“Yanıt almak, bilgiye erişmek anlamına gelmiyor”
Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) basın özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı temalarına odaklanan iki günlük bir sempozyum düzenliyor.
Gazeteciler, hukukçular ve uzmanların katılımıyla bağımsız gazeteciliğin ve bilgi edinme hakkının güncel durumunu farklı perspektiflerden ele alan sempozyumun ilk günü geride kaldı.
Koç Üniversitesi’nin Taksim’deki Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde yapılan etkinliğin ilk gününde IPI “Bilgi Edinme Hakkı Raporu”nu tanıttı. Meslek profesyonelleri de bilgi edinmenin önündeki engelleri, dünyada bilgi edinme pratiklerini, bilgi edinme hakkı bağlamında araştırmacı gazeteciliği, Türkiye’de gazetecilerin iş güvencesini konuştu, deneyimlerini aktardı.
Sempozyum, IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı gazeteci İpek Yezdani’nin açılış konuşmasıyla başladı. Yezdani, gazeteciliğin dünya genelinde “daha önce görülmemiş biçimde tehdit altında” olduğunu söyledi.
Yapay zekâ, deepfake teknolojileri, dezenformasyon ve savaş ortamında gazeteciliğin öneminin arttığını belirten Yezdani, “Gerçeklere sıkı sıkıya bağlı kalmak ve bu gerçekleri kamu ile paylaşmak gazetecilerin görevi. Bu nedenle nitelikli gazeteciliği destekleyen kurumlara her zamankinden daha çok ihtiyaç var” dedi.
“Gazetecilerin gerçek işsizliği yüzde 24-25”

İlk oturumda, Yezdani’nin moderatörlüğünde Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Gökhan Durmuş ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Türkiye’de gazetecilerin iş güvencesi”ni konuştu.
TGS Başkanı Durmuş, iş güvencesinin yalnızca sigortalı çalışmak anlamına gelmediğini vurguladı. TÜİK verilerine göre medya sektöründe yaklaşık 90 bin çalışan olduğunu, ancak bu sayıya matbaa ve ambalaj sanayii çalışanlarının da dahil edildiğini söyledi.
Basın Kanunu’na tabi çalışan gazeteci sayısının ise yaklaşık 28 bin olduğunu aktaran Durmuş, kayıt dışı ve güvencesiz çalışanlarla birlikte Türkiye’de yaklaşık 50 bin gazeteciden söz edilebileceğini belirtti.
Durmuş, gazeteciler arasında resmi işsizlik oranlarının gerçeği yansıtmadığını söyledi:
“Gazeteciler çoğu zaman iş aramayı ikinci ayda bırakıyor. Bu nedenle işsizlik istatistiklerine girmiyorlar. Medya sektöründe gerçek işsizliği yüzde 24-25’lerle ifade edebiliriz.”
Durmuş, sektörde küçülmenin hızlandığını, gazetelerin ve internet sitelerinin çok daha az sayıda çalışanla yayın yaptığını söyledi. Sendikasızlığın da güvencesizliği derinleştirdiğini belirten Durmuş, gazeteciler arasında sendikalı oranının görünürde yüzde 13 olduğunu, ancak matbaa çalışanları ve gazetecilik dışı üyelikler çıkarıldığında bu oranın yaklaşık yüzde 8’e düştüğünü ekledi.
TGS’nin 1800’e yakın üyesi olduğunu belirten Durmuş, toplu iş sözleşmesi kapsamındaki gazeteci sayısının ise yalnızca 350 olduğunu aktardı.
“İş güvencesi kamunun meselesi”
TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş de gazetecinin iş güvencesinin yalnızca kendisinin değil, kamunun meselesi olduğunu söyledi.
Basın sektöründe Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kapsamındaki el koymalara dikkat çeken Güneş, şu an kuruluşun en büyük medya patronu olduğundan bahsetti. Çalıştığı kuruluşa el koyulan birçok gazetecinin hak arama yollarına başvurmaktan çekindiğini ifade etti.
Güneş, işten çıkarılan gazetecilerin de dava açmaktan kaçındığını, çünkü sektörde yeniden iş bulamama endişesi taşıdığını anlattı. “Basın sektöründe kayyımın en büyük patronlardan biri haline geldiğini” belirten Güneş, bunun gazetecilikte hem ekonomik hem de editoryal baskıyı artırdığını dile getirdi.
Güneş, Basın Kanunu’nun zayıflatılmasına yönelik girişimlere de dikkat çekti. İktidarın uzun süredir Basın Kanunu’nu genel iş yasası içine çekme eğiliminde olduğunu belirten Güneş, meslek örgütlerinin buna karşı mücadele ettiğini söyledi.
IPI raporu: Başvuruların yalnızca yüzde 10’u tam yanıtlanıyor
Sempozyumun devamında IPI Türkiye Bilgi Edinme Hakkı Projesi Koordinatörü Damla Tarhan “Bilgi Edinme Hakkı Raporu”nu tanıttı.
Tarhan, IPI’ın gazetecileri ve sivil toplum kuruluşlarını bilgi edinme hakkını daha aktif kullanmaya teşvik etmek amacıyla bir platform kurduğunu anlatarak sözlerine başladı. Türkiye’de yılda 2 milyondan fazla bilgi edinme hakkı başvurusu yapıldığını söyledi.
Ancak tanıtılan rapor Bilgi Edinme Hakkı Platformu’na kaydedilen 427 başvurunun analizine dayanıyor. Rapordan öne çıkanlar şöyle:
- Platform verilerine göre, Ocak 2015 ila Mart 2026 tarihlerinde yapılan 427 başvurunun yüzde 49’una (208) yanıt verildi, yüzde 12’sine (52) kısmen yanıt verildi (soruların sadece bir kısmı cevaplandı), yüzde 27’si (116) reddedildi, yüzde 12’si ise yanıtsız kaldı.
- Olumlu yanıtlanan başvuruların yüzde 55’i teknik olarak yanıt almış sayılsa da talep edilen bilgiyi sağlamıyordu. Yanıtların yüzde 17’sinde talep edilen bilginin yarısından azı verildi. Yanıtların yüzde 13'ünde talep edilen bilgilerin yalnızca yarısını sağladı. Yüzde 5’inde bazı bilgiler eksik olmakla birlikte çoğu bilgi verildi. Talep edilen tüm bilgileri içeren kapsamlı yanıtların oranı ise yüzde 10’la sınırlı kaldı.
- Başvuruların yarısından fazlası ya doğrudan Adalet Bakanlığı’na ya da CİMER’e yapıldı. En çok başvuru yapılan konular şöyleydi: İnsan hakları (yüzde 26), hesap verebilirlik ve şeffaflık (yüzde 25), çevre ve iklim (yüzde 7).
- Reddedilen başvurular için en çok sunulan gerekçeler şunlar oldu: Kamuoyunu ilgilendirmeyen uygulamalar (yüzde 21), yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi ve belgeler (yüzde 16), ayrı veya özel bir çalışma gerektirmesi (yüzde 13).
Veriler, kamu kurumlarının bilgi edinme başvurularına çoğu zaman teknik olarak yanıt verdiğini, ancak yanıtların önemli bir bölümünün talep edilen bilgiyi içermediğini gösteriyor. Özellikle “ayrı veya özel çalışma gerektirir”, “ticari sır” ve “gizli bilgi” gibi istisnai gerekçelerinin keyfi kullanımı, kamusal nitelik taşıyan verilere erişimi önemli ölçüde sınırlandırıyor.
Veriler aynı zamanda kurumlar arasında ciddi farklılıklar olduğunu da ortaya koyuyor. Bazı kurumlar başvurulara düzenli ve kapsamlı yanıt verirken, bazı kurumlar başvuruların büyük bölümünü reddediyor veya yanıtsız bırakıyor.
“Kadın ve çocuklarla ilgili veriye erişilemiyor”
Daha sonra da Yapay Gündem’in kurucusu gazeteci Gülin Çavuş’un moderatörlüğünde Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, Avukat Selin Nakıpoğlu ve Avukat Mustafa Gökhan Tekşen “Bilgi edinmenin önündeki engeller”i konuştu.
Canan Güllü, bilgi edinme hakkının özellikle kadınlar ve çocuklara ilişkin alanlarda hayati olduğunu söyledi. Ancak bu alanlarda güvenilir ve düzenli veriye erişilemediğini belirtti. Kadın cinayetleri, çocuk istismarı, sığınaklar ve kamu hizmetlerine ilişkin pek çok başvurunun yanıtsız kaldığını veya eksik yanıtlandığını ifade etti.
Güllü, sivil toplum örgütlerinin çoğu zaman veriye resmi kurumlardan değil, gazetecilerin haberleri aracılığıyla ulaşabildiğini söyledi:
“Bizler verileri çoğu zaman gazetecilerin yaptığı haberler sayesinde elde ediyoruz. Bilgiye erişememek, hak mücadelesinin önünde ciddi bir engel.”
“Ticari sır ve güvenlik gerekçeleri hazır argümanlara dönüştü”
Avukat Selin Nakıpoğlu, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun sınırlama hükümlerinin kamu kurumları tarafından sık sık başvuruları reddetmek için kullanıldığını söyledi. Ticari sır, devlet sırrı, güvenlik, kamu düzeni, kurum içi görüşme ve “bizde yok” yanıtlarının hazır gerekçelere dönüştüğünü belirtti.
Nakıpoğlu, bilgi edinme başvurularında kısmi erişim hakkının hatırlatılması gerektiğini anlattı. Bir bilginin tamamı paylaşılmıyorsa bile kişisel veriler ya da gizli bölümler çıkarılarak geri kalan kısmın verilebileceğini ifade etti.
Kurumların “bu bilgi bizde yok” yanıtına karşı ise başvurularda Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’un ilgili hükümlerinin hatırlatılmasını önerdi. Nakıpoğlu, idarenin gerekli incelemeyi yapmak ve bilgiyi ilgili kurumdan istemekle yükümlü olduğunu vurguladı.
“Bilgi edinmek yurttaşlık hakkı”
Avukat Mustafa Gökhan Tekşen de bilgi edinme hakkının demokrasiyle doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Yurttaşların kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorma hakkı bulunduğunu belirten Tekşen, özellikle kamu-özel işbirliği projelerinde “ticari sır” gerekçesinin şeffaflığın önüne geçirildiğini ifade etti.
Tekşen, kamu kaynaklarıyla finanse edilen projelerde bilgilerin ticari sır olarak saklanamayacağını söyledi:
“Bizim adımıza toplanan vergilerin nereye gittiğini sormak, yurttaşlık hakkımızdır.”
İspanya, İtalya ve Almanya deneyimleri

Program daha sonra “Dünyada bilgi edinme pratikleri” ile devam etti. Damla Tarhan’ın moderatörlüğünde İtalya’dan araştırmacı gazeteci Sofia Cherici İspanya’dan Marta Morcuende (Access Info) ve Almanya’dan Denes Jager (Open Knowledge Foundation) kendi deneyimlerini anlattı:
Marta Morcuende, Avrupa Birliği kurumlarında bilgiye erişim hakkının temel hak olarak tanındığını, ancak İspanya’da bunun daha çok idari bir prosedür olarak görüldüğünü söyledi. İspanya’da çok sayıda idari birim bulunduğunu, yurttaşların hangi kuruma başvuracağını çoğu zaman bilemediğini anlattı.
Sofia Cherici, İtalya’da gazetecilerin bilgi edinme süreçlerinde çoğu zaman doğru kurumu bulmakta zorlandığını söyledi. Merkezi bir başvuru sisteminin bulunmadığını, her kurumun kendi yöntemini kullandığını belirtti. Cherici, gazetecilerin yanıt alamamasının da haber değeri taşıdığını söyledi:
“Başvurup yanıt alamamak da bir bulgudur. Bunu haberde yazmak gerekir.”
Almanya’dan Denes Jager ise “FragDenStaat” benzeri platformlarla devletin yaratmadığı şeffaflık araçlarını sivil toplumun kurmaya çalıştığını anlattı. Almanya’da bilgi edinme hakkının eyaletlere göre değiştiğini, bazı eyaletlerde hâlâ kapsamlı düzenlemeler bulunmadığını söyledi.
Jager, kamu kurumlarının zaman zaman yüksek ücret talepleri, veri gizliliği gerekçeleri ya da karartılmış belgelerle bilgiye erişimi zorlaştırdığını belirtti. Bazı durumlarda bir sözleşmenin neredeyse tamamının karartılarak gönderildiğini söyleyen Jager, bu uygulamaların bilgi edinme hakkını fiilen kullanılamaz hale getirdiğini ifade etti.
Bilgi edinme hakkı gazeteciliğin parçası
Sempozyum gazeteciler Doğu Eroğlu, Ahmet Kavruk ve Ali Safa Korkut ile Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) Yasal Çalışmalar Programı Koordinatörü Duygu Doğan’ın katılımıyla “Bilgi edinme hakkı: Deneyimler” başlıklı oturumla devam etti.
Daha sonra da Andres Mourenza, Doğu Eroğlu ve Sofia Cherici IPI Türkiye Ulusal Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi gazeteci Şebnem Arsu’nun moderatörlüğünde “Sınırların ötesinde araştırmacı gazetecilik”i konuşarak günü tamamladı.
Sempozyumun ilk gününde konuşmacıların ortak vurgusu, bilgi edinme hakkının yalnızca gazetecilerin değil, tüm yurttaşların hakkı olduğu yönündeydi. Ancak gazeteciler açısından bu hak, kamu yararına haberciliğin temel araçlarından biri olarak öne çıktı.
(HA)
“Altı aydır görüş ve telefon hakkını kullanamıyoruz”
İtalyan Lisesi’ndeki grevi sonlandırmak için Bakanlık devrede: Okul yönetimine 1 hafta süre
Türkiye’deki gıda enflasyonu AB ortalamasının yaklaşık 14 katı
Halk sağlığı üzerine yazmak "haksız rekabet"miş: Bülent Şık'a tazminat cezası
Bülent Şık “Polen Davası”nda yarın hakim karşısına çıkıyor