CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında olduğu 92'si tutuklu 414 sanıklı İBB davası, 19. gününde devam ediyor.
Bugün, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan’ın beyanları alınacakken, İBB davasının tartışmalı savunmalarından biri de Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu tarafından yapıldı. Koçoğlu’nun beyanları, davadaki rüşvet iddialarından siyasi müdahalelere kadar geniş bir yelpazede dikkat çeken açıklamalarla doluydu.
Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu:
— Ali Macit (@alimacit_) April 9, 2026
Müvekkilimin tahliyesi karşılığında rüşvet verdim desem…
Ya da “geçen hafta tahliyesi karşılığında heyete tamamına para verdim” desem…
Bir çanta lazım, bir para lazım.
Ben dün sabah gittim, “bana savunma gelecek” diye para çektim.
Burada… pic.twitter.com/0kiPnNxGCg
Duruşmanın öğleden sonraki kısmında avukat Koçoğlu, rüşvet iddialarına karşı sert bir savunma yaptı. Koçoğlu, duruşma salonunda 500 bin TL'yi bir çantaya koyarak dikkatleri üzerine çekti ve şu açıklamada bulundu: “Ben, ‘Bu parayı mahkeme başkanı Selçuk Aylan’a verdim. Müvekkilimi tahliye ettiler’ desem, aksini nasıl kanıtlayacaksınız? Dekont var, 0 metre baz veriyoruz, beyan da ediyorum. Bunu nasıl kanıtlayacaksınız?”
"Bu davanın siyasi olduğunun başka nasıl bir kanıtı olabilir?”
Koçoğlu, İBB dosyasına dair çarpıcı bir iddia daha ortaya attı. Henüz İBB dosyasının avukatlarından biri olmadığı dönemde, adliyede dönemin Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ile etkin pişmanlıktan yararlanan Ertan Yıldız’ın ifadesi alınırken, iki AKP’li İBB Belediye Meclisi üyesinin doğrudan soruşturma savcısının odasına girmelerini anlattı.
Koçoğlu, “Önümden Akın Gürlek geçti. Ardından Ertan Yıldız’ı aldılar. Sonra da AKP’li İBB Belediye Meclisi üyeleri ile doğrudan soruşturma savcısının yanına geçebildiler” diyerek, adliyedeki siyasi müdahaleleri ve yargı sürecindeki olası etkiyi vurguladı. Koçoğlu, bu olayı gözleriyle gördüğünü ifade ederken, bu belediye meclisi üyelerinin adlarını gerektiğinde açıklayabileceğini belirtti. Koçoğlu'nun açıklamaları, davanın siyasi bir boyuta taşındığına dair şüpheleri artırdı. “Bu olay gözümün önünde oldu. Bunun kanıtı nerede var biliyor musunuz? O gün şans eseri eşime mesaj atmıştım. Bu davanın siyasi olduğunun başka nasıl bir kanıtı olabilir?” dedi.
Yiğit Gökçehan Koçoğlu, yargı sistemindeki adaletsizliği anlatırken, kişisel bir anısını paylaştı. Koçoğlu, babasının Balyoz Kumpası’nda haksız yere tutuklanıp 1,5 yıl hapis yattığını, fakat sonrasında beraat ettiğini ve 2022 yılında tazminat aldıklarını söyledi. Koçoğlu, bu durumu örnek vererek şunları söyledi: “Babam Balyoz Kumpası'nda tutuklanıp 1,5 yıl hapis yattı. Daha sonra beraat etti, 2022 yılında da tazminat aldık. Bu dosyayı nereden tutsam elimde kaldığı için gün gün ne yaşandığını anlatmam lazım.” Bu kişisel hikâye, Koçoğlu’nun yalnızca müvekkilinin değil, aynı zamanda adaletin korunmasında yaşanan zorlukların da altını çizdiğini gösterdi.
"Evrakların dijital formatı nerede?"
Koçoğlu, savcılığın dosya erişimi konusunda yaşadığı zorlukları ve hukuka aykırı uygulamaları da dile getirdi. Savcılığın kendisine dosyaları göstermediğini belirten Koçoğlu, “Savcılığın size verdiği evraklar var. Evrakların dijital formatı nerede? Savcının elinde. Bendeki evraklar ne? Sizdeki evraklar. Yani siz de biz de şu anda savcılık makamının vermiş olduğu evraklarla birlikteyiz. Ama neyi verdi, neyi vermedi bilmiyoruz,” diyerek, yargı sürecindeki belirsizlikleri vurguladı. Koçoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle dosyalara erişemediğini ve savcılığın verdiği evrakları bile doğru şekilde alamadığını belirtti.
Koçoğlu, savcı ile ilgili bir diğer dikkat çekici iddiada daha bulundu. “Şu anda Başsavcı Vekili olan o zamanlarda savcı olan bir kişi bana ‘Biz senin suç işlemediğini biliyoruz ama seni almak zorundayız’ dedi,” diyerek, savcının kendisiyle yaptığı görüşme hakkında bilgi verdi. Bu açıklama, savcılığın adaletin yerine getirilmesi yerine siyasi bir hedef güttüğüne dair ciddi bir şüphe uyandırdı. Koçoğlu, 23 Nisan gibi resmi tatil günlerinde bir savcının, şüpheliyle birlikte adliyede buluşmasına dair de sorgulamalarda bulundu ve “Bir şüpheliyle ne yapıyorlar? Benim hakkımda bu sözlerim üzerine soruşturma açarlarsa ikisini de ifşa ederim,” diyerek, dava sürecinin ne kadar gizlilik ve şüphe barındırdığını ortaya koydu.
Duruşma savunmalarla devam ediyor.
(EMK)











