Çocuklara ağırlaştırılmış müebbet: Çözüm arayışı mı, yeni bir risk mi?
AKP'nin Çocuk Koruma Kanunu teklifi, 15-18 yaş arası çocuklara verilen cezalarda yaş indiriminin kaldırılmasını, müebbet hapis cezası verilebilmesini ve cezaların kapalı kurumlarda infaz edilmesini öngörüyor. Avukat Seda Akço, teklifin cezaları ağırlaştırarak sorunu çözmeye çalıştığını ancak asıl konuların tartışılmasını engellediğini belirtiyor. Akço, infaz sisteminin çocukları rehabilite edip edemediğinin, kamusal hizmetlerin yetersizliği, eğitim dışında kalan gençler ve ruh sağlığı hizmetlerine erişim gibi çocukları suça iten kök nedenlerin tartışılması gerektiğini vurguluyor.
Hak savunucularının sadece "bu yanlış" demek yerine somut çözüm önerileri sunması ve toplumu ikna edebilecek yöntemler geliştirmesi gerektiğini ifade eden Akço, düzenlemenin toplumu kalıcı çözümlerden uzaklaştırdığını söylüyor.
AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Çocuk Koruma Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik öngören teklifin ayrıntılarını Meclis’te açıkladı.
Teklif; 15-18 yaşındaki çocuklara belirli suçlarda uygulanan yaş indiriminin kaldırılabilmesini, müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilmesini ve hapis cezalarının infazına kapalı ceza kurumlarında başlanmasını öngörüyor.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR
Çocuklara ağırlaştırılmış müebbet yolu Meclis’te
Avukat Seda Akço, teklifin çocuklar bakımından cezaların ağırlaştırılmasını öngören Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 31. maddesindeki değişikliğini bianet'e değerlendirdi.
Akço, çocuklara yönelik cezaları ağırlaştırmaya yönelik çözümlerin suçu önleme politikaları ile infaz sisteminin sorunlarının tartışılmasını engellediğini söyledi:
“Toplumun talebi cezayı ağırlaştırarak karşılanmış gibi oluyor. Böylece esas mesele konuşulmuyor.”
“İnfaz sistemi davranış değişikliğini sağlayabiliyor mu?”
Toplumda çocukların işledikleri suçlarla ilgili bir cezasızlık algısı ve buna bağlı olarak cezaların artırılması talebi bulunduğunu belirten Akço, toplumun bir diğer kesiminin ise sorunun cezasızlık olmadığını ve kanundaki cezaların artırılmasının çözüm olmayacağını ileri sürdüğünü söyledi. Akço’ya göre sorunun ne olduğu ve nasıl çözüleceği sorusuna, işin doğası gereği kısa ve hızlı bir yanıt verilemiyor.
Bir çocuk hakkında cezaya hükmedildikten sonra infaz sisteminde ne yapıldığının da sorgulanması gerektiğini vurguladı:
Çocuklar için infaz sisteminde gerçekten davranış değişikliğini sağlayacak, onları suça iten sebepleri ortadan kaldıracak ne tür müdahaleler var? İnfaz sistemi burada başarılı olabiliyor mu? Uygun psikososyal programlara, uygun ve yeterli sayıda personele sahip mi? Bunları konuşmak lazım.
Akço’ya göre çocuklara yönelik ceza infaz sisteminin amacı, yalnızca çocuğu özgürlüğünden yoksun bırakmak değil; yeniden suçla ilişkilendirilmesini önleyecek koşulları oluşturmak olmalı.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR ANLATIYOR
“İçeride devlet yok, birbirini yakanları gördüm”
Çocukları suça iten koşullar
Çocukların suç sayılan davranışlarda bulunmasına yol açan etkenlerin büyük ölçüde bilindiğini söyleyen Akço; kamusal hizmetlerin yetersizliği, ebeveyn tutumları, okul devamsızlığı ve ruh sağlığı hizmetlerine erişememe gibi sorunlara işaret etti.
Özellikle ergenlerin ruh sağlığı hizmetlerine erişirken karşılaştığı güçlüklerin, eğitim dışında kalan çocukların durumunun ve ailelere sunulan desteklerin tartışılması gerektiğini belirtti:
Ne eğitimde ne de okulda olan bir genç nüfus var. Bunların bir kısmı çocukluk yaşında. Eğitime devamlarını sağlamak için ne yapmalıyız? Olumsuz anne-baba tutumları var. Ebeveynlerin yeterli bakım verebilmesini sağlamak için toplumun sunması gereken hizmetler neler? Bu soruların cevaplarını aramamız gerekiyor.
Cezaların ağırlaştırılmasının bir çözüm olarak benimsenmesinin önemli nedenlerinden biri de önleyici politikaların tek bir kanun değişikliğiyle hayata geçirilememesi ve çok daha kapsamlı çalışmalar gerektirmesi:
“Kök nedenlerle uğraşmak, bir tane kanun değişikliğiyle çözülebilecek bir şey değil. Cezayı artıran bir yasal düzenleme yapmak, toplumsal talebi karşılamak bakımından daha kolay gerçekleştirilebilir bir yol gibi görünüyor.”
“Yanlış demek yeterli bir savunu değil”
Akço, kanun teklifine karşı çıkan çocuk hakları örgütleri ile toplum kesimlerinin de savunuculuk yöntemlerini gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.
Yalnızca “Bu düzenleme yanlış” demenin yeterli olmadığını belirten Akço, hak savunucularının somut çözüm önerilerini toplumla paylaşması, kamuoyunda farkındalığı artıracak ve karar alıcıları ikna edebilecek bir dil ve yöntem geliştirmesi gerektiğini ifade etti:
“Burada bir problem var. Bu problemin nasıl çözüleceğini de söylemek lazım. ‘İnsanlar bu talepte haksız, bu böyle çözülemez’ demek yeterli bir savunu değil. ‘Peki ne yapacağız?’ sorusunun cevabını vermek gerekiyor.”
Akço, cezaların artırılması eğilimine karşı bugüne kadar yürütülen çalışmaların da bir vaka olarak ele alınması ve buradan ders çıkarılması gerektiğini söyledi:
“Sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, herkes cezaların artırılması eğiliminin yanlışlığını anlatmak için çok mücadele verdi ama yeterli olmadı. Bunu bir vaka olarak ele almak ve kendimizi geliştirecek bir ders çıkarmak gerekir.”
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR ANLATIYOR
“13 yaşında cezaevine girdim, herkes bize dışardan bakıyor bir de içerden baksınlar”
“Savunuculuk etkili olamıyorsa yöntemler değerlendirilmeli”
Toplumun ikna edilememesinin yalnızca karar alıcıların ya da kamuoyunun sorumluluğu olarak görülemeyeceğini belirten Akço, hak savunucularının yürüttükleri çalışmaların sonuçlarını da değerlendirmesi gerektiğini söyledi:
“Savunu ikna için yapılır. İkna edemiyorsak, ‘Biz söyledik, onlar anlamadı’ diyemeyiz. İkna edecek yolu bulmak da bizim işimiz. Yaptığımız savununun nereye vardığından kendimizi sorumlu hissetmemiz gerekiyor.”
Akço, hak örgütlerinin “Biz doğrusunu söyledik, çözümü bulmak başkalarının işi” yaklaşımından uzaklaşması gerektiğini belirtti. Savunuculuk yeterince etkili olamıyorsa kullanılan yöntemlerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Düzenleme, toplumu kalıcı çözümden uzaklaştırır”
Akço, teklifi hazırlayanların çocuklara zarar verme kastıyla hareket ettiğini düşünmediğini, düzenlemenin toplumsal bir soruna çözüm bulma arayışının sonucu olduğunu söyledi.
Cezaların artması çocuklar için ne anlama geliyor?
Ancak seçilen yöntemin yanlış olduğunu vurguladı:
“Herkes bir toplumsal yaraya, kendi baktığı yerden bir çözüm bulmaya çalışıyor. Biz bulunan çözümün yanlış olduğunu düşünüyoruz. O zaman yapmamız gereken, bunu doğru anlatmanın yolunu bulmak.”
Ağırlaştırılmış müebbet ve benzeri cezaların uygulanabilir olmasının ve bunun takdire bırakılmasının çocuklar bakımından ciddi riskler taşıdığını belirten Akço, düzenlemenin aynı zamanda toplumu kalıcı çözümlerden uzaklaştırdığını söyledi:
Bu düzenleme, riskler içeren bir yöntemle soruna çözüm bulmaya çalışıyor. Hem buna maruz kalacak çocuklar bakımından hem de bizi çözümden uzaklaştırdığı için riskli. Ancak bunun bir çözüm arayışının sonucu olduğunu görmek ve hep birlikte düşünmek için biraz zaman ve ortak çalışma olanağı yaratmak gerekiyor. Önümüzdeki sorun ne bu öneriyle çözülebilir ne de bu öneriyi yanlış bulup ona kızmakla çözülebilecek bir mesele. Kesinlikle daha iyi bir çözümün var olduğunu bilerek, buna ulaşmak için yeterli çalışmayı yapmaya alan yaratmak gerekiyor.
(NÖ)
Elmaz Romî: Kobanî halkı “Ayn el-Arab” adını kabul etmeyecek
DEM Parti’de değişim kongresi: “Yeni bir Kürt orijinli parti kurma arayışında değiliz”
ALİKEV, gençlerin taleplerini Hatay’ın yeniden inşa sürecine taşıyor
Gençler sosyal medya kısıtlamasına mesafeli: "Yasak çözüm değil, girmek isteyen yolunu bulur"
Ülkü Ocakları okullarda: Öfke kontrolü, zeka oyunları ve Kur’an eğitimi