“Bir hastayı Ulusal Elektrik Sistemi kesintisi sırasında yedinci kata taşımamız gerektiğinde ne yaparız? Onu kollarımızda taşır ve merdivenlerden çıkarırız.”
Küba’daki Juan Manuel Márquez Hastanesi’nde çocuk klinik onkolojisi uzmanı ve bölüm başkanı Dr. Andy Hernández Álvarez, aylardır yoğunluğu ve şiddeti artan ABD ambargosu altında süren yaşamlarını ve mesleklerini sürdürme çabalarını böyle anlatıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak 2026’da, Küba’ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden gelen tüm mallara gümrük vergisi uygulanmasını öngören başkanlık kararnamesini imzaladı. Küba’ya petrol ihracını fiilen imkânsız hâle getiren kararname Kübalıların sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlıyor, çocukların eğitim hakkını engelliyor ve ülkenin kalkınma olanaklarını bilinçli biçimde tahrip ediyor.

İRAN'DAN SONRA HEDEF KÜBA MI?
ABD’li senatör: Küba’daki komünist diktatörlüğün günleri sayılı
Beyaz Saray, bu kararın, yaklaşık 10 milyon nüfusu olan Küba’nın “zararlı eylem ve politikalarına” karşı ABD’nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı amaçladığını iddia etti. Trump, 1 Şubat’ta Küba yönetimiyle petrol tedarikinin düzenlenmesi konusunda görüşmelerin başlatıldığını duyurdu; ancak Küba bunu yalanladı. Hükümet, dışarıdan petrol gelmeden ayakta kalabilmek için acil durum paketini devreye soktu.
Petrol ambargosu nedeniyle yakıt sıkıntısı yaşayan Küba’da, geniş çaplı elektrik kesintileri de yaşanıyor. Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, 13 Mart’ta yaptığı açıklamada ülkenin yaklaşık üç aydır dışarıdan petrol temin edemediğini belirterek, elektrik sisteminin güneş enerjisi, doğal gaz ve mevcut termik santrallerle ayakta tutulmaya çalışıldığını söyledi.

#BizimAmerikaKonvoyu
Küba’ya bugüne dek Meksika, Çin, Brezilya, İtalya ve ABD’den sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı çeşitli yardımlar gönderildi. Karayipler topluluğu Caricom, süt tozu, tıbbi malzeme ve su tanklarını Meksika üzerinden Küba’ya ulaştıracağını açıkladı.
Son olarak ise iki gün önce (24 Mart) Küba’ya insani yardım taşıyan “Granma 2.0 Filosu”nun ilk gemisi, 30 ton insani yardım ile Havana’ya ulaştı. Filoda Jeremy Corbyn, Clara López, Pablo Iglesias ve Chris Smalls gibi isimler ile İrlandalı hip hop grubu Kneecap bulunuyor.
Küba Devlet Başkanı tarafından karşılanan gemi; güneş paneli, bisiklet, gıda ve ilaçla yüklü olan üç gemiden ilkiydi. Miguel Díaz-Canel, dayanışma filosuna dair sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şöyle dedi:
Bugün Küba için ayağa kalkan ve elini, kalbini uzatan dostlar, dünyaya yaşamın anlamını gösteriyor. Adada, Meksika’dan yola çıkarak #BizimAmerikaKonvoyu’na katılmak üzere Havana’ya gelen 11 ülkeden yaklaşık 30 kardeşimizi derin bir minnetle karşıladık. Geminin ‘Granma 2.0’ olarak adlandırılması ise bizim için ayrı bir duygusal anlam taşıyor. Teşekkürler.
Granma 2.0’ın adının Küba Devlet Başkanı’nı duygulandırmasının ardında, Kübalıların kolektif hafızasında direnişin ve duygu birliğinin yeniden çağrılması yatıyor. Granma (expedicionarios del yate Granma), 1956 yılında Meksika’dan yola çıkarak Fidel Castro liderliğindeki devrimci grubu taşıyan, Küba Devrimi’nin simgelerinden biri hâline gelen yat olarak tarihe geçti. 1943 yılında inşa edilen 18 metre uzunluğundaki yat, 10 Ekim 1956’da, ona, büyükannesinin anısına bu ismi veren Amerikalı bir emekli tarafından 50 bin Meksika pesosuna satın alındı. Granma’nın yolculuğu, “Ya özgür vatan ya ölüm” (Patria o Muerte) sloganıyla, bir halkın özgürlük arzusunun denizle yazılmış manifestosu oldu.

Hayatları tehlikede olan Fidel ve Raul Castro, 15 Mayıs 1955’te hapisten salıverildikten sonra, Batista’ya karşı savaş hazırlıkları yapmak için Meksiko’ya gitti. Castro, Bohemia dergisine şöyle yazdı: “Halkımıza özgürlüğü despotizmden, açlıktan uzak, onurlu bir yaşam hakkını getirebildiğimizde döneceğiz.”
New York Times muhabiri Herbert L. Matthews, Revolution in Cuba kitabında bu dönemi şöyle anlatıyor: “Castro’nun Havana’dan ayrılmasından felaketle sonuçlanan dönüşüne kadar 17 ay geçti. Zorlu, baskı ve yoksulluk dolu bir dönemdi. İki büyük sorun vardı: Sefer kuvvetini eğitmek ve Küba’ya ulaşmak için silah ile gemi için para toplamak. Tüm bunlar, Meksika polisinin müdahalesi, Kübalılar arasındaki ihanetler ve Batista ajanlarının casusluğu gölgesinde gerçekleşti. Bir noktada Castro ve 22 yoldaşı, silah bulundurmak suçundan üç hafta Meksiko’da hapis yattı.”
Meksiko’ya kısa süreli gelişlerinin ardından Castro kardeşler, genç Arjantinli doktor Ernesto “Che” Guevara ile tanıştı. Guevara, devrimci ordunun resmî doktoru olarak seferde yer aldı.
Granma, Küba’ya yolculuk için kiralandı ve 25 Kasım 1956 günü Meksika’nın Tuxpan, Veracruz limanından denize açıldı. Denizcilik açısından dayanıklı olsa da, gemi pek iyi durumda değildi. Aşınmış dişliler hızı düşürüyordu ve radyo yalnızca alıcı olarak çalışıyordu, bu nedenle Küba’daki müttefiklerle iletişim kurulamadı. Gemide 82 devrimci, silah ve cephane bulunuyordu. Yakıt deposu ise yalnızca 1200 galon alabiliyordu ve bu, Küba’ya ulaşmak için yeterli değildi. Ek 2 bin galon yakıt, güvertede taşındı.

Faustino Pérez, Diary of the Cuban Revolution kitabında yolculuğu şöyle aktarıyor: “25 Kasım 1956, saat 01.00’dı ve ayrılma zamanı gelmişti. Granma mümkün olduğunca sessiz, tek motoru düşük hızda çalıştırılarak ve tüm ışıkları kapalı olarak hareket etti. O kadar sıkışmıştık ki neredeyse üst üste oturuyorduk. Şehir iki yanımızda uyuyordu. Nehirden çıkmamız yarım saat, limanı geçmemiz bir yarım saat daha sürdü. Kimse bizi görmemişti, artık körfeze giriyorduk.”
Meksika makamları devrimcilerin peşindeydi. Çok az yiyecekleri vardı. Gemi rahatça bir düzine insan alabilecek kapasitedeydi; fakat devrimciler bir düzineden katbekat fazlaydı. Motorlar sorunluydu, yolculuk ise tehlikelerle doluydu.
Granma’nın Aralık 1956’daki inişi, José Martí’nin 1895’te Küba Bağımsızlık Savaşı’nı başlatmak için izlediği rotayı yeniden canlandırmak üzere planlanmıştı. Hedef, Oriente eyaletindeki Niquero kasabasıydı. 2 Aralık’ta, 26 Temmuz Hareketi kurucularından Celia Sánchez, kamyonlar, jipler, yiyecekler ve silahlarla birlikte yaklaşık 50 kişiyle bekliyordu. Ancak Granma, sızıntılar ve gecikmeler nedeniyle bir helikopter tarafından fark edildi ve devrimciler gemiyi hedeflenen yerin yaklaşık 15 mil güneyinde, Las Coloradas köyü yakınlarındaki Playa de los Colorados sahiline çekmek zorunda kaldı. Yeni iniş alanı bir bataklıktı. Çamurlu sular ve sık bitki örtüsü, silahların çoğunun indirilmesine izin vermedi.
Celia Sánchez, Carlos Franqui’nin The Twelve kitabında inişi şöyle aktarıyor: “Sadece inişin yapıldığı yeri düşünün. Sahile inebilseydiler, kamyonlar, jipler ve benzin onları bekliyor olacaktı. İşleri çok daha kolay olurdu.”
Devrimciler bu aşamada Sierra Maestra’ya doğru iç bölgelere çekildi. İlk gün yiyecek bulamadılar. Yol boyunca köylüler ve çiftçiler onlara yiyecek ve su sağladı. 5 Aralık’ta rehberlerinin ihanet etmesiyle Alegría de Pío’da pusuya düşürüldüler ve çıkan çatışmada, çoğu hayatını kaybetti.
Kalan devrimciler, yaralı, aç ve birbirlerinden uzak düşmüş bir hâlde, 11 gün boyunca Batista ordusundan gizlendi ve 18 Aralık’ta Sierra Maestra Dağları’nın eteklerinde yeniden toplandılar. Meksiko’dan yola çıkan 82 kişiden sadece 12’si Sierra Maestra’ya ulaşabildi. Devrimci Silahlı Kuvvetler’in kuruluş günü olarak kaydedilen bu günde Fidel, şöyle haykırdı: “Daha yeni başlıyoruz, bu savaşı kazanacağız!”

Bugün Granma, Havana’daki Devrim Müzesi’nin yanında Granma Anıtı’nda sergileniyor. Eski Oriente Eyaleti’nin, devrimcilerin karaya ayak bastığı bölümüne yatın anısına Granma Eyaleti adı verilmiş. Ayrıca Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin resmî gazetesinin adı da Granma.
Mirası şimdi ise “Granma 2.0” gemisiyle, 11 ülkeden Küba ile dayanışma için gelen devrimcilere ve insan hakları savunucularına yoldaşlık ediyor.
“İşte bu nedenle ayağa kalkarız: Eğer Küba incitilmiş, aşağılanmış veya imparatorluğun arzularının hedefi olmuşsa, kahramanlarımız hakaretleri aşmak ve halkın egemen iradesini savunmak için dalgalar üzerinden geri döner.”
İzleme önerisi: Küba ve Kameraman
Emmy ödüllü gazeteci Jon Alpert tarafından yönetilen belgesel, 1970’lerden 2016’ya kadar yaklaşık 45 yıl boyunca Küba’da çekilen görüntülerden derlendi.
2017 yapımı ABD belgeseli olan film, Fidel Castro dönemi ve sonrasını ele alırken, üç Kübalı ailenin yaşamını takip ederek adanın tarihini insan hikâyeleri üzerinden yansıtıyor.
Kaynaklar: Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin resmî gazetesi “Granma”, History of Cuba, Associated Press, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’in X hesabı, José Martí Küba Dostluk Derneği, bianet Arşiv. (TY)














