CENGİZ, TERMİK SANTRALİNİ BÜYÜTMEK İSTİYOR
Kömürden çıkış vaadiyle yeni santral izni aynı masada
Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinde bulunan Cenal Termik Santrali’nin kapasitesinin artırılması için izin süreci başladı.
Cenal Elektrik Üretim A.Ş.'nin işlettiği ithal kömürlü santral, mevcut durumda 1320 MW kurulu güce sahip. Şirket, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yaptığı başvuruyla santrale 1050 MW gücünde yeni bir ünite ekleyerek ve toplam kurulu gücünü 2370 MW’ye çıkarmak istiyor.
Cenal Elektrik Üretim A.Ş., 2011’de Cengiz Holding ve Alarko Holding ortaklığıyla kuruldu. Karabiga’daki santralin birinci ünitesi Kasım 2017’de, ikinci ünitesi ise Aralık 2017’de ticari faaliyete geçti. Alarko Holding ile Cengiz Holding’in enerji alanındaki ortaklıklarının ayrışmasının ardından santral Cengiz Holding’de kaldı.
Çevreye zararlı, istihdam da sağlamayacak
Şirket, bakanlığa sunduğu proje dosyasında projenin yatırım bedelini 18 milyar 725 milyon TL olarak hesaplandı. Finansmanı Denizbank, Halk Bankası, Finansbank, Ziraat Bankası ve AlstomEPC sağlayacak.
Proje alanı, Balıkesir-Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında orman alanı, tarım alanı, kentsel gelişme alanı ve su yüzeyleri sınırları içinde kalıyor. İnşaat sürecinde ayrıca bölgede beton santrali kurulması öngörülüyor.
Ayrıca 48 ay sürecek inşaatta 130 personel çalışması bekleniyor. Ancak yeni santral için yeni işçi alımı yapmayacak. Mevcut santral işçilerinin bu santrali de yürütmesi planlanıyor.
Mevcut santral yılda yaklaşık 9,9 milyar kWh elektrik üretiyor ve Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 3’ünü karşılıyor. Yeni üniteyle birlikte üretime yılda 7,8 milyar kWh daha eklenmesi öngörülüyor.
Santralin mevcut kömür ihtiyacı açık kaynaklara göre yılda yaklaşık 3,3 milyon ton. Kapasite artışı sonrası kullanılacak kömür miktarı ise başvuru aşamasında netleşmiş değil. Kömürün Rusya, Kolombiya, Güney Afrika veya Endonezya’dan sağlanabileceği belirtiliyor.
Santral mevcut haliyle yılda 10 milyon ton CO2 eşdeğeri sera gazı emisyonuna neden oluyor.
İthal kömüre yerli ve millilik vurgusu
Şirket santral bir ithal kömür santrali olmasına rağmen proje dosyasında yerli ve millilik vurgusu yaptı:
“Milli Enerji Kaynağı: Yerli kömür rezervlerinin insan odaklı ve çevre dostu teknolojilerle enerjiye çevrilmesini sağlayarak enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasına katkıda bulunur.”
Santralin işletme aşamasında soğutma suyu, proses suyu ve içme suyu dahil tüm su ihtiyacının deniz suyundan karşılanması planlanıyor. Tesiste saatte 152 bin 500 metreküp kapasiteyle deniz suyu kullanılması öngörülüyor.
“Kapasite artışı değil, yeni santral”
İklim ve çevre alanında çalışan 15 sivil toplum kuruluşu, ortak açıklamayla projeye tepki gösterdi.
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Doğa Derneği, Greenpeace Türkiye, Hukuk Doğa ve Toplum Vakfı (HUDOTO), İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği (İDPAD), İklim için 350 Derneği (350 Türkiye), Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV), Mekanda Adalet Derneği (MAD), Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA), Temiz Hava Hakkı Derneği (THHD), üretim Ekonomisi Derneği, WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Yeşil Düşünce Derneği (YDD), Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels) ve CAN Europe (Avrupa İklim Eylem Ağı) Türkiye’nin COP31 İklim Zirvesi’ne başkanlık etmeye hazırlanırken Çanakkale’de yeni bir ithal kömürlü termik santral için izin süreci başlatılmasının “iklim liderliği iddiasıyla çeliştiğini” belirtti.
1050 MW’lık kapasite artışının fiilen yeni bir ithal kömürlü termik santral anlamına geldiğini söyledi:
“COP31 İklim Zirvesi’ne başkanlık yapacak Türkiye’nin Çanakkale’de yeni bir ithal kömürlü termik santrale izin sürecine başlaması iklim liderliği iddiasıyla çelişiyor. ÇED başvuru dosyasına ‘kapasite artışı’ olarak ifade edilen projenin detaylarında kömür tüketimini neredeyse iki katına çıkaracak ayrı bir kazan ve ayrı bir bacanın inşa edilmesinin planlandığını görüyoruz. 1050 MW gücündeki bu kapasite artışı, yeni bir ithal kömürlü santral demek.
Çanakkale’de halihazırda beş kömürlü termik santral daha bulunuyor. Bu santrallerin sağlık etkilerine dair tahminler 2005’ten bugüne en az 3167 erken ölüme neden olduklarına işaret ediyor. Santrallerin kümülatif sağlık etkilerinin ekonomik maliyetinin ise yaklaşık 7 milyar dolar olduğu hesaplanıyor.
Bilimsel veriler, iklim krizini başlıca nedeninin fosil yakıtlar yani kömür, gaz ve petrol olduğunu gösteriyor. Buna rağmen yeni ithal kömürlü termik santral yatırımlarının planlanması, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle, ithal kaynaklara bağımlılığın ve dış borcun azaltılması stratejisiyle çelişiyor.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ‘temiz elektriği ekonomilerin ve toplumların omurgası haline getirmekten’ ve ‘karbonsuzlaşmayı hızlandırmaktan’ söz ederken, Enerji Bakanlığı'nın yakıtı tamamen ithal edilen ve yüksek miktarda sera gazı salacak yeni bir kömürlü termik santral için lisans vermesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı arasında çelişkili yaklaşımlar benimsendiğini gösteriyor. Bu çelişki COP31’in akıbeti açısından kaygı verici.”
Şirket, kapasite artışı başvuru dosyasında “Kümülatif çevresel etki değerlendirmesi” başlığına yer verse de bölgedeki mevcut çevresel yükler ve diğer termik santrallerle birlikte oluşacak toplam etkiyi ayrıntılı olarak ortaya koymadı. Bu değerlendirmelerin daha sonra hazırlanacak ÇED raporuna bırakıldığını yazdı.
Daha önce ÇED davalarına konu olmuştu
Cenal Termik Santrali’nin ÇED süreçleri geçmişte de davalara konu oldu.
Karabiga Temiz Doğa Derneği, Madra Dağı ve Kaz Dağı Belediyeler Birliği, Biga Çevre Derneği, TMMOB’ye bağlı meslek odaları ve Karabigalı yurttaşlar, santralin kuruluş aşamasında hazırlanan ÇED raporundaki eksiklikleri yargıya taşıdı.
Mayıs 2016’da Çanakkale İdare Mahkemesi davayı reddetse de Kasım 2018’de Danıştay’dan bozma kararı geldi. Danıştay ÇED Olumlu Kararı’nı iptal etti. Ancak santral Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı vermediğini savunarak kömür yakmaya devam etti. Ardından santral için 2019’da yeniden “ÇED Olumlu” kararı verildi.
Santralin mevcut 1320 MWe üretim lisansı 2013’te alındı ve 2062’ye kadar geçerli. Şirketin kapasite artışı başvurusu üzerine EPDK, üretim lisansının 1050 MWe artırılmasını ve ünite sayısının ikiden üçe çıkarılmasını, projenin ÇED onayı alması şartıyla kabul etti.
Veriler eksik
Çanakkale'deki mevcut termik santrallerin emisyonları, baca performansları ve atık yönetimine ilişkin verilerin kamuoyu ile paylaşılması konusunda geçmişte ciddi sorunlar yaşandı. Mahkemeler bilgi edinme hakkı lehine kararlar verdi. Buna rağmen çevresel bilgilerin kamuya açıklanmasında eksiklikler devam ediyor.
Örneğin Çanakkale Lapseki, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 24 saatlik ortalama kılavuz değeri olan 15 µg/m3’ü yıl boyunca 4 günden fazla aşan ilk 10 istasyon arasında. Çanakkale Çan endüstriyel hava kalitesi ölçüm istasyonundan ise 2022 ve 2023’te ölçüm için yeterli veri elde edilememiş durumda.
Türkiye'de günlük bazda (30 Haziran verileriyle) yaklaşık 1 milyon 140 bin MW elektrik üretiliyor. Tüketim ise 1 milyon 133 bin MW. Elektrik üretiminde ilk sırada yüzde 24 payla barajlı hidroelektrik santralleri geliyor. İkinci sıradaki ithal kömür santrallerinin payı ise yüzde 17,7. Onu yüzde 16,9 ile güneş enerjisi santralleri izliyor.
Türkiye’de şu anda 30 MW üstü kurulu güce sahip aktif 37 kömürlü termik santral var. Toplam kurulu güçleri de 20,8 GW.
“Net sıfır hedefiyle çelişiyor”
Projeye karşı çıkan sivil toplum kuruluşları yaptıkları ortak açıklamada Türkiye’nin enerji üretimi için kullandığı fosil yakıtların yüzde 78’ini ithal ettiğini hatırlattı.
Fosil yakıtlardaki ısrarın “enerjide dışa bağımlılık, yüksek faturalar, giderek kötüleşen hava, su ve toprak kirliliği ile artan sağlık sorunları” olarak geri döndüğünü belirten STK’ler Murat Kurum’a da çağrı yaptı:
“Enerji üretimi için kullandığı fosil yakıtların (petrol, gaz ve kömür) yüzde 78’ini ithal eden Türkiye’nin fosil yakıt ısrarı, bize enerjide dışa bağımlılık, yüksek faturalar, giderek kötüleşen hava, su ve toprak kirliliği ile artan sağlık sorunları olarak geri dönüyor. Özellikle son dönemde yaşanan savaşlar ve jeopolitik gerilimler, fosil yakıtlara bağımlılığın ülkeleri ne kadar kırılgan hale getirdiğini bir kez daha gösterdi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum’dan Çanakkale-Biga'da kapasite artışı adı altında hayata geçirilmek istenen yeni kömürlü termik santral projesinin ÇED sürecinin sonlandırılmasını, Afşin-Elbistan'daki projeyle birlikte her iki kömürlü termik santral projesinin iptal edilmesini ve fosil yakıtlardan adil ve planlı çıkış yönünde somut adımlar atmasını talep ediyoruz.”
Kömürün gizli maliyeti
Greenpeace Türkiye'nin son raporuna göre kömürün ülkeye gizli maliyeti yıllık 592 milyar 13 milyon TL. Bu rakam, hane başına yaklaşık 21 bin 500 TL’ye denk geliyor. Başka bir deyişle, raporun metodolojisine göre kömürün hane başına ekstra maliyeti her yıl bir emekli maaşından fazla. Ayrıca kömüre yönelik devlet sübvansiyonları ve destekleri yılda toplam 133 milyar 729 milyon TL’yi buluyor.
#COP31’e hazırlanan Türkiye’nin ulaşım emisyonları alarm veriyor
(HA)
LGBTİ+ aktivistine cezada indirim yok: Gerekçe “olumsuz kişilik özellikleri”
Murat Çelik davası: İşkence iddiası “yetki aşımı” sayıldı, sanık polis terfi etti
Platform emeğine ilk küresel standart: ILO sözleşmesi ne getiriyor?
Avukat Murat Çelik’e işkence davasında SEGBİS kayıtları kayboldu
Savcı Esra Işık için ceza istedi