İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2025 yılına ilişkin çocuk iş cinayetleri raporunu yayımladı. Rapora göre, yıl boyunca en az 94 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Ölen çocukların 26’sı 14 yaş ve altında, 68’i ise 15–17 yaş aralığında. Hayatını kaybedenlerin 13’ü kız, 81’i oğlandı. Beş çocuk ise göçmendi.
İSİG Meclisi, verilerin yüzde 71’inin ulusal basından, yüzde 29’unun ise çocukların aileleri, çalışma arkadaşları ve yerel basından derlendiğini belirtiyor.
"Resmi rakamlarla gerçekler örtüşmüyor"
İSİG Meclisi raporda, çocuk işçi ölümlerinin yıllarca görünmez kılındığına dikkat çekti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerinde her yıl 13–14 çocuk işçi ölümünün yer aldığı hatırlatılırken, İSİG Meclisi’nin 13 yıllık kayıtlarına göre Türkiye’de her yıl ortalama 63–64 çocuk çalışırken yaşamını yitiriyor.
2024’te 71 olan çocuk işçi ölüm sayısının 2025’te 94’e yükselmesi, İSİG Meclisi’ne göre çocuk emeğinin geldiği noktayı gözler önüne seriyor.

En fazla ölüm tarımda, ancak kentlerde hızla artıyor
2025’te çocuk işçi ölümleri sektörlere göre şöyle dağıldı:
- Tarım: 31 çocuk
- Sanayi: 27 çocuk
- Hizmet: 20 çocuk
- İnşaat: 16 çocuk
Tarım sektörü hâlâ ilk sırada yer alsa da rapor, çocuk işçiliğinin ağırlık merkezinin kırlardan kentlere kaydığına işaret ediyor. 2014’te kentlerde meydana gelen çocuk işçi ölümlerinin oranı yüzde 39 iken, bu oran 2025’te yüzde 67’ye yükseldi.
İSİG Meclisi’ne göre bu değişimin arkasında yoksullaştırma politikaları, eğitim sistemindeki dönüşüm, OSB’lerin tüm Anadolu’ya yayılması ve çocukların erken yaşta işgücüne itilmesi var. İSİG Meclisi rapora şu notu düştü:
“Kayıt tutmaya başladığımız ilk 12 yılda Mayıs ve Eylül aylarını içeren dönemde mevsimlik tarım işçisi çocukların ölümünü yoğun bir biçimde görüyorduk. Başka bir bakış açısıyla ifade edersek tarım işçisi çocukların Mayıs ayı ile birlikte okulu bıraktığını ancak dönem açıldıktan sonra Ekim ayında okullarına döndüğünü söyleyebiliriz.
Ancak 2024 yılı ile bu tabloda bir değişim başladı ve 2025’te bu değişim daha da belirginleşti. Ekim-Nisan arasındaki dönemde de çocuk işçi ölümleri gözle görülür bir biçimde arttı. Bunun nedeni kentlerdeki çocuk işçi sayısının kitleselleşmesi ve bir sonuç olarak çocuk iş cinayetlerinin kırlarda devam ediyorken kentlerde hızla artmasıdır.”
Ayrıca tarımda ölen 31 çocuğun 19’u işçi, 12’si çiftçi yani ailesinin yanında ücretsiz olarak çalışan çocuklar.
Sanayi sektöründe ölen çocuklar gıda, maden, kimya, tekstil, ağaç, çimento, metal, enerji, taşımacılık ve genel işler işkollarında çalışıyordu. Ticaret, metal, enerji ve genel işler işkolunda çalışan 4 çocuk da kendi nam ve hesabına çalışan aile üyelerinin yanında iş öğrenmek için çalışıyordu.

Ölüm nedenleri: Trafik kazaları, ezilme, düşme, boğulma
Rapora göre çocuk işçi ölümlerinde başlıca nedenler şunlar:
- Trafik ve servis kazaları: Özellikle mevsimlik tarım işçiliğinde
- Ezilme ve yüksekten düşme: Sanayi ve inşaat sektörlerinde
- Boğulma: Tarım bölgelerinde su kanalları ve derelerde
- Patlama ve yanmalar: Fabrikalarda gece çalışması sırasında
- Şiddet: Tarımda, sokakta ve işyerlerinde
MESEM’ler: "Eğitim adı altında işçilik"
Raporda Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) özel bir başlıkla ele alınıyor. 2025’te MESEM’lerde çalışırken hayatını kaybeden 6 çocuk tespit edildi. 2023 Eylül’ünden bu yana MESEM kapsamında çalışırken ölen çocuk sayısı 18.
İSİG Meclisi, MESEM’leri “kentlerdeki çocuklar için en kötü çalışma biçimlerinden biri” olarak tanımlıyor. Yüz binlerce çocuğun haftanın dört ya da beş günü işyerlerinde, 10–12 saat çalıştırıldığı; aldıkları ücretlerin ise İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılandığı vurgulanıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, yaklaşık 2 milyon çocuk mesleki eğitim adı altında işçileştirme sürecinin içinde. İSİG Meclisi raporda şu yorumu yaptı:
“MESEM’lerde yoğunlaşan çocuk işçiliğin nesnel zeminini yoksullaştırma ve eğitim sisteminin dışına itilme politikaları oluşturuyor. Yüzbinlerce çocuk eğitim adı altında bir gün okula dört gün işyerine gidiyor. İşyerlerinde çalışma 5-6 gün ve 10-12 saate çıkartılarak ‘işi öğrenme bizzat işçi olarak çalışarak’ gerçekleştiriliyor. Çocuklara verilen 7 ila 12 bin liralık ücret ise İşsizlik Fonu’ndan karşılanıyor. Patronun cebinden en fazla (o da isterse) verdiği yemek ya da harçlık çıkıyor. Yani MESEM patronlar için ‘ücretsiz bir işgücü kaynağıdır.
Maddi durumu kötü olan ailelerden çocuklar MESEM’e gitmektedir. Böylece bir yandan lise diploması alıp diğer yandan çalışıp diploma, kalfalık ve ustalık belgesi alarak (meslek sahibi olup koluna altın bilezik takarak) işyeri açma hayalleri olacak. Ancak gerçekte bu çocuklara sunulan gelecek OSB’lerde, gıda, metal, kimya gibi sektörlerde ara eleman olma ya da hizmet sektörü çalışanı olmaktır. Diğer yandan sağlıklarını, çocukluklarını ve gençliklerini işyerlerinde bırakacaklar…"
"Mesleki eğitim yaşı 10–11’e düşürülüyor"
İSİG, 17 Ocak 2025’te yayımlanan yönetmelikle ortaokul düzeyindeki çocukların mesleki eğitime yönlendirilmesinin önünün açılmasına da dikkat çekiyor. Buna göre, mesleki eğitim adı altında işçileştirme yaşı 10–11’e kadar düşüyor.
Raporda, bu politikaların sermaye örgütlerinin ihtiyaçları doğrultusunda şekillendiği ve çocuk işçiliğini kalıcılaştırdığı vurgulanıyor.
İSİG’in talepleri
İSİG Meclisi, raporda Türkiye sanayisinin dünya pazarlarında, özellikle AB pazarında, var olmasının yegâne yolunun ucuz işgücü ihracı olduğunu belirtti. Bu noktada sermaye için çocuk işçiliğin elzem olarak görüldüğünü söyledi.
Çocuk işçiliğine karşı şu üç temel talebi öne çıkardı:
- Çocuk işçiliği yasaklanmalı, mesleki eğitim çocuk gelişimine uygun ve kamusal olmalı
- Eğitim her kademede parasız olmalı
- Çocukların yaşam alanları uyuşturucu, çeteleşme ve şiddetten arındırılmalı
İSİG Meclisi raporda, “Çocuk işçiliği ancak üretenlerin yönetmesiyle ortadan kaldırılabilir” diyerek örgütlenme ve mücadele çağrısı da yaptı.
(HA)

