Bir cuma akşamı fişi çekilen yapay zekâ
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), küresel hesaplama kaynakları ve teknolojik üretim araçları üzerindeki egemenliğini korumak adına teknoloji pazarını doğrudan ABD emperyalizminin askeri-stratejik bir uzantısı ve tahakküm aracı olarak işletmeye devam ediyor. ABD Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Sanayi ve Güvenlik Bürosu’nun (BIS) 12 Haziran 2026 Cuma günü yayımladığı ihracat kontrolü talimatı, bu stratejinin ulaştığı operasyonel sınırı gösteriyor. BIS, İhracat Yönetim Düzenlemeleri (EAR) kapsamında yer alan ve kritik teknolojilerin ABD içerisindeki yabancı uyruklulara ifşa edilmesini doğrudan doğruya menşe ülkeye yapılmış bir ihracat olarak kabul eden “varsayılan ihracat” kuralını devreye soktu. Bu yasal mekanizma, Anthropic şirketinin Fable 5 ve Mythos 5 modellerinin kaynak kodlarına ve ileri düzey yeteneklerine yabancı uyruklu mühendislerin erişimini yasal olarak engelliyor.[1]
Yapay Zekânın Politik İnşası
Anthropic, merkezi çok kiracılı bulut mimarisindeki erişim yetkilendirmelerini teknik olarak bu derece kısa bir sürede ayrıştıramadığını belirterek dünya genelindeki tüm ticari veri bağlantılarını ve arayüz erişimlerini tamamen durdurdu. Bu operasyon; küresel teknoloji ağlarının işleyişini belirleyen asli özne ilişkilerini, çıkar kliklerini ve yapısal mekanizmaları açığa çıkarıyor. Süreç, devlet ile özel sermayenin ayrıştığı bir alan olmaktan ziyade, yazılım altyapılarının, talan edilmiş veri havuzlarının ve üretim araçlarının doğrudan ABD’nin istisnai müdahale rejiminin temel unsurları hâline geldiğini gösteriyor.
Tech Policy Press platformunda yayımlanan analizler, Beyaz Saray’ın ve Ulusal Güvenlik Konseyi’nin (NSC) şeffaf, kalıcı ve yerleşik bir yapay zekâ güvenlik rehberinden yoksun oluşunun yarattığı idari boşluğa dikkat çekiyor.[2] Standartlaştırılmış normların bulunmayışı, BIS ve NSC gibi kuruluşlara, emperyalist hegemonyanın pekiştirilmesi adına jeopolitik kriz anlarında keyfi ve mutlak karantina yetkileri tanıyor. Gelişmelerin arka planındaki şirket içi dinamik ise Anthropic CEO’su Dario Amodei’nin, BIS kararından önce yayımladığı “Yapay Zekânın Üstel Yükselişi Üzerine Politika” başlıklı metinle görünürlük kazandı. Amodei bu metinde, öncü modellerin siber savunma hatlarına ve biyolojik sistemlerine yönelik barındırdığı varsayımsal riskleri büyüterek federal kurumları acil müdahaleye ve zorunlu test süreçleri getirmeye çağırıyordu.[3]
Bu hamle, milyarlarca dolarlık sermaye birikim duvarını aşarak sektöre dahil olmaya çalışan açık kaynaklı girişimleri ve bağımsız yazılım topluluklarını yasal mevzuatlar aracılığıyla oyunun dışına itmeyi hedefleyen belirgin bir “düzenleyici gasp” stratejisidir. Ancak Anthropic’in karşı karşıya kaldığı küresel operasyonel blokaj, sermayenin bu taktiğinin her zaman şirketlerin kontrolünde kalmadığını gösteriyor. Şirketin pazar payını sabitlemek için körüklediği bu güvenlik ve risk söylemi, BIS ve Pentagon tarafından devralındığında, o söylemi üreten tekelci yapının hareket alanını daraltıyor. Güvenlik bürokrasisi, özel sermayenin kendi bekası için icat ettiği bu kısıtlama argümanlarını kendi tekeline alarak pazarın sınırlarını doğrudan çiziyor.
Bürokrasinin bu müdahale için öne sürdüğü teknik gerekçe incelendiğinde, “kamu güvenliği” argümanının tamamen bir mazeretten ibaret olduğu anlaşılıyor. BIS, Fable 5 modelinin yazılım kodlarındaki açıkları bulup düzelten bir özelliğe sahip olduğunu ve bunun sistem korumalarını aşma riski doğurduğunu iddia ediyor. Oysa bir modelin kaynak kodunu tarayıp oradaki yazılım hatalarını onarmasından ibaret olan bu işlev, piyasadaki diğer pek çok yazılımda zaten açıkça kullanılıyor ve siber güvenlik ekiplerinin her gün başvurduğu standart bir prosedür niteliği taşıyor. Neredeyse standart olan bu yazılımsal durumun, sadece Anthropic’e yönelik bir cezaya ve model geri çağırma operasyonuna dönüştürülmesi, karar verici mekanizmaların derdinin teknik riskler olmadığını; hedefin doğrudan sermaye klikleri arasındaki pazar paylaşım savaşları ve emperyalist hegemonya dengeleri olduğunu kanıtlıyor.
Pentagon koridorlarında pazar bölüşümü
Anthropic’in karşı karşıya kaldığı bu operasyonel abluka, ilk bakışta devletin özel sermayeyi cezalandırdığı bir çatışma gibi görünse de yapay zekânın politik inşasındaki finansal ve sınıfsal dinamikler bugün, teknoloji tekelleri ile ABD emperyalizminin komuta merkezleri arasında yapısal bir entegrasyona işaret ediyor. Ortadaki tablo bir devlet-sermaye çatışması olmaktan çok, tekelci sermaye kliklerinin emperyalist devlet aygıtını kullanarak birbirini hizaya getirme ve pazarı yeniden bölüşme hamlesidir. Anthropic, kendisini ne kadar “etik” ve “kamu yararı gözeten” bir yapı olarak pazarlarsa pazarlasın, Amazon ve Google gibi devlerin bulut altyapılarına olan mutlak bağımlılığı, bu kurumsal illüzyonun sınırlarını zaten en başından çizmiş durumda. Finansallaşma sürecindeki bu üretim modeli, devasa bilgi işlem maliyetleri nedeniyle tekelci sermayenin doğrudan komutası altında hareket ediyor. Pazar payı savaşı Amazon, Google ve Microsoft gibi tekellerin Pentagon’un yeni nesil askeri bütçelerini kapmak için Washington koridorlarında yürüttüğü saldırgan bir lobi ve nüfuz savaşına dönüşmüş durumda.
Fortune’un aktardığına göre Amazon CEO’su Andy Jassy, devletin hamlesinden bir gün önce, Perşembe günü üst düzey yönetim yetkililerine endişelerini iletti; bu, Amazon araştırmacılarının bir dizi komutla Mythos-sınıfı modele, kısıtlanmış olması gereken siber saldırı bilgilerini verdirtmesinin hemen ardından gerçekleşti.[4] Testin niteliği ise kurumsal ve kamusal sınırların belirsizliğini gösteriyor: Amazon’un modeli kendi inisiyatifiyle mi yoksa Beyaz Saray’ın talebiyle mi denediği belirsiz kaldı; Politico’nun aktardığı bir kaynağa göre, modelle ilgili geri bildirimi bizzat hükümet Amazon’dan istemişti.[5] Dolayısıyla hamle, bağımsız bir şirketin devleti uyarmasından ziyade, aynı operasyonel zincir içindeki ortak bir hareket alanı yaratıyor.
Anthropic’i devlet eliyle hizaya sokan kliğin ona dışarıdan rakip bir güç olmaması, kurumsal bağımlılığın boyutlarını gösteriyor: Amazon, aynı zamanda Anthropic’in başlıca yatırımcısı ve şirketi AWS altyapısıyla ayakta tutan taraf. “Varsayılan ihracat” karantinasının fitilini ateşleyen şey, soyut bir devlet iradesinden ziyade Anthropic’in mutlak bağımlı olduğu sermaye ortağının, kendi pazar çıkarı uğruna emperyalist aygıtı devreye sokmasıdır. Müdahalenin sertliği de bu durumu doğrular nitelikte: Anthropic’e yakın bir kaynağa göre şirkete, modeli geri çekmesi için yalnızca 90 dakika tanındı ve öncesinde herhangi bir ulusal güvenlik tehdidi bildirimi yapılmadı.[6] O “mutlak bağımlılık”, böylece kurumsal bir zaaftan ibaret kalmıyor; en kritik anda bir kuşatma silahına dönüşüyor.
Sermaye kliklerinin emperyalist egemenlik doktriniyle kurduğu bağ, Palantir örneğinde olduğu gibi pratik saha operasyonlarında bütünüyle somutlaşıyor. Anthropic’in Claude modelleri, Palantir ve Amazon Web Services (AWS) ile kurulan savunma ittifakı üzerinden bugün doğrudan Pentagon’un ve istihbarat servislerinin operasyonel süreçlerine entegre edilmiş vaziyette. Bu entegrasyon, daha önceki yazılarda vurguladığımız temel gerçeği bir kez daha kanıtlıyor: Üretici güçler, emperyalist egemenliğin elinde doğrudan birer tahakküm, gözetim ve operasyon aracı hâline geliyor.[7]
BIS ve Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC), teknoloji pazarının sınırlarını ve ihracat kontrol mekanizmalarını güvenlik kaygılarıyla gözetmiyor, doğrudan ABD’nin küresel tekelini ve askeri-teknolojik üstünlüğünü koruma amacıyla işletiyor. Federal düzeyde yürürlüğe giren istisnai müdahale rejimleri, şirketlerin kurumsal bağımsızlık iddialarının, emperyalist egemenliğin çıkarları söz konusu olduğunda bir gecede nasıl askıya alınabileceğini doğruluyor.
Gelişmiş sistemler, toplumsal ihtiyaçları karşılamak yerine, ABD emperyalizminin küresel istihbarat, gözetim, sınır denetimi ve askeri operasyon kabiliyetlerini artırmak üzere tasarlanan birer baskı aygıtı olarak işlev görüyor. Palantir’in sınır hatlarında ve askeri operasyon sahalarında üstlendiği dijital gözetim işlevi, Anthropic’in modellerinin bu ekosisteme eklemlenmesiyle küresel ölçekte sağlamlaştırılıyor. Kurumsal ortaklıklar ve finansal spekülasyonlar, üretilen tüm değerin az sayıda tekelci odağın elinde toplanmasını sağlarken, yasal düzenlemeler ve ihracat yasakları ise bu mülkiyet konsolidasyonunu güvence altına alacak hukuki korumaları inşa ediyor.
Etik illüzyonun sonu ve karantina rejimi
Anthropic’in, kendi ortak kitlesi için ürettiği güvenlik söyleminin yarattığı yasal sonuçlarla karşılaşması, yapay zekânın geleceğine dair liberal ve reformist tartışmaların miadını doldurduğunu gösteriyor. Dario Amodei’nin açık kaynak rakipleri ve bağımsız yazılım topluluklarını oyunun dışına itmek için büyüttüğü risk argümanı, emperyalist devlet aygıtı tarafından devralındığı anda şirketin kendi faaliyetlerini durdurmasıyla sonuçlandı. Bu kriz, teknoloji tekellerinin ürettiği “etik yapay zekâ” ya da “sorumlu ölçeklendirme” taahhütlerinin toplumsal fayda amacı taşımadığını, aksine pazarı devlet eliyle kapatmaya yönelik birer düzenleyici gasp enstrümanı olduğunu nihai olarak kanıtlıyor.
Gelinen aşamada çözüm, sistem içi denetim kuralları talep etmekte ya da Beyaz Saray’dan daha şeffaf bürokratik rehberler beklemekte yatmıyor. Anthropic vakasının ifşa ettiği asıl yapısal gerçek; merkezi bulut mimarisinin, veri havuzlarının ve yazılım kodlarının bizzat kendisinin birer emperyalist sınır karantinasına dönüştürülebildiğidir. “Varsayılan ihracat” gibi mekanizmalarla kod erişiminin ve ticari veri bağlantılarının bir gecede tüm dünyada askıya alınabildiği bir üretim modelinde, şirket içi anayasalardan ya da soyut teknolojik özerkliklerden medet ummak yapısal bir körlüktür. Şirket mülkiyetinin sınırları ile emperyalist devletin sınırları, en kritik kırılma anında tam bir uyumla çakışıyor.
Bu yapısal sorunun çözümü, yapay zekâ sistemlerini ve arkasındaki hesaplama altyapısını şirketlerin kâr odaklı tekelinden ve Pentagon’un askeri ihtiyaçlarından söküp alacak taban merkezli bir kamusallaştırma iradesidir. Mücadele ekseni artık soyut bir teknoloji karşıtlığının ötesine geçmek zorunda; gerçek direnç, farklı katmanlardaki tüm emekçilerin (ve özellikle teknoloji emekçilerinin) emperyalist devletlerin getirdiği bu yeni kısıtlama kuralları altında birer dijital sınır uygulayıcısına dönüştürülmeyi reddetmesiyle başlar. Bir cuma akşamı fişi çekilen yazılımları teknoloji tekellerinin lobi pazarlıklarıyla geri döndürmek ya da kurtarmak mümkün olmadığı gibi, gerçek bir özgürleşme de ancak üretim araçlarının şirketlerin kâr odaklı mülkiyetinden sökülerek demokratik planlama, ortak denetim ve toplumsal ihtiyaçlar ekseninde doğrudan halkın kolektif hizmetine sunulacağı mücadeleyle hayat bulabilir.
Dipnotlar:
[1] Anthropic, “Statement on the US government directive to suspend access to Fable 5 and Mythos 5”, 12 Haziran 2026. https://www.anthropic.com/news/fable-mythos-access
[2] Justin Hendrix, “Anthropic’s Mythos Recall and the White House’s Missing AI Safety Playbook”, Tech Policy Press, 13 Haziran 2026. https://www.techpolicy.press/anthropics-mythos-recall-and-the-white-houses-missing-ai-safety-playbook/
[3] Dario Amodei, “Policy on the AI Exponential”, Haziran 2026. https://darioamodei.com/post/policy-on-the-ai-exponential
[4] Beatrice Nolan, “A warning from Amazon led the White House to shut down Anthropic’s Mythos model”, Fortune, 14 Haziran 2026. https://fortune.com/2026/06/14/how-a-warning-from-amazon-led-the-white-house-to-shut-down-anthropics-mythos-model/
[5] A.g.y.
[6] A.g.y.
[7] Diyar Saraçoğlu, “‘İyi yapay zekâ’ yoktur söyle onlara”, Bianet, 5 Mart 2026. https://bianet.org/yazi/iyi-yapay-zeka-yoktur-soyle-onlara-317352 Diyar Saraçoğlu, “ABD ve İsrail İran’a saldırılarda yapay zekâyı nasıl kullanıyor?”, Bianet, 31 Mart 2026. https://bianet.org/yazi/abd-ve-israil-irana-saldirilarda-yapay-zekayi-nasil-kullaniyor-318199 Diyar Saraçoğlu, “Üretici güçlerden imha makinesine: Palantir ve emperyalist hegemonya”, Bianet, 24 Nisan 2026. https://bianet.org/yazi/uretici-guclerden-imha-makinesine-palantir-ve-emperyalist-hegemonya-319033
(DS/VC)
Tahakküm kurmak için inşa edildi
Üretici güçlerden imha makinesine: Palantir ve emperyalist hegemonya
ABD ve İsrail İran’a saldırılarda yapay zekâyı nasıl kullanıyor?
Larry Lohmann: Yapay zekâ fazlasıyla dağınık ve çelişkili bir kumar
“İyi yapay zekâ” yoktur söyle onlara
ABD'de göçmen polisi ICE, altı ayda Microsoft’a bağımlılığını üç katına çıkardı
Yapay zekâ şirketleri ABD’nin askerî hamlelerinin nasıl parçası oldu?
Ya teknoloji işçileri üretimi planlarsa?
Thaura.ai: Ötekileştirilenlerin sesini bastırmak yerine merkeze alıyoruz
İşbölümü, genel zekâ ve denetim: Makine Çağı (4)
Sanatı galeri metası olmaktan çıkarıp kolektif mücadeleye taşımak: Earth Liberation Studio
Prosfygika: “Bu, en başından beri kazanmış bir mücadele”
Sözleri yok ama söyleyecekleri “kristal netliğinde”: Los Tre
Prosfygika günleri: Bir topluluk nasıl savunulur?
Nakba hafızasını oyuna dönüştürmek: 'Dreams on a Pillow' için yeni destek çağrısı