“Defalarca polisi aradım, ‘Kardeşim zorla tutuluyor’ dedim, ama kimse yardım etmedi. Polisler geldi, ‘Yapacak bir şey yok’ dediler. Karakola gittim, saatlerce anlattım ama ciddiye alınmadım. Bana, ‘Sen bizi boşuna aramışsın’ dediler. Cemil bana, ‘Polise git, bana kimse bir şey yapamaz’ dedi. Gerçekten de kimse bir şey yapmadı. En sonunda kardeşimi torbanın içinde gördüm… Ayşe’yi o halde gördüğüm gün ben de öldüm. O gün Esra da öldü.”
Esra Tokyaz ikiz kardeşi Ayşe Tokyaz için mücadele etmeye devam ediyor. Bakmayın siz onun ilk duruşmada “Ayşe değil Esra öldü” demesine, Esra “Ayşe’nin öldürülmesinde kimin parmağı varsa ona ceza verilmesi için nefes alıyor…”
İstanbul’da üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın öldürülmesine ilişkin davada, eski polis memuru Cemil K.'nin yargılanmasına 24 -26 Mart’ta devam edilecek. O duruşmada Esra’nın yalnız bırakılmaması tahmin ettiğinizden, ettiğimizden çok daha önemli.
Gelelim dava detaylarına…Davada toplam 9 erkek sanık yargılanıyor. Sanıklardan 8’i tutuklu, 1 sanık erkek adli kontrol şartıyla serbest.
Esra Tokyaz
Davanın 29-30-31 Aralık 2025’teki ilk celsesinde, baş sanık Cemil K. hariç, diğer sanıkların savunmaları dinlendi ve Ayşe’nin ikizi Esra Tokyaz konuştu.
Cemil K.’nin Esra’yı ve ailesini tehdit etmesi, duruşmadaki rahat tavırları bireysel bir suçtan ziyade kendisini koruyacak bazı güçlerin olduğu kanısını güçlendiriyor.
Duruşmada, zaman zaman Esra ve ailesine gülerek bakması, “diğer sanıkları bırakın beni yargılayın” gibi laflar etmesi, bazı iddialara göre de sanıkların tamamının avukat ücretini ödemesi, bir çok soruyu dahası polislikten ihraç birinin bu kadar çok nasıl maddi gücü olduğu sorusunu beraberinde getiriyor.
Ayrıca, Cemil K.’nin bazı sanıklardan söz ederken “o benim adamım değil” diye söz etmesi, yine örgütlü bir yapıya işaret ederken, duruşmalar boyunca sanıkların anlatımlarından edindiğim izlenime göre ortada bir yasaklı madde satışı ve kadınları seks ticaretine sürükleyen bir yapı var.
Yani öyle karşımıza sıkça çıkan bir erkek şiddetinden ziyade ortada profesyonelce işlenmiş bir cinayet ve suç örgüsü var, ne yazık ki…
Bu arada Cemil K.’nin daha önce Diyarbakır’da başka bir kadını öldürmekten yargılandığı davada da ilk duruşmada savunma yapmadığı, genel bir taktik olarak zaman kazanmak için bu yöntemi uyguladığı düşünülüyor.
Bu yazıda Ayşe Tokyaz cinayetinin sıradan her dönem karşımıza çıkan bir erkek şiddeti olmadığını, organize bir suç ağıyla işlendiğini anlatmaya çalışacağım.
Önce cinayet öncesine bakalım.
Ayşe ve Cemil K. nasıl tanıştı?
Ayşe Tokyaz, Cemil K. ile olaydan yaklaşık 4-5 ay önce sosyal medya üzerinden tanıştı. Ayşe, Cemil K. ile yüz yüze görüşmek için Eskişehir’e gitti. Bu süreçte Cemil K.’nin arkadaşı Cemal A. (Daha çok ayakçısı diye de tabir ediliyor) Ayşe’ye eşlik etti.
Ayşe, dönüşte Cemil K. ile “imam nikahı” kıydıklarını ve bu nikaha Cemal A.’nın şahit olduğunu söyledi. Cemil K., Ayşe’ye İstanbul’da bir ev tuttu ve ev eşyaları için para gönderdi. Eşyaların alınmasında da yine çevresindeki kişiler devreye girdi.
İlişkinin ilerleyen sürecinde şiddet vakaları oldu. Esra Tokyaz’ın anlatımına göre Ayşe sık sık ağlıyor, darp ediliyordu. Evde başka kadınların bulunması nedeniyle tartışmalar yaşandı ve Ayşe bir süre evden ayrıldı ancak tekrar barışmaya zorlandı.
Ayşe, Cemil K.’nin kendisine zorla uyuşturucu kullandırdığını ve tehdit edildiğini de kardeşine anlattı. 2 Temmuz’da Esra, Ayşe’nin yüzünde ciddi darp izleri gördü. 8 Temmuz’da ise görüntülü konuşmada Ayşe’nin yüzünün kanlar içinde olduğunu gördü. Bu fotoğrafı kanıt olarak ilk celsede mahkemeye sundu.
Şimdi de cinayet gününe bakalım…
9 Temmuz’da Ayşe’nin Cemil K. ile birlikte siteye girdiği ve bir daha çıkmadığı tespit edildi. 10 Temmuz akşamı Cemil K., Esra’yı arayarak “yüzükleri getir” bahanesiyle eve çağırdı.
Esra eve gittiğinde Ayşe’yi göremedi. Cemil K., Ayşe’yi AVM civarında bıraktığını söyledi. Ancak Ayşe’nin sürekli giydiği ayakkabıların evde olması bu beyanla çelişti.
11 Temmuz gecesi saat 01:47 civarında Cemil K. ve yanındaki bir kişinin valizi araca taşıdığı güvenlik kameralarına yansıdı. 01:50’de araç siteden çıktı. Bu valizin içinde Ayşe’nin cansız bedeni vardı.
12 Temmuz’da Ayşe’nin cesedi Eyüpsultan’da bir valiz içinde bulundu. İlk celse duruşmada anlaşıldı ki eğer yakalanmasaları Cemil K.’nin suç ortakları bu valizi hayvanlar mezarlığına gömeceklerdi.
Sanıklar kim ve kim hangi suçtan yargılanıyor?
Baş sanık Cemil K., “kasten öldürme” ve “suç delillerini yok etme” suçlamalarıyla yargılanıyor.
Diğer sanıklar ise cinayetin ardından cansız bedenin taşınması ve ortadan kaldırılması sürecine katılmakla suçlanıyor.
Barış C. A., Erhan G., Yusuf Z. S. valizi alıp yeşil alana bırakmakla suçlanırken, Necmettin E. bu süreci organize etmekle itham ediliyor.
Cemal A. ve Mustafa E. A. ise olayın içinde yer aldıkları ancak doğrudan cinayet kastlarının olmadığı yönünde savunma yapıyor.
Polis memuru olan İlker U. U. ve Oğuz K. hakkında ise hem yardım hem de delil karartma şüphesi bulunuyor.
Dosyada, sanıkların büyük kısmı olayın bir cinayet olduğunu bilmediklerini, Cemil K.’nin kendilerini kandırdığını iddia ediyor.
Baş şüpheli, Polnet bilgilerine nasıl ulaştı?
Ayşe Tokyaz cinayetine ilişkin soruşturma dosyasına giren teknik veriler, HTS kayıtları, dijital incelemeler ve şüpheli beyanları birlikte değerlendirildiğinde baş şüpheli Cemil K. ile bazı polis memurları arasında bilgiye dayalı, organize bir iş birliği modeli ortaya çıkıyor. Dosyadaki bulgular bu ilişkinin tesadüfi ya da bireysel yardım sınırını aştığını, belirli aşamalar halinde ilerleyen bir yapı olduğunu gösteriyor.
Soruşturmadaki en kritik kırılma noktası 12 Temmuz’da gerçekleşen PolNet veri sızıntısı olarak değerlendiriliyor.
Cemil K., eski polis bağlantıları üzerinden aktif görevdeki polis memurlarına ulaştı. Bu zincirde Cemil K.’nin yaptığı aramanın ardından görevdeki bir polis memuru sistem üzerinden sorgu yaptı, “olay özeti” ekranı fotoğraflanarak WhatsApp üzerinden paylaşıldı ve bu bilgi tekrar Cemil K.’ye ulaştırıldı.
Bu süreçte sorgunun yetkisiz yapıldığı, başkasına ait sistem erişiminin kullanıldığı, resmi verinin fotoğrafla dışarı çıkarıldığı ve elde edilen bilginin doğrudan şüpheliye iletildiği tespit edildi. Bu sayede Cemil K.’nin hakkında şikayet olduğunu, suçlamanın niteliğini ve yakalanma ihtimalini resmi süreçlerden önce öğrendiği değerlendiriliyor. Dosyada bu durum, soruşturma gizliliğinin ihlali ve şüpheliye avantaj sağlanması olarak yorumlanıyor.
Dijital incelemelerde ortaya çıkan mesajlaşmalar, iş birliğinin tek bir kişiyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Mesajlarda geçen “katip var abi”, “katiplere sorarız” ve “mukayyit bakar” ifadelerinin, adliye ve emniyet sistemlerine erişimi olan kişiler için kullanılan kurumsal bir dil olduğu değerlendiriliyor. Bu ifadeler, sistem içinden bilgi çeken kişiler olduğunu, bu kişilere ulaşan bir bağlantı ağı kurulduğunu ve bu bilginin merkezde Cemil K.’de toplandığını ortaya koyuyor.
Edindiğim bilgilere göre bu yapı bireysel yardım değil, küçük ölçekli ama organize bir erişim ağı niteliği taşıyor. Cemil K.’nin yalnızca tek bir polisle değil, birden fazla temas noktasıyla sistem içi bilgiye ulaşabildiği değerlendiriliyor.
Soruşturma bulgularına göre PolNet’ten gelen bilgi, olayın akışında doğrudan bir değişikliğe yol açtı. Bu bilgi sızdırılmadan önce Cemil K.’nin Esra Tokyaz’ı oyaladığı, Ayşe’nin hayatta olduğu izlenimini verdiği ve cansız bedenin henüz evde bulunduğu tespit edildi.
Bilginin ulaşmasının hemen ardından ise sürecin hızlandığı, panik başladığı ve cansız bedenin ortadan kaldırma kararının alındığı değerlendiriliyor. Bu aşamada taşıma organizasyonunun devreye sokulduğu ve farklı kişilerin sürece dahil edildiği görülüyor. Bu nedenle dosyada bilgi sızdırma suçun ikinci aşamasını başlatan kritik eşik.
Dosyada polislerle temasın üç farklı seviyede gerçekleştiği belirtiliyor. İlk olarak sistemden veri çekilmesi ve şüpheliye iletilmesi şeklinde aktif bilgi sızdırma yer alıyor.
İkinci olarak olay yeri müdahalesinde zafiyet iddiaları bulunuyor; ilk aramalarda delillerin fark edilmediği ve yüzeysel inceleme yapıldığı öne sürülüyor.
Üçüncü olarak ise Cemil K.’nin eski meslek bağlantıları üzerinden güven ve koordinasyon sağladığı değerlendiriliyor.
Finansal bağlantılar
Bu üç katman birlikte ele alındığında, yapının yalnızca bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda süreci kolaylaştıran çok yönlü bir mekanizma içerdiği görülüyor.
Dosyada yer alan bulgular, delil karartma sürecinin rastgele değil, planlı ve sistematik şekilde yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Telefonların sıfırlanması, uygulamaların kaldırılması ve verilerin geri getirilemeyecek şekilde silinmesi bu sürecin ilk adımlarını oluşturuyor.
Bunun yanında para transferlerine ilişkin dekontlar, ses kayıtları ve olayla ilgili görsellerin özellikle seçilerek silindiği tespit edildi. Bu durum, rastgele bir silme işlemi değil, hedefli bir veri temizliği yapıldığını gösteriyor.
Uygulama silme zamanlaması da dikkat çekici bulunuyor. WhatsApp’ın cesedin ortadan kaldırılmasının hemen ardından silinmesi, bu işlemin ani bir refleks değil bilinçli bir karar olduğunu ortaya koyuyor.
Fiziksel delillerin gizlenmesi sürecinde ise Ayşe’nin cansız bedeninin valize konulması, farklı araçlarla taşınması ve yerleşim dışı bir alana bırakılması gibi yöntemler kullanıldı. Bununla birlikte taşıma sürecinde zincirleme bir yapı kurularak fail ile eylem arasına mesafe konulmaya çalışıldığı değerlendiriliyor.
Bilirkişi raporlarında yer alan bazı tespitler, taraflar arasında maddi bağlantı ihtimalini de gündeme getirdi. Özellikle finansal verilerin silinmiş olması, bu ilişkinin yalnızca tanışıklık değil, çıkar temelli olabileceği yönünde şüpheye güçlendiriyor?
“Erkek- devlet aklı”
bianet’e davayada dair bilgi veren Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden Avukat Begüm Osma Yılmaz şöyle dedi:
"Ayşe Tokyaz dosyası, hukuki niteleme itibarıyla salt bir TCK m. 81 'kasten öldürme' vakasının çok ötesindedir; bu cinayet, erkek şiddetinin devletin bürokratik mekanizmaları ve kolluk gücüyle nasıl kol kola girdiğinin, patriyarkal sistemin kadın hayatını nasıl değersizleştirdiğinin en karanlık özetidir.
Dosyaya yansıyan HTS kayıtları ve PolNet üzerinden hukuka aykırı şekilde elde edilen veriler, karşımızda TCK Madde 220 kapsamında değerlendirilmesi gereken organize bir suç ağı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ancak bu ağ yalnızca kriminal bir organizasyon değil; gücünü failleri koruyan o üniformalı erkek dayanışmasından ve 'bana kimse bir şey yapamaz' diyen erkek-devlet aklından almaktadır.”

Epstein belgeleri ve Ayşe Tokyaz cinayeti: “Bana kimse bir şey yapamaz” düzeni

Ayşe Tokyaz cinayetinde baş şüpheliden ezber savunma: Merdivenden düştü
(EMK)














