Yaşam savunucusu Esra Işık’a tahliye yok
Muğla İkizköy’de termik santrale kömür sağlamak için yapılmak istenen madene ve bununla bağlantılı acele kamulaştırmalara direndiği için tutuklanan yaşam savunucusu Esra Işık, bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.
Işık, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya İzmir’deki Şakran Cezaevi’nden jandarma refakatinde elleri kelepçeli bir şekilde getirildi. Saat 10.00’da başlayan duruşma 17.30’a kadar sürdü.
Duruşmayı Işık'ın annesi Nejla Işık'ın yanı sıra Muğla Baro Başkanı Levent Akgün, CHP Milletvekilleri Cumhur Uzun, Mahmut Tanal, CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, Emek Partisi (EMEP) Muğla İl Başkanı Döndü Taka Çınar ile bazı siyasi parti ve STK temsilcileri izledi. İstanbul, Antalya, İzmir, Aydın Baroları ile Türkiye Barolar Birliği’nden (TBB) temsilciler takip etti.
Işık’ın avukatları Anıl Egemen Samyürek, Barış Aydın, Ramazan Akkaya, Arif Ali Cangı ve Nehir Bilece duruşmada hazır bulundu.
Müştekiler Saniye Merve Arslan, Oğuz Tunç, Rifat Arslan, Özlem Eroğlu, Mehmet Gazi Cebeci ve Haluk Aydın da duruşma salonundaydı.
Mahkeme, salonda 7 kişilik oturma alanı olduğu gerekçesiyle salona sınırlı sayıda kişi aldı. Büyük salon talep etmedi. İkizköylüler ise Akbelen’de “Adalet nöbeti” başlatarak duruşmayı buradan takip etti.
Işık iddianameye karşı yaptığı savunmada suç kastı olmadığını belirterek "Araç keşif heyeti olduğunu bilmiyordum, şirket için gelen yetkililer olduğunu düşündüm" dedi.
Avukatlar ise şu savunmayı yaptı:
“Müvekkilimiz ve acele kamulaştırmaya maruz kalmış köylüler Anayasa Mahkemesi’nden ve Danıştay’dan karar beklerken, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 649 ayrı dosyayla acele el koyma davaları açıldı. 30 Mart’ta başlayan keşifler Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki keşif ve bilirkişi incelemesine ilişkin düzenlemeler ve savunma hakkı yok sayılarak yapıldı. Dosyalarda vekaletnameler ile yazılı ve sözlü keşfin bildirilmesi taleplerine rağmen avukatlara ve davalılara haber verilmedi. Mülk sahiplerinden kaçırırcasına matbu keşif tutanaklarıyla bir güne 100 dosyanın keşfi sığdırıldı, 7 günde keşifler tamamlandı.
Keşiflerin başlaması üzerine 30 Mart sabahından itibaren İkizköy Muhtarı ile birlikte davaları olan köylüler Akbelen Orman Sahası girişinde Mahkeme heyetini beklemeye başladılar, bekleyenler içinde müvekkil Esra Işık da vardı. Amaçları, keşfe gelen Mahkeme Yargıcından Danıştay’daki iptal davalarından yürütmeyi durdurma konusunda karar verilmesinin beklenmesini talep etmekti. Mesai bitimine kadar keşif heyeti gelmedi, onlar da evlerine dağıldılar.
Bir süre sonra Karacahisar'dan acele kamulaştırma mağduru Halil Şallı İkizköy Muhtarı Nejla Işık’ı arayarak, ‘Burada şirketin adamları bir şeyler yapıyorlar’ diyerek oraya gelmelerini istedi. Çağrılan yere gidildiğinde jandarmalar ile birlikte üzerinde hiç bir yazı ve ibare olmayan sivil bir araçla karşılaştılar. Gidenlerin içinde müvekkil de vardı. Şirketin olduğunu düşündükleri sivil araca tepki gösterdiler, bir süre sonra araç oradan uzaklaştı. Köylülerden birisi beni arayarak, ‘Burada hakim yok, şirketin adamlarıyla Jandarma keşif yapıyorlar, biz de tepki gösterdik, bunun üzerine sivil minibüs uzaklaştı, Hakim olmadan keşif yapılabilir mi, ne yapmamızı önerirsiniz’ dedi, ben de ‘Şayet aracın plakasını alabildiyseniz, araç plakasıyla birlikte olanları anlatan bir tutanak tutun, oradakilerle imza altına alın’ önerisinde bulundum.
Meğer YK Enerji şirketinin olduğu sanılan araç mahkemenin keşif aracıymış, buna rağmen orada bulunan kolluk görevlileri, köylülerin tepki göstermesine engel olmamış. O gün gece saat 23.50'de şirket aracı sandıkları araca tepki gösterenlerden müvekkil Esra Işık köylerindeki evlerinden gözaltına alındı. İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürülen Esra’nın gece saat 01.00'de ifadesi alındı. Geceyi nezarette geçirmesinin ardından sabah bilekleri kelepçeli, mevcutlu olarak Milas Cumhuriyet Savcılığı’na götürüldü, sorgusundan sonra tutuklamaya sevk edildi.
Milas Sulh Ceza Hakimliği, ‘Mahkeme heyeti olduğu bilinmeden tepki gösterildiği’ savunmasını hiç dikkate almadan ‘Mahkemenin yaptığı keşfi engellediği, bu şekilde yargı görevi yapan kişilerin görevini yaptırmamak’ suçlamasıyla ve ‘şüphelinin bölgedeki mahkeme heyetinin başkaca keşifleri olması sebebiyle heyetteki bilirkişilere baskı yapabileceği kanaatine varılmakla adli kontrolün bu aşamada yetersiz kalacağı’ gerekçesiyle Esra Işık’ın tutuklanmasına karar verdi. Soruşturma tamamlandı, bu arada keşifler bitti, ancak müvekkil halen tutuklu.
Müvekkilin yakınlarını ve köylülerini üzen ve şoke eden bu tutuklamanın yanı sıra, o gün şaşırtıcı başka bir olay daha yaşandı. Tutuklanma işlemleri sürerken, ondan şikayetçi olan mahkeme hakimi, zabıt katibi, mübaşir ve bilirkişilerin müvekkil Esraların evinde ve bahçesinde kimse yokken keşif yaptığı ortaya çıktı. O gün İkizköy’de tek bir keşif yapılmış, ne tesadüftür ki o da Esra’nın ailesinin yaşam alanı. Gereken hukuksal itirazlar yapıldı, bu yaşananların hukuki ve vicdani yönünün takdirini size bırakıyoruz
Acele kamulaştırma yurt savunmasını gerektirecek nitelikte olağanüstü ihtiyaçlar için başvurulabilen bir kamulaştırma yoluydu. Ancak son yıllarda uygulanan neoliberal politikaların uygulayıcısı siyasi iktidarların aceleciliğine karar verdiği her durumda başvurulan olağan bir kamulaştırma halini aldı. Acele kamulaştırma, hukuksal denetimleri ortadan kaldıran, yoksul köylüleri yerinden yurdundan eden, mülkiyetin zorla el değiştirilmesi sonucu doğuran, pek çok temel hakkı ortadan kaldıran, ekokırım suçuna hazırlık niteliğinde bir idari işlem ve uygulamadır. Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca, keşiften sonra bilirkişiler 15 gün içinde raporlarını sunacaklar, raporda belirlenen taşınmaz bedeli bankaya yatırılacak ve el koyma kararı verilecek. El koyma kararı kesin, hiçbir itiraz yolu yok. İdarenin icraya başvurması üzerine gönderilecek icra emriyle 15 gün içinde kendiliğinden olmazsa, mülk sabihinin cebren tahliyesi söz konusu. Milas’ta keşifler 7 günde tamamlandı, bilirkişi raporunun düzenlenmesi için yasanın öngördüğü süre dolmak üzere. Bu arada Danıştay 6.Dairesi yürütmeyi durdurma kararı vermez ise Milas'ın yedi köyünde 679 yerde yaşayanlar, hayvanları, mahsulleriyle birlikte zorla çıkartılacaklar.
Sözün özü, Akbelen Ormanı'ndan sonra Akbelen insanları da yerinden yurdundan zorla sökülüp atılma tehlikesiyle karşı karşıya. Ne için, iklim krizinin en önemli müsebbibi olan kömür ve termik santraller için. Bunların yaşanmasına rağmen, Türkiye Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31'incisine (COP31) ev sahipliği yapacak. COP31 Kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde ve eş başkanlığında Antalya’da toplanacak. Bu çelişkiyi de dikkatinize sunuyoruz.
Anlattığımız olaylar ve olası yaşanacak kötü olaylar müvekkilin yaşamını doğrudan etkilemektedir. Bu yüzden tepkisini imdat çığlığı olarak görmek gerek. Onun kimseye hakaret etmek, hele hele Mahkeme heyetine hakaret etmek, görevini yapmasını engellemek gibi bir amacı olamaz. Büyüklerinden gördüğü ve kendisinin içinde yer aldığı mücadele, haklara ve yaşam alanlarına yapılan yoğun saldırılara karşı meşru, haklı bir karşı koyuştur, hep hukuka uygun davranma yolunu seçmiştir. Yürütülen demokratik toplumsal mücadele davalarla paralel yürütülmektedir. Davalarla hakkının Mahkemelerden arayan bir kişinin Mahkemenin işini zorlaştırması, mahkeme heyetine hakaret etmesi, akla, mantığa uymaz, gerçek de Mahkeme heyeti olduğu bilinmeden yapılan beddualar, imdat çığlığıdır.
Akbelen/İkizköy Yaşam Savunusu, İklim krizinin her geçen gün derinleştiği günümüzde, çok önemli bir harekettir. Sağlıklı, onurlu ve haklarımızın güvencede olacağı bir yaşamı kurmak, gelecek kuşaklara yaşanılası bir dünya bırakmak için, bu hareketin kaybetmemesi gerekir. Onun için Anayasa Mahkemesi’ne, Danıştay’a, mahkemenize görev düşüyor.
Sonuç olarak; yaşananlar ile suçlamaya konu olay birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilin tepki gösterdiği kişilerin Mahkeme heyeti olduğunu bilmeden, Şirketin organize ettiği kişiler olduğu hatasına düştüğü, suç işleme kastının olmadığı açıkça görülmektedir. Yargılamaya başlanırken bunların dikkate alınmasını talep ediyoruz."
Beyan ve savunmaların ardından duruşma savcısı Işık hakkında tutukluluğun devamı yönünde mütalaa verdi. Mahkeme de Işık’ın tutukluluğunun devamına hükmetti. Gerekçe olarak ‘kaçma ihtimalinin bulunduğunu’ öne sürdü.
Davada bir sonraki duruşma 1 Haziran'da görülecek.
Yaşam savunucusu Esra Işık tutuklandı
(HA)