Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin konuştu.
Konuşmasında belediyelere yönelik operasyonlardan yargı süreçlerine, ekonomik tabloya ve ara seçim tartışmalarına kadar birçok başlığa yer veren Özel, iktidarın hem yargı eliyle hem de idari uygulamalarla muhalefeti baskı altına almaya çalıştığını savundu. Özellikle Bursa, İstanbul ve İzmir üzerinden yürüyen süreçlere dikkat çeken Özel, bunun yalnızca CHP’ye değil, doğrudan seçmenin iradesine yöneldiğini söyledi.
Özel şöyle dedi:
“Geçen hafta A milli takımımızı desteklemek üzere hem Kosova Başbakanı, siyasi akrabamız Albin Kurti’nin hem Türkiye Futbol Federasyonu Başkanımızın davetleriyle Kosova’da milli takımın dünya kupası yolculuğuna eşlik etmek için orada olacaktık. Güne bu niyetle uyandık. Grup toplantımız yoktu. Ama 31 Mart tarihini iki yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi’nin, hatta Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihinin en büyük yerel seçim zaferinin yıldönümünü zehretmek isteyenler, iki yıl önce kurulan sandıkta Bursa’yı alamayıp şimdi hakimin tokmağıyla, savcının cübbesiyle almak isteyenlerin yeni bir siyasete darbesiyle, bu sefer Bursa’nın iradesine darbesiyle uyandık.”
Belediye başkanlarına dönük baskılara rağmen geri adım atmayacaklarını belirten Özel, CHP’li belediyelerin tüm kesintilere ve engellemelere karşın hizmet üretmeye devam ettiğini söyledi. Çanakkale, Bursa, Kütahya, Kuşadası, İzmir ve Manisa’da yapılan çalışmalara işaret eden Özel, meydanlarda belediye hizmetlerinin karşılık bulduğunu anlattı.
“Kamuoyu yanıltıldı”
Konuşmasının önemli bölümünü İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin dava sürecine ayıran Özel, uzun süredir kamuoyunda dolaşıma sokulan iddiaların büyük bölümünün iddianamede yer almadığını savundu. TRT ve iktidara yakın medya organları tarafından dile getirilen pek çok suçlamanın dosyada karşılığının bulunmadığını belirten Özel, kamuoyunun yanıltıldığını öne sürdü.
Özel şöyle dedi: “Bugünkü konuşmama, bu haftanın yoğun gündemine geçmeden önce ilk ara kararla, 18 masumun nihayet tutuksuz yargılama kararının alındığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi duruşmasının bu ilk dönemine biraz göz atarak başlamak istiyorum. 19 Mart darbesinin üzerinden tam 384 gün geçti. Bir hırs uğruna 384 gündür kimsenin kazanmadığı, 86 milyonun kaybettiği bir süreci yaşıyoruz. 384 gündür milletin huzuru da refahı da feda ediliyor.”
“Siyasi partiler sorumluluk almalı”
Özel, iddianame ile kamuoyuna servis edilen iddialar arasındaki farkı da ayrıntılı biçimde anlattı. Dosyada yer almadığını söylediği başlıklar üzerinden yargı sürecinin siyasi zeminde ilerlediğini savundu.
Özel şöyle konuştu:
“Ne konuştularsa, ne konuşturulduysa ve hangi haysiyet suikastı, hangi iftira yapıldıysa bunların yüzde 90’ının zaten iddianamede olmadığını görüyoruz. Yani gündemde tuttuğu yer açısından baktığınızda, öyle ya TRT ilk sabah ‘560 milyar liralık yolsuzluk’ diye başladı. Öğrendik ki ilk günden bugüne İBB hiç maaş dağıtmasa, hiç su akıtmasa, hiç asfalt dökmese, hiçbir yoksula yardım etmese toplamı 450 milyar lira zaten. (...) 56 kuruş ispatlayamadılar. Hiçbiri yok iddianamede.”
Bu süreçte yalnızca CHP’nin değil, diğer siyasi partilerin de sorumluluk alması gerektiğini söyleyen Özel, AK Parti ve MHP milletvekillerine doğrudan çağrı yaptı. Mahkemeye gidip duruşmaları izlemelerini isteyen Özel, geçmişteki kumpas davalarında CHP’nin hakikatin peşinden gittiğini, bugün de aynı tavrın gerekli olduğunu dile getirdi.
“Uşak’ta parti hızlı refleks gösterdi”
Özel şöyle devam etti:
“Biz oraya suçlu olanı aklamaya gitmemiştik ki. Hakikati aramaya gitmiştik. Şimdi buradan hakikati aramaya cesareti olan AK Partili, MHP’li milletvekilleri aranıyor arkadaşlar. AK Partili ve MHP’li gidip, ‘Oradayız’ deyip, gelip önce vicdanına, sonra arkadaşlarına, seçmenlerine bunu anlatacak birileri aranıyor.”
Cezaevi ve mahkeme koşullarına ilişkin de sert ifadeler kullanan Özel, tutuklu bulunan belediye başkanları, bürokratlar ve diğer isimlerin insani olmayan koşullarda yargılandığını ileri sürdü. Adalet Bakanlığı’na seslenen Özel, bu muamelenin siyasi sorumluluğu bulunduğunu vurguladı.
Özel şöyle dedi: “Yargılama yapıyorsun, öğlen yemeği yok. Yargılama yapıyorsun su aksıyor ya, su aksıyor, su aksıyor. Bu kadar zulmün, bu kadar nefretin, bu kadar kinin birikmesine sebep ne? (...) O Adalet Bakanına söylüyorum: Silivri’de mahkemede giden herkesin huzuru, güveni, ona karşı saygılı bir dil kullanılması, içeceği su, yiyeceği yemek, devlette üstlendiğin hasbelkader görev gereği sana emanettir.”
Özel, Türkiye’de muhalif görülen hemen herkesin baskı altında olduğunu, gazetecilerden sendikacılara, siyasetçilerden çevre aktivistlerine kadar geniş bir kesimin tutuklandığını ya da soruşturmalarla karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Türkiye’nin giderek bir “açık cezaevi” görünümüne sürüklendiğini savundu.
Özel şöyle dedi: “Türkiye’de rejimin tehdit gördüğü maalesef herkes tutuklu. En adını bildiğiniz de, isimsiz kahramanlar da. 2026 yılında Türkiye’yi bir rejime tehdit olanlar için açık cezaevine, tutuk merkezine çevirdiler.”
İzmir ve Uşak’taki gelişmelere de değinen Özel, CHP’nin hata gördüğü yerde gereğini yaptığını söyledi. Uşak’ta yaşanan olayların ardından partinin hızlı refleks gösterdiğini, bunun ardından il genel meclisi başkanlığı ve belediye başkanvekilliğine kadın isimlerin seçildiğini belirterek bunu partinin özeleştirisi olarak tanımladı.
Özel şöyle dedi: “Geçen cuma günü ve dün Uşak’ta il genel meclis seçimleri vardı ve belediye başkanvekili seçimleri vardı. İkisi de tüm Cumhuriyet Halk Partili il genel meclis üyelerinin ve belediye meclis üyelerinin kararlı ve tam oylarıyla, il genel meclisi başkanlığına ve Uşak Belediye Başkanvekilliğine birer kadın arkadaşımız seçilmiştir. CHP’nin kadınlardan özeleştirisi budur.”
Ekonomi başlığında ise özellikle akaryakıt zamlarının zincirleme biçimde pazara yansıdığını anlatan Özel, sebze fiyatları üzerinden somut örnekler verdi. Gıda enflasyonunda yeni ve sert bir dalga beklendiğini söyleyen Özel, iktidarın zamanında tedbir almadığını savundu.
Siyasi etik yasası çağrısını da yineleyen Özel, tüm siyasetçilerin ve üst düzey kamu görevlilerinin mal varlığı ile siyaset finansmanının şeffaf biçimde denetlenmesi gerektiğini belirtti. Bu konuda en iddialı düzenlemeyi desteklediklerini söyleyen Özel, hem kendisi hem de Ekrem İmamoğlu için açık denetim çağrısı yaptı.
Özel şöyle dedi: “Ben ve bütün siyasi partilerin genel başkanlarından başlayarak, ne Cumhurbaşkanı ne bakan ayırmadan üst düzey bürokratları bir kenara bırakmadan bir siyasi etik yasasıyla siyasetin finansmanı, siyasetçilerin açık mal varlıkları ve açıkça söylüyorum mal varlığımızı nasıl edindiğimizin ispatına kadar iddialı bir siyasi etik yasasını öneriyoruz. (...) En iddialı siyasi etik yasasını çıkaralım, ortaya her şey saçılsın, dökülsün.”
Konuşmasının son bölümünde ara seçim tartışmasına odaklanan Özel, bunun siyasi değil anayasal bir mesele olduğunu söyledi. Anayasa’nın ara seçimle ilgili hükmünü hatırlatan Özel, Meclis’te boşalan üyelikler için sürecin işletilmesi gerektiğini belirtti. İktidarın seçimden kaçtığını savunan Özel, bu tutumun siyasi tarihe not düşüleceğini ifade etti.
Özel şöyle dedi: “Anayasa madde 78; ‘TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilir.’ (...) ‘Ara seçim her seçim döneminde bir defa yapılır.’ (...) Anayasa ‘yapılır’ derken, Tayyip Bey diyor ki ‘Yapılmaz. Ben anayasaya uymayacağım.’”
Özel, konuşmasını ara seçimin yapılmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayarak tamamladı. İktidarın bu süreçten kaçması halinde bunun sandıktan ve milletten kaçış olarak anılacağını söyledi.
Özel, son olarak şöyle dedi:
“Bu ara seçim yapılacak. Yapılmasına, görevi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı da görevini yapacak. Komisyon da yapacak. Genel Kurul da yapacak. Ya da AK Parti ara seçimden kaçan, sandıktan korkan, Afyon’un, Kastamonu’nun, İstanbul’un, Kocaeli’nin, Hatay’ın karşısına çıkamayan, milletten kaçan korkaklar olarak tarihe geçecek. (...) Bu ara seçim ya yapılacak, ya korkaklar tarihe yazılacak.”

Özel, bianet’e konuştu: 18’i 19’a bağlayan gece Saraçhane’deyiz

Özgür Özel'den Akın Gürlek'e: Hodri meydan
(EMK)






