Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31), Türkiye’nin ev sahipliğinde bu yıl 9-21 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek.
İklim aktivistleri, doğa savunucuları ve ekoloji hareketleri ise COP31’e alternatif olarak aynı zaman diliminde ve aynı kentte Halkların İklim Zirvesi’ni düzenlemeye hazırlanıyor. Zirve; iklim başlığıyla gerçekleştirilecek, bir halk buluşması niteliği taşıyan ve uluslararası özelliğe sahip, Türkiye’deki ilk zirve olacak.
Halkların İklim Zirvesi Meclisi’nden Melis Tantan ile zirvenin kapsamını ve hedeflerini konuştuk.

Pasifik’ten üç ülke COP31 öncesinde dünya liderlerini ağırlayacak
Halkların İklim Zirvesi’ne giden yol nasıl açıldı?
Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapması netleşince Ekoloji Birliği, İklim Adaleti Koalisyonu ve Türkiye Çevre Platformu 29 Kasım’da bir açıklama yayımladı. Bu açıklamada, Türkiye’nin ev sahipliğinin çözüm olmayan iklim politikalarına yönelik bir meşrulaştırma girişimi olduğu ve iklim kriziyle mücadelenin tek yolunun uluslararası halkların dayanışmasıyla sağlanabileceği söylendi. Ayrıca, “Bu zirvenin yanında halkların ortak bir buluşmasına da biz ev sahipliği yapmaya hazırız.” mesajı verildi.
Ardından 16 Aralık’ta Ankara’da bir ön hazırlık toplantısı gerçekleştirildi. Sonrasında emek, meslek ve demokrasi örgütleri ile kadın ve LGBTİ+ örgütleri, hayvan hakları savunucuları, iklim aktivistleri, sanatçılar ve akademisyenlere çağrı yapılarak 17 Ocak’ta İstanbul’da kapalı bir toplantı düzenlendi. Bu toplantıda Halkların İklim Zirvesi Meclisi’nin kuruluş adımları atıldı.
Geçtiğimiz 20 Şubat’ta da bu ön çalışmaların ardından İstanbul’da yapılan bir basın toplantısıyla böyle bir zirve gerçekleştireceğimizi duyurduk.

#COP31 Türkiye’de: Siyasi irade için samimiyet sınavı
Zirveyle ne hedefliyorsunuz?
Zirveyi, COP toplantılarına paralel olarak dört gün sürecek şekilde 15-18 Kasım tarihlerinde planladık.
Bu dört gün boyunca devletler ve şirketler yerine, iklim krizinden doğrudan etkilenen halkların buluşmasını hedefliyoruz. Akdeniz ve Pasifik başta olmak üzere uluslararası davet ve katılımlarla; Belém’dekine benzer, hatta onu aşan bir tartışma ve ortak örgütlenme zemini yaratmak istiyoruz.
Halkların kendi sözünü ürettiği, iklim krizine iklim adaleti perspektifiyle yaklaşan ve ortak bir adalet ile mücadele çağrısı yapan bir zirve organize etmeye çalışıyoruz. Ancak niyetimiz yalnızca halkların söz üretmesi değil; bu sözü kalıcı bir örgütlenmeye dönüştürmek. Bu nedenle hem yerelde hem de ulusal ve uluslararası düzeyde örgütlenmeyi özellikle vurguluyoruz.
İklim adaleti perspektifi bizim için çok önemli. İklim krizine karşı mücadele yalnızca çevresel bir mesele değil; aynı zamanda adil, kolektif ve yaşamdan yana bir mücadele olmak zorunda. Çünkü etkilenen yalnızca doğa değil, toplumların kendisi. Bu ekolojik felaket toplumların kaderi değil; siyasal tercihlerin sonucu olarak karşımıza çıkan bir durum. Siyasal tercihleri değiştirmek gerekiyor; bu da ancak halkların mücadelesiyle mümkün olabilir.

Türkiye’nin 2025 karnesi kötü, umutlar #COP31’e
Zirvede neler tartışılacak ve gündem edilecek?
“Akdeniz için iklim adaleti” bir alt başlık olacak; çünkü bu toplantıyı Akdeniz’de gerçekleştiriyoruz. Akdeniz, özellikle ekstraktivist (kazmacı) faaliyetlerin; doğal gazdan başlayarak pek çok yıkımın merkezlerinden biri. Dolayısıyla iklim krizinden en çok etkilenen yerlerden biri.
Yine Türkiye’de yapılıyor olması nedeniyle, coğrafyasında—yani Orta Doğu’da—süren savaşları da gündem etmek istiyoruz. Bu yüzden Filistin, Rojava ve Orta Doğu’daki savaşlar; barış ve anti-militarizm gibi alt başlıklar tartışma konusu olacak. Emisyon azaltımı da ana gündemlerimiz arasında. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de bir iklim yasası çıktı; ancak bu, tamamen bir ticaret yasasıydı. İklim krizini konuşurken kuşaklararası adaleti ve fosil yakıtlardan çıkışı da ele alacağımız bir zirve olacak.
Bununla birlikte, nükleerin iklim dostu bir enerji olduğu iddiasına ilişkin önceki COP zirvelerinde yoğun bir lobi faaliyeti yürütüldü. Biz biliyoruz ki nükleer bir iklim çözümü değil; hem doğa hem de maddi açıdan maliyetli. Öte yandan Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşasına devam ediliyor ve santral, zirvenin gerçekleşeceği yere çok yakın. Sinop’ta ve İğneada’da da nükleer enerji santrallerinin gündeme geldiği biliniyor. Bu nedenle bunu ana başlıklarımızdan biri yapmak ve zirveyi nükleer karşıtı mücadeleyi de kapsayan bir buluşma hâline getirmek istiyoruz.

Öte yandan hayvan özgürlüğü de önemli bir konu; özellikle Türkiye’deki “katliam yasası”nı da düşünürsek. İnsan haricinde doğayı oluşturan tüm bileşenlerin—canlı ya da cansız—haklarını da ele alacağımız, görünür kılacağımız bir zirve olmasını istiyoruz.
Türkiye’de LGBTİ+’lara karşı yasa girişimlerinin olduğu ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığı bir dönemdeyiz. Bu zirve de böyle bir dönemde toplanıyor. Bu nedenle kadınların ve LGBTİ+’ların taleplerinin, haklarının ve yaşamlarının görünür kılınacağı; beden politikalarının iklim adaleti perspektifinden ele alınacağı bir zirve olmasını istiyoruz.

Ekoloji örgütlerinden milli parklar için acil çağrı: Yasa teklifi geri çekilmeli
Hazırlık süreci nasıl gerçekleşiyor?
Halkların İklim Zirvesi; forum, meclis, koordinasyon, çalışma grupları ve tematik kozalar olmak üzere çok katmanlı bir yapıdan oluşuyor. Herkesin katılımına açık forumlarda ortak tartışmalar yürütülüyor.
Bunun yanında tematik kozalar bulunuyor. Bu kozalar, iklim adaletinin alt başlıklarına odaklanıyor. Emek; iklim adaleti ve tarihsel sorumluluk; ekolojik yıkım; emisyon azaltımı; toplumsal cinsiyet; beden politikaları ve ayrımcılık; savaş karşıtı mücadele ve barış gibi başlıklar altında çalışmalar yürütülüyor. Her bir temanın kendi alt kozaları da bulunuyor.

Kanal İstanbul: İstanbul için ekolojik felaket
Halkların İklim Zirvesi Meclisi, tüm kurumsal ve bireysel katılımlara açık. Meclise sosyal medya hesapları üzerinden ya da paydaş kurumlar referansıyla katılmak mümkün.
Halkların İklim Zirvesi’ni X ve Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.
Halkların İklim Zirvesi Meclisi’ne buradaki formdan katılabilirsiniz.
(BHT/NÖ)













