Anayasa Mahkemesi (AYM), Hakkâri’nin Yüksekova ilçesine bağlı Büyükçiftlik beldesinde 18 Temmuz 2016’da zırhlı araçtan açılan ateşle öldürülen Sürmi İnce’ye ilişkin bireysel başvuruyu kabul edilemez buldu. Mahkeme, ceza yargılamasında bir askerin mahkûm edilmesi ve idare mahkemelerince tazminata hükmedilmesi nedeniyle başvurucuların “mağdur sıfatının ortadan kalktığına” karar verdi.
AYM, başvurunun yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin bölümünü “kişi bakımından yetkisizlik” gerekçesiyle, yaşam hakkıyla bağlantılı ayrımcılık yasağı ihlali kısmını ise “açıkça dayanaktan yoksun” bularak reddetti.
Bünyamin İnce: Bu dosya toplumsal hafızanın parçası
Kararın ardından İnce’nin hem oğlu hem de ailenin avukatı Bünyamin İnce, bianet’e yaptığı değerlendirmede dosyanın yalnızca bireysel bir başvurudan ibaret olmadığını, bölgede yaşanan sivil ölümlerinin toplumsal hafızasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.
“Sürmi İnce dosyası yalnızca bir bireysel başvurunun reddi değil, bölgede yaşanan sivil ölümlerinin yarattığı toplumsal hafızanın bir yansımasıdır” diyen İnce, son yıllarda kolluk güçlerinin silahlarıyla öldürülen yüzlerce sivil dosyasında etkili soruşturma ve kovuşturma yürütülmemesinin, yaşam hakkı ihlalleriyle cezasızlık tartışmasını sürekli canlı tuttuğunu ifade etti.
Annesinin silahsız bir sivil olarak, tarlada çalışan eşine ve çocuklarına yemek götürdüğü sırada zırhlı araçtan açılan ateşle öldürüldüğünü hatırlatan İnce, “Buna rağmen, onlarca askerin ateş ettiği, zırhlı araçtan yaklaşık 20 metreden sivillere ateş edildiği bu dosyada yalnızca bir askere verilen 3 yıl 10 ay cezayı AYM yeterli gördü ve yaşam hakkı ihlali bulmadı” dedi.

SÜRMİ İNCE DAVASI
Katledilen Sürmi'nin oğlu: Fail ödüllendirildi, cezasızlık ortaya çıktı
Dosya AİHM’e taşınacak
İnce, emir-komuta zincirinin araştırılmamasının, tüm sorumluların yargılanmamasının ve verilen sınırlı cezanın, adalet arayışının neden karşılıksız bırakıldığını gösterdiğini söyledi. “Annemin dosyası ve benzer dosyalar artık yalnızca bir dava değil; yaşam hakkının korunması, cezasızlık sorunu ve toplumsal hafızanın nasıl şekilleneceği açısından da kritik bir semboldür” diye konuştu.
Bünyamin İnce, mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacaklarını açıkladı.
Tarlaya yemek götürürken vuruldu
Sürmi İnce, 18 Temmuz 2016’da Büyükçiftlik’te tarlada çalışan çocuklarına ve eşine yemek götürdüğü sırada zırhlı araçtan açılan ateşle vuruldu. Yakınları tarafından hastaneye götürülen 55 yaşındaki İnce, yaşamını yitirdi.
Olayın ardından başlatılan soruşturmada, zırhlı aracın silah operatörü olan asker A.D.’nin, kaçan üç kadını “terörist sandığını” ve bu nedenle önlerine doğru dört-beş el ateş ettiğini söylediği dosyaya girdi. Araç kamerası kayıtlarında da üç kişinin koşmaya başlamasının ardından ateş açıldığı ve bu kişilerden birinin yere düştüğünün görüldüğü belirtildi. Otopsi raporunda, İnce’nin tek bir merminin neden olduğu iç kanama sonucu öldüğü tespit edildi.
Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı, olayda bulunan diğer askerler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. A.D. hakkında ise önce olası kastla öldürme suçundan dava açıldı. Ancak Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın “uyarı ve kaçmayı engelleme amacıyla” ateş ettiğini, öldürme kastıyla hareket etmediğini savunarak “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan mahkûmiyet kararı verdi. A.D.’ye verilen ceza 3 yıl 10 ay 20 gün hapis oldu. Karar, istinaf incelemesinin ardından 11 Ekim 2021’de kesinleşti.

KADINLARIN GÜNDEMİ / EVRİM KEPENEK
Sürmi İnce cinayeti ve İstanbul Sözleşmesi
Etkili soruşturma yürütülmedi
Başvurucular, AYM’ye yaptıkları başvuruda olay yerinde etkili inceleme yapılmadığını, delillerin eksik toplandığını, emir-komuta zincirinin ve diğer askerî personelin sorumluluğunun araştırılmadığını, ayrıca verilen cezanın yaşam hakkı ihlalini karşılamaktan uzak olduğunu belirtti. Başvuruda, Sürmi İnce’nin Kürt kimliği nedeniyle hedef alındığı ve bu nedenle ayrımcılık yasağının da ihlal edildiği aktardıldı.
AYM ise kararında soruşturmanın resen başlatıldığını, olay yerinin incelendiğini, kamera kayıtlarının toplandığını, tanıkların dinlendiğini ve ölüm nedeninin otopsiyle belirlendiğini vurguladı. Mahkeme, zırhlı araç kamerası kayıtlarının güvenilir olduğunu, görüntülerde manipülasyon saptanmadığını ve ölümün A.D.’nin ateşi sonucu meydana geldiğinin ortaya konulduğunu belirtti.
AYM, ceza ve tazminatı yeterli buldu
Yüksek Mahkeme, ceza yargılamasında olayın koşullarının ve sorumlunun belirlendiğini, verilen cezanın da fiilin ağırlığıyla açıkça orantısız olmadığını savundu. Kararda ayrıca, tam yargı davaları sonucunda idarenin hizmet kusurunun kabul edildiği, başvurucular lehine 170 bin TL manevi, 395 bin 957 lira 10 kuruş maddi tazminata hükmedildiği hatırlatıldı. AYM, bu nedenle başvurucuların mağdur sıfatını artık taşımadığı sonucuna vardı.
Ayrımcılık yasağı yönünden ise Mahkeme, Sürmi İnce’nin etnik kimliği ya da siyasi aidiyeti nedeniyle hedef alındığını gösteren somut bir emare bulunmadığını savundu. Karakol komutanı hakkında ileri sürülen planlı yönlendirme iddiası da yeterli olgu bulunmadığı gerekçesiyle kabul görmedi.

Kürt illerinde çocuk ölümleri: "Şiddet biçim değiştirerek sürüyor"
Ne olmuştu?
Hakkari'nin Yüksekova ilçesine bağlı Büyükçiftlik beldesinde 18 Temmuz 2016'de ot biçen çocuklarına yemek götüren Sürmi İnce, zırhlı araçtan açışan ateşle vurulmuştu.
Eşinin de aralarında bulunduğu yakınları tarafından bir kamyonetle Yüksekova Devlet Hastanesi'ne kaldırılan 55 yaşındaki İnce, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı.
12 çocuk annesi İnce'nin öldürülmesiyle ilgili askerlerden A.D. tutuklanmış ancak 25 Temmuz 2016'da serbest bırakılmıştı. Ardından Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı, emri veren karakol komutanı ve emrindeki 9 askeri personel hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti.
Açılan davada "bilinçli taksirle öldürme" suçundan 4 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan Dalgıran'a mahkeme heyeti "iyi hal" uygulayarak, cezayı 3 yıl 10 ay 20 güne indirmişti.
İstinaf mahkemesi, sanık A.D.'ye verilen cezayı "fazla" bulmuştu. İstinaf, sanık Dalgıran'a 4 yıl ceza vermiş, "iyi hal" uygulayarak 3 yıl 4 aya indirmişti.
İstinaf sürecinde A.D'nin Denizli'de halen görev yaptığı ortaya çıkmıştı.
Avukatlar karara karşı hem Yargıtay hem AYM'ye başvurmuştu.
(NÖ)







