı olarak yasa değişikliği zamanı gelmiştir. DİSK’in bu konuda yasa değişikliği önerisinin başta işçi sınıfımız olmak üzere, tüm emekçiler ve ilerici güçler tarafından destekleneceğine eminiz.</p>
<p>İşçi ve Emekçi Kardeşlerim,</p>
<p>Dostlar,</p>
<p>Her türlü zulüm ve teröre rağmen yıllardır 1 Mayıs bayrağını yere düşürmeyen, sömürüsüz ve baskısız, özgür ve demokratik bir Türkiye için, barış dünyası için, sosyalizm için savaşmış, canlarını vermiş tüm işçi sınıfı önderleri ve neferlerini bu tarihsel günümüzde saygıyla, sevgiyle ve büyük bir coşkuyla anıyoruz. Padişahlık yönetimine karşı, Cumhuriyet için ve emperyalist işgale karşı ulusal bağımsızlık için tüm emekçi halkımızın katıldığı ulusal kurtuluş savaşımızın lideri M. Kemal ATATÜRK, 11 Nisan 1976 Pazar sabahı aramızdan ayrılan büyük insan, işçi sınıfının yiğit neferi, DİSK Genel Sekreteri İbrahim GÜZELCE, ülkemizde ve tüm dünyada, sömürüye, emperyalizme karşı, bağımsızlık, demokrasi, özgürlük, barış ve toplumsal ilerleme için verilen halk kurtuluş savaşlarında veya aynı amaç uğrunda hayatlarını veren tüm şehitlerin anısı için hepinizi saygı duruşuna çağırıyorum.</p>
<p>Yaşasın 1 Mayıs, Türkiye ve dünya işçi ve emekçilerinin birlik, mücadele ve dayanışma günü!</p>
<p>Yaşasın halklar arası kardeşlik ve dostluk!</p>
<p>Yaşasın dünya anti-emperyalist güçlerinin birliği!</p>
<p>Yaşasın barış mücadelesi!</p>
<p>Yaşasın Türkiye ve dünya işçilerinin devrimci sendikal birliği!</p>
<p>Yaşasın Türkiye işçi sınıfı ve DİSK!</p>
<p>Kahrolsun emperyalizm, faşizm ve gericilik!</p>
<p><em>Kaynak: DİSK dergisi, Sayı 22-23, Nisan-Mayıs 1976.</em></p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/1mayis1976-afis.png" alt="">
<figcaption><strong><em>Tan Oral, DİSK dergisi, Sayı 21, Mart 1976.</em></strong></figcaption>
</figure>
</div>
<p><strong>Dipnotlar:</strong></p>
<p>⁵⁴ 2 Nisan 1976 tarihli DİSK Yürütme Kurulu toplantısı, DİSK Yönetim ve Yürütme Kurulu Karar Defterleri, DİSK Arşivi.</p>
<p>⁵⁵ Cumhuriyet, 2 Mayıs 1976.</p>
<p>⁵⁶ Derinden Gelen Kökler-2.</p>
<p>⁵⁷ Cumhuriyet, 2 Mayıs 1976.</p>
<p>⁵⁸ Cumhuriyet, 2 Mayıs 1976.</p>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["MESEM'li arkadaşımızın ustası, çocuklar 1 Mayıs'a gitmesin diye ek mesai koydu"]]></title><link>https://bianet.org/haber/mesem-li-arkadasimizin-ustasi-cocuklar-1-mayis-a-gitmesin-diye-ek-mesai-koydu-319217</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/denetim-cocuklari-korumak-icin-degil-isvereni-temize-cekmek-icin-yapiliyor.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mesem-li-arkadasimizin-ustasi-cocuklar-1-mayis-a-gitmesin-diye-ek-mesai-koydu-319217</guid><description><![CDATA[Öğrenci Sendikası üyesi 17 yaşındaki meslek lisesi öğrencisi, MESEM'lerde ve staj alanlarında denetimlerin çocukları korumak yerine "işverenleri temize çeken" bir işleyişe dönüştüğünü söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne çocuk emeğinin eğitim sistemi içinde ve işyerlerinde derinleştiği bir tabloyla giriyor.</p>
<p>TÜİK’in 2024 verilerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 24,9’a yükseldi. <a href="https://egitimreformugirisimi.org/yayinlar/egitim-izleme-raporu-2025/" target="_blank" rel="nofollow noopener">Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) 2025 Eğitim İzleme Raporu</a> ise 2024-25 eğitim-öğretim yılında yaklaşık 797 bin çocuğun eğitim dışında olduğunu; örgün eğitim yerine yaygın eğitime kayıtlı çocuklarla birlikte bu sayının 1 milyon 463 bin 528’e çıktığını gösteriyor.</p>
<p>Bu tablonun en görünür alanlarından biri ise Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) ve mevcut meslek liselerindeki güvencesiz staj alanları.</p>
<a href='/haber/mesem-nedir-314216' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/12/05/mesem-cocuklarin-egitim-adi-altinda-iscilestirilmesi.png' alt='MESEM nedir?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>MESEM nedir?</h5>
<div class='date'>5 Aralık 2025</div>
</div>
</a>

<p>Kimliğini çocuk odaklı habercilik ilkeleri gereğince yayımlamadığımız 17 yaşındaki meslek lisesi öğrencisi de bianet’e, 1 Mayıs'a giderken atölyelerde ek mesai yapan, günde 12 saati aşan sürelerle, çoğu zaman kendi alanları dışında ve denetimsiz çalıştırılan çocuk işçileri anlattı.</p>
<h3>"Günde 12 saatten fazla çalışanlar var"</h3>
<p>Meslek lisesinin üçüncü sınıfında okuyan Öğrenci Sendikası üyesi genç, MESEM’lerin yalnızca “mesleki eğitim” başlığıyla ele alınamayacağını, uygulamada pek çok öğrencinin ucuz ve güvencesiz işgücü haline getirildiğini söyledi.</p>
<blockquote>
<p>MESEM’li arkadaşlara baktığımızda şunu görüyoruz: Günde 12 saatten fazla çalışanlar var. Ücretli izin alamıyorlar. Yemek ve ulaşım masrafları çoğu zaman karşılanmıyor, kendi ceplerinden ödüyorlar. Çocukların büyük kısmı yaptığı işten mutlu değil. İş yerlerinde, atölyelerde, tarlalarda; artık nerede çalışıyorlarsa orada şiddete maruz kalıyorlar. Bazı arkadaşlarımız iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor. Böyle bir durumdayız.</p>
</blockquote>
<a href='/haber/istanbul-barosundan-cocuk-isciligi-ve-mesem-dosyasi-318941' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/21/istanbul-barosundan-cocuk-isciligi-ve-mesem-dosyasi.png' alt='İstanbul Barosu’ndan çocuk işçiliği ve MESEM dosyası' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İstanbul Barosu’ndan çocuk işçiliği ve MESEM dosyası</h5>
<div class='date'>21 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Koordinatör öğretmen gelmeden usta haberdar oluyor"</h3>
<p>Öğrenciye göre sistemin en önemli sorunlarından biri denetimlerin işlevsizliği. Okul tarafından yapılan denetimlerin çoğu zaman önceden haber verilerek yapıldığını söyleyen genç, bu nedenle işyerindeki gerçek tablonun gizlendiğini anlattı.</p>
<blockquote>
<p>Koordinatör öğretmen geldiğinde çoğu zaman ustanın önceden haberi oluyor. ‘Şu gün, şu saatte geleceğim’ deniyor. Usta da ona göre davranıyor. Üstünü temizletiyorlar, elini yüzünü yıkatıyorlar. ‘Şu cevapları vereceksin, ben başka işte çalışmıyorum diyeceksin, kaza olmuyor diyeceksin’ deniyor. Denetim koymak için koyulmuş gibi. Çocukların korunması, güvenliği ya da işi öğrenmesi için değil, işvereni temize çekmek için yapılıyor.</p>
</blockquote>
<h3>"Elektrik bölümündeyim ama elektrik dışında ne varsa yaptım"</h3>
<p>Genç, meslek liselerinde ve stajlarda da durumun MESEM’lerden çok farklı olmadığını söyledi. Ona göre sorun yalnızca MESEM’lerle sınırlı değil; 15-16 yaşındaki çocukların hafta sonu harçlık için çalışması, yaz stajları ve yıl içi stajlar da benzer biçimde çocukların işçileştirilmesine yol açıyor.</p>
<p>Kendi staj deneyimini anlatan öğrenci, alan dışı çalıştırmanın yaygın olduğunu belirtti:</p>
<p>“Ben elektrik bölümündeyim ama stajda elektrik dışında ne varsa yaptım. Bir şeyin bir yerden alınıp başka yere taşınması gerekiyor, onu stajyer yapıyor. Bir sorun çıkıyor, onu MESEM’li hallediyor. Stajyerler hem kendi işini, hem ustanın işini, bazen müdürün işini bile yapıyor.”</p>
<a href='/haber/mesem-li-her-2-ogrenciden-1i-calistirilirken-yaralandi-318276' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/02/mesem-raporu-her-2-ogrenciden-1i-is-yerinde-yaralandi.png' alt='"MESEM&#39;li her 2 öğrenciden 1’i çalıştırılırken yaralandı"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"MESEM'li her 2 öğrenciden 1’i çalıştırılırken yaralandı"</h5>
<div class='date'>2 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Beş gün çalıştım, beş günde iş kazası geçirdim"</h3>
<p>İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yetersiz olduğunu anlatan öğrenci, özellikle sanayi ve inşaat gibi alanlarda çocukların ağır risklerle karşı karşıya bırakıldığını söyledi:</p>
<blockquote>
<p>Bir direğe, trafoya çıkılacaksa kemer bağlanmıyor. Sanayide, inşaatta bu durum daha fazla. 15 yaşındaki çocuk binanın tepesine çıkıyor, koruma olmadan, önlem alınmadan. En küçük hatada altıncı kattan düşmek zorunda kalıyor. Ben 15 gün staj yaptım. Bunun 10 günü tanıtımla geçti, 5 gün çalıştım ve bir iş kazası geçirdim. Bir de bunu dört yıl boyunca yapanlar var. Benim başıma 5 günde geliyorsa, 4 sene boyunca bu arkadaşların başına neler gelmez?</p>
</blockquote>
<a href='/haber/16-yasindaki-mesem-ogrencisi-anlatiyor-isinmak-icin-sobaya-yag-dokup-cop-yakiyoruz-313587' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/11/17/16-yasindaki-mesemli-ogrenci-anlatiyor-isinmak-icin-sobaya-yag-dokup-cop-yakiyoruz.png' alt='16 yaşındaki MESEM öğrencisi anlatıyor: Isınmak için sobaya yağ döküp, çöp yakıyoruz' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ</h6>
<h5 class='headline'>16 yaşındaki MESEM öğrencisi anlatıyor: Isınmak için sobaya yağ döküp, çöp yakıyoruz</h5>
<div class='date'>17 Kasım 2025</div>
</div>
</a>

<h3>"1 Mayıs’a gelmesin diye ek mesai koyuyorlar"</h3>
<p>MESEM’li öğrencilerin 1 Mayıs’a katılım çağrısı yaptığını anlatan genç, bunun kendileri açısından önemli bir eşik olduğunu söyledi.</p>
<p>"İlk defa MESEM’liler 1 Mayıs’ta bir araya geliyor. Ama arkadaşlarımızın çoğu yine çalışıyor. Hatta bir arkadaşımızın ustası 1 Mayıs’a geleceğini öğrenmiş, gelmesin diye ek mesai koymuş. Çocuklar hazır. ‘Nasıl yapacağımızı söyleyin, biz yapalım’ diye bekliyorlar. Sadece nasıl yapacağını bilmiyorlar."</p>
<a href='/haber/siz-bu-yaziyi-cocuk-haklari-gununde-okurken-ben-bir-gunumu-200-tlye-satmis-olacagim-313693' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/11/20/siz-cocuk-haklari-gunu-nde-bu-yaziyi-okurken-ben-bir-gunumu-200-tl-ye-satmis-olacagim.png' alt='"Siz bu yazıyı Çocuk Hakları Günü’nde okurken, ben bir günümü 200 TL’ye satmış olacağım"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>ANADİLİNDE ÇOCUK SESLERİ</h6>
<h5 class='headline'>"Siz bu yazıyı Çocuk Hakları Günü’nde okurken, ben bir günümü 200 TL’ye satmış olacağım"</h5>
<div class='date'>20 Kasım 2025</div>
</div>
</a>

<h2>"Çocuklar hakları olduğunu bilmeli"</h2>
<p>Genç, MESEM’li öğrencilerin bir araya gelmesinin yeni bir deneyim olduğunu söyledi. Ona göre bu öğrencilerin önemli bir kısmı uzun çalışma saatleri nedeniyle sosyal, kültürel ve siyasal hayattan kopuyor, sosyal çevrelerini çoğunlukla mahallede kuruyor.</p>
<blockquote>
<p>Bu çocuklara 12 saat çalıştıktan sonra ‘kitap oku’ demek kolay değil. Sosyal çevresini mahallede kuruyor. Bu yüzden onlarla yan yana gelmek, güven ilişkisi kurmak gerekiyor. Bir yerden sonra ‘Bana hep böyle davranıyorlar, demek ki böyle davranmaları gerekiyor’ diye düşünüyorlar. Bizim onlara hakları olduğunu göstermemiz gerekiyor.</p>
</blockquote>
<h3>"Talep MESEM kapatılsın değil, gerçek mesleki eğitim"</h3>
<p>MESEM’lere ilişkin tartışmalarda “kapatılsın mı, düzenlensin mi” sorusunun öne çıktığını hatırlattığımızda genç, taleplerinin mesleki eğitimin tümüyle ortadan kaldırılması olmadığını söyledi.</p>
<p>Ona göre sorun, mesleki eğitimin çocukları işyerlerinde güvencesiz işgücüne dönüştürecek biçimde kurgulanması:</p>
<blockquote>
<p>Mesleki eğitim olması gerekiyor ama nasıl olduğu önemli. Çocuk, atölyede, iş güvenliği sağlanmış koşullarda, usta öğretici belgesi olan kişinin yanında iş öğrenmeli. Sermaye için çalışmamalı, kendini geliştirip nitelikli bir işçi olarak çıkmalı. Denetim olmadan, iş kazalarına karşı önlem alınmadan herhangi bir mesleki eğitim sistemi katliamdan başka bir şey değil.</p>
</blockquote>
<a href='/haber/kampuste-yasak-mesem-lerde-somuru-ogrenci-sendikasi-yeniden-orgutleniyor-318273' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/02/kampuste-yasak-mesem-lerde-somuru-ogrenci-sendikasi-yeniden-orgutleniyor.png' alt='Kampüste yasak, MESEM&#39;lerde sömürü: Öğrenci Sendikası yeniden örgütleniyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kampüste yasak, MESEM'lerde sömürü: Öğrenci Sendikası yeniden örgütleniyor</h5>
<div class='date'>2 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Bir öğrenci hayatta kalmak için çalışmak zorunda değil"</h3>
<p>Öğrenciye göre MESEM’ler ve çocukların erken yaşta çalışmak zorunda bırakılması, yoksulluktan bağımsız düşünülemez.</p>
<p>"Bir öğrenci hayatta kalmak için çalışmak zorunda değil. Ama bugün gençler birikim yapmak bir yana, hayatta kalmak için çalışıyor. MESEM de biraz buradan çıkıyor.</p>
<p>Genç, çocukların işçileştirilmesine karşı yalnızca uzaktan konuşmanın yetmeyeceğini, gençlerle bulundukları yerlerde temas kurmak gerektiğini söyledi:</p>
<p>"Uzaktan akıl almak istemiyorlar. Gel, birlikte düzeltelim diye bekliyorlar. Bize düşen de onlara nasıl yapabileceklerini göstermek."</p>
<div class="box-1">
<h3>MESEM'lerde yaşanan ihlallere karşı hakkınızı nasıl arayabilirsiniz?</h3>
<p>İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi'nin bu konuda iki ayrı rehberi bulunuyor.</p>
<p>“Aileler ve Uygulayıcılar için MESEM Öğrencilerinin Hak Arama Rehberi” için <u><a href="https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/docs/MESEMHERKESICINCHM.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>tıklayınız</strong></a></u>.</p>
<p>“MESEM Öğrencileri İçin Hak Rehberi?” çocuk dostu broşür için <u><a href="https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/docs/MESEMCOCUKCHM.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>tıklayınız</strong></a></u>.</p>
</div>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sanatçı Muzaffer Akyol: Ne bir cana kıydık ne de haram yedik]]></title><link>https://bianet.org/haber/sanatci-muzaffer-akyol-ne-bir-cana-kiydik-ne-de-haram-yedik-319137</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/28/muzaffer-akyol-ne-bir-cana-kiydik-ne-de-haram-yedik.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/sanatci-muzaffer-akyol-ne-bir-cana-kiydik-ne-de-haram-yedik-319137</guid><description><![CDATA[Muzaffer Akyol ile sanat serüvenini, Görsel Sanatçılar Derneği’nin dinamiklerini ve Türkiye’de sanat üretiminin güncel durumunu konuştuk.]]></description><content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>Sanatçının çirkinliğe karşı duran, yaşamı çoğaltan, insanı savunan bir figür olduğuna inandım. Sanatçının, bir devrimci olduğunu biliyorum.</p>
</blockquote>
<p>Görsel Sanatçılar Derneği (GSD) süreci, Türkiye’de sanat ortamının yalnızca üretim değil, aynı zamanda dayanışma, birlikte düşünme ve ortak bir estetik-politik zemin kurma çabası açısından belirleyici bir pratik olarak öne çıkıyor.</p>
<p>1970’lerin yoğun toplumsal mücadeleleri içinde şekillenen dernek, sanatçıların bireysel üretim sınırlarını aşarak kolektif bir varoluş arayışına yöneldikleri, hem kurumsal hem de düşünsel düzeyde yeni bir karşılık üretmeye çalıştıkları bir alan olarak dikkat çekiyor.</p>
<p>Kasım 2023’te kaybettiğimiz sanatçı Orhan Taylan başta olmak üzere dönemin pek çok sanatçısının yer aldığı bu örgütlenme, yalnızca bir meslek birliği ya da dernek deneyimi olmanın ötesinde sanatın toplumsal rolünü, sanatçının kamusal sorumluluğunu ve üretimin politik boyutunu yeniden tartışmaya açan bir zemin niteliği taşıyordu. Sergiler, toplantılar, tartışmalar ve kolektif üretim pratikleri, dönemin sınırlı imkânları içinde güçlü bir karşılaşma ve etkileşim alanı yaratıyordu.</p>
<p>Bu çerçevede sanatçı Muzaffer Akyol ile hem kendi sanat serüvenini hem üyesi olduğu Görsel Sanatçılar Derneği’nin dinamiklerini hem de Türkiye’de sanat üretiminin güncel durumunu konuştuk.</p>
<p>Akyol, söz konusu dönemi yalnızca bir örgütlenme süreci olarak değil, aynı zamanda sanatçının varlığını koruma ve ifade etme mücadelesinin bir parçası olarak değerlendiriyor.</p>
<h3>“1968 kuşağının ruhuyla yetiştim”</h3>
<p><strong>Muzaffer Akyol kimdir? Sanat anlayışınız, üretim pratiğiniz ve yaşam öykünüz üzerinden bakıldığında kendinizi nasıl tanımlarsınız?</strong></p>
<p>1945 yılında Trabzon’da doğdum, 12 kardeşli bir aileden geliyorum. Altıncı çocuğum. İki kardeşim erken yaşta bu hayattan ayrıldı, geri kalan 10 kardeşimle birlikte büyüdük. Annem okuma yazma bilmezdi, babam ise askerlikte okuma yazma öğrenmiş, güçlü ve çalışkan bir insandı. Velhasıl, köy çocuğuyuz. Çok küçük yaşlarda kiremit ve kömür parçalarıyla duvarlara çizimler yapmaya başladım. O kadar az söz hakkım vardı ki, kendimi çizerek ifade ediyordum. Bu, bende bir tutkuya dönüştü ve zamanla “kara bir sevda” hâlini aldı.</p>
<p>Hayal gücüm güçlüydü, kardeşlerime masallar ve hikâyeler anlatarak onları uyuttuğumu bilirim. Absürt hikâyeler… Bazen tıkandığımda “<em>Yarın devam ederim</em>,” derdim. Ertesi gün anlatırdım, onlar da merakla beklerdi. İşte böyle bir ruh hâli içinde geçti çocukluğum.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/muzo1.jpg" alt="">
<figcaption><em>Akyol, ağabeyi Kaptan ve kardeşi Adil ile, 1963.</em></figcaption>
</figure>
<p>Ortaokul ve liseyi Trabzon’da okudum, bir dönem Ankara’da da eğitim aldım. Sonrasında öğretmen okuluna geçtim. 1963-64-65 yılları… 1965-66’da Türkiye Öğretmenler Sendikası’na (TÖS) üye olduğum ve arkadaşlarımı örgütlediğim gerekçesiyle sürgün edildim. Trabzon’da bir dağ köyüne gönderildim. Ardından 1968-69’da İstanbul’a geldim ve Akademi’ye (ş<em>imdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi</em>) girdim. Sanat hayatım aslında öğretmen okulunda başlamıştı. Şiire, masala ve halk ozanlarına büyük ilgim vardı. Karacaoğlan’ı, Pir Sultan’ı, Dadaloğlu’nu, Bayburtlu Zihni’yi severek okudum. Trabzon Şehir Kütüphanesi’nde felsefe kitaplarıyla tanıştım. Kütüphaneye hem kitap için hem de ısınmak için giderdim.</p>
<p>Akademi yıllarım benim için bir dönüm noktasıydı. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun atölyesinde çalıştım. Devrim Erbil, Reşat Atalık gibi isimlerle aynı ortamı paylaştım. Sanatın ne olduğunu, ne olmadığını burada öğrendim. Sanatı bir “okyanus” gibi görüyorum: Herkes girer ama herkes aynı yere varamaz. Kimi erken vazgeçer, kimi yolda kalır, kimi ise yoluna devam eder. Büyük ustalar, o okyanusta en uzağa gidebilenlerdir. Ve bu süreçte sanatın sadece estetik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk taşıdığını gördüm. Sanatçının çirkinliğe karşı duran, yaşamı çoğaltan, insanı savunan bir figür olduğuna inandım. Sanatçının, bir devrimci olduğunu biliyorum.</p>
<p>1968 kuşağının ruhuyla yetiştim. Bu sadece Türkiye’ye değil, dünyaya yayılan bir başkaldırıydı. Tam bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik arayışıydı. Bizim kuşağımız ne şiddeti ne de sömürüyü savundu, ne bir cana kıydık ne de haram yedik; sadece insanlık onurunu savunduk.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/gcvuh6zxyaaid0b.jpg" alt="">
<figcaption><em>1968 yılında TÖS Genel Başkanı Fakir Baykurt imzasıyla TÖS Çaycuma Şubesi’ne gönderilen takdirname. (TÖS Çaycuma Şube Başkanı Ali Nuri Güntekin'in arşivinden)</em></figcaption>
</figure>
<h3>“Ürettiğiniz şey size ait değilse, evrensel de olamaz”</h3>
<p><strong>Akademi’nin size katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Akademi’de öğrenciyken Bedri Rahmi’nin şiirlerini okur, çok etkilenirdim. Bana en yakın gelen isimlerden biri de Âşık Veysel’di. Halktan gelen, halkın dili olan bir ozan… Yalın, arı, katıksız. “<em>Gidersem sazım, sen kal dünyada</em>” derken hissettirdiği şey çok güçlüydü. Bu dönemle birlikte Akademi’nin sonlarına geliyorduk. Türkiye ise çalkantılı, acı ve kaosun yoğun olduğu bir süreçten geçiyordu. Ben de Anadolu’nun aydınlanma düşüncesini anlamaya çalıştım.</p>
<p>Şuna inanıyorum: Sanatçı yaratıcıdır, zeki olmalıdır, bakış açısı geniş olmalıdır. Ama bunlar yetmez. Sanatçı, tüm kapılarını evrene açabilmelidir. Ancak ilk temas ettiği yer kendi coğrafyasıdır. Bu coğrafyayı iyi kavrarsa dünyayı da daha doğru kavrar. Aksi halde daralır, tıkanır, kısır bir döngüye girer. Bu raddede Bedri Rahmi’nin “Yüzünüzü Anadolu’ya dönün” sözü benim için çok belirleyiciydi. Ne ararsanız orada bulursunuz, derdi: “<em>Ama kapı ve pencerelerinizi de dünyaya açın</em>”... Bir gün Bedri Rahmi’ye “<em>Hocam özgünlük nedir</em>?” diye sormuştum. O da çok net bir cevap vermişti: “<em>Sarımsak yiyorsan sarımsak kokarsın. Lavanta kokuyorum demenin bir anlamı yok</em>.” Yani önce kendin olacaksın. Bu anlayış Türkiye’deki birçok sorunun da özünde yatıyor bana göre. Çünkü hâlâ Batı’dan alınan kalıplarla iş üretme eğilimi var. Bu da özgünlüğü zayıflatıyor.</p>
<p>1986’da Ankara’da bir sergide yaptığım bir söyleşide “<em>Akademi Batı reçetelerini tekrar ediyor</em>,” dediğim için tepki görmüştüm. Bugün de aynı fikirdeyim. Eğer ürettiğiniz şey size ait değilse, evrensel de olamaz. Bu konuda da Mahşerin Dört Atlısı’ndan; Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Sabahattin Eyüboğlu ve Azra Erhat’tan ziyadesiyle etkilendim. Onlar Anadolu’yu karış karış gezmiş, anlamaya çalışmış insanlardı. Ama ne yazık ki bu emeklerinin karşılığı çoğu zaman takdir değil, dışlanma ve sürgün oldu. </p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/adsiz-tasarim-2026-04-28t140659-784.jpg" alt="">
<figcaption><em>Akyol ilk sergisinde, Trabzon Sağlık Müzesi, 1969.</em></figcaption>
</figure>
<h3>Asmalımescit zamanları</h3>
<p><strong>Akademi’den sonraki serüveniniz nasıl ilerledi?</strong></p>
<p>Akademi bana dar gelmeye başlayınca, 1970’li yıllarda entelektüel çevrelerin merkezlerini araştırmaya başladım. Bunlardan biri Asmalımescit’ti. Asmalımescit’e yöneldim, çünkü Narmanlı Han’da Bedri Rahmi’nin atölyesi vardı. Oraya gidip gelmeye başladım. Bedri Rahmi bize orada sürekli hayat dersi verirdi. “Aman ha ara sokaklara dalmayın, başımıza iş gelir,” derdi. Çünkü burası kozmopolit bir bölgeydi. 6-7 Eylül olaylarından sonra büyük bir tahribat yaşamış, birçok gayrimüslim yurttaşın ayrılmasıyla bölge değişmişti. Evler terk edilmiş, ardından işgal edilmiş, mallar yağmalanmıştı. Bunu yazın lütfen, bu bir gerçekti. Komşuluk ilişkileri çözülmüş, büyük bir sosyal kırılma yaşanmıştı.</p>
<p>Bölgede buna rağmen birkaç önemli mekân vardı. Bunlardan biri Refik’ti (<em>1954’te kurulan İstanbul’un en eski ve köklü meyhanelerinden</em>). Ne yazık ki artık yok. Refik, bir anlamda üniversite gibiydi; sanatçıların, yazarların, şairlerin buluştuğu bir yerdi. Ahmet Rasim’den Can Yücel’e, Cemal Süreya’ya kadar birçok ismin geçtiği bir atmosferdi. Özdemir Asaf, Edip Cansever, Cemal Süreya gibi isimlerle zamanla burada tanıştım. Önce uzaktan, sonra birebir… Refik, benim için büyük bir öğrenme alanıydı. Bir yandan şiiri, edebiyatı ve sanatı içselleştiriyor, bir yandan da bu insanlarla aynı masada bulunmanın ağırlığını hissediyordum. Bu çevre içinde zamanla çok sayıda yazar, şair ve sanatçıyla tanıştım. Yaşar Kemal’in dediği gibi “iyi insanlar” vardı, sonra birer birer çekip gittiler ama izleri kaldı. Bunlardan biri de Tuncel Kurtiz idi, çok eski bir dostumdu. Son günlerini birlikte geçirmiştik. Onun kaybı bende derin bir iz bıraktı. Benim için en önemli kavramlardan biri hep “vefa” oldu. Ahde vefa… İnsan ilişkilerinde bunu çok önemsedim.</p>
<p>1974’te Asmalımescit çevresinde de ilk sergimi açtım. O dönem İstanbul’da yalnızca iki özel galerileri vardı. 1976-77 döneminde yoğun biçimde üretmeye devam ettim. Ağrı’daki askerlik döneminde bile resimden kopmadım, bulduğum malzemelerle üretim yaptım. 1978’de İstanbul’a döndüğümde Galata çevresinde yeni sanat galerileri açılmıştı. Bu süreçte Galata Sanat Galerisi’nde önemli sergiler açtım. Bu süreç bana şunu öğretti: Sanatta esas olan başkalarının ne dediği değil, sanatın kendi içindeki “namus terazisi”dir. Gerçek değerlendirme orada yapılır. 1981’de yurt dışında bir sergi teklifi aldım, Hollanda’da. Ancak Türkiye’deki siyasi atmosfer, darbe sonrası koşullar nedeniyle süreç çok zorlaştı. Bir karışıklıktan ötürü olsa da pasaportuma el konuldu, çeşitli engellerle karşılaştım. Ama bütün bu zorluklar, üretme isteğimi azaltmadı; aksine, beni daha da güçlendirdi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/adsiz-tasarim-2026-04-28t141454-906.jpg" alt="">
<figcaption><em>Akyol’un “Köyden kente doğru” eseri, 1966.</em></figcaption>
</figure>
<h3>“Görsel Sanatçılar Derneği bizim için bir mücadeleydi”</h3>
<p><strong>Bu süreçte yolunuz bir de Görsel Sanatçılar Derneği ile kesişti, değil mi?</strong></p>
<p>Evet, Görsel Sanatçılar Derneği’ne ben de üyeydim. Genel olarak iyi bir dönemdi, buradaki arkadaşlarım samimi ve dürüst insanlardı, bunu özellikle söylemek isterim. Ama her dernekte, her kurumda olduğu gibi zaman zaman çatlak sesler de çıkardı. Bu vesileyle özellikle anmak istediğim dostum, arkadaşım, yoldaşım Orhan Taylan’dır. 1 Mayıs ruhunu taşıyan, sanatçı bir aileden gelen çok değerli bir insandı. Samimi, dürüst ve üretken bir sanatçıydı. “<em>Sarımsak yiyen sarımsak kokar</em>” dediğimiz insanlardandı, yani olduğu gibi görünen, sahici bir kişilikti. Sonra Zepür vardı, Hanımyan. Ermeni bir aileden geliyordu, çok dürüst ve güzel bir insandı Zepür de. Görsel Sanatçılar Derneği’ne gelişim de bu çevreyle ilişkilidir. 1977-78 döneminde askerlik sürecindeydim; ama aynı zamanda bu yapının içindeydim. Toplantılarına katılır, sergilerinde yer alırdım.</p>
<p>Görsel Sanatçılar Derneği, bizim için bir mücadeleydi aslında; sanat alanında var olma, üretme ve ayakta kalma mücadelesi. Orhan gibi isimler bu yapının öncülerindendi. Temel mesele ise sanatın ve sanatçının ayakta kalmasıydı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/drkh123.jpg" alt="">
<figcaption><em>Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs İşçi Bayramı (1977) kutlamalarında Görsel Sanatçılar Derneği korteji, (Fotoğraf: Salt Araştırma).</em></figcaption>
</figure>
<p><strong>O dönemdeki üretimleriniz ve verdiğiniz mücadeleyi bugün geriye dönüp baktığınızda nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Elbette tablo oldukça farklı. O zaman yokluk içinde üretmeye çalışıyorduk, malzeme bulmak, sergi açmak bile büyük bir sorundu. Şimdi ise olanaklar çok arttı. Şu an 300’ün üzerinde galeri olduğunu biliyorum. Bu bir yandan büyük bir imkân; ama diğer yandan ciddi bir yoğunluk ve rekabet de getiriyor. Teknoloji de sanatı kökten değiştirdi. Üretim hızlandı, çoğaldı ama nitelik meselesi daha tartışmalı hâle geldi. Burada yanlış anlaşılmak istemem; teknolojiye karşı değilim, elbette kullanılmalı. Ama sanatın yerini almamalı. Bugün yapay zekâ ve dijital üretim, sanatın hızını artırdı. Ama hız arttıkça nitelik kaybı riski de büyüyor. Çünkü sanat, sadece üretmek değil; aynı zamanda zaman, emek ve düşünce işidir. Sonuçta her çoğalma, kaliteyi artırmaz; aksine bu süreç doğru yönetilmezse kaliteyi düşürür. Az bulunan, nadir olan değerlidir. Bir yaratı varsa, bir özgünlük taşıyorsa kıymetlidir. Günümüzde bazı kişiler bunu bir avantaj gibi görüp saldırabiliyor. Ben abstraksiyona (soyut sanat) karşı değilim. Picasso’yu, Miró’yu reddetmem. Ama bu, bir sürecin, bir evrenin ürünüdür; kendiliğinden ortaya çıkmaz.</p>
<p>Sormak lazım: İnsan ayda 15 resim üretebilir mi? Normal şartlarda bu imkânsız. Çünkü üretim zaman, emek ve zihinsel süreç ister.</p>
<p>Bir başka mesele de şu: Eskiden sanatçıların bir araya geldiği ortamlar, dernekler, mekânlar vardı. Şimdi herkes kendi alanında, içine kapanmış durumda. “Gemisini kurtaran kaptan” anlayışı hâkim. Ama ben şuna inanıyorum: Bir ayıklanma süreci olacak. Teknoloji de bir noktada gerçek üretimi, gerçek emeği görünür kılacak. Bir gün üretimler, emek ve sanata verilen gerçek katkı ortaya çıkacak. Kimin ne ürettiği, nasıl ürettiği daha görünür olacak. Ve en sonunda sanat, yeniden kendi “namus terazisi”ne dönecek. Çünkü dünya bir masa, masa bir dünya, ara kendini bul…</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/adsiz-tasarim-2026-04-28t142217-269.jpg" alt="">
<figcaption><em>Akyol, Asmalımescit’teki atölye/evinin önünde, (Fotoğraf: Tuğçe Yılmaz / bianet)</em></figcaption>
</figure>
<div class="box-12">
<h3>Görsel Sanatçılar Derneği hakkında</h3>
<p>Görsel Sanatçılar Derneği (GSD), 1975 yılında Orhan Taylan, Cihat Aral ve İsa Çelik gibi sanatçılar tarafından kuruldu. Dernek, sanatçıların düşünce ve ifade özgürlüğünü savunduğu bir dönemde önemli bir yer edindi.</p>
<p>Kuruluşuyla birlikte sanatın toplumsal işlevine dair güçlü bir hat açan GSD, yalnızca bir meslek örgütü değil, aynı zamanda politik ve estetik bir duruşun ifadesi oldu.</p>
<p>1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarında ön saflarda yer alan dernek üyeleri, 13. Antalya Film ve Sanat Festivali’nde sanatçıların işlerine yönelik saldırıların ardından, Ağustos 1976’da “Duvar Resimleri Olayı” başlıklı bir sergi açtı.</p>
<p>Kasım 1976’da Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Dayanışma Fonu yararına GSD’de bir sergi düzenlendi.</p>
<p>Dernek, dönemin baskıcı atmosferi nedeniyle Nisan 1980’de Devlet Resim ve Heykel Sergisi’ne katılmama kararı aldı.</p>
<p>12 Eylül Darbesi sırasında kapatılan dernek, darbe sonrası yaşanan baskılar ve sanatın bir ifade ve direniş aracı olarak yeniden düşünülmesiyle hafızadaki yerini korudu. Bu yönüyle GSD, yalnızca bir dönem tanıklığı değil, Türkiye’de sanatın toplumla ve toplumsal hafızayla kurduğu ilişkinin de önemli bir parçası olarak öne çıktı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/drkh163.jpg" alt="">
<figcaption><em>Sanatçılar ve müzisyenler, “13. Antalya Uluslararası Film ve Sanat Festivali, Resim ve Heykel Sempozyumu” (Antalya, 1976) sırasında sanatçıların eserlerine yapılan saldırıları, Yusuf Taktak'ın “İki Dünya” işi önünde protesto ederken. Duvar resmi de 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Kenan Evren'in emri ile kapatıldı. (Fotoğraf: Salt Araştırma).</em></figcaption>
</figure>
</div>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yeraltından yükselen ses, 1 Mayıs’a umut olsun (2)]]></title><link>https://bianet.org/yazi/yeraltindan-yukselen-ses-1-mayisa-umut-olsun-2-319179</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/04/29/yeraltindan-yukselen-ses-1-mayisa-umut-olsun-2.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/yeraltindan-yukselen-ses-1-mayisa-umut-olsun-2-319179</guid><description><![CDATA[Böylesi bir küresel atmosferde, şirketler ile devlet arasındaki sınırların giderek silikleştiği, sermaye-devlet ilişkilerinin iç içe geçtiği bir yapı, Türkiye’de işçi sınıfının yeni bir militanlaşma sürecine yönelmesi gerektiğini işaret ediyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye siyasi tarihinde işçi direnişleri önemli kırılma anlarına damga vurdu. 1990-91 döneminde gerçekleşen Zonguldak Büyük Madenci Yürüyüşü, 12 Eylül sonrasının en büyük ve en politik işçi sınıfı çıkışlarından biridir. On binlerce maden işçisinin Zonguldak’tan Ankara’ya yürüyüşü, özelleştirme politikalarına karşı güçlü bir sınıf itirazıdır.</p>
<p>Ardından SEKA ve TEKEL direnişleri, kamu emekçilerinin mücadeleleri ve günümüzdeki maden işçisi eylemleri bu hattın devamıdır.</p>
<a href='/yazi/yeraltindan-yukselen-ses-1-mayisa-umut-olsun-1-319177' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/04/29/yeraltindan-yukselen-ses-1-mayisa-umut-olsun-1.jpg' alt='Yeraltından yükselen ses, 1 Mayıs’a umut olsun (1)' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yeraltından yükselen ses, 1 Mayıs’a umut olsun (1)</h5>
<div class='date'>30 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Türkiye’de işçi sınıfı mücadelesi: Tarihsel süreklilik, emek hareketi ve güncel dinamikler</h3>
<p>Türkiye tarihi, sınıf ve toplumsal mücadele deneyimleriyle şekillenmiş bir tarihsel birikime sahiptir. Bu birikim, farklı dönemlerde geri çekilme ve yükseliş evreleri yaşasa da belirli tarihsel kırılma anlarında yeniden görünür hale gelir. <em>Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, Cilt 7 (12 Şubat 1967)</em> içinde yer alan kayıtlar da bu tarihsel sürekliliğe işaret ediyor.</p>
<p>Ansiklopedide yer alan değerlendirmelerde 1960’lı yılların sonuna ilişkin şu tespit dikkat çekiyor:</p>
<p><em>“1968 boykot ve işgalleri işçi sınıfını, Fransa’daki kadar olmasa da etkiledi. 1968 işçi eylemleri, sınıfın 15-16 Haziran günlerine taşınacak işaretlerini veriyordu.”</em></p>
<p>Bu dönemde Derby Lastik Fabrikası işgali, yalnızca bir işyeri eylemi değil, sendikal tercih ve sınıf örgütlenmesi üzerinden gelişen bir mücadele biçimi olarak ortaya çıktı. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (TÜRK-İŞ) bağlı Kauçuk-İş ile Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Lastik-İş arasındaki yetki tartışması, işçilerin fabrika işgali ile sonuçlanması Türkiye’de fabrika işgallerinin erken örneklerinden biri oldu.</p>
<p>Aynı döneme ilişkin olarak Ansiklopedi’de şu değerlendirme yer alıyor:</p>
<p><em>“Bu yeni mücadele biçimi yaygınlaştı, ‘hak arama’ taleplerinin de ötesine geçerek sınıfın örgütlü bir güç haline gelme sürecini hızlandırdı.”</em></p>
<p>1963-1971 döneminde işçi sayısı 2 milyon 745 binden 4 milyon 55 bine yükselmiş, sendikalaşma oranı ise yüzde 10,8’den yüzde 29,6’ya çıkmıştır. Bu veriler, yalnızca ekonomik büyümeyi değil, aynı zamanda sınıf hareketinin toplumsal etkisini de gösteriyor.</p>
<p>DİSK Araştırma Merkezi’nin <a href="https://arastirma.disk.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/Sendikalasma-ve-Toplu-Pazarlik-Rapor-Ocak-2026-1.pdf" target="_blank" rel="noopener">Ocak 2026 verilerine</a> göre Türkiye’de:</p>
<ul>
<li>Sigortalı işçi sayısı: 16 milyon 699 bin 84</li>
<li>Sendikalı işçi sayısı: 2 milyon 413 bin 790</li>
<li>Resmî sendikalaşma oranı: yüzde 14,5</li>
<li>Fiili sendikalaşma oranı: yüzde 12,3</li>
<li>Sendikasız çalışan oranı: yüzde 87,7</li>
</ul>
<p>Aynı raporda şu değerlendirme yer alıyor: <em>“Toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçilerin oranı yalnızca yüzde 9,6 düzeyindedir.”</em></p>
<p>Kadın emekçiler açısından tablo daha da çarpıcı: <em>“Her 10 kadından yalnızca 1’i sendika üyesidir.”</em></p>
<p>Özel sektöre ilişkin tespit de şöyle: <em>“Her 100 özel sektör işçisinden yalnızca 5-6’sı sendikalıdır.”</em></p>
<p><strong>Türkiye’de sendikal örgütlenme üç büyük konfederasyon etrafında şekilleniyor. </strong></p>
<ul>
<li>TÜRK-İŞ: 1 milyon 257 bin 316</li>
<li>HAK-İŞ: 827 bin 281</li>
<li>DİSK: 256 bin 829</li>
</ul>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Ocak 2026 verilerine göre, toplam sendikalı işçi sayısı 2 milyon 413 bin 790’dır. Dolayısıyla toplam işgücünün büyük çoğunluğu sendikasızdır.</p>
<h3>Grev hakkına müdahale rejimi</h3>
<p>Türkiye’de grev hakkı uygulamaları da sınırlayıcı bir çerçevede seyrediyor. Son 20 yılda yaklaşık 22–23 grev erteleme kararından 200 binden fazla işçi etkilendi. Erteleme kararları çoğunlukla “milli güvenlik” gerekçesine dayanıyor.</p>
<p>Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında, Türkiye’de grev ertelemeleri daha yoğundur. Özellikle Fransa ve Finlandiya gibi ülkelerde grev hakkına devlet müdahalesi hayli sınırlıdır.</p>
<p>Tarihsel ve güncel veriler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de işçi sınıfı mücadelesinin hem süreklilik hem de kırılmalar üzerinden ilerliyor. 1960’lı yıllardan bugüne eylemlerin işçi sınıfının örgütlenme kapasitesini artıran önemli dönemeçler yarattığı görülür.</p>
<p>Bugün ise maden işçilerinin Ankara yürüyüşü gibi deneyimler, emek mücadelesinin yeniden aşağıdan yukarıya kurulduğunu gösteriyor. Bu durum, sendikal bürokrasiye karşı taban inisiyatifinin önemini yeniden gündeme taşıyor.</p>
<p>Ancak bu süreçlerde sendikal konfederasyonlar çoğu zaman işçi sınıfının yanında güçlü ve birleşik bir tutum almadılar. İşçiler büyük ölçüde kendi öz güçleriyle hareket etmek zorunda kaldılar, dolayısıyla ciddi hak kayıplarına uğradılar.</p>
<h3>"Ankara’da TÜRK-İŞ var!”</h3>
<p>Türkiye sendikal hareketi, cumhuriyet tarihi boyunca yalnızca emek-sermaye çelişkisi içinde değil, aynı zamanda siyasal iktidarlarla kurduğu ilişkiler üzerinden de şekillendi. TÜRK-İŞ’in 1952’de kurulması, yalnızca bir sendika konfederasyonunun ortaya çıkışı değildir. 1950’de Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti iktidara geldi. Türkiye, NATO üyeliği (1952) ile kapitalist sistemde yerini pekiştirdi.</p>
<p>Aynı dönemde çarpık dışa bağımlı üretim ile sanayileşme artıyor, kent işçiliği çoğalıyor, işçilerin örgütlenme talebi yükseliyordu.</p>
<p>Sermaye ve devlet açısından temel soru şuydu: Büyüyen işçi sınıfı nasıl kontrol edilecek?</p>
<p>Cevap: TÜRK-İŞ</p>
<p>Bu nedenle daha milliyetçi, uzlaşmacı ve denetlenebilir bir konfederasyon modeli teşvik edildi. “Sınıf” değil “Türk”, emek değil ulusal birlik, mücadele değil devlet-sermaye çizgisi… Bunun adı literatürde sarı sendikadır.</p>
<p>Genel merkezinin Ankara’da olması nedeniyle TÜRK-İŞ genel başkanları, işçi eylemlerinin yükseldiği dönemlerde işçilerin gazını almak ve güven vermek amacıyla “Ankara’da TÜRK-İŞ var” sloganını boşuna üretmediler..</p>
<h3>HAK-İŞ: Siyasal iktidarla büyüyen konfederasyon</h3>
<p>Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ), tarihsel olarak siyasal İslamcı çevrelerin etkisiyle 1976’da kuruldu. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) öncesi dönemde sendikal alanda sınırlı etkisi bulunan Hak-İş, iktidar değişimiyle birlikte hızla büyüdü; kamusal alan ve örgütlenme zemini açısından önemli avantajlar elde etti.</p>
<p>Büyümesini sendikal mücadeleden değil, siyasal iktidarla kurduğu yakın ilişkiyle açıklamak en doğru yaklaşım olur. Bugün Hak-İş, Türkiye’de yeni rejimin toplumsal dayanaklarından biri olarak değerlendirilmelidir. Ankara’daki varlığı, sadece sendikal değil, siyasal bir ağırlık da taşımaktadır.</p>
<p>TÜRK-İŞ’in ürettiği slogan, bugün neredeyse “Ankara’da HAK-İŞ var” söylemine dönüşme gücüne ulaşmıştır.</p>
<h3>DİSK: Mücadele geleneğinden tükenişe</h3>
<p>TÜRK-İŞ’in Ankara merkezli kuruluşu ve uzlaşmacı çizgisine tepki duyan mücadeleci sendikalar, DİSK’i işçi sınıfının yaşam kenti İstanbul’da kurdular.</p>
<p>DİSK, masa başında değil; fabrikadaki öfkenin örgütlenmiş biçimi olarak doğdu. DİSK’i kapatmaya veya etkisizleştirmeye yönelik yasa değişikliklerine karşı gelişen 15-16 Haziran 1970 İşçi Direnişi, Türkiye tarihinin en büyük işçi sınıfı çıkışlarından biriydi.</p>
<p>DİSK bu süreçte yalnızca ücret sendikacılığıyla sınırlı kalmadı; DGM’lere (Devlet Güvenlik Mahkemeleri) karşı mücadele ve faşizme karşı ihtar eylemleriyle Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde belirleyici bir güç olarak tarihe geçti. Bu nedenle 12 Eylül 1980 askeri cuntasının doğrudan hedeflerinden biri oldu.</p>
<p>DİSK, darbe sonrasında kapatılmasının ardından 19 Ocak 1992’de Abdullah Baştürk başkanlığında yeniden faaliyete başladı. Açılan davalardan aklanarak çıkan bu yeniden kuruluş süreci, emek hareketinde büyük bir heyecan yarattı ve DİSK kısa sürede hızlı bir örgütlenme dönemine girdi.</p>
<p>Aynı yıllarda kamu emekçileri hareketi de yükselişe geçti ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 1995’te kuruldu.</p>
<p>Emek Platformu sürecinde (1999-2008) DİSK ve KESK, işçi sınıfının mücadelesine öncülük eden, birleşik emek hattını güçlendiren belirleyici bir rol oynadı. Bu dönemde HAK-İŞ’in AKP iktidarı öncesindeki görece muhalif çizgisinin, iktidar sonrasında belirgin biçimde değiştiği görüldü. TÜRK-İŞ bünyesindeki ilerici sendikalar ise yönetim baskısı altında etkisizleştirilmeye çalışıldı. Buna rağmen DİSK ve KESK, Tekel Direnişi ve SEKA Direnişi mücadelelerine sahip çıkarak sınıf dayanışmasının güçlü örneklerini ortaya koydu. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) katkılarıyla emek hareketi daha geniş bir toplumsal meşruiyet ve mücadele kapasitesi kazandı.</p>
<p>Bu birikimin sonucu olarak, 2010 yılında Taksim Meydanı 30 yıl aradan sonra yeniden kazanıldı ve binlerce emekçi meydanda buluştu. O gün TEKEL işçileri 1 Mayıs platformunu kuşatarak TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ başkanlarının kürsüde konuşmasına izin vermedi.</p>
<p>Bürokratik ve uzlaşmacı sendika anlayışına karşı tabandan yükselen irade sonucunda kürsüde söz bir işçiye verildi. Bu an, emek hareketinin temsil krizine karşı sınıfın kendi sözünü doğrudan söyleme iradesi olarak tarihe geçti.</p>
<p><iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/SDhIQ5qtBFA?si=y2EYk7RaULXdJnNa" width="560" height="315" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="allowfullscreen" loading="lazy"></iframe></p>
<p>Sonrasında, 2008’de merkezi olarak dağılan Emek Platformu’nun yeniden bir araya gelmemesi için güçlü bir direnç gösterildi. Emek Platformu döneminde ortak yönetim toplantıları yapan DİSK, KESK, TMMOB ve TTB arasındaki ilişkiler zamanla zayıfladı; ortak mücadele zemini daraldı.</p>
<p>Sonraki yıllarda geriye kalan en önemli kazanımlardan Taksim yeniden yasaklandı. Siyasal iktidarın meydanlar üzerindeki ablukası daha da arttı; sendikal hareket ise parçalı yapı, bürokratik eğilimler ve ortak mücadeleden uzaklaşan yönetim anlayışları nedeniyle yeni dönemin saldırıları karşısında daha zayıf bir konuma itildi.</p>
<p>Özelleştirmeler ve üretim ilişkilerindeki dönüşüm işçi sınıfının konumunu zayıflatırken, emekten yana siyasetin gerilemesi, en fazla üyeli sendika olarak Genel-İş’in DİSK üzerindeki bürokratik etkisi, konfederasyonu mücadeleci geleneğinden kopardığını söylersek yanlış olmaz. Özetle, Emek hareketinin yeniden yapılanmasında beklenen rolü üstlenemediler.</p>
<p>Bu süreç, bağımsız sendikaların ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Ancak DİSK, giderek bu yeni örgütlenmeleri alternatif yapılar olarak gördü; onlardan gelen eleştirilere kulak vermedi, araya mesafe koydu. Böylece tarihsel referansı da giderek zayıflamaya başladı.</p>
<p>Nihayetinde genel merkezinin Ankara’ya taşınmasıyla birlikte, üç büyük konfederasyon da aynı siyasal merkezde buluştular. Sınıf mücadelesi açısından giderek etkisi zayıflayan bu yapılar “şeklen büyük, işlevsel olarak sınırlı” bir tablo yarattılar.</p>
<p>Bugün TÜRK-İŞ’in ürettiği “Ankara’da TÜRK-İŞ var” sloganı yerini, “Ankara’da direnen madenciler var; TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK nerede?” sorusuna bıraktı.</p>
<p>İşçi sınıfının, emekçilerin, emeklilerin ve demokratik kamuoyunun beklentisi; madencilerin, Migros işçilerinin ve BİRTEK-SEN gibi örgütlenmelerin fiili-meşru mücadele hattının doğru okunmasıdır.</p>
<p>1 Mayıs öncesi maden işçilerinin bütün haklarını kazanarak eylemlerini sonlandırmaları, kısa sürede bir avuç işçinin yazdığı tarihin yalnızca hak kazanmayı değil, çok daha fazlasını anlattığını gösterdi. Bu mücadeleden dersler çıkarmak, sınıf için mücadele edenlerin ve kafa yoranların işi olması beklentimizdir.</p>
<p>Bu pratikler DİSK açısından da bir imkân ve aynı zamanda bir yüzleşme fırsatı sunuyor. Bu fırsatın değerlendirilmesi, yalnızca sendikal yapıların geleceği açısından değil, işçi sınıfı mücadelesinin bütünlüğü açısından da kritik önemdedir.</p>
<p>Konfederasyonlara duyulan güvensizlik, bağımsız sendikal arayışları doğurdu. Ancak mevcut yasal ve siyasal koşullar, bu yapıların yetki almasını hayli zorlaştırıyor.</p>
<p>Bugün maden işçilerinin Ankara yürüyüşü bir kez daha gösterdi ki, emek mücadelesi yukarıdan değil aşağıdan kurulur. Sınıfın kaderini belirleyecek olan sendikal bürokrasi değil, direnen ve üreten işçilerin ortak iradesidir.</p>
<p>Böylesi bir küresel atmosferde, şirketler ile devlet arasındaki sınırların giderek silikleştiği, sermaye-devlet ilişkilerinin iç içe geçtiği bir yapı, Türkiye’de işçi sınıfının yeni bir militanlaşma sürecine yönelmesi gerektiğini işaret ediyor. Doruk Maden işçilerinin zaferle sonuçlanan Ankara eylemi ve farklı yerel direnişler de bu sürecin güncel ve somut ifadeleridir.</p>
<h3>Son sözü direnenler söyleyecek</h3>
<p>Dün fabrika bandı işçiyi hızlandırıyordu, bugün algoritmik sistemler benzer bir işlevi yerine getiriyor. Dün ustabaşı denetliyordu, bugün veri temelli izleme mekanizmaları devrede. Ancak artı değere el koyma ilişkisi kapitalist sistem açısından değişmiyor.</p>
<p>Bu nedenle işçi sınıfının emek mücadelesi, dönüşen koşulları da içerecek biçimde yeniden düşünülmelidir. Dün fabrika üretim süreçlerine karşı yürüyen işçi, bugün algoritmik sömürü biçimlerine karşı da mücadele alanlarında yer almak durumundadır. Çünkü emek mücadelesinin temel nedeni, üretim araçlarından bağımsız olarak varlığını sürdürmektedir.</p>
<p>Türkiye kapitalizmi, yeni rejimle birlikte güçlenen alt-emperyalist yönelimler ve İran Savaşı ekseninde şekillenen jeopolitik konjonktür nedeniyle, hem uluslararası hem de iç siyasal dengeler açısından yeni bir döneme giriyor. Bu durum, sınıfa ve toplumsal muhalefete yönelik daha kapsamlı müdahaleleri de beraberinde getiriyor.</p>
<p>Bu koşullarda, yerel eylemler arasında organik bir bağ kurulması ve bir direniş koalisyonunun oluşturulması önemli bir başlangıç olarak değerlendirilebilir. Bu birlik aynı zamanda ortak bir pratik ve tartışma zemini yaratma potansiyeline sahiptir.</p>
<p>Buna paralel olarak, sınıfın işyeri komiteleri temelinde havza, bölge ve kent ölçeğinde merkezi örgütlenmelerinin geliştirilmesi stratejik önem taşıyor. Pratiğiyle işçi sınıfına güven veren direnişçilerin öncülüğünde kurulabilecek bu yapılar, emek hareketinin yeniden yapılanmasının önünü açacaktır.</p>
<p><strong>2026 1 Mayısı’nın, bu yeniden kuruluşun tarihsel ifadesi olması dileğiyle.</strong></p>
<p>(SE/VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 01 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kolombiya: 57 ülke ve 1000'e yakın STK'den, fosil yakıtlardan kademeli çıkış için tarihi işbirliği]]></title><link>https://bianet.org/haber/kolombiya-57-ulke-ve-1000-e-yakin-stk-den-fosil-yakitlardan-kademeli-cikis-icin-tarihi-isbirligi-319225</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/01/kolombiya-57-ulke-ve-1000-e-yakin-stk-den-fosil-yakitlardan-kademeli-cikis-icin-tarihi-isbirligi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kolombiya-57-ulke-ve-1000-e-yakin-stk-den-fosil-yakitlardan-kademeli-cikis-icin-tarihi-isbirligi-319225</guid><description><![CDATA[ABD, Rusya, Çin ve Hindistan'ın çağrılmadığı zirve resmi bir müzakere zemini değil, “istekliler koalisyonu” oluşturan serbest bir forum olarak kurgulandı. Bu bileşimi savunanlar ilk toplantının “bir şey yapılmasını isteyenlerle” gerçekleştirilmesinin sonuç alıcılığına işaret etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kolombiya’nın Santa Marta kentinde 24-29 Nisan’da “Birinci Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı" adı altında türünün ilk örneği olarak toplanan uluslararası zirve, kömür, petrol ve gazdan çıkış için henüz bağlayıcı bir anlaşma üretmediyse de üç önemli çalışma doğrultusu oluşturarak sonuçlandı.</p>
<p>Kolombiya ve Hollanda’nın ev sahipliğindeki toplantıya katılan dünya ekonomisinin yaklaşık üçte birini temsil eden 57 ülke ulusal ve bölgesel yol haritaları, fosil yakıt sübvansiyonlarının görünür kılınması, borç tuzaklarının aşılması ve karbon yoğun ticaretin dönüştürülmesi için ortak çalışacak. ABD, Çin, Rusya ve Hindistan ise bu zirveye çağrılmadılar. </p>
<h3>Zirve neden önemli?</h3>
<p>Zirvenin önemi, COP30’da sonuç metnine giremeyen “fosil yakıtlardan çıkış yol haritası” fikrini BM iklim müzakerelerinin hantal ve uzlaşmacı formatı dışına taşımasında ortaya çıkıyor.</p>
<p>Eski İrlanda Cumhurbaşkanı ve şimdi iklim adaleti konusunda önde gelen bir savunucu olan Mary Robinson, Santa Marta’daki tartışmaların, katılımcılar arasında daha açık ve iş birliğine dayalı bir tonla geleneksel BM iklim görüşmelerinden belirgin şekilde farklı hissettirdiğini söyledi.</p>
<p>“COP’lar daha resmi, müzakerecilerin çizgileri var ve onları aşmazlar, burada ise çok farklı,” dedi ve katılımcıların “birlikte daha insani hissettiklerini” ekledi.</p>
<p>Robinson, tartışılan temel zorluklardan birinin, çoğu fosil yakıtlardan uzaklaşmak için gerekli kaynaklara sahip olmayan gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya olduğu finansal kısıtlar olduğunu vurguladı.</p>
<p>“Bir geçişe başlayabilmek için bile birçoğunun acil borç hafifletmeye ihtiyacı var,” dedi ve bu ülkelerin “borç tuzağına düşmüş” olduğunu ve uygulanabilir alternatiflerin azlığıyla fosil yakıtlara aşırı bağımlı olduklarını uyardı.</p>
<p>Santa Marta, resmi bir müzakere zemini olarak değil, “istekliler koalisyonu” içinde pratik adımların konuşulduğu daha serbest bir forum olarak kurgulandı. Kolombiya Çevre Bakanı Irene Vélez Torres, kararların bilimsel temele dayanması gerektiğini vurgularken, ev sahibi ülkeler toplantının amacının eski COP tartışmalarını tekrarlamak değil, uygulanabilir geçiş araçlarını belirlemek olduğunu dile getirdiler.</p>
<h3>En somut sonuç: 2027 Zirvesi</h3>
<p>Toplantının en somut sonucu, 2027’de Tuvalu ve İrlanda’nın ev sahipliğinde ikinci bir fosil yakıtlardan çıkış zirvesi yapılacağının açıklanmasıydı.  Üç ana çalışma başlığı arasındaki "yol haritaları"nın ülkelerin BM’ye sunduğu ulusal iklim planlarıyla bağlantılandırılması, ayrıca üretici ülkelerin “ihraç edilen emisyonları” konusunda açık ve dürüst davranması istendi.</p>
<p>İkinci çalışma doğrultusu, fosil yakıt sübvansiyonlarının tespiti ve “borç tuzakları”na çözüm aranması konusunda Hollanda, ülkeleri fosil yakıt desteklerini belirleyip raporlamaya davet edecek bir süreç başlatacağını duyurdu. </p>
<p>Üçüncü doğrultu ise OECD desteğiyle fosil yakıt bağımlı ticaret rejiminin dönüştürülmesini hedefliyor. Zirvenin bulgularının, COP başkanlığınca hazırlanacak küresel fosil yakıt yol haritasına taşınması bekleniyor.</p>
<h3>Masada kimler var, kimler neden yok? </h3>
<p>Zirve kimlerin masada olduğu, kimlerin olmadığı tartışmasına da yol açtı. Kolombiya ve Hollanda, Çin, Rusya ve ABD’nin davet edilmediğini açıkladı; Carbon Brief’e göre Hindistan da davetli değildi. Ev sahibi Kolombiya, bu ülkelerin “istekliler koalisyonu” ruhunu yansıtmadığını savundu. Panama temsilcisi Juan Carlos Monterrey Gómez de, ilk toplantının “bir şey yapılmasını isteyenlerle” düzenlenmesi gerektiğini söyleyerek bu yaklaşımı destekledi. Buna karşılık Birleşik Krallık iklim temsilcisi Rachel Kyte, Çin’in bu denklemde mutlaka yer alması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Dışlama, zirvenin hem gücünü hem zayıflığını gösteriyor. Bir yandan petrol, gaz ve kömür üreticilerinin veya büyük tüketicilerin frenleyici etkisi olmayınca daha açık konuşmalar yapılabildi. Öte yandan, dünyanın en büyük emisyon üreticileri ve enerji devlerinin masada olmaması, alınan kararların küresel ölçekte uygulanabilirliğini sınırlayabirlir.</p>
<p>Zirve sonunda Hollanda ve Kolombiya, sürecin ileride “açık koalisyon”a dönüşmesini istediklerini ve başka ülkeleri de içermeyi amaçladıklarını bildirdiler. Tuvalu ise gelecek zirve için davet kriterlerinin yeniden gözden geçirileceğini açıkladı.</p>
<h3>Mesele yalnızca üretimi kısmak değil, adil ve siyaseten uygulanabilir kılmak</h3>
<p>Santa Marta’daki tartışmalarda fosil yakıtlardan çıkış yalnızca iklim politikası olarak değil, enerji güvenliği ve ekonomik istikrar meselesi olarak ele alındı.</p>
<p>Hollanda İklim Bakanı Stientje van Veldhoven, fosil yakıtlara bağımlılığın fiyat oynaklığı ve ithalat bağımlılığı üzerinden ekonomileri yapısal biçimde sarstığını söyledi.</p>
<p>İhracatının yaklaşık yüzde 80’ini petrolün oluşturduğu Nijerya Bakanı Abubakar Momoh ise ülkesinin iekonomisini çeşitlendirmeye çalıştığını, meselenin yalnızca üretimin azalması değil bunun “yönetilebilir, adil ve siyasi olarak uygulanabilir” biçimde örgütlenmesi olduğunu belirtti.</p>
<h3>Bilim insanlarının konferansı</h3>
<p>Zirvenin bir başka ayırt edici yönü, toplantı öncesindeki bilim konferansıydı. 24-25 Nisan’da Magdalena Üniversitesi’nde yaklaşık 400 akademisyen bir araya geldi. Fosil yakıtlardan çıkış politikaları, metanın rolü, adil geçiş, ekonomik çeşitlilik ve çok taraflılık gibi başlıklar tartışıldı. Bu bölümde ayrıca “küresel enerji geçişi için bilim paneli” ilan edildi. Johan Rockström ve Carlos Nobre öncülüğünde kurulan panelin, 50 ila 100 bilim insanından oluşması ve São Paulo Üniversitesi merkezli çalışması planlanıyor.</p>
<p>Yeni bilim paneli, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nden (IPCC) daha hızlı ve ülke ihtiyaçlarına daha doğrudan yanıt verebilecek bir yapı olarak sunuldu.</p>
<p>Rockström, panelin yıllık güncellemeler yapabileceğini ve ulusal düzeye inebileceğini söyledi.</p>
<p>Nobre ise panelin hükümetlerin satır satır onayına bağlı olmayacağını, bu nedenle daha bağımsız çalışabileceğini vurguladı.</p>
<p>Bilim toplantısında ayrıca ülkelere yönelik 12 eylem önerisi içeren bir sentez raporu hazırlandı. Raporda yeni fosil yakıt genişlemesinin durdurulması ve fosil yakıt reklamlarının, sağlık açısından zararlı ürünler olarak tanınarak yasaklanması gibi öneriler yer alıyor. </p>
<h3>Kolombiya'nın haritası</h3>
<p>Kolombiya için hazırlanan özel yol haritası da zirvenin dikkat çekici sonuçlarından biriydi. Leeds Üniversitesi’nden Piers Forster öncülüğündeki çalışma, Kolombiya’nın enerji kaynaklı emisyonlarını 2050’ye kadar 2015 düzeyinin yüzde 90 altına indirebileceğini öngörüyor. Bunun için olağan senaryoya kıyasla yılda ortalama 10 milyar dolarlık ek yatırım gerekiyor. Analiz, buna karşılık, 2040’lardan başlayarak geçişin ekonomi genelinde net tasarruf yaratabileceğini ve bu tasarrufun 2050’de yılda 23 milyar dolara ulaşabileceğini hesaplıyor.</p>
<h3>Yerli halklar ve sivil toplum </h3>
<p>Zirvede yerli halklar ve sivil toplum da görünür biçimde yer aldı. Kolombiya hükümeti, yerli halklar, Afro-kökenli topluluklar, köylüler, sendika temsilcileri, kadınlar, çocuklar ve diğer toplumsal kesimleri bir “Halk Meclisi”nde topladı. BM iklim zirvelerinden farklı olarak, sivil toplum temsilcileri yalnızca devlet konuşmalarından sonra değil, bakanlarla aynı oturumlarda söz aldı. Bundjalung Nations’tan Larissa Baldwin-Roberts, adil geçişin yerli halkların yalnızca “fotoğraf” veya “hikâye” olarak kullanılmaması, mücadelelerinin de tanınması anlamına geldiğini söyledi.</p>
<h3>Halk zirvesi</h3>
<p>Resmi toplantıya paralel olarak 900 örgüt ve ağın katıldığı ayrı bir “halk zirvesi” de düzenlendi. İklim Eylem Ağı Direktörü Tasneem Essop, Afro-kökenli topluluklar, feministler, gençler, köylüler, balıkçılar, sosyal hareketler ve yerli halkların fosil yakıt bağımlılığından çıkış için ortak talepler etrafında buluştuğunu açıkladı. Bu taleplerin merkezinde, geçişin hak temelli, finanse edilmiş ve fosil yakıt bağımlılığının yarattığı zarar verici sistemleri tasfiye eden bir nitelik taşıması gerektiği yer alıyor. </p>
<p>Santa Marta zirvesi, fosil yakıtlardan çıkış için henüz bağlayıcı bir uluslararası rejim kurmadı. Ancak COP sürecinde tıkanan bir başlığı, bilim insanları, kırılgan ülkeler, üretici ekonomiler, sivil toplum ve yerli hareketlerin birlikte tartıştığı ayrı bir siyasal zemine taşıdı. Zirvenin gerçek etkisi, şimdi bu üç çalışma hattının COP sürecine nasıl aktarılacağına, daha büyük kirleticilerin sürece dahil edilip edilmeyeceğine ve “adil geçiş” vaadinin finansmanla desteklenip desteklenmeyeceğine bağlı olacak.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 23:26:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[UNESCO 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Ödülü Sudan Gazeteciler Sendikası'na]]></title><link>https://bianet.org/haber/unesco-2026-dunya-basin-ozgurlugu-odulu-sudan-gazeteciler-sendikasi-na-319222</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/unesco-2026-dunya-basin-ozgurlugu-odulu-sudan-gazeteciler-sendikasi-na.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/unesco-2026-dunya-basin-ozgurlugu-odulu-sudan-gazeteciler-sendikasi-na-319222</guid><description><![CDATA[3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında her yıl verilen UNESCO/Guillermo Cano Basın Özgürlüğü Ödülü, ülkede süren çatışmada gazetecilerin kasıtlı hedef alınmasına karşı mücadelede oynadığı rol dolayısıyla Sudan Gazeteciler Sendikası’na verildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>UNESCO'dan yapılan açıklamada, çatışmaların başladığı 2023'ten bu yana Sudan Gazeteciler Sendikası'nın 32 gazetecinin ölümünü, medya çalışanlarına karşı 556 hak ihlalini ve çok sayıda gazete ve radyo istasyonunun kapanmasını belgelediğine yer verildi ve Sudan’ın gazetecilik yapmak açısından en tehlikeli ülkelerden biri haline geldiği belirtildi.   </p>
<h3>"Sarsılmaz bir adanmışlık"</h3>
<p><span style="font-size: medium; background-color: rgb(237, 237, 237);">UNESCO Genel Direktörü  Khaled El-Enany  X'ten yayımladığı kutlama mesajında şöyle yazdı:</span></p>
<blockquote>
<p style="font-size: medium;"><span style="font-size: 16px;">Sudanlı Gazeteciler Sendikası üyeleri olağanüstü cesaret ve sarsılmaz bir adanmışlık göstermiştir. Büyük zorluklara rağmen, her gün, en çok ihtiyaç duyulduğu anlarda topluluklarına doğru ve hayat kurtaran bilgiler sunmaya devam etmektedirler. Bu bağlılık hepimiz için güçlü bir örnek ve hakikat, hesap verebilirlik ve barış için hayati bir hizmettir.  </span></p>
</blockquote>
<h3>"Basın özgürlüğünü savunanlara saygı duruşu"</h3>
<p style="font-size: medium;">Sudan Gazeteciler Sendikası Başkanı Abdelmoniem Abu Idries Ali de ödülün, "<span style="font-size: 16px;">basın özgürlüğünü savunmaya devam eden tüm Sudanlı gazetecilere bir saygı duruşu" olduğunu dile getirdi. </span></p>
<blockquote>
<p style="font-size: medium;"><span style="font-size: 16px;">Bu ödül yalnızca Sudanlı Gazeteciler Sendikası’nın tanınması değil, aynı zamanda son derece zor ve tehlikeli koşullar altında gerçeği ve basın özgürlüğünü savunmaya devam eden tüm Sudanlı gazetecilere bir saygı duruşudur. Bağımsız gazeteciliğin demokratik değerleri koruma ve savaştan etkilenen sivillerin seslerini duyurma konusundaki hayati rolünü yeniden teyit etmektedir.  </span></p>
</blockquote>
<p>Ödülün sahibi medya profesyonellerinden oluşan uluslararası bağımsız bir jüri tarafından belirlendi. ve 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü öncesinde açıklandı. UNESCO Küresel Konferansı Basın Özgürlüğü etkinlikleri kapsamında, “Barış İçinde Bir Geleceği Şekillendirmek” sloganıyla 4-6 Mayıs arasında Zambiya’nın ev sahipliğinde başkent Lusaka’da gerçekleştirilecek. </p>
<h3>Arka plan</h3>
<p>Sudan’da süren çatışma, haber alma faaliyetlerini ciddi olarak aksattı ve ülkenin medya ortamını daha da kötüleştirdi. Olgular, gazetecilerin şiddet ve tutuklama tehdidiyle karşı karşıya olduklarına ilişkin pek çok kanıt sunuyor. Ülkenin medya altyapısının yüzde 90’ı tamamen yok edilirken, gazeteciler sokak şiddeti nedeniyle evlerinde ya da işyerlerinde mahsur kaldılar ve internet/telekomünikasyon kesintileri nedeniyle habercilik yapmaları daha da kısıtlandı.  </p>
<p>Bu koşullar, Sudan'ı nüfusun büyük bir kısmının fiilen bilgi boşluğunda yaşadığı bir “sessiz bölge"ye dönüştürüyor. Yanlış haber, dezenformasyon ve savaş propagandası yaygınlaşıyor, nefret ve kutuplaşma körükleniyor.   </p>
<h3>Gazeteciler için güvenli bölgeler</h3>
<p>Savaşın patlak vermesinden bu yana UNESCO, Sudanlı gazetecilerin yanında yer aldı. 20’yi aşkın medya kuruluşunu bir araya getirerek basın özgürlüğünü savunmak ve Sudan’daki insani krizin tüm dünyada görünür olmasını sağlamak amacıyla Sudan Medya Forumu’nun kurulmasına yardımcı oldu. Media in Cooperation and Transition (MiCT)  kuruluşuyla ortaklaşa yürütülen araştırmayla gazetecilerin ihtiyaçları belirlendi ve Port Sudan’da iki güvenli alan kuruldu. Bugüne kadar 49 gazeteciye doğrudan destek sağlandı; Sudan içinde ve dışında daha güvenli bölgelere taşınmalarına yardımcı olundu ve psikolojik destek sunuldu.  </p>
<h3>Basın özgürlüğü her yerde keskin bir düşüş içinde  </h3>
<p>Sudan'daki durum bir istisna değil. Gazetecilere ve gazeteciliğe yönelik saldırılar dünya genelinde artıyor. UNESCO’nun son ifade özgürlüğünde küresel eğilimler raporu, 2012’den bu yana dünya genelinde ifade özgürlüğünde yüzde 10 gerileme olduğunu ortaya koyuyor. Bu gerilemenin bir benzeri bundan önce yalnızca I. Dünya Savaşı, II. Dünya Savaşı öncesi ve 1970’lerin sonlarındaki Soğuk Savaş döneminde yaşanmıştı. </p>
<div class="box-1">
<h3>UNESCO/Guillermo Cano Dünya Basın Özgürlüğü Ödülü </h3>
<p>1997'de oluşturulan, dünyanın herhangi bir yerinde basın özgürlüğünün savunulması veya teşvik edilmesine olağanüstü katkı sağlayan, özellikle bu katkıyı tehlike karşısında ve cesaretle gerçekleştiren kişi, kuruluş veya kuruma her yıl verien UNESCO/Guillermo Cano Dünya Basın Özgürlüğü Ödülü Birleşmiş Milletlerce gazetecilere verilen tek ödüldür. </p>
<p>17 Aralık 1986’da Kolombiya'nın başkenti Bogota’da El Espectador gazetesi binası önünde suikasta uğrayan Kolombiyalı gazeteci Guillermo Cano Isaza adına verilen ödül, Guillermo Cano Isaza Vakfı (Kolombiya), Namibya Medya Birliği, Demokrasi ve Medya Vakfı (Hollanda) ve Thomson Reuters vakfınca finanse ediliyor.  </p>
</div>
<p>1993’ten bu yana gazetecilerin öldürülmesini belgeleyen tek resmi Birleşmiş Milletler veri tabanı olan Öldürülen Gazeteciler Gözlemevi UNESCO sorumluluğunda çalışıyor. UNESCO, Küresel Medya Savunma Fonu aracılığıyla , 2 bin 200’i aşkın vakada hukuksai yardım sağladı ve gazetecilere karşı işlenen suçlara ilişkin 270’ten fazla gazetecilik soruşturmasına katkıda bulundu. 2022’den bu yana 3 bini aşkın gazeteci, savaş ve kriz bölgelerinde ekipman, güvenli alanlar ve mali desteği kapsayan acil yardımlardan yararlandı. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 22:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[MESEM'li çocuklar ve gençler 1 Mayıs'ta alanlara çıkıyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/mesem-li-cocuklar-ve-gencler-1-mayis-ta-alanlara-cikiyor-319221</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/mesem-li-cocuklar-1-mayis-ta-alanlara-cikiyor.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mesem-li-cocuklar-ve-gencler-1-mayis-ta-alanlara-cikiyor-319221</guid><description><![CDATA[Çocuk işçiliği tartışmalarının odağındaki MESEM programındaki çocuklar, 1 Mayıs’ta “kendi taleplerimizle buradayız” diyerek dayanışma çağrısı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında eğitimle birlikte çalışma yaşamına dahil edilen çocuklar ve gençler, <a href="https://bianet.org/etiket/1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-32418" target="_blank" rel="noopener">1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü</a> için 21 kentte eylem çağrısı yaptı. </p>
<p>Sosyal medya üzerinden yapılan duyurularda çocuklar, maruz kaldıkları çalışma koşullarına karşı söz kurmak ve hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla alanlarda olacaklarını belirtti.</p>
<a href='/haber/mesem-nedir-314216' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/12/05/mesem-cocuklarin-egitim-adi-altinda-iscilestirilmesi.png' alt='MESEM nedir?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>MESEM nedir?</h5>
<div class='date'>5 Aralık 2025</div>
</div>
</a>

<h3>"Kendi taleplerimizle alanlardayız"</h3>
<p>“MESEM’li Gençler” imzasıyla yapılan çağrıda çocuklar, 1 Mayıs’ta kendi talepleriyle yürümek istediklerini ifade etti. Açıklamada, “Türkiye’nin dört bir yanında 1 Mayıs alanlarında buluşuyoruz, sesimizi yükseltiyoruz” denildi.</p>
<p>Çocuklar, farklı şehirlerde bir araya gelerek hem görünür olmayı hem de yalnız olmadıklarını göstermek istediklerini vurguladı.</p>
<a href='/haber/mesem-li-arkadasimizin-ustasi-cocuklar-1-mayis-a-gitmesin-diye-ek-mesai-koydu-319217' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/30/denetim-cocuklari-korumak-icin-degil-isvereni-temize-cekmek-icin-yapiliyor.png' alt='"MESEM&#39;li arkadaşımızın ustası, çocuklar 1 Mayıs&#39;a gitmesin diye ek mesai koydu"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"MESEM'li arkadaşımızın ustası, çocuklar 1 Mayıs'a gitmesin diye ek mesai koydu"</h5>
<div class='date'>1 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<p>Paylaşımda, İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere çok sayıda kentte 1 Mayıs günü için buluşma noktaları ve saatleri duyuruldu. <img src="https://static.bianet.org/2026/04/ekran-resmi-2026-04-30-18-36-44.png" alt=""></p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 21:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Danıştay, Akın Gürlek'in Adalet Bakanlığı'na atanmasına karşı açılan davayı kabul etti]]></title><link>https://bianet.org/haber/danistay-akin-gurlek-in-adalet-bakanligi-na-atanmasina-karsi-acilan-davayi-kabul-etti-319218</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/danistay-akin-gurlek-in-adalet-bakanligina-atanmasina-karsi-acilan-davayi-kabul-etti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/danistay-akin-gurlek-in-adalet-bakanligi-na-atanmasina-karsi-acilan-davayi-kabul-etti-319218</guid><description><![CDATA[Ankara Barosu'nun 5 üyesinin açtığı davada Danıştay 12. Ceza Dairesi, Cumhurbaşkanlığı’nın "hükümet tasarruflarının dava konusu edilemeyeceği" itirazını kabul etmedi; davayı görmeye başladı. Daire atamanın yürürlüğünün durdurulması istemini ise oybirliğiyle reddetti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Danıştay 12. Dairesi, son yıllarda savcı ya da yargıç olarak girdiği tüm siyasi davalarda iktidarın istediği kararları veren Akın Gürlek'in Erdoğan tarafından Adalet Bakanlığına atamasına karşı Ankara Barosu'na üye beş avukatın açtığı davada, Cumhurbaşkanlığının "hükümet tasarruflarının dava konusu edilemeyeceği" itirazını reddederek davayı görmeye başladı. </p>
<p>Daire, avukatlar Ömer Faruk Eminağaoğlu, Doğan Erkan, Sait Kıran, Selcik Ulusoy ve İsmail Çelik'in, Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’na atanması kararına karşı, yürütmenin durdurulması ve atamanın iptali talebiyle 16 Şubat’ta Danıştaya yaptıkları başvuruyu değerlendirdi. </p>
<h3>Danıştay, Cumhurbaşkanlığı'nın savunmasını reddetti </h3>
<p>Cumhuriyet gazetesinden Aytunç Ürkmez'in haberine göre, Cumhurbaşkanlığı 13 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü Bekir Keleş’in imzasıyla daireye sunduğu savunmada atama işleminin hükümet tasarrufu olduğu, hükümet tasarruflarının dava konusu edilemeyeceği, dava konusu edilen işlemden de davacıların bireysel olarak doğrudan etkilenmediğini ileri sürdü. </p>
<h3>Başvurucular, Gürlek'in azledildiğini ileri sürdü</h3>
<p>Davayı açan avukatlar, Cumhurbaşkanlığının Akın Gürlek’in bakan olarak atanmasıyla savcılık görevinin kendiliğinden sona erdiği tezinin "kabul edilemez" olduğunu ileri sürerek, bu durumun görevden azlolunmak anlamına geldiğini, bunun da anayasanın "Hakimler ve savcılar azlolunamaz" hükmünü içeren 139. maddesine aykırı olduğunu savunmuş ve bakan olarak atanmasının kendi isteğinin varlığı olarak yorumlanamayacağını söylemişlerdi. </p>
<p>Cumhurbaşkanlığı ise savunmasında Gürlek’in TBMM’de yemin etmesinin atama işleminde rızası olduğu anlamına geldiğini ifade ederek davanın reddedilmesini istemişti. </p>
<h3>Daire başvuruyu kabul etti, yürütmeyi durdurmayı reddetti</h3>
<p>Danıştay 12. Ceza Dairesi Cumhurbaşkanlığının dava başvurusunun reddi istemini kabul etmedi. Avukatların davacı sıfatlarının olduğuna ve davanın esastan ele alınmasına hükmetti. Bu gerekçeyle dava dilekçesinin Cumhurbaşkanlığı’na tebliğine, yürütmeyi durdurma isteğinin davalı tarafça yanıtlanması veya yanıt süresinin geçirilmesi sonrasında karara bağlanmasını kararlaştırdı. </p>
<p>Cumhuriyet'in haberine göre, Cumhurbaşkanlığının savunması sonrasında 16 Nisan’da kararını açıklayan daire 3’e 2 oy çokluğuyla avukatların Gürlek’in atamasına karşı dava açma yeterliliklerinin olduğuna karar verdi.</p>
<p>Daire öte yandan, Akın Gürlek'in atanmasının yürütülmesinin durdurulması istemini, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna itiraz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle reddetti; esas hakkında mütalaasını sunması için de başvuruyu Danıştay Başsavcılığına gönderdi.</p>
<p>Davanın esastan incelenmesine mütalaanın sunulması sonrasında tarihini dairenin belirleyeceği duruşmada başlanacak. </p>
<h3>Adalet Bakan Yardımcılıklarına atamaların iptali davası savunma aşamasında </h3>
<p>Avukatlar ayrıca Adalet Bakan Yardımcılıklarına atanan Abdullah Aydoğdu, Burak Ceyhan, Can Tuncay ve Sedat Ayyıldız’ın atanma işlemlerinin iptali istemiyle 22 Nisan’da Danıştay 12. Ceza Dairesinde ikinci bir dava açmıştı. </p>
<p>Dairenin dilekçe üzerinde ilk incelemesini tamamlayarak savunmasını sunması için Cumhurbaşkanlığına gönderdiği bildirildi. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 19:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çocuk Odaklı Habercilik Atölyesi’nde ikinci gün: Haber pratiği, editör masası, röportaj simülasyonu]]></title><link>https://bianet.org/haber/cocuk-odakli-habercilik-atolyesinde-ikinci-gun-haber-pratigi-editor-masasi-roportaj-simulasyonu-319214</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/cocuk-odakli-habercilik-ikinci-gun-haber-pratigi-editor-masasi-roportaj-simulasyonu.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cocuk-odakli-habercilik-atolyesinde-ikinci-gun-haber-pratigi-editor-masasi-roportaj-simulasyonu-319214</guid><description><![CDATA[Atölyenin ikinci ve son gününde katılımcılar, bianet Çocuk Haberleri Editörü Nalin Öztekin’le birlikte çocuk hakları perspektifiyle haber dili, etik ilkeler ve hak ihlallerine dair pratikler yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Atölye BİA'nın düzenlediği Çocuk Odaklı Habercilik Atölyesi, ikinci gün oturumlarıyla tamamlandı.  </p>
<p>Katılımcılar, bianet Çocuk Haberleri Editörü Nalin Öztekin’in yürütücülüğünde “Haber Çocuk Dostu Mu?”, “Hak İhlali Avı”, “Yanlı Haberleri Dönüştür”, “Röportaj Simülasyonu”, “Editör Masası”, “Bugünden Sonra Neyi Değiştireceğim?” başlıklı oturumlarda pratikler yaptılar.  </p>
<div class="box-13">Atölye BİA’da yapılan iki günlük atölyeye 19 kişi katıldı. Bunların 4’ü İstanbul’dan, 15’i ise Diyarbakır, İzmir, Ankara, Antalya, Bitlis, Bursa, Kocaeli, Ordu, Osmaniye ve Urfa’dan geldi. Katılımcıların 8'i öğrenci, 8'i gazeteci, 2'si sosyal hizmet uzmanı, ve 1'i öğretmendi. </div>
<a href='/haber/cocuk-odakli-habercilik-atolyesi-ilk-gun-temsil-medya-dili-haberde-ihlal-319203' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/30/cocuk-odakli-habercillik-atolyesi-nde-ilk-gun-cocuk-temsili-adalet-sistemi-ve-medya-dili-tartisildi.png' alt='Çocuk Odaklı Habercilik Atölyesi ilk gün: Temsil, medya dili, haberde ihlal' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Çocuk Odaklı Habercilik Atölyesi ilk gün: Temsil, medya dili, haberde ihlal</h5>
<div class='date'>30 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DXv2fMhDVij/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DXv2fMhDVij/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>“Dili kurarken şiddeti yeniden üretme riskimiz var”</h3>
<p>Günün "Haber Çocuk Dostu mu?" başlıklı ilk oturumunda Öztekin, katılımcılarla birlikte ana akım medyada yer alan haber örneklerini inceledi. Tartışma, şiddet ve suç içerikli haberlerde kullanılan dil üzerinden ilerledi. Çocukların kimliklerinin ifşa edilmesi ele alındı. Damgalayıcı ifadeler ve detaylı şiddet anlatımının yarattığı hak ihlalleri konuşuldu. </p>
<p>Öztekin, şiddetin detaylı biçimde aktarılmasının yalnızca bilgi vermekle sınırlı olmadığını söyledi. Bu tür anlatımların şiddeti yeniden üretebildiğini vurguladı. </p>
<blockquote>
<p>Hem intihar haberlerinde hem de bu tür şiddet içerikli haberlerde şiddeti detaylı detaylı anlatmak aslında yol göstermek anlamına da geliyor. Yani sadece olanı aktarmıyoruz; o dili kurarken şiddeti yeniden üretme riskini de beraberinde getiriyoruz.</p>
</blockquote>
<p>Oturum boyunca katılımcıların katkılarıyla tartışma genişledi. Çocukların haberde nasıl yer alması gerektiği ele alındı. Anonimleştirmenin sınırları konuşuldu. Haber dilinin çocuğun yüksek yararını gözeterek nasıl kurulacağı değerlendirildi. </p>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DXv7iK0Db_6/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DXv7iK0Db_6/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Haber metinlerdeki hak ihlalleri bulundu </h3>
<p>"Hak İhlali Avı" başlıklı ikinci oturumda katılımcılar, Öztekin’le birlikte farklı haber örnekleri üzerinde çalışarak çocuk hakları açısından sorunlu ifadeleri tespit etti ve metinleri birlikte yeniden yazdı.  </p>
<p>Katılımcılar özellikle çocukların cinsiyetinin gereksiz yere belirtilmesi, damgalayıcı ifadeler ve sansasyonel dil üzerinde durdu. Öztekin, bu tür kullanımların çocukları hedef haline getirebildiği ve hak ihlallerine yol açabildiğini vurguladı.  </p>
<p>Oturumda ayrıca, çocukların kimliklerinin korunmasının önemi ele alındı. Hangi bilgilerin gereksiz olduğu ve haberde yer almaması gerektiği konuşuldu. Haberlerde odağın yalnızca olaya değil, sürece ve sorumluluklara yöneltilmesi gerektiği ifade edildi. </p>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DXwyut-thkZ/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/reel/DXwyut-thkZ/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Haber dili ve başlıklar yeniden kuruldu </h3>
<p>“Yanlı Haberleri Dönüştür” başlıklı üçüncü oturumda katılımcılar, farklı haber örnekleri üzerinden başlık ve metin dilini yeniden kurmaya çalıştı. Gruplar halinde çalışan katılımcılar, mevcut haberleri analiz etti ve alternatif başlıklar üretti. Tartışmalar, örnekler üzerinden ilerledi. </p>
<p>Oturumda özellikle şiddetin nasıl aktarılacağı tartışıldı. Detaylı ve yöntem içeren anlatımların okur üzerinde yaratabileceği etki konuşuldu. Katılımcılar, bu tür ifadelerin yalnızca bilgi vermekle kalmadığını, aynı zamanda rahatsız edici ve tetikleyici olabileceğini vurguladı. </p>
<p>Başlık üretimi sırasında “çocuk işçi” gibi kavramlar da tartışmaya açıldı. Bu ifadelerin kullanımı hem görünürlük hem de etik açıdan ele alındı. Katılımcılar, başlıkta neyin vurgulanacağına birlikte karar vermeye çalıştı. </p>
<p>Öztekin, çocukların yer aldığı haberlerde kimlik gizliliği ve mahremiyetin korunmasının önemine dikkat çekti. Haberlerde verilen ayrıntıların, çocukların yaşamını doğrudan etkileyebileceğini hatırlattı:  </p>
<blockquote>
<p>Bir çocuğun hayatını kaybetmiş olması, onun hakkında her şeyi yazabileceğimiz anlamına gelmiyor. Bu çocukların da unutulma hakkı var.</p>
</blockquote>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DXwRhMZDZRE/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DXwRhMZDZRE/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Röportaj simülasyonu: Çocukla nasıl konuşulur?  </h3>
<p>“Röportaj Simülasyonu” başlıklı dördüncü oturumda katılımcılar, farklı senaryolar üzerinden çocuklarla röportaj yapma pratiği gerçekleştirdi. Gazeteci, çocuk, ebeveyn ve uzman rollerinin üstlenildiği görüşmeler canlandırıldı. </p>
<p>Nalin Öztekin, çocukla konuşurken fiziksel ve duygusal mesafenin nasıl kurulacağını anlattı. Aynı hizadan konuşmanın ve güvenli bir alan yaratmanın önemini vurguladı. Görüşme öncesinde sürecin çocuğa açıkça anlatılması gerektiğini hatırlattı. </p>
<p>Simülasyonlarda yönlendirici ve baskı kuran soruların etkisi tartışıldı. “Neden yaptın?” gibi suçlayıcı soruların çocuğu kapattığı görüldü. Bunun yerine açık uçlu ve daraltılmış soruların daha fazla yanıt ürettiği ifade edildi. </p>
<p>Öztekin, “Sokratik soru sorma yöntemi”ne dikkat çekti. Soruların genelden somuta doğru ilerlemesi gerektiğini söyledi. Bu yöntemin çocuğun kendini daha rahat ifade etmesini sağladığını belirtti. </p>
<p>Oturumda katılımcılar, çocuğa alan açan soruların önemini tartıştı. Deneyimi anlatmaya imkân tanıyan soruların nasıl kurulabileceği üzerine duruldu. Tartışmalarda, doğru soruların haberin yönünü belirlediği ve çocuğun anlatısını görünür kıldığı ifade edildi. </p>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DXwUxG6DagF/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DXwUxG6DagF/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Vaka üzerinden haberler üretildi </h3>
<p>Editör Masası oturumunda katılımcılar, farklı vaka örnekleri üzerinden çocuk odaklı haberler yazdı. Her grup, kendi vakasını analiz etti. Haberin odağı, dili ve başlığına birlikte karar verildi.  </p>
<p>Haberlerde erken yaşta evlilik, dijital istismar ve çocuk işçiliği gibi konular ele alındı. Katılımcılar failin nasıl görünür kılınacağını tartıştı. Çocuğun kimliğinin korunması ve gereksiz detayların çıkarılması gerektiği vurgulandı. </p>
<p>Haber metinlerinde, olayın yanı sıra yapısal nedenlerin de görünür kılınmasına odaklanıldı. Uzman görüşüne yer verilmesi, sorumlulukların işaret edilmesi ve çocuğun yüksek yararının gözetilmesi öne çıkan tartışmalardan oldu.  </p>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DXww02DNApr/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/reel/DXww02DNApr/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Deneyim ve değerlendirme paylaşıldı </h3>
<p>Atölyenin son oturumunda katılımcılar, iki gün boyunca edindikleri deneyimleri paylaştı. Tartışmalar, çocuk odaklı haberciliğin yalnızca teknik değil, aynı zamanda etik bir dönüşüm gerektirdiği noktası etrafında yoğunlaştı. </p>
<p>Öztekin, iyi niyetin tek başına yeterli olmadığını hatırlattı. Çocuk haklarını gözetmeyen bir dilin, farkında olmadan hak ihlallerine yol açabileceğini vurguladı. </p>
<p>Katılımcılar, bundan sonraki haber üretimlerinde daha dikkatli bir dil kurma, çocuğun yüksek yararını gözetme ve hak ihlallerini görünür kılma konusunda daha güçlü bir farkındalık geliştirdiklerini ifade etti. </p>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DXwV-x6jQPR/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DXwV-x6jQPR/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<div class="box-13"><em>Bu atölye, Avrupa Birliği ve UNICEF eş finansmanıyla hayata geçirilen Çocuklar için Hesap Verebilirlik Haklar İçin Savunuculuk (ACAR) Projesi kapsamında, Atölye BİA ve İzmir Ekonomi Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştirilmektedir.</em></div>
<p>(EG)</p><script async="" src="//www.instagram.com/embed.js"></script>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 19:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mahkemede konuşması engellenen İmamoğlu'nun tahliye talebinin tam metni]]></title><link>https://bianet.org/haber/mahkemede-konusmasi-engellenen-imamoglu-nun-tahliye-talebinin-tam-metni-319215</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/mahkemede-konusmasi-engellenen-imamoglu-nun-tahliye-talebinin-tam-metni.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mahkemede-konusmasi-engellenen-imamoglu-nun-tahliye-talebinin-tam-metni-319215</guid><description><![CDATA[İBB davasında Hakim İmamoğlu'nun tahliye talebi konuşması yapmasına izin vermedi. İmamoğlu'nun talebinin tamamını yayımlıyoruz.]]></description><content:encoded><![CDATA[<div class="box-13">
<p>Tutuklu İstanbul Büyükşehir (İBB) Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 414 kişinin yargılandığı İBB davasının 30'uncu celsesi bugün görüldü. </p>
<p>İmamoğlu ile hakim arasında söz isteme tartışması çıktı. Hakim İmamoğlu'nun tahliye talebi konuşması yapmasına izin vermedi. İmamoğlu'nun talebinin tamamını yayımlıyoruz.</p>
</div>
<p>Sayın Başkan, Değerli Heyet,</p>
<p>Bugün 30 Nisan. Bir ayı daha geride bırakıyoruz. Ancak tutsaklık, zamanı normal akışından koparan bir haldir; 1 saatle 1 günün, 1 ayla 1 yılın birbirine karıştığı, insanın takvim duygusunu yitirdiği ağır bir sınavdır.</p>
<p>Özgürlüklerin gasp edildiği, hapishanelerin tıka basa doldurulduğu, tutuklamanın bir tedbir olmaktan çıkıp fiili infaza dönüştürüldüğü, algı yaratmak adına her yolun meşru sayıldığı bir süreçten geçen Türkiye'de, zulmün en sert biçimleri yaşanmaktadır.</p>
<p>Bugün siyasetin, yargı eliyle yürüttüğü hukuka aykırı operasyonların anlamı nedir? Kime ne kazandırmaktadır? Bu ağır bedeller neden ödetilmektedir? Bütün bunları anlamaya, çözmeye, bu karanlık tablonun ardındaki amacı kavramaya çalışıyorum.</p>
<p>Ne yazık ki yaşananların tamamı; kanuna, hukuka ve insan haklarına açıkça aykırıdır. Üstelik bu yapılanların Türkiye'nin bugününe de, yarınına da, geleceğine de hiçbir faydası yoktur. Memlekete kazandırdığı hiçbir şey yoktur ama bir kişinin çıkarına katkısı vardır.</p>
<p>Rakibine, rakibi olan siyasi partiye ve hatta tüm muhalif kesimlere yönelen siyasi operasyonların içindeyiz. Kendisini millet iradesinin üstünde gören, seçimle geldiğini unutup makamı şahsi mülkü sanan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu kibirli anlayış, sandıkta yenemediği rakiplerini yargı eliyle tasfiye etmeyi, hukuk yoluyla devre dışı bırakmayı tek çare olarak görmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak bugün yaşanan bütün bu zalimliklerin, hukuksuz operasyonların ve baskı düzeninin temelinde bir kişinin gelecek seçimi de kaybedeceğine dair duyduğu derin korku vardır. Talimatlarla yürütülen bu süreçler dün başladı, bugün sürdürülüyor. Ancak bütün bu çabaların millete karşı hiçbir kalıcı faydası yoktur.</p>
<p>Milletimize duyurmak isterim ki;</p>
<p>Önümüzdeki seçimde; hukukun üstünlüğünü tanıyan, kendisini de hukukla sınırlı gören, millet iradesini yeniden güçlendiren, Meclis'in itibarını ve yetkisini sahibine yani millete iade eden demokratik anlayış kazanacaktır. Kanun önünde herkesin eşit olduğu fikrini yeniden bu ülkenin temeline yerleştiren irade kazanacaktır. Benim bu hedef için çalıştığımı cümle alem bilmektedir.</p>
<p>Bu davanın başlangıcından bugüne 82 gün geçti. 29 celsede 39 kişi ifade verdi. Kaç ay daha sürecek, kaç yıl daha devam edecek belli değil. İBB operasyonunun başladığı günden bu yana aranan şey adalet olmamıştır. Burada çalışan mekanizma hukuku değil, siyasi takvimi esas alan; iktidarın önündeki engelleri kaldırmaya ayarlanmış bir infaz düzenidir. Ve bu düzenin bedelini yalnız sanıklar değil, bütün millet ödemektedir.</p>
<p>Maddi ve manevi ağır yükler bugün her evde, her iş yerinde, fabrikada, atölyede hissedilmektedir. Çocukların, öğrencilerin, gençlerin, emeklilerin, emekçilerin sırtına; bir avuç insanın kaybetme korkusunun faturası yüklenmektedir.</p>
<p>Bakınız, bugün burada yürütülen süreç sıradan bir yargılama değildir. Ben, 12 metrekarelik bir hücrede ağır tecrit koşullarında tutuluyorum. Ekrem İmamoğlu şahsında, 16 milyon İstanbullunun iradesi o daracık dört duvar arasına hapsedilmek, fikren ve bedenen çürütülmek isteniyor.</p>
<p>Şunu herkes bilsin, tarihe de not düşsün: Milyonların oyuyla seçilmiş bir siyasetçiyi, hukuku ayaklar altına alarak zindanlarda çürütmeye çalışmakla onu başka yöntemlerle susturmak arasında özde hiçbir fark yoktur. Çünkü her iki yolun da hedefi aynıdır: milli iradeyi ortadan kaldırmak. Ama kaldıramayacaklar; milletin iradesi dimdik ayakta kalacaktır.</p>
<p>Bu nedenle burada görülen dava, yalnızca şahsıma yönelmiş bir haksızlık değildir. Bu dava, Türkiye'nin demokrasi birikimine karşı kasten planlanmış, siyasi sonuç üretmeye dönük bir müdahale girişimidir. Ama başaramayacaklar; milletimizin iradesi bu kumpası da aşacaktır.</p>
<p>Sayın Başkan, Sayın Heyet</p>
<p>Geçtiğimiz ay bu dosyada 18 kişinin tahliye edilmesi, geçtiğimiz hafta ise iddianamesini bekleyen iki şoförün özgürlüğüne kavuşması elbette sevindirici gelişmelerdir; arkadaşlarımızın evlerine dönmesi kıymetlidir. Ama inanın, yetmez. Bir yıldır yaşananların, çekilenlerin, bu insanların maruz kaldığı muamelenin yanında bu tahliyeler yetmez; çünkü bu dosyada hâlâ özgürlüğünü bekleyen çok daha fazla hayat var. Dosyalar ayrılmış olabilir, klasörler bölünmüş olabilir, isimler başka başlıklara taşınmış olabilir; ama adaletin sınırları dosya ayrımlarıyla çizilmez, sorumluluk dosyadan ayrılınca ortadan kalkmaz.</p>
<p>Onur Gülin, Doğukan Arıcı, Fikri Murat Demir, Çağatay Takaoğlu, Savaş Can, Arzu Can, Burak Arslan, İlkay Onok, Engin Gönül, Faruk Ceyhan... Bu isimler bir liste değildir; her biri evine dönmeyi bekleyen bir hayat, kapıda bekleyen bir ailedir. Ama o kapılar yaklaşık bir yıldır açılmıyor. Bu insanların dosyaları ayrıldı ama iddianameleri hâlâ yazılmadı; ortada bir iddia yok ama ortada bir tutukluluk var. Neyi savunacaklarını bilmeden, neyle suçlandıklarını bilmeden, ne zaman hâkim karşısına çıkacaklarını bilmeden içeride tutuluyorlar. Bu artık bir tedbir değildir; süresi belirsiz bir cezalandırma halidir. Ve bu süreç giderek daha tehlikeli bir yere evriliyor; insanlar fiilleriyle değil, ilişkileriyle yargılanıyor. Bu insanlar bir annenin evladı, bir çocuğun babası, bir ailenin umudu... İnsan bunlar insan!</p>
<p>Bir de halkın iradesini temsil eden belediye başkanlarımız var. Seçilmiş bu insanlar aylardır hâlâ iddianame bekliyor, neyle suçlandıklarını dahi bilmeden belirsizlik içinde tutsak ediliyor. Bu artık kişilere dönük bir işlem değil, doğrudan halkın iradesine yönelik bir gasptır. Sandıkta yenemediklerini yargı eliyle etkisizleştirmeye çalışıyor, milletin verdiği yetkiyi masa başında gasp ediyorlar. Seçilmiş başkanları susturarak aslında milyonların sesini kısmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Yüzü aşkın insanın yargılandığı bu tabloda; evladının ilk kez "baba" dediğini mahkeme salonunda öğrenen Ramazan Gülten, hiç görev almadığı bir uygulama üzerinden kurgulanan iddialarla aylardır tutuklu olan 26 yaşındaki Iraz Bayrak, 7 yaşındaki kızıyla tehdit edilen Elçin Karaoğlu... "Biz çocuklar çok büyük şeyler istemiyoruz. Ne oyuncak ne hediye... Biz sadece babalarımızı istiyoruz" diyen Çağlar Türkmen'in oğlu Ediz'in bu sözleri hiç mi vicdanınızı sızlatmadı?</p>
<p>Bu insanların her biri ayrı bir hayat, ayrı bir hikâye, ayrı bir umut. Bekliyorlar. Belirsizlik içinde, ailelerine hasret, adaleti bekliyorlar. Ve son üç haftadır bu salonda dinlediğimiz savunmalar artık bu dosyayı sadece hukuki bir metin olmaktan çıkardı; yüzü aşkın avukatın belgeleriyle anlattığı süreç, başta parçalı görünen anlatımların bir bütün haline geldiğini gösterdi. Açıkça söylemek isterim ki ben burada sadece bir dosyayı dinlemedim; bir sürecin nasıl kurulduğunu, nasıl ilerletildiğini ve nasıl sonuçlar doğurduğunu izledim. Bazı anlarda durup nefes almak zorunda kaldım, gerçekten nefesim kesildi; çünkü anlatılanlar yalnızca hukuki tartışmalar değil, insanların hayatına doğrudan temas eden gerçeklerdi. Önyargısı olmayan hiçbir insan bu tabloya kayıtsız kalamaz. Ben kalamadım. Ve bu nedenle bugün burada verilecek kararın, artık bu bütün tabloyu görmezden gelerek verilemeyeceğini düşünüyor, buna inanmak istiyorum.</p>
<p>Şimdi bu tabloyu bütün olarak gördüğümüzde, ortaya çıkan çelişkiyi görmezden gelmek mümkün değildir. Çünkü bir tarafta; neyle suçlandığını bilmeden, iddianamesini bekleyerek aylarca içeride tutulan insanlar var. Diğer tarafta ise aynı dosyada "itirafçı" olarak yer alan kişiler için bambaşka bir süreç işliyor. Bu kişiler açısından ev hapsi kaldırılıyor, yurt dışı yasağı kaldırılıyor, şirketleri üzerindeki kayyumlar kaldırılıyor; hayatları normale dönüyor. Ve bu kararlar, bu salonda günlerdir dinlediğimiz o ağır tabloyla yan yana geldiğinde ister istemez şu soruyu doğuruyor: Aynı dosyada, aynı süreçte, aynı iddiaların gölgesinde bir kısmı belirsizlik içinde tutulurken, bir kısmı için hayatın bütün kısıtları bu kadar kısa sürede ortadan kalkıyorsa, burada uygulanan ölçü nedir? Daha açık söylemek gerekirse; bu dosyada özgürlüğe giden yol, hukuki değerlendirmeden mi geçmektedir, yoksa "itirafçı" olma iradesinden mi?</p>
<p>Bu salonda öyle şeyler dinledik ki, insanın kabul etmesi mümkün değil; akrabalığın, aynı aileden olmanın, aynı soyadı taşımanın neredeyse başlı başına bir suç gibi muamele gördüğü bir tabloyla karşı karşıyayız. Soruyorum: Akraba olmak suç mu? Hangi kanunda yazıyor bu, hangi hukuk düzeni bunu kabul eder? Bir baba üzerinden evlada, bir evlat üzerinden aileye baskı kurulur mu; bir insanın iradesi, ailesi üzerinden kırılmaya çalışılır mı? Sadece bir iftiracının beyanları ile bir ailede 3 kişi rehin tutulur mu?</p>
<p>Akrabası içeride, evladı içeride, yeğeni içeride, müvekkilini savundu diye avukatı içeride olan bir düzende insanlar nasıl adalete güvenecek? Delil yokken, sadece iddialarla, sadece beyanlarla insanların aylarca özgürlüğünden mahrum bırakıldığı bir yerde hukuk nasıl ayakta kalacak? Açık söylemek gerekir ki bu, bir yargılama değil; sınırları belirsiz, ölçüsü kaybolmuş bir baskı halidir ve böyle bir tabloyu ne vicdan kabul eder ne hukuk taşır.</p>
<p>Bu duruşma canlı yayınlansaydı ne olurdu biliyor musunuz?</p>
<p>Bu salonun duvarları arasına sıkıştırılmak istenen gerçekler, 86 milyon insanın vicdanına ulaşırdı. Dizi dizi dizilen iftiralar görülürdü. Birbiri ardına sıralanan yalanlar görülürdü. Hukuksuz müdahaleler, zulüm, kötü muamele, siyasi operasyonun yargıdaki aparatları tek tek açığa çıkardı.</p>
<p>Canlı yayın olsaydı; tek bir somut delil ortaya koyamayanların çaresizliği görülürdü. İddia var, belge yok. Suçlama var, ispat yok. Manşet var, hakikat yok. Nerede delil, nerede para, nerede kamu zararı? Sadece beyan, beyan, beyan!</p>
<p>Canlı yayın olsaydı; talimat verenlerin görgüsüzlüğü de yüzsüzlüğü de milletin önüne serilirdi. Bu davanın, bir kişinin rakibinden korktuğu için kurgulandığını 86 milyon izler, görürdü. Siyasi iktidarın gerçek yüzü saklanamazdı.</p>
<p>Şimdi sormak istiyorum; Sayın Erdoğan, sözünüzden neden döndünüz? Sayın Bahçeli, kamuoyu önünde kabul gören canlı yayın talebiniz neden rafa kaldırıldı? Niçin sözünüzün gereğini yapmadınız? Benim sesimden mi korktunuz? Bir fotoğrafımdan mı korktunuz? Yoksa sandıkta benimle yarışmaktan mı korktunuz? Milletin kararından mı korkuyorsunuz? Yoksa millet nezdinde tükenişinizi, oylarınızın yüzde 1'lere kadar gerileyeceğini gördünüz de ondan mı korktunuz?</p>
<p>Bunun adı şudur: Naklen yayından kaçmak! Bu korkaklıktır. Yüzyılın hukuksuzluğunun ifşa edilmesinden endişe duyulmuştur.</p>
<p>Yüzyılın hukuksuzluğu. Öyle bir metin yazıldı ki; gerçekle ilgisi yok. Öyle isimler yan yana dizildi ki; hukukla bağı yok. Öyle senaryolar kuruldu ki; vicdanla ilgisi yok. Yetmedi... Kopyala yapıştır iddialar, ithal senaryolar, dışarıdan alınmış siyasi ezberlerle dosya şişirildi. Gerçek bulunamayınca kurgu üretildi.</p>
<p>Sayın Başkan;</p>
<p>İftiracıların bir kısmı dışarıda. Neredeyse tamamının tedbirleri kalktı. Blokeler kaldırıldı. Yurt dışı yasakları kaldırıldı. Şirketlerine ilişkin kararlar kaldırıldı.</p>
<p>Ama bütün bunların yanında bugün Silivri'de ne var? Bir yıldır iddianame bekleyen emekçiler var. Bu salonda korumalar var. Memurlar var. Bürokratlar var. Belediye başkanları var. Kadınlar var. Hastalar var. Sadece burada 90'a yakın tutuklu insan var. Evlatlar var, anneler var, burada baba olup burada evlenen var. Yazık değil mi bu insanlara?</p>
<p>Bu iftiracıların tedbirleri, blokeleri yasakları, şirketlerindeki kayyumları bir bir kalkarken bir emeklinin maaşına konulan blokeyi kaldırmak hiç mi aklınıza gelmedi? Bir öğrencinin yurt dışı yasağını kaldırmak hiç mi aklınıza gelmedi? Babası nedeniyle cezaevinde çürüyen evlatların dramı hiç mi içinizi sızlatmadı? Kardeşi olduğu için, akrabası olduğu için, avukatı olduğu için, yanında çalıştığı için insanların özgürlüğünden edilmesi hiç mi vicdanınızı yaralamadı?</p>
<p>Akraba olmak suç mu? Avukat olmak suç mu? Çalışan olmak suç mu? Bütün bu sorulara, vicdanı sızlatan duruma bugün son vermelisiniz.</p>
<p>14 aydır hapiste olan insanlar var. Merak ediyorum, sormak istiyorum: Bu insanlar daha kaç ay tutsak kalacak? Kaç ay daha cezaevinde tutulacaklar? Bir 14 ay daha mı? Bir yıl daha mı? Ortada tek bir somut delil yokken, yalnızca iftiracı beyanlarıyla masum insanları daha ne kadar içeride tutacaksınız? Kaç ay daha tutuklu yargılayacaksınız? Mademki iftiracılar dahi tutuksuz yargılanabiliyor, o halde bu insanlar neden yoksun bırakılıyor özgürlüklerinden? Bırakın, insanlar tutuksuz yargılansın!</p>
<p>Üstelik burada, ceza alsa dahi infazda yatacağı süreyi çoktan doldurmuş insanlar var. Soruyorum: Bu insanları daha ne zamana kadar içeride tutacaksınız? Hangi gerekçeyle, hangi vicdanla, hangi hukuk anlayışıyla özgürlüklerini gasp etmeyi sürdüreceksiniz?</p>
<p>Bu iftiranamenin yazarları kendi payına düşeni, tam da kendine yakışanı yaptı. Hukuku zorladı, insanları rehin aldı, medya eliyle itibar suikastleri yarattı, cezayı yargılamadan önce vermeye kalktı. Daha bu hafta hepimiz gördük; şablon sorularla üretilen cevapları, imzasız ve barkodsuz sözde ifadeleri, delil diye dosyaya sürülen hukuk garabetlerini. Bu dosyada somut delil yok ama kurgu çok, iftira çok, malzeme çok! Soruyorum Sayın Başkan: Bu hukuksuzluğun hesabını kim soracak, bunları kim cezalandıracak?</p>
<p>Bir de ibretlik bir tablo var karşımızda. Yirmi iki yıl önceki tapu kayıtlarını didik didik inceliyorlar. Soruyorum: Bu kadar mı aciz duruma düştüler? Bu kadar mı delilsiz kaldılar? Bu kadar mı çaresizler ki bugünü ispat edemeyip yirmi iki yıl öncesinin kapılarını çalmaya başladılar? Bana acziyet nedir diye sorsanız, işte tam da bu tabloyu gösteririm. Zavallılar...</p>
<p>Peki siz ne yapacaksınız? Aynı kararları vererek bütün bunları onaylayacak mısınız? Yoksa hukukun mahkeme salonunda hâlâ nefes aldığını mı göstereceksiniz? Masumiyet karinesi sizin de mi gündeminizde değil? Tutuksuz yargılama ilkesinin bir hak olduğu sizin de mi aklınızdan çıktı? AYM kararları... AİHM kararları... Bunlar sizin için de mi yok hükmünde?</p>
<p>Sayın Başkan,</p>
<p>Savcılık ne yaptıysa aynısını yapmanızı beklemiyorum. Daha fazlasını yapmanızı hiç beklemiyorum. Tam tersini bekliyorum. Cesaret bekliyorum. Hukuk bekliyorum. Vicdan bekliyorum.</p>
<p>Yeter artık. İnanın öfkem çok büyük. Bu vicdansız iftiranameye karşı öfkem çok büyük. Bu masum insanları hangi delille tutuyorsunuz? Hangi delille tutmaya devam edeceksiniz? Hangi somut gerekçeyle özgürlükleri kaldırıyorsunuz? Sıfır delil, sıfır ispat, sonsuz mağduriyet... Böyle adalet olmaz Sayın Başkan.</p>
<p>Bu salondan her gün feryat yükseliyor. Anaların, babaların, evlatların, özgürlüğünden mahrum insanların feryadı bu salondan her gün yükseliyor. Yazıktır, günahtır. Tutmayın. Yapmayın. Bu zulmü büyütmeyin.</p>
<p>Türkiye'de hukuka, adalete susamış milyonların varlığını ve hukuka hizmet eden, gerçekten devletin adaletine hizmet edenlere nasıl sarılacağını unutmayın.</p>
<p>Defalarca söyledim, arkadaşlarımı bırakın ben buradayım dedim. Bugün bu salonda yine tekrar ediyorum. Derdiniz benimle, birilerinin derdi benimle... Bu masum insanları, arkadaşlarımı bırakın, ben buradayım. Bütün arkadaşlarımı, evlatları, kadınları, akrabaları, emekçileri, bürokratları, siyasileri, herkesi evine yollayın. Yazıktır, günahtır. Kul hakkı yemeyin.</p>
<p>Ben sizden bir lütuf değil; hukuk istiyorum. Bir ayrıcalık değil; eşitlik istiyorum. Kanun önünde herkesin eşitliğine katkı sunmanızı istiyorum. Bir ihsan değil; adalet istiyorum.</p>
<p>Sayın Başkan, Sayın Heyet,</p>
<p>Geçtiğimiz ay bu kürsüden söyledim; "Bazen de tarih, adaleti sağlamakla görevli hakimlere, yargıçlara ve mahkemelere rol verir. Onlar verdikleri kararlarla sadece tarihteki yerlerini almazlar; ülkelerinin haysiyetini ve şerefini de kurtarırlar" dedim.</p>
<p>İzin verin, tarihin size verdiği bu rol ile adalet yerini bulsun.</p>
<p>Teşekkür ederim.</p>
<h3><strong>Ne oldu?</strong></h3>
<p>Avukatlar savcılığın mütalaasından önce tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in avukatına söz verilmesine itiraz etti.</p>
<p>Söz isteyen Ekrem İmamoğlu'na mahkeme başkanı, "Bir ayrıcalık tanımayacağız" dedi. İmamoğlu, şu yanıtı verdi:</p>
<p>"Sesimizin duyulmasına karşı çıkıyorsunuz. Ben 10 korumayla gelip buraya kafasını eğerek giren biri değilim. Burada hiç kimsenin Ekrem İmamoğlu konuşmasın diyeceğini sanmıyorum."</p>
<p> Mahkeme başkanı, "Size ayrıcalık tanımayacağız" dedi. İmamoğlu, "Ayrıcalık iddianameyle yapılmış zaten" dedi. Mahkeme başkanı ise, "Böyle devam ederse salondan çıkaracağım" diye yanıt verdi</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 18:44:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Tolga Şardan ve Nurcan Kaya'ya hapis cezaları, Alican Uludağ'dan sevk talebi]]></title><link>https://bianet.org/haber/tolga-sardan-ve-nurcan-kaya-ya-hapis-cezalari-alican-uludag-dan-sevk-talebi-319216</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/tolga-sardan-ve-nurcan-kaya-ya-hapis-cezalari-alican-uludag-dan-sevk-talebi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/tolga-sardan-ve-nurcan-kaya-ya-hapis-cezalari-alican-uludag-dan-sevk-talebi-319216</guid><description><![CDATA[İstanbul’da görülen davalarda Nurcan Kaya “örgüt üyeliği” iddiasıyla 6 yıl 3 ay, Tolga Şardan ise “yargı organlarını aşağılama” iddiasıyla 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Alican Uludağ ise Ankara’ya sevk talebini yineledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) Türkiye’nin basın özgürlüğünde dünyanın en kötü 18. ülkesi olduğunu açıkladığı gün, mahkeme salonlarından yeni hapis kararları çıktı. Gazeteci Tolga Şardan’a T24’teki yazısı nedeniyle 5 ay, yazar, insan hakları savunucusu ve avukat Nurcan Kaya’ya ise HDK davasında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. 70 gündür tutuklu olan gazeteci Alican Uludağ ise Ankara’daki duruşmasına fiziken katılabilmek için sevk masrafını kendisinin karşılayacağını bildirdi.</p>
<a href='/haber/turkiye-basin-ozgurlugunde-dunyanin-en-kotu-18-ulkesi-319213' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/30/turkiye-basin-ozgurlugunde-dunyanin-en-kotu-18-ulkesi.jpg' alt='Türkiye basın özgürlüğünde dünyanın en kötü 18. ülkesi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Türkiye basın özgürlüğünde dünyanın en kötü 18. ülkesi</h5>
<div class='date'>30 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Tolga Şardan, bugün iki farklı haberi nedeniyle hakim karşısındaydı. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada Şardan "MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na sunduğu 'yargı raporu'nda neler var?" başlıklı yazısı nedeniyle yargılandı.</p>
<p>‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A)’ ve ‘devletin yargı organlarını aşağılamakla (TCK 301/1)’ suçlanan Şardan duruşmada <em>“Artık söylenecek bir şey kalmadı, beşinci duruşmadayız. Gözaltına alındığım günden beri yaşananlar ve yargının durumu malumunuz. Ben Cumhurbaşkanlığı’na sunulan MİT raporunu yazdım. Gazetecilik yaptım” </em>dedi.</p>
<p>Sonrasında da avukatları Gökhan Tekşen ve Özlem Tekşen söz aldı. Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme Şardan’a ‘devletin yargı organlarını aşağılama’ iddiasıyla 5 ay hapis cezası verdi. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasından beraat ettirdi.</p>
<p>Kararın ardından mahkeme, salondan çıkılmadan diğer davaya geçti. Şardan, “Jandarmada yasak aşk skandalı Tuğgeneral emrindeki evli kadını hamile bıraktı” başlıklı yazısı nedeniyle “devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama (TCK 301)” suçlamasıyla hakim karşısına çıktı.</p>
<p>Şardan savunmasında, <em>“Kurumları aşağılayan ben değilim, kurum personelidir. Dosyada da yer alıyor; personelin yaptığı çok yakışıksız davranışlar var. Bunları yazarken ben utandım. Kurum personeli kendi kurumunu düşünmeden bu tür davranışlarda bulunuyorsa ve bunlar onlara sorulmuyorsa, bana sorulmasını anlamıyorum</em>” dedi.</p>
<p>Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme Şardan hakkında beraat kararı verdi.</p>
<a href='/haber/savcilik-gazeteci-tolga-sardan-icin-iddianame-hazirladi-5-yila-kadar-hapis-istedi-292002' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/02/16/savcilik-gazeteci-tolga-sardan-icin-iddianame-hazirladi-5-yila-kadar-hapis-istedi.jpg' alt='Savcılık gazeteci Tolga Şardan için iddianame hazırladı, 5 yıla kadar hapis istedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Savcılık gazeteci Tolga Şardan için iddianame hazırladı, 5 yıla kadar hapis istedi</h5>
<div class='date'>16 Şubat 2024</div>
</div>
</a>

<h3>Nurcan Kaya: Dosyada tek bir delil yok</h3>
<p>İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ise Nurcan Kaya hakkında ‘örgüt üyeliği’ ve ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ suçlamalarıyla açılan davanın karar duruşması vardı.</p>
<p>Karar duruşmasında savunma yapan Kaya, uzun yıllardır insan hakları alanında çalıştığını belirterek,<em> “Bir araştırmacı, avukat ve hukukçu olarak yaptığım çalışmalar nedeniyle bu soruşturmaya maruz kaldım” </em>dedi.</p>
<p>Hakkında somut delil bulunmadığını söyleyen Kaya, suçlamaların telefon dinlemelerine dayandırıldığını belirtti. Kaya<em> “Delil niteliği olmayan bu telefon kayıtları hakkında bir şey söylemem dahi gerekmiyor” </em>ifadelerini kullandı.</p>
<p>Görüşmelerin hukuk danışmanlığı, araştırma ve yazarlık faaliyetleri kapsamında olduğunu vurgulayan Kaya, HDK ile bağlantısına ilişkin suçlamaları da reddetti:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“HDK şu anda hâlâ faaliyet yürüten, eş sözcüleri olan bir yapı mı? Evet. Ben yasal olmayan, hatta yasal olan hangi toplantıya, konferansa katılmışım? Cevap yok.”</em></p>
<p>Kaya, son sözünde evinde ve ofisinde yapılan aramalara değinerek,<em> “Evim ve ofisim saatlerce didik didik arandı. 30 çantam vardı, hepsi arandı ve hakkımda tek bir delil bulunmadı” </em>dedi.</p>
<p>MLSA Eş Direktörü avukat Veysel Ok, Diyarbakır Barosu Başkanı Abdulkadir Güleç, MLSA Hukuk Birimi’nden avukat Didare Hazal Sümeli ve avukat Zülâl Erdoğan Bilal’in savunmalarının ardından mahkeme kararını açıkladı.</p>
<p>“Örgüt üyeliği” suçlamasından alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. “Örgüt finansmanı” suçlamasının ise örgüt üyeliği kapsamında değerlendiren mahkeme ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti.</p>
<a href='/haber/10-ilde-hdk-ye-operasyon-60-gozalti-karari-304637' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/02/18/gazetecilerin-de-aralarinda-oldugu-cok-sayida-kisi-gozaltina-alindi.png' alt='10 ilde HDK&#39;ye operasyon: 60 gözaltı kararı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>10 ilde HDK'ye operasyon: 60 gözaltı kararı</h5>
<div class='date'>18 Şubat 2025</div>
</div>
</a>

<h3>Alican Uludağ'dan Ankara'ya sevk talebi: Masrafı ben karşılayayım</h3>
<p>Öte yandan bir gelişme de 70 gündür tutuklu olan DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ’ın dosyasında yaşandı.</p>
<p>İkamet yeri Ankara olmasına ve Ankara’da yargılanacak olmasına rağmen Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutulmaya devam eden Uludağ Adalet Bakanlığı’na Ankara'ya sevki için bir dilekçe daha verdi. Sevk için gerekli masrafı cebinden karşılayacağını belirtti.</p>
<p>Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi 21 Mayıs'ta görülecek duruşma için Uludağ’ı mahkemeye getirmemek üzere karar almış ve tutuklu gazetecinin duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla bağlanmasına hükmetmişti.</p>
<a href='/haber/alican-uludag-hakimin-yuzunu-gormeden-yargilama-mi-olur-319112' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/haber/2026/02/27/alican-uludag-ankara-ya-sevk-ediliyor.jpg' alt='Alican Uludağ: Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Alican Uludağ: Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur?</h5>
<div class='date'>27 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p><em>*Bu haber T24, DW Türkçe ve MLSA’dan derlendi.</em></p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 18:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[1 Mayıs Taksim İnisiyatifi: Yarın 11’de Mecidiyeköy'de olacağız]]></title><link>https://bianet.org/haber/1-mayis-taksim-inisiyatifi-yarin-11de-mecidiyekoy-de-olacagiz-319212</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/1-mayis-taksim-inisiyatifi-yarin-11de-mecidiyekoy-de-olacagiz.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/1-mayis-taksim-inisiyatifi-yarin-11de-mecidiyekoy-de-olacagiz-319212</guid><description><![CDATA[1 Mayıs Taksim İnisiyatifi: “Tertip Komitemiz, 7 Nisan’da İstanbul Valiliği'ne 1 Mayıs'ta Taksim'de olacağını bildirmiş, karşısında olumsuz bir yanıt almamıştır.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da çok sayıda sendika ve demokratik kitle örgütünün katılımıyla kurulan 1 Mayıs Taksim İnisiyatifi, yarın (1 Mayıs) saat 11.00’da Mecidiyeköy’de toplanma çağrısı yaptı.</p>
<a href='/haber/1-mayis-a-dogru-il-il-eylem-programi-319196' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/30/1-mayis-a-dogru-il-il-eylem-programi.jpg' alt='1 Mayıs&#39;a doğru: İl il eylem programı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>1 Mayıs'a doğru: İl il eylem programı</h5>
<div class='date'>30 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>İnisiyatifin, “Taksim halkındır! 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz!” başlığıyla X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:</p>
<blockquote>
<p>Tertip Komitemiz, 7 Nisan’da İstanbul Valiliği'ne 1 Mayıs'ta Taksim'de olmak üzere bildirimde bulunmuştur ve bildirimimiz karşısında olumsuz bir yanıt almamıştır. İşçi sınıfının tarihsel mücadelelerinin yanı sıra Anayasal haklar, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına bağlı olarak Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğu tartışmasız bir şekilde tescillenmiş, bu hak izne tabi olmaktan çıkmıştır. Resmi makamlara bildirdiğimiz ve kamuoyuna çağrı yaptığımız üzere yarın 1 Mayıs 2026 Taksim İnisiyatifi olarak 11.00’da Mecidiyeköy'de olacağız.</p>
</blockquote>
<div class="box-13"><em><strong>Anayasa Mahkemesi’nin 12 Ekim 2023 tarihli ‘Taksim’ <a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2016/14517" target="_blank" rel="noopener">kararından</a>:</strong> “...işçi ve sendika kültürünün yapı taşlarından biri olan Taksim Meydanı yalnızca 1 Mayıs günü orada bulunmalarını dayanışmasını değil aynı zamanda emekçilerin ortak hafızasının varlığını göstermektedir. Bu durumda kendisini o kültürün bir parçası olarak gören her kişinin 1 Mayıs günlerinde Taksim Meydanı’nı ifade ettiği anlamı doğrudan tecrübe etmek ve edindiği tecrübeyi kuşaklar boyunca aktarmak için orada bulunma hakkı vardır. 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı ile özdeşleşmesi nedeniyle anılan mekânın sınırlanması aktarılmak istenen düşüncenin de sınırlanmasına neden olmaktadır.”</em></div>
<div class="box-1">
<h3>1 Mayıs Taksim İnisiyatifi bileşenleri</h3>
<p><strong>Bağımsız Emek Sendikası</strong>, Devrimci Tekstil işçileri Sendikası (DEV TEKSTİL), <strong>DİSK/Enerji-Sen</strong>, DİSK/Limter-İş Sendikası, <strong>Depo, Antrepo, Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı Sendikası (DGD-SEN)</strong>, İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat-İş), <strong>Karayolları Taşımacılık ve Emekçileri Sendikası (KATAŞ-SEN)</strong>, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendikası), <strong>Posta Telefon ve Telekomünikasyon İşçileri Sendikası (PTT-SEN)</strong>, Tarım-Sen, <strong>Tüm Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (TSS-İŞ)</strong>, Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası, Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS), <strong>Yapı ve Yol İşçileri Sendikası (Yapı Yol-İş)</strong>, Alınteri, <strong>Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP)</strong>, Devrimci Hareket, <strong>Dostluk ve Kültür Derneği (DKDER)</strong>, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), <strong>Halkevleri</strong>, İşçi Emekçi Birliği, <strong>Kızıl Parti</strong>, Köz, <strong>Komün</strong>, Mücadele Birliği, <strong>Öğrenci Kolektifleri</strong>, Partizan, <strong>Proleter Devrimci Duruş (PDD)</strong>, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu, <strong>Sosyalist Mücadele İnisiyatifi</strong>, Umut Sen.</p>
</div>
<a href='/haber/taksimde-1-mayis-anmasina-polis-mudahalesi-46-gozalti-319106' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/27/taksimde-1-mayis-anmasina-polis-mudahalesi-cok-sayida-gozalti.jpg' alt='Taksim’de 1 Mayıs anmasına polis müdahalesi: 46 gözaltı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Taksim’de 1 Mayıs anmasına polis müdahalesi: 46 gözaltı</h5>
<div class='date'>27 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>İstanbul’da 1 Mayıs: Taksim ve Kadıköy çağrıları</h3>
<p>1 Mayıs Taksim İnisiyatifi’nin yanı sıra Birleşik Komünist Parti, Devrim Partisi, DİSK Nakliyat-İş, Halk Cephesi, Halkın Kurtuluş Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve Toplumsal Özgürlük Partisi de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda Taksim’de olacaklarını duyurdu.</p>
<p>Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise 1 Mayıs için Kadıköy İskele Meydanı’nda buluşma çağrısı yaptı.</p>
<a href='/haber/disk-kesk-tmmob-ve-ttb-1-mayis-ta-kadikoy-deyiz-318821' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/disk-kesk-tmmob-ve-ttb-1-mayis-ta-kadikoy-deyiz.png' alt='DİSK, KESK, TMMOB ve TTB: 1 Mayıs&#39;ta Kadıköy&#39;deyiz' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>DİSK, KESK, TMMOB ve TTB: 1 Mayıs'ta Kadıköy'deyiz</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Türkiye basın özgürlüğünde dünyanın en kötü 18. ülkesi]]></title><link>https://bianet.org/haber/turkiye-basin-ozgurlugunde-dunyanin-en-kotu-18-ulkesi-319213</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/turkiye-basin-ozgurlugunde-dunyanin-en-kotu-18-ulkesi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/turkiye-basin-ozgurlugunde-dunyanin-en-kotu-18-ulkesi-319213</guid><description><![CDATA[Sınır Tanımayan Gazeteciler’in Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye bu yıl 4 sıra kaybetti. 180 ülke içerisinde 163. sıraya gerileyerek en kötü 18. ülke oldu. Öte yandan dünyada da ifade ve basın özgürlüğü gerileme eğiliminde.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından hazırlanan Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nin tarihinde ilk kez, dünyadaki ülkelerin çoğu “zor” veya “çok ciddi” bir durumda gösteriliyor. Son 25 yılda, incelenen tüm ülkelerin ortalama puanı hiç bu kadar düşük çıkmadı.</p>
<p>Özellikle ulusal güvenlik politikalarıyla bağlantılı olarak giderek daha kısıtlayıcı hale gelen yasal düzenlemelerin yaygınlaşması, 2001'den bu yana demokrasilerde bile habere erişim hakkını aşındırıyor.</p>
<p>Yasal gösterge, bu yıl en fazla düşüş gösteren gösterge olurken bu durum, gazeteciliğin giderek daha fazla suç sayılmaya başlandığını gösteriyor. Amerika kıtasında da önemli bir değişim yaşanıyor: ABD endekste yedi sıra gerilerken, birçok Latin Amerika ülkesi de şiddet ve baskı sarmalına sürükleniyor.</p>
<p>Türkiye, gazeteciliğin bastırılması ve habercilerin hapse atılması için düzenli olarak “dezenformasyon”, “cumhurbaşkanına hakaret” veya “devlet kurumlarını karalama” gibi suçlamaların araçsallaştırılması itibariyle, RSF 2026 Endeksi’nde 180 ülke içerisinde 163. sırada yer alarak en kötü 18. ülke oldu. Geçen sene 159. sıradaydı. </p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/rsf.jpg" alt=""></p>
<div class="box-1">
<div class="box-13">
<p>2026 Dünya Sıralaması'na dair beş önemli bilgi:</p>
<ul>
<li>Dünyadaki tüm ülkelerin ortalama puanı hiç bu kadar düşmemişti. Dünya ülkelerinin yarısından fazlası (yüzde 52,2), endeksin 25 yıllık tarihinde ilk kez “zor” veya “ciddi” bir durumda bulunuyor.</li>
<li>Dünya genelinde basın özgürlüğünün durumunu ölçmeye yarayan beş göstergeden (ekonomik, yasal, güvenlik, siyasi, sosyal) bu yıl en fazla düşüş gösteren, yasal çerçeve göstergesi oldu.</li>
<li>ABD (64. sıra) yedi sıra gerilerken, Ekvador ve Peru gibi diğer Amerika ülkeleri de sıralamada büyük düşüş yaşadı.</li>
<li>Norveç, üst üste onuncu yıl sıralamanın başında yer alırken, Eritre ise son üç yıldır sıralamanın en altında bulunuyor.</li>
<li>Esad sonrası Suriye (141. sıra), 2026 yılında sıralamada en büyük sıçramayı kaydetti (+36).</li>
</ul>
</div>
</div>
<h3>Son çeyrek yüzyılın en düşük ortalama puanı</h3>
<p>RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ni yayınladığı 25 yıldan beri, basın özgürlüğü giderek kötüleşiyor. Gazeteciler hâlâ işleri nedeniyle öldürülüyor veya hapse atılıyor. Basın özgürlüğüne yönelik saldırı taktikleri de değişiyor. Gazetecilik, habercileri hedef alan düşmansı bir siyasi söylemle boğuluyor, durgun bir medya ekonomisi nedeniyle zayıflıyor ve yasaların basına karşı araçsallaştırılmasıyla baskı altında kalıyor.</p>
<h3>Savaşlar ve habere erişimin kısıtlanması</h3>
<p>Bazı ülkelerde bu gerileme, Irak (162.), Sudan (161.) veya Yemen (164.) gibi ülkelerde düzenli olarak patlak veren silahlı çatışmalarla açıklanabilir. Süregiden savaşların bu yılki sıralamaya açık bir etkisi olduğu da aşikâr. Örneğin, İsrail ordusu Benjamin Netanyahu hükümetinin Filistin’de yürüttüğü savaşta (İsrail, -4 puan), Ekim 2023’ten beri Gazze’de en az 70’i görev başında olmak üzere 220’yi aşkın gazeteciyi öldürdü.</p>
<p>Diktatörlük rejimlerinde ise durum nedeniyle hiç değişmiyor. Çin (178.), Kuzey Kore (179.) ve Eritre (180.) gibi ülkelerde uzun yıllardır aynı noktada. Eritre’de gazeteci Dawit Isaak 25 yıldır yargılanmadan alıkonuluyor. Doğu Avrupa ve Ortadoğu, son çeyrek asırda olduğu gibi, gazeteciler için en tehlikeli iki bölge olmaya devam ediyor.</p>
<p>Ukrayna’ya karşı savaşı sürdüren Vladimir Putin’in Rusya’sı (172.) basın özgürlüğü açısından en kötüler arasında yer alıyor. Rejim baskısı ile ABD ve İsrail'in topraklarında yürüttüğü savaş arasında kalan İran (177.; -1), sıralamanın en altlarında kaldı.</p>
<p>Bazı ülkeler ise, siyasi rejimdeki değişiklik veya sertleşmenin etkisiyle son 25 yılda bilgi alanlarının daralmasına tanık oldu. Çin merkezi yönetiminin iktidarı ele geçirmesinden bu yana Hong Kong bölgesi (140.) endekste 122 sıra gerilerken, çetelere savaş açan El Salvador (143.) 2014’ten bu yana 105 sıra geriye gitti. Bu durum, son yıllarda baskıyı artıran ve 2020’den beri 75 sıra gerileyen Gürcistan (135. sıra) için de geçerli.</p>
<p>Sahel bölgesinde silahlı grupların saldırıları ile çok sesli haberciliği bastıran iktidardaki cuntalar arasında sıkışıp kalınan Nijer (120.)  37 sırayla en çok gerileme gösteren ülke oldu. Suudi Arabistan (-14 sıra), 2025 yılında iktidarın gazetecilere yönelik tekrarlanan şiddet eylemlerinin bedelini ödüyor; özellikle de Turki al-Jasser’in idam edilmesi gibi dünyada eşi benzeri olmayan bir olay nedeniyle. Buna karşılık, Beşar el-Esad’ın diktatörlük rejiminin Aralık 2024’te çökmesi, yıllardır basın özgürlüğü açısından dünyanın en kötü on ülkesi arasında yer alan siyasi geçiş sürecindeki Suriye’yi 177. sıradan 141. sıraya yükseltti.</p>
<h3>Gazeteciliğin suç sayılması zirve yaptı</h3>
<p>Yasal gösterge, bu yıl en fazla düşüş gösteren gösterge oldu. Bu gösterge, 2025 ile 2026 yılları arasında 180 ülkeden 110’unda, yani ülkelerin yüzde 60’ından fazlasında kötüleşti. Bu ülkelere Hindistan (157.), Mısır (169.), İsrail (116.) ve Gürcistan (135.) örnek sayılabilir.</p>
<p>Gazeteciliğin, basın hukukunun çiğnenmesi ve olağanüstü hal yasaları veya genel hukukun kötüye kullanılması üzerinden suç sayılması, küresel bir fenomen haline geldi.</p>
<h3>Ulusal güvenlik yasalarının suistimali</h3>
<p>ABD’deki 11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden 25 yıl geçerken savunma sırları ve ulusal güvenlik alanının genişletilmesi, birçok ülkede kamuoyunu ilgilendiren konuların haber olarak gündeme getirilememesinin bir aracı haline geldi. Otoriter rejimlerde göze çarpan ve demokrasilerde de büyük ölçüde yaygınlaşan bu eğilim, yasaların terörle mücadele adı altında gazetecilere karşı kötüye kullanılmasıyla birlikte görülüyor.</p>
<p>Basına kapalı rejimler arasında, Vladimir Putin yönetimindeki Rusya (172.), basın özgürlüğünü kısıtlamak amacıyla terörle mücadele, ayrılıkçılık veya aşırılıkla mücadele yasalarını kullanma konusunda uzmanlaştı. Nisan 2026 itibarıyla ülkede 48 gazeteci tutuklu bulunuyor ve işlerine devam etmek isteyenler sürgüne zorlandılar – ancak sınırların ötesine uzanan adli baskıdan kaçamıyorlar.</p>
<p>Ulusal güvenlik önlemlerinin bu şekilde araçsallaştırılması, özellikle komşu Belarus’ta (165.), Myanmar’da (166.), Nikaragua’da (168.) ve Mısır’da (169.) da görülüyor.</p>
<p>Afrika’nın Büyük Göller bölgesinde, 13 Nisan itibarıyla Sandra Muhoza, 2026 yılında bu bölgede hâlâ tutuklu bulunan tek kadın gazeteciydi. Muhoza, Burundi’de (119.) özellikle bu bölgede sıklıkla kullanılan “ulusal toprak bütünlüğüne zarar verme” suçlamasıyla yargılanıyordu. Etiyopya’da (148. sırada) dört gazeteci, terör suçlamalarıyla yargılanmak üzere üç yıldır tutuklu.</p>
<p>Türkiye’de (163.) bu manevra, ülkede başvurulan terörle mücadele mevzuatının da ötesine geçiyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarında ülke, gazeteciliği bastırmak ve habercileri hapse atmak için düzenli olarak “Dezenformasyon”, “Cumhurbaşkanına hakaret” veya “Devlet kurumlarını karalama” gibi suçlamaları araçsallaştırılıyor. Endekste RSF Türkiye için şunları yazdı:</p>
<blockquote>
<p>Türkiye'de otoriterlik giderek güç kazanıyor ve medya çoğulculuğu sorgulanıyor. Eleştirmenleri susturmak için her türlü yöntem kullanılıyor.</p>
<p><strong>Medya ortamı</strong></p>
<p>Ulusal medyanın yüzde 90'ının hükümet kontrolünde olması nedeniyle, halk son beş yıldır ekonomik ve siyasi krizin ülke üzerindeki etkisini öğrenmek için bağımsız ve iktidarı eleştiren, farklı siyasi görüşlere sahip medya kuruluşlarına yönelmiştir. Bu kuruluşlar arasında  Now TV ,  Halk TV ,  Tele1 ve  Sözcü'nün yanı sıra BBC Türkçe ,  VOA Türkçe ve  Deutsche Welle Türkçe gibi yerel ve uluslararası haber siteleri de  bulunmaktadır .</p>
<p><strong>Siyasi bağlam</strong></p>
<p>2023 seçimlerinden bu yana, şiddet ve kitlesel tutuklamalar, mitingleri ve protestoları takip eden medya mensuplarını bastırmak için en çok kullanılan taktikler haline geldi. İnternetin neredeyse sistematik sansürlenmesi, eleştirel medya kuruluşlarına yönelik haksız yargılamalar ve adalet sisteminin manipülasyonu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi kayırmacılığa dayalı bir sistem yönettiği iddialarına rağmen, popülaritesini artırmasını henüz sağlayamadı.</p>
<p><strong>Yasal çerçeve</strong></p>
<p>Gazetecilere ve yetkilileri eleştiren medya kuruluşlarına yönelik ayrımcı uygulamalar, örneğin basın kartlarının ellerinden alınması, yaygın hale gelmiştir. Hükümetin emirlerini yerine getiren hakimler, yolsuzluk ve diğer hassas konular hakkındaki çevrimiçi makaleleri sansürleyerek demokratik tartışmayı sınırlamaya çalışmaktadır.</p>
<p>Dezenformasyon yaymak suçlaması, gazetecileri mahkemede amansızca zulmetmenin bir aracı haline gelmiştir ve "etki ajanları" hakkındaki önerilen değişiklik, gazeteciliğe baskı uygulamak için yeni bir yasal araç olma riski taşımaktadır. Bu zorlu ortamda, bazı gazeteciler yine de haberleri tamamen bağımsız bir şekilde aktarma misyonlarına sadık kalmaya çalışmış ve bir "medya arabulucusu" (ombudsman) tanınmasını talep etmektedirler.</p>
<p><strong>Ekonomik bağlam</strong></p>
<p>Hükümet ve özel sektördeki müttefikleri, kendilerine olumlu haberler veren medya kuruluşlarından reklam satın alarak ve onlara sübvansiyon sağlayarak medya çoğulculuğunu tehlikeye atıyor. Basın Reklam Kurumu (BIK), devlet reklam tahsisini kullanarak muhalif günlük gazeteler üzerinde mali baskı kurarken, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ise yetkilileri eleştiren televizyon kanallarını astronomik cezalar keserek mali olarak zayıflatıyor. Bazı günlük gazeteler de gazete kağıdı fiyatları nedeniyle sayfa sayılarını azaltmak zorunda kaldı. Bazı bağımsız medya kuruluşları ise medya piyasasının ekonomik krizi ve uluslararası fonlardaki kesintiler nedeniyle gazetecilerini işten çıkarmak zorunda kaldı.</p>
<p><strong>Sosyokültürel bağlam</strong></p>
<p>Bazen dini, yargı veya hükümet yetkililerini sorgulayan gazetecilere karşı "hakaret" davaları açılıyor. Özellikle kadın gazeteciler tarafından yapılan aile içi şiddet veya diğer istismar biçimlerine atıflar, sosyal medyada nefret kampanyalarına yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Emniyet</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AKP'sinin müttefiki olan aşırı milliyetçi MHP partisinin üyeleri ve liderleri, utanç verici konulara dikkat çekmeye cesaret eden gazetecileri tehdit etmekten çekinmiyor.</p>
<p>Hükümet karşıtı protestoları takip eden muhabirler, kolluk kuvvetleri tarafından hedef alınıyor. Laikliğe yönelik saldırıları, dini grupların (Tarikat) etkisini veya bölgesel cihatçı örgütleri konu alan haberler yapmaya cesaret eden gazeteciler giderek daha fazla tehdit altında kalıyor.</p>
</blockquote>
<h3>Kamu medyasına yönelik baskılar ve susturma davaları</h3>
<p>Yasal göstergenin kötüleşmesi, gazetecileri mahkemeye çıkarmak için yürürlükteki yasaların kötüye kullanılmasıyla da açıklanabilir. Bu durum, ister Bulgaristan’da (71.) isterse de José Rubén Zamora’nın simgesel örneğinde olduğu gibi Guatemala’da (128.) olsun, susturma amaçlı davaların yoğunlaşmasıyla ortaya çıkıyor. Endonezya’da (129.), Singapur’da (123.) ve Tayland’da (92.) siyasi veya ekonomik elitler de, basını korumada yetersiz kalan bir yasal çerçeveyi istismar ediyor. Bu yasal kısıtlamalar, Fransa (25.) gibi nispeten endeksin üst sıralarında yer alan ülkelerde de görülüyor.</p>
<p>Gazetecilerin karşı karşıya kaldığı, ister güvenlik ister hukuki olsun, her türlü risk karşısında kamu politikaları yapısal bir çözüm sunmakta yetersiz kalıyor. İncelenen ülkelerin yüzde 80’inden fazlasında, koruma mekanizmaları ya hiç yok ya da etkisiz.</p>
<p>Avrupa Medya Özgürlüğü Yönetmeliği (EMFA), Avrupa Birliği’nde medyanın, özellikle de kamu yayıncılığının bağımsızlığını ve sürdürülebilirliğini güvence altına alsa da, ulusal yasama girişimleri yoluyla düzenli olarak ihlal ediliyor. Bu duruma, Viktor Orbán’ın görevden ayrılan hükümeti döneminde Macaristan’da (74.) olduğu gibi, Slovakya (37.), Litvanya (15.) ve Çekya (11.) gibi endekste daha iyi konumda yer alan ülkelerde de rastlanıyor.</p>
<h3>Amerika kıtası siyasi ve güvenlik sorunlarıyla boğuşuyor</h3>
<p>2022’den bu yana, 28 Amerika ülkesinde gözlenen düşüş (-14 puan), gazeteciler için dünyanın en tehlikeli iki bölgesi olan Doğu Avrupa - Orta Asya (EEAC) ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgelerini andırıyor. Son yıllarda Brezilya’nın (52.) sıralamadaki yükselişi gibi bazı gelişmelere rağmen, kıtadaki basın özgürlüğünün yakın tarihi iki eğilime işaret etmektedir: organize suç örgütleri tarafından işlenen şiddet olaylarının artışı ve güvenlik güçlerinden kaynaklanan şiddet olaylarının artışı...</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, basına ve gazetecilere yönelik düzenli saldırıları sistematik bir uygulamaya dönüştürerek, ülkeyi bu yıl 64. sıraya (-7) geriletti. Salvadorlu gazeteci Mario Guevara’nın gözaltına alınıp sınır dışı edilmesi, zaten şiddetli polis baskılarıyla damgalanmış olan güvenlik ortamının daha da kötüleşmesine yol açıyor.</p>
<p>Ayrıca, ABD Dış Yayın Kurumu’nun (USAGM) personel sayısındaki keskin azalma, uluslararası alanda da etkiler yarattı; Voice of America (VOA), Radio Free Europe/Radio Liberty (RFE/RL) ve Radio Free Asia (RFA) gibi medya ekiplerinin, bazen tek güvenilir bilgi kaynağı oldukları ülkelerde ortadan kalkması, faaliyetlerinin askıya alınması veya küçültülmesi gibi sonuçlara yol açtı.</p>
<p>Donald Trump’ın Latin Amerika’daki ateşli savunucuları Javier Milei ve Nayib Bukele,  şaşırtıcı olmayan bir şekilde Beyaz Saray’ın medyasına karşı izlediği stratejinin peşinden gidiyor. Arjantin (98.; -11) ve El Salvador (143.; -8), özellikle siyasi ve sosyal göstergelerin kötüleşmesi nedeniyle önemli bir gerileme kaydetti ki bu durum, basına yönelik düşmanlığın ve hükümet baskısının arttığını gösteriyor.</p>
<h3>Bocandé: Daha ne kadar tahammül edeceğiz?</h3>
<p>Endeksin yayımlanmasıyla birlikte bir açıklama yapan RSF Yayın Direktörü Anne Bocandé, gelen haber alma hakkına yönelik saldırıların faillerinin de artık saklanmadığına işaret ediyor:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“RSF, 25. yıl dönümü vesilesiyle sunduğu bakış açısıyla sadece geçmişe bakmakla yetinmiyor; örgüt, basit bir soru sorarak geleceğe doğrudan sesleniyor: Gazeteciliğin boğulmasına, gazetecilere yönelik sistematik engellemelere ve basın özgürlüğünün sürekli aşınmasına daha ne kadar tahammül edeceğiz? Çünkü bilgi edinme hakkına yönelik saldırılar çeşitlenip daha sofistike hale gelse de, bu saldırıların failleri artık saklanmıyor: Otoriter devletler, suç ortağı ya da görevini yerine getirmeyen siyasi güçler, yağmacı ekonomik aktörler ve kontrol edilemez hale gelen platformlar, doğrudan ve ezici bir sorumluluk taşıyor.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Böyle bir durum karşısında, pasif kalmak bir tür onay anlamına gelir. Artık ilkeleri savunmak yetmez. Aktif koruma politikaları şarttır ve bu politikalar itici güç olmalıdır. Bu, öncelikle bu konunun suç sayılmasının sona erdirilmesiyle başlar. Ulusal güvenlik yasalarının kötüye kullanılması, susturma amaçlı davalar, araştırma yapan, gerçekleri ortaya çıkaran ve isimleri açıklayan kişilere yönelik sistematik engellemeler…</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Koruma mekanizmaları hâlâ yetersiz, uluslararası hukuk çöküyor ve cezasızlık yaygınlaşıyor. Kesin garantiler ve somut yaptırımlar gerekiyor. Top, demokrasilerin ve vatandaşlarının sahasında. Sessizliği dayatanlara karşı durmak onlara düşüyor. Çünkü otoriterliğin yayılması kaçınılmaz bir kader değildir.”</em></p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:54:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İsrail ordusundan Lübnan’ın güneyine şiddetli saldırılar: En az 11 ölü]]></title><link>https://bianet.org/haber/israil-ordusundan-lubnanin-guneyine-siddetli-saldirilar-en-az-11-olu-319211</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/israil-ordusundan-lubnanin-guneyine-siddetli-saldirilar-en-az-11-olu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/israil-ordusundan-lubnanin-guneyine-siddetli-saldirilar-en-az-11-olu-319211</guid><description><![CDATA[İsrail ordusunun, ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyindeki beldelere gerçekleştirdiği saldırılarda en az 11 kişi hayatını kaybetti, 8’i çocuk 25 kişi yaralandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İsrail ordusu, 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyindeki beldelere sabah saatlerinden bu yana şiddetli saldırılar düzenliyor.</p>
<p>Lübnan resmi ajansı <em>NNA</em>’nın haberine göre, İsrail’in öğle saatlerinde Şehhabiyye beldesini hedef alan hava saldırısında 2 kişi öldü, 2 kişi yaralandı.</p>
<p>Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail savaş uçaklarının öğle saatlerinden önce Cebşit, Tulin ve Haruf beldelerine düzenlediği saldırılarda 2’si çocuk 9 kişinin yaşamını yitirdiğini, 8’i çocuk olmak üzere 23 kişinin yaralandığını bildirmişti.</p>
<a href='/haber/ateskese-ragmen-israil-lubnanda-bir-gazeteciyi-daha-oldurdu-319001' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/23/ateskesin-ragmen-israil-lubnanda-bir-gazeteciyi-daha-oldurdu.jpg' alt='Ateşkese rağmen: İsrail Lübnan’da bir gazeteciyi daha öldürdü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ateşkese rağmen: İsrail Lübnan’da bir gazeteciyi daha öldürdü</h5>
<div class='date'>23 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>İsrail’in Lübnan’a saldırıları ve ateşkes</h3>
<p>ABD ve İsrail güçlerinin 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılara başlamasının ardından, 2 Mart’ta Lübnan da İsrail saldırılarının hedefi oldu.</p>
<p>İsrail ordusu, Hizbullah’ın Lübnan’ın kuzeyinden füze atmasını gerekçe göstererek ülke geneline hava saldırıları başlattı. Başkent Beyrut ve ülkenin güney bölgelerini hedef alan İsrail ordusu, havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan’da kara işgalini genişletme kararı aldı.</p>
<p>Lübnan hükümeti de bu sürede ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.</p>
<p>Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart’tan beri İsrail saldırılarında 2 bin 500’den fazla kişinin öldüğünü bildirmişti.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.</p>
<p>Ateşkese rağmen İsrail ordusu Lübnan’ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürürken, Hizbullah ise ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail birliklerine misilleme saldırıları düzenliyor.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/israil-lubnan-saldirilari-infografik-aa.jpg" alt=""></p>
</div>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bekâr çalışanın yaşama maliyeti 44 bin 802 TL]]></title><link>https://bianet.org/haber/bekar-calisanin-yasama-maliyeti-44-bin-802-tl-319210</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2024/11/29/asgari-ucret-dort-kisilik-bir-aileye-ancak-7-gun-yetiyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bekar-calisanin-yasama-maliyeti-44-bin-802-tl-319210</guid><description><![CDATA[Nisan ayında açlık sınırı 34 bin 586 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 112 bin 660 TL’ye yükseldi. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti 44 bin 802 TL oldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ‘geçim şartlarını’ ortaya koymak için her ay düzenli olarak yaptığı Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın Nisan sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin;</p>
<ul>
<li>Sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 34 bin 586 TL’ye,</li>
<li>Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 112 bin 660 TL’ye</li>
<li>Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de 44 bin 802 TL’ye,</li>
</ul>
<p>yükseldi.</p>
<p>Yılın ilk ayı olan ocakta açlık sınırı 31 bin 224 TL, yoksulluk sınırı 101 bin 706 TL, Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de 40 bin 541’ydi.</p>
<p>TÜRK-İŞ, “mutfak enflasyonu” verilerinde yayımladı. Yine Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 5,47 oldu. Yıllık ortalama artış ise yüzde 40 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:31:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Petrol ve gaz fiyatlarındaki ani artışların Türkiye’ye faturası 3 milyar dolar]]></title><link>https://bianet.org/haber/petrol-ve-gaz-fiyatlarindaki-ani-artislarin-turkiyeye-faturasi-3-milyar-dolar-319209</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/petrol-ve-gaz-fiyatlarindaki-ani-artislarin-turkiyeye-faturasi-3-milyar-dolar.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/petrol-ve-gaz-fiyatlarindaki-ani-artislarin-turkiyeye-faturasi-3-milyar-dolar-319209</guid><description><![CDATA[Petrol ve doğalgaz fiyatlarında İran savaşının ilk 60 gününde yaşanan artış, Türkiye’ye 3 milyar dolara yakın ek maliyet çıkardı. 350 Türkiye, fosil yakıtlara bağımlılığın hem enerji güvenliğini hem de vatandaşın bütçesini tehdit ettiğini belirterek adil enerji dönüşümü çağrısı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliğiyle mücadele alanında çalışan 350.org’un güncel verilerine göre, İran savaşının ilk 60 gününde yaşanan petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki ani artış, Türkiye’ye fazladan 3 milyar dolarlık (2,96 milyar dolar – 3,12 milyar dolar) bir ekonomik yük getirdi.</p>
<p>Konu hakkında 350 Türkiye, Değişim Elçileri Antalya’yla birlikte Antalya’da bir basın açıklaması gerçekleştirdi.</p>
<p>350 Türkiye adına konuşan Ege Tok, Türkiye’nin dışa bağımlı bir fosil yakıt ithalatçısı olduğunu hatırlatarak, bu durumun hem uluslararası krizlerde ciddi bir enerji güvenliği sorunu yarattığını hem de devasa bir bütçe açığına yol açtığını belirtti.</p>
<p>Fosil yakıtların artık sadece iklim için değil, doğrudan vatandaşın cebi için de bir tehdit olduğunu ifade eden Tok, <em>“Halkın sırtına yüklenen bu ağır ekonomik maliyeti bitirmenin tek yolu, fosil yakıtlara olan bağımlılığı terk etmek ve adil bir enerji dönüşümünü başlatmaktır”</em> dedi.</p>
<p>Ege Tok, petrol ve doğalgaz şirketlerinin savaşın ilk iki ayında 150 milyar dolardan fazla kâr elde ettiğini de ekleyen, <em>“Savaşın bedelini halklar öderken, kirleticilerin bu krizden rekor kârlarla çıkması kabul edilemez”</em> diye konuştu.</p>
<h3>Fosil yakıtlar mutfaktaki yangını büyütüyor</h3>
<p>Değişim Elçileri Antalya’dan Eylül Yaşar ise yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 31. Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne (COP31) ev sahipliği yapacak olmasının, ülkenin enerji politikalarında değişim başlatmak için kritik bir fırsat olduğunu belirtti:</p>
<p><em>“Yaşadığımız kriz, fosil yakıtlara dayalı sistemimizin ne kadar kırılgan olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Bu sadece bir enerji krizi değil, aynı zamanda siyasi bir tercihtir. COP31’e başkanlık yapmaya hazırlanan Türkiye, hem iklim değişikliğiyle mücadele etmek hem de mutfaklarımızdaki yangını dindirmek için başta kömür olmak üzere fosil yakıtlardan çıkışa yönelik somut bir yol haritası oluşturmalıdır. Ya fosil yakıtların yarattığı bu fiyat şoklarına mahkûm kalmaya devam edeceğiz ya da güneşimizle, rüzgârımızla kendi enerji bağımsızlığımızı inşa edeceğiz.”</em></p>
<p>Öte yandan yine 350.org’nin verilerine göre küresel çapta hızla artan petrol ve doğal gaz fiyatlarının 2026 yılı sonuna kadar dünya ekonomisine 600 milyar dolar ile 1 trilyon doların üzerinde bir maliyeti olabilir.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:51:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[1 Mayıs’a İstanbul'da sınırlı izin: İki ilçe serbest, dördünde yasak]]></title><link>https://bianet.org/haber/1-mayisa-istanbul-da-sinirli-izin-iki-ilce-serbest-dordunde-yasak-319208</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/1-mayisa-sinirli-izin-iki-ilce-serbest-dordunde-yasak.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/1-mayisa-istanbul-da-sinirli-izin-iki-ilce-serbest-dordunde-yasak-319208</guid><description><![CDATA[Beyoğlu, Şişli, Fatih ve Beşiktaş’ta 1 Mayıs 2026 Cuma günü saat 00.01’den 23.59’a kadar miting, yürüyüş, basın açıklaması ve benzeri tüm etkinlikler yasaklandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü için kutlama ve yasak kararları netleşti. İstanbul Valiliği, bu yılki programların yalnızca iki ilçede gerçekleştirileceğini duyurdu.</p>
<a href='/dosya/1-mayis-1977-kayiplarini-yakinlari-anlatiyor-285270' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/yazi-dizisi/2023/09/30/1-mayis-1977-kayiplarini-yakinlari-anlatiyor.jpg' alt='1 Mayıs 1977 Kayıplarını Yakınları Anlatıyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>1 Mayıs 1977 Kayıplarını Yakınları Anlatıyor</h5>
<div class='date'>2 Ocak 2000</div>
</div>
</a>

<p>Valilikten yapılan açıklamaya göre, sendika ve meslek örgütlerinden DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin başvurusu kabul edilerek kutlamaların Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda yapılmasına izin verildi.</p>
<p>Aynı şekilde Türkiye Komünist Partisi’nin Kartal Meydanı için yaptığı başvuru da onaylandı. Böylece kentte 1 Mayıs etkinliklerinin iki ayrı noktada gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.</p>
<div class="box-12">Kadıköy’deki programın saat 10.00 ile 17.00 arasında, Kartal’daki kutlamanın ise 12.00 ile 19.00 saatleri arasında yapılması planlanıyor.</div>
<p>Öte yandan Valilik, güvenlik gerekçesiyle dört ilçede gün boyu eylem ve etkinlik yasağı uygulanacağını açıkladı.</p>
<p>Beyoğlu, Şişli, Fatih ve Beşiktaş’ta 1 Mayıs 2026 Cuma günü saat 00.01’den 23.59’a kadar miting, yürüyüş, basın açıklaması ve benzeri tüm etkinlikler yasaklandı. Bu kapsamda çadır kurma, stant açma, oturma eylemi, imza kampanyası ve anma törenlerine de izin verilmeyecek.</p>
<div class="box-1">
<p>Valiliğin açıklamasının tamamı şöyle:</p>
<p>1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, tüm dünyada olduğu gibi İstanbul’da da çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır. Bu kapsamda;</p>
<p>DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Kadıköy Rıhtım Meydanı için, TKP ise Kartal Meydanı için Valiliğimize resmi başvuruda bulunmuştur. Tarafımızca yapılan değerlendirmeler sonucunda söz konusu başvurular uygun görülmüş ve onaylanmıştır. </p>
<p>1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamaları çerçevesinde; </p>
<p>- DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda 10.00 – 17.00 saatleri arasında,</p>
<p>- TKP ise Kartal Meydanı’nda 12.00 – 19.00 saatleri arasında kutlama programlarını yapacaktır. </p>
<p>Bu etkinlikler dışında ilimiz genelinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü programı yapılmayacaktır. </p>
<p>İstanbul’umuzun, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü huzur içinde geçirebilmesi amacıyla Valiliğimizce;</p>
<ul>
<li>Beyoğlu, Şişli, Fatih ve Beşiktaş ilçelerinde 1 Mayıs 2026 Cuma günü 00.01 – 23.59 saatleri arasında her türlü miting, basın açıklaması, açık yer toplantıları ile gösteri yürüyüşleri, çadır kurma, stant açma, oturma eylemi, imza kampanyası, anma töreni vb. türdeki eylem ve etkinlikler, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesinin (a) ve (c) bentleri ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 17. ve 19. maddelerinden doğan yükümlülükler gereği yasaklanmıştır.</li>
</ul>
<p>İlimiz genelinde, izinli miting ve kutlamalar dışında hiçbir izinsiz gösteri, yürüyüş, protesto ya da organizasyona izin verilmeyecektir. Bu yönde alınması gereken tüm tedbirler, ilgili birimlerimizce alınacak olup, vatandaşlarımızdan, bu tür provokatif eylem, gösteri vb. yasa dışı faaliyetler konusunda hassasiyet göstermelerini rica ediyoruz.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Sosyal medyaya kimlikle giriş, fişlemeye dönüşme riski taşıyor”]]></title><link>https://bianet.org/haber/sosyal-medyaya-kimlikle-giris-fislemeye-donusme-riski-tasiyor-319207</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/social-media-id-verification-plan-raises-mass-surveillance-concerns-1.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/sosyal-medyaya-kimlikle-giris-fislemeye-donusme-riski-tasiyor-319207</guid><description><![CDATA[İstanbul Barosu Genel Sekreteri Avukat Ezgi Şahin Yalvarıcı’ya göre sosyal medyada kimlik doğrulamasını zorunlu kılacak düzenleme ciddi riskler barındırıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, sosyal medya hesaplarına gerçek kimlik ile girilmesi zorunluluğunu öngören düzenlemeye yönelik açıklamaları devam ediyor.</p>
<p>Gürlek, kullanıcıların sosyal medyada hesap açarken doğrudan e-Devlet sistemine yönlendirileceğini, sistemin doğrulama yapıldığını teyit eden bir anahtar üreteceğini söyledi.</p>
<p>Bu yolla dijital kimlik ile hesap arasında doğrudan bir eşleşme kurulması planlanıyor.</p>
<a href='/haber/bakan-acikladi-sosyal-medyada-gercek-kimlik-donemi-basliyor-318329' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/03/bakan-acikladi-osyal-medyada-gercek-kimlik-donemi-basliyor.jpeg' alt='Bakan açıkladı: Sosyal medyada gerçek kimlik dönemi başlıyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Bakan açıkladı: Sosyal medyada gerçek kimlik dönemi başlıyor</h5>
<div class='date'>3 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Düzenleme, çocukların korunması, sanal bahis ve siber suçların önlenmesi gibi gerekçelerle savunuluyor. Hukukçular ise bu kapsamın daha geniş olduğunu ve temel haklar bakımından yapısal sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor.</p>
<p>İstanbul Barosu Genel Sekreteri Avukat Ezgi Şahin Yalvarıcı, düzenlemenin yaratabileceği sorunları bianet’e değerlendirdi.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/ezgi-sahin-yalvarici.jpeg" alt=""></p>
<h3>“Düzenleme, çoğulculuk ve eleştirel tartışma alanını da zayıflatacaktır”</h3>
<p>Yalvarıcı, mevcut hukuk düzeninde bu ölçekte genel ve önleyici bir kimliklendirme yükümlülüğüne açık bir dayanak bulunmadığını anlatarak böyle bir düzenlemenin ancak açık, belirli ve öngörülebilir bir kanuni çerçevede ve sıkı anayasal denetim altında ele alınabileceğini söyledi.</p>
<p>Yalvarıcı, bu zorunluluğun, kullanıcıların anonim bir şekilde görüş açıklama imkanını da ortadan kaldırabileceğini aktardı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Özellikle kamusal otoriteyi eleştiren, hassas konularda görüş bildiren veya ifşa faaliyetinde bulunan kişiler açısından bu durum, caydırıcı etki doğurarak oto-sansürü artırabilir. Bu nedenle söz konusu düzenlemenin yalnızca ifade özgürlüğünü değil, aynı zamanda bu hakkın kullanılma biçimini de sınırlayan bir müdahale niteliğinde olacaktır. Bu yönüyle düzenleme, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarından olan çoğulculuk ve eleştirel tartışma alanını da zayıflatacaktır.”</em></p>
<p>Ezgi Şahin Yalvarıcı, ölçülülük ilkesine yönelik de açıklamalar kaydetti. Tüm kullanıcıları kapsayan zorunlu kimlik doğrulama sisteminin gerekli ve orantılı olup olmadığının tartışmalı olduğunu aktardı.</p>
<p><em>"Özellikle tüm kullanıcıların peşinen kimliklendirilmesi, fişleme olarak tabir edilen, genel ve önleyici gözetim niteliği taşıyabilecek bir uygulamaya dönüşme riski taşıyor”</em> ifadelerini kullandı. Bu durumun ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayabileceğini söyledi.</p>
<h3>Basın özgürlüğü vurgusu</h3>
<p>Düzenlemenin basın özgürlüğü açısından da doğrudan etkileri olabileceğini aktaran Yalvarıcı, özellikle haber kaynaklarının gizliliği ve gazetecilik faaliyetinin güvenliği üzerinde doğrudan olumsuz etki yaratabileceğini belirtti.</p>
<p>Anonim kaynakların kimliklerinin açığa çıkma ihtimalinin kamu yararına bilgi akışını zayıflatacağını ifade etti:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Bilgiye erişimin anonim kaynaklara dayanması halinde, bu kaynakların kimliklerinin açığa çıkma ihtimali, kamu yararına bilgi paylaşımını ciddi biçimde zayıflatacaktır. Kaynağın korunamaması, yalnızca gazeteciyi değil, bilgi veren kişiyi de hukuki ve fiili risklerle karşı karşıya bırakır; bu durum, araştırmacı gazeteciliğin temel araçlarını işlevsiz hale getirebilir. Bu nedenle, basın özgürlüğünün korunması bakımından anonim iletişim ve kaynak gizliliği güvencelerinin açık ve güçlü biçimde korunması zorunludur.”</em></p>
<p>(ZA/HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:26:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü’nden “Taksim protestolara açılsın” kampanyası]]></title><link>https://bianet.org/haber/uluslararasi-af-orgutunden-taksim-protestolara-acilsin-kampanyasi-319204</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/uluslararasi-af-orgutunden-taksim-protestolara-acilsin-kampanyasi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/uluslararasi-af-orgutunden-taksim-protestolara-acilsin-kampanyasi-319204</guid><description><![CDATA[Kampanya kapsamında İçişleri Bakanlığı’na hitaben yazılmış bir dilekçe de imzaya açıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü, 1 Mayıs öncesinde Türkiye yetkililerine Taksim’in yeniden barışçıl protestolara açılması çağrısında bulunduğu bir kampanya başlattı.</p>
<p>Kampanya kapsamında İçişleri Bakanlığı’na hitaben yazılmış ve “Taksim’de barışçıl toplanma ve gösteri yürüyüşlerine yönelik yasaklara son verilmesini, kolluk kuvvetlerinin barışçıl protestolara müdahale etmemesini ve bu hakkın kullanılmasının güvence altına alınmasını talep ediyorum” denilen <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/taksim-protestolara-acilsin" target="_blank" rel="noopener">bir dilekçe</a> de imzaya açıldı.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü’nden yapılan açıklamada, barışçıl toplanmanın temel bir hak olduğu hatırlatıldı ve şöyle denildi:</p>
<p>“Devletin yükümlülüğü bu hakkı engellemek değil, güvence altına almaktır. Türkiye, taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri gereği barışçıl toplanma hakkını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, gereksiz müdahalelerden kaçınmayı, katılımcıların güvenliğini sağlamayı ve protestoların barışçıl biçimde gerçekleşmesini kolaylaştırmayı içerir."</p>
<p>Türkiye’de protestoların, “önceden belirlenen alanlar” gerekçesiyle kent merkezlerinden uzaklaştırıldığına dikkat çekilen açıklama şöyle: </p>
<p>“Bu durum, protesto hakkının özüne aykırı biçimde görünürlüğü sınırlıyor. Taksim ise bu yaklaşımın en sembolik örneklerinden biri. Bugün 1 Mayıs kutlamaları, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü ve Onur Yürüyüşleri gibi yıllarca barışçıl şekilde gerçekleşen pek çok toplanma tamamen yasaklanmış durumda; Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın Galatasaray Meydanı’ndaki eylemleri ise yalnızca 10 kişinin katılımıyla sınırlandırılıyor. Yasak kararları çoğu zaman son anda alınıyor.</p>
<p>Ulaşımın durdurulmasıyla yalnızca protestocuların değil, bölgede bulunan herkesin hareket özgürlüğü de kısıtlanıyor. Barışçıl gösterilere yönelik müdahalelerde biber gazı, tazyikli su ve plastik mermiler gibi araçlar kullanılıyor; katılımcılar gözaltına alınıyor ve yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakılıyor.</p>
<p>Taksim’in protestolara kapatılması süreci 2013 yılında 1 Mayıs’ın engellenmesiyle başladı ve Gezi Parkı protestoları sonrasında derinleşti. Ardından yalnızca Taksim değil, alternatif alanlar da zamanla yasak kapsamına alındı.</p>
<p>Oysa Aralık 2023’te Anayasa Mahkemesi, 2014 ve 2015 yıllarında Taksim Meydanı’ndaki 1 Mayıs kutlamaları sırasında DİSK’in barışçıl toplanma özgürlüğü hakkının, yasaklar ve kolluk görevlilerinin protestocuları zorla dağıtması sonucunda ihlal edildiğine hükmetti. 2013’te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, 2008 yılında Taksim Meydanı’ndaki 1 Mayıs protestosuna yönelik kısıtlamalarla ilgili olarak devletin barışçıl toplanma hakkını ihlal ettiğine karar verdi. Türkiye yetkilileri, on yılı aşkın süredir insanların barışçıl toplanma hakkını hukuka aykırı olarak kısıtlıyor ve meydanda gerçekleştirilen barışçıl protestoları suç sayıyor.</p>
<p>Protesto hakkı, diğer tüm hakların korunması için hayati bir araçtır. Taleplerin görünür olması, hesap verebilirliğin ve adalet arayışının temelidir. Bu hakkın kısıtlanması, ihlallerin artmasına ve görünmez hale gelmesine yol açabilir.</p>
<p>Yetkililer, Anayasa Mahkemesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı kararlarına saygı göstermeli. Kolluk görevlileri de dahil Türkiye yetkilileri, barışçıl toplanmaların yapılabilmesini sağlama görevlerini yerine getirdiklerinden emin olmalı. Ayrıca katılımcıların haklarından yararlanmalarını korumak üzere gerekli tüm adımları atmalılar.”</p>
<p>Kampanya linki: <a href="https://www.amnesty.org.tr/icerik/taksim-protestolara-acilsin" target="_blank" rel="noopener">Taksim Protestolara Açılsın! - Uluslararası Af Örgütü</a></p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:44:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çocuk Odaklı Habercilik Atölyesi ilk gün: Temsil, medya dili, haberde ihlal]]></title><link>https://bianet.org/haber/cocuk-odakli-habercilik-atolyesi-ilk-gun-temsil-medya-dili-haberde-ihlal-319203</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/cocuk-odakli-habercillik-atolyesi-nde-ilk-gun-cocuk-temsili-adalet-sistemi-ve-medya-dili-tartisildi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cocuk-odakli-habercilik-atolyesi-ilk-gun-temsil-medya-dili-haberde-ihlal-319203</guid><description><![CDATA[Atölyenin ilk günü Altuğ Akın, Umay Aktaş Salman, Kardelen Ateşçi, Şehlem Kaçar ve Esra Ercan Bilgiç'in sunumlarıyla tamamlandı. Atölyede gazeteciler, medya çalışanları, öğrenciler ve farklı alanlardan katılımcılar bir araya geldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Atölye BİA'nın düzenlediği Çocuk Odaklı Habercilik Atölyesi dün başladı. Atölye, çocuk hakları perspektifiyle haberciliği yeniden düşünmeyi ve çocuklara dair haber üretiminde hak temelli, etik yaklaşımları güçlendirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Katılımcılar ilk gün tanışma ve UNICEF'ten Faik Uyanık ile İzmir Ekonomi Üniversitesi'nden Altuğ Akın’ın açılış konuşmasının ardından,<em> Çocuk Odaklı Habercilik Nedir?</em> (Umay Aktaş Salman), <em>Yasalar İçinde ve Önünde Çocuk Olmak </em>(Kardelen Ateşçi), <em>Çocuğun Bedensel Hakları Bağlamında Medyada Yer Alma Şekilleri </em>(Şehlem Kaçar) ile <em>Dijital ve Yeni Medya Pratiklerinde Çocuk Hakları </em>(Esra Ercan Bilgiç) başlıklı oturumları dinledi.</p>
<div class="box-13">Atölye BİA’da yapılan iki günlük atölyeye 19 kişi katıldı. Bunların 4’ü İstanbul’dan, 15’i ise Diyarbakır, İzmir, Ankara, Antalya, Bitlis, Bursa, Kocaeli, Ordu, Osmaniye ve Urfa’dan geldi. Katılımcıların 8'i öğrenci, 8'i gazeteci, 2'si sosyal hizmet uzmanı, ve 1'i öğretmendi.</div>
<p>  </p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/whatsapp-image-2026-04-29-at-09-47-35.jpeg" alt=""></p>
<h3>“Çocuklarla ilgili habercilik kolay bir alan değil” </h3>
<p>Atölyenin açılış oturumuna çevrimiçi katılan İzmir Ekonomi Üniversitesi’ınden <strong>Prof. Dr. Altuğ Akın</strong>, katılımcılarla interaktif bir başlangıç yaparak çocuk odaklı haberciliğin zorluklarına dikkat çekti. Altuğ'un katılımcılara yönelttiği sorular, bu alanda üretim yapan gazetecilerin önemli bir kısmının çeşitli güçlüklerle karşılaştığını ortaya koydu. </p>
<p>Akın, çocuklara dair haberciliğin diğer alanlara kıyasla daha “çetrefilli” olduğunu vurgulayarak, çocuk hakları konusunda eğitim almış medya çalışanlarının sayısının sınırlı olduğuna işaret etti. </p>
<p>Gazetecilerin çocuk meselesine yalnızca mesleki bir yerden değil aynı zamanda ebeveyn, tanık ya da okur olarak da yaklaştığını belirten Akın, bu çoklu konumların haber üretim süreçlerini doğrudan etkilediğini söyledi:  </p>
<blockquote>
<p>Her çocukluğun mutlu ve güvenli bir dönem olmadığını hatırlamadan çocuklara dair habercilik yapmak mümkün değil. Çocuk hakları perspektifi eşitsiz ve farklılaşan çocukluk deneyimini gözetmeden kurulamaz. Çocuklarla ilgili habercilik kolay bir alan değil.</p>
</blockquote>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/temel-gazetecilik-atolyesi-29.png" alt="">
<figcaption><em>*Umay Aktaş Salman</em></figcaption>
</figure>
<h3>“Çocuğu özne olarak görmeden çocuk odaklı habercilik mümkün değil”</h3>
<p>Eğitim Reformu Girişimi Araştırmacısı ve Medya Koordinatörü <strong>Umay Aktaş Salman</strong>, “Çocuk Odaklı Habercilik Nedir?” başlıklı oturumda çocuk algısından başlayarak medyanın mevcut yaklaşımını ve hak temelli haberciliğin nasıl kurulabileceğini anlattı. </p>
<p>Salman, çocuk odaklı haberciliğin anlaşılabilmesi için öncelikle “çocuk kimdir” sorusuna dönmek gerektiğini belirterek Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre çocuğun “hak ve özgürlük sahibi bir birey” olduğunu hatırlattı. </p>
<p>Aslan, medyada çocukların oldukça sınırlı yer bulduğunu ve çoğunlukla şiddet ya da suç bağlamında temsil edildiğini ve bu temsillerde çocukların “kurban ya da mağdur” figürlere indirgendiğini ifade etti. </p>
<p>Çocuklara dair haberlerin yalnızca içerik değil kullanılan dil ve görsellerle de hak ihlallerine yol açabildiğini vurgulayan Aslan, özellikle travmatik olaylarda kimlik ifşası ve dramatize edilmiş anlatımın çocukların “unutulma hakkını” zedelediğini söyledi. </p>
<blockquote>
<p>Çocuk odaklı habercilik çocuğu özne olarak konumlandıran, onu yeniden mağdur etmeyen ve kamu yararı ile çocuğun yüksek yararını birlikte gözeten bir yaklaşım gerektirir. Her haberde ‘bu içerik çocuğa zarar verir mi’ sorusunu sormak zorundayız.</p>
</blockquote>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DXtY48gDf9D/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/reel/DXtY48gDf9D/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/temel-gazetecilik-atolyesi-30.png" alt="">
<figcaption><em>*Kardelen Ateşci</em></figcaption>
</figure>
<h3>“Çocukların kimlikleri hiçbir koşulda paylaşılmamalı” </h3>
<p>İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı avukat <strong>Kardelen Ateşci</strong> “Yasalar İçinde ve Önünde Çocuk Olmak” başlıklı oturumda çocukların adalet sistemiyle karşılaşma biçimlerini ve medyanın bu süreçteki sorumluluğunu ele aldı.  </p>
<p>Çocuk haklarının yalnızca hukukçuların değil, gazetecilerden sosyal hizmet uzmanlarına kadar farklı aktörlerin birlikte çalışmasını gerektirdiğini vurgulayan Ateşçi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni hatırlatarak 18 yaşına kadar herkesin çocuk sayıldığını belirtti.</p>
<p>Çocukların adalet sistemiyle karşılaşmasının travmatik olabileceğine dikkat çeken Ateşçi, çocuk adalet sisteminin amacının cezalandırma değil, çocuğun yeniden topluma kazandırılması olduğunu belirtti. Ateşçi, habercilikte “çocuğun üstün yararı” ilkesinin esas alınması gerektiğini ve medyanın bu alandaki sorumluluğunun belirleyici olduğunu vurguladı: </p>
<blockquote>
<p>Esas yapılması gereken, failin sorumluluğunu ve sistemin eksikliklerini görünür kılmaktır. Çocukların kimlikleri ve görüntüleri hiçbir koşulda paylaşılmamalı çünkü yanlış bir haber dili yalnızca habere konu olan çocuğu değil, tüm çocukları etkileyebilir.</p>
</blockquote>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DXtgiFvjWlq/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/reel/DXtgiFvjWlq/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/temel-gazetecilik-atolyesi-31.png" alt="Şehlem Kaçar">
<figcaption><em>*Şehlem Kaçar</em></figcaption>
</figure>
<h3>“Çocukların mağdur ya da çaresiz gösterilmesi hak ihlali” </h3>
<p>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden <strong>Dr. Şehlem Kaçar</strong>, “Çocuğun Bedensel Hakları Bağlamında Medyada Yer Alma Şekilleri” başlıklı oturumda cinsel şiddetle mücadelede medyanın rolünü ve habercilik dilinin etkilerini ele aldı. Kaçar, cinsel şiddetin yalnızca bireysel değil, güç ilişkileri ve eşitsizlikler üzerinden şekillenen yapısal bir sorun olduğuna dikkat çekti. </p>
<p>Habercilikte kullanılan dilin ve görsellerin şiddeti yeniden üretebildiğini vurgulayan Kaçar, özellikle sansasyonel anlatım ve dramatizasyonun “şiddetin pornografisini” yarattığını belirtti. Çocukların mağdur ya da çaresiz figürler olarak sunulmasının hem hak ihlali hem de toplumsal algıyı pekiştiren bir yaklaşım olduğunu ifade etti.  </p>
<p>Kaçar, cinsel istismar haberlerinin görünür kılınmasının önemli olduğunu ancak bunun hak temelli bir dille yapılması gerektiğini belirterek, çocukların kimliklerinin korunması, nötr bir dil kullanılması ve sorumluluğun fail ile sistem üzerinde kurulması gerektiğini söyledi.</p>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DXtv9TkjQKt/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/reel/DXtv9TkjQKt/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/temel-gazetecilik-atolyesi-32.png" alt="">
<figcaption><em>*Esra Ercan Bilgiç</em></figcaption>
</figure>
<h3>“Medya çocuklara neredeyse hiç söz vermiyor” </h3>
<p><strong>Dr. Esra Ercan Bilgiç</strong> “Dijital ve Yeni Medya Pratiklerinde Çocuk Hakları” başlıklı oturumda, çocukların dijital dünyayla ilişkisine medyanın nasıl yaklaştığını ve bu alanda kurulan söylemin sorunlarını ele aldı. </p>
<p>Bilgiç, dijital medyanın çocuklar için yalnızca riskler üzerinden tartışıldığını, oysa hak temelli bir yaklaşımın riskler kadar fırsatları da birlikte değerlendirmeyi gerektirdiğini vurguladı. Türkiye’deki haberlerde ise “tehlike”, “bağımlılık” ve “zarar” gibi ifadelerin çoğu zaman içi boş biçimde tekrarlandığını, bu dilin kamuoyunda bir “ahlaki panik” yarattığını söyledi. </p>
<blockquote>
<p>Medya çocuklara neredeyse hiç söz vermiyor; onların dijital dünyadaki deneyimleri kendi perspektiflerinden aktarılmıyor. Sorumluluk büyük ölçüde ebeveynlere yüklenirken, devlet ve teknoloji şirketleri çoğu zaman görünmez kalıyor.</p>
</blockquote>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DXt6esljdnY/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/reel/DXt6esljdnY/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<div class="box-13">
<p><em>Bu atölye, Avrupa Birliği ve UNICEF eş finansmanıyla hayata geçirilen Çocuklar için Hesap Verebilirlik Haklar İçin Savunuculuk (ACAR) Projesi kapsamında, Atölye BİA ve İzmir Ekonomi Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleştirilmektedir.</em></p>
</div>
<p>(EG)</p><script async="" src="//www.instagram.com/embed.js"></script>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ataşehir Belediyesi CHP'de kaldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/atasehir-belediyesi-chp-de-kaldi-319202</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/atasehir-belediyesi-chp-de-kaldi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/atasehir-belediyesi-chp-de-kaldi-319202</guid><description><![CDATA[CHP İstanbul Başkanı Özgür Çelik, "Baskılara boyun eğmeyen, Ataşehirlilerin iradesine sahip çıkan 22 Belediye Meclis Üyemize yürekten teşekkür ediyorum" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da 22 Nisan’da “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “rüşvet almak” iddiaları kapsamında tutuklanan ve aynı gün görevden uzaklaştırılan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in yerine belediye meclisinde yapılan seçim sonuçlandı.</p>
<p>Üç turlu oylama sonucunda CHP’nin adayı Murat Güneş, 22 oy aldı ve belediye başkanvekilliğine seçildi.</p>
<p>Ataşehir Belediye Meclisi’nde bugün gerçekleştirilen seçim, yoğun siyasi rekabet ve zaman zaman yükselen tansiyonla dikkat çekti. Mecliste CHP’nin 26, Cumhur İttifakı’nın ise 12 üyesi bulunuyor.</p>
<p>Seçimde CHP Murat Güneş’i, AK Parti ise Serdar Orhan’ı aday gösterdi. İlk turda 36 meclis üyesi oy kullandı; Güneş 23, Orhan 12 oy aldı. Hiçbir aday salt çoğunluğu sağlayamayınca seçim ikinci tura kaldı.</p>
<p>İkinci turda da sonuç değişmedi. Güneş 22, Orhan 13 oy alarak üçüncü tura geçilmesine neden oldu. Üçüncü turda ise CHP’li Murat Güneş 22 oy alarak Ataşehir Belediye Başkanvekili seçildi.</p>
<p>Seçim süreci boyunca mecliste zaman zaman gerginlik yaşanırken, oylama dikkatle takip edildi.</p>
<p>Öte yandan tutuklu bulunan Onursal Adıgüzel ve Livan Gür oylamaya katılamadı. Bir diğer tutuklu meclis üyesi Birkan Birol Yıldız ise üyelikten istifa ettiği için yerine yedek üye oy kullandı.</p>
<h3>"Suç duyurusu yapacağız"</h3>
<p>CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, seçim sonrasında açıklama yaptı şunları söyledi:</p>
<p>""Belediye Başkanvekili seçimi yapılan 10 noktada Meclis üyelerimize makam teklif edildi. Para teklif edildi. Meclis üyelerimiz tehdit edildi. Ataşehir'de o kadar ileriye gittiler ki kadın Meclis üyelerimize tehdit mesajları gönderdiler. Bulundukları alana gidip sözlü tehdit savurdular. Türkiye'de iki anlayış var. Bir tanesi sandıktan çıkan iradeyi korumaya çalışan anlayış, bir diğeri de tehditle, şantajla Belediyelere çökmek isteyen ve milli irade hırsızlığı yapmak isteyen bir anlayış. Bu tehditler ve tekliflerle ilgili suç duyurusunda bulunacağız! Ayrıca meclis üyelerine tehdit mesajları gönderdiler. O kadar ileri gittiler ki kadın meclis üyelerine tehdit mesajlarına gönderdiler."</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Haksız yere tutuklanan Onursal Adıgüzel Başkanımızın yerine Başkanvekili olarak partimizin üyesi Murat Güneş seçilmiştir.<br><br>Bugün yaşananlar üzerine, iki siyasi anlayış arasındaki farkı halkımızın takdirine sunmak istiyorum:<br><br>Bizler şimdiye kadar AKP ve MHP seçmeninin sandıktaki… <a href="https://t.co/KQjZr3V90c" target="_blank" rel="nofollow">pic.twitter.com/KQjZr3V90c</a></p>
— Özgür Çelik (@ozgurcelikchp) <a href="https://twitter.com/ozgurcelikchp/status/2049816574081569136?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">April 30, 2026</a></blockquote>
<div class="box-12">İstanbul Valiliği daha önce yaptığı açıklamada, Adıgüzel’in İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla tutuklandığını ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldığını duyurmuştu. Valilik ayrıca, 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında belediye meclisinin 30 Nisan’da toplanarak başkanvekili seçimini gerçekleştirmesini uygun görmüştü.</div>
<p>(EMK)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:43:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İBB davası: Adem Soytekin dahil 15 kişi için tahliye kararı]]></title><link>https://bianet.org/haber/ibb-davasi-adem-soytekin-dahil-15-kisi-icin-tahliye-karari-319201</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/ibb-davasinda-30-durusma-tutukluluk-degerlendirmesi-yapilacak.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ibb-davasi-adem-soytekin-dahil-15-kisi-icin-tahliye-karari-319201</guid><description><![CDATA[Mahkeme kararının açıklanmasının ardından avukatlar sıralara vurarak tepki gösterdi ve “Savunma susmadı, susmayacak” sloganı attı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada 30. celse bugün Silivri’de görüldü. Savcı, bugün tutukluk incelemesi öncesi Soytekin dahil dokuz kişi için tahliye talebinde bulundu. Mahkeme, bu dokuz kişi dahil 15 kişi için tahliye kararı verdi.</p>
<div class="box-12">Duruşmalar, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince yürütülüyor. Yargılama Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No’lu salonda yapılıyor. Beyoğlu Belediyesi'ne ilişkin aralarında görevden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de olduğu, 3'ü tutuklu 7 kişi hakkındaki dosyanın bu davayla birleştirilmesi kararı sonrasında, davadaki sanık sayısı, 92'si tutuklu 414'e çıkmıştı.</div>
<p>Duruşmada, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar hazır bulundu.</p>
<p>BirGün'den Kayhan Ayhan'ın haberine göre, İBB davası’nın 30. gününde duruşma savcısı ara mütalaasında tahliye taleplerini mahkemeye sundu.</p>
<p>Savcı, tutuklu sanıklar Emrah Yüksel, İsmet Korkmaz, Mehmet Çağlar Kuru, Ulaş Yılmaz, Yusuf Utku Şahin, Çağlar Türkmen, Adem Soytekin, Seyhan Özcan, Nuri Cem Ceylan hakkında tahliye talep etti.</p>
<h3><strong>Mahkeme Başkanı ile Ekrem İmamoğlu arasında diyaloglar</strong></h3>
<p>Duruşmada Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında geçen bazı diyaloglar şöyle:</p>
<ul>
<li><strong>Mahkeme Başkanı:</strong> “Ekrem Bey, daha önce de söz hakkı verilmeyeceğini belirttim.”<br><strong>Ekrem İmamoğlu:</strong> “Ama Sayın Başkan, herhangi bir duruşmada değiliz.”<br><strong>Mahkeme Başkanı:</strong> “Her duruşmanın usulü aynıdır.”</li>
<li><strong>Mahkeme Başkanı:</strong> “Size özel bir ayrıcalık yapmamızı gerektirecek bir durum yok.”<br><strong>Ekrem İmamoğlu:</strong> “Ayrıcalığı iddianame yapmış zaten!”</li>
<li><strong>Ekrem İmamoğlu:</strong> “Benim sizden talebim; burada insanların duygularını duymanız gerekiyor.”<br><strong>Mahkeme Başkanı:</strong> “Burada bulunan bütün sanıkların benzer duyguları var.”</li>
<li><strong>Mahkeme Başkanı:</strong> “Söz hakkı size verirsem herkese veririm.”<br><strong>Ekrem İmamoğlu:</strong> “Benim sunacağım duygu bütünlüğü farklı.”</li>
<li><strong>Mahkeme Başkanı:</strong> “Bu şekilde devam ederseniz salondan çıkartacağım sizi.”<br><strong>Ekrem İmamoğlu:</strong> “Bizim hukukumuzu niye almıyorsunuz Sayın Başkan!”</li>
<li><strong>Mahkeme Başkanı:</strong> “Bu dava her şekilde yürür.”<br><strong>Ekrem İmamoğlu:</strong> “Siz niye almıyorsunuz?”</li>
<li><strong>Mahkeme Başkanı:</strong> “Talebinizi dile getirdiniz, uygun görmedik. Bu usulle devam edeceğiz.”<br><strong>Ekrem İmamoğlu:</strong> “Karar değiştirebilirsiniz, bu doğaldır.”</li>
</ul>
<p>Gazeteci Hilmi Hacaloğlu’nun aktardığına göre, mahkeme kararının açıklanmasının ardından avukatlar sıralara vurarak tepki gösterdi ve “Savunma susmadı, susmayacak” sloganı attı. Davada Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da tutuklu olduğu belirtildi.</p>
<p>Mahkeme, aralarında belediye çalışanları, danışmanlar ve iş insanlarının da bulunduğu bazı isimler için tahliye kararı verdi.</p>
<p>Tahliye edilenler:<br>Emrah Yüksel (İBB Bilgi İşlem personeli), İsmet Korkmaz (İBB Akıllı Şehirler personeli), Mehmet Çağlar Kuru (İBB’de bilgisayar mühendisi), Ulaş Yılmaz (İBB Sosyal Medya danışmanı), Yusuf Utku Şahin (Reklam İstanbul çalışanı), Seyhan Özcan (Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in özel kalem müdürü), Nuri Cem Ceylan (İBB’de şehir planlamacısı), Adem Soytekin, Esma Bayrak (reklamcı), Murat Keleş (İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in yeğeni), Fatih Özçelik (İBB Kamulaştırma Şube müdürü), Harun Cengiz Beğenmez (işadamı), Mehmet Kaya (işadamı), İsmail Akkaya (Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in eniştesi), Nuri Cem Ceylan (şehir planlama uzmanı).</p>
<p>Tahliyelerin gerçekleşmesi halinde dosyadaki tutuklu sayısının 77’ye düşeceği ifade ediliyor. Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın sosyal medya platformu X üzerinden aktardığına göre Ekrem İmamoğlu, karara ilişkin “Bu sabahtan daha güçlüyüz. Pazartesi yeni bir gün başlıyor. Çok daha güçlü olun” dedi.</p>
<div class="box-12">İBB davası haftanın pazartesi ile perşembe günleri arasında görülmeye devam ediyor. Mahkeme başkanı, 9 Mart’taki ilk duruşmada yargılamanın yaklaşık iki ay süreceğini açıklamıştı.</div>
<p>Öte yandan sanıklardan Adem Soytekin’in ifadelerindeki çelişkiler dikkat çekti. Soytekin, daha önce verdiği etkin pişmanlık ifadelerinde suçlamaları reddetmiş, ardından bazı isimlere rüşvet verdiğini öne sürmüştü. 10 Temmuz 2025’te konutu terk etmeme şartıyla tahliye edilen Soytekin, 30 Ekim’de beyanlarındaki tutarsızlık gerekçesiyle yeniden tutuklandı.</p>
<div class="box-12">
<p>Duruşmada tahliye kararları ihtimali gündeme gelirken, daha önce 2 Nisan’daki 15. celsede bazı sanıklar hakkında tahliye kararı verilmişti. Bu nedenle 30. celse, yargılama sürecinde kritik duruşmalardan biri olarak değerlendirildi.</p>
<p>Yoğun katılım nedeniyle salonda zaman zaman yer sıkıntısı yaşandı. İzleyici sıraları tamamen dolarken, bazı tutuklu yakınlarının ayakta kaldığı, girişlerde yoğunluk oluştuğu gözlendi. Önceliğin tutuklu yakınlarına verilmesi yönünde yapılan çağrı sonrası bazı katılımcılar yerlerini ailelere bıraktı.</p>
<p>Duruşma sırasında sanıklar ile tanıklar arasında yöneltilen sorularda şirket bağlantıları, madencilik faaliyetleri ve çeşitli ticari ilişkiler gündeme geldi. Şirketlerdeki görev tanımlarının suçlamalarla ilişkilendirilmesine yönelik itirazlar da savunmalarda öne çıktı.</p>
</div>
<a href='/haber/ibb-davasinda-24-gun-imamoglundan-her-seyi-ekreme-baglama-tepkisi-318920' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/20/ibb-davasinda-24-gun-imamoglundan-her-seyi-ekreme-baglama-tepkisi.jpg' alt='İBB davasında 24. gün: İmamoğlu’ndan “Her şeyi Ekrem’e bağlama” tepkisi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İBB davasında 24. gün: İmamoğlu’ndan “Her şeyi Ekrem’e bağlama” tepkisi</h5>
<div class='date'>20 Nisan 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/inan-guneyin-dosyasi-ibb-davasiyla-birlestirildi-318422' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/07/inan-guneyin-dosyasi-ibb-davasiyla-birlestirildi.jpg' alt='İnan Güney’in dosyası İBB davasıyla birleştirildi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İnan Güney’in dosyası İBB davasıyla birleştirildi</h5>
<div class='date'>7 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İddia: Türkiyeli İsrail askeri Türkiye’de tutuklandı, ABD girişimiyle serbest kaldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/iddia-turkiyeli-israil-askeri-turkiyede-tutuklandi-abd-girisimiyle-serbest-kaldi-319200</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/30/iddia-turkiyeli-israil-askeri-turkiyede-tutuklandi-abd-girisimiyle-serbest-kaldi-1.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/iddia-turkiyeli-israil-askeri-turkiyede-tutuklandi-abd-girisimiyle-serbest-kaldi-319200</guid><description><![CDATA[Türkiye-İsrail çifte vatandaşı Jessica Bachar (Jessy Bahar), geçmişte İsrail ordusunda görev yaptığı gerekçesiyle Türkiye’de gözaltına alınıp ev hapsine çarptırıldı. ABD’nin de dahil olduğu diplomatik girişimlerin ardından İsrail’e döndü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İsrail medyası, Türkiye-İsrail çifte vatandaşı Jessica Bachar’ın (Jessy Bahar) Türkiye’de gözaltına alındığını, ardından ev hapsinde tutulduğunu ve ABD’nin de dahil olduğu diplomatik girişimler sonucu İsrail’e döndüğünü yazdı.</p>
<p>The Jerusalem Post’a göre 28 yaşındaki Bachar, İstanbul’da doğdu. 17 yaşında da İsrail'e göç etti. Burada İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) katıldı ve asker oldu.</p>
<p>Geçen Şubat ayında Türkiye’ye ailesini ziyarete geldi. Ancak gelmeden önce sosyal medyada kimliği deşifre edilmişti. Üniformalı fotoğrafları ve ebeveynlerinin ikamet adresini içeren kişisel bilgileri yayımlanmıştı.</p>
<p>Bachar, ifşa olduktan yaklaşık iki hafta sonra Türkiye’ye girişi sırasında havalimanında gözaltına alındı. "Yabancı bir orduda görev yapmakla (TCK 320)" suçlandı. Mahkeme Bachar hakkında ev hapsi kararı vererek adli kontrolle serbest bıraktı.</p>
<p>Gazete bundan sonrasını “Dışişleri Bakanı (Gideon Sa’ar) Amerikan müdahalesi de dahil olmak üzere yoğun baskı uyguladı ve sonunda gizli bir operasyonla İsrail'e teslim edildi.” diye yazdı.</p>
<p>jns.org da benzer şekilde Bachar’ın İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar ile ABD’nin girişimleriyle serbest bırakıldığını aktardı. Bachar’ın serbest kalmasının ardından üçüncü bir ülke üzerinden İsrail'e uçtuğunu yazdı.</p>
<h3>Gazze soykırımına katıldığına dair bir kanıt yok</h3>
<p>Öte yandan Haaretz Gazetesi de Bachar’ın 6 yıl önce orduya katıldığı ancak o tarihten bu yana yedeklik yapmadığını belirtti.</p>
<p>İsrail’de askerlik, İsrail vatandaşları için genel olarak zorunlu. Çifte vatandaşlık ya da sonradan İsrail’e göç etmiş olmak tek başına muafiyet nedeni sayılmıyor. Erkekler için asgari süre 32 ay, kadınlar içinse 24 ay. Bu nedenle Bachar’ın Gazze soykırımına katıldığına dair kanıt bulunmuyor.</p>
<p>Bar-Ilan Üniversitesi’nin Temmuz 2025’te yayımladığı tanıtım yazısına göre Bachar, 17 yaşında Türkiye’den ayrılarak İsrail’e gitti. IDF’de “lone soldier” olarak görev yaptıktan sonra Bar-Ilan Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve iletişim okudu.</p>
<p>Aynı yazıda Bachar’ın, Türkiye’deki 2023 depremlerinin ardından afet yardımı için GraceAID adlı bir uygulama geliştirdiği ve Gold Moon Awards tarafından “Yılın En Genç Girişimcisi” seçildiği belirtildi.</p>
<p>İsrail basını haberlerinde, olayın Türkiye’de çifte vatandaş İsraillilerin ve özellikle IDF’de görev yapmış kişilerin sosyal medya üzerinden hedef gösterildiği kampanyalarla bağlantılı olduğu savunuldu. Ynet ve The Jerusalem Post, kampanyalarda Türk Ceza Kanunu’ndaki soykırım ve insanlığa karşı suçlara ilişkin düzenlemelere atıf yapıldığını yazdı.</p>
<h3>Türkiye yasalarında suç</h3>
<p>Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre başka bir ülkede askerlik yapmak suç. TCK’nin "Milli Savunmaya Karşı Suçlar" bölümündeki “Yabancı hizmetine asker yazma, yazılma” başlıklı 320. maddesine göre hükümetin izni olmaksızın başka bir ülke için askerlik yapanlar üç yıldan altı yıla kadar hapisler cezalandırılır.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:13:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>