Gazeteci ve yaşam hakları savunucusu Hakan Tosun’un ölümüne neden olan saldırıya ilişkin Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin'in "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanacağı dava bugün itibariyle görülmeye başladı.
Davada gün boyu 13 tanık dinlenildi. Mahkeme ara kararında 2 sanığın tutukluluk haline devam karar verdi. Bir sonraki duruşma 8 Temmuz'da.

Gazeteci Hakan Tosun cinayeti: İki sanığa müebbet hapis talebi
Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 14.00’te başlaması gereken duruşma 14.45'te ancak başlayabildi. Duruşma öncesinde de Tosun'un yakınları, sevenleri ve yaşam savunucuları İncirli Metrobüs Durağı'ndan Bakırköy Adliyesi'ne yürüdü.
Çok sayıda basın mensubu ve meslek örgütleri temsilcileri davayı takip etmek üzere duruşma salonuna girmek istedi ancak heyet sadece yedi gazetecinin içeriye alınacağını söyledi.
Bunun üzerine kısa süreli tartışma çıktı. Polis kalkanları ile mahkeme kapısı önündeki gazetecileri sürükledi. Darp edilenler oldu. Avukatlar aracılığı ile yedi gazeteci salona alındı.
Hakan Tosun'un ailesinin avukatlarının ısrarı üzerine dışarıda kalan tüm yaşam savuncuları ve gazeteciler için ek salon açıldı. Dışarıda kalanlar Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile davayı takip etti.
Duruşma Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Türkiye Temsilcisi Özgür Öğret ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGS) Genel Sekreteri Sibel Güneş ile CHP milletvekili Evrim Rızvanoğlu, EMEP milletvekili İskender Bayhan, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Başkan Yardımcısı Leyla Süren, Antalya Barosu ve Türkiye Barolar Birliği temsilcileri takip etti.
Hakan Tosun’un ailesi salonda hazır bulunurken sanıklar tutukldukları cezaevlerinden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.
Sanıklardan "Küfür etti" savunması
Avukat Cemal Yücel, öldürülen kişinin gazeteci ve belgeselci olduğunu vurguladıklarını belirterek, davayı çok sayıda kişinin takip etmek isteyeceğini ifade ettiklerini ve bu nedenle daha büyük bir salon talep ettiklerini söyledi. Ancak mahkemenin bu talebi kabul etmediğini aktaran Yücel, konferans salonunda yapılacak toplantının ardından duruşmanın oraya alınmasını talep ettiklerini, bu konudaki ısrarlarının sürdüğünü dile getirdi. Yücel, kamuoyunun duruşmayı sağlıklı bir şekilde izleyebilmesi için uygun koşulların sağlanmasını istediklerini belirtti. Mahkeme ise bu talebi reddetti.
Ardından sanıkların savunmalarına geçildi. Sanık Abdurrahman Murat, hayatını kaybeden Hakan Tosun’a rahmet dileyip ailesine başsağlığı ilettiğini, böyle bir olayın hiç yaşanmamış olmasını temenni ettiğini söyledi. Doğduğundan beri aynı mahallede yaşadığını belirten Murat, olay günü evdeyken Kadir isimli bir kişinin kendisini aradığını ve nişan davetiyesi vereceğini söylediğini, bunun üzerine dışarı çıktığında Hakan Tosun’u direğin orada gördüğünü ifade etti.
Murat, Tosun’un bira içtiğini, daha önce darp edilmiş gibi göründüğünü ve gözünün mor olduğunu fark ettiğini, bu nedenle ilk etapta kendisiyle iletişim kurmadığını söyledi. Daha sonra yeniden dışarı çıktığında Tosun’un aynı yerde bulunduğunu ve yine bira içtiğini gördüğünü iddia eden Murat, “Burada alkol kullanma” dediğini, ancak Tosun’un kendisine küfür ettiğini öne sürdü. Küfürlerin devam ettiğini ileri süren Murat, bunun üzerine Tosun’a omzuna doğru bir tekme attığını, ardından küfürlerin sürmesi üzerine başına değil gövdesine doğru vurduğunu dile getirdi.
O sırada arkadaşı Yusuf’un olay yerine geldiğini, mahalle sakinlerinin de toplandığını belirten Murat, bazı kişilerin Tosun’a bağırdığını söyledi. Bir arkadaşının “Adam çıkarıyor, işiyor” dediğini aktaran Murat, bunun üzerine yeniden Tosun’un yanına gittiğini ve yine küfürlere maruz kaldığını iddia etti. Tosun’un kendisine yumruk attığını, kendisinin de karşılık verdiğini ifade eden Murat, o esnada olay yerine kız çocuklarının geldiğini ve onları uzaklaştırmaya çalıştıklarını söyledi.
Çevrede bulunan bir çifte ambulans çağırmalarını söylediğini ancak çağrılıp çağrılmadığından emin olamadığını dile getiren Murat, bunun üzerine kendisinin ambulans çağırmak üzere olay yerine yöneldiğini, fakat orada bulunan kişilerin ambulansı zaten aradıklarını söylediklerini aktardı. Murat, “Keşke böyle bir şey olmasaydı, keşke elim kırılsaydı da yumruk atmasaydım. Bana çok küfür etti, beni tahrik etti” dedi.
Duruşmada söz alan avukat Bozyurt’un “Hakan’ın elinde silah var mıydı?” sorusuna Murat “Yoktu” yanıtını verdi. Bozyurt’un “Sen tekme mi attın?” sorusu üzerine ise sanık, “Başına tekme atmadım, sert tekme atmadım” dedi.
Kamera kayıtlarını yalanladı
Diğer sanık Adnan Şahin, savunma yaptı ve olay günü babasının yanına gittiğini, bir süre vakit geçirdikten sonra ayrıldığını ve aracında otururken e-postalarını kontrol ettiğini söyledi. Daha sonra araçtan indiğini belirten Şahin, Abdurrahman Murat’ın kendisine “Bu adam mahalleyi rahatsız ediyor” dediğini aktardı. Şahin, “Şahıs bana küfür etti. Dürtme amacıyla hareket ettim, vurma kastım yoktu” dedi.
Sanık Şahin kamera görüntülerine rağmen “ben darp etmedim” dedi.
Ailesinden katılma talebi
Hakan Tosun'un ablası Öznur Tosun, “Olaya ilişkin bir şey görmedim. Kız kardeşiyim. Şikayetçiyim davaya katılma talebim var. Hakan Tosun uyuşturucu kullanmıyordu. O o sokakta rahatsızlık veren bir insan değildi. Gerçekleri saptırıyorlar” dedi.
Orhan Veli Tosun, “Ağabeyiyim. Ben olaya dair bir şey görmedim. Davaya katılma talebim var” ifadelererini kullandı.
Özlem Tosun “Kardeşiyim şikayetçiyim katılma talebim var. Hakan 30 yılını topluma vermiş mücadele etmiş bir insan olarak yok sokakta alkol kullanmış, yok kıza laf atmış 30 yıldır nasıl yaşadığını herkes biliyor.” diye konuştu.
Hakan Tosun’un annesi Fatma Tosun ise “Saat 7’de aradı 'Anne geliyorum' dedi. En son konuşmamız yoldayım oldu. Sonrasında bir daha ulaşılmadı telefona. Benim çocuğum asla küfür etmezdi. Benim çocuğum asla küfür etmez asla. Ben nasıl yandıysam anaları da yansın. Çocuğumu gidip gidip darp etmişler, özellikle kafasına vurmuşlar. Çocuğum asla küfür etmez. Şikayetçiyim sonuna kadar.” dedi.
İstanbul Barosu’ndan Diren Cevahir Şen, “Baro yetkisi ile buradayım benim şahsen tanıdığım bir gazeteci çevre haberi yapan yıllardır bir Akvisit aynı zamanda bu sıradan bir kasten öldürme davası değil İstanbul barosu çevre merkezi de burada gazetecilere yönelik ağır ihlalleri aynı zamanda öbür basına da tehdit hukukun üstünlüğünü korumakla görevli bir baroyuz kamu vicdanını yakından ilgilendiren Bud avayı yakından taklip edip katılma talebimiz var” dedi.
Ayrıca Antalya Barosu da katılma talebinde bulundu “Yaşan hakkın basın hakkını ciddi anlamda kısıtlayan bir ihlal olduğunu düşünüyoruz. Bu sebeple avukatlık kanunun ilgili maddesi gereğince baroların insan haklarını savunma görevi kapsamında katılma talebimiz bulunmaktadır” dedi.
Daha sonra Tosun ailesi adına avukat Cemal Yücel söz aldı. Şunları söyledi:
"Hakan’ın asla hiç kimseye tacizde bulunması söz konusu olmadığı gibi, sanıklara en ufak bir küfür etmesi de mümkün değildir. Bu sadece bizim beyanımız değildir; Hakan Tosun’un sanıklara yönelik en ufak bir hareketi dahi kamera kayıtlarında görülmemektedir.
Tosun, elektrik direğinin dibinde bir süre otururken yanına gelen sanık Abdurrahman çok sert tekmelerle saldırmıştır. Ardından diğer sanık Adnan da aracından inerek yanına gitmiş, o da tekmelemiştir. Daha sonra birlikte otomobile bindikten sonra aynı caddeye geri gelmişler, Hakan’ın yanından geçtikten sonra tekrar yanına gelmişlerdir.
Hakan zar zor yürür durumdayken önce Abdurrahman gelip bir yumruk atmış ve Hakan yere düşmüştür. Ardından Adnan, aracıyla geldikten sonra önce tekme atmış, sonra da eliyle tutarak sert bir şekilde yere bırakmıştır. Sanıklar hafifçe vurduklarını, sadece dürttüklerini savunuyorlar. Sayın yargıçlar, dosyanızda adli tıp raporu ve otopsi bulunmaktadır. Bu raporlarda Hakan’ın yüz kemiklerinde, boyun kemiğinde ve kafatasında birden fazla kırık olduğu belirlenmiştir. Eğer söyledikleri gibi sadece dürtmüş ya da hafif vurmuşlarsa, bu kadar çok sayıda kafatası kırığı nasıl meydana gelmiştir?
Aslında otopsi raporları, eylemin ne kadar büyük bir sertlikle ve öldürme kastıyla gerçekleştirildiğini açıkça göstermektedir. Ölüm de bu şekilde meydana gelmiştir. Netice itibarıyla sayın yargıçlar, sanıkların kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını talep ediyoruz.
Anlattığım sebepler ve dosyadaki kanıtlar doğrultusunda, birazdan dinleyeceğimiz tanıkların da ortaya koyacağı üzere, mahkemeyi yanıltmaya çalışan sanık beyanlarına itibar edilmemesini talep ediyoruz. Bu beyanlar kamera kayıtlarıyla da örtüşmemektedir. Herhangi bir tahrik söz konusu değildir. Tüm görüntülerde, sanıkların iddia ettiği gibi ne etrafta çocuklar vardır ne de Hakan’ın üzerindeki giysilerinde, tavırlarında ya da hareketlerinde herhangi bir anormallik bulunmaktadır. Kameralarda iddia edilen hiçbir unsur yer almamaktadır.”
Tanıklar, Tosun'a saldırıyı doğruladı
Ardından ilk tanıklar konuştu. İlk tanık Hakan Tosun’un küfür ettiğini iddia etti. “Onu güvenliğe teslim ettiler metrobüsten indirdiler” dedi.
İkinci tanık “Bu sanıklar ona ‘seni uyarıyoruz buradan git’ dediler. O da her şeyini toparladı ilerdi, ilerledikten sonra pantolonunu düzeltti. Abdurahhaman Murat koştu ona doğru. Ona vurdu, bir kere vurduğunu gördüm. Yanında Adnan Şahin yoktu onun vurduğunu görmedim. Küfür duymadım” dedi. Ayrıca savcı tanığa “Önceki ifadende alkollü içecek var demişsin” diye sordu, tanık “Ben alkollü olup olmadığı bilmiyorum bir içecek vardı elinde diyorum” dedi. Savcı, “O zaman zapta öyle geçirmişler” dedi.
Üçüncü tanık “Ben sigara içmeye çıktım balkona. Sonra ona yumruk attıklarını gördüm yardıma etmeye indim öncesinde ambulansı çağırdım” dedi.
Dördüncü tanık da şunları söyledi:
“Olay yerinin karşı binasında oturuyorum. Saat 12’yi biraz geçmişti balkona çamaşır asmak için çıkmıştım, o esnada perdecinin önünde bir şahız oturuyordu kendinde olmadığı belliydi arkasında önünde alkol şileleri vardı. O da etrafa bakınıyordu. Çamaşır asmaya devam ettim. Sanıklardan biri geldi, sonrasında sesi geldi. Abdurrahman ona vurdu, kaç kere vurduğunu hatırlamıyorum.”
Beşinci tanık da şöyle dedi:
“Abdurrahman’ı orda gördüm, vurduğunu gördüm. Benim bir çocuğum var ona bir şey olur diye korkuyorum. Abdurrahman ve siyah arabadan inen bir kişi ona vurdu. Yerde yatıyordu.Ambulansı aradım geç geldi. Devletimiz beni korusun. Abdurrahman ona vurduktan sonra o kişi yerden kalmadı” dedi.
Altıncı tanık konuştu ve şöyle dedi:
“İlk defa metrobüste gördüm. Arkadaşımla birlikte eve gitmek için metrobüse bindim. Arka tarafta arkadaşımı rahatsız etmiş ben bunu göremedim. Arkadaşımızı taciz ettiğini görünce onu uyardı. Hakan küfür etti.”
Avukat Cemal Yücel, “Dosyada görüntüler var, Hakan’ın arkadaşınıza temas etmediği görülüyor. Bu konuda bilirkişi raporu da var. Neden yalan söylüyorsunuz?” diye sordu.
Yedinci tanık şöyle dedi:
“Ben o akşam arkadaşımla eve doğru gidiyordum metrboüsteydm Bir kaç durak sonra hakan Yosun bindi. Bana temas etti.”
Sekizinci tanık konuştu, sanıkların birinin şiddet uygulamadığını söyledi. Dokuzuncu sanık Hakan’ın küfür ettiğini iddia etti. Sanıklardan biri Hakan’a tokat attı.” Onuncu tanık “Abdurrahman Hakan Tosun’a yumruk vurdu” dedi.
13 tanık dinlendi, avukat "Beyanlar çelişkili"
Bugünkü duruşmada toplamda 13 tanık dinlendi. Tanıklar sanıklardan Abdurrahman’ın Hakan Tosun’a şiddet uyguladığını söyledi. Bazı beyanları daha önce verdikleri beyanlarla çelişkiliydi.
Avukat Cemal Yücel, tanığa “Sizin daltonlar, ölüm timi gibi infaz timi gibi isimlerle silahlı paylaşımlarınız var, buna ne diyeceksiniz?” diye sordu.
Tanık yanıt vermedi. Hakim, “Ne alakası var?” dedi. Yücel, “Örgütlü bir suç olduğunu anlatmaya çalışıyoruz” dedi.
Tosun Ailesi’nin avukatı Cemal Yücel, “Tanıklar çelişkili ve uyuşmuyor. Tamamen gerçeklikten uzaktır. Biz bu beyanları tekrar değerlendireceğiz” dedi.
Hakan Tosun'un ailesi, tanıkların beyanlarını kabul etmediklerini söyledi.
Savcı talepleri
Savcı, Hakan Tosun’un yaşamını yitirdiği olaya ilişkin davada duruşma mütalaasını açıkladı. Savcı, Tosun’un suçtan doğrudan zarar görmesi nedeniyle katılma taleplerinin kabul edilmesini talep etti.
Mütalaada, iddianamede metrobüs içinde yaşanan olayla ilgili bilgi sahibi olarak beyanları alınan B.A.D., C.Ö., E.A. ve E.B.’nin, söz konusu hadisenin aydınlığa kavuşmuş olması nedeniyle yeniden tanık olarak dinlenmelerine gerek olmadığı belirtildi. Öte yandan darp olayına ilişkin bilgi veren tanık A.A.’nın zorla getirilmesi istendi.
Savcı ayrıca, olay anına ait kamera kayıtlarının bilirkişiye gönderilmesini talep etti. İddianamede darp olayına ilişkin beyanları bulunan tanıklar ile sanıklar arasında herhangi bir irtibat olup olmadığının tespiti amacıyla, suç tarihinden üç gün öncesi ve sonrasını kapsayacak şekilde HTS kayıtlarının alınarak bilirkişi incelemesine sunulması gerektiği ifade edildi.
Tanık olarak dinlenen Y.A. hakkında herhangi bir soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin belirlenmesi için Büyükçekmece’ye müzekkere yazılması da mütalaada yer aldı.
Savcı, sanıkların üzerlerine atılı suçun katalog suçlar arasında yer aldığını belirterek, bu kapsamda sanıkların ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.
"Görüntülerde tanıkların söylediğinin aksine Hakan'ın kıyafetleri üzerinde"
Duruşmada Avukat Hakan Bozyurt bir video gösterdi. Videoda iki sanığın Hakan’la olan teması yer alıyor. Görüntülerde en son dinlenilen tanık da bulunuyor.
Bozyurt, “Çok açık şekilde ne yaptıklarını ve uyguladıkları şiddeti görebilirsiniz. Tanık olarak dinlediğiniz kişi, motorunun arkasına biniyor; ardından yaklaşık bir buçuk dakika sonra tekrar olay yerine geliyorlar. İnsanlar oraya toplandığında Y.Ö. başında herhangi bir şey yapmıyor. Yine orada Abdurrahman Murat’ın telefonla birilerini aradığı görülüyor. Hakan’ın kıyafetleri, tanıkların söylediğinin aksine üzerindedir. Ambulans görevlileri de bu durumu doğruluyor” dedi.
Cemal Yücel “videolarda açıkça görünüyor öldürmeye kast ettikleri açıkça görünüyor” dedi.
Yürüyüşe polis engeli
Duruşma öncesi Tosun'un yakınları, sevenleri ve yaşam savunucuları Zeytinburnu'nda İncirli Metrobüs Durağında toplandı. Kitle buradan Bakırköy Adliyesi’ne yürümek istedi.
Ancak polis yürüyüşe izin vermedi. Kitlenin önünü kesti. Hakan Tosun'un annesi Fatma Tosun burada polise "Oğlum sokakta dövüldü, dakikalarca yerde yattı, gelmediniz. Şimdi bize barikat kuruyorsunuz" diyerek tepki gösterdi.
🌲 #HakanTosun | Ekoloji gazetecisi Hakan Tosun cinayeti davasında adliyeye yürümek isteyen yurttaşlar polis barikatıyla engellendi.
— bianet (@bianet_org) May 6, 2026
🗣️Hakan Tosun'un annesi: "Oğlum sokakta dövüldü dakikalarca yerde yattı gelmediniz şimdi bize barikat kuruyorsunuz" dedi.
📹: Evrim Kepenek (… pic.twitter.com/xcaM5jffBD
Müzakereler sonucunda polis, kitlenin yürüyüşüne "Hakan Tosun'a ne oldu?" ve "Görüntü kesildi sanmayın, gerçek hala kayıtta" pankartlarının indirilmesi karşılığında izin verdi.
#HakanTosun | Polis, önce Hakan Tosun için yapılan yürüyüşte pankartsız yürümeye izin verdi. Yurttaşlar "Hakan’ın hesabı sorulacak" ve "Hakan için adalet" sloganları ile Bakırköy Adliyesi'ne yürüyor.
— bianet (@bianet_org) May 6, 2026
📹: Evrim Kepenek ( @kepenekevrimm ) pic.twitter.com/iYveSiDE6M
"Cezasızlık düzenine izin vermeyeceğiz"
Kitle “Hakan için adalet, herkes için adalet” sloganları eşliğinde yürüyüşüne devam etti. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGS) Genel Sekreteri Sibel Güneş ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Vedat Çınar Altan da yürüyüşe katıldı.
Yürüyüşün ardından Bakırköy Adliyesi önünde açıklama yapıldı. Önsöz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Songül Yücel burada şunları söyledi:
“Sevgili yaşam savunucuları ve değerli basın emekçisi dostlarımız, bugün burada, 10 Ekim gecesi sokak ortasında hunharca katledilen dostumuz Hakan Tosun'un ilk duruşması için bir araya geldik.
Bugün burada yargılanması gereken birkaç tetikçi, birkaç maşa değil, bir grup dokunulmaz insana tanınan ayrıcalıklar ve cezasızlık düzeninin, koca bir ülkeyi sürüklediği kaos düzenidir. Cinayetin hemen ardından başlayan koruma, aklama, delil karartma, tehditlere rağmen ilk günden bu yana Hakan Tosun'un ailesi ve dostları Hakan'ı öldürenlerin gerekli cezaları alması için, öldürenlerin arkasında birileri varsa bunların açığa çıkarılması için mücadele verdi.
Hakan'ın ölümünün ardından hazırlanan ilk fezlekenin katilleri koruyan, cinayeti örtmeye çalışan ve olayı bir mahalle kavgası gibi göstermeye çalışan tutumunu bugün burada bulunan Hakan'ın dostlarının mücadelesi boşa düşürdü. Bugün bu adliyede olacak yargılamanın ‘kasten adam öldürme’ suçundan başlaması bile bu mücadelenin sonucudur.
Hakan'ın katillerinin yargılanma süreci bize şunu gösteriyor; bu cinayeti kim işlediyse ve bu kişiler kimler tarafından korunuyorsa bu kişiler dokunulmaz olduklarını düşünüyorlar. Bu kişiler, sermayenin çıkar ve amaçları için tüm canlılığı, yaşamı, doğayı hiçe sayan düzeninin her zaman karşısında durmuş ve tüm hayatını ona karşı mücadeleyle geçirmiş dostumuz Hakan Tosun'u İstanbul'un göbeğinde sokak ortasında öldürme cüretini nerden buluyorlar?
Soruşturma süreci neden düzgün yürütülmedi? Hakan'ın gazeteci dostlarının ve avukatların ortaya çıkardığı soruşturma sürecinde yapılan yanlışlar, eksikler ve ihlaller neden araştırılmadı? Olay yerinde, hastanede, karakolda maddi delillerin karartılmasına kimler, nasıl müsaade etti? Olayın tüm görüntülerinde görünen, açıkça cinayete ortak olan 3. Kişi neden sanık olarak yargılanmadı? Hakan'ı sokak ortasında döverek öldürenler neden ve kimler tarafından korunuyor?
Bugün, göz göre göre, sokak ortasında katledilen yoldaşımız Hakan Tosun'un, baştan sona şaibeli soruşturma sürecine, hukuk açısından suçluyu koruyan bakış açısına ve suçun üstünün örtülmesine müsaade etmemek için buradayız.
Bu imtiyazlı kişilere uygulanan ikili hukuk sistemine, cezasızlık düzenine izin vermeyeceğiz.
Bugün burada şunu açıkça söylüyoruz: Bu dava, bu ülkenin nasıl bir yol seçeceğinin davasıdır. Ya yağmanın önünü açan bir düzenin parçası olunacak ya da yaşamı savunanların yanında durulacaktır. Verilecek karar, kimin korunmaya değer görüldüğünü ve bu ülkede adaletin mi yoksa cezasızlığın mı hâkim olacağını gösterecektir.”
Ne olmuştu?
Hakan Tosun, 10 Ekim 2025 akşamı Esenyurt’ta evine giderken saldırıya uğradı. Kaldırıldığı Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’ne hayatını kaybetti.
Polis soruşturmada 18 ve 24 yaşlarındaki iki şüpheliyi gözaltına aldı. Bu kişiler daha sonra "kasten yaralama" suçlamasıyla tutuklandı.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı iki tutuklu şüpheli Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin hakkındaki iddianamede, iki sanığın "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını istedi.
Dosyaya giren Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda Tosun’un ölüm sebebinin; kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemiği kırıkları ile birlikte gelişen kafa içi kanama, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti olduğu kaydedilmişti. Savcılık, bu veriler ışığında saldırının "kasten" gerçekleştirildiği kanaatine vararak iki sanık için en ağır cezayı talep etmişti. Failleri olay yerinden kaçıran motosiklet sürücüsü ise iddianamede tanık olarak yer aldı. İddianamede Y.Ö.’nün cinayete katkısı yönünde değerlendirme yapmamıştı.
(EMK/HA)

















