Barış İçin Akademisyenler'in "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisine imza attığı için Kocaeli Üniversitesi’ndeki görevinden uzaklaştırılan Doç. Dr. Gül Köksal, dokuz buçuk yıl sonra görevine döndü.
Ankara 14. Bölge İdare Mahkemesi’nin göreve iade ettiği Köksal, dün (28 Nisan) itibariyle iş başı yaptı.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Köksal için üniversitenin Anıtpark Yerleşkesinde bir karşılama töreni düzenledi.
Etkinliğe Köksal’ın meslektaşlarının yanı sıra Kocaeli Üniversitesi’nden ihraç edilen diğer Barış Akademisyenleri ile öğrenciler ve kurum temsilcileri katıldı.
Akşamında da Köksal için bir basın toplantısı düzenlendi. Üniversiteden ayrı kaldığı yaklaşık 10 yıllık süreci üretken ve güçlü şekilde geçirebilmenin toplantıya katılan ve katılamayan tüm dostları sayesinde olduğunu söyledi.
11 Ocak 2016’da “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisiyle “çatışmalar bitsin, barış olsun” dedikten dört gün sonra gözaltına alınanlar için Kocaeli Adliyesi önünde olduklarını hatırlattı.
1 Eylül 2016’da, 672 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile üniversiteden atıldıklarını Karaburun Bilim Kongresi’nde öğrendiklerinde de, 7 Eylül 2016 günü Anıtpark’taki odalarını boşaltmaya zorlandıklarında da bir arada olduklarının altını çizerken bunların hâlâ hafızasında olduğunu belirtti.
“Üniversite dört duvardan ibaret değil”
Üniversitenin dört duvardan ibaret olmadığını ifade eden Köksal, o gün de bulundukları her yerin birer okul olduğunu söylediğini belirtti.
O tarihten bugüne Barış Akdemisyenleri için ağır süreçler yaşandığını hatırlatan Köksal, ağır ceza mahkemelerinde yargılanma, pasaport iptali, yurt dışı yasağı, işsiz kalma vb. birçok ihlalin yaşandığını ve bunların bazılarının hâlâ sürdüğünü kaydetti.
Bugüne bakıldığında ise 20 Şubat 2026’da Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen olumlu kararın üzerinden 2 ay geçtiğini söyleyen Köksal, dosyanın ise üniversite tarafından Danıştay’a taşındığını açıkladı.
Kocaeli Üniversitesi’nden ihraç edilen diğer meslektaşlarının da benzer durumlarda karşılaştığını, şu an Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay’da bekleyen 14 dosyanın olduğunu ekledi.
Barış bildirisi nedeniyle 822 akademisyenin ağır ceza mahkemelerinde yargılandığını, 406 akademisyenin kamu görevinden ihraç edildiğini hatırlatan Köksal, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), bildirinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna karar vermesinin ardından davaların beraatle sonuçlandığını ama işe dönüş yolunun açılmadığını anlattı.
Ardından OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu sürecinin başladığını, oradan verilen retler üzerine de hukuki mücadelenin idare mahkemelerine taşındığını ekledi.
Bugüne kadar, yalnızca 14 Barış Akademisyeni hakkında verilen iade kararının kesinleşmiş olduğunu belirten akademisyen, Kocaeli Üniversitesi’nden kesinleşen bir dosya olmadığının altını çizerken geri kalan tüm dosyaların ise hukuksuz şekilde bekletildiğini söyledi.
“Dönüşümü sağlayacak bir akademi mümkün”
Belirsizlik koşullarında, diğer meslektaşlarına karşı herhangi bir adım atılmamışken üniversitede çalışmaya başlayacağını belirten Köksal, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
“Bizler toplumsal dönüşümü sağlayacak ‘başka bir akademi mümkün’ diyoruz. Üniversitelerin dört duvarı arasında da, duvarların dışında da bu yolda emek verdik. Kurumdan uzak kaldığım zamanda çok farklı disiplin ile, disiplinler ötesinde üretim yapma imkânım oldu.
Bulunduğumuz her yerde özgür bir üretim ortamı tesis etmeye çalıştığımız gibi, bugünden itibaren kurum içinde de elimden geldiğince bu yönde üretime devam edeceğim.
Bu süreçte maddi, manevi ve hukuki tüm katkıları için, Eğitim-Sen Kocaeli Şubesi’ne, avukatlarımıza, kurduğumuz yapılara, demokratik kitle örgütlerine ve adını şu an sayamadığım herkese çok teşekkür ederim.
Tüm arkadaşlarımız görevine dönene kadar mücadelemiz de üretimimiz de sürecek.
Özgür zamanları birlikte inşa etmeye inancımızın güçlendiği, dayanışmalarımızın pekiştiği ve kurucu iradelerimizin yollarının açık olduğu günlere…”

AKADEMİSYEN YARGILAMALARI
Gül Köksal'ın Beyanı
Hakan Koçak: Barış istediğimiz için atıldık, bugün yeniden barışı konuşuyoruz
Birlikte ihraç edildiği meslektaşı Gül Köksal için karşılama töreni ve basın toplantısına katılan Barış Akademisyeni Hakan Koçak da bianet’e konuştu.
1 Eylül 2016’da birlikte Köksal ile ihraç edildiklerini belirten Çalışma Ekonomisi akademisyeni Koçak, bildiriyi Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne dikkat çekmek amacıyla imzaladıklarını söylerken bugünkü çözüm sürecine atıf yaptı.
Görevlerine iade edilmeye başlanan meslektaşları hakkında verilen kararların henüz nihai olmadığını hatırlatan Koçak, yine de verilen kararların önemli bulduğunu ifade etti.
AYM kararı ile imzaladıkları bildirinin düşünce özgürlüğü kapsamında olduğunu söyleyen Koçak, “Hepimiz, kayıtsız ve şartsız göreve iade edilmeli” dedi.
Farklı mahkemelerin farklı kararları olduğunu hatırlatan Barış Akademisyeni Koçak, meslektaşı Köksal hakkında verilen kararın kendileri için örnek teşkil edip etmeyeceğini bilmediklerini belirtirken belirleyici olan faktörün siyasal alanda olduğunu savundu.
Barış Akademisyenlerinin de güncel barış sürecinin muhatabı ve mağdurlarından olduğunu söyleyen Koçak, şunları söyledi:
“Bir gece vakti Resmi Gazetede adlarımızı okuduk. Hiçbir mahkeme yoktu. Hiçbir disiplin soruşturması neticelenmemişti ve biz 10 yıldır birilerinin ideolojik kaygıları ve iktidarın tasarruflarından dolayı bir karar ile öğrencilerimizden uzaklaştırılmış durumdayız.
Kabullenemedik çünkü bu politik bir karardı. İltisaklı olduğumuzu iddia ettikleri örgüt feshedildi, şimdi ise yeni bir politik karara ihtiyaç var. Bunun sürecin samimiyetini de göstereceğine inanıyorum.
Bu süreç gerçekten Türkiye’de barışçıl bir çözümü öngörüyorsa bizim dönmüş olmamız gerekir. Mevcut durum süreci de iktidarın niyetini de sorgulamamıza neden oluyor.”
“Umut yetmez, politik müdahale gerekli”
Umutlu olmanın yeterli olmayacağını da belirten Koçak, politik öznelerin bu işi çözmesi gerektiğinin altını çizerken görevine iade edilen akademisyenlerin durumunun bile ‘askıda’ olduğunu söyledi.
Öğrencileri ile bir araya gelmeyi özlediğini dile getiren Koçak, Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA) gibi deneyimlerin bu açıdan faydalı olduğunu belirtti. Bu proje ile bilimsel üretimin yalnızca üniversite sınırlarında kalmadığını kanıtladıklarını söyleyip, yine de umutlu olduğunu ifade etti.
Nihai sonuca ulaşmış iadelerin sayısının oldukça az olduğunu da hatırlatan Koçak, siyaset kurumunun yapması gerektiğini yapmadığı müddetçe umudun tek başına eksik kalacağını da söyledi.
(AY/HA)














