Pakistan’ın arabuluculuğunda ABD ile İran arasında ilan edilen ve “Lübnan ile diğer bölgeleri” de kapsadığı belirtilen iki haftalık ateşkese rağmen, İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor. İsrail, başta Beyrut olmak üzere Lübnan’ın güneyi ve doğusundaki onlarca noktaya eşzamanlı saldırı düzenledi.

İsrail ordusu ateşkese rağmen Lübnan’ı bombaladı: Çok sayıda kişi hayatını kaybetti
"Ateşkesin mümkünlüğünü ABD-İran görüşmeleri ile anlayacağız"
Bölgedeki gelişmelerin taraflar ve aktörler açısından ne anlama geldiğini Siyaset Bilimci Sezin Öney değerlendirdi.
Öney, ABD-İran hattında ilan edilen ateşkesin kalıcı barış anlamına gelmediğini söyledi. Öney’e göre tarafların ateşkesi “zafer” diye sunması, sahadaki kırılganlığı değiştirmiyor. İsrail’in Lübnan hattına daha fazla yoğunlaşması, İran’da daha sert bir iç yapılanmanın güçlenmesi ve Körfez’in yeni denge arayışları ise sürecin en dikkat çekici sonuçları arasında.
Öney, “Önceki gece yapılan ‘ateşkesin’ kalıcı bir barışı sağlaması muhtemel görünmüyor” derken, yaşanan durumu “ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı ‘çok daha büyük bir saldırı başlatma’ tehdidiyle verdiği ultimatomun süresini ileri atan iki haftalık bir ‘savaşa ara’ ” diye tanımladı.
Ateşkesin gerçekten mümkün olup olmayacağının, ABD ile İran arasında başlaması beklenen görüşmeler sonrasında anlaşılacağını söyleyen Öney, şu aşamada dünya genelinde daha çok geçici bir rahatlama yaşandığı görüşünde.

ABD-İran ateşkesi İsrail’de tartışmayla karşılandı
Müzakere zemini ve İran’ın hattı
Bu süreçte petrol fiyatlarının düştüğünü, piyasaların yükseldiğini ve küresel ölçekte bir nefes alma hali oluştuğunu kaydeden Öney, buna rağmen ortada hala “kırılgan bir barış” bulunduğunu ifade etti. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakr Galibaf’ın açıklamalarına dikkat çeken Öney, Tahran’ın ateşkesi değil, daha kalıcı koşullarda yeni bir pazarlığı öne çıkarmaya çalıştığını söyledi.
Öney’e göre İran, esas müzakerelerde bölgesel etkisini yeniden tahkim etmeye dönük maksimalist bir çizgi izleyecek. Bu çerçevede, “İran, esas ateşkes görüşmelerinde İsrail’in Lübnan’daki harekatını durdurması gibi ön koşulları ileri sürerek bölgesel etkisini yeniden kazanmaya çalışacak, yani maksimalist davranacak” dedi.

Hürmüz Boğazı yeni dönemin kilit başlığı
Sürecin en kritik başlıklarından birinin Hürmüz Boğazı olduğunu vurgulayan Öney, savaşın yeni evresinde enerji güvenliği ve deniz geçişlerinin belirleyici hale geleceğini söyledi. “Bu ateşkes, savaşın belirli bir evresini sona erdirebilir ancak tek başına o savaşa yol açan siyasi sorunları çözemez” diyen Öney, ABD-İran görüşmelerinin de savaşın temel sebeplerini ortadan kaldırmaya yetmeyeceğini savundu.
Bu nedenle çatışmanın tamamen kapanmış bir dosya olmadığını belirten Öney, “Bu savaşın zaman zaman alevlenerek, kimi zaman da sönümlenerek devam ettiğini göreceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Pakistan’ın bir süredir çatışmalara ara verilmesi çağrısı yaptığını, Çin’in diplomatik çabaları desteklediğini hatırlatan Öney, Hürmüz Boğazı’nın da İran açısından küresel baskı aracına dönüştüğünü ifade etti. Bu nedenle herkesin bir çıkış yoluna ihtiyaç duyduğunu belirten Öney, “Bana kalırsa Trump da, ateşkesi gözdağı yoluyla elde edilmiş bir zafer gibi göstermeye çalıştı” dedi.

Savaşın 40. gününde ateşkes: İran'ın 10 maddelik teklifinde neler var?
"Rejim ayakta kaldı, Devrim Muhafızları güçlendi"
İran rejimi açısından en önemli sonucun ise sistemin ayakta kalması olduğunu belirten Öney, bunun Tahran tarafından doğrudan zafer anlatısına dönüştürüleceğini söyledi. Öney'e göre, İran artık daha merkeziyetçi bir çizgiye ilerliyor ve savaş sonrası dönemde ülkede Devrim Muhafızları daha da belirleyici hale gelecek.
İran’ın füze fırlatma kapasitesinin düşmesi ve askeri altyapısının ciddi hasar almasının İsrail açısından kısa vadeli kazanım yarattığını belirten Öney’e göre bu tablo, İsrail iç siyasetinde Netanyahu lehine tam bir siyasi kazanç üretmiş değil.
ABD desteği aşınırken bölge yeni denge arıyor
Öney, İsrail’in askeri konumunda iyileşme olsa da uluslararası ve özellikle Amerikan kamuoyundaki desteğinin aşındığını da belirtti. ABD’de İsrail’e yönelik toplumsal desteğin zayıfladığını, Avrupa ülkelerinin de savaş boyunca Washington’a temkinli yaklaştığını söyleyen Öney, bunun savaş sonrası diplomatik denklem üzerinde etkili olacağını ifade etti.
Bölgesel sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde ise Öney, bu sürecin yalnızca ABD, İsrail ve İran’ı değil, bütün Ortadoğu’yu yeni pozisyonlara zorlayabileceğini söyledi. Körfez ülkelerinin ekonomik ve altyapısal zarar gördüğünü hatırlatan Öney, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın güvenlik mimarisini yeniden düşünmeye başladığını belirtti.

Trump, "İran'da medeniyeti yok etme" planını iki hafta erteledi
Çin için yeni nüfuz alanı
Washington’dan ani bir kopuş beklemediğini söyleyen Öney, buna rağmen Körfez başkentlerinin güvenlik, savunma ve diplomasi alanlarında daha fazla dengeleme arayışına gireceğini savundu. Bu çerçevede Çin’in etkisinin artabileceğini belirten Öney, “Daha fazla dengeleme, daha fazla güvenlik başta tüm konularda tarafları çeşitlendirme yolunu seçeceklerdir; ki bu da Çin’in bölgede nüfuzunu artırmasını sağlayabilir” dedi.
(NÖ)







