Çocuk futbolcuların görünürlüğü kimin yararına?
Sosyal medya platformlarında çok sayıda çocuk, futbol sahalarında sergiledikleri performanslarla geniş kitlelere ulaşıyor. Henüz okul çağındaki çocukların antrenman görüntüleri, maç videoları ve bireysel becerileri “geleceğin yıldızı”, “yeni Messi” ya da “yeni Arda Güler” gibi başlıklarla paylaşılıyor.
Bu içerikler çoğu zaman başarı ve yetenek hikayeleri üzerinden dolaşıma girse de çocukların dijital ortamda görünür kılınma biçimleri, maruz kaldıkları performans baskısı ve sporun ekonomik bir gelecek vaadiyle ilişkilendirilmesi; çocuk hakları, mahremiyet ve dijital güvenlik açısından soruları beraberinde getiriyor.
Çocuğun dijital istismarı: Kidfluencer
Futbol, görünürlük ve sınıf atlama umudu
Çocuklar erken yaşlardan itibaren performanslarının sergilendiği, değerlendirildiği ve takip edildiği bir görünürlük alanının parçası haline geliyor. Bu durum, çocukların üstün yararının nasıl gözetildiği, dijital haklarının ne ölçüde korunduğu ve sporun çocuklar üzerindeki etkilerinin nasıl ele alınması gerektiği tartışmalarını gündeme taşıyor.
Çocuk futbolcuların sosyal medyadaki görünürlüğünü İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi üyesi Avukat Ezgi Sivrikaya, Psikolog Rabia Ada ve akademisyen Doç. Dr. İlknur Hacısoftaoğlu ile konuştuk.
Sivrikaya: Açık ya da kapalı hesap riski ortadan kaldırmıyor
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi üyesi Avukat Ezgi Sivrikaya’ya göre, çocuklara ait görsellerin sosyal medyada paylaşılması mahremiyet hakkı ve kişisel verilerin korunması açısından çeşitli riskler barındırıyor.
Sivrikaya, sosyal medya hesaplarının herkese açık ya da kapalı olmasının bu riskleri tamamen ortadan kaldırmadığını belirtiyor. Paylaşılan görüntülerin geniş kitlelere ulaşabildiğini ve üçüncü kişiler tarafından kopyalanabildiğini söyleyen Sivrikaya’ya göre temel mesele, çocuğun bu paylaşıma gerçekten rıza gösterip göstermediği.
"Çocuğundan performatif beklentisi yüksek ebeveynin, kendine şefkati de az"
Rıza tek başına yeterli mi?
Medeni Kanunu’nun yeterli olgunluğa sahip çocukların görüşlerinin alınmasını öngördüğünü hatırlatan Sivrikaya, çocuğun yeterli olgunlukta olmadığı durumlarda ebeveyn rızasının da tek başına yeterli kabul edilemeyeceğini söylüyor.
Bu noktada belirleyici ilkenin “çocuğun üstün yararı” olduğunu vurgulayan Sivrikaya, futbol videolarının paylaşımının da bu ilke doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor:
Paylaşılan videolar çocuğun yeteneklerinin parlatılması, bu alanda daha nitelikli bir eğitim alması ya da profesyonel iletişim ağlarının genişlemesine hizmet ediyor ise yararına olduğunu söyleyebiliriz. Fakat paylaşılan videolar çocuğun akran zorbalığına maruz kalmasına ya da ileride hatırlamak dahi istemeyeceği anılarına dair içerikler barındırması halinde küçüğün üstün yararına olduğundan bahsedemeyiz.
Ada: Çocukluk, performans alanı değildir
Psikolog Rabia Ada, çocukların sosyal medyada “üstün yetenekli yıldızlar” olarak sunulmasının gelişim süreçleri üzerinde çeşitli etkiler yaratabileceğini söylüyor.
Ada’ya göre çocukluk dönemi; oyun oynama, merak etme, hata yapma, akranlarla ilişki kurma ve kimlik oluşturma dönemi. Çocukların sürekli kamera karşısına çıkarılması ve yaptıkları her şeyin beğeni ya da takdir üzerinden değerlendirilmesi bu doğal gelişim sürecine zarar verebiliyor.
Oyunbaz Adıyaman: Çocukların kent hakkı için yeni bir model
Ada, buradaki temel sorunun çocukların araçsallaştırılması olduğunu belirtiyor. Ona göre çocuklar kimi zaman ailelerin ekonomik beklentilerinin, kimi zaman da gerçekleştiremedikleri hayallerinin taşıyıcısı haline gelebiliyor. Çocuğun “üstün yeteneği” olarak sunulan şey, bazı durumlarda ebeveyn beklentilerinin bir yansımasına dönüşebiliyor. Çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin eşit olmadığını hatırlatan Ada, bu nedenle çocukların kendi isteklerini ifade etmekte zorlanabileceğine dikkat çekiyor:
Erken yaşlardan itibaren tüm yaşamın sadece profesyonel futbolcu olma hedefi etrafında kurgulanması, çocuğun sağlıklı gelişim için ihtiyaç duyduğu çok boyutlu kimlik inşasını engeller. Çocuk, henüz kendi potansiyelini, farklı ilgi alanlarını ve sosyal rollerini keşfedemeden kendisine dışarıdan giydirilen sporcu kimliğine hapsedilebilir.
Futbol endüstrisi ve çocuklar
Akademisyen Doç. Dr. İlknur Hacısoftaoğlu, futbolun uzun yıllardır özellikle yoksul ailelerden gelen çocuklar için sınıf atlama umuduyla ilişkilendirildiğini söylüyor.
Futbolun 20. yüzyıl boyunca hızla küreselleşerek büyük bir endüstriye dönüştüğünü belirten Hacısoftaoğlu, bu sporun bir yandan çocukların en yaygın fiziksel etkinliklerinden biri olduğunu, diğer yandan çeşitli dışlama mekanizmaları üretebildiğini ifade ediyor.
Başarı yalnızca yetenekle açıklanamaz
Hacısoftaoğlu’na göre profesyonel futbolda başarıya ulaşmak yalnızca yetenekle açıklanamaz. Futbol endüstrisinin talep ettiği performans için çocukların yoğun çalışma temposuna uyum sağlaması, kimi zaman eğitim ve sosyal yaşamlarından fedakarlık etmesi, gerekli ilişki ağlarına erişebilmesi ve karar vericilerle bağlantı kurabilmesi gerekiyor.
SHARENTING VE DİJİTAL MAHREMİYET
"Çocuklar bilinçlendikçe ebeveynlere karşı yasal yollara başvurabilecek"
Buna rağmen profesyonel futbolun sunduğu ekonomik ve toplumsal yükselme fırsatına ulaşabilenlerin sayısı oldukça sınırlı:
Endüstrinin büyüklüğü elbette futbolun, mahallelerde top peşinde koşan yoksul ailelerin oğlan çocukları için bir çekim merkezi olmasına neden oldu. Bu yeni değil; futbolun büyük bir endüstri içinde para kazanılabilecek bir işe dönüşmesinden bu yana durum böyle. Futbol yıldızlarının yaygınlaşan hikayeleri de çoğunlukla yoksulluktan kurtulma hikayeleridir. Messi, Maradona ve dünya futboluna damga vuran daha pek çok isim bunun örnekleri arasında yer alıyor.
(ZA/NÖ)
LGBTİ+ vicdani retçiler: “Devletin dayattığı erkekliği reddediyoruz”
Ayşenur’un gözleri İstanbul’da: Tanıklığın kamusal hafızası
“Güvencesiz akademisyen özgürce düşünemez”
İtalyan Lisesi’nde grev 100. gününde: Öğretmenler TİS bekliyor
Pınar Selek: Çalışmamı toplumsal hafızaya geri döndürmek istedim