<?xml version='1.0' encoding='utf-8'?><rss version='2.0' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/'><channel><title>bianet</title><link>https://bianet.org/</link><description>Son Haberler</description><language>tr-TR</language><ttl>300</ttl><lastBuildDate>Sat, 10 Oct 2026 16:01:30 +0300</lastBuildDate><image><title>bianet</title><url>https://static.bianet.org/logos/bianet-logo.svg</url><link>https://bianet.org/</link></image><atom:link rel='self' type='application/rss+xml' href='https://bianet.org/rss/bianet'/><item><title><![CDATA[“Okulda ölmek istemiyoruz” diyen öğretmene disiplin cezası]]></title><link>https://bianet.org/haber/okulda-olmek-istemiyoruz-diyen-ogretmene-disiplin-cezasi-324297</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/okulda-olmek-istemiyoruz-diyen-ogretmene-disiplin-cezasi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/okulda-olmek-istemiyoruz-diyen-ogretmene-disiplin-cezasi-324297</guid><description><![CDATA[Açıklamayı sendikal faaliyetleri kapsamında yaptığını söyleyen Toy, bu gerekçeyle savunma vermeyi reddetti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Okullarda art arda yaşanan şiddet olayları eğitim emekçilerinin tepkisine neden olurken okulların güvenli hale getirilmesini isteyen öğretmenler de disiplin yaptırımlarıyla karşı karşıya kalıyor.</p>
<p>Bunun son örneği, Eğitim-İş Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz Toy’a verilen disiplin cezası oldu.</p>
<p>Nisan 2026’da Maraş’ta İ.A.M.’nin düzenlediği ve 10 kişinin yaşamını yitirdiği okul saldırısının ardından “Okulda ölmek istemiyoruz” açıklaması yapan Toy hakkında kademe ilerlemesinin durdurulması cezası istendi.</p>
<p>Açıklamayı sendikal faaliyetleri kapsamında yaptığını söyleyen Toy, bu gerekçeyle savunma vermeyi reddetti. Toy’un cezaya yönelik itirazlarını Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü İl Disiplin Kurulu kabul etti. Ancak Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Toy’a disiplin cezası verdi.</p>
<h3>“Bu neyin husumeti?”</h3>
<p>Disiplin cezasına tepki gösteren Toy, Bursa Valisi Erol Ayyıldız’a seslenerek kararın gerekçesini sorguladı. Öğretmenlerin ve öğrencilerin yaşam hakkını savunmanın cezalandırılmak istendiğini söyleyen Toy, laik ve bilimsel eğitim mücadelesinden vazgeçmeyeceğini belirtti.</p>
<p>Toy, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“‘Okulda ölmek istemiyoruz!’ sözlerime gösterdiğiniz idari hassasiyet ile makamınızda ağırladığınız cübbeli sarıklı tarikatçılara gösterdiğiniz kabul arasındaki fark, kamuoyunun dikkatinden kaçmayacaktır. Gerçi Sayın Vali, biz sizi bu tercihlerinizden de tanıyoruz! Ama bugün meselemiz kimi makamınıza buyur ettiğiniz değil, hangi gerekçeyle disiplin cezası verdiğinizdir.</p>
<p>Yoksa asıl meseleniz, laik, bilimsel, kamusal ve Cumhuriyetçi eğitim konusundaki tavizsiz duruşumuz mu? Cumhuriyetin öğretmenleri olarak tarikatlara teslim edilmeyen, bilimin rehberliğinde bir eğitim sisteminde ısrar etmemiz mi cezalandırılmak isteniyor?”</p>
<h3>“Cumhuriyetin öğretmenleri susmaz”</h3>
<p>BirGün'deki habere göre, Toy, disiplin cezasının kendisini savunduğu değerlerden vazgeçiremeyeceğini vurgulayarak şöyle devam etti:</p>
<p>“Şunu da çok iyi bilin. Dün neyi savunduysam bugün de aynı yerdeyim! Cumhuriyetin okullarını, laik ve bilimsel eğitimi, öğretmenlerin onurunu, çocukların yaşam hakkını savunmaya devam edeceğim.</p>
<p>Ne disiplin cezalarınız ne soruşturmalarınız ne de makamlarınızın gücü, beni inandığım değerlerden bir adım geri attırabilir! Çünkü ben gücümü Cumhuriyetin değerlerinden, öğretmenlerin haklı mücadelesinden alıyorum.</p>
<p>Cumhuriyetin öğretmenleri susmaz, laik eğitim mücadelesinden vazgeçmez, çocukların geleceğini karanlığa teslim etmez!”</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 15:57:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Brüksel’den Avrupa kentlerine tek rezervasyonla tren yolculuğu]]></title><link>https://bianet.org/haber/brukselden-avrupa-kentlerine-tek-rezervasyonla-tren-yolculugu-324296</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/brukselden-avrupa-kentlerine-tek-rezervasyonla-tren-yolculugu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/brukselden-avrupa-kentlerine-tek-rezervasyonla-tren-yolculugu-324296</guid><description><![CDATA[Belçika, İngiltere, Fransa, Hollanda ve Almanya arasında sefer yapan Eurostar ile yolculuk edenler, bu ülkelerdeki varış noktalarından gece trenleriyle devam edecekleri güzergâhları da aynı platformda planlayabiliyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa’da gece treni seferleri düzenleyen European Sleeper ile Hollanda merkezli tren bileti platformu Choo-Choo, farklı tren şirketleriyle yapılan yolculukları tek platform üzerinden planlamayı ve biletlemeyi kolaylaştıran yeni bir sistem geliştirdi.</p>
<p>AA'nın haberine göre, yeni uygulama, yolcuların Avrupa kentleri arasındaki yolculuklarında her etap için ayrı internet sitelerinden bilet alma ihtiyacını azaltmayı hedefliyor. Sistem sayesinde Eurostar’ın yüksek hızlı tren seferleriyle Avrupa’daki gece treni bağlantıları aynı rezervasyon sürecinde bir araya geliyor.</p>
<p>Belçika, İngiltere, Fransa, Hollanda ve Almanya arasında sefer yapan Eurostar ile yolculuk edenler, bu ülkelerdeki varış noktalarından gece trenleriyle devam edecekleri güzergâhları da aynı platformda planlayabiliyor. Araç, European Sleeper seferleriyle uyumlu tren seçeneklerini gösterirken aktarmalar için de öneriler sunuyor.</p>
<h3>Avrupa’nın birçok kenti aynı platformda</h3>
<p>European Sleeper’ın internet sitesinde yer alan destinasyonlar arasında Belçika’dan Brüksel ve Anvers, Hollanda’dan Amsterdam ve Rotterdam, Almanya’dan Berlin, Köln, Dresden ve Hamburg bulunuyor.</p>
<p>Fransa’nın başkenti Paris ve İngiltere’nin başkenti Londra’nın yanı sıra İspanya’dan Barselona, İtalya’dan Como ve Milano, İsviçre’den Zürih ve Çekya’nın başkenti Prag da sistemde yer alan destinasyonlar arasında. Çekya’daki Bohemya İsviçresi ile Almanya’daki Saksonya İsviçresi bölgeleri de platform üzerinden planlanabilen yolculuk seçenekleri arasında bulunuyor.</p>
<p>Bilet fiyatları güzergâha, varış noktasına ve bilet uygunluğuna göre değişiyor. Örneğin, Brüksel-Londra arasında tek yön Eurostar biletleri yaklaşık 60 avrodan, European Sleeper biletleri ise yaklaşık 50 avrodan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.</p>
<h3><strong>Brüksel, Avrupa’nın demir yolu bağlantılarında önemli bir merkez</strong></h3>
<p>Avrupa’nın önemli uluslararası demir yolu merkezlerinden Brüksel, yüksek hızlı trenler ve gece trenleriyle birçok kente ulaşım olanağı sunuyor.</p>
<p>Eurostar’ın doğrudan seferleriyle Brüksel’den Paris ve Londra’ya, Hollanda’da Rotterdam ve Amsterdam’a, Almanya’da ise Aachen, Köln, Düsseldorf, Duisburg, Essen ve Dortmund’a seyahat edilebiliyor.</p>
<p>European Sleeper’ın gece trenleri Brüksel’i Berlin ve Dresden üzerinden Prag’a bağlıyor. Şirketin Brüksel-Milano hattında da gece treni seferleri bulunuyor.</p>
<p>Planlanan Kopenhag-Malmö hattının Nisan 2028’de hizmete girmesiyle Brüksel’in doğrudan gece treni bağlantılarının Danimarka ve İsveç’e kadar genişlemesi hedefleniyor.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 15:54:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[10 Ekim Dünya Ölüm Cezası ile Mücadele Günü’nde Uluslararası Af Örgütü’nden rapor]]></title><link>https://bianet.org/haber/10-ekim-dunya-olum-cezasi-ile-mucadele-gununde-uluslararasi-af-orgutunden-rapor-324295</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/10-ekim-dunya-olum-cezasi-ile-mucadele-gununde-uluslararasi-af-orgutunden-rapor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/10-ekim-dunya-olum-cezasi-ile-mucadele-gununde-uluslararasi-af-orgutunden-rapor-324295</guid><description><![CDATA[Endonezya, Malezya, Tayland ve Vietnam reformlarla ölüm cezasının kapsamını daraltıyor. Malezya'da ölüm cezası altındaki kişi sayısı 1.200'den 100'e düştü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bugün, 10 Ekim Dünya Ölüm Cezası ile Mücadele Günü. İnfaz uyguladığı bilinen toplam ülke sayısı 2018 yılından bu yana 20’yi geçmezken, bu sayı <a href="https://eur02.safelinks.protection.outlook.com/?url=https%3A%2F%2Fwww.amnesty.org.tr%2Ficerik%2Fkuresel-infazlar-44-yildir-kaydedilen-en-yuksek-sayiya-ulasti&amp;data=05%7C02%7Cbasin1%40amnesty.org.tr%7Cc266588a4e104015f38d08df26c7918d%7Cc2dbf829378d44c1b47a1c043924ddf3%7C0%7C0%7C639272310726009395%7CUnknown%7CTWFpbGZsb3d8eyJFbXB0eU1hcGkiOnRydWUsIlYiOiIwLjAuMDAwMCIsIlAiOiJXaW4zMiIsIkFOIjoiTWFpbCIsIldUIjoyfQ%3D%3D%7C0%7C%7C%7C&amp;sdata=n8JZVJGxv4v4nXzKGqHT5qYDpIrnbhFn0WkDA2AfJ0c%3D&amp;reserved=0" target="_blank" rel="noopener">2025’te 17 olarak kayda geçti</a>. </p>
<p>Uluslararası Af Örgütü, bugüne özel yayımladığı <a href="https://eur02.safelinks.protection.outlook.com/?url=https%3A%2F%2Fwww.amnesty.org%2Fen%2Fdocuments%2Fact50%2F1511%2F2026%2Fen%2F&amp;data=05%7C02%7Cbasin1%40amnesty.org.tr%7Cc266588a4e104015f38d08df26c7918d%7Cc2dbf829378d44c1b47a1c043924ddf3%7C0%7C0%7C639272310726202480%7CUnknown%7CTWFpbGZsb3d8eyJFbXB0eU1hcGkiOnRydWUsIlYiOiIwLjAuMDAwMCIsIlAiOiJXaW4zMiIsIkFOIjoiTWFpbCIsIldUIjoyfQ%3D%3D%7C0%7C%7C%7C&amp;sdata=Ymx8CQshSSWmK0zMK1J6lto7Q78yx%2Ffuw0K1w45mpC4%3D&amp;reserved=0" target="_blank" rel="noopener">Değişen Dalgalar: ASEAN’da ölüm cezasıyla ilgili reform ve direniş</a> başlıklı brifinginde, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nde (ASEAN) artan sayıda ülkenin ölüm cezasının kullanımını ve kapsamını azaltmaya yönelik olumlu adımlar attığını vurgularken, Singapur’un bölgedeki aykırı ülke olarak yalnızlaştığını belirtti.</p>
<p>Brifingde, 11 üye devleti (Brunei Sultanlığı, Kamboçya, Endonezya, Laos, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland, Doğu Timor ve Vietnam) olan ASEAN genelindeki reformların ve infazlardaki düşüşün, ölüm cezasıyla ilgili son 20 yıldaki bölgesel tabloyu değiştirdiğini belirtildi. Kamboçya, Filipinler ve Doğu Timor, ölüm cezasını yasalarından tamamen kaldırdı.</p>
<p>Bu yıl başında Endonezya infazlar olmadan 10. yılını doldururken, Malezya’nın 2027’de, Tayland’ın ise 2028’de aynı seviyede olması bekleniyor. Brunei Sultanlığı ve Laos da infazlara verilen arayı sürdürdü, son on yıllarda ölüm cezası nadiren verildi. Ancak ne yazık ki Myanmar, Singapur ve Vietnam ölüm cezasını uygulama konusunda ısrar ediyor. </p>
<h3>Singapur'da infazlar 2024'e göre ikiye katlandı </h3>
<p><strong>Tayland</strong>, 2021 tarihli uyuşturucu denetimi yasası kapsamında, uyuşturucuyla ilgili suçlar nedeniyle ölüm cezasının verilebileceği koşulları sınırlandırdı. <strong>Malezya</strong>’da yakın zamandaki <a href="https://eur02.safelinks.protection.outlook.com/?url=https%3A%2F%2Fwww.amnesty.org%2Fen%2Fdocuments%2Fact50%2F9557%2F2025%2Fen%2F&amp;data=05%7C02%7Cbasin1%40amnesty.org.tr%7Cc266588a4e104015f38d08df26c7918d%7Cc2dbf829378d44c1b47a1c043924ddf3%7C0%7C0%7C639272310726216804%7CUnknown%7CTWFpbGZsb3d8eyJFbXB0eU1hcGkiOnRydWUsIlYiOiIwLjAuMDAwMCIsIlAiOiJXaW4zMiIsIkFOIjoiTWFpbCIsIldUIjoyfQ%3D%3D%7C0%7C%7C%7C&amp;sdata=eYHHImqx5M04IFlXvcT2go9ha80xDhE2wQwKfe0JHmM%3D&amp;reserved=0" target="_blank" rel="noopener">yasal reformlar</a> ülkenin ölüm cezası çerçevesini önemli ölçüde dönüştürerek, 2025 yılı sonunda ölüm cezası altındaki kişi sayısını en az 1.200’den yaklaşık 100’e düşürdü.</p>
<p><strong>Endonezya</strong>’da yeni Ceza Kanunu, ölüm cezasını son çare olarak başvurulabilecek “özel ceza” olarak sınıflandırırdı. <strong>Vietnam</strong>’da resmi infaz sayısının devlet sırrı olarak saklanması nedeniyle sayıları doğrulamak mümkün olmasa da, yetkililer yalnızca bir yıl içinde ölüm cezası öngören suçların sayısını 18’den dörde indirmesi beklenen reform adımları attı. </p>
<p><strong>Singapur</strong>, düzenli olarak infaz geçekleştirdiği ve köklü değişikliklere karşı çıktığı bilinen tek ASEAN üyesi olmaya devam ediyor. 30 Eylül itibariyle, yetkililer bu yıl, tamamı uyuşturucuyla ilgili suçlardan olmak üzere 19 infaz gerçekleştirirken, şimdiden 2025’teki 17 infazı geçti ve 2024’teki dokuz infazın iki katından fazlasına ulaştı.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü, çoğu uyuşturucu ticareti nedeniyle ve haksız yargılamalar sonucunda verilen -bu nedenle de uluslararası insan hakları hukuku ve standartları uyarınca hukuka aykırı ve keyfi olan- zorunlu ölüm cezalarını belgelemeyi sürdürüyor. Yetkililerin, ölüm cezasına karşı kampanyalara katılan aktivistleri ve insan hakları savunucularını hedef alma ve susturma çabalarını artırması da bir diğer kaygı verici gelişme. </p>
<p><strong>Myanmar</strong>’da ise, ciddi bir gerileme sonucu ordu yetkilileri, infaz olmadan geçen otuz yıldan sonra, tamamen haksız yargılamaların ardından gerçekleştirilen yargısal infazları 2022'de tekrar başlattı. 2025 ve 2026 yıllarında ölüm cezasının kapsamını genişlettiler.  </p>
<h3>Endonezya, Malezya, Tayland ve Vietnam yeni reform dalgalarına öncülük ediyor </h3>
<p><strong>Uluslararası Af Örgütü Malezya Direktörü Joshua Ericsson</strong>, sekiz ASEAN ülkesinin, uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarını ihlal ederek uyuşturucuyla ilgili suçlarda ölüm cezası vermeye devam ettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:  </p>
<p>“Singapur, ASEAN’da uyuşturucuyla ilgili suçlar nedeniyle infazları doğrulayabildiğimiz ve uyuşturucu ticaretinin zorunlu ölüm cezasıyla sonuçlanmaya devam ettiği tek ülke olarak bölgedeki aykırı konumunu sürdürüyor. Öte yandan Endonezya, Malezya, Tayland ve Vietnam’ın ölüm cezasının kapsamını daraltmayı sürdürerek yeni reform dalgalarına öncülük ediyor. Bu değişim, infaz gerçekleştirmeye ve bu acımasız cezayı sürdürmenin kamu güvenliği için alternatifsiz şekilde etkili olduğu iddiasıyla haklı göstermeye devam eden devletlerin gitgide yalnızlaştığının altını çiziyor. Devletler infazlardaki ara dönemleri kalıcılaştırmaktan, resmi moratoryum ilan etmeye ve sonuçta ölüm cezasını yasalardan tamamen kaldırmaya doğru ilerlemeli. </p>
<p>Ölüm cezası en acımasız, insanlık dışı ve onur kırıcı ceza olmaya devam ediyor ancak tek başlarına kalan birkaç ülkeye karşı güçlü durmaya devam edersek, bölge genelinde cezanın kaldırılması mümkün. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca kişi her yıl, ölüm cezasına karşı kampanya yürüterek insanlığın gerçek gücünü gösteriyor. Uluslararası Af Örgütü, tüm dünya darağacının gölgesinden kurtuluncaya dek bu acımasız cezaya son verme çağrısı yapmaya devam edecek.” </p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 15:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri kadınların direnişini konuşacak]]></title><link>https://bianet.org/haber/cumartesi-anneleri-ve-baris-anneleri-kadinlarin-direnisini-konusacak-324294</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/beyaz-tulbentliler-hafiza-adalet-ve-kadinlarin-direnisini-konusacak.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cumartesi-anneleri-ve-baris-anneleri-kadinlarin-direnisini-konusacak-324294</guid><description><![CDATA[Söyleşi Türkçe ve Kürtçe yapılacak, Türkçe ardıl çeviri sağlanacak. Etkinliğe katılmak için kayıt yaptırmak gerekmiyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri’nin yıllara yayılan mücadele deneyimlerini bir araya getirecek söyleşide, kadınların hafızayı koruma, adalet talebini sürdürme ve dayanışmayı büyütme pratikleri ele alınacak.</p>
<p>Besna Tosun (Cumartesi Anneleri) ve Sabihe Bozan’ın (Barış Anneleri) konuşmacı olarak katılacağı söyleşiyi Berfin Atlı yönetecek.</p>
<p>Etkinlikte, cezaevindeki yakınlarını düzenli olarak ziyaret eden, onların duygusal yükünü paylaşan, cezaevlerinde üretilen eserleri dışarıya taşıyarak koruyan ve arşivleyen kadınların emeği konuşulacak. Barış Anneleri ve Cumartesi Anneleri’nin deneyimleri üzerinden, kadınların çoğu zaman görünmeyen bu politik emeğinin nasıl bir direniş biçimine dönüştüğü tartışılacak.</p>
<p>Söyleşide ayrıca adalet talebinin gündelik hayatın içinde, yıllara yayılan bir ısrar ve süreklilikle nasıl canlı tutulduğu üzerinde durulacak.</p>
<h3>Sergi 21 Kasım’a kadar açık</h3>
<p>Dilan Cudi Saruhan’ın Depo’da ziyarete açık olan kişisel sergisi <em>Bir İhtimal Gökyüzü</em>, mekânın insanı nasıl biçimlendirdiğine, nesnelerin hafızayı nasıl taşıdığına ve çizginin zamanı nasıl kaydettiğine odaklanıyor. Sergi, en sınırlı koşullarda bile hayal gücünün yeni ilişkiler kurma ve başka ihtimaller yaratma gücünü görünür kılıyor.</p>
<p>Söyleşi Türkçe ve Kürtçe yapılacak; Türkçe ardıl çeviri sağlanacak. Etkinliğe katılmak için kayıt yaptırmak gerekmiyor.</p>
<p>Detaylı bilgiyi<a href="https://www.depoistanbul.net/dilan-cudi-saruhan-bir-ihtimal-gokyuzu/?utm_source=substack&amp;utm_medium=email" target="_blank" rel="nofollow noopener"> bu sayfadan </a>alabilirsiniz.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 14:49:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ahmet Şık taburcu edildi: “Peşine düşülecek çok fazla hırsız ve suçlu var”]]></title><link>https://bianet.org/haber/ahmet-sik-taburcu-edildi-pesine-dusulecek-cok-fazla-hirsiz-ve-suclu-var-324293</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/ahmet-sik-taburcu-edildi-pesine-dusulecek-cok-fazla-hirsiz-ve-suclu-var.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ahmet-sik-taburcu-edildi-pesine-dusulecek-cok-fazla-hirsiz-ve-suclu-var-324293</guid><description><![CDATA[TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda sağlık durumuna ilişkin bilgi verdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kalp rahatsızlığı nedeniyle damarlarına stent takılan Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, dün akşam hastaneden taburcu edildi.</p>
<p>Bypass ameliyatı olacağını belirten Şık, “Kaldığımız yerden devam edeceğimizi umuyorum. Daha yapacak çok iş, peşine düşülecek çok fazla hırsız ve suçlu var” dedi.</p>
<p>TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda sağlık durumuna ilişkin bilgi verdi. Kendisine ulaşarak geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkür eden Şık, dün akşam hastaneden taburcu olduğunu ve şimdilik her şeyin yolunda gittiğini söyledi.</p>
<p>Bypass ameliyatının ardından çalışmalarına kaldığı yerden devam etmeyi umduğunu belirten Şık, X'te şöyle dedi: </p>
<p>“Herkese merhaba. Çok fazla arayan, soran ve mesaj gönderen olmuş. Herkese tek tek yanıt vermek yerine tembellik edip buradan toplu teşekkür etmek istedim. Öncelikle arayan, soran, mesaj gönderen ve merak eden tanıdık tanımadık herkese teşekkür ederim.</p>
<p>Dün akşam hastaneden taburcu oldum. Şimdilik her şey yolunda. By-pass ameliyatı sonrasında da kaldığımız yerden devam edeceğimizi umuyorum. Daha yapacak çok iş, peşine düşülecek çok fazla hırsız ve suçlu var.”</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 14:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bahçeli: Siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı’daki kişinin de hakkıdır]]></title><link>https://bianet.org/haber/bahceli-siyasallasma-koordinatorlugu-imralidaki-kisinin-de-hakkidir-324292</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/bahceli-siyasallasma-koordinatorlugu-imralidaki-kisinin-de-hakkidir.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bahceli-siyasallasma-koordinatorlugu-imralidaki-kisinin-de-hakkidir-324292</guid><description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu 24. Dönem Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin açıklamasında, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın barış sürecinde “siyasallaşma koordinatörlüğü” sorumluluğunu üstlenmesinin hakkı olduğunu söyledi.</p>
<p>“Terörle mücadelede geri dönüş yoktur” diyen Bahçeli, “Bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak sözümüz sözdür. Ne söylemişsek arkasındayız” dedi. Bahçeli, fon soruşturmasına ilişkin tartışmalarda ise bir suç varsa gereğinin yapılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu 24. Dönem Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı sürece ve fon soruşturmasına ilişkin açıklamalar yaptı.</p>
<h3>Fon soruşturması: Bir suç varsa gereği yapılmalı</h3>
<p>Bahçeli, Yeni Yol Partisi İzmir Milletvekili Ümit Özlale’nin Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a yönelik açıklamalarına tepki gösterdi.</p>
<p>İddialar araştırılmadan suçlamalarda bulunulmaması gerektiğini söyleyen Bahçeli, şöyle konuştu:</p>
<p>“Bu konu gündeme taşınır taşınmaz birçok çevre değişik yorumlar yapıyor. Hukuken araştırılmadan, sorgulamalar yapılmadan yapmak doğru değildir. Araştırılmadan, soruşturma yapılmadan herkesi suçlamak yanlış bir yoldur. Biraz sabırlı olmalarında önemli fayda vardır. Bu anlaşmazlık siyaseti gerginleştirir. İftira, yalan ve dolana çok büyük fırsat tanır.</p>
<p>“Bakanlarımıza sonuç almadan böyle bir suçlama yapmak siyasete ihanettir. İnsanlığa saygısızlıktır. Bu memlekete hizmet edecek her insan eli öpülecek insandır. Bir suç varsa gereği de yapılmalıdır. O da ayrı bir konudur. Sabırla beklemekte fayda var. Meclis faaliyettedir, yargı faaliyettedir.”</p>
<h3>“Terörle mücadelede geri dönüş yoktur”</h3>
<p>Bahçeli, PKK’nin feshi ve silah bırakma sürecine ilişkin değerlendirmesinde, “Terörsüz Türkiye” hedefinin devlet politikası haline geldiğini söyledi.</p>
<p>Sürecin yürütme, yasama ve yargı organları üzerinden ilerleyeceğini belirten Bahçeli, Türkiye’yi yeniden çatışmaya ve ayrışmaya sürükleyebilecek söylem ve davranışlardan uzak durulması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Bahçeli, Meclis’te komisyonların oluşturulduğunu ve ilgili yasal düzenlemenin kabul edilerek uygulama aşamasına geçildiğini belirterek, sıradaki aşamada yasa kapsamında öngörülen kurumların kurulması ve faaliyete başlaması gerektiğini söyledi.</p>
<p>“Terörle mücadelede geri dönüş yoktur. Geri dönüşü kabullenmek mümkün değildir” diyen Bahçeli, şöyle devam etti:</p>
<p>“Onun için herkes, bu ülkeyi seven her insan kardeşlik ruhuyla hareket etmeli. Yasanın öngörmüş olduğu kurumlar kurulmalı ve herkese de bu manada sorumluluk istiyorlarsa o sorumluluğu da vermek lazımdır.”</p>
<p>Bahçeli, barış sürecinde Abdullah Öcalan’a da sorumluluk verilmesi gerektiğini söyledi. Öcalan’ın “siyasallaşma koordinatörlüğü” görevini üstlenmesini savunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bunlardan bir tanesi de barış sürecinde siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı’da bulunan kişinin de hakkıdır. O sıfatı da ona vermek suretiyle olayları tamamen feshetmek, silahları bırakmak, devlete isyan etmek ve siyaseten şiddet kullanmaktan 27 Şubat 2025’te, 27 Şubat 2026 tarihinde yapmış olduğu tutarlı ve değerli açıklamalarını kabul ederek, toplum olarak tam destekle Türkiye Cumhuriyeti’nin bu politikasına devam etmelerini sağlamak lazımdır.”</p>
<h3>“Ne söylemişsek arkasındayız”</h3>
<p>Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” sürecinde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile uyum içinde hareket ettiklerini söyledi.</p>
<p>Erdoğan’ın Meclis’le birlikte sürece ilişkin çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Bahçeli, Türkiye’nin terörden arınması ve bölgede lider ülke konumuna gelmesi hedefinden söz etti.</p>
<p>Bahçeli, açıklamasını şöyle tamamladı:</p>
<p>“İnşallah Türkiye terörden arınmış, bölgede lider ülke konumuna gelmiş ve huzur içinde, kardeşlik içinde yaşayacak bir toplulukla kardeşlik ruhuyla Türkiye’yi ayağa kaldırmak ve hedefe koşturmak için gerekli çabayı göstermek hepimizin görevidir.</p>
<p>“Bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak sözümüz sözdür. Ne söylemişsek arkasındayız. Geri dönüşümüz de yoktur. Bunu da herkes bilmesi lazımdır.”</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 14:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[41 hâkim, 8 savcı değişti, Abdülmecit Baskın dosyasında adalet sağlanmadı]]></title><link>https://bianet.org/haber/41-hakim-8-savci-degisti-abdulmecit-baskin-dosyasinda-adalet-saglanmadi-324291</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/41-hakim-8-savci-degisti-abdulmecit-baskin-dosyasinda-adalet-saglanmadi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/41-hakim-8-savci-degisti-abdulmecit-baskin-dosyasinda-adalet-saglanmadi-324291</guid><description><![CDATA[10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yıl dönümünde barış savunucularını da anan Cumartesi Anneleri/İnsanları, barış annesi Meryem Bulut’u hatırlattı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla bugün, 1124’üncü kez İstanbul Beyoğlu’daki Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.</p>
<a href='/haber/eren-baskin-30-yillik-hukuk-mucadelemiz-zamanasimiyla-son-buldu-285662' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2023/10/02/eren-baskin-30-yillik-hukuk-mucadelemiz-zamanasimiyla-son-buldu-1.jpg' alt='Eren Baskın: 30 yıllık hukuk mücadelemiz zamanaşımıyla son buldu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Eren Baskın: 30 yıllık hukuk mücadelemiz zamanaşımıyla son buldu</h5>
<div class='date'>2 Ekim 2023</div>
</div>
</a>

<p>Çok sayıda kişinin katıldığı eylemde kayıp yakınları, gözaltında kaybettirilenlerin fotoğraflarını ve karanfilleri taşıdı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Abdülmecit Baskın için adalet istiyoruz. #CumartesiAnneleri1024Hafta https://t.co/MrMIdGAJRh</p>
— Cumartesi Anneleri (@CmrtesiAnneleri) <a href="https://x.com/CmrtesiAnneleri/status/2108845374819475777?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">October 10, 2026</a></blockquote>
<p>10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yıl dönümünde barış savunucularını da anan Cumartesi Anneleri/İnsanları, barış annesi Meryem Bulut’u hatırlattı.</p>
<p>Açıklamada, Bulut’un “Barış nedir? Barış evlattır” sözleri anımsatılarak “Barış evlattır, barış olsun, bu toprakların bütün evlatları huzur ve güven içinde yaşasın” denildi.</p>
<p>Bu haftaki açıklamada, 1993’te öldürülen ve gözaltında kaybettirilen Abdülmecit Baskın’ın dosyası ele alındı. Kayıp yakınları, delillere ve itiraflara rağmen davanın cezasızlıkla sonuçlandığına dikkat çekerek adalet talebini yineledi.</p>
<p>Cumartesi Anneleri/İnsanları, Galatasaray Meydanı’na erişimlerini engelleyen polis bariyerlerinin önünde yaptıkları açıklamada, zorla kaybetme davalarında ailelerin gerçeğe ulaşmak ve adalet sağlamak için yıllarca mücadele ettiğini vurguladı.</p>
<p>Tanık anlatımlarının, somut delillerin ve kamu görevlilerinin itiraflarının dosyalara girmesine rağmen soruşturmaların etkisiz bırakıldığını, davaların zamanaşımına sürüklendiğini belirten kayıp yakınları, bu uygulamaların failleri cezasızlıkla koruduğunu söyledi.</p>
<p>Açıklamada, bu durumun yargıyı hakların güvencesi olmaktan çıkardığı ve toplumun adalete olan güvenini zedelediği ifade edildi. Yargıya güvenin yeniden kurulması için cezasızlığa son verilmesi gerektiği vurgulandı.</p>
<h3>Abdülmecit Baskın nasıl kaybettirildi?</h3>
<p>41 yaşında, üç çocuk babası olan Abdülmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürü olarak görev yapıyordu.</p>
<p>Baskın, 30 Eylül 1993’te makamından ayrıldıktan sonra özel harekât polisleri tarafından gözaltına alındı. Ancak gözaltına alındığı inkâr edildi. Üç gün sonra, 3 Ekim 1993’te Gölbaşı’nda cansız bedeni bulundu. Ateşli silahla öldürülen Baskın’ın elleri arkadan bağlıydı.</p>
<p>Ailesinin gerçeğin ortaya çıkarılması için yıllarca sürdürdüğü mücadeleye rağmen soruşturma etkin biçimde yürütülmedi ve dosya sonuçlandırılmadı.</p>
<p>Aradan 18 yıl geçtikten sonra özel harekât polisi Ayhan Çarkın’ın itiraflarıyla soruşturmada yeni bir dönem başladı. Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığına verdiği ifadede, Baskın’ın İbrahim Şahin’in emriyle gözaltına alındığını ve özel harekât polisleri Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğünü anlattı.</p>
<p>Çarkın’ın anlatımları ve olay yerinde yapılan keşif, Baskın’ın cansız bedeninin bulunduğu sırada jandarmanın hazırladığı olay yeri inceleme tutanağıyla örtüştü. Bu bilgiler savcılık dosyasına girdi.</p>
<p>Yeni deliller doğrultusunda 2014’te Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinde, aralarında Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de bulunduğu 19 kişi hakkında dava açıldı. Kamuoyunda “Ankara JİTEM Davası” olarak bilinen davada sanıklar, silahlı örgütün faaliyeti kapsamında 18 kişiyi öldürmekle suçlandı.</p>
<p>Yıllarca süren yargılamada Ayhan Çarkın’ın ifadeleri ve dönemin kamu görevlilerinin beyanları mahkeme kayıtlarına girdi. Buna rağmen mahkeme, 2019’da tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi.</p>
<p>Ailelerin itirazı üzerine beraat kararı bozuldu. Ancak yeniden görülen davada sanıklar 2023’te bir kez daha beraat etti. On yıl süren yargılama boyunca 41 hâkim ve sekiz savcı değişti. Dava, son aşamada zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı.</p>
<h3>“Hakikati bilmek istiyoruz, adalet istiyoruz”</h3>
<p>Cumartesi Anneleri/İnsanları, açıklamalarında zorla kaybetme dosyalarında cezasızlığa yol açan uygulamalara son verilmesini istedi. Ağır insan hakları ihlallerinin üzerini örten bir araca dönüştürüldüğünü belirttikleri zamanaşımına da tepki gösterdi.</p>
<p>Açıklamada şu talepler sıralandı:</p>
<p>“Abdülmecit Baskın’ın gözaltında kaybedilmesi ve öldürülmesine ilişkin her şeyi bilmek istiyoruz.</p>
<p>Hakikati bilmek istiyoruz. Adalet istiyoruz. Cezasızlığın sona ermesini istiyoruz.</p>
<p>Kaç yıl geçerse geçsin, Abdülmecit Baskın için ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Devletin hukukla bağlı olduğunu, ağır insan hakları ihlallerinin cezasız bırakılamayacağını hatırlatmayı sürdüreceğiz.”</p>
<h3>Eren Baskın: 33 yıldır cevapsız bırakılan sorular var</h3>
<p>Eylemde, Abdülmecit Baskın’ın oğlu Eren Baskın’ın mektubu da okundu. Babasının öldürülmesinin üzerinden 33 yıl geçtiğini hatırlatan Eren Baskın, bu süre boyunca ailelerinin hayatında kapanmayan bir boşluk kaldığını söyledi.</p>
<p>Babasının dosyasında bütün tanıklıklara ve anlatımlara rağmen sanıkların beraat ettiğini, ardından davanın zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldüğünü belirten Eren Baskın, şöyle dedi:</p>
<p>“Böylece faillerin belli olduğu Mecit Baskın dosyası, devletin adalet mekanizması içinde faili meçhul olarak kalmaya mahkûm edildi. Bir davanın düşmesi, gerçeğin ortadan kalkması değildir. Takvim yapraklarının değişmesi, bir cinayetin sorumluluğunun unutulmasını haklı kılamaz. Zamanaşımı yasal bir karar olabilir; ama hakikatin, vicdanın ve adalet arayışının zamanaşımı yoktur.”</p>
<p>Cumartesi Anneleriyle ilk tanıştığında çocuk yaşta olduğunu anlatan Eren Baskın, babasının katillerini ararken meydanda kendi hikâyesine benzeyen yüzlerce hikâyeyle karşılaştığını söyledi. Kayıp yakınlarının dayanışmasının kendisine acısını tek başına taşımadığını gösterdiğini belirten Baskın, adalet arayışının yalnızca kaybedilen bir insanı değil, insanın hayata ve birbirine duyduğu inancı da yeniden bulma mücadelesi olduğunu vurguladı.</p>
<p>Cumartesi Anneleri/İnsanları’na teşekkür eden Eren Baskın, dedesi Faris Baskın, babaannesi Meryem Baskın ve annesi Raife Baskın’ın bıraktığı yerden mücadeleyi sürdüreceğini belirtti.</p>
<p>Baskın, mektubunu şu sözlerle tamamladı:</p>
<p>“Abdülmecit Baskın için, bütün kayıplarımız için, gerçeği bilme hakkımız için; dedem Faris Baskın’ın, babaannem Meryem Baskın’ın ve annem Raife Baskın’ın bıraktığı yerden, sizin yanınızda, omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz.”</p>
<p>Açıklamaya Cumartesi Anneleri/İnsanları, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi ve Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon imza attı. Açıklama sonrasında Galatasaray Meydanı'na karanfil bırakıldı.</p>
<p>(EMK)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 12:43:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İsrail askerleri AA foto muhabirini plastik mermiyle yaraladı]]></title><link>https://bianet.org/haber/israil-askerleri-aa-foto-muhabirini-plastik-mermiyle-yaraladi-324290</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/israil-askerleri-aa-foto-muhabiri-issam-rimaviyi-plastik-mermiyle-yaraladi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/israil-askerleri-aa-foto-muhabirini-plastik-mermiyle-yaraladi-324290</guid><description><![CDATA[Zeytin hasadını takip eden AA foto muhabiri İssam Rimavi, askerlerin açtığı ateş sonucu sağ baldırından yaralandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinli çiftçilerin zeytin hasadını takip eden Anadolu Ajansı’nın (AA) Filistinli foto muhabiri İssam Rimavi’yi plastik mermiyle yaraladı.</p>
<p>Ramallah yakınlarındaki Deyr Meşal köyünde yaşayan çiftçiler, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırıları nedeniyle arazilerindeki zeytinleri hasat edemediklerini belirterek aktivistlerden yardım istedi.</p>
<p>Çağrının ardından çok sayıda aktivist, zeytin hasadına destek olmak için çiftçilerle birlikte arazilere gitti. Ancak Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, zeytinlerini toplamak isteyen Filistinlilere ve aktivistlere saldırdı.</p>
<p>Bölgeye gelen İsrail askerleri de Filistinlilere göz yaşartıcı gaz ve plastik mermiyle müdahale etti. Zeytin hasadını takip eden AA foto muhabiri İssam Rimavi, askerlerin açtığı ateş sonucu sağ baldırından yaralandı.</p>
<h3>“Basın yeleğimiz ve kaskımız olmasına rağmen ateş açtılar”</h3>
<p>Bölgedeki bir hastaneye kaldırılan Rimavi, yaşananları anlattı. Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ile Filistinliler arasında arbede çıktığını, ardından bölgeye gelen İsrail askerlerinin Filistinlilere saldırdığını söyledi.</p>
<p>Üzerlerinde gazeteci olduklarını gösteren basın yelekleri ve kaskları bulunduğunu belirten Rimavi, İsrail askerlerinin buna rağmen kendilerine doğru ateş açtığını aktardı.</p>
<p>Sağ baldırından plastik mermiyle vurulduğunu söyleyen Rimavi, tedavi için götürüldüğü hastanenin acil servisinde beklediğini belirtti.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 12:27:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[CHP’li Ataşehir Belediyesi AKP’ye geçti]]></title><link>https://bianet.org/haber/chpli-atasehir-belediyesi-akpye-gecti-324289</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/chpli-atasehir-belediyesi-akpye-gecti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/chpli-atasehir-belediyesi-akpye-gecti-324289</guid><description><![CDATA[AKP İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, AKP ve MHP gruplarının ortak kararıyla Serdar Orhan’ı aday gösterdiklerini açıkladı. CHP ve YENİ Parti grupları ise seçime katılmama kararı aldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ataşehir Belediye Meclisi’nde yapılan başkanvekilliği seçimini, Cumhur İttifakı’nın adayı AKP’li Serdar Orhan kazandı. Dört tur süren seçimde Orhan, son turda 18 oy aldı. Böylece CHP yönetimindeki Ataşehir Belediyesi’nde başkanvekilliği görevi AKP’li isme geçti.</p>
<p>AKP İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, AKP ve MHP gruplarının ortak kararıyla Serdar Orhan’ı aday gösterdiklerini açıkladı. CHP ve Yeni Parti grupları ise seçime katılmama kararı aldı.</p>
<p>CHP’li 17 meclis üyesinin katılmadığı oturumda, bu üyelerden üçünün kısıtlı statüsünde olduğu belirtildi. Cumhur İttifakı’nın 18 üyesi ile üç bağımsız üyenin salonda bulunmasıyla toplantı yeter sayısı sağlandı.</p>
<p>Oturumun başında meclis üyeleri Cemil Yardımcı ve Ebubekir Bozkızıl’ın partilerinden istifa ederek bağımsız hareket edeceklerine ilişkin yazılar okundu. Ardından salonda bulunan 21 meclis üyesiyle oylamaya geçildi.</p>
<p>5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca yapılan seçimde ilk üç turda gerekli çoğunluk sağlanamadı. Dördüncü turda Serdar Orhan 18 oy alırken iki oy boş kullanıldı. Böylece Orhan, Ataşehir Belediye Başkanvekili seçildi.</p>
<h3>YENİ Parti’den İlçe Seçim Kurulu önünde protesto</h3>
<p>Başkanvekilliği seçimi sürerken Yeni Parti üyeleri, İlçe Seçim Kurulu önünde toplandı. Tutuklamalara ve baskılara tepki gösteren üyeler protesto düzenledi. Polis müdahalesinin ardından bölgede arbede yaşandı.</p>
<p>Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de burada açıklama yaptı. Açıklamanın ardından parti üyeleri mazbatalarını İlçe Seçim Kurulu’nun duvarına astı.</p>
<p>Açıklama şöyle:</p>
<p>"Bu utanç duvarı ülkemizin hafızasından asla silinmeyecek! Ataşehir’de bugün bir seçim yapılmadı, halkımızın iradesine gayrı meşru yollarla el konuldu. Önce 31 Mart’ta yüzde 56 oy oranı ile seçilen belediye başkanımız Onursal Adıgüzel’i haksız hukuksuz biçimde tutukladılar, sonra başkan vekilliği seçimi yaptılar, bizim adayımız Murat Güneş kazandı, “ya rozet ya kelepçe” tehdidine boyun eğmediği için onu da tutukladılar. İki kez kazandığımız Ataşehir’de, teklifle, tehditle, şantajla halkın iradesine ihanet eden meclis üyeleri bulup, üçüncü kez seçim yaptılar. Okullarda, sokaklarda güvenliği sağlaması gereken devletin polisini karşımıza diktiler. Ataşehir’deki kirli oyunun parçası olmadık, yüzümüzü milletimize döndük. Fon vurgunuyla milletimizin milyonlarını çalanların, devletin bütün kurumlarını sömürenlerin, bugün yeni rant alanları yaratmak için belediyelere çöktüğünü, her türlü zalimliği yaptığını halkımız görüyor. Kimse umutsuzluğa kapılmasın, 57 milyon seçmenin iradesini tutsak edemezler, 86 milyona kelepçe takamazlar. Bu karanlığı hep beraber yeneceğiz."</p>
<h3>Orhan: Artık hizmet vaktidir</h3>
<p>Seçimin ardından konuşan Serdar Orhan, meclis üyelerinin oylarıyla başkanvekilliği görevini üstlendiğini söyledi.</p>
<p>Orhan, “Bugün milletin oylarıyla seçilmiş bir meclis üyesi olarak, yine milletin oylarıyla seçilmiş meclis üyelerinin oylarını alarak başkanvekilliği görevini üstlenmiş bulunmaktayız” dedi.</p>
<p>Yeni dönemin sloganını “Bekletilen değil, beklenen Ataşehir” olarak açıklayan Orhan, yurttaşlara en iyi hizmeti vermeyi hedeflediklerini söyledi. Kendisine oy veren meclis üyelerine ve bağımsız hareket etme kararı alan üyelere teşekkür eden Orhan, konuşmasını “Artık hizmet vaktidir Ataşehir için” sözleriyle tamamladı.</p>
<h3>Mecliste sandalye dağılımı</h3>
<p>Ataşehir Belediye Meclisi’nde yaşanan istifaların ardından AKP’nin 16, CHP’nin 17, MHP’nin iki üyesi ve üç bağımsız üye bulunuyor. Son olarak CHP’li Meclis Üyesi Ekrem Köse’nin partisinden istifa ederek bağımsız üyeliğe geçmesiyle CHP’nin sandalye sayısı 17’ye düştü.</p>
<h3>Başkanvekilliği seçimi nasıl yapılıyor?</h3>
<p>5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45’inci maddesi uyarınca başkanvekilliği seçimi gizli oyla yapılıyor. İlk iki turda meclis üye tam sayısının üçte ikisinin, yani 39 üyeli mecliste 26 oyun alınması gerekiyor. Bu çoğunluk sağlanamazsa üçüncü turda en az 20 oy aranıyor.</p>
<p>Üçüncü turda da gerekli çoğunluk sağlanamazsa en fazla oy alan iki aday dördüncü tura kalıyor. Son turda en fazla oyu alan aday başkanvekili seçiliyor. Oyların eşit çıkması durumunda ise sonuç kura ile belirleniyor.</p>
<p>Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in görevden uzaklaştırılmasının ardından başkanvekilliğine seçilen Murat Güneş de tutuklanarak görevinden uzaklaştırılmıştı.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 12:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu: Kısıtlamalar kaldırılsın, firariler getirilsin]]></title><link>https://bianet.org/haber/10-ekim-ankara-katliami-davasi-avukat-komisyonu-kisitlamalar-kaldirilsin-firariler-getirilsin-324288</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/10-ekim-ankara-katliami-davasi-avukat-komisyonu-kisitlamalar-kaldirilsin-firariler-getirilsin.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/10-ekim-ankara-katliami-davasi-avukat-komisyonu-kisitlamalar-kaldirilsin-firariler-getirilsin-324288</guid><description><![CDATA[Komisyon, delillerin karartılması riskinin bulunmadığı bu aşamada kısıtlılık kararlarının hukuki bir gerekçesi olmadığını savundu ve bu kararların derhal kaldırılmasını talep etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu, katliamın 11. yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Katliamın Türkiye tarihinin en önemli kırılma noktalarından biri olduğunu belirten Komisyon; kısıtlama kararlarının kaldırılması, sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılanması ve firari sanıkların Türkiye’ye getirilmesi çağrısı yaptı.</p>
<p>Katliamın üzerinden geçen 11 yılda tüm sorumluların cezalandırılması için uzun soluklu bir hukuk mücadelesi yürütüldüğü ifade edilen açıklamada, gerçek faillerin ve kamu görevlilerinin hesap vermesinin engellendiğine dikkat çekildi:</p>
<p>Katliam öncesinde gelen istihbaratları dikkate almayan, sınırda İŞİD’lilerle pazarlık yapan, onlara yol veren kamu görevlileri ile katliam günü halkın ve yaralıların üzerine gaz sıkan emniyet görevlileri hakkında hiçbir işlem yapılmadığı vurgulandı.</p>
<p>Yıllarca İŞİD’in örgütlenmesine göz yumulup delillerin gizlendiği, dönemin Ankara Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında Mülkiye Müfettişleri'nin yargılama önerisine rağmen işlem yapılmadığı ifade edildi.</p>
<p>Komisyon, delillerin karartılması riskinin bulunmadığı bu aşamada kısıtlılık kararlarının hukuki bir gerekçesi olmadığını savundu ve bu kararların derhal kaldırılmasını talep etti.</p>
<p>Açıklamada şöyle denildi:</p>
<p>"Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine, katliamın kilit sanıklarından İlhami Balı, Savaş Yıldız ve Deniz Büyükçelebi gibi firarilerin Suriye ve Irak’taki kamp ile cezaevlerinde bulundukları resmî olarak bildirilmiştir. En son firari sanıklardan Ömer Deniz Dündar Suriye yönetimi tarafından Türkiye’ye iade edilmiş ve tutuklanmıştır. Basında da Suriye ve Irak’taki kamplarda tutulan çok sayıda Türk vatandaşı İŞİD militanının iade edileceğine; hatta Savaş Yıldız ve Cebrail Kaya gibi bazı firarilerin Türkiye’ye getirildiğine dair haberler yer almaktadır. Bu sanıkların cezaevinde oldukları resmî makamlarca doğrulandığına ve bölge devletleriyle diplomatik temaslar yürütüldüğüne göre, firarilerin Türkiye’ye getirilmemesi için hiçbir engel yoktur. Suriye ve Irak’taki İŞİD militanlarının bilgileri kamuoyuna açıklanmalı, iade süreçleri tamamlanarak yargılanmaları sağlanmalıdır.</p>
<p>11 yıldır olduğu gibi bundan sonra da 10 Ekim Ankara katliamının aydınlatılmasının demokratik bir Türkiye için ne kadar hayati olduğunun bilincinde olan herkesi aynı kararlılıkla davamıza sahip çıkmaya, mücadelemize omuz vermeye çağırıyoruz. Failleri tanıyoruz, katillerin peşindeyiz."</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 11:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sosyal medyada 15 yaş sınırı Resmi Gazete’de yayımlandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/sosyal-medyada-15-yas-siniri-resmi-gazetede-yayimlandi-324287</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/sosyal-medyada-15-yas-siniri-resmi-gazetede-yayimlandi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/sosyal-medyada-15-yas-siniri-resmi-gazetede-yayimlandi-324287</guid><description><![CDATA[15 yaşını doldurmuş çocuklar için gizli hesap, yüksek gizlilik ayarları ve ebeveyn denetim araçları zorunlu olacak. Yönetmelik 1 Kasım’da yürürlüğe girecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada yaş sınırlaması ve çocukların çevrimiçi güvenliğine ilişkin “Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlandı.</p>
<a href='/haber/sosyal-medyaya-kimlikle-giris-fislemeye-donusme-riski-tasiyor-319207' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/haber/2026/04/09/social-media-id-verification-plan-raises-mass-surveillance-concerns-1.png' alt='"Sosyal medyaya kimlikle giriş, fişlemeye dönüşme riski taşıyor”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Sosyal medyaya kimlikle giriş, fişlemeye dönüşme riski taşıyor”</h5>
<div class='date'>30 Nisan 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/sosyal-medya-icin-yas-siniri-tbmm-de-15-yas-altina-yasak-geliyor-317365' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/04/sosyal-medya-yasaklarini-iceren-kanun-teklifi-tbmm-de.jpg' alt='Sosyal medya için yaş sınırı TBMM&#39;de: 15 yaş altına yasak geliyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Sosyal medya için yaş sınırı TBMM'de: 15 yaş altına yasak geliyor</h5>
<div class='date'>4 Mart 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/fransa-15-yas-altina-sosyal-medyayi-yasakladi-cocuklar-karsi-cikti-321743' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/22/fransa-15-yas-altina-sosyal-medyayi-yasakladi-cocuklar-karsi-cikti.jpeg' alt='Fransa 15 yaş altına sosyal medyayı yasakladı, çocuklar karşı çıktı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Fransa 15 yaş altına sosyal medyayı yasakladı, çocuklar karşı çıktı</h5>
<div class='date'>22 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p>Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığınca hazırlanan yönetmelik, sosyal ağlara erişimde yaş doğrulama, 15 yaşını doldurmuş çocuklara özel hizmet sunulması ve ebeveyn kontrol araçlarına ilişkin usul ve esasları düzenliyor.</p>
<p>Yönetmeliğe göre, sosyal ağ sağlayıcıları 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak. 15 yaşını doldurmuş çocuklara sunulacak hizmetlerde ise çocukların yüksek yararı ile fiziksel, zihinsel, psikolojik, sosyal ve duygusal gelişim ihtiyaçları gözetilecek.</p>
<p>Yaş doğrulama süreçlerinde kişisel verilerin korunması esas alınacak. Kimlik tespiti yerine yalnızca kullanıcının belirlenen yaş sınırını karşılayıp karşılamadığını belirleyen yöntemler kullanılacak. Sistemlerin gerçeğe aykırı beyan ve manipülasyon girişimlerine karşı güvenilir bir teknik altyapıya sahip olması gerekecek.</p>
<h3>Yaş doğrulaması e-Devlet üzerinden yapılacak</h3>
<p>Yönetmelik kapsamında sosyal ağ sağlayıcıları, hesap oluşturma aşamasında kullanıcıların yaşını e-Devlet Kapısı üzerinden “yaş doğrulama belirteci” aracılığıyla doğrulayacak.</p>
<p>Yaşı 15’in altında olduğu tespit edilen çocukların hesap açma talepleri kabul edilmeyecek. 15 yaşını doldurmuş çocuklar ise çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet kapsamında sosyal ağları kullanabilecek.</p>
<p>Bu hesaplarda yüksek düzeyde gizlilik ayarları varsayılan olarak uygulanacak. Çocukların hesapları varsayılan olarak gizli olacak; canlı yayın açmalarına ve kişiselleştirilmiş reklam görmelerine izin verilmeyecek.</p>
<p>Çocuklar yalnızca takip ettikleri hesaplardan mesaj alabilecek. Diğer kullanıcılar da çocukların takipçi ve takip edilen listelerini görüntüleyemeyecek.</p>
<h3>Ebeveynlere hesap ve süre denetimi</h3>
<p>Yönetmelik, sosyal ağ sağlayıcılarına ebeveyn denetim araçları sunma zorunluluğu da getiriyor.</p>
<p>Bu araçlar aracılığıyla ebeveynler çocuklarının hesap ayarlarını kontrol edebilecek, sosyal ağ kullanım sürelerini sınırlandırabilecek ve ücretli işlemlere izin verebilecek.</p>
<p>1 Kasım’da yürürlüğe girecek yönetmelik kapsamında, mevcut hesapların yaş doğrulama işlemlerinin 31 Mart 2027’ye kadar tamamlanması gerekecek.</p>
<p>Yaşının 15’in altında olduğu tespit edilen kullanıcıların mevcut hesapları kapatılacak.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 11:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[10 Ekim’de yaşamını yitirenler Ankara Garı’nda anıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/10-ekimde-yasamini-yitirenler-ankara-garinda-anildi-324286</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/10-ekimde-yasamini-yitirenler-ankara-garinda-anildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/10-ekimde-yasamini-yitirenler-ankara-garinda-anildi-324286</guid><description><![CDATA[Ankara Garı Katliamı’nın 11. yılında, yaşamını yitiren 104 kişi Ankara’da anıldı. Ulus Metrosu’ndan Gar önüne yürüyen kitle, saat 10.04’te yaşamını yitirenler için saygı duruşu yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>IŞİD’in 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne yönelik bombalı saldırısının üzerinden 11 yıl geçti. Saldırıda 104 kişi yaşamını yitirdi, 500’ün üzerinde kişi yaralandı.</p>
<a href='/haber/10-ekim-2015-te-ankara-da-hayatini-kaybedenlerin-hikayeleri-168240' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/168/240/original/510.jpg' alt='10 Ekim 2015&#39;te Ankara&#39;da Hayatını Kaybedenlerin Hikayeleri' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>10 Ekim 2015'te Ankara'da Hayatını Kaybedenlerin Hikayeleri</h5>
<div class='date'>12 Ekim 2015</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/10-ekim-katliami-is-dedik-ekmek-dedik-ozgurluk-diyemedik-249530' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/249/530/original/Adsız_tasarım_(18).jpg' alt='10 Ekim Katliamı: İş dedik, ekmek dedik, özgürlük diyemedik…' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>BARIŞ İSTEYENLER ANLATIYOR /1 </h6>
<h5 class='headline'>10 Ekim Katliamı: İş dedik, ekmek dedik, özgürlük diyemedik…</h5>
<div class='date'>1 Eylül 2021</div>
</div>
</a>

<p>Saldırıda yaşamını yitirenleri anmak için DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve 10 Ekim Barış Derneği’nin (10 Ekim-Der) çağrısıyla Ankara’da bir araya gelenler, Ulus Metro çıkışında buluştu.</p>
<p>Anmaya CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ali Mahir Başarır ile DEM Partili milletvekilleri Mehmet Rüştü Tiryaki, Saruhan Oluç ve Öztürk Türkdoğan da katıldı.</p>
<p>Katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri, demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, siyasi parti üyeleri ve yurttaşların katıldığı yürüyüşte kortejin en önünde aileler yer aldı. Kitle, Ulus Metrosu’ndan Ankara Garı önüne yürüdü.</p>
<p>Ankara Garı önüne ulaşan kortej, saat 10.04’te katliamda yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulundu. Ardından saldırıda hayatını kaybeden 104 kişinin isimleri tek tek okundu.</p>
<h3>“10 Ekim’de yitirdiğimiz canların barış ısrarının takipçisiyiz”</h3>
<p>Anma öncesinde DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve 10 Ekim-Der ortak açıklama yaptı. Açıklamada, 11 yıl önce savaşın karşısında barışı, sömürünün karşısında emeğin hakkını, baskının karşısında demokrasiyi savunmak için Ankara Garı önünde buluşulduğu hatırlatıldı.</p>
<p>Açıklamada, “DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak çağrısını yaptığımız ‘Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ için bir aradaydık. IŞİD’in çifte bombalı saldırısı sonucunda 104 arkadaşımızı, yoldaşımızı, canımızı yitirdik. 500’den fazla arkadaşımız yaralandı. Aradan 11 yıl geçti; acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ilk günkü kadar diri” denildi.</p>
<p>10 Ekim’in yalnızca bir katliam olmadığı vurgulanan açıklamada, saldırının barışı, diyaloğu, emeğin haklarını ve demokratik bir ülkede yaşama iradesini hedef aldığı belirtildi.</p>
<p>BirGün'deki habere göre, açıklamada, “O gün katledilenler, savaşa karşı barışın sesini yükseltmek için oradaydı. Onlar biliyordu ki barış, yalnızca silahların sustuğu bir çatışmasızlık hâli değildir; adaletin, eşitliğin ve bir arada kardeşçe yaşama iradesinin adıdır. Demokrasinin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal adaletin tesis edilmediği bir barış, eksik ve kırılgan bir barıştır. Bizler, 10 Ekim’de yitirdiğimiz canların barış ısrarının takipçisiyiz” ifadeleri yer aldı.</p>
<h3>“Kalıcı barış, inkâr ve güvenlik politikalarıyla kurulamaz”</h3>
<p>Türkiye’nin çatışmaların sona ermesi için tarihî bir eşikte olduğu belirtilen açıklamada, silahların bırakılması ve çatışmaların durması yönünde atılan adımların demokratik gelecek açısından önemli olduğu kaydedildi. Ancak kalıcı barışın yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacağı vurgulandı.</p>
<p>Uluslararası Çalışma Örgütü’nün “Evrensel ve kalıcı bir barış ancak sosyal adalet temeline dayanır” ilkesine dikkat çekilen açıklamada, Kürt sorununun çözümünde demokratik siyaset, eşit yurttaşlık ve temel hakların esas alınması gerektiği belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, “Barış, sadece bir güvenlik meselesine indirgenemez; barış, demokratik ve eşitlikçi bir toplumun inşa sürecidir. Bu sürecin kapsayıcı olması ve toplumun tüm kesimlerinin iradesine dayalı yürütülmesi gerekmektedir” denildi.</p>
<h3>“Demokrasi için oradaydık, demokrasi için mücadeledeyiz”</h3>
<p>10 Ekim 2015’te katledilenlerin düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme ve toplanma hakkı ile farklı kimliklerin eşit yurttaşlar olarak bir arada yaşayabilmesi için mitingde olduğu belirtilen açıklamada, saldırının emekçilerin barış ve demokrasi talebini susturmayı hedeflediği ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, bugün artan yoksulluğa, gelir dağılımındaki adaletsizliğe ve emekçilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekildi. İtiraz edenlerin terörle ve düşmanlıkla suçlandığı bir düzen kurulmak istendiği belirtilerek demokrasi mücadelesinin önemine işaret edildi.</p>
<p>Kayyum politikaları, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ve görevden alınması da eleştirilen açıklamada; kadınların, gençlerin, LGBTİ+’ların ve toplumda makbul görülmeyen kimliklerin baskı ve ötekileştirmeyle karşı karşıya kaldığı kaydedildi.</p>
<p>Gazetecilerin, siyasetçilerin ve öğrencilerin tutuklanması; sendikal faaliyetlerin, basın açıklamalarının ve sosyal medya paylaşımlarının suç sayılması; grev yasakları, üniversitelere yönelik baskılar ve dijital sansür de açıklamada eleştirilen uygulamalar arasında yer aldı.</p>
<p>Açıklamada, “Demokrasi, sandıktaki seçime indirgenemez. Demokratik ortam; konuşabildiğimiz, örgütlenebildiğimiz, itiraz edebildiğimiz, farklı kimliklerimizle eşit ve özgürce var olabildiğimiz bir düzendir” denildi.</p>
<h3>“10 Ekim’i unutmadık, unutturmayacağız”</h3>
<p>Açıklama, katliamda yaşamını yitirenlerin anısı önünde saygıyla eğilme ve emek, barış ve demokrasi mücadelesini büyütme kararlılığıyla sona erdi.</p>
<p>Barışın eşit, özgür ve bir arada yaşama arzusu olduğu vurgulanan açıklamada, adaletin herkes için özgür ve şiddetsiz bir yaşamın koşulu olduğu ifade edildi.</p>
<p>DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve 10 Ekim-Der, katliamın tüm sorumlularının açığa çıkarılması ve ihmali olan kamu görevlilerinin yargılanması için mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek “Emeğin, barışın ve demokrasinin egemen olduğu bir Türkiye’yi mutlaka kuracağız. Yaşasın Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelemiz!” mesajını verdi.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 10 Oct 2026 11:12:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ABD: Hegseth'in kurşuna dizme gösterisine BM'den "işkence" uyarısı; Kongre'deki iki partiden de tepki]]></title><link>https://bianet.org/haber/abd-hegseth-in-kursuna-dizme-gosterisine-bm-den-iskence-uyarisi-kongre-deki-iki-partiden-de-tepki-324285</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/hegseth-in-kursuna-dizme-gosterisine-bm-den-iskence-uyarisi-kongre-deki-iki-partiden-de-tepki.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/abd-hegseth-in-kursuna-dizme-gosterisine-bm-den-iskence-uyarisi-kongre-deki-iki-partiden-de-tepki-324285</guid><description><![CDATA[BM, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in 13 kişiyi öldürmekten hükümlü eski binbaşı Nidal Malik Hasan'ın kurşuna dizilerek idamının internetten canlı yayımlanması kararının "işkence yasağı"nı ihlal edeceği uyarısında bulundu. Cumhuriyetçi ve Demokrat siyasetçiler de karara karşı çıkıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon), 2009'da Teksas'taki Fort Hood askeri üssünde 13 kişiyi öldüren eski ordu psikiyatristi Nidal Malik Hasan'ın idamını canlı yayımlama kararı, ülke içinde ve uluslararası alanda tepkilere yol açtı.</p>
<p>Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), 9 Ekim Cuma günü yaptığı açıklamada, bir insanın öldürülmesinin canlı yayımlanmasının kamuya açık infaz anlamına geleceğini ve mutlak işkence yasağını ihlal edeceğini bildirdi.</p>
<p>BM İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Shabia Mantoo, Cenevre'deki açıklamasında, kamuya açık infazların zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve ceza niteliği taşıdığını vurguladı. Mantoo, bu yasağa uyulmamasının infazı keyfî hale getireceğini ve yaşam hakkının ihlali sonucunu doğuracağını belirtti.</p>
<p>Pentagon'un planına göre 56 yaşındaki Hasan,<strong> </strong>3 Aralık 2026 Perşembe günü saat 13.00'te, 17 yıl önce saldırıyı gerçekleştirdiği Fort Hood askeri üssünde kurşuna dizilecek.</p>
<p>İnfaz gerçekleşirse ABD ordusu 1961'den bu yana ilk kez bir ölüm cezasını uygulayacak. Kurşuna dizme yöntemi ise askeri infazlarda 1945'ten bu yana ilk kez kullanılacak.</p>
<h2>Hegseth: İnsanlar sonuçlarını görmeli</h2>
<p>Savunma Bakanı Pete Hegseth, muhafazakâr bir yayın kuruluşuna verdiği söyleşide, infazın yerini, tarihini ve saatini özellikle seçtiklerini açıkladı.</p>
<p>Hasan'ın saldırıyı gerçekleştirdiği askeri üsse, haftanın aynı gününe ve yaklaşık aynı saate işaret eden Hegseth, bunun tartışılacak bir karar olmadığını savundu.</p>
<p>İnfazın kamuya açık olmasını da caydırıcılık gerekçesiyle savundu:</p>
<p>“İnsanların bunu izleyebilmesini, kamuya açık olmasını sağlayacağız. Çünkü insanların bu tür eylemlerin ağır sonuçları olduğunu anlaması gerekiyor.”</p>
<p>Hasan'ın son isteğinin bulunup bulunmadığı sorulduğunda ise Hegseth, bunu önemsemediğini belirterek 3 Aralık'ı bekleyeceklerini söyledi.</p>
<p>Başkan Donald Trump, 2 Ekim'de ölüm cezasının infazını onayladı. ABD askeri hukukunda idam kararının infazı için başkanın onayı gerekiyor.</p>
<p>Ancak Beyaz Saray, Trump'ın infazın canlı yayımlanmasını da destekleyip desteklemediği sorusuna yanıt vermedi; gazetecileri Pentagon'a yönlendirdi.</p>
<h3>J. D. Vance: "Ben izlemem"</h3>
<p>ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, cuma günü gazetecilere bu planın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden emin olmadığını söyledi ve planla ilgili şüphelerini dile getirdi. “Canlı yayınlanırsa izlemeyeceğim,” dedi.</p>
<h3>Cumhuriyetçiler de karşı: İdam başka, infazı seyrettirmek başka</h3>
<p>Hegseth'in açıklaması, ölüm cezasını destekleyen Cumhuriyetçiler arasında da tepkiyle karşılandı.</p>
<p>Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis, Hasan'ın ölüm cezasına çarptırılmasını desteklediğini ancak infazın canlı yayımlanmasını kabul edilemez bulduğunu açıkladı:</p>
<blockquote>
<p>“Hasan ölüm cezasıyla karşılaşmalı, ama infazını kamuya açmak ve canlı yayımlamak mı? İğrençliğin ötesinde.”</p>
</blockquote>
<p>Tillis, kamuya açık infazların İran ve Afganistan gibi baskıcı rejimlerin uygulaması olduğunu söyledi.</p>
<p>Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Austin Scott da ölüm cezasını desteklediğini belirterek itirazını şöyle dile getirdi:</p>
<blockquote>
<p>“İnfazları canlı yayımlamak cihatçıların yaptığı bir şey. Amerika bundan daha iyisini yapabilir.”</p>
</blockquote>
<p>Demokrat Senatör Chris Murphy, CNN'e yaptığı açıklamada uygulamayı Orta Çağ'a özgü olarak nitelendirdi. Murphy, Amerikan yönetiminin terör örgütlerinin infaz yöntemlerini taklit etmesini sorguladı.</p>
<p>Senato Silahlı Hizmetler Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Jack Reed ise infazın yayımlanmasının Hasan'a dünya çapında propaganda olanağı sağlayacağını söyledi. Reed'e göre bu, Amerikan karşıtı örgütlerin yeni militanlar kazanmasına hizmet edebilir.</p>
<p>Eski Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price da devletin şiddeti yüceltmesinin radikalleşmeyi besleyebileceğini savundu. Price, böyle bir gösterinin Hasan'ı destekçileri gözünde şehitleştirme tehlikesine işaret etti. </p>
<h3>Saldırıdan sağ kurtulan asker de canlı yayına karşı</h3>
<p>Tepkiler siyasetçilerle sınırlı kalmadı. </p>
<p>Fort Hood saldırısında yedi kurşunla yaralanan eski asker Alonzo Lunsford, Hasan'ın kurşuna dizilerek idam edilmesini desteklediğini, ancak infazın eğlence amacıyla izlenebilecek bir gösteriye dönüştürülmesine karşı olduğunu söyledi.</p>
<p>Lunsford, infazı yerinde izleyeceğini belirtti. Hasan'ın gözlerinin içine bakarak saldırıdan sağ kurtulduğunu ve onu öldürmeyi başaramadığını söylemek istediğini anlattı.</p>
<p>ABD Katolik Piskoposlar Konferansı Başkanı Başpiskopos Paul Coakley de Pentagon'a kararı yeniden değerlendirme çağrısında bulundu.</p>
<p>Coakley, Hasan'ın işlediği suçların hiçbir biçimde mazur görülemeyeceğini vurgularken kamuya açık infazın ölüm kültürünü teşvik edeceğini ve toplumun ahlaki dokusuna zarar vereceğini söyledi.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü ABD Şubesi araştırma direktör yardımcısı Justin Mazzola ise itirazı yalnız canlı yayınla sınırlamadı.</p>
<p>Mazzola, ölüm cezasının başlı başına insan haklarına aykırı olduğunu belirterek infazın canlı yayımlanmasının devletin uyguladığı şiddeti daha da ağırlaştıracağını söyledi. <a href="https://www.theguardian.com/us-news/2026/oct/09/live-stream-execution-fort-hood-shooter?utm_source=chatgpt.com" target="_blank" rel="noopener">The Guardian</a></p>
<h3>ABD'de sonuncu kamuya açık infazın üzerinden 90 yıl geçti</h3>
<p>ABD'de kamuya açık infazlar 19. yüzyıl boyunca binlerce kişinin katıldığı gösterilere dönüşebiliyordu.</p>
<p>Bu uygulamanın en bilinen son örneği, 1936'da Kentucky eyaletinde Rainey Bethea'nın asılmasıydı. Yaklaşık 20 bin kişinin izlediği infaz, büyük tartışmalara yol açmıştı.</p>
<p>İdam cezalarının uygulanması sonraki yıllarda cezaevlerinin içine taşındı. Tanık olarak mahkûmun yakınları, mağdur aileleri, basın temsilcileri ve belirli kamu görevlileri kabul edildi.</p>
<p>2001'de Oklahoma City bombalı saldırısının faili Timothy McVeigh'in infazı, mağdur yakınlarına kapalı devre televizyonla yayımlandı. Ancak bu görüntüler kamuoyuna açılmadı.  </p>
<p>Pentagon'un kararı geçmişte titizilikle uyulan bu sınırı da ortadan kaldırıyor.</p>
<h3>İdam mahkumu bu karara karşı mahkemeye başvurabilir</h3>
<p>Askeri hukuk uzmanı Eugene Fidell, bir idamın internet üzerinden canlı yayımlanmasının bilinen bir emsali olmadığını belirtti. Hasan'ın, infazın kamuya gösterilmesini engellemek amacıyla federal mahkemeye başvurabileceğini söyledi.</p>
<p>California Üniversitesi Berkeley Hukuk Fakültesi Ölüm Cezası Kliniği Eş Direktörü Elisabeth Semel de uygulamanın, mahkûmun insan onuruna ve hükümetin infazı gösteriye dönüştürme amacına ilişkin ciddi sorular doğurduğunu vurguladı.</p>
<p>Buna karşılık Fordham Üniversitesi hukuk profesörü Deborah Denno, infazların naklen yayınlanmasının uygulamanın kamuoyu denetimine açılması olduğunu iddia etti; devletin ölüm cezasını nasıl uyguladığını görünür kılacağını savundu.</p>
<h2>Cezayı hak etmek ve idamın meşruluğu arasındaki ayrım</h2>
<p>Nidal Malik Hasan, 5 Kasım 2009'da Fort Hood'daki bir askeri sağlık merkezinde rasgele ateş açarak 13 kişiyi öldürmüş, 32 kişiyi yaralamıştı. </p>
<p>Öldürülenlerin 12'si askerdi. Hasan, saldırıyı Afganistan'a gönderilecek askerlerin Müslümanları öldürmesini engellemek amacıyla gerçekleştirdiğini söylemişti. 2013'teki askeri yargılamada saldırıyı gerçekleştirdiğini inkâr etmedi. Mahkeme Hasan'ı kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarından mahkûm ederek ölüm cezasına çarptırdı.</p>
<h3><strong>Hasan mahkemede: “Yanlış taraftaydım, taraf değiştirdim”</strong></h3>
<p>Fort Hood saldırısının faili Nidal Malik Hasan, 2013'teki askerî yargılamasında avukatlığını kendisi üstlendi ve saldırıyı gerçekleştirdiğini kabul etti. Açılış konuşmasında, “Deliller, ateş eden kişinin ben olduğumu açıkça gösterecek,” dedi.</p>
<p>Hasan, ABD'nin yürüttüğü savaşlarda başlangıçta yanlış tarafta bulunduğunu düşündüğünü söyleyerek “Yanlış taraftaydım ama taraf değiştirdim” ifadesini kullandı. Kendisini mücahit olarak tanımlayan Hasan, savaşın her iki tarafta da ölüm ve yıkıma yol açtığını, ancak mahkemenin yalnızca bir tarafın kayıplarını ele aldığını ileri sürdü.</p>
<p>Askerî savcılık ise Hasan'ın hem Afganistan'a gönderilmek istemediğini hem de ABD askerlerini öldürmeyi dinî bir görev olarak gördüğünü savundu. Hasan, yargılama sonunda kapanış konuşması yapmadı.</p>
<p>Nidal Malik Hasan, yakalanması sırasında polis tarafından vurulmuş ve kısmi felç geçirmişti. Halen tekerlekli sandalyeyle hareket ediyor. </p>
<h3>İnsan hakları kuruluşları neden karşı? </h3>
<p>İnsan hakları kuruluşları, Pentagon'un kararına Hasan'ın suçunun ağırlığını veye mağdurlar adına adalet talebini kabul etmedikleri için karşı çıkmıyor. </p>
<p>Tartışmanın özü, devletin suçluyu cezalandırma yetkisinin bir insanın yaşamına son verme hakkını içerip içermediğinde toplanıyor. </p>
<p>Ölüm cezasını savunanlar, özellikle ağır cinayetlerde cezanın suçun ağırlığıyla orantılı olması gerektiğini, mağdurların yakınlarına adalet duygusu sağlayabileceğini ve caydırıcılık yaratabileceğini iddia ediyor. </p>
<p>Ölüm cezası karşıtlarıysa ölüm cezasının tersinemez oluşuna, adli hata riskine, eşitsiz uygulanmasına ve idamın ömür boyu hapis cezasından daha caydırıcı olduğunu gösteren güvenilir kanıtların bulunmamasına dikkat çekiyor.</p>
<p>Hasan davasında failin kimliği tartışmalı değil. Ancak insan hakları örgütlerinin yaklaşımına göre bu durum, ölüm cezasının insan hakları kapsamında taşıdığı temel sorunları ortadan kaldırmıyor.</p>
<h3>Başarısız infaz, idam tartışmasını  yeniden alevlendirdi</h3>
<p>Pentagon'un kararı, Tennessee'de Christa Pike'ın zehirli iğneyle idam girişiminin başarısız olmasından birkaç gün sonra gündeme yerleşti. </p>
<p>Pike, uygulamadan sağ kurtuldu. Avukatlarına göre hastanede bilinci ağır sağlık sorunları yaşarken açıldı. Bu olay, ölüm cezasının infazı konusunu da yeniden tartışmaya açtı.</p>
<p>ABD'de zehirli iğne uygulamalarındaki sorunlar nedeniyle bazı eyaletlerde kurşuna dizme, elektrikli sandalye ve nitrojen gazı gibi yöntemlere yeniden başvuruluyor.</p>
<h3>Konu infaz yöntemi değil, infazın kendisi</h3>
<p>Ancak ölüm cezası karşıtları, infaz yönteminin değiştirilmesinin temel sorunu çözmediğini savunuyor: Devletin bir insanı öldürmesi, uygulanan teknik ne olursa olsun geri alınamaz bir ceza.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü'nün kayıtlarına göre 2025'te dünyada en az 17 kamuya açık infaz gerçekleşti. Bunların 11'i İran'da, 6'sı Taliban yönetimindeki Afganistan'daydı.</p>
<p>BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği daha önce bu ülkelerdeki kamuya açık infazları kınamıştı.</p>
<p>Pentagon'un kararıyla aynı uluslararası hukuk ilkesi ABD'deki infaz gösterisi için gündeme geldi. </p>
<h2>İnfaz gerçekleşecek mi?</h2>
<p>Pentagon'un, infazın tarihini 3 Aralık olareak belirlemiş ve canlı yayın kararını açıklamış olması, infazın kesin olduğu ve bu yolla gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. </p>
<p>Hasan'ın federal sivil mahkemelere başvurarak infazın ertelenmesini veya canlı yayının engellenmesini isteme hakkı var.</p>
<p>Avukat John Galligan, Hasan'a idam kararının bildirildiği sırada yanında bir savunma avukatı bulunmadığını ve bunun ordu yönetmeliklerine aykırı olduğunu söyledi. Ordu sözcüsü ise askerî savunma avukatlarına ulaşmak için defalarca girişimde bulunulduğunu, sivil avukatın da bildirim sırasında hazır bulunamadığını kabul etti; buna rağmen usule uygun davranıldığını savundu.</p>
<p>Hukuki süreç devam ederken BM'nin uyarısı, Pentagon'un kararını uluslararası insan hakları hukukunun gündemine taşıdı.</p>
<p>ABD'nin ölüm cezasını kaldırması yönündeki talepler yeni değil. Ancak bu kez tartışma, devletin öldürme yetkisini kullanmasının da ötesinde. Pentagon'un planı, infazı bütün dünyanın izleyebileceği bir gösteriye dönüştürüyor. BM bu noktada İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 5. Maddesi'ni hatırlatıyor:</p>
<blockquote>
<p>"Hiç kimseye işkence yapılamaz; zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez.</p>
</blockquote>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 23:41:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Fon skandalının siyasi ayağını haberleştiren gazeteciler Sevinç ve Balcı tutuklandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/fon-skandalinin-siyasi-ayagini-haberlestiren-gazeteciler-sevinc-ve-balci-tutuklandi-324284</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/fon-skandalinin-siyasi-ayagini-haberlestiren-gazeteciler-sevinc-ve-balci-tutuklandi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/fon-skandalinin-siyasi-ayagini-haberlestiren-gazeteciler-sevinc-ve-balci-tutuklandi-324284</guid><description><![CDATA[Fon skandalının siyasi bağlantılarına yönelik haberler nedeniyle süren soruşturmada gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklandı. Murat Ağırel ve İsmail Saymaz adli kontrolle serbest bırakıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da fon krizini haberleştiren gazetecilere yönelik soruşturma, 9 Ekim Cuma günü iki tutuklamayla sonuçlandı. Gazeteci Şaban Sevinç ile Sözcü editörü Mustafa Balcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine çıkarıldıkları sulh ceza hâkimliğince tutuklandı.</p>
<p>Gazetecilere Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesinde düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması yöneltildi.</p>
<p>Aynı soruşturma kapsamında ifadeleri alınan gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Saymaz ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>
<p>Soruşturmanın temelinde, Eylül 2026'da 7 portföy yönetim şirketinin işlemlerine yönelik incelemeler ve bu şirketlerin yönettiği yatırım fonlarından bazı siyasetçilerin, kamu görevlilerinin ve yakınlarının olağanüstü kazançlar elde ettiği iddiaları bulunuyor.</p>
<p>Gazetecilere yönelik soruşturmalar, fonların yönetimi ve yatırımcıların uğradığı kayıplar konusunda süren tartışmanın siyasi bağlantılar üzerinden iktidar çevrelerine yöneldiği sırada başladı. </p>
<a href='/haber/gazetecilere-sorusturma-mustafa-balci-gozaltina-alindi-324240' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/09/fon-haberleri-icin-saymaz-agirel-ve-sevinc-ifadeye-cagrildi.jpg' alt='Gazetecilere soruşturma: Mustafa Balcı gözaltına alındı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gazetecilere soruşturma: Mustafa Balcı gözaltına alındı</h5>
<div class='date'>8 Ekim 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/fon-krizi-sansur-gerekcesi-oldu-yargi-haberleri-iktisatci-ve-gazetecilerin-hesaplarini-engelliyor-323754' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/24/fon-krizi-sansur-gerekcesi-oldu-yargi-haberleri-iktisatci-ve-gazetecilerin-hesaplarini-engelliyor.jpeg' alt='Fon krizi sansür gerekçesi oldu: Yargı, haberleri, iktisatçı ve gazetecilerin hesaplarını engelliyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Fon krizi sansür gerekçesi oldu: Yargı, haberleri, iktisatçı ve gazetecilerin hesaplarını engelliyor</h5>
<div class='date'>24 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h2>Ömer Çelik ve Osman Arıkan Nacar'ın aynı karede </h2>
<p>Mustafa Balcı'nın gözaltına alınmasından önce sosyal medya hesabında yayımladığı fotoğraf, soruşturmanın en dikkat çekici ögeleri arasındaydı. </p>
<p>Balcı, AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in 22 Ağustos'ta Bodrum'da düzenlenen Limak Filarmoni Orkestrası konserine katıldığını ve hemen arkasındaki sırada fon soruşturmasında adı geçen Osman Arıkan Nacar'ın oturduğunu gösteren bir fotoğraf paylaştı. </p>
<p>Balcı paylaşımında, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in, Nacar'ın daha önce Çelik'le birlikte tatil yaptığı ve 20 milyar lirayla yurt dışına çıktığını iddia ettiğini aktardı.</p>
<p>Paylaşılan fotoğraf, adı geçenlerin aynı etkinlikte birbirlerine yakın oturduklarını gösteriyor. Balcı da paylaşımında Nacar hakkındaki iddiaları kendisine ait kesinleşmiş bilgi olarak değil, Özel'in açıklamalarına atıfla aktarmıştı. </p>
<p>Gazeteci, gözaltına alınmadan önce Basın Suçları Bürosunca ifadeye çağrıldığını duyurmuş, söz konusu fotoğrafı işaret ederek çağrının bununla ilgili olabileceğini belirtmişti. Ardından sosyal medya hesabından gözaltına alındığını açıkladı.</p>
<h3>Sevinç de Nacar-Çelik ilişkisi iddiası gerekçesiyle suçlandı</h3>
<p>Şaban Sevinç de aynı soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Başsavcılığın ilk açıklamalarında Sevinç'in hangi sözlerinin veya paylaşımlarının gerçeğe aykırı kabul edildiği ayrıntılı biçimde belirtilmedi. Anadolu Ajansının aktardığı savcılık açıklamasına göre iki gazeteci hakkındaki işlem, AKP Sözcüsü Ömer Çelik hakkında kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar yaptıkları iddiasına dayanıyor.</p>
<h3>İki bakan hakkındaki fon iddiaları</h3>
<p>Murat Ağırel ve İsmail Saymaz'ın soruşturulmasına yol açan gelişmeler ise 7 Ekim'de Sözcü TV'de yayımlanan programda gündeme geldi.</p>
<p>Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, fonlardan iki bakanın kazanç sağladığı iddiasını dile getirmişti.</p>
<p>Ağırel, televizyon yayınında bu iddialardan birinin Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a yönelik olduğunu söyledi. Hedef Portföy, EFG Enerji ve başka şirketlerin adlarını anarak bazı yatırımcıların fon değerlerindeki yükselişten yararlandığı, ardından soruşturma başlamadan önce yatırımlarından çıktığı iddialarını aktardı.</p>
<p>Saymaz da aynı yayında, Özlale'nin sözünü ettiği bakanlardan birinin Bolat olduğu sonucuna varıldığını belirtti.</p>
<p>Ancak Saymaz daha sonra iddianın kaynağı olmadığını, programda daha önce dile getirilen bir iddiayı tekrarladığını açıkladı.</p>
<p>Bolat iddiaları reddederek iki gazeteci hakkında suç duyurusunda bulundu.</p>
<p>Bakanlığın başvurusunda gazetecilerin açıklamalarının hakaret, iftira, kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlarını oluşturduğu ileri sürüldü.</p>
<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da kendisi ve ailesi hakkındaki iddiaları reddetti. Göktaş, babasıyla ilgili suçlamaların isim benzerliğinden kaynaklandığını savundu. </p>
<h2>Bolat: "37,8 milyon TL yatırım yaptım, hesabımı kapatmadım"</h2>
<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 8 Ekim'de yaptığı açıklamada Hedef Yatırım Portföy bünyesinde yatırım yaptığını doğruladı.</p>
<p>Bolat, 26 Şubat 2024'te aile tasarruflarından 37,8 milyon lirayı kira sertifikası niteliğindeki bir yatırım aracına yatırdığını bildirdi.</p>
<p>Ancak fonların tasfiyesine yönelik operasyon öncesinde parasını çektiği, yatırımını iki katına çıkardığı ve hesabını kapattığı iddialarını reddetti.</p>
<p>Bolat, yatırımının hisse senedi değil, "sukuk" olarak da bilinen kira sertifikası olduğunu, hesabının operasyon öncesinde veya sonrasında kapatılmadığını söyledi. 170 milyon liralık işlem iddiasını da reddederek banka kayıtlarının incelenebileceğini belirtti.</p>
<p>Yeni Parti Milletvekili Ümit Özlale ise Bolat'a yönelik 170 milyon liralık işlem iddiasını yineledi ve Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) işlem numaralarını paylaştığını açıkladı.</p>
<p>Özlale, Göktaş'ın babası Hasan Özdemir'le ilişkilendirdiği 830 milyon liralık fon işlemlerinin de açıklanmasını istedi.</p>
<p>Buradaki temel ayrım, bir bakanın yatırım fonuna para yatırması ve kamu görevinin sağladığı ayrıcalıklı bilgilerden yararlanarak kazanç elde etmesi arasında. Birincisi tek başına suç değil. İkincisi ise sermaye piyasası mevzuatı kapsamında suç oluşturabilir.</p>
<h2>Fonlardan 187 milyar lira kazanan 214 kişi ve şirket incelemede</h2>
<p>Gazetecilerin tutuklandığı gün, fon soruşturmasının mali boyutuna ilişkin yeni bilgiler de kamuoyuna yansıdı.</p>
<p>Sabah gazetesinin aktardığı ve Serbestiyet'in 9 Ekim'de yayımladığı habere göre, Tera, Pusula ve Hedef fonlarından 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağladığı belirlenen 141 gerçek kişi ile 73 şirketin listesi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) gönderildi.</p>
<p>Haberde bu kişi ve şirketlerin toplam kazancının 187 milyar 653 milyon liraya ulaştığı belirtildi.</p>
<p>Soruşturma kapsamında elde edilen kazançların geri alınması için bildirimlerin başladığı, toplanacak paraların zarar gören yatırımcılara aktarılmasının hedeflendiği bildirildi.</p>
<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamalarına göre soruşturmanın önemli bir bölümünü, fonların tasfiye kararından hemen önceki 13-16 Eylül tarihlerinde yapılan satışlar oluşturuyor.</p>
<p>Yetkililer, bazı yatırımcıların fonlarla ilgili gelişmelerden önceden haberdar olarak satış gerçekleştirdiklerini belirtiyor.</p>
<p>İncelemeye alınan 214 kişi ve şirketin kimlikleri kamuoyuna açıklanmadı. Bildirilen kazanç tutarlarının ne kadarının hukuka aykırı olduğu da henüz kesinleşmiş değil.</p>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17-18 Eylül'de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonu tasfiye sürecine almıştı. Karar yaklaşık 456 bin yatırımcıyı ilgilendiriyor. </p>
<h2>Savcılık gazetecilerin hangi bilgileri çarpıttığını açıklamadı</h2>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gazetecilerin ifadeye çağrılmasının gerekçesini "kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar yapılması" olarak duyurdu.</p>
<a href='/haber/gazetecilere-sorusturma-mustafa-balci-gozaltina-alindi-324240' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/09/fon-haberleri-icin-saymaz-agirel-ve-sevinc-ifadeye-cagrildi.jpg' alt='Gazetecilere soruşturma: Mustafa Balcı gözaltına alındı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gazetecilere soruşturma: Mustafa Balcı gözaltına alındı</h5>
<div class='date'>8 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Ancak ilk açıklamada gazetecilerin hangi somut bilgilerinin yanlış olduğu, yanlış olduğu ileri sürülen bilgilerin hangi kanıtlarla çürütüldüğü ve kamu düzeninin nasıl tehlikeye sokulduğu belirtilmedi.</p>
<p>TCK'nin 217/A maddesi, yalnızca gerçeğe aykırı bilgi yayılmasını değil; bilginin belirli konulara ilişkin olmasını, kamu barışını bozmaya elverişli biçimde alenen yayılmasını ve failin sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle hareket etmesini de suçun unsurları arasında sayıyor.</p>
<p>Gazetecilerin aktardığı bir bilginin yanlış olduğunun ileri sürülmesi, tek başına suçun oluştuğunu göstermiyor. Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanması ve tutuklama tedbirine neden başvurulduğunun gerekçelendirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Sevinç ve Balcı hakkındaki tutuklama kararlarının gerekçeleri henüz kamuoyuna açıklanmış değil. Hâkimliğin neye dayanarak tutuklama kararı verdiği bilinmiyor. </p>
<h2>Basın özgürlüğü tartışması</h2>
<p>Gazetecilere yönelik soruşturma, fon krizinde siyasi sorumluluk ve ayrıcalıklı bilgi kullanımı iddialarının yoğunlaştığı bir dönem içerisinde gerçekleşti. </p>
<p>Basın özgürlüğü bakımından tartışmanın merkezinde, kamuoyunu yakından ilgilendiren mali işlemlerin haberleştirilmesi ile "bilerek yanlış bilgi yayılması" arasındaki hukukça belirlenmiş bir sınır var. Gazeteciler, özellikle kamu görevlileri ve siyasi yöneticilerle ilgili iddiaları araştırma, belgeleri yayımlama ve yetkililere soru sorma hakkına sahip, aslında bu, basının varlık şartı.</p>
<p>İfade ve basın özgürlüğünü güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. Maddesi de kamu yararını ilgilendiren tartışmalara özel koruma sağlıyor.</p>
<p>Tutuklanan gazetecilerin adil bir yargılama sonucunda cezaevine konulduklarına ilişkin şüphelerin ortadan kalkması için savcılık ve mahkemenin gazetecilerin hangi açıklamalarının suç oluşturduğuna ve bu açıklamaların neden tutuklanmayı zorunlu kıldığına dair gerekçelerini açıkça ortaya koymaları bekleniyor. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 22:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Panama: 7,7 büyüklüğündeki depremde can kaybı yok, 400 bina hasarlı, içme suyu altyapısı çöktü]]></title><link>https://bianet.org/haber/panama-7-7-buyuklugundeki-depremde-can-kaybi-yok-400-bina-hasarli-icme-suyu-altyapisi-coktu-324283</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/10/panama-7-6-buyuklugundeki-depremde-can-kaybi-yok-400-bina-hasarli-icme-suyu-altyapisi-coktu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/panama-7-7-buyuklugundeki-depremde-can-kaybi-yok-400-bina-hasarli-icme-suyu-altyapisi-coktu-324283</guid><description><![CDATA[Merkezi Panama'nın güneyindeki depremden can kaybı haberi gelmedi, depremin büyüklüğüne oranla hasarlı yapı sayısı da sınırlı kaldı, ancak ülkenin içme suyu altyapısı çöktü. Maddi zararın GSYİH'nin yüzde 1'i ila 10'u arasında olabileceği öngörüldü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Orta Amerika ülkesi Panama'nın güneyinde 9 Ekim Cuma günü yerel saatle 12.56'da (TSİ: 20.56) meydana gelen şiddetli deprem, ülkenin geniş bir bölümünde hissedildi.</p>
<p>ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS), depremin büyüklüğünü başta 8,0, derinliğini 33 kilometre olarak açıkladı. Daha sonra yapılan değerlendirmede büyüklük 7,7, derinlik 10 kilometre olarak güncellendi.</p>
<h3>Bilanço ağırlaşıyor: 400'den fazla bina hasarlı</h3>
<p>Deprem sırasında Başkent Panama City'de binalar sallandı, çok sayıda kişi sokaklara çıktı. Depremin etkileri özellikle Herrera, Los Santos ve Veraguas eyaletlerinde yoğunlaştı.</p>
<p>Panama Ulusal Sivil Koruma Sistemi, hasar tespit çalışmalarına başladı. İlk açıklamalarda can kaybı bildirilmedi. Depremin ardından artçı sarsıntılar da kaydedildi.</p>
<p>Depremin yol açtığı yıkım, arama kurtarma ve hasar tespit çalışmalarının ilerlemesiyle belirginleşti.</p>
<p>Panama Ulusal Sivil Koruma Sistemi (SINAPROC), 10 Ekim Cumartesi günü yayımladığı son bilançoda 9 eyalette 400'den fazla yapının zarar gördüğünü, 27 kişinin hafif yaralandığını ve yaklaşık 300 kişinin tahliye edildiğini açıkladı.</p>
<p><img class="float-md-start" style="font-size: 16px;" src="https://static.bianet.org/2026/10/untitled-41-1.jpg" alt=""></p>
<p>ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumunun (USGS) 7,7 büyüklüğünde ölçtüğü deprem, 9 Ekim'de yerel saatle 12.56'da ülkenin güneyindeki Tonosí yakınlarında meydana geldi. Panama Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü ise depremin büyüklüğünü 7,5 olarak güncelledi. Depremin ardından büyüklüğü 6'yı aşan sarsıntıların da bulunduğu 100'den fazla artçı deprem kaydedildi.</p>
<p>SINAPROC, henüz kayıp kişi bildirilmediğini, yaralıların durumunun hafif olduğunu duyurdu.</p>
<h3>En ağır darbe içme suyu altyapısına</h3>
<p>Depremin yol açtığı en önemli sorunlardan biri ülkenin içme suyu altyapısında ortaya çıktı.</p>
<p>Panama hükümeti ve SINAPROC'un ilk değerlendirmelerine göre, ülkenin içme suyu arıtma tesislerinin neredeyse tamamında yapısal hasar meydana geldi. Başkent Panama City'ye su sağlayan tesisin kapasitesi yüzde 20'ye düştü.</p>
<p>Su altyapısındaki hasarın giderilmesinin ne kadar süreceği henüz açıklanmadı. Arıtma tesislerinin düşük kapasiteyle çalışması, depremden doğrudan etkilenmeyen yerleşimlerde de su teminini zorlaştırabilir.</p>
<p>Yetkililer, hasar tespitlerinin sürdüğünü ve ülkenin büyük bölümünün depremden değişik ölçülerde etkilendiğini bildirdi.</p>
<h3><strong>188 okul, 20 sağlık tesisi hasar gördü</strong></h3>
<p>SINAPROC'un dokuz eyalette yaptığı ilk incelemeler, depremin kamu hizmetleri üzerindeki etkisini de ortaya koydu.</p>
<p>Açıklanan bilançoya göre 142 konut, 4 apartman, 188 okul, 20 sağlık kuruluşu, 26 kamu binası, 13 kilise, 7 otel ve 9 köprü zarar gördü. Çok sayıda karayolunda da hasar tespit edildi.</p>
<p>Depremin merkez üssüne yakın Los Santos eyaletinde 14 konut, 5 otel, 4 hastane, 22 okul ve 18 kamu binasının hasar gördüğü bildirildi. Eyalette altı kişi yaralandı.</p>
<p>Tsunami tehlikesi nedeniyle kıyıdaki bir yerleşimden yaklaşık 300 kişi yüksek kesimlere tahliye edildi. Heyelanlar, yol ve köprü hasarları nedeniyle 5 yerleşim yeriyle ulaşım bağlantısı kesildi.</p>
<p>En ağır hasarın görüldüğü diğer bölgelerden Coclé eyaletinde 50 konut zarar gördü, 17 kişi yaralandı. Sekiz aile geçici barınma merkezlerine yerleştirildi. <a href="https://efe.com/mundo/2026-10-10/terremoto-sismo-registrado-panama-datos/?utm_source=chatgpt.com" target="_blank" rel="noopener">EFE Noticias</a></p>
<h3>Penonomé'de otel ve kamu binası çöktü</h3>
<p>Başkentten yaklaşık 150 kilometre uzaklıktaki Penonomé kentinde üç katlı Dos Continentes Oteli'nin arka bölümü çöktü. Enkaz altında park halindeki araçlar kaldı.</p>
<p>Coclé eyalet yönetiminin bulunduğu binanın bir cephesi tamamen çökerken diğer bölümünde büyük çatlaklar oluştu.</p>
<p>Kentin tarihî San Juan Bautista Katedrali'nin iki kulesinden biri de yıkıldı. Olay sırasında kilisede bir toplantı yapan din görevlileri ve piskopos Edgardo Cedeño'nun binada bulunduğu belirtildi.</p>
<p>EFE muhabirlerinin olay yerinde yaptığı gözlemlere göre, otelde bulunanlar yapının çökmesinden önce dışarı çıkmayı başardı.</p>
<p>Panama Devlet Başkanı José Raúl Mulino, İçişleri Bakanı Dinoska Montalvo ile birlikte Penonomé'deki hasarlı bölgeleri ziyaret ederek yardım ve onarım çalışmalarını yerinde inceledi.</p>
<p>Mulino, depremden etkilenenlerin ihtiyaçlarının karşılanması için çalışmaların hızla koordine edildiğini açıkladı. </p>
<h3>Tsunami uyarısı kaldırıldı, artçılar sürüyor</h3>
<p>Depremin ardından Orta ve Güney Amerika'nın Pasifik kıyıları için tsunami uyarıları yayımlanmıştı. </p>
<p>Panama, Kolombiya, Ekvador, Nikaragua, Guatemala ve bölgedeki diğer ülkelerin kıyılarında tehlikeli dalgalar oluşabileceği bildirildi. Ancak ABD Tsunami Uyarı Sistemi, yaklaşık üç saat sonra tehdidin sona erdiğini açıklayarak uyarıları kaldırdı.</p>
<p>Ülkenin Pasifik kıyısındaki bazı yerleşimlerde deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle önleyici tahliyeler gerçekleştirildi.</p>
<p>İlk depremi izleyen 100'den fazla artçı sarsıntı, hasarlı yapıların güvenliğine ilişkin kaygıları artırdı. </p>
<h3>Panama Kanalı çalışıyor, uluslararası yardım başlıyor</h3>
<p>Deprem sırasında başkentte çok sayıda yüksek bina sallandı. İş yerleri ve alışveriş merkezleri boşaltılırken sokaklarda yoğunluk yaşandı.</p>
<p>Tocumen Uluslararası Havalimanı, deprem sonrasında güvenlik kontrolleri için geçici olarak kapatıldı. Pistler, terminal binaları ve hava trafik kontrol tesislerinde yapılan incelemelerin ardından uçuşlar yeniden başladı.</p>
<p>Atlantik ve Pasifik okyanuslarını birbirine bağlayan Panama Kanalı'nın işletmesi ise kesintiye uğramadı. Kanal yönetimi, önleyici denetimlerin sürdüğünü ve gemi geçişlerinin normal biçimde devam ettiğini bildirdi.</p>
<p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Panama hükümetinin talebi üzerine yardım için personel ve kaynak seferber edildiğini açıkladı.</p>
<p>Depremin ekonomik kayıplarının boyutu henüz belirlenmedi. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumunun ilk değerlendirmeleri, toplam ekonomik zararın ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 1 ila 10'u arasında olabileceğine işaret ediyor. Bu tahmin henüz kesinleşmiş bir hasar bilançosu değil</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 22:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Trump, Villay'ın 2026 Nobel Barış Ödülü'nü aldığı gün, üyesi olduğu UCM'ye ağır yaptırımlar açıkladı]]></title><link>https://bianet.org/haber/trump-villay-in-2026-nobel-baris-odulu-nu-aldigi-gun-uyesi-oldugu-ucm-ye-agir-yaptirimlar-acikladi-324282</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/trump-villay-in-2026-nobel-baris-odulu-nu-aldigi-gun-uyesi-oldugu-ucm-ye-agir-yaptirimlar-acikladii.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/trump-villay-in-2026-nobel-baris-odulu-nu-aldigi-gun-uyesi-oldugu-ucm-ye-agir-yaptirimlar-acikladi-324282</guid><description><![CDATA[Güney Afrikalı hukukçu Navi Pillay'ın 2026 Nobel Barış Ödülü'nü aldığı gün, ABD Başkanı Donald Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne kapsamlı yaptırımlar açıkladı. Navi Pillay, Gazze'deki soykırımı belgeleyen BM komisyonuna başkanlık etmiş ve İsrail'in tepkisini çekmişti. Son Nobel ödülü Pazartesi günü açıklanacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Norveç Nobel Komitesinin Barış Ödülü'nü Navi (Navanethem) Pillay'a verdiğini açıklamasından birkaç saat sonra ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Pillay'ın 2003-2008 arasında yargıcı olduğu Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) kapsamlı yaptırımlar açıkladı.</p>
<a href='/haber/2026-nobel-baris-odulu-guney-afrikali-hukukcu-navanethem-pillay-a-verildi-324256' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/09/2026-nobel-baris-odulu-guney-afrikali-hukukcu-navanethem-pillay-a-verildi.jpg' alt='2026 Nobel Barış Ödülü, Güney Afrikalı hukukçu Navanethem Pillay&#39;a verildi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>2026 Nobel Barış Ödülü, Güney Afrikalı hukukçu Navanethem Pillay'a verildi</h5>
<div class='date'>9 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'ın mahkemeyle yapılacak mali işlemleri yasaklayacağını ve böylece kurumun faaliyetlerini sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu kaynaklara erişimini engelleyeceğini duyurdu.</p>
<p>Rubio, yaptırım kararını açıklarken, “Başkan Trump, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Amerikalıları yargılamasına asla izin vermeyecek” dedi.</p>
<p>Washington'ın yaptırımları, mahkemeye hizmet sağlayan bankaları, teknoloji şirketlerini ve diğer kuruluşları da etkileyebilir.</p>
<p>ABD yönetimi, yaptırımların gerekçesi olarak UCM'nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkındaki tutuklama kararını ve Amerikan askerlerinin Afganistan'daki eylemlerine ilişkin geçmiş soruşturmaları gösterdi.</p>
<h3>Trump'ın yaptırımları neleri kapsıyor?</h3>
<p><span style="color: rgb(224, 62, 45);">▶︎</span> Mali işlemler: UCM'nin ABD finans sistemiyle işlemleri kısıtlanıyor. ABD bağlantılı mal varlıkları ve mali kaynakları bloke edilebiliyor.</p>
<p><span style="color: rgb(224, 62, 45);">▶︎</span> Dolar kullanımı: Mahkemenin dolar üzerinden ödeme yapması ve uluslararası bankacılık hizmetlerinden yararlanması ciddi biçimde zorlaşabilir.</p>
<p><span style="color: rgb(224, 62, 45);">▶︎</span> Teknoloji hizmetleri: Amerikan yazılım ve teknoloji şirketlerinin UCM'ye hizmet sağlaması yaptırımların kapsamına giriyor.</p>
<p><span style="color: rgb(224, 62, 45);">▶︎</span> Sigorta ve diğer hizmetler: Amerikan şirketlerinin mahkemeyle ticari ilişkilerini sürdürmesi kısıtlanıyor.</p>
<p><span style="color: rgb(224, 62, 45);">▶︎</span> Üçüncü taraflar: Mahkemeyle çalışan şirketler de ABD yaptırımlarına maruz kalma riskiyle karşı karşıya.</p>
<h3>Nobel Komitesi: "Hukuk kurumları saldırı altında"</h3>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.bianet.org/2026/10/navi.jpg" alt="">Norveç Nobel Komitesi, "Barış Ödülü"nü 85 yaşındaki Güney Afrikalı hukukçu Pillay'a, barışın ve uluslararası hukukun geliştirilmesine katkıları nedeniyle verdiğini açıkladı.</p>
<p>Komite, uluslararası hukuk sisteminin ağır baskı altında olduğunu belirterek, güç siyasetinin hukukun önüne geçtiği koşullarda barışın korunamayacağını vurguladı.</p>
<p>Açıklamada uluslararası mahkemelerin siyasi saldırılara uğraması ve yargıçların yaptırımlarla hedef alınması özellikle eleştirildi.</p>
<p>Pillay, apartheid döneminde aralarında Nelson Mandela'nın da bulunduğu siyasi tutukluların savunmasında rol almış; Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde cinsel şiddetin soykırım suçu kapsamında değerlendirilmesinde etkili olmuştu. Daha sonra UCM yargıçlığı ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği görevlerinde bulundu. </p>
<p>2021-2025 arasında başkanlık ettiği BM soruşturma komisyonu, Eylül 2025'te İsrail'in Gazze'de soykırım suçunu işlediği sonucuna vardı. İsrail hükümeti bu bulguları reddetti.</p>
<h3>İsrail'den Villay'ın ödüllendirilmesine tepki</h3>
<p>İsrail'in BM Cenevre Temsilcisi Daniel Meron, Nobel kararını kınayarak Pillay'ı İsrail karşıtı önyargıyla suçladı.</p>
<p>Pillay ise ödülünü uluslararası suçlardan sağ kurtulanlara ve adalet için mücadele edenlere adadı.</p>
<p>Ödül haberini Nürnberg'de alan Pillay, Trump'a gönderme yaptı. Alkışlar uzun sürünce alkışlayanlara, “Biraz daha alkışlarsanız belki ödülü Trump'la paylaşırım” dedi.</p>
<p>BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, ödülü insan hakları ve hesap verebilirlik mücadelesinin bir ortak kazanımı olarak değerlendirdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane de kararın uluslararası hukuk düzeninin karşı karşıya bulunduğu güçlükler nedeniyle özel önem taşıdığını belirtti. </p>
<h3>Alınan ve alınacak ödüller</h3>
<p>Nobel haftasında verilecek altı ödülden beşi, aralarında Villay'ın da olduğu sahiplerini buldu. Pazartesi günü Ekonomi Ödülü'nün açıklanmasıyla 2026 Nobel Ödülleri'nin tamamı dağıtılmış olacak. </p>
<h3><span style="color: rgb(126, 140, 141);">Tıp Nobel'i: Beyindeki sinir hücrelerinin ışıkla kontrolüne </span></h3>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.bianet.org/2026/10/tip.jpg" alt="">2026 Nobel Tıp veya Fizyoloji Ödülü, 5 Ekim'de Karl Deisseroth, Peter Hegemann ve Georg Nagel arasında paylaştırıldı. </p>
<p>Üç bilim insanı, sinir hücrelerinin ışık yardımıyla etkinleştirilmesini veya susturulmasını sağlayan optogenetik yöntemin geliştirilmesine katkıları nedeniyle ödüllendirildi.</p>
<p>Araştırmanın temeli, bazı alglerde bulunan ışığa duyarlı proteinlerin keşfine dayanıyor. Bu proteinlerin sinir hücrelerine yerleştirilmesi, bilim insanlarının beyindeki belirli hücre gruplarının faaliyetlerini ışıkla kontrol etmesini sağladı.</p>
<p>Optogenetik, hafıza, davranış ve duyguların beyindeki karşılıklarının araştırılmasında yeni olanaklar yarattı. Epilepsi, demans ve bazı görme kayıplarının tedavisine yönelik araştırmalarda da kullanılıyor.</p>
<p>Ancak ödül, bilimsel emeğin paylaşılması tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Yöntemin geliştirilmesinde önemli katkıları bulunan Ed Boyden'in ödül dışında kalması eleştirilere yol açtı. Fakat Nobel kuralları, bir ödülün en fazla üç kişi arasında paylaşılmasına izin veriyor. </p>
<h3><span style="color: rgb(126, 140, 141);">Fizik Nobel'i: Evrenin görünmeyen habercileri</span></h3>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.bianet.org/2026/10/untitled-34.jpg" alt="">6 Ekim'de açıklanan Fizik Nobel'i, Belçika kökenli Amerikalı fizikçi Francis Halzen'in oldu. </p>
<p>Halzen, Antarktika'daki IceCube Nötrino Gözlemevi'nin kurulmasına öncülük etmesi ve uzay kaynaklı yüksek enerjili nötrinoların keşfine katkıları nedeniyle ödüllendirildi.</p>
<p>Nötrinolar, elektrik yükü taşımayan ve maddeyle çok seyrek etkileşime giren atomaltı parçacıklar; dünyanın içinden bile neredeyse hiçbir engelle karşılaşmadan geçebiliyorlar.</p>
<p>IceCube, Güney Kutbu'ndaki yaklaşık bir kilometreküplük buz kütlesine yerleştirilmiş binlerce algılayıcıyla bu parçacıkların izlerini tespit ediyor.</p>
<p>Bu yöntemle, kara delikler ve patlayan yıldızlar gibi evrenin en yüksek enerjili olaylarının incelenmesine yeni bir gözlem kanalı açıldı.</p>
<p>Halzen, ödülün yalnızca kendi başarısı olmadığını vurguladı. IceCube, yüzlerce araştırmacının katıldığı uluslararası bir bilimsel işbirliğiyle geliştirildi.</p>
<h3><span style="color: rgb(126, 140, 141);">Kimya Nobel'i: Moleküllerin sağını solunu ayırmak</span></h3>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.bianet.org/2026/10/kimya.jpg" alt="">7 Ekim'de açıklanan Kimya Nobel'i, Fransa'dan Henri B. Kagan ve Japonya'dan Kensō Soai'ye verildi.</p>
<p>İki bilim insanı, aynı atomlardan oluşmalarına rağmen üç boyutlu yapıları birbirlerinin aynadaki görüntüsü olan moleküllerin istendikleri biçimde üretilmesini sağlayan yöntemlere katkıları nedeniyle ödüllendirildi. Bu gelişme, özellikle ilaçların etkili ve güvenli biçimde üretilmesi açısından önem taşıyor.</p>
<p>Kagan ve Soai'nin çalışmaları, ilaç kimyasında daha seçici üretim yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağladı. Araştırmaları, yaşamın moleküler düzeyde neden belirli yönelimleri seçtiği sorusuna da ışık tutuyor.</p>
<p>Ödül, kimya çevrelerinde genel olarak olumlu karşılandı. </p>
<h3><span style="color: rgb(126, 140, 141);">Edebiyat Nobel'i: Antikçağ ile günümüz arasında Anne Carson</span></h3>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.bianet.org/2026/10/edebiyat-1.jpg" alt="">İsveç Akademisi, 8 Ekim'de 2026 Nobel Edebiyat Ödülü'nü Kanadalı şair, denemeci ve çevirmen Anne Carson'a verdi.</p>
<p>Akademi, ödülün gerekçesi olarak Carson'ın klasik edebiyat geleneğiyle yaratıcı bir ilişki kurarak çağdaş edebiyat için yeni biçimler geliştirmesini açıkladı.</p>
<p>76 yaşındaki Carson, şiir, düzyazı, tiyatro ve çeviri arasındaki geleneksel sınırları aşan eserleriyle tanınıyor.</p>
<p>Carson'ın başlıca eserleri arasında <em>Kırmızının Otobiyografisi</em>, <em>Acı Tatlı Eros</em> ve <em>Gece</em> bulunuyor. Yazarın <em>Kırmızının Otobiyografisi</em> ve <em>Kocanın Güzelliği</em> adlı eserleri Aslı Biçen'in çevirisiyle Metis Yayınları tarafından Türkçede yayımlandı.</p>
<p>Antik Yunan edebiyatını çağdaş insan ilişkileri, aşk, kayıp ve hafıza temalarıyla birleştiren Carson'ın ödüllendirilmesi edebiyat çevrelerinde olumlu karşılandı.</p>
<p>Ödül haberini İzlanda'da alan Carson, şaşkınlığını esprili bir yanıtla dile getirdi: “Sanırım hepsi delirmiş.” </p>
<h3>Nobel haftasında son ödül pazartesi</h3>
<p>2026 Nobel Haftası'nda 12 Ekim Pazartesi günü Ekonomi Bilimleri Ödülü verilecek. </p>
<p>Tıp, fizik ve kimya ödülleri, araştırma yöntemlerini değiştiren ve yeni bilimsel alanlar açan keşiflere verildi. Edebiyat ödülü, yerleşik anlatı biçimlerini dönüştüren bir yazarı onurlandırdı.</p>
<p>Barış Ödülü ise uluslararası hukuk kurumlarının siyasi ve ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde, bu kurumların geliştirilmesine yaşamını adamış bir hukukçuya verildi.</p>
<p>"Alfred Nobel Anısına İsveç Merkez Bankası Ekonomi Bilimleri Ödülü"nün sahibini İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, Stockholm'de, Orta Avrupa yaz saatiyle 11.45'ten itibaren açıklayacak.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 19:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ahmet Şık'ın sağlık durumu iyi]]></title><link>https://bianet.org/haber/ahmet-sik-in-saglik-durumu-iyi-324281</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/ahmet-sik-in-saglik-durumu-iyi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ahmet-sik-in-saglik-durumu-iyi-324281</guid><description><![CDATA[Türkiye İşçi Partisi tarafından yapılan açıklamada Ahmet Şık sağlık durumunun iyi olduğu ve en kısa sürede taburcu olmasının beklendiği bilgisi verildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Milletvekili Ahmet Şık rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı, damar tıkanıklığı tespit edilen Şık'a bypass operasyonu yapılacağı bilgisi verildi.</p>
<p>Türkiye İşçi Partisi tarafından yapılan sosyal medya paylaşımında konu ile ilgili "İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık'ın dün akşam rahatsızlanarak hastaneye başvurmasının ardından yapılan testler sonucunda kalp damar tıkanıklığı saptanmıştır. Uzmanların değerlendirmelerine göre önümüzdeki günlerde bypass ameliyatı olma ihtimali olan Şık'ın tıbbi durumu iyi olup kısa süre içerisinde taburcu olması beklenmektedir. Geçmiş olsun dileklerini ileten tüm yurttaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur." açıklaması yapıldı.</p>
<p>(Mİ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 18:06:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bu hafta biamag’da]]></title><link>https://bianet.org/haber/bu-hafta-biamagda-324280</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/bu-hafta-biamagda.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bu-hafta-biamagda-324280</guid><description><![CDATA[Bu haftaki biamag’da Dolapdere’nin ikinci el pazarından Hasankeyf’e, Laz evlerinin kuzinesinden Avrupa sokaklarındaki gençlik eylemlerine uzanıyoruz. Mekan, hafıza, kent hakkı, siyaset ve birlikte yaşamanın imkanlarını farklı hikayeler üzerinden tartışıyoruz.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bu haftaki biamag’da kentlerin, evlerin ve sokakların değişen yüzünden toplumsal hafızaya, siyasal krizlerden gençlerin gelecek arayışına, felsefeden sinemaya uzanan yazılar bir araya geliyor.</p>
<p>Dolapdere’deki bir pazarın görünmeyen sınırları, Hasankeyf’in sular altında kalan yaşamı, Laz evlerinde yavaş yavaş sönen kuzine ateşi, bisiklet yolları ve yerel yönetim politikaları… Hikmet Adal’ın editörlüğünde bu hafta biamag’da şu yazılar var:</p>
<p><em>N. Şule Gürle,</em> Dolapdere İkinci El Pazarı’nda tezgahların arasına karışarak satıcıların hikayelerini, geçim mücadelesini ve mekânın görünmeyen sınırlarını anlatıyor.</p>
<p><em>İstem Özdilek, </em>Ortxaphe’nin hatırasından yola çıkarak Laz evlerinde kuzinenin etrafında şekillenen gündelik yaşamı, aile ilişkilerini ve kültürel aktarımı anlatıyor. Lazcanın konuşulduğu, hikayelerin ve masalların paylaşıldığı mekanların dönüşümünü izliyor.</p>
<p><em>Dicle Özdemir,</em> Ilısu Barajı’yla sular altında kalan Hasankeyf üzerinden kalkınma politikalarının toplumsal ve ekonomik bedellerini tartışıyor.</p>
<p><em>Panayotis Petridis</em>, Selanik’ten İstanköy’e, Turgutreis’ten Avrupa kentlerine uzanan gözlemleriyle bisiklet yollarının hikayesini yazıyor. Otomobil merkezli ulaşım politikalarının, turizm yatırımlarının ve kıyılardaki yapılaşmanın kamusal alanı nasıl daralttığını sorgulayarak kentlerin yayalara ve bisikletlilere ne kadar yer bıraktığını tartışıyor.</p>
<p><em>Özgür Erbaş,</em> Muğla’nın Ula ilçesinde 2019 yerel seçimlerinin ardından başlayan altyapı yatırımlarını ve sokaklarda beliren rögar kapaklarını mizahi bir dille ele alıyor. Yerel yönetimlerle merkezi iktidar arasındaki ilişkiyi ironik bir dille aktarıyor.</p>
<p><em>Sebüktay Kaan,</em> Hikmet Kıvılcımlı’nın Hollanda Uluslararası Sosyal Tarih Enstitüsü arşivinde gün yüzüne çıkan ve yaklaşık 70 yıl sonra yayımlanan <em>Kent</em> adlı eserini inceliyor.</p>
<p><em>Büşra Yentürk</em>, insanların birbirleriyle konuşmaktan çok birbirleri hakkında konuştuğu bir çağda muhabbetin siyasal imkanlarını tartışmaya açıyor.</p>
<p><em>Türkan Aslan Ağaç,</em> ekonomik krizden Kürt meselesine, kadınların eşitlik mücadelesinden yerel demokrasiye uzanan sorunların neden ortak bir siyasal itiraza dönüşemediğini sorguluyor.</p>
<p><em>Ercan Jan Aktaş</em>, Fransa’nın Créteil banliyösünde başlayarak ülke geneline yayılan liseli eylemlerinden ve Almanya’daki öğrenci hareketlerinden hareketle gençlerin siyasetle kurduğu ilişkiye odaklanıyor.</p>
<p><em>Vartan Halis Yıldırım, </em>İoanna Kuçuradi’nin ölümünün ardından Yusuf Kaplan’ın yaptığı açıklamalardan hareketle felsefenin kimlik, milliyet ve aidiyetle ilişkisini ele alıyor.</p>
<p><em>Rosalino Levantino,</em> Atina Uluslararası Film Festivali’nde izlediği dört yapımı değerlendiriyor. Harlem Rönesansı’nın kültürel mirasını ele alan <em>Bir Zamanlar Harlem’de</em>, Fransız kırsalında büyümeyi anlatan <em>Gabin</em>, Lübnan’da kadınların ataerkil geleneklerle mücadelesine odaklanan <em>Dün Gözüme Uyku Girmedi</em> ve Şili’de Pinochet darbesinin izini süren <em>Kızıl Hangar</em> üzerinden sinemanın tarih, hafıza ve özgürlükle ilişkisine bakıyor.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 17:54:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[T24'ün erişim engeline yaptığı itiraz reddedildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/t24-un-erisim-engeline-yaptigi-itiraz-reddedildi-324279</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/t24-un-erisim-engeline-yaptigi-itiraz-reddedildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/t24-un-erisim-engeline-yaptigi-itiraz-reddedildi-324279</guid><description><![CDATA[İnternet sitesi erişime kapatılan T24'ün erişim engeline yaptığı itiraz, reddedildi. T24, kararı AYM'ye taşıyacağını duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>T24 hakkında 30 Eylül'de 'erişim engeli' kararı verilmiş, T24 bunun üzerine 1 Ekim'de karara itiraz etmişti.</p>
<p>İtiraz, İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nce bugün (9 Eylül) reddedildi. T24 kararı Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) taşıyacağını duyurdu.</p>
<a href='/haber/t24un-yeni-kullanici-adli-x-hesabina-da-erisim-engeli-324062' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/03/t24un-yeni-kullanici-adli-x-hesabina-da-erisim-engeli.webp' alt='T24’ün yeni kullanıcı adlı X hesabına da erişim engeli' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>T24’ün yeni kullanıcı adlı X hesabına da erişim engeli</h5>
<div class='date'>3 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Sansür dalgası</h3>
<p>'Ailem Güvende’ operasyonları kapsamında gazete, gazeteciler, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve yüzlerce yurttaşın sosyal medya hesapları bu dalga içinde kapatıldı. 30 Eylül'de ise İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, T24'ün internet haber portalı ve sosyal medya hesaplarının kapatılmasına karar verdi.</p>

<p>Kararın, son 1 yıl içinde 'LGBT propagandası niteliği taşıyan 118 içerik' nedeniyle verildiği kaydedildi.</p>
<a href='/haber/1250ye-yakin-akademisyenden-ailem-guvende-operasyonlarina-tepki-323589' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/18/1250ye-yakin-akademisyenden-ailem-guvende-operasyonlarina-tepki.png' alt='1250’ye yakın akademisyenden ‘Ailem Güvende’ operasyonlarına tepki' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>1250’ye yakın akademisyenden ‘Ailem Güvende’ operasyonlarına tepki</h5>
<div class='date'>18 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeler yer aldı:</p>
<p>"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürütmekte olduğu 'Ailem Güvende' soruşturması kapsamında son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik üreten T24 adlı internet haber portalının internet ve sosyal medya hesapları İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğince kapatıldı. Karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi."</p>
<a href='/haber/erisim-engeli-dort-saatte-uygulaniyor-t24un-itirazi-bes-gundur-bekliyor-324161' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/haber/2026/09/30/t24un-internet-sitesi-ve-sosyal-medya-hesaplarina-kapatma-karari.jpg' alt='Erişim engeli dört saatte uygulanıyor, T24’ün itirazı beş gündür bekliyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Erişim engeli dört saatte uygulanıyor, T24’ün itirazı beş gündür bekliyor</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>T24 itiraz etti</h3>
<p>Hâkimlikçe verilen kararda, erişim engeline gerekçe gösterilen içeriklerde yer alan yazıların “olgusal bilgi/haberden ziyade köşe yazarlarının fikirlerini yansıtan değer yargıları olduğu” belirtildi. Hâkimlik kararının “anayasal güvence altında olan kanaat hürriyeti ve ifade hürriyetini ağır şekilde ihlal ettiği” belirtilirken, “Anılan değer yargısı içeren köşe yazılarıyla, Türk toplumu ve aile yapısının ne şekilde zayıflatıldığı somutlaştırılmamış ve böylesine soyut kavramlarla 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesinde belirtilen hukuki amaçlar arasında herhangi bir illiyet bağı kurulamamıştır. İlk derece mahkemesinin haber sitesine getirdiği erişim engeli kararındaki orantısızlık açık bir dijital tahakküm düzeni ve toplumsal sansürdür” denildi.</p>
<a href='/haber/bianetin-x-hesabina-ikinci-sansur-324191' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/07/bianetin-x-hesabina-ikinci-sansur.jpg' alt='bianet’in X hesabına ikinci sansür' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>bianet’in X hesabına ikinci sansür</h5>
<div class='date'>7 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Dilekçede, "son 1 yıldaki 118 yazıyı" kaleme aldığı iddia edilen 57 yazarın 22'sinin, yıllar önce T24'ten ayrıldıkları, yazıların bazılarının 5, 10, 15 yıl öncesinde kaleme alındığı, karara konu yazılarla ilgili araştırmanın Anayasa Mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulunan “toplu sanal devriye” yöntemiyle yapıldığı vurgulandı. 1 yıl içinde yazıldığı iddia edilen 118 içeriğin sadece 21 tanesinin son bir yıl içinde kaleme alındığı belirtildi.</p>
<a href='/haber/ifade-ozgurlugu-dernegi-dahil-en-az-88-hesaba-erisim-engeli-324084' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/05/ifade-ozgurlugu-dernegi-dahil-en-az-88-hesaba-erisim-engeli.jpg' alt='İfade Özgürlüğü Derneği dahil en az 88 hesaba erişim engeli' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İfade Özgürlüğü Derneği dahil en az 88 hesaba erişim engeli</h5>
<div class='date'>5 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Dilekçede, "Somut durumdan da anlaşılacağı üzere; hukuka aykırı da olsa, içeriklerin her biri tek tek engellenebilecekken ve bu durum teknik olarak da mümkünken, haber sitesinin tamamına (t24.com.tr adresine) erişim engeli getirmek orantısız, hakkın özünü zedeleyen, ölçülülük ilkesine aykırı kanunun lafzına ve amacına aykırı, anayasal güvence altında bulunan ifade ve basın özgürlüğü başta olmak üzere mülkiyet hakkını da ihlal eden açık ve ağır bir müdahaledir" denidi.</p>
<p>Dilekçede, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebini önce reddeden hâkimliğin itiraz üzerine aynı talebi neden kabul ettiğinin de kararda gerekçelendirilmediğine işaret edildi.</p>
<h3>Karar AYM’ye taşınacak</h3>
<p>T24'ün erişim engeline yaptığı itiraz bugün reddedildi. Gazete, kararı AYM'ye taşıyacağını duyurdu.</p>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 17:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[DEM Parti Sözcüsü Doğan'dan süreç çağrısı: Belirsizlikler ortadan kaldırılmalı]]></title><link>https://bianet.org/haber/dem-parti-sozcusu-dogan-dan-surec-cagrisi-belirsizlikler-ortadan-kaldirilmali-324278</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/dem-parti-sozcusu-dogan-dan-surec-cagrisi-belirsizlikler-ortadan-kaldirilmali-surec-hizlanmali.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/dem-parti-sozcusu-dogan-dan-surec-cagrisi-belirsizlikler-ortadan-kaldirilmali-324278</guid><description><![CDATA[DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, MYK toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, İzleme Komisyonu’nun kapsayıcı biçimde oluşturulması çağrısında bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<a href='/haber/imrali-heyeti-devlet-bahceli-ile-gorustu-324268' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/09/imrali-heyeti-devlet-bahceli-ile-gorustu.jpg' alt='İmralı Heyeti Devlet Bahçeli ile görüştü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İmralı Heyeti Devlet Bahçeli ile görüştü</h5>
<div class='date'>9 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Sürecin ilerlemesi için çerçeve yasanın uygulanmasına ilişkin belirsizliklerin giderilmesi ve Meclis’te kurulması öngörülen İzleme Komisyonu’nun çalışmalarının tamamlanması gerektiğini vurgulayan Doğan, siyasi partilere ve toplumsal kesimlere sürece aktif katılım çağrısı yaptı. Çerçeve yasanın önemli bir başlangıç olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını söyleyen Doğan, “Bu, yasa silsilesinin ilk adımı. Eksikleri, itirazlarımız olmakla birlikte önemli bir siyasi ve hukuki zemin oluşturuyor. Bundan sonra atılması gereken adımlar var” ifadelerini kullandı.</p>
<h3>İzleme Komisyonu çağrısı</h3>
<p>Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a çağrıda bulunan Doğan, çerçeve yasa kapsamında kurulması beklenen İzleme Komisyonu’nun katılımcı ve kapsayıcı bir yapıda oluşturulmasının önemine işaret etti:</p>
<p>“Yasanın da öngördüğü İzleme Komisyonu'nun, süreci destekleyecek, güçlendirecek, diğer siyasi partilerin temsiliyetlerinin sağlanabileceği, kapsayıcılığın ve çoğulculuğun sağlanabileceği bir yöntemle bir an önce bu kuruluş çalışmaları tamamlanmalı. Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş da siyasi partilerle görüşmek için gerekli ziyaretleri tamamlamalı, önerilerini almalı, usul, esas ve çalışma ilkeleri belirlenmeli. Yöntem kamuoyuyla paylaşılmalı. Biz bu konuda şeffaflığın çok önemli olduğunu düşünüyoruz.”</p>
<a href='/haber/abdullah-ocalan-aile-gorusmesi-yapti-324267' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/09/abdullah-ocalanin-ailesi-imrali-adasina-gitti.jpg' alt='Abdullah Öcalan aile görüşmesi yaptı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Abdullah Öcalan aile görüşmesi yaptı</h5>
<div class='date'>9 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Komisyonun çalışmalarının somut adımlara zemin hazırlayacağını kaydeden Doğan, “Somut bir şekilde uygulamanın görülmesi hem süreci ilerletecek hem yeni aşamalara taşıyacak hem diğer yasal çalışmaları bir an önce gündemimize almamızı sağlayacak” dedi.</p>
<p>Çerçeve yasanın uygulanmasına dair belirsizliklerin giderilmesini isteyen Doğan, şunları söyledi: “Ne zaman yürürlüğe girecek, nasıl olacak, üst kurul nasıl çalışacak, üst kurulun altındaki kurulların işleyişi, üyeleri, yapılması gerekenler; tüm bunlar bir netliğe kavuşturulmalı ve bu tartışmalara boğulmamalı. Bundan sonraki süreç hızlı ilerlemeli. Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü Sayın Öcalan’ın sürece etkin katılımını sağlayacağı için çok önemli. Bunun daha önce de altını çizmiştik. Bu katılımın bir an evvel sağlanması gerekiyor. Sürecin bekleyerek, bekletilerek, duraklaştırılarak devam etmesi değil, hız alarak yeni adımlarla ilerleyebilmesine ihtiyaç var."</p>
<h3>“Barış mücadele edenlerin omuzunda yükselir”</h3>
<p>Doğan, “Bir yandan barışı tesis etmeye çalışırken öte yandan demokratik toplumu inşa etmeye çalışıyoruz. Evet, demokratik toplum için birtakım yasal değişikliklere ihtiyaç var ancak yalnızca yasal değişiklikler değil, bunu oluşturacak toplumsal güce, desteğe de ihtiyaç var. Çünkü hep söyleyegeldiğimiz gibi barış ve demokrasi mücadelesi ancak onun için mücadele edenlerin omuzunda yükselir” dedi.</p>
<a href='/haber/hareket-yonetimi-ozgurluk-yasalari-konusunda-adim-atmanin-onunde-hicbir-engel-kalmadi-324232' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/08/hareket-yonetimi-ozgurluk-yasalari-konusunda-adim-atmanin-onunde-hicbir-engel-kalmadi.jpg' alt='Hareket Yönetimi:  Özgürlük yasaları konusunda adım atmanın önünde hiçbir engel kalmadı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Hareket Yönetimi:  Özgürlük yasaları konusunda adım atmanın önünde hiçbir engel kalmadı</h5>
<div class='date'>8 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Operasyonlar, tutuklamalar ve erişim engellerine de tepki gösteren Doğan, şunları kaydetti: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmıyor, tutuklamalar sürüyor, belediye başkanları, gazeteciler tutuklanıyor. Medya ve haber siteleri engelleniyor, idare ve gözlem kurulları tarafından siyasi tutsakların tahliyeleri engelleniyor. Tüm bunları düşündüğünüzde yeni bir dönemin ruhuyla örtüşen uygulamalar mı? Hayır, değil. Yeni bir dönemi hissetmek için insanların işte bu uygulamalardan vazgeçilmesi gerekiyor.”</p>
<h3>“28. yıl dönümünde bu komplo nihayete ermeli”</h3>
<p>Doğan, 9 Ekim 1998’de Abdullah Öcalan’ın Suriye’den ayrılmak zorunda kaldığını ifade ederek, “uluslararası komplo” olarak nitelendirdiği sürecin kalıcı barışla sona ermesi gerektiğini savundu. Doğan, şöyle konuştu: “9 Ekim 1998’de Suriye’de başlayan, 15 Şubat 1999’da Kenya’dan İmralı’ya kadar uzanan bir uluslararası komplo sürecinden bahsediyoruz. Kürt meselesinin yakın tarihinde ve aynı zamanda Türkiye’nin demokratik siyaset tarihinde derin izler bırakan önemli bir kırılma anından bahsediyoruz. Komplonun amacı halkların birbirlerini boğazlamalarını sağlamaktı. Komplonun amacı halkların kardeşliğinin gerçekleşmemesini sağlamaktı. Özellikle de Kürt ve Türk halklarını karşı karşıya getirmek ve Türkiye’deki iç barışı hedefleyerek Orta Doğu’da da barışı imkânsız hâle getirmekti. 28. yıldönümünde bu komplo nihayete ermeli ve bu komplonun nihayet ermesi ancak kalıcı barışı sağlamakla mümkün olabilir.”</p>
<a href='/haber/bakirhan-ocalandan-sorumluluk-bekleniyorsa-kosullari-da-olusturulmali-324162' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/06/bakirhan-ocalandan-sorumluluk-bekleniyorsa-kosullari-da-olusturulmali.jpg' alt='Bakırhan: Öcalan’dan sorumluluk bekleniyorsa koşulları da oluşturulmalı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Bakırhan: Öcalan’dan sorumluluk bekleniyorsa koşulları da oluşturulmalı</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Bir sistem kriziyle karşı karşıyayız”</h3>
<p>Fon soruşturmasına da değinen Doğan, yaşananların yalnızca finansal bir skandal olmadığını belirtti: “Bugün fon manipülasyonu, fon krizi, fon meselesi olarak adlandırılan durum, kronik bir soygun ve vurgun düzeninin ortaya çıkmış en bariz fotoğraflarından biri. Yalnızca bir finans skandalı ile karşı karşıya değiliz, bir sistem krizi ile karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. Meclis’te araştırma komisyonu kurulması taleplerini sürdüreceklerini belirten Doğan, “Meclis bu konuda araştırma komisyonu kurmamaya karar vermiş olsa da biz bu konunun araştırılmasını, Meclis’in bu konuya dair seyirci kalmaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Sorumluluğu olan herkesin açığa çıkması ve herkesin hesap vermesi için de gereken yapılmalı. Bu konudaki kararlılığımız da sürecek."</p>
<h3>Haseke'deki gelişmelere tepki</h3>
<p>Suriye’nin Haseke bölgesindeki gelişmeleri kaygıyla takip ettiklerini belirten Doğan, Kürtlerin kültürel ve ulusal sembollerine yönelik saldırılara tepki gösterdi: "Hiçbir halkın kendilerini temsil eden değerlerine dönük saldırılar meşru ve haklı saldırılar olarak kabul edilemez. Dolayısıyla Kürtlerin kültürel sembollerini, ulusal sembollerine yönelik saldırıları ve ardından yaşanan gerginlikleri sıradan gerginlikler olarak tarif etmemek gerekiyor. Suriye’nin geleceği halkların birbirine karşı karşıya getirildiği ya da kışkırtıldığı, kimliklerin, orada yaşayan farklı inançların kazanımlarının hedef alındığı bir zemine değil, demokratik ve bir arada gerçek yaşam modeline ihtiyaç var” ifadelerini kullandı. Şırnak’ın İdil ilçesinde Süryani toplumuna yönelik iddialara da tepki gösteren Doğan, Meryem Ana Süryani Kilisesi’ne ait misafirhanenin mühürlendiğini, vakfa idari para cezası verildiğini ve bazı yapıların yıkıldığını söyledi. Doğan, “İktidara doğrudan sesleniyorum: Bu uygulamalardan vazgeçin, bu uygulamaları sanki gerekli uygulamalarmış gibi, mevzuata uygunmuş gibi göstermeye çalışmak yerine başka yol ve yöntemlerle çözmek mümkündü."</p>
<h3>İmralı Heyeti’nin görüşmeleri sürecek</h3>
<p>İmralı Heyeti’nin temaslarına ilişkin de bilgi veren Doğan, heyetin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve AKP’li yetkililerle görüştüğünü bildirdi. Görüşmelerin önümüzdeki dönemin yol haritası ve takvimine ilişkin olduğunu söyleyen Doğan, “Henüz net bir yol haritası ya da takvim olmadığı için netleşen bir bilgiyi sizlerle paylaşamıyoruz ama diyalog önemli, bunu önemli buluyoruz. Önümüzdeki süreçte de bu diyaloğun güçlenmesini, hızlanmasını ve kurumsal bir hâle gelmesini temenni ediyoruz” dedi.</p>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 17:23:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çocuk Hakları Buluşması: Çocukları korumanın yolu yasaklardan mı geçiyor?]]></title><link>https://bianet.org/haber/cocuk-haklari-bulusmasi-cocuklari-korumanin-yolu-yasaklardan-mi-geciyor-324272</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/cocuk-haklari-bulusmasi-cocuklari-korumanin-yolu-yasaklardan-mi-geciyor-1.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cocuk-haklari-bulusmasi-cocuklari-korumanin-yolu-yasaklardan-mi-geciyor-324272</guid><description><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen Çocuk Hakları Buluşması’nda Dr. Esra Ercan Bilgiç, Dr. Faik Uyanık, Gözde Durmuş, Nalin Öztekin ve Dr. Aslıhan Öztezel, çocukların dijital dünyadaki haklarını ele aldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite öğrencileri, akademisyenler ve çocuk hakları alanında çalışan uzmanlar, 9 Ekim Cuma günü İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kampüsü’nde düzenlenen Çocuk Hakları Buluşması’nda bir araya geldi.  </p>
<p>Buluşma, İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından yürütülen, <a href="https://bianet.org/etiket/unicef-9780" target="_blank" rel="noopener">UNICEF</a>’in teknik desteği ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun iş birliğiyle hayata geçirilen ACAR Projesi kapsamında düzenlendi. İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi ile Çocuk Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi de programa katkı sunuyor. </p>
<p>Buluşmanın açılış konuşmalarını UNICEF Türkiye İletişim Direktörü Dr. Faik Uyanık ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Altuğ Akın yaptı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/10/temel-gazetecilik-atolyesi-3-1.png" alt="">
<figcaption>Esra Ercan Bilgiç ve Aslıhan Öztezel. </figcaption>
</figure>
<h3>Esra Ercan Bilgiç: "Tam güvenlik için eşit güvenlik standartları talep edelim" </h3>
<p>Panelin "Çocukların Hakları, Güvenliği ve Küresel Düzenlemeler" başlıklı ilk oturumunda konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Dr. Esra Ercan Bilgiç, çocukların dijital ortamlardaki güvenliğine ilişkin uluslararası düzenlemeleri değerlendirdi. </p>
<p>Çocukların güvenliğini sağlamaya yönelik önlemlerin ifade özgürlüğü, bilgiye erişim ve sosyalleşme haklarını kısıtlamaması gerektiğini vurgulayan Bilgiç, sosyal medyaya getirilen yaş sınırlamalarının çocukların kişisel verileri açısından yeni riskler doğurduğunu söyledi. </p>
<p>Bilgiç, dijital güvenliğin sağlanmasında teknoloji şirketleri ve hükümetlerin sorumluluğuna dikkat çekerek platformların tasarım aşamasından itibaren çocuk haklarını gözetmesi gerektiğini belirtti: </p>
<blockquote>
<p>Farklı ülkelerde farklı yasal düzenlemeler var. Bu da bazı ülkelerdeki çocukların daha fazla, bazılarının ise daha az korunmasına yol açıyor. Dolayısıyla biz bunu Türkiye’deki çocuklar için de talep edelim. Tam güvenlik için eşit güvenlik standartları talep edelim. Bütün bu süreçlerde çocukların görüşlerinin alınması gerekiyor. Çocuklar fikirlerini paylaştıktan sonra ‘Ben fikrimi paylaştım ama sonra ne oldu? Benim fikrimle ne yaptınız?’ diye soruyor. Bunları hiçbir zaman atlamamamız gerekiyor.</p>
</blockquote>
<h3>Faik Uyanık: "Çocukların yaşadıkları istismarı anlatabilmeleri için güvenli ortamlar oluşturmalıyız"</h3>
<p>Bilgiç’in ardından UNICEF Türkiye İletişim Direktörü Dr. Faik Uyanık, "UNICEF’in Çocuk Hakları ve İletişim Yaklaşımı" başlıklı oturumda konuştu. Uyanık, dijital teknolojilerin çocuklara yönelik cinsel istismarı nasıl kolaylaştırdığına ilişkin UNICEF’in araştırma bulgularını paylaştı. </p>
<p>Araştırmaya göre, 21 ülkede 12-17 yaş grubundaki her beş çocuktan biri dijital teknolojiler aracılığıyla cinsel istismara uğradı. İstismara uğrayan her 10 çocuktan en az dördünün yaşadıklarını kimseye anlatmadığını belirten Uyanık, resmi kurumlara başvuru oranının ise yüzde 1’in altında kaldığını söyledi. </p>
<p>Çocukların suçlanma, ciddiye alınmama veya internet erişimlerinin kısıtlanması korkusuyla yardım istemekten kaçındığını vurgulayan Uyanık, şöyle devam etti: </p>
<blockquote>
<p>Çocukları daha dikkatli olmaya çağırmak yerine yardım istemeyi güvenli ve erişilebilir hâle getirmemiz gerekiyor. Platformlar maksimum etkileşim için değil, çocukların güvenliği için tasarlanmalı. Sorumluluğu anne babalara yükleyemeyiz. Teknoloji şirketlerinden kamu kurumlarına kadar sistemin tamamının sorumluluğu var. </p>
</blockquote>
<p>Yapay zekânın çocuklara yönelik cinsel istismar açısından yeni riskler doğurduğunu da belirten Uyanık, çocuk hakları odaklı habercilikte mahremiyetin korunması, doğrulanmış verilere dayanılması ve suçlayıcı dilden kaçınılması gerektiğini ifade etti.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/10/temel-gazetecilik-atolyesi-4.png" alt="">
<figcaption>Faik Uyanık ve Nalin Öztekin.</figcaption>
</figure>
<h3>Gözde Durmuş: "Çocukların yarısı internet deneyiminden memnun değil" </h3>
<p>"Dijital Dünyada Çocuğun İyi Olma Hâlini Düşünmek: Sahadan Veriler ve İzlenimler" başlıklı oturumda konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuğun İyi Olma Hâli Araştırma Ekibi’nden Gözde Durmuş, çocukların dijital deneyimlerine ilişkin araştırma bulgularını paylaştı. </p>
<p>Araştırmaya katılan çocukların yüzde 40'ının bilgisayara, yüzde 20'sinin ise kesintisiz internet bağlantısına sahip olmadığını belirten Durmuş, dijital eşitsizliğin internete erişimle sınırlı olmadığını söyledi: </p>
<blockquote>
<p>Çocukların yarısı internet deneyiminden memnun değil. İki çocuktan biri aslında internet deneyiminden memnun değil. Aslında bizim konuşacağımız eşitsizlikler artık internete erişip erişmediklerinden ziyade, internete eriştikten sonra hangi olanaklardan nasıl yararlandıkları, bunun önündeki engellerin ya da fırsatların ne olduğu.</p>
</blockquote>
<p>Çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları sorunları yetişkinlerle paylaşabilmelerinin önemine de dikkat çeken Durmuş, yasaklayıcı yaklaşımlar yerine çocukları dinlemeye ve onlarla birlikte çözüm üretmeye dayanan bir iletişim kurulması gerektiğini söyledi.</p>
<h3>Nalin Öztekin: "İyi niyetli olmakla çocuğun haklarını korumak aynı şey değil" </h3>
<p>"Dijital Medyada Çocukların Temsili: Görünür Olmak mı, Görünür Kılınmak mı?" başlıklı oturumda konuşan bianet editörü Nalin Öztekin, çocukların medyada nasıl temsil edildiğini ve çocuk odaklı haberciliğin temel ilkelerini anlattı. </p>
<p>Öztekin çocukların kültür, sanat, spor, ekoloji ve siyaset gibi alanlardaki görüşlerine de yer verilmesi gerektiğini söyledi: </p>
<blockquote>
<p>Çocuklara acınacak, sempatik ya da kamuoyunda duyguları harekete geçirecek bir ilgi olarak bakmıyoruz. Çocukları hak sahibi özneler olarak görüyoruz. İyi niyetli olmakla çocuğun haklarını korumak aynı şey değil maalesef.</p>
</blockquote>
<p>Dijital ortamda yayımlanan haberlerin yıllar sonra da çocukların hayatını etkileyebildiğine dikkat çeken Öztekin, bianet'e geçmişte haklarında haber yapılmış ve bugün yetişkin olan kişilerden içeriklerin kaldırılması yönünde talepler geldiğini aktardı.</p>
<p>Çocukların kimlik bilgilerinin ve mahremiyetinin korunmasının önemine değinen Öztekin, haberlerde çocukların görüşlerine yer verirken çocuk dostu onam formları kullandıklarını söyledi. Öztekin, çocukların konuşmama hakkına saygı gösterilmesi ve haberlerde hak arama yollarına ilişkin bilgilere de yer verilmesi gerektiğini belirtti. </p>
<h3>Aslıhan Öztezel: "Katılım hakkı dediğimiz şey, 23 Nisan'da 15 dakika oturtmak değil"</h3>
<p>"Yasaklamadan Korumak: Dijital Dünyada Hak Temelli Hukuki Yaklaşımlara Yer Açmak" başlıklı oturumda konuşan Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Aslıhan Öztezel, çocukların dijital ortamlardaki haklarını ve sosyal medyaya yönelik yaş sınırlamalarını hukuki açıdan değerlendirdi. </p>
<p>Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin dijital ortama ilişkin 25 No’lu Genel Yorumu’na dikkat çeken Öztezel, çocukların çevrimdışı sahip oldukları hakların çevrimiçi ortamda da geçerli olduğunu vurguladı. </p>
<p>Sosyal medyaya yönelik genel yaş yasaklarının çocukların bilgiye erişim, ifade özgürlüğü ve katılım haklarını kısıtlama riski taşıdığını belirten Öztezel, şöyle konuştu: </p>
<blockquote>
<p>Katılım hakkı dediğimiz şey, 23 Nisan'da 15 dakika oturtmak değil, 23 Nisan'a kalmadan dertlerini çözmek için onları bir dinlemek. Çocukları korumak için yasaklayıcı düzenlemeler yerine koruyucu ve önleyici mekanizmalar geliştirmemiz gerekiyor. Teknoloji şirketleri sorumluluk üstlenmeli ve çocuklar kendilerini ilgilendiren karar alma süreçlerine katılabilmeli.</p>
</blockquote>
<p>Öztezel, çocukların güvenliği ile mahremiyet ve katılım hakları arasında ortaya çıkabilecek çatışmaların, çocuğun üstün yararı ve ölçülülük ilkeleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. </p>
<p>(EG)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 16:10:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İmralı Heyeti Devlet Bahçeli ile görüştü]]></title><link>https://bianet.org/haber/imrali-heyeti-devlet-bahceli-ile-gorustu-324268</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/imrali-heyeti-devlet-bahceli-ile-gorustu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/imrali-heyeti-devlet-bahceli-ile-gorustu-324268</guid><description><![CDATA[İmralı Heyeti bugün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştü.  Heyet dün de AKP ile görüşmüştü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>DEM Parti İmralı Heyeti Üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol, bugün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve TBMM Başkanvekili Celal Adan ile Meclis'te görüştü.</p>
<a href='/haber/dem-parti-imrali-heyeti-yilmaz-ve-kurtulmus-ile-gorustu-324069' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/03/dem-parti-imrali-heyeti-yilmaz-ve-kurtulmus-ile-gorustu.png' alt='DEM Parti İmralı Heyeti, Yılmaz ve Kurtulmuş ile görüştü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>DEM Parti İmralı Heyeti, Yılmaz ve Kurtulmuş ile görüştü</h5>
<div class='date'>3 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Yapılacaklar hakkında görüş alışverişinde bulunuldu"</h3>

<p>DEM Parti tarafından yapılan görüşmede şunlara yer verildi:</p>
<p>"DEM Parti İmralı Heyeti Üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol; MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve TBMM Başkanvekili Celal Adan ile Meclis'te görüşme gerçekleştirdi.</p>
<a href='/haber/mhp-genel-baskani-bahceli-imrali-heyeti-ile-gorustu-321549' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/16/imrali-heyeti-ve-bahceli-bulustu-gundem-cerceve-yasa.jpg' alt='MHP Genel Başkanı Bahçeli, İmralı Heyeti ile görüştü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>MHP Genel Başkanı Bahçeli, İmralı Heyeti ile görüştü</h5>
<div class='date'>16 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p>Görüşmede, Barış ve Demokratik Toplum Sürecindeki son gelişmeler ve bundan sonra yapılacaklar hakkında görüş alışverişinde bulunuldu."</p>
<h3>İmralı Heyeti ile AKP görüştü</h3>
<p>DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, dün (8 Ekim'de) AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, AKP Sözcüsü Ömer Çelik ve Grup Başkanvekili Efkan Ala ile görüştü.</p>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 15:49:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Abdullah Öcalan aile görüşmesi yaptı]]></title><link>https://bianet.org/haber/abdullah-ocalan-aile-gorusmesi-yapti-324267</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/abdullah-ocalanin-ailesi-imrali-adasina-gitti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/abdullah-ocalan-aile-gorusmesi-yapti-324267</guid><description><![CDATA[Görüşmede Abdullah Öcalan, Hamili Yıldırım, Ömer Hayri Konar, Ergin Atabey, Mahmut Yamalak ve Zeki Bayhan’ın aileleri yer aldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Abdullah Öcalan, Hamili Yıldırım, Ömer Hayri Konar, Ergin Atabey, Mahmut Yamalak ve Zeki Bayhan’ın aileleri İmralı'ya giderek bir görüşme gerçekleştirdi.</p>
<p>Asrın Hukuk Bürosu görüşmeye ilişkin şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>"Sn. Abdullah Öcalan; aile üyelerinden Havva Elçin, Ömer Öcalan ve Hacı Aydın Öcalan ile bugün (09.10.2026 tarihinde) İmralı Adası’nda aile görüşü gerçekleştirmiştir. Diğer müvekkillerimiz Sn. Hamili Yıldırım, Sn. Ömer Hayri Konar, Sn. Ergin Atabey, Sn. Mahmut Yamalak ve Sn. Zeki Bayhan da aile üyeleri ile aile görüşü gerçekleştirmiştir. Kamuoyunun bilgisine sunarız."</p>
<a href='/haber/bakirhan-ocalandan-sorumluluk-bekleniyorsa-kosullari-da-olusturulmali-324162' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/06/bakirhan-ocalandan-sorumluluk-bekleniyorsa-kosullari-da-olusturulmali.jpg' alt='Bakırhan: Öcalan’dan sorumluluk bekleniyorsa koşulları da oluşturulmalı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Bakırhan: Öcalan’dan sorumluluk bekleniyorsa koşulları da oluşturulmalı</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Abdullah Öcalan, son olarak 28  Mayıs 2026 Kurban Bayramı ziyareti kapsamında İmralı’da Gülsüm Öcalan, Ömer Öcalan ve Mehmet Reşit Öcalan ile görüşmüştü.</p>
<a href='/haber/devlet-bahceli-abdullah-ocalana-selam-gonderdi-324018' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/02/devlet-bahceli-abdullah-ocalana-selam-gonderdi.jpg' alt='Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan’a selam gönderdi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan’a selam gönderdi</h5>
<div class='date'>2 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Görüşmeyi Asrın Hukuk Bürosu duyurmuştu.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Sn. Abdullah Öcalan; aile üyelerinden Havva Elçin, Ömer Öcalan ve Hacı Aydın Öcalan ile bugün (09.10.2026 tarihinde) İmralı Adası’nda aile görüşü gerçekleştirmiştir. Diğer müvekkillerimiz Sn. Hamili Yıldırım, Sn. Ömer Hayri Konar, Sn. Ergin Atabey, Sn. Mahmut Yamalak ve Sn. Zeki Bayhan da aile üyeleri ile aile görüşü gerçekleştirmiştir. Kamuoyunun bilgisine sunarız.</p>
— Asrınhukuk (@asrinhukuk1999) <a href="https://x.com/asrinhukuk1999/status/2108538019955273981?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">October 9, 2026</a></blockquote>
<p>&gt;</p>
<p>(FY)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 15:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Barış sürecinde geçmişle yüzleşme Londra’da tartışılacak]]></title><link>https://bianet.org/haber/baris-surecinde-gecmisle-yuzlesme-londrada-tartisilacak-324266</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/baris-surecinde-gecmisle-yuzlesme-londrada-tartisilacak.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/baris-surecinde-gecmisle-yuzlesme-londrada-tartisilacak-324266</guid><description><![CDATA[“İnkâr ve Hakikat: Barış Sürecinde Geçmişle Yüzleşmenin İmkânları” başlıklı panelde, Türkiye’de geçmişle yüzleşme, hakikat, cezasızlık ve geçiş dönemi adaleti tartışılacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’nin başkenti Londra’da 13 Ekim’de “İnkâr ve Hakikat: Barış Sürecinde Geçmişle Yüzleşmenin İmkânları” başlıklı bir panel düzenlenecek.</p>
<p>“Dialogues Without Borders” tarafından, Westminster Üniversitesi Centre for Social Justice Research (CSJR) desteğiyle düzenlenen etkinlikte akademisyenler Yeşim Yaprak Yıldız, Nisan Alıcı, Güneş Daşlı ve İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar konuşacak.</p>

<p>Westminster Üniversitesi’nin Cavendish Kampüsü’ndeki Pavilion’da yapılacak etkinlik 18.00-20.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Panel aynı zamanda çevrimiçi olarak da takip edilebilecek. Etkinliğin dili Türkçe olacak.</p>
<h3>“İtiraflar sorumluluğu gizleyebilir”</h3>
<p>Panelistlerden Yeşim Yaprak Yıldız, 2026’da Columbia University Press tarafından yayımlanan Performing Public Confessions: Avowal and Disavowal of State Violence in Turkey adlı kitabında, 1990’larda Kürtlere yönelik devlet şiddetiyle ilişkilendirilen aktörlerin kamusal itiraflarını inceliyor.</p>
<p>Yıldız, fail anlatılarının her zaman hesap verebilirlik ve adalet üretmediğini; bazı itirafların sorumluluğu açıklığa kavuşturmak yerine belirsizleştirebildiğini savunuyor. Kitap, itirafları yalnızca bireysel anlatılar olarak değil, devlet şiddetine ve sorumluluğa ilişkin kamusal algıyı şekillendiren performanslar olarak ele alıyor.</p>
<p>Yıldız’ın çalışmasında inkâr, sessizlik, kaçamak ve reddetme biçimlerinin itirafların içinde de sürdürülebildiği; bunun da şiddetin yapısal boyutunun görünmezleşmesine ve cezasızlığın devamına katkıda bulunabildiği tartışılıyor.</p>
<h3>Geçiş dönemi adaleti ve Kürt meselesi</h3>
<p>Nisan Alıcı ise Transitional Justice and the Kurdish Conflict: A Grassroots Approach adlı 2025 tarihli kitabında Kürt meselesini geçiş dönemi adaleti perspektifinden ele alıyor.</p>
<p>Routledge tarafından yayımlanan çalışma, çatışmanın sürdüğü ve resmi bir geçiş sürecinin bulunmadığı koşullarda adalet arayışlarının nasıl gelişebileceğine odaklanıyor. Alıcı, özellikle mağdurların ve tabandan gelen adalet girişimlerinin deneyimlerini merkeze alıyor.</p>
<p>Çalışmada Cumartesi Anneleri gibi mağdur hareketleri ile Diyarbakır Cezaevi’ne ilişkin hakikat ve adalet arayışları, toplum temelli adalet girişimlerinin örnekleri olarak inceleniyor.</p>
<h3>“Geçiş olmadan geçiş dönemi adaleti”</h3>
<p>Güneş Daşlı da 2026’da Palgrave Macmillan tarafından yayımlanan Transitional Justice Without Transition: Grassroots Struggles in the Kurdish Conflict in Turkey kitabıyla panelde yer alacak.</p>
<p>Daşlı, 32 görüşme ve saha araştırmasına dayanan çalışmasında, resmi bir geçiş süreci yaşanmadan sivil toplum aktörlerinin adalet arayışlarını nasıl sürdürdüğünü inceliyor. Kitapta mağdur hareketleri, hukukçular, sanatçılar ve diğer sivil aktörler bir “geçiş dönemi adaleti ekosistemi” içinde ele alınıyor.</p>
<p>Çalışmanın bölümlerinden biri de Diyarbakır Cezaevi Hakikat ve Adalet Komisyonuna ayrılıyor.</p>
<h3>Sancar’ın “Geçmişle Hesaplaşma” çalışması</h3>
<p>Panelin bir diğer konuşmacısı Mithat Sancar ise Geçmişle Hesaplaşma: Unutma Kültüründen Hatırlama Kültürüne kitabında toplumların travmatik geçmişlerle yüzleşme biçimlerini ele alıyor.</p>
<p>İletişim Yayınları tarafından yayımlanan kitapta Sancar, toplumsal hafıza, hatırlama, hakikat arayışı, hakikat komisyonları, özür, yargılama, ceza, anma ve tazminat gibi geçmişle yüzleşmenin farklı araçlarını tartışıyor. Avrupa, Latin Amerika ve Güney Afrika’daki deneyimleri de inceleyen çalışma, geçmişle hesaplaşmanın hukuki olduğu kadar siyasi ve etik boyutlarına odaklanıyor.</p>
<p>Sancar kitabında, “Geçmişi görmezden gelme tutumunda diretildikçe, geçmişin bugün üzerindeki etkisi artar” diyerek geçmişle kurulan ilişkinin bugünü biçimlendirdiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Panelde dört akademisyen ve araştırmacının çalışmaları üzerinden, barış sürecinde hakikatle yüzleşmenin nasıl mümkün olabileceği, faillerin anlatılarının hesap verebilirlik açısından ne ifade ettiği ve mağdurların adalet taleplerinin nasıl karşılanabileceği tartışılacak.</p>
<div class="box-1">
<p>Etkinlik: 13 Ekim 2026, 18.00-20.00</p>
<p>Yer: Westminster Üniversitesi, Cavendish Kampüsü, Pavilion, Londra</p>
<p>Format: Yüz yüze ve çevrimiçi</p>
<p>Dil: Türkçe</p>
<p><a href="https://www.eventbrite.com/e/inkar-ve-hakikat-bars-surecinde-gecmisle-yuzlesmenin-imkanlar-tickets-2002807964536?aff=oddtdtcreator" target="_blank" rel="nofollow noopener">Etkinliğe kayıt olmak için buraya tıklayın.</a></p>
</div>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 15:23:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yazar ve araştırmacı Murat Bjeduğ toprağa verildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/yazar-ve-arastirmaci-murat-bjedug-topraga-verildi-324265</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/yazar-ve-arastirmaci-murat-bjedug-hayatini-kaybetti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/yazar-ve-arastirmaci-murat-bjedug-topraga-verildi-324265</guid><description><![CDATA[Türk solunun yakın tarihi, 68 kuşağı, Kızıldere ve dünya müziği üzerine araştırmalarıyla tanınan, Bianet, Birikim ve T24’te yazıları yayımlanan Murat Bjeduğ, 66 yaşında hayatını kaybetti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Asıl adı Murat Özdan olan Bjeduğ, yaklaşık dokuz yıldır kanser tedavisi görüyordu. Geçen hafta geçirdiği son ameliyatın ardından 6 Ekim 2026’da yaşamını yitirdi. Cenazesi 7 Ekim’de Mersin’de toprağa verildi.</p>
<a href='/yazi/bir-gundelik-yasam-partizani-133429' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/133/429/original/ms_ziya.jpg' alt='Bir Gündelik Yaşam Partizanı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>MURAT BJEDUĞ'DAN</h6>
<h5 class='headline'>Bir Gündelik Yaşam Partizanı</h5>
<div class='date'>15 Ekim 2011</div>
</div>
</a>

<p>Bjeduğ, Türkiye solunun yakın tarihi, 1968 kuşağı, Dev-Genç, THKP-C, Kızıldere ve dünya müziği üzerine yazıları ve araştırmalarıyla tanınıyordu. 2012’den itibaren T24’te yazan Bjeduğ’un yazıları Birikim ve Bianet’te de yayımlandı.</p>

<p>Bjeduğ özellikle Türkiye devrimci hareketinin tarihinde daha az bilinen kişi ve olayların izini süren çalışmalarıyla öne çıktı.</p>
<h3>Kızıldere ve Sabahattin Kurt üzerine çalıştı</h3>
<p>Bjeduğ’un Ayrıntı Yayınları’nın “Yakın Tarih” dizisinden yayımlanan iki kitabı bulunuyor: “SABO / Sabahattin Kurt Kitabı” ve “Devrimci Bir Subay / Saffet Alp Kitabı.”</p>
<a href='/yazi/gorkemli-kaybedenlerin-bellegi-ve-koray-dogan-128464' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/128/464/original/koray_b.jpg' alt='Görkemli Kaybedenlerin Belleği ve Koray Doğan ' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>MURAT BJEDUĞ'DAN</h6>
<h5 class='headline'>Görkemli Kaybedenlerin Belleği ve Koray Doğan </h5>
<div class='date'>9 Mart 2011</div>
</div>
</a>

<p>2017’de yayımlanan “SABO” kitabında, Mahir Çayan ve arkadaşlarıyla birlikte 30 Mart 1972’de Kızıldere’de öldürülen Sabahattin Kurt’un yaşamını araştırdı. Çalışması için Kurt’un ailesiyle görüştü, Van, İzmir, Tokat ve Kızıldere’de araştırmalar yaptı.</p>
<p>Bjeduğ, Kızıldere’nin 49. yılında Bianet’te yayımlanan yazısında da Sabahattin Kurt’un yaşamı, Gülten Akın ile ilişkisi ve şiire ilgisini ele aldı.</p>
<p>Bianet’in Kızıldere’nin 49. yılı için hazırladığı dosyada Bjeduğ’un “Devrimci Bir Subay / Saffet Alp Kitabı” ve “SABO / Sabahattin Kurt Kitabı” üzerinden yaptığı araştırmalara da yer verilmişti.</p>
<p>Bjeduğ ayrıca dünya müziği üzerine de yazılar kaleme aldı. T24’te Robert Johnson’dan Beatles’a kadar farklı müzisyen ve grupların yanı sıra müzik tarihine ilişkin çok sayıda yazısı yayımlandı.</p>
<a href='/yazi/nurhak-in-dusundurdukleri-122393' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/122/393/original/nurhak_b.jpg' alt='Nurhak&#39;ın Düşündürdükleri...' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>MURAT BJEDUĞ'DAN</h6>
<h5 class='headline'>Nurhak'ın Düşündürdükleri...</h5>
<div class='date'>31 Mayıs 2010</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<p><strong>Murat Bjeduğ kimdir?</strong></p>
<p>Murat Bjeduğ, gerçek adıyla Murat Özdan, 26 Mayıs 1960’ta Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde doğdu. Eski Reyhanlı Belediye Başkanı Fuat Özdan’ın ilk çocuğuydu. Eski Altın Borsası Başkan Yardımcısı ve ekonomist Vedat Özdan’ın ağabeyiydi.</p>
<p>Bjeduğ soyadını, ailesinin mensup olduğu Kuzey Kafkasya’daki Çerkes boylarından Bjeduğ’un adından aldı. Ailesi 19. yüzyılda Kuzey Kafkasya’dan Anadolu’ya göç eden Bjeduğ topluluklarından biriydi.</p>
<p>Çalışma yaşamında Petrol Ofisi ve çeşitli akaryakıt dağıtım şirketlerinde satış koordinatörlüğü ve Akdeniz Bölge Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Bunun yanı sıra uzun yıllar araştırmalar yaptı ve yazılar kaleme aldı.</p>
<p>1990’lardan 2000’lerin başlarına kadar çevre ve ekoloji tartışmalarına da katkı sunan Bjeduğ, Ağaçkakan dergisinde düzenli olarak yazdı. Sosyalizm ile ekolojik duyarlılığı bir arada ele alan çalışmalarıyla da biliniyordu.</p>
<p>Bjeduğ’un yazıları Birikim, Bianet, T24, Express, Ağaçkakan ve Gösteri gibi yayınlarda yer aldı. Son yıllarında Mersin Kültürhane’de araştırma alanları üzerine konferanslar verdi.</p>
<p>Evli ve bir çocuk babası olan Bjeduğ, 6 Ekim’de Mersin’de hayatını kaybetti.</p>
<p>Bjeduğ'un yazılarını <a href="https://bianet.org/yazar/murat-bjedug-3868" target="_blank" rel="nofollow noopener">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
</div>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 15:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Toprağın Tuzu, Tallinn Black Nights Film Festivali’nde]]></title><link>https://bianet.org/haber/topragin-tuzu-tallinn-black-nights-film-festivalinde-324258</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/topragin-tuzu-tallinn-black-nights-film-festivalinde.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/topragin-tuzu-tallinn-black-nights-film-festivalinde-324258</guid><description><![CDATA[Bu yıl 86 ülkeden 400’ün üzerinde başvurunun yapıldığı festivalde yer alan 12 yapımdan biri olan Toprağın Tuzu, En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü için yarışacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Murat Eroğlu’nun yazıp yönettiği Toprağın Tuzu (White as Salt), 6–22 Kasım 2026 tarihleri arasında Estonya’da düzenlenecek 30. Tallinn Black Nights Film Festivali’nin (PÖFF) İlk Uzun Metraj Film Yarışması’na seçildi.</p>
<p>Film, dünya prömiyerini 15 Kasım 2026’da festival kapsamında Tallinn’de gerçekleştirecek.</p>

<h3>Tuz Gölü kıyısında bir yaşam mücadelesi</h3>
<p>Toprağın Tuzu, kızı Zeliş ve atı Fedai ile Tuz Gölü kıyısında yaşayan Salih’in hikâyesini anlatıyor. Geçimini geleneksel yöntemlerle tuz çıkararak sağlayan Salih’in yaşamı, bölgedeki tuz çıkarma hakkının özel bir şirkete devredilmesiyle değişir. Bağımsız tuz işçilerinin çalışmasının yasaklanması, Salih’i ailesinin geçimini sürdürebilmek için gizlice göle dönmeye zorlar. Film, bir baba ile kızının gündelik yaşamı üzerinden doğayla kurulan ilişkiye, geçim mücadelesine ve değişen mülkiyet düzenine odaklanıyor.</p>
<p>Filmin başrollerini Mehmet Ali Nuroğlu (Salih) ve Melisa Duru Ünal (Zeliş) paylaşıyor. Oyuncu kadrosunda ayrıca Yunus Emre Özcan (Muhtar), Cem Zeynel Kılıç (Necmi), Naz Göktan (Fatma), Doğanay Ünal (Cengiz) ve Orkun Huylu (Cemil) yer alıyor.</p>
<h3>Yapım ve yaratıcı ekip</h3>
<p>Senaryosu, yönetmenliği ve yapımcılığı Murat Eroğlu’na ait olan filmin ortak yapımcıları Engin Yıldırım, Bünyamin Bayansal, Gözde Kural ve Lise Goll. Görüntü yönetmenliğini Semih Yıldız’ın üstlendiği filmin kurgusu Bünyamin Bayansal’a, özgün müzikleri Toki Brorson Olsen’e ait.</p>
<p>Murat Eroğlu, “Şafakla Dönenler” adlı belgesel projesiyle Mannheim-Heidelberg, Fajr, Prag, İstanbul ve Antalya Altın Portakal film festivalleri başta olmak üzere birçok festivalde yarıştı.</p>
<p>“Lodos’un Çocukları” senaryosuyla Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde finalist olan Eroğlu, 2024 yılında “Kurbağa Satıcısı” adlı belgeselinin çekimlerini tamamladı.</p>

<p>Toprağın Tuzu, geliştirme ve yapım sürecinde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü İlk Uzun Metraj Film Yapım Desteği, TRT 12 Punto Ortak Yapım Ödülü, Antalya Altın Portakal Film Festivali Senaryo Ödülü ve TÜRSAK &amp; DenizBank İlk Film İlk Senaryo Yarışması Birincilik Ödülü ile desteklendi.</p>
<p>Film, uluslararası festival yolculuğuna kasım ayında Tallinn’de başlayacak.</p>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 13:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[2026 Nobel Barış Ödülü, Güney Afrikalı hukukçu Navanethem Pillay'a verildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/2026-nobel-baris-odulu-guney-afrikali-hukukcu-navanethem-pillay-a-verildi-324256</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/2026-nobel-baris-odulu-guney-afrikali-hukukcu-navanethem-pillay-a-verildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/2026-nobel-baris-odulu-guney-afrikali-hukukcu-navanethem-pillay-a-verildi-324256</guid><description><![CDATA[2026 Nobel Barış Ödülü'nün sahibi açıklandı. Ödülü, Güney Afrikalı yargıç Navanethem "Navi" Pillay kazandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Nobel Komitesi, ödülün barış ve uluslararası hukukun geliştirilmesine katkıları nedeniyle Pillay'a verildiğini açıkladı.</p>
<a href='/haber/norvec-nobel-komitesi-nobel-baris-odulu-sahibi-nergis-muhammedi-ye-cezaevinde-yapilan-muamele-korkunc-316707' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/14/norvec-nobel-komitesi-nobel-baris-odulu-sahibi-nergis-muhammedi-ye-cezaevinde-yapilan-muamele-korkunc.jpg' alt='Norveç Nobel Komitesi: "Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi&#39;ye, cezaevinde yapılan muamele &#39;korkunç&#39;"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Norveç Nobel Komitesi: "Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi'ye, cezaevinde yapılan muamele 'korkunç'"</h5>
<div class='date'>13 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<p>Hint kökenli hukukçu Navanethem Pillay, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde görev yapmıştı.</p>
<p>2008-2014 yılları arasında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri olan Pillay, Güney Afrika'da da ırkçı apartheid rejimine karşı insan hakları mücadelesi verdi. Pillay, Natal eyaletinde hukuk bürosu açan ilk beyaz olmayan kadın olmuştu.</p>
<a href='/haber/2025-nobel-baris-odulu-maria-corina-machado-nun-oldu-312433' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/10/10/nobel-baris-odulu-maria-corina-machado-nun.jpg' alt='2025 Nobel Barış Ödülü María Corina Machado&#39;nun oldu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>2025 Nobel Barış Ödülü María Corina Machado'nun oldu</h5>
<div class='date'>10 Ekim 2025</div>
</div>
</a>

<p>Pillay, Güney Afrika Yüksek Mahkemesi'nin de ilk beyaz olmayan kadın hakimiydi.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="en">BREAKING NEWS The Norwegian Nobel Committee has decided to award the 2026 #NobelPeacePrize to Navanethem “Navi” Pillay for her efforts to promote peace and international law. #NobelPrize https://t.co/97vurspw6z</p>
— The Nobel Prize (@NobelPrize) <a href="https://x.com/NobelPrize/status/2108482846449189371?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">October 9, 2026</a></blockquote>
<p>(FY)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 12:43:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ABD'de Fort Hood saldırganının idamı canlı yayınlanacak]]></title><link>https://bianet.org/haber/abd-de-fort-hood-saldirganinin-idami-canli-yayinlanacak-324251</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/abd-de-fort-hood-saldirganinin-idami-canli-yayinlanacak.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/abd-de-fort-hood-saldirganinin-idami-canli-yayinlanacak-324251</guid><description><![CDATA[Teksas’taki Fort Hood askeri üssünde 13 kişiyi öldürüp 32 kişiyi yaralamaktan mahkûm edilen Nidal Malik Hasan’ın kurşuna dizilerek infaz edilecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, perşembe günü yaptığı açıklamada infazın kamuya açık olmasını istediğini belirterek insanların infazı izleyebilmesini sağlayacaklarını söyledi.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın infaz kararını onayladığı, uygulamanın ise 3 Aralık’ta Fort Hood'da gerçekleştirilmesinin planlandığı bildirildi.</p>

<h3>1961’den bu yana ordu içinde ilk infaz</h3>
<p>Eski bir ABD ordusu psikiyatristi olan Nidal Malik Hasan, 2009’da Teksas’taki Fort Hood askeri üssünde askerlerin Afganistan’a gönderilmek üzere hazırlandığı sırada ateş açmıştı. Saldırıda 13 kişi hayatını kaybetmiş, 32 kişi yaralanmıştı.</p>
<p>Hasan, 2013’te askeri mahkemede kasten cinayetten suçlu bulunarak idama mahkûm edilmişti. Duruşmada kendi avukatlığını üstlenen Hasan, saldırının sorumluluğunu kabul etmişti.</p>
<p>İnfazın gerçekleştirilmesi halinde Hasan, ABD ordusunda 1961’den bu yana idam edilen ilk kişi olacak. ABD ordusunun kurşuna dizerek gerçekleştirdiği son infazın ise 1945 yılında yapıldığı belirtiliyor.</p>
<h3>Karar tartışma yarattı</h3>
<p>İdamlar ABD’de genellikle kamuoyunun doğrudan erişimine kapalı alanlarda gerçekleştiriliyor. Ölüm cezası uygulamalarını izleyen Death Penalty Information Center, infazların internet üzerinden canlı yayınlanmasına ilişkin yerleşik bir uygulama ya da düzenleme bulunmadığına dikkat çekti.</p>
<p>Uzmanlar, infazın canlı yayınlanmasının hukuki ve etik boyutlarına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu belirtiyor. Hasan’ın infazın yasallığına karşı sivil mahkemede başvuru yapması halinde sürecin ertelenebileceği de ifade ediliyor.</p>

<div class="box-1">
<h3>27 eyalette ölüm cezası</h3>
<p>ABD’de 27 eyalette ölüm cezası halen yasal. Ayrıca federal hükümet ve ABD ordusu da ölüm cezasını uygulama yetkisine sahip.</p>
<p>Ölüm cezasında kullanılan yöntemler:</p>
<p>-Elektrikli sandalye: Alabama, Arkansas, Florida, Kentucky, Louisiana, Mississippi, Oklahoma, Güney Carolina ve Tennessee’de yasal. Güney Carolina’da elektrikli sandalye varsayılan yöntem.</p>
<p>-Azot gazı / gazla infaz: Alabama, Arkansas, Louisiana, Mississippi ve Oklahoma azot gazıyla infaza açıkça izin veriyor. Alabama ve Louisiana bu yöntemle fiili infaz gerçekleştiren iki eyalet. Ayrıca Arizona, California, Missouri ve Wyoming’de çeşitli gazla infaz hükümleri bulunuyor.</p>
<p>-Kurşuna dizme: Idaho, Mississippi, Oklahoma, Utah ve Güney Carolina’da yasal. Idaho’da 1 Temmuz 2026’dan itibaren kurşuna dizme birincil infaz yöntemi haline geldi. </p>
<p>-Asarak infaz: Ölüm cezasını kaldırmış olan New Hampshire’da, mevcut yasal düzenleme kapsamında ölüm cezasının infazının ölümcül enjeksiyonla gerçekleştirilememesi halinde asma yöntemi hâlen mevzuatta yer alıyor. Ancak eyalette ölüm cezası 2019’da kaldırıldı ve düzenleme geriye dönük uygulanmadığı için durum yalnızca eski bir ölüm cezası hükümlüsü açısından önem taşıyor.</p>
<p>2026’da infazlar: Ağustos 2026 sonu itibarıyla ABD’de 23 infaz gerçekleştirildi. Bunların 13’ü Florida’da, diğer infazlar Alabama, Arizona, Oklahoma, Tennessee ve Texas’ta yapıldı.</p>
<p>Editör notu: İnfaz yöntemlerinin yasal olması, her eyalette düzenli olarak kullanıldığı anlamına gelmiyor. ABD’de infazların büyük bölümü ölümcül enjeksiyonla gerçekleştiriliyor.</p>
</div>
<h3>Pike'ın başarısız infazı</h3>
<p>ABD’nin Tennessee eyaletinde 30 Eylül 2026’da iki doz ölümcül ilaç verilmesine rağmen hayatta kalan idam mahkumu Christa Pike’ın sağlık durumunun iyiye gittiği, yeniden yürümeye ve yemek yemeye başladığı belirtildi.</p>
<p>Pike'ın avukatları yaptıkları açıklamada, hastanede tedavisi süren mahkumun yardım alarak yürümeye başladığını ve ilk kez yemek yiyebildiğini duyurdu.</p>
<p>Açıklamada, "Fiziksel iyileşmesi olağanüstü olsa da yaşadığı olayın uzun vadeli etkileri konusunda hala önemli sorular var. Christa, başarısız bir idam girişiminden kurtulmanın yol açtığı derin psikolojik travmayla başa çıkmaya çalışıyor. Buna, öleceğine inanmanın getirdiği dehşet, acı ve belirsizlik de dahil" denildi.</p>
<p>Tennessee Valisi Bill Lee'ye Pike'ın idam cezasını müebbet hapse çevirme çağrısı yapılan açıklamada, "(Pike) Başka bir idam girişimine daha maruz kalmamalı" dedi.</p>
<h3>İdamlar durdu</h3>
<p>Pike, 1995'te 18 yaşındayken sınıf arkadaşı Colleen Slemmer'ı öldürmekten suçlu bulunarak idama mahkum edilmişti.</p>
<p>İdam cezasının infazı için Pike'a 30 Eylül'de 2 doz ilaç verilmiş ancak Pike'ın kalbi durmamıştı. Pike, cezaevi dışındaki bir sağlık kuruluşuna sevk edilmişti.</p>
<p>Tennessee Valisi Bill Lee, olayın incelenmesi için talimat verirken eyalette yılın geri kalanı için planlanan infazlar da inceleme süresince durdurulmuştu.</p>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 10:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kuraklık, yoksulluk, çocuk yaşta evlilik: İklim krizi kız çocuklarını nasıl etkiliyor?]]></title><link>https://bianet.org/haber/kuraklik-yoksulluk-cocuk-yasta-evlilik-iklim-krizi-kiz-cocuklarini-nasil-etkiliyor-324249</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/kuraklik-yoksulluk-cocuk-yasta-evlilik-iklim-krizi-kiz-cocuklarini-nasil-etkiliyor.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kuraklik-yoksulluk-cocuk-yasta-evlilik-iklim-krizi-kiz-cocuklarini-nasil-etkiliyor-324249</guid><description><![CDATA[Plan International’ın araştırması, iklim afetlerinin kız çocuklarının yaşamındaki çok yönlü etkilerini ortaya koydu. Save the Children’dan Shruti Agarwal, bianet’e yaptığı değerlendirmede çocukların eğitim, sağlık ve korunma haklarının iklim politikalarının merkezine alınmasını istedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık gibi insan kaynaklı iklim krizi etkileri, kız çocuklarının yalnızca barınma ve eğitim olanaklarını değil, sağlıklarını ve güvenliklerini de tehdit ediyor. Ailelerin geçim kaynaklarını kaybetmesi ve temel hizmetlerin kesintiye uğraması, mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini derinleştiriyor.</p>
<p>Plan International’ın <a href="https://plan-international.org/publications/change-her-forecast/" target="_blank" rel="nofollow noopener">2026 Dünya Kız Çocuklarının Durumu Raporu (<em>Change Her Forecast</em>)</a>, iklim krizinin kız çocukları ve genç kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı hakları üzerindeki etkilerini ortaya koydu.</p>
<p>Bangladeş, Kenya, Peru, Senegal ve Zimbabve’de 15-24 yaşlarındaki 5 bin kız çocuğu ve genç kadınla yapılan araştırmada, katılımcıların yüzde 90’ı iklim olaylarının ailelerinin geçimi, sağlığı ve yaşam koşulları üzerinde ciddi baskı yarattığını bildirdi.</p>
<p>Araştırma kapsamında 139 kişiyle derinlemesine görüşmeler yapıldı; ayrıca 52 ülkeden yaklaşık 30 yıllık iklim ve sağlık verileri incelendi.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.bianet.org/2026/10/climate-crissis-girls-effect.jpeg" alt=""><sub>Fotoğraf: Plan International</sub></p>
<h3><strong>Kuraklık çocuk yaşta evlilik riskini artırıyor</strong></h3>
<p>Katılımcıların yüzde 36’sı, yaşadıkları iklim olayının ardından çevrelerinde 18 yaşından önce evlenen veya birlikteliğe giren kız çocuklarının sayısının arttığını gözlemledi.</p>
<p>Raporun 52 ülkeyi kapsayan veri analizi de uzun süreli kuraklığın çocuk yaşta evlilik ve erken birlikteliklerdeki artışla ilişkili olduğunu gösterdi.</p>
<div class="box-15">
<p>Rapora göre iklim olayı tek başına çocuk yaşta evliliğe yol açmıyor. Ancak kuraklığın hasatları ve hayvancılığı etkilemesi, ailelerin gelir kaybetmesi ve yoksulluğun ağırlaşması, var olan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle birleşerek kız çocuklarının evlendirilmesi riskini büyütebiliyor.</p>
<p>Kenya’dan 22 yaşındaki Galgalo, ailesinin geçim kaynaklarını kaybetmesinin hayatındaki sonucunu şöyle anlattı:</p>
<blockquote>
<p>“Babamın satabileceği hayvanı kalmadığı için evlendirildim; bu yüzden üniversiteye gidemedim.”</p>
</blockquote>
</div>
<p>Save the Children İklim Finansmanı ve Sürdürülebilir Ekonomiler Kıdemli Danışmanı Shruti Agarwal, bianet’e yaptığı değerlendirmede, iklim krizinin çocukların karşı karşıya olduğu mevcut tehditleri ağırlaştırdığını söyledi.</p>
<p>Agarwal’ın aktardığı Save the Children<a href="https://www.savethechildren.net/news/one-third-more-girls-set-face-double-blow-climate-change-and-child-marriage-2050-study" target="_blank" rel="nofollow noopener"> verilerine göre</a>, iklim krizi ve çocuk yaşta evlilikten kaynaklanan çifte tehditle karşılaşma riski çok yüksek olan kız çocuklarının sayısının 2050’den önce üçte bir oranında artması <a href="https://www.savethechildren.net/news/one-third-more-girls-set-face-double-blow-climate-change-and-child-marriage-2050-study" target="_blank" rel="nofollow noopener">bekleniyor.</a></p>
<h3><strong>Kuraklıktan etkilenenlerin yüzde 84'ü: Genç kadınların sağlık hizmetine erişimi zorlaştı</strong></h3>
<p>Araştırmaya katılanların yüzde 33’ü, iklim olaylarının ardından çevrelerinde planlanmamış gebeliklerin arttığını bildirdi. Yüzde 11’i ise kendisinin planlanmamış bir gebelik yaşadığını söyledi.</p>
<p>Sağlık hizmetlerine erişimdeki kesintiler de raporun öne çıkan bulguları arasında.</p>
<p>Katılımcıların yüzde 76’sı, çevrelerinde cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinden en az birine ulaşmakta zorlanan kız çocukları ve genç kadınların sayısının arttığını belirtti. Kuraklıktan etkilenenlerde bu oran yüzde 84’e yükseldi.</p>
<p>Katılımcıların yüzde 68’i de bu hizmetlere erişimde bizzat sorun yaşadığını bildirdi.</p>
<h3><strong>Şiddet ve sömürü riski</strong></h3>
<p>Araştırmaya katılanların yüzde 28’i, yaşadıkları iklim olayının ardından toplumsal cinsiyete dayalı şiddette artış gözlemledi.</p>
<p>Şiddetin arttığını belirtenlerin yüzde 66’sı, cinsel sömürüdeki artışın da buna katkıda bulunduğunu ifade etti.</p>
<p>Rapora göre afetlerin ardından yaşanan yerinden edilme, kalabalık geçici barınma alanları ve koruma hizmetlerindeki kesintiler, kız çocuklarını şiddet ve sömürüye karşı daha fazla risk altında bırakıyor.</p>
<h3><strong>Eğitimden kopan kız çocuklarının riski iki kat artıyor</strong></h3>
<p><img style="float: right;" src="https://static.bianet.org/2026/10/agarwal.jpeg" alt=""></p>
<p>Araştırmanın bir diğer bulgusu ise eğitimin koruyucu rolünü gösteriyor.</p>
<p>Eğitimi kesintiye uğrayan kız çocukları ve genç kadınların 18 yaşından önce evlenme veya planlanmamış gebelik yaşama olasılığı, eğitimine devam edenlere göre iki kat daha yüksek.</p>
<p style="text-align: left;">Agarwal, sel ve siklonların okullara zarar vermesi nedeniyle çocukların öğrenme kaybı yaşadığını ve okulu bırakma riskinin arttığını belirterek “Kız çocukları için bu risk daha yüksek” dedi.</p>
<p style="text-align: right;"><sup>Shruti Agarwal</sup></p>
<h3><strong>“İklim krizi bir çocuk hakları krizidir”</strong></h3>
<p>Agarwal, iklim krizinin çocukların gelişimi ve esenliği üzerinde yaşam boyu sürebilecek, kimi zaman geri döndürülemeyecek sonuçları olabileceğini vurguladı:</p>
<blockquote>
<p>“İklim krizi bir çocuk hakları krizidir. Çocuklar, kendilerine özgü fizyolojik ve gelişimsel özellikleri nedeniyle iklim krizinin yol açtığı riskler karşısında farklı ve daha yüksek düzeyde kırılganlık gösteriyor. Oysa bu krizin oluşmasına en az katkıda bulunanlar onlar; sesleri ve deneyimleri de çoğu zaman duyulmuyor.”</p>
</blockquote>
<p style="text-align: left;">Agarwal’a göre kız çocukları, engelli çocuklar, yerli halklara mensup çocuklar ve çatışmalar nedeniyle yerinden edilmiş çocuklar iklim krizinden orantısız biçimde etkileniyor.</p>
<p style="text-align: left;">Save the Children verileri, dünyada 774 milyon çocuğun yüksek iklim riski ve ağır yoksulluğun oluşturduğu çifte tehditle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.bianet.org/2026/10/unicef.jpeg" alt=""><sup>Fotoğraf: UNICEF</sup></p>
<h3><strong>Çocuklar iklim politikalarına katılmalı</strong></h3>
<p>Plan International, iklim afetleri sırasında kız çocuklarının eğitimlerinin kesintisiz sürdürülmesini, çocuk yaşta evliliklerle mücadelenin güçlendirilmesini ve cinsel sağlık ile üreme sağlığı hizmetlerine kaynak ayrılmasını istiyor.</p>
<p>Agarwal ise eğitim, sağlık, beslenme, temiz su ve çocuk koruma hizmetlerinin iklim politikalarında yeterince gözetilmediğini belirterek, afetler sırasında bu hizmetlerin sürekliliğinin sağlanması gerektiğini söyledi.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.bianet.org/2026/10/peter-caton-plan-international.jpeg" alt="Peter Caton/Plan International"><sup>Fotoğraf: Peter Caton/Plan International</sup></p>
<p>Çocukların iklim politikalarının oluşturulmasına da katılması gerektiğini vurgulayan Agarwal, “Çocuklar, kendilerini etkileme olasılığı en yüksek riskleri belirlemek ve bu riskleri azaltmaya yönelik somut ve uygun önlemleri birlikte geliştirmek için en iyi konumdadır” dedi.</p>
<p>Agarwal’a göre yerel yönetimler, sıcak dalgaları ve diğer iklim risklerine karşı hazırlayacakları eylem planlarında çocukların, ailelerin, okulların, sağlık çalışanlarının ve çocuk hakları örgütlerinin katılımını sağlamalı.</p>
<div class="box-4">Bu haber, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin (HBSD) finansal desteği ile üretilmiştir. Haberlerin içeriğinden yalnızca IPS İletişim Vakfı/bianet sorumlu olup HBSD’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.</div>
<p>(NÖ/CA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 10:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Peru’da Hitler Mussolini Simeon Flores belediye başkanı oldu]]></title><link>https://bianet.org/haber/peruda-hitler-mussolini-simeon-flores-belediye-baskani-oldu-324248</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/peruda-hitler-mussolini-simeon-flores-belediye-baskanligi-yarisinda-ilk-sirada.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/peruda-hitler-mussolini-simeon-flores-belediye-baskani-oldu-324248</guid><description><![CDATA[Peru’nun Huánuco bölgesindeki Queropalca ilçesinde düzenlenen yerel seçimde, sol parti (Ahora Nación) adayı Hitler Mussolini Simeon Flores 229 oy aldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Peru’da 4 Ekim’de yapılan bölgesel ve yerel seçimlerde, Queropalca ilçesinin belediye başkanlığı için yarışan Hitler Mussolini Simeon Flores sandıktan ilk sırada çıktı. Peru'da sol çizgide yer alan Ahora Nación adayı Flores, 229 oyla geçerli oyların yüzde 34,54’ünü aldı. Peru21’in ONPE sonuçlarına dayandırdığı haberine göre tutanakların yüzde 100’ü sayıldı.</p>

<p>Yarışta ikinci sırayı Renovación Popular adayı Gaspar Benilde Osorio Zambrano 204 oyla, üçüncü sırayı ise País para Todos adayı Itala Yovana Santillan Vara 187 oyla aldı. İlk üç aday arasındaki fark 42 oy oldu. İlçede toplam 663 geçerli oy kullanıldı.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/10/6ac87e27afc2a.jpeg" alt=""></p>
<p>Peru’nun Huánuco bölgesinde, Lauricocha eyaletine bağlı bir ilçe olan Queropalca’da yapılan seçim, Flores’in adındaki “Hitler” ve “Mussolini” ifadeleri nedeniyle de gündeme geldi. Peru’nun resmi seçim kurumu JNE’nin aday bilgi sisteminde Flores, Queropalca belediye başkanlığına aday olarak kayıtlı.</p>
<p>(Mİ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 10:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ankara Barosu yeni yönetimini belirleyecek]]></title><link>https://bianet.org/haber/ankara-barosu-yeni-yonetimini-belirleyecek-324245</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/ankara-barosu-nda-secim-yarin-yapilacak.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ankara-barosu-yeni-yonetimini-belirleyecek-324245</guid><description><![CDATA[Ankara Barosu yeni yönetimini belirlemek için yarın genel kurulunu topluyor. İlk gün yapılacak görüşmelerin ardından pazar günü seçim yapılacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Barosu’nun 69. Olağan Genel Kurulu, 10-11 Ekim 2026 tarihlerinde Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde yapılacak. Baro başkanlığı için Avukat Hakları Grubu Ankara’dan Funda Şahin, Demokrat Avukatlar Değişim Grubu’ndan Mehmet Zeki Kaplan, Demokratik Sol Avukatlar Grubu’ndan Elçin Özge Şimşek Çağlayan ve Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu’ndan Doğukan Kozan yarışacak.</p>
<p>İlk gün genel kurul görüşmeleri yapılırken, baro organları için seçimler 11 Ekim Pazar günü 09.00-17.00 saatleri arasında yapılacak..</p>
<p>Avukat Hakları Grubu Ankara’nın adayı Funda Şahin, Demokrat Avukatlar Değişim Grubu’nun adayı Mehmet Zeki Kaplan, Demokratik Sol Avukatlar Grubu’nun adayı Elçin Özge Şimşek Çağlayan ve Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu’nun (TÜMAG) adayı Doğukan Kozan başkanlık için yarışacak.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 09:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Maltepe'de çöken binanın enkazından 3 kişinin daha cansız bedeni çıkarıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/maltepe-de-coken-binanin-enkazindan-3-kisinin-daha-cansiz-bedeni-cikarildi-324246</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/maltepe-de-coken-binanin-enkazindan-3-kisinin-daha-cansiz-bedeni-cikarildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/maltepe-de-coken-binanin-enkazindan-3-kisinin-daha-cansiz-bedeni-cikarildi-324246</guid><description><![CDATA[Maltepe'de 7 katlı binanın ilk 3 katında meydana gelen çökme nedeniyle enkaz altında kalan 3 kişinin cansız bedeni çıkarıldı. Binada arama kurtarma çalışmaları tamamlandı. Can kaybı 5'e yükseldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe ilçesi Cevizli Mahallesi Doğu Sokak'ta dün saat 5.40 sıralarında 7 katlı binanın alttaki 3 katı çöktü. Enkaz altında kalan 3 kişiyi arama kurtarma çalışmalarında tamamlandı. 3 kişinin cansız bedenlerine ulaşıldı.</p>
<a href='/haber/maltepe-de-7-katli-bina-coktu-iki-kisi-hayatini-kaybetti-324212' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/08/maltepe-de-6-katli-bina-coktu-mahsur-kalanlari-kurtarma-calismasi-suruyor.jpg' alt='Maltepe&#39;de 7 katlı bina çöktü: İki kişi hayatını kaybetti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Maltepe'de 7 katlı bina çöktü: İki kişi hayatını kaybetti</h5>
<div class='date'>8 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Can kaybı 5 oldu</h3>
<p>Çöken binada yaşamını yitirenlerin sayısı 5'e yükseldi. Cenazeler, otopsi işlemleri için Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.</p>
<div class="box-1">
<h3><strong>Ne olmuştu?</strong></h3>
<p>Maltepe'de Cevizli Mahallesi Doğu Sokak'ta bulunan 7 katlı bina, dün (8 Ekim) saat 05.40 sularında çöktü. Binanın zemin katındaki iş yerinin de bulunduğu ilk 3 katı çökerken, üstteki 4 kat yana yattı. 1987 yılında inşa edilen binanın zemin katında bir dükkan, üst katlarında ise toplam 12 daire bulunuyordu. İstanbul Valisi Davut Gül, binada 33 kişinin yaşadığının kayıtlarda yer aldığını, çöken bölümdeki 4 dairede ise 14 kişinin kayıtlı olduğunu açıklamıştı.</p>
<p>Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, binaya iskan verildikten sonra üstteki iki katın kaçak olarak yapıldığını belirtti.</p>
<p>Binada daha önce kentsel dönüşüm konusunda görüşmeler yapıldığı, ancak daire sahipleriyle anlaşma sağlanamadığı da aktarıldı.</p>
<p>Çökme nedeniyle enkaz altında kalan 14 kişiden 10'u yaralı kurtarılırken, 2 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Binanın tamamen çökme riski nedeniyle arama kurtarma çalışmalarına ara verilerek kontrollü yıkım süreci başlatıldı; çevredeki üç bina da tedbir amacıyla boşaltıldı.</p>
<p>İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, binanın mimarı ile şantiye şefi gözaltına alındı. Yapının ruhsatlandırılması ve izin belgelerinde imzası bulunan görevlilerin belirlenmesi için de çalışma yürütüldü.</p>
</div>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 09:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Fransa: Öğrenciler alanlara egemen oluyor; sokaklar 13 Ekim'de yeni dalgaya hazırlanıyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/fransa-ogrenciler-alanlara-egemen-oluyor-sokaklar-13-ekim-de-yeni-dalgaya-hazirlaniyor-324242</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/fransa-ogrenciler-alanlara-egemen-oluyor-sokaklar-13-ekim-de-yeni-dalgaya-hazirlaniyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/fransa-ogrenciler-alanlara-egemen-oluyor-sokaklar-13-ekim-de-yeni-dalgaya-hazirlaniyor-324242</guid><description><![CDATA[Fransa'da liselilerin eğitim hakkı mücadelesi 3. haftada Paris'in Bastille Meydanı'na aktı. Dün ülke genelinde 71 bin 500 kişi gösterilere katıldı, 504 kişi gözaltına alındı. Öğrenciler hükümetin 3 bin öğretmen vaadini yetersiz buldu. 13 Ekim'i yeni ulusal eylem ve grev günü ilan etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Fransa'da öğretmen eksikliğine, kalabalık sınıflara ve yetersiz eğitim koşullarına karşı başlayan liseliler hareketi, perşembe günü Paris'in Bastille Meydanı'nda düzenlenen büyük bir gösteriyle üçüncü haftasını tamamladı. Hükümetin önlemlerini yetersiz bulan liseliler, üniversiteliler ve sendikalar,13 Ekim Salı'yı ülke çapında yeni bir eylem ve grev günü ilan ettiler.  </p>
<h3>"Bastille'in zaptı"</h3>
<p>Perşembe günü Paris'te Cumhuriyet Meydanı'ndan (Place de la République) yürüyüşe geçen öğrenciler Bastille'e ulaştı. Çevre banliyölerden gelen lise gruplarına üniversiteliler, öğretmenler, sendikacılar ve siyasi örgütler katıldı.</p>

<p>Meydandaki kalabalığın fotoğraflarını paylaşan Boyun Eğmeyen Fransa (La France insoumise – LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon, 1789 Fransız Devrimi'ne gönderme yaparak “Bastille yeniden zaptedildi" ("La Bastille est reprise") dedi.</p>
<p>Öğrenciler Bastille'de yeni eylem kararını, hükümetin eğitim sistemindeki sorunlara yönelik ilk somut önlemleri açıkladığı gün ilan ettiler. Öğrenci temsilcileri, geçici öğretmen görevlendirmelerinin krizin nedenlerini ortadan kaldırmayacağını açıkladı.<br><br>Lise Öğrencileri Sendikalar Birliği (Union syndicale lycéenne) Eş Genel Sekreteri Marius Mesnil, Eğitim Bakanı'yla görüşmelerin ardından taleplerinin yalnızca küçük bir bölümünün karşılandığını belirterek mücadelenin süreceğini söyledi.</p>
<h3>71 bin 500 gösterici, 504 gözaltı</h3>
<p>İçişleri Bakanlığına göre Fransa genelindeki yürüyüşlere 71 bin 500, Paris'teki gösterilere ise 24 bin 500 kişi katıldı. Bakanlık, okul önlerindeki protestolara katılanların sayısını ayrıca 55 bin olarak açıkladı. </p>
<p>Gün boyunca 504 kişi gözaltına alındı. Bakanlık 48 polisin ve jandarma personelinin yaralandığını bildirdi. Göstericilerin yaralı toplamı açıklanmadı.</p>
<p>6 Ekim'deki eylemlere hükümete göre 266 bin, organizatörlere göre ise 450 bin kişi katılmıştı. Perşembe günkü katılım daha düşük olsa da lise işgalleri, okul girişlerinin kapatılması ve yerel gösteriler sürdü.</p>
<h3>Eğitim Bakanı 3 bin öğretmen görevlendirecek</h3>
<p>Eğitim Bakanı Édouard Geffray, perşembe akşamı TF1 televizyonunda, öğretmen eksikliğinin en ağır yaşandığı okullara 9-13 Ekim arasında 3 bin yedek öğretmen gönderileceğini duyurdu.</p>
<p>Geffray, 114 lisede durumun çok ciddi, yaklaşık 400 okulda ise önemli sorunların bulunduğunu belirtti. Yüzlerce yeni personel alınabileceğini de söyledi.</p>
<p>Ancak 3 bin kişilik görevlendirme, yeni kadrolar açılmasından çok mevcut yedek öğretmenlerin ihtiyaç duyulan okullara dağıtılmasını öngörüyor.</p>
<p>Başbakan Sébastien Lecornu, ekim sonuna kadar öğrenci taleplerine mali kaynakları belirlenmiş yanıtlar vereceklerini açıkladı. Öğrenci örgütleri ise bu takvimi yeterli bulmadı.</p>

<h3>Öğrenciler ne istiyor?</h3>
<p>Hareketin talepleri boş geçen derslerin doldurulmasıyla sınırlı değil. Liseliler öğretmen ve yardımcı personel sayısının artırılmasını, sınıfların küçültülmesini, bakımsız okul binalarının yenilenmesini ve uzun okul günlerinin kısaltılmasını istiyor.</p>
<p><span style="color: rgb(224, 62, 45);">▶︎</span> Öğrenci sendikaları eğitime 10 milyar avro ek kaynak ayrılmasını talep ediyor.</p>
<p><span style="color: rgb(224, 62, 45);">▶︎</span> Üniversitelilerin katılımıyla Parcoursup yerleştirme sisteminin kaldırılması ve yükseköğrenime erişimin genişletilmesi de talepler arasına girdi.</p>
<p><span style="color: rgb(224, 62, 45);">▶︎</span> Örgütler, üniversite yemekhanelerindeki bir avroluk öğün uygulamasının bütün öğrencilere yayılmasını istiyor.</p>
<p>LFI, 8 Ekim açıklamasında talepleri desteklediğini ve 13 Ekim'de öğrencilerin yanında olacağını duyurdu. Hükümetin polis müdahalelerini eleştirdi.</p>
<h3>Banliyö öğrencileri ön saflarda</h3>
<p>Paris yürüyüşünde çevre ilçelerle kent merkezindeki liselerin ortak hareket etmesi dikkat çekti.</p>
<p>Le Monde muhabirlerinin izlediği yürüyüşte Paris ilçeleri lise koordinasyonunun pankartları, Genel İş Konfederasyonu'nun (CGT) ve sol örgütlerin bayraklarıyla birlikte taşındı.</p>
<p>Charlemagne Lisesinden 16 yaşındaki Eliana, gazeteye özellikle dezavantajlı ilçelerdeki öğrencileri desteklemek için gösteriye katıldığını söyledi. Başbakan Lecornu'nün vaatlerini ikna edici bulmadığını belirtti.</p>
<p>Mediapart da Bastille'deki öğrencilerin artık yeni vaatler beklemediklerini aktardı. Gazetenin görüştüğü gençler mücadeleyi en az 17 Ekim'e kadar sürdürmek istediklerini söyledi. Bu tarih, 13 Ekim'deki sendikal eylemden farklı bir hedefi işaret ediyor. Harekette yer alanların bir bölümü eylemleri gelecek hafta boyunca sürdürme eğiliminde. </p>
<h3>Bastille'de polis müdahalesi</h3>
<p>Bastille Meydanı'ndaki gösteri akşam saatlerinde polis müdahalesiyle sona erdi.</p>
<p>AFP'ye göre bazı göstericilerin polise kaldırım taşları ve havai fişek atmasının ardından çevik kuvvet tazyikli su kullandı. Polis meydanı boşalttı; Bastille Operası çevresinde gerilim sürdü.</p>
<p>Gün içinde Hélène-Boucher Lisesi önünde barikat kuran öğrencilere de göz yaşartıcı gazla müdahale edilmişti.</p>
<p>Hareket boyunca polisin müdahale yöntemleri tartışıldı. Bir gencin elinden ağır yaralanması üzerine belirli bir tip müdahale bombasının kullanımı geçici olarak durduruldu.</p>
<p>Hükümet güvenlik önlemlerini savunurken, öğrenci örgütleri özellikle reşit olmayan göstericilere yönelik müdahalelere karşı çıkıyor.</p>
<h3>13 Ekim: Öğrenci hareketi sendikal mücadeleyle birleşiyor</h3>
<p>Bastille'de duyurulan 13 Ekim kararı, öğrenci hareketinde yeni bir aşamaya işaret ediyor.</p>
<p>Eylül sonunda öğretmensiz sınıflara ve yetersiz eğitim koşullarına karşı başlayan protestolar, üniversitelilerin katılımıyla genişledi. CGT'nin ve eğitim sendikalarının desteğiyle talepler, kamu hizmetlerinin finansmanı ve 2027 bütçe politikalarıyla birlikte tartışılmaya başlandı.</p>
<p>13 Ekim çağrısı, lise ve üniversite öğrencilerinin yanı sıra eğitim çalışanlarının da grev ve gösterilere katılmasını hedefliyor. Ancak henüz tüm işkolları kapsayan bir genel grev kararı değil.</p>
<p>Hükümetin 3 bin öğretmen görevlendirme kararının son günü de 13 Ekim'e denk geliyor. Öğrenciler buna rağmen yeni eylem kararından vazgeçmedi. Sonraki evrede lise ve üniversite eylemlerinin eğitim çalışanlarının grevleriyle birleşip birleşmeyeceği mücadelenin karakterinde önemli bir değişikliğin ölçüsü olabilir. </p>
<h3>Bastille göndermesinin siyasi anlamı</h3>
<p>Jean-Luc Mélenchon'un “Bastille yeniden zaptedildi" sözleri, gösteriye tarihsel bir anlam yükledi.</p>
<p>14 Temmuz 1789'da siyasi mahpusların konulduğu Bastille Kalesi'nin ele geçirilmesi, Fransız Devrimi'nin simgesel başlangıcı olarak kabul ediliyor.</p>
<p>LFI, öğrenci hareketinin örgütleyicisi olmamakla birlikte kendisini hareketin toplumsal ve tarihsel anlamını en iyi ve etkili biçimde kavrayan siyasi parti olarak hissettiriyor. Hareket bütün değişimden yana politik hareketlere kendilerini yakın hisseden ya da  bu protestoya anlam yükleyen öğrencileri, lise koordinasyonlarını, öğrenci sendikalarını, üniversite örgütlerini ve eğitim çalışanlarını kendi talepleriyle birlikte içeriyor.</p>
<p>13 Ekim çağrısı bu örgütlerin ortak kararıyla duyuruldu.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 00:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Muhalefet sordu: Fondan kim kazandı, para nereye gitti, kim göz yumdu? AKP ve MHP TBMM araştırmasını reddetti]]></title><link>https://bianet.org/haber/muhalefet-sordu-fondan-kim-kazandi-para-nereye-gitti-kim-goz-yumdu-akp-ve-mhp-tbmm-arastirmasini-reddetti-324241</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/muhalefet-sordu-fondan-kim-kazandi-para-nereye-gitti-kim-goz-yumdu-akp-ve-mhp-meclis-arastirmasini-reddetti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/muhalefet-sordu-fondan-kim-kazandi-para-nereye-gitti-kim-goz-yumdu-akp-ve-mhp-tbmm-arastirmasini-reddetti-324241</guid><description><![CDATA[5 muhalefet partisinin fon krizinin araştırılmasına ilişkin grup önerileri TBMM Genel Kurulunda AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. CHP milyarlarca dolarlık dijital varlık transferi iddialarını gündeme getirdi, DEM Parti haksız kazançların iadesini istedi; AKP "iftira etmeyin" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Genel Kurulu'nda, kamuoyunda fon krizi olarak bilinen sermaye piyasası skandalının araştırılması için 5 muhalefet grubunun ayrı ayrı verdiği önergelerin gündeme alınması, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.</p>
<p>Yeni Yol, İYİ Parti, CHP, DEM Parti ve Yeni Parti grupları, 8 Ekim Perşembe günkü görüşmelerde fonlardaki manipülasyon iddialarının, yatırımcıların zararlarının, siyasi bağlantıların, denetim kurumlarının sorumluluğunun ve şüpheli para transferlerinin araştırılmasını <a href="https://cdn.tbmm.gov.tr/TbmmWeb/Tutanak/28/5/4/Ham/26a363b2-d038-4558-afcc-bb52492eff20.html" target="_blank" rel="nofollow noopener">istedi</a>.</p>
<p>Muhalefet milletvekilleri, 455 bin 758 yatırımcının doğrudan etkilendiğini belirttikleri krizde, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) ve diğer kamu kurumlarının zamanında müdahale etmediğini ileri sürdü.</p>

<p>AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, idari ve adli soruşturmaların sürdüğünü, suç işleyenlerin hesap vereceğini savunurken bazı siyasetçiler ve yakınları hakkındaki iddiaların iftira olduğunu öne sürdü.</p>
<p>Muhalefet ise adli soruşturmanın TBMM'nin denetim görevini ortadan kaldırmayacağını belirterek ayrı bir araştırma komisyonu kurulmasında ısrar etti.</p>
<p>Grup önerilerinin reddedilmesiyle fon işlemlerinin, kamu kurumlarının sorumluluğunun ve siyasi bağlantı iddialarının araştırılması amacıyla TBMM'de komisyon kurulması kararı alınamadı. </p>
<h3>CHP: SPK 2020'den beri uyarıları biliyordu</h3>
<p>CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, bağımsız denetim şirketlerinin 2020'den 2026'nın ilk çeyreğine kadar hazırladıkları raporlarda fonlardaki sorunlara dikkat çekildiğini ileri sürdü.</p>
<p>Bu raporların Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yayımlandığını belirten Akay, dolayısıyla SPK'nin gelişmelerden haberdar olması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Akay ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Şubat 2025'te SPK'ye iddialarla ilgili yazı gönderdiğini, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de 2025'in son çeyreğinde soruna dikkat çektiğini öne sürdü.</p>
<p>CHP milletvekili, denetim kurumlarının bu uyarılara rağmen neden zamanında müdahale etmediğinin, SPK bünyesinde kurulan çalışma grubunun hangi işlemleri gerçekleştirdiğinin ve sorumlular hakkında neden önlem alınmadığının araştırılmasını istedi.</p>
<p>Akay'ın gündeme getirdiği iddialar, krizin yalnızca Eylül 2026'da ortaya çıkan bir sorun olmadığını, daha önce kamu kurumlarına ulaşan uyarıların da bulunabileceğini gösteriyor. </p>
<h3>CHP'den milyarlarca dolarlık transfer sorusu</h3>
<p>Akay, konuşmasında fon soruşturmasında adı geçen şirketlerden biri üzerinden gerçekleştirildiği ileri sürülen büyük tutarlı dijital varlık transferlerini de gündeme getirdi.</p>
<p>Bir şirketin 3 milyar ve 5 milyar dolar tutarında dijital varlık transferleri yapıp yapmadığını soran Akay, bunların soğuk cüzdanlara aktarılarak yurt dışına çıkarıldığı iddiasının açıklığa kavuşturulmasını istedi.</p>

<p>CHP milletvekili şu soruları yöneltti:</p>
<blockquote>
<p>“Bu varlıkların soğuk cüzdanlara aktarılarak yurt dışına çıkarıldığı doğru mu? Bu firma Özata Denizcilik midir iddia edildiği gibi?”</p>
</blockquote>
<p>Akay, bu işlemlerden Mali Suçları Araştırma Kurulunun (MASAK), SPK'nin ve diğer kamu kurumlarının haberdar olup olmadığının açıklanmasını istedi.</p>
<p>CHP, şüpheli kazançların izlenmesini, yurt dışına çıkarılmış olabilecek varlıkların araştırılmasını ve yatırımcı zararlarının karşılanmasını sağlayacak tedbirlerin belirlenmesini talep etti. </p>
<h3>DEVA'lı Kısacık: SPK 23 gündür ne yapıyor?</h3>
<p>Yeni Yol Grubu adına konuşan DEVA Partili Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, fon krizinin ortaya çıkmasının üzerinden 23 gün geçmesine rağmen SPK yönetiminin kamuoyuna yeterli açıklama yapmadığını söyledi.</p>
<p>Kısacık, yatırımcıların fonlara giriş ve çıkış tarihlerinin, kazançlarının ve para hareketlerinin elektronik kayıtlarda bulunduğunu hatırlatarak işlemlerin incelenmesinin haftalar sürmemesi gerektiğini savundu.</p>
<p>SPK'nin çalışmalarını eleştiren Kısacık, hesapların kısa sürede incelenebileceğini belirterek şu soruyu yöneltti:</p>
<blockquote>
<p>“İki saatlik işi yirmi üç günde bitiremediniz, iki saatlik iş ya.”</p>
</blockquote>
<p>Kısacık, AKP'nin araştırma komisyonuna karşı çıkmasına da tepki gösterdi. Yeni Yol'un önergesi, fon işlemlerindeki organize suç ve dolandırıcılık iddialarının, kriz öncesinde para çekerek kazanç sağladığı ileri sürülen kişilerin, siyasi ve idari bağlantıların ve tasfiye işlemlerinin araştırılmasını öngörüyordu.</p>
<p>Kısacık, kamuoyuna hangi işlemlerin yapıldığının açıklanmasını ve mağdurların zararlarının karşılanmasını istedi. </p>
<h3>Yeni Parti: "İlk girenler sonradan gelenlerin parasıyla mı kazandı?"</h3>
<p>Yeni Parti Muğla Milletvekili Gizem Özcan, fon krizinin ortaya çıkmasına yol açmış olabilecek manipülasyon mekanizmasının araştırılmasını istedi.</p>
<p>Özcan, işlem hacmi düşük hisselerin belirli fonlar üzerinden koordineli biçimde yükseltilmesi, ardından bu hisseleri taşıyan fonların yüksek getirilerle yatırımcılara pazarlanması ihtimaline dikkat çekti.</p>
<p>Bu yöntemde, fonlara ilk giren yatırımcıların daha sonra sisteme katılanların parasıyla olağanüstü kazanç elde ederek ayrılmış olabileceklerini söyledi.</p>
<p>Özcan, fonların ilk finansmanını kimlerin sağladığının, hisselerin hangi hesaplardan alındığının ve kimlerin hangi tarihlerde ne kadar kazanç elde ederek sistemden çıktığının belirlenmesini istedi.</p>
<p>Yeni Parti milletvekili, Meclis araştırmasının kapsamını şöyle açıkladı:</p>
<blockquote>
<p>“İşlem kayıtları, denetim raporları, ihbarlar, şikâyetler incelensin; kurumların hangi tarihte ne bildiği, bildirdiği ortaya çıkarılsın.”</p>
</blockquote>
<p>Özcan, adli soruşturmaların sürmesinin Meclisin idari, kurumsal ve siyasi sorumlulukları araştırmasına engel olmadığını belirtti.</p>
<p>Yatırımcıların tasarruflarını denetlendiğine inandıkları lisanslı kuruluşlara emanet ettiğini hatırlatarak devletin yatırımcıları koruma yükümlülüğünün de araştırılmasını istedi.</p>
<h3>DEM Parti: Haksız kazançlar mağdurlara aktarılmalı</h3>
<p>DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, fon krizini iktidarın ekonomi politikaları, gelir eşitsizliği ve kamu kaynaklarının kullanım biçimiyle birlikte değerlendirdi.</p>
<p>Hükümeti küçük yatırımcıların zarar görmesine yol açan işlemlere zamanında müdahale etmemekle suçlayan Konukçu, fonların yönetiminden ve denetiminden sorumlu kişilerin hesap vermesini istedi.</p>
<p>Konukçu, sorumluların mal varlıklarına el konularak yatırımcıların zararlarının karşılanmasını savundu:</p>
<blockquote>
<p>“Bu fonları işleten, bunlardan fahiş kârlar elde edenlerin mal varlıklarına el konmalı ve fon mağdurlarına bu aktarılmalıdır.”</p>
</blockquote>
<p>DEM Partili milletvekili, fon krizini yalnızca finansal işlemlerle açıklamanın yetersiz olduğunu belirterek siyasi sorumluların da araştırılmasını istedi.</p>
<p>Konukçu ayrıca Türkiye Varlık Fonu'nun kapatılması gerektiğini savundu. Kamu kaynaklarının kullanımını ve özelleştirme politikalarını eleştirerek fon krizini daha geniş bir ekonomik düzenin sonucu olarak değerlendirdi.</p>
<p>Haksız kazançların mağdurlara aktarılması talebi, bu kazançların tespit edilmesini ve gerekli yargı kararlarının alınmasını gerektiriyor. </p>
<h3>İYİ Parti: 455 bin yatırımcının mağduriyeti sınırlı etki mi?</h3>
<p>İYİ Parti adına konuşan Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, fon krizinin etkisinin kamuoyuna olduğundan küçük gösterildiğini savundu.</p>
<p>Türkeş Taş, sermaye piyasalarında yaklaşık 6,5 milyon yatırımcı bulunduğunu, bunların 455 bininin fon krizinden doğrudan etkilendiğini belirterek hükümetten sorunun boyutlarını açıklamasını istedi.</p>
<p>Kriz karşısında yatırımcılara vaat değil, somut sonuç sunulması gerektiğini söyledi.</p>
<p>İYİ Parti'nin önergesi, manipülasyon, içeriden öğrenenlerin ticareti, siyasi nüfuz kullanılarak haksız kazanç sağlanması ve yatırımcı mağduriyetleri iddialarının araştırılmasını amaçlıyordu.</p>
<p>Parti ayrıca kamu makamlarının idari ve siyasi sorumluluklarının belirlenmesini ve benzer olayların tekrarlanmasını önleyecek düzenlemelerin hazırlanmasını talep etti.</p>
<h3>AKP: Araştırma komisyonu iftira aracı yapılmamalı</h3>
<p>Muhalefetin taleplerine yanıt veren AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, fon işlemleriyle ilgili idari ve adli soruşturmaların sürdüğünü belirtti.</p>
<p>Akbaşoğlu, suç işleyenlerin korunmadığını savunurken bazı siyasetçiler ve yakınları hakkında ortaya atılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.</p>
<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın haklarındaki iddiaları reddettiklerini hatırlatan Akbaşoğlu, isimleri kamuoyunda tartışılan kişilere yönelik suçlamaların kanıtlanması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Meclis araştırma komisyonunun suçsuz kişileri hedef almanın aracı haline getirilmemesi gerektiğini savundu.</p>
<p>Muhalefet milletvekilleri ise komisyonun görevinin tam da iddiaların doğruluğunu veya yanlışlığını ortaya çıkarmak olduğunu belirterek bu gerekçeye karşı çıktı.</p>
<p>Yeni Yol Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, şüpheli kazançların kimler tarafından elde edildiğinin açıklanmasını istedi.</p>
<p>CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır da Meclis'in geçmişte Susurluk gibi büyük skandalları araştırdığını hatırlatarak fon krizinin neden parlamenter denetime açılmadığını sordu. </p>
<h3>Meclis araştırması yapılmayacak mı?</h3>
<p>Görüşmelerin sonunda Yeni Yol, İYİ Parti, CHP, DEM Parti ve Yeni Parti gruplarının fon krizine ilişkin araştırma önergelerinin görüşülmesini öne almayı amaçlayan beş ayrı grup önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.</p>
<p>Ret kararları, savcılık soruşturmalarını veya SPK'nin idari incelemelerini durdurmuyor. Ancak Meclisin kendi denetim yetkisini kullanarak fon işlemlerini, kamu kurumlarının sorumluluğunu ve siyasi bağlantı iddialarını araştırması talebi bu aşamada karşılık bulmadı.</p>
<p>Görüşmeler, TBMM çoğunluğunun üç temel sorunun yanıtını ortaya çıkarmaktan kendisini sorumlu saymadığını ortaya çıkardı: Denetim kurumları usulsüzlük iddialarından ne zaman haberdar oldu? Kimler krizden önce yüksek kârla fonlardan çıktı? Mağdurların zararları hangi kaynaklardan karşılanacak?</p>
<div class="box-1">
<h3><span style="color: rgb(126, 140, 141);">Arka plan | </span>Meclis araştırması neyi ortaya çıkarabilir?</h3>
<p>Meclis araştırması, suçluları yargılayan veya cezalandıran bir süreç değil. Amacı kamuoyunu ilgilendiren bir konunun parlamenter denetim yoluyla incelenmesi.</p>
<p>Fon krizi konusunda kurulacak bir komisyon, SPK ve diğer denetim kurumlarının hangi tarihlerde uyarı aldığını, bu uyarılar üzerine hangi işlemleri yaptığını, tasfiye kararlarının nasıl alındığını ve yatırımcıların zararlarının karşılanması için hangi önlemlerin gerektiğini araştırabilir.</p>
<p>Komisyonun, adli soruşturmalardan farklı olarak, idari ve siyasi sorumluluklar üzerinde durması da mümkün. Bu kapsamda Meclis araştırmasının reddi, çoğunluğun suç iddialarının yargıda soruşturulması dışında bir denetim yolunun kullanılmasını kendi çıkarına uygun bulmadığı anlamına geliyor.</p>
</div>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 09 Oct 2026 00:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gazetecilere soruşturma: Mustafa Balcı gözaltına alındı]]></title><link>https://bianet.org/haber/gazetecilere-sorusturma-mustafa-balci-gozaltina-alindi-324240</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/09/fon-haberleri-icin-saymaz-agirel-ve-sevinc-ifadeye-cagrildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gazetecilere-sorusturma-mustafa-balci-gozaltina-alindi-324240</guid><description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteciler İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç'i fon skandalına ilişkin olarak kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar yaptıkları gerekçesiyle ifadeye çağırdı. Gazeteci Mustafa Balcı ise gözaltına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yedi finans kuruluşuna yönelik fon soruşturmasına ilişkin haber ve değerlendirmeleri nedeniyle gazeteciler İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç'in şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılması için talimat verdi.</p>
<p>Anka'nın haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı ayrıca muhabir Mustafa Balcı ile gazeteci Şaban Sevinç’in gözaltına alınması için de talimat verdiğini açıkladı. Öte yandan gazeteci Mustafa Balcı da gözaltına alındı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Gözaltına alınıyorum</p>
— Mustafa Balcı (@mstafabalci) <a href="https://x.com/mstafabalci/status/2108310306799636663?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">October 8, 2026</a></blockquote>
<p>Başsavcılığın Perşembe gecesi yayımladığı açıklamada, gazetecilerin basın-yayın organları ve sosyal medya üzerinden kamuoyunu yanıltıcı nitelikte açıklamalarda bulundukları ileri sürüldü.</p>
<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>
<blockquote>
<p>“Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan fon soruşturmasına ilişkin olarak basın yayın organları ve sosyal medya üzerinden kamuoyunu yanıltıcı nitelikle yaptıkları açıklamalar nedeniyle İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç’in şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınmak üzere hazır edilmeleri talimatı verilmiştir.”</p>
</blockquote>
<p>Başsavcılık, gazetecilerin hangi açıklamalarının gerçeğe aykırı olduğunu, hangi somut bilgilerin kamuoyunu yanılttığını veya suçlamanın hangi yasa kapsamına girdiğini duyurmadı.</p>
<h3>Ticaret Bakanı Bolat aynı gün suç duyurusunda bulundu</h3>
<p>Başsavcılığın açıklaması, Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmasından birkaç saat sonra geldi.</p>
<p>Bolat'ın suç duyurusunun gerekçesi, iki gazetecinin 7 Ekim'de Sözcü TV'de gündeme getirdikleri fon yatırımı iddialarıydı.</p>
<p>Murat Ağırel, televizyon yayınında, fon işlemleriyle bağlantılı olduğu öne sürülen bazı finansal yapılar içerisinde Bakan Bolat'ın da yatırımcı olarak yer aldığına ilişkin bilgiler aldığını belirtmişti.</p>
<p>Ağırel, Hedef Portföy ve EFG Enerji gibi şirketlerin adını anarak fonların değerinin yükseltilmesi ve bazı yatırımcıların soruşturmadan önce sistemden çıkmasıyla ilgili iddiaları aktarmıştı.</p>
<p>Bakan Bolat ise söz konusu iddiaları reddederek gazetecilerin kendisi hakkında gerçeğe aykırı bilgiler yaydığını savundu.</p>
<p>AA'nın haberine göre, Ticaret Bakanlığının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği suç duyurusu dilekçesinde iki gazetecinin açıklamalarının hakaret, iftira, kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlarını oluşturduğu ileri sürüldü.</p>
<h3>Bolat: Hesabım kapatılmadı, paramı çekmedim</h3>
<p>Bolat, 8 Ekim'de yaptığı açıklamada, 37,8 milyon liralık aile tasarrufunu 26 Şubat 2024'te Hedef Yatırım Portföy bünyesinde kira sertifikası niteliğindeki bir yatırım aracına yatırdığını kabul etti.</p>
<p>Ancak hesabın 16 Eylül 2026'da finans kuruluşlarına yönelik operasyon başlamadan önce kapatıldığı ve yatırımın iki katına çıkarılarak çekildiği iddialarını reddetti.</p>
<p>Bolat, söz konusu yatırımın hisse senedi değil, sukuk olarak bilinen kira sertifikası olduğunu, hesabının operasyon öncesinde veya sonrasında kapatılmadığını söyledi.</p>
<p>Bakan, 170 milyon liralık bir transferin gerçekleştirildiği iddiasına da karşı çıkarak bankalardaki işlemlerin incelenebileceğini belirtti.</p>
<p>Bolat'ın bu açıklamaları, fon soruşturmasındaki yatırım işlemlerinin niteliği ve zamanlamasına ilişkin tartışmaları sona erdirmedi. </p>
<h3>Şaban Sevinç'in hangi açıklaması soruşturuluyor?</h3>
<p>Başsavcılığın ifade talimatı verdiği üçüncü gazeteci Şaban Sevinç'in hangi televizyon programında veya sosyal medya paylaşımında hangi ifadeler dolayısıyla ifadeye çağrıldığı henüz açıklanmadı.</p>
<p>Ticaret Bakanlığının Ankara'daki suç duyurusu yalnızca İsmail Saymaz ve Murat Ağırel'i kapsıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının üç gazeteci hakkında verdiği ifade talimatının bu başvuruyla doğrudan bağlantılı olup olmadığı da henüz kesinleşmedi.</p>
<h3>Fon soruşturması 131 fonu kapsıyor</h3>
<p>Gazeteciler hakkındaki soruşturmanın arka planında, Eylül 2026'da yedi portföy yönetim şirketine yönelik işlemlerle başlayan ve yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizi bulunuyor.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın 7 Ekim'de TBMM'de yaptığı açıklamaya göre Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi.</p>
<p>Yılmaz, işlemlerin finansal sistemin geri kalanına yayılabilecek riskleri önlemek amacıyla gerçekleştirildiğini bildirdi. Fonların tasfiyesi ve yatırımcılara geri ödeme süreci devam ediyor. </p>
<p>Soruşturma, fonların yönetimi ve tasfiyesinin yanı sıra yüksek kazanç sağladığı ileri sürülen yatırımcıların siyasi bağlantılarıyla ilgili iddialar nedeniyle de tartışılıyor.</p>
<p>Son olarak Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kendileri veya yakınları hakkında dile getirilen fon işlemlerine ilişkin iddiaları reddetti. Göktaş, babası hakkında ileri sürülen iddiaların isim benzerliğinden kaynaklandığını savundu. </p>
<h3>Fon soruşturmasının haberleştirilmesi de soruşturma konusu oldu</h3>
<p>Üç gazetecinin ifadeye çağrılmasıyla fon skandalına ilişkin adli süreç, soruşturmanın kamuoyuna yansıtılma biçimini de kapsıyor. </p>
<p>Özellikle bakanların ve yakınlarının yatırımlarına ilişkin iddiaların gündeme gelmesinden sonra gazeteciler hakkında işlem başlatılması, soruşturmanın gerekçelerini daha da önemli hale getiriyor.</p>
<p>Basın ve ifade özgürlüğü bakımından belirleyici sorunun, gazetecilerin hangi somut açıklamalarının yanlış veya yanıltıcı olduğu ve bunların suç oluşturduğu iddiasının hangi kanıtlara dayandırıldığı olması gerekirken Başsavcılığın ilk açıklaması bu sorulara yanıt vermiyor.</p>
<p>(AEK)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 22:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hollanda: Dilan Yeşilgöz Rusya'yı "düşman" ilan etti, Moskova "ezici karşılık veririz" diye uyardı]]></title><link>https://bianet.org/haber/hollanda-dilan-yesilgoz-rusya-yi-dusman-ilan-etti-moskova-ezici-karsilik-veririz-diye-uyardi-324239</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/dilan-yesilgoz-rusya-yi-dusman-ilan-etti-moskova-ezici-karsilik-veririz-diye-uyardi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hollanda-dilan-yesilgoz-rusya-yi-dusman-ilan-etti-moskova-ezici-karsilik-veririz-diye-uyardi-324239</guid><description><![CDATA[Hollanda Savunma Bakanı Yeşilgöz, Rusya'yı "artık yalnızca 'saldırgan'" değil, ülkesinin “düşmanı” olarak nitelendirdi. Rusya Büyükelçiliği, Hollanda hükümetinden açıklama istedi. Rusya'nın güvenliğini hedef alan girişimlere “ezici karşılık” verileceği uyarısında bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hollanda Savunma Bakanı Dilan Yeşilgöz-Zegerius, 8 Ekim Perşembe günü parlamentoda yapılan savunma bütçesi görüşmelerinde Rusya'yı Hollanda'nın düşmanı ilan etti. Yeşilgöz'ün açıklamasına Rusya'nın Lahey Büyükelçiliği sert tepki gösterdi. Büyükelçilik, Hollanda hükümetinden bakanın sözlerini resmen onaylamasını ya da bu sözlerden uzak durduğunu açıklamasını istedi.</p>
<h3>"Barıştan çok uzağız"</h3>
<p>Liberal sağcı Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) lideri Yeşilgöz, Rusya'nın NATO ile çatışmaya hazırlandığını ileri sürerek Hollanda'nın askeri gücünü artırması gerektiğini savundu.</p>
<p>Yeşilgöz, parlamentodaki konuşmasında şöyle dedi:</p>
<blockquote>
<p>“Rusya artık sadece saldırgan değil. Bu, benim ağzımdan bundan böyle pek sık duymayacağınız bir örtmece. Rusya bizim düşmanımızdır. Hayır, bu savaşta olduğumuz anlamına gelmiyor. Ama kaygısız bir barıştan da çok uzağız.”</p>
</blockquote>
<p>Savunma Bakanı, Rusya'nın Avrupa'daki faaliyetlerindeki artışı gerekçe göstererek Hollanda'nın tehdit karşısında safça davranamayacağını söyledi.</p>
<p>Yeşilgöz'ün sözleri, Rusya'yı "Ukrayna'ya saldıran" devlet olarak tanımlayan mevcut söylemin ötesine geçerek Hollanda ile Rusya arasındaki ilişkiyi doğrudan düşmanlık kavramıyla ifade etmesi bakımından dikkat çekiciydi. </p>
<h3>Rusya: "Hükümet bu sözlerin arkasında mı?"</h3>
<p>Rusya'nın Lahey Büyükelçiliği, Yeşilgöz'ün açıklamasının ardından yayımladığı bildiride Hollanda hükümetinden doğrudan yanıt istedi. </p>
<p>Büyükelçilik, bakanın açıklamasının bütün kabinenin tutumunu yansıtıp yansıtmadığını sorarak şu ifadeyi kullandı:</p>
<blockquote>
<p>“Bu açıklamalar Rusya ile doğrudan askeri çatışmaya yönelişin resmî ilanı olarak mı değerlendirilmelidir?”</p>
</blockquote>
<p>Rusya'nın diplomatik temsilciliği, Yeşilgöz'ün sözlerini Hollanda'nın Moskova ile çatışma politikasının göstergesi olarak yorumladı:</p>
<blockquote>
<p>“Sayın Yeşilgöz-Zegerius, Rusya'yı kamuoyu önünde Hollanda'nın 'düşmanı' olarak damgalayarak Lahey'in yıkıcı çatışma çizgisine bağlılığını bir kez daha gösterdi. Aslında ülkemizle silahlı bir çatışmayı kışkırtma arzusunu utanmazca açığa vurdu.”</p>
</blockquote>
<p>Büyükelçilik açıklamasında Rusya'ya yönelik tehditleri kabul etmeyeceklerini de belirtti:</p>
<blockquote>
<p>“Rusya'ya tehdit ve ültimatom diliyle hitap edilmesine yönelik girişimlere tahammül etmeyeceğiz. Rusya Federasyonu'nun güvenliğine ve egemenliğine yönelik her türlü saldırı girişimi derhal, hızla ve ezici bir karşılıkla karşılanacaktır.”</p>
</blockquote>
<h3>Yeşilgöz: "Savaşta değiliz, ancak savaşa hazır olmalıyız"</h3>
<p>Savunma Bakanı, konuşmasında Rusya'nın Batı toplumlarının dayanıklılığını sınadığını öne sürdü.</p>
<p>“Rusya, bizimki de dahil olmak üzere Batı toplumunu sınamaktadır” diyen Yeşilgöz, istihbarat servislerinin olası bir Rusya-NATO çatışması konusunda uyarılarda bulunduğunu belirtti:</p>
<blockquote>
<p>“İstihbarat ve güvenlik servisleri, Rusya'nın NATO ile olası bir çatışmaya hazırlandığı konusunda boşuna uyarıda bulunmuyor. Bu nedenle tetikte ve dayanıklı olmamız gerekiyor.”</p>
</blockquote>
<p>Yeşilgöz, Hollanda birliklerinin Estonya'da yürüttüğü askeri eğitimleri de bu hazırlığın bir parçası olarak gösterdi. Hollandalı askerlerin Estonya'da bulunmasının Rusya'ya NATO'nun doğu sınırlarını savunmaya hazır olduğu mesajını verdiğini söyledi.</p>
<blockquote>
<p>“Güvenlik artık kendiliğinden var olan bir durum değil. Gerçeklik kendisini bize dayattı.”</p>
</blockquote>
<p>Savunma Bakanı, Hollanda'nın yalnızca Rusya'yı caydırabilecek değil, gerektiğinde savaşabilecek askeri kapasiteye de sahip olması gerektiğini savundu.</p>
<blockquote>
<p>“Putin gibi, iyi bir sohbete ve bir fincan kahveye açık olmayan bir düşmanınız varsa, birlikte güçlü durduğunuzu da göstermek zorundasınız.”</p>
</blockquote>
<p>Yeşilgöz bu gerekçelerin ardından yeni bütçede savunma harcamalarının daha da artırılmasını istedi. </p>
<h3>Hollanda hükümetinin politikası değişiyor mu?</h3>
<p>Yeşilgöz'ün açıklamaları Hollanda medya ve siyaset dünyasında da yankı buldu. Kamu yayıncısı NOS, Rusya'ya uzun süredir bu kadar açık biçimde “düşman” olarak hitap edilmediğini  belirtti.</p>
<p>Ancak, parlamento görüşmeleri arasında, NOS'a yaptığı açıklamada Yeşilgöz kullandığı yeni ifadenin hükümetin güvenlik politikasında ani bir değişiklik anlamına gelmediğini söyledi.</p>
<blockquote>
<p>“Rusya'nın kendisini düşman olarak ortaya koyduğu çok açık. Bu, savaşta olduğumuz ya da birdenbire tamamen farklı bir yaklaşım benimseyeceğimiz anlamına gelmiyor.”</p>
</blockquote>
<p>Bakan, sabotaj faaliyetlerinin, insansız hava aracı olaylarının ve Avrupa ülkelerine yönelik yıldırma girişimlerinin arttığını öne sürdü. Rusya'nın NATO'nun dayanıklılığını sınadığını savundu.</p>
<p>Yeşilgöz'e göre değişen, Hollanda'nın izlediği politikadan çok, Rusya'nın oluşturduğu tehdidin açıkça adlandırılmasıydı.</p>
<p>Bakan, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Hollanda'nın savunma yatırımlarını artırdığını, Avrupa ülkeleriyle askeri işbirliğini güçlendirdiğini hatırlattı.</p>
<h3>Askeri istihbaratın uyarıları</h3>
<p>Yeşilgöz'ün çıkışı, Hollanda Askeri İstihbarat ve Güvenlik Servisi (MIVD) Başkanı Peter Reesink'in Rusya kaynaklı güvenlik tehditlerine ilişkin açıklamalarının ardından geldi. </p>
<p>Reesink, Rusya'yla bağlantılı olayların sayısının arttığını ve gerilimin daha fazla tırmanabileceğini belirterek, “Köşeye sıkışan kedinin ne yapacağı belli olmaz" uyarısında bulundu.</p>
<p>Ancak Reesink, 1 Ekim'deki değerlendirmesinde, Rusya'nın Ukrayna savaşının ardından NATO'yla bir çatışma başlatma niyetinde olduğuna ilişkin istihbarat bulunmadığını da söylemişti. Buna karşılık Rusya'nın siber saldırılar, sabotaj ve diğer örtülü faaliyetleriyle yürüttüğü hibrit savaşın küçümsenmemesi gerektiğini vurgulamıştı. </p>
<p>Hollanda hükümeti ise ağustosta iç istihbarat servisi AIVD ile askeri istihbarat servisi MIVD'nin yetkilerini genişletmeyi öngören bir yasa tasarısı hazırladı.</p>
<p>Rusya, Çin ve İran kaynaklı tehditlere karşı istihbarat servislerinin daha geniş yetkilerle donatılmasını amaçlayan tasarı, bağımsız denetim kuruluşlarının itirazlarıyla karşılaştı. Denetim yetkilileri, istihbarat faaliyetleri üzerindeki ön denetimin sınırlandırılmasının demokratik hukuk devleti açısından tehlike yaratabileceği uyarısında bulundu. </p>
<p>Yeşilgöz'ün Rusya'yı açıkça düşman ilan etmesi, Hollanda'nın savunma harcamalarını artırdığı, istihbaratın yetkilerini genişletmeye hazırlandığı ve NATO'nun doğu kanadındaki askeri varlığını güçlendirdiği bir döneme rastladı. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 22:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Almanya: Sol Parti, SPD ve Yeşiller Berlin'de koalisyon görüşmelerinin önünü açtı]]></title><link>https://bianet.org/haber/almanya-sol-parti-spd-ve-yesiller-berlin-de-koalisyon-gorusmelerinin-onunu-acti-324237</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/almanya-sol-parti-spd-ve-yesiller-berlin-de-koalisyon-gorusmelerinin-onunu-acti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/almanya-sol-parti-spd-ve-yesiller-berlin-de-koalisyon-gorusmelerinin-onunu-acti-324237</guid><description><![CDATA[Berlin'de Sol Parti (Die Linke), Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller, antisemitizm ve örgütlü suçlarla mücadele konulu iki mutabakatla hükümet görüşmeleri önündeki ilk engeli aştı. Konut kamulaştırılması, kiralar, bütçe ve sosyal politikalar üzerindeki asıl pazarlık şimdi başlayacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Almanya'nın başkenti Berlin'de 20 Eylül eyalet seçimlerinin galibi Sol Parti (Die Linke), SPD ve Yeşiller, Perşembe günü imzaladıkları iki mutabakatla koalisyon hükümetinin kurulmasına yönelik resmî ön görüşmelere (<em>Sondierungsgespräche</em>) başlama kararı aldı.</p>
<p>Üç parti, antisemitizm ve toplumsal birlikte yaşama ilişkin sekiz maddelik bir belge ve örgütlü suça yönelik tutum konusunda ayrı bir anlaşma imzaladı. Berlin Yeşilleri, anlaşmaları kamuoyuna duyururken, “Böylece ön görüşmelerin temel koşulları yerine getirilmiş oldu” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Bu belgeler henüz bir koalisyon sözleşmesi niteliğinde değil, hatta koalisyonun temelini oluşturacak politikalara ilişkin bir yol haritası belgesi de değil. Mutabakatlar, SPD ve Yeşillerin Sol Parti'yle hükümet kurmayı görüşmeye başlamk için öne sürdükleri koşulları karşılayan güven artırıcı ilkeler beyanı olarak hazırlandı.</p>
<p>Berlin 20 Eylül seçimlerinde yüzde 25,7 oyla birinci olan Elif Eralp liderliğindeki Sol Parti, böylece seçimlerden 18 gün sonra hükümet kurma müzakerelerinin ilk aşamasına geçebildi. </p>
<h3>Antisemitizm konusunda sekiz maddelik anlaşma</h3>
<p><em>Berlin Ön Görüşmelere Başlangıç Anlaşması</em> (Berliner Vereinbarung zum Start der Sondierungen) başlıklı üç sayfalık belge, Yahudi toplumunun korunması, antisemitizmle mücadele, İsrail'in var olma hakkı ve toplumsal birlikte yaşama ilişkin sekiz temel ilkeyi belirliyor.</p>
<p>Üç parti, Almanya'nın Holokost nedeniyle Yahudi toplumunun korunmasında özel sorumluluğu bulunduğunu vurguluyor ve İsrail'in var olma hakkını tartışma dışı kabul ediyor.</p>
<p>Belge, Hamas ve diğer silahlı örgütlerin 7 Ekim 2023 saldırılarını kınarken İsrail hükümetinin politikalarının eleştirilmesinin meşruiyetini de tanıyor.</p>
<p>Anlaşmada iki devletli çözüm destekleniyor; Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı savunuluyor. Gazze ve Batı Şeria'daki Filistinli sivillerin yaşadığı acı ve yıkıma da vurgu yapılıyor.</p>
<p>Bununla birlikte, taraflar İsrail'e yönelik genel boykot çağrılarını ve Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar (BDS) kampanyasını reddediyor.</p>
<p>Belgede antisemitizmle mücadele amacıyla polis ve Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın (Verfassungsschutz) güçlendirilmesi, Yahudi kuruluşlarının güvenliğinin artırılması ve okullarda antisemitizme karşı eğitim programlarının geliştirilmesi de yer alıyor.</p>
<p>Berlin Anayasası'na antisemitizm, Roman karşıtlığı, ırkçılık ve diğer grup temelli ayrımcılık biçimlerine karşı koruma hükümleri eklenmesi öngörülüyor. </p>
<h3>Antisemitizm suçlamalarında uzman kuruluna başvurulabilecek</h3>
<p>Anlaşmanın yedinci maddesi, koalisyon partilerinin milletvekilleri hakkında ortaya çıkabilecek antisemitizm suçlamalarının nasıl ele alınacağını düzenliyor.</p>
<p>Buna göre, koalisyon ortaklarından en az birinin parlamento grup yöneticisinin talebiyle, Berlin'deki uzmanlar arasından önceden uzlaşmayla belirlenmiş üç kişilik bir kurul görevlendirilebilecek.</p>
<p>Kurul, söz konusu olayı değerlendirecek. Ancak disiplin yaptırımına ilişkin karar, ilgili partinin meclis grubunda kalacak.</p>
<p>Yaptırımlar, parti veya meclis grubu üyeliğinden çıkarılmaya kadar uzanabilecek.</p>
<p>Üç parti, antisemitizmi teşvik eden veya şiddeti yücelten kuruluşlarla ortak etkinlik düzenlememeyi de taahhüt ediyor.</p>
<p>Bu düzenleme, SPD ve Yeşillerin Sol Parti'nin bazı üyelerinin İsrail ve Filistin konusundaki tutumlarına ilişkin itirazları üzerine gündeme gelmişti.gruplarıyla</p>
<h3>Örgütlü suçlarla ilişkiler için ayrı mutabakat</h3>
<p>İkinci belge, koalisyon partilerinin temsilcilerinin örgütlü suç çevreleriyle ilişkilerine sınırlar getiriyor.</p>
<p>Tek sayfalık anlaşmaya göre, eyalet hükümeti üyeleri, milletvekilleri ve parti temsilcileri örgütlü suçlarla bağlantılı olduğu somut bilgilerle ortaya konan kişilerle aralarına açık mesafe koymakla yükümlü olacaklar.</p>
<p>Bu kişilerle aktif olarak iletişim kurulması veya gelen iletişime karşılık verilmesi dahi ağır bir ilke ihlali olarak görülebilecek.</p>
<p>İhlallerin somut kanıtlara dayanılarak soruşturulması ve gerektiğinde parti veya meclis grubu üyeliğinden çıkarılmaya kadar uzanan yaptırımların uygulanması öngörülüyor.</p>
<p>Anlaşmanın arka planında, Sol Parti Federal Meclis Milletvekili Ferat Koçak'ın polis tarafından örgütlü suç çevreleriyle ilişkilendirilen Remmo ailesinin bir üyesiyle mesajlaşması ve ailenin önde gelen ismi Issa Remmo'nun Neukölln'deki Sol Parti seçim kutlamasına katılması bulunuyor.</p>
<p>Koçak, mesajlaşmayı hata olarak nitelendirmiş ve Federal Meclis İçişleri Komisyonundaki görevinden ayrılmıştı.</p>
<p>Ancak Berlin SPD Eyalet Başkanı Steffen Krach, anlaşmanın açıklanmasının ardından Koçak'ın Sol Parti Federal Meclis grubundan da çıkarılmasını istedi. </p>
<h3>Anlaşma Yahudi kuruluşlarının eleştirilerini sona erdirmedi</h3>
<p>Üç partinin anlaşmaya varması, Sol Parti'ye yöneltilen antisemitizm eleştirilerini sona erdirmedi.</p>
<p>Almanya Yahudileri Merkez Konseyi (Zentralrat der Juden) Başkanı Josef Schuster, yazılı anlaşmanın kararlı siyasi eylemin yerini tutamayacağını söyledi.</p>
<p>Schuster, Sol Parti içinde antisemitizme göz yumulduğunu savunarak SPD ve Yeşillerin yalnızca açıklamalarla yetinmemesi, somut ve kişisel sonuçlar talep etmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Yeşiller Federal Eş Başkanı Franziska Brantner de Sol Parti içinde kişilere özgü yaptırımlar uygulanmasını istedi.</p>
<p>Ancak Berlin'deki Yahudi toplumu Sol Parti'nin hükümette yer alması konusunda Konsey'le  görüş birliği içinde değil. Daha önce bazı Yahudi yurttaşlar Sol Parti'nin hükümet dışında tutulmasını talep ederken, aralarında yazar Deborah Feldman'ın da bulunduğu bir başka grup Sol Parti, SPD ve Yeşiller koalisyonunu desteklemişti. </p>
<a href='/haber/almanya-150-yahudinin-mektubu-berlin-icin-de-bizim-icin-de-en-iyisi-sol-parti-spd-yesiller-koalisyonu-323798' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/25/almanya-150-yahudinin-mektubu-berlin-icin-de-bizim-icin-de-en-iyisi-sol-parti-spd-yesiller-koalisyonu.jpg' alt='Almanya | 150 Yahudinin mektubu: "Berlin için de bizim için de en iyisi Sol Parti-SPD-Yeşiller koalisyonu"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Almanya | 150 Yahudinin mektubu: "Berlin için de bizim için de en iyisi Sol Parti-SPD-Yeşiller koalisyonu"</h5>
<div class='date'>25 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Üç partinin hükümet kurmaya yetecek çoğunluğu var</h3>
<p>Berlin'de hükümet kurulmasının önünde parlamenter çoğunluk sorunu bulunmuyor.</p>
<p>2 Ekim'de son halini alan sandalye dağılımına göre Sol Parti 45, Yeşiller 25 ve SPD 21 milletvekilliğine sahip.</p>
<p>Üç partinin toplam 91 sandalyesi, 153 üyeli Berlin Eyalet Meclisi'nde hükümet kurmak için gereken 77 sandalyelik salt çoğunluktan 14 sandalye fazla. </p>
<p>Seçimde Sol Parti yüzde 25,7, Yeşiller yüzde 14,3 ve SPD yüzde 12,1 oy almıştı. Üç partinin toplam oy oranı yüzde 52,1'e ulaşıyor.</p>
<p>Berlin Eyalet Seçim Kurulu'nun kesin sonuçları 12 Ekim'de açıklaması bekleniyor.</p>
<h3>Asıl görüşmeler şimdi başlıyor</h3>
<p>Üç partinin bugüne kadar yürüttüğü görüşmeler, bir hükümet programı oluşturmaktan çok koalisyon müzakerelerinin başlayabilmesi için gereken karşılıklı güvenin sağlanmasına odaklandı.</p>
<p>Bu nedenle 8 Ekim'de açıklanan belgelerde Berlin'in başlıca ekonomik ve toplumsal sorunlarına yönelik ortak bir hükümet programı bulunmuyor.</p>
<p>Koalisyon için asıl müzakerelerde Sol Parti'nin seçim kampanyasının merkezine yerleştirdiği konut politikaları öne çıkacak.</p>
<p>Elif Eralp, özellikle büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması ve kiraların denetlenmesi talepleriyle seçim kampanyasını yürütmüştü.</p>
<p>Buna karşılık SPD ve Yeşillerin kamulaştırma ve maliye politikaları konusundaki yaklaşımları Sol Parti'ninkinden farklı.</p>
<p>Berlin'in bütçe açıkları, sosyal hizmetlerin finansmanı, toplu ulaşım ve kamusal yatırımlar da üç partinin üzerinde uzlaşma aramak zorunda olduğu konular arasında.</p>
<p>Müzakerelerin ağırlık merkezi, antisemitizm ve örgütlü suçlarla ilgili mutabakatların ardından seçim kampanyasında tartışılan sosyal ve ekonomik politikalara kayacak.</p>
<div class="box-1">
<h3><span style="color: rgb(126, 140, 141);">Belgeler |</span> İki anlaşmanın tam metni</h3>
<p>Üç partinin 8 Ekim 2026 tarihli anlaşmalarının özgün Almanca metinleri Berlin Yeşillerinin resmî internet sitesinde PDF formatında yayımlandı.</p>
<p><span style="color: rgb(126, 140, 141);"><strong>1. Berlin Ön Görüşmelere Başlangıç Anlaşması (3 sayfa)</strong></span></p>
<p><em>Berliner Vereinbarung zum Start der Sondierungen zwischen Die Linke Berlin, Bündnis 90/Die Grünen Berlin und SPD Berlin</em></p>
<p><a href="https://gruene.berlin/fileadmin/user_upload/Berliner_Vereinbarung_zum_Start_der_Sondierungen.pdf?utm_source=chatgpt.com" target="_blank" rel="noopener">Anlaşmanın tamamı – özgün PDF</a></p>
<p>Metin sekiz maddeden oluşuyor. Antisemitizm, Yahudi toplumunun korunması, İsrail ve Filistin, disiplin süreçleri ve toplumsal birlikte yaşama ilişkin ilkeleri içeriyor.</p>
<p><span style="color: rgb(126, 140, 141);"><strong>2. Örgütlü Suçlarla Mücadele Anlaşması (1 sayfa)</strong></span></p>
<p><em>Vereinbarung zur Organisierten Kriminalität</em></p>
<p><a href="https://gruene.berlin/fileadmin/user_upload/Berliner_Vereinbarung_zur_Organisierten_Kriminalitaet.pdf?utm_source=chatgpt.com" target="_blank" rel="noopener">Anlaşmanın tamamı – özgün PDF</a></p>
<p><span style="color: rgb(126, 140, 141);"><strong>Her iki belgenin yayımlandığı resmî sayfa:</strong></span></p>
<p><a href="https://gruene.berlin/nachrichten/vereinbarungen-zum-start-der-sondierungen_3896?utm_source=chatgpt.com" target="_blank" rel="noopener">https://gruene.berlin/nachrichten/vereinbarungen-zum-start-der-sondierungen_3896</a></p>
<p>Ayrıca <a href="https://www.berliner-zeitung.de/article/berliner-sondierungen-die-vereinbarung-von-linken-gruenen-und-spd-im-wortlaut-10472990" target="_blank" rel="nofollow noopener"><em>Berliner Zeitung</em>,</a> sekiz maddelik ilk anlaşmanın tamamını kendi sayfasında düz metin olarak yayımladı.</p>
</div>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 19:56:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Berna Laçin serbest bırakıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/berna-lacin-serbest-birakildi-324234</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/berna-lacin-serbest-kaldi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/berna-lacin-serbest-birakildi-324234</guid><description><![CDATA[Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişi üzerine “İzmir daha önce de işgal edildi, Korkma!” paylaşımı yapan Berna Laçin, tutuklama istemiyle sevk edildiği hakimlikten serbest bırakıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye katılmasına ilişkin sosyal medya paylaşımı nedeniyle gözaltına alınan oyuncu Berna Laçin serbest bırakıldı.</p>
<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216. maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatılan Laçin, 7 Ekim Çarşamba akşamı İstanbul’da gözaltına alınmıştı.</p>
<p>İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edilen Laçin, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla ifade verdi.</p>

<p>“İzmir daha önce de işgal edildi, Korkma!” şeklindeki sosyal medya paylaşımı sorulan Laçin ifadesinde İzmir Karşıyakalı olduğunu ve kentle ilgili gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi.</p>
<p>“Bu söylemde İzmir’in daha önce işgal de yaşadığını, deprem de yaşadığı gibi geçirilmiş olan olayları anlatmak şeklinde söylemim gerçekleşmiştir. Ben paylaşım yaptıktan sonra bir anda çevremdeki insanlar hakkımda soruşturma başlatıldığını söyleyince defalarca düşündüm, yaptığım paylaşımda hiçbir suç unsuru bulamadım. Ben bu olayları hayretle karşılıyorum. Hiç kimse bu söylemleri söyleyeni çağırmıyor. Ben hukuksuz yere içeri atılıyorum” dedi.</p>
<p>Savcılık Laçin’i ifadesinin ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti. Hakimlik de Laçin’i serbest bıraktı.</p>
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 7 Ekim Çarşamba günü AKP’ye katıldı. Tugay’a parti rozetini Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan taktı.</p>
<p>Tugay’ın parti değiştirmesinin ardından Berna Laçin, X hesabından “İzmir daha önce de işgal edildi, Korkma!” paylaşımını yaptı.</p>
<p>Paylaşımının ardından hakkında soruşturma başlatılan Laçin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Laçin’in evinde de arama yapıldı.</p>
<a href='/haber/izmir-daha-once-de-isgal-edildi-diye-yazan-berna-lacine-sorusturma-324199' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/07/izmir-daha-once-de-isgal-edildi-diye-yazan-berna-lacine-sorusturma.jpg' alt='"İzmir daha önce de işgal edildi" diye yazan Berna Laçin’e soruşturma' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"İzmir daha önce de işgal edildi" diye yazan Berna Laçin’e soruşturma</h5>
<div class='date'>7 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 18:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hukukçu Alp Selek hayatını kaybetti]]></title><link>https://bianet.org/haber/hukukcu-alp-selek-hayatini-kaybetti-324233</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/hukukcu-alp-selek-hayatini-kaybetti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hukukcu-alp-selek-hayatini-kaybetti-324233</guid><description><![CDATA[Selek için 10 Ekim Cumartesi günü saat 12.00'de İstanbul Barosu'nda cenaze töreni düzenlenecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kavel direnişinde tutuklanan işçilerin, 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde siyasi davalarda yargılananların savunmasını üstlenen avukat Alp Selek, 95 yaşında yaşamını yitirdi.</p>
<a href='/haber/alp-selek-bize-25-yildir-iskence-ediyorlar-276565' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/276/565/original/alp_selek_büyük_1020_660.jpg' alt='Alp Selek: Bize, 25 yıldır işkence ediyorlar' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>VİDEO HABER</h6>
<h5 class='headline'>Alp Selek: Bize, 25 yıldır işkence ediyorlar</h5>
<div class='date'>30 Mart 2023</div>
</div>
</a>

<p>Alp Selek'in ölümü kızları tarafından duyruldu. Selek, son yıllarında kızı sosyolog Pınar Selek’in Mısır Çarşısı davasındaki hukuk mücadelesinin de başlıca isimlerinden biriydi.</p>
<h3>"Babamız bize hoşçakalın dedi"</h3>
<p>Kızları Pınar ve Seyda Selek, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>
<div class="box-1">
<p>Babamız bize hoşçakalın dedi. Evlatlarına, dostlarına, yoldaşlarına ve yolunun kesiştiği tüm güzel insanlara.. Hoşça kalın. Hoş kalmak zor bize. Sadece insan anne babasını ölümsüz zannettiği için değil. Zor çünkü mücadele ve aşk dinç kaldı mı zamanı gelmiyor bitişin. Zor çünkü insan hayatı yaştan ibaret değil.</p>
<p>Baba, gitmek istemedin. Kötülüğe ve adaletsizliğe karşı daha çok durmak istedin. Hayatın boyunca bu mücadeleyi verdin. Kendini öne çıkarmadan, mevki, konum, para aramadan. Sana başvuran hiçbir insanı, hiçbir davayı dosya gibi görmedin. Adaletsizlik karşısında aldığın sorumluluklara her şeyini kattın. Yaratıcılığını, zamanını. Güven verdin. Sözünle, işinle, sahiciliğinle, ciddiyetinle ve mütevaziliğinle. Sevme ve paylaşma gücünle... Güç verdin, esprilerinle, matrak hikayelerinle.</p>
<p>Hep derdin ki “Paralı olmakla zengin olmak arasında fark var. Biz çok zenginiz”. Mirasın çok büyük baba. Çok ama çok insanı zengin edecek kadar. Zengin kalacağız baba. İkimizden birinin doğum gününde gitmen de bize bıraktığın son mesaj. Hoşça kal babamız. Hoşça kal arkadaşımız. Canımızda, bedenimizde hoş kal. Adalet mücadelemizde hoş kal. Sahiciliğimizde hoş kal. Ciddiyetimizde, yaratıcılığımızda, mütevaziliğimizde... Hayata kattığın güzellikler silinmeyecek..</p>
<p>Cumartesi günü sana hep birlikte bu sözü vereceğiz. Saat 12.00’de İstanbul Barosu’nun önünde, saat 16.00’da Kocatepe Mezarlığı’nda. Hep beraber el ele tutuşacağız. Seninle beraber.</p>
</div>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Alp amca gibi güçlü güvenilir dağ gibi bir insanı kaybettik.Kızları Pınar ve Seyda’nın ona veda mesajı onu ne güzel anlatıyor. Yaşamını adalet mücadelesine adamış bu koca yürekli güzel adam olmadan çok eksik kalacağız. Sevgili Seyda ve @Pinar_Selek başınız sağ olsun. 💐 https://t.co/rNYrFlEbmj</p>
— Gülseren Onanç (@gulserenonanc) <a href="https://x.com/gulserenonanc/status/2108170770350211486?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">October 8, 2026</a></blockquote>
<a href='/haber/pinar-selek-davasi-18-eylul-e-ertelendi-318268' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/02/pinar-selek-davasi-18-eylul-e-ertelendi.jpg' alt='Pınar Selek davası 18 Eylül&#39;e ertelendi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Pınar Selek davası 18 Eylül'e ertelendi</h5>
<div class='date'>2 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>SOL Parti'den açıklama</h3>
<p>SOL Parti, sosyal medya hesabından Selek'in ölümüne ilişkin bir baş sağlığı mesajı yayımladı:</p>
<div class="box-1">Sosyalist hareketin tarihsel hafızası; işçilerin, emekçilerin ve devrimcilerin avukatı, hak savunucusu ve mücadele insanı Alp Selek’i kaybettik. Sosyalist hareketin çınarı Alp Selek ile ÖDP’den, SOL Parti’ye uzanan mücadele yolculuğunda yol ve mücadele arkadaşlığı yapmanın onuruyla; ailesine, hak savunucularına, dostlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Yetmiş yılı aşkın mücadele hayatı boyunca sosyalist hareketin bu topraklarda kök salması ve büyümesi için sorumluluk üstlenen Alp Selek, TİP’in kuruluşunda yer aldı. İşçi sınıfının mücadelesinde; Kavel Direnişi davasında ve DİSK davalarında, 12 Mart ve 12 Eylül karanlığında işçilerin, emekçilerin ve devrimcilerin avukatlığını üstlenerek mücadelesini hak savunuculuğuyla birleştirdi. Hukukçu kimliğiyle verdiği mücadele, onu Çağdaş Avukatlık geleneğinin öncü isimlerinden biri haline getirdi. Avukatlık mesleğini elinden almaya çalışan 12 Eylül anlayışına karşı kararlılıkla mücadele etti ve bu mücadeleyi kazandı. Ömrünün son dönemlerinde ise kızı Pınar Selek için yürütmek zorunda kaldığı çeyrek asırlık adalet mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçmedi. Yıllar süren baskılara, hukuksuzluklara ve adaletsizliklere rağmen umudunu ve inancını hiç yitirmedi. Sosyalist hareketin emektarı, işçilerin, emekçilerin ve devrimcilerin avukatı Alp Selek’in anısını, mücadelesinı ve bizlere bıraktığı mirası yaşatacağız. Mücadelesine saygıyla.</div>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">SOSYALİST, HUKUKÇU ALP SELEK’İ KAYBETTİK Sosyalist hareketin tarihsel hafızası; işçilerin, emekçilerin ve devrimcilerin avukatı, hak savunucusu ve mücadele insanı Alp Selek’i kaybettik. Sosyalist hareketin çınarı Alp Selek ile ÖDP’den, SOL Parti’ye uzanan mücadele yolculuğunda yol ve mücadele arkadaşlığı yapmanın onuruyla; ailesine, hak savunucularına, dostlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Yetmiş yılı aşkın mücadele hayatı boyunca sosyalist hareketin bu topraklarda kök salması ve büyümesi için sorumluluk üstlenen Alp Selek, TİP’in kuruluşunda yer aldı. İşçi sınıfının mücadelesinde; Kavel Direnişi davasında ve DİSK davalarında, 12 Mart ve 12 Eylül karanlığında işçilerin, emekçilerin ve devrimcilerin avukatlığını üstlenerek mücadelesini hak savunuculuğuyla birleştirdi. Hukukçu kimliğiyle verdiği mücadele, onu Çağdaş Avukatlık geleneğinin öncü isimlerinden biri haline getirdi. Avukatlık mesleğini elinden almaya çalışan 12 Eylül anlayışına karşı kararlılıkla mücadele etti ve bu mücadeleyi kazandı. Ömrünün son dönemlerinde ise kızı Pınar Selek için yürütmek zorunda kaldığı çeyrek asırlık adalet mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçmedi. Yıllar süren baskılara, hukuksuzluklara ve adaletsizliklere rağmen umudunu ve inancını hiç yitirmedi. Sosyalist hareketin emektarı, işçilerin, emekçilerin ve devrimcilerin avukatı Alp Selek’in anısını, mücadelesinı ve bizlere bıraktığı mirası yaşatacağız. Mücadelesine saygıyla Cenaze Töreni: 🗓️ 10 Ekim Cumartesi ⌚ 12.00 📍 İstanbul Barosu</p>
— SOL Parti (@solpartibilgi) <a href="https://x.com/solpartibilgi/status/2108147736709136620?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">October 8, 2026</a></blockquote>
<a href='/haber/seyda-selek-misir-carsisi-komplosu-desifre-edilmese-de-bosa-cikarildi-161691' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/161/691/original/510.jpg' alt='Seyda Selek: Mısır Çarşısı Komplosu Deşifre Edilmese de Boşa Çıkarıldı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Seyda Selek: Mısır Çarşısı Komplosu Deşifre Edilmese de Boşa Çıkarıldı</h5>
<div class='date'>21 Ocak 2015</div>
</div>
</a>

<h3>Kave direnişinden siyasi davalara</h3>
<p>Alp Selek’in hukuk mücadelesi 1960’lı yıllara uzanıyordu. 1963 yılında Kavel Kablo Fabrikası’nda işçilerin sendikal hakları için başlattığı direniş sırasında tutuklanan ya da haklarında dava açılan işçilerin savunmasını üstlenen avukatlardan biri Selek’ti. Sonraki yıllarda işçilere, sendikacılara ve gençlik hareketinin önde gelen isimlerine açılan çok sayıda davada savunma görevini üstlendi.</p>
<p>Selek, Türkiye İşçi Partisi’nde de yer aldı. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından parti yöneticilerinden biri olarak tutuklandı ve 4,5 yıl cezaevinde kaldı.</p>
<a href='/haber/misir-carsisi-davasinda-saibeli-belge-3611' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Mısır Çarşısı Davasında Şaibeli Belge</h5>
<div class='date'>23 Temmuz 2001</div>
</div>
</a>

<p>1980’lerin sonu ve 1990’larda da hukuk ve baro mücadelesiyle gündeme geldi. TİP yönetiminde yer aldığı gerekçesiyle aldığı mahkûmiyet sonrasında Adalet Bakanlığı, Selek’in İstanbul Barosu levhasından silinmesini istedi. İstanbul Barosu yönetiminin bu talebe karşı çıkması, Bakanlık ile baro arasında da hukuki bir tartışmaya dönüştü. Selek daha sonra baro levhasına yeniden kaydedildi.</p>
<h3>Kızı Pınar Selek'in avukatlığını yaptı</h3>
<p>Alp Selek, hukuk mücadelesini yalnızca meslek yaşamında değil, kızı Pınar Selek’in yıllarca süren yargılanma sürecinde de sürdürdü.</p>
<p>1998 yılında İstanbul Mısır Çarşısı’nda 7 kişinin hayatını kaybettiği, 127 kişinin ise yaralandığı patlamanın ardından açılan davada sanıklar arasında Pınar Selek de yer aldı. Patlamanın nedenine ilişkin bilirkişi raporlarında farklı tespitlere yer verilirken, bazı raporlarda bomba iddiasının aksine olayın tüpgaz kaçağından kaynaklanmış olabileceği belirtildi.</p>
<p>Yıllar içinde hakkında birden fazla beraat kararı verilen Pınar Selek’in yargılanması, bu kararların Yargıtay tarafından bozulması nedeniyle devam etti. Bu süreçte kızının savunmasını üstlenen Alp Selek, 2014’te Yargıtay’da yapılan duruşmada da avukat olarak hazır bulundu.</p>
<a href='/haber/26-yillik-adalet-arayisi-pinar-selekin-nihai-beraati-talep-ediliyor-306628' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/04/20/26-yillik-adalet-arayisi-pinar-selekin-nihai-beraati-talep-ediliyor.jpeg' alt='26 yıllık adalet arayışı: Pınar Selek’in nihai beraati talep ediliyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>26 yıllık adalet arayışı: Pınar Selek’in nihai beraati talep ediliyor</h5>
<div class='date'>20 Nisan 2025</div>
</div>
</a>

<p>2023 yılında görülen duruşmada da adalet mücadelesini sürdüren Selek, yargılama sürecine tepki gösterdi. Davanın haksız olduğunu vurgulayan Selek, yaşananları “İnsanları bitiren, yıpratan bir dava” sözleriyle değerlendirdi.</p>
<p>“25 yıldır bize işkence ediyorlar”</p>
<p>Alp Selek, 2023 yılında düzenlenen Adalet Nöbeti’nde yaptığı konuşmada, Mısır Çarşısı davasının 25 yıldır sürdüğünü belirterek, “Bize, 25 yıldır işkence ediyorlar” demişti.</p>
<p>Selek, aynı konuşmada davanın başladığı dönemde 60’lı yaşlarında olduğunu, aradan geçen yıllarda 90’lı yaşlarına geldiğini anlatarak, kızının hukuk mücadelesinin sürdüğünü söyledi.</p>
<p>“Kendim yok olsam bile bu arkamda duran insanlar Pınar’ı savunacaklar” diyen Selek, davanın uzunluğu ve yargılama sürecine yönelik eleştirilerini dile getirmişti.</p>
<p>Pınar Selek’in davası 2025 yılında da devam etti. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi, Selek’in yurtdışından ifade verme talebini kabul etmedi ve davayı 2 Nisan 2026’ya erteledi.</p>
<p>Alp Selek, yaşamının son dönemine kadar kızının davasını takip eden avukatlar arasında yer aldı.</p>
<p>(FY)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 17:49:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hareket Yönetimi:  Özgürlük yasaları konusunda adım atmanın önünde hiçbir engel kalmadı]]></title><link>https://bianet.org/haber/hareket-yonetimi-ozgurluk-yasalari-konusunda-adim-atmanin-onunde-hicbir-engel-kalmadi-324232</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/hareket-yonetimi-ozgurluk-yasalari-konusunda-adim-atmanin-onunde-hicbir-engel-kalmadi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hareket-yonetimi-ozgurluk-yasalari-konusunda-adim-atmanin-onunde-hicbir-engel-kalmadi-324232</guid><description><![CDATA[Hareket Yönetimi tarafından yazılı açıklamada Türkiye sınırlarındaki silahlı güçlerin yanı sıra Metina bölgesindeki 4 savaş tünelinin boşaltıldığı bilgisi paylaşıldı]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>PKK'nin feshedilmesi sonrasında oluşturulan Hareket Yönetimi, Türkiye içindeki ve sınıra yakın alanlardaki tüm güçlerini çektiğini ve Türkiye açısından silahlı bir tehdit kalmadığını duyurdu. Yapılan açıklamada Öcalan'ın özgür kalması için tüm engellerin kalktığı belirtildi.</p>
<p>Fırat Haber Ajansında yer alan habere göre yapılan açıklamadan önemli başlıklar şöyle: </p>
<blockquote>
<p>...</p>
<p>Rêber Apo, kendisinin barış ve siyasallaşma koordinatörü olarak özgür çalışır koşullarda rolünü oynamasının sağlanması açısından bu yasayı bin adımın ilk adımı olarak ele almıştır. Özgürlük Hareketimiz de yasanın çıkmasının mevcut siyasi koşullarda içeriğinden bağımsız önemli olduğundan hareketle ret eden bir tutum göstermemiştir. Ancak yasanın ciddi biçimde sorunlu olduğunu da vurgulamıştır. Çünkü yasa Önderliğimizi ve Özgürlük Hareketi yönetimimizi dışta tutarak daha baştan kendisini anlamsız ve uygulanması zor bir duruma düşürmüştür. Öyle ki, Kürt sorununun çözümünde temel bir platform olacak meclisin iradesine ipotek koyan bir yasa olarak tarihteki yerini almıştır.</p>
<p>...</p>
<p>Özgürlük Hareketimiz buna rağmen AKP iktidarının artık hiçbir bahanede bulunmaması ve sürece yetersiz yaklaşımına gerekçe yapmaması için Türkiye içinde herhangi bir çatışma riski yaratmayan güçlerimizi de birkaç gün önce tümden geri çekmiş bulunmaktadır. Ayrıca sınırdan uzakta olsa da Türkiye devletinin bir tehdit olarak görmemesi açısından Zap’ın batısında bulunan Metina’daki 4 savaş tünelini ve mevzilerini de aynı günlerde boşalttık. Özcesi Türkiye sınırları içindeki ve Türkiye dışında sınıra yakın olduğu söylenebilecek tüm silahlı güçlerimizi çekmiş bulunuyoruz. Böylece Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırma ve demokratik siyasal mücadele stratejimizin gerekleri tümüyle yerine getirilmiştir.</p>
<p>Türk devleti artık Türkiye için hiçbir biçimde bir silahlı tehdit durumundan söz edemez. Özgürlük Hareketi olarak bu tür sorunların çözümünde dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek adımlar attık. Attığımız bu adımların değeri ve anlamı bilinmez, Önderliğimizin özgürlüğü öncelikli olmak üzere özgürlük yasaları konusunda adımlar atılmazsa bu, Türk devletinin yüzyıllık inkar ve imha politikalarını sürdürmesi anlamına gelir.</p>
<p>...</p>
<p>Rêber Apo’nun özgürlüğü ve özgürlük yasaları konusunda adım atmanın önünde hiçbir engel ve gerekçe kalmamıştır. Türk devleti biz 100 yıllık bir sorunu eskisi gibi silahlı yolla değil, demokratikleşme temelinde çözmek istiyoruz diyorsa o zaman barış ve demokratik toplum sürecinin ilerlemesi için gereken adımları gecikmeden atmalıdır. Türkiye’nin 100 yıllık sorunu güncel iç politikalara ve seçime endekslenmeyecek kadar önemlidir. </p>
</blockquote>
<p>(Mİ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 17:47:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Uğruna altı bin zeytin ağacının kesildiği GES’in yürütmesi durduruldu]]></title><link>https://bianet.org/haber/ugruna-alti-bin-zeytin-agacinin-kesildigi-gesin-yurutmesi-durduruldu-324231</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/ugruna-alti-bin-zeytin-agacinin-sokuldugu-gesin-yurutmesi-durduruldu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ugruna-alti-bin-zeytin-agacinin-kesildigi-gesin-yurutmesi-durduruldu-324231</guid><description><![CDATA[İzmir’in Karaburun Yarımadası’nda altı bine yakın zeytin ağacını kesen Lodos Karaburun Elektrik Üretim A.Ş.’nin GES projesi için düzenlenen imar planları ve verilen ruhsatların yürütmesi durduruldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İzmir 7. İdare Mahkemesi, İzmir’in Karaburun ilçesi Yayla köyündeki, üzerinde altı bine yakın zeytin ağacı olan tarlada Lodos Karaburun Elektrik Üretim A.Ş.’ye verilen izinlerin ve ruhsatın yürütmesini durdurdu.</p>
<p>Şirketin Güneş Enerji  Santrali (GES) için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca imar planları düzenlenmiş ve Karaburun Belediyesi tarafından ruhsat verilmişti. Dava, Yaylaköy’de 2007’de Maliye Hazinesinden zeytin ağaçlandırması amacıyla kıraç araziyi zeytinlik haline getiren Mustafa Şenbahar adına açıldı. Ayrıca proje sahasında meraları olan Küçükbahçe mahallesi muhtarlığı da davacılar arasında yer aldı.  </p>
<a href='/haber/karaburun-da-res-kapasite-artisi-projesine-karsi-dava-acildi-300576' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/10/10/karaburun-yarimadasi-nda-res-kapasite-artisi-projesine-karsi-dava-acildi.jpg' alt='Karaburun&#39;da RES kapasite artışı projesine karşı dava açıldı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Karaburun'da RES kapasite artışı projesine karşı dava açıldı</h5>
<div class='date'>10 Ekim 2024</div>
</div>
</a>

<h3>Mahkeme "kamu yararı yok" dedi</h3>
<p>İzmir 7. İdare Mahkemesi’nin kararında “kamu yararı”na işaret edildi. Mahkeme "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Dayalı Üretim Tesis Alanı, Güneş Enerji Santrali" için düzenlenen imar planlarını kapsayan alanda, Yaylaköy'ün batısında bulunan 624 bin 624 m2 tarımsal niteliği korunacak özel ürün arazilerinin bulunduğuna dikkat çekti. </p>
<p>Ayrıca bu 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planları, Yaylaköy'ün doğusunda bulunan 9 bin 733 m2 yüzölçümlü zeytinlik ve zeytin  yetiştirmeye uygun özel ürün arazilerini kapsıyor. </p>
<p>Ek olarak kararda dava konusu alanın tamamının "Özel Çevre Koruma Bölgesi" olduğuna vurgu yapıldı. </p>
<p>Mahkeme düzenlenen imar planlarının ve verilen ruhsatların şehircilik ve koruma ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı yönünde karar verdi. </p>
<p>Daha önceki yıllarda aynı projenin ÇED Olumlu kararı da iptal edilmiş ne var ki ÇED davası devam  ederken, ağaçlandırma sahasındaki zeytin ağaçları GES firması tarafından yasa dışı bir şekilde kesilmişti.</p>
<p>Mahkemeden çıkan 24 Eylül 2026 tarihli karara ilişkin açıklama yapan Avukat Cem Altıparmak, söz konusu yasa dışı kesimle ilgili olarak firma yetkilileri aleyhinde açılan davanın sürdüğünü bildirdi:</p>
<blockquote>
<p>“‘…fiili kullanım yetkileri olmadan …  taşınmazda bulunan zeytin ağaçlarını sökerek üzerlerine atılı TCK'nın 152/1.c maddesinde düzenlenen  Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ  çubuğu hakkında mala zarar verme suçunu zincirleme şekilde işledikleri…’ iddiasıyla Karaburun Asliye  Ceza Mahkemesi’nde açılan ceza davası ve Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan tazminat  davası halen devam ediyor.”</p>
</blockquote>
<h3>"Tarım arazileri RES ve GES  için şirketlere tahsis ediliyor"</h3>
<p>Avukat Cem Altıparmak 10 yılı aşkın bir süredir özellikle Karaburun Yarımadası’nda takip  ettikleri davalarla, “yenilenebilir” enerji yatırımlarının yıkıcı ekolojik ve sosyo-ekonomik etkilerini  hukuk ve politika düzleminde görünür kılmak için mücadele ettiklerini bildirdi:</p>
<blockquote>
<p>“Rüzgâr (RES) veya GES karbon salımı yapmasalar da devasa arazi kullanımına ihtiyaç duyarlar. Özellikle Ege  Marmara ve İç Anadolu’da binlerce dönüm hazine arazisi, tarım, orman ve mera alanları, RES ve GES  için şirketlere tahsis ediliyor.”</p>
</blockquote>
<p>"Atıl arazi" veya "marjinal tarım toprağı” olarak kodlanan bu alanların,  aslında bu davada olduğu gibi yerel halkın hayvancılık yaptığı, zeytin yetiştirdiği kadim müşterekler olduğunu söyleyen Altıparmak, şunları aktardı:</p>
<blockquote>
<p>“Bu alanların şirketlere devri, yerel halkı geçimlik  ekonomilerinden kopararak işçileşmeye veya göçe zorluyor. Termik santrallere karşı direnen köylüler haklı olarak kamuoyunda sempati toplayabilirken; bir başka  diyardaki köylüler bir sözde ‘temiz enerji’ projesine karşı kendi meralarını, ormanlarını ve tarım  topraklarını savunmaya kalktığında, şirketler ve sivil toplum tarafından ‘iklim eylemini yavaşlatan, gerici ve kamu yararını anlamayan’ bir kitle olarak damgalanabiliyor.”</p>
</blockquote>
<p>Cem Altıparmak’a göre; “Bu çifte standart, şirketlerin özel ticari kârlarını ‘gezegenin kurtuluşu’ gibi yüce bir kamu yararı zırhıyla donatarak, müştereklere el koymanın ve yeşil aklamanın eşsiz bir zeminini sunuyor”.</p>
<p>Son olarak Altıparmak, hangi yöntemle olursa olsun yeşil el koyma ve yeşil aklamanın her türlüsüne karşı, idarelerin ve şirketlerin eylemleriyle mağdur edilmiş yurttaşların yanında olmaya devam edeceklerini duyurdu.<br><br>(CA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 17:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Adalet Bakanlığı önünde gazeteci Derya Okatan için özgürlük çağrısı]]></title><link>https://bianet.org/haber/adalet-bakanligi-onunde-gazeteci-derya-okatan-icin-ozgurluk-cagrisi-324230</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/adalet-bakanligi-onunde-gazeteci-derya-okatan-icin-ozgurluk-cagrisi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/adalet-bakanligi-onunde-gazeteci-derya-okatan-icin-ozgurluk-cagrisi-324230</guid><description><![CDATA[“Şaibesi giderilmemiş dijital materyaller, bir gazetecinin özgürlüğünden mahrum bırakılmasının dayanağı haline getirilemez."]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>DİSK Basın-İş, sendikanın Disiplin Kurulu üyesi ve gazeteci Derya Okatan’ın tutuklanmasını Adalet Bakanlığı önünde protesto etti.</p>
<p>Eyleme Okatan’ın meslektaşları ve DİSK Basın-İş yöneticileri ve üyeleri katıldı.</p>
<p>"Gazeteci Derya Okatan’a özgürlük" yazılı pankartı açan gazeteciler, "Tutuklu gazetecilere özgürlük" ve "Gazetecilik suç değildir" yazılı dövizler taşıyarak, "Özgür basın susturulamaz" sloganları attı.</p>
<p>Burada konuşan Diren Yurtsever, Okatan'ın tutuklanmasını halkın haber alma hakkına, basın özgürlüğüne ve gazetecilik mesleğine yönelmiş "ağır bir saldırı" olduğunu ifade ederek, "Şaibesi giderilmemiş dijital materyaller, bir gazetecinin özgürlüğünden mahrum bırakılmasının dayanağı haline getirilemez" dedi.</p>
<blockquote class="twitter-video" data-status="hidden">
<p dir="ltr" lang="tr">Gazeteci ve sendikamızın Disiplin Kurulu Üyesi Derya Okatan’ın tutukluluğuna karşı bugün Adalet Bakanlığı önünde basın açıklamamızı gerçekleştirdik. Basın açıklamasını sendikamız adına Disiplin Kurulu Üyemiz Diren Yurtsever okudu. https://t.co/t8ZRQifkOB</p>
— DİSK Basın-İş (@diskbasinis) <a href="https://x.com/diskbasinis/status/2108160378320347359?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">October 8, 2026</a></blockquote>
<p>"Gazetecilik, iktidarların çizdiği sınırlar içinde yürütülecek bir faaliyet değildir" diyen Yurtsever, "Gazetecilerin soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklamalar yoluyla baskı altına alınması, yalnızca gazetecileri değil, toplumun tamamını susturmayı hedefleyen bir anlayışın ürünüdür" diye konuştu.</p>
<p>Yurtsever, Okatan’ın serbest bırakılmasını ve hakkındaki suçlamaların hukukun evrensel ilkeleri ile basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesini talep etti. Yurtsever ayrıca, söz konusu belgelerin harici diske ne zaman ve nasıl aktarıldığının, 2019 yılında alınan adli imajla karşılaştırılarak bağımsız bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.</p>
<h3>"Tutuklanmam şahsımla ilgili bir durum değil, gazeteciliğe dönük bir saldırıdır"</h3>
<p>Tüm basın örgütlerine seslenen Yurtsever, "Herkesi Derya Okatan ile dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz" dedi. </p>
<p>Açıklamanın ardından 2 Ekim’den bu yana Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Derya Okatan'ın mesajı okundu.</p>
<p>Okatan mesajında meslektaşları ve DİSK Basın-İş' e teşekkürlerini ileterek, şu ifadeleri kullandı: </p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>"Benim tutuklanmam şahsımla ilgili bir durum değildir. Gazetecilik mesleğine dönük bir saldırıdır. Bir yanda gazeteciler tutuklanıyor, bir yanda bağımsız gazetecilik yapan T24 gibi internet siteleri kapatılıyor, gazetelerin sosyal medya hesapları engelleniyor. Basın özgürlüğü ayaklar altına alınıyor, halkın haber alma hakkı engelleniyor. Basın bu kadar ağır saldırı altındayken biz gazetecilere düşen örgütlü mücadeleye sarılmaktır. Mesleğinin onuru için direnen tüm meslektaşlarımın bu direnişi birlikte yürütmesi halinde gazeteciliğin, basın özgürlüğünün kazanacağına inanıyorum."</em></p>
<div class="box-1">
<h3>2019’da el konulan harici diskteki belgeler tutuklamaya gerekçe oldu</h3>
<p>Derya Okatan, 2019 yılında başka bir soruşturma kapsamında el konulan harici diskinde bulunduğu belirtilen belgeler gerekçe gösterilerek tutuklandı. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı, diske el konulduktan 7 yıl sonra yaptığı incelemede, diskte PowerPoint, Word, Excel ve PDF formatlarında dosyalar tespit etti.</p>
<p>Bunun üzerine gözaltına alınan Okatan savcılık ifadesi alınmadan tutuklamaya sevk edildi. İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği de dosyalar arasında Çorum ve Tokat’a ilişkin “sadece güvenlik güçlerinin elinde olması gereken gizlilik dereceli belgeler” bulunduğunu belirterek Okatan’ı tutukladı.</p>
<p>Okatan, hakimlik sorgusunda söz konusu diski sinema arşivi olarak kullandığını, belgelerle hiçbir ilgisinin olmadığını ve bunları ilk kez jandarmada gördüğünü söyledi. Aynı diske 2019 yılında da el konulduğunu ancak o dönem bu belgelerle ilgili kendisine herhangi bir soru yöneltilmediğini belirten Okatan, dosyaların diske ne zaman ve nasıl yüklendiğinin araştırılması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Okatan’ın avukatı Ziya Ergin ise belgelerin 1990-2003 yılları arasına ait olduğuna ve dosyaların son erişim ve değiştirilme tarihinin 2010 olarak göründüğüne dikkat çekti. Ergin, belgelerin harici diske ne zaman yüklendiğinin tespit edilmesi gerektiğini belirterek diskin başka dijital materyallerle karışmış olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Ergin ayrıca, söz konusu belgelerin günümüzde hâlâ gizlilik niteliği taşıyıp taşımadığının da araştırılmasını istedi.</p>
<a href='/haber/derya-okatan-cezaevinden-mesaj-gonderdi-bu-yanlisligin-cozulecegini-umuyorum-324106' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/05/derya-okatan-cezaevinden-mesaj-gonderdi-bu-yanlisligin-cozulecegini-umuyorum.jpg' alt='Derya Okatan cezaevinden mesaj gönderdi: “Bu yanlışlığın çözüleceğini umuyorum”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Derya Okatan cezaevinden mesaj gönderdi: “Bu yanlışlığın çözüleceğini umuyorum”</h5>
<div class='date'>5 Ekim 2026</div>
</div>
</a>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 17:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yoksulluğa değil, savaşa bütçe: Savunma harcaması 2027’de yüzde 229 artacak]]></title><link>https://bianet.org/haber/yoksulluga-degil-savasa-butce-savunma-harcamasi-2027de-yuzde-229-artacak-324227</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/yoksulluga-degil-savasa-butce-savunma-harcamasi-2027de-yuzde-229-artacak.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/yoksulluga-degil-savasa-butce-savunma-harcamasi-2027de-yuzde-229-artacak-324227</guid><description><![CDATA[Türkiye'de yurttaşların geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığıyla mücadelesi sürerken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2027 bütçesinde savunma harcamalarının yüzde 229 artırılacağını açıkladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Merkez Bankası’nın İstanbul Finans Merkezi'nde düzenlediği İstanbul Ekonomi Forumu başladı. Dünyanın farklı ülkelerinden merkez bankası başkanları ve üst düzey politika yapıcıların katıldığı forumun açılış konuşmasını Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yaptı.</p>
<p>Konuşmasında küresel ekonomide yaşanan sorunlara değinen Şimşek, tedarik zincirlerindeki aksamalara, emtia fiyatlarındaki artışa ve yükselen enerji maliyetlerine dikkat çekti. Şimşek, ekonomik krizin kontrol altında olduğunu savundu.</p>
<h3>Savunma harcamalarına yüzde 229 artış</h3>
<p>Şimşek'in konuşmasında en dikkat çekici başlıklardan biri ise 2027 yılı bütçesine ilişkin açıklaması oldu.</p>
<p>Türkiye'nin caydırıcılığını güçlendirmeye devam ettiğini belirten Şimşek, çatışmaların yaşandığı bir dünyada savunma alanına yatırım yapılmasının zorunluluk olduğunu söyledi.</p>
<p>Şimşek, kısa süre önce hazırlanan ve TBMM'ye sunulması beklenen 2027 yılı bütçesinde savunma harcamalarının yüzde 229 artırılacağını duyurdu.</p>
<p>Türkiye'nin son 20 yılda savunma sanayisine önemli yatırımlar yaptığını söyleyen Şimşek, 1990'lı yıllarda dünyanın en fazla savunma sanayisi ürünü ithal eden beş ülkesi arasında bulunan Türkiye'nin bugün en büyük 10 ihracatçı arasına girmeye yaklaştığını ileri sürdü.</p>
<p>Savunma projelerindeki AR-GE büyüklüğünün 100 milyar doların üzerinde olduğunu belirten Şimşek, yaklaşık 1400 ürün geliştirme projesinin yürütüldüğünü de açıkladı.</p>
<div class="box-1">
<p>2026’da Milli Savunma Bakanlığına ayrılan bütçe 822 milyar 930 milyon 177 bin TL’ydi.</p>
<p>Şimşek'in sözünü ettiği 2027 yılı için yüzde 229'luk artış doğrudan Milli Savunma Bakanlığı’nın bütçesine uygulanırsa kurumun ödeneği yaklaşık 2,71 trilyon TL’ye yükselecek.</p>
<p>Ancak Şimşek'in yüzde 229 artışla Milli Savunma Bakanlığı bütçesini mi, yoksa daha geniş kapsamlı savunma harcamalarını mı kastettiği bilinmiyor. Savunma ve güvenlik için ayrılan toplam kaynak, yalnızca bakanlığın bütçesinden ibaret değil.</p>
<p>Öte yandan Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2025 verilerine göre Türkiye’nin askeri harcamaları son 10 yılda yüzde 94 artarak 30 milyar dolara ulaştı. Bu da Türkiye'yi dünya en yüksek askeri harcama yapan ülkeler arasında 18. sıraya soktu.</p>
<a href='/haber/ulkeler-silahlanmaya-2025te-2-9-trilyon-dolar-harcadi-319117' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/27/ulkeler-silahlanmaya-2025te-2-9-trilyon-dolar-harcadi.png' alt='Ülkeler silahlanmaya 2025’te 2,9 trilyon dolar harcadı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ülkeler silahlanmaya 2025’te 2,9 trilyon dolar harcadı</h5>
<div class='date'>27 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>86 milyon 92 bin kişilik nüfus düşünüldüğünde hükümet kişi başına yaklaşık 375 dolarlık (yaklaşık 18 bin 500 TL) askeri harcama yapıyor.</p>
<h3>Milyonlarca kişi yoksulluk riski altında, çocuklar öğün atlıyor</h3>
<p>Savunma harcamalarındaki artış açıklaması, Türkiye'de milyonlarca yurttaşın geçim sıkıntısıyla mücadele ettiği bir dönemde geldi.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 yılı Yoksulluk ve Yaşam Koşulları Araştırması'na göre nüfusun yüzde 27,9'u, yani yaklaşık 24 milyon kişi, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Medyan gelirin yüzde 50'si esas alınarak hesaplanan göreli yoksulluk oranı ise yüzde 13. Bu da yaklaşık 11 milyon kişiye karşılık geliyor.</p>
<p>Çocuklarda ise tablo daha çarpıcı. TÜİK verilerine göre 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8'i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Başka bir ifadeyle Türkiye'de her üç çocuktan birinden fazlası bu riskle karşı karşıya.</p>
<p>Aynı araştırmaya göre nüfusun yüzde 35,1'i, yani yaklaşık 30 milyon kişi, ekonomik nedenlerle iki günde bir et, tavuk veya balık içeren bir öğünün masrafını karşılayamıyor. Yurttaşların yüzde 19,6'sı ise evinin yeterince ısınma ihtiyacını ekonomik olarak karşılayamadığını belirtiyor.</p>
<a href='/haber/her-uc-cocuktan-biri-yoksulluk-riski-altinda-321449' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/13/her-uc-cocuktan-biri-yoksulluk-riski-altinda.png' alt='"Her üç çocuktan biri yoksulluk riski altında”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Her üç çocuktan biri yoksulluk riski altında”</h5>
<div class='date'>13 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p>Öte yandan TÜRK-İŞ'in Eylül 2026 araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık asgari gıda harcaması 37 bin 801 TL'ye yükseldi. Gıda dışındaki zorunlu giderleri de kapsayan yoksulluk sınırı ise 123 bin 130 TL'ye ulaştı.</p>
<p>2026 yılında net asgari ücretin 28 bin 75 TL olduğu düşünüldüğünde, tek asgari ücretle geçinen dört kişilik bir hanenin aylık geliri yalnızca gıda için hesaplanan açlık sınırının bile yaklaşık 9 bin 725 TL altında kalıyor.</p>
<p>Çocukların beslenme sorunu eğitim hayatına da yansıyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) PISA 2022 araştırmasına göre Türkiye'deki 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 19,3'ü, yiyecek alacak yeterli para bulunmadığı için haftada en az bir kez öğün atladığını bildirdi.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığının 2025-2026 istatistiklerine göre resmi okullarda yaklaşık 15,2 milyon öğrenci eğitim görüyor. Bu öğrencilerin tamamına yılda 180 gün boyunca ücretsiz bir öğün yemek verilmesi durumunda, öğün başına varsayımsal 100 TL maliyet üzerinden yıllık yaklaşık 273 milyar TL kaynağa ihtiyaç duyuluyor. Bu tutar, Milli Savunma Bakanlığının 2026 bütçesinin yaklaşık üçte birine karşılık geliyor.</p>
<a href='/haber/tum-ogrencilere-bir-ogun-yemek-vermenin-maliyeti-meb-butcesinin-yuzde-13-u-313165' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/11/03/ogrencilere-ucretsiz-bir-ogun-yemek-vermenin-maliyeti-meb-butcesinin-yuzde-13-u.png' alt='"Tüm öğrencilere bir öğün yemek vermenin maliyeti MEB bütçesinin yüzde 13&#39;ü"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Tüm öğrencilere bir öğün yemek vermenin maliyeti MEB bütçesinin yüzde 13'ü"</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2025</div>
</div>
</a>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 16:14:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özgür Özel'den Erdoğan'a istifa çağrısı: “Haberi varsa hesap vermeli, yoksa seçim kararı almalı”]]></title><link>https://bianet.org/haber/ozgur-ozel-den-erdogan-a-istifa-cagrisi-haberi-varsa-hesap-vermeli-yoksa-secim-karari-almali-324226</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/ozgur-ozel-den-erdogan-a-istifa-cagrisi-haberi-varsa-hesap-vermeli-yoksa-secim-karari-almali.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ozgur-ozel-den-erdogan-a-istifa-cagrisi-haberi-varsa-hesap-vermeli-yoksa-secim-karari-almali-324226</guid><description><![CDATA["Fon konusunda üçüncü bir şıkkı yok Erdoğan'ın. Bilgisi dahilinde ise suçludur. İstifa ve hesap verme sürecindedir. ‘Ben bilmeden bunlar oldu’ diyorsa devleti yönetme kabiliyeti ortadan kalkmıştır.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ve beraberindeki heyeti partisinin genel merkezinde ağırladı.</p>
<p>Ziyarette Baş'a, İstanbul Milletvekilleri Ahmet Şık ve Sera Kadıgil eşlik etti. YENİ Parti Genel Sekreteri Yunus Emre, TİP heyetini kapıda karşıladı. Görüşmede Özel'e ise Genel Başkan Yardımcısı Aylin Yaman ve İzmir Milletvekili Ümit Özlale eşlik etti.</p>
<p>Görüşmenin ardından ikili basın açıklaması yaptı. Özel, fon soruşturmasında iktidar mensuplarına yöneltilen iddiaları, Meclis Araştırma Komisyonu kurulması taleplerini ve muhalefet partilerinin birlikte hareket etme olanaklarını değerlendirdiklerini söyledi.</p>
<p>Özel, fon soruşturması için “asrın soygunu” dedi. Soruşturma kapsamında ortaya atılan iddiaların Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi sorumluluğunu gündeme getirdiğini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“‘Siyasi yük bizde, idari yük bizde, kendi takvimimiz var’ diyorlar. Böyle kişilerin kendi takvimi, kendi çıkarlarına göre takvimleri değil kamunun hızlı bir şekilde doğru bilgiye ulaşması, sistematik risklerin ortadan kaldırılması, tekrarının engellenmesi, sorumluların hesap vermesi lazım.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Burada Tayyip Erdoğan açısından durum şudur. Bu konudan haberi var ve kontrolünde her şey gerçekleştiyse derhal istifa etmeli, kanun önünde hesap vermelidir. Eğer haberi yoksa derhal seçim kararı almalı ve yönetme kabiliyetini yitirmiş birisi devletin başında oturmamalı, emaneti millete, milletin yeni seçeceklerine teslim etmelidir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bu konuda üçüncü bir şıkkı yok Erdoğan'ın. Bilgisi dahilinde ise suçludur. İstifa ve hesap verme sürecindedir. ‘Ben bilmeden bunlar oldu’ diyorsa devleti yönetme kabiliyeti ortadan kalkmıştır.”</em></p>
<h3>“Büyük bir koordinasyon içinde organize bir soygun”</h3>
<p>Özel, soruşturmanın birkaç kişiyle sınırlı olmadığını kaydetti. İktidarın sorumluluğunun araştırılması gerektiğini söyleyen Özel, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Asrın soygunu, asrın yolsuzluğu, asrın vurgununda meseleyi ‘Allah'tan korkmadıysanız Tayyip Bey'den de mi korkmadınız?’ diyerek Erdoğan’ın sorumluluğunu örtmeye çalıştığını görüyoruz. Erdoğan’ın göstermeye çalıştığı gibi işte birkaç tane fırsatçı filan değil mesele… Bir kere öyle birkaç değil, yüzlerce var.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Büyük bir koordinasyon içinde, Tayyip Bey'in bizzat kendisi değilse yanı başındaki tarafından ve atadıkları tarafından yönetilen organize bir soygun; siyasi sonuçları olan, siyasetten beslenen, ülkeyi yönetenlerin ülkeyi yönetirken görevleri gereği edinmiş oldukları sırlardan istifade eden ve hem kendi servetlerine servet katan hem de iktidarın iktidar ediş biçimini, yöntemini sürdürmesini sağlayacak bir kirli sarmal var. Bu sarmalın deşifre edilmesi gerekiyor.”</em></p>
<h3>“Araştırma Komisyonu'na kimin evet, kimin hayır dediğini millet görecek”</h3>
<p>Fon soruşturması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını isteyen Özel, AKP'nin komisyon kurulmasına karşı çıktığını söyledi.</p>
<p>Adli süreçlerin devam etmesinin Meclis araştırmasına engel oluşturmadığını belirten Özel, geçmişte kurulan komisyonları hatırlattı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Olay ilk ortaya çıktığında AKP'den ‘Efendim Meclis'te bu konu araştırılır zaten, komisyon kurulur’ diyenler şimdi ‘Komisyona gerek yok’ diyorlar.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Şu savunmayı hemen duyacaksınız. Hızla anayasayı açacaklar ve şöyle diyecekler. ‘Üzerinde adli süreçler yürütülen hususlarda Meclis Araştırma Komisyonu kurulamaz.’ Bunu okuyacaklar size.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Hemen onlara şunu hatırlatın arkadaşlar. Susurluk Araştırma Komisyonu ya da Rabia Naz Araştırma Komisyonu, Soma Komisyonu, 15 Temmuz Komisyonu ve kurulan tüm komisyonlar… Her birisi AKP'nin de içinde bulunduğu süreçlerde, üzerinde savcılar çalışırken, tutuklamalar yapılırken, mahkemeler görülürken kuruldu. Meclis'in geleneğinde bu vardır. Bu bahane geçerli bir bahane değildir.”</em></p>
<p>Özel, araştırma önergelerini Meclis'e sunacaklarını belirterek şöyle devam etti:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Buradaki mesele ki salı günü de gördük; Meclis'i denetlemek, muhalefeti çalıştırmak iktidarın görevidir. Nasıl kaçtılar gittiler bu mesele konuşulmasın diye. Dün genel görüşme yapıldı; partilerin önergeleri görüşülmesin diye neler yaptılar.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Ama bu işin kaçışı yok. Millet bunu görsün diye o araştırma önergeleri verilecek ve oylanacak.”</em></p>
<p>Komisyonun kurulmaması ihtimaline karşı muhalefet partileriyle birlikte hareket etmek istediklerini söyleyen Özel, “Diğer siyasi partilerle iletişim halinde olmayı, muhalefetin bu mücadelede yani hakikatin arayışında ve bu büyüyen şüphelerin kamu lehine araştırılmasında birlikte olması gerektiğini, eşgüdüm halinde olması gerektiğini düşünüyoruz” diye ekledi.</p>
<h3>Ömer Çelik'e: “Osman Arıkan Nacar'ı tanıyor musun?”</h3>
<p>Özel, AKP Sözcüsü Ömer Çelik'e yönelik iddialarını da yineledi. Çelik'in Osman Arıkan Nacar ile ilişkisine açıklık getirmesini isteyen Özel, şunları söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Çelik'e çok net bir soru sordu partimizin sözcüsü. Ben de partimizin sözcüsünün bahsettiği konunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledim.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Çelik hakkında yazılan, çizilen dedikoduları çıkartacak olsak dört değil 40 klasör yetmez. AKP içinde konuşulanlar da bunun 25 klasörünü oluşturur. Dışarıda konuşulanlar 15 klasördür.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Ama Ömer Çelik'in yanıt vermesi gereken kısım şudur; Osman Arıkan Nacar'ı tanıyor musun, tanımıyor musun? E-data şirketi senin için ne anlama geliyor?</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bizim iddiamız şudur. Osman Arıkan Nacar ile birlikte Bodrum'da baş başa tatil yaptınız, Bodrum'dan Ankara uçağına binip birlikte geriye döndünüz. Ve Osman Arıkan Nacar, 20 milyar gibi, Fatma Betül Sayan Kaya'nın 10 katı bir parayı bu fon işinden kazanmış biridir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Sen bu fon işini yapan, borsadaki bu manipülatif hareketlerin içinde olan bu kişiyle birlikte yakın arkadaş mısın, değil misin?"</em></p>
<p>Özel, soruşturmayla ilgili başka iddiaları da teyit ettiklerini kaydetti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın özel kalemi Fatih Kılıç’ın fon işlemleriyle bağlantılı olduğunu belirten Özel, bazı bakanların ve yakınlarının işlemlerine ilişkin açıklamalar yapacaklarını belirtti.</p>
<h3>“Cemil Tugay AKP için bir kukladır”</h3>
<p>Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AKP'ye geçişine ilişkin de konuştu. AKP'nin İzmir'de seçmen iradesini değiştirmeye çalıştığını savundu:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Yıllarca, daha düne kadar her türlü hakaretle tanımladıkları işte ‘hımbıl’ dedikleri, ‘beceriksiz’ dedikleri, İzmir'de eleştirdikleri kişiyi davet edip rozet takıyorlar.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>O kişi, evet İzmir'e ihanet etmiştir, İzmir için bir haindir, bizim için haindir. İzmir'deki duyguyu biliyorsunuz. O duyguya ihanet eden bir haindir. Ama AKP için de bir kukladır.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Şimdi göreceksiniz önümüzdeki günlerde bir Genel Sekreter görevlendirmesi yapılacak.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>AKP oraya bir kaynak transferi yapacağını, Cemil Tugay'ın kenarda 23 Nisan Başkanı gibi törenlerde boy göstereceğini, onun dışındaki bütün işlerin AKP koordinasyonunda yapılacağını, adeta AKP'nin İzmir'e bir kayyım atadığını, dün de bir kuklaya rozet taktığını görmüş durumdayız.”</em></p>
<p>Özel, İzmir'de yapılacak ilk seçimde seçmenlerin bu gelişmeye yanıt vereceğini söyledi.</p>
<h3>“Anayasa Mahkemesi kararlarına uyacaklar”</h3>
<p>Özel, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) kararlarının uygulanmamasını da eleştirdi. Tayfun Kahraman ve Osman Kavala hakkındaki yargı süreçlerine değinen Özel, AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını istedi.</p>
<p>Özel, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın tutukluluklara ilişkin açıklamalarını da önemli bulduğunu belirterek şöyle konuştu:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Biz zaten aylardır, yıllardır bunları anlatıyoruz. İnsanların eşlerine yapılan, babalarına yapılan, bu çocuklarına yapılan zulümleri anlatıyoruz.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Fatih Keleş'in oğlu kapalı yer korkusu olduğu bilinerek, ‘Nasıl olacak şimdi Mustafa onu içeri koyarsak’ diye babası tehdit edilip, babası itirafçı olmaya zorlanır, kabul etmeyince 10 aydan uzun bir süre cezaevinde kaldı, zulmedildi kendisine.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Pınar Türker'in eşinden boşanmış olduğu, ‘çocuklara kim bakacak’ diye soruldu. Pınar Türker annesi ve babasının bakacağını söyleyince ‘Hadi itirafçı ol, çocuklarını al, eve git’ dediler. Olmayınca, Pınar Hanım'ı 40 yataklı bir yerde 60'ncı kişi olarak Düzce'de bir cezaevine sürdüler.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Kendisiyle birlikte itirafçı olmayan kadınları Türkiye'nin dört bir yanına yolladılar. Bugün Türkiye'de ailelere zulüm yaparak insanlara istemedikleri suçları kabul ettirmek ya da başkalarına iftira attırmaya çalışılıyor.”</em></p>
<p>AYM kararlarının bağlayıcılığını hatırlatan Özel, Erdoğan'a şöyle seslendi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Anayasa bir bütündür. Herkes yetkisini anayasadan alıyor, ben milletvekili olarak anayasadan yetki alıyorsam Erdoğan da anayasadan alıyor.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının bağlayıcılığı da anayasanın açık ve amir bir hükmüdür. Ya o kurallara uyacaklar ya da kendi varlıklarını tartışmaya açacaklar.”</em></p>
<h3>“Öne alınan seçim için kimse kapımızı çalmasın”</h3>
<p>Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarına ilişkin soruyu da yanıtladı. Erdoğan'ın yeniden aday olmasını sağlamak amacıyla seçim tarihinin kısa süre öne çekilmesine destek vermeyeceklerini söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Eğer erken seçime geliyorlarsa biz dünden razıyız, bugünden hazırız ama o öne alınan seçim, bir hafta önceki seçim, onun için kimse bizim kapımızı çalmasın.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bahçeli'nin Erdoğan'la ilgili, kendi partisi ile ilgili değerlendirmeleri olabilir. Ben yalnız sarayın odalarından türetilmiş, milletten gücünü almayan birtakım kişilerin dolaşıma soktuğu bir tartışmanın, işte ‘Bugünden karar alalım…’ Hatta öyle bir noktaya getiriyorlar ki işi, yani ‘Belli partilerin iradelerini bugünlerdeki siyasi konjonktürde buna zorlayalım. Günü gelince de Cumhurbaşkanımızı tekrar aday yapalım’ gibi ortaya atılan, saraydan atılan birtakım tekliflerin peşine takılmayı, bunları kıymetlendirmeyi, bunları değerlendirmeyi doğru bulmuyorum.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Biz dediğimiz noktadayız. Bir erken seçim milletin umudu, beklentisidir. Beklentisiydi. Onların elinin tersiyle itip anayasanın arkasından dolanan bizim kapımızı çalmasınlar.”</em></p>
<div class="box-1">
<h3>Erkan Baş: Bu sürecin faillerinden hesap sorulmalı</h3>
<p>TİP Genel Başkanı Erkan Baş da YENİ Parti'ye hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirmek için uzun süredir plan yaptıklarını ancak görüşmede ülke gündemine ağırlık verdiklerini söyledi.</p>
<p>Türkiye'nin son günlerde büyük bir yolsuzluk ve hırsızlık skandalıyla karşı karşıya olduğunu belirten Baş, iktidarın meselenin üzerini örtmeye çalıştığını ifade etti.</p>
<p>Baş, <em>“İktidar cephesinde bunun telaşının yanı sıra meselenin üzerini örtmek, küçültmek, konuşulmaz hale getirmek için arka arkaya çeşitli adımlar görüyoruz. İşte evvelsi gün Meclis'ten kaçıp gitmeleri belki de bu sürecin sembollerinden bir tanesi olacak” </em>diye konuştu.</p>
<p>Görüşmede iki partinin elde ettiği bilgileri değerlendirdiklerini aktaran Baş, muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.</p>
<h3>“Bu işin siyasi sorumlularından bir tanesi Tayyip Erdoğan”</h3>
<p>Fon krizinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyleyen Baş, yaşananların Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sonuçlarını ortaya koyduğunu savundu. Baş, Erdoğan'ın siyasi sorumluluğuna ilişkin şunları söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Bu kriz, başka yaşadıklarımızı bir kenara bırakarak söylüyorum, pek çok delil, pek çok işaret bulabiliriz ama bu kriz aynı zamanda bu ülkedeki tek adam rejiminin iflasının göstergesidir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Yani siz her şeyi alıp bir kişinin inisiyatifine, bir kişinin kararına, bir kişinin imzasına teslim ettiğinizde nelerle karşılaşabileceğimizin çarpıcı örneklerinden bir tanesiyle karşı karşıyayız.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Hani belki bugüne kadar bu tek adam yönetimine ilişkin söylediklerimizi yeterince duymamış olan yurttaşlarımıza, bunu yeterince tartışmamış olan kamuoyuna bir kez de bu vesileyle bunun tartışılması çağrısında bulunmak isterim ben.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Şimdi çok belli, kendileri de bu sorumluluğun farkındalar. O yüzden burada bir temizleme, burada bir Tayyip Erdoğan'ı bu sürecin dışında tutma, ayırma çabasını dikkatle gözlemliyoruz.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Birkaç ihtimal var. Birincisi, Tayyip Erdoğan bunu görmemiş, duymamış, bilmiyor. Olabilir, teorik olarak. Eğer böyleyse geçmiş olsun.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Yani siz burnunuzun dibinde genel başkan yardımcılarınızın, bakanlarınızın, bakan yardımcılarınızın asrın yolsuzluğunun bir parçası haline geldiğini göremeyecek, yani burnunun ucunu göremeyecek bir dünya liderinin Türkiye'yi yönettiğini mi iddia ediyorsunuz? Kabul edilebilir bir şey değil.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Ha, biliyor ve engelleyemediyse, biliyor ve göz yumduysa bu çok daha büyük bir skandal. Dolayısıyla dikkatle izliyoruz. Israrlı bir biçimde Tayyip Erdoğan'ı sürecin dışına çıkartmaya dönük bir çabası var iktidar ve yandaşlarının.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Biz doğrudan bu işin siyasi sorumlularından bir tanesinin Tayyip Erdoğan olduğunun altını bir kez daha çizmiş olalım.”</em></p>
<h2>“AYM kararları derhal uygulanmalı”</h2>
<p>Baş, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Tayfun Kahraman hakkındaki kararının gerekçesini geç yayımladığını hatırlatarak kamuoyuna gerekçeli kararı okuma çağrısı yaptı.</p>
<p>AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasını isteyen Baş, şöyle konuştu:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Anayasa Mahkemesi, daha önceki kararlarında tutarlı bir çizgide devam ediyor. Üstüne Anayasa Mahkemesi, bir hukuk çerçevesi içerisinde, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının, hangi gerekçeyle olursa olsun Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının, bir bütün olarak o ülkedeki hukuk düzenine vereceği zararı gerekçeli kararına eklemiş durumda.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bu hepimiz için, bu ülkenin geleceğini düşünen bütün yurttaşlar için son derece önemli bir uyarıdır.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Tabii ki beklentimiz Anayasa'ya uygun olarak Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının derhal uygulanması. Hem Can Atalay için hem Osman Kavala için hem Tayfun Kahraman için hem tüm Gezi tutsakları, tüm siyasi tutsaklar için bugüne kadar alınmış Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının derhal uygulanması gerektiğini düşünüyoruz.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>İktidar çevrelerinden bu konuya dair yapılmış değerlendirmeleri de artık mızrağın çuvala sığmadığı bir noktada, bu kadar çıplak, bütün toplumun gözü önünde yaşanan hukuksuzluklara karşı bir irade beyanı olarak görmek istiyorum.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Umuyorum, hani bizim söylediklerimiz belki muhalefet tarafından dile getiriliyor diye göz ardı ediliyordur ama en azından eski arkadaşlarının, birlikte mücadele ettikleri insanların söylediklerini dikkate alsınlar.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Ve bir an önce bu kararların uygulanmasının önündeki siyasi engellerin ortadan kalkması lazım. Bu kararların uygulanmamasının önünde siyasi iktidarın ortaya koyduğu engeller var. Bunların ortadan kaldırıldığı durumda kararların derhal uygulamaya geçirileceğini ve arkadaşlarımıza ulaşacağımızı düşünüyorum, bekliyorum ve talep ediyorum.”</em></p>
<h3>“Bu kadar yoksulluk ve sefalet varken tek gündem Erdoğan'ın adaylığı olamaz”</h3>
<p>Baş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Erdoğan'ın üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olabileceğine ilişkin açıklamasını da değerlendirdi.</p>
<p>Türkiye'nin gündeminin Erdoğan'ın yeniden adaylığına indirgenemeyeceğini belirten Baş, şunları söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Türkiye'nin bir an önce bu iktidardan kurtulması, Türkiye'nin bir an önce bu rejimden kurtulması gerektiği konusundaki görüşümüz bakidir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Ama bütün seçim matematiğini düzenledikten sonra, işte buna uygun bir Siyasi Partiler Kanunu, buna uygun bir seçim kanunu, buna uygun bir seçim tarihi belirledikten sonra seçim yapma arayışını da, yani memleketin bu kadar derdi varken, bu kadar yoksulluk, açlık, sefalet tartışılırken, tek gündemin ‘Tayyip Erdoğan'la nasıl yeniden Cumhurbaşkanı oluruz’ noktasına sıkıştırılması da bizim açımızdan kabul edilebilir bir şey değil.”</em></p>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 15:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İçkili sürücü moto kuryeyi öldürdü: 7 yıl 6 ay ceza aldı, 6 ayda ikinci kez tahliye edildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/ickili-surucu-moto-kuryeyi-oldurdu-7-yil-6-ay-ceza-aldi-6-ayda-ikinci-kez-tahliye-edildi-324225</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/ickili-surucu-moto-kuryeyi-oldurdu-7-yil-6-ay-ceza-aldi-5-ayda-tahliye-edildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ickili-surucu-moto-kuryeyi-oldurdu-7-yil-6-ay-ceza-aldi-6-ayda-ikinci-kez-tahliye-edildi-324225</guid><description><![CDATA[Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesi, Batuhan Karabulut’un ölümüne ilişkin davada alkol etkisinde araç kullanan Uğur S.’ye 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Hükümle birlikte de tahliye etti. Ancak savcılık, sanığın daha önceki yakalama emrine rağmen 35 gün boyunca teslim olmamasını hatırlatarak tahliyeye itiraz etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da 27 yaşındaki moto kurye Batuhan Karabulut’un hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin davada karar çıktı. Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesi, 1,43 promil alkollü olduğu tespit edilen sürücü Uğur S.’yi “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.</p>
<p>Mahkeme, sanık hakkında iyi hal indirimi uygulamadı ancak tutuklulukta geçirdiği süreyi ve delillerin toplanmış olmasını gerekçe göstererek tahliyesine karar verdi. Sanık cezaevinde sadece 5 ay kaldı, 6 ay 20 gün içinde ikinci kez serbest bırakıldı.</p>
<p>Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı ise aynı gün tahliye kararına itiraz ederek Uğur S.’nin yeniden tutuklanmasını talep etti.</p>
<a href='/haber/ickili-arac-kullandi-moto-kuryeyi-oldurdu-pismanim-dedi-323528' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/16/batuhan-karabulut-davasinda-savci-bilincli-taksirden-ceza-istedi-tutukluluga-devam.jpg' alt='İçkili araç kullandı, moto kuryeyi öldürdü, "Pişmanım" dedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İçkili araç kullandı, moto kuryeyi öldürdü, "Pişmanım" dedi</h5>
<div class='date'>16 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Mahkeme iyi hal indirimi uygulamadı, tahliye kararı verdi</h3>
<p>Davanın karar duruşması 7 Ekim’de Gaziosmanpaşa 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Karabulut’un annesi Serap Turhal, ablası Bahar Tekir ve taraf avukatları katıldı. Tutuklu sanık Uğur S. ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.</p>
<p>Cumhuriyet savcısı, önceki duruşmada sunduğu esas hakkındaki mütalaasını yineleyerek sanığın “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi.</p>
<p>Karabulut ailesinin avukatları ise olayın “bilinçli taksir” değil, “olası kastla öldürme” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek mahkemenin görevsizlik kararı vermesini ve dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesini talep etti.</p>
<p>Sanık Uğur S. ise önceki savunmalarını tekrarladı. Daha önce 0,54 promil alkol nedeniyle ehliyetine altı ay süreyle el konulduğunu kabul etti. Kazayı önlemek için fren yaptığını öne sürerek beraatini ve tahliyesini istedi.</p>
<p>Mahkeme, ailenin olası kasta ilişkin taleplerinin aksine, sanığın eylemini bilinçli taksir kapsamında değerlendirdi. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 85/1. maddesi uyarınca önce 5 yıl hapis cezası belirledi. Suçun bilinçli taksirle işlendiği gerekçesiyle cezayı yarı oranında artırarak 7 yıl 6 aya çıkardı.</p>
<p>Mahkeme, sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmadığı gerekçesiyle TCK’nin 62. maddesindeki takdiri indirim hükümlerini uygulamadı.</p>
<p>Buna karşın mahkeme, sanığın savunmasının alınmış olmasını, karartılması ihtimali bulunan delil bulunmamasını, tutuklulukta geçen süreyi ve tutuklamadan beklenen faydanın elde edilmiş olmasını gerekçe göstererek tahliyesine hükmetti.</p>
<p>Mahkeme ayrıca Uğur S.’nin sürücü belgesinin, cezasının infazının tamamlanmasının ardından başlamak üzere iki yıl süreyle geri alınmasına karar verdi.</p>
<h3>Savcılık: Kaçma şüphesini destekleyen somut olgular var</h3>
<p>Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı, tahliye kararına mahkemeye sunduğu dilekçeyle itiraz etti. Hüküm henüz kesinleşmemiş olsa da verilen cezanın ağırlığını tutuklama nedenleri arasında gösterdi.</p>
<p>Ayrıca sanığın daha önceki tahliye sürecine işaret etti. Uğur S.’nin daha önce hakkında çıkartılan yakalama kararını ve teslim olmamasını gerekçe gösterdi.</p>
<p>İlk duruşma sonrası Uğur S. yine tahliye edilmiş, savcılığın itirazı üzerine hakkında 7 Ağustos’ta tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmişti. Ancak sanık kendiliğinden teslim olmamış ve yakalama emrinin çıkarılmasından 35 gün sonra, 11 Eylül’de kolluk görevlilerince yakalanmıştı.</p>
<p>Tahliye kararında, hüküm sonrasında ortaya çıkan kaçma riskine ilişkin somut bir gerekçe gösterilmediğine de dikkat çeken savcılık, sanığın herhangi bir adli kontrol yükümlülüğüne tabi tutulmadan serbest bırakılmasına itiraz etti.</p>
<h3>Karar istinafa taşınacak</h3>
<p>Kararın ardından Karabulut’un ailesi ve duruşmayı takip eden moto kuryeler de verilen cezaya ve tahliyeye tepki gösterdi. Aile ve kuryeler, hukuki mücadeleyi üst mahkemelerde sürdüreceklerini açıkladı.</p>
<p>Mahkumiyet kararına karşı istinaf yolu açık bulunurken, savcılığın tahliye kararının kaldırılması ve sanığın yeniden tutuklanması talebi de yargının önünde bulunuyor.</p>
<p>Duruşma sonrası yapılan basın açıklamasını <a href="https://kuryehaber.com/" target="_blank" rel="nofollow noopener">Kurye Haber</a>'in YouTube sayfasından izleyebilirsiniz:</p>
<p><iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/TKbALMsKHs0?si=9pBreX_N0rL-gW-0" width="560" height="315" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="allowfullscreen" loading="lazy"></iframe></p>
<a href='/haber/bu-bir-trafik-kazasi-degil-basitlestirilemez-323452' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/14/bahar-karabulut-bu-bir-trafik-kazasi-degil-basitlestirilemez.jpg' alt='"Bu bir trafik kazası değil, basitleştirilemez"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>KURYE AİLELERİ ADALET ARIYOR - I</h6>
<h5 class='headline'>"Bu bir trafik kazası değil, basitleştirilemez"</h5>
<div class='date'>14 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>Batuhan Karabulut kusursuz bulunmuştu</h3>
<p>Batuhan Karabulut, 17 Mart 2026’da TEM Otoyolu’nun Eyüpsultan-5. Levent mevkiinde çalışırken hayatını kaybetti.</p>
<p>Uğur S.’nin kullandığı otomobil, aynı yönde seyreden araçlara çarptıktan sonra Karabulut’un motosikletine arkadan çarptı. Karabulut olay yerinde yaşamını yitirdi.</p>
<p>Kazadan yaklaşık beş saat sonra yapılan testte Uğur S.’nin 1,43 promil alkollü olduğu belirlendi. Uğur S. olay yerinde de polislere alkol testi yaptırmamak için direndi. </p>
<p>Dosyadaki bilirkişi raporlarında Uğur S.’nin kazanın meydana gelmesinde “asli ve tam kusurlu”, Batuhan Karabulut’un ise kusursuz olduğu tespit edildi.</p>
<p>Savcılık da esas hakkındaki mütalaasında, sanığın hatalı şerit değiştirdiğini, hızını yol ve trafik koşullarına göre ayarlamadığını, trafik kurallarını ihlal ettiğini ve alkollü olması nedeniyle aracını güvenli şekilde kullanamayacak durumda olduğunu belirtti.</p>
</div>
<a href='/haber/2025te-en-az-44-moto-kurye-calisirken-hayatini-kaybetti-4u-cocuk-315595' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/01/14/2025te-en-az-44-moto-kurye-calisirken-hayatini-kaybetti-4u-cocuk.jpg' alt='2025’te en az 44 moto kurye çalışırken hayatını kaybetti, 4’ü çocuk' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>2025’te en az 44 moto kurye çalışırken hayatını kaybetti, 4’ü çocuk</h5>
<div class='date'>14 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 13:39:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yaşayan Gezegen Raporu: Büyük kayıpların yanında umutlar da var]]></title><link>https://bianet.org/haber/yasayan-gezegen-raporu-buyuk-kayiplarin-yaninda-umutlar-da-var-324224</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/wwfnin-yasayan-gezegen-raporu-buyuk-kayiplarin-yaninda-umutlar-da-var.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/yasayan-gezegen-raporu-buyuk-kayiplarin-yaninda-umutlar-da-var-324224</guid><description><![CDATA[WWF’nin yeni raporunda bilim insanları, yaban hayatı popülasyonlarında ortalama yüzde 73’lük düşüşe rağmen, umut veren gelişmeler de olduğuna dikkat çekti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>WWF’nin (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) <a href="https://wwftr.awsassets.panda.org/downloads/wwf-yasayan-gezegen-raporu-2026_1.pdf" target="_blank" rel="nofollow noopener">2026 Yaşayan Gezegen Raporu</a>, son 52 yılda izlenen yaban hayatı popülasyonlarının ortalama büyüklüğünde yüzde 73’lük ciddi bir düşüş yaşandığını ortaya koyuyor. Öte yandan rapor, enerji, gıda ve finans sistemlerinde olumlu eşik noktalarını tetikleyecek adımlar atılması halinde doğanın toparlanabileceğini gösteriyor.</p>
<div class="box-15">
<p>Raporun başlıca bulguları şöyle:</p>
<ul>
<li>
<p>“Biyolojik çeşitlilik göstergeleri, dünya genelinde yaban hayatı popülasyonlarında büyük bir düşüş yaşandığına işaret ediyor.</p>
</li>
<li>
<p>Yeşil deniz kaplumbağası, mavi yüzgeçli orkinos, kaplan ve Afrika fili popülasyonlarında görülen iyileşme, koruma çalışmalarının olumlu sonuçlar verebildiğini gösteriyor.</p>
</li>
<li>
<p>Yeşil deniz kaplumbağasının 2025’te “Tehlikede” kategorisinden “Düşük Riskli” kategorisine geçmesi, 50 yılı aşkın süredir en az 80 ülkede sürdürülen koruma çalışmalarının somut bir başarısını ortaya koyuyor. WWF-Türkiye’nin Adana Akyatan’da 21 yıldır sürdürdüğü izleme ve koruma çalışmaları da bu küresel çabanın yerel ölçekteki önemli katkılarından birini oluşturuyor.”</p>
</li>
</ul>
</div>
<p>Düşüşün boyutu iki yıl önce yayınlanan bir önceki raporda ortaya konan sonuçlarla benzerlik gösterse de güncel değerlendirme, daha fazla popülasyona ilişkin verileri ve daha uzun bir zaman serisini kapsıyor. Bulgular, daha önceki tahminlerle de örtüşerek doğada yaşanan kaybın büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.bianet.org/2026/10/afrika-savan-filleri-steve-morello-wwf.jpg" alt="wwf- yaşayan gezegen raporu"><sub>Fotoğraf: Steve Morello - WWF</sub></p>
<div class="box-1">
<p>Londra Zooloji Derneği iş birliği ile hazırlanan Yaşayan Gezegen Endeksi, 1970-2022 döneminde dünya genelinde 5 bin 790 omurgalı türüne ait yaklaşık 35 bin 803 popülasyondaki değişimi ortaya koyuyor. Rapora göre:</p>
<ul>
<li>
<p>En büyük düşüş yüzde 85 ile tatlı su ekosistemlerinde,</p>
</li>
<li>
<p>İkinci sırada yüzde 69 ile karalar var,</p>
</li>
<li>
<p>Üçüncü sırada ise yüzde 59 ile deniz ekosistemleri bulunuyor.</p>
</li>
</ul>
</div>
<h3>Rapor: Gıda, enerji ve finanstaki sorunlar durumu ağırlaştırıyor</h3>
<p>İzlenen yaban hayatı popülasyonlarına yönelik tehditlerin başında habitat kaybı ve bozulması geliyor. Bunu doğal kaynakların aşırı kullanımı, iklim değişikliği, kirlilik, istilacı türler ve hastalıklar izliyor. Bu tehditler, gıda, enerji ve finans sistemlerindeki daha geniş çaplı sorunlar nedeniyle daha da ağırlaşıyor. </p>
<p>Rapora göre; doğa kaybının arkasında üç büyük sistem öne çıkıyor: </p>
<ul>
<li>
<p>Habitat kaybının başlıca nedeni olan gıda sistemi: Olumlu yönde bir değişim yaşanıyor ve bu değişimin bir eşik noktasına yaklaştığına ilişkin ilk işaretler görülüyor. </p>
</li>
<li>
<p>İklim değişikliğini körükleyen enerji sistemi: Güneş enerjisi artık çoğu ülkede yeni elektrik üretim kapasitesi için en düşük maliyetli seçenek hâline geldi. Ancak bu ivmeye rağmen enerji dönüşümü henüz yeterince hızlı ilerlemiyor ve ülkeler ile sektörler arasında önemli farklılıklar görülüyor.</p>
</li>
<li>
<p>Doğaya zarar veren faaliyetlere kaynak sağlayan finans sistemi: Finans sistemi, olumlu bir eşik noktasına doğru ilerlemenin henüz ilk aşamalarında. Sektörün doğaya zarar veren faaliyetlerin finansmanını durdurmak, doğa ve iklimle bağlantılı riskleri gerektiği şekilde dikkate almak, düzenleyici belirsizliği azaltmak ve yıllık 1,3 trilyon dolar tutarındaki biyolojik çeşitlilik finansman açığını kapatmak için hızla harekete geçmesi gerekiyor.</p>
</li>
</ul>
<p>Ek olarak raporda azalan popülasyonlardaki kayıpların büyüklüğü nedeniyle genel eğilimin olumsuz olduğu vurgulandı. Ancak Yaşayan Gezegen Endeksi kapsamındaki popülasyonların yarısının da sabit kalmaya devam ettiği veya artış gösterdiği bildirildi. </p>
<p>Rapor; yeşil deniz kaplumbağası, mavi yüzgeçli orkinos, kaplan ve Afrika fili popülasyonlarındaki toparlanmaya dikkat çekerek belirli hedeflere yönelik koruma çalışmalarının etkili sonuçlar verebildiğini gösteriyor:</p>
<blockquote>
<p>“Yaşayan Gezegen Endeksi ve diğer biyolojik çeşitlilik göstergelerinin ortaya koyduğu düşüş eğilimlerini tersine çevirmek için koruma çalışmaları tek başına yeterli değil.”</p>
</blockquote>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.bianet.org/2026/10/akyatan-wwf-gonulluleri-can-yeniyurt-wwf-turkiye.png" alt="wwf- gönüllüleri- yaşayan gezegen raporu"><sub>Fotoğraf: Can Yeniyurt - WWF </sub></p>
<p>“Biyolojik çeşitlilik endişe verici bir hızla bozulmaya devam ediyor” diyen WWF Genel Müdürü Dr. Kirsten Schuijt aynı zamanda yaşanan büyük kayıplara rağmen umut veren bulguların da olduğunun altını çiziyor:</p>
<blockquote>
<p>“2026 Raporu, birçok türe ait popülasyonun sabit kaldığını veya toparlandığını gösteren verilerin yanı sıra, doğanın kendini toparlayabileceğini ve değişimin mümkün olduğunu ortaya koyan ilham verici örneklere de yer veriyor. Kaplan, mavi yüzgeçli orkinos ve yeşil deniz kaplumbağası gibi türlerin popülasyonlarında görülen iyileşme, uzun soluklu ve eşgüdümlü çabalarla zaman içinde neler başarılabileceğini gösteriyor. Koruma çalışmalarında elde edilen bu başarıların kalıcı hâle gelmesi ve yaygınlaşması için doğa kaybına yol açan sektörlerin ve sistemlerin dönüştürülmesi şart. ”</p>
</blockquote>
<h3>“Harekete geçme fırsatı” </h3>
<p>Raporda yer verilen umut mesajında “Önümüzde büyük bir fırsat var. Bugün doğru seçimleri yaparak hem insanların hem de doğanın refah içinde olduğu bir gelecek inşa edebiliriz” denildi:</p>
<blockquote>
<p>“Umut, değişimin güçlü bir itici gücüne dönüşüyor. 2026 Yaşayan Gezegen Raporu'nda da ortaya konduğu gibi, ortak umudun tür popülasyonlarının iyileşmesinde ve enerji sistemlerinin dönüşümünde neler başarabileceğini gördük. Şimdi yapılması gereken, bu ortak çabayı daha da güçlendirmek, kapsamını genişletmek ve hedeflerimizi karşı karşıya olduğumuz sorunun büyüklüğüyle orantılı hale getirmektir.”</p>
</blockquote>
<a href='/haber/wwf-biyolojik-cesitlilik-icin-hareket-zamani-208693' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/208/693/original/bio1.jpg' alt='WWF: Biyolojik Çeşitlilik için Hareket Zamanı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>WWF: Biyolojik Çeşitlilik için Hareket Zamanı</h5>
<div class='date'>21 Mayıs 2019</div>
</div>
</a>

<p>Ayrıca Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi ve Paris Anlaşması kapsamında belirlenen hedeflere ulaşmak için kararlılıkla harekete geçilmesi gerektiği mesajını paylaşan WWF Türkiye, iklim zirvelerine ilişkin şunları kaydetti:</p>
<blockquote>
<p>“Önümüzdeki iki ay içinde düzenlenecek BM biyolojik çeşitlilik ve iklim zirveleri, hükümetlerin taahhütlerini somut eylemlere dönüştürme sürecini hızlandırmaları için önemli bir fırsat sunuyor.”</p>
</blockquote>
<p>Bu zirvelerden ilki, 19 Ekim’de Ermenistan’ın başkenti Erivan’da başlayacak olan <a href="https://www.cbd.int/cop" target="_blank" rel="noopener">COP17</a> biyoçeşitlilik konferansı. </p>
<h3>“Şimdi belirleyici olan ortak kararlılığımız”</h3>
<blockquote>
<p>"Farklı bir geleceğe açılan fırsat penceresi giderek daralıyor, ancak hâlâ umut var. Böylesine büyük ve karmaşık sistemleri gereken hız ve ölçekte dönüştürmek kolay olmayacak. Ancak olumlu eşik noktalarının tetiklenmesi, bu dönüşümün tahmin ettiğimizden daha hızlı gerçekleşmesini sağlayabilir. Şimdi belirleyici olan, birlikte harekete geçme ve doğayı ve iklimi 2030’a kadar iyileşme yoluna sokmak için gereken adımları atma konusundaki ortak kararlılığımız.” </p>
<p style="text-align: right;">Daudi Sumba, WWF Doğa Koruma Direktörü </p>
</blockquote>
<a href='/haber/turkiyenin-yesil-karnesi-76-ulke-icinde-63-sirada-294259' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/04/16/turkiyenin-yesil-karnesi-76-ulke-icinde-63-sirada.jpg' alt='Türkiye’nin yeşil karnesi: 76 ülke içinde 63. sırada' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Türkiye’nin yeşil karnesi: 76 ülke içinde 63. sırada</h5>
<div class='date'>16 Nisan 2024</div>
</div>
</a>

<blockquote>
<p>“Refahımızın ve ekonomik güvenliğimizin, doğaya karşı değil, doğayla uyum içinde yaşamamıza bağlı olduğu artık son derece açık. Doğanın değerini uzun zamandır gerektiği gibi anlayamadık. Yaşayan Gezegen Endeksi bunun sonuçlarını ortaya koyuyor. Ancak endeksin işaret ettiği düşüşler kaçınılmaz değil; değişim mümkün. ”</p>
<p style="text-align: right;">Dr. Andrew Terry, Londra Zooloji Derneği Koruma Direktörü</p>
</blockquote>
<div class="box-1">
<div class="box-15">
<h3>Türkiye’den bir umut örneği: Akyatan’da 21 yıllık koruma çalışması</h3>
<p>Türkiye’de ise WWF-Türkiye’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Adana Akyatan’da 21 yıldır yeşil deniz kaplumbağası (Chelonia mydas) izleme ve koruma çalışmaları yürütüyor. Doğa Koruma Milli Parklar 7. Bölge Müdürlüğü işbirliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında bugüne kadar yaklaşık 8 bin 200 yuva belirlenirken, yaklaşık 283 bin yavrunun denize ulaşmasına katkı sağlandı. </p>
<p>Raporda, Akyatan’daki çalışmaların, kritik yaşam alanlarının korunması ve türlerin izlenmesine yönelik yerel çabaların, küresel ölçekteki koruma kazanımlarına nasıl katkı sunabileceğini gösterdiğine işaret ediliyor.</p>
<p>Bu yerel çabaların da parçası olduğu, 80 ülkede 50 yılı aşkın süredir sürdürülen küresel koruma çalışmaları sonucu yeşil deniz kaplumbağası 2025 yılında Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Kırmızı Listesi’nde “Tehlikede” kategorisinden “Düşük Riskli” kategorisine taşındı.</p>
</div>
</div>
<h3>WWF hakkında</h3>
<p>WWF, 40 milyonun üzerinde takipçi ve 100’den fazla ülkeyi kapsayan bir küresel ağa sahip bağımsız bir doğa koruma kuruluşudur. WWF’in misyonu, biyolojik çeşitliliğin korunması, yenilenebilir doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımının sağlanması, aşırı tüketim ile kirliliğin azaltılması suretiyle doğal çevredeki bozulmanın durdurulması ve insanın doğa ile uyum içinde yaşadığı bir geleceğin kurulmasıdır.</p>
<h3>Londra Zooloji Derneği hakkında </h3>
<p>1826’da kurulan Londra Zooloji Derneği (ZSL), önemli türleri korumak, ekosistemleri restore etmek, insan ve yaban hayatının bir arada yaşamasını sağlamak ve doğaya desteği teşvik etmek yoluyla Birleşik Krallık ve dünyanın diğer bölgelerinde yaban hayatını yeniden canlandırmayı amaçlayan küresel bir bilim odaklı koruma kuruluşudur. </p>
<p>(CA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 13:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Geçmişten günümüze afişler]]></title><link>https://bianet.org/haber/gecmisten-gunumuze-afisler-324222</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/gecmisten-gunumuze-afisler.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gecmisten-gunumuze-afisler-324222</guid><description><![CDATA[TÜSTAV tarihe kayıt düştüğü çalışmalarına bir yenisini ekledi. 70'li yıllardan bugüne hazırlanan afişler, takvimler, gazete ekleri vakfın internet sitesinde yayınlandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>TÜSTAV Afiş Arşivi, yakın tarihten siyasal, toplumsal ve kültürel mücadelelerin görsel belleğini bir araya getirdi. Arşiv çalışmasında bini aşkın afişten oluşan koleksiyon; işçi ve sendika hareketlerinden sosyalist ve sol siyasal örgütlere, seçim kampanyalarından 1 Mayıs ve kitlesel eylemlere, kadın hareketinden barış, demokrasi, insan hakları ve çevre mücadelelerine kadar geniş bir konu çeşitliliğini kapsıyor. Koleksiyonda Türkiye’den afiş, döviz ve duvar gazetelerinin yanı sıra uluslararası dayanışma, göçmen hareketleri, sendikal mücadeleler ve siyasal kampanyalara ilişkin farklı dillerde hazırlanmış örnekler de yer alıyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 12:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çocuklar Ekin Keser’le sanatın farklı dünyalarını keşfediyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/cocuklar-ekin-keserle-sanatin-farkli-dunyalarini-kesfediyor-324221</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/cocuklar-ekin-keserle-sanatin-farkli-dunyalarini-kesfediyor.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cocuklar-ekin-keserle-sanatin-farkli-dunyalarini-kesfediyor-324221</guid><description><![CDATA[Sanatçı ve sanat eğitmeni Ekin Keser, çocuklara ve yetişkinlere yönelik haftalık atölyelerinde farklı sanat disiplinlerini buluşturuyor. Keser’in çocuklarla gerçekleştireceği bir sonraki atölye, 10 Ekim Cumartesi günü Arter’de düzenlenecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sanatçı ve sanat eğitmeni Ekin Keser, çocuklara ve yetişkinlere yönelik düzenlediği haftalık atölyelerde farklı sanat disiplinlerini bir araya getiriyor.</p>
<p>Fotoğraf, resim, yerleştirme ve ses gibi farklı araçlarla üretim yapan Keser, sanat pratiğindeki disiplinlerarası yaklaşımını atölyelerine de taşıyor.</p>
<p>Çocuklara yönelik çalışmalarda oyun, hayal gücü ve keşif temel alınırken yetişkin atölyelerinde katılımcılar kendi deneyimlerinden hareketle sanatsal üretimler gerçekleştiriyor.</p>
<h3>Sanat eserleri üzerine birlikte düşünmek</h3>
<p>Atölyelerde yalnızca teknik becerilerin geliştirilmesi değil, katılımcıların sanat eserleri üzerine düşünmesi, soru sorması ve kendi ifade biçimlerini keşfetmesi de amaçlanıyor.<br>Bir sanat eserine birlikte bakmak, eser üzerine konuşmak ve farklı yorumlar geliştirmek, çalışmaların önemli bir bölümünü oluşturuyor.</p>
<p>Farklı yaş gruplarına göre hazırlanan atölyelerde, katılımcıların kendi bakış açılarını geliştirmeleri ve üretim sürecine aktif olarak katılmaları hedefleniyor.</p>
<a href='/haber/figen-sakacinin-yeni-romani-timbilli-yayimlandi-324187' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/07/figen-sakacinin-yeni-romani-timbilli-yayimlandi.png' alt='Figen Şakacı’nın yeni romanı “Tımbıllı” yayımlandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Figen Şakacı’nın yeni romanı “Tımbıllı” yayımlandı</h5>
<div class='date'>7 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>10 Ekim’de çocuklarla buluşacak</h3>
<p>Keser’in çocuklara yönelik bir sonraki atölyesi, 10 Ekim Cumartesi günü Arter’de gerçekleştirilecek.</p>
<p>Çocuklar atölyede sanat eserlerinden ve kendi hayal dünyalarından hareketle farklı üretimler yapacak. Çalışma boyunca çocukların soru sormaları, fikirlerini paylaşmaları ve yaratıcı sürece doğrudan katılmaları teşvik edilecek.</p>
<p>Keser’in her hafta düzenlediği atölyeler, çocukların ve yetişkinlerin sanatla ilişki kurabilecekleri, farklı ifade biçimlerini deneyebilecekleri ve birlikte üretim yapabilecekleri bir ortam sunmayı amaçlıyor.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 12:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Atikhisar’da Koza’nın altın madenine verilen ÇED onayı, iptal edildi: “Mücadele ettik, başardık”]]></title><link>https://bianet.org/haber/atikhisarda-kozanin-altin-madenine-verilen-ced-onayi-iptal-edildi-mucadele-ettik-basardik-324220</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/atikhisarda-kozanin-altin-madenine-verilen-ced-onayi-mahkemeden-dondu-mucadele-ettik-basardik.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/atikhisarda-kozanin-altin-madenine-verilen-ced-onayi-iptal-edildi-mucadele-ettik-basardik-324220</guid><description><![CDATA[Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağının yanı başında yapılmak istenen Koza’nın altın madeni projesine verilen “ÇED Olumlu” kararını mahkeme iptal etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale Merkez, Serçiler ve Terziler köylerinde Koza Altın İşletmeleri A.Ş.’nin yapmak istediği Altın-Gümüş Madeni Projesi’ne verilen ÇED onayına karşı açılan davadan karar çıktı. Ekoloji örgütlerinin açtığı davada, Çanakkale 2. İdare Mahkemesi, projeye verilen “ÇED Olumlu” kararını iptal etti. </p>
<p>Yeni ismi Türk Altın İşletmeleri A.Ş. olan Koza Altın İşletmeleri’nin "Altın-Gümüş Madeni Açık Ocak İşletmesi Projesi” için daha öncesinde Mahkeme, yürütmeyi durdurma kararı vermişti. </p>
<h3>“Bir ekolojik yıkım projesini daha durdurduk”</h3>
<p>Baraja kuş uçuşu sadece 1,4 kilometre mesafede bulunan ve barajın orta ile uzun mesafeli koruma alanı içerisinde kalan projeye karşı daha önce üç ayrı dava açıldığına dikkat çeken ekoloji aktivistleri kararı şöyle değerlendirdi:</p>
<blockquote>
<p>“Ziraat Mühendisleri Odası’nın Çanakkale 1. İdare Mahkemesi’nde açtığı davada ÇED Olumlu kararı iptal edilmiş ve Çanakkale Belediyesi’nin açtığı ve yurttaşların müdahil olduğu ve yine Çanakkale 1. İdare Mahkemesi’nde görülen davada da yürütmeyi durdurma kararı verilmiş ve duruşma yapılmıştı. Karar bizleri, davacıları, Çanakkalelileri, tüm yaşam savunucularını çok sevindirdi. Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı, şimdilik bir tehditten daha kurtuldu.”</p>
</blockquote>
<p style="text-align: center;"><img src="https://static.bianet.org/2026/10/tempimageyyxtl6.jpg" alt="atikhisar barajı, çed onayı iptal, koza altın işletmeleri a.ş."><sub>Fotoğraf: Berk Butan</sub></p>
<p>Ayrıca “Bir ekolojik yıkım projesini daha durdurduk, çok sevinçliyiz” diyen davacı dernekler, mücadele mesajı verdi: </p>
<blockquote>
<p>“Atikhisar Barajı’nın etrafında ve Kazdağları’nda, Madra Dağı’nda ve ülkemizin her yanında daha pek çok maden ve enerji projesi olduğunu biliyoruz. İktidarın, kapitalist sistemin ve şirketlerinin hizmetindeki doğayı bir rant aracı olarak gören sömürgeci enerji ve madencilik politikalarına ve projelerine karşı doğadan, haktan, hukuktan yana mücadelemiz sürecek.”<strong><br></strong></p>
</blockquote>
<h3>Davacılardan bazılarına red geldi</h3>
<p>Birçok ekoloji örgütü ve yurttaşın açtığı davada Mahkeme bazı davacıların ehliyet yönünden reddine karar verdi. Konuya ilişkin dernekler tarafından yapılan ortak açıklamada “Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği’nin ve Bergama Çevre Platformu temsilcileri olan bireysel davacılarımız için verilen ehliyetsizlik kararı kabul edilemez” denildi. Ayrıca konuya ilişkin itirazda bulunacaklarını duyurdu:</p>
<blockquote>
<p>“Bu ülkede yaşayan her vatandaşın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı vardır ve bu hakkını korumak da görevidir ve ülkesinin her yerinde hak arama mücadelesi verebilir, dava açabilir. Bu konuda üst mahkemelerce verilmiş emsal kararlar bulunmaktadır. Kaldı ki söz konusu projede çıkartılan cevher Bergama’ya taşınacaktır. Çanakkale 2. İdare Mahkemesi’nin emsal kararlarını görmezden gelmeleri oldukça düşündürücüdür.” </p>
</blockquote>
<a href='/haber/atikhisar-barajini-tehdit-eden-proje-icin-bilirkisi-kesfi-yapildi-316718' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/14/atikhisar-barajini-tehdit-eden-proje-icin-bilirkisi-kesfi-yapildi.jpg' alt='Atikhisar Barajı’nı tehdit eden proje için bilirkişi keşfi yapıldı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Atikhisar Barajı’nı tehdit eden proje için bilirkişi keşfi yapıldı</h5>
<div class='date'>14 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Koza Altın İşletmeleri A.Ş.’nin projesine karşı davayı, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ayvalık Tabiat Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Ege Çevre ve Kültür Platformu, Bergama Çevre Platformu, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği ve yurttaşlar açmıştı. </p>
<p>Projeye karşı açılan dava kapsamında Mahkeme bilirkişi heyeti atanmasını ve bölgede bir keşif gerçekleştirilmesini istemişti. Şubat 2026’da yapılan bilirkişi keşfinde, keşif alanına giden ekoloji aktivistleri ve gazeteciler jandarma engellemesiyle karşı karşıya kalmıştı. Keşif sırasında davacılar ve müdahil avukatlar, projenin yaratacağı geri dönülmez tahribatı bilirkişi heyetine anlatmıştı. Baraja kuş uçuşu sadece 1,4 kilometre mesafede bulunan ve barajın orta ile uzun mesafeli koruma alanı içerisinde kalan proje sahasının kentin su güvenliğini doğrudan tehdit ettiği vurgulanmıştı. </p>
<p>Bilirkişi incelemesinin ardından yapılan basın açıklamasında konuşan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan, keşif sürecindeki olumsuzluklara dikkat çekmişti. Doğan, “Keşif esnasında davacılardan bir kısmının beyan vermesine müsaade edilmedi. Bölgeye kadar gelen yurttaşların alana sokulmaması kabul edilemez,” diyerek şeffaflıktan uzak yürütülen sürece tepki göstermişti.</p>
<p>(CA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 12:07:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[KVKK: İşveren, çalışanın e-postalarını sınırsız denetleyemez]]></title><link>https://bianet.org/haber/kvkk-isveren-calisanin-e-postalarini-sinirsiz-denetleyemez-324218</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/kvkk-isveren-calisanin-e-postalarini-sinirsiz-denetleyemez.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kvkk-isveren-calisanin-e-postalarini-sinirsiz-denetleyemez-324218</guid><description><![CDATA[KVKK, işverenlerin çalışanların kurumsal e-posta hesaplarını ve işyerindeki diğer iletişim kanallarını denetlemesine ilişkin ilke kararı yayımladı. Kurul, çalışanların haberi olmadan gizlice izlenmesini ve yazışmalarının sürekli denetlenmesini hukuka aykırı saydı. E-posta içeriklerinin incelenmesi için somut şüphe ve güçlü bir gerekçe bulunması gerekiyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun (KVKK), çalışanlara tahsis edilen kurumsal e-posta hesapları ve işin yürütülmesi amacıyla kullanılan diğer iletişim kanallarının denetlenmesine ilişkin ilke kararı, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Karara göre, işverenlerin denetim yetkisi ile çalışanların özel hayatının gizliliği, kişisel verilerin korunması ve haberleşme özgürlüğü arasında adil bir denge kurulması gerekiyor.</p>
<p>Karar, yalnızca kurumsal e-posta hesaplarını değil, kurum içi mesajlaşma uygulamalarını, kurumsal anlık iletişim hesaplarını, toplantı platformlarının sohbet ve kayıt alanlarını, müşteri ilişkileri ve talep yönetim sistemlerini de kapsıyor.</p>
<h3>Çalışanların yazışmaları disiplin ve işten çıkarma süreçlerinde kullanıldı</h3>
<p>KVKK, kararın kuruma ulaşan çeşitli ihbar ve şikayetler üzerine yapılan incelemeler sonucunda alındığını açıkladı.</p>
<p>İncelemelerde, işverenlerin çalışanların kurumsal e-posta hesaplarını izlediğini, yazışmaların içeriklerine eriştiğini, iletişim faaliyetlerine ilişkin trafik ve log kayıtlarını incelediğini tespit etti.</p>
<p>Bu yollarla elde edilen kişisel verilerin disiplin soruşturmalarında ve iş sözleşmelerinin sona erdirilmesi süreçlerinde kullanıldığını, ancak çalışanların söz konusu denetimler hakkında yeterli, açık ve somut biçimde bilgilendirilmediğini belirtti.</p>
<p>Kurul, işverenin iletişim araçlarına sahip olmasının çalışanların yazışmalarını dilediği gibi inceleyebileceği anlamına gelmediğine karar kıldı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>"İletişim araçlarının işverene ait olması ya da işyerinde bulunması, tek başına işverene sınırsız ve mutlak bir denetim yetkisi tanımamaktadır."</em></p>
<h3>Gizli izleme ve sürekli denetim hukuka aykırı</h3>
<p>Buna göre Kurul, çalışanların önceden bilgilendirilmediği gizli izleme yöntemlerini ve çalışanların bütün işlemlerini ayrım gözetmeksizin kaydeden denetim araçlarını hukuka aykırı saydı.</p>
<p>Karar uyarınca işverenler, çalışanların iletişim faaliyetlerini sürekli ve sınırsız biçimde izleyemeyecek. Denetimin meşru bir amaca dayanması, bu amaçla sınırlı ve ölçülü olması gerekecek.</p>
<p>Kurul, e-posta içeriklerine erişilmesinin, yalnızca somut bir şüphenin bulunduğu ve denetimin belirli bir iddiayla sınırlı tutulduğu durumlarda mümkün olabileceğini belirtti.</p>
<p>İşverenlerin öncelikle yazışma içeriklerini okumadan trafik ve log kayıtlarını incelemek gibi daha az müdahaleci yöntemlere başvurması gerekecek. Filtreleme veya erişimi engelleme gibi teknik önlemlerle giderilebilecek sorunlarda da doğrudan içerik denetimi yapılamayacak.</p>
<h3>Kişisel hesaplara teknik erişim, hukuki erişim hakkı vermiyor</h3>
<p>KVKK, çalışanların işyerindeki iletişim araçlarını iş amaçlı veya özel amaçlı kullanmaları arasındaki ayrıma da dikkat çekti.</p>
<p>Buna göre işverenler, işyerindeki iletişim araçlarının özel amaçlı kullanımına yönelik kurallar belirleyebilecek. Ancak bu kuralların çalışanlar tarafından önceden biliniyor olması gerekecek.</p>
<p>Özel amaçlı kullanımın yasaklanmış olması bile işverene sınırsız denetim hakkı tanımayacak. Çalışanın bu yasağı ihlal etmesi, özel yazışmalarının içeriğinin doğrudan incelenmesini tek başına haklı kılmayacak.</p>
<p>Kurul ayrıca, işverenin bir bilgisayara, kurumsal ağa veya cihaza teknik olarak erişebilmesinin, çalışanın kişisel e-posta hesabına, özel mesajlaşma uygulamalarına veya sosyal medya yazışmalarına erişme hakkı vermediğini kaydetti.</p>
<p>İş amaçlı ve özel amaçlı iletişimin birbirinden ayrılamadığı durumlarda ise işverenin denetim yetkisinin daha dar yorumlanması gerektiğini belirtti.</p>
<h3>"E-postalarınız denetlenebilir" bildirimi yeterli değil</h3>
<p>Karara göre işverenler, çalışanları denetimin amacı, kapsamı, yöntemi ve hukuki dayanağı hakkında önceden ve açık biçimde bilgilendirmek zorunda.</p>
<p>Bu bilgilendirmede hangi durumlarda yazışma içeriklerine erişileceği, yalnızca trafik kayıtlarının mı yoksa içeriklerin de mi inceleneceği, elde edilen verilerin ne kadar süre saklanacağı ve çalışanların kişisel verilerine ilişkin hakları açıklanacak.</p>
<p>Kurul, çalışanlara yalnızca "Kurumsal e-posta hesabınız denetlenebilir" şeklinde genel bir bildirim yapılmasının yeterli olmayacağını belirtti.</p>
<p>Çalışanların açık rızasının alınması da işverenin her türlü denetim yapabileceği anlamına gelmeyecek.</p>
<p>Kurul, işçi ile işveren arasındaki güç eşitsizliği ve bağımlılık ilişkisine dikkat çekerek, çalışanın açık rızasının her durumda öncelikli hukuki dayanak kabul edilemeyeceğini, rızanın özgür iradeyle verilip verilmediğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini karara bağladı.</p>
<h3>İşten ayrılan çalışanların e-postalarına da sınırsız erişim yok</h3>
<p>Karar, işten ayrılan çalışanların kurumsal e-posta hesaplarının kullanımına da sınırlamalar getiriyor.</p>
<p>İş ilişkisinin sona ermesi halinde, çalışanın hesabının aktif kullanımının ve hesaba yeni erişimlerin kural olarak kapatılması gerekecek. Hesaptaki verilere erişimin sürdürülmesi için ayrıca hukuki dayanak bulunması şartı aranacak.</p>
<p>Kurumsal iletişimin devamlılığı için otomatik yanıt, yönlendirme veya arşivleme gibi uygulamalar ise ancak somut ihtiyaçlara göre, sınırlı süreyle ve erişim yetkileri belirlenerek gerçekleştirilebilecek.</p>
<p>Kurul ayrıca, denetim sırasında çalışanların sağlık bilgileri gibi özel nitelikli kişisel verilerinin ve yazıştıkları üçüncü kişilere ait bilgilerin de korunması gerektiğini hatırlattı.</p>
<h3>Kurallara uymayan işverenler hakkında işlem yapılacak</h3>
<p>Kurul, belirlenen ilkelere aykırı denetim faaliyetleri tespit edildiğinde, somut olayın koşullarına göre inceleme yapılacağını ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca ilgili veri sorumluları hakkında işlem tesis edileceğini duyurdu.</p>
<p>Böylece işverenlerin çalışanların iletişim kanallarını denetlemesine ilişkin kişisel veri işleme faaliyetlerinin, önceden bilgilendirme, meşru amaç, ölçülülük ve veri güvenliği ilkelerine uygun yürütülmesi gerektiği bir ilke kararıyla ortaya konuldu.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 11:18:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>