<?xml version='1.0' encoding='utf-8'?><rss version='2.0' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/'><channel><title>bianet</title><link>https://bianet.org/</link><description>Son Haberler</description><language>tr-TR</language><ttl>300</ttl><lastBuildDate>Wed, 22 Jul 2026 16:11:29 +0300</lastBuildDate><image><title>bianet</title><url>https://static.bianet.org/logos/bianet-logo.svg</url><link>https://bianet.org/</link></image><atom:link rel='self' type='application/rss+xml' href='https://bianet.org/rss/bianet'/><item><title><![CDATA[Kemal Türkler katledilişinin 46. yılında mezarı başında anıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/kemal-turkler-katledilisinin-46-yilinda-mezari-basinda-anildi-321779</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/kemal-turkler-katledilisinin-46-yilinda-mezari-basinda-anildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kemal-turkler-katledilisinin-46-yilinda-mezari-basinda-anildi-321779</guid><description><![CDATA[Topkapı Mezarlığı girişinde toplanan kitlenin Kemal Türkler’in kabrine gerçekleştirdiği yürüyüşle başlayan anma programı, bir dakikalık saygı duruşu ile devam etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>DİSK’in kurucu başkanı, T. Maden-İş Genel Başkanı ve Birleşik Metal-İş Onursal Genel Başkanı Kemal Türkler, katledilişinin 46’ncı yıl dönümünde Topkapı’daki mezarı başında düzenlenen kitlesel törenle anıldı.</p>
<a href='/haber/kemal-turkler-kimdir-126358' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kemal Türkler kimdir?</h5>
<div class='date'>1 Aralık 2010</div>
</div>
</a>

<p>Anmaya katılan işçi liderleri, Türkler’in mücadele mirasının bugün de grev boylarında ve direnişlerde yaşamaya devam ettiğini vurguladı.</p>
<p>Topkapı Mezarlığı girişinde toplanan kitlenin Kemal Türkler’in kabrine gerçekleştirdiği yürüyüşle başlayan anma programı, bir dakikalık saygı duruşu ile devam etti.</p>
<p>Törene Birleşik Metal-İş yöneticileri ve yüzlerce metal işçisinin yanı sıra DİSK ve bağlı sendikaların yöneticileri, üyeleri, Kemal Türkler Eğitim ve Kültür Vakfı (KETEV) temsilcileri, Türkler ailesi ve çok sayıda siyasi parti temsilcisi katıldı. DİSK Gıda-İş öncülüğünde gasp edilen hakları için iki haftadır direnen Çapa yemekhane işçileri de ellerinde talepleriyle anmadaki yerini aldı.</p>
<h3>"Mücadele mirası grev boylarında sürüyor"</h3>
<p>Anmanın açılış konuşmasını yapan Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar; Kavel Grevi’nden DİSK’in kuruluşuna, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nden DGM direnişlerine ve kitlesel 1 Mayıs'lara kadar Kemal Türkler'in işçi sınıfı tarihine imza atan öncülüğünü hatırlattı.</p>
<p>Atar şöyle dedi:</p>
<p><em>"Katledilişinin 46. yılındaOnursal Genel Başkanımızın ve konfederasyonumuzun kuruluşuna önderlik eden tüm liderlerimizin aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Onun mücadele mirası bugün grev boylarında, direnişlerde ve tezgâh başlarında sürmektedir. Kavel'de kazandığımız grev hakkımızı Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle elimizden almaya kalkışanlara karşı, o kararları yırtıp çöpe atan metal işçilerinin direncinde yaşamaktadır."</em></p>
<p>KETEV Başkanı Celalettin Aykanat da yaptığı konuşmada, Türkler’in bıraktığı tarihsel mirasa sahip çıkmanın günümüz işçi hareketi açısından hayati bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.</p>
<h3>Çerkezoğlu: "46 yıl önce sıkılan kurşun bugün yaşatılmak istenen düzen içindi"</h3>
<p>Anmada son olarak söz alan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise Kemal Türkler’in hedeflenmesinin ardındaki siyasal akla dikkat çekerek şunları söyledi:</p>
<p><em>"Kemal Türkler'e 46 yıl önce sıkılan kurşun, aslında bugün bize yaşatılmak istenen Türkiye'yi inşa etmek için atılmıştır. Bu karanlığın karşısında Türkiye işçi sınıfının ve DİSK'in bütün değerleri ve birikimleri durmaktadır. Yolumuza ışık tutan en güzel anlatım yine Türkler’in kendi sözlerindedir: 'Zaman; bağımsızlık, demokrasi, barış, toplumsal ilerleme ve sosyalizm lehine ilerliyor. Zamanın akışını hızlandırmalıyız arkadaşlar. Daha çok çalışmalı, daha kararlı ve uyanık olmalıyız.' Yolumuzu yıllar önce çizen bu iradeye inanıyoruz; tarihin iyiliğe ve güzelliğe doğru akışını hiçbir güç durduramaz."</em></p>
<h3>"İşçi Sınıfının Ablası" Sabahat Türkler de unutulmadı</h3>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/07/whatsapp-image-2026-07-22-at-15-39-25.jpeg" alt=""></p>
<p>Konuşmaların ardından Kemal Türkler’in mezarına <em>"Kemal Türkler aramızda!"</em> ve <em>"Kemal Türkler kavgamızda yaşıyor!"</em> sloganları eşliğinde karanfiller bırakıldı.</p>
<p>Törenin sonunda, Kemal Türkler’in ardından yaşamı boyunca mücadeleyi omuzlayan ve işçi sınıfının hafızasında "Sabahat Abla" olarak yer edinen eşi Sabahat Türkler de mezarı başında karanfillerle anıldı.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 16:06:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çankaya Belediyesi'nde başkanvekili belli oldu]]></title><link>https://bianet.org/haber/cankaya-belediyesi-nde-baskanvekili-belli-oldu-321778</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/cankaya-belediyesi-nde-baskanvekili-belli-oldu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cankaya-belediyesi-nde-baskanvekili-belli-oldu-321778</guid><description><![CDATA[İkinci tur oylamasının ardından Meclis üyelerinin çoğunluğunun desteğini alan Haldun Güler, Çankaya Belediyesi Başkanvekilliği görevine getirildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in hukuki süreç nedeniyle görevden uzaklaştırılması üzerine Çankaya Belediye Meclisi, yeni başkanvekilini seçmek amacıyla bugün sandık başına gitti.</p>
<p>Kritik seçimin ilk turunda Haldun Güler 30 oy alırken, diğer aday Fevzi Gümüş ise 6 oyda kaldı. Yapılan sayımda 2 oy geçersiz kabul edilirken, 5 meclis üyesi tercihini boş oydan yana kullandı. İlk turda adaylardan hiçbirinin seçilmek için gerekli olan 31 oyluk nitelikli çoğunluğa ulaşamaması nedeniyle seçimlerde ikinci tura geçildi.</p>
<p>İkinci tur oylamasının ardından Meclis üyelerinin çoğunluğunun desteğini alan Haldun Güler, Çankaya Belediyesi Başkanvekilliği görevine getirildi.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gençlik örgütü üyesi gözaltını anlattı: Kuyu tipi cezaevindeki arkadaşımız için endişeliyiz]]></title><link>https://bianet.org/haber/genclik-orgutu-uyesi-gozaltini-anlatti-kuyu-tipi-cezaevindeki-arkadasimiz-icin-endiseliyiz-321777</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/gozaltindan-cikan-genclik-orgutu-uyesi-anlatti-kuyu-tipi-cezaevindeki-arkadasimiz-icin-endiseliyiz.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/genclik-orgutu-uyesi-gozaltini-anlatti-kuyu-tipi-cezaevindeki-arkadasimiz-icin-endiseliyiz-321777</guid><description><![CDATA[Nezarette kaldıkları süre boyunca tarihi geçmiş ve eksik yemek verildiğini, bazı öğünlerin atlandığını söyleyen Şevval, 9 kişilik hücrelerde 13 kişi tutulduklarını ve ciddi yatak sıkıntısı çekildiğini söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde 5 Temmuz sabahı İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Kocaeli gibi pek çok ilde kamu güvenliği gerekçe gösterilerek çok sayıda adrese eş zamanlı ev baskınları yapıldı.</p>
<p>İstanbul’da gözaltına alınan ve 4 gün sonra serbest bırakılan Devrimci Gençlik Dernekleri üyesi Şevval E., gözaltı sürecinde ve ev baskınlarında yaşanan hak ihlallerini anlattı. Ailelerinin yerlerde kelepçelendiğini, nezarette banyo ve tuvaletlerin kameralarla izlendiğini belirten Şevval, tutuklanarak Kuyu Tipi Cezaevine gönderilen Mehmet Şimşek'in durumuna dikkat çekti.</p>
<h3>"Ailelerimiz yere yatırılarak kelepçelendi"</h3>
<p>Ev baskınları sırasında polislerin ailelerini hedef aldığını belirten Şevval, yetkililerin ailelere “çocuklarının terörist olduğu ve silahlı örgüt kurduğu” yönünde beyanlarda bulunduğunu ifade etti. Arama sırasında ailesinin de gözaltı kararı varmış gibi muamele gördüğünü vurgulayan Şevval, <em>"Benim ailem de yere yatırıldı ve kelepçelendi. Gözaltına alınan diğer arkadaşlarımızın aileleri de benzer muamelelere maruz kaldı"</em> dedi.</p>
<p>Gözaltı süresi boyunca ajanlık dayatmasıyla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Şevval, evden alındıkları andan itibaren ve nezarethanede kaldıkları süreçte mülakat adı altında tek tek çağrılarak özel hayatlarıyla ilgili hususlarla tehdit edildiklerini dile getirdi.</p>
<h3>"Tuvalet ve banyo kameralarla izlendi, tarihi geçmiş yemek verildi"</h3>
<p>Nezarethane koşullarının insani olmadığını ifade eden Şevval, banyo ve tuvaletlerin 24 saat boyunca kameralarla izlendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p><em>"Kaldığımız nezarethane 24 saat izleniyordu. Duşa giren arkadaşlarımızın duştan sonra ensesini peçeteyle kuruladığını bile takip edip gelip bize bunu söylediler. 'Sizi izliyoruz' diyerek içerinin izlendiğini belli edecek ifadeler kullandılar. Banyo ve tuvaletler sürekli kamera kaydı altındaydı."</em></p>
<p>Nezarette kaldıkları süre boyunca tarihi geçmiş ve eksik yemek verildiğini, bazı öğünlerin atlandığını söyleyen Şevval, 9 kişilik hücrelerde 13 kişi tutulduklarını ve ciddi yatak sıkıntısı çekildiğini söyledi. </p>
<h3>"Telefon şifresi için kafası duvara vuruldu"</h3>
<p>Kendi gördüğü muamelenin diğer arkadaşlarına kıyasla daha hafif kaldığını belirten Şevval, arkadaşı Mehmet Şimşek ve diğer gözaltındakilerin uğradığı şiddete dikkat çekti. Bir arkadaşlarının telefon şifresini (Face ID) açtırmak için polisin şiddetine uğradığını ifade eden Şevval, <em>"Telefonunu açmak istemeyen arkadaşımızın kafasını duvara vurdular ve zorla Face ID ile telefonunu açtılar. Birçok arkadaşımızın telefonu ailesinin yanında tehdit edilerek zorla açtırıldı"</em> dedi.</p>
<h3>"Kuyu tipi cezaevindeki Mehmet Şimşek için endişeliyiz"</h3>
<p>Avukatlarının yaşanan tüm hak ihlalleri, kötü muamele ve usulsüzlükler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirten Şevval, şu an Kuyu Tipi Cezaevine gönderilen arkadaşları Mehmet Şimşek için endişeli olduklarını vurguladı:</p>
<p><em>"Mehmet Şimşek şu an Kuyu Tipi Cezaevinde kalan tek arkadaşımız. Sevk edilirken kameraların olmadığı alanlarda darp edildi. Avluya çıkarılmıyor ve tecrit koşullarında tutuluyor. Şu an bizim için en kritik konu Mehmet'in durumudur. Ancak yapılan tüm bu baskılar ve baskınlar ne bizleri ne de toplumsal muhalefeti yıldıramayacaktır."</em></p>
<div class="box-13">5 Temmuz tarihinde İstanbul merkezli yürütülen ve İzmir ile Eskişehir gibi illeri de kapsayan operasyonlarda, NATO Zirvesi öncesinde çok sayıda gençlik örgütü üyesi gözaltına alındı. İstanbul'da yaklaşık 50 kişinin gözaltına alındığı dosyada 25 kişi tutuklanırken, aralarında Devrimci Gençlik Dernekleri üyesi Şevval'in de bulunduğu diğer isimler serbest bırakıldı.</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Türkiye ve Ermenistan’dan gençler bir araya geliyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/turkiye-ve-ermenistandan-gencler-bir-araya-geliyor-321775</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/turkiye-ve-ermenistandan-gencler-bir-araya-geliyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/turkiye-ve-ermenistandan-gencler-bir-araya-geliyor-321775</guid><description><![CDATA[Gençler, proje kapsamındaki eğitim programlarının yanı sıra Kars ve Gümrü’de saha çalışmalarına katılacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu Kültür ile Ermenistan merkezli Eurasia Partnership Foundation (EPF) ortaklığında yürütülen “<strong>Bridging Histories: Youth Dialogue through Cross-Border Heritage</strong>” projesi başladı.</p>
<p>Avrupa Birliği’nin (AB) “<strong>Support to Armenia–Türkiye Normalization: Enhancing Cross-border Linkages</strong>” programı kapsamında finanse edilen proje, Haziran 2026-Mayıs 2027 tarihleri arasında yürütülecek.</p>
<a href='/haber/turkiye-ermenistan-normallesmesinde-yeni-adim-ticaret-hazirliklari-tamamlandi-319576' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/13/turkiye-ermenistan-arasindaki-dogrudan-ticaret-hazirliklari-tamamlandi.jpg' alt='Türkiye-Ermenistan normalleşmesinde yeni adım: Ticaret hazırlıkları tamamlandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Türkiye-Ermenistan normalleşmesinde yeni adım: Ticaret hazırlıkları tamamlandı</h5>
<div class='date'>13 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<p>Kars ve Gümrü’ye odaklanan proje, Türkiye ve Ermenistan’dan gençleri ortak kültürel miras etrafında bir araya getirerek kültürlerarası diyaloğu ve sınırötesi işbirliği güçlendirmeyi amaçlıyor.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/07/unnamed-45.jpg" alt=""></p>
<p>Seçilecek katılımcılar, uzmanlar tarafından yürütülecek eğitim programlarının yanı sıra Kars ve Gümrü’de saha çalışmalarına katılacak. Katılımcılar ayrıca karma ekiplerle ortak araştırmalar yürütecek; kültürel mirasın belgelenmesi ve dijital teknolojiler üzerine uygulamalı atölyelerde yer alacak.</p>
<p>Proje süresince katılımcılar araştırma, ekip çalışması, kültürlerarası iletişim, yaratıcı hikâye anlatıcılığı ve dijital içerik geliştirme alanlarında deneyim kazanırken, iki ülkeden akranlarıyla uzun vadeli işbirlikleri kurma fırsatı bulacak.</p>
<a href='/haber/ermenistanla-ani-koprusunun-restorasyonuna-yonelik-mutabakat-zapti-imzalandi-319299' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/04/ermenistanla-ani-koprusunun-restorasyonuna-iliskin-mutabakat-zapti-imzalandi.jpg' alt='Ermenistan’la Ani Köprüsü’nün restorasyonuna yönelik mutabakat zaptı imzalandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ermenistan’la Ani Köprüsü’nün restorasyonuna yönelik mutabakat zaptı imzalandı</h5>
<div class='date'>4 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<p><strong><em>Ağustos 2026’da katılım başvuruları açılacak olan projenin detaylarına <a href="https://www.anadolukultur.org/34-calismalarimiz/2461-bridging-histories-youth-dialogue-through-cross-border-heritage/" target="_blank" rel="nofollow noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz</em></strong>. (TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Alican Uludağ’ın paylaşımını alıntılayan gazeteci Ali Taş gözaltına alındı]]></title><link>https://bianet.org/haber/alican-uludagin-paylasimini-alintilayan-gazeteci-ali-tas-gozaltina-alindi-321776</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/alican-uludagin-paylasimini-alintilayan-gazeteci-ali-tas-gozaltina-alindi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/alican-uludagin-paylasimini-alintilayan-gazeteci-ali-tas-gozaltina-alindi-321776</guid><description><![CDATA[Antalya’da yerel basında çalışan gazeteci Ali Taş, Alican Uludağ’ın gözaltına alınmadan önce yaptığı sosyal medya paylaşımını alıntılamasının ardından gözaltına alındı. Taş, “Bana gelip alacaksanız, uyumayayım ki boş yere uykum bölünmesin” diye yazmıştı. Gözaltının resmi gerekçesi henüz açıklanmadı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da gazetecilik yapan Ali Taş, bugün (22 Temmuz) gözaltına alındı.</p>
<p>Halk TV'nin aktardığına göre Taş’ın gözaltına alınması, DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ’ın paylaşımını alıntılayarak yaptığı sosyal medya paylaşımlarının ardından gerçekleşti. Taş’ın nerede tutulduğu ve kendisine hangi suçlamaların yöneltildiği konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadı.</p>
<h3>Uludağ’ın paylaşımını alıntıladı</h3>
<p>Taş, Alican Uludağ’ın Oğuzhan Uğur’un gözaltına alınması ve tutuklanması sürecini eleştirdiği paylaşımını alıntıladı.</p>
<p>Kendi paylaşımında, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek ile eşine ait görüntüler ile Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’a ait olduğu belirtilen otel görüntülerini hatırlatan Taş, soruşturma dosyalarındaki görüntülerin kamuoyuna servis edilmesini eleştirdi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Oğuzhan Uğur olayı yine insaflı sayılır.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Muhittin Böcek'in oğlu Gökhan Böcek ile eşinin görüntüleri, ki telefon adlı emanetteydi ya da Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın otel görüntüleri, ki emniyet kaydıydı, bunları unutmayalım.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>O zaman da bas bas bağırdık. ‘Bu insanlık suçudur, bu 21. YY. işkencesidir’ diye.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Karşı karşıya kaldığımız durum, bize gerçek ötesini (post truht) cebren ve hile ile 'gerçek' olarak dayatılmasından başka bir şey değildir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Eskiden gerçeğin kabul ettirilmesi, en azından rıza üretimine dayandırdı. Şimdi rıza da hak getire.”</em></p>
<p>Taş, daha sonra Uludağ hakkındaki soruşturma ve suçlamaların kamuoyuna yansıması üzerine şu paylaşımı yaptı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>"Alican Uludağ'ın yaptığı paylaşımı ben de alıntılayarak aşağıdaki paylaşımı yaptım.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bana gelip alacaksanız, uyumayayım ki boş yere uykum bölünmesin.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Öyle ya! Ben de aynı konuda farklı örnekler verdim.”</em></p>
<h3>Uludağ da sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle gözaltında</h3>
<p>Alican Uludağ, 21 Temmuz’da Ankara’daki evinden gözaltına alınmasına neden olan paylaşımı ise şöyleydi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Türkiye'de artık yeni bir yargı düzeni oluşturuldu. Sabah kişilere yeni operasyon yapıldığında, o kişi daha emniyet yolundayken aleyhinde hazırlanan bilgi notları aynı merkez tarafından yandaş gazetecilere servis ediliyor. Yetmiyor, polis kamerasıyla çekilen gözaltı anları dağıtılıyor. Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı hiçe sayılıyor.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Kamuoyunda o kişiyle ilgili yaratılan kanaatler, algılar üzerinden bir kampanya yürütülüyor. Kişi, halkın gözünde peşinen suçlu ilan edilip resmen infaz ediliyor. Normal hukukta kural olarak tutuklama istisnayken, artık tutuklama esas, serbest bırakma istisna haline getirildi. Kimsenin hukuki güvencesi kalmadı. Oğuzhan Uğur olayında yaşadığımız tam da budur.”</em></p>
<p>Basın meslek örgütleri Ankara Adliyesi önünde Uludağ’ın serbest bırakılmasını istiyor.</p>
<p>Uludağ, daha önce de sosyal medya paylaşımları ve haberleri gerekçe gösterilerek 19 Şubat’ta gözaltına alınmış, 20 Şubat’ta tutuklanmıştı. Yaklaşık 90 gün cezaevinde kalan Uludağ, 21 Mayıs’ta görülen ilk duruşmada tahliye edilmişti. Hakkındaki dava Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:13:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ahbap soruşturması: 5 ünlü isim ifadeye çağrıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/ahbap-sorusturmasi-5-unlu-isim-ifadeye-cagrildi-321773</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/ahbap-sorusturmasi-5-unlu-isim-ifadeye-cagrildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ahbap-sorusturmasi-5-unlu-isim-ifadeye-cagrildi-321773</guid><description><![CDATA[İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve soruşturma dosyasına giren MASAK raporlarında detaylar yer aldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ahbap Derneği bünyesinde toplanan bağışların şüphelilerin kişisel hesaplarına aktarıldığı iddiasına ilişkin yürütülen yolsuzluk ve kara para aklama soruşturması derinleşiyor.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca sürdürülen soruşturma kapsamında, aralarında gazeteci ve sanatçıların da bulunduğu 5 isim ifadeye çağrıldı.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen Ahbap Derneği soruşturmasında yeni bir safhaya geçildi. "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla sürdürülen incelemeler kapsamında; <strong>Ece Üner, Fatih Portakal, Feyza Altun, Gökhan Özoğuz</strong> ve <strong>Öykü Serter</strong>’in ifadelerine başvurulacağı öğrenildi.</p>
<h3>MASAK raporu iddiaların odak noktasında</h3>
<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve soruşturma dosyasına giren MASAK raporlarında detaylar yer aldı.</p>
<p>Teknik ve fiziki takip ile hesap hareketleri incelemeleri sonucunda; şüphelilerin mali profilleriyle uyumsuz yüksek tutarlı para transferleri gerçekleştirdikleri öne sürüldü. Raporda; toplanan bağışların şans oyunları hesaplarına aktarılarak bahis oynandığı, yüksek miktarlarda para kaybedildiği ve kısa süre içerisinde zincirleme tapu devir işlemleri yapıldığı iddialarına yer verildi.</p>
<h3>İlk operasyon dalgaları: Haluk Levent tutuklandı</h3>
<p>12 Temmuz'da düzenlenen ilk operasyon dalgasında, Ahbap Derneği kurucusu şarkıcı <strong>Haluk Levent</strong>'in de aralarında bulunduğu 17 kişi gözaltına alınmış, devam eden çalışmalarda bu sayı 26'ya yükselmişti. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Haluk Levent dâhil 14 kişi tutuklanırken 11 kişi hakkında adli kontrol kararı verilmişti.</p>
<p>Soruşturmanın ikinci dalgasında ise İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Muğla'da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 17 kişi daha yakalanmış, adliyeye sevk edilenlerden 4'ü tutuklanmıştı.</p>
<h3>Oğuzhan Uğur da tutuklananlar arasında</h3>
<p>Soruşturmanın genişleyen halkasında gözaltına alınan internet yayıncısı <strong>Oğuzhan Uğur</strong>’un da aralarında bulunduğu 10 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.</p>
<p>Savcılık sorgularının ardından sulh ceza hakimliğine çıkarılan şüphelilerden Oğuzhan Uğur, Gülgün Öztürk, Suzan Düşküner, Emir Taşar, Emre Kartaloğlu, Hüseyin Küçük, Fatih Eke, Muharrem Karataş ve Ersin Gökgün "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından tutuklandı. Bir şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>
<h3>Bilanço: 28 tutuklama ve el koyma kararı</h3>
<p>Son tutuklamalarla birlikte soruşturma kapsamında gözaltına alınan toplam 54 şüpheliden, dernek kurucusu Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur’un da aralarında yer aldığı 28 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Adli süreç devam ederken, karar doğrultusunda Ahbap Derneği'nin ve bazı şüphelilerin tüm mal varlıklarına el konuldu.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 14:47:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sport & Rights Alliance’tan FIFA Raporu: Dünyanın olmadığı bir dünya kupası]]></title><link>https://bianet.org/haber/sport-rights-alliancetan-fifa-raporu-dunyanin-olmadigi-bir-dunya-kupasi-321772</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/sport-rights-alliancetan-fifa-raporu-dunyanin-olmadigi-bir-dunya-kupasi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/sport-rights-alliancetan-fifa-raporu-dunyanin-olmadigi-bir-dunya-kupasi-321772</guid><description><![CDATA[Sport & Rights Alliance, 2026 FIFA Erkekler Dünya Kupası’nın ardından yayımladığı değerlendirme raporunda, turnuvadaki coşkunun ABD hükümetinin uyguladığı dışlama, ayrımcılık ve yetki suistimallerinin üzerini örtmemesi gerektiği uyarısında bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Küresel Girişimler Direktörü Minky Worden, sahada ilham verici anlar yaşansa da turnuvanın göçmenlere yönelik şiddetli baskılar ve FIFA’nın kendi insan hakları standartlarını koruyamadığı bir atmosferde geçtiğini vurguladı.</p>
<h3>"Ayrımcı vize politikaları"</h3>
<p>FIFA’nın "tarihin en kapsayıcı turnuvası" vaadinde bulunmasına rağmen, ABD’nin katı vize politikaları nedeniyle çok sayıda taraftar, işçi, gazeteci ve hatta spor insanı turnuvanın dışında kaldı. Somalili hakem Omar Artan, Cabo Verde kalecisinin annesi ve Kongo DC'li taraftar "Lumba Vea" gibi kamuoyuna yansıyan vakaların yanı sıra, binlerce kişinin ABD’ye girişine izin verilmedi.</p>
<h3>"Neredeyse kimse vize alamadı"</h3>
<p>Football Supporters Europe Direktörü Ronan Evain, sahadaki gözlemlerini şu sözlerle aktardı:</p>
<blockquote>
<p> "Afrika ve Asya'dan bilet sahibi olup ABD'ye giriş için vize alabilmiş neredeyse kimseye rastlamadık. Maçları izleyen gruplar büyük ölçüde yerel diaspora veya çifte vatandaşlardan oluşuyordu. FIFA, tüm dünyayı kapsayan bir turnuva düzenleme konusunda başarısız olmuştur."</p>
</blockquote>
<h3>"Büyüyen hak ihlalleri ve baskılar"</h3>
<p>Yayımlanan raporda ve hak savunucularının açıklamalarında turnuva boyunca öne çıkan diğer başlıklar şöyle sıralandı:</p>
<div class="box-1">
<p>*Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) yetkilisi Gypsy Guillén Kaiser, ABD’deki sertleşen ortam nedeniyle gazetecilere olağanüstü güvenlik eğitimleri vermek zorunda kaldıklarını ifade etti.</p>
<p>*Uluslararası Af Örgütü ABD Şubesi’nden Daniel Noroña, turnuva heyecanı sürerken ABD Göç ve Gümrük Muhafaza Kurumu'nun (ICE) 10 binden fazla kişiyi gözaltına aldığı operasyonlar yürüttüğünü hatırlattı. Houston ve Maine'deki operasyonlarda göçmenlerin öldürüldüğünü belirten Noroña, "Sporla aklamaya izin veremeyiz" dedi.</p>
<p>*ILGA World uzmanı Lily Dong Li Rosengard, trans karşıtı göç politikaları ve artan nefret söylemleri nedeniyle pek çok LGBTİ+ taraftarının güvenlik gerekçesiyle turnuvaya gidemediğini kaydetti.</p>
<p>*Sport &amp; Rights Alliance Direktörü Andrea Florence, cinsel suç iddiaları veya devam eden davaları bulunan futbolcuların turnuvada yer almasını eleştirerek FIFA'yı açık ve tutarlı bir politika izlemeye çağırdı.</p>
</div>
<h3>"Trump ve FIFA Dünya Kupası'nı silahlaştırdı"</h3>
<p>Turnuvanın siyasi emellere alet edildiğini belirten Pasifik Üniversitesi öğretim üyesi ve Red Card: The 2026 World Cup, Sportswashing, and the FIFA Greed Machine kitabının yazarı Jules Boykoff, süreci şu sözlerle özetledi:</p>
<blockquote>
<p> "Trump’ın FIFA Barış Ödülü’nü almasından İç Güvenlik Bakanlığı’nın göçmen karşıtı paylaşımlarına ve başkanın ABD’li oyuncu Folarin Balogun'a gösterilen kırmızı kartın iptal edilmesi için müdahale etmesine kadar; FIFA ve Trump yönetimi Dünya Kupası’nı siyasi amaçlar için silahlaştırdı."</p>
</blockquote>
<p>Sport &amp; Rights Alliance, FIFA PASS aracılığıyla kaç kişinin vizeye erişiminin kolaylaştırıldığına dair sorularına FIFA’dan yanıt alamadıklarını açıkladı. Örgüt, önümüzdeki aylarda tüm bu ihlalleri kapsayan detaylı bir rapor yayımlayacağını duyururken; 2028 Los Angeles Olimpiyatları öncesinde spor dünyasında gerçek bir hesap verilebilirliğin şart olduğunu vurguladı.</p>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 14:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İstanbul Barosu'nun açtığı davada emsal karar: 19 Mart yasakları hukuka aykırı]]></title><link>https://bianet.org/haber/istanbul-barosu-nun-actigi-davada-emsal-karar-19-mart-yasaklari-hukuka-aykiri-321771</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/istanbul-barosu-nun-actigi-davada-emsal-karar-19-mart-yasaklari-hukuka-aykiri.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/istanbul-barosu-nun-actigi-davada-emsal-karar-19-mart-yasaklari-hukuka-aykiri-321771</guid><description><![CDATA[İstanbul Barosu, İstanbul Valiliği'nin 19 Mart 2025'te aldığı dört günlük toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması yasağına karşı açtığı davayı kazandı. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, Valiliğin istinaf başvurusunu reddederek yasağın hukuka aykırı olduğuna ilişkin iptal kararını kesinleştirdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Barosu, İstanbul Valiliği'nin 19 Mart 2025 tarihinde İstanbul genelinde dört gün süreyle her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklamasını yasaklayan kararına karşı açtığı davada karar çıktı.</p>
<p>İstanbul 3. İdare Mahkemesi, söz konusu yasağı hukuka aykırı bularak iptal etmişti. İstanbul Valiliği'nin bu karara yaptığı istinaf başvurusu ise İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi tarafından reddedildi. Böylece dört günlük eylem yasağını iptal eden karar kesinleşti.</p>
<h3>"Bu karar emsal niteliği taşıyor"</h3>
<p>Kararı değerlendiren İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, İstanbul Barosunun Anayasa ve Avukatlık Kanunu'ndan kaynaklanan görevleri doğrultusunda hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmaya devam ettiğini belirtti.</p>
<p>Kaboğlu, 19 Mart 2025'te ilan edilen genel yasak kararının ardından çok sayıda kişinin, özellikle de üniversite öğrencilerinin gözaltına alındığını, tutuklandığını ve haklarında davalar açıldığını hatırlatarak şunları söyledi:</p>
<blockquote>
<p>"Bu anayasa ve hukuk dışı karara karşı açmış olduğumuz idari yargı davası kesinleşti. Karar iptal edildi. İlk derece mahkemesi tarafından verilen karar sonrasında Valiliğin yaptığı istinaf başvurusu da reddedildi. Böylece karar kesinleşti. Bu karar emsal nitelik taşıyan bir karardır."</p>
</blockquote>
<h3>"Öğrenciler eğitim hakkından mahrum bırakıldı"</h3>
<p>Kaboğlu, yasak kararının özellikle üniversite öğrencileri üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek, çok sayıda öğrencinin derslerine devam edemediğini, sınavlarını kaçırdığını ve aileleriyle birlikte ciddi mağduriyet yaşadığını ifade etti.</p>
<p>Söz konusu hukuka aykırı işlemler nedeniyle açılan davaların ve mağduriyetlerin halen sürdüğünü belirten Kaboğlu, yargı kararının gereğinin gecikmeksizin yerine getirilmesi çağrısında bulundu.</p>
<h3>"Yargı kararını uygulayın"</h3>
<div class="box-1">
<p>Anayasa'nın 138. maddesini hatırlatan Kaboğlu, savcılar, hakimler, üniversite yöneticileri ve kolluk makamlarının kesinleşen yargı kararına uygun hareket etmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Valilere ve kaymakamlara da çağrıda bulunan Kaboğlu, Anayasa'nın 11. maddesi uyarınca idarenin Anayasa'nın emredici hükümlerine uymak zorunda olduğunu vurgulayarak, temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran benzer kararların bir daha alınmaması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>İstanbul Barosu'nun açtığı davada verilen ve kesinleşen bu kararın, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik idari yasaklara ilişkin bundan sonraki yargı süreçleri açısından emsal oluşturması bekleniyor.</p>
</div>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 14:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Meslektaşları Alican Uludağ için Ankara Adliyesi önünde]]></title><link>https://bianet.org/haber/meslektaslari-alican-uludag-icin-ankara-adliyesi-onunde-321768</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/meslektaslari-alican-uludag-icin-ankara-adliyesi-onunde.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/meslektaslari-alican-uludag-icin-ankara-adliyesi-onunde-321768</guid><description><![CDATA[Basın meslek örgütleri Ankara Adliyesi önünde "Alican Uludağ serbest bırakılsın" çağrı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Basın meslek örgütleri, gazeteci Alican Uludağ'ın sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamalarıyla gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan gazeteciler, ev baskınıyla gözaltı uygulamasının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Gazetecilik suç değildir. Alican Uludağ bir an önce serbest bırakılmalı" çağrısında bulundu.</p>
<a href='/haber/gazeteci-alican-uludag-gozaltina-alindi-321726' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/haber/2026/02/23/alican-uludag-in-tutuklanmasi-dosya-teror-savciliginda-ama-teror-isnadi-yok.jpg' alt='Gazeteci Alican Uludağ gözaltına alındı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gazeteci Alican Uludağ gözaltına alındı</h5>
<div class='date'>21 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p>Gazeteci Alican Uludağ, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle dün gözaltına alındı. Evinden gözaltına alınan Uludağ'a, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamaları yöneltildi. Geceyi Ankara Emniyet Müdürlüğü Özel Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde geçiren Uludağ’ın gün içinde adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.</p>
<p>Gazeteci Uludağ’ın gözaltına alınmasına tepki gösteren basın meslek örgütleri, Ankara Adliyesi önünde bir araya gelerek açıklama yaptı. Açıklamaya Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti, İletişim Emekçileri Dayanışma Ağı katıldı.</p>
<p>ÇGD Genel Başkanı Kıvanç El, gazetecilerin adliye önünde meslektaşlarına yönelik soruşturmalar nedeniyle sık sık bir araya gelmek zorunda kaldıklarını vurguladı. </p>
<h3>"Çocuklarının gözü önünde gözaltına alınmalarını yanlış buluyoruz"</h3>
<p>Uludağ'ın daha önce de çok sayıda soruşturma kapsamında savcılığa giderek ifade verdiğini hatırlatan El, "Alican Uludağ şubat ayında gözaltına alınmış, mayıs ayında serbest bırakılmıştı. Şimdi yeniden gözaltında. Gazeteciler hakkında elbette soruşturmalar açılabilir ancak bunun yöntemi gözaltı ve ev baskınları olmamalı. Özellikle çocuklarının gözü önünde gözaltına alınmalarını yanlış buluyoruz. Çağrılabilir, ifadesini verir. Geçmişte de defalarca adliyeye geldi, ifadesini verdi ve süreçler devam etti" dedi.</p>
<p>Uludağ'ın ev baskınıyla gözaltına alındığının altını çizen El, "Şu anda Ankara Emniyeti'nde. Bir an önce adliyeye getirilmesini, ifadesinin alınmasını ve serbest bırakılmasını istiyoruz. Gazeteciliğin kriminalize edilmesi, yaptığı yorumların ve sosyal medya paylaşımlarının suç unsuru gibi gösterilmesi kabul edilebilir değil. Alican Uludağ gazetecidir, iyi bir gazetecidir. Bir an önce serbest bırakılmalı ve görevine dönmelidir" ifadelerini kullandı.</p>
<h3>"Artık yeter' demekten başka çaremiz kalmadı"</h3>
<p>TGS Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu ise Uludağ'ın kısa süre önce tahliye edildiğini anımsatarak, yeniden gözaltına alınmasına tepki gösterdi.</p>
<p>Uludağ'ın avukatının önceki yargılama sürecinde tutukluluğun hem hukuka hem de gerçeğe aykırı olduğunu dile getirdiğini hatırlatan Tartanoğlu, "İki ay sonra yine hem hukuka hem de gerçeğe aykırı bir uygulamayla karşı karşıya kaldık. Cezaevlerinde çok sayıda gazeteci var, hakkında soruşturma yürütülen çok sayıda gazeteci var. 'Artık yeter' demekten başka çaremiz kalmadı" diye konuştu.</p>
<p>Gazetecilerin mesleklerini özgürce yapmak istediklerini vurgulayan Tartanoğlu, "Her seferinde 'Gazetecilik suç değildir' diyoruz. Haber yapmak, sosyal medya paylaşımlarımızı yapmak ve eleştirilerimizi özgürce dile getirmek istiyoruz. Ancak her defasında 'bunu yapamazsınız' diyen bir zihniyetle karşı karşıya kalıyoruz. Gazeteciliğin nasıl yapılacağı evrensel ilkelerle belirlenmiştir. Alican Uludağ da bu ilkelere uygun şekilde gazetecilik yapıyor. Bir an önce serbest bırakılmasını ve hem onun hem de diğer gazetecilerin bu tür uygulamalarla karşılaşmamasını istiyoruz" dedi.</p>
<p>Açıklamaların ardından gazeteciler, alkışlarla ve "Gazetecilik suç değildir" sloganıyla Uludağ'ın gözaltına alınmasını protesto etti.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 13:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, karakoldaki işkence iddiasına dört ay sonra yanıt verdi]]></title><link>https://bianet.org/haber/icisleri-bakanligi-karakoldaki-iskence-iddiasina-dort-ay-sonra-yanit-verdi-321762</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/icisleri-bakanligi-karakoldaki-iskence-iddiasina-yanit-verdi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/icisleri-bakanligi-karakoldaki-iskence-iddiasina-dort-ay-sonra-yanit-verdi-321762</guid><description><![CDATA[DEM Parti’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun soru önergesini yanıtlayan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Adli ve idari soruşturma yürütülüyor” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un Kadıköy ilçesinde uyuşturucu ticareti yaptığı iddiasıyla 3 Mart’ta gözaltına alınan ve savcılıkça serbest bırakılan 18 yaşındaki bir genç, karakolda darbedildiğini ve cinsel şiddete maruz bırakıldığını öne sürdü.</p>
<p>DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, 9 Mart’ta konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı.</p>
<p>Gencin avukatının müvekkiliyle görüşme talebinin yaklaşık altı saat boyunca karşılanmadığını belirten Gergerlioğlu, “Genç, savcılığa verdiği ifadenin ardından Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmiş ve muayenede anal bölgede travma bulunduğuna dair bulguların tespit edildiği iddia edilmiştir” dedi.</p>
<div class="box-13"><em>Gergerlioğlu, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yönelttiği sekiz soruda, işkence iddialarına ilişkin soruşturma başlatılıp başlatılmadığını, ilgili beş polisin görevden uzaklaştırılıp uzaklaştırılmadığını, avukata erişimin engellenip engellenmediğini, kamera kayıtlarının incelenip incelenmediğini, son beş yıldaki benzer vakaları ve uygulanan denetim mekanizmalarını sordu.</em></div>
<h3>Çiftçi: “Tüm kamera kayıtları teslim edildi”</h3>
<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Gergerlioğlu’nun soru önergesine verdiği yanıt, 20 Temmuz’da TBMM Başkanlığı’na iletildi.</p>
<p>Olayla ilgili adli ve idari soruşturma yürütüldüğünü belirten Çiftçi’nin yanıtında şu ifadeler yer aldı:</p>
<blockquote>
<p>Emniyet Teşkilatı personelinin işlemiş olduğu iddia edilen suçlar ile ilgili olarak personele yönelik ihbar ve şikayetler, iddianın niteliğine göre Mülkiye Başmüfettişleri, Polis Başmüfettişleri ya da muhakkikler marifetiyle yürütülmekte ve neticesine göre yetkili mercilerce karara bağlanmaktadır.</p>
<p>Soru önergesinde iddia edilen olaya ilişkin 2026/50309 sayılı adli soruşturma ve 2026/2675 sayılı idari soruşturma yürütülmektedir.</p>
<p>Ayrıca olay yerine ait tüm kamera kayıtları ilgili soruşturma birimlerine teslim edilmiştir.</p>
</blockquote>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 12:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Devlet çocukları ancak suç işlediklerinde görüyor”]]></title><link>https://bianet.org/haber/devlet-cocuklari-ancak-suc-islediklerinde-goruyor-321766</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/devlet-cocuklari-ancak-suc-islediklerinde-goruyor.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/devlet-cocuklari-ancak-suc-islediklerinde-goruyor-321766</guid><description><![CDATA[DEM Parti milletvekilleri Beritan Güneş ve Newroz Uysal, Diyarbakır Çocuk Hapishanesi’nde çocukların eğitim, sağlık, psikososyal destek ve bağımlılık tedavisi hizmetlerine erişemediğini açıkladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Beritan Güneş ile Adalet Komisyonu üyesi Newroz Uysal, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nden avukatlarla birlikte Diyarbakır Çocuk Hapishanesi’ndeki çocukları ziyaret etti.</p>
<p>Heyet, çocukların ceza sorumluluğunu ağırlaştıran kanun teklifinin TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeleri öncesinde hapishanedeki koşulları, çocukların yaşadığı hak ihlallerini ve tahliye sonrasına ilişkin destek mekanizmalarını yerinde incelemek amacıyla ziyaret gerçekleştirdi.</p>
<p>Ziyaretin ardından hapishane önünde açıklama yapan Güneş, görüştükleri çocukların anlatımlarının, çocuk hapishanelerinde rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırma amacıyla etkili bir çalışma yürütülmediğini ortaya koyduğunu söyledi.</p>
<p>Güneş, “Çocukların yalnızca kapatma yöntemleriyle cezalandırıldıklarını, topluma kazandırılmaları için herhangi bir çalışma yapılmadığını gözlerimizle gördük” dedi.</p>
<a href='/haber/cocuklarin-ceza-sorumlulugunu-agirlastiran-teklif-komisyondan-gecti-321761' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/22/cocuklarin-ceza-sorumlulugunu-agirlastiran-teklif-komisyondan-gecti.png' alt='Çocukların ceza sorumluluğunu ağırlaştıran teklif komisyondan geçti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Çocukların ceza sorumluluğunu ağırlaştıran teklif komisyondan geçti</h5>
<div class='date'>Bugün  11:47</div>
</div>
</a>

<h3>Uyuşturucu kullanan çocuklara tedavi uygulanmıyor</h3>
<p>Güneş, çocukların eğitim, sağlık ve tedavi hizmetlerine erişiminde ciddi sorunlar bulunduğunu; psikososyal destek ve onarıcı adalet mekanizmalarının ise ya işlemediğini ya da hiç bulunmadığını söyledi.</p>
<p>Görüştükleri çocukların önemli bir bölümünün uyuşturucu kullanım öyküsü bulunduğunu aktaran Güneş, buna rağmen çocukların hiçbirinin hapishanede tedavi edilmediğini belirtti.</p>
<p>“Çocukların çoğunun uyuşturucu kullanma geçmişi olmasına rağmen hiçbirinin cezaevinde tedavi edilmemesi, mevcut durumun en çarpıcı örneklerinden biri” diyen Güneş, bağımlılık ve çocukları suça sürükleyen koşullar ortadan kaldırılmadan yalnızca ceza uygulanmasının sorunları derinleştireceğini ifade etti.</p>
<p>Güneş, devletin çocukları ancak bir suçla ilişkilendirildikten sonra gördüğünü söyledi:</p>
<blockquote>
<p>Çocukların suç örüntüleri oluşmadan önce devletin yapabileceği çok şey olmasına rağmen bunların hiçbiri yapılmıyor. Devlet çocukları ancak suç işlediklerinde görünür hale getiriyor.</p>
</blockquote>
<h3>“Mesullük” sistemi ve şiddet iddiaları</h3>
<p>Heyetin aktardığına göre çocuklar, koğuşlarda “mesul” olarak adlandırılan ve diğer çocuklar üzerinde fiili otorite kuran bir sistem bulunduğunu anlattı.</p>
<p>Güneş, bazı çocukların bu sistem içerisinde zorbalığa, şiddete ve kötü muameleye maruz kaldıklarını söyledi. Çocukların kendi aralarındaki hiyerarşinin hapishane yönetimi tarafından önlenmediğini belirten Güneş, bu koşulların çocukları korumak yerine yeni hak ihlallerine açık hale getirdiğini ifade etti.</p>
<a href='/haber/13-yasinda-cezaevine-girdim-herkes-bize-disardan-bakiyor-bir-de-icerden-baksinlar-315529' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/01/13/13-yasinda-cezaevine-girdim-herkes-bize-disardan-bakiyor-bir-de-icerden-baksinlar.png' alt='“13 yaşında cezaevine girdim, herkes bize dışardan bakıyor bir de içerden baksınlar”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR ANLATIYOR</h6>
<h5 class='headline'>“13 yaşında cezaevine girdim, herkes bize dışardan bakıyor bir de içerden baksınlar”</h5>
<div class='date'>13 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<p>Güneş, çocuk hapishanelerinin çocuğun üstün yararını gözeten kurumlar olmadığını söyledi:</p>
<blockquote>
<p>Çocukların eğitime ve sağlığa erişmesini, hayatlarını yeniden kurmasını sağlayacak mekanizmalar oluşturulması gerekirken, çocukların daha fazla zorbalandıkları bir gerçeklikle karşılaştık.</p>
</blockquote>
<h3>Yetişkin hapishanesine geçmek için yaşlarını sayıyorlar</h3>
<p>Güneş’in açıklamasında öne çıkan anlatımlardan biri de çocukların yetişkin hapishanelerine geçmek istemesi oldu.</p>
<p>Çocukların, içinde bulundukları koşullar nedeniyle 18 yaşını doldurup yetişkin hapishanesine sevk edilecekleri günü beklediklerini söyleyen Güneş, “Çocuklar, çocuk cezaevinden yetişkin cezaevine geçmek için gün sayıyor” dedi.</p>
<p>Bu durumun çocuk hapishanelerindeki koşulları açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Güneş, çocuklara özgü infaz sisteminin koruma, eğitim ve iyileştirme yükümlülüklerini yerine getirmediğini söyledi.</p>
<a href='/haber/cocuklari-cezalandirmak-degil-suca-surukleyen-karanligi-sorgulamak-gerekir-321539' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/16/cocuklari-cezalandirmak-degil-suca-surukleyen-karanligi-sorgulamak-gerekir.png' alt='"Çocukları cezalandırmak değil, suça sürükleyen karanlığı sorgulamak gerekir"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Çocukları cezalandırmak değil, suça sürükleyen karanlığı sorgulamak gerekir"</h5>
<div class='date'>16 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Daha fazla hapis suçları azaltmayacak”</h3>
<p>Güneş, çocukların ceza indirimlerinin kaldırılmasını ve hapiste tutulma sürelerinin artırılmasını öngören kanun teklifine de tepki gösterdi.</p>
<p>Çocukların eğitim evlerine gönderilmesinin zorlaştırılmasının ve kapatmanın temel yöntem haline getirilmesinin suç oranlarını düşürmeyeceğini belirten Güneş, çocuklara özgü, onarıcı ve koruyucu bir adalet sistemine ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>
<p>“Çocukları hapsederek ve daha ağır cezalandırarak toplumdaki suçları azaltamayız” diyen Güneş, hapishanelerde çocukların yetişkinlerden farklı ihtiyaçlarını gözeten bir mekanizmanın bulunmadığını ifade etti.</p>
<p>Güneş, ziyaret sırasında tespit ettikleri sorunları kanun teklifinin Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerinde gündeme getireceklerini belirterek şöyle konuştu:</p>
<blockquote>
<p>Çocukluk tanımını değiştirmenin topluma hiçbir faydası olmayacak. Kapatarak ve cezalandırarak sorunları çözemeyiz; aksine daha da derinleştiririz.</p>
</blockquote>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 12:52:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yurttaşlık Derneği’nden Yeni Akit’e yanıt: İki farklı Haluk Levent aynı kişi gibi gösterildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/yurttaslik-derneginden-yeni-akite-yanit-iki-farkli-haluk-levent-ayni-kisi-gibi-gosterildi-321767</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/yurttaslik-derneginden-yeni-akite-yanit-iki-farkli-haluk-levent-ayni-kisi-gibi-gosterildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/yurttaslik-derneginden-yeni-akite-yanit-iki-farkli-haluk-levent-ayni-kisi-gibi-gosterildi-321767</guid><description><![CDATA[Yurttaşlık Derneği, Yeni Akit gazetesinin 21 Temmuz 2026 tarihli sayısında yayımlanan haberlerde, Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Haluk Levent’in, Ahbap Derneği’nin kurucusu sanatçı Haluk Levent Acıl ile karıştırıldığını belirterek gazetenin yayınlarına tepki gösterdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Dernek, gazetenin birinci sayfasında “Kızıl Soros’un ‘ahbap’ı”, sekizinci sayfasında ise “Kumarcı Haluk Levent, Kızıl Soros ile de ‘Ahbap’mış!” başlıklarının kullanıldığını aktardı. Açıklamada, söz konusu yayınlarla derneğin ve üyelerinin “olgusal gerçekliğe aykırı bir kurguyla” hedef gösterildiği belirtildi.</p>
<h3>"Gazeteciliğin temel ilkelerine aykırı"</h3>
<p>Açıklamada, Ahbap yöneticisi Haluk Levent ile derneğin Yönetim Kurulu üyesi iktisatçı Prof. Dr. Haluk Levent’in farklı kişiler olduğu vurgulandı:</p>
<p>“Yayınlanan metinde adı geçen Ahbap yöneticisi Haluk Levent Acıl, derneğimizin Yönetim Kurulu üyesi olan Prof. Dr. Haluk Levent ile aynı kişi değildir.”</p>
<p>Prof. Dr. Haluk Levent’in Ahbap Derneği ile herhangi bir ilişkisi bulunmadığını kaydeden dernek, iki kişinin yalnızca isim benzerliği nedeniyle aynı kişi gibi gösterilmesinin gazeteciliğin temel ilkelerine aykırı olduğunu belirtti.</p>
<h3>Osman Kavala açıklaması</h3>
<p>Yurttaşlık Derneği, gazetenin kurucularından Osman Kavala hakkındaki ifadelerine de yanıt verdi. Kavala’nın derneğin kurucularından ve “onur duyulan” bir üyesi olduğu belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>“Osman Kavala, son yıllarda sıkça görüldüğü üzere haksız ve temelsiz şekilde cezalandırıldığına inandığımız, derneğimizin kurucularından, onur duyduğumuz bir üyemizdir. Bu ilişkimiz de saklanacak değil, sahip çıktığımız bir bağdır.”</p>
<h3>“Derneğe gölge düşürmeyecek”</h3>
<p>Kavala’nın derneğin kuruluşundan bu yana ilkelerini ve değerlerini paylaştığı bir dostları olduğu kaydedilen açıklamada, yayınların Kavala’nın ya da derneğin meşruiyetine gölge düşüremeyeceği savunuldu.</p>
<p>Dernek, hak, hukuk, özgürlükler, demokrasi ve bir arada yaşam alanındaki çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, 5187 sayılı Basın Kanunu kapsamındaki cevap ve düzeltme hakkı ile diğer hukuki başvuru haklarını saklı tuttuğunu açıkladı.</p>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 12:51:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yunus Emre Termik Santrali işçilerinin Ankara yürüyüşüne polis müdahalesi]]></title><link>https://bianet.org/haber/yunus-emre-termik-santrali-iscilerinin-ankara-yuruyusune-polis-mudahalesi-321765</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/yunus-emre-termik-santrali-iscilerinin-ankara-yuruyusune-polis-mudahalesi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/yunus-emre-termik-santrali-iscilerinin-ankara-yuruyusune-polis-mudahalesi-321765</guid><description><![CDATA[Üç aydır ücretlerini alamayan Yunus Emre Termik Santrali işçilerinin Ankara’ya başlattığı yürüyüşün ikinci gününde polis müdahale etti. DİSK/Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin ile Genel Sekreteri Emin Atsız gözaltına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik bünyesindeki Yunus Emre Termik Santrali’nde çalışan işçilerin ödenmeyen ücretleri ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle Ankara’ya başlattığı yürüyüş ikinci gününde polis müdahalesiyle karşılaştı.</p>
<p>DİSK Enerji-Sen öncülüğünde yürüyen işçiler, bugün Oğuzkent’ten Ayaş’a ulaşmayı hedefliyordu. Sendikanın aktardığına göre işçiler, mola verdikleri akaryakıt istasyonundan yeniden yürüyüşe geçmek istedikleri sırada polis tarafından ablukaya alındı.</p>
<p>İşçilerin yürümekte ısrar etmesi üzerine polis biber gazıyla müdahale etti. Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin ve Genel Sekreteri Emin Atsız gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında işçi bulunmadığı bildirildi.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">🔻 Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik bünyesindeki Yunus Emre Termik Santrali işçileri, 3 aydır ödenmeyen maaşları ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı DİSK Enerji-Sen (<a href="https://x.com/enerjisen?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">@enerjisen</a>) öncülüğünde Ankara’daki holding merkezine yürüyor.<br><br>👉 DİSK/Enerji-Sen Genel… <a href="https://t.co/iUQE9gt7yj" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/iUQE9gt7yj</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://x.com/bianet_org/status/2079856468170273149?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">July 22, 2026</a></blockquote>
<p>Biber gazından etkilenen işçiler için akaryakıt istasyonuna ambulans çağrıldı.</p>
<p>Polis, sendika yöneticilerinin gözaltına alınmasının ardından işçileri bölgeden dağıtmaya çalıştı. İşçiler ise dağılmayacaklarını açıkladı. Müdahalenin gerçekleştiği akaryakıt istasyonundaki bekleyiş sürüyor.</p>
<a href='/yazi/yildizlar-sss-holding-gucunu-nereden-aliyor-319115' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/04/28/yildizlar-sss-holding-gucunu-nereden-aliyor.jpg' alt='Yıldızlar SSS Holding gücünü nereden alıyor?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yıldızlar SSS Holding gücünü nereden alıyor?</h5>
<div class='date'>28 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Hakkımızı almadan geri dönmeyeceğiz”</h3>
<p>Sendika müdahalenin ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Ankara yürüyüşümüzün ikinci gününde Oğuzkent’ten Ayaş’a yürümeyi hedefleyen enerji işçisi yol arkadaşlarımıza ve sendika yöneticilerimize yürüyüşe başladıktan kısa bir süre sonra polis saldırdı. Genel Başkanımız Süleyman Keskin, Genel Sekreterimiz Emin Atsız gözaltına alındı. Hakkımızı almadan geri dönmeyeceğiz.”</p>
<p>Sendika, Keskin ve Atsız’ın serbest bırakılmasını istedi; ücretlerini ve güvenli çalışma koşullarını talep eden işçilere barikat kurulduğunu belirtti.</p>
<h3>Üç aydır ücretlerini alamıyorlar</h3>
<p>Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde bulunan Yunus Emre Termik Santrali’nde çalışan işçiler, üç aydır ücretlerinin ödenmediğini söylüyor. İşçiler, ücretlerin geçmiş dönemlerde de defalarca gecikmeli yatırıldığını belirtiyor.</p>
<p>İşçiler haziran ayında ücretsiz izne çıkarılmak istendi. Karara itiraz edilmesi üzerine santral yönetimi geri adım atarak ücretsiz izin süresini 10 günle sınırlandırdı.</p>
<p>İşçilerin şikâyetleri arasında işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği ile çalışma koşulları da bulunuyor.</p>
<p>İşçiler, kış aylarında yalnızca birer iş kıyafeti verildiğini, yaz aylarında ise iş kıyafeti sağlanmadığını aktarıyor. Çalışırken kullandıkları eldivenleri kendi imkanlarıyla satın almak zorunda kaldıklarını belirten işçiler, kendilerine verilen maskelerin de hem sayıca yetersiz hem de standartlara uygun olmadığını söylüyor.</p>
<p>Santralde ambulans bulunmaması da acil durumlarda hastaneye ulaşım konusunda kaygı yaratıyor.</p>
<p>İşçiler santrale ulaşabilmek için her gün yaklaşık 60 kilometre yolculuk yapıyor. Bu nedenle servis taşımacılığında üç yaşından büyük araçların kullanılmaması gerektiğini belirten işçiler, işverenin tahsis ettiği servislerin 10-12 yıllık ve bakımsız araçlar olduğunu ifade ediyor.</p>
<a href='/haber/yunus-emre-termik-santrali-iscileri-direnis-karari-aldi-321714' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/21/yunus-emre-termik-santrali-iscileri-direnis-karari-aldi.jpeg' alt='Yunus Emre Termik Santrali işçileri direniş kararı aldı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yunus Emre Termik Santrali işçileri direniş kararı aldı</h5>
<div class='date'>21 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>350’den fazla işçi sendikaya üye oldu</h3>
<p>Çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla 350’den fazla işçi Enerji-Sen’e üye oldu.</p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da sendikanın başvurusu üzerine toplu iş sözleşmesi görüşmeleri için yetki tespitinde bulundu.</p>
<p>İşçiler, biriken ücretlerinin ödenmesini, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin bir an önce başlamasını ve işçi sağlığı ile iş güvenliği önlemlerinin alınmasını talep ediyor.</p>
<a href='/haber/doruk-madencilik-iscileri-kazandi-tum-alacaklar-eksiksiz-odendi-320213' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/06/05/doruk-madencilik-iscileri-kazandi-tum-alacaklar-eksiksiz-odendi.jpg' alt='Doruk Madencilik işçileri kazandı: Tüm alacaklar eksiksiz ödendi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Doruk Madencilik işçileri kazandı: Tüm alacaklar eksiksiz ödendi</h5>
<div class='date'>5 Haziran 2026</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 12:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İspanya’nın "Unutma Paktı" Türkiye’ye ders olur mu?]]></title><link>https://bianet.org/haber/ispanyanin-unutma-pakti-turkiyeye-ders-olur-mu-321764</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/ispanyanin-unutma-pakti-turkiyeye-ders-olur-mu.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ispanyanin-unutma-pakti-turkiyeye-ders-olur-mu-321764</guid><description><![CDATA[Sevimli, Türkiye'de de benzer şekilde Kürt meselesi tartışılırken öne sürülen "terörsüz Türkiye" ve "kalkınma" odaklı yaklaşımın, geçmişteki ağır hak ihlallerini ve toplumsal travmaları görmezden gelme riski taşıdığına dikkat çekti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Zamanı Derneği’nin Pazar günü İstanbul’da düzenlediği Barış ve Kadın Çalıştayı'nda konuşan Hafıza Merkezi’nden avukat Emel Ataktürk Sevimli, "Geçmişle Yüzleşme ve Onarım" başlıklı bir sunum yaptı. Hakikat, Adalet, Hafıza Merkezi kurucularından olan Ataktük Sevimli aynı zamanda Merkezin Hukuk Çalışmaları Program Yöneticisi.</p>
<p>Hakiki ve kalıcı bir barış için yalnızca silahların susmasının ya da ekonomik kalkınma vaatlerinin yeterli olmadığını vurgulayan Sevimli, İspanya örneği üzerinden Türkiye'nin barış ve demokratik toplum sürecini değerlendirdi.</p>
<p>Toplumsal çatışma ve ağır insan hakları ihlalleri yaşamış ülkelerde geçmişle yüzleşme, geçiş dönemi adaleti ve onarım (<em>reparation</em>) süreçlerinin nasıl işlemesi gerektiğini anlatan avukat Emel Ataktürk Sevimli  geçmişi unutup sadece ekonomik kalkınmaya odaklanmanın veya süreci zamana bırakmanın kalıcı barış getirmeyeceğini ifade etti.</p>
<p>Kaçınma politikalarının inkarı ve toplumsal travmaları daha da derinleştirdiğini belirten Sevimli, dünyadaki farklı ülke deneyimlerini karşılaştırarak Türkiye için bütünlüklü bir yüzleşme ve onarım mekanizmasının şart olduğunu vurguladı.</p>
<h3>" İspanya'nın "Unutma Paktı" ve sınırları</h3>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/07/ak.jpg" alt="">
<figcaption><strong><em>*Emel Ataktürk Sevimli</em></strong></figcaption>
</figure>
<p>Türkiye'de resmi söylemlerde İspanya modeline frequently atıf yapıldığına dikkat çeken Sevimli, Franco diktatörlüğü (1936-1975) sonrasında İspanya'nın benimsediği "Pacto del Olvido" (Unutma Paktı) ve 1977 Af Yasası'nı hatırlattı. Ülkede 120 bin kayıp ve 2 binden fazla toplu mezar olmasına rağmen yıllarca "sessizlik karşılığı istikrar" politikası yürütüldüğünü ifade eden Sevimli, 2007'ye kadar süren bu durumun toplumsal yaraları sarmadığını belirtti.</p>
<p>Sempozyuma katılan Galiçyalı bir kayıp yakınının sözlerini aktaran Sevimli, İspanya modelinin bilinenin aksine ağır bir inkâr barındırdığını dile getirdi:</p>
<p><em>"İspanyol yargıçlar Pinochet'yi Arjantin'deki suçları için yargıladılar ama İspanya'daki kayıplarla ilgili davalarımızı reddettiler. İspanya sizin için güneşli, mutlu insanların yaşadığı bir ülke olabilir ama kayıpların torunları için öyle değil. 40 yıllık diktatörlük, sorunlardan korkan ve kaçan bir elit yarattı. İspanya; yaşananların inkar edildiği, beyaz bir hafızayla yaşayan, 'Geçmişi bırak, kalkınmaya bak' diyen yeni kuşakların ülkesi haline geldi."</em></p>
<p>Sevimli, Türkiye'de de benzer şekilde Kürt meselesi tartışılırken öne sürülen "terörsüz Türkiye" ve "kalkınma" odaklı yaklaşımın, geçmişteki ağır hak ihlallerini ve toplumsal travmaları görmezden gelme riski taşıdığına dikkat çekti.</p>
<h3>Dünya Deneyimleri: Cezayir, Almanya ve Latin Amerika</h3>
<p>Sunumunda diğer ülke örneklerine de değinen Sevimli, ülkelerin reaksiyonlarını üç ana grupta topladı:</p>
<p>*<strong>Cezayir (Tam İnkâr ve Sessizlik):</strong> 1990'lardaki iç savaşta 200 binden fazla insanın öldüğü ve 20 bin kişinin kaybolduğu Cezayir'de, 2005 yılında çıkarılan "sessizlik yasası" ile failler hakkında tartışma yürütmenin ağır suç haline getirildiğini; özellikle kadınlara yönelik cinsel şiddetin üzerinin örtüldüğünü ifade etti.</p>
<p>*<strong>Almanya (Kısmi Yüzleşme):</strong> 1990 sonrası Doğu Almanya arşivlerinin (Stasi) tamamen açıldığını ancak II. Dünya Savaşı sonrasında geniş kapsamlı fail yargılamalarının yapılmadığını belirtti.</p>
<p>*<strong>Latin Amerika (Geçiş Dönemi Adaleti):</strong> Hakikat komisyonları ve onarım programlarının yaygın uygulanmasına rağmen, yapısal sorunlara bütünlüklü bakılmadığı için çatışmaların şekil değiştirerek geri döndüğünü ve toplumsal dönüşümün kalıcı sağlanamadığını aktardı.</p>
<h3>Kalıcı barış için beşli onarım mekanizması</h3>
<p>Silahların susmasının önemli bir etap olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Sevimli, yapılması gerekenleri uluslararası kabul gören beş temel ilke üzerinden özetledi:</p>
<p><strong>1. Eski Hale Getirme (<em>Restitution</em>): </strong>El konulan mülklerin iadesi, haksız tutukluların serbest bırakılması ve işe iadelerin sağlanması.</p>
<p><strong>2. Tazmin (<em>Compensation</em>):</strong> Çatışma süreçlerinde doğan maddi ve manevi zararların tespiti ve karşılanması.</p>
<p><strong>3. Rehabilitasyon:</strong> Mayın ve askeri mühimmat patlamaları sonucu uzuv kaybı yaşayan yurttaşlar başta olmak üzere, mağdurlara fiziksel ve psikolojik destek sunulması.</p>
<p><strong>4. Yapısal reformlar ve tekrarın Önlenmesi: </strong>Eşit yurttaşlık, anayasal ve yasal değişiklikler, güvenlik politikalarının dönüştürülmesi ve suçlara karışan kamu görevlilerinin uzaklaştırılması.</p>
<p><strong>5. Hakikatleri tanıma ve özür:</strong> Devletin sorumluluk üstlendiği, faillerin cezalandırıldığı, barışçıl bir dil ve yeni bir tarih anlatısının inşa edildiği bir sürecin işletilmesi.</p>
<h3>"Sivil toplum hakikati gündeme sokmak zorunda"</h3>
<p>Türkiye'de şu an doğrudan böyle bir devlet iradesi bulunmadığını belirten Sevimli, buna rağmen olması gerekeni tartışma gündemine sokma sorumluluğunun sivil topluma ait olduğunu söyledi.</p>
<p>Sevimli; Kürt meselesinin yanı sıra geçmişten bugüne Ermenilere, Rumlara, Alevilere, Süryanolara ve diğer tüm halklara yönelik ihlallerin kesişimsel bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Konuşmasını; kadınların, LGBTİ+ topluluklarının ve ekolojik yıkıma karşı mücadele edenlerin seslerinin birleştirilerek bütünlüklü bir barış perspektifinin kurulması çağrısıyla tamamladı.</p>
<div class="box-13">
<h3>İspanya’da dair bilgi notu</h3>
<p>Siyaset bilimi, uluslararası hukuk ve çatışma çözümü literatüründe "İspanya Örneği" veya "İspanyol Modeli", iki temel bağlamda ele alınıyor. </p>
<p>1.      İç Savaş ve Diktatörlük Sonrası Yüzleşmeme / "Unutma Paktı" (<em>Pacto del Olvido</em>): Franco rejiminin (1936–1975) ardından barışçıl bir demokrasiye geçiş adına geçmişteki ağır hak ihlallerinin, kayıpların ve faillerin üzerinin örtülmesi, cezasızlık zırhı ve tecrit hafızası oluşturulması.</p>
<p>2.      Bask Bölgesi (ETA) ve Çatışma Çözümü: Merkezi yönetimin eyalet bazlı idari/kültürel özerklik (1978 Anayasası) tanıması ile silahlı örgütün (ETA) tasfiyesi ve silah bırakma süreçlerinin yönetilmesi.</p>
<p>Gerek akademik yayınlarda gerekse sivil toplum (örneğin <em>Hafıza Merkezi</em>, <em>DEMOS Araştırma Kolektifi</em>) tartışmalarında Türkiye gibi çatışmalı geçmişe sahip ülkeler için İspanya Örneği; hem özerklik/çözüm bağlamında ilham kaynağı hem de geçmişle yüzleşmekten kaçınma ve "sadece ekonomik kalkınma/silah bırakma" mantığına dayandığı için riskli bir erteleme modeli olarak incelenmektedir.</p>
<h3>"Pacto del Olvido" (Unutma Paktı) ve Geçiş Dönemi Adaleti</h3>
<p>· 40 Yıllık Diktatörlük Bilanço: Franco döneminde yaklaşık 120.000 kayıp ve 2.000'den fazla toplu mezar tespit edildi.</p>
<p>· 1977 Af Yasası: Rejim geçişi sırasında siyasi aktörler "yeni bir iç savaşı önlemek" ve "istikrar sağlamak" gerekçesiyle bir "Unutma Paktı" imzalamış ve kapsamlı bir af yasası çıkardı.</p>
<p>·Hakikatlerin Ertelemesi: Devlet, hakikat komisyonları kurmamış veya failleri yargılamamıştır. Kayıp aileleri uzun yıllar kendi imkânlarıyla mezarları açmak zorunda kaldı.</p>
<p>· Gecikmiş Yasalar: İspanya ancak 2007 yılında <em>Tarihi Bellek Yasası</em> ve 2022 yılında <em>Demokratik Hafıza Yasası</em> ile geçmişle yüzleşmeye dair kurumsal adımlar atabildi.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 12:23:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hatay’da bulunan maymun koruma altına alındı]]></title><link>https://bianet.org/haber/hatayda-bulunan-maymun-koruma-altina-alindi-321763</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/hatayda-sokakta-bulunan-maymun-koruma-altina-alindi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hatayda-bulunan-maymun-koruma-altina-alindi-321763</guid><description><![CDATA[Sağlık kontrolünden geçirilen maymun, Tarsus Doğa Parkı’na gönderilecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hatay’ın Antakya ilçesinde Serinyol Mahallesi’nde sokakta maymun görenler, durumu yetkililere bildirdi. </p>
<p>İhbar üzerine Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Şube Müdürlüğü ekiplerince bölgede çalışma başlatıldı.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi ve AFAD ekiplerinin de desteğiyle yakalanan maymun, Hatay DKMP Şube Müdürlüğü’ne getirildi.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/07/aa-20260721-42026767-42026765-hatayda-sokakta-bulunan-maymun-koruma-altina-alindi.jpg" alt=""></p>
<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nda yer alan habere göre, sağlık kontrolünden geçirilen maymun, Tarsus Doğa Parkı’na gönderilecek.</p>
<p>Bir kişiyi hafif şekilde yaraladığı iddia edilen maymunun bölgeye nasıl geldiğine ilişkin inceleme başlatıldı.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/07/aa-20260721-42026767-42026763-hatayda-sokakta-bulunan-maymun-koruma-altina-alindi.jpg" alt=""></p>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 12:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çocukların ceza sorumluluğunu ağırlaştıran teklif komisyondan geçti]]></title><link>https://bianet.org/haber/cocuklarin-ceza-sorumlulugunu-agirlastiran-teklif-komisyondan-gecti-321761</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/cocuklarin-ceza-sorumlulugunu-agirlastiran-teklif-komisyondan-gecti.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cocuklarin-ceza-sorumlulugunu-agirlastiran-teklif-komisyondan-gecti-321761</guid><description><![CDATA[TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi, 12-18 yaş grubundaki çocuklar için daha ağır cezaların önünü açıyor. Teklif, Çocuk Koruma Kanunu’ndaki “suça sürüklenen çocuk” ifadesini de “adli süreçteki çocuk” olarak değiştiriyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu, çocukların ceza sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler içeren “Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ni kabul etti.</p>
<p>Teklif, 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış çocuklara verilecek hapis cezalarının üst sınırlarını artırıyor.</p>
<p>Buna göre, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde çocuklar hakkında 19 yıldan 27 yıla kadar; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde ise 15 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilecek.</p>
<a href='/haber/cocuklari-cezalandirmak-degil-suca-surukleyen-karanligi-sorgulamak-gerekir-321539' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/16/cocuklari-cezalandirmak-degil-suca-surukleyen-karanligi-sorgulamak-gerekir.png' alt='"Çocukları cezalandırmak değil, suça sürükleyen karanlığı sorgulamak gerekir"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Çocukları cezalandırmak değil, suça sürükleyen karanlığı sorgulamak gerekir"</h5>
<div class='date'>16 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Yaş indirimi hâkimin takdirine bırakılıyor</h3>
<p>Düzenleme, kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş grubundaki çocuklar açısından yaş indiriminin uygulanmamasına olanak tanıyor.</p>
<p>12-15 yaş grubundaki çocuklar hakkında ise bir üst yaş grubuna ait ceza rejiminin uygulanabilmesi konusunda hâkime takdir yetkisi veriliyor.</p>
<p>Bu düzenlemelerle çocukların yaşları nedeniyle yararlandığı ceza indirimlerinin bazı suçlar bakımından sınırlandırılmasının önü açılıyor.</p>
<a href='/haber/cocuklari-koruyamayan-sistemin-bedeli-cocuklara-odetilemez-321736' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/21/cocuklari-koruyamayan-sistemin-bedeli-cocuklara-odetilemez.png' alt='“Çocukları koruyamayan sistemin bedeli çocuklara ödetilemez”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“Çocukları koruyamayan sistemin bedeli çocuklara ödetilemez”</h5>
<div class='date'>21 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Suça sürüklenen çocuk” ifadesi değiştiriliyor</h3>
<p>Teklif, Çocuk Koruma Kanunu’nda kullanılan “suça sürüklenen çocuk” ifadesini de değiştiriyor. İfadenin yerine “adli süreçteki çocuk” tanımı getirilecek.</p>
<p>“Suça sürüklenen çocuk” kavramı, çocukların suçla ilişkisini yalnızca bireysel sorumluluk üzerinden değil; yoksulluk, ihmal, istismar, şiddet ve eğitimden kopma gibi toplumsal koşullarla birlikte ele alan çocuk adalet sisteminin temel kavramları arasında yer alıyor.</p>
<a href='/haber/cocuklara-agirlastirilmis-muebbet-cozum-arayisi-mi-yeni-bir-risk-mi-321490' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/14/cocuklara-agirlastirilmis-muebbet-cozum-arayisi-mi-yeni-bir-risk-mi.png' alt='Çocuklara ağırlaştırılmış müebbet: Çözüm arayışı mı, yeni bir risk mi?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Çocuklara ağırlaştırılmış müebbet: Çözüm arayışı mı, yeni bir risk mi?</h5>
<div class='date'>14 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Silahını çocuğun erişebileceği şekilde bırakanlara hapis cezası</h3>
<p>Teklifle, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a da yeni bir madde ekleniyor.</p>
<p>Ateşli silahını dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı biçimde muhafaza ederek bir çocuğun silaha erişmesine neden olan kişi, eylemin daha ağır bir suçu oluşturmaması halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.</p>
<p>Komisyonda kabul edilen teklif, yasalaşması için TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek.</p>
<h3>Güneş: Çözüm daha fazla ceza değil</h3>
<p>DEM Parti Milletvekili Beritan Güneş, Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeler sırasında teklife tepki gösterdi. Çocukların suça sürüklenmesine yol açan koşullar ortadan kaldırılmadan cezaların ağırlaştırılmasının suçları önlemeyeceğini belirten Güneş, çözümün “koruma, önleme ve onarma” politikalarında aranması gerektiğini söyledi.</p>
<p>15-18 yaş grubundaki çocuklar için yaş indiriminin uygulanmamasına, 12-15 yaş grubundaki çocuklara ise daha ağır ceza rejiminin uygulanabilmesine olanak tanıyan düzenlemeleri eleştiren Güneş, çocukların dürtü kontrolü ve davranışlarının sonuçlarını değerlendirme kapasitesinin yetişkinlerle aynı olmadığını söyledi. Cezaların artırılmasının tekrar suça sürüklenmeyi engellemediğini belirten Güneş, psikososyal destek, eğitim, bağımlılık tedavisi ve tahliye sonrası destek programlarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:47:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İtalyan Lisesi’nde grev sonrası altı eğitim emekçisi işten çıkarıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/italyan-lisesinde-grev-sonrasi-alti-egitim-emekcisi-isten-cikarildi-321760</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/italyan-lisesinde-grev-sonrasi-alti-egitim-emekcisi-isten-cikarildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/italyan-lisesinde-grev-sonrasi-alti-egitim-emekcisi-isten-cikarildi-321760</guid><description><![CDATA[İtalyan Lisesi’nde 123 gün süren grevin anlaşmayla sona ermesinin ardından altı eğitim emekçisinin iş sözleşmesi feshedildi. Öğretmenler ve Tez-Koop-İş, okul yönetiminin sendika üyelerine yönelik sistematik bir baskı politikası yürüttüğünü söylüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da Özel İtalyan Lisesi’nde öğretmenlerin 123 gün süren grevinin 4 Haziran'da kazanımla sonuçlanmasının ardından başlayan işten çıkarmalar devam ediyor.</p>
<p>Grev sonrasında önce iki öğretmenin iş sözleşmesi feshedildi. Ardından Müdür Başyardımcısı Özgür Doğu ile İngilizce Bölüm Başkanı, bir Latince öğretmeni ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni aynı gün işten çıkarıldı. Böylece grevin ardından işten çıkarılan eğitim emekçilerinin sayısı altıya yükseldi.</p>
<p>Tez-Koop-İş üyesi öğretmenler, okul yönetiminin grevin ardından sendikalı çalışanlara yönelik sistematik bir baskı politikası izlediğini belirtti.</p>
<p>Öğretmenlerin aktardığına göre bazı öğretmenlerin ders verdikleri sınıflar ellerinden alındı, sendika üyeleri okul içindeki etkinliklerden ve mezuniyet töreninden dışlandı. Öğretmenler, çalışma koşullarının da bilinçli biçimde ağırlaştırıldığını söyledi.</p>
<p>Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninden ise öğrencilerin grev sürecine ilişkin sorularını yanıtladığı gerekçesiyle savunma istendi.</p>
<h3>“Greve destek verenler cezalandırılıyor”</h3>
<p>Grev sürecinde öğretmenlere destek veren ve Tez-Koop-İş üyesi olan Müdür Başyardımcısı Özgür Doğu, işten çıkarılmasını “greve destek verenlerin cezalandırılması” olarak değerlendirdi.</p>
<p>Okulun İtalyalı müdürünün grev sonrasında yaşananları kişiselleştirdiğini savunan Doğu, şöyle konuştu:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Greve destek verdiğim için benimle çalışmayı sürdürmek istemiyordu. Yaşananlar, meselenin İtalyan müdür tarafından kişiselleştirildiğini gösteriyor. Kendi usulsüzlüklerini kendisiyle konuştuğumda, benim de bir o kadar işin içinde olduğumu söyledi. Bu usulsüzlükleri örtbas etmek ve greve destek verenleri cezalandırmak amacıyla işten çıkarıldım.”</em></p>
<p>Doğu, yönetimin önce başka bir İngilizce öğretmeninin işine son vermeyi planladığını, ancak öğretmenin hamile olması nedeniyle bundan vazgeçtiğini ifade etti. Doğu’ya göre yönetim, hamile bir öğretmenin işten çıkarılmasının okulun kamuoyu nezdindeki imajını olumsuz etkileyeceğini düşündü.</p>
<h3>“Eğitimcilik onuruma yakıştıramıyorum”</h3>
<p>Doğu, 12 yıldır sürdürdüğü müdür başyardımcılığı görevinin sona erdirilme biçiminin de “onur kırıcı” olduğunu söyledi.</p>
<p>Okulun avukatının işten çıkarma bildirimini tebliğ etmek için odasına geldiğini anlatan Doğu, yaşananları şöyle aktardı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Okulun ortasında, odamı derhal boşaltmam istendi. Avukat kapının önünde bekledi ve arkamdan kapının kilidinin değiştirileceğini söyledi. Bu davranışı eğitimciliğime ve meslek onuruma yakıştıramıyorum.”</em></p>
<p>Tez-Koop-İş Sendikası ise 12 yıldır müdür başyardımcılığı görevini sürdüren Özgür Doğu’ya yönelik uygulamaların “meslek onuruna ve nezaket kurallarına açıkça aykırı” olduğunu belirterek, grev sonrasında sendikalı öğretmenlere yönelik baskı ve işten çıkarmaların sona erdirilmesi çağrısında bulundu.</p>
<a href='/haber/italyan-lisesinde-ogretmenler-kazandi-123-gunluk-grev-bitti-320183' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/06/04/italyan-lisesinde-ogretmenler-kazandi-123-gunluk-grev-bitti.jpg' alt='İtalyan Lisesi’nde öğretmenler kazandı, 123 günlük grev bitti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İtalyan Lisesi’nde öğretmenler kazandı, 123 günlük grev bitti</h5>
<div class='date'>4 Haziran 2026</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Kadın sünneti tıbbi müdahale sayılamaz": Dr. Heval Bozdağ’dan Sağlık Bakanlığı'na çağrı]]></title><link>https://bianet.org/haber/kadin-sunneti-tibbi-mudahale-sayilamaz-dr-heval-bozdagdan-saglik-bakanligi-na-cagri-321759</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/kadin-sunneti-tibbi-mudahale-sayilamaz-dr-heval-bozdagdan-saglik-bakanligi-na-cagri.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kadin-sunneti-tibbi-mudahale-sayilamaz-dr-heval-bozdagdan-saglik-bakanligi-na-cagri-321759</guid><description><![CDATA["Bakanlığınıza Türkiye genelinde veya ilgili hekim özelinde "kadın sünneti" yapıldığına dair bugüne kadar kaç ihbar veya şikâyet ulaşmıştır?"]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ağrı’da özel klinikte görev yapan bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanının sosyal medyada "kadın sünneti" reklamı yapması Meclis’e taşındı.</p>
<p>DEM Parti Ağrı Milletvekili Dr. Heval Bozdağ, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, uygulamanın tıp etiğine, insan haklarına ve hukuka aykırı olduğunu belirterek Bakanlığı göreve çağırdı.</p>
<p>Ağrı’da bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanının kendi kliniğinde "kadın sünneti" (Kadın Genital Mutilasyonu – FGM) gerçekleştirdiğini iddia ettiği ve bu işlemi sosyal medya hesaplarında bir sağlık hizmeti gibi tanıttığı paylaşımlar büyük tepki topladı. İlgili tabip odasının disiplin süreci başlattığı olayın ardından, konu DEM Parti Ağrı Milletvekili Dr. Heval Bozdağ tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine getirildi.</p>
<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Bozdağ, tıbbi zorunluluk taşımayan ve kadın bedenine kalıcı zararlar veren bu müdahalenin "sağlık hizmeti" kisvesi altında sunulmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.</p>
<h3>"Ağır insan hakları ihlali"</h3>
<p>Önergesinde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine ve uluslararası sözleşmelere atıfta bulunan Dr. Heval Bozdağ, kadın sünnetinin hiçbir koruyucu veya tedavi edici değerinin bulunmadığını; aksine kanama, enfeksiyon, üreme sorunları, kronik ağrı ve ağır psikolojik travmalara yol açtığını kaydetti.</p>
<p>Hekimliğin temel ilkesi olan <em>"Primum non nocere"</em> (Önce zarar verme) kuralını hatırlatan Bozdağ, Türkiye'nin CEDAW ve BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme gereğince kadınları ve çocukları bu tür zararlı uygulamalardan korumakla yükümlü olduğunu ifade etti.</p>
<h3>Bakan Memişoğlu’na soru</h3>
<p>DEM Parti’li Bozdağ, olayın münferit bir vaka olarak görülmeyip kamusal sağlık politikaları, tıp etiği ve kadına yönelik şiddet çerçevesinde bütüncül ele alınması gerektiğini belirterek Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na şu soruları yöneltti:</p>
<p>1. <strong>İdari Soruşturma Var mı?:</strong> Kendi kliniğinde "kadın sünneti" uyguladığını duyuran ve bunun tanıtımını yapan hekim ve klinik hakkında Bakanlığınızca idari soruşturma başlatılmış mıdır?</p>
<p>2. <strong>Denetim Bulguları ve Operasyon Sayısı:</strong> İlgili klinikte il sağlık müdürlüğü veya Bakanlıkça bir denetim yapılmış mıdır? Yapıldıysa kaç kadına bu işlemin uygulandığı tespit edilmiş, görevli sağlık çalışanları hakkında işlem yapılmış mıdır?</p>
<p>3. <strong>Şikâyet Geçmişi:</strong> Bakanlığınıza Türkiye genelinde veya ilgili hekim özelinde "kadın sünneti" yapıldığına dair bugüne kadar kaç ihbar veya şikâyet ulaşmıştır?</p>
<p>4. <strong>Sosyal Medya Denetimi:</strong> Dijital mecralarda tıbbi dayanağı olmayan bu tür uygulamaların "sağlık hizmeti" olarak tanıtılmasını önlemeye yönelik düzenli bir denetim mekanizması var mıdır? Varsa neden işletilmemektedir?</p>
<p>5. <strong>Erken Tespit ve İzm Programı:</strong> Risk altındaki kadın ve kız çocuklarının tespiti, korunması ve yönlendirilmesine ilişkin Bakanlık bünyesinde özel bir izlem programı bulunmakta mıdır?</p>
<p>6. <strong>Kamuoyuna Açık Genelge:</strong> Bakanlığınız, kadın sünnetinin hiçbir koşulda tıbbi bir işlem sayılamayacağına dair kamuoyuna yönelik bağlayıcı bir genelge veya bilgilendirme yayımlayacak mıdır?</p>
<p>7. <strong>Yasal Düzenleme Çalışması:</strong> Kadın sünnetine ilişkin açık ve özel bir yasal düzenleme ihtiyacı değerlendirilmekte midir? Adalet Bakanlığı ile ortak bir mevzuat çalışması yapılması planlanmakta mıdır?</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:23:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[CHP'li Eyüpsultan Belediye Başkan Yardımcısı gözaltına alındı]]></title><link>https://bianet.org/haber/chp-li-eyupsultan-belediye-baskan-yardimcisi-gozaltina-alindi-321758</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/chp-li-eyupsultan-belediye-baskan-yardimcisi-gozaltina-alindi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/chp-li-eyupsultan-belediye-baskan-yardimcisi-gozaltina-alindi-321758</guid><description><![CDATA[Gözaltına alınan şüphelilerin adli işlemlerinin ardından soruşturmanın yürütüldüğü Ankara'ya sevk edilmesi bekleniyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Çankaya Belediyesi’ne yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması İstanbul’a sıçradı. Soruşturma kapsamında CHP'li Eyüpsultan Belediye Başkan Yardımcısı H.K. ve Özel Kalem Müdürü G.G.'nin de aralarında bulunduğu üç kişi gözaltına alındı.</p>
<p>Soruşturma çerçevesinde, CHP'li Eyüpsultan Belediyesi Başkan Yardımcısı H.K., Eyüpsultan Belediyesi Özel Kalem Müdürü G.G. ve B.E. gözaltına alınarak emniyete götürüldü.</p>
<p>Gözaltına alınan kişilerin adli işlemlerinin ardından soruşturmanın yürütüldüğü Ankara'ya sevk edilmesi bekleniyor. Soruşturmaya ilişkin adli sürecin çok yönlü olarak devam ettiği bildirildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:12:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“YKS’deki gerileme öğrencilerin değil, eğitim politikalarının başarısızlığı”]]></title><link>https://bianet.org/haber/yksdeki-gerileme-ogrencilerin-degil-egitim-politikalarinin-basarisizligi-321757</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/yksdeki-gerileme-ogrencilerin-degil-egitim-politikalarinin-basarisizligi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/yksdeki-gerileme-ogrencilerin-degil-egitim-politikalarinin-basarisizligi-321757</guid><description><![CDATA[Eğitim-Sen, 2026 YKS sonuçlarının sınav merkezli eğitim politikalarının yarattığı yapısal sorunları bir kez daha görünür hâle getirdiğini belirtti. Sendika, düşük başarı ortalamalarının sorumlusunun öğrenciler ve eğitim emekçileri olmadığını vurguladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) açıklanan sonuçlarına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Sendika, milyonlarca gencin geleceğini tek bir sınav sonucuna bağlayan sistemin eğitimdeki sınıfsal ve bölgesel eşitsizlikleri derinleştirdiğini belirtti. Açıklamada, genel başarı düzeyindeki gerilemenin öğrencilerin bireysel başarısızlığıyla açıklanamayacağı ifade edildi.</p>
<p>Eğitim-Sen’e göre ortaya çıkan tablo, eğitimi sınava, sıralamaya ve rekabete göre biçimlendiren politikaların sonucu.</p>
<h3>“ÖSYM sınırlı veri açıklıyor”</h3>
<p>Eğitim-Sen, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) son dört yıldır adayların net ortalamalarını paylaşmadığına dikkat çekti.</p>
<p>ÖSYM’nin yalnızca doğru cevap sayısı ortalamalarını açıkladığını belirten sendika, yanlış cevapların doğru cevapları götürdüğü düşünüldüğünde adayların gerçek net ortalamalarının açıklanan rakamların altında kaldığını ifade etti.</p>
<p>Açıklamada, sınav sonuçlarının bölgesel dağılımına yer verilmemesi de eleştirildi. Eğitim-Sen, bölgesel verilerin paylaşılmamasının eğitimdeki coğrafi ve sınıfsal eşitsizliklerin görünürlüğünü azalttığını belirtti.</p>
<a href='/haber/egitim-sen-lgs-sonuclari-egitimdeki-esitsizligi-ortaya-koydu-321393' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/10/egitim-sen-lgs-sonuclari-egitimdeki-esitsizligi-ortaya-koydu.jpg' alt='Eğitim Sen: LGS sonuçları eğitimdeki eşitsizliği ortaya koydu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Eğitim Sen: LGS sonuçları eğitimdeki eşitsizliği ortaya koydu</h5>
<div class='date'>10 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Matematik ortalaması 40 soruda 6,4</h3>
<p>Açıklanan verilere göre Temel Yeterlilik Testi’nin (TYT) 40 soruluk Temel Matematik bölümünde doğru cevap ortalaması 6,4 oldu.</p>
<p>Yirmi soruluk Fen Bilimleri testindeki doğru cevap ortalaması ise 3,9’da kaldı.</p>
<p>Alan Yeterlilik Testleri’nde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Matematik testinin doğru cevap ortalaması 7,1 olurken fizik ortalaması 2,6, kimya ortalaması 2,1, felsefe grubu ortalaması ise 1,8 olarak açıklandı.</p>
<p>Eğitim-Sen, bu verilerin eğitimde yaşanan sorunların geçici değil, yapısal olduğunu gösterdiğini ifade etti.</p>
<h3>Puanı hesaplanamayan adayların sayısı arttı</h3>
<p>Sendikanın açıklamasında, sınav puanının hesaplanabilmesi için gereken düzeyde doğru cevap veremeyen adayların sayısındaki artışa da dikkat çekildi.</p>
<p>Kamuoyunda “sıfır çeken” olarak ifade edilen adayların sayısı geçen yıl 40 bin 818 iken bu yıl 67 bin 87’ye yükseldi.</p>
<p>Böylece sınav puanı hesaplanamayan adayların sayısında bir yıl içinde 26 bin 269 kişilik artış yaşandı.</p>
<p>Eğitim-Sen, on binlerce adayın puanının hesaplanamamasının bireysel başarısızlık olarak değerlendirilemeyeceğini, bu durumun eğitim sistemindeki sorunların yaygınlığını gösterdiğini belirtti.</p>
<a href='/haber/yksdeki-hata-ve-belirsizlikler-sinav-guvenligini-yeniden-tartismaya-acti-321095' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/02/yksdeki-hata-ve-belirsizlikler-sinav-guvenligini-yeniden-tartismaya-acti.jpg' alt='"YKS’deki hata ve belirsizlikler sınav güvenliğini yeniden tartışmaya açtı"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"YKS’deki hata ve belirsizlikler sınav güvenliğini yeniden tartışmaya açtı"</h5>
<div class='date'>2 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Yüz binlerce aday sınava katılmadı</h3>
<p>Sınava başvurduğu hâlde katılmayan adayların sayısı da açıklamada öne çıkan başlıklardan biri oldu.</p>
<p>Verilere göre TYT’ye başvuran 170 bin 551, AYT’ye başvuran 154 bin 857 ve Yabancı Dil Testi’ne başvuran 60 bin 370 aday sınava girmedi.</p>
<p>Eğitim-Sen, bu sayıları gençlerin eğitim ve gelecek beklentilerindeki zayıflamanın göstergesi olarak değerlendirdi.</p>
<p>Sendikaya göre gençlerin eğitim yoluyla yaşamlarını değiştirebileceklerine ve güvenceli bir gelecek kurabileceklerine dair inancı giderek azalıyor.</p>
<h3>Parasız, bilimsel ve demokratik eğitim çağrısı</h3>
<p>Eğitim-Sen, sınav, rekabet ve piyasa merkezli eğitim politikalarının terk edilmesi çağrısında bulundu.</p>
<p>Sendika, öğrenciyi merkeze alan, gelişimi rekabetin önüne koyan, bilimsel ve pedagojik ölçütlere dayalı bir eğitim anlayışının benimsenmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Açıklama, eğitimin tüm kademelerde yeterli kamu kaynağı ayrılarak parasız, bilimsel, demokratik ve erişilebilir bir hak olarak sunulması çağrısıyla sona erdi.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 10:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[15 belediye, Hacettepe Üniversitesi’ndeki çipli köpekleri topladı]]></title><link>https://bianet.org/haber/15-belediye-hacettepe-universitesindeki-cipli-kopekleri-topladi-321754</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/hacettepe-universitesinin-kopekleri-15-belediyenin-ortak-calismasi-ile-toplatildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/15-belediye-hacettepe-universitesindeki-cipli-kopekleri-topladi-321754</guid><description><![CDATA[“El konulan köpeklerimizin 36’sı çipli. Kalan üçünün çipi de Çankaya Belediyesi’ne aitti zaten. Hepsinin aşıları tam. Çoğu yaşlı ve hasta, en genç köpeğimiz 8 yaşındaydı.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hacettepe Üniversitesi Hayvan Hakları ve Doğayı Koruma Topluluğu (HAYDOK), dün (21 Temmuz) 15 farklı belediyeye bağlı ekiplerin Beytepe Kampüsü’ne girerek yıllardır kampüste yaşayan 39 köpeği topladığını duyurdu.</p>
<p>Köpeklerin akıbetini öğrenmek isteyen HAYDOK gönüllülerinin kampüse girmesi de engellenmeye çalışıldı.</p>
<p>Konuştuğumuz HAYDOK gönüllüleri, aralarında yaşlı ve hasta hayvanların da bulunduğu köpeklerin büyük bölümünün öğrenciler adına çipli ve kayıtlı olduğunu belirtti.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/07/adsiz-tasarim-2026-07-22t113932-120.jpg" alt=""></p>
<h3>“Köpeklerimiz çipli ve aşılı”</h3>
<p>Gönüllüler, öğrencilerin yıllar içinde kendi emekleriyle kurduğu padokların ve hayvanlar için oluşturulan yaşam alanlarının da yıkıldığını, kişisel eşyalarına el konulduğunu söyledi.</p>
<p><em>“El konulan köpeklerimizin 36’sı çipli. Kalan üçünün çipi de Çankaya Belediyesi’ne aitti zaten. Hepsinin aşıları tam. Çoğu yaşlı ve hasta, en genç köpeğimiz 8 yaşındaydı. Bugün köpekleri bulmak gruplara ayrıldık. Barınakları tek tek belirleyip ulaşabildiğimiz kadarına gideceğiz. Yerlerini tespit edebildiklerimizi bugün çıkarmaya çalışacağız.</em></p>
<p><em>“Bildiğimiz kadarıyla Macunköy, Mamak, Sincan, Gölbaşı ve Büyükşehir Belediyesi’nin barınaklarına götürülmüşler. Bize Büyükşehir Belediyesi, Doğa Koruma ve Milli Parklar ile valiliğin koordinasyonunda yürütülen bir çalışma olduğunu söylediler. Hayvanlar, şu an sekiz farklı barınakta diye biliyoruz. Öncelikle Macunköy Barınağı’na gitmeye çalışacağız. Bildiğimiz kadarıyla şu anda sekiz köpeğimiz orada.”</em></p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">🟢 Hacettepe Üniversitesi’nin köpekleri, 15 belediyenin ‘ortak çalışması’ ile toplatıldı<br><br>🗣️ “Yıllardır kıllarına zarar gelmesin diye uğraştığımız hayvanlarımız belediye tarafından alınmış ve akıbetlerini bilmiyoruz.” <a href="https://t.co/KMU7pYVj4q" target="_blank" rel="nofollow noopener">https://t.co/KMU7pYVj4q</a> <a href="https://t.co/oUAf7g29aF" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/oUAf7g29aF</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://x.com/bianet_org/status/2079833019024642437?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">July 22, 2026</a></blockquote>
<h3>“Valiliğin kararı”</h3>
<p>Hak savunucuları, kendilerine hiçbir gerekçe sunulmadığını ve sadece “Valiliğin kararı” denerek şöyle dendiğini aktardı:</p>
<p><em>“Valilik kararını görmek istedik ancak bize herhangi bir belge de gösterilmedi. Daha önce rektörlüğün bize tahsis ettiği bir alan vardı. O alanı öğrenciler olarak kendi emeklerimizle düzenlemiştik. Kışın hayvanlar yağmurdan ve çamurdan korunsun diye kulübeler yapmıştık. Ancak o alan tamamen yıkılmış. Tellerimiz, kulübelerimiz ve çeşitli malzemelerimiz sökülmüş ya da kırılmış. İlaçlarımız alınmış. Şarjlı matkap gibi birçok ekipmanımız da vardı. Kısacası alan adeta yağmalanmış. </em></p>
<p><em>“Rektörlükle görüşmeye çalışacağız. Ancak şu ana kadar rektörlük tarafından bize yapılmış herhangi bir resmÎ bilgilendirme olmadığı için onlarla da iletişim kuramıyoruz. Bu sabah bize, ‘48 saat içinde malzemelerinizi alabilirsiniz, onlara dokunulmayacak,’ denilmişti. Ancak bugün gittiğimizde alanın tamamen temizlenip yıkıldığını gördük. Bu da bize verilen sözün tutulmadığını gösteriyor.”</em> (<span style="font-size: 16px; font-weight: 500;">TY)</span></p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 10:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[TTB'den 5 maddelik çağrı: Hekimlerin masumiyet karinesine saygı gösterilsin]]></title><link>https://bianet.org/haber/ttb-den-5-maddelik-cagri-hekimlerin-masumiyet-karinesine-saygi-gosterilsin-321753</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/ttb-den-5-maddelik-cagri-hekimlerin-masumiyet-karinesine-saygi-gosterilsin.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ttb-den-5-maddelik-cagri-hekimlerin-masumiyet-karinesine-saygi-gosterilsin-321753</guid><description><![CDATA[Meslek örgütleri, yayımladıkları ortak açıklamada, bilimsel ön inceleme yapılmadan başvurulan tutuklama kararının hukuka aykırı olduğunu belirtti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Urfa’da bir hastanın yaşamını yitirmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bir doktorun tutuklanmasına Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ve 58 tabip odası tepki gösterdi.</p>
<p>Meslek örgütleri, yayımladıkları ortak açıklamada, bilimsel ön inceleme yapılmadan başvurulan tutuklama kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek "Hekimlerin peşinen suçlu ilan edilmesine izin vermeyeceğiz" mesajı verdi.</p>
<h3>"İstenmeyen her sonuç hekim kusuru değildir"</h3>
<p>Tutuklamanın bir ceza aracı ya da kamuoyunu yatıştırma yöntemi olarak kullanılamayacağına dikkat çekilen açıklamada şu değerlendirmelere yer verildi:</p>
<p><em>"Bir hekim hakkında kusur değerlendirmesi yapılırken hastanın durumu, hastalığın seyri ve uygulanan işlemler birlikte ele alınmalıdır. İstenmeyen bir sonuç, tek başına hekimin kusurlu olduğu anlamına gelmez. Meslektaşımızın tahliyesini olumlu karşılamakla birlikte, bir hekimin bilimsel bir değerlendirme yapılmadan yalnızca mesleğini icra ettiği için özgürlüğünden yoksun bırakılması, tüm hekimler üzerinde ağır bir baskı oluşturmaktadır."</em></p>
<h3>"Savunmacı tıp yaygınlaşır, zararı hastalar görür"</h3>
<p>Hekimlerin yargılanma veya cezalandırılma korkusuyla mesleklerini yapmaya zorlanmasının vahim sonuçlar doğuracağı belirtilen açıklamada; bu durumun hekimleri riskli ve ağır hastalardan uzaklaştırarak "savunmacı tıbbı" yaygınlaştıracağı, bundan da en büyük zararı sağlık hizmetine ihtiyaç duyan hastaların göreceği kaydedildi.</p>
<h3>Meslek örgütlerinden 5 maddelik çağrı</h3>
<p>TTB Merkez Konseyi ve 58 tabip odası, sürecin takipçisi olacaklarını belirterek yetkili makamlardan şunları talep etti: </p>
<p>Sağlıkta Şiddet Uyarısı: Hekimleri peşinen suçlu ilan eden söylem ve uygulamaların sağlıkta şiddeti beslediği görülmeli, hekimlerin can güvenliği ve mesleki huzuru korunmalıdır.</p>
<p>Özel Soruşturma Usulü: Tıbbi uygulamalara ilişkin adli süreçlerde soruşturma izni şartı ve özel soruşturma usulü eksiksiz uygulanmalıdır.</p>
<p>Lekelenme Hakkı ve Masumiyet Karinesi: Hekimlerin masumiyet karinesine, kişi özgürlüğüne ve adil yargılanma hakkına saygı gösterilmelidir.</p>
<p>Hukuka Aykırılık Kabul Edilmeli: Zorunlu soruşturma izni alınmadan başlatılan adli süreçlerin ve koruma tedbirlerinin açık bir hukuka aykırılık oluşturduğu kabul edilmelidir.</p>
<p>Sorumlular Açıklanmalı: Yasal süreçlerin nasıl işletildiği ve bu hukuka aykırı sürecin sorumluluğu yetkili mercilerce değerlendirilerek kamuoyuna açıklanmalıdır.</p>
<p>(EMK)</p>
<h3>Bildiriye imza atan kurumlar</h3>
<p><strong>Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi</strong> ve 58 Tabip Odası:</p>
<p>Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı-Kars-Ardahan-Iğdır, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bartın, Batman, Bitlis, Bolu-Düzce, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ-Tunceli-Bingöl, Eskişehir-Bilecik, Gaziantep-Kilis, Giresun, Hatay, Isparta-Burdur, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kastamonu-Çankırı, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Ordu, Osmaniye, Rize-Artvin, Sakarya, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas-Erzincan, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Trabzon, Uşak, Van-Hakkari ve Zonguldak Tabip Odaları.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 09:47:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kürt sporcuya engel iddiası: Gerekçe 'kontenjan', savunma 'babam da Kürt’]]></title><link>https://bianet.org/haber/kurt-sporcuya-engel-iddiasi-gerekce-kontenjan-savunma-babam-da-kurt-321752</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/kurt-sporcuya-engel-iddiasi-kontenjan-bahane-savunma-babam-da-kurt.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kurt-sporcuya-engel-iddiasi-gerekce-kontenjan-savunma-babam-da-kurt-321752</guid><description><![CDATA[Atlet Cumali Arslan, Antalya’da düzenlenen Dünya Atletizm Yürüyüş Yarışması’na katılmasının engellendiğini iddia ederek Türkiye Atletizm Federasyonu’nu, Avrupa Federasyonu'na şikayet etti. Federasyon Başkanı Ahmet Karadağ, “Yürüyüş branşı Doğu ve Güneydoğu'da güçlü bir katılıma sahiptir. Baba tarafından Kürt kökenliyim” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kürt sporcu Cumali Arslan yürüyüş sporlarında katıldığı yarışmalarda çok sayıda birincilik elde etti. Arslan, 5 Eylül 2020’de Türkiye, 14 Nisan 2024’te Fransa, 11 Ocak 2025’te Almanya, 5 Temmuz 2026’da ise İngiltere’de birinci oldu. Elde ettiği birinciliklerden sonra Kürt kimliğini açıkladı. Almanya’da birinci olduktan sonra Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bayrağını açtı. Arslan, sonra çeşitli engellere maruz kaldığını, Türkiye Milli Takım kampına alınmadığını belirterek Almanya’ya yerleştiğini söyledi.</p>
<h3>Avrupa'da soruşturma başlattı</h3>
<p>Arslan, Şubat 2025’te Antalya’da düzenlenen Ünal Aytaç Spor Toto Türkiye Yürüyüş Şampiyonası Statüsü ve International Race Walking Bronze Leven Regulation'na katılmak için başvurdu. Başvurusu kabul edilmeyen Arslan, Türkiye Atletizm Federasyonu’nu, Avrupa Atletizm Federasyonu’na şikayet etti. Avrupa’da başlatılan soruşturmanın ardından Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Ahmet Karadağ, savunmasını verdi.</p>
<div class="box-13">Karadağ savunmasında, “Seçme kriterlerinin ırka yönelik olmadığını, 2025’te Antalya’da düzenlenen Race Walking Bronze Leven Regulation yarışması için sistemlerinde Arslan tarafından yapılan herhangi bir başvuru kaydı bulunmadığını, Arslan’ın yazılı talepte başvuruda bulunduğunda ise kotaların dolduğunu" belirtti.</div>
<h3>“Benim babam da Kürt”</h3>
<p>Karadağ, “kişisel not” olarak düştüğü savunmasının son bölümünde şunlara yer verdi:</p>
<blockquote>
<p>“Yürüyüş branşı, Türkiye genelinde özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde güçlü bir katılıma sahiptir. Milli Takım yürüyüşçülerimizin birçoğu Sayın Arslan ile aynı bölgelerden gelmektedir. Kişisel bir not olarak, baba tarafından Kürt kökenliyim. Etnik ayrımcılık değerlerimle, TAF’ın politika ve uygulamalarıyla bağdaşmamaktadır.</p>
</blockquote>
<h3>“En büyük etken Kürdistan Bayrağı açmam”</h3>
<p>Kürt sporcu Cumali Arslan, Federasyon Başkanı Karadağ’ı yalanladı. Arslan Karadağ’ın iddialarına şu yanıtı verdi:</p>
<div class="box-1">
<p>“Karadağ, benimle ilgili, Türkiye Atletizm Federasyonu'na bağlı lisanslı sporcu olmadığım için başvuru yapmam gerektiği belirtilmektedir. Oysa ben o dönemde Almanya Atletizm Federasyonu'na bağlı lisanslı bir sporcuydum. Bu nedenle yarışma kaydımın uluslararası prosedür gereği Türkiye Atletizm Federasyonu tarafından yapılması gerekiyordu. Savunmada geçmiş yarış sonuçlarım incelenerek performansımla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Ancak bu dosyanın konusu performansım değildir. İyi ya da kötü sporcu olmak, bir sporcunun yarışmaya katılma hakkının engellenmesini haklı göstermez.</p>
<p>Lisansım olmadığı iddia edilmiştir. Oysa Almanya Atletizm Federasyonu'na bağlı lisanslı sporcuydum. Geç başvuru yaptığım belirtilmiştir. Oysa başvurum 1 Ocak'ta yapılmış olup son başvuru tarihi 18 Şubat'tı. Yarışmaya neden kabul edilmediğimi öğrenmek için yarışma koordinatörüyle görüştüğümde bana yarışma kayıtlarının kapandığı söylendi. Ancak bu açıklama, başvuru tarihlerine uymamaktadır. Çünkü başvuru tarihim 1 Ocak 2025, yarışmanın son kayıt tarihi ise 18 Şubat. Daha sonra bana 35 kilometrelik yürüyüş yarışmasının yapılmayacağı ifade edildi. Ancak yarışma kayıtlarını incelediğimde yabancı sporcuların aynı yarış için kayıt yaptırdığını gördüm. Bu kez ise bana ‘kontenjanın dolduğu’ söylendi. 15 yıllık spor hayatım boyunca Avrupa, dünya ve olimpiyat organizasyonları dışında bir yürüyüş yarışında kontenjan gerekçesiyle sporcuların reddedildiğine ilk kez tanık oldum.”</p>
</div>
<h3>“Kürt sporcular üzerinde büyük bir baskı var”</h3>
<p>Kürt sporculara baskı uygulandığını belirten Arslan, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<blockquote>
<p>"Türkiye’de çok sayıda Kürt atlet var. Ancak sporcular üzerinde büyük bir baskı ve asimilasyon politikası var. Bu yüzden sporcular kimliklerini gizlemek zorunda kalıyorlar. Kardeşimle birlikte kimliklerimizi açık ettik. Federasyon bize mesafeli davranmaya başladı. Biz de buna karşı kardeşimle birlikte 2022’de Almanya’ya yerleştik. Burada Kürt kimliğimizle çok sayıda yarışmaya katıldık. Kazandığımız yarışmalarda Kürdistan Bayrağını açtık. Bir de birkaç etkinlikte konuşmacı oldum.  Bunun üzerine 2025’te hakkımda dava açıldı. Pasaportuma el konularak Türkiye’de tutuldum. Daha sonra İngiltere’de bir kulüp tarafından davet edilmem üzerine buraya geldim. Hakkımda açılan dava hala duruyor. İngiltere şampiyonası olduğunda sporcuların hepsi İngiliz olmasına rağmen yarışmada 4-5 bayrak açan sporcular görebilirsin. Bu sporun birleştirici gücü olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki Kürt sporcular çok sayıda dünya ve Avrupa madalyası kazanmalarına rağmen kendi renklerini gösterme hakları elinde alınıyor.”</p>
</blockquote>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 09:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar tahliye edildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/kaos-gl-genel-yayin-yonetmeni-yildiz-tar-tahliye-edildi-321751</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/kaos-gl-genel-yayin-yonetmeni-yildiz-tar-tahliye-edildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kaos-gl-genel-yayin-yonetmeni-yildiz-tar-tahliye-edildi-321751</guid><description><![CDATA[NATO operasyonlarında gözaltına alındıktan sonra 25 Haziran’da tutuklanan gazeteci Yıldız Tar, yaklaşık bir aydır Sincan Cezaevi’ndeydi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://kaosgl1.org/haber/kaos-gl-genel-yayin-yonetmeni-yildiz-tar-tahliye-edildi" target="_blank" rel="nofollow noopener"><em>kaosgl1.org</em></a>’un haberine göre, NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında gözaltına alınan ve 25 Haziran’da tutuklanan Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar tahliye edildi.</p>
<p>Tahliye edilenler arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, Umut-Sen Sözcüsü Burcu Arıkan ve TEMA gönüllüleri de bulunuyor. Tahliye edilenlerin yargılanmalarına tutuksuz devam edilecek.</p>
<a href='/haber/gazeteci-yildiz-tar-lgbti-lara-acilan-savasin-tutsaklarindanim-320966' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/06/27/tutuklu-gazeteci-yildiz-tar-lgbti-lara-acilan-savasin-tutsaklarindanim.jpg' alt='Gazeteci Yıldız Tar: LGBTİ+’lara açılan savaşın tutsaklarındanım' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gazeteci Yıldız Tar: LGBTİ+’lara açılan savaşın tutsaklarındanım</h5>
<div class='date'>27 Haziran 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Yıldız Tar, NATO Zirvesi kapsamında düzenlenen operasyonlarda 23 Haziran’da gözaltına alındı. 25 Haziran’da “silahlı terör örgütüne üye olma” iddiasıyla tutuklanarak Ankara Sincan Cezaevi’ne gönderildi.</p>
<p>İfade işlemlerinde Tar’a NATO’ya ilişkin herhangi bir soru yöneltilmedi. Bunun yerine Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025’i “Aile Yılı” ilan etmesinin ardından yapılan “Aile Yılı Değil Mücadele Yılı” başlıklı söyleşiyi sosyal medya hesaplarından neden paylaştığı soruldu. Tar ise ifadesinde, “Aile Yılı uygulamalarına dair çeşitli haber, röportaj, söyleşi ve yazılarım mevcuttur. Bunların hepsi gazeteci olarak mesleğimin gereği ve ifade özgürlüğü kapsamındadır” dedi.</p>
<p>Tar ayrıca, “Gazeteci olarak bırakın terör suçlarını, herhangi bir şiddet olayını övmem, teşvik etmem olamaz. Ben mensubu olduğum LGBTİ+ topluluğunun temel hak ve özgürlükleri ve bu topluluğa karşı önyargıyı kırmak için gazetecilik ve yazarlık yapıyorum. Açıklamalarımda eleştirel olarak ifade özgürlüğünü kullandım” ifadelerini kullandı.</p>
<a href='/haber/yildiz-tara-ifadesinde-aile-yili-degil-mucadele-yili-soylesisi-soruldu-320932' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/06/26/yildiz-tara-ifadesinde-aile-yili-degil-mucadele-yili-soylesisi-soruldu.webp' alt='Yıldız Tar’a ifadesinde “Aile Yılı değil, mücadele yılı” söyleşisi soruldu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yıldız Tar’a ifadesinde “Aile Yılı değil, mücadele yılı” söyleşisi soruldu</h5>
<div class='date'>26 Haziran 2026</div>
</div>
</a>
</div>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sağlamcılığa Karşı Özneler Platformu: Makul olmak makbul değildir]]></title><link>https://bianet.org/haber/saglamciliga-karsi-ozneler-platformu-makul-olmak-makbul-degildir-321749</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/makul-olmak-makbul-degildir-saglamciliga-karsi-ozneler-platformu-manifestosunu-yayimladi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/saglamciliga-karsi-ozneler-platformu-makul-olmak-makbul-degildir-321749</guid><description><![CDATA[Platform, Türkiye’de uzun süredir hâkim olan ve yalnızca temel ihtiyaçlara odaklanan tekil sakat grupları aktivizminin, sakat özneleri izole ettiğini ve sağlamcı klişeleri beslediğini vurguladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Engelsiz Erişim Derneği bünyesindeki "Düşün Sorgula Üret Kolektifi" tartışmalarıyla temelleri atılan Sağlamcılığa Karşı Özneler Platformu, kuruluşunu ve manifestosunu kamuoyuna duyurdu. Tekil engel gruplarına sıkışan aktivizm anlayışını reddeden platform; sağlamcılığa karşı yatay, kesişimsel ve eylemsel bir mücadele hattı kurduğunu açıkladı.</p>
<p>Farklı yeti çeşitliliğine sahip özneler, hak savunucuları ve sivil toplum oluşumları, hayatın her alanını kuşatan sağlamcı sisteme karşı gür bir ortak ses çıkarmak amacıyla <strong>Sağlamcılığa Karşı Özneler Platformu</strong> çatısı altında bir araya geldi.</p>
<p>"Makul olmak makbul değildir!" sloganıyla yola çıkan platform, yayımladığı kuruluş manifestosuyla sokaklardan okullara, kurumlardan zihinlere uzanan köklü bir dönüşüm çağrısı yaptı.</p>
<p>Platform, Türkiye’de uzun süredir hâkim olan ve yalnızca temel ihtiyaçlara odaklanan tekil sakat grupları aktivizminin, sakat özneleri izole ettiğini ve sağlamcı klişeleri beslediğini vurguladı. "Normalcilik" kavramının bir toplumsal inşa olduğuna dikkat çekilen açıklamada, engel türü veya teşhislere odaklanan dar kalıpların yerine tüm çeşitliliği kapsayan bir hat benimseneceği ifade edildi.</p>
<h3>Eşitlikçi ve eylemsel mücadele vurgusu</h3>
<p>Söz ve fikirlerin yanı sıra eylemselliği ve hiyerarşiden uzak yatay örgütlenmeyi benimsediklerini belirten platform, kırıntı niteliğindeki haklar ya da "pozitif ayrımcılık" talepleri yerine tam eşitlikçi ve erişilebilir bir yaşam için mücadele edeceklerini ilan etti.</p>
<p>Manifestoda, nöroçeşitlilik paradigmasından sakatlık ve delilik çalışmalarının birikimine kadar geniş bir teorik ve pratik zemine dayanıldığı kaydedildi.</p>
<h3>Sağlamcılığa Karşı Özneler Platformu Manifestosu’nun tam metni</h3>
<p>Hayatı eşit, erişilebilir ve bariyersiz kılmak için bir adım daha atıyoruz.</p>
<p>Tıpkı yeti farklılıklarımız gibi hak mücadelemiz de çeşitleniyor.</p>
<p>Türkiye’de uzun süredir hâkim olan, tekil sakat gruplara ve sadece temel ihtiyaçlara odaklanan mücadele tarzı, senelerdir hem bizi izole etti hem de sağlamcı klişeleri daha da kuvvetlendirdi.</p>
<p>Sakat öznelerin seslerini marjinal, güvenilmez, radikal ilan eden ve dünyada engelliler sanki sadece çocuklardan ibaretmiş gibi bir tutum sergileyen kurumlar sağlamcılığa karşı durmayı ve “Makul Olmak Makbul Değildir!” sloganını öğrenmeli.</p>
<p>Bizzat kendisi bir toplumsal inşa olan “normalcilik” ve hayatın çeşitliliğini tanımayarak devamlılığını sürdüren bu sağlamcı sistem, mücadelemizi dar kalıplara sıkıştırıyor.</p>
<p>Kapsayıcılıktan uzak; engel türü veya teşhislere odaklanmış aktivizm geleneğine yanıtımızı tüm çeşitliliğimizle veriyoruz.</p>
<p>Her türlü erişilebilirlik sorununun, ötekileştirmenin, ön yargının temelinde sağlamcılık ve onun neden olduğu değersizleştirici koşullar yatıyor. Buna dur demenin vakti geldi de geçiyor…</p>
<p>Erişilemeyen sokaklara, duyu düşmanı mekanlara, sakat öğrencileri reddeden okullara, kurumlardaki şiddetin her türüne, işyerlerinde ve hayatın her alanındaki zorbalığa, engellileri kendilerinden aşağıda konumlandırarak yok sayanlara karşı ortak ses çıkarmak için bir araya geldik.</p>
<p>Sağlamcılıkla mücadele alanında çalışmalar yapan ve yolu kesişen özneler olarak toplandık. Nihayetinde eyleme geçmeyi arzulayarak platformun kuruluşunu başlattık. İlkesel anlamda ortaklığımız olan özne ve kurumlar ile platformumuzu ve mücadelemizi daha da güçlendireceğiz.</p>
<p>Dünyada faşizmin yükselişi ile güçlenen sağlamcılığa karşı sağlamcılık karşıtı mücadeleyi dönüştürmeyi hedefliyoruz.</p>
<p>Sağlamcılık ve yabancılaştırmanın pençesindeki engelliler ve aileleri ile üstenci olmayan bir tarzda ilişkilenip sorunlarımıza çözüm yolları arayacağız. Sağlamcı bir konumdan bizimle ilişkilenen kurum ve kişilere eleştirilerimizi iletmeye ise devam edeceğiz.</p>
<p>Kırıntı niteliğindeki hakların dahi budandığı, yok edilmeye çalışıldığı bugünlerde “pozitif ayrımcılık” ve “kota uygulaması” gibi kronik sorunları besleyen taleplerle değil, eşitlikçi ve erişilebilir bir hayat için yola çıkıyoruz.</p>
<p>Tüm ötekilerle beraber, birbirimizden öğrendiklerimizle artık daha güçlü bağlar kuracak ve herkes için dünyayı daha yaşanabilir kılmanın mücadelesini vereceğiz.</p>
<p>Söz ve fikirlerimizle yola çıkıyoruz ancak eylemselliği ve yatay örgütlenmeyi benimsiyoruz. Mevcut koşulların içinde henüz gün yüzüne çıkmamış detayları, gerekli bilgileri birbirimize aktarırken yeni mücadele hatları, pratikleri doğsun diye farklı perspektifleri bir araya getiriyoruz. Hiyerarşiye dayalı, bizden performatif bir yaşayış talep eden ve engelliyi sağlamcı bir okumaya tabi tutan bu düzene “Hayır!” diyoruz!</p>
<p>Geçmiş mücadelelerin birikimiyle, sakatlık ve delilik çalışmalarının ürettiklerine dayanarak nöroçeşitlilik paradigması ve bilgisini de kapsayarak tarihe not düşmek için buradayız.</p>
<p>Sağlamcılığın, mikro saldırganlığın, ayrımcılığın olmadığı, normal addedilen beden ve zihinlerin kapitalizmin çarklarına enerji taşımadığı bir dünyanın mümkün olduğunu savunuyoruz. En önemlisi birlikte mücadele etmeden kazanamayacağımızı çok iyi biliyoruz.</p>
<p>Herkesi sağlamcılıkla ve biçimlendirdiği bu adaletsiz koşullar ve konumlarla ilgili kesişimsel bir şekilde dönüşmeye davet ediyoruz.</p>
<p>“Yaşamın her alanında her varoluş için Kapsayıcı Ol!” diyor ve mücadeleye bir kez daha “merhaba” diyoruz.</p>
<p>Katılımcılar: Engelsiz Erişim Derneği, Sakat Cenah, EEEH Dergi, Körüz.biz, Uzman Psikolog Bahar Yavuz, Dr. Cavidan Soykan, Seda Solaklar Sağlamcılığa Karşı Özneler Platformu"</p>
<div class="box-12">
<h3>Sağlamcılığa Karşı Özneler Platformu Sosyal Medya Adresleri:</h3>
<p>X:</p>
<p><a href="https://twitter.com/kapsayiciol?s=21" target="_blank" rel="noopener">https://twitter.com/kapsayiciol?s=21</a></p>
<p>Facebook:</p>
<p><a href="https://www.facebook.com/share/19RWpLA2en/?mibextid=wwXIfr" target="_blank" rel="noopener">https://www.facebook.com/share/19RWpLA2en/?mibextid=wwXIfr</a></p>
<p>Instagram:</p>
<p><a href="https://www.instagram.com/kapsayiciol?igsh=MXA1ejFzZzJqczkxMg%3D%3D&amp;utm_source=qr" target="_blank" rel="noopener">https://www.instagram.com/kapsayiciol?igsh=MXA1ejFzZzJqczkxMg%3D%3D&amp;utm_source=qr</a></p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 09:28:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Venezuela’da deprem sonrası kimlik tespiti için ailelere DNA çağrısı yapıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/venezuelada-deprem-sonrasi-kimlik-tespiti-icin-ailelere-dna-cagrisi-yapildi-321748</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/venezuelada-deprem-sonrasi-kimlik-tespiti-icin-ailelere-dna-cagrisi-yapildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/venezuelada-deprem-sonrasi-kimlik-tespiti-icin-ailelere-dna-cagrisi-yapildi-321748</guid><description><![CDATA[Depremin ardından yakınlarından haber alamayanların kurduğu "Desaparecidos Terremoto Venezuela" (Venezuela Depremi Kayıpları) adlı sivil girişimin internet sitesinde kayıtlı kayıp sayısı 29 bin 500’e ulaştı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Venezuela'da meydana gelen iki büyük depremin ardından arama-kurtarma ve kimlik tespit çalışmaları sürüyor.</p>
<p>Ulusal Meclis Başkanı Jorge Rodriguez, can kaybının 5 bin 346’ya yükseldiğini açıklarken; makamlar, teşhis edilemeyen cenazeler için ailelerden DNA örneği toplamaya başladı.</p>
<p>AA'nın haberine göre, Venezuela Ulusal Meclis (AN) Başkanı Jorge Rodriguez, sosyal medya hesabından yaptığı son açıklamada felaketin bilançosunu güncelledi. Rodriguez, yaşamını yitirenlerin sayısının 68 artarak <strong>5 bin 346’ya</strong>, yaralı sayısının ise <strong>16 bin 740’a</strong> ulaştığını duyurdu.</p>
<h3>Ailelere DNA eşleşme çağrısı</h3>
<p>Ülke basınında yer alan haberlere göre Venezuela hükümeti, felakette hayatını kaybedenlerin kimlik tespiti için kritik bir adım attı. Ulusal Adli Tıp ve Bilimler Servisi (Senamecf) ile İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan ortak açıklamada, yakınlarına ulaşamayan aileler göreve çağrıldı.</p>
<p>Depremden en ağır etkilenen <strong>La Guaira</strong> eyaletinde veya başkent Caracas’taki <strong>Bello Monte morgunda</strong> yakınlarının olabileceğini düşünen yurttaşlardan, kimlik tespit sürecinin ivme kazanması amacıyla DNA örneği vermeleri istendi.</p>
<p>Resmi makamlar henüz kayıp sayısına ilişkin net bir rakam paylaşmazken, belirsizlik sürüyor. Depremin ardından yakınlarından haber alamayanların kurduğu <em>"Desaparecidos Terremoto Venezuela"</em> (Venezuela Depremi Kayıpları) adlı sivil girişimin internet sitesinde kayıtlı kayıp sayısı <strong>29 bin 500’e</strong> ulaştı.</p>
<div class="box-12">
<p>ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS) verilerine göre, Venezuela 24 Haziran'da sadece 39 saniye arayla meydana gelen <strong>7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki</strong> iki yıkıcı depremle sarsılmıştı.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yapılan ilk incelemelerde, çifte felaketin ülkede yarattığı doğrudan fiziksel hasarın maliyetinin <strong>6,7 milyar doları</strong> bulduğu tahmin ediliyor.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 09:13:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[EŞİK Bakanlıkları göreve çağırdı: Kadın cinsel organının sakatlanması suçtur]]></title><link>https://bianet.org/haber/esik-bakanliklari-goreve-cagirdi-kadin-cinsel-organinin-sakatlanmasi-suctur-321746</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/esik-bakanliklari-goreve-cagirdi-kadin-cinsel-organin-sakatlanmasi-suctur.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/esik-bakanliklari-goreve-cagirdi-kadin-cinsel-organinin-sakatlanmasi-suctur-321746</guid><description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekim ve Kadın Sağlığı Kolu ile HASUDER’in konuyla ilgili başlattığı disiplin soruşturmalarının takipçisi olacağını belirten EŞİK, yetkili kurumlara çağrı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), sosyal medyada "kadın sünneti" (genital mutilasyon) veya "hud derisi alma" adıyla tanıtım yapan erkeğe tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yayımlayan platform Aile, Adalet ve Sağlık bakanlıklarını göreve çağırdı, uygulamanın Türk Ceza Kanunu'na ve uluslararası sözleşmelere göre ağır bir yaralama suçu olduğunu vurguladı.</p>
<p>Açıklamada, bunun açıkça "kadın cinsel organı sakatlaması (FGM)" (genital mutilasyon) olduğu ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, "sünnet" kavramının yapılan ağır yaralama eylemini dini gerekçelerle örtmek amacıyla kasten kullanıldığı belirtildi. Tıbbi zorunluluk dışındaki bu müdahalelerin kadın sağlığı üzerinde kalıcı hasarlar bıraktığına dikkat çekilen metinde şu ifadelere yer verildi:</p>
<p><em>"Gelen tepkiler üzerine işlemin 'Hud derisi alma' olarak adlandırılması niteliğini değiştirmemektedir. Klitoral başlık, anatomik olarak klitorisi koruyan doğal bir dokudur. Kadın bedenine dayatılan bu operasyonlar, ister kâr amacıyla ister dini gerekçelerle yapılsın; ataerkil ve kapitalist bir dayatmadır, suçtur."</em></p>
<p>EŞİK, Türkiye'nin taraf olduğu BM CEDAW Sözleşmesi ve İstanbul Sözleşmesi’nin 38. maddesine atıfta bulunarak, devletin bu tür zararlı uygulamaları önleme ve yasaklama yükümlülüğü olduğunu hatırlattı. Yapılan işlemlerin Türk Ceza Kanunu kapsamında da "ağır yaralama suçu" teşkil ettiği vurgulandı.</p>
<p>BM verilerine de değinilen açıklamada, dünya genelinde 230 milyondan fazla kadının bu uygulamaya maruz kaldığı ve yalnızca 2026 yılında 4,5 milyon kız çocuğunun risk altında olduğu bilgisi paylaşıldı.</p>
<h3>Bakanlıklara çağrı</h3>
<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekim ve Kadın Sağlığı Kolu ile HASUDER’in konuyla ilgili başlattığı disiplin soruşturmalarının takipçisi olacağını belirten EŞİK, yetkili kurumlara şu çağrıda bulundu:</p>
<p>·<strong>Bakanlıklara Açık Davet:</strong> Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı; bu tür reklam ve girişimleri derhal yasaklamalı, sorumlular hakkında hukuki süreç başlatmalıdır.</p>
<p>·<strong>Farkındalık Kampanyası:</strong> Kamuoyunu kadın cinsel organı sakatlaması (genital mutilasyon) konusunda doğru bilgilendirmek adına acilen ulusal düzeyde bir farkındalık kampanyası yürütülmelidir.</p>
<div class="box-12">
<h3>Genital mutilasyon Nedir?</h3>
<p><a href="https://bianet.org/etiket/kadin-sunneti-3228" target="_blank" rel="noopener">"Kadın sünneti</a>” (genital mutilasyon) kız çocuğu ya da kadının cinsel organlarına tıbbi olmayan sebeplerle müdahale etmek ya da cinsel organları yaralamak anlamına geliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) pek çok türü olan kadın sünnetini "Tıbbi olmayan nedenlerle kadınların üreme organlarını yaralayan her türlü prosedür” olarak tanımlıyor.</p>
<p>Uluslararası olarak kız çocukları ve kadınların insan haklarının ihlâli olduğu kabul edilen kadın sünneti, Afrika ve Ortadoğu’da 30 ülkede yoğunlaşmasına rağmen, Asya ve Latin Amerika’da da bazı ülkelerde yapıldığı için evrensel bir sorun olarak görülüyor.</p>
<h2>68 milyon kız çocuğu risk altında</h2>
<p>2030’a kadar kadın sünneti uygulamalarını bitirmeyi hedefleyen Birleşmiş Milletler (<a href="https://bianet.org/etiket/bm-1111" target="_blank" rel="noopener">BM</a>) şu verileri sunuyor:</p>
<p>* Bugün hayatta olan en az 200 milyon kız çocuğu ve kadının sünnetin bir türüne maruz kaldığı tahmin ediliyor.</p>
<p>* Kadın sünneti pek çok ülkede azalıyor. Ancak günümüzdeki sıklığını korursa nüfusu artan ülkelerde daha çok kız çocuğu kadın sünnetine maruz kalacak.</p>
<p>* 68 milyon kız çocuğu ve kadın 2015 ve 2030 yılları arasında sünnet edilme tehlikesi altında.</p>
<p>* 15 ila 49 yaşlarındaki kız çocuğu ve kadınların Somali’de yüzde 98’i, Gine’de yüzde 97’si, Cibuti’de yüzde 93’ü, Mısır’da yüzde 87’si sünnet ediliyor.</p>
<p>* Kadın sünneti en yoğun olarak bebeklikten 15 yaşına kadar yapılıyor.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 08:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Trendyol Lojistik'te taşeron kıskacı ve kesintisiz gözetim düzeni]]></title><link>https://bianet.org/haber/trendyol-lojistik-te-taseron-kiskaci-ve-kesintisiz-gozetim-duzeni-321738</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/trendyol-lojistik-te-taseron-kiskaci-ve-kesintisiz-gozetim-duzeni.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/trendyol-lojistik-te-taseron-kiskaci-ve-kesintisiz-gozetim-duzeni-321738</guid><description><![CDATA["Bazı depolarda işçiler insan gibi değil, barkod gibi görülüyor. Attığı adım, nefes aldığı süre, tuvalete gidişi bile takip edilen bir çalışma düzeni yaratılmış. Bu modern kölelikten başka bir şey değil."]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Denizli’de Trendyol Lojistik’in taşeronu GHZ Lojistik A.Ş. bünyesinde çalışan işçilerin mücadelesi, platform şirketlerinin depolarına dayatılan esnek, güvencesiz ve denetim odaklı emek rejimini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Süreç, işçilerin DİSK İletişim-İş Sendikası’nda örgütlenerek 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 56. yıl dönümünde Denizli Dağıtım Merkezi önünde gerçekleştirdiği yürüyüşle görünür kılındı. İkili vardiya sisteminin yarattığı sosyal tahribata, şeffaf omayan adaletsiz prim uygulamalarına, kapalı rampalardaki ağır çalışma koşullarına ve tuvalet molalarının dahi dakikayla izlendiği mobbing düzenine karşı yükselen bu sese yönetimin ilk yanıtı, deponun önündeki Trendyol tabelasını sökerek kurumsal sorumluluktan kaçmak oldu.</p>
<p>Ancak sermayenin baskısı tabela sökmekle sınırlı kalmadı. Türkiye genelinde iş hacmi açısından beşinci sırada yer alan Denizli Dağıtım Merkezi'nde işçilerin anayasal haklarını kullanmadaki kararlılığı karşısında yönetim, "küçülme" bahanesine sığınarak depoya bağlı 5 şubeyi İzmir’e kaydırdı ve 30’dan fazla işçiyi Kod 04 (işveren feshi) ile kapının önüne koydu.</p>
<p>İş Kanunu gereği 30 gün önceden İŞKUR’a bildirim yapılması gereken toplu işten çıkarma kuralı açıkça çiğnenirken, işveren hem anayasal sendikalaşma hakkını baltalayarak suç işledi hem de içeride kalan işçilere gözdağı vermeyi hedefledi. Tüm bu hamlelere rağmen işçiler ve sendika, fiili ve hukuki mücadeleyi sürdürmekte kararlı.</p>
<p>Biz de bu direnişin hem makro-politik zeminini hem de kapalı rampa alanlarındaki çıplak bedensel deneyimini aktarmak adına DİSK İletişim-İş Genel Başkanı Gürkan Emreoğlu ve GHZ Lojistik İşçi Temsilcisi ile konuştuk. İki farklı cepheden gelen bu yanıtlar, sokaktaki kuryeden depodaki tasnif işçisine kadar platform şirketlerinin tüm tedarik zincirine dayattığı güvencesiz çalışma koşullarını ve bu zincirin halkalarında büyüyen ortak hak arayışını ortaya koyuyor.</p>
<h3>"Çağımızın kölelik düzeni"</h3>
<p><strong>Eylemi 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nin yıl dönümünde gerçekleştirdiniz. Bugünün lojistik işçisiyle 1970'lerin fabrika işçisinin karşı karşıya kaldığı hak gaspları arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz? Taşeron sistemi yeni nesil bir "kölelik düzeni" mi?</strong></p>
<p><strong>Gürkan Emreoğlu (DİSK İletişim-İş Genel Başkanı):</strong> 15-16 Haziran'da işçiler sendikal haklarına sahip çıkmak için sermayeye ve iktidara karşı ayağa kalkmıştı. Bugün Denizli'de yaşananlar da aynı sınıf kavgasının günümüzdeki devamıdır. Değişen sadece sömürü yöntemleridir. Dün işçilerin karşısına fabrikalarda patronlar çıkıyordu, bugün algoritmaların, taşeron şirketlerin ve çok uluslu şirketlerin arkasına gizleniyorlar.</p>
<p>Taşeron sistemi çağımızın kölelik düzenidir. İşçiyi güvencesiz bırakmak, örgütsüzleştirmek, düşük ücretlere mahkûm etmek ve hak aradığında kapının önüne koymak için kurulmuş bir sömürü mekanizmasıdır. Biz bu düzeni kabul etmiyoruz. İşçilerin alın teri üzerinden milyarlar kazananların kurduğu bu sömürü çarkına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.</p>
<h3>"Gözleniyor hissiyle çalışıyoruz"</h3>
<p><strong>Kamuoyu Trendyol'u genellikle ekran başındaki “hızlı teslimat reklamları”ndan biliyor. Madalyonun arkasında, o lojistik depolarında nasıl bir dünya var? Bize GHZ Lojistik deposındaki sıradan bir iş gününüzü, o kapalı kapılar ardındaki fiziksel koşulları anlatır mısın?</strong></p>
<p><strong>İşçi temsilcisi:</strong> İnsanlar Trendyol’u hızlı teslimatla tanıyor ama o hızın arkasında yüzlerce emekçinin alınteri var. Gün boyunca sürekli performans baskısı altında çalışıyoruz. Takım liderleri yaptığımız işi anbean takip ediyor, sürekli gözleniyor hissiyle çalışıyoruz.</p>
<p>Bu durum sadece fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da bizi yıpratıyor. İnsan kendini rahat hissedemiyor. Uzun yıllar çalışmanın sonucunda çoğu arkadaşımızda bel fıtığı, boyun fıtığı ortaya çıktı ve buna rağmen ağır işleri yaptırmaktan geri kalmadılar.</p>
<h3>"Muhatabımız taşeron değil Trendyol"</h3>
<p><strong>Trendyol, GHZ Lojistik gibi taşeron firmalar arkasına saklanarak işçi haklarından sıyrılmaya çalışıyor. Eylem günü Trendyol tabelasının sökülmesi de bunun sembolik bir göstergesi gibi. Ana firmanın bu "görünmezlik" stratejisine karşı sendikal olarak nasıl bir hat izliyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>Gürkan Emreoğlu:</strong> Trendyol işçiler çalışırken ortada, işçiler haklarını isteyince ortadan kayboluyor. Kârı alırken Trendyol, sorumluluk söz konusu olunca GHZ. Böyle bir düzen olmaz. Bugün yaşananları yalnızca bir taşeron tartışması olarak görmek eksik olur.</p>
<p>E-ticarete getirilen vergiler Çin sermayesini durdurmadı; tersine Türkiye'de kurulan dev lojistik depolar aracılığıyla yeni bir ticaret modeli oluşturdu. Mallar artık doğrudan tüketiciye gönderilmek yerine Türkiye'deki depolara sokuluyor, burada stoklanıyor ve sözde yerli ithalatçı modeli üzerinden dağıtılıyor. Böylece Türkiye, yalnızca büyük bir pazar değil, aynı zamanda ucuz emek üzerine kurulu bir lojistik üs hâline getiriliyor.</p>
<p>Denizli'de GHZ-Trendyol'da DİSK İletişim-İş üyesi işçilerin işten atılması da bu modelden bağımsız değildir. Bizim muhatabımız yalnızca GHZ değildir. Bu depolarda yaratılan değerin sahibi işçilerdir. Bu emeğin üzerine kurulan hiçbir şirket, taşeronların arkasına saklanarak sorumluluktan kaçamaz.</p>
<p><strong>Eylem öncesi Trendyol lojistik yönetiminin tabelayı sökmesini içeride nasıl karşıladınız? İşçisinden utanan ya da işçisinin sesinden korkan bir yönetim refleksi hakkında ne düşünüyorsun?</strong></p>
<p><strong>İşçi temsilcisi:</strong> Eylem öncesinde tabelanın sökülmesi bizi üzdü. Biz kimseye zarar vermek için değil, sesimizi duyurmak için bir araya geldik. Bir şirket çalışanlarının taleplerini dinlemek yerine görünmez olmaya çalışıyorsa, bu çalışanların kendini daha da değersiz hissetmesine neden oluyor.</p>
<h3>"Tuvalette kaç dakika kaldığının süresi tutuluyor"</h3>
<p><strong>Talepler arasında "skala atlatma" ve görev değişikliklerinin bir tehdit unsuru olarak kullanılması var. Platform ekonomisinde performans kriterlerinin ve prim sistemlerinin şeffaf olmaması, sendikal örgütlenmeyi kırmak için dijital bir sopa olarak mı kullanılıyor?</strong></p>
<p><strong>Gürkan Emreoğlu:</strong> Kesinlikle öyle. Patronlar artık sadece ustabaşıyla değil, algoritmalarla baskı kuruyor. Dijital sistemler işçiyi geliştirmek için değil, denetlemek ve sindirmek için kullanılıyor. Bugün performans puanları, prim sistemleri, görev değişiklikleri ve vardiyalar birçok iş yerinde açıkça bir tehdit aracına dönüşmüş durumda. Sendikalaşan işçiye düşük performans etiketi yapıştırılıyor, hak arayana sürgün niteliğinde görev değişikliği uygulanıyor. Bu dijitalleşme değil, dijital zorbalıktır. Teknolojiyi kullanarak işçinin iradesini kırmaya çalışanlara karşı örgütlü mücadeleyi büyüteceğiz.</p>
<p><strong>Prim sistemindeki adaletsizlikten bahsettiniz. Primlerin kesilmesi ya da verilmesi hangi kriterlere bağlı? Tuvalet molalarının bile takip edilmesi üzerinizde nasıl bir psikolojik baskı yaratıyor?</strong></p>
<p><strong>İşçi temsilcisi:</strong> Prim sistemi çalışanlar tarafından her zaman şeffaf görülmüyor. Prim verirken belli kriterler bulunmakta. Bu veriler sistemden değiştirilebilmekte hatta hak ettiğin ay değiştirildiği için alamayabiliyorsun.</p>
<p>Performans (aylık ne kadar sort işlemi yaptığın), devamsızlık (hasta olup rapor aldığında puanını düşürüyorlar), kalite tutum puanı (yönetime bir selam vermediğinde bile tamamen kendi keyfine göre verdiği puan), İSG puanı (depoda herhangi bir iş kazası veya olumsuz bir durum olmadığında yükselen puan)... Tuvalette kaç dakika kaldığının süresi tutuluyor ve bunun üzerinden mobbing uygulanıyor hatta tutanak işlemi gerçekleştiriyorlar. En temel ihtiyacını bile karşılarken böyle bir durumda rahat bir çalışma ortamı hissetmiyorsun.</p>
<h3>"Sürekli yorgunuz"</h3>
<p><strong>Eylemde "ikili vardiya sisteminin sosyal yaşamı engellediğini" belirttiniz ve 3. vardiyayı talep ediyorsunuz. Bu vardiya düzeni aile hayatınızı, uykunuzu ve sağlığınızı nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p><strong>İşçi temsilcisi:</strong> İkili vardiya sistemi hayatımızı tamamen işe göre şekillendiriyor. Ailemize, sosyal hayatımıza, dinlenmeye zaman kalmıyor. Sürekli yorgunluk yaşıyoruz. Uyuduğumuz uykunun kalitesini anlayamıyoruz. 3. vardiya talebimiz daha az çalışmak için değil, çalışma yükünün daha adil paylaşılması ve insan gibi yaşayabilmek için.</p>
<p><strong>Güvenlik görevlilerinin baskısı, özel konuşmaların takibi ve tuvalet molalarının süreye bağlanması gibi depolarda Panoptikon’u (görünmeyen ama her an izlendiğini hissettiren kesintisiz gözetim düzenini) andıran bir yapı var. Bu dijital denetim depolardaki insani çalışma koşullarını nasıl geriletiyor?</strong></p>
<p><strong>Gürkan Emreoğlu:</strong> Bugün bazı depolarda işçiler insan gibi değil, barkod gibi görülüyor. Attığı adım, nefes aldığı süre, tuvalete gidişi bile takip edilen bir çalışma düzeni yaratılmış durumda. Bir işçinin tuvalette ne kadar kaldığının hesabını sormak, özel konuşmalarını takip etmek, sürekli baskı altında tutmak modern kölelikten başka bir şey değildir. Patronlar kârlarını artırmak için işçilerin insanlığını yok sayıyor. Ancak unutulmasın; bu depoları ayakta tutan barkodlar değil, işçilerdir. İnsan onurunu çiğneyen her uygulamanın karşısında olacağız.</p>
<h3>"Mesai arkadaşlarımız bir mesajla işsiz kaldı"</h3>
<p><strong>Baskılara, gözetlemelere ve "skala" tehditlerine rağmen yan yana gelmeyi, DİSK İletişim-İş çatısı altında örgütlenmeyi nasıl başardınız? Depodaki diğer işçi arkadaşlarınızın şu anki morali ve eyleme yönelik tepkileri nasıl?</strong></p>
<p><strong>İşçi temsilcisi:</strong> Biz bir araya geldik çünkü ortak sorunlarımız vardı. Kimse işini kaybetmek istemez ama insanlar sesini duyuramayınca dayanışma tek seçenek oluyor. Şu an depoda aktif çalışan arkadaşlarımızın üzerinde çok büyük bir baskı var. Az kişiyle ellerinden geleni yapmaya çalışmalarına rağmen iki katı bir iş yükü ve performans bekleniyor.</p>
<p>Destek vermek istiyorlar ama çoğunun ekmek parası kaygısı, geçindirmeye çalıştığı bir ailesi olduğu için aynı durum başlarına gelir diye korkuyorlar. Açıkçası kimsenin morali iyi değil. Yıllarca emek vermiş arkadaşlarımız bir mesajla işsiz kaldı. İçeride çalışmaya devam eden arkadaşlarımız da büyük bir tedirginlik yaşıyor. Çünkü bugün bize yapılanın yarın kendilerine yapılmayacağının bir garantisi olmadığını düşünüyorlar. Buna rağmen bu süreç bizi birbirimizden uzaklaştırmadı, tam tersine daha da kenetledi.</p>
<h3>"Türkiye ucuz işgücüne dayalı bir lojistik merkezi oldu"</h3>
<p><strong>Türkiye genelindeki Trendyol ve diğer lojistik işçilerine nasıl bir çağrı yapıyorsunuz? Bundan sonraki hukuki ve fiili süreç nasıl işleyecek?</strong></p>
<p><strong>Gürkan Emreoğlu:</strong> Buradan Türkiye'nin dört bir yanındaki depo, kargo ve lojistik işçilerine sesleniyoruz. Patronlar örgütlü. Çok uluslu şirketler örgütlü. Sermaye uluslararası ölçekte hareket ediyor. İşçinin ise örgütsüz bırakılması isteniyor. Çünkü korktukları şey işçilerin birliğidir. Bugün Türkiye, küresel e-ticaret şirketleri için ucuz işgücüne dayalı bir lojistik merkezine dönüştürülüyor. Bunun bedeli ise depo işçilerine düşük ücret, yoğun çalışma, taşeronlaştırma ve sendikal baskı olarak ödetiliyor.</p>
<p>Bu nedenle mücadelemiz yalnızca Denizli'deki birkaç işçinin işe geri dönme mücadelesi değildir; Türkiye'deki bütün lojistik işçilerinin ve Trendyol'un faaliyet yürüttüğü tüm ülkelerdeki emekçilerin ortak mücadelesidir.</p>
<p>Fiili olarak GHZ'den çok Trendyol'u muhatap alarak içerideki örgütlü gücümüzü artırmak ana görevimiz. Bunun yanında işçi düşmanı Trendyol'u DİSK'in tüm sendikaları ile teşhir edeceğiz. Ayrıca UNI Avrupa'ya e-posta göndererek dünyadaki UNI'ye bağlı tüm sendikalara buradaki gelişmeleri aktardık, dünya çapında bir baskı oluşturacağız. İşten atılan arkadaşlarımız geri alınana kadar mücadelemiz sürecek.</p>
<p><strong>Son olarak, işten çıkarılan tüm çalışanlar adına kamuoyuna ve mücadeleyi sürdüren arkadaşlarınıza ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p><strong>İşçi temsilcisi:</strong> Bizim mücadelemiz kimseye zarar vermek ya da şirketle kavga etmek değil. Biz emeğimizin karşılığını, insanca çalışma koşullarını ve anayasal haklarımıza saygı gösterilmesini istiyoruz. İşten çıkarılmış olabiliriz ama sesimizi duyurmaya devam edeceğiz. Hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanacağız ve kamuoyuna yaşadıklarımızı anlatmayı sürdüreceğiz. Çünkü bugün yaşananların başka çalışanların da başına gelmemesi için mücadele ediyoruz.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 07:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[1 Numaralı Kararname]]></title><link>https://bianet.org/yazi/1-numarali-kararname-321731</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/07/21/1-numarali-kararname.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/1-numarali-kararname-321731</guid><description><![CDATA[İktidar, uzun zamandır, toplumda yaygın bir tepki, itiraz olmadan pek çok şeyi yasaklayabiliyor, yaptırım uygulayabiliyor. Hatta seçim sonuçlarını bile uygulamadan kaldırabiliyor. Bütün bunlara rağmen, henüz toplumsallaştırabildiği kendine özgün bir “değer”, “kültür” yaratamadı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hafta sonu bazı medya organlarında yer alan haber yoruma göre, rejim değişikliği sarayda da hatta Cumhurbaşkanı nezdinde de konuşulabilir hale gelmiş. Haberin içeriği, yorumlar vb. ötesinde eğer kamuoyuna sunulmak üzere konu ısıtılmaya başlandıysa hazırlıklı olmak önem taşıyor. Nesnel koşulların yanı sıra, yakın tarihi, bugüne dair toplumsal algıyı ve ilgili mevzuatı derinlemesine incelemek, analiz etmek gerekiyor. Bu haftaki yazının içeriği bu konuda yalnızca genel bir durum tespiti ve hazırlanalım önerisi amacını içeriyor.</p>
<h3>Bir defa daha</h3>
<p>Geçtiğimiz hafta bugün, onuncu defa tanık olduk. İktidar bloğu, 15 Temmuz 2016 gününü toplumun geniş kesimleri tarafından kabul edilen, benimsenen, resmî tarihin doğal bir parçası, bu iktidarın kendisiyle başlatabileceği “yeni” bir anlatının sembolü haline getiremedi. Görevliler dışında, dokuz yıldır toplumun büyük bölümü tarafından yalnızca resmî tatil olarak yaşanıyor.</p>
<p>İktidar, uzun zamandır, toplumda yaygın bir tepki, itiraz olmadan pek çok şeyi yasaklayabiliyor, yaptırım uygulayabiliyor. Hatta seçim sonuçlarını bile uygulamadan kaldırabiliyor. Bütün bunlara rağmen, henüz toplumsallaştırabildiği kendine özgün bir “değer”, “kültür” yaratamadı. Çok istiyor, üzerinde yoğun olarak çalışıyor olsa da bir türlü gerçekleştiremiyor. “Bu işi” başaramıyor. Muhalefete ve topluma yaşattıkları yanında, bazılarımız için sözü edilecek önemde kabul edilmese de görünen o ki bu hali iktidara dert olmuş durumda. Yakın ve orta vadede de istedikleri gibi bir sonuca ulaşabilecek durumda değiller.</p>
<h3>24 yıla rağmen mümkün</h3>
<p>Eğer on yıllık bu izlenim önemli yanılgılar içermiyorsa, iktidar ve dönemi, yarattığı toplumsal ve ekonomik tahribatın devasa boyutuna karşın, pek çok örneğinde yaşandığı gibi sıradanlaşabilecek. Bu durum, eğer siyasi koşulları yaratılabilirse, “partili cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin” yerine, öncesindeki “parlamenter sistemin” demokratikleştirilerek yeniden tesis edilebilmesinin ve beraberinde toplumsal kabulünün de gerçekleşebileceğinin verisi olarak kabul edilebilir. Bu durum, 24 yıla yaklaşan AKP iktidarının sonrasında rejimin yeniden düzenlenebilmesi adına umut vesilesi olarak görülebilir. Çünkü, yeni rejimin uygulanmaya başlanmasından sonra henüz bir defa genel seçim yapıldı. Eğer ikincisinin yapılması mümkün olursa sonuncu olması da mümkün olabilecek.</p>
<h3>Durum</h3>
<p>16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen plebisitte kabul edilen 18 ayrı başlıktaki Anayasa değişikliği 24 Haziran 2018 genel seçim sonuçlarıyla birlikte uygulamaya girdi. Bu tarihten itibaren “partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”nin uygulamaya başlanmasıyla, dünyadakilere paralel olarak Türkiye’de de demokrasi ve özgürlükleri zaman içinde askıya alan, temayülleri yok sayan “yeni” bir rejim tesis edildi. Anayasa değişikliğine dayalı olarak kurulan “yeni” rejim, parlamenter sistemdeki güçler ayrılığına bağlı olarak yasama, yargı ve yürütme organlarının yetki ve karar ayrılığı ilkesini ortadan kaldırdı. Ülke yönetiminin yasama organı tarafından gerçekleştirilen yasal düzenlemeler yerine, cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan kararnamelerle yönetilmesi dönemini başlattı.</p>
<h3>Mevzuat ve yetki</h3>
<p>Resmî Gazete’nin 10 Temmuz 2018 tarihli, 30474 sayılı nüshasında yayımlanarak uygulamaya giren <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/07/20180710-1.pdf" target="_blank" rel="nofollow">1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi</a> ya da açık adıyla “Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi”, biri geçici olmak üzere toplam 540 maddeden oluşuyor. Bu kararnameyle Cumhurbaşkanı; cumhurbaşkanının tanımı, görev ve yetkileriyle birlikte, cumhurbaşkanlığının organlarını, görev, sorumluluk ve yetkileriyle birlikte kadrolarını da belirledi. Tabii ki yalnızca bununla sınırlı değil. Yanı sıra, tüm bakanlıklar, merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatları ile görev ve yetkileri de bu kararnamede A’dan Z’ye yeniden tanımlandı. Özetle, sekiz yıl önce, 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türkiye’de merkez ve yerel devlet yönetiminin yapısı ve işleyişi, yetki ve sorumlulukları Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan tarafından bizzat belirlendi. Söz konusu kararnamenin günümüze kadar yapılan ekleme ve çıkarmalarla yetkiyi ve işleyişi cumhurbaşkanlığına yönelik olarak daha da artırması ve geliştirmesi sağlandı.</p>
<h3>Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulu</h3>
<p>Kararnamede devlet yönetiminde daha önce bilmediğimiz, yeni yapılar da mevcut. Örneğin, 20.-36. maddeler arasında, yaklaşık 15 alanı kapsayan toplam 9 adet “Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulu”nun kuruluş gerekçesi ile görev ve yetkileri tanımlanıyor. Eğitimden sağlığa, sağlıktan yerel yönetimlere, yerel yönetimlerden ekonomiye, güvenlik ve dış politikaya kadar pek çok alanda “politika geliştirme” yetkisi verilen bu kurullar eliyle daha önce her biri bir bakanlıkta olan yetki el değiştirdi. Tümü Cumhurbaşkanı ile birlikte çalışacak bu kurullar kendisi tarafından atanan en az üç üyeden oluşuyor. Bu kurulların çalışmaya başlamasıyla, bakanlıklar politika belirleyen ve uygulayan merkezi yapılar olmaktan çıkarıldı. Kendi yapıları dışında olan ve kendilerinin dahil olamadığı politika kurulları tarafından belirlenip, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan politikaların yalnızca icracısı konumuna getirildi.</p>
<p>Bakan ve bakanlık personelinden farklı olarak bu kurulların üyelerini konunun ilgilileri, doğrudan bakanlıklarda işi olanlar dahil olmak üzere, birçoğumuz ne biliyor ne de tanıyoruz. Hatta böyle bir yapıdan, dolayısıyla işlevinden bile haberdar değiliz. Bununla birlikte, yayımlanan cumhurbaşkanlığı kararnameleri dokuz politika kurulundan bir ya da birkaçı tarafından hazırlanıyor. Çoğu zaman ilgili bakanlığın dahi haberi olmadan yayımlanıyor. Hazırlanan bu metinler kararnamelere dönüştürülüyor ve bakanlıklara neyi, nasıl, ne zaman yapacakları tartışmasız bir biçimde tebliğ edilmiş oluyor. Politika kurullarının her birisi dolayısıyla her bir üyesi ülke yönetiminde bakan ve bakanlıklardaki görevlilerden çok daha fazla belirleyici ve yetkili konumda. Hem de ülke yönetiminde herhangi bir sorumlulukları olmadan. Oysa, bakan ve bakanın yetkisi neredeyse yokken, bütün sorumluluk onlara ait.</p>
<p>Ne yapılabilir, nasıl yapılabilir sorularının yanıtı tabii ki konunun uzmanlarının yol göstericiliğinde muhalif, demokrat, sol, sosyalist siyasi iradenin öncülüğünde gerçekleşebilecek. Ancak, gündeme getirilmeye çalışılan konuyu doğru yerden ve doğru hedeflerle tartışmak, iktidarın hedefleri yerine toplumsal çıkarı, demokrasi, özgürlük ve adaleti tesis etmeyi ana hedef olarak gündeme yerleştirebilmek önemli ve ivedilikle hazırlanılması gereken bir konu başlığı. (OH/TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 07:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Fransa 15 yaş altına sosyal medyayı yasakladı, çocuklar karşı çıktı]]></title><link>https://bianet.org/haber/fransa-15-yas-altina-sosyal-medyayi-yasakladi-cocuklar-karsi-cikti-321743</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/fransa-15-yas-altina-sosyal-medyayi-yasakladi-cocuklar-karsi-cikti.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/fransa-15-yas-altina-sosyal-medyayi-yasakladi-cocuklar-karsi-cikti-321743</guid><description><![CDATA[Fransa Ulusal Meclisinin çocuklara sosyal medyayı yasaklama kararına çocuk ve gençlik temsilcileri yasaklar "çözüm değildir" diyerek itiraz ediyor, anne-babalar ve hükümet yasağı siber zorbalığın çaresi olarak görüyor, internet yayıncıları yaş saptamanın veri ihlaline yol açacağını söylüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Fransa, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını yasaklayan düzenlemeyi Ulusal Mecliste kabul ederek Avrupa’da bu alanda radikal bir adım atan ilk Avrupa Birliği ülkesi oldu.</p>
<p>Aylardır süren müzakerelerin ardından son şeklini alan tasarı, Ulusal Meclisteki oylamada 81'e karşı 279 oyla kabul edildi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kararın ardından "Çocuklarımızın beyinleri satılık değildir" diyerek yasanın yeni eğitim-öğretim dönemi itibarıyla uygulanacağını açıkladı.</p>
<div class="box-12">
<h3>Yasa ne getiriyor?</h3>
<p>Erişim Yasağı: 15 yaşından küçük çocukların yeni sosyal medya hesabı açması engellenecek.</p>
<p>Mevcut Hesapların Kapatılması: TikTok, Instagram ve Snapchat gibi platformlarda 15 yaş altı kullanıcılara ait hesapların 4 ay içinde tespit edilip kapatılması zorunlu tutuldu.</p>
<p>Yaş Doğrulama Sistemi: İnternet ve platform sağlayıcıları, kullanıcıların yaşını doğrulayan teknik altyapıları kurmakla yükümlü tutuldu.</p>
</div>
<h3>Taraflar ve kurumlar ne diyor? </h3>
<p>Çocuklar ve gençlik temsilcileri adına  Fransa Liseliler Birliği (FIDL): Meclis kararına sert tepki göstererek, gençlerin dijital dünyadan soyutlanacağını ve yasakların çözüm olmayacağını belirtti. Birlik, gençlerin VPN kullanarak veya sahte yaş beyanlarıyla bu engelleri aşacağını savundu.</p>
<p>Ulusal Aile Dernekleri Birliği (UNAF) ise siber zorbalığın ulaştığı boyutlara dikkat çekerek akran baskısı ve platform algoritmalarının çocukların ruh sağlığına zarar verdiğini, bu nedenle koruyucu bir yaş sınırını desteklediğini açıkladı.</p>
<p>Psikiyatrlar adına, Fransa Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Derneği (SFPEADA): Kararın ekran bağımlılığı ve siber zorbalıkla mücadelede olumlu bir düşünceden yola çıkmakla birlikte eksik kaldığını belirtti. Dernek, tümden yasaklama yerine okullarda dijital okuryazarlık eğitiminin zorunlu kılınması gerektiğini ve 15 yaşında aniden açılan bir dijital kapının uyum sorunlarına yol açabileceğini vurguladı.</p>
<p>Pedagog ve yazar Serge Tisseron, yasağın teknik olarak uygulanabilirliğini sorgulayarak, ebeveyn denetimini devreden çıkaran ve sorumluluğu tamamen devlete veya platformlara yükleyen bu yaklaşımın aile içi iletişimi ve dijital rehberliği zayıflatabileceğini söyledi.</p>
<p>TikTok, Meta ve X gibi internet teknolojisi devlerinin bağlı olduğu Bilgisayar ve İletişim Endüstrisi Birliği (CCIA) ise, yasanın AB Hukuku ile çelişebileceğini belirterek kullanıcıların yaşını doğrulamak için kimlik veya biyometrik veri toplanmasının veri koruma mevzuatı  kapsamında ciddi veri güvenliği riskleri doğuracağını savundu.</p>
<p>Fransa merkezli özgür internet savunucusu La Quadrature du Net (Dijital Haklar Derneği) dedüzenlemeyi toplu gözetim riski olarak niteledi ve yaş doğrulama sistemlerinin tüm internet kullanıcılarının anonimliğini tehdit edeceğini vurguladı.</p>
<h3>Küresel boyut</h3>
<p>Fransa'nın kabul ettiği düzenleme, Avustralya, Çin ve Brezilya gibi ülkelerde alınan benzer kararların ardından Avrupa’da atılan en sert adım oldu. Düzenlemenin, Avrupa Komisyonu'nun dijital hizmetlerin denetlenmesi politikalarına da emsal teşkil etmesi bekleniyor.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 03:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[8 NATO tutuklusuna tahliye]]></title><link>https://bianet.org/haber/8-nato-tutuklusuna-tahliye-321742</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/8-nato-tutuklusuna-tahliye.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/8-nato-tutuklusuna-tahliye-321742</guid><description><![CDATA[Tahliye edilenler arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, Umut-Sen sözcüsü Burcu Arıkan ve TEMA gönüllüleri de var.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından NATO 2026 Ankara Zirvesi öncesinde yürütülen ve "NATO operasyonları" olarak bilinen soruşturma kapsamında tutuklanan 8 kişi, yaklaşık 4 hafta sonra serbest bırakıldı.</p>
<p>Tahliye edilenler arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş ve Umut-Sen sözcüsü Burcu Arıkan ve TEMA  gönüllüleri de var. </p>
<p>Tahliye edilenlerin yargılanmaları tutuksuz olarak sürecek. Dosya kapsamında yeni tahliye kararları da bekleniyor. </p>
<h3>23 Haziran operasyonu ve kitlesel tutuklamalar</h3>
<p>Soruşturma 7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi öncesinde 23 Haziran sabahı yapılan ev baskınlarıyla başladı. Başsavcılık talimatıyla yürütülen operasyonlarda aralarında akademisyenler, gazeteciler, avukatlar ile çevre ve emek örgütü temsilcileri de olan 225 kişi gözaltına alındı. 178 kişi tutuklandı, 34 kişi ev hapsine gönerildi, yalnızca 6 kişi serbest kaldı. </p>
<a href='/haber/nato-zirvesi-oncesi-operasyon-tutuklu-sayisi-178e-cikti-320957' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/06/27/ankarada-nato-zirvesi-oncesi-operasyon-tutuklu-sayisi-178e-cikti.png' alt='NATO Zirvesi öncesi operasyon: Tutuklu sayısı 178’e çıktı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>NATO Zirvesi öncesi operasyon: Tutuklu sayısı 178’e çıktı</h5>
<div class='date'>27 Haziran 2026</div>
</div>
</a>

<p>Başsavcılık, operasyonların amacını "terör örgütlerinin eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesi" olarak açıklarken, sorgularda şüphelilere dernek/sendika üyelikleri, katıldıkları eylemler ve NATO karşıtı gösteriler hakkında sorular soruldu.</p>
<h3>Çevre ve emek etkinlikleri dosyaya girdi</h3>
<p>Soruşturmada en çok tartışılan nokta, yasal çevre ve emek etkinliklerinin suçlama konusu yapılması oldu. Gözaltına alınanlara Doruk Madencilik işçilerinin yürüyüşüne katılımları ve katıldıkları basın açıklamaları soruldu. Savcılık, gözlatına alınanların zirve sırasında "eylem gerçekleştirebileceği" değerlendirmesinde bulunurken, savunma avukatları somut delil yerine geleceğe dönük varsayımlara dayanılarak değerlendirme yapıldığını belirtti.</p>
<p>Ayrıca KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni ve LGBT hakları savunucusu Yıldız Tar, TEMA Vakfı gönüllüleri, ve Doç. Memiş'in "silahlı örgüt üyeliği" iddiasıyla tutuklanması tepki çekti, hak savuncuları tutuklamaların haksızlığını protesto eden açıklamalar yaptılar.</p>
<a href='/haber/esik-emel-memis-ve-tum-hak-savunuculari-serbest-birakilsin-320907' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/06/26/esik-emel-memis-ve-tum-hak-savunuculari-serbest-birakilsin.jpg' alt='EŞİK: Emel Memiş ve tüm hak savunucuları serbest bırakılsın' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>EŞİK: Emel Memiş ve tüm hak savunucuları serbest bırakılsın</h5>
<div class='date'>26 Haziran 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Zirve öncesi kentte olağanüstü önlemler</h3>
<p>Operasyonlar, Ankara Valiliği'nin NATO Zirvesi gerekçesiyle kent genelinde ilan ettiği 13 günlük eylem ve gösteri yasağının hemen öncesinde gerçekleşti. Hak savunucuları, valiliğin uzun süreli yasağının barışçıl protesto hakkını orantısız şekilde ihlal ettiğini vurguladı.</p>
<a href='/haber/ankara-valiligi-nato-zirvesi-gerekcesiyle-13-gun-yurttaslik-haklarini-askiya-aldi-320785' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/06/23/ankara-valiligi-nato-zirvesi-gerekcesiyle-13-gun-yurttaslik-haklarini-askiya-aldi.jpg' alt='Ankara Valiliği NATO Zirvesi gerekçesiyle 13 gün yurttaşlık haklarını askıya aldı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ankara Valiliği NATO Zirvesi gerekçesiyle 13 gün yurttaşlık haklarını askıya aldı</h5>
<div class='date'>23 Haziran 2026</div>
</div>
</a>

<p>Ankara Valiliği  daha önce de 9 ilçede kamu çalışanlarının NATO Zirvesi döneminde işyerlerine gelmemeleri için tatil ilan etmişti.</p>
<a href='/haber/ankara-valiligi-9-ilcede-kamu-personeline-nato-zirvesi-suresince-ise-gelmeyin-dedi-320208' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/06/05/ankara-valiligi-9-ilcede-kamu-personeline-nato-zirvesi-suresince-ise-gelmeyin-dedi-2.jpg' alt='Ankara Valiliği 9 ilçede kamu personeline "NATO Zirvesi süresince işe gelmeyin" dedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ankara Valiliği 9 ilçede kamu personeline "NATO Zirvesi süresince işe gelmeyin" dedi</h5>
<div class='date'>4 Haziran 2026</div>
</div>
</a>

<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 02:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özel'in çağrısıyla "Yeni Parti"ye hicret başladı, Murat Bakan CHP'den istifa etti]]></title><link>https://bianet.org/haber/ozel-in-cagrisiyla-yeni-parti-ye-hicret-basladi-murat-bakan-chp-den-istifa-etti-321741</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/ozel-in-cagrisiyla-yeni-parti-ye-hicret-basladi-murat-bakan-chp-den-istifa-etti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ozel-in-cagrisiyla-yeni-parti-ye-hicret-basladi-murat-bakan-chp-den-istifa-etti-321741</guid><description><![CDATA[CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, partisinden istifa etti. Özel'in CHP TBMM Grup toplantısında yeni oluşumun ilk adımını milletvekilleriyle birlikte attıklarını açıklamasının ardından Bakan grubun büyük çoğunluğunun izlemesi beklenen "geçişi" başlattı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, Özgür Özel’in yeni parti ilanının ardından CHP’den istifa ederek yeni oluşuma katılacağını açıkladı. Böylece Özel’in aylardır “B planı” olarak gündemde tuttuğu söylenen "yeni parti" girişimi, CHP grubundan ilk kopuşu başlattı. </p>
<h3>Özel'in TBMM Grubundaki konuşması</h3>
<p>Bakan’ın istifasından birkaç saat önce CHP Grup Başkanı Özgür Özel, TBMM’de düzenlenen ve 80’i aşkın milletvekilinin izlediği grup toplantısında CHP’ye veda ederek yeni partinin kurulacağını ilan etti.</p>
<p>Sözlerine “bugün buraya, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım” sözleriyle başlayan Özel, ayrılığın siyasal baskıya boyun eğmek anlamına gelmediğini, yeni bir mücadele döneminin başlangıcı olduğunu söyledi. </p>
<a href='/haber/ozel-yeni-partiyi-acikladi-tum-demokratlari-birlikte-yurumeye-davet-etti-321724' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/21/ozel-yeni-partiyi-acikladi-tum-demokratlari-birlikte-yurumeye-davet-etti.jpg' alt='Özel yeni partiyi açıkladı, tüm demokratları birlikte yürümeye davet etti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Özel yeni partiyi açıkladı, tüm demokratları birlikte yürümeye davet etti</h5>
<div class='date'>21 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Açık ara ana muhalefet partisi</h3>
<p>Özel, yeni partinin kuruluşunu, “Yeni partimizi, milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz” sözleriyle duyurdu. Yeni oluşumun yalnızca CHP’den ayrılanların partisi olmayacağını savunan Özel, bunun Türkiye’yi yönetmeye yönelen yeni bir siyasal yürüyüş olduğunu belirtti. Yeni partinin Meclis’te “açık ara ana muhalefet partisi” olacağını söyleyen Özel, CHP grubundaki milletvekillerinin önemli bölümünün kendisiyle hareket edeceği beklentisini de açıkça dile getirdi. Özel, konuşmasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı geride bırakmayacağını da vurguladı. </p>
<h3>İlk adım Bakan'dan</h3>
<p>Özel’in konuşmasının ardından CHP’den ilk ayrılık Murat Bakan’dan geldi. Bakan, çevrim içi üyelik sisteminden istifasını gösterdiği videolu açıklamasında CHP’de mahalle delegeliğinden Parti Meclisi üyeliğine, milletvekilliğinden Genel Başkan Yardımcılığına kadar birçok görev üstlendiğini anlattı. Ailesinin tamamına yakınının CHP üyesi olduğunu belirten Bakan, kararın hem kendisi hem de ailesi açısından zor olduğunu söyledi. </p>
<p>Bakan, “Bu bir son değil” diyerek, CHP’nin ilke ve değerlerini terk etmediğini savundu. Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerinin izinden yürümeyi sürdüreceklerini belirten Bakan, CHP’yi “yalnızca ismen ve binalarıyla işgal edenlere” bıraktıklarını ve Özgür Özel liderliğindeki yeni partide iktidara yürüyeceklerini söyledi. </p>
<h3>Belediyelerde acele edilmeyecek</h3>
<p>İstifasının ardından Sözcü TV’ye konuşan Bakan, CHP’li belediye başkanları ve belediye meclis üyelerinin yeni partiye geçişi konusunda acele edilmeyeceğini açıkladı. Yerel yönetimlerde bir ya da iki üyenin ayrılmasının bile belediye meclisi çoğunluklarını değiştirebileceğine dikkat çeken Bakan, belediye başkanları ve meclis üyelerinin Özel ile yönetiminin vereceği işareti beklemesi gerektiğini söyledi. Bu açıklama, yeni parti cephesinin milletvekili ve parti üyesi geçişlerini teşvik ederken, yerel yönetimlerde kontrollü bir strateji izleyeceğini gösterdi. </p>
<h3>Katılımın geniş olacağı bekleniyor </h3>
<p>Özel’in grup toplantısını yaklaşık 85 milletvekilinin izlemesi, Kılıçdaroğlu'nun yargı kararıyla başkanı kılındığı CHP milletvekillerinin  grubunda gerçekleşmesi muhtemel ayrılığın boyutlarının büyük olacağına ilişkin beklentileri yükseltti.</p>
<p>Ancak toplantıya katılmak, yeni partiye geçme veya CHP’den istifa etme beyanı anlamına gelmiyor. Gece yarısı itibarıyla Murat Bakan dışında CHP üyeliğinden ayrıldığını ve yeni partiye katılacağını açıkça duyuran başka bir milletvekili olmadı. </p>
<p>Reuters, CHP’nin TBMM'deki 135 milletvekilinin çoğunun yeni partiye geçmesinin beklendiğini bildirdi. Böyle bir geçişin gerçekleşmesi halinde yeni oluşum doğrudan Meclis’in en büyük muhalefet grubu haline gelebilecek. Ancak geçişin kapsamı, milletvekillerinin tek tek istifa ve katılım beyanlarıyla kesinleşecek. </p>
<h3>Abdülkadir Selvi: "Bir bölen"</h3>
<p>Özel’e destek verenler, mahkeme yoluyla değiştirilen CHP yönetiminin seçmen iradesini temsil etmediğini savunarak, yeni oluşumun 2024 yerel seçimlerinde ortaya çıkan siyasal hattı koruyacağını ileri sürerlerken eleştirenler CHP’deki bölünmenin muhalefetin dayanışmasını zayıflatabileceği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AKP’nin seçim hesabını kolaylaştırabileceğini iddia ediyor. </p>
<p>Ancak, ilk kamuoyu yoklamaları bu kaygıları doğrulamadı. Araştırmalarda olası "yeni parti"nin oyu yüzde 21,4 ile yüzde 35,7 arasında ölçülürken, bazı senaryolarda AKP’yi geride bırakarak birinci parti konumuna kadar yükseldiği görüldü.</p>
<a href='/haber/ozgur-ozel-in-yeni-parti-si-kurulursa-yuzde-34-9-ile-birinci-oluyor-321523' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/16/ozgur-ozel-in-yeni-parti-si-kurulursa-yuzde-34-ile-birinci-oluyor.jpg' alt='Özgür Özel&#39;in "Yeni Parti"si kurulursa yüzde 34.9 ile birinci oluyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Özgür Özel'in "Yeni Parti"si kurulursa yüzde 34.9 ile birinci oluyor</h5>
<div class='date'>16 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p>Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP ise yüzde 5-11 aralığına geriledi. </p>
<p>Gezici Araştırma Başkanı Murat Gezici de yeni partinin muhalefet açısından olumlu sonuç doğurabilmesi için güçlü bir toplumsal karşılık yaratması ve muhalefetin merkezine dönüşmesi gerektiğini söyledi. Aksi durumda, kısa ve orta vadeli Meclis aritmetiğinin Erdoğan ve AKP lehine işleyeceğini belirtti. </p>
<p>AKP'ye yakınlığıyla bilinen Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi de desteğini Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanına koyarak Özgür Özel'in "bir bölen" olacağını ileri sürdü. </p>
<p>“CHP’nin yeni ‘bir bölen’i Özgür Özel mi olacak?” diye soran Selvi, “CHP’nin evlatları şimdi CHP’yi bölüyorlar” diye yazdı. Özel’in bugüne kadar CHP tarihinde genel başkan olarak yer aldığını belirten Selvi, “Ama önümüzdeki hafta CHP’nin bölen adamı olarak yerini alacak” diye yazdı. Selvi bir önceki günkü yazısında de yeni partinin kuruluşuyla “CHP’nin ortadan ikiye bölüneceğini” ileri sürmüştü.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 00:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA['Kadın sünneti' reklamı yapan erkek doktor hakkında disiplin soruşturması]]></title><link>https://bianet.org/haber/kadin-sunneti-reklami-yapan-erkek-doktor-hakkinda-disiplin-sorusturmasi-321737</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/22/kadin-sunneti-reklami-yapan-erkek-doktor-hakkinda-disiplin-sorusturmasi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kadin-sunneti-reklami-yapan-erkek-doktor-hakkinda-disiplin-sorusturmasi-321737</guid><description><![CDATA[TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, uygulamanın tıp etiği ve insan haklarıyla hiçbir şekilde bağdaşmadığını vurguladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, sosyal medya üzerinden "kadın sünneti" (genital mutilasyon) uyguladığını belirterek bunun reklamını yapan bir doktor hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını duyurdu.</p>
<p>TTB Kadın'ın X hesabından paylaşılan <a href="https://x.com/TTBKadin/status/2079565563689394269/" target="_blank" rel="nofollow noopener">açıklamada</a>, uygulamanın tıp etiği ve insan haklarıyla hiçbir şekilde bağdaşmadığı vurgulandı.</p>
<a href='/haber/kadin-genital-mutilasyonuna-karsi-uluslararasi-cagri-yasagi-derhal-uygulayin-310524' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/08/18/kadin-genital-mutilasyonuna-karsi-uluslararasi-cagri-yasagi-derhal-uygulayin.jpg' alt='Kadın genital mutilasyonuna karşı uluslararası çağrı: Yasağı derhal uygulayın' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kadın genital mutilasyonuna karşı uluslararası çağrı: Yasağı derhal uygulayın</h5>
<div class='date'>18 Ağustos 2025</div>
</div>
</a>

<p>Açıklamada, uygulamanın tıbbi bir gereklilik taşımadığı ifade edildi:</p>
<blockquote>
<p>Kadın sünneti (genital mutilasyon); kadınların ve kız çocuklarının beden bütünlüğünü, sağlığını ve temel insan haklarını ihlal eden, hiçbir tıbbi gerekliliği ve bilimsel dayanağı bulunmayan ağır bir şiddet biçimidir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) başta olmak üzere uluslararası sağlık ve insan hakları kuruluşları tarafından kesin biçimde reddedilen bu uygulamanın hekimlik mesleğiyle bağdaşması mümkün değildir.</p>
</blockquote>
<h3>"Sürecin takipçisi olacağız"</h3>
<p>Söz konusu doktor hakkında Ağrı-Kars-Ardahan-Iğdır Tabip Odası'nın disiplin soruşturması başlattığını belirten TTB Kadın, "Kadınların bedenine yönelik her türlü şiddetin ve hak ihlalinin karşısında olduğumuzu; tıp etiğini, bilimsel ilkeleri ve insan haklarını savunma sorumluluğumuz gereği bu sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz" dedi.</p>
<div class="box-12">
<h3>Kadın genital mutilasyonu (kadın sünneti) hakkında</h3>
<p>Kadınların dış genital organlarının tıbbi bir gerekçe olmaksızın kısmen veya tamamen kesilmesi ya da zarar verilmesiyle yapılan, beden bütünlüğünü ve insan haklarını ağır şekilde ihlal eden tehlikeli bir uygulama.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre bugün dünyada bu uygulamaya maruz kalmış 230 milyondan fazla kadın ve kız çocuğu yaşıyor.</p>
<p>Coğrafi olarak en yaygın görüldüğü yerler Afrika (Somali, Mısır, Sudan, Gine, Cibuti, Mali, Etiyopya), Orta Doğu (Irak, Yemen) ve Güneydoğu Asya (Endonezya, Malezya) ülkeleridir.</p>
<p>Kültürel, geleneksel veya dini birtakım yanlış inanışlar gerekçe gösterilerek uygulanan bu işlem; şiddetli kanama, enfeksiyon, kısırlık, psikolojik travmalar ve hatta doğum komplikasyonları sonucu ölüm gibi telafisi imkansız sağlık sorunlarına yol açıyor.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 17:10:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Çocukları koruyamayan sistemin bedeli çocuklara ödetilemez”]]></title><link>https://bianet.org/haber/cocuklari-koruyamayan-sistemin-bedeli-cocuklara-odetilemez-321736</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/cocuklari-koruyamayan-sistemin-bedeli-cocuklara-odetilemez.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cocuklari-koruyamayan-sistemin-bedeli-cocuklara-odetilemez-321736</guid><description><![CDATA[Diyarbakır, Van ve İstanbul’da eş zamanlı açıklama yapan çocuk hakları örgütleri, Meclis’te görüşülen düzenlemenin çocuk adaletini daha cezalandırıcı hale getireceğini belirtti: “Çocuklara yönelik politikalar cezalandırmayı değil; önlemeyi, onarmayı, eşitliği ve birlikte yaşamı güçlendirmeyi esas almalı.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görüşülen, çocuk adalet sistemine ilişkin değişiklikler içeren kanun teklifine karşı Diyarbakır, Van ve İstanbul’da eş zamanlı basın açıklamaları yapıldı.</p>
<p>Diyarbakır Çocuk Hakları Ağı, Van Çocuk Hakları Dayanışma Ağı ve Çocuklar için Barış İnisiyatifi tarafından düzenlenen açıklamalarda, teklifin geri çekilmesi ve çocuk adalet sisteminin çocuğun üstün yararı doğrultusunda yeniden hazırlanması istendi.</p>
<p>Van’daki açıklama, Van Çocuk Hakları Dayanışma Ağı öncülüğünde İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi’nde yapıldı. Ortak basın metnini Van Çocuk Hakları Dayanışma Ağı yöneticisi Arya Yiğit okudu.</p>
<p>Diyarbakır’da İHD Şubesi’nde yapılan açıklamada metni Diyarbakır Çocuk Hakları Ağı Eş Sözcüsü Nesrin Soydan okudu.</p>
<p>İstanbul’daki açıklama da İHD İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirildi. “Bu bir çocuk koruma değil, çocuklardan vazgeçme yasasıdır” pankartının açıldığı toplantıda ortak metni Çocuklar için Barış İnisiyatifi’nden İlke Cambazoğlu okudu.</p>
<a href='/yazi/cocuklari-cezalandirarak-degil-koruyarak-gelecegi-insa-edebiliriz-321695' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/07/20/cocuklari-cezalandirarak-degil-koruyarak-gelecegi-insa-edebiliriz.jpg' alt='Çocukları cezalandırarak değil, koruyarak geleceği inşa edebiliriz' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Çocukları cezalandırarak değil, koruyarak geleceği inşa edebiliriz</h5>
<div class='date'>21 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Sorun çocuklar değil, çocukları koruyamayan politikalar”</h3>
<p>Üç kentte okunan ortak açıklamada, çocuk hakları alanında çalışan kurumların ve hak savunucularının kanun teklifine karşı çıktığı belirtildi:</p>
<p>“Çünkü sorun çocuklar değil, çocukları koruyamayan politikalardır. Bu nedenle eş zamanlı olarak ses çıkarıyoruz.”</p>
<p>Çocukların işledikleri fiillerle tanımlanamayacağı, hak sahibi özneler olduğu vurgulanan açıklamada, devletin görevinin çocukları daha ağır cezalandırmak olmadığı ifade edildi:</p>
<p>“Devletin görevi çocukları daha ağır cezalandırmak değil; onları şiddetten korumak, haklarını güvence altına almak, gelişimlerini desteklemek ve suça sürüklenmelerini önleyecek sosyal koşulları oluşturmaktır.”</p>
<p>Açıklamada, yaşamını kaybeden ve şiddete maruz bırakılan çocukların ardından duyulan acının ve adalet talebinin paylaşıldığı belirtilerek, çocuk haklarının kamuoyundaki öfke veya güvenlik kaygıları gerekçe gösterilerek sınırlandırılamayacağı kaydedildi.</p>
<h3>“Daha ağır cezalar nedenleri ortadan kaldırmaz”</h3>
<p>Çocukların suça sürüklenmesinin çoğu zaman bireysel bir tercih olmadığı belirtilen açıklamada; yoksulluk, ayrımcılık, ihmal, şiddet, çocuk işçiliği, eğitimden kopuş ve koruyucu-önleyici mekanizmaların yetersizliği bu sürecin nedenleri arasında sıralandı.</p>
<p>“Çocukları koruyamayan bir sistem, bu eksiklikleri daha ağır cezalarla gideremez” denilen açıklamada, cezaların ağırlaştırılmasının çocukları suça sürükleyen koşulları ortadan kaldırmayacağı, yalnızca bu koşulların üzerini örteceği ifade edildi.</p>
<a href='/haber/cocuklari-cezalandirmak-degil-suca-surukleyen-karanligi-sorgulamak-gerekir-321539' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/16/cocuklari-cezalandirmak-degil-suca-surukleyen-karanligi-sorgulamak-gerekir.png' alt='"Çocukları cezalandırmak değil, suça sürükleyen karanlığı sorgulamak gerekir"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Çocukları cezalandırmak değil, suça sürükleyen karanlığı sorgulamak gerekir"</h5>
<div class='date'>16 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Uluslararası yükümlülüklerle bağdaşmıyor”</h3>
<p>Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası standartların, çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılmasını yalnızca son çare olarak ve mümkün olan en kısa süreyle uygulanabilecek bir tedbir olarak kabul ettiği hatırlatıldı.</p>
<p>Kanun teklifinin ise çocuklara özgü güvenceleri zayıflattığı ve çocuk adalet sistemini yetişkin ceza adaletine yaklaştırdığı belirtildi:</p>
<p>“Bu yaklaşım, Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır.”</p>
<p>Teklifin kapalı çocuk ceza infaz kurumlarını yaygınlaştırdığı, çocukların eğitim evlerine geçişini belirsiz kriterlere bağladığı ve İdare ve Gözlem Kurullarına geniş takdir yetkisi tanıdığı ifade edildi.</p>
<p>Bu düzenlemelerin hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerini zedeleyeceği, çocukların hangi koşullarda eğitim evlerine geçebileceğini öngörülemez hale getireceği ve keyfî uygulamalara zemin hazırlayacağı kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada, çocukların haklarının korunmasının ve toplumsal yaşama katılımlarının güçlendirilmesinin daha fazla hapisle değil; sosyal politikalar, nitelikli eğitim, psikososyal destek ve etkili çocuk koruma mekanizmalarıyla mümkün olduğu vurgulandı.</p>
<h3>“Çocuk adaletinin amacı cezalandırmak değil”</h3>
<p>Çocuk adaletinin amacının yalnızca işlenen fiile karşılık vermek olmadığı belirtilen açıklamada, sistemin çocuğun yeniden zarar görmesini önlemeyi, sorumluluk almasını desteklemeyi, haklarını güvence altına almayı ve toplumsal yaşama yeniden katılımını güçlendirmeyi amaçlaması gerektiği ifade edildi.</p>
<p>Mağdurların adalete erişiminin de yalnızca cezaların artırılmasıyla sağlanamayacağına dikkat çekildi. Etkili soruşturma, psikososyal destek, yeniden örselenmenin önlenmesi ve onarıcı adalet mekanizmalarının güçlendirilmesi istendi.</p>
<p>Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>“Çocukların haklarının korunduğu toplumlar, daha güvenli olduğu kadar daha adil ve daha barışçıl toplumlardır. Çocuklara yönelik politikalar da cezalandırmayı değil; önlemeyi, onarmayı, eşitliği ve birlikte yaşamı güçlendirmeyi esas almalıdır.”</p>
<a href='/haber/cocuklara-agirlastirilmis-muebbet-cozum-arayisi-mi-yeni-bir-risk-mi-321490' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/14/cocuklara-agirlastirilmis-muebbet-cozum-arayisi-mi-yeni-bir-risk-mi.png' alt='Çocuklara ağırlaştırılmış müebbet: Çözüm arayışı mı, yeni bir risk mi?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Çocuklara ağırlaştırılmış müebbet: Çözüm arayışı mı, yeni bir risk mi?</h5>
<div class='date'>14 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Beş talep</h3>
<div class="box-13">
<p>Çocuk hakları örgütlerinin talepleri şöyle sıralandı:</p>
<ul>
<li>
<p>Kanun teklifi geri çekilmeli; çocuk adalet sistemi, çocuğun üstün yararı ilkesi ve uluslararası standartlar doğrultusunda, çocuk hakları alanında çalışan kurumların katılımıyla yeniden hazırlanmalı.</p>
</li>
<li>
<p>Çocukların suça sürüklenmesini önleyecek koruyucu ve önleyici çocuk koruma sistemi güçlendirilmeli; eğitim, sosyal hizmet, ruh sağlığı ve psikososyal destek alanlarına yeterli kamu kaynağı ayrılmalı.</p>
</li>
<li>
<p>Çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılması son çare olarak uygulanmalı; toplum temelli destek ve onarıcı adalet mekanizmaları yaygınlaştırılmalı.</p>
</li>
<li>
<p>Çocukları suça sürükleyen yoksulluk, ayrımcılık, şiddet, çocuk işçiliği ve eğitimden kopuşla mücadele edecek kamusal politikalar güçlendirilmeli.</p>
</li>
<li>
<p>Çocuk adalet sistemine ilişkin bütün yasal düzenlemeler hazırlanırken çocukların katılım hakkı güvence altına alınmalı; uzmanların, meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri esas alınmalı.</p>
</li>
</ul>
</div>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 17:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[DEM Partili Serhat Eren'den Japonya Büyükelçisi'ne Murat Çiçek mektubu]]></title><link>https://bianet.org/haber/dem-partili-serhat-eren-den-japonya-buyukelcisi-ne-murat-cicek-mektubu-321734</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/dem-partili-serhat-eren-den-japonya-buyukelcisi-ne-murat-cicek-mektubu.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/dem-partili-serhat-eren-den-japonya-buyukelcisi-ne-murat-cicek-mektubu-321734</guid><description><![CDATA[Elçiliğin yanıtında soruşturmanın sürdüğü bilgisi paylaşılırken, olayın ayrıntıları ya da Eren'in diğer taleplerine ilişkin ek bir değerlendirmeye yer verilmedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili ve Türkiye-Japonya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Serhat Eren, Japonya'da gözaltına alındıktan sonra karakolda yaşamını yitiren Murat Çiçek'in ölümüne ilişkin Japonya'nın Türkiye Büyükelçisi Tamura Masami'ye mektup gönderdi.</p>
<p>Eren, mektubunda 25 Haziran'da gözaltına alınan ve daha sonra yaşamını yitiren Çiçek'in ölümünün tüm yönleriyle, şeffaf ve tarafsız biçimde soruşturulmasını talep etti. Ayrıca olayın sorumlularının ortaya çıkarılmasını ve Japonya'da yaşayan Kürt toplumuna yönelik ırkçı saldırıların önlenmesi için gerekli adımların ivedilikle atılmasını istedi.</p>
<a href='/haber/japonya-da-yasamini-yitiren-murat-cicek-hakkari-de-son-yolculuguna-ugurlandi-321683' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/20/japonya-da-yasamini-yitiren-murat-cicek-hakkari-de-son-yolculuguna-ugurlandi.jpg' alt='Japonya&#39;da yaşamını yitiren Murat Çiçek Hakkâri&#39;de son yolculuğuna uğurlandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Japonya'da yaşamını yitiren Murat Çiçek Hakkâri'de son yolculuğuna uğurlandı</h5>
<div class='date'>20 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3><strong>Elçilikten yanıt</strong></h3>
<p>Japonya'nın Ankara Büyükelçiliği, Eren'in mektubuna yazılı yanıt verdi.</p>
<p>Büyükelçi Tamura Masami imzasıyla gönderilen yanıtta, mektubun Japonya Dışişleri Bakanlığı'na da iletildiği belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>"Sayın Milletvekili, mektubunuzu Japonya Dışişleri Bakanlığı'na da ilettim. Bu konuda Japon yetkililer tarafından titiz bir soruşturma yürütüldüğünü de biliyorum."</p>
<p>Elçiliğin yanıtında soruşturmanın sürdüğü bilgisi paylaşılırken, olayın ayrıntıları ya da Eren'in diğer taleplerine ilişkin ek bir değerlendirmeye yer verilmedi.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[CHP 28. dönem milletvekilleri kimler?]]></title><link>https://bianet.org/haber/chp-28-donem-milletvekilleri-kimler-321733</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/chp-milletvekilleri-kimler.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/chp-28-donem-milletvekilleri-kimler-321733</guid><description><![CDATA["Mutlak butlan" kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden alınan Özgür Özel, bugün son kez TBMM grup toplantısında konuştu. Yeni partisinin kuruluşunu ilan eden Özel, "Biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz, ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz. Yeni partimizi milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yeni partisinin kuruluşunu ilan eden Özel, "Yeni partimizi milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz" dedi. Gözler CHP'nin milletvekillerine çevrildi. </p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) resmi internet sitesindeki milletvekilleri sayfasında, TBMM’nin 28. Yasama Dönemi için 135 milletvekili yer alıyor.</p>
<p>İsim ve bölgelere göre milletvekilleri sıralaması şöyle:</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Hevsel Bahçeleri neden korunmuyor?”]]></title><link>https://bianet.org/haber/hevsel-bahceleri-neden-korunmuyor-321730</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/hevsel-bahceleri-neden-korunmuyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hevsel-bahceleri-neden-korunmuyor-321730</guid><description><![CDATA[DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, alandaki tahribatı Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sordu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Hevsel Bahçeleri’nin tarihi ve kültürel bütünlüğünün korunarak gelecek kuşaklara aktarılması için iki bakanlığa soru önergesi verdi.</p>
<div class="box-15"><em>Diyarbakır’da bulunan ve yaklaşık 8 bin yıllık kesintisiz tarım geçmişine sahip Hevsel Bahçeleri, “Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı” adıyla 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Tarihi ve doğal değerleriyle kentin en önemli simgelerinden biri olan kültürel peyzaj alanı, insanlığın ortak miraslarından biri olarak kabul ediliyor.</em></div>
<a href='/haber/hevsel-icin-unesco-ya-cagri-sessizliginizi-bozun-276544' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/276/544/original/hevselmanşet.jpg' alt='Hevsel için UNESCO&#39;ya çağrı: Sessizliğinizi bozun' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Hevsel için UNESCO'ya çağrı: Sessizliğinizi bozun</h5>
<div class='date'>30 Mart 2023</div>
</div>
</a>

<p>Eren, son dönemde alanda giderek artan çevre kirliliği ile denetim eksikliğinin koruma altındaki bu mirası tehdit ettiğini belirterek, <strong>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy</strong>'a şu soruları sordu:</p>
<ol>
<li>UNESCO Dünya Mirası olan Hevsel Bahçeleri’ndeki çevre kirliliğini önlemek amacıyla bölgede yürütülen denetim faaliyeti var mıdır? Varsa bu denetimlerin sıklığı nedir?</li>
<li>Çevre kirliliğinin mirası “Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi”ne taşıma riskine karşı Bakanlığınız hangi acil önlemleri alacaktır?</li>
<li>Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve ilgili koruma birimleri, bahçelerde yaşanan bu tahribata ve kirliliğe dair yerinde bir inceleme veya hasar tespit çalışması yapmış mıdır?</li>
<li>UNESCO Miras Alanı’nın korunmasından birinci derece sorumlu olan Bakanlığınızın, söz konusu çevre kirliliğinin ortadan kaldırılması için yerel yönetimler (Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve ilgili ilçe belediyeleri) ve Çevre Bakanlığı ile ortak bir koordinasyon çalışması var mıdır?</li>
<li>Söz konusu kirlilik ve ihmalin, Hevsel Bahçeleri’nin “Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi”ne alınma riskini doğurduğu göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin UNESCO’ya karşı taahhüt ettiği koruma yükümlülüklerinin yerine getirilmesi adına hangi somut adımlar atılacaktır?</li>
</ol>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/07/323683.jpg" alt=""></p>
<p>Eren, <strong>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum</strong>’a ise şu soruları yöneltti:</p>
<ol>
<li>UNESCO Dünya Mirası olan Hevsel Bahçeleri’ndeki çevre kirliliğini önlemek amacıyla bölgede yürütülen denetim faaliyeti var mıdır? Varsa bu denetimlerin sıklığı nedir?</li>
<li>Bakanlığınızın, Hevsel Bahçeleri ve Dicle Vadisi’nde biriken katı, plastik ve kimyasal atıkların temizlenmesi ve alanın eski doğal formuna kavuşturulması için yerel yönetimlerle ortak yürüttüğü acil bir eylem planı bulunmakta mıdır?</li>
<li>Söz konusu kirlilik ve ihmalin, Hevsel Bahçeleri’nin “Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi”ne alınma riskini doğurduğu göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin UNESCO’ya karşı taahhüt ettiği koruma yükümlülüklerinin yerine getirilmesi adına hangi somut adımlar atılacaktır?</li>
</ol>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 15:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[DEM Parti Gençlik Meclisi: Dünyaya dört dilde enformasyon üreteceğiz]]></title><link>https://bianet.org/haber/dem-parti-genclik-meclisi-dunyaya-dort-dilde-enformasyon-uretecegiz-321728</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/dem-parti-genclik-meclisi-baris-surecini-dunyaya-gencler-anlatacak.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/dem-parti-genclik-meclisi-dunyaya-dort-dilde-enformasyon-uretecegiz-321728</guid><description><![CDATA[Gençlik Meclisi Üyesi Rezan Kağanarslan ile Ankara’da düzenlenen iki günlük “Demokratik Ulus Diplomasisi ile Enternasyonalizme” çalıştayını, çalıştayın çıktıları ve yeni kurulan Dış İlişkiler Komisyonu’nun hedeflerini konuştuk.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Gençlik Meclisi, diplomasi çalışmalarını gençlerin daha aktif rol üstleneceği yeni bir yapıyla genişletmeyi hedefliyor. </p>
<p>Bu amaçla, 18-19 Ağustos tarihlerinde Ankara’da “Demokratik Ulus Diplomasisi ile Enternasyonalizme” çalıştayı düzenledi ve çalıştayın ardından Dış İlişkiler Komisyonu kurduklarını duyurdu.</p>
<p>Komisyonun hedefi yalnızca siyasi temas yürütmek değil, çözüm süreci ve Kürt meselesine ilişkin uluslararası kamuoyuna İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Arapça düzenli bilgi akışı sağlamak, araştırma raporları hazırlamak ve uzun vadede yeni bir bilgi üretim ağı oluşturmak.</p>
<p>Çalıştayın içeriğine ilişkin konuştuğumuz DEM Parti Gençlik Meclisi Üyesi Rezan Kağanarslan, ağustos ayı sonunda da sol-sosyalist gençlik örgütlerinin katılımıyla yeni bir çalıştay düzenlemeyi planladıklarını söyledi.</p>
<h3>“Gençlik diplomasisi nasıl örgütlenmeli?”</h3>
<p><strong>Çalıştay nasıl geçti? İki gün süresince hangi başlıkları ele aldınız?</strong></p>
<p>Çalıştayın amacı, Gençlik Meclisi bünyesinde yürütülen diplomasi faaliyetlerini daha kurumsal bir yapıya kavuşturmaktı. Bugüne kadar bu çalışmalar büyük ölçüde iki-üç kişinin omuzlarında yürüyordu. Biz de alanı genişletecek ve komisyon çalışmalarını güçlendirecek yeni bir ekip oluşturmak istedik. Bu kapsamda ODTÜ, Bilkent, Koç Üniversitesi ve İstanbul’daki çeşitli üniversitelerden siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler ve benzeri alanlarda eğitim gören yaklaşık 20-25 arkadaşımızı iki gün süren çalıştaya davet ettik.</p>
<p>İlk gün, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin değerlendirilmesiyle başladı. Açılış oturumuna <strong>DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel</strong> katıldı ve son temaslarından edindiği gözlemleri paylaştı. Ardından “Egemenlerin Gündemi” başlıklı oturumda Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu teorik çerçeveyi, finans kapital, ulus-devlet sistemi ve mevcut modelin neden dönüşüme ihtiyaç duyduğunu tartıştık. <strong>Diyarbakır Milletvekilimiz Ceylan Akça Cupolo</strong>, NATO ve değişen küresel “güvenlik arayışları”nı ele alarak oturuma katkı sundu.</p>
<p>Daha sonra “Üçüncü Dünya Savaşı” başlığında, günümüz çatışmalarının önceki dünya savaşlarından nasıl ayrıştığını konuştuk. Tek bir süper gücün belirlediği bir sistem yerine, bölgesel ve orta ölçekli güçlerin öne çıktığı çok kutuplu bir dünya düzeninin oluştuğunu; süper güçler, ara güçler ve orta güçlerin yeni konumlarını değerlendirdik. Tek taraflı sunumlar yerine interaktif tartışmaların olmasını önemsedik.</p>
<p>Öğleden sonra enternasyonalizm başlığında, hareketin kuruluş dönemindeki enternasyonalist yaklaşım ile bugün yeniden inşa edilmeye çalışılan perspektifi ele aldık. Birinci, İkinci ve Üçüncü Enternasyonal deneyimlerinin neden kalıcı başarı sağlayamadığını ve yeni bir komünal enternasyonalizmin nasıl kurulabileceğini tartıştık. Veysi ve Çetin Heval’in sunumlarıyla birlikte, İmralı’dan gelen değerlendirmeleri, diyalektik çelişkiyi ve tarihsel yorumlara ilişkin farklı yaklaşımları ele aldık. Günün sonunda Avrupa’da diplomasi faaliyeti yürüten iki enternasyonalist arkadaşımız, Avrupa gençliğinin gündemini ve Avrupa, Amerika ile Afrika’daki temaslarından edindikleri gözlemleri aktardı. Asıl çalışma formatımız ikinci gündü. Yalnızca gençlerin katıldığı bu bölüm tamamen tartışma odaklı geçti. “Demokratik ulus diplomasisi nasıl olmalı?” sorusundan hareketle ulus, demokratik ulus ve demokratik uluslaşma kavramlarını birlikte tartıştık. Ardından katılımcıları üç odak gruba ayırarak “Gençlik diplomasisi nasıl örgütlenmeli?” sorusu üzerine iki saatlik oturumlar gerçekleştirdik, çıkan önerileri ortak oturumda değerlendirdik. Çalıştayın sonunda ise yaklaşık 20 kişilik ekip içinden koordinasyonu sağlayacak bir komisyon oluşturduk. Bu komisyon özellikle enformasyon ve sosyal medya alanındaki çalışmalarına şimdiden başlamış durumda.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-13-53-19-1.jpeg" alt="">
<figcaption><em>Çalıştaydan DEM Parti Gençlik Meclisi üyesi Rezan Kağanarslan’ın (ayakta) da olduğu bir kare.</em></figcaption>
</figure>
<h3>“Rojava sürecinde bunun ne kadar önemli olduğunu gördük”</h3>
<p><strong>Çalıştayın sonunda Dış İlişkiler Komisyonu kurduğunu duyurdunuz. Bu komisyon hangi ihtiyaçtan doğdu?</strong></p>
<p>Aslında temel hedefimiz, süreç etrafında güçlü bir siyasal kamuoyu oluşturabilmekti. Bugüne kadar yürütülen diplomatik faaliyetler daha çok siyasi partiler arasındaki görüşmeler ve heyet ziyaretleriyle sınırlı kaldı. Bunlar önemli olsa da uluslararası kamuoyunu düzenli biçimde besleyen bir bilgi üretim mekanizması oluşturmuyor. Biz bunu aşmak istiyoruz. Genç bir ekip kurmamızın temel nedeni de Türkiye ve Kürdistan’dan dünyaya düzenli, çok dilli bilgi aktarabilecek bir yapı oluşturmak. Bugün Avrupa’da ve başka ülkelerde sürece ilişkin dolaşımdaki bilgilerin önemli bir kısmı haftalar, hatta aylar öncesine ait. Bu nedenle süreç güncel hâliyle yeterince takip edilemiyor ve doğru kavranamıyor.</p>
<p>Biz ise İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Arapça başta olmak üzere farklı dillerde düzenli enformasyon üreterek bu bilgi akışını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Rojava sürecinde bunun ne kadar önemli olduğunu gördük. O dönemde uluslararası heyetler bölgeye gelebildi; ancak bu her zaman mümkün olmuyor. Özellikle Avrupa’daki siyasi partiler ve çeşitli kurumlar süreci yakından takip etmek istiyor fakat doğrudan gözlem yapma imkânı bulamıyor. Enformasyon çalışmasının temel amacı da bu boşluğu doldurmak.</p>
<p>Biz dünyadaki siyasal gelişmeleri derleyip Türkiye ve Kürdistan’daki mekanizmalarla paylaşacak bir araştırma ağı kurmak istiyoruz. Enformasyon daha çok haftalık ya da iki haftalık güncel bilgi akışına odaklanırken, araştırma tarafında ayda bir ya da iki ayda bir tematik raporlar hazırlamayı hedefliyoruz. Yakın coğrafyadaki gelişmelerin Kürt meselesine etkilerini analiz edecek, üç ve altı aylık projeksiyonlar üreteceğiz. </p>
<h3>Ulusal birlik ve diğer gündemler</h3>
<p><strong>Çalıştayda çözüm süreci dışında hangi başlıkları ele aldınız? </strong></p>
<p>Elbette iki gün içinde gençliği ilgilendiren tüm başlıkları ayrıntılı biçimde tartışmak kolay değildi. Yine de odak noktamız barış süreci olmakla birlikte, yakın coğrafyadaki gelişmeleri de birlikte değerlendirmeye çalıştık. Ulusal birlik tartışmalarının yanı sıra Ortadoğudaki savaşları, Afrika’daki gelişmeleri, Türkiye’nin bölgesel konumunu ve farklı devletlerin bölgedeki etkisini değerlendirdik. Avrupa’da yürütülecek diplomasi faaliyetlerini, ulusal birlik ekseninde atılacak adımları, önümüzdeki kongreye katılacak uluslararası heyetlerin organizasyonunu ve kısa vadeli çalışma planlarımızı da ele aldık.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde, kongreden önce ağustos ayının sonunda altı ayrı alanda genişleme toplantıları düzenlemeyi planlıyoruz. Bunlardan biri de gençlik başlığı olacak. Çalıştayda yer alan arkadaşlar hem iç hem de dış ilişkiler alanında görev alacak.</p>
<a href='/haber/dem-partide-degisim-kongresi-yeni-bir-kurt-orijinli-parti-kurma-arayisinda-degiliz-321245' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/07/dem-partide-yeni-donem-yeni-bir-kurt-orijinli-parti-kurma-arayisinda-degiliz.png' alt='DEM Parti’de değişim kongresi: “Yeni bir Kürt orijinli parti kurma arayışında değiliz”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>DEM Parti’de değişim kongresi: “Yeni bir Kürt orijinli parti kurma arayışında değiliz”</h5>
<div class='date'>7 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p><strong>Diğer gençlik hareketleriyle ilişkilerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bileşeniniz olan sosyalist partilerin gençlik örgütlerinin yanı sıra, özellikle 19 Mart sonrasında ivme kazanan gençlik hareketi sizin açınızdan ne ifade ediyor? </strong></p>
<p>Elbette çalıştayda Türkiye’deki sol-sosyalist hareketlerle ilişkilerimizi de tartıştık. Buradan çıkan perspektifle gençlere yönelik bir çalıştay daha düzenlemeyi planlıyoruz. Muhtemelen ağustos sonunda Ankara’da, sol ve sosyalist gençlik örgütlerinin katılımıyla daha geniş kapsamlı bir toplantı gerçekleştireceğiz. Amacımız bu süreci birlikte tartışabilecek ortak bir zemin oluşturmak.</p>
<p>Geçen yıl haziran ayında da benzer bir program düzenlemiştik. O toplantıda Türkiye’deki sol hareketin gündeminin bizimkinden kısmen farklı olduğunu gördük. Daha çok 19 Mart süreci ve CHP eksenli tartışmalar öne çıkıyordu. Geçtiğimiz aralık ayında İstanbul’da Heval Çetin’in katılımıyla düzenlediğimiz panelde de çeşitli sol ve sosyalist örgütlerden temsilciler yer aldı. Ancak o buluşmalarda bu tartışmayı yeterince derinleştirme fırsatı bulamadık. Yeni toplantıyla bunu daha kapsamlı biçimde sürdürmek istiyoruz.</p>
<p>Kavramsal düzeyde ise demokratik sosyalizm tartışmasını yeterince derinleştiremedik. Çünkü katılım daha çok temsil düzeyindeydi ve zaman da sınırlıydı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/07/hnhbofyweaaboal.jpg" alt="">
<figcaption><em>İmralı Sekreteryası Veysi Aktaş ve  Çetin Arkaş.</em></figcaption>
</figure>
<h3>“Düşünsel emek üretebilecek daha geniş bir ekibe ihtiyacımız var”</h3>
<p>Aslında yapmak istediğimiz tam da bu kavramları birlikte tartışmak. Örneğin biz “demokratik ulus” dediğimizde, Türkiye’deki bazı sol çevreler demokrasi kavramını daha çok burjuva demokrasisi çerçevesinde değerlendiriyor. Ya da biz devlet ile komünün belirli bir geçiş döneminde bir arada var olabileceğini savunurken, onlar daha çatışmacı bir diyalektik üzerinden bunun mümkün olmadığını düşünüyor. Aramızda bu tür teorik ve kavramsal farklılıklar var. Bu nedenle planladığımız geniş katılımlı çalıştayda bu meseleleri yeniden ele almak istiyoruz. Ancak bu kez toplantının basına kapalı olmasını planlıyoruz. Çünkü kameraların ve kamuoyunun olduğu ortamlarda herkes daha çok kendi kitlesine sesleniyor. Biz ise her örgütten iki ya da üç temsilcinin katıldığı, daha dar kapsamlı, gerçekten samimi ve derinlikli tartışmaların yürütülebileceği bir ortam oluşturmak istiyoruz.</p>
<p>Ayrıca bu süreçte onların yayınlarını daha yakından takip etme kararı aldık. Çünkü çeşitli yayın organlarında sürece ilişkin çok sayıda değerlendirme yapılıyor. Bunların bir kısmı hakaret içeren yaklaşımlar olsa da, önemli bir bölümü eleştirel ve katkı sunmayı amaçlayan değerlendirmelerden oluşuyor. Biz özellikle yapıcı eleştirilere odaklanarak bu çevrelerle doğrudan temas kurmak ve karşılıklı tartışma yürütmek istiyoruz.</p>
<p><strong>Kamuoyunun bu çalışmalara dair bilmesini istediğiniz en önemli şey nedir? </strong></p>
<p>Bu alanda gerçekten düşünsel emek üretebilecek daha geniş bir ekibe ihtiyacımız var. Bu nedenle çalışmalarımızı büyütmeye çalışıyoruz. Bu konulara ilgi duyan, katkı sunmak isteyen gençler bize ulaşabilir. Ürettiklerimizi birlikte paylaşmak, birlikte tartışmak ve bu süreci ortak bir emekle büyütmek istiyoruz. (TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 15:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gazeteci Alican Uludağ gözaltına alındı]]></title><link>https://bianet.org/haber/gazeteci-alican-uludag-gozaltina-alindi-321726</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/02/23/alican-uludag-in-tutuklanmasi-dosya-teror-savciliginda-ama-teror-isnadi-yok.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gazeteci-alican-uludag-gozaltina-alindi-321726</guid><description><![CDATA[Gazeteci Alican Uludağ, sosyal medya hesabı üzerinden gözaltına alındığını duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ gözaltına alındı. Uludağ, sosyal medya hesabı üzerinden saat 14.41’de “Gözaltına alınıyorum.” paylaşımı yaptı.</p>
<p>Gelen ilk bilgilere göre Uludağ'a Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinde düzenlenen "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama" ile 217/A maddesinde düzenlenen "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamaları yöneltildi.</p>
<p>Uludağ, 90 günlük tutukluluğunun ardından 21 Mayıs’ta tahliye edilmişti. En son 19 Şubat Ankara’da gözaltına alınan gazeteciye 22 sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek "Cumhurbaşkanına hakaret", "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılamak" suçlamalarıyla dava açılmıştı. Bu dava halen Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.</p>
<a href='/haber/alican-uludag-a-ilk-durusmada-tahliye-319814' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/haber/2026/02/23/alican-uludag-in-tutuklanmasi-dosya-teror-savciliginda-ama-teror-isnadi-yok.jpg' alt='Alican Uludağ&#39;a ilk duruşmada tahliye' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Alican Uludağ'a ilk duruşmada tahliye</h5>
<div class='date'>21 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 15:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özel yeni partiyi açıkladı, tüm demokratları birlikte yürümeye davet etti]]></title><link>https://bianet.org/haber/ozel-yeni-partiyi-acikladi-tum-demokratlari-birlikte-yurumeye-davet-etti-321724</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/ozel-yeni-partiyi-acikladi-tum-demokratlari-birlikte-yurumeye-davet-etti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ozel-yeni-partiyi-acikladi-tum-demokratlari-birlikte-yurumeye-davet-etti-321724</guid><description><![CDATA[CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı sıfatıyla son kez grup toplantısında konuşan Özel, konuşmasına duygusal bir veda mesajıyla başladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada CHP'ye veda ettiğini açıkladı ve milletvekilleriyle birlikte yeni bir parti kuracaklarını duyurdu.</p>
<p>CHP Genel Başkanı sıfatıyla son kez grup toplantısında konuşan Özel, konuşmasına duygusal bir veda mesajıyla başladı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Özgür Özel yeni partiyi ilan etti.<br><br>"Yeni partimizi milletimizin seçtiği milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz." <a href="https://t.co/OG6RoUKTNp" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/OG6RoUKTNp</a></p>
— bianet (@bianet_org) <a href="https://x.com/bianet_org/status/2079531737470714035?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">July 21, 2026</a></blockquote>
<p>"Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım" diyen Özel, Kasım 2023'ten bu yana yaşanan sürecin Türkiye siyasi tarihine önemli bir dönem olarak geçeceğini söyledi.</p>
<p>Özel, "Her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Tarih, bugün herkesin nerede durduğunu yazacak" dedi.</p>
<h3>"CHP'de yönetim anlayışı değişti"</h3>
<p>Kurultay sürecine değinen Özel, genel başkanlık yarışını kazanarak CHP tarihinde ilk kez görevdeki genel başkanın seçimle değiştirildiğini hatırlattı.</p>
<p>Bu değişimin yalnızca isimlerle sınırlı olmadığını söyleyen Özel, "O gün sadece genel başkan değişmedi; partide ve ülkede bir yönetim anlayışı değişti. 'Tıpış tıpış oy verecekler' anlayışının yerine sokağı, örgütü ve üyeyi dinleyen bir anlayış geldi" diye konuştu.</p>
<h3>"Bizi bölemezler"</h3>
<p>Partinin karşı karşıya kaldığı sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, CHP'nin köklü bir siyasi geleneğe sahip olduğunu belirterek, "Partinin adı değişir, logosu değişir, gün gelir devran değişir ama bizi bölemezler. Biz bir bütünüz ve bu bütünü asla bozamazlar" dedi.</p>
<p>Belediye başkanlarına yönelik operasyonları da eleştiren Özel, iktidarın CHP'yi "adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme" hedefiyle hareket ettiğini savundu.</p>
<h3>Kılıçdaroğlu'na çağrı: "Hodri meydan"</h3>
<p>Konuşmasının dikkat çeken bölümlerinden birinde eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenen Özel, genel başkanlık konusunda üyelerin karar vermesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Özel, şöyle konuştu:</p>
<p>"İster yarıştığımız kongrenin delegesiyle, ister son kongrenin delegeleriyle, ister 2 milyon üyemizin her biriyle sandığı koyalım ortaya, genel başkana onlar karar versin. Yüzde 90'ın altında oyu güvensizlik sayarım, partinin önünü açarım. Hodri meydan, var mısın?"</p>
<p>Konuşmasının sonunda CHP'den ayrıldığını açıklayan Özel, yeni bir siyasi oluşum kuracaklarını ilan etti.</p>
<p>"Bugün mecbur bırakılmış, vakti gelmiş, hüzünlü bir vedanın hemen eşiğindeyiz" diyen Özel, CHP'nin yargı kararları ve siyasi müdahaleler nedeniyle "esaret altında" olduğunu söyledi.</p>
<p>Öze'in konuşması özetle şöyle:</p>
<p>"Bugün bu kürsüden çok önemli beklentiler var. Ona dair konuşacağız. Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım.</p>
<p>Kasım 2023'ten bu yana hep beraber yaşadıklarımızın siyasi tarihte çok önemli bir yer tutacağından hiçbirimizin şüphesi yok.</p>
<p>Size söz veriyorum; her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadarki tutumlarınızdan, bugüne kadarki duruşlarımızdan birileri gelir geçer, unutulur, yapanın yaptığı yanına kâr kalır diye kimse düşünmesin. Her son bir başlangıçtır. Zalimi zalim, mazlumu mazlum olarak, sinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı birer kahraman olarak, dost olanı dost, olmayanı bugünlerdeki tutumunu unutmayarak bizzat anacağız.Tarih herkesi bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak!</p>
<p>Yarıştık, kazandık, tarihte ilk kez mevcut genel başkanı bir yarış sonu seçimle değiştirdik. İşte biz değişmeyen aktörleri millete dayatan, düzenin tekellerine ilk çomağı birlikte soktuk. O gün partide genel başkan değişti, yöneticiler değişti. Ama esas o gün partide ve ülkede, bir yönetim anlayışı değişti. O gün 'tıpış tıpış oy verecekler', 'benim dediğimi yapacaklar', 'CHP'liler zaten, başka nereye gidecekler' diyen bir ankayış yerine; sokağı dinleyen, il başkanını dinleyen bir anlayış partide yönetime geldi.</p>
<p>Partinin adı değişir, partinin logosu değişir, gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bizi bölemezler. Biz bir bütünüz, bu bütünü asla bozamazlar. Çünkü bu bütün, 103 yıllık bir gelenekle birbirinden ayrı durmayan, düşünmeyen bir bütündür.</p>
<p>Belediye başkanlarımıza art arda operasyonlar başladı. Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı.</p>
<p>Arkadaşlarımıza yapılan kumpaslara karşı 'Bağımsız yargıya güvenimiz tamdır. Yargı süreçlerinin tamamlanmasını bekleyeceğiz, arkadaşlarımızın aklanması lazım, partimizin bunlardan arınması lazım' diyecek genel başkan; iki emekli öğretmenin evladı, 10 yaşından beri yatılı okulda arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı, olmadı, olmayacak!</p>
<p>Kurultayı kaybedip hazmedemeyenler ile yerel seçimleri kaybedip hazmedemeyenlerin, büyük kurguyu yapıp içinde bir memur çocuğuna, bir parasız yatılı öğrenciye, arkasında lobilerin olmadığı, arkasında çıkar gruplarının olmadığı, geçmişinde bağlantıları, geleceğe yönelik taahhütleri olmayan birine yarının iktidarını verecek miyiz yoksa derin devletin kirli hesabına uyacak bir işbirliği mi yapacağız sorusuna cevaptır bizim yürüyüşümüz.</p>
<p>Kadının iradesine karar veren erkekler. Yetki nereden, butlandan. Butlan yetkisi nereden, Saray'dan. Kadının seçtiğine karşı, Saray'ın seçtirdikleri karar verecek.</p>
<p>CHP'liyim diyebilene söylüyorum; ister yarıştığımız kongrenin delegesiyle, ister son kongrenin delegeleriyle, ister 2 milyon üyemizin her birisiyle sandığı koyalım ortaya, karar versinler genel başkana. Yüzde 90'ın altında oyu güvensizlik sayarım, partinin önünü açarım. Hodri meydan, var msın!</p>
<p>Bugün mecbur bırakılmış, vakti gelmiş, hüzünlü bir vedanın hemen eşiğindeyiz. Ancak yeni bir başlangıcın sarsılmaz umudunu içimizde taşıdığımızı da milletimizle paylaşmak isterim.</p>
<p>Artık partimiz butlanla, yargı kollarıyla, Saray duvarları arasına sıkışmış bir esaretin ve bir işgalin altındadır. İşgal altındaki İstanbul'da saray kuklası bir paşa olmak yerine; ölümü gözü alıp, Anadolu'ya geçip kurtuluş mücadelesini veren Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yol, bizim yolumuzdur.</p>
<p>Biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz. Biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz.</p>
<p>Milletvekillerimiz ile birlikte yeni partiyi kuruyoruz. Yeni kuracağımız partimizle açık ara farkla TBMM'nin anamuhalefet partisi oluyoruz.</p>
<p>CHP grup kürsüsüne veda ederken ana muhalefet grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz. Ancak artık ana muhalefet grup kürsüsüne veda etmenin, iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın gününü sayıyoruz."</p>
<p>(EMK)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 14:54:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında yeni delil ve tespitlere ulaşıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-delil-ve-tespitlere-ulasildi-321721</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-delil-ve-tespitlere-ulasildi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-delil-ve-tespitlere-ulasildi-321721</guid><description><![CDATA[Açıklamada soruşturma çerçevesinde derinlemesine ifade analizleri ile siber, teknik, dijital, finansal ve saha araştırmalarının sürdüğü belirtildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum ve Tunceli cumhuriyet başsavcılıkları, Dersim'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku (21) ile ilgili yürütülen soruşturmada 15 şüphelinin daha gözaltına alınmasıyla ilgili açıklama yaptı.</p>
<p>Açıklamada soruşturma çerçevesinde derinlemesine ifade analizleri ile siber, teknik, dijital, finansal ve saha araştırmalarının sürdüğü belirtildi.</p>
<p>Açıklama şöyle: </p>
<p>"Yapılan çalışmalar neticesinde, soruşturmanın odak noktalarından birini teşkil eden, mağdur Gülistan Doku'nun gebe kalma şüphesiyle Tunceli Devlet Hastanesi'nde muayene ve tedavi gördüğü, tıbbi muayene kayıtlarının kasıtlı ve profesyonel şekilde silinerek delillerin organize ve bilinçli bir biçimde karartıldığı iddialarına ilişkin önemli tespit ve delillere ulaşılmıştır. Elde edilen deliller ışığında olayla bağlantılı oldukları değerlendirilen 3 doktor, 1 bilgi işlem uzmanı, 5 veri giriş ve kontrol işletmeni ile 1 hemşire olmak üzere toplam 10 şüpheliye yönelik, Tunceli, Malatya ve Elazığ illerinde belirlenen adreslerde bugün eş zamanlı operasyon düzenlenmiş olup, hedef şüphelilerin tamamı gözaltına alınmıştır."</p>
<p>Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada ise şu bilgiler verildi:</p>
<p>"Tunceli Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun 5 Ocak 2020'de kaybolması ve sürecin bir cinayetle sonuçlandığı yönündeki iddialar doğrultusunda, Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2020/52 soruşturma sayılı dosyası üzerinden elde edilen tanık, gizli tanık ve bilgi sahibi beyanları, ihbarlar, HTS kayıtları ile tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi neticesinde Gülistan Doku'nun cansız bedeninin şüphelilerle irtibatlı korucular tarafından organize ve bilinçli bir şekilde gömüldüğü veya yok edildiğine yönelik önemli tespit ve delillere ulaşılmıştır. Elde edilen deliller ışığında, Ankara, Elazığ, İstanbul ve Tunceli'de, olayla bağlantılı oldukları değerlendirilen ikisi güvenlik korucusu 5 şüpheliye yönelik belirlenen adreslerde bugün eş zamanlı operasyon düzenlenerek arama el koyma işlemi icra edilmiş, hedef şüphelilerin tamamı gözaltına alınmıştır."</p>
<a href='/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-tuncay-sonelin-esi-dahil-15-supheli-gozaltina-alindi-321703' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/21/gulistan-doku-sorusturmasi-tuncay-sonelin-esi-dahil-15-supheli-gozaltina-alindi.jpeg' alt='Gülistan Doku soruşturması | Tuncay Sonel’in eşi dahil 15 şüpheli gözaltına alındı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gülistan Doku soruşturması | Tuncay Sonel’in eşi dahil 15 şüpheli gözaltına alındı</h5>
<div class='date'>21 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 13:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Dilovası faciasında 7 kamu görevlisi hakkında iddianame]]></title><link>https://bianet.org/haber/dilovasi-faciasinda-7-kamu-gorevlisi-hakkinda-iddianame-321720</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2025/11/09/dilovasi-ndaki-yanginda-gozalti-sayisi-11e-yukseldi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/dilovasi-faciasinda-7-kamu-gorevlisi-hakkinda-iddianame-321720</guid><description><![CDATA[Aralarında belediye başkan yardımcısı, zabıta, yapı kontrol ve imar çalışanlarının olduğu 7 kişi "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçlamasıyla yargılanacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı, , Dilovası'nda 3’ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği Ravive Kozmetik Fabrikası yangınına ilişkin kamu görevlileri hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamladı.</p>
<p>Aralarında belediye başkan yardımcısı, zabıta, yapı kontrol ve imar çalışanlarının olduğu 7 kişi hakkında "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçlamasıyla iddianame hazırladı.</p>
<p>Dava, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın yangının ardından kamu görevlilerinin sorumluluğunu araştırmak üzere başlattığı soruşturma kapsamında hazırladığı rapor ve bilirkişi raporuna paralel olarak açıldı.</p>
<p>Müfettiş raporu önce Dilovası Kaymakamlığı’na gönderdi. Kaymakamlık, 19 Şubat’ta yedi kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verdi. Kamu görevlileri bu karara itiraz etti ancak İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, 7 Nisan’da itirazı kesin olarak reddetti.</p>
<h3>"Şüpheliler dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandı"</h3>
<p>Savcılık, şüphelilerin suçlamaları kabul etmedikleri yönündeki savunmalarını “suçtan kurtulmaya yönelik” buldu ve beyanlarına itibar etmedi.</p>
<p>İddianamede, şüphelilerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmaları sonucunda yangının meydana geldiğini öne sürdü.</p>
<p>Savcılık, şüphelilerin yangında “bilinçli taksir” düzeyinde kusurlu olduklarını savundu. Bu nedenle şüpheliler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun bilinçli taksiri düzenleyen 22/3. maddesinin uygulanmasını talep etti.</p>
<p>İddianamenin kabulü halinde dönemin Dilovası Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Hüseyin Öztürk, Yapı Kontrol Müdürleri Cihan Sorgucu, Selim San ve Muammer Telli, Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz ile Zabıta Müdür Vekilleri Cengiz Taşdemir ve Nizamettin Balcı 2 yıl 8'er aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis talebiyle yargılanacak.</p>
<p>Yangına ilişkin firma sahiplerinin de arasında bulunduğu 16 kişi hakkında Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava ise halen devam ediyor.</p>
<div class="box-13">
<h3>Kamu çalışanlarına yönelik soruşturma</h3>
<p>Dilovası’ndaki kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025’te çıkan yangında 3’ü çocuk 7 işçi hayatını kaybetti, 4 kişi de yaralandı. Olay sonrası iş yeri sahipleri dahil 7 kişi tutuklandı, bazı belediye ve kamu görevlileri görevden uzaklaştırıldı.</p>
<p>Yangın sonrası hayatını kaybeden işçilerin sigortasız olarak çalıştırıldıkları, fabrikanın kaçak ve ruhsatsız binada faaliyet gösterdiği, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı ortaya çıktı.</p>
<p>İş yerinin tüm eksiklerine rağmen ruhsatlandırıldığı, iş yerinde faaliyet devam ederken hiçbir denetimin yapılmadığı ayrıca kaçak yapıyı zamanında mühürleyip yıkmadığı anlaşıldı. CİMER aracılığıyla yapılan şikayetlerin de göz ardı edildiği belirlendi. Ancak şu ana kadar dava sadece fabrika sahiplerine ve belediye çalışanlarına açıldı.</p>
<p>Yangın sonrası görevlerinden uzaklaştırılan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Kocaeli İl Müdürü, SGK Kocaeli İl Müdür Yardımcısı, Gebze Sosyal Güvenlik Merkez Müdürü, Çalışma ve İş Kurumu Kocaeli İl Müdürü, İŞKUR Dilovası Hizmet Merkezi Müdürü, İŞKUR CİMER'den Sorumlu Şube Müdürü ve bir başka personel için soruşturmanın ne boyutta olduğu bilinmiyor.</p>
</div>
<a href='/haber/dilovasinda-7-kisinin-oldugu-ravive-kozmetik-yangini-318080' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/26/dilovasinda-7-kisinin-oldugu-ravive-kozmetik-yangini.jpg' alt='Dilovası’nda 7 kişinin öldüğü Ravive Kozmetik yangını' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Dilovası’nda 7 kişinin öldüğü Ravive Kozmetik yangını</h5>
<div class='date'>26 Mart 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/dilovasi-fabrika-yangini-on-raporu-tutusma-statik-elektrik-veya-elektriksel-temas-kaynakli-313482' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/11/12/6-kisinin-yasamini-yitirdigi-dilovasi-ndaki-yanginin-cikis-nedeni-belli-oldu.png' alt='Dilovası fabrika yangını ön raporu: Tutuşma statik elektrik veya elektriksel temas kaynaklı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Dilovası fabrika yangını ön raporu: Tutuşma statik elektrik veya elektriksel temas kaynaklı</h5>
<div class='date'>12 Kasım 2025</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 13:26:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Abdullah Öcalan'dan 'çerçeve yasa' açıklaması: Basit ve dar yaklaşımları terk edin, hukuki zeminin arifesindeyiz]]></title><link>https://bianet.org/haber/abdullah-ocalan-dan-cerceve-yasa-aciklamasi-basit-ve-dar-yaklasimlari-terk-edin-hukuki-zeminin-arifesindeyiz-321716</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/imrali-heyeti-5-saat-suren-gorusmeye-iliskin-aciklama-hukuki-zeminin-arifesindeyiz.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/abdullah-ocalan-dan-cerceve-yasa-aciklamasi-basit-ve-dar-yaklasimlari-terk-edin-hukuki-zeminin-arifesindeyiz-321716</guid><description><![CDATA[DEM Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmenin ardından açıklama yaptı. Öcalan, gönderdiği mesajında, "Basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımları terk ederek hep birlikte ortak yaşamı örelim" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>DEM Parti İmralı Heyeti, dün Abdullah Öcalan ile yaptıkları 5 saatlik görüşmenin ardından bugün açıklama yaptı. Açıklamada Öcalan, "Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir" sözlerine yer verildi.</p>
<p>DEM Parti İmralı Heyeti tarafından yapılan açıklamada, şunlara yer verildi: </p>
<blockquote>
<p>"Uzun bir aradan sonra Sayın Abdullah Öcalan ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Toplantıda bölgedeki siyasal gelişmeler, demokratik toplum inşası, barış sürecinde gelinen aşama ve yasal çerçevenin nasıl şekillenmesi gerektiği konularını detaylı bir şekilde ele aldık."</p>
</blockquote>
<p>Görüşmeye ilişkin Öcalan'ın değerlendirmeleri şu şekilde:</p>
<div class="box-1">
<p>“27 Şubat çağrısının ruhuna bağlı kalarak adım atma ve sorunu kardeşlik hukuku içinde çözmeye dönük kararlılığımız sürüyor. Anadolu’da tarihsel bir hakikat olan ve tüm kritik aşamalarda birbirinden ayrılmayan Kürt-Türk tarihsel ittifakını ve birlikteliğini hukuki zemine dönüştürmenin arifesindeyiz. ‘Kürt’ten Türk’ü ayırsan Kürt kalmaz, Türk’ten Kürt’ü ayırsan Türk kalmaz’ hakikati, ortak yaşam ve eşitlik hukukunun geliştirilmesini gerekli kılmaktadır.</p>
<p>Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulmasının vakti gelmiştir. Sabırla bu yolu açmanın tarihi bir fırsat olduğunun bilincinde olarak, basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımları terk ederek hep birlikte ortak yaşamı örelim. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı raporda da belirtilen çerçevede hukuki ve yasal sürecin başlaması, çatışma ve silahların tamamen devreden çıkarılması, yepyeni bir sayfanın açılması için herkes elinden geleni yapmalıdır.</p>
<p>Kürt-Türk ittifakı, Anadolu’nun ortak geleceğinin temel taşıdır. Atılacak her adımda bu toprakların kültürünü esas almalıyız. Yasal düzenlemelerle bu ittifakı kalıcı hukuki güvenceye kavuşturmak ve demokratik bir cumhuriyette eşit ve özgürce birlikte yaşamak mümkündür. Negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi gereklidir.</p>
<p>Ortak yaşamı örmek, eşitlik ve adalet içinde yepyeni bir sayfa açmak için tarih bizlere bir fırsat sunmaktadır. Bu fırsatı hep birlikte değerlendireceğimize inancım tamdır."</p>
</div>
<p>"Öcalan'ın açıklamasını tarihi buluyoruz"</p>
<p>İmralı Heyeti, şu açıklamayı yaptı:</p>
<blockquote>
<p>"Biz de heyet olarak, Sayın Öcalan’ın bu önemli çağrısını tarihi buluyor ve TBMM başta olmak üzere tüm ilgili kurumlarla yapıcı diyalogu sürdürmeye, süreci sonuç odaklı ilerletmeye ve kardeşlik hukuku temelinde kalıcı bir çözüme ulaşmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz."</p>
</blockquote>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 12:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bir ’iş kazasının’ bitmeyen hikayesi: Engellilik, bakım emeği ve adalet arayışı]]></title><link>https://bianet.org/haber/bir-is-kazasinin-bitmeyen-hikayesi-engellilik-bakim-emegi-ve-adalet-arayisi-321715</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/bir-is-kazasinin-bitmeyen-hikayesi-engellik-bakim-emegi-ve-adalet-arayisi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bir-is-kazasinin-bitmeyen-hikayesi-engellilik-bakim-emegi-ve-adalet-arayisi-321715</guid><description><![CDATA[İşverenin yüzde 90 kusurlu bulunduğu “iş kazasının” ardından Taner Göze engelli kaldı, eşi Ebru Göze ise hayatını onun bakımına göre yeniden kurdu. Göze çifti, üç yıldır süren davaların, ekonomik yıkımın ve değişen yaşamlarının gölgesinde adalet arıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Dilovası’nda Gürdesan Gemi Makineleri fabrikasında CNC operatörü olarak çalışan Taner Göze’nin yaşamı, 2023’te yaklaşık 500 kilogramlık bir parçanın başına çarpmasıyla tamamen değişti.</p>
<p>Ağır beyin travması geçiren, kalıcı sağlık sorunlarıyla ve epilepsi nöbetleriyle yaşamaya başlayan Göze’nin “iş kazası” olarak kayıtlara geçen hikâyesi, yalnızca bir işçinin değil, bakım sorumluluğunu üstlenen eşi Ebru Göze’nin de hayatını yeniden şekillendirdi.</p>
<p>Göze çifti, ihmallerle örülü çalışma koşullarını, görünmeyen bakım emeğini ve yıllara yayılan adalet mücadelesini anlattı.</p>
<h3>500 kiloluk parçanın değiştirdiği hayat</h3>
<p><strong>‘İş kazası’ olayının nasıl gerçekleştiğini anlatabilir misiniz? </strong></p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/07/is-kazasi.jpg" alt=""></p>
<p><strong>Taner Göze:</strong> Şu an 32 yaşındayım. Bundan üç yıl önce CNC operatörü olarak çalıştığım fabrikada tamir edilecek parçanın uygun olmayan bir tezgâha bağlanması sonucunda, 500 kg’lık bir parça tezgâhtan fırlayarak arkam dönük bir şekildeyken kafama isabet etti.</p>
<p>Çarpanın etkisiyle yarım metrelik bir platformdan birkaç metre beni fırlatmış ve yüz üstü yere düşmüşüm. Aldığım darbe sonucunda kafatasımda ciddi kırıklarla birlikte içe doğru çökme oluşmuş ve burnumda ki parçalı kırıklarla olay yerinde bilincimi kaybetmişim.</p>
<p><strong>Sizce bu olayın yaşanmasının sebebi neydi? Bize çalışma koşullarınızı da anlatır mısınız?</strong></p>
<p>Ustabaşı başta olmak üzere tüm sorumlular yaptığımız uyarıları dikkate almıyorlardı. Uygun olmayan parçalar ciddi riskleri barındırmasına rağmen zorlama yollarla CNC tezgahına yerleştiriliyordu.</p>
<p>Güvenlik siviçleri (çalışma alanında tehlike anında enerjiyi keserek veya kilitleme yaparak iş kazalarını önleyen endüstriyel algılayıcı donanım)<strong> </strong>iptal edilerek hiç durmadan çalışmamız saplanıyordu. İş sağlığı güvenliği önlemleri ya hiç alınmıyordu ya da yüzeyseldi.</p>
<p>Sürekli küfür ve hakaretleri de içinde barındıran mobbinge maruz kalıyorduk. Aldığımız ücret ise asgari ücretin bir tık üstüydü. Tüm bunlardan dolayı bir taraftan iş arama çabası içindeydim ki bu olay oldu.</p>
<h3>"Uyarılarımız önemsenmedi"</h3>
<p><strong>Çalıştığınız iş yerinde sendika var mıydı ve yaşanan bu ‘kaza’ da tutumu nasıldı?</strong></p>
<p>Hak-İş’e bağlı Özçelik-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu bir fabrikaydı. Bu işyerinde ‘iş kazaları’ benimle başlamış değil ki; daha önce de ağır yaralanmaların ve ölümlerin olduğu olaylar olmuştu.</p>
<p>Daha yakın zamanda bir işçi aynı fabrikada öldü. Sendikaya makinelerin bakımından iş güvenliği önlemlerine kadar birçok talebimiz oluyordu ama hep geçiştiriliyorduk. Olaydan 2 ay önce ki uyarılarımız önemsenseydi bu ‘kaza’ başıma gelmezdi.</p>
<p>Sendika temsilcilerinin ağzından çıkan sözlerin hiçbir anlamı olmadığını süreç içinde anladım. İşçiden yana değil patrondan yana tavır alan tutumları var, özetle sendikanın adı var kendisi yok.</p>
<p><strong>Patronlarınız yaşadığınız bütün bu süreçlerde size nasıl yaklaştı?</strong></p>
<p>İlk olarak hastanenin önünde babam, amcam ve arkadaşlarımın yanına gelerek üst perdeden küçümseyen konuşmalarla yakınlarımı tahrik etmişler. “Ölüm Allah’tan gelir” gibi cümlelere sığınarak sorumluktan kaçma çabası başından beri vardı.</p>
<p>Babamın, “Siz benim oğlumu buraya yaşasın diye getirmediniz, ölürse ifade vermesin diye getirdiniz” şeklide sözleri sanırım her şeyi özetliyordur.</p>
<p>Mahkeme sürecini uzatan tavırları ve süreç içerisinde ayağına çağırarak komik tazminatla konuyu kapatmaya çalışmaları yetmemiş gibi şimdi de mahkeme süreçleri aleyhlerine ilerlediği için babamı işten çıkarmışlar. Bildiğimiz patron tavrı dışında anlatacak çok fazla bir şey yok.</p>
<a href='/haber/is-yuku-agir-kaza-cok-onlem-ve-ceza-yok-306944' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/04/30/is-yuku-agir-kaza-cok-onlem-ve-ceza-yok.jpg' alt='İş yükü ağır, kaza çok; önlem ve ceza yok' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>1 MAYIS'A GİDERKEN</h6>
<h5 class='headline'>İş yükü ağır, kaza çok; önlem ve ceza yok</h5>
<div class='date'>30 Nisan 2025</div>
</div>
</a>

<h3>"Doktorun özverisiyle hayattayım"</h3>
<p><strong>Olaydan sonraki süreç nasıl gelişti? </strong></p>
<p>‘Kaza’ olduktan sonra ilk yardım yapılmamış. Boyunluk gibi bir sağlık ekipmanı takılarak hareket ettirmeden ambulans beklenmesi lazımken, fabrika içinde farklı konumlara götürerek sürekli yer değiştirip daha fazla sarsılmama neden olmuşlar.</p>
<p>Bu da yetmezmiş gibi ambulansı çok geç aramışlar ve gelmesini beklemeden servis arabasına oturur pozisyonda koruyucu sağlık ekipmanı takılmadan karga tulumba bindirip yola çıkmışlar.</p>
<p>Babamla aynı işyerinde çalıştığımız için o da olayı duyup gelmiş ve aynı araca binmiş. Babam yolda giderken daha teşekküllü ve yakın olan hastaneye götürelim demesine rağmen şoför, patronun devlet hastanesine götürün dediğini söyleyerek Gebze Fatih Devlet Hastanesi’ne getirilmişim.</p>
<p>Hastaneye vardığımda doktorum izinli olduğu için gitmek üzeriymiş ama buna rağmen beni acil ameliyata almış. Doktorumun özel çabası değerlidir, bana söylediğine göre yaşama şansım yüzde beş kadar anca varmış. Doktorumun o güne kadar ki en büyük ameliyatı benimki olmuş.</p>
<p>Olaydan sonra geçen süre ve aldığım darbeyi göz önüne alındığında başka bir hastaneye sevk etmesi demek ölmem anlamına geliyordu. Doktorum hayatta kalmamı sağladı.</p>
<p><strong>Bize hastane süreçlerin ve ameliyatların hakkında bilgi verebilir misiniz? </strong></p>
<p>Doktorum ilk ameliyatımda gerekli olan şeyleri yapmış. Yalnız onu da aşan uzmanlık alanına bağlı olarak yapılması gerekenler vardı, bu yüzden yakınlarım ikinci bir doktorla temas kurmuşlar.</p>
<p>Her iki doktorun koordineli bir şekilde aldığı kararla doktorum, olanakların kısıtlı olmasına rağmen risk alarak kısa sürede beni ikinci ameliyata almış; kafatasındaki sağlam kalmış kemikleri karın bölgesindeki deri altına yerleştirilerek kafamda oluşan basıncı ve diğer şeyleri yönetebilmişler.</p>
<p>Bu şekilde iki hafta yoğun bakımda uyutulduktan sonra kendime gelmeye başlayınca epilepsi nöbetleri geçirmeye başladım. Kendime zarar vermemem için yatağa bağlandım ve psikiyatri doktorlarının verdiği ilaçlarla sakinleşebildim. Hastaneden çıktıktan 2 ay sonrada üçüncü ameliyatımı özel bir hastanede uzman doktorla oldum; karın bölgesinde bekletilen iki parça halindeki kemiğe protez eklenerek kafatasıma yerleştirildi, buna rağmen boşluk kalan yerler var.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/07/is-kazasi-haber-2.jpg" alt=""></p>
<p><strong>Bütün bu tedavi sürecinin sonucunda ne gibi sağlık sorunları kalıcı hale geldi?</strong></p>
<p>Ön sol lopta ölü alanların çok fazla olmasına bağlı olarak epilepsi nöbetleri geçirmemin sebebi olarak görülüyor. Yani artık ben kronik bir epilepsi hastasıyım ve ilaçlara bağlı olarak bunu baskılamaya çalışsam da ay da bir nöbet geçiriyorum.</p>
<p>Uyku apnesi diğer kalıcı bir hastalık, yakın zaman da kırılan burunum için ameliyat oldum ve biraz da olsa nefes alışımı rahatlattı. Ayrıca hipofiz bezi etkilendiği için buda vücuttaki bütün hormonları etki ediyor ve şu anda tedavi çabalarımıza rağmen çocuğumuz olmuyor.</p>
<p>Bir sürede vertigo problemi yaşadım ama şu an sorun yok gibi. Eğer beyinde bir genişleme olursa şant ameliyatı olmam söz konusu bu da yeni sağlık problemleri demek oluyor.</p>
<h3>"Davalar 3-4 yıl daha devam edecekmiş"</h3>
<p><strong>Hukuki süreçler hangi aşamada?</strong></p>
<p>Üç yıldır iki ayrı davam devam ediyor; Gebze 7. İş Mahkemesi ve Gebze 6. Asliye Ceza Mahkemesi. Patronun avukatları çıkan her şeyi itiraz ederek süreci uzatıyorlar. Bilirkişi, Adli Tıp Kurumu’nun ve Yüksek Sağlık Kurulu’nun yüzde 69,9 oranında vermiş olduğu maluliyet oranına kadar itirazları bitmiyor.</p>
<p>Bunlar yetemezmiş gibi davaya çağırdıkları kendi şahitleri olayı olduğu gibi doğru bir şekilde anlatınca onlara bile yalancı şahitlikten şikayetçi oluyorlar. Bilirkişi raporları beni yüzde 10 işvereni yüzde 90 kusurlu buluyor olması bile patronların sorumluk almalarına neden olmuyor.  </p>
<p>Avukatlarımın söylemesine göre bu süreç en az 3-4 yıl daha devam edecek. Ömrümüzden çalarak, ite kalka adalet sağlamaya çalışıyoruz.</p>
<p>Biz işçileri korumuyor bu yasalar. Aynı fabrikada aynı ‘kazalar’ olmaya devam ediyor ve işçiler acı çekmeye, ölmeye devam ediyor.</p>
<p><strong>Bütün bu süreçte yaşamınızı sürdürecek ekonomik durumları nasıl çözüyorsunuz? Devlet kurumlarından herhangi bir nedenle destek aldınız mı?</strong></p>
<p>Sosyal hizmetlere başvurmuştum ama oradan da hiçbir cevap gelmedi. Olay olduğunda bir yıllık evliydim ve eşim çalışmıyordu. Kiracı olarak yaşamımı sürdürüyordum sadece kendime ait bir arabam vardı. Ben canımın derdindeyken ev sahibi çok geçemeden bizi evden çıkardı, tedavi masraflarım içinde arabamı sattım.</p>
<p>Şu an oturduğumuz ev amcama ait. Aile, akraba dayanışması ile uzun süre böyle götürebildik. İş arama süreçlerim oldu ama görüştüğüm yerler durumumdan kaynaklı risk alamayacaklarını söylediler. Bunun ben de farkındaydım, ekonomik zorluklar nedeniyle denemek istedim ama olmadı.</p>
<p>Avukatlarımın da yardımıyla maluliyet aylığım bağlandı. Eşim Ebru’da 7 aydır çalışmaya başladı. Tedavi süreçleri, kontroller özel hastaneler derken ailelerimizin de desteğiyle anca böyle dengeliyoruz.</p>
<h3>"Evet, ben artık bir engelliyim"</h3>
<p><strong>Kendinizi engelli bir yurttaş olarak tanımlıyor musunuz? Bu tanımla ilişkin zaman içerisinde nasıl değişti?  </strong></p>
<p>Aslında ilk başlarda bunu kabullenmekte güçlük çekiyordum. Zamanla yapabildiklerimin kısıtlandığını fark edince engelli olduğumu kabul ettim. Yaşamayı seven, gezen, sosyalleşen ve sporla uğraşan hayat dolu biriyken şimdi evde yalnız başıma oturan, tek başıma hiçbir yere çıkmayan, her an epilepsi nöbeti geçirme korkusunu taşıyan biri haline geldim.</p>
<p>Anlamsız şeylere duygulanıp ağlayan, olaydan önce umursamadığım anlara da aşırı sinirlenip tepki veren yeni bir karakter oluştu bende.</p>
<p>Dışarı çıktığımda kafamdaki yara izlerinden insanların bana baktığını düşünerek iç dünyamda gelgitler oluştu.</p>
<p>Bütün bunlar evliliğime de yansıdı ve zaman zaman Ebru’yla problemler yaşadık. “Patronlar yaşamlarımızı çalıyor” sözü bende içeriği dolu bir şekilde var diyebilirim. Bugün elim de olan engelli raporundan bağımsız söylüyorum, evet ben engelliyim.</p>
<h3>Ebru Göze: Telefonda yalan söylediler</h3>
<p><strong>Taner’in geçirdiği iş kazasını öğrendiğiniz ilk andan yoğun bakım sürecine kadar siz neler yaşadınız?</strong></p>
<p><strong>Ebru Göze:</strong> Kendime iş aradığım, KPSS’ye hazırlandığım bir döneme denk geldi eşimin yaşadığı bu ‘iş kazası’.</p>
<p>Telefonda “Burnu kırılmış, ciddi bir şeyi yok, hastaneye gelmen lazım” gibi temkinli bir haber hastaneye gittim. Birkaç gün önce de ayağı burkulmuştu.</p>
<p>Taner’i ilk gördüğümde kafası sargılı tomografiye götürülüyordu, seslendim ama cevap vermedi. Doktoru gelerek beynin içinde kanın biriktiğini ve ödem oluştuğunu acil ameliyata almalıyız dediğinde sinir krizi geçirmişim ve beni de acile götürmüşler.</p>
<p>Endişe, korku ve belirsizliğe sıkışmış halde bekleme süreçlerinde çaresizlik hissiyle boğuşurken bir taraftan da tüm aile deneyimli uzman doktor bulma çabasına giriştik. Yoğun bakım sürecinde sadece 10 dakika görme imkânım olsa bile hastaneden gece gündüz ayrılmıyordum.</p>
<p>Hastane sürecinde zaman içerisinde Taner’in uyandırılamaması ya da epilepsi nöbetleri, agresif ve huysuz ruh hali gibi birçok sorunlarla boğuşurken bende de anksiyete oluştu.</p>
<h3>"Ben"i unutturan bakım emeği</h3>
<p><strong>Taner’in eve getirildiği dönem de bakımı ve yaşam desteğinin sorumluğu sizin üzerinizdeydi bu bağlamda yaşadıklarınızı öğrenebilir miyiz?  </strong></p>
<p>Bir anne çocuğuyla nasıl ilgilenirse Taner’le aynı şekilde ilgilenmeye başlamıştım ve onun yaşamına odaklamıştım kendimi. Kısa aralıklarla hastanelere gitmelerden tutunda, diğer ameliyatlarına ve tedaviye dönük süreçlerini ben yönetiyordum. Bunlara ek orak zaman içerisinde davalar, raporlar vb. durumlarıyla da ilgileniyordum.</p>
<p>Ev de gündelik yaşamanın ihtiyaçları bu sorunlara eklenince tek başına aşamadığım durumlarda annem gibi bütün yakınlarımızdan destek alıyorduk; annem de bizle birlikte aylarca yaşadı.</p>
<p>Ben Taner’in yanında yardımcı olmak için banyoya girdiğimde annem de bir şey olmasın diye kapıda bizi bekliyordu mesela. Bunun gibi örneklerin yüzlercesi vardır yaşadıklarımızda.</p>
<p>Taner’in yara izlerinden çok etkilenmesi beni de etkilediği için doktorlara gidip öneriler alıyor çözüm arıyordum. Aile, akraba vb. dayanışmasıyla bunu sorunu onu mutlu edecek şekilde çözdük.</p>
<p>İşteyken günde onlarca kez arıyorum bazen. ‘Ben’ diye bir kelimenin ne anlama geldiğini bile unutuyorum artık.</p>
<p><strong>Bize ‘iş kazası’ öncesi ve sonrasın da sosyal yaşamınızın nasıl olduğunu da anlatabilir misiniz? </strong></p>
<p>Öncesinde birlikte tatil yapmayı, gezmeyi, görmeyi seven sosyal insanlardık hatta olaydan bir ay önce yurt dışına çıkmak için pasaport, vize gibi hazırlığımızı yapmış tatil gününü bekliyorduk. Bütün o yaşadıklarımız bunları geride bırakmamıza neden oldu.</p>
<p>Şimdiyse sosyal yaşam yok gibi bir şey; ben sadece işe gidip eve geliyorum. Yani ikimiz birbirimize bağımlı bir yaşam sürüyoruz.</p>
<p><strong>Bu süreç evliliğinizi nasıl etkiledi?</strong></p>
<p>Taner’in karakter değişikleri gözükmeye başladığında evliliğimiz olumsuz yönde etkilendi. Her ikimizin de psikolojik olarak etkilendiği süreçler çok olduğu için tahammül noktalarımız azalmıştı bu da ciddi tartışmalara sebep oluyordu.</p>
<p>Olay öncesinde sağlıklı insanlar olmamıza rağmen bu ‘kazadan’ sonra çok istediğimiz çocuğumuz tedavi süreçleriyle bile olmuyor. Yaşanan ‘iş kazası’ bir ailenin sadece geçmiş dönemini değil bugünü ve yarınını da karartıyor.</p>
<h3>Benzer süreçleri yaşayanlara çağrı</h3>
<p><strong>Son olarak ‘İş kazası’ sonrası benzer süreçlerden geçen ailelere ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p><strong><img src="https://static.bianet.org/2026/07/is-kazasi-haber-3.jpg" alt=""></strong></p>
<p><strong>Taner Göze: </strong>İşçiler ölüyor ve sakat kalıyorsa devlet kurumlarının denetim mekanizmasının işlemediğini açık bir şekilde bize gösteriyor demektir. İşverenlerin bu tür durumlarda ciddi cezalar alması gerektiğini düşünüyorum çünkü var olan yasalarda istedikleri gibi süreyi uzatıp anlamsız hale getirebiliyorlar. Sonuç olarak bu örnekte olduğu gibi işçiler aynı fabrikada ölmeye devam ediyor. Adaletin yalnızca patronlara işlediğini ben kabul etmiyorum sizlerde kabul etmeyin.</p>
<p><strong>Ebru Göze:</strong> İş yerinde’ kazalar’ olduğu için eşimin burada çalışmasını zaten hiç istemiyordum. Bu yüzden İSG önlemleri olmayan yerlerde çalışmasınlar, ekonomik vb. nedenlerden çalışmaya mecbur kalan insanlar da mutlaka kendilerini tehlikeye sokan durumlara karşı çıkarak engellemek için mücadele etsin.</p>
<p>Bizim yaşadığımız süreç yakınlarımızın dayanışmasının önemini çok iyi gösterdi, bu yüzden aile bağlarını önemsesinler. Böyle süreçlerde psikolojik destek mutlaka almaları gereklidir. İşveren ve çevrenizden uzlaşmaya gitmeniz yönündeki söylemlere kulağınızı kapatıp sonuna kadar haklarını arasınlar.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 12:07:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yunus Emre Termik Santrali işçileri direniş kararı aldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/yunus-emre-termik-santrali-iscileri-direnis-karari-aldi-321714</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/yunus-emre-termik-santrali-iscileri-direnis-karari-aldi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/yunus-emre-termik-santrali-iscileri-direnis-karari-aldi-321714</guid><description><![CDATA[DİSK/Enerji-Sen üyesi işçiler, ödenmeyen üç aylık ücretleri ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle bugün saat 16.00’da Beypazarı’ndan Yıldızlar SSS Holding’in Ankara’daki merkezine yürüyecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik, 5 Haziran’da kazanımla sonuçlanan madenci direnişinin ardından yeni bir işçi eylemiyle karşı karşıya.</p>
<a href='/yazi/yildizlar-sss-holding-gucunu-nereden-aliyor-319115' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/04/28/yildizlar-sss-holding-gucunu-nereden-aliyor.jpg' alt='Yıldızlar SSS Holding gücünü nereden alıyor?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yıldızlar SSS Holding gücünü nereden alıyor?</h5>
<div class='date'>28 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Eskişehir’in Mihalıççık ilçesindeki santralde çalışan DİSK/Enerji-Sen üyesi işçiler, ödenmeyen ücretlere, yetersiz iş güvenliği önlemlerine, ağır çalışma koşullarına ve bakımsız servis araçlarına tepki gösteriyor.</p>
<p>DİSK/Enerji-Sen, bugün saat 16.00’da Beypazarı’ndaki Pazarpazarı’ndan Yıldızlar SSS Holding’in Ankara’daki merkezine doğru yürüyüşe başlayacaklarını açıkladı.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/07/disk-enerji-sen-yunus-emre-termik-santrali-1.jpeg" alt=""></p>
<h3>İşçiler ne yaşıyor, ne istiyor?</h3>
<p>DİSK/Enerji-Sen’in açıklamasına göre, çalışma koşullarının iyileştirilmesini isteyen 350’den fazla işçi sendikaya üye oldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da sendikanın toplu iş sözleşmesi yetkisini tespit etti. Sendika, işçilerin alacaklarının ödenmesini ve toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasını talep etti.</p>
<p>DİSK/Enerji-Sen, işçilerin çalışma koşullarını şöyle özetledi:</p>
<blockquote>
<p>Eskişehir’in Mihalıççık ilçesindeki Yunus Emre Termik Santrali işçileri, tam üç aydır maaşlarını alamıyor. Üstelik bu ilk defa da yaşanmıyor. Daha önce de defalarca kez işçiler geç yatan maaşları için ses çıkarmak zorunda kaldılar.</p>
<p>Haziran ayında ise işçilere ücretsiz izne çıkmaya zorlandı. Yine bu duruma itiraz edince yönetim geri adım attı ve ücretsiz izin süresini 10 güne düşürdü.</p>
<p>İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmaması ve kötü çalışma koşulları da işçilerin şikâyetçi olduğu konular arasında.</p>
</blockquote>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/07/disk-enerji-sen-yunus-emre-termik-santrali-2.jpeg" alt=""></p>
<h3>“İşçiler maskelerini de kendileri getirmek zorunda kalıyor”</h3>
<blockquote>
<p>Kış aylarında birer tane iş kıyafeti verilirken yaz aylarında o da verilmiyor. İşçiler çalışırken kullandıkları eldivenleri bile kendi ceplerinden ödeyerek almak zorunda kalıyorlar. İşçilerin çalışırken takmaları gereken maskeler de yeterli sayıda değil. Üstelik verilen maskeler standartlara da uygun değil. Böyle olunca işçiler maskelerini de kendileri getirmek zorunda kalıyor.</p>
<p>İşletmede herhangi bir ambulans bulunmuyor. Bu durum da acil durumda hastaneye yetişebilme imkânlarına dair ciddi kaygılar yaratıyor.</p>
<p>İşçiler santrale gelebilmek için her gün 60 kilometre yol yapıyor ve bu sebeple üç yaşından büyük araçların kullanılmaması gerekiyor. Ancak işverenin tahsis ettiği servisler 10-12 yıllık bakımsız araçlar.</p>
</blockquote>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/07/disk-enerji-sen-yunus-emre-termik-santrali-4.jpeg" alt=""></p>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:56:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[CHP Silivri İlçe Başkanı Bulut gözaltına alındı]]></title><link>https://bianet.org/haber/chp-silivri-ilce-baskani-bulut-gozaltina-alindi-321713</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/chp-silivri-ilce-baskani-bulut-gozaltina-alindi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/chp-silivri-ilce-baskani-bulut-gozaltina-alindi-321713</guid><description><![CDATA[Özgür Çelik, “Siyaseti yargıyla dizayn etmek isteyenlerin, 19 Mart ve 21 Mayıs darbelerini yapanların, doğrudan siyaset kurumunu hedef aldıkları zulümlerine asla boyun eğmeyeceğiz” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Silivri İlçe Başkanı Doruk Bulut gözaltına alındı.Bulut Silivri Belediyesi'ne yönelik "<strong>yolsuzluk</strong>" suçlamasıyla başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alındı. </p>
<p>CHP İstanbul İl’in seçilmiş Başkanı Özgür Çelik X’de şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>Silivri İlçe Başkanımız Doruk Bulut bugün sabah saatlerinde gözaltına alındı.</p>
<p>İBB Meclis üyeliği yapan, daha önce Milletvekilli adayı olmuş, bir buçuk yıldır Silivri Zindanında süren mahkemeler ve adalet mücadesine büyük katkılar sunan ilçe başkanımızın yanındayız, süreci özenle takip ediyoruz. </p>
<p>Siyaseti yargıyla dizayn etmek isteyenlerin, 19 Mart ve 21 Mayıs darbelerini yapanların, doğrudan siyaset kurumunu hedef aldıkları zulümlerine asla boyun eğmeyeceğiz."</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Tayt giydi" diye görevden alınan Vali Çiçekli için imza kampanyası]]></title><link>https://bianet.org/haber/tayt-giydi-diye-gorevden-alinan-vali-cicekli-icin-imza-kampanyasi-321712</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/ardahanda-vali-mehmet-fatih-cicekli-icin-goreve-iade-imza-kampanyasi-baslatildi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/tayt-giydi-diye-gorevden-alinan-vali-cicekli-icin-imza-kampanyasi-321712</guid><description><![CDATA[Kampanyanın öncülerinden Aykut Temur, Vali Çiçekli döneminde Ardahan’da bisiklet turizminin canlandığını, gençlere yönelik spor etkinliklerinin arttığını ve gençlerin spor yapma alışkanlığının geliştiğini söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli’nin, katıldığı bisiklet festivalinde profesyonel sürüşe uygun tayt giymesi gerekçesiyle görevden alınmasına tepkiler büyüyor. Kararın ardından kentte hareket geçen vatandaşlar, Vali Çiçekli’nin görevine iade edilmesi talebiyle <a href="https://www.change.org/p/ardahan-valisi-mehmet-fatih-%C3%A7i%C3%A7ekli-g%C3%B6revine-devam-etmelidir" target="_blank" rel="nofollow noopener">imza kampanyası başlattı</a>.</p>
<p>Kampanyanın öncülerinden Aykut Temur, Vali Çiçekli döneminde Ardahan’da bisiklet turizminin canlandığını, gençlere yönelik spor etkinliklerinin arttığını ve gençlerin spor yapma alışkanlığının geliştiğini söyledi.</p>
<a href='/haber/gorevden-alinan-vali-cicekli-konustu-pedallamaya-devam-321632' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/20/gorevden-alinan-vali-cicekli-konustu-pedallamaya-devam.jpg' alt='Görevden alınan Vali Çiçekli konuştu: Pedallamaya devam...' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Görevden alınan Vali Çiçekli konuştu: Pedallamaya devam...</h5>
<div class='date'>18 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p>change.org’da başlatılan kampanya metninde şu ifadeler yer aldı:</p>
<p><em>"Sayın Çiçekli, kısa görev süresi içerisinde özellikle spor, gençlik, bisiklet kültürü, doğa turizmi ve ilimizin diğer sosyal gelişim alanlarında önemli çalışmalara imza atmıştır. Göreve başladığından bu yana, Ardahan’da bisiklet turizmi canlanmış, gençlere yönelik spor etkinlikleri artmış ve gençlerin spor yapma alışkanlıkları geliştirilmiştir. Ardahan’ın son dönemde kazandığı bu gelişim ivmesini kaybetmemesi adına, Sayın Çiçekli’nin görevine devam etmesi gerektiğine inanıyoruz."</em></p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:23:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Barışa kirpinin inancı, siyasete tilkinin aklı” - Kürt stratejisi -4]]></title><link>https://bianet.org/yazi/barisa-kirpinin-inanci-siyasete-tilkinin-akli-kurt-stratejisi-4-321711</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/07/21/barisa-kirpinin-inanci-siyasete-tilkinin-akli-kurt-stratejisi-4.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/barisa-kirpinin-inanci-siyasete-tilkinin-akli-kurt-stratejisi-4-321711</guid><description><![CDATA[İnsanlardan, hukuki statülerini netleştiren bir “kök yasa” çıkarmadan dönüş veya silahsızlanma bekleyemezsiniz.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Şimdiye kadar olan <a href="https://bianet.org/yazar/seydixan-bozkir-8613" target="_blank" rel="nofollow">üç yazılık tartışmayı</a> sonuçlandıracağım. <br>Bu bölümde, kısmen esasa da gelmiş oluyoruz. O anlamda biraz uzayabilir, sabrınıza şimdiden sığınıyorum.</p>
<hr>
<p>Çok temel bir öğretidir: Siyasette masaya oturduğunuzda elinizdeki kartları nasıl oynayacağınız, o masadan nasıl kalkacağınızı da belirler. Burada değindiğim siyasi düğümü çözmek için elimizde üç farklı yol, üç farklı akıl var. O halde üç stratejik senaryonun karşılaştırılması üzerinden duruma bakmakla başlayabiliriz.</p>
<a href='/yazi/kirpi-mi-olmali-tilki-mi-baris-surecinde-kurt-stratejisi-1-321567' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/07/16/kirpi-mi-olmali-tilki-mi-baris-surecinde-kurt-stratejisi-1.png' alt='Kirpi mi olmalı Tilki mi? Barış sürecinde Kürt stratejisi-1' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kirpi mi olmalı Tilki mi? Barış sürecinde Kürt stratejisi-1</h5>
<div class='date'>17 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Üç yol, üç strateji…</h3>
<p>Birinci yol, tamamen “kirpi” aklıyla hareket etmektir. <br>Bu strateji masaya otururken devlete zerre kadar güvenmez; karşı tarafın niyetini baştan aşağı bir tasfiye ve eritme operasyonu olarak okur. Elbette bu katı duruşun kendi içinde bir konforu vardır. Kadrolarınızın moralini yüksek tutarsınız, ideolojik omurganızı ve tarihsel kimliğinizi korursunuz. Hatta süreç çöktüğünde dönüp tabanınıza “Biz size söylemiştik, bunlar samimi değil,” deme lüksünüz cebinizde durur. Fakat işin asıl yakıcı kısmı şudur. Bu kadar doktrinerleştiğinizde adım atacak yeriniz kalmaz. İttifak alanlarınızı kendi elinizle daraltır, Türkiye toplumunun geneliyle kurabileceğiniz köprüleri dinamitlersiniz. Dahası, karşınızdaki güvenlikçi akla tam da aradığı o uzlaşmazlık mazeretini altın tepside sunarsınız. Kısa vadede kendi içinizde bir güç hissi yaşasanız da orta ve uzun vadede fena halde yalnızlaşır, tıkanır ve marjinalleşirsiniz. Bunu ben değil, ilk yazıda ifade ettiğim tarihsel örnekler söylüyor.</p>
<p>Peki ya ikinci yol? Yani tamamen “tilki” aklına bürünmek? <br>Burada da sürecin kusurlu da olsa bir yerlere varacağına, esnek olmanın her kapıyı açacağına dair aşırı bir iyimserlik, pragmatizm var. Evet, bu yola girerseniz kısa vadede ciddi bir rahatlama yaşarsınız. Yeni ittifaklar kurar, bölgesel rüzgarlara göre hızla yelken açar, kısmi de olsa bazı hukuki ve ekonomik kazanımları cebinize koyabilirsiniz. Ancak bu stratejinin zehri yavaş işler. Masada sürekli esnedikçe, o müzakere sürecinde ilkeleriniz ufalanmaya başlar. Siz taktik yapıyorum sanırken, iktidar verdiğiniz tavizleri sessizce cebe indirip karşılığını süresiz erteleyiverir. Bir bakmışsınız, tabanınızda “Bizi tasfiye ediyorlar” hissi başlamış, kendi kimliğiniz silikleşmiş. Kısacası hedefe ulaşacak aracı kutsarken, asıl ilkenizi kaybeder ve sistemin içinde eriyip etkisizleşirsiniz.</p>
<p>Tam da bu yüzden, bizi asıl çözüme götürecek olan o üçüncü yoldur.<br>Bu yol bileşik bir strateji olabilir. Bu yol ne devletin samimiyetine körü körüne iman eder, ne de peşin hükümlerle masayı devirir. İşin sırrı, dar ama asla taviz verilmeyecek bir “normatif çekirdek” belirlemektir. O çekirdeğin, yani o pusulanın etrafındaki her şeyi; takvimi, ittifakları, yöntemi tamamen esnek tutmak gerekir. Tabanınızı ilkelerinizle bir arada tutarken, Türkiye toplumunu o esnek siyasetinizle kazanırsınız. Yürütmesi inanılmaz zordur, ciddi bir kurumsal olgunluk ve kusursuz bir mesaj disiplini gerektirir. Her iki tarafa da yaranamama, iktidara ve muhalefete “öteki” gibi görünme riski taşır. Ancak eğer ilkelerinizi araçsız bırakmaz, araçlarınızı da ilkesiz kullanmazsanız, o çok ihtiyaç duyduğunuz bağı kendi ellerinizle kurmuş olursunuz. Gündemi belirleyen ve süreci kendi kurallarıyla denetleyen taraf siz olursunuz. Bu strateji sayesinde kısa vadede yasal eşikleri zorlar, orta vadede anayasal müzakerenin kapısını açar ve uzun vadede o çok arzulanan kalıcı, demokratik bütünleşmeyi sağlarsınız. Bu üçüncü yol, bize “barışa kirpinin inancı, tilkinin aklı gerekiyor” diyor.</p>
<p>İşin bütün özeti, pusulanın gösterdiği hedeften sapmadan o siyasi bataklıkta ayakta kalarak yürümeyi başarabilmektir. Yani bataklıkların etrafında dönecek bilgiyi özümsemektir. Sınırsız amaç olabilir ama sınırlı araç olduğunu bilmek gerekiyor.</p>
<p>Pusula meselesine tekrar geri gelmiş olduk. Burada biraz daha duralım.</p>
<a href='/yazi/baris-surecinde-kurt-stratejisi-2-321626' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/07/18/baris-surecinde-kurt-stratejisi-2.webp' alt='Barış sürecinde Kürt stratejisi 2' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Barış sürecinde Kürt stratejisi 2</h5>
<div class='date'>18 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Stratejinin kendisine dair…</h3>
<p>Siyasette bir yola çıkarken pusulanız bozuksa bataklıkta kaybolursunuz; ama sadece pusulaya bakıp ayaklarınızın bastığı yeri görmezseniz, yine o bataklığa saplanırsınız. İşte Kürt meselesinin o devasa zor düğümünü aşmak için elimizdeki en gerçekçi, en ayakları yere basan çıkış haritası “<strong>Sabit bir pusula, rasyonel bir yaklaşım/yürüyüş</strong>” olabilir.</p>
<p>Bunu biraz daha açayım.<br>Şöyle düşünelim. Kuracağınız siyaset masasının iki sağlam ayağı olmak zorundadır. Birinci ayak, Kürtlerin eşit, kolektif varlığını amasız ve fakatsız anayasal güvenceye alan hukuk düzenidir. İkinci ayak ise toplumun kendi kendini örgütleyebildiği, devleti denetlediği, canlı ve çoğulcu bir demokratik toplumsal yapıdır. Biri olmadan diğeri hep eksik, hep yarım kalır. Hukuk yoksa, o muazzam toplumsal örgütlenmeniz devletin baskı aygıtlarıyla kolayca ezilir. Örgütlü toplumunuz yoksa da o çok güvendiğiniz yasal metinler zamanla içinin boşaltıldığı kâğıt parçalarına dönüşür.</p>
<p>Peki bu yürüyüşü nasıl hayata geçireceğiz? Önce o meşhur “sabit pusula”mızı, yani vazgeçilmez ilkelerimizi saptamalıyız. Bu, tam da “kirpi çekirdeği” olacak yerdir. <br>Bu çekirdek dar, net ve sarsılmaz olmalı; çünkü listeyi ne kadar şişirirseniz, taraflar o kadar hantallaşır. Kürtlerin kolektif kimliğinin siyasal muhatap olarak tanınması, seçilmiş iradenin o keyfi kayyım kararlarıyla gasp edilmemesi, kadınların ve gençlerin vitrin süsü değil bizzat karar alıcı birer özne olması, hakların iktidarların anlık lütfuna değil sağlam yasalara bağlanması şarttır. Ve en hayati olanı, siyasal mücadelenin kesinlikle şiddetsiz, demokratik araçlarla yürütülmesi… En azından Öcalan’ın en hayati vurgusu burada. <br><br>“Rasyonel yürüyüş” dediğim kısım da bu hayatî ilkelerin etrafındaki o zorlu arazide başlıyor. Pusulanız sabitken taktiklerde ve yöntemlerde esnek olacaksınız. Bir şeyin adının en baştan ne olacağı, reformların hangi sırayla Meclis’e geleceği, Kürtçenin eğitimde nasıl kademelendirileceği, geçiş adaletinin takvimi... Bunların hepsi müzakere edilebilir. Gaddis’in kitabından öğrendiğimiz üzere kural çok basittir. İçerik asgari bir ilkedir, ama o hakkın hukuki biçimi ve zamanlaması masada konuşulacak önemli bir iştir. Esnemek asla ilkesizlik demek değildir; zira aynı hakkı farklı kurumsal formüllerle pekâlâ güvence altına alabilirsiniz.</p>
<p>Elbette bu esnekliğin de çelikten örülmüş kırmızı çizgileri olacak. İnsanlardan, hukuki statülerini netleştiren bir “kök yasa” çıkarmadan dönüş veya silahsızlanma bekleyemezsiniz. Siyasi temsilcileri ve belediyeleri kriminalize ederken, toplumu gerecek siyasi operasyonlar yaparsanız ve reformları çeşitli şartlarla süresiz bir belirsizliğe terk ederken o masayı ayakta tutamazsınız.</p>
<p>Değindiğim bu stratejinin en can alıcı noktalarından biri de Türkiye toplumuna kurduğumuz iletişim dilidir. Artık o “bizi kabul edin” şeklindeki, özneyi zayıflatan talepkâr dilden acilen çıkılmalı. Karşı tarafa içe kapanık bir jargonla ya da korkuyu azarlayarak değil, ortak bir gelecekle, demokratik evrensellikle seslenmek gerekiyor. Kayyıma karşı çıkmanın sadece Diyarbakır’daki değil, Türkiye’deki bütün seçmenin oy hakkını korumak olduğunu; çatışmanın bitmesinin bu ülkenin ekonomisi başta olmak üzere her şeyine nasıl devasa bir alan yaratacağını anlatmak gerekiyor.</p>
<p>Diyelim ki her şeyi doğru kurguladık ama süreç tıkandı, masa devrildi. “Sabit pusula, Rasyonel yürüyüş” stratejisinin siyasi önemi burada, kriz anında devreye giriyor. Eğer süreç başarısız olursa uygulanacak B planı elbette silaha dönmek değildir. Yapılan birçok açıklama var. Hangi şartlarda ne yapılacağına dair ipuçları verildi yeterince, tekrar etmeye gerek yok fakat silah başlığı iki kere ayırt edici. Çünkü silaha dönüş, tam da devletin o güvenlikçi baskı kapasitesini meşrulaştırır, yıllarca ilmek ilmek kurduğunuz demokratik ittifakları bir gecede darmadağın eder. Süreç çökerse yapılacak şey bellidir. Bu bitişin sorumluluğu iktidardadır. Ve yasal siyasetin ve kitlesel sivil seferberliğin en büyüğünü örmek gerekiyor böyle bir senaryoda. Devlet, masayı devirmenin maliyetinin harekete değil, bizzat kendisine kesileceğini ve siyasetin asla bitmeyeceğini çok iyi bilmelidir.<br>Netice itibarıyla, toplumun sadece alınan kararları izleyen ya da bedel ödeyen bir kitle olmaktan çıkıp, masadaki her başlığın bizzat kurucu öznesi olduğu bu stratejik mimari; yorulan, tıkanan ve kısır döngüye giren bu ülkeyi kalıcı bir barışa ulaştıracak tek rota olabilir.</p>
<a href='/yazi/nixon-cine-gider-baris-surecinde-kurt-stratejisi-3-321655' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/07/20/nixon-cine-gider-baris-surecinde-kurt-stratejisi-3.jpg' alt='Nixon Çin’e gider: Barış sürecinde Kürt stratejisi - 3' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Nixon Çin’e gider: Barış sürecinde Kürt stratejisi - 3</h5>
<div class='date'>20 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Dört soru ve sonuç</h3>
<p>Toparlayabilmek adına masaya dört hayati soru koyup bunların cevaplarını vermek gerekiyor.</p>
<p><strong>Birinci soru, Kürt hareketinin o asla dokunulmayacak, taviz verilmeyecek stratejik çekirdeği ne olabilir?</strong> <br>Bu çekirdek çok dar ama çelik gibi sağlam olmalı. Kürtlerin eşit siyasal bir özne olarak tanınması, demokratik siyaset ile şiddetsizlik tekeli, anadilin yaşatılması, toplumsal örgütlülüğün korunması ve barışın bir tasfiye operasyonuna dönüşmemesidir. Bu temel pusuladır. Pusula bize yönü gösterir; o siyasi bataklıkta yolun nasıl gidileceğini dikte etmez. Saf bir kirpi inadıyla sadece ufka bakarsanız, ayağınızın takılacağı ilk çukurda düşersiniz.</p>
<p>Burada ikinci soru devreye giriyor. <strong>Peki o yolda yürürken hangi alanlarda esneme olabilir?</strong> İşin sırrı da zaten çekirdek dışında kalan yolun tamamında! İttifaklarda, zamanlamada, yapılacakların sıralamasında, hatta o çok tartışılan idari etiketlerde bile esnek olmak gerekiyor. Kilit nokta tabelada ne yazdığı, ismin ne olup olmadığı değil; o yetkinin içinin hukuken nasıl dolduğudur. Günün sonunda buraya geleceğiz ve bakacağız. <br>Karşınızda kim adım atıyorsa, iktidar ya da muhalefet fark etmez, onunla o başlıkta yürüyebilmelisiniz. Toplumun farklı kesimlerine, batıdaki işçiye ya da muhafazakâr seçmene kendi jargonunuz ile yola çıkmak yerine, ortak dertleri onların anlayacağı dillerle anlatacaksınız. Çekirdeğiniz sarsılmazken, nefes borunuz bu tilki esnekliği olmalı. Esnemek, amacı gizlemek veya ilkesizleşmek manasına gelmez; aynı hedefe farklı yollardan yürüyebilme zekasıdır.</p>
<p>Gelelim üçüncü ve masanın samimiyetini test edecek soruya. <strong>Bu sürecin gerçekten demokratik bir dönüşüme mi yoksa iktidarın geçici bir güvenlik oyalamasına mı hizmet ettiğini nasıl anlayacağız?</strong> <br>Bunun çok somut, ölçülebilir sayaçları var. Önümüzdeki yasa köklü değişimlerin de kapısını aralıyor mu yoksa tamamen kapatıyor mu? “Umut hakkı”nda gözle görülür bir değişim var mı? Kayyımlar ve siyasi tutuklamalar bitiyor mu, yoksa ilk fırsatta yeniden mi başlıyor? Örgütlenme hakkı veriliyor mu? Eğer bir süreç yasa tasarılarını tozlu komisyon raporlarına hapsediyor, hakları erteliyor ve meseleyi sadece silahlı aktörlerin gelişine indirgiyorsa, o barış değil dönemsel bir kriz yönetimidir denilebilir.</p>
<p>Dördüncü soru ise doğrudan hareketin kendi içine dönüktür. Soru güncel ve şöyledir. <br><strong>Bu zihinsel değişim ve dönüşüm neden mecburidir?</strong> <br>Çünkü dünya değişti, Türkiye değişti, bambaşka refleksleri olan yepyeni bir kuşak geldi. Küresel siyasetin, enerji ve tedarik zincirlerinin, verinin bambaşka bir dönemine girdik. <br>40 yılın o zorlu varlık savaşı dönemi kapandı; artık hukuk, uzmanlık, çoğulculuk ve yönetişim gerektiren özgürlüğün inşası dönemi başlıyor. Dünün askeri aklıyla bugünün sivil siyasetini kurmak zor olacaktır. Eğer kazandığınız o muazzam toplumsal gücü yeni dönemin demokratik kurumlarına aktaramazsanız, savunduğunuz demokratik toplumun bizzat kendi elinizle engelleme tehlikesine düşerseniz. Zamanın ruhunu okumayan her yapı daima zamanın çarkları arasında erimiştir.</p>
<p>Bütün bu dört sorunun bizi getirdiği siyasal sonuç son derece anlaşılır olduğu kanaatindeyim. Kürt hareketinin artık ihtiyacı olan şey tarihsel bir kalıcılıktır. Gerçek başarı ölçütü kimin masada daha sert durduğu veya en yüksek hedefi bağırdığı değildir. Başarı, amaçlarla araçları birbirine ustalıkla bağlamak; Kürt meselesini bir daha hiçbir iktidarın kendi güvenlik keyfine göre açıp kapatamayacağı şekilde demokratik hukukun, meşruiyetin ve bu ülkedeki ortak yaşamın kalbine çivilemektir. Varlık ve eşitlik ilkelerinde o sarsılmaz kirpi olmak; ama hukuk, ittifak ve yöntem bulma konusunda o kıvrak tilki aklını sonuna kadar işletmektir mesele. Yapılacak siyaset tam da suyun doğasına benzemeli; yükseklerden ve kibirden kaçınan, alçaklara doğru akan ama nihai hedefine ulaşana kadar engellerin etrafından dolanmayı bilen o büyük stratejiyi inşa etmek. <br>Kimlikte özgüvenli, siyasette gerçekçi kalarak bu yolu yürümek zorundayız…</p>
<p>(SB/TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:10:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İşgali dijitalleştirmek: Sekiz büyük teknoloji şirketi İsrail ordusu için ne yapıyor?]]></title><link>https://bianet.org/yazi/isgali-dijitallestirmek-sekiz-buyuk-teknoloji-sirketi-israil-ordusu-icin-ne-yapiyor-321710</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/07/21/isgali-dijitallestirmek-sekiz-buyuk-teknoloji-sirketi-israil-ordusu-icin-ne-yapiyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/isgali-dijitallestirmek-sekiz-buyuk-teknoloji-sirketi-israil-ordusu-icin-ne-yapiyor-321710</guid><description><![CDATA[Who Profits Araştırma Merkezi’nin raporu, Amazon, Cisco, Dell, Google, IBM, Microsoft, Oracle ve Palantir’in İsrail ordusu ve güvenlik aygıtıyla ilişkilerini şirket şirket belgeliyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://bianet.org/dosya/filistin-icin-teknoloji-301978" target="_blank" rel="noopener">Filistin İçin Teknoloji</a> serimizin önceki bölümlerinde, büyük teknoloji şirketlerinin İsrail’in gözetim ve imha politikalarındaki rolünü haber, yazı ve söyleşilerle çeşitli yönlerden ele almıştık. Serinin bu bölümünde, o bölümlerde adı sıkça geçen şirketlerin İsrail işgal gücüyle ilişkisini bir arada gözler önüne seren yeni bir rapordan yola çıkıyoruz. Who Profits Araştırma Merkezi’nin Haziran 2026’da yayımladığı “<a href="https://www.whoprofits.org/writable/uploads/publications/1784213504_de134a51a90c3cacbc44.pdf" target="_blank" rel="noopener">Digitizing Occupation: The Role of Big Tech in Israeli Military Infrastructure</a>” (İşgali Dijitalleştirmek: Büyük Teknoloji Şirketlerinin İsrail Askeri Altyapısındaki Rolü) başlıklı rapor, Amazon, Cisco, Dell, Google, IBM, Microsoft, Oracle ve Palantir’in İsrail ordusu ve güvenlik aygıtıyla ilişkilerini şirket şirket belgeliyor.</p>
<a href='/dosya/filistin-icin-teknoloji-301978' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi-dizisi/2024/11/20/filistin-icin-teknoloji.jpg' alt='Filistin İçin Teknoloji' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Filistin İçin Teknoloji</h5>
<div class='date'>20 Kasım 2024</div>
</div>
</a>

<p>Rapora göre bu şirketlerin sağladığı bulut altyapısı, sunucular, yapay zekâ araçları ve veri depolama kapasitesi, Gazze’deki soykırım saldırılarını kolaylaştırmak için kullanılırken, işgal altındaki Filistin topraklarının tamamında Filistin nüfusunu gözetlemenin ve denetlemenin aracı olmaya devam ediyor. Rapor, şirketlerin bir kısmının işgal altındaki Batı Şeria’daki yasadışı yerleşimlere de hizmet vererek Filistinlilerin mülksüzleştirilmesine dayanan yerleşim düzenini pekiştirdiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Raporun çizdiği tablo, tekil ihale ilişkilerinin ötesinde bir iç içe geçmişliğe işaret ediyor: Şirket mühendisleri askeri birimlerle ortak yazılım geliştiriyor, şirket ofisleri ordu konferanslarına ve hackathon’lara ev sahipliği yapıyor, lise öğrencileri şirketlerin desteğiyle ordunun seçkin teknoloji birimlerine hazırlanıyor.</p>
<p>Who Profits, yayın öncesinde raporda yer alan tüm şirketlerle iletişime geçerek bilgileri paylaştığını ve yanıt istediğini, ancak hiçbir şirketten yanıt alamadığını belirtiyor. Aşağıda, raporun sekiz şirkete ilişkin bulgularını özetliyoruz.</p>
<h3>Amazon</h3>
<p>Amazon’un bulut birimi AWS, İsrail hükümetinin, Savunma Bakanlığı’nın, ordunun, polisin ve cezaevi idaresinin başlıca bulut altyapı sağlayıcılarından. Şirket, 2021’de Google ile birlikte İsrail hükümetinin büyük ölçekli Nimbus bulut ihalesini kazandı. Mayıs 2028’e kadar geçerli olan ve 132 ay daha uzatılabilen sözleşme, devlet kurumlarına, orduya ve güvenlik servislerine ait çok büyük hacimdeki verinin şirketlerin bulut sunucularına aktarılmasını içeriyor. Amazon, Ağustos 2023’te İsrail’deki ilk yerel bulut bölgesini işletmeye açtı; böylece güvenlik kurumlarının verileri İsrail sınırları içinde, İsrail hukukuna tabi veri merkezlerinde işleniyor.</p>
<p>Rapora göre AWS, Ekim 2023’ten itibaren orduya benzeri görülmemiş ölçekte yapay zekâ hizmeti sağladı. Gazze’de kitlesel gözetimle toplanan bilgiler şirketin sunucularında depolandı ve Gazze’de kimi hava saldırılarının teyidinde kullanıldı. Gazze’de görev yapmış istihbarat görevlilerinin tanıklığına göre AWS, ordunun İstihbarat Direktörlüğü’ne operasyonel verilere sınırsız depolama sağlayan bir sunucu çiftliği sunuyor; bu sistemde tutulan bilgiler ise İsrail Hava Kuvvetleri’nin Gazze’ye saldırılarında birçok kez kullanıldı. Nimbus kapsamında AWS, Gazze’de yaygın olarak kullanılan Merkava Mark 4 tankları gibi silah sistemleri üreten devlet şirketleri Rafael, Israel Aerospace Industries ve Elta’ya da bulut hizmeti veriyor. Bunlara ek olarak Amazon’un çevrimiçi mağazaları, işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimlerden gelen ürünleri satıyor; şirket 2019’da İsrail’deki operasyonunu başlattıktan sonra yerleşimcilere ücretsiz kargo sunarken Filistinli müşterilerden ücret alıyordu.</p>
<h3>Cisco Systems</h3>
<p>Cisco, İsrail ordusuna ve polisine sunucu, siber güvenlik araçları ve iletişim sistemleri sağlıyor. Şirket, 2017’de Savunma Bakanlığı’nın 1 milyar şekellik sunucu ihalesini kazandı; ihale, ABD’nin İsrail’e verdiği dış yardımla finanse edildi. Cisco’nun ses, video ve veri aktarımını tek ağda birleştiren Unified Communications sistemi, ordunun farklı birimleri arasındaki iletişimi merkezileştirerek müdahale süresini kısaltıyor. Şirketin bilişim, siber güvenlik ve yük dengeleme sistemleri, 2020’de Necef’te kurulan ve ordunun 300 gözetim, istihbarat ve muharebe biriminin veri sistemlerini tek çatıda toplayan ordunun en büyük yeraltı veri merkezi “Davut’un Kalesi”ne entegre edildi.</p>
<p>Rapor, şirketin ordunun bilişim birimiyle ortak uygulama geliştirdiğini ve Ekim 2023’te, Gazze işgali sürerken, ordunun Cephe Gerisi Komutanlığı’nın “İsrail Ayağa Kalkıyor” dijital platformunun geliştirilmesini desteklediğini; yedek askerliğe çağrılan çalışanlarına da ödeme yaptığını aktarıyor. Cisco ayrıca “Klika” projesi kapsamında kurulan teknoloji merkezlerine iletişim teknolojisi sağlıyor; bu merkezlerin beşi Batı Şeria’daki yerleşimlerde, ikisi işgal altındaki Suriye Golanı’nda bulunuyor. Şirket, İsrail polisinin de uzun yıllardır iletişim ekipmanı tedarikçisi.</p>
<h3>Dell Technologies</h3>
<p>Dell, İsrail Savunma Bakanlığı’nın ve ordunun ana sunucu ve veri depolama tedarikçisi. Şirket, Ocak 2023’te orduya, Savunma Bakanlığı’na ve diğer güvenlik kurumlarına sunucu ve bakım hizmeti sağlayacağı, ABD dış yardımıyla finanse edilen 150 milyon doları aşkın ihaleyi kazandı. Temmuz 2024’te, Gazze’ye yönelik askeri saldırı sürerken, ordunun operasyonel sistemlerinin ve muharebe destek sistemlerinin etkinliğini artırmayı konu alan “IT For IDF” konferansına sponsor oldu.</p>
<p>Dell’in İsrail’deki iştiraki EMC Israel, ordunun ana veri depolama sistemleri sağlayıcısı; şirket 2010’da ABD yardım fonlarıyla finanse edilen 300 milyon dolarlık depolama ihalesini kazanmıştı. Dell aynı zamanda, askeri üslerin Necef’e taşınması projesi kapsamında kurulan askeri teknoloji güvenlik tesisinde yer alan şirketlerden biri. Rapor, bu projenin Necef’te Yahudi yerleşimini güçlendirmeyi amaçlayan daha geniş bir girişimin parçası olduğunu, bölgedeki Filistinli Bedevi toplulukların ise zorla yerinden edilmeyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.</p>
<h3>Google</h3>
<p>Google Cloud, Amazon’la birlikte Nimbus ihalesinin diğer ortağı. Rapora göre Google, bulut platformu üzerinden İsrail Savunma Bakanlığı’na kitlesel gözetim kapasitesi ile yüz tanıma, otomatik görüntü sınıflandırma, nesne takibi ve görüntülerin, konuşmaların ve yazıların duygusal içeriğini değerlendiren duygu analizi gibi makine öğrenmesi ve yapay zekâ araçları sağlıyor. Şirket, Bakanlığın araştırma-geliştirme direktörlüğü için İbranice ve Arapçaya uyarlanmış büyük dil modelleri geliştirme hizmeti de verdi. Ekim 2023’ten bu yana Google Cloud, ordu birimlerine benzeri görülmemiş ölçekte yapay zekâ teknolojisi sunuyor; Şubat 2024’te İsrail Ulusal Siber Direktörlüğü başkanı, Nimbus bulutu sayesinde muharebede “olağanüstü şeyler” yaşandığını söylemişti.</p>
<p>Ağustos 2025’te eski bir Google çalışanı, ABD Sermaye Piyasası Kurulu’na (SEC) yaptığı şikâyette, şirketin Gemini yapay zekâ teknolojisinin bir İsrail askeri yüklenicisi tarafından kullanıldığını öne sürdü. Şikâyetteki belgelere göre Google, 2024’te, soykırım sürerken, resmi bir ordu e-posta adresinden gelen talep üzerine Gazze’nin insansız hava aracı görüntülerinin analizine teknik destek verdi; bu, şirketin yapay zekânın muharebe ve gözetimde kullanımını yasaklayan kendi politikasını ihlal ediyordu. Google Play ayrıca, Batı Şeria’daki İsrail Sivil İdaresi’nin Filistinlilerin hareket ve çalışma izinlerini yönettiği, kullanıcılarından kişisel verilerinin orduyla paylaşılmasına rıza göstermelerini isteyen “el Munassık” uygulamasını barındırıyor. Ağustos 2025’te, Gazze’de yaygın kıtlık yaşanırken, Google’a ait YouTube’da İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın finanse ettiği ve Gazze’de açlık krizi olmadığını iddia eden sponsorlu bir video yayımlandı; Google, İsrail hükümetinin 150 milyon şekellik “uluslararası farkındalık kampanyaları” sözleşmesinin tarafıydı.</p>
<h3>IBM</h3>
<p>IBM, İsrail’deki iştirakleri IBM Israel ve Red Hat Israel üzerinden Savunma Bakanlığı’na ve orduya bulut, yazılım ve bilişim hizmetleri sağlıyor. Şirket, 2020’de üç yeni askeri bölgesel lojistik merkezinin 25 yıllığına ana bilişim tedarikçisi olarak sözleşme imzaladı. En büyük müşterisi İsrail ordusu olan Red Hat Israel’in OpenShift platformu, ordunun operasyonel bulutunun ve veri merkezinin altyapısını oluşturuyor; ordudaki birimlerin çoğu tarafından günlük operasyonlarda kullanılıyor. Red Hat, tüm askeri birimlere bulut ve veri işleme hizmeti veren Mamram birimiyle yakın işbirliği içinde; Aralık 2023’te ise şirket, ordunun Gazze operasyonuna verdiği adla “Demir Kılıçlar Harekâtı” temalı üç günlük bir hackathon’a ev sahipliği yaptı.</p>
<p>IBM’in en dikkat çekici rollerinden biri “nüfus yönetimi” alanında: Şirket, 2017’den bu yana İsrail Nüfus ve Göç İdaresi’nin nüfus kütüğünü yöneten “Eitan” sistemini kuruyor ve işletiyor. Bu kütük; İsrail vatandaşı Filistinlilerin, işgal altındaki Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’de yaşayan Filistinlilerin ve işgal altındaki Suriye Golanı’ndaki Suriyelilerin bilgilerini içeriyor. Rapora göre kütükteki veriler; hareket özgürlüğü, oy hakkı, aile birleşimi ve hizmetlere erişim gibi alanlarda Filistinlilere yönelik ayrımcı politikaların uygulanmasında sistematik olarak kullanılıyor. Sistem ayrıca İsrail denetimindeki tüm sınır geçişlerini kaydediyor; Batı Şerialı Filistinlilerin yurt dışına çıkabildiği tek kapı olan Allenby Köprüsü de buna dahil. IBM, 1975’ten bu yana İsrail polisinin de temel bilgisayar altyapısını sağlıyor.</p>
<h3>Microsoft</h3>
<p>Rapora göre Microsoft’un Azure bulut platformu, İsrail istihbaratının Birim 8200’ü tarafından Gazze ve Batı Şeria’daki milyonlarca Filistinlinin telefon görüşmelerinin kayıtlarını depolamak için kullanıldı. En az üç yıl boyunca, Filistinlilerin her gün yaptığı milyonlarca görüşmenin kaydı Microsoft sunucularında tutuldu; şirket, birimin güvenlik standartlarına uygun önlemleri tasarlamak için Birim 8200 mühendisleriyle yakın çalıştı. Medyada yer alan bilgilere göre bu kayıtlar, soykırım sırasında Gazze’deki hava saldırıları için bombalama hedeflerinin belirlenmesinde kullanıldı. Microsoft, <a href="https://www.theguardian.com/world/2025/aug/06/microsoft-israeli-military-palestinian-phone-calls-cloud" target="_blank" rel="noopener"><em>The Guardian</em></a>’ın ifşasının ardından Eylül 2025’te Birim 8200’ün bazı bulut hizmetlerine erişimini engellediğini duyurdu.<a href="#_ftn1" target="_blank" rel="noopener" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>Sızdırılan ticari kayıtlara dayanan gazetecilik araştırmalarına göre şirket, Ekim 2023 ile Ocak 2025 arasında hava, kara ve deniz kuvvetleri ile istihbaratta onlarca ordu birimine bulut ve yapay zekâ hizmeti verdi; bunlar arasında ordunun hedef bankasından sorumlu Ofek Birimi de vardı. Microsoft ayrıca, Batı Şeria ve Gazze’deki Filistin nüfus ve hareket kütüğünü yöneten, Filistinlilerin kontrol noktalarındaki hareketini izleyen “Rolling Stone” sistemini Azure üzerinden ayakta tutuyor; “el Munassık” izin uygulaması da Azure’da çalışıyor. Şirketin ürünleri polisin, Cezaevi İdaresi’nin ve Nüfus İdaresi’nin sistemlerine gömülü durumda. Microsoft bunun yanında, işgal altındaki Batı Şeria’daki Ariel yerleşiminde kurulu Ariel Üniversitesi’ne ürün ve sertifikasyon hizmetleri veriyor.</p>
<h3>Oracle</h3>
<p>Oracle, on yıllardır İsrail savunma kurumlarıyla ortaklık yürütüyor; Savunma Bakanlığı’na, orduya, hava kuvvetlerine, Batı Şeria’daki Sivil İdare’ye ve polise yazılım ve veri tabanı ürünleri sağlıyor. Rapora göre Oracle veri tabanları ordunun lojistik, istihbarat ve operasyonel süreçlerine hizmet ediyor; istihbarat sistemleri için veri çekmeyi ve operasyon bölgelerindeki komutanlara gerçek zamanlı veri aktarımını mümkün kılıyor. Ocak 2024’te şirketin CEO’su, güvenlik yardımı ile yapay zekâ ve bulut alanındaki fırsatları görüşmek üzere İsrail Savunma Bakanı ve Başbakan Netanyahu ile bir araya geldi. Aynı ay şirket, Gazze’de faaliyet yürüten seçkin birliklerdeki askerler için yarım milyon doları aşkın değerde 7 ton yardımcı ekipman bağışladı.</p>
<p>Oracle’ın İsrail iştiraki, Batı Şeria’daki Sivil İdare’ye “yasadışı inşaat” izleme sistemi için sunucu sağlıyor. Rapor, Beit El yerleşiminde bulunan Sivil İdare’nin Filistinlilerin ev ve altyapılarını yaygın biçimde yıktığını, C Bölgesi’ndeki Filistinli inşaat izin başvurularının yaklaşık yüzde 95’inin reddedildiğini hatırlatıyor. Şirketin veri tabanı ayrıca, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail kontrol noktaları ile Allenby Köprüsü dahil sınır kapılarında konuşlanmış Rotem-Reut sınır kontrol sisteminin ve Filistinli işçilere çalışma izni veren “Mataş” sisteminin temelini oluşturuyor. Oracle, yirmi yılı aşkın süredir İsrail polisinin kritik sistemlerinin veri tabanı altyapısını da sağlıyor.</p>
<h3>Palantir Technologies</h3>
<p>Son zamanlarda adını daha sık duyduğumuz, büyük veri analitiği şirketi Palantir, dünya çapında ordulara ve güvenlik kurumlarına yapay zekâ destekli hedefleme araçları, tahmine dayalı analiz ve muharebe hamleleri önerebilen karar destek sistemleri satıyor. Şirket, Ocak 2024’te, Gazze’ye yönelik saldırılar bir soykırıma dönüşmüşken, İsrail Savunma Bakanlığı ile savaşla ilgili görevler için stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Şirkete on milyonlarca dolar kazandıracağı tahmin edilen anlaşma; hızlı veri analizi, muharebe alanında karar alma ve düşman hedeflerine ilişkin analizler üretip muharebe planları önerecek hedefleme teknolojilerini kapsıyor.</p>
<p>Kasım 2025’te ise Amerikalı ve Alman askeri personel, Gazze Şeridi’nin yaklaşık 20 kilometre kuzeyindeki Kiryat Gat’ta bulunan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nde Palantir yazılımının açık olduğu bir ekranın önünde görüntülendi. Merkez, ABD’nin Gazze’ye uluslararası güç konuşlandırma planını desteklemek üzere Ekim 2025’te ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) tarafından kurulmuştu.</p>
<p><strong>Dipnot:</strong></p>
<p><a href="#_ftnref1" target="_blank" rel="noopener" name="_ftn1">[1]</a> Yuval Abraham, “Microsoft, Filistinlilere saldırmak için kullanılan İsrail istihbarat arşivini depoluyor”, çev. Diyar Saraçoğlu, <em>Bianet</em>. <a href="https://bianet.org/yazi/microsoft-filistinlilere-saldirmak-icin-kullanilan-israil-istihbarat-arsivini-depoluyor-310535" target="_blank" rel="noopener">https://bianet.org/yazi/microsoft-filistinlilere-saldirmak-icin-kullanilan-israil-istihbarat-arsivini-depoluyor-310535</a></p>
<p>(DS/VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Dua Lipa Porto’da Yasaklı Kitaplar Kütüphanesi kurdu]]></title><link>https://bianet.org/haber/dua-lipa-portoda-yasakli-kitaplar-kutuphanesi-kurdu-321709</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/07/21/dua-lipa-portoda-yasakli-kitaplar-kutuphanesi-kurdu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/dua-lipa-portoda-yasakli-kitaplar-kutuphanesi-kurdu-321709</guid><description><![CDATA[Dua Lipa, projeyi değerlendirirken "Sizi bu rafları ziyaret etmeye ve neyin buraya ait olduğuna kendiniz karar vermeye davet ediyorum" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Müzik kariyerinin yanı sıra kültür ve edebiyat alanındaki projeleriyle de adından sıkça söz ettiren dünyaca ünlü şarkıcı Dua Lipa, sansüre ve kitap yasaklarına karşı ses getiren bir adıma imza attı.</p>
<p>Sanatçı kurucusu olduğu edebiyat platformu <em>Service95 Book Club</em> ile Portekiz’in Porto kentinde yer alan tarihi <em>Livraria Lello</em> kitabevinin ortaklığında, "Manifesto Library" (Manifesto Kütüphanesi) adını taşıyan kalıcı bir kütüphanenin açılışını yaptı. </p>
<h3>"Manifesto Library"</h3>
<p>Porto'da düzenlenen <em>BABELL – City of Books</em> edebiyat festivali kapsamında kapılarını açan bu özel alanda, dünya genelinde tarihin farklı dönemlerinde yasaklanmış, okul müfredatlarından çıkarılmış, toplatılmış veya toplumsal tartışmalara yol açmış 100 kitaplık özel bir koleksiyon sergileniyor.</p>
<p>Kütüphanenin açılışında konuşan Dua Lipa, projeyi değerlendirirken <em>"Sizi bu rafları ziyaret etmeye ve neyin buraya ait olduğuna kendiniz karar vermeye davet ediyorum. Çünkü bazen yapabileceğiniz en aykırı ve devrimci şey bir kitabı okumak ve ardından onun hakkında konuşmaktır"</em>sözleriyle edebiyatın özgürleştirici gücüne vurgu yaptı.</p>
<p>"Manifesto Library", içerdiği eserlerin sorguladığı ve karşı çıktığı toplumsal dinamiklere göre dört ana tema etrafında şekilleniyor. Koleksiyon; otorite ve toplumsal hiyerarşiyi sorgulayan <strong>"Güç"</strong>, sansür ve ideolojik kısıtlamaları ele alan <strong>"Kontrol"</strong>, ırk, cinsiyet ve ifade özgürlüğünü savunan <strong>"Ses"</strong> ve unutturulmak istenen toplumsal hafızayı diri tutan <strong>"Hafıza"</strong> başlıkları altında kategorize edildi.</p>
<p>Edebi değeri ve yarattığı tartışmalarla dünya tarihine yön vermiş yapıtların yer aldığı raflarda son derece dikkat çekici eserler bulunuyor.</p>
<p>George Orwell’ın <em>1984</em>, Margaret Atwood’un <em>Damızlık Kızın Öyküsü</em>, Simone de Beauvoir’ın <em>İkinci Cins</em>, Alice Walker’ın <em>Renklerden Moru</em>, Salman Rushdie’nin <em>Şeytan Ayetleri</em>, Franz Kafka’nın <em>Dava</em> ve Alexei Navalny’nin <em>Patriot</em> isimli kitapları seçkinin öne çıkan halkalarını oluşturuyor.</p>
<p>Dünya genelinde ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde kütüphaneler ile okullarda giderek tırmanan kitap yasaklama dalgasına karşı güçlü bir duruş niteliği taşıyan bu girişim, popüler kültürün insan hakları ve edebiyat mücadelesiyle buluştuğu en prestijli projelerden biri olarak gösteriliyor.</p>
<p>Porto’yu ziyaret eden kitapseverler için kalıcı bir sığınak ve kültürel bir durak olması hedeflenen kütüphane, ziyaretçilerini sansüre karşı okumaya ve düşünmeye davet etmeye devam edecek.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:47:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>