Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde Ravive Kozmetik fabrikasında çıkan yangında 7 kişinin yaşamını yitirmesi, 6 kişinin yaralanmasıyla ilgili davanın ilk duruşmasını feministler de takip ediyor.
Aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 2’si firari toplam 16 sanığın yargılandığı dava öncesinde yapılan açıklamada, yaşananların bir “iş kazası” değil, kadın ve çocuk emeğinin güvencesiz koşullarda sömürülmesinin sonucu olduğu vurgulandı.
Feministler, dayanışma için duruşmaya geldiklerini belirterek Dilovası’ndaki yangının yalnızca bir fabrika faciası olarak ele alınamayacağını söyledi.
Feministler olarak Dilovası'nda Ravive Kozmetik'te katledilen kadın ve kız çocuğu işçiler için Kocaeli Ceza İnfaz Kurumu önündeyiz.
— Aralık Feminist Kolektif (@aralikfeminist) March 25, 2026
Bu bir kaza değil, cinayet. Patriyarka, sermaye ve devlet işbirliği ile yapılan bir katliam. Bir kişi daha eksilmemek için mücadeleyi sürdüreceğiz. pic.twitter.com/kpc90djmOt
Açıklamada, bu olayın kapitalizm ile patriyarkanın kesişiminde ortaya çıkan ağır bir iş cinayeti olduğu ifade edildi. Kadınların ve kızların en güvencesiz, en düşük ücretli ve en denetimsiz işlerde çalışmak zorunda bırakıldığına dikkat çekilen açıklamada, Ravive Kozmetik yangınının bu düzenin en somut örneklerinden biri olduğu kaydedildi.
8 Kasım 2025’te çıkan yangında 3 kız çocuğu ile 3 kadın işçi yaşamını yitirdi, yaralanan vardiya amiri ise günler sonra hayatını kaybetti. Feministler, işyerinin çevreyi, işçi sağlığını ve iş güvenliğini hiçe saydığı gerekçesiyle defalarca şikâyet edilmesine rağmen kapatılmadığını hatırlattı.
Açıklamada, yangının ardından Cumhurbaşkanı ve bakanların yaptıkları açıklamalarla olayı kınadığı, ancak kınamanın hiçbir hayatı geri getirmediği belirtildi. Feministler, asıl sorumluluğun yalnızca işyeri sahibine yüklenemeyeceğini, denetim görevini yerine getirmeyen, işçilerin çalışma koşullarını bilen ve şikâyetlere rağmen işlem yapmayan kamu görevlilerinin de sorumluluk taşıdığını söyledi.

Hayatını kaybeden kadınlar ve çocukların yaşlarının, istihdamın en kırılgan ve en güvencesiz kesimlerinin kimler olduğunu açıkça gösterdiğini belirten feministler, Türkiye’de kadın istihdamının yaklaşık yüzde 31 seviyesinde kaldığını, bu oranın kayıtlı ve tam zamanlı istihdam dikkate alındığında yüzde 19’lara kadar düştüğünü söyledi. Çalışabilen kadınların da çoğu zaman asgari ücret civarında ya da daha altında ücretlere razı bırakıldığı, pek çoğunun sigortaya bile erişemediği vurgulandı.
Açıklamada, bu tablo “patriyarkal kapitalist çalışma rejiminin sonucu” olarak tanımlandı. Kadın emeğinin hâlâ “eve katkı” olarak görüldüğü, kadınların yaşamlarını kendi emekleriyle kuran öznelere değil, ucuz iş gücüne indirgendikleri ifade edildi. Feministler, kadınların cinsiyetlendirilmiş işlerde çalıştırıldığını, öldüklerinde ise birkaç taziye cümlesiyle geçiştirildiklerini söyledi.
Ravive Kozmetik’in, İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre “çok tehlikeli” sınıfta yer aldığına işaret edilen açıklamada, buna rağmen işyerinde çocuk işçilik bulunduğu, sigorta yapılmadığı, işçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmediği, kişisel koruyucu donanım sağlanmadığı, risk analizi yapılmadığı ve yeterli denetim uygulanmadığı belirtildi. İşyerinde havalandırma ve yangın önleme sisteminin de bulunmadığı kaydedildi.
Feministler, işyeri hakkında 2021 yılında kaçak yapı tespiti yapıldığını ve yıkım kararı verildiğini, buna rağmen kararın uygulanmadığını da hatırlattı.
Yangının hemen ardından açığa alınan SGK ve İŞKUR Kocaeli müdürlerinin birkaç ay sonra görevlerine geri döndüğünü belirten grup, kamu görevlileri hakkında etkili bir işlem yapılmadığını söyledi. Yangında yakınlarını kaybeden ailelerin de geçen hafta sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin davaya dahil edilmesini talep ettiğini anımsatan feministler, aynı çağrıyı yineledi.
Açıklamada, Ravive Kozmetik’te kadınların ve çocukların sabah 08.00’den gece 00.00’ye kadar, 70 lira yemek ücretiyle ve günlük 600 ila 800 lira arasında değişen ücretlerle çalıştırıldığı belirtildi. Mahalle sakinlerinin, yangın sömestr döneminde çıksaydı daha fazla çocuğun ölebileceğini söylediği aktarıldı. Çocukların cep harçlığı çıkarabilmek için çalışmak zorunda kaldığına dikkat çekilen açıklamada, çocuk yoksulluğunun ve güvencesizliğin derinleştiği vurgulandı.

Feministler, çocukların bilimden uzaklaştırılan bir eğitim sistemi içinde geleceksizlik yaşadığını, boş beslenme çantalarıyla okula gittiğini, MESEM uygulamalarıyla sermayeye ucuz hatta karşılıksız iş gücü haline getirildiğini belirtti. “Çocuklar iş cinayetlerinde ölüyor” denilen açıklamada, bunun kader ya da fıtrat olarak gösterilemeyeceği ifade edildi.
Yangının sorumluluğunun yalnızca fabrika yönetimiyle sınırlı olmadığını savunan feministler, fason üretim yaptırdığı çeşitli raporlarda yer almasına rağmen Zara ve Koton gibi firmaların iddianameye dahil edilmediğini belirtti. Kadınları destekleyen reklam kampanyalarıyla kamuoyunun karşısına çıkan bu şirketlerin, üretim fason atölyelere geldiğinde sorumluluklarını görmezden geldiği ifade edildi. Feministler, bilirkişi raporlarında adı geçen firmalara denetim sorumluluklarını hatırlatan mektuplar gönderdiklerini, şirketlerin sessiz kalması üzerine boykot kararı aldıklarını duyurdu.
Açıklamanın sonunda Ravive Kozmetik’te yaşananların ne ilk ne de son olduğu vurgulandı. Kayıt dışı, örgütsüz ve sendikasız pek çok işyerinde kadınların ve çocukların emeğinin en ucuz biçimde sömürüldüğü belirtilerek, erkek egemen ve sermaye yanlısı düzenin kadınlara insanca bir yaşam kurma imkânı tanımadığı ifade edildi.
Feministler, “Bu bir kaza değil, cinayet. Patriyarka, sermaye ve devlet iş birliğiyle işlenen bir katliamla karşı karşıyayız” diyerek yaşamını yitiren kadınlar ve çocuklar için adalet mücadelesini sürdüreceklerini söyledi.

3’ü çocuk 7 işçinin öldüğü Dilovası yangınında iddianame iade edildi

7 kişinin hayatını kaybettiği Dilovası yangını davasının ilk duruşması yarın
(EMK)







