Türkiye’deki gıda enflasyonu AB ortalamasının yaklaşık 14 katı
Yıllık gıda enflasyonu verileri, Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artışın yalnızca ülke içinde değil, küresel ölçekte de en yüksek oranlar arasında olduğunu gösteriyor.
176 ülkenin yer aldığı Trading Economics’in veri setinde Türkiye, yıllık yüzde 34,55’lik gıda fiyat artışı ile dünyada gıda enflasyonu en yüksek dördüncü ülke.
Türkiye’nin üzerinde sadece Venezuela, Güney Sudan ve İran yer alıyor. Yıllık gıda enflasyonu Venezuela’da yüzde 672, Güney Sudan’da yüzde 106 ve İran’da yüzde 105.
Türkiye’yi ise yüzde 30,9 ile Arjantin, yüzde 22,9 ile Haiti, yüzde 20 ile Malavi izliyor.

Avrupa’da ilk sırada
Avrupa ülkeleri dikkate alındığında Türkiye, yıllık gıda enflasyonunda Avrupa’da ilk sırada yer alıyor.
Türkiye’ye en yakın Avrupa ülkeleri, Rusya ile savaşta olan Ukrayna. Ukrayna’nın gıda enflasyonu yüzde 9,7. Buna göre Türkiye’deki gıda enflasyonu, Ukrayna’nın yaklaşık üç buçuk katı düzeyinde gerçekleşti.
Avrupa’da Ukrayna’yı yüzde 8 ile Kuzey Makedonya, yüzde 7,39 ile Romanya, yüzde 6,6 ile Norveç ve yüzde 6,3’er ile Moldova ve Belerus izliyor.
Türkiye’nin gıda enflasyonu, Avrupa Birliği ortalamasıyla karşılaştırıldığında da oldukça yüksek. Veri setinde AB için yıllık gıda enflasyonu yüzde 2,4, Euro Bölgesi için ise yüzde 2,2 olarak yer aldı. Buna göre Türkiye’deki gıda enflasyonu AB ortalamasının yaklaşık 14 katı, Euro Bölgesi ortalamasının ise yaklaşık 16 katı düzeyinde.
Komşu ülkelerde durum
Türkiye, kara sınırı komşuları arasında yıllık gıda enflasyonunda İran’ın ardından ikinci sırada. Türkiye’de gıda fiyatları yıllık yüzde 34,55 artarken, İran’da bu oran yüzde 105.
Türkiye’nin diğer komşularındaki gıda enflasyonu ise çok daha düşük seviyelerde. Ermenistan’da yüzde 9,5, Gürcistan’da yüzde 7,5, Azerbaycan’da yüzde 6,8, Bulgaristan’da yüzde 5,7, Yunanistan’da yüzde 4,4 ve Irak’ta yüzde 1,5.
İran dışarıda bırakıldığında Türkiye’nin komşularındaki ortalama gıda enflasyonu yaklaşık yüzde 5,9. Buna göre Türkiye’deki yüzde 34,55’lik gıda enflasyonu, İran hariç komşu ülkeler ortalamasının yaklaşık 5,9 katı düzeyinde.
Suriye ise veri setinde yer almadığı için karşılaştırmaya dahil edilemedi.
Gıda enflasyonu, hanelerin temel ihtiyaçlara erişimini doğrudan etkileyen göstergelerden biri. Özellikle düşük gelirli haneler için gıdaya ayrılan bütçe payı daha yüksek olduğundan, gıda fiyatlarındaki artış yaşam maliyetini daha ağır biçimde etkiliyor.
*Seçili ülkelerde yıllık gıda enflasyonu
Yüksek enflasyon neyden kaynaklanıyor
Türkiye’nin Avrupa ve komşu ülkelerden bu kadar ayrışması, fiyat artışlarının yalnızca küresel emtia fiyatları, savaşlar ya da iklim koşullarıyla açıklamak eksik kalır. Çünkü gıda enflasyonu yalnızca dış şokların değil, hükümetin para politikası, tarım destekleri, üretim planlaması ve piyasa yönetimi tercihlerinin sonucu olarak bu kadar yüksek.
Aynı dış koşullara maruz kalan çok sayıda ülkede gıda enflasyonu tek haneli oranlarda kalırken, Türkiye’de fiyat artışının yüzde 30’un üzerinde seyretmesi, sorunun önemli ölçüde ülke içindeki ekonomi ve tarım politikalarından kaynaklandığının kanıtı.
Bu tablonun ilk nedeni, hükümetin uzun süre fiyat istikrarını öncelemeyen para politikası tercihi. TL’deki değer kaybı, mazot, gübre, yem, tohum, ilaç ve enerji gibi tarımsal üretimin temel girdilerini doğrudan pahalılaştırdı. Birleşmiş Milletler’in Gıda ve Tarım Örgütü de (FAO) yayımladığı son Türkiye değerlendirmesinde gıda fiyatlarının yüksek kalmasında kurdaki değer kaybının etkisine dikkat çekiliyor. Raporda tohum, pestisit ve enerji gibi girdilerdeki artışın büyük ölçüde kur kaynaklı olduğu belirtiliyor.
İkinci neden, tarımsal desteklerin hem yetersiz hem de üreticinin maliyet yapısına göre geç kalması. 5488 sayılı Tarım Kanunu’na göre bütçeden tarımsal desteklere ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olmaması gerekiyor. Ancak 2026 için açıklanan 168 milyar liralık tarımsal destek bütçesi, 63,2 trilyon liralık millî gelirin (2025) yalnızca yaklaşık yüzde 0,27’sine denk geliyor.
Yani çiftçiye kanunla verilmesi gereken destek dahi verilmiyor. Tarım Bakanlığı’nın bütçesi bile çiftçiye verilmesi gereken desteğin altında.
Üretici maliyetlerindeki artış da gıda enflasyonunun kalıcı hale gelmesinde belirleyici. TÜİK’in Şubat 2026 verilerine göre tarımsal girdi fiyat endeksi yıllık yüzde 31,55 arttı; Mart 2026’da tarım ürünleri üretici fiyat endeksi ise yıllık yüzde 36,09 yükseldi. Yani artış yalnızca market rafındaki fiyatlamadan kaynaklı değil. Tarladaki, ahırdaki ve nakliyedeki maliyet baskısından besleniyor.
Buna rağmen hükümetin gıda enflasyonuyla mücadelesi çoğu zaman zincir market denetimleri, geçici indirim çağrıları, dönemsel ithalat kararları veya ihracat kısıtlamaları gibi kısa vadeli araçlara sıkışıyor. Oysa gıda fiyatlarını kalıcı olarak düşürmenin yolu, üreticinin maliyetini azaltan, çiftçiye öngörülebilir gelir sağlayan, kooperatifleri güçlendiren, sulama ve depolama altyapısını geliştiren ve ithalatı fiyat krizlerinde başvurulan geçici bir pansuman olmaktan çıkaran bir tarım politikasından geçiyor.
Özetle gıda fiyatları üzerindeki baskı, hükümetin kur politikasından tarımsal desteklere, ithalat kararlarından piyasa denetimine kadar uzanan tercihleriyle büyümüş durumda. Ve bu yalnızca ekonomik bir sonuç olarak değil aynı zamanda tarım ve ekonomi yönetiminin faturası olarak karşımızda duruyor.
(HA)
Halk sağlığı üzerine yazmak "haksız rekabet"miş: Bülent Şık'a tazminat cezası
Bülent Şık “Polen Davası”nda yarın hakim karşısına çıkıyor
Gazeteci İsmail Arı hakkında 6 yıla kadar hapis istemi
162 yıllık hafıza: Türkiye’nin ilk Çerkes Müzesi Uzuntarla'da açıldı
Bir konserden fazlası: Ragon Bal