Diyalektik Araştırmalar Enstitüsü’nün “MESEM Öğrencileri Çalışma Yaşamı ve Eğitim Anketi Sonuç Raporu”, Mesleki Eğitim Merkezleri’nde eğitim gören öğrencilerin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin tabloyu ortaya koydu.
19-29 Mart 2026 tarihleri arasında çevrimiçi yürütülen ankete 463 MESEM öğrencisi ve mezunu katıldı; çalışmada öğrencilerin demografik özellikleri, eğitim süreçleri, çalışma koşulları ve psikolojik deneyimlerini ölçmeye dönük 61 soru yer aldı.

ANADİLİNDE ÇOCUK SESLERİ
"Siz bu yazıyı Çocuk Hakları Günü’nde okurken, ben bir günümü 200 TL’ye satmış olacağım"
MESEM neden "tercih" ediliyor?
Öğrenciler MESEM’e en çok “bir meslek öğrenmek” için kaydolduğunu ifade etti. Bu seçeneği 327 öğrenci işaretlerken, 184 öğrenci “para kazanmak”, 87 öğrenci “okuldan ayrılmamak”, 52 öğrenci ise “ailesinin isteği” nedeniyle bu sisteme girdiğini belirtti.
Kent-sektör grafiğinde İstanbul’un açık ara öne çıktığı görülüyor. Öğrencilerin yüzde 19’u ise işyerlerinde ne yemek ne de ulaşım desteği alabildiğini belirtiyor.
“Mesleki eğitim” vaadi öğrencilerde karşılık bulmuyor
Öğrencilerin yüzde 36,1’i aldıkları eğitimin mesleki gelişimlerine “hiç katkı sağlamadığını”, yüzde 16,2’si ise “katkı sağlamadığını” söylüyor. “Kesinlikle katkı sağladığını” belirtenlerin oranı yalnızca yüzde 11’de kalıyor.
Öte yandan sonuçlar, işyerlerindeki gözetimin niteliksiz ve etkisiz olduğunu gösteriyor; “denetim var” ya da “kısmen var” diyenlerde bile denetimin çoğunlukla etkisiz bulunduğu belirtiliyor.

MESEM nedir?
Derslere vakit kalmıyor, dinlenme hakkı fiilen yok
Öğrencilerin yarısından fazlası, yani 245 kişi, günde 10-12 saat çalıştığını belirtiyor. Günde 12 saat ve üzeri çalışanların sayısı ise 69. Rapora göre standart sayılabilecek 6-8 saat aralığında çalışıp hiç ek mesai yapmayan öğrenci sayısı yalnızca 27. Katılımcıların yüzde 67’si ek mesai ücretini alamadığını söylerken, bu ücreti alabildiğini belirtenlerin oranı yüzde 14,7’de kalıyor.
Öğrencilerin yüzde 67,6’sı derslerine “hiç vakit ayıramadığını” belirtiyor. “Yeterli” ya da “oldukça yeterli” diyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 4,4.
Katılımcıların yüzde 50’si “hiç dinlenemediğini”, yüzde 40,4’ü ise “az dinlenebildiğini” söylüyor. “Yeterince dinlenebildiğini” belirten öğrenci sayısı sadece 5.

20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ
16 yaşındaki MESEM öğrencisi anlatıyor: Isınmak için sobaya yağ döküp, çöp yakıyoruz
İş güvenliği eğitimleri yetersiz
Raporda en dikkat çekici başlıklardan biri işçi sağlığı ve iş güvenliği oldu. Öğrencilerin yüzde 49,5’i iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almadığını, yüzde 66,5’i ise mesai esnasında yaralanma yaşaması durumunda başvurabileceği mekanizmalar hakkında bilgilendirilmediğini belirtiyor. Daha da çarpıcısı, öğrencilerin yüzde 51,4’ü daha önce iş yerinde yaralandığını yaşadığını söylüyor.
Şiddet, hakaret ve mobbing yaygın
Rapor, MESEM’lilerin yalnızca ağır ve uzun çalışma koşullarıyla değil, aynı zamanda şiddet ve baskıyla da karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 53,6’sı işyerinde fiziksel veya psikolojik şiddete maruz kaldığını belirtirken, yüzde 42,3’ü ustaları tarafından hakarete uğradığını, yüzde 37,1’i ise bunun “bazen” yaşandığını söylüyor.
Rapora göre 232 öğrenci durumu kimseye anlatmazken, ailesiyle paylaşanların sayısı 64, arkadaşıyla paylaşanların sayısı 61, öğretmeniyle paylaşanların sayısı ise yalnızca 11.

Çocuk işçi Mustafa Eti davasında bilirkişi patronu "kusursuz" buldu
Öğrencilerin talebi: Ücret artsın, haklar güçlensin, saatler düşsün
Katılımcıların yüzde 90,3’ü ücretlerin artırılmasını, yüzde 86,4’ü öğrenci haklarının güçlendirilmesini, yüzde 67,9’u çalışma saatlerinin azaltılmasını, yüzde 63,6’sı denetimlerin artırılmasını istiyor. İş güvenliği önlemlerinin artırılmasını isteyenlerin oranı yüzde 55,2, eğitim kalitesinin artırılmasını isteyenlerin oranı ise yüzde 53,2.

"1 yetişkin işçiye 30 bin TL vermek yerine 2 çocuk işçi çalıştırıyorlar"
Öğrenci ifadeleri, sistemin “meslek edinme” vaadinden çok ucuz işgücü, baskı ve güvencesizlikle özdeşleştiğini gösteriyor. Raporun sonuç bölümünde, MESEM’in “mesleki eğitim” söyleminin ötesine geçerek çocuk ve genç emeğini denetimsiz ve piyasa odaklı bir düzene mahkûm ettiği değerlendirmesi yapılıyor.
Rapordaki veriler, öğrencilerin sisteme dair en temel itirazının da buradan yükseldiğini gösteriyor: Eğitim adı altında yürüyen bu modelin, çok sayıda genç için fiilen güvencesiz emek rejimine dönüştüğü ifade ediliyor.
(NÖ)









