Sırbistan’ın Novi Sad kentinde 1 Kasım 2024’te meydana gelen tren garı faciasında 15 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından başlayan ve üniversite öğrencilerinin öncülük ettiği protesto gösterileri, dört ayı aşkın sürede ülke geneline yayıldı.
Üniversite işgalleri ve yol kapatma eylemleri birçok kentte sürerken, Başbakan Miloš Vučević görevinden ayrıldı. Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, eylemlerin arkasında yabancı istihbarat servislerinin olduğunu ileri sürdü.
Hükümet yetkilileri de bu eylemleri, hükümeti devirmeye çalışan bir “renkli devrim” arayışı olarak tanımladı.
Son olarak 15 Mart’ta öğrencilerin çağrısıyla “15 kişi için ayın 15’i” sloganıyla düzenlenen kitlesel gösterilere, ülkenin dört bir yanından başkent Belgrad’a gelen 100 binden fazla kişi katıldı. Taleplerinin “tam anlamıyla” karşılanmadığını belirten eylemciler, gösterilerin süreceği mesajını verdi.
Sırbistan: Hükümet karşıtı gösterilere 100 binden fazla kişi katıldı
16 Mart 2025
Belgrad Çağdaş Sanatlar Fakültesi öğrencileri, eylemlilik süreçlerini ve genel olarak ülkedeki durumu bianet’e anlattı.
“Devletin yasalar çerçevesinde hareket etmediğini görmek farklı bir gerçeklik”
Novi Sad'da 15 kişinin hayatını kaybetmesiyle başlayan eylemler ülke çapında devam ediyor. Üniversitelerdeki ve ülke genelindeki eylemler hakkında ne söyleyebilirsiniz? Bu hareket nasıl başladı?
1 Kasım 2024'te meydana gelen ve 15 kişinin hayatını kaybettiği tren istasyonu felaketi bize, bazı kurumların üst kademelerinde bulunan insanlar için insan hayatının ne kadar az değer taşıdığını gösterdi. Biz, bu hükümet göreve geldiğinde oldukça genç bir nesildik. Bu sistemin içinde büyüdük, bu yüzden sistemin eksikliklerinin ve nasıl işlediğinin tamamen farkındayız.
Çocukluğumuzdan itibaren yolsuzluğu, görevi kötüye kullanmayı, yalanları ve hataları izleyerek büyümek, hiçbir kurumun yasalar çerçevesinde hareket etmediğini görmek farklı bir gerçeklik yaratıyor. Tren istasyonunun çatısının çökmesi, insanların sokağa çıkmasını sağlayan ilk olay değildi. Ancak bize, bu ülkedeki yurttaşların nasıl muamele gördüğünü ve aslında hayatlarının pek de önemli olmadığını gösterdi.
Şu anda, Sırbistan genelinde 5 üniversitede 60’tan fazla fakülte işgal altında. Biz ise bu harekete katılan az sayıdaki özel üniversiteden biriyiz. 9 Aralık 2024’ten itibaren işgal eylemlerine başladık ve bu hareketi başlatan ilk özel üniversite olduk.
Ancak bizi asıl harekete geçiren olay, Sahne Sanatları Fakültesi (FDU) öğrencilerine yönelik saldırıydı. Öğrenciler, fakültelerinin önünde 15 dakikalık saygı duruşunda bulunarak kazada hayatını kaybedenleri anıyordu. Acılı ailelerle dayanışma içinde olan öğrencilere fiziksel saldırıda bulunulması bizim için kabul edilebilir bir şey değildi. Üstelik saldırının iktidar partisinin üyeleri tarafından gerçekleştirildiğine dair fotoğraf ve video görüntüleri olmasına rağmen, hiçbir devlet kurumu bu duruma olması gerektiği şekliyle tepki vermedi. Bu durum; öğrenciler, akademisyenler ve halk arasında büyük bir hayal kırıklığı dalgası yarattı.
FDU'daki arkadaşlarımız ilk üniversite işgal eylemini başlattılar. Zamanla sadece Belgrad’da değil, Sırbistan’ın diğer şehirlerinde de üniversite öğrencileri işgal eylemleri gerçekleştirmeye başladı. Biz de diğer öğrencilerle birlikte taleplerimiz karşılanana kadar üniversitelerimizi abluka altına almaya karar verdik.
“Bu sistemin eksiklikleri daha fazla trajediye neden olmamalı”
Talepleriniz nelerdir?
Taleplerimizi şu dört başlık altında ele alabiliriz:
- Novi Sad’daki tren istasyonunun yenilenmesiyle ilgili tüm belgelerin kamuoyuna açıklanmasını talep ediyoruz. Bu trajediden kimlerin sorumlu olduğunu öğrenmek ve bu kişilerin mahkemeye çıkarılarak hesap vermelerini istiyoruz.
- Öğrencilere saldıran kişilerin cezalandırılmasını talep ediyoruz. FDU olayının yanı sıra, barışçıl eylemlere katılan öğrencilere yönelik başka saldırılar da gerçekleşti. Saldırıları gerçekleştiren herkesin kimliklerinin tespit edilmesini, yargılanmasını ve gözaltına alınan arkadaşlarımıza açılan davaların geri çekilmesini istiyoruz.
- Devlet kurumlarının nasıl işlediğine dair tam şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanmasını talep ediyoruz. Yolsuzluk ve adam kayırmacılıkla mücadele edilmesini istiyoruz. Bu sistemin eksiklikleri daha fazla trajediye neden olmamalı.
- Fakülteler için daha büyük bir bütçe ayrılmasını talep ediyoruz. Devlet üniversitelerine ayrılan bütçenin yüzde 20 oranında artırılmasını istiyoruz. Bu talep doğrudan bizim özel üniversitemizi ilgilendirmese de tüm öğrenciler için daha iyi bir eğitim altyapısı gerektiğine inanıyoruz.

“Başarabilirsek çocuklarımız iyi bir gelecek için mücadele etmek zorunda kalmayacak”
Eylemlerinizin işleyişi nasıl gerçekleşiyor? Önünüzde nasıl bir yol görüyorsunuz?
Öğrenciler, herkesin eşit söz hakkına sahip olduğu genel kurullarda bir araya gelerek kararlarını demokratik bir şekilde alıyorlar. Bu hareketin tek bir lideri yok, kararlar kolektif olarak alınıyor. Muhtemelen dünyanın en demokratik karar alma süreçlerinden biri bizim kurullarımızda işliyor.
Zaman içerisinde protestolar sadece üniversitelerle sınırlı kalmadı ve halkın diğer kesimlerine de yayıldı. Sırbistan’ın birçok şehrinde yurttaşlar, kurbanları anmak için 15 dakikalık sessiz saygı duruşları düzenledi. Bu süreçte, Belgrad Öğrenci Kültür Merkezi (SKC) de işgal edildi.
Biz, taleplerimiz karşılanana kadar işgallerimizi sürdüreceğiz ve yeni eylemlerle sesimizi duyurmaya devam edeceğiz. Barışçıl ve şiddet içermeyen bir hareketiz ve bunu koruyacağız. Medyanın iddialarının aksine, öğrenciler asla şiddet veya vandalizm çağrısı yapmadı.
Gelecekte benzer trajedilerin yaşanmaması ve tüm yurttaşların daha iyi bir yaşam sürebilmesi için bu sistemin değişmesi gerekiyor. Bütün engellere rağmen kararlıyız. Birlikte hareket edersek, topluma gerçekten fayda sağlayacak değişimleri gerçekleştirebiliriz. Biz, demokratik ve adil bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bunu başarabilirsek, gelecekte çocuklarımız tekrar sokaklara çıkıp adalet ve daha iyi bir gelecek için savaşmak zorunda kalmayacak.
“Lise öğrencileri de destek verdi”
Eylemlerinize kamuoyunun tepkisi nasıl oldu? Hükümet, üniversite yönetimleri, akademisyenler, gençlik ve halk bu eylemlere nasıl tepki verdi?
Protestolar, halkın geniş çapta desteğini aldı. Örneğin, Belgrad'da Slavija Meydanı'ndaki gösteriye yaklaşık 100 bin kişi katıldı. Yurttaşlar öğrencilerle birlikte sokaklara çıkarak memnuniyetsizliklerini dile getirdi.
Öğrenciler olarak bizler de şehirleri yürüyerek aşarak büyük protestoların düzenlendiği kentlere ulaştık. Günlerce yürüyen arkadaşlarımız, Sırbistan’ın birçok kentinde coşkuyla karşılandı. Lise öğrencileri de bu harekete katıldılar ve kendi okullarını işgal ederek bize destek verdiler.
Öğretmen sendikaları, devlete ait elektrik üretim ve dağıtım şirketi EPS (Elektroprivreda Srbije) ve Belgrad’da toplu ulaşım hizmetini sağlayan GSP (Gradsko Saobraćajno Preduzeće) işçileri dahil olmak üzere birçok sendika da eylemlere katıldı ve taleplerimizi destekledi.
Üniversite yönetimleri ve akademisyenler, genel olarak öğrencilerin arkasında durdu. Mesela, Belgrad Üniversitesi Yönetim Kurulu taleplerimizi destekledi. Ancak Novi Sad Üniversitesi Rektörü, eylemlere karşı çıktı ve işgalleri engellemeye çalıştı.
Eylemlerimiz geniş kamuoyu desteği topladı ama aynı zamanda hükümetin direnişiyle de karşılaştı. Devlet kurumlarında göreve getirilen kişiler, iktidar partisinin üyesi oldukları için oradalar ve bu nedenle görevlerini gerektiği gibi yapmıyorlar. Nasıl oldu da tek adamın her şeyi belirlediği bir noktaya geldik, biz de bilmiyoruz. Bizi sabote etmeye, halkın gözünde suçlu konumuna düşürmeye çalıştılar, ancak biz direnmeye devam ediyoruz.
Cumhurbaşkanı sıklıkla halka seslenerek bizimle diyalog kurmak istediğini söylüyor, ancak bizim mücadelemizin onunla ilgili olmadığını anlamıyor gibi görünüyor. Taleplerimize bakarsanız, onun adı listede bile yok. Kendisine olduğundan daha fazla önem atfediyor.
“Başbakanın istifasını kazanım olarak görmüyoruz”
Başbakan Miloš Vučević’in istifası gibi önemli gelişmeler eylemleri nasıl etkiledi? Bunu bir kazanım olarak görüyor musunuz?
Başbakan Miloš Vučević’in istifasını, hükümetin durumu yatıştırmaya yönelik bir girişimi olarak okuyoruz. Cumhurbaşkanının daha önce gençleri ‘uygun faizli kredi ve daire’ gibi vaatlerle satın almaya çalışması gibi bu da halkın tepkisini azaltma çabası olabilir. Ancak bu istifa, bizim taleplerimiz arasında yer almıyor.
Miloš Vučević, 28 Ocak’ta istifa etti. Ancak bu istifa, 19 Mart’ta resmiyet kazandı ve hükümet düştü. Bazı insanlar, Miloš Vučević’in istifasının 2012’den beri iktidarda olan parti için büyük bir ‘yenilgi’ olduğunu düşünüyor. Ancak böyle düşünenler bile bu istifanın gerekli olmadığı konusunda hemfikir.
Bizim için bu olay, yalnızca işgallerimiz ve kitlesel eylemler nedeniyle hükümet üzerinde oluşan baskının bir göstergesidir. Ancak bu, bir kazanım değildir ve hatta henüz bir başlangıç bile değildir. Vučević, bu sürecin bir yan etkisi olarak ‘harcanmış’ bir figür olabilir. Büyük olasılıkla istifası kendi isteğiyle değil, cumhurbaşkanının talebiyle gerçekleşmiştir.
Bizim için tek kazanım, taleplerimizin yerine getirilmesi ve bu şekilde öğrencilik hayatlarımıza geri dönebilmemizdir. Ancak bu olay, mücadelemizin iktidarı etkileyebildiğinin kanıtlanması açısından önemli bir gelişme olarak görülebilir.

“Bu iddia, halkı korkutmak ve bizi suçlu göstermek için ortaya atılıyor”
Hükümet, yolsuzluk suçlamalarını reddetti ve bu eylemlerin batılı istihbarat teşkilatları tarafından bir “renkli devrim” girişimi olarak organize edildiğini iddia etti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bu eylemlerin batılı istihbarat teşkilatlarıyla hiçbir ilgisi yoktur ve bu suçlama tamamen asılsızdır. Eylemler, tamamen öğrenciler tarafından düzenlenip ve yürütülmektedir.
Bu mücadele yalnızca bize aittir ve bizden başkasının bunu yönetmesine izin vermeyeceğiz. Bizler, ülkenin geleceğini şekillendiren kişileriz ve ülkemizin geleceğiyiz. Bu yüzden, yurttaşlarımız dışında bir gücü işin içine katmayız. Hükümetin bu iddiası, halkı korkutmak ve bizi suçlu göstermek için yapılıyor.
“Tüm bunlar olurken bizim taleplerimiz geri plana itiliyor”
Cumhurbaşkanı Vučić, muhalefetin talep etmesi halinde yeni seçimlere hazır olduğunu belirtti. Sizce bu ne anlama geliyor?
Cumhurbaşkanının bu açıklamasının arkasında durup durmayacağı şüpheli. Buna örnek olarak, Başbakan Miloš Vučević’in 28 Ocak’ta istifa etmesine rağmen, hükümetin ancak 19 Mart’ta bu istifayı kamuoyuna açıklamasını gösterebiliriz.
Muhalefet partileri, seçimlerin adil ve özgür olmasını sağlamak için bir geçici hükümet kurulmasını talep ediyor. Bu talepler arasında siyasi rekabetin eşit şartlarda sağlanması, medya özgürlüğü ve seçmenler üzerindeki baskının kaldırılması gibi konular bulunuyor.
Öte yandan, öğrenci protestoları ve üniversite işgalleri yurttaşların desteğiyle sürüyor. Bizler, son yaşanan olayların sorumlularının hesap vermesini ve taleplerimizin yerine getirilmesini istiyoruz.
Ancak süreç giderek karmaşık bir hâl aldı. Muhalefet bir geçici hükümet istiyor, cumhurbaşkanı ise seçimleri erkene almak için başbakanın istifasını kullanıyor. Tüm bunlar olurken bizim taleplerimiz geri plana itiliyor. Oysa bu protestoların temel sebebi, tam da bu taleplerimizdir.
“İnsanlar, eyleme katılmak için 8 gün boyunca yürüdü”
15 Mart’ta Belgrad’da gerçekleşen kitlesel gösteri hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu tarihe dair beklentileriniz nelerdi? Eylem sırasında atmosfer nasıldı? Ayrıca, eylemde genel grev çağrısı da yapıldı. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
15 Mart’ta gerçekleşen kitlesel gösteri, biz öğrenciler ve yurttaşlar için çok önemli bir dönüm noktasıydı. Bu, Sırbistan tarihindeki en büyük toplumsal gösteriydi ve 1 milyondan fazla insanı bir araya getirdi. Bu eylem, hükümete karşı kararlılığımızı gösterme ve taleplerimiz yerine getirilene kadar durmayacağımız mesajını taşıyordu.
Eyleme katılmak için ülkenin dört bir yanından insanlar sekiz gün boyunca yürüyerek Belgrad’a geldi ve 14 Mart’ta coşkuyla karşılandılar. Bu, ülke genelinde nasıl birleştiğimizi ve toplum olarak nasıl bir araya geldiğimizi gösteren güçlü bir işaretti.
O gün için her türlü senaryoya hazır olmak zorundaydık. Yetkililerin nasıl tepki vereceğini bilmiyorduk. Bu yüzden, en kötü senaryoya da hazırlıklıydık. Fakat eylem esnasında atmosfer muhteşemdi. Çünkü ilk kez herkes, ülkenin gidişatını değiştirebilecek bir konuda hemfikirdi.
Bu eylem, insanları birbirine çok güçlü bir şekilde bağladı. Bu bağı anlatmak zor. Başından beri sevgi ve dayanışma ile hareket ediyoruz ve bu birliktelik devamlı güçleniyor.
Genel grev çağrısı ilk kez yapılmadı. Ancak bu çağrının hükümete korkmadığımızı göstermenin bir başka yolu olduğuna inanıyoruz. Bu, eylemlerimizin bir devamı niteliğinde ve henüz bitmediğimizi, mücadeleye devam ettiğimizi gösteriyor.
(ET/HA)