Öğrenci Sendikası, gençlerin sorunlarını gündeme taşımak ve çözüm önerilerini yaygınlaştırmak için bir dizi buluşma ve toplantı ile yeniden örgütleniyor. Üniversite, lise ve Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) meclisleri üzerinden bir örgütlenme modeli kurgulayan sendika, öğrencilerin kendi okullarında söz üretebildiği, karar süreçlerine katılabildiği ve birlikte mücadele zemini kurabildiği alanlar tasarlamayı hedefliyor.
Örgütlenme sürecini ve gençlerin taleplerini sendika üyelerinden Vehbi Şişman ile konuştuk.

ANADİLİNDE ÇOCUK SESLERİ
"Siz bu yazıyı Çocuk Hakları Günü’nde okurken, ben bir günümü 200 TL’ye satmış olacağım"
Şişman’ın aktardığına göre üniversite meclisleri; okul gazeteleri, öğrenci ağları, kadın çalışmaları ile kulüp ve topluluklarda yer alan öğrencilerin bir araya gelmesiyle oluşuyor. Kuruluş takvimi 29 Mart’ta Gebze MESEM Meclisi ile başladı, nisan ayı boyunca İstanbul, Ankara ve İzmir’de yaklaşık 20 üniversitede meclislerin kurulması planlanıyor.
“Geleceksizlik, özgürlük sorunu, hak ihlalleri”
Şişman, Öğrenci Sendikası’nın üç temel başlık etrafında mücadele yürütmeyi hedeflediğinin altını çizdi: geleceksizlik, özgürlük sorunu ve hak ihlalleri.
Gençlerin özellikle eğitim-istihdam politikaları içinde giderek daha güvencesiz bir alana itildiğini belirten Şişman, MESEM ve benzeri projelerin gençler açısından eşitsizliği derinleştirdiğini savundu. Şişman’a göre bu model, gençlerin nitelikli ve güvenceli bir geleceğe erişimini güçlendirmekten çok, ucuz işgücü ihtiyacını karşılamaya hizmet ediyor.

"1 yetişkin işçiye 30 bin TL vermek yerine 2 çocuk işçi çalıştırıyorlar"
“Kampüslerde ve yaşamın her alanında özgürlükler daralıyor”
Şişman, yalnızca ekonomik güvencesizlik değil, ifade ve örgütlenme alanlarında da ciddi daralmalar yaşandığını belirtti. Muhalif fikirlerin sansürlendiğini, kariyer odaklı bulunmayan kulüp etkinliklerinin engellenebildiğini, festivallerin ise denetim ve yasaklarla karşılaştığını ifade etti.
Şişman, kampüslerde ve yaşamın diğer alanlarında özgürlük mücadelesinin gençlerin temel mücadele başlıklarından biri olduğunu ifade ederek, “yasaklara karşı gençliğin yeni üretimlerinin örgütlü bir zeminde büyütülmesi” gerektiğini vurguladı.

20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ
16 yaşındaki MESEM öğrencisi anlatıyor: Isınmak için sobaya yağ döküp, çöp yakıyoruz
“Haklarımız neler, neden bize anlatılmıyor?”
Gebze’de MESEM’li öğrencilerle yaptıkları buluşmaya da değinen Şişman, en yakıcı soruların iş cinayetleri, hak bilgisine erişememe ve hak arama yolları etrafında toplandığına işaret etti.
Buluşmada öğrencilerin, en temel haklarının kendilerinden sistematik olarak saklandığını ve bu nedenle yalnızlaştırıldıklarını anlattığını söyleyen Şişman, işyerlerinde itiraz eden öğrencilerin işten çıkarma, ücret kesintisi ve fiziksel şiddet tehdidiyle karşı karşıya kaldığını aktardı.
“İş öğrenmek için varız, ölmek için değil”
Şişman, buluşmada en çok yankı bulan cümlenin “Biz MESEM’de iş öğrenmek için varız, ölmek için değil” olduğunu söyledi. Bu ifadenin yalnızca bir tepki değil, aynı zamanda gençlerin maruz bırakıldığı güvencesizliğe ve şiddet ortamına karşı yükselen ortak itirazı görünür kıldığını belirtti.
Buluşmanın yalnızca sorunların tespit edildiği bir alan olmadığını da ekleyen Şişman, haklarını öğrenen ve yalnız olmadığını gören öğrencilerin çalıştıkları işyerlerindeki sömürü koşullarına karşı daha açık tutum almaya başladığını ortaya koydu.

Çocuk işçi Mustafa Eti davasında bilirkişi patronu "kusursuz" buldu
“Gençlerin mücadelesi daha güçlü sahiplenilmeli”
Şişman, sol, sosyalist ve demokrat çevrelerin gençlik mücadelesini genel olarak sahiplendiğini, ancak zaman zaman gençleri karar verici özne olarak değil “korunması gereken çocuklar” olarak gören yaklaşımların da ortaya çıkabildiği eleştirisinde bulundu.
Bu yaklaşımın mücadele içinde dönüşebileceğini belirten Şişman, hedeflerinin gençlerin mücadelesinin daha doğru biçimde sahiplenilmesi ve daha da büyütülmesi olduğunu anlattı.

MESEM: Çocukların eğitim adı altında işçileştirilmesi
“Çözüm, gençlere alan açmaktan geçiyor”
Türkiye’de gençlerin yaşadığı sorunların çözümüne dair de konuşan Şişman, en temel çıkış yollarından birinin gençleri dinlemek ve gençlerin üretimine alan açmatan geçtiğini söyledi.
Toplumda yaygın eğilimin gençler adına karar vermek olduğunu belirten Şişman, bunun gençlerin siyasal alanla ilişkisini de zayıflattığını ifade etti. Oysa gençliğin hayal kurma, üretme ve yeni olanı inşa etme potansiyeli taşıdığını vurgulayan Şişman, gençlerin sorunlarına çözüm üretmek isteyen herkesin önce gençlerin sözünü ve iradesini tanıması gerektiğini vurguladı.
(NÖ)







