İtalyan Lisesi’nde grev 100. gününde: Öğretmenler TİS bekliyor
Özel İtalyan Lisesi’nde çalışan ve Tez-Koop-İş Sendikası’nda örgütlü 14 Türkiyeli öğretmenin grevi 100. gününe girdi.
Öğretmenler, grevin 100. gününde İstanbul İtalya Başkonsolosluğu önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, okul yönetiminin grev sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı’ndan “geçici öğretmen” görevlendirilmesini istediği, ancak bu görevlendirmelerin mahkeme kararlarıyla durdurulduğu belirtildi.
Tez-Koop-İş Sendikası İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Selahattin Karakurt, öğretmenlerin 100 gündür Tomtom Kaptan Sokak’taki grev çadırında “ayrımcılığa, mobbinge ve emeğin sömürülmesine karşı” mücadele ettiğini söyledi.
Karakurt, mahkeme kararlarının grev hakkının korunması bakımından önemli olduğunu belirterek, “Grevdeki öğretmenlerimizin yerine yapılan geçici görevlendirmeler mahkeme kararlarıyla durdurulmuştur. Bu karar, emeğin kutsallığını, grev hakkının dokunulmazlığını ve Türk hukukunun egemenliğini tescil etmiştir” diye konuştu.
MEB’in grev kırıcılığı yargıdan döndü
“Masada verilen sözün imzaya dönüşmesini istiyoruz”
Karakurt, 26 Mart’ta İtalya’dan gelen heyetle yapılan görüşmede sözlü anlaşmaya varıldığını, ancak okul yönetiminin daha sonra hukuki bağlayıcılığı olmayan bir metin imzalatmak istediğini söyledi.
“Biz ‘niyet’ değil, toplu iş sözleşmesi istiyoruz” diyen Karakurt, şöyle konuştu:
“Çocuklarımıza adaletin ve bilimin ışığında eğitim veren öğretmenlerimizin onuru, hakları ucu açık niyet mektuplarına veya birilerinin lütfuna emanet edilemez. Biz, masada verdiğiniz sözün hukuki bir belgeye dönüşmesini istiyoruz.”
Karakurt, mücadelenin yalnızca 14 öğretmenin hak mücadelesi olmadığını, Türkiye’de Türk hukukunun tanınması için verilen bir mücadele olduğunu söyledi. “İmza atılana kadar grev sona ermeyecek. Hukuk teslim edilene kadar biz buradayız” dedi.
“Öğrencilerimizi çok özledik”
Özel İtalyan Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Sabri Ergül de konuşmasında öğrencilerine duydukları özlemi anlattı.
“Biz öğrencilerimizi çok özledik” diyen Ergül, öğretmenlerin yalnızca ders anlatmadığını, aynı zamanda öğrencilere adaleti, insan onurunu ve hak aramayı da aktardığını söyledi:
“Eğer bugün bu ayrımcılığa, bu haksızlığa boyun eğseydik, yarın sınıfa girdiğimizde öğrencilerimizin yüzüne nasıl bakabilirdik?”
Ergül, 26 Mart’taki görüşmeden “anlaştık” denilerek kalkıldığını, öğretmenlerin sınıflarına dönme umudu taşıdığını, ancak ertesi gün kendilerine hukuki karşılığı olmayan bir “niyet mektubu” sunulduğunu söyledi.
“Haklarımızı, birilerinin iyi niyetine veya vaatlerine emanet edemeyiz” diyen Ergül, öğretmenlerin toplu iş sözleşmesinin imzalanmasını beklediğini belirtti.
“Bu çadır 100 gündür bizim dersliğimiz oldu”
Ergül, grev çadırının 100 gündür öğretmenler için bir dersliğe dönüştüğünü belirterek, “Burada sabrı, dayanışmayı ve bir arada durmanın gücünü öğrendik” dedi.
İtalyan yetkililere seslenen Ergül, “Bizimle kurduğunuz o köprüyü hukuki bir zeminle sağlamlaştırın. Gelin, bu belirsizliğe son verelim ve bizler artık ait olduğumuz yere, öğrencilerimizin yanına, sınıflarımıza geri dönelim” diye konuştu.
"Emekçinin hakkını savunduğu için tutuklanan sendikacılar var"
Eylemde DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu da söz aldı.
Grevdeki öğretmenleri selamlayan Konukçu “Arkadaşlar, yağmurda, soğukta, karda başladı ve mevsim geçti. Bu sıcakta hala devam ediyorlar. İnsan bazen düşünüyor ya bu inat nedir diye. Toplu sözleşme hakkı olan emekçilerin sendikalı olan emekçilerinin hakkını vermemekte bu kadar inat edilmesinin bir sebebi olmalı.” Dedi.
Sonrasında da “Bu inat kesinlikle güvencesiz, emeğin ucuza satıldığı, emeğin güvencesizleştirildiği bir ülke yaratmanın inadıdır. Bu ülkede emekçinin hakkını savunduğu için tutuklanan sendikacılar var. Onlardan biri Mehmet Türkmen… Bugün davası var. Sendikacıların tutuklanması tesadüf değil. Güvencesiz bir ortam yaratmak için sendikacılar tutuklanıyor. Emek ucuzlatılsın diye böylesine inat ediliyor. Böylesi bir dönemde direnişler, herhangi direnişler değildir. Bakın Doruk Madencilik işçilerine. Hakları için direndiler. Açlık grevi yaptılar günlerce Ankara'nın göbeğinde ve ancak o şekilde kazanabildiler.” diye konuştu.
Konukçu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a “Emekçinin hakkını korumak onların görevlerinden biridir.” çağrısı yaparak sözlerini bitirdi.
(HA)
Pınar Selek: Çalışmamı toplumsal hafızaya geri döndürmek istedim
“Aşk, Mark ve Ölüm” sergisi Depo’da açıldı
"Anadili kullanılmadıkça körelir ama ortadan kalkmaz"
İstanbul’da gençlik örgütlerinden ‘Üç Fidan’ anması
ÖZEL GÜVENLİKLERE 2,4 MİLYONLUK MÜDAHALE EĞİTİMİ
“Boğaziçi Üniversitesi bir ‘asayiş meselesi’ olarak görülüyor”