Türkiye’de sinema, kültürel yaşama katılımın önemli araçlarından biri olarak kabul ediliyor. Fakat erişilebilirlik uygulamalarının sınırlı kalması nedeniyle bu deneyim herkes için eşit koşullarda gerçekleşemiyor. Sinema salonlarının büyük bölümünde gerekli teknik ve mekânsal düzenlemelerin bulunmaması, özellikle görme, işitme ve ortopedik engeli olan bireylerin film izleme deneyimine katılımını kısıtlayan başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Bu durum, sinemaya erişimin daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Sesli betimleme, ayrıntılı altyazı, işaret dili çevirisi ve mekânsal erişim düzenlemeleri gibi uygulamaların yaygınlaşmaması, sinema deneyiminin belirli gruplar için yapısal olarak sınırlı kalmasına neden oluyor.
Engelsiz Filmler Festivali Koordinatörü Kıvanç Yalçıner ve Erişilebilir Her Şey ekibinden Seben Ayşe Dayı Yarar ve Serim Berke Yarar’la ‘erişilebilir sinema’ üzerine konuştuk.
“Bir arada film izlemek mümkün”
Engelsiz Filmler Festivali, erişilebilir sinema üretimi ve gösterimi konusunda alternatif bir model sunuyor. 2013 yılından bu yana düzenlenen festival, film izleme deneyimini farklı engel grupları için erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor.
bianet’e konuşan Engelsiz Filmler Festivali Koordinatörü Kıvanç Yalçıner, 2013 yılında başlayan festivalin, “Bir arada film izlemek mümkün” sloganıyla yola çıktığını hatırlattı. Kıvanç’a göre, herkesin bir arada, eşit koşullar altında bir kültürel etkinliğe katılması mümkün.
Festivalin bu yıl 24-30 Nisan tarihleri arasında Goethe-Institut Ankara’da, 15-17 Mayıs’ta ise Eskişehir’de gerçekleştirileceğini belirtti. Kapsayıcılığın temel olarak konuşulması gerektiğini aktaran Yalçıner, bunun bir sınırının olmadığını dikkat çekti. Erişilebilirliğin ulaşım, eğitim ve istihdama erişimi de kapsayan bütünlüklü bir süreç olduğunu vurguladı:
“Hayatın her alanıyla ilişkili bir mesele. Bu nedenle yalnızca kültürel erişim ya da sinemaya erişimle sınırlı kalamayız, daha genel bir çerçeveden bakmak gerekiyor. Biz Engelsiz Filmler Festivali’nde erişilebilir filmler gösteriyoruz. Herkesin bir arada izleyebildiği, takip edebildiği bir kültürel etkinlik gerçekleştiriyoruz. Fakat tekerlekli sandalye kullanan ya da görme engelli birinin evinden çıkıp sinema salonuna gelmesi de bu sürecin bir parçası. Aynı şekilde eğitime ve istihdama erişim de bu bütünün içinde yer alıyor. Mekân meselesi de bunun bir parçası. Ortopedik engelli olanların, tekerlekli sandalye kullananların erişimine uygun mekânların varlığı bu hikâyenin önemli bir boyutu. Yani bir festivalin yapabilecekleri aslında sınırlı. Biz burada elimizden geldiğince, gücümüz yettiğince kapsayıcı bir etkinlik gerçekleştirmek için 14 yıldır çalışıyoruz.”

“Sektör isterse kısa sürede dönüşüm mümkün”
Yalçıner’e göre, Türkiye’de sinema sektöründe ortak bir irade oluşması halinde, vizyona giren filmler ile festival gösterimlerinin büyük bölümünün kısa sürede erişilebilir hale getirilebilir:
“2013’te başladığımızda teknoloji bugünkü gibi değildi ve o dönemde, erişilebilir bir film festivali gerçekleştirmek için bazı yöntemler icat etmek zorunda kalmıştık. Özellikle sesli betimlemeyi izleyiciye ulaştırmak konusunda. Bugün ise telefon yazılımları ve uygulamalar, tümü olmasa da çok büyük bir oranda film gösterimlerinin erişilebilir olarak gerçekleşmesine imkân tanıyor.”

“Uygulama yaygınlaştıkça maliyetler düşebilir”
Sinema sektörünün çok bileşenli bir yapı olduğunu belirten Yalçıner, bir filmin sesli betimleme metnini en iyi yazabilecek kişinin filmin senaristi ya da yönetmeni olabileceğini, bu nedenle erişilebilirliğin, filmin tasarım ve üretim aşamasında planlanabileceğini vurguladı.
Türkiye yapımı bir filmde bu sürecin yapımcı tarafından, yabancı bir filmde ise dağıtımcı tarafından yürütülebileceğini belirten Yalçıner, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sesli betimleme ve Türkçe ayrıntılı altyazı gibi uygulamalar hazırlanarak ulusal bir platform üzerinden görme engelli izleyicilere ulaştırılabilir. Sinema salonlarında da gösterimler ayrıntılı altyazıyla desteklenebilir.
“Film üretiminin zaten zorlu ve maliyetli bir süreç olduğunun farkındayız. Ancak sözünü ettiğim bu uygulamalar, toplam bütçe içinde oldukça küçük bir paya karşılık geliyor. Üstelik yaygınlaştıkça maliyetlerin daha da düşeceğini düşünüyorum. Bu nedenle mesele büyük ölçüde planlama ve niyet meselesi.”
“Ana akım filmlerde erişilebilirlik yok”
Erişilebilir Her Şey, kurumların hizmet ve deneyim süreçlerini erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde yeniden tasarlayan ve bu alanda danışmanlık ile eğitim hizmetleri sunan bir sosyal girişim olarak faaliyet gösteriyor.
Kurumun kurucu ortaklarından Seben Ayşe Dayı Yarar ve Serim Berke Yarar, vizyona giren filmlerin büyük bölümünün işaret dili, sesli betimleme ya da ayrıntılı altyazı gibi uygulamalarla sunulmadığını ifade etti.
İletişim Erişilebilirliği Uzmanı Seben Ayşe Dayı Yarar, bu ihtiyacın ancak sınırlı sayıdaki uygulamalar aracılığıyla karşılanabildiğini söyledi. Erişilebilir Tasarım Uzmanı Serim Berke Yarar ise bu uygulamaların tüm filmler için geçerli olmadığını, erişimin oldukça kısıtlı kaldığını vurguladı.
Serim Berke Yarar, sağır bireylerin sinema salonlarında yeterli altyazı ve işaret dili desteği bulunmadığı için filmleri anlamakta zorlandığını belirtti:
“Topluluğumuza ‘Sinemaya gidiyor musunuz?’ diye sorduk. Soru-cevapta sağırlar tarafından şöyle bir cevap geldi: Eskiden televizyon daha kısıtlı iken sinemaya gidip altyazıyla film izlerdik ve bütün vizyon filmlerini altyazıyla izlerdik. Artık sinemada zaten işaret dili yok. Filmleri daha çok online'da altyazıyla izlemeye çalışıyoruz ama ne yazık ki anlayamıyoruz. Yani mevcut durumda ne yazık ki erişilebilirlikten çok söz edemiyoruz.”
“Ama bunun yanında tabii güzel girişimler de var,” diyen Seben Ayşe Dayı Yarar, hem Engelsiz Filmler Festivali’ni örnek gösterdi hem de “Uluslararası 2 Yaka Kısa Film Festivali” için erişilebilir filmler ürettiklerini aktardı.
“Erişilebilir Sinema, Erişilebilir Festival”
Erişilebilirlik Her Şey ekibinden Seben Ayşe Dayı Yarar ve Serim Berke Yarar, 21. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali kapsamında 10 Mayıs’ta düzenlenecek olan “Erişilebilir Sinema, Erişilebilir Festival” etkinlikte konuşmacı olarak yer alacak.
Seben Ayşe Dayı Yarar, etkinliğe sinema sektöründen pek çok farklı ismin katılacağını belirterek, “Bütüncül bir yerden erişilebilir sinemayı ele alacaklarını düşünüyorum. Bu anlamda çok değerli olacak” dedi.
Serim Berke Yarar ise “Hem senaryo yazımında neye dikkat etmeliyiz ya da bir film festivali yapıyorsak neye dikkat etmeliyiz gibi konuları adım adım anlatıyor olacağız” ifadelerini kullandı.

(ZA/VC)











