Macaristan’da dün (12 Nisan) yapılan genel seçimler, 16 yıllık Viktor Orbán iktidarının sona ermesiyle sonuçlandı. Péter Magyar liderliğindeki Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) seçimi açık ara önde tamamladı.
Seçim sonuçları, yalnızca bir iktidar değişimini değil, Macaristan’da uzun süredir biriken ekonomik hoşnutsuzluğun, yolsuzluğa yönelik tepkinin, göçmen karşıtı, kadın ve LGBTİ+ düşmanı politikalar ile grev hakkını sınırlayan emek karşıtı düzenlemelere yönelik itirazın da sandığa yansıdığını gösterdi. Peki, Orbán iktidarına son veren Magyar ve partisi Tisza, beklentilere yanıt verebilecek mi?

Péter Magyar kimdir?
Macaristanlı serbest gazeteci Daniel Thorpe’a göre, yeni parlamentoda yer alacak üç partinin de sağda konumlanması, halihazırda Avrupa’daki en sağcı parlamentolardan birinin ortaya çıkabileceğine işaret ediyor. Orbán’ın partisi Fidesz’in sistemi içinde, onun siyasi kültürüyle yetişmiş bir isim olan Magyar’ın gerçekten köklü bir değişim yaratıp yaratamayacağı konusunda ise soru işaretleri var.
Thorpe ile seçim sonuçlarını, Orbán yönetimine itirazları, Péter Magyar’ın nasıl bir siyasi hat temsil ettiğini ve seçim sonrasında ortaya çıkan yeni tabloyu konuştuk.

ORBÁN YENİLGİYi KABUL ETTİ
Macaristan | Orbán'ın "tek adam" rejimi yıkıldı: Péter Magyar'ın TIZSA partisi sandıkta yüzde 50'yi aştı
“Hayat pahalılığı ve yolsuzluk belirleyici oldu”
Macaristan halkı 16 yıllık Orbán dönemine hangi başlıklar üzerinden itiraz etti?
16 yılın ardından Başbakan Viktor Orbán’ın kaybetmesinin arkasında tek bir faktör yok. Birçok faktör var. Bunlardan biri ekonomi. Son dönemde hayat pahalılığı ve diğer ekonomik sorunlar, herkesin dile getirdiği itirazların başında geliyor.
Diğer bir faktör ise yolsuzluk. Neredeyse tüm devlet kurumlarına bulaşan yolsuzluk iddiaları, hatta bir dizi doğrulanmış vaka, özellikle gençler arasında ama genel olarak halk nezdinde büyük tepkilere nedeni oldu.
Orbán’ın iç politikasına da bakmak lazım. 2015’ten bu yana Orbán’ın stratejisini bir “düşmanlık politikası” olarak tanımlayabiliriz. 2015’teki göçmen krizinde Başbakan Orbán, Avrupa’nın en mülteci karşıtı lideri olarak öne çıktı. Özellikle Ortadoğu’dan gelen Müslüman göçmenlerin Macaristan’a girerek ülkenin toplumsal ve kültürel yapısına zarar vereceğini, kendisinin de buna engel olacağını öne sürdü. Sonra döneme göre farklı farklı düşmanlar seçti.

Macaristan Halkı “Köle Yasasına” Karşı Ayakta
Önce mülteciler vardı, ardından Macar kökenli milyarder George Soros geldi. Ondan sonra Brüksel’deki Avrupa Birliği’nin liberal bürokratları; Ursula von der Leyen gibi, Donald Tusk gibi isimleri hedef aldı. Sonra sıra LGBTİ+’lara geldi. Seçim kampanyası döneminde ise ana muhalefet lideri Péter Magyar’dan daha fazla hedef aldığı kişi Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy oldu. Seçmenlere şöyle dedi: Eğer bana oy vermezseniz, muhalefet kazanır ve sizi de Ukrayna’daki savaşa dahil eder. Burada şunu da kaydetmek lazım: Avrupa Birliği içinde Viktor Orbán, muhtemelen Rusya lideri Vladimir Putin’e en yakın lider konumunda.

“Magyar, merkez sağda konumlanıyor”
Péter Magyar ve partisi Tisza’yı nasıl tanımlamak gerekir?
Péter Magyar, Viktor Orbán’ın Fidesz Partisi’nin sistemi içinde, onun siyasi kültürüyle büyümüş bir kişi. Çocukluğunda kendi yatağının üstünde Viktor Orbán’ın portresi bulunuyormuş. Fakat iki yıl önce Fidesz’den ayrılıp kendi partisini kurdu. Bu partiyi tam olarak tanımlamak biraz zor. Çünkü içinde birçok farklı siyasi gelenekten gelen kişiler bulunuyor. Kendileri de sağ-sol ayrımını reddediyor ve teknokrat bir yönetim olacaklarını iddia ediyorlar.
Ama Péter Magyar’ın kişisel siyasi görüşlerini toparlarsak, 16 yıl önceki Orbán’a oldukça benziyor. Merkez sağda konumlandığını ve ekonomik olarak liberal bir çizgi izlediğini söyleyebiliriz. Şunu da belirtmek lazım: Seçim sonuçlarına göre yeni mecliste hiçbir sosyal demokrat ya da liberal sol parti milletvekili olmayacak. Parlamentoda yer alacak üç partinin üçü de sağ partiler olacak. Yani bir tarafta Fidesz var, diğer tarafta Péter Magyar’ın Tisza Partisi var; bir de 6 ya da 7 milletvekili çıkaracak olan, Fidesz’den de daha aşırı sağda duran Mi Hazánk, yani “Bizim Memleket” partisi olacak. Bu tablo, 21. yüzyıl Avrupa’sında belki de en sağcı parlamentolardan birinin kurulacağı anlamına geliyor.

Viktor Orbán kimdir?
“Orbán, ‘muhalefete hazırız’ mesajı verdi”
Macaristan’da yeni iktidarın önündeki en büyük engeller neler olacak?
Péter Magyar bu seçimde 199 sandalyeli parlamentoda 138 sandalye kazandı. Bu da nitelikli çoğunluk anlamına geliyor. Yani anayasa değiştirme yetkisi olacak; dolayısıyla Orbán’ın inşa ettiği sistemi değiştirebilecek bir güce de sahip olacak.
Fakat bazı devlet görevleri genel seçimlere bağlı değil. Bunların en önemlileri Cumhurbaşkanlığı ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığı. Magyar, zafer konuşmasında bu görevlerde bulunan kişileri istifaya davet etti. Açıkçası onların istifa etmeleri pek olası görünmüyor.
Magyar ayrıca devlete bağlı medya kurumlarının yönetimlerini görevden almanın yapacağı ilk işlerden biri olacağını söyledi. Ancak yine de devlet kontrolü dışında kalan ve Orbán’a yakınlığı bilinen sermaye gruplarının finanse ettiği onlarca medya kuruluşu da var. Bunların geleceği henüz belirsiz. Yani bu kuruluşlara kaynak akışı devam edecek mi, bunu bilmiyoruz.
Orbán da aynı zamanda muhalefette olmaya hazır olduğunu söyledi. “20 yıllık başbakanlığım dışında 16 yıl muhalefet yaptım. Yine yaparız” dedi.

“Dış politikada statükoya dönüş sinyali”
Magyar yönetimi dış politikada nasıl bir yol izleyecek? ABD ve AB’yle ilişkiler ile Rusya’ya yaklaşım konusunda belirgin değişiklikler bekliyor musunuz?
Viktor Orbán yönetimi döneminde Macaristan ile AB arasındaki ilişkiler ciddi biçimde kötüleşti.
Aynı şekilde NATO içinde de, örneğin Türkiye ile birlikte İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğini uzun süre onaylamamaları ya da Ukrayna’ya gönderilen silah ve mali yardımlara karşı çıkmaları nedeniyle, Macaristan’a güvenilir bir müttefik gözüyle bakılmıyordu.
Şimdi Péter Magyar’ın dış politikasını, bir tür normale, yani statükoya dönüş olarak nitelendirebiliriz. AB ve NATO ile ilişkileri düzelteceği vaadini verdi ve bunu sürekli vurguluyor.
Örneğin, kendisini ilk tebrik edenler arasında [Ukrayna Cumhurbaşkanı] Volodimir Zelenskiy ve [Avrupa Komisyonu Başkanı] Ursula von der Leyen vardı. [Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı] Recep Tayyip Erdoğan ve [ABD Başkanı] Donald Trump ise yoktu. Bu durum, özellikle Ukrayna ve benzer konumdaki ülkeler açısından Péter Magyar’ın seçilmesinin ciddi bir rahatlama yarattığını gösteriyor.
Rusya tarafından da [Kremlin Sözcüsü] Dmitri Peskov’dan bir açıklama geldi. Peskov, duruma pragmatik baktıklarını ve Rusya ile Macaristan arasındaki ilişkileri sürdürmek istediklerini söyledi.

Almanya, Macaristan'ı "AB'ye sadakatsizlikle" suçladı
“Magyar, kırsaldaki Fidesz seçmenlerini ikna etti”
Orbán sonrası dönemde Türkiye-Macaristan ilişkileri nasıl şekillenebilir? Macaristan deneyimi, Türkiye’de ana muhalefet ve seçmen davranışı açısından ne ölçüde benzerlik taşıyor?
Orbán döneminde Macaristan ve Türkiye arasındaki ilişkiler oldukça gelişti. Macaristan’ın Türk Devletleri Teşkilatı’na katılması da bu süreçte gerçekleşti. Örneğin, Türkiye 2019’da Kuzeydoğu Suriye’ye askerî operasyon başlattığında, AB’nin ortak kınama metninin yayımlanmasını Macaristan’ın engellediğini hatırlayabiliriz. Péter Magyar ise dış ilişkilerde pragmatik olacağını söylüyor. Ancak aynı zamanda, Orbán ile Erdoğan arasındaki yakın ilişkiyi kendisinin sürdürmeyeceğini de söyleyebiliriz.
Başbakan Orbán, kampanyalarını hep dış politika ve kutuplaştırıcı söylemler üzerine kurdu. Magyar ise buna karşılık en çok işsizliği, hayat pahalılığını, eğitimi ve sağlık sisteminin kötü durumunu gündeme getirdi. Daha da önemlisi, seçim dönemini beklemeden son iki yıldır neredeyse aralıksız biçimde bütün ülkeyi geziyor. Özellikle Fidesz’in, yani Orbán’ın partisinin, adeta kalesi sayılan kasabaları, köyleri ve kırsal bölgeleri dolaştı. Neredeyse gitmediği mahalle, köy ya da ilçe kalmadı. Üstelik gittiği yerlerde yalnızca sahnede ya da aracın üzerinde durmakla yetinmedi; hep insanların arasına indi ve orada yaşayanlarla doğrudan iletişim kurdu.
Yani şunu söylemek istiyorum: Macaristan’da muhalefet için Budapeşte’yi kazanmak artık çok zor değil. Asıl mesele kırsal kesimler. Péter Magyar, oralarda yaşayan insanları da ikna edebildiği için bu kadar büyük bir başarı kazandı. Belki buradan hareketle Türkiye’deki İç Anadolu’yla bir benzetme yapabiliriz.

Macaristan: Orbán'a Trump ve Putin'in de desteği yetmiyor, Magyar anketlerde açık ara önde
“Türkiye’deki ana muhalefet, Magyar-Tisza’dan farklı”
Türkiye’de ana muhalefet partisi CHP’yi ve öne çıkan isimleri Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu’nu, Magyar-Tisza örneğiyle bire bir benzetmek pek mümkün değil. Macaristan’da bu hareket çok büyük ölçüde doğrudan Péter Magyar’ın liderliği etrafında şekillendi. Türkiye’de ise tablo daha farklı: CHP, kendini sosyal demokrat olarak tanımlayan, çok daha köklü ve kurumsal bir parti; Özgür Özel partinin genel başkanı, Ekrem İmamoğlu ise kendi siyasal ağırlığı olan bir aktör.
Belki İmamoğlu ile Magyar’ın tabanda siyaset yapma tarzları arasında kişisel düzeyde bazı benzerliklerden söz edilebilir; ancak sonuçta iki farklı siyasi aktörden bahsediyoruz. Dolayısıyla burada, Magyar-Tisza örneğindeki kadar iç içe geçmiş, tek merkezli bir yapıdan değil, daha karmaşık, daha çok aktörlü bir siyasi denklemden söz ediyoruz.

(VC)









