Akbelen’de yaşam alanlarını, zeytinliklerini ve geleceğini savunan köylüler aleyhine tesis edilen acele kamulaştırma kararlarına karşı yürütülen hukuk mücadelesinde önemli bir eşik aşıldı.
Danıştay 6. Dairesi, Muğla Milas’ta Akbelen çevresindeki köyleri kapsayan acele kamulaştırma kararının yürütmesini durdurdu.
Karar, 10 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na karşı açılan davada verildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Akbelen ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisini Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerini işleten YK Enerji için acele kamulaştırmıştı.
Danıştay kararında, acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğuna hükmetti. Maden üretimine devam edilmesi, enerji arzı ve ekonomik gerekçelerin kamulaştırma ihtiyacını açıklayabileceğini, ancak bunların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında acele kamulaştırma için gerekli “acelelik hali”ni ortaya koymadığını belirtti.
İşlemin uygulanması halinde giderilmesi güç ya da imkânsız zararlar doğabileceğini kaydeden Danıştay kararda şöyle dedi:
“Gerekçeler maden üretimlerine devam edilebilmesi için uyuşmazlığa konu taşınmazların kamulaştırılmasına duyulan ihtiyacı ortaya koyan nedenler olarak kabul edilebilirse de, bu hususların, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumları ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararını ortaya koyan nedenler olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
İstisnai bir yöntem olan acele kamulaştırmada, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekliliği karşısında, davalı idarelerce ileri sürülen nedenler, acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceğinden, uyuşmazlık konusu olayda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılmasını gerektirecek acelelik halinin bulunmaması karşısında, taşınmazların acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmazlara ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğmasına yol açacağı sonucuna ulaşılmıştır.”
Yüksek mahkeme kararı oybirliğiyle verdi.
“679 parsel için karardan dönülmeli”
Avukatlar Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca, kararın 5 Mayıs’ta tebliğ edildiğini belirterek yazılı açıklama yaptı. Milas’ın yedi köyünde 679 parseli kapsayan acele kamulaştırma kararının artık uygulanamayacağını söyledi:
“Danıştayın verdiği yürütmeyi durdurma kararı ile birlikte acele kamulaştırma işlemi hukuken uygulanamaz hale geldi. Kararda da belirtildiği üzere, bölgede acele kamulaştırmayı haklı kılacak olağanüstü bir “acelelik hali” yoktur. Ekonomik gerekçeler, üretim hedefleri ya da şirket faaliyetlerinin sürekliliği, kanunun öngördüğü istisnai yöntemi meşrulaştıramaz. Bu tespit, başından beri dile getirdiğimiz Akbelen’deki doğaya ve yaşam alanlarına yapılan müdahalenin kamu yararına değil, belirli bir ekonomik tercihe dayandığıdır. Artık, Milas acele kamulaştırmalarının Limak, İçtaş ortaklığındaki Yeniköy Kemerköy Enerji şirketinin çıkarına yapıldığı tartışmasız hale gelmiştir.
Bu tarihi kararın en önemli sonucu, acele kamulaştırma işlemine dayanılarak yürütülen tüm idari ve yargısal süreçlerin hukuki dayanağını yitirmiş olmasıdır. El koyma girişimleri, keşif ve bilirkişi incelemeleri, bedel tespiti işlemleri artık hukuken geçersizdir. Hukuka açıkça aykırı bulunan idari işleme dayanılarak mülkiyet hakkına müdahale edilmesi mümkün değildir. Aksi yöndeki her uygulama hukuksuzdur, suçtur.”
Cangı ve Sarıca ayrıca el koyma ve bedel tespiti davalarının görüldüğü Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davaları da gündeme getirdi.
Bu mahkemeye açılan 649 adet el koyma davasının dayanaksız kaldığını belirten avukatlar “Başka bir işleme gerek kalmadan davaların reddine karar verilmelidir” dedi.
“Bu kararın gecikmeksizin uygulanması zorunludur. Yargı kararlarını etkisizleştirmeye yönelik her türlü idari ya da fiili girişim, anayasaya açık aykırılık teşkil edecektir.” diye de ekledi.
“Haklı direniş kazandı”
Cangı ve Sarıca ayrıca Danıştay kararını “Akbelen direnişinin kazanımı” olarak niteledi:
“Danıştay 6.Dairesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararları, Akbelen’de verilen mücadelenin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Yaşam alanlarını savunanların karşısında konumlanan tüm uygulamalar, yargı kararıyla bir kez daha sorgulanmış ve hukuka aykırılığı tescillenmiştir. Bu kararın gereği derhal yerine getirilmeli; hukuka aykırı uygulamalara son verilmelidir.
Elde edilen yargı kararı, havayı, suyu, toprağı, kısacası doğasıyla birlikte onurlu yaşamlarını korumak için direnen müvekkillerimizin yılmadan sürdürdükleri mücadelenin, Akbelen direnişinin kazanımıdır. Yaşam için direnenleri selamlıyoruz. Bunun, ülkemiz için hakların güvenceye alındığı, yaşamın korunduğu bir dönemin başlangıcı olmasını diliyoruz.”
(HA)















