14. ODTÜ Onur Yürüyüşü ‘Trans İnat’ sloganıyla müdahalesiz gerçekleşti
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) 14. Onur Yürüyüşü, bugün özel güvenlik birimleri (ÖGB) ve polis müdahalesi olmadan “Trans İnat” sloganıyla üniversite yerleşkesinde gerçekleştirildi.
Öğrenciler ve aktivistler, cinsiyet uyum süreçlerine getirilen kısıtlamalar, hormona erişimin zorlaştırılması, mülteci karşıtı politikalar ve “Aile 10 Yılı” söylemi altında yürütülen ayrımcı uygulamaların LGBTİ+’ları hedef aldığını belirterek söz konusu politikaların bir “nefret rejimi” oluşturduğunu belirtti.
Son yıllarda gittikçe artan LGBTİ+’ların kamusal alandaki görünürlüğüne yönelik kriminalizasyon ve gözaltı uygulamalarına da tepki gösteren öğrenciler, söz konusu uygulamaların hak ihlâllerine neden olduğunu vurguladı.

Ekonomik eşitsizliklere de dikkat çekilen açıklamada, LGBTİ+’ların barınma, çalışma, sağlık ve eğitim alanlarında daha fazla güvencesizlikle karşı karşıya olduğu ifade edildi.
Matematik Bölüm binası önünden yürüyüşe başlayan kortej, Merkez Mühendislik Binası’na doğru yürüyerek kampüste Onur Ayı’nı selamladı.
Yürüyüş boyunca sık sık “Yozgatlıgil, ODTÜ’ye rektör olamaz”, “AKP, elini hormonumdan çek”, “Nefrete inat, yaşasın hayat”, “Dönmek var, ölmek yok”, “Bê trans jiyan nabe”, “Trans intiharları politiktir”, “ODTÜ faşizme mezar olacak” ve “Jin, jiyan, azadî” sloganları atıldı.
🏳️🌈 14. ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşü başladı
— bianet (@bianet_org) June 4, 2026
👉 Öğrenciler “Yozgatlıgil, ODTÜ’ye rektör olamaz”, “AKP, elini hormonumdan çek” ve “Jin, jiyan, azadî” sloganları ile yürüyor.
📹️: Berk H. Topaktaş pic.twitter.com/Fx2qAM559P
“Kampüslerimizde ne faşizme ne de eril şiddete yer var”
Ayrımcı politikalar nedeniyle intihara sürüklenen LGBTİ+’ların anılmasıyla sona eren açıklama özetle şöyle:
LGBTİ+’ları ve kadınları hedef alan, onları sağlık hizmetlerinden dışlayan, erişimi zorlaştıran ve haklarını kısıtlayan, erkek devlet eliyle örgütlenen politikalar bir kamusal sağlık krizine dönüşmüş durumda. Transların kamusal yaşamdan dışlanmasıyla yetinmeyen iktidar, bedenlerimiz üzerinde denetim kurmaya çalışıyor. Amaçları, yaşamlarımızı kontrol altına almak, görünmezleştirmek ve güvencesiz bırakmaktır. Cinsiyet uyum süreçlerine yönelik kısıtlamalar bilimsel değil, ideolojiktir. Hormon yaşının 21’e yükseltilmesini, cinsiyet uyum süreçlerine getirilen engelleri, kurul dayatmalarını ve tüm bu hukuksuz, insan haklarına aykırı uygulamaları kabul etmiyoruz. Ayrımcılıktan uzak ve erişilebilir sağlık hizmetleri istiyoruz.
Bizleri “sapkınlık”, “bela”, “tehdit” gibi söylemlerle hedef göstermeye çalışan LGBTİ+ karşıtı politikaları çok iyi tanıyoruz. Mika Raun, Mükremin Gezgin, Murat Övüç ve Arya Bektaş’ın gözaltına alınması ve hukuksuz biçimde hedef haline getirilmesi tesadüf değil, LGBTİ+’ların kamusal alandaki varlığını kriminalize etmeye çalışan politikaların doğrudan sonucudur. Uyuşturucu operasyonu, genel ahlâk, kamu düzeni söylemleri altında yürütülen hedef göstermeleri kabul etmiyoruz. Lubunyaların açık kimlikle var oluşunun cezalandırılmasına, gözdağı siyasetine ve kriminalizasyon politikalarına karşı inadına direniyoruz. Kimlikleri nedeniyle barınma, çalışma, sağlık ve eğitim haklarından mahrum bırakılan lubunyalar sistematik biçimde yoksullaştırılıyor. Bugün birçok LGBTİ+’ya dayatılan seçenek ya görünmez olmak ya da güvencesizlikle yaşamak oluyor. Bu dayatmayı kabul etmiyor, ayrımcılıktan uzak istihdam istiyoruz.
Sıra arkadaşımız Arya’nın kaybı, tekil bir olay değil, daha önce kaybettiğimiz trans arkadaşlarımızın yaşadıkları gibi sistematik yalnızlaştırmanın, nefret düzeninin ve güvencesizliğin sonucudur. Daha önce de hedef gösterilerek evi kundaklanmaya çalışılan mücadele arkadaşımız Deniz Soydam devlet eliyle yürütülen nefret politikaları sonucu aramızdan koparıldı. Ne trans mahpus Poyraz’ın şüpheli ölümü aydınlatıldı ne de LGBTİ+ mahpusların maruz bırakıldığı ayrımcı koşullara karşı gerekli adımlar atıldı. Trans kadın Nida Nazlıer’in ölümü ve sonrasında yaşanan cezasızlık da bize bir kez daha gösteriyor ki transların yaşamı devlet eliyle değersizleştiriliyor.
Katledilen, yalnızlaştırılan, intihara sürüklenen tüm transları hatırlıyor, anılarını mücadelemizde yaşatacağımızın sözünü veriyoruz. Faşist saldırılara ve yıldırma politikalarına rağmen yaşamda, isyanda ve inatta diretenleriz biz. Bizden çalınan yaşamları dayanışmamızla, mücadelemizle ve inadımızla yeniden kuracağız. Kampüslerimizde ne faşizme ne de eril şiddete yer var. Faşist çetelere karşı LGBTI+’lar olarak direniyoruz, direnmeye de devam edeceğiz. Tüm bu nefrete rağmen yaşamda, isyanda, inatta diretenleriz biz. Onursuzca bize saldıran nefret dolu bu sisteme karşı da onun karşımıza diktiği hiçbir aparata karşı da yılmayız, çünkü bizim varoluşumuzda direniş var. Bizden çaldığınız yaşamı da direnişimizin inadıyla kuracağız.

(BHT/TY)
ODTÜ’de öğrenciler Devrim Stadyumu’nun kilitlerini kırdı
ODTÜ öğrencilerine 19 Mart eylemiyle ilgili açılan davada iddianame karışıklığı
BERKİN ELVAN’IN ÖLÜMÜNÜN 12. YILI
“Berkin’le birlikte büyüsün, birlikte yaşasın”
26 kurumdan ortak tepki: Gürlek’in sinyalini verdiği 'LGBTİ+ karşıtı yasa' insan haklarına aykırı
COP31’in ötesinde Antalya’da Halkların İklim Zirvesi