İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Özel İtalyan Lisesi’nde çalışan Tez-Koop-İş sendikasına bağlı öğretmenlerin özlük hakları ve toplu iş sözleşmesi talebiyle başlattığı grev 86. gününde sürüyor.
18 Mart’ta İtalya’dan gelen, konsolosluk yetkilileri ve okul yönetiminin de yer aldığı bir heyetle konsoloslukta yapılan görüşmelerde ücretler ve çalışma koşullarına ilişkin başlıklarda uzlaşı sağlanmasına rağmen, İtalyan tarafın resmi tutanağı imzalamaması nedeniyle süreç ilerlemedi.
Öğretmenler, üzerinde uzlaşılan sözleşmenin hâlâ imzalanmadığını ve sürecin “hukuki bağlayıcılığı olmayan” bir metin üzerinden sonuçlandırılmak istendiğini ifade ediyor.
Grev sözcüsü öğretmen İlhan Gülek, heyetin, öğretmenlere “iyi niyet mektubu” olarak adlandırılan bir metin ilettiği, metnin başında “hiçbir hukuki bağlayıcılığı yoktur” ifadesinin yer aldığı söyledi:
"İtalya’dan gelen bir heyetle görüşme yaptık. Pek çok konuda anlaştık. Tutanağın imzalanması ve toplu iş sözleşmesine dönüşmesi gerekiyordu. ‘Ertesi gün hazırlayıp imzalayalım’ diyerek masadan kalktık. Ancak ertesi gün bu gerçekleşmedi. Onlar bize bir ‘iyi niyet mektubu’ gönderdiler. Mektubun başında ‘hukuki bağlayıcılığı yoktur’ yazıyordu. Bunu imzalayarak grevi bitirmemizi, İtalya’da bu işlerin böyle yürüdüğünü söylediler.
Belgenin bizim kanunlarımıza göre geçerli olmadığını, grevlerin bu tür mektuplarla sona erdirilemeyeceğini anlattık. Ancak ‘başka bir şey yapamayız’ dediler. Türk hukukuna uymaları gerektiğini, burasının Türkiye olduğunu ifade ettik.
Ancak bir yanıt alamadık. İtalyan yönetimi hâlâ süreci sürüncemede bırakıyor ve velileri öğretmenler aleyhine yönlendirerek baskıyla grevi bitirmeye çalışıyor."

"İşten çıkarmaya yetkili, TİS’e gelince yetkisiz"
İlhan Gülek, İtalya Milli Eğitim Bakanlığı’nın “yetki okul müdüründe” dediğini, müdürün ise toplu sözleşme söz konusu olduğunda “yetkim yok” yanıtını verdiğini ifade etti.
Gülek, daha önce verilen sözlerin tutulmaması nedeniyle ciddi bir güven sorunu yaşandığını da vurguladı. Okul yönetiminin geçmişte maaş, ikramiye ve özlük haklarına ilişkin taahhütleri yerine getirmediğini belirterek bu nedenle mevcut sürece temkinli yaklaştıklarını belirtti:
"Bizi işe almaya, işten çıkarmaya, okulun bütün programlarını yapmaya yetkili olan müdür, toplu sözleşme imzalamaya gelince yetkisiz bir müdüre dönüşüyor. Bunu anlamıyoruz. ‘İtalya’da böyle yürüyor’ diyorlar.
Biz de bunun gerçekten böyle yürüdüğüne dair belgeleri görmek istiyoruz. Ancak henüz bize böyle bir belge sunulmadı. Sürecin grev aşamasına gelmesinde de bu güvensizlik ve daha önce yaşadıklarımız elbette etkili oldu. Yani şu an sürecin hiçbir noktasında değiliz.”

"Söz veren okul, bu sözü tutmalı"
Grev sürecinde eğitim faaliyetlerinin de ciddi şekilde aksadığı ifade eden Gülek, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından görevlendirilen öğretmenlerin büyük bölümünün göreve başlamadığını, görev alanların ise düzensiz şekilde çalıştığını anlattı. Velilere de yanlış bilgiler verildiğini söyledi:
“Biz öğretmeniz. İşimizi severek yaptığımız için buradayız. Ancak velilerin şunu bilmesi gerekiyor: Okulla bir sözleşme imzaladılar. Okul, onlara eğitim verme sözü verdi ve bunun karşılığında ücret alıyor. Bu sorunun doğrudan muhatabı okuldur.
Veliler bizimle anlaşıp ‘Hocam, alın şu parayı da bize bir şey öğretin’ demediler. Bizimle bir kontrat imzalamadılar. Veli, okulun verdiği sözü yerine getirmesi için okul ile sözleşme yaptı. Dolayısıyla sorunu çözmesi gereken de okuldur. Söz veren okul, bu sözü tutmalı; eğitimi sağlamalı ve çocukları mağdur etmemelidir.”

MEB grev kırıcısı oldu, grevdeki öğretmenlerin yerine atama yaptı
(ZA/HA)















