ABD ve İsrail ordularının 28 Şubat’ta İran’a saldırılarıyla başlayan savaşta 8 Nisan’da sağlanan geçici ateşkes ilan edilse de, İsrail’in Lübnan’a saldırılarını sürdürmesi ve tarafların talepleri arasındaki büyük farklılık sürecin kırılganlığını artırıyor.
ABD ile İran arasında Pakistan arabuluculuğunda varılan ve İsrail’i de kapsayan ateşkesin ardından taraflar İslamabad’da bir araya gelinmesi konusunda anlaştı.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Pakistan’da 11 Nisan’da yapılması planlanan görüşmelerde İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın başkanlık etmesi, ABD’yi de Başkan Yardımcısı James David Vance’in temsil etmesi öngörülüyor.
Görüşmelerde, çok boyutlu bir krize dönüşen savaşın ardından ilan edilen geçici ateşkesin kalıcı hale getirilmesi hedeflenirken, tarafların birbirine sunduğu karşı metinler ve sahada yaşanan çelişkili açıklamalar, görüşmelerin gerçekleşme ihtimalini zora sokarken barış umutlarını da ciddi şekilde sarsıyor.

Savaşın 40. gününde ateşkes: İran'ın 10 maddelik teklifinde neler var?
Trump’ın 15 maddelik taleplerinde belirsizlik, İran’ın 10 maddede ısrarı
Sürecin fitili, ABD Başkanı Donald Trump’ın “savaşı bitirmek” adına masaya sürdüğü 15 maddelik sert bir “çözüm paketiyle” ateşlendi.
Trump’ın “nihai teklif” olarak sunduğu bu metin; İran’ın tüm nükleer tesislerinin sökülmesini, mevcut uranyum stoklarının yurt dışına transferini, balistik füze programının kısıtlanması ve Hürmüz Boğazı’nın hiçbir ücret talep edilmeksizin derhal dünya trafiğine açılmasını şart koşuyordu.
Ancak Tahran yönetimi, bu maddeleri “ulusal egemenliğe bir saldırı ve teslimiyet belgesi” şeklinde nitelendirerek reddetti. İran, Trump’ın 15 maddelik teklifine yanıt olarak kendi 10 maddelik karşı metnini masaya koydu.
Tahran’ın bu karşı hamlesi, topraklarına yönelik bir daha saldırı düzenlenmeyeceğine dair kesin garanti verilmesini, yaptırımların kaldırılmasını, sivil nükleer programının tanınmasını ve dondurulan varlıkların iadesi ve tazminat gibi maddeleri içeriyor.
İran’ın teklifinde en dikkati çekici madde ise “Hürmüz Boğazı için yeni geçiş protokolünü” içeriyor. İran, bu süreçte Hürmüz Boğazı’ndaki gemilerden geçiş ücreti alınmasını öngören yasa tasarısı hazırladığını duyurdu.
ABD yönetiminin ateşkesin hemen öncesinde 15 maddelik planında ne tür değişiklikler yaptığı ise tam olarak bilinmiyor.


HAMANEY: "BOĞAZIN YÖNETİMİNDE YENİ AŞAMA"
İran'ın Hürmüz şartları: "Geçenden 10 akçe, geçmeyen kendi bilir"
ABD’den İran’ın teklifine ilişkin çelişkili açıklamalar
Diplomatik belirsizliği zirveye taşıyan gelişme ABD kanadında yaşandı.
Ateşkesin duyurulmasının ardından Trump, sosyal medya üzerinden İran’ın 10 maddelik karşı teklifini “mantıklı ve üzerinde konuşulabilir bir zemin” şeklinde niteleyerek “barışa” yeşil ışık yaktı.
Trump’ın bu iyimser mesajı piyasalarda kısa süreli bir rahatlama sağlasa da Başkan Yardımcısı Vance ve Beyaz Saray Sözcülüğü’nden taban tabana zıt çıkışlar geldi.
Beyaz Saray İran’ın taleplerinin mevcut haliyle “kesinlikle kabul edilemez” olduğunu ve Trump’ın “mantıklı” dediği teklifin masada yer alamayacağını savunarak Trump’ın açıklamalarını adeta tekzip etti.
Vance de talepleri “kabul edilemez” olarak niteledi.


Trump, "İran'da medeniyeti yok etme" planını iki hafta erteledi
Ateşkesin Lübnan’ı da kapsaması gerekliliği
Ateşkesin ilan edilmesinden sonra ilk büyük anlaşmazlık, arabulucu Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in açıklaması sonrasında yaşandı.
Şerif, İran’ın da 10 maddelik teklifinde yer aldığı şekilde mutabakatın “Lübnan dahil her yerde” geçerli olacağını duyurdu.
Bu açıklama bölgede sevinçle karşılanırken masada ABD’yi temsil edecek Başkan Yardımcısı Vance’den yalanlama geldi. Vance, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının İran’la yapılan geçici ateşkesin bir parçası olmadığını savunarak Pakistan’ın açıklamasını inkâr etti.
Washington’daki kafa karışıklığının perde arkası ise dün CBS News’in ABD’li yetkililere dayandırdığı bir haberle netleşti.
Habere göre Trump, başlangıçta ateşkesin bölge geneline yayılması için Lübnan’ın da kapsama dahil edilmesine onay verdi ancak bu tutum, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı kritik telefon görüşmesinin ardından değişti.
Netanyahu’nun, Lübnan’a yönelik saldırıların durmasının İsrail’in güvenliğini tehlikeye atacağı yönündeki baskısı üzerine Trump, dönüş yaparak Lübnan’ın ateşkes dışında tutulması gerektiğini kabul etti.
Trump, daha sonra PBS’e yaptığı açıklamada, “Lübnan, Hizbullah nedeniyle dahil edilmedi. O mesele ayrıca halledilecek” diyerek bu geri adımı doğruladı.
İran ile birlikte Türkiye, İspanya, Fransa, İngiltere, Çin, Rusya başta olmak üzere birçok ülke de ateşkesin Lübnan’ı kapsaması gerektiğini vurgularken İsrail, Lübnan’a saldırılarını sürdürüyor.


İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sürüyor: Bir günde en az 254 can kaybı
İsrail’in Lübnan’a saldırıları görüşmeleri belirsizleştiriyor
Tahran yönetimi, ateşkesin devamının, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının durdurulmasına bağlı olacağına dair açıklamalar yaptı.
Son olarak İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının, ABD ile varılan ateşkes anlaşmasının ihlali olduğunu belirterek, ateşkesi ihlal eden saldırıların devamının, İran ve ABD arasında planlanan müzakereleri “anlamsız” hale getireceği uyarısında bulunarak görüşmelerin iptal olabileceğine işaret etti.
İran Meclis Başkanı Kalibaf da dün yaptığı açıklamada, geçici ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını ve ateşkes ihlallerinin “güçlü tepkiler” doğuracağını ifade ederek, ABD’ye “Ateşi hemen söndürün” çağrısında bulundu.
Kalibaf, daha sonra tekrar yaptığı açıklamasında, aynı çağrılarını “Zaman daralıyor.” ifadeleriyle yeniden paylaştı.
Tüm bu gelişmeler ışığında, 11 Nisan’da İslamabad’da yapılması planlanan görüşmeler kritik bir dönüm noktası olarak görülse de hem Lübnan’a devam eden saldırılar hem ABD tarafındaki çelişkili açıklamalar, diplomatik zemini zayıflatırken müzakerelerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bile belirsiz hale getiriyor.

“İran, Lübnan’a saldırılar durmazsa ABD’yle görüşmeyecek”
(VC)



