Berlin merkezli Maxim Gorki Tiyatrosu tarafından hazırlanan “Aşk, Mark ve Ölüm” sergisi, 8 Mayıs’ta Depo’da açıldı. Anadolu Kültür işbirliğiyle ve Goethe-Institut Istanbul’un katkılarıyla gerçekleştirilen sergi, 27 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek.
Sergi, Türkiye’den Almanya’ya 1961’de başlayan işçi göçünün 65. yılına odaklanıyor.

“Almancılar” olarak adlandırılan göçmenlerin deneyimlerini merkeze alan seçki, Berlin’de düzenlenen Berliner Herbstsalon’un (2025) yedinci edisyonundan tematik bir derleme olarak İstanbul’a taşındı.
Küratörlüğünü Shermin Langhoff’un üstlendiği sergide, Gülsün Karamustafa, Emine Sevgi Özdamar, Harun Farocki gibi sanatçıların da aralarında bulunduğu geniş bir katılımcı listesi yer alıyor:

Sanatçılar/Artists: Nevin Aladağ, Züli Aladağ, Cana Bilir-Meier, Zühal Bilir-Meier, Nihan Devecioğlu, Ahu Dural, Semra Ertan, Harun Farocki ve Antje Ehmann, Gülsün Karamustafa, Daniel Knorr, Melek Konukman-Tulgan, Hakan Savaş Mican, Ersan Mondtag, İrfan Önürmen, Emine Sevgi Özdamar, Ülkü Süngün, Filiz Taşkın, Serpil Yeter, Želimir Žilnik
Film Programı/Program: Özlem Sarıyıldız, Isa Andreu, Hannelore Schäfer, Detlef Zuther, Andrea Schmidt, Uwe Gawron
“Emek Göçü anlaşması’nın 65. yılındayız"

Açılışta konuşan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Asena Günal, serginin Berlin’de izlediği bir seçkiden İstanbul’a taşınmasını belirterek, “Ben bu sergiyi Berlin’de Maxim Gorki Theater’da görmüş ve çok etkilenmiştim. Oradaki seçkiden tematik bir bölümün Depo’da yer almasından dolayı çok mutluyum. Biz daha önce de burada, Almanya’ya göçün 60. yılı kapsamında Erden Kosova’yla birlikte bir sergi yapmıştık. Şimdi ise 65. yılında “Aşk, Mark ve Ölüm”e ev sahipliği yapıyoruz.” dedi.
Küratöryel ekipten Erden Kosova ise serginin uzun soluklu bir araştırma sürecine dayandığını belirtti. Kosova, serginin yalnızca ekonomik nedenlerle gerçekleşen bir göçü değil, aynı zamanda kadınların patriyarkadan, muhafazakârlıktan ve toplumsal baskılardan uzaklaşma arzusunu da görünür kıldığını söyledi:
"Burada bizim ele aldığımız çerçeve, esas olarak büyük bir emeği ve uzun bir süreyi kapsıyor. Emek Göçü Anlaşması’nın 65. yılındayız. Hayatını kendi emeğiyle şekillendirmiş, gençliklerinde Almanya’ya gitmeye karar vermiş; farklı nedenlerle, yalnızca ekonomik değil, geleneksellikten ve muhafazakârlıktan sıkıldıkları, yaşadıkları çevreden uzaklaşmak istedikleri ya da özgürlüğü ve cinselliklerini yaşamak istedikleri için Almanya’ya gitmiş genç kadınların uzun hikâyesini ve emeklerini görünür kılmak için bu sergiyi yaptık.”
“Aşk, Mark ve Ölüm” başlığının hikâyesi
Serginin adı olan “Aşk, Mark ve Ölüm”, 1982 yılında Yeni Alman Dalgası’nın önemli gruplarından Ideal’in yayımladığı aynı adlı şarkıdan geliyor. Şarkının sözleri için şair ve yazar Aras Ören’e başvuruldu. Ören, aynı yıl kaleme aldığı “Aşk, Mark ve Ölüm” şiirinde, Almanya’daki göçmenlerin gündelik yaşamda karşılaştıkları hayal kırıklıklarını ve yükselen yabancı düşmanlığını ele aldı. Aras Ören şiirini şöyle bitiriyor:
Ağla tepin bağır çağır
Alçak sesle yüksek sesle
Her yan duvar her yan sağır
Ölüm ucuz gelir bize
“Aşk, Mark ve Ölüm” aynı zamanda yönetmen Cem Kaya’nın Türkiyeli göçmenlerin Almanya’daki müzik tarihini konu alan 2022 yapımı belgesel filminin adı olarak da biliniyor.
Gülsün Karamustafa’nın 1 Mayıs afişi
Sanatçı Gülsün Karamustafa’nın 1977 tarihli “1977 1 Mayıs (Dikiş Makinesiyle Devamlı Kızıl Bayrak Diken Kadın)” başlıklı posteri, sergide Türkiye’deki toplumsal mücadele tarihine ve kadın emeğine odaklanan işlerden biri olarak yer alıyor.
Eser, 1 Mayıs 1977’de İstanbul’da yüz binlerce kişinin katıldığı İşçi Bayramı yürüyüşünü ve yürüyüş sırasında 34 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı tarihsel arka planına alıyor. Dönemin siyasi hareketleri içinde aktif olarak üretim yapan Karamustafa ise, toplumsal muhalefetin görsel dilinin çoğunlukla eril proleter figürler üzerinden kurulduğuna dikkat çekiyordu. Sanatçının 1977 yürüyüşü için tasarladığı ancak kullanılmayan bu poster, kadın emeğini ve kadınların toplumsal mücadele içindeki görünmeyen rolünü merkeze taşıyor.
Serpil Yeter’in eseri kadın işçilerin görünmeyen emeğine odaklanıyor
Sanatçı Serpil Yeter’in “İşimiz Gücümüzdür” başlıklı eseri, sergide göçmen kadın emeğini merkezine alan çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor.
Eserin merkezinde yer alan figür, Almanya’ya çalışmak için giden ilk kuşak kadın işçilere gönderme yapıyor.
Esere eşlik eden açıklamada, Berlin’e davet edilen ilk işçiler arasında el becerisi yüksek kadınların önemli bir yer tuttuğu, bu kadınların başka bir ülkede tek başlarına yaşam kurma deneyimlerinin eserin ana izleğini oluşturduğu belirtiliyor. Yapıt, bir yandan kadınların üretim süreçlerindeki görünmeyen emeğine işaret ederken, diğer yandan ilk kuşak kadın göçmen işçilerin yaşam deneyimlerinin kolektif hafızada korunması gerektiğine dikkat çekiyor.
Etkinlik programı
"Aşk, Mark ve Ölüm” sergisi kapsamında Mayıs ayı boyunca film gösterimleri, sanatçı söyleşileri ve küratöryel sergi turları düzenlenmeye devam ediyor. Program, Almanya’ya göç tarihini sinema, müzik ve edebiyat üzerinden tartışmaya açan etkinliklerden oluşuyor.
Program kapsamında 10 Mayıs Pazar günü sanatçı Cana Bilir-Meier ile bir söyleşi gerçekleştirilecek. Söyleşinin moderasyonunu sanat yazarı ve küratör Erden Kosova üstlenecek.
Sergi kapsamında ayrıca küratöryel ekip eşliğinde rehberli sergi turları da düzenleniyor. Türkçe ve İngilizce gerçekleştirilecek turlar 10, 12, 14 ve 15 Mayıs tarihlerinde ziyaretçilere açık olacak.

“Almancılar” İstanbul’da: Aşk, Mark ve Ölüm sergisi yarın açılıyor
(ZA/EMK)








