"Çocukları cezalandırmak değil, suça sürükleyen karanlığı sorgulamak gerekir"
AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Çocuk Koruma Kanunu'nda değişiklik öngören bir teklifi Meclis'te açıkladı. Teklif, 15-18 yaş grubundaki çocuklara belirli suçlarda yaş indiriminin kaldırılmasını, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezası verilmesini ve cezaların kapalı kurumlarda infaz edilmesini öngörüyor.
Çocuk hakları alanında çalışan hukukçu Çağla Özgür, teklifin çocuk adaletinin temel ilkelerine aykırı olduğunu belirterek, yaş indiriminin bir ayrıcalık değil, çocukların gelişimsel özelliklerinin hukuki tanınması olduğunu vurguladı. Özgür, düzenlemenin çocukları yetişkin gibi cezalandırdığını, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne ve rehabilitasyon odaklı anlayışa aykırı olduğunu ifade etti. Ceza ağırlaştırmanın suçu önlemediğini, koruyucu ve önleyici politikaların güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Özgür, çözümün cezalandırmada değil, çocukları zamanında tespit edip koruyucu tedbirleri hayata geçirmekte olduğunu kaydetti.
AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Çocuk Koruma Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik öngören teklifin ayrıntılarını Meclis’te açıkladı. Teklif; 15-18 yaşındaki çocuklara belirli suçlarda uygulanan yaş indiriminin kaldırılabilmesini, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilmesini ve hapis cezalarının infazına kapalı ceza kurumlarında başlanmasını öngörüyor.
Teklifin çocuk adaleti sistemi açısından ne anlama geldiğini, 12 yıldır çocuk hakları alanında çalışan hukukçu Çağla Özgür ile konuştuk. Özgür, çocuk adalet sistemindeki temel yaklaşımın cezalandırıcı değil; hak temelli, onarıcı, koruyucu, dönüştürücü ve önleyici bir anlayışla yapılandırılması gerektiğini vurguluyor.
Koruyucu ve önleyici hizmetler güçlenmeden çocuklar korunamaz
“Yaş indirimi bir ayrıcalık değildir”
Teklif, 15-18 yaş grubundaki çocuklar bakımından bazı suçlarda yaş indiriminin hiç uygulanmamasına imkân tanıyor. Bu düzenleme, nitelikli kasten öldürme suçlarında bir çocuğa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesinin önünü açar mı?
Çocuklar bakımından ceza indiriminin nedenini öncelikle doğru anlamak gerekir. Bu bir ayrıcalık değil; çocukların gelişimsel özelliklerinin, henüz tamamlanmamış beyin gelişimlerinin, dürtüselliklerinin ve azalmış kusur yeteneklerinin hukuken tanınmasının sonucu.
Teklif, 15-18 yaş grubundaki çocuklar için bazı suçlarda zorunlu yaş indiriminin uygulanmamasına imkân tanıyarak, nitelikli kasten öldürme suçunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesinin hukuki yolunu açıyor. Bu yaklaşım, çocuk ceza adaletinin “çocuk yetişkin gibi cezalandırılmaz” ilkesini zayıflatıyor. Aynı zamanda Çocuk Koruma Kanunu’ndaki “çocuğun üstün yararı” ve “hapis son çare olmalıdır” ilkeleriyle, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin rehabilitasyon odaklı çocuk adaleti anlayışıyla bağdaşmıyor.
Çocuk hakları bakımından bu düzenleme, çocuğun suça sürüklenmesini önlemeyi ve çocuğu korumayı esas alan anlayıştan uzaklaşarak cezalandırmayı öne çıkaran bir yaklaşıma işaret ediyor.
Ağırlaştırılmış müebbet, bir çocuk açısından “umut hakkı”, yeniden topluma dönme ihtimali ve gelişimini sürdürebilmesi bakımından ne anlama gelir?
Ağırlaştırılmış müebbet gibi cezalar, çocuğun “umut hakkını”, yeniden topluma dönme ihtimalini ve gelişim sürecini tamamen yok sayar. Çocuklar, rasyonel bir maliyet-fayda hesabı yapan yetişkinler değildir. Bu nedenle cezayı ağırlaştırmak suçu önlemez; aksine çocuğun toplumsal bağlarını koparır.
Kriminoloji literatürü ile ulusal ve uluslararası çalışmalar, yalnızca ceza miktarını artırmanın yetişkin failler bakımından dahi suç oranlarını anlamlı ölçüde düşüren bir caydırıcılık etkisi yaratmadığını; cezaevinde kalma süresi uzadıkça suçluluk eğiliminin pekişebildiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle çocuk alanında çalışan uzmanların uzun yıllardır söylediği gibi çözüm, cezaları ağırlaştırmak değil; koruyucu, önleyici ve rehabilitasyon odaklı çocuk adaleti politikalarını güçlendirmektir.
Çocuklara ağırlaştırılmış müebbet: Çözüm arayışı mı, yeni bir risk mi?
Çocukların yetişkin gibi cezalandırılmasının yolu açılıyor
12-15 yaş grubundaki çocuklara yetişkin ceza rejiminin uygulanabilmesi ve ceza sınırlarının yükseltilmesi, çocukların fiilen yetişkin gibi cezalandırılması sonucunu doğurur mu?
12-15 yaş grubuna yönelik yetişkin ceza rejiminin uygulanması veya ceza sınırlarının yükseltilmesi, çocukların fiilen yetişkin gibi cezalandırılması sonucunu doğurur. Bu yaklaşım, çocukların biricikliğini ve yaş grubuna özgü ihtiyaçlarını görünmez kılarak onları sistemin bir “nesnesi” hâline getirir. Oysa çocuk, ceza adaleti sisteminin nesnesi değil, hak sahibi bir öznesidir.
Teklif, çocukların cezalarının kural olarak çocuk eğitimevinde değil, kapalı ceza infaz kurumunda başlamasını öngörüyor. Bir çocuk için kapalı cezaevine girmek günlük hayatta ne demektir?
Çocukların cezalarının kural olarak kapalı ceza infaz kurumunda başlaması, özgürlükten yoksun bırakmanın “son çare” olması ilkesine aykırıdır. Kapalı kurumlar; aşırı kalabalık, akran şiddeti, mahremiyet eksikliği ve umutsuzluk duygusu gibi, çocuklar üzerinde onarılması güç hasarlar üreten yapılardır.
Çocuklar bu süreçte öncelikle ciddi bir izolasyon, kaygı ve uyum sorunu yaşar. Aileden kopuş, eğitimin kesintiye uğraması ve şiddet ortamı, çocuğun ruh sağlığını hızla tahrip eder.
Bu münferit bir örnek değil. Çocukların çocuk olma hâli yok sayıldığında benzer acıların yaşanması kaçınılmaz hâle geliyor. Çocukların hayatı ve geleceği, infaz politikalarının deneme tahtası olamaz. Bu teklif, çocukları kazanmayı değil, onları göz göre göre sistemin içinde yok etmeyi seçmek anlamına geliyor.
Travma, “disiplinsizlik” gerekçesine dönüştürülebilir
Çocukların kapalı kurumdan çocuk eğitimevine geçebilmesi “iyi hâl” değerlendirmesine bağlanıyor. Travma yaşayan, ruhsal sorunları bulunan veya kurum kurallarına uyum sağlayamayan bir çocuk bu sistemde nasıl değerlendirilir?
Çocuk eğitimevine geçişin “iyi hâl” değerlendirmesine bağlanması; belirsiz, denetime elverişsiz ve keyfî bir takdir yetkisi yaratır. Bu durum, çocuğu sessiz kalmaya ve hak aramaktan çekinmeye zorlayan “makbul mahpus” davranış kalıplarını teşvik eder.
Çocuğun suça sürüklenmesine neden olan travmalar, maruz kaldığı şiddet veya yaşadığı ruhsal sorunlar nedeniyle gösterdiği tepkiler, kurum yönetimi tarafından “disiplinsizlik” olarak yorumlanabilir ve daha uzun süre kapalı kurumda tutulmasına gerekçe yapılabilir. Böylece iyileştirilmesi gereken travma, cezalandırma gerekçesine dönüştürülür.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR ANLATIYOR
“İçeride devlet yok, birbirini yakanları gördüm”
Tekerrür hükümlerinin 15 yaşından itibaren uygulanması, daha önce adli sürece girmiş bir çocuğun ikinci dosyasında karşılaşacağı yaptırımları nasıl ağırlaştırır? Çocukların tekrar suça sürüklenmesinin temel nedenleri nelerdir?
Çocukların tekrar suça sürüklenmesinde temel neden cezasızlık değil; yoksulluk, aile içi şiddet, okuldan kopma ve yetişkinler tarafından suça yönlendirilme gibi yapısal sorunlardır.
Tekerrür hükümlerinin 15 yaşından itibaren uygulanması, bu yapısal sorunlarla mücadele etmek yerine çocuğun “suçlu” kimliğiyle damgalanmasını ve bu kimliği benimseme riskini derinleştirir.
Cezaevinde kalma süresi uzayacak
Bazı suçlarda çocuğun 15 yaşından önce cezaevinde geçirdiği bir günün iki gün sayılması uygulamasının kaldırılması, çocuğun cezaevinde kaldığı süreyi ve yeniden topluma katılma sürecini nasıl etkiler?
15 yaşından önce cezaevinde geçen bir günün iki gün sayılması uygulamasının kaldırılması, çocuğun özgürlüğünden yoksun kaldığı süreyi artırır. Bu durum, çocuğun ailesine dönmesini ve eğitim hayatına katılımını geciktirerek topluma yeniden bütünleşme sürecini ciddi biçimde zorlaştırır.
Biz, sistemin ceza artırma refleksiyle değil; hızlı, adil, çocuk dostu bir yargılama ve ardından gelen kapsamlı koruyucu müdahalelerle yapılandırılmasını talep ediyoruz. Çocukların kapalı kurumlara yönlendirilmesi yerine toplum temelli, rehabilitasyon odaklı ve bireyselleştirilmiş destek sistemleri güçlendirilmeli.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR ANLATIYOR
“13 yaşında cezaevine girdim, herkes bize dışardan bakıyor bir de içerden baksınlar”
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Mevcut yasal çerçeve; bildirim yükümlülükleri, sosyal inceleme raporları ve çocuk dostu yargılama gibi araçlarıyla tam olarak işletilmeden yalnızca daha sert yaptırımlara yönelmek, sistemdeki uygulama sorunlarını derinleştirmekten başka bir işe yaramaz.
Mevcut ilkeler ve mevzuat doğru uygulanırsa çocukların mağdur olmasının da suçla ilişkilendirilmesinin de yüksek oranda önüne geçilebilir. Çocukların suçla ilişkilenmesi sessiz değil, çok güçlü bir yardım çığlığıdır. Yapılması gereken, suça sürüklenen veya bu riski taşıyan çocukları yetişkinler gibi cezalandırmak değil; korunma ihtiyacı içindeki her çocuğu zamanında tespit ederek gerekli koruyucu ve destekleyici tedbirleri gecikmeksizin hayata geçirmekte.
Rakel Dink’in en acı anında söylediği gibi: “Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz.”
(NÖ)
Çocuklara ağırlaştırılmış müebbet: Çözüm arayışı mı, yeni bir risk mi?
Elmaz Romî: Kobanî halkı “Ayn el-Arab” adını kabul etmeyecek
DEM Parti’de değişim kongresi: “Yeni bir Kürt orijinli parti kurma arayışında değiliz”
ALİKEV, gençlerin taleplerini Hatay’ın yeniden inşa sürecine taşıyor
Gençler sosyal medya kısıtlamasına mesafeli: "Yasak çözüm değil, girmek isteyen yolunu bulur"