İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 45. İstanbul Film Festivali’nin programı, dün (23 Mart) İstanbul’da gerçekleştirilen basın toplantısıyla açıklandı.
Festivalde Altın Lale Yarışması, Yeni Bakışlar ve Kısa Film Yarışması olmak üzere üç yarışmalı bölümün yanı sıra, farklı tematik seçkilerden oluşan altı bölüm yer alacak.
Kuir filmlere ayrılan “Nerdesin Aşkım?” bölümü ise, 2025’teki sansür tartışmalarının ardından İKSV’nin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalara rağmen bu yıl da programa alınmadı.
Bu kararı “sansür” olarak nitelendiren sinemacılar ve kültür-sanat emekçileri, İKSV’ye ve festival yönetimine tepki gösterdi.

45. İstanbul Film Festivali 9 Nisan’da başlıyor
Gizem Bayıksel: Boykot çağrısını yinelemeyi önemli buluyorum
Sinemacı Gizem Bayıksel, festivalin söz konusu tutumunun iktidar ve baskı politikalarıyla bağlantılı olduğunu söyleyerek şöyle dedi:
“Geçtiğimiz yıl boykot çağrısının ardından festival hızlıca bir açıklama yapmıştı. Bu paylaşımın üslubu, amacın tepkileri azaltmak olduğunu bize gösteriyordu. Kapalı kapılar ardından ‘yeterince kuir film olmaması’ ve bu durumun sansür değil bir programlama kararı olduğu bilgisi yayılmaya çalışılıyordu. Nihayetinde tepkiler artıp boykot çağrısı karşılığını bulmaya başladığında ‘seneye yeniden programa alacağız’ sözü geldi.
“Bu yılsa programda neredeyse hiç kuir film yer almıyor. Muhtemelen bu yılki üretilecek neden de, seçkiyi yapacak film sayısının olmaması üzerinden kurulacak. Ama bizler bu adımların planlı olduğunu, mevcut baskı ve iktidar politikalarından, bu politikaların festival sermayesini doğrudan etkilemesinden bağımsız okunamayacağını biliyoruz. Verdiği sözü bile 24 saat sonra silinecek bir formatta, Instagram hikâyesinden duyuran bir yapıdan bu sözün karşılığını göstermesini beklemek elbette ki naiflik olacaktı. Yine de boykot çağrısını yinelemeyi, film ekiplerini bu çağrı üzerinden baskı kurmaya davet etmeyi önemli buluyorum.”

İSTANBUL FİLM FESTİVALİ
İKSV sansür iddiasını reddetti, LGBTİ+'lar 'boykota devam' dedi
Arda Özen: Sansür, iktidarın bir aracıdır
Kültür-sanat çalışanı Arda Özen ise bu tutumun açık bir sansür olduğunu ve asıl meselenin seçkiye hangi filmlerin alındığı değil, hangilerinin alınmadığı olduğunu vurguladı:
“Yasalar ve yasaklarla, toplumun ideal görmediği tüm kimliklere yönelik baskı meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bu şiddet politikaları önce LGBTİ+’lara uygulanarak neler yapılabileceğinin sinyali veriliyor. Tarih boyunca da hep böyle olmuştur. Bu pek tabii, LGBTİ+ olmayanlara da aba altından sopa gösterme anlamına geliyor.
“2025, ‘Aile Yılı’ adı altında, daha önce duyduğumuz faşist ayak seslerinin somutlaştığı bir yıldı. İstanbul Film Festivali de geçen yılki bu baskılardan öyle etkilenmiş olmalı ki, kuir film seçkisi ‘Nerdesin Aşkım?’ı programından gerekçesiz kaldırdı ve tutmayacağını bildiği bir vaat verdi: ‘Seneye görüşürüz.’ Bu yıl görüyoruz ki, kurumsal eleştiri verilmediği gibi seyirci de görmezden gelinmiş oldu.
“Söz konusu tercih, LGBTİ+’lara ve filmlerinde LGBTİ+ karakterlere yer veren sinemacılara yönelik açık bir şiddettir. Çünkü sansür; üretim, dolaşım ve alımlama süreçlerine sirayet eder ve güç ilişkisi kurar. Sansür, iktidarın bir aracıdır ve bunu elinde tutanlar, neyin görünür olamayacağını belirleyen bir merkez hâline gelir. Günün sonunda önemli olan neyi seçkiye alıp izlettirdiğiniz değil, neyi dışarıda bırakıp görünmez kılmaya çalıştığınızdır.” (TY)











