Arel Üniversitesi akademisyenlerinden Feryal Saygılıgil, yakın zamanda yayımlanan arkadaşlık temalı derleme kitabı vesilesiyle feminist arkadaşlık, dayanışma, politik olan ve günümüz dijital çağındaki arkadaşlık pratikleri üzerine bianet'e konuştu.
Saygılıgil, feminist arkadaşlığın sıradan arkadaşlık ilişkilerinden ayrıldığı noktaları ayrıntılarıyla aktarırken, kitapta yer alan metinlerden ve feminist düşünürlerin kavramlarından yola çıkarak güncel tartışmaların önemini vurguladı.

25 Kasım: Kadınlar Birlikte Aşıyor
“Feminist arkadaşlık, güç ve eşitlik ilişkilerini dönüştürmeyi hedefler”
Feminist arkadaşlığı sıradan arkadaşlıktan ayıran temel özelliği anlatan Saygılıgil, bunun yalnızca kişisel yakınlık değil, aynı zamanda patriyarkal yapıları dönüştürme amacı taşıyan politik bir ilişki olduğunu belirtti:
“Feminist arkadaşlığı sıradan arkadaşlıktan ayıran temel özellik, ilk bakışta, ilişkilerin kişisel yakınlığın ötesinde güç, eşitlik, dayanışma ve patriyarkal yapıları dönüştürme hedefi üzerine kurulmasıdır diyebiliriz. Biraz daha derinlemesine düşünürsek ille de tanışmamız gerekmez arkadaş olmak için.”
Saygılıgil, Fatmagül Berktay’ın kitapta yer alan “Bir Kere Bile Selamlaşmamışların Dostluğu: Hannah Arendt–Simone Weil” metninden örnek vererek düşünme cesareti ve dünyaya karşı sorumluluk duygusunun arkadaşlığı mümkün kıldığını söyledi.

“Feminist arkadaşlık, ihtimam ve politik bilinci birlikte taşır”
Feminist hareket içinde arkadaşlığın sıradan bir yakınlık değil, politik bir dayanışma ağı olduğunu vurgulayan Saygılıgil:
“Feminist arkadaşlık, iki ya da daha fazla kişinin yalnızca iyi vakit geçirmesine ya da duygusal paylaşımına dayanan sıradan arkadaşlıktan farklı olarak, politik bilinç ve dayanışma, karşılıklı ihtimam içerir.”
Arel Akademisyeni, R. Aslı Koruyucu ve Lara Özlen’in ulusötesi kuir dostluk üzerine yazılarını hatırlatarak, bu tür ilişkilerin geçirgenliği, derinliği ve çuvallamalarla dolu akışına dikkat çekti.
Aksu Bora’nın kitabın klasik sorusu olan “Kızkardeşlik mi arkadaşlık mı?” tartışmasını gündeme getirdiğini belirten Saygılıgil feminist arkadaşlığın şiddet karşısında kadınların ayakta kalmasında hayati rol oynadığını ifade etti:
“Ezcümle, feminist arkadaşlık, patriyarkayı aşındırmayı temel alan deneyimleri toplumsal bağlamda yorumlamaya çalışan ve tartışan, toplumsal dönüşüm arzusunun hedefte yer aldığı bir dayanışma biçimidir kanımca.”
Kadınlar arası arkadaşlığın patriyarkal düzeni nasıl kırdığı üzerine konuşan Saygılıgil
“Bu soru bana Filiz Bingölçe’nin Kadın Argo Sözlüğü’nün değerini anımsattı. Dil üzerinden patriyarkayı yerle bir etmenin önemini bu sözlükte görüyoruz. Kadınların bir araya gelerek direniş hattı olarak ortak dil geliştirmeleri, dili dönüştürmeleri.”
Simone de Beauvoir’dan Marx benzeri kurucu bir figür yaratmayan feminizmin sürekli bir tazelenme ve hesaplaşma gerektirdiğini söyleyen Saygılıgil bu devrimci niteliğin patriyarkanın hoşuna gitmediğini belirtti.
“Feminist arkadaşlıkta rekabet yok, güçlendirme var”
Feminist arkadaşlığın bireysel dönüşümdeki rolüne değinen Saygılıgil
“Kadınlararası arkadaşlıkta sohbet, muhabbet, bir araya gelmeler, temas, dertleşmeler çok önemli. Günümüzde bu dijital ortamda da yaşanabilir. Feminist arkadaşlıkta rekabet yerine destek, kıskançlık yerine güçlendirme vardır. Birbirinin sesini bastırmak yerine, görünür kılmak, güçlendirmek hedeflenir.”
Özen, emek ve dinleme kavramlarının feminist arkadaşlıktaki karşılığını anlatırken Gültan Kışanak’ın hapiste bakım emeğini tartıştığı yazıya ve Simone Weil’in “otantik dikkat” kavramına referans veren Saygılıgil şu ifadeleri kullandı:
“Weil için bireysel düşünümsel dikkat ‘insan varlığını olduğu gibi anlama ve tanıma yükümlülüğüne karşılık verebilir ve bu yükümlülük politikanın temelini oluşturmalıdır.’ Soruda öne çıkardığınız kavramlar tam da bunu içermiyor mu?”
“Gölgeyle yüzleşmeden kıskançlık ve rekabet çözülemez”
Arkadaşlıklarda ortaya çıkan kıskançlık, rekabet ve hiyerarşi durumlarına feminist yaklaşımın nasıl baktığını soranlara Saygılıgil, Ursula K. Le Guin’in gölge kavramını hatırlattı:
“Le Guin gölgemizle barışmamızı önerir. İçimizdeki karanlıkla yüzleşmemizi. Bilince kabul edilmeyen gölge dışarı, ötekilere yansıtılır. Feminizm devrimcidir ve sürekli kendimizle, karanlığımızla hesaplaşmamız gerekir.”
“Arkadaşlık politik bir alandır"
Saygılıgil kitabın tüm metinlerinin arkadaşlığın politik boyutuna işaret ettiğini söyledi ve "Arkadaşlık yalnızca kişisel bir ilişki değildir; güç ilişkileri, toplumsal eşitsizlikler, dayanışma ağları ve kolektif dönüşümle doğrudan ilişkili bir toplumsal eylemlilik biçimi olarak anlaşılmalıdır" dedi.
Bugün neden arkadaşlığın yeniden tartışıldığı sorusuna ise Saygılıgil şöyle yanıt verdi:
“Yalnızlaştırılmaya çalıştırıldığımız bu dönemde bir arada olduğunu bilmek önemli. Bunun fiziksel bir aradalık olması şart değil. Edebiyatın, sinemanın, hayvanların, çiçeklerin, kuşların, otların arkadaşlığı üzerine düşünmenin tam zamanı.”
Sare Öztürk’ün insanmerkezcilik eleştirisine, Ali Çakmak, Hatice Çoban Keneş ve Lal Hitay’ın çatışma ve kopuşları içeren metnine değinerek:
“Arkadaşlığı romantikleştirmemek gerektiğini, çatışmalar, vazgeçmeleri de içerdiğini unutmamak gerekiyor" diye ekledi.
“Sosyal medyada arkadaşlık takipçiliğe indirgeniyor”
Dijital çağdaki yeni arkadaşlık biçimlerini değerlendiren Saygılıgil, sosyal medya ilişkilerinin vahim bir noktaya geldiğini belirtti:
“Arkadaşlığın takibe indirgendiği, ilişki kurmak istemediğiniz arkadaşlarımızın hızlıca ‘engellendiği’, karşı tarafa söz hakkı tanınmadığı bir süreçten geçiyoruz.”
Gülüm Şener’in sosyal medya analizine atıf yaptı ve “Sosyal medya platformları ‘arkadaşlık’ kavramını sömürüyor ve arkadaşlarımızı takipçilerimize dönüştürerek ilişkileri araçsallaştırıyor" dedi.
Kitaptaki diğer yaklaşımlar
Saygılıgil kitapta yer alan diğer yazarların metinlerine de geniş yer vererek Seray Kumlu, İlkay Özküralpli, Sibel Yardımcı, Tülin Ural, Behçet Çelik, Başak Tuğ, Başak Deniz Özdoğan, İlkan İpekçi ve Rıdvan Akar’ın yazılarından kapsamlı biçimde söz etti. Bu metinlerde dostluğun siyasal olanı yeniden düşünmedeki rolünden popüler kültürde dönüşümüne, militarist erkeklikten taraftarlığa uzanan geniş bir perspektif sunulduğunu ifade etti.
“Baharı getirecek olan dostluklardaki ısrarımızdır”
Sözlerini Seray Kumlu’nun umut veren cümleleriyle bitiren Saygılıgil şöyle dedi: “Yeni bir karşılıklılık ve dostluk ilişkisi tahayyül etmek, siyasal olanı yeniden düşünmenin ayrılmaz bir parçasıdır. (...) Baharı getirecek olan da bu dostluklardaki ısrarımızdı."
25 Kasım'a giderken: Kadınlar Birlikte Açıyor
Nur Betül Aras: Gürsel Tekin’i eleştirdiğim tweetlerim cumhurbaşkanına hakaret sayıldı
İrlanda Büyükelçisi Brosnan: Barış süreçlerinde kadınların varlığı her şeyi değiştirir
Güven: Halkı ile barışık bir ülke mümkün, bunu birlikte inşa edeceğiz
Sığınakta yasak yok, dayanışma var: Feminist sığınak nasıl çalışır?
Elmas’ın mirasıyla yüzleşmek: Soykırım, feminizm ve sessizlik
"Şiddetin panzehiri eşitliktir": AÇEV’den ilgili babalık İçin yol haritası
(EMK)







