ABD İran’ı yeniden vurdu: Hürmüz saldırıları barış takvimini tehlikeye soktu
ABD ordusu, 7 Temmuz Salı akşamı Hürmüz Boğazı'ndan geçen 3 ticari gemiye yönelik İran saldırılarına yanıt olarak İran'a karşı geniş çaplı bir askeri operasyon başlattı. CENTCOM, saldırıları "ticari gemileri hedef almanın ağır bedelini ödetmek" amacıyla düzenlediğini açıkladı. Operasyonda önceki misillemelerden 8 kat daha fazla hedef vuruldu; İran hava savunma sistemleri, füze sistemleri ve liman tesisleri hedef alındı. Saldırılar, aynı gün ABD'nin İran petrol satış lisansını iptal etmesinin ardından gerçekleşti. Petrol fiyatları yüzde 5'ten fazla yükseldi. Haziran sonunda başlayan ABD-İran müzakereleri ve 60 günlük barış takvimi ciddi tehlike altına girdi. İran, lisans iptalini ve saldırıları anlaşmanın ihlali saydı; Dışişleri Bakanı Arakçi tehditler devam ederken müzakere yapılamayacağını belirtti.
ABD ordusu, Hürmüz Boğazı’ndan geçen 3 ticari geminin hedef alınmasının ardından İran’a karşı yeni bir saldırı dalgası başlattığını duyurdu.
Reuters’in haberine göre, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) 7 Temmuz Salı akşamı yaptığı açıklamada, saldırıların “uluslararası bir deniz güzergâhında masum sivillerin çalıştığı ticari gemileri hedef almanın ağır bedelini ödetmek” amacıyla düzenlendiğini bildirdi.
Yeni saldırı dalgası, haziran sonunda kurulan kırılgan müzakere zeminini ve nihai anlaşmaya geçiş için öngörülen 60 günlük takvimi de belirsizleştirdi.
Müzakereler tehlikede
Reuters, ABD’nin İran’ın petrol satışına izin veren lisansın iptalinin ve bunu izleyen askeri saldırıların, ABD-İran müzakerelerini tehlikeye soktuğunu yazdı. Washington, Hürmüz’deki tanker saldırılarını “ateşkesin açık ihlali” sayarken, Tahran da ABD’nin petrol satış iznini kaldırmasını ve İran hedeflerini vurmasını ara anlaşmanın ihlali olarak niteledi. Tablo, nihai barış anlaşmasına giden 60 günlük takvim resmen askıya alınmasa da, görüşmelerin siyasi zemininin ciddi bir biçimde yıpratıldığını gösteriyor.
Reuters, ABD’nin açıklamasında, İran’ın eylemlerini “nedensiz, tehlikeli ve ateşkesi açıkça ihlal eden” saldırılar olarak nitelediğini bildirdi. ABD ilk açıklamada hangi hedeflerin vurulduğunu ayrıntılandırmadı; ancak İran medyasına dayandırılan ilk bilgilere göre, güney İran’da, Sirik bölgesinde Taheroui iskelesi civarına altı bomba isabet etti.
Öncekinin sekiz katı hedefin vurulması söz konusu
AP’ye konuşan ABD’li yetkililer ise operasyonun önceki misillemelerden çok daha geniş kapsamlı olduğunu söylediler. Adının açıklanmaması koşuluyla konuşan bir yetkili, yeni saldırı dalgasında öncekilerden 8 kat daha fazla hedefin vurulmasının beklendiğini belirtti. Bir başka ABD’li yetkili de hedefler arasında İran hava savunma sistemleri, kıyı gözetleme sistemleri, karadan havaya füzeler, gemisavar seyir füzeleri ve drone fırlatma alanları ile bazı liman tesisleri olduğunu söyledi. Aynı kaynaklar saldırıların saatler sürebileceğini bildirdi.
Saldırının gerekçesi, Hürmüz Boğazı’ndaki son tanker saldırıları
İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Merkezi (UKMTO), salı günü boğazdan geçen 3 tankerin vurulduğunu duyurdu. AP’ye göre üçüncü gemi bir İHA ile hedef alındı. Tankerler küçük çaplı hasar aldı ve can kaybı olmaksızın seyir sürdürüldü. İran devlet televizyonu ise daha önceki saldırılardan birinde bir sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankerinin “uyarıları dikkate almaması üzerine” hedef alındığını bildirdi.
Petrol fiyatlarında yükseliş, yalnızca arz kaygısından değil
Washington’ın askeri saldırısı, aynı gün ABD Hazine Bakanlığı’nın İran petrol satışına izin veren genel lisansı iptal etmesinin hemen ardından başladı. Reuters’ın bildirdiğine göre, bu karar, haziran sonunda varılan ara düzenleme kapsamında 21 Ağustos’a kadar sürmesi beklenen petrol satış iznini 17 Temmuz’a çekerek fiilen kısaltıyor. Petrol fiyatları, kararın ve tanker saldırılarının ardından yüzde 5’ten fazla yükseldi. Reuters’a konuşan piyasa uzmanları, bu sıçramayı yalnızca arz kaygısıyla değil, son ABD-İran anlaşmasının kırılganlığının ortaya çıkmasıyla da ilişkilendiriyor.
İran: "Tehditler devam ederken müzakereler başlayamaz"
Tahran, hem lisansın iptalini hem de yeni saldırıları ara anlaşmanın ihlali olarak nitelendirdi. Reuters’ın haberine göre, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ara ateşkes memorandumu uyarınca nihai anlaşma müzakerelerinin “tehditler devam ettiği sürece” başlayamayacağını söyledi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de ABD saldırılarının anlaşmayı ihlal ettiğini belirtti.
"Patlama sesleri sürüyor"
İran kaynakları, saldırıların ardından güney kıyısındaki stratejik bölgelerde patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. AP, İran devlet medyasının Hürmüz Boğazı’ndaki Keşm Adası ile Basra Körfezi kıyısındaki Bandar Abbas çevresinde patlama sesleri aktardığını yazdı. Al Jazeera ise İran medyasına dayanarak Sirik limanı çevresinde ticari ve balıkçı iskelelerinin vurulduğunu, Keşm Adası ve Bandar Abbas yakınlarında da patlamalar duyulduğunu bildirdi. İran devlet televizyonu daha sonra Bandar Abbas ve Keşm’de durumun sakinleştiğini duyurdu.
Rusya kaynakları gelişmeyi ihtiyatlı bir dille aktardı. TASS, haberinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın açıklamasını öne çıkararak Washington’ın saldırıları Hürmüz Boğazı’ndan geçen üç ticari gemiye yönelik İran saldırılarına karşılık olarak sunduğunu yazdı. TASS’ın ilk haberinde Moskova’dan yeni bir resmi kınama ya da ayrıntılı diplomatik tepki yer almadı; Rusya haber ajansı daha çok CENTCOM’un “ağır bedel ödetme” ifadesini ve saldırıların ticari deniz taşımacılığına yönelik eylemlere karşılık olduğu savını aktardı.
Bu son dalga, ABD ile İran arasında haziran ayında başlayan pazarlığın en hassas ögesini, yani Hürmüz Boğazı’ndan enerji taşımacılığının yeniden güvence altına alınmasını doğrudan darbeledi. Reuters, ilk anlaşmanın Hürmüz’ün yeniden açılması ve küresel petrol ile LNG ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu hattaki trafiğin normale dönmesi üzerine kurulduğunu hatırlattı. İran’ın boğaz üzerindeki denetimini ve gemilerden ücret alma iddiasını ısrarla sürdürdüğü, ABD’nin ise buna kesin biçimde karşı çıktığı koşullarda, son saldırılar nihai barış anlaşmasını teknik bir müzakere konusu olmaktan çıkarıp yeniden karşılıklı askeri baskı çığırı açıyor.
(AEK)