İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davada 407 sanığın yargılandığı duruşmanın 14. celsesi İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No’lu salonda yapılan duruşmada 107 tutuklu sanığın yakınları ve avukatları sabah saatlerinden itibaren salonda yerini aldı.

18.00'DAN ÖNCEKİ BÖLÜM
İBB davası 14. gün: Avukatlar Mehmet Pehlivan için de tahliye istedi
Günün ilerleyen saatlerinde savunmalar yoğunlaşırken, çok sayıda avukat hem müvekkilleri hem de aynı dosyada tutuklu bulunan Mehmet Pehlivan için tahliye talebini iletti.
Köseoğlu savunması: “Görev tanımı çarpıtıldı”
Kültür A.Ş. çalışanı itirafçı Gökhan Köseoğlu’nun avukatı, müvekkilinin görev tanımının iddianamede hatalı şekilde aktarıldığını anlattı. Köseoğlu’nun ihale süreçlerinde yer almadığını, yalnızca ihale sonrası hak ediş belgelerinin hazırlanmasına ilişkin teknik bir görev yürüttüğünü vurguladı.
Hak ediş biriminin ihalelerle ilgili karar alma veya yönlendirme yetkisi bulunmadığını, yapılan işin esasen belge düzenleme süreciyle sınırlı olduğunu söyledi.
İddianamede yer alan “satın alma müdür vekili”, “ihale şefi” gibi sıfatların gerçeği yansıtmadığını, yalnızca tek bir olayda kısa süreli vekalet görevi bulunduğunu belirtti.
Köseoğlu’nun örgütle bağlantılı olduğu iddiasına karşı çıkarak, müvekkilin siyasi görüşünün dosyada öne sürülen yapı ile bağdaşmadığını ve Murat Ongun ile herhangi bir iletişim kaydının bulunmadığını dile getirdi.
İddianamede yer alan 16 ayrı eylemde müvekkile isnat edilen somut bir fiil bulunmadığını, suçlamaların görev tanımı üzerinden genelleme yapılarak kurulduğunu söyledi.
Yalnızca örgüt üyeliği suçlamasının kaldığını, bu suçlamaya ilişkin de somut delil bulunmadığını belirterek tahliye talebinde bulundu.
Kapki’nin avukatı: “İddianame anlaşılmaz, suçlamalar hatalı”
İş insanı Murat Kapki’nin avukatı Fikret Aras’ın savunması duruşmanın en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu.
Özgür Özel, İBB soruşturmasında sık sık 'itirafları' ile gündeme gelen Murat Kapki'nin mahkemeye başvurup ifadelerini geri çektiğini açıklamıştı.
Aras, dosyada adil yargılanma hakkı başta olmak üzere ceza hukukunun temel ilkelerinin ihlal edildiğini söyledi. İddianamede suç tarihlerinin net şekilde ortaya konulmadığını, farklı dönemlere ait infaz rejimlerinin dahi dikkate alınmadığını belirtti.
İddianamenin binlerce sayfadan oluştuğunu, ancak bu kapsamın sanıklar açısından savunma yapmayı zorlaştırdığını dile getirdi. Sanıkların hangi eylemle suçlandığını tespit etmekte zorlandığını, bunun savunma hakkını zedelediğini vurguladı.
Kapki’nin kamu görevlisi olmamasına rağmen ihaleye fesat karıştırma suçunun faili gibi gösterildiğini, oysa bu suçun doğası gereği kamu görevlileri tarafından işlenebileceğini ifade etti.
Dolandırıcılık suçlamasına da değinen Aras, müvekkilinin belediyeden mal veya para alan değil, aksine ödeme yapan taraf olduğunu belirtti. Bu nedenle dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığını söyledi.
Rüşvet suçlamasına ilişkin olarak ise kamu kurumuna yapılan ödemenin rüşvet olarak değerlendirilemeyeceğini, rüşvet suçunun kamu görevlisinin kişisel menfaat elde etmesini gerektirdiğini hatırlattı.
Ayrıca dosyada yer alan bazı değerlendirmelerin “magazinsel” bir anlatımla kurgulandığını, hukuki temelden uzak yorumlar içerdiğini söyledi.
"Somut delil yok"
İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında sanıklardan Serhat Kapki’nin avukatı Ziya Ergin, müvekkili için tahliye talebinde bulundu.
Ergin, duruşmada yaptığı savunmada, aynı dosyada tutuklu bulunan avukat Mehmet Pehlivan’ın durumuna da değinerek bu tutuklamanın avukatlara yönelik bir mesaj taşıdığını söyledi. Pehlivan’ın tahliye edilmesi gerektiğini vurguladı.
Şahin'in avukatı: Avukatlar yönlendirdi
Müvekkili Serhat Kapki’ye yöneltilen suçlamaların “suç gelirlerini aklama” ve “örgüte yardım” olduğunu hatırlatan Ergin, dosyadaki iddiaların somut delile dayanmadığını savundu.
"İfade verirsen çıakrsın, aksi halde çıkamazsın"
Vedat Şahin'in avukat Muharrem Arık'ın tahliye talebi: “İfadeler baskı ve yönlendirmeyle alındı”İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davada tutuklu sanık Vedat Şahin hakkında yapılan savunmada, ifadelerin baskı altında alındığı iddiası öne çıktı.
Şahin’in avukatı Muhittin Arık, müvekkilinin cezaevinde bazı avukatların yönlendirmesine maruz kaldığını belirterek, “Şöyle ifade verirsen çıkarsın, aksi halde çıkamazsın” şeklinde telkinlerde bulunulduğunu aktardı.
Savunmada ayrıca savcılık ifadesi sırasında da benzer bir baskı ortamı oluştuğu ileri sürülerek, müvekkile “şu kişi senin hakkında böyle konuştu” denilerek yönlendirme yapıldığı, ancak dosya açıldığında bu iddiaların gerçeği yansıtmadığının görüldüğü kaydedildi.Avukat Arık, bu süreçte verilen bazı ifadelerin müvekkilin iradesini yansıtmadığını savunarak, yalnızca ilk beyanların esas alınması gerektiğini belirtti.
Şöyle dedi:
"Müvekkilimin emniyette ve savcılıkta toplamda dört ifadesi var. En samimi verdiği ifadeler emniyetteki ve savcılıktaki 22 Mart tarihli ifadeleridir. Diğer sanık müdafileri de bahsetti; cezaevindeyken kendisini ziyarete gelen bazı avukatlar, "şöyle ifade verirsen çıkarsın, hakkında şöyle suçlamalar var, buradan çıkamazsın" gibi söylemlerde bulunmuşlar. Bu detaylar cezaevi kayıtlarından da çıkacaktır.
Bu baskı ve psikolojiyle savcılığa gidiyor; savcı odasında da "hakkında şu kişi şöyle konuştu" denilerek müvekkilimin iradesi fesada uğratılmış ve ifadeler o şekilde alınmıştır. Gizlilik kararı kalktıktan sonra ise böyle bir suçlamanın olmadığını gördük. Biz bugün emniyette ve savcılıkta verilen ilk ifadeyi kabul ediyoruz."

‘Yaşar ne yaşar ne yaşamaz’ gibi İBB yargılaması: Sanıklar ve deliller karıştı
(EMK)





