Eski Cumhuriyet Savcısı hukukçu İlhan Cihaner, 9 Mart’ta başlayan ve kamuoyunda “İBB davası” olarak bilinen yargılamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. bianet’e konuşan Cihaner, soruşturmanın başlangıcından itibaren adil yargılanma ilkelerinin ihlal edildiğini söyledi.

Avukat Aynur Tuncel Yazgan, İBB Davası'nı anlattı: Sanıklar insan onuruna aykırı uygulamalara maruz kalıyor
“İlk düğme yanlış iliklendi”
Aynı zamanda eski CHP Milletvekili de olan Cihaner, yargılamanın temelinde siyasi bir motivasyon bulunduğunu belirterek, “İlk düğme yanlış iliklenince gerisi de yanlış devam ediyor. Bu soruşturmaların ana motivasyonunun ‘temiz toplum’ olmadığını, belirleyenin siyasi iktidarın gündemi olduğunu görmek zor değil” dedi.
Bu koşullarda yürütülen bir soruşturmanın adil yargılama kriterlerini karşılamasının mümkün olmadığını vurgulayan Cihaner, daha ilk aşamada “açık yargılama” ilkesinin ihlal edildiğine dikkat çekti.
“Açık yargılama ilkesine aykırı”
Duruşmaların kamuya açık olması gerektiğini hatırlatan Cihaner, bunun yalnızca salona kaç kişinin alındığıyla ilgili olmadığını ifade etti:
“Açık yargılama, rastlantı sonucu oradan geçen bir yurttaşın ‘burada ne oluyor’ diyerek içeri girebilmesini de kapsar. Gazetecilere, izleyicilere ve hatta milletvekillerine getirilen kısıtlamalar bu ilkeyle bağdaşmaz.”
Cezaevi kampüsünde duruşma yapılmasını da eleştiren Cihaner, bu uygulamanın hem erişimi zorlaştırdığını hem de yargılamanın şeffaflığına zarar verdiğini söyledi. Büyük ve kamuya açık alanların kullanılabileceğini belirterek, “İstanbul’da yüzlerce uygun mekan var” dedi.
“Savunma hakkı kısıtlanıyor”
Cihaner, avukatlara yönelik sınırlamaların doğrudan savunma hakkını ihlal ettiğini belirtti. Duruşma düzenine ilişkin sorunlara da değinen Cihaner, sanıkların ve dosyaların sistematik bir şekilde ele alınmadığını ifade etti:
“Sanıklar neye göre dinleniyor belli değil. Aynı eylemden yargılanan kişilerin birlikte değerlendirilmesi gerekirken parçalı bir süreç yürütülüyor. Bu da çapraz sorgu imkanını ortadan kaldırıyor.”
“Deliller tartışılmadan karar verilemez”
Ceza yargılamasının temel ilkelerinden birinin, kararların duruşmada tartışılan delillere dayanması olduğunu hatırlatan Cihaner, mevcut süreçte bunun da sağlanamadığını söyledi:
“Duruşmada tartışılmayan bir delile dayanarak karar verilemez. Oysa burada delillerin bütünlüklü şekilde ele alınmadığını görüyoruz.”
“Siyaset kurucu bir dava”
Cihaner, davanın yalnızca bireysel yargılamaların ötesinde siyasi bir anlam taşıdığını ifade etti. İktidarın bu süreç üzerinden yeni bir siyasal anlatı kurmaya çalıştığını belirten Cihaner, şunları söyledi:
“Bu dava, hem iddia edenler hem de yargılananlar açısından siyaset kurucu bir dava. Yalnızca bazı isimleri tasfiye etmeye değil, aynı zamanda bir siyasi yapının yönetme kapasitesini tartışmaya açmaya yönelik.”
“Yargı, iktidarın aracı haline geliyor”

Cihaner’e göre mevcut tabloda ceza yargısı, siyasi iktidarın elindeki temel araçlardan biri haline gelmiş durumda:
“Toplumsal rıza üretemeyen bir iktidar, elindeki tek enstrüman olan ceza yargısını bir ‘çekiç’ gibi kullanıyor.”
“Canlı yayın tartışması”
Davanın kamuoyuna açık şekilde yayınlanması tartışmalarına da değinen Cihaner, bu tür bir uygulamaya genel olarak mesafeli olduğunu ancak söz konusu davanın istisnai niteliğine dikkat çekti:
“Bu dava, ülke açısından kurucu bir nitelik taşıyor. Canlı yayınlanması, kamuoyunun gerçekleri görmesi açısından önemli olabilirdi.”
Cihaner, iddianamenin hazırlanmasının ardından dahi süreçte ciddi hukuksuzlukların fark edilmiş olabileceğini öne sürerek, “Belki de bu nedenle şeffaflıktan kaçınılıyor” dedi.

18.00'DAN ÖNCEKİ BÖLÜM
İBB davası 14. gün: Avukatlar Mehmet Pehlivan için de tahliye istedi
(EMK)










