İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, Mart 2026 iş cinayetleri raporunu açıkladı. Rapora göre Mart ayında en az 148 işçi çalışırken öldü.
Ocakta 155, Şubatta 129 işçinin çalışırken hayatını kaybetmesiyle 2026’nın ilk üç ayındaki toplam iş cinayeti sayısı en az 432’ye ulaştı.

Mart’ta her gün 5 işçi çalışırken öldü
Marttaki iş cinayetlerinin sektörel dağılımına bakıldığında en çok ölüm sanayide (56) yaşandı. Onu 43 ölüm ile hizmet, 28 ölüm ile inşaat ve 21 işçi ile tarım izledi.
Bu ayda ölenlerin 16’sı kadın, 15’i göçmen, 8’i çocuk/genç işçilerdi. Kadınlar tarım, madencilik, ticaret, büro, eğitim, metal, taşımacılık, depo gibi işkollarında çalışıyorlardı. 15 göçmen işçi Suriye, Afganistan, Gürcistan, İran, Kazakistan ve Mısır’dan gelmişlerdi. Tarım, inşaat, taşımacılık, tekstil ve metal işkollarında çalışıyordu. Çocukların 6’sı 0-14 yaş, 2’si de 15-17 yaş aralığındaydı.
Ölen işçilerin yalnızca üçünün (yüzde 2,02) bir sendika üyeliği bulunuyordu. 145 işçi (yüzde 97,98) ise sendikasız çalışıyor/çalıştırılıyordu.
En çok ölüm inşaatta
Mart ayında en çok iş cinayeti 26 ölümle inşaat işkolunda meydana geldi. İkinci sırada 23 ölümle taşımacılık işkolu var. Üçüncü sırada ise 21 ölümle tarım/orman işkolu geliyor.

Nedenlerin ilk sırasında trafik ve servis kazaları var
Ölüm nedenlerinde ilk sırada ise çoğunluğunun taşımacılık ve tarım işkolunda meydana geldiği trafik, servis kazaları nedenli ölümler bulunuyor. İkinci sırada bütün işkollarını yatay kesen bir neden olan kalp krizi ve beyin kanamaları geliyor. Üçüncü sırada ise yüksekten düşmeler var. Bu ölümlerin yüzde 72’si inşaatlarda meydana geldi. Dördüncü sırada ise Maden, tekstil, inşaat, tarım ve metalde görülen ezilme ve göçük nedenli ölümler var.

"Mezbaha düzeni ülke genelinde yaygınlaşıyor"
İSİG Meclisi raporda BİRTEK-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in tutukluluğuna dikkat çekti. Türkmen'in, ücretlerini alamadıkları için eylem yapan Sırma Halı işçilerinin direnişinde katıldığı için 16 Mart'ta bu yana tutuklu olduğunu belirten İSİG Meclisi Türkmen'in şu konuşmasını hatırlattı.
“Siz bugüne kadar bu Başpınar’da sizin patronunuz başta olmak üzere, Şireci başta olmak üzere işçinin hakkını yemeyen bir tane patron biliyor musunuz? Hepsi işçinin hakkına çöküyor, hepsi işçinin rızkına çöküyor, hepsi işçinin hakkını yiyor, hakkını çalıyor. Öyle değil mi? Siz bugüne kadar bu Şireci’de daha iki ay önce işçinin iki tane kolu koptu ya, işçi öldü burada ya. Bugüne kadar bir tanesi için bunları hesap soran oldu mu? Olmadı. Bu memlekette patronsanız, zenginseniz işçinin hakkına çökebilirsiniz, güvenlik önlemi almayıp işçinin ölümüne sebep olabilirsiniz, cinayet işleyebilirsiniz, kimse size hesap sormaz. Bu ülkede yasalar zenginler için geçerli değildir. İşçi hak arayınca sendikacısını tutuklar, copuyla karşısına dikilir, yasak kararı getirir, öyle değil mi? ...”
Mehmet Türkmen'in anlattıklarını İSİG Meclisi olarak kendilerinin de söylediğini dile getirdi. "El, kol, parmak, bacak, göz gibi uzuv kayıplarıyla sonuçlanan iş kazalarının sıklığı nedeniyle Gaziantep işçilerinin ‘mezbaha düzeni’ diye adlandırdıkları işleyiş ülke genelinde yaygınlaşıyor. ‘Kaza’ gizleniyor; tedavi özel hastanede kayıtsız ya da ‘bireysel kaza’ kaydıyla yapılıyor. Hastane kaydı olmayan, kolluğa intikal etmeyen ‘kaza’ sonrası işçi adalete ulaşamıyor." dedi. Ardından da şunları ekledi:
"Esasen ‘Anadolu’ya rol model’ gösterilen Gaziantep’te üretim ve ihracat temposunun düşmemesi için işçi sınıfı mücadelesi kontrol ve baskı altına alınmak istenmektedir. Kentte hüküm süren, aşırı ve yoğun çalışmayı dayatan, hak arama mücadelesini sekteye uğratan, işbirlikçi sendikacılık anlayışını yerleştiren baskıcı emek rejimi sayesinde övünülen ihracat rakamları ve kar marjları mümkün olmaktadır. Bu duruma itiraz eden ve fiili-meşru bir eylem hattını savunan sendikalar ise susturulmak isteniyor…"
İSİG Meclisi “İş kazası yerine neden iş cinayeti kullanılıyor” sorusuna şu yanıtı veriyor:
“İş kazaları; patronların maliyet hesabı yapıp gerekli önlemleri (ortam, ekipman vb) almamaları, yani karlarını işçinin hayatının önüne koymaları yüzünden iş cinayetidir.
İş kazaları; patronların üç işçinin yapabileceği işi daha az ücret vermek için iki işçiye yaptırmaları yüzünden iş cinayetidir.
İş kazaları; işçilerin günde en fazla 8 saat çalışması gerekirken patronlar tarafından 12 saat çalıştırılması, bu çalışma sisteminin günlerce sürdürülmesi ve normalleştirilmesi yüzünden iş cinayetidir.
İş kazaları; patronların işçilere düşük ücret vermesi ve bu yüzden işçilerin gıda, ulaşım ve barınma gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için iş cinayetidir.
İş kazaları; patronlar ve devletin işçilerin temel yasal haklarını bile yok sayması, sendikal örgütlenmenin engellenmesi, grevlerin ertelenmesi, 1 Mayısların yasaklanması, işçilerin haklarını savundukları için işten atılması ve korunma mekanizmalarının olmaması nedeniyle iş cinayetidir.
Bu noktada rejimin emekçiler içinde egemen kıldığı ‘iş kazası’ kavramı yerine ‘iş cinayeti’ kavramını kullanmak sınıf hareketi açısından önemli bir mücadele kazanımıdır.”
(HA)







