BM raportörleri: "Filistinli siviller çatışan güçlerin ağır ihlalleri arasında"
BM İnsan Hakları Konseyince kurulan Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonunun 9 Haziran’da yayımladığı rapora göre siviller, “bölgedeki çatışmanın tüm taraflarınca sistematik ve kasıtlı biçimde ağır insan hakları ihlallerine” uğratılıyor.
Rapor, 15 Haziran’da Cenevre’de İnsan Hakları Konseyinin 62. Oturumu'nda sunulacak.
Yerleşimci şiddeti İsrail yönetiminin eseri
Komisyon Başkanı Srinivasan Muralidhar, “Yerleşimcilerin uyguladığı şiddet, eylemlerini destekleyen, bunlara olanak tanıyan ve bunları koruyan İsrail politikalarının doğrudan sonucudur" dedi. "Hamas bağlantılı güçler ise İsrail’in aralıksız saldırıları ve Gazze’deki yaygın yıkımın yarattığı boşluktan yararlanmıştır.”
Muralidhar, iki şiddet biçiminin köken ve motivasyonlarının farklı olduğunu, ancak her ikisinin de Filistinli sivillere kasıtlı acı çektirdiğini vurguladı.
Batı Şeria’da devlet destekli yerleşimci şiddeti
Rapora göre Batı Şeria’da yerleşimci saldırıları artmaya devam ediyor. Geçen yıl en az 7 Filistinli öldürüldü, 832 kişi yaralandı. Bu, 2024’e göre yüzde 130’luk bir artış anlamına geliyor.
Komisyon, İsrail makamlarının yerleşimci saldırılarına mali ve askeri destek sağladığını, saldırganlara cezasızlık tanıdığını ve böylece şiddete doğrudan dahil olduğunu belirledi. Rapora göre yerleşimci şiddeti, İsrail yerleşimlerini kökleştirme, Filistin topraklarını ilhak ve Filistinlileri yerlerinden etme stratejisinin aracı olarak iş görüyor.
Komisyon, Filistinli çocukların sokakta oyun oynarken, okula giderken ya da hayvan otlatırken saldırıya uğradığı, kaçırıldığı ve istismar edildiği vakaları da belgeledi.
Cinsel şiddet
Raporda yerleşimcilerin Filistinlileri korkutmak ve aşağılamak amacıyla cinsel şiddet uyguladığı ya da cinsel şiddet tehdidinde bulunduğu da belirtildi. Martta Khirbeit Humsa’da yaşanan bir olayda kadınlar ve kız çocukları dövüldü; aile toprağı terk etmediği takdirde tecavüze uğramakla tehdit edildi. Bir erkeğin ise soyulduğu, cinsel saldırıya uğradığı, cinsel organının plastik kelepçeyle bağlandığı ve dövülerek teşhir edildiği bildirildi.
İsrail polisi bu saldırıyla bağlantılı olarak 7 kişiyi tutukladığını açıklasa da, Komisyon herhangi bir soruşturma veya yargılama sonucundan haberdar olmadığını belirtti.
Gazze’de infaz, sakatlama ve yargısız cezalandırma
Komisyon, Gazze’de 2024-2025 döneminde en az 108 ölüm ve 384 yaralanmayla sonuçlanan 249 infaz ve ağır fiziksel şiddet vakası tespit etti.
Rapora göre bu vakalar arasında infazlar, diz kapaklarına ateş edilerek sakat bırakma, metal boru veya beton bloklarla kemik kırılması ve ağır dövme olayları yer aldı. Failler bu eylemleri İsrail’le işbirliği, insani yardımların yağmalanması, hırsızlık, uyuşturucu suçları veya iç rakiplerle bağlantı iddialarıyla “cezalandırma” olarak gösterdi.
Hamas bağlantılı güçlerin bu olayların en az 60’ına karıştığı belirtildi. Bunlar arasında 11 erkeğin öldürüldüğü iki halka açık infaz da yer alıyor. Komisyon, bu eylemlerin cinayet ve işkence gibi savaş suçları ile uluslararası insan hakları ve insancıl hukuk ihlalleri oluşturduğunu bildirdi.
Muralidhar, “Komisyon, Hamas’ın zaten ağır travma altındaki sivil nüfusta yeniden derin travmalara yol açan Gazze’deki cezalandırmaya yönelik tedbirlerinin ciddiyeti ve açık açık gerçekleştirilmesi karşısında büyük kaygı duyuyyor." dedi.
Hamas’ın sorumluluğu: Yapısal mı, savaş koşullarının sonucu mu?
Rapordaki bulgular Hamas’ın Gazze’deki şiddet pratiklerinin hem yapısal hem de koşullardan kaynaklanan boyutları olduğunu gösteriyor. Hamas’ın infaz, sakatlama, kamuya açık cezalandırma ve işkence pratikleri yalnızca savaş kaosunun ürünü olarak görülemeyecek kadar yapısal; bunlar, savaştan önce de Hamas'ın rakipsiz egemen olduğu yerleşimlerde icra ettiği güvenlikçi, cezalandırıcı ve otoriter yönetim mantığıyla bağlantılı.
Ancak Komisyonun vurguladığı üzere bu pratikler de, İsrail’in Gazze’de yarattığı yaygın yıkım, kuşatma, açlık, yerinden edilme, yönetim boşluğu ve silahlı gücün dağılıp denetimden çıkması sürecinde gelişti. Rapor, Hamas’ın sorumluluğunu hafifletmeden, bu sorumluluğun işgal, abluka ve savaşın ürettiği çöküş ortamından bağımsız okunamayacağını ortaya koyuyor.
İsrailli sivillere yönelik saldırılar
Komisyon ayrıca 2023’te Filistinli silahlı gruplar ve şahıslarca İsrailli sivillerin öldürülmesi ve zarara uğratılması olaylarında kayda değer artış olduğunu bildirdi. Rapora göre bu saldırılar, uluslararası insancıl hukuk ve siviller ile savaşçılar arasında ayrım gözetme ve orantılılık ilkeleri bakımından ciddi kaygılar doğuruyor ve savaş suçu teşkil etmeleri muhtemel.
Komisyondan hesap verebilirlik çağrısı
Komisyon, sivillerin korunması ve tüm tarafların işlediği ihlaller için hesap verebilirlik sağlanması çağrısında bulundu. Muralidhar, Gazze’de barış ve istikrara yönelik gelecekteki her türlü çerçevenin “hesap verebilirliğe dair açık ve uygulanabilir bir taahhüt” içermesi gerektiğini söyledi.
Rapor, Filistinli sivillerin tek bir şiddet kaynağıyla değil, farklı kökenlere sahip ama aynı sivil nüfusu hedef alan baskı ve ihlal mekanizmalarıyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor: Batı Şeria’da devlet destekli yerleşimci şiddeti ve ilhak siyaseti; Gazze’de ise savaşın yıkımı içinde Hamas bağlantılı güçlerin cezalandırıcı şiddeti.
(AEK)