Urfa Barosu ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim Derneği (AYHED), iş birliğiyle hazırlanan “Çocuk Hakları İhlalleri İzleme Raporu (2024–2025)” yayınlandı.

20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ
İstanbul’da 5 yılda 29 bin avukat 'çocuğa yönelik cinsel istismar' için görevlendirildi
"Ayıp", "namus" ve "mahremiyet" üçgeninde çocuk istismarı
Rapor ile çocuk hakları ihlallerine ilişkin mevcut durumu görünür kılmak, yapısal sorun alanlarını ortaya koymak ve çocuk dostu adalet politikalarının geliştirilmesine katkı sunmak amaçlandı. Elde edilen bulgulara göre, 1 Ocak 2024 ile 31 Aralık 2025 dönemi arasında cinsel istismara maruz kalan 1008 çocuk için adli kayıt oluşturuldu ve "istismara maruz kalan kızların sayısı oğlanlara göre daha fazla" şeklinde saptandı. Bu çocukların 134’ünün yabancı olduğu kaydedildi.
Oğlanlara yönelik cinsel istismar vakalarının damgalanma ve toplumsal baskı nedeniyle büyük ölçüde görünmez kaldığı ifade edildi. Raporda yer alan verilerin ihlallerin tamamını da kapsamadığı belirtildi:
"İlin geleneksel ve aile merkezli toplumsal yapısı, çocuklara yönelik ihlallerin önemli bir bölümünün aile içinde gizlenmesine ve adli mercilere yansımamasına neden olmaktadır. Özellikle cinsel istismar, erken yaşta evlilik ve aile içi ihlaller; “ayıp”, “namus” ve “mahremiyet” söylemleriyle görünmez kılınmaktadır. Bu nedenle raporda yer alan veriler, ihlallerin tamamını değil, adalet sistemine yansıyan kısmını temsil etmektedir."

Yıllar sonra yeniden "taş atan çocuklar" suçlaması
Her 4 dosyadan 1'i takipsizlikle sonuçlandı
Raporda, adli süreçte cinsel istismar dosyalarının önemli bir bölümünün soruşturma aşamasında uzun süre beklediği ve takipsizlik kararlarının dikkat çekici düzeyde olduğu belirtildi. İncelenen dosyalarda takipsizlik gerekçeleri arasında en sık; “şikayetin bulunmaması”, “delil yetersizliği” ve “cezai ehliyet yokluğu” yer aldı. Rapora göre bu durum, cezasızlık riskini artırıyor ve çocukların yeniden örselenmesine yol açıyor.
Raporda yer alan verilere göre, dosyaların adli süreçlerdeki dağılımı şöyle:
553 dosya: Halen soruşturma aşamasında
220 dosya: Kovuşturma aşamasına taşındı
224 dosya: Hakkında takipsizlik kararı verildi
3 dosya: Zamanaşımı nedeniyle kapandı
8 dosya: Yetkisizlik kararı çıktı
Veriler, dosyaların yalnızca yaklaşık beşte birinin mahkeme aşamasına geçebildiğini, buna karşılık neredeyse her dört dosyadan birinin takipsizlikle sonuçlandığını ortaya koydu.
Raporda ayrıca, incelenebilen 23 takipsizlik kararının gerekçeleri ayrıntılı biçimde analiz edildi. Buna göre takipsizlik kararlarının dağılımı şu şekilde oldu:
9 dosya: Fail açısından cezai ehliyet yokluğu
7 dosya: Şikayetin bulunmaması
4 dosya: Delil yetersizliği
2 dosya: Mükerrer soruşturma
1 dosya: Suç unsuru bulunmadığı gerekçesi
Raporda, özellikle şikayete bağlılık nedeniyle dosyaların kapatılmasının çocuklar açısından ciddi bir koruma boşluğu yarattığı vurgulandı. Aile baskısı, faille akrabalık ilişkisi ve toplumsal damgalanma korkusunun, çocukların şikayet mekanizmasını fiilen kullanmasını engellediği belirtildi.

2025: Çocuk olma halinin hedef alındığı yıl
İki yılda 6 bini aşkın suça sürüklenen çocuk dosyası
2024–2025 yılları arasında Şanlıurfa’da toplam 6 bin 65 suça sürüklenen çocuk dosyası adli sisteme yansıdı. 2024 yılında 3 bin 313, 2025 yılında ise 2 bin 672 dosya kayda geçti. Dosyaların büyük çoğunluğunda oğlanlar yer aldı. Raporda, bu durumun erken yaşta çalışma, sokakla temas ve yoksulluk gibi yapısal nedenlerle ilişkili olduğu vurgulandı.
Üçer aylık periyotlar halinde incelenen veriler, özellikle yılın son çeyreklerinde belirgin artışlar yaşandığını gösterdi. Viranşehir, Siverek, Birecik, Suruç, Akçakale ve Ceylanpınar ilçeleri suça sürüklenen çocuk dosyalarının en yoğun olduğu bölgeler arasında yer aldı.
"Sosyal inceleme raporu alınmadan adli süreç başlatılıyor"
Raporda, çocukların önemli bir bölümünün sosyal inceleme raporları ve psikososyal destek mekanizmaları işletilmeden doğrudan adli sürece dahil edildiği ifade edildi. Ayrıca özgürlükten yoksun bırakmanın ise çoğu zaman “son çare” ilkesi gözetilmeden uygulandığına dikkat çekildi. Urfa'da çocuklara özgü tutukevi ve eğitim evinin bulunmaması nedeniyle çocukların başka illere sevk edilmesinin ikincil travma riskini artırdığı belirtildi.
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
(NÖ)

