İBB davasının 17. celsesi bugün görüldü. Tutuklanmasının ardından görevden alınan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında yer aldığı davada, 106’sı tutuklu 402 kişi yargılanıyor.
Bugünkü oturumda savcı ile Ekrem İmamoğlu arasında gerginlik yaşandı. Savcı, İmamoğlu’na yargılama sonrası yaptığı ve “İddia makamı çöktü” sözünü içerdiği belirtilen açıklamayı sordu. İmamoğlu, yanıtını savunması sırasında vereceğini söyledi.
Savcı bunun üzerine İmamoğlu’nu iddia makamına yönelik sözleri konusunda uyardı. İlk celsede de benzer bir durum yaşandığını hatırlattı, savcılık makamının bu üslubu kabul etmediğini söyledi. Mikrofon verilmediği sırada İmamoğlu tepki gösterdi; “Böyle bir diyalog kurulmaz” diyerek hâkime seslendi.
Tartışma kısa sürede büyüdü. Savcı, yargılamaya gölge düşüren ve savcılığı baskı altına almaya çalışan açıklamalardan vazgeçilmesini istedi. Ardından “Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz” dedi. Bu söz üzerine İmamoğlu’nun avukatları itiraz etti.
Mahkeme başkanı hem savcıyı hem avukatları sakin olmaya çağırdı, kişisel tartışmaya girilmemesini istedi. Avukatlar, savcının kullandığı “had bildirmek” sözlerine tepki gösterdi ve savcının sınırını bilmesi gerektiğini söyledi.
Gerilim devam ederken İmamoğlu, savcıya dönerek “Kime bakıyorsun yahu?” dedi. Mahkeme başkanı araya girip müdahale etmemesini istedi. Savcı da İmamoğlu’na “Benimle ‘sen’ diye konuşmayın” diyerek karşılık verdi.
İmamoğlu bu kez, “Israrla mı yazdınız iddianameyi?” diye sordu. Mahkeme başkanı, iddianameyi yazan savcının salonda bulunan savcı olmadığını hatırlattı. Salonda herkesin aynı anda konuştuğunu belirten başkan, tartışmanın uzamaması için yeniden uyarıda bulundu.
Oturum sırasında bir avukat, mikrofonu kapatılan meslektaşının mikrofonunun açılmasını da talep etti.
Savcı: Başkanım, başlamadan İmamoğlu’na bir sorum vardı. Ekrem Bey, buyurun. Sorum var da. Oradan da dinleyebilirsiniz. Dün bir beyanda bulunmuşsunuz sanırım yargılama sonrası; "İddia makamı çöktü" vesaire, doğru mu?
Ekrem İmamoğlu: Birazdan söylerim…
Savcı: Birazdan değil, şu an soruyorum. Yani bize öyle bir beyan olduğu için cevap verirseniz sevinirim o konu hakkında.
Ekrem İmamoğlu: Birazdan arz ederim.
Savcı: Şimdi suç örgütüyle ilgili bir tanım yapmadan önce, iddia makamı hakkındaki beyanınıza dikkat edin. İlk celse de benzer durum yaşandı, hesap sorma tarzında. İddia makamı olarak bu tarz söylemleri kabul etmiyoruz.
Ekrem İmamoğlu: (Mikrofon verilmediği için sesi anlaşılmıyor.) Böyle bir diyalog kurulmaz… Sayın Hâkim böyle kabadayılık…
Savcı: Kabadaylık vesaire durumu söz konusu değil. Bakın burada yargılamayı... Bir dakika, bir şey konuşuyorum. Yargılamaya gölge düşüren, savcılık makamını baskı altına almaya çalışan beyanlardan vazgeçin. Bu doğru bir yaklaşım değil.
Ekrem İmamoğlu: (Sözleri anlaşılmıyor…)
Hâkim: Savcım şöyle yapalım, tamam... Şey yapmayalım... Tamam... Şey yapmayalım... Savcım gerek yok şeye.
Savcı: Bakın haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz savcılık makamı olarak. Haddinizi aşmayın.
(Ekrem İmamoğlu ve avukatlar bu sözler üzerine itiraz ediyor…)
Hâkim: Savcım... Şöyle... Savcım... Avukat Bey? Tamam Avukat Bey, sakin olun.
Savcı: Müvekkiliniz beyanlarına dikkat etsin, hadden bahsediyor.
Hâkim: Tamam Avukat Bey, tamam Savcım. Savcım kişisel şeye girmeyelim, diyaloğa girmeyelim. Tamam... Tamam... Tamam Avukat Bey, sakin olun. Tamam, gerek yok şeye. Savcım hiç gerek yok bu diyaloğa.
Savcı: Ekrem Bey, beyanlara dikkat edin.
Hâkim: Savcım, Savcım şey yapmayalım... Savcım tamam Avukat Bey... Savcım şey yapmayalım, kişisel şeye girmeyelim. Savcım uzatmayalım.
Avukatlar: Savcı haddini bilsin Sayın Başkanım.
Hâkim: Tamam Avukat Bey. "Had bildirmek" kelimesine tepki gösteriyorsunuz, aynı cümleyi kuruyorsunuz. Değişen bir şey olmuyor. Yani hani şimdi Savcım o tarz bir şeye girmeyelim, diyaloga girmeyelim. Gerek yok şu an için.
Avukatlar: Sizden söz alarak konuşsun. Siz de aynı şeyi yapamazsınız. Aynı şeyi yaparız.
Hâkim: Avukat Bey, tamam.
Ekrem İmamoğlu: Kime bakıyorsun yahu?
Hâkim: Ekrem Bey. Ekrem Bey, müdahale etmeyelim.
Ekrem İmamoğlu: Ekrem Bey değil! Hayırdır, kime bakıyorsun sen?
Hâkim: Ekrem Bey, hiç şeye girmeyelim.
Savcı: Ekrem Bey, bakın şu an... Üslubumu bozmuyorum. Benle 'sen' diye konuşmayın, benimle 'sen' diye hitap etmeyin.
Hâkim: Savcım, şeye girmeyelim. Ekrem Bey, bakın...
Savcı: Benimle 'sen' diye hitap etmeyin! Israrla söylüyorum.
Hâkim: Savcı Bey...
Ekrem İmamoğlu: Israrla mı yazdınız iddianameyi?
Hâkim: Ekrem Bey, iddianameyi yazan savcımız şu an huzurda bulunan savcı değil. Evet, söz hakkı... Söz hakkı vermedim zaten. Söz hakkı vermeden sanık da müdahale ediyor, siz de bağırıyorsunuz. Herkes bağırıyor yani şu an. Sadece Savcı Bey açısından söylüyorsunuz da yani herkes aynı şeyi yapıyor şu an. Savcım, savcım girmeyelim şeye. Tamam.
Avukat: Sayın Başkan, bizim meslektaşımızın mikrofonu kapatılmış, onu da açmanız gerekiyor.

İBB davasında beşinci hafta: İmamoğlu adil yargılama çağrısı yaptı
(EMK)










