Aralarında IPS İletişim Vakfı/bianet’in de bulunduğu 25 basın ve ifade özgürlüğü kuruluşu, dezenformasyon yasasının gazetecilere karşı artan biçimde kullanılmasına tepki gösterdi.
Kuruluşlar ortak bir açıklama yaparak kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen Türk Ceza Kanunu’nun “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” başlıklı 217/A maddesinin gazetecileri tutuklamak, gözaltına almak ve yargılamak için kullanıldığını belirtti.
Yasanın Ekim 2022’de yürürlüğe girmesinden bu yana en az 83 gazetecinin 114 kez dezenformasyonla suçlandığının bilgisini verdi.
İmzacı kuruluşlar şöyle:
Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Articolo 21, Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ), Kadın Gazeteciler Koalisyonu (CFWIJ), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Sivil Haklar Savunucuları (CRD), Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Yabancı Medya Derneği (FMA) Türkiye, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), IFEX, IPS İletişim Vakfı/bianet, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Norveç Helsinki Komitesi, Balkanlar, Kafkaslar, Trans-Avrupa Gözlemevi (OBCT), Güneydoğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO), PEN Amerika, PEN International, PEN Danimarka, PEN Norveç, PEN İsveç, İlerici Gazeteciler Birliği (PJA), P24 Bağımsız Gazetecilik Platformu, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)
Bu suçlamayla en fazla karşı karşıya kalan gazetecilerin BirGün muhabiri İsmail Arı ve DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ olduğunu belirten imzacı kuruluşlar, “Arı altı kez, Uludağ da dört kez suçlandı. Her iki gazeteci de şu anda cezaevinde” dedi.
"Meşru gazetecilik kriminalize ediliyor"
Kuruluşlar, son aylarda TCK 217/A’nın daha yoğun ve hızlandırılmış bir şekilde uygulandığını anlatarak bunun Türkiye’de meşru gazeteciliği kriminalize eden daha geniş bir yasal baskı örüntüsünün parçası olduğu kaydetti.
Uludağ ve Arı’nı tutukluluklarına ek olarak bu suçlamayla gözaltına alınan, tutuklanan ya da yargılanarak hapis cezasına çarptırılan Bilal Özcan, Murat Ağırel, Barış Pehlivan, Zafer Arapkirli, Turgay Kılıç ve Mehmet Yetim vakalarından örnekler verdi. Sonrasında da şunları kaydetti:
“Gazetecilere ve medyaya karşı ‘dezenformasyon yasası’nın bu şekilde kötüye kullanıldığına dair belgelenmiş örnekler, Türkiye’yi medya özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü bastırmak amacıyla gerici sahte haber ve dezenformasyon mevzuatını kötüye kullanma konusunda bölgesel ve hatta küresel bir istisna haline getiriyor. Ülkedeki özgür ve bağımsız gazetecilik için zaten düşmanca olan ortamı daha da zayıflatıyor.
Türkiye'nin dezenformasyon yasası, uluslararası basın özgürlüğü standartlarıyla yapısal olarak bağdaşmıyor. Yasa, ‘gerçek dışı bilgi’nin ne olduğunu, hangi içeriğin ulusal güvenliğe veya kamu düzenine tehdit oluşturduğunu açıkça tanımlamıyor.
Yasa kapsamında yargılanan bir gazetecinin de vurguladığı gibi, hükümet her türlü bilgiyi yanlış olarak değerlendirebilir. Yasadaki muğlaklık, mahkemelere suçun varlığını belirleme konusunda sınırsız yetki vererek eleştirel gazeteciliğin yargılanmasına olanak tanımaktadır.
Özgür ve bağımsız basın, yanlış bilgilerin yayılmasına karşı en kalıcı güvencedir. Gazeteciliği suç saymak, buna karşı ne yasal ne de etkili bir yanıt değildir.”

Dezenformasyon yasasının hedefinde gazeteciler var
Dört talep
Kuruluşlar, Türkiye’yi derhal ve koşulsuz olarak şu adımları atmaya çağırdı:
- TCK 217/A maddesi uyarınca tutuklanan tüm gazetecilerin serbest bırakılması,
- Gazetecilerin haber veya yorumlarıyla ilgili olarak haklarında açılan tüm davaların düşürülmesi,
- TCK 217/A'nın tamamen yürürlükten kaldırılması,
- Türkiye'nin ifade özgürlüğünü düzenleyen tüm mevzuatının uluslararası yükümlülükleriyle uyumlu hale getirilmesi.
(HA)











