Küresel Sumud Filosu bir kez daha Gazze yolunda
İsrail’in Gazze ablukasını kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu, Marmaris’teki hazırlıkların ardından 54 tekneyle yeniden Akdeniz’e açıldı.
Farklı ülkelerden 500’ün üzerinde aktivistin içinde bulunduğu teknelerin bir bölümü Aktaş mevkisinden, bir bölümü ise Albatros Marina’dan demir aldı.
Öte yandan Cezayir, Tunus, Fas, Moritanya, Türkiye, Endonezya, Çin, ABD, Almanya, İspanya, İtalya ve İngiltere'nin de aralarında bulunduğu 30 ülkeden Sumud aktivistleri de Libya'nın başkenti Trablus'un yaklaşık 40 kilometre batısındaki Zaviye kentinden yola çıktı. İki filo Akdeniz’de birleşecek.
Küresel Sumud Filosu’nun 2026 Bahar Misyonu, İsrail ordusunun 29 Nisan gece saatlerinde Girit Adası açıklarında müdahalesine maruz kalmıştı. Uluslararası sularda hukuk dışı müdahalede bulunarak, aktivistleri taşıyan teknelere saldıran İsrail ordusu, Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta ve Yunanistan kara sularından birkaç mil açıkta 177 aktivisti alıkoyup kötü muamelede bulunmuştu. Bu müdahaleden sonra filo, teknik bakım ve ikmal için Marmaris’e gelmişti.
"Gazze’de sağlık sistemi artık yok"
Hareketten bir gün önce Aktaş mevkisinde düzenlenen basın toplantısında Küresel Sumud Yönetim Kurulu üyeleri Sümeyra Akdeniz Ordu, Dr. Imane el Makhloufi, Said Abukeshek, Ko Tinmaung ve Nathalia Maria bir basın toplantısı düzenledi.
Sümeyra Akdeniz Ordu, barışçıl filoya karşı İsrail'in her seferinde şiddetin dozunu arttırmasına karşın mücadelelerine devam edeceklerini söyledi.
Filodaki arkadaşlarıyla gönüllerinin bir olduğunu aktaran Ordu, "Toplam 7 arkadaşımız hapishaneye götürülmüştü, 2 kadın arkadaşımız serbest bırakıldı. Hala 5 arkadaşımız hapishanede. Kalplerimiz onlarla, en yakın zamanda kurtulmalarını diliyoruz." dedi.
Dr. Imane el Makhloufi de Gazze'deki hastanelerin yüzde 90'ından fazlası yıkıldığını veya hasar gördüğünü hatırlattı. Şunları ekledi:
“Tam kapasite çalışan tek bir hastane bile yok. Kuzey Gazze'de veya Refah'ta faaliyet gösteren tek bir hastane kalmadı. Tüm Gazze Şeridi genelindeki 200 birincil sağlık merkezinden sadece üçü tam olarak işlevsel durumda. İnsanlar, yolda hedef alınma riskine rağmen kısmen çalışan tesislere ulaşmak için kilometrelerce yolu yaya yürüyor. Bu, kasıtlı ve sistemli bir şekilde yok edilmiş bir sağlık sistemidir. Tıbbi ekipman, hayati ilaçlar ve cerrahi operasyonlar için anestezik ürünlerde ciddi bir kıtlık yaşanıyor. Tıbbi ve paramedik personel sayısı sürekli azalıyor, çoğu İsrail güçleri tarafından katledildi veya kaçırıldı."
Makhloufi, 37 uluslararası sivil toplum kuruluşunun faaliyet göstermesinin yasaklandığına işaret ederek, kanser hastaları, yoğun bakım hastaları ve kronik rahatsızlığı olan kişilerin tedavi edilemediğini, bunun ilaçların var olmamasından değil, kuşatmanın onların içeri girmesine izin vermediğinden kaynaklandığını dile getirdi.
Bunun bir politika kararı olduğuna, lojistik bir sorun olmadığına dikkati çeken Makhloufi, "İnsanlar bekleme listelerinde ölüyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından onaylanmış 18 bin 500 hasta tıbbi tahliye bekliyor. Bunların 4 binden fazlası çocuk ve bir çocuk doktoru olarak onlar için kesinlikle mücadele edeceğim. İsrail rejimi, Ocak 2026'da kendi yüksek mahkemelerine, hastaların birkaç saatlik mesafedeki Batı Şeria'daki hastanelere seyahat etmesine izin vermeyeceğini teyit etti. Bunun tıbbi bir gerekçesi yok, güvenlik gerekçesi yok. Bu kolektif bir cezalandırmadır." diye konuştu.
(HA)