Trump NATO’nun üye ülkelerin toprak birliğini koruma güvencesini hedef aldı: “Grönland ABD’nin olmalı”
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da konuğu olduğu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşmesi sırasında Grönland’ın Danimarka’nın değil, ABD’nin kontrolünde olması gerektiğini yeniden gündeme getirdi.
Trump, Danimarka krallığı bünyesinde özerk bir ada olan Grönland için “ABD açısından önemli bir parça” ifadesini kullandı ve Grönland’ın Çin ve Rus gemileriyle çevrili olduğu yönündeki bugüne değin doğrulanmamış iddiasını yineledi. AP’nin haberine göre Trump, “Burası ABD tarafından kontrol edilmeli, Danimarka tarafından değil” dedi.
Trump’ın çıkışı, NATO’nun kurucu mantığıyla doğrudan çelişme içinde. İttifak, 32 üyenin birbirlerinin toprak bütünlüğünü savunma ve dış saldırıya karşı birlikte hareket etme ilkesi üzerine kurulu. Grönland NATO üyesi Danimarka Krallığı’na geniş bir özerklik anlaşmasıyla bağlı bir bölge. Grönland halkı 2009’daki özyönetim düzenlemesiyle bağımsızlık dahil kendi geleceğini belirleme hakkına sahip oldu. Halen, hakkını Danimarka Krallığı içinde yer alma doğrultusunda kullanıyor.
Nüks eden Grönland merakı
Trump’ın Grönland çıkışı yeni değil. ABD Başkanı geçtiğimiz yıl da Kuzey Kutbu’ndaki stratejik konumu, nadir mineral kaynakları ve ABD’nin adada İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana sahip olduğu Thule/Pituffik Üssü’nün varlığı dolayısıyla Grönland’ın ABD denetimine geçmesi gerektiğini savunmuştu. Bu talep Danimarka, Grönland ve diğer Kuzey Avrupa ülkelerinde derin öfke, tedirginlik ve kafa karışıklığı yaratmıştı. Kopenhag, Grönland’ın “satılık olmadığını” vurgularken, Grönland yönetimi de adanın geleceğine ancak Grönland halkının karar verebileceğini açıklamıştı.
PANAMA KANALI DA HEDEFTE
Trump Grönland'a göz dikti: "Kontrol etmek için asker kullanabiliriz"
Danimarka: Binler, ABD istilasına karşı alana çıktı: “Grönland'a Dokunmayın”
"GRÖNLAND DİRENİŞİ"
"Avrupa ABD'ye karşı savunmaya hazır"
Trump’ın Grönland ile ilgili olarak gazetecilere verdiği yanıta Erdoğan’ın bir müdahalesi ya da değinmesi olmadı. Erdoğan’ın dikkatleri daha çok F-35 satışı ve CAATSA yaptırımlarına odaklıydı. Medya karşısında bu konular dışına çıkmadı.
NATO devlet ve hükümet başkanları zirvesi bugün
Trump’ın Erdoğan’la görüşmesinde söyledikleri zirvenin birinci gün planındaki ikili görüşmeler kapsamı içinde yer almakla birlikte, NATO’nun esas toplantı düzeni olan, tüm liderlerin katıldığı Kuzey Atlantik Konseyi formatındaki bir konuşma değildi. Trump’ın Grönland çıkışı bu bakımdan bugünkü Konsey görüşmelerinin içeriğini kontrol altına almaya, “patronunun kim olduğunu” hissettirmeye yönelik bir çıkış. Buna NATO müttefiklerinin hukukunun da tartışılabilir olması dahil.
Bugünün programında lider oturumları, yani devlet ve hükümet başkanlarının ortak NATO gündemi çerçevesinde masa çevresinde buluştukları görüşmeler var. Bu oturumlarda gündem; savunma harcamaları, savunma üretimi, Rusya’ya karşı caydırıcılık, Ukrayna desteği, ortak kapasite ve ittifakın stratejik yönü olacak.
Rutte zirve öncesi Ankara toplantısının “teslimat ve uygulama” odaklı olacağını, yani geçen yıl Lahey’de verilen taahhütlerin daha güçlü ordulara, daha yüksek savunma üretimine ve yeni kabiliyetlere nasıl dönüştürüleceğinin gösterileceğini söylemişti.
NATO üyeleri silah harcamalarıyla Trump’ın gönlünü almak isterken
Trump’ın NATO’nun Ankara Zirvesi’ndeki sözleri, Avrupa başkentlerinin zaten kendilerini baskı altında hissettikleri bir dönemde yankılandı. Zirvede NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve Avrupalı liderler, Trump’ın uzun süredir tekrar ettiği “Avrupalılar savunmaya yeterince para harcamıyor” yakınmasını dindirmeye yönelik büyük savunma alım projelerini öne çıkarmaya hazırlanıyorlardı. Reuters, zirve öncesi NATO’nun Ankara’da “on milyarlarca dolarlık” yeni sözleşmeleri duyurmaya hazırlandığını aktarmıştı.
AWACS yenilemesi ve havada yakıt ikmal uçakları
Bu kapsamda, NATO’nun yaklaşık 50 yıldır kullandığı AWACS erken uyarı uçaklarının yenilenmesi için İsveç’in Saab savunma sistemleri şirketinin GlobalEye gözetleme uçaklarının seçilmesi zirve gündemindeydi. Reuters daha önce, NATO’nun 14 E-3A AWACS uçağının yerine GlobalEye sisteminin açıklanmasının beklendiğini yazmıştı. AP’nin haberine göre İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, 10 ülkeden oluşan bir konsorsiyum için 10 kadar yeni GlobalEye uçağı tedarik edileceğini duyurdu ve bunu “büyük bir gurur anı” olarak niteledi.
Zirvede ayrıca 15 ülkenin Airbus’tan havada yakıt ikmali ve nakliye uçakları alımına yönelik çok uluslu bir girişimi haber verdikleri, dört ülkenin de Triton gözetleme dronları için ortak alım planı yaptığı bildirildi. NATO’nun “kendi” silahı yok. Silahlar üye devletlerin mülkiyetinde. Buna karşın üye ülkelerin ortak gözetleme, erken uyarı ve ikmal kapasitesi ittifakın kolektif askeri altyapısının belkemiği olarak değerlendiriliyor.
Trump’tan Erdoğan’a F-35 jesti: “Yaptırımları kaldırıyoruz”
Ankara’daki Erdoğan-Trump görüşmesinde ikinci büyük başlık Türkiye’nin F-35 programına dönüş olasılığıydı. Trump, Erdoğan’la görüşmesinde, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alması nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını söyledi. Reuters da Trump’ın 7 Temmuz’da Türkiye’ye yönelik yaptırımları kaldıracağını ve F-35 satışını değerlendireceğini duyurduğunu aktardı.
CAATSA yaptırımları nedir?
Türkiye, 2019’da Rus yapımı S-400 sistemlerini teslim almasının ardından F-35 programından çıkarılmış, 2020’de de ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası kapsamında yaptırımlara tabi tutulmuştu. Ankara uzun süredir hem yaptırımların kaldırılmasını hem de F-35 programına geri dönmeyi hedefliyor.
Trump, yaptırımların kaldırılması için Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hazine Bakanı Scott Bessent ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in çalıştığını söyledi. F-35 satışı için de “kesinlikle değerlendireceğimiz bir şey” ifadesini kullandı. Trump ayrıca Türkiye’nin “birçok bakımdan sadık olacağını düşündüğümüz başka ülkelerden çok daha sadık” olduğunu savundu.
Erdoğan ise ABD’nin F-35 satışını yeniden açmasını beklediğini belirterek Trump’ın verdiği sözün arkasında duracağına inandığını söyledi. İki lider, Ankara’daki görüşmede kişisel yakınlıklarını da öne çıkardı. Trump, Erdoğan’la ilişkisini soran gazetecilere “Aramızda işleyen bir kimya var” karşılığını verdi; “Bazen onun gibi en zorlu insanlarla iyi geçinirsiniz” dedi.
Ancak yaptırımların kaldırılması, Türkiye’nin F-35 programına tam dönüşü için yeterli olmayabilir. ABD yasaları, Türkiye S-400 sistemlerini elinde tuttuğu sürece F-35 satışı önünde yasal ve kongresel engeller bulunduğunu öngörüyor. Reuters, Trump yönetiminin yaptırımları kaldırsa bile hukuki ve Kongre kaynaklı itirazları aşmak zorunda kalacağını belirtiyor.
İsrail ve Kongreden itiraz
Türkiye’ye F-35 satışının yeniden gündeme gelmesi İsrail’de ve ABD Kongresinde rahatsızlık yaratıyor. AP’nin aktardığına göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Trump’a Türkiye’ye F-35 satılmaması gerektiğini söylediğini belirtti. Netanyahu, böyle bir satışın İsrail’i tehlikeye atacağını savunarak, “Bu barış ve istikrar gücü değildir” dedi.
ABD Kongresinde de Türkiye’nin S-400 sistemlerini elinde tuttuğu koşullarda F-35 programına dönüşüne karşı çıkan güçlü bir grup var. Bu itirazların odağında iki konu: Rus sistemlerinin NATO altyapısı ve F-35 teknolojisi açısından güvenlik riski yaratacağı iddiası ve Ankara’nın dış politikada Washington çizgisinden bağımsız hareket etmesi.
Zelenskiy’den NATO üyeliği çağrısı
Zirvenin birinci gününün üçüncü önemli gündemi Ukrayna oldu. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ülkesinin NATO’ya kabul edilmesi çağrısını yineledi. Zelenskiy, Ukrayna ordusunun savaş tecrübesinin NATO’nun savunma kapasitesini güçlendireceğini söyledi; Rusya içindeki petrol rafinerileri ve enerji altyapısına yönelik derin saldırı kabiliyetini örnek gösterdi.
Zelenskiy, Ukrayna kuvvetlerinin her ay ortalama 30 bin Rus askerini “etkisiz hale getirdiğini” savundu ancak bunun övünülecek bir şey olmadığını, Ukrayna’nın bu savaşı istemediğini ve kendisini savunmak zorunda kaldığını söyledi. AP’ye göre Zelenskiy’nin çarşamba günü Ankara’da Trump’la görüşmesi bekleniyor.
Avrupa’da Rusya’nın doğrudan NATO’ya saldırısından çok, siber saldırılar, sabotajlar, hava sahası ihlalleri ve örtülü operasyonların birleşiminden oluşan “hibrit saldırı” ihtimali kaygı yaratıyor. Zirve kulislerinde konuşan üst düzey bir NATO yetkilisi, Rusya’nın Polonya, Romanya ve Estonya hava sahalarındaki ihlalleri dahil “pervasız” adımlar attığını, ancak ittifakın Moskova’yı bir NATO üyesine doğrudan saldırmaktan caydırmayı başardığını söyledi.
(AEK)