Barış Akademisyeni Ruhi Demiray 10 yıl sonra görevine döndü
"Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı bildiriye imza attığı gerekçesiyle 1 Eylül 2016’da 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Kocaeli Üniversitesi’ndeki görevinden ihraç edilen Doç. Dr. Ruhi Demiray, 10 yıl sonra görevine iade edildi.
Demiray, Bölge İdare Mahkemesi kararı sonrası dün (23 Haziran) görevine yeniden başladı. Barış Akademisyeni’nin üyesi olduğu Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) ve Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA) Demiray için bir karşılama töreni ve basın toplantısı düzenledi.
DİREN ÇELİK DAYANIŞMA AKADEMİSİ'NDEN YAZDI
Sartre'ı Anlatmanın Tam Zamanıydı
Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Yerleşkesi girişinde gerçekleştirilen karşılama törenine akademisyen Demiray’ın yanı sıra sendika yöneticileri, meslektaşları, öğrencileri ve siyasetçiler de katıldı.
Demiray, kampüs girişinde yaptığı konuşmada, 10 yıllık süreç boyunca kendisine destek veren meslektaşlarına, öğrencilerine ve dayanışma gösteren tüm kesimlere teşekkür etti. Yaşananların tekrarlanmaması temennisinde bulunarak akademik çalışmalarına kaldığı yerden devam edeceği için mutlu olduğunu söyledi.

“Tüm kamu emekçilerinin hakları iade edilmeli”
Daha sonra Eğitim-Sen Kocaeli Şubesinde bir basın toplantısı yapıldı. Burada Ruhi Demiray'ın göreve iade edilmesinin önemli bir gelişme olduğu belirtilirken benzer mağduriyetler altında yaşayan tüm kamu emekçilerinin haklarının eksiksiz şekilde iade edilmesi istendi.
Burada kısa bir konuşma yapan bir başka görevinden ihraç edilen Barış Akamemisyeni Gül Köksal (Mahkeme kararıyla 28 Nisan’da görevine yeniden başladı) birlikte olma halinin değerli olduğunu söyledi.
Henüz geri dönememiş arkadaşlarından dolayı bir burukluk yaşıyor olsalar bile bir arada çalışabileceği arkadaşlarının sayısının arttığı için de sevinçli olduğunu belirten Köksal, kendilerine düşen görevin de birlikte üretim yapmak olduğunu kaydetti.
Barış Akademisyeni Gül Köksal 9,5 yıl sonra üniversiteye döndü
“Bu 10 seneyi asla unutmayacağım”
Basın toplantısı aracılığıyla da düşüncelerini aktaran Demiray, kendisinin sözünün arkasında durduğunu, ancak dayanışma gösterenler sayesinde sadece sözünün arkasında durmadığını, onurlu biçimde yaşamayı da başardığını söyledi.
Demiray, “İnsan aslında benzer değerleri paylaştığı insanlarla yaşar.” diyerek duygu ve düşüncelerini aktarırken, bunu anlamanın ise ancak sendikasındaki gibi bir kolektiflik hâli ile mümkün olduğunu ifade etti.
Katılım gösteren herkese teşekkür eden Demiray, “Bu son on yılı asla unutmayacak ve unutturmayacağım.” dedi:
“Bize bedel ödetmeye çalıştılar, 10 sene sürdü. Bizi sivil ölü haline getirmeye çalıştılar. Izdırap çektik ama bu sonucun birçok kazanımı oldu. En büyük kazanımı da buradaki dostlarımız, demokratik toplum örgütleri oldu.”
“Yalnızca bizim 10 senemiz çalınmadı”
Ayrıca, 1600 kamu emekçisinin görevden alındığını ve yarısının hâlâ görevine iade edilmediğini hatırlatan Demiray, ihraç edilenlerin yanı sıra onların öğrencilerinin, ailelerinin ve üniversitenin hayatlarından da 10 yıl çalındığını dile getirdi.
Demiray, bu insanların görevlerinden soruşturma dahi yapılmaksızın ihraç edildiğini, ancak görevlerine hep birlikte değil, birer birer döndüklerini vurguladı.
Niçin iadelerin tekil halde gerçekleştiğini soran Demiray, tüm arkadaşları görevlerine yeniden dönene dek mücadelelerine devam edeceklerini de ekledi.
"Barış süreci taleplerimizin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor"
Basın toplantısının ardından bianet’e konuşan Ruhi Demiray, bugün yürütülmekte olan çözüm sürecine dair de görüşlerini paylaştı:
“Kendi iadem de dahil olmak üzere son dönemde verilen iade kararlarının politik kararlar olup olmadığını söylemek zor. Zira mevcut barış sürecinde tarafların bu gibi meseleleri tartışabileceği diyalog ortamı da pek oluşmadı. Fakat bir önceki çözüm sürecinde bizim gibi barış isteyen akademisyenlerin ‘terörist’ veya ‘vatan haini’ gibi ifadeler ile hedef gösterilmesi gerekiyordu. Belki de artık bu ihtiyaç ortadan kalkmıştır.”
Demiray, talepleri için 10 sene sonra yeniden bir süreç işletilmesini de olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi:
“10 yıl önce ortaya koyduğumuz barış talebinin bir karşılığı mıdır bilmiyorum ancak o dönemin aktörlerinin bugün eski söylemlerinden vazgeçerek böyle bir süreci başlatması 10 yıl önceki taleplerimizin ne kadar doğru olduğunu da gösteriyor. İade kararları er ya da geç verilecekti ama belki de barışa olan ihtiyacın siyasal iktidar da dahil birçok aktör tarafından kavranması sonucunda üzerimizdeki politik baskı da kalkmış ve barış akademisyenleri için hukuki süreçler daha kolay işleyebilir hâle gelmiştir. Yine de net bir kanıya varmak zor.”
Ne olmuştu?
Barış Akademisyenleri, 11 Ocak 2016’da yayımladıkları "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı bildiri ile 2015-2016 yıllarında bölgede uygulanan operasyonlara ve sokağa çıkma yasaklarına itiraz etmişti.
Cizre, Sur, Silvan, Nusaybin ve Silopi gibi kentlerdeki sokağa çıkma yasaklarının kaldırılması, sivillerin yaşam hakkının korunması, operasyonlar sırasında yaşandığı ileri sürülen hak ihlallerinin sona erdirilmesi, çatışmaların durdurulması ve barış müzakerelerine dönülmesi ile bölgeye bağımsız gözlemcilerin girişine izin verilmesi taleplerini içeren bildiri, büyük bir siyasi tartışmaya neden olmuştu.
Başlangıçta 1.128 akademisyen tarafından imzalanan, daha sonra ise destek imzalarıyla toplam 2 bin 212 kişiye ulaşan bildiri birçok siyasi tarafından hedef gösterilirken; 1 Eylül 2016’da yayınlanan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 406 akademisyen, bildiriye imza attığı gerekçesiyle üniversitedeki görevlerinden ihraç edilmişti.
Ayrıca, bildiriye imza atan 822 akademisyen Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanırken Anayasa Mahkemesi (AYM), 2019 yılında verdiği kararla bildiriye imza atan akademisyenlerinin cezalandırılmasının ifade özgürlüğü ihlali olduğuna hükmetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalanan karar ile ilk ihraçların yaşandığı Kocaeli Üniversitesi’nde ise toplam 19 akademisyen ihraç edilirken, Doç. Dr. Ruhi Demiray, Kocaeli Üniversitesi’nde mahkeme kararıyla görevine dönen yedinci akademisyen oldu.
Diğer akademisyenlerin hukuki süreçleri ise devam ediyor.
(AB/HA)
"Zvërnec, Arnavutluk’taki siyasi krizin sembolüne dönüştü"
Prof. Dr. Zelal Ekinci görevine iade edildi
P&G işçileri: “Bayramı evimizde kutlamayı tercih ederdik”
Bilgi Üniversitesi öğrencileri: “Geleceğimiz bir gecede karartılamaz”
Barış Akademisyeni Gül Köksal 9,5 yıl sonra üniversiteye döndü