Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 3'ü çocuk 7 kişinin öldüğü, 6 kişinin yaralandığı kozmetik fabrikasındaki yangına ilişkin, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8'i tutuklu, 2'si firari 16 sanık hakkında açılan davada sanık savunmaları tamamlandı.
Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki salonda görülen davanın üçüncü gün duruşmasına, tutuklu sanıklar ile başka suçtan hükümlü tutuksuz sanık, müştekiler, hayatını kaybedenlerin yakınları ve taraf avukatları katıldı.
AA'nın aktardığına göre izleyiciler duruşma salonuna girmeden önce iki ayrı güvenlik aramasından geçti. Salona alınanların kimlik bilgileri güvenlik görevlilerince kaydedilirken, gazetecilerin içeriye cep telefonu ve bilgisayar sokmasına izin verilmedi.
Sanık savunmaları
Kayıt altına alınan duruşmada, Ravive Kozmetik'in yetkilileri Altay Ali ve İsmail Oransal'ı Marmara Ereğlisi'ndeki yakalandıkları eve götüren tutuklu sanık Onay Yürüklü, hakkındaki "suçluyu kayırma" suçlamasına ilişkin savunma yaptı.
Kendisinin de işçi çocuğu olduğunu ve genelde inşaat işleriyle uğraştığını belirten Yürüklü, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan hüküm giydiğini, 2024'ün başında cezaevinden tahliye edildikten sonra Bodrum'da inşaat firmasında çalışmaya başladığını söyledi.
Yürüklü, cezaevinde tanıştığı ve çıktıktan sonra görüşmeye devam ettiği tutuklu sanık Ali Osman Akat'ın telefonla arayıp Çerkezköy'de iş bulabileceğini söylemesi üzerine buraya döndüğünü anlatarak, "Olay günü şantiyede çalışıyordum. Ali Osman aradı, 'Yeğenlerimi ağırlayabilir misin?' dedi. Peşinden 'Haberleri gördün mü?' diye sordu. Görmediğimi söyledim. Anlatacağını söyleyip telefonu kapattı." diye konuştu.
Telefonu kapattıktan sonra internete baktığını ama konuyla ilgili haber göremediğini iddia eden Yürüklü, "Fabrikaya gittiğimde yeğenlerinin birkaç kilometre uzaklıktaki satış mağazasında olduğunu söylediler. Oraya gittim, 2 yeğeni ve A.B. (firari sanık) ile karşılaştım. Kendilerini aldım, doğrudan Marmara Ereğlisi'ne götürdüm." ifadelerini kullandı.
Yürüklü, gitmeden önce arkadaşı tutuksuz sanık Ömer Aktan'a ev ayarlaması için mesaj attığını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Götürdüğüm ev sahile yakın, işlek bir yerdeydi. Sanıkları eve götürdükten sonra bazı ihtiyaçlarının olduğunu söylediler. Kahvaltılık benzeri alışveriş yapıp aldıklarımı eve bıraktım. Daha sonra haber linki geldi. Okuduğum haber tüyler ürperticiydi. Olayın nerede olduğunu sordum. Ali Osman Akat, 'Yeğenlerimin babasının fabrikası, can güvenliği nedeniyle orada bulunuyorlar.' dedi. Böyle bir şeye aracılık yapamayacağımı söyledim. Fabrikanın bu kişilerin babasının olduğunu öğrenince tepkiyle karşılık verdim. Bunların hepsi telefon kayıtlarında mevcuttur. Ali Osman Akat, 'Emniyetle irtibat halindeyim, sen onları sahip çık, bir yere kaçmasınlar.' dedi."
Evi ayarlayan arkadaşı Ömer Aktan'nın durumu öğrenince kendisine tepki göstererek "Hemen bunlardan kurtulalım." dediğini anlatan Yürüklü, polisi oyaladığı suçlamasını da kabul etmediğini kaydetti.
Yürüklü, kızı hastalandığı için Çerkezköy'e döndüğünü, burada polisi aradıktan sonra tekrar Marmara Ereğlisi'ne doğru yola çıktığını iddia ederek, Marmara Ereğlisi girişinde kendisini bekleyen polis memuruyla buluşup sanıkların kaldığı eve gittiklerini söyledi.
Emniyeti Ali Osman Akat'ın talimatıyla değil, kendi iradesiyle aradığını savunan Yürüklü, "Eve emniyeti ben götürdüm. Kocaeli Emniyetini aradığımda kişileri ve kaldıkları evi bildiğimi söyledim. Olayı öğrenmemle polise haber vermem arasında 3-4 saat var." ifadesini kullandı.
Kozmetik firması yetkililerinin kaçmasına yardım ettikleri gerekçesiyle tutuksuz yargılanan sanık Ömer Aktan, Yürüklü'nün arkadaşı olduğunu söyledi.
Aktan, Yürüklü'nün kendisini arayarak 10-15 günlük ev aradığını belirtmesi üzerine ev kiralandığını belirterek, Yürüklü'nün yanında 2 kişiyle akşama doğru geldiğini kaydetti.
Yürüklü ile market alışverişi yaptıklarını daha sonra ayrıldıklarını dile getiren Aktan, "Olayı akşam evde televizyon izlerken öğrendim. Onay'a mesaj attım ama cevap vermedi. Telefonla aradım ve bu kişilerin olayla bağlantısının olup olmadığını sordum. 'Fabrika sahibinin çocukları, sıkıntılı durum yok.' dedi. Bu işin sıkıntılı olabileceğini ve bu işten kurtulması gerektiğini söyledim. Emniyete götürüldüğümde Onay ile İsmail ve Altay Ali oradaydı. Önceki aşamalardaki ifadelerimi tekrar ediyorum." ifadelerini kullandı.
"Dışarı çıktığımda üzerimdeki kıyafetler yanıyordu"
Sanık savunmaları tamamlanmasının ardından müşteki beyanlarının alımına geçildi. Önce yangından patlamadan yaralı kurtulan müştekiler, aynı zamanda tanık sıfatıyla dinlendi.
Yangının çıktığı anda fabrikada bulunan ve yaralı kurtulan işçi Gülhan Bendi, yaklaşık 5 yıldır Ravive Kozmetik’te çalıştığını belirterek, olay günü bir firmanın ürünlerini hazırlamak için mesai yaptıklarını söyledi.
Olay anında iş arkadaşlarıyla bir firmanın ürünlerini hazırladıklarını belirterek, Tuncay Yıldız ve Hürol Eroğlu’nun kapıya yakın bir noktada karışım hazırladığını, daha sonra Tuncay Yıldız’ın karışımın olduğu tankı iş yerinin ortasına götürdüğünü anlattı.
Bendi, Tuncay Yıldız’ın karıştırıcının fişini taktığı anda patlama olduğunu aktararak, "Her şey saniyeler içerisinde oldu. Büyük bir alev topu oluştu. Kapıya yakın olduğum için dışarı çıktım. Çıktığımda üzerimdeki kıyafetler yanıyordu. Çevredekiler yardım etti." dedi.
Kapıya yakın olduğu için Hürol Eroğlu’na bir şey olmadığını söyleyen Bendi, "Patlama sesini duyan komşular dışarı çıkmıştı. İtfaiye 10 dakikada geldi. Kurtuluş Oransal yoldan geri dönmüş." diye konuştu.
"Yangın merdivenini maliyeti yüksek olduğu için yaptırmadı"
Bendi, elinde yaralar olduğu için önce hastaneye, oradan ifade vermek için emniyete gittiğini anlatarak, "Karakolda ifade verdikten sonra beni Başiskele’ye götürdüler, 3 gün nezarette kaldım. Gebze Adliyesi’nde beklerken Kurtuluş Oransal bana ‘Gülhan işçilerin SGK’li olduğunu söyle.’ dedi ve para teklif etti." dedi.
Fabrikada İsmail ve Altay Ali Oransal’ın sattığı markanın ürünlerini de ürettiklerini ileri süren Bendi, "Elimde deliller de var bu ürünleri yaptığımıza dair. Tuncay ve Hürol yapıyordu. Ölen bazı arkadaşlarımızla bu ürünleri paketlemek için Kurtuluş Oransal’ın isteğiyle Ataşehir’deki ofise de gidiyorduk. Yeni yere geçtikten sonra İsmail ve Altay daha çok gelmeye başladı. Müşterileri getirip, üretim koşullarını gösteriyorlardı." ifadelerini kullandı.
Mahkeme Başkanı'nın yangın merdiveniyle ilgili sorusuna Bendi, "Kurtuluş Oransal yangın merdiveni yaptırmak için iki kez teklif aldı ama maliyeti yüksek geldiği için yaptırmadı. İlkinde 300 bin, ikincisinde 500 bin lira istediklerini söyledi. Eğer yapılsaydı içeride mahsur kalan arkadaşlarımız dışarı çıkabilirdi." yanıtını verdi.
Bendi, fabrikada hiç denetim yapılıp yapılmadığına ilişkin soruyu ise "Zabıtalar dışında resmi kurumlardan gelen kimseyi görmedim. Zabıtalar ziyaret ediyordu, Kurtuluş Oransal’la kendi aralarında ne konuştuklarını bilmiyorum." diye yanıtladı.
"İş güvenliği eğitimi almadık, koruyucu ekipman ve malzeme verilmedi"
Fabrika işçilerinden müşteki Keriman Miskin, yaklaşık 4 yıldır Ravive Kozmetik'te çalıştığını, zaman zaman işi bıraktığını ve tekrar başladığını kaydetti.
Çalışırken patlama olduğunu, alevlerin yükseldiğini ve kutuların havada uçuştuğunu anlatan Miskin, "O sırada Tuncay Yıldız yanıyordu ve dışarı çıktık. Geriye baktığımda arkadaşlarımı göremedim. Çok büyük acı yaşadık." dedi.
Çapraz sorguda soruları yanıtlayan Miskin, kendisini işe Kurtuluş Oransal'ın aldığını belirterek, "Mutfakçıydım ama her işi yapıyordum, boş durma şansımız yoktu. Eski fabrikada kolonya ve parfüm dolumu yapılıyordu, ürünleri firma gönderiyordu. Emir ve talimatları Kurtuluş Oransal veriyordu. İsmail ve Altay Ali Oransal, eski fabrikaya geliyorlardı ama sadece babalarıyla görüşüyorlardı." diye konuştu.
Miskin, İsmail ve Altay Ali Oransal'ın fabrikanın yeni yerine ürün getirip götürdüğünü belirterek, "Aleyna Oransal'ı yeni fabrikada 1 kez gördüm, ailesiyle gelmişti, çalışma olarak değil de öylesine. Yeni fabrikada 'sheliq' kremleri üretiliyordu. Yeni yerde İsmail ve Altay Ali bize emir vermiyordu. Eski yerde 'shauran' parfümü üretiliyordu ama yeni yerde üretilip üretilmediğini bilmiyorum." şeklinde konuştu.
İstanbul Ataşehir'deki ofise 3 kez gittiğini ve "sheliq" kremlerinin kargolarını paketlediklerini aktaran Miskin, "İş güvenliği eğitimi almadık. Koruyucu ekipman ve malzeme verilmedi. Zabıtalar geliyordu, Kurtuluş Oransal ile görüşüp gidiyorlardı, en son grup halinde gelmişlerdi. Zabıtalara hediye veriliyordu. Hiç iş güvenliği ve uzmanı gelmedi." iddiasında bulundu.
Miskin, fabrikada hijyen ortamının olmadığını, müşteri geleceği zaman temizlik yapıldığını, çalışma şartlarından dolayı Kurtuluş Oransal'la birkaç kez tartıştıklarını, Oransal'ın "Böyle kabul edin." dediğini ve kendilerine kızdığını ileri sürdü.
Sigortasız çalıştığını, sigorta denetimi için gelineceği zaman sigortasız çalışanların gönderildiğini söyleyen Miskin, çocuk ve göçmen işçi çalıştırıldığını ifade etti.
"Sigorta yapacağını söyleyerek kimliğimi istedi ama yapmadı"
Fabrika çalışanlarından Ayten Aras da salgından beri Ravive Kozmetik'te çalıştığını, olay günü 08.00'de işe başladıklarını, masada paketleme yaptıklarını söyledi.
Tuncay Yıldız'ın parfüm hazırladığı sırada 09.10'da patlama olduğunu aktaran Aras, başını kaldırdığında üzerine doğru gelen bir ateş topu gördüğünü, daha sonra kendi imkanlarıyla dışarı çıktığını kaydetti.
Aras, iş yerinde talimatları Kurtuluş Oransal'dan aldıklarını dile getirerek, "İsmail ve Altay Ali çok geliyordu. Gökberk de geliyordu. Sigortam yoktu. Çok istedim sigorta yapmasını. Sigorta yapacağını söyleyerek kimliğimi istedi ama yapmadı. Yemek, çay yoktu. Yemeği evden getiriyorduk, pisliğin içinde yemek yiyorduk." ifadelerini kullandı.
Duruşma, yangında vefat edenlerin yakınlarının dinlenilmesiyle devam etti.

Dilovası’nda 7 kişinin öldüğü Ravive Kozmetik yangını
(HA)










