Haritanın ucunda ertelenmiş bir kent: Hakkari
Hakkari’de son haftalarda peş peşe yaşanan krizler, kentte uzun süredir biriken yapısal sorunları yeniden gündeme taşıdı. Çığ nedeniyle kapanan yollar, günlerce ulaşılamayan köyler, haftalarca toplanmayan çöpler, kirlenen içme suyu, kapalı havalimanı ve işlevsiz sınır kapıları kentte gündelik yaşamı doğrudan etkiliyor.
Kentte yaşayan yurttaşlar ve meslek örgütü temsilcilerine göre bu tablo "olağanüstü" bir durumdan çok, yıllardır ertelenen bir yönetim anlayışının sonucu.
Kayyım yönetimindeki Hakkari Belediyesi’nin çöpleri günlerce toplamaması üzerine Özgürlük İçin Hukukçular Derneği suç duyurusunda bulundu. Öte yandan 3 Haziran 2024 tarihinde görevden alınarak yerine kayyım atanan Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış hakkında verilen 19 yıl 6 aylık hapis cezası yeniden onandı.
Kentteki birçok yurttaş ve meslek örgütü temsilcisi, yaşananları yalnızca altyapı sorunu olarak değil, uzun yıllara yayılan siyasal baskıların ve hizmet yoksunluğunun sonucu olarak değerlendiriyor.
Hakkâri/Colemêrg Belediye Eş Başkanı Akış’a 19 yıl 6 ay hapis cezası
"Bir il merkezinde çöplerin toplanmaması kabul edilemez"
Hakkari Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muharrem Tekin’e göre kentte yaşanan ulaşım ve altyapı krizleri yeni değil: "Bir il merkezinde çöplerin toplanmaması, katı atık tesisinin çökmesiyle açıklanamaz. Başka bir yerde geçici depolanabilir, sonra taşınabilirdi.”
Tekin’e göre sorun yalnızca teknik kapasite eksikliği değil. Kayyım yönetimi, kent sakinlerinin hesap sorabileceği demokratik mekanizmaları da ortadan kaldırıyor:
Eğer seçilmiş bir belediye başkanı olsaydı halk bunun hesabını sorabilirdi. Kayyım yönetimindeki belediye çöpleri toplamaktan bile aciz durumda.
Van, Hakkâri, Bitlis ve Muş’ta kar nedeniyle 423 yerleşim yerine ulaşım sağlanamadı
İnsan Hakları Derneği Hakkari Şubesi Eş Başkanı Sibel Çapraz da kentte yaşananların bütünlüklü bir hizmet yoksunluğu olarak ele alınması gerektiğini belirtiyor. Çapraz’a göre Hakkari merkezden sınır köylerine kadar uzanan geniş bir alanda insanların yaşam alanları giderek daralıyor:
"Ciddi anlamda bir hizmet ambargosu var. Sınır bölgelerinden güvenlik politikalarına, sağlıktan eğitime kadar her şey iç içe geçmiş sorunlar yumağı. Herkes kendi kaderine terk edilmiş durumda."
"Hakkari yüz yıldır ertelenmiş bir şehir"
Yüksekova Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı İrfan Sarı ise Hakkari’deki tabloyu “yönetilememe hali” olarak tanımlıyor. Sarı’ya göre kent, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana merkezi politikalar tarafından ertelenmiş durumda:
"Cumhuriyetle birlikte başlayan ertelenmiş bir şehir gerçeği var. Hakkari yüz yıldır erteleniyor. Burada haritanın ucunda bırakılmış bir kent gerçeği var."
Sarı, kentteki sorunların önemli bir bölümünün güvenlik eksenli devlet politikalarıyla bağlantılı olduğunu düşünüyor:
"Bir valinin hem belediye başkanı hem vali olması yönetimin fıtratına bile uygun değil. Bu şehir aksıyor, gecikiyor, gelişemiyor."
Son haftalarda yaşanan yol krizinin de öngörülebilir olduğunu belirten Sarı, heyelan riski taşıyan güzergahlara ilişkin uyarıların yıllardır dikkate alınmadığını söylüyor. Sarı’ya göre 20 gündür yolların tam açılamaması ve geçici panel köprülerle çözüm aranması, kentin krizlere nasıl hazırlıksız bırakıldığını gösteriyor.
Üç sınır kapısına sahip Hakkari neden sınır ticaretinden yararlanamıyor?
Çöp, su ve sağlık: "Bu doğrudan yaşam hakkı sorunu"
Kentte günlerce toplanmayan çöpler ve depolama alanlarındaki sorunlar yalnızca çevre kirliliği yaratmıyor; halk sağlığı açısından da ciddi risk oluşturuyor.
Sarı’ya göre katı atık ve kanalizasyon altyapısının yetersizliği, tatlı su kaynaklarını da tehdit ediyor. Sarı, sağlık altyapısındaki eksikliklerin de yaşamsal sonuçlara yol açtığını belirterek Yüksekova’da anjiyo ünitesinin bulunmamasını örnek veriyor:
"Kalp krizi geçiren biri 70-80 kilometre uzağa gönderiliyor. Bu doğrudan yaşam hakkı sorunu."
Marquez, gel de Hakkâri'yi gör
Üç sınır kapısı var, ama ekonomi çöküyor
Hakkari, İran ve Irak'a açılan üç sınır kapısına sahip olmasına rağmen Türkiye’nin yoksul kentlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Tekin’e göre sınır kapılarının altyapısız ve işlevsiz bırakılması, ticaretin önündeki engellerin bilinçli biçimde sürdürüldüğünü gösteriyor. İrfan Sarı ise işsizliğin özellikle gençler üzerindeki etkisine dikkat çekiyor:
“İstanbul gibi büyük metropollerde Hakkari’nin gençliği çalışıyor. Kuryelik yapıyorlar, sigortasız çalışıyorlar. Neredeyse her ay bir gencimizin ölüm haberi geliyor."
Çapraz da üç sınır kapısına rağmen Hakkarililerin ticaret hakkından yararlanamadığını söylüyor. Çapraz’a göre sosyal medyada dolaşıma giren “günlerce süren düğünler” ve “çok takılı törenler” gibi görüntüler ise kentteki derin yoksulluğu görünmez kılıyor:
Bizim düğünlerimiz bin yıllık bir gelenek, bir kültür. Takılar da eski bir gelenektir. Bunu abartan aileler olabilir ama bunu bütün halka mal etmek doğru değil. Burada fakirliğin, ekonomik düşüşün en dibini yaşayan kesimleri de görüyoruz.
'İradeye Saygı Yürüyüşü' Hakkari'de sona erdi: Kayyımı geri çekin
Kadınların ve gençlerin yaşam alanları daralıyor
İHD’ye yapılan başvurularda kadınların gündelik yaşamının temel hizmetlerden yoksunlukla kuşatıldığını gördüklerini belirten Sibel Çapraz, özellikle sınır hattında kadınların, gençlerin ve çocukların kamusal alana erişiminin sınırlı olduğunu ifade ediyor:
"Defalarca sınır bölgelerine gittik. Oradaki insanların, kadınların yaşam alanlarının ne kadar kısıtlandığını, ne kadar dar bir yere sığdırıldığını kendi gözlerimizle görüyoruz. Gençler için hiçbir sosyal alan yok. Eğitim sistemi çocukları robotlaştırıyor; önüne konulan konuları ezberle, sınava git. Çocukların kendilerini geliştireceği, farklı alanlara yöneleceği imkanlar yok."
Kayyım, dava ve "cezalandırılan irade"
Kentteki yönetim tartışmaları, belediyeye kayyım atanması ve yargı süreçleriyle daha da derinleşmiş durumda.
31 Mart seçimlerinde Hakkari Belediye Eş Başkanı seçilen Mehmet Sıddık Akış, görevden alınarak yerine kayyım atanmasının ardından tutuklandı. Akış hakkında verilen 19 yıl 6 aylık hapis cezası yeniden onandı. Van Bölge Adliye Mahkemesi daha önce savunma hakkının kısıtlandığı ve siyasi parti faaliyetlerinin "örgüt çalışması" sayıldığı gerekçesiyle kararı bozmuştu. Ancak yerel mahkeme yeniden aynı cezayı verdi.
Çapraz’a göre Hakkari’de sorunların çözümü için halkın talepleri esas alınmalı. Kentte sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu platformların taleplerini defalarca dile getirdiğini belirten Çapraz, bu taleplerin kayyım yönetimi tarafından karşılık bulmadığını söylüyor.
"Ya Esenyurt Van olacak ya da İstanbul Hakkari..."
"90’larda nasılsak bugün de öyleyiz"
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci” tartışmalarının Hakkari’de gündelik yaşama yansıyıp yansımadığı sorulduğunda Muharrem Tekin’in yanıtı kısa oluyor:
Biz bu süreci çok önemsiyoruz ama Hakkari’de sokağa yansıyan hiçbir değişiklik yok. 90’lı yıllarda nasılsak bugün de aynıyız.
Talepler neler?
- Hakkari’de ulaşım altyapısı heyelan riski gözetilerek kalıcı yol, köprü, viyadük ve tünel projeleriyle yenilenmeli.
- Kentteki çöp ve atık krizi acilen çözülmeli, vahşi depolama sonlandırılarak su ve toprak kirliliği önlenmeli.
- İçme suyu, kanalizasyon ve atık su altyapısı denetlenmeli; tüm ilçelerde arıtma tesisleri kurulmalı.
- Kardiyoloji, anjiyo ve acil müdahale birimleri ilçelerde erişilebilir hale getirilmeli.
- Sınır kapıları kentin ekonomisine katkı sunacak şekilde işlevli hale getirilmeli.
- Gençlerin ve emekçilerin göç etmek zorunda kalmaması için yerel istihdam alanları yaratılmalı.
- Tarım, hayvancılık ve arıcılık özel destek programlarıyla güçlendirilmeli.
- Kadınlar, çocuklar ve gençler için sosyal, kültürel, eğitim ve spor alanları açılmalı.
- Kentin sorunlarına ilişkin karar süreçlerine meslek örgütleri, sivil toplum ve mahalle sakinleri dahil edilmeli.
- Hakkari’ye güvenlikçi politikalarla değil, eşit yurttaşlık ve sosyal devlet anlayışıyla yaklaşılmalı.
(NÖ)
Oyunbaz Adıyaman: Çocukların kent hakkı için yeni bir model
Çocuklardan barışın sesleri: "Երկինքէն երկիր"
"MESEM'li arkadaşımızın ustası, çocuklar 1 Mayıs'a gitmesin diye ek mesai koydu"
Okullardaki şiddeti önlemek için neyi tartışmalıyız?
Çocuklardan yetişkinlere çağrı: Kavgasız, eşit ve güvenli bir hayat