İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Özel İtalyan Lisesi’nde çalışan Türkiyeli öğretmenlerin ayrımcılık, çalışma koşullarındaki adaletsizlik ve düşük ücret politikasına karşı 2 Şubat’ta başlattığı grev 38. gününde devam ediyor.
Bugün Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyetleri grevdeki öğretmenleri ziyaret etti.
İlk olarak grev çadırına öğlen saatlerinde EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan geldi. Öğretmenlerin insanca yaşama ve çalışma koşulları için grev hakkını kullandığını belirten Aslan, özel sektörde çalışan öğretmenlerin ağır koşullarda ve iş güvencesi olmadan çalıştırıldığını söyledi.
Okulda çalışan İtalyalı ve Türkiyeli öğretmenler arasında altı kat ücret farkı bulunduğunu anlatıp, bu durumun kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Aslan, “38 gündür grevde olan öğretmenlerin talepleri karşılanamayacak talepler değil. Ancak işverenler bu talepleri kabul etmemek için direniyor” dedi.
Aslan ayrıca Milli Eğitim Bakanlığının grevdeki öğretmenlerin yerine ikame öğretmen görevlendirdiğini anlatarak bu adımın grevi kırmaya yönelik olduğu aktardı ve bu görevlendirmelerin geri çekilmesi istedi:
“Grevdeki öğretmenlerin yerine öğretmen çalıştıracaksınız, sonra da ‘Türkiye’de özgür toplu pazarlık hakkı var’ diyeceksiniz. Böyle bir şey olamaz
Grev yasaklarınızın, alicengiz oyunlarınızın buradaki mücadeleyi kırmasına öğretmenler izin vermeyecek. Biz de onların yanında olmaya devam edeceğiz”
Erkan Baş: İktidar, direnen öğretmenlerin karşısında, İtalyanların yanında
Grev çadırına dağa sonra TİP Genel Başkanı Erkan Baş geldi. Baş, ziyaretin amacının “ekmeği için, geleceği için ama bir o kadar da onuru için direnen öğretmenlerin sesinin tüm Türkiye'ye duyurulması olduğunu” dile getirdi.
Baş, “Yerli ve milli olduğunu söyleyen iktidar, burada direnen işçilerin karşısına, İtalyanların yanına geçiyor. Bu kavga sadece İtalyan Lisesi'ndeki öğretmenlerin kavgası değil; bu kavga Türkiye işçi sınıfının kavgası, bu kavga hepimizin kavgası” ifadelerini kullandı.
Baş, konuşmasında şunları kaydetti:
‘Olmaz’ denileni yaptılar. Yıllardır ‘örgütlenilemez, sendikalaşamazlar, yetki alamazlar, oralarda mücadele edilemez’ denilen bir yerde, buradaki arkadaşlarımız bütün Türkiye'deki öğretmenlere örnek olacak bir direniş sergilediler.
Burada çalışan Türk öğretmen arkadaşlar diyorlar ki, ‘Biz eşit işe eşit ücret istiyoruz. Bizimle aynı koşullarda çalışan İtalyan öğretmenlerle mukayese edilemeyecek kadar düşük maaş alıyoruz. Biz onlarla mukayese edilemeyecek kadar sosyal haktan faydalanamıyoruz. Aynı işi yapıyoruz ve onlar kadar rahat yaşamak istiyoruz, onlar kadar hakkımız olanı almak istiyoruz’ diyorlar.
Hani yerlilik, millilik edebiyatını sabah akşam yapıyorlar ya, bakın, patronların dini, dili, ırkı, milliyeti hiçbir şeyi yok. Bu ülkede yerli olduğunu, milli olduğunu söyleyen iktidar, burada direnen işçilerin karşısında hemen İtalyanların yanına geçiyor. Utanarak söylüyorum, bunu bütün Türkiye bilecek: Anayasal bir hak olan sendikalaşma hakkı, anayasal bir hak olan grev hakkı doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla kırılmak isteniyor burada.
Öğretmenler grevde, Milli Eğitim Bakanlığı utanmadan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü üzerinden başka okullardan, devlet memuru olan başka öğretmenleri burada grev kırmak üzere görevlendirme yazıları yazmaya çalışıyor. Utanç vericidir! Bir ülkeyi yönetenler, bir ülkenin iktidarı, bir ülkenin Milli Eğitim Bakanlığı anayasayı ayaklar altına alır mı? Anayasal hakkını kullanan işçiye düşmanlık yapar mı? Bizim onlardan beklediğimiz, normal bir ülkede olması gereken öğretmene sahip çıkmasıdır, emekçiye sahip çıkmasıdır, alın terine sahip çıkmasıdır. Ama ne yapıyorlar? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Milli Eğitim Bakanlığı, İtalyan Lisesi'nde direnen öğretmenlerin grevini nasıl kıracağız diye uğraşıyor.
Milli Eğitim Bakanı, sen bu okuldaki çocuklara, bu ülkedeki çocuklara bunu mu öğreteceksin? Hakkını arayan birileri çıktığında onların karşısına ‘grev kırıcı’ kimliğiyle çıkmayı mı öğreteceksin? Tam tersini yapmak zorundayız.
Bugün özellikle buraya gelmek istedim; anayasanın böyle gözümüzün içine baka baka çiğnendiği yeni bir örnekle karşı karşıya olduğumuzu, bu öğretmen arkadaşlarımıza hep beraber sahip çıkmak gerektiğini söylemek için buraya geldim.
İtalyan Lisesi'nde bu haklı direnişi başlatan, bu direnişe öncülük eden bütün hocalarımıza, hepimize verdikleri bu ders için yürekten teşekkür ediyorum. Türkiye'ye öğretmenlik görevlerini en iyi biçimde yaparak bir ders daha verdiler. ‘Haksızlık varsa, adaletsizlik varsa, alın terinin hakkı verilmiyorsa orada direnmek haktır; orada mücadele etmek onurdur’ diye yeni bir dersi bize vermiş oldular. Biz buradan yola çıkarak öğretmen arkadaşlarımızın haklı mücadelelerinde sonuna kadar onların yanında duracağız.”
Haberin yayına hazırlandığı saatlerde DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş ve HDK İstanbul Meclisi’nin grevdeki öğretmenlere yaptığı ziyaret devam ediyordu.

Özel İtalyan Lisesi grevinde 37. gün: Sendikadan MEB’e “grev kırıcılığı” tepkisi
(HA)







