Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi kronolojisi
İstanbul Sözleşmesi, 2011 yılında İstanbul’da imzaya açılmasıyla birlikte Türkiye’nin hem hazırlık sürecinde aktif rol aldığı hem de ilk imzacılarından biri olduğu önemli bir uluslararası metin olarak gündeme geldi.
KADINLARIN GÜNDEMİ / EVRİM KEPENEK
İstanbul Sözleşmesi’ni neden savunuyoruz?
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR
İstanbul Sözleşmesi'nin tüm maddeleri...
Kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetle mücadelede bağlayıcı standartlar getiren bu sözleşme, yıllar içinde Türkiye’de hem hukukî düzenlemeler hem de toplumsal tartışmalar açısından belirleyici bir başlık haline geldi. Türkiye’nin sözleşmeyle ilişkisini kronolojik olarak özetleyen süreç şöyle:
11 Mayıs 2011 – İmza ve açılış süreci
İstanbul Sözleşmesi, İstanbul’da imzaya açıldı. Türkiye, sözleşmeyi ilk imzalayan ülkeler arasında yer aldı. Avrupa Konseyi dönem başkanlığını yürüttüğü bu süreçte Türkiye, sözleşmenin hazırlanmasında “öncü rol” üstlendiğini duyurdu. Sözleşme, kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetle mücadelede uluslararası standartları belirleyen ilk bağlayıcı metin olarak kabul edildi.
24 Kasım 2011 – TBMM onayı
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan oylamada 6251 sayılı kanun kabul edildi. 247 milletvekilinden 246’sı “kabul” oyu verirken yalnızca 1 milletvekili çekimser kaldı. Böylece Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ni parlamentodan geçirerek onaylayan ilk ülke oldu. Bu adım, dönemin siyasi açıklamalarında “uluslararası saygınlığa katkı” ve “kadına yönelik şiddetle mücadelede güçlü irade” olarak tanımlandı.
2012–2015 – Uyum politikaları ve eylem planı
Sözleşme sonrası dönemde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı” hazırladı. Plan, sözleşme ilkeleri doğrultusunda şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve kurumlar arası koordinasyon hedeflerini içerdi. Bu yıllarda sözleşme, Türkiye’nin kadın politikalarında referans metin olarak kullanıldı.
2015 – Uyum yasası vurgusu
Dönemin siyasi açıklamalarında Türkiye’nin sözleşmeye “çekincesiz taraf olduğu” ve bunun karşılığında 6284 sayılı Kanun ile iç hukukta önemli bir düzenleme yapıldığı ifade edildi. Türkiye, sözleşmenin yükümlülüklerini büyük ölçüde iç hukuk düzenine aktaran ülkeler arasında gösterildi.
2017 – GREVIO raporu ve eleştiriler
Avrupa Konseyi’nin izleme organı GREVIO, Türkiye’ye ilişkin ilk değerlendirme raporunu yayımladı. Raporda yasal düzenlemelerde ilerleme olduğu belirtilirken, uygulamada ciddi sorunlara dikkat çekildi. Cezasızlık, mağdurların korunmasındaki eksiklikler, yargı süreçlerinde toplumsal cinsiyet temelli önyargılar ve şiddet vakalarının düşük bildirim oranları öne çıkan başlıklar oldu.
2018–2020 – Toplumsal tartışmalar ve artan şiddet vakaları
Türkiye’de kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet kamuoyunda geniş yer buldu. Emine Bulut ve Pınar Gültekin gibi vakalar sonrası İstanbul Sözleşmesi yoğun şekilde tartışıldı. “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganıyla kampanyalar düzenlendi, kadın örgütleri sözleşmenin etkin uygulanmasını talep etti. Bu dönemde sözleşme, siyasi ve toplumsal tartışmaların merkezine yerleşti.
Temmuz 2020 – Sözleşmenin geleceği tartışması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözleşmeye ilişkin “Halk istiyorsa kaldırılır” açıklamasını yaptı. Aynı süreçte bazı çevrelerde sözleşmenin “aile yapısını bozduğu” ve “toplumsal değerlerle uyumsuz olduğu” yönünde tartışmalar gündeme geldi. Tartışmalar kısa sürede siyasi gündemin ana başlıklarından biri haline geldi.
20 Mart 2021 – Çekilme kararı
Türkiye, Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğini açıkladı. Karar Resmî Gazete’de yayımlandı. Bu adım, hem ülke içinde hem de uluslararası alanda büyük tartışma yarattı.
22 Mart 2021 – Avrupa Konseyi bildirimi
Türkiye’nin çekilme bildirimi Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne iletildi. Sürecin resmî prosedürü başlatıldı.
1 Temmuz 2021 – Çekilmenin yürürlüğe girmesi
Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesi bu tarihte resmen yürürlüğe girdi. Böylece Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkan ilk imzacı ülkelerden biri oldu.
29–31 Mart 2021
CHP, İYİ Parti, Eğitim Sen ve çeşitli kadın örgütleri ayrı ayrı davalar açtı. Başvuruların çoğu Danıştay 10. Dairesi’nde toplandı.
29 Haziran 2021
Danıştay 10. Dairesi, Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması taleplerini oy çokluğuyla reddetti. Mahkeme çoğunluğu, Cumhurbaşkanı’nın uluslararası sözleşmelerden çekilme yetkisi bulunduğu görüşünü benimsedi.
18 Kasım 2021
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), yürütmeyi durdurma taleplerinin reddine yapılan itirazları da oy çokluğuyla reddetti. Böylece yürütmenin durdurulmaması yönündeki karar kesinleşmiş oldu.
21 Aralık 2021
Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği’nin açtığı davada da yürütmenin durdurulması talebi reddedildi.
6 Ocak 2022
Danıştay savcısı (tetkik hâkimi/savcı görüşü), Cumhurbaşkanı’nın temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmelerden tek taraflı çekilme yetkisi bulunmadığı yönünde mütalaa verdi. Bu görüş, kamuoyunda dikkat çekti çünkü çekilme işleminin hukuka aykırı olduğu savunuldu.
19 Temmuz 2022
Danıştay 10. Dairesi, esasa ilişkin kararını verdi ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptali istemini reddetti. Böylece ilk derece Danıştay kararıyla çekilme işlemi hukuka uygun kabul edilmiş oldu.
-
- Açılan davalar Danıştay 10. Dairesi’nde görüldü. Davacılar, İstanbul Sözleşmesi’nin TBMM onayıyla yürürlüğe girdiğini ve çekilme kararının da Meclis onayı gerektirdiğini savundu.
- Danıştay savcısı da süreçte görüş bildirerek Cumhurbaşkanı kararının iptal edilmesi yönünde değerlendirme yaptı. Savcı görüşünde, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin yalnızca yürütme kararıyla feshedilemeyeceği ifade edildi.
- Ancak Danıştay 10. Dairesi, Temmuz 2022’de oy çokluğuyla yürütmeyi durdurma ve iptal taleplerini reddetti. Mahkeme, Cumhurbaşkanı’nın uluslararası sözleşmelerden çekilme yetkisi bulunduğuna hükmetti.
- Karara karşı temyiz başvuruları yapıldı ve dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na taşındı. Kurul, 2023 yılında yapılan incelemede itirazları reddederek Danıştay 10. Dairesi’nin kararını onadı.
- Böylece Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin yargı süreci büyük ölçüde tamamlanmış oldu. Karar, hukuk çevreleri ve kadın hakları savunucuları arasında tartışılmaya devam etti.
Hangi ülkeler imzaladı, hangileri uyguluyor?
İstanbul Sözleşmes'ni bugüne kadar Avrupa Konseyi’ne üye 45 ülke ve Avrupa Birliği (kurumsal olarak) imzaladı.
- İmzalayıp onaylayan ülkeler: Türkiye (2021’e kadar), Fransa, İtalya, İspanya, Almanya, Finlandiya gibi birçok Avrupa Konseyi ülkesi
- Çekilme süreci başlatan örnekler: Polonya (2020’de çekilme süreci tartışmaları)
Ülkeler açısından son güncel bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
İstanbul Sözleşmesi neden önemli?
EVRİM KEPENEK ANKARA'DAN BİLDİRİYOR
Kadınlar: İstanbul Sözleşmesi onurumuzdur, vazgeçmiyoruz
Danıştay'a göre İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmek “hukuka uygun”
'İŞ DÜNYASI EV İÇİ ŞİDDETE KARŞI' 10. YILINDA
TÜSİAD Başkanı: İstanbul Sözleşmesi'nin önemini kavramalıyız
bianet'in İstanbul Sözleşmesi haberlerini buradan okuyabilirsiniz.
(EMK)