ABD İran'a ikinci gece saldırısını başlattı
ABD ordusu, Donald Trump’ın Ankara’daki NATO Zirvesi’nde yaptığı “Bu gece yeniden vuracağız” açıklamasından saatler sonra İran’a yönelik ikinci gece hava saldırılarını başlattı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), operasyonların amacının "İran’ın Hürmüz Boğazı’nda uluslararası deniz taşımacılığını tehdit kapasitesini daha da zayıflatmak" olduğunu açıkladı.
Ateşkes çöktü, bölgesel savaşı önleme gayretleri sürüyor
İran devlet medyası Çabahar, Konarak, Bender Abbas ve Buşehr çevresinde patlamalar meydana geldiğini duyurdu. Böylece son haftalarda büyük güçlükle oluşturulan ateşkes zemini fiilen çökerken, gözler çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşmesini önleyebilecek diplomatik girişimlere çevrildi.
İran, ABD’nin ikinci gece saldırılarının ardından Washington’u ateşkesi tamamen ortadan kaldırmakla suçladı ve yeni operasyonlara “kararlı ve orantılı” karşılık vermeyi sürdüreceğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı ve askeri yetkililer, meşru müdafaa haklarını kullanacaklarını belirtirken, açıklamalarda yine “savaşı genişletme” çağrısı yapılmaması dikkat çekti. İran yönetimi, ABD’nin son hava saldırılarıyla geçici mutabakatı fiilen sona erdiren tarafın Washington olduğunu savunmayı sürdürdü.
Açıklamalarda öne çıkan “orantılılık”, “savunma” ve “caydırıcılık” kavramları, askeri karşılık tehdidini korurken çatışmanın kapsamını sınırlandırma niyetini de yansıtıyor. İran’ın son açıklamalarında doğrudan bölgesel savaş çağrısı yerine, yeni saldırılara yeni karşılık verileceği vurgusu öne çıktı.
ABD operasyonun hedefini sınırlandırıyor
CENTCOM açıklamasında, saldırıların İran rejimini devirmeyi ya da ülkenin genel askeri altyapısını hedef almayı değil, Hürmüz Boğazı’nda “seyrüsefer özgürlüğünü tehdit eden kapasiteyi” zayıflatmayı amaçladığını vurguladı. Başkan Yardımcısı JD Vance de yaptığı açıklamada, “Gemilere ateş ettikleri sürece vuracağız; bunu bıraktıkları anda saldırılar da duracak” diyerek ABD harekâtını doğrudan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz güvenliğine bağladı.
Trump’ın Ankara’daki ikili söylemi
Trump, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin kapanışında geçici mutabakatın artık geçerliliğini yitirdiğini ilan etmiş, İran yönetimini “hasta insanlar” diye nitelendirmiş ve Tahran’la yeni bir anlaşma yapmanın “zaman kaybı” olduğunu söylemişti. Aynı konuşmada İran’ın “muhtemelen bu gece yeniden vurulacağını” açıklayan Trump, buna karşılık uzun süreli bir savaş beklemediğini de ifade etmişti. Diplomatik çevreler, Washington’un sert askeri baskıyı sürdürürken müzakere ihtimalini tamamen dışlamayan bu ikili söylemini hesaba katıyor.
Sahadaki güç gösterisi
İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’teki Amerikan askeri tesislerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları ile ABD’nin ikinci gece hava harekâtı, çatışmanın yeni bir evreye geçtiğini gösteriyor. Bununla birlikte her iki tarafın da şimdiye kadar saldırılarını belirli askeri hedeflerle sınırlaması ve doğrudan sivil altyapıyı hedef alan geniş çaplı bir stratejiye yönelmemesi, askeri gerilimin henüz kontrolsüz bir bölgesel savaşa dönüşme eşiğine gelmediği değerlendirmelerine yol açıyor.
Diplomasi tamamen sona ermedi
Gerilim ve çatışma ortamında son ateşkesin sağlanmasında önemli rol oynayan Katar ve Umman, arabuluculuk girişimlerini sürdürüyor. Körfez ülkelerinin de çatışmanın kendi topraklarına yayılmasını önlemek amacıyla hem Washington hem de Tahran nezdinde yoğun diplomatik temaslarda bulunduğu bildiriliyor. Diplomatik kaynaklara göre özellikle Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, enerji nakil hatlarının açık tutulması ve yanlış hesaplamaların önlenmesine yönelik teknik iletişim kanalları çalışmaya devam ediyor.
Reuters’ın son değerlendirmesine göre, mevcut kriz daha önce de görülen bir örüntüyü yeniden üretiyor. Taraflar askeri baskıyı artırırken diplomatik temas ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyor. Ajansa konuşan diplomatik kaynaklar, Katar ve Umman’ın aracılık ettiği iletişim kanallarının açık kalmasının ve tarafların müzakere seçeneğini resmen reddetmemesinin, yeni bir ateşkes olasılığını tamamen ortadan kaldırmadığını belirtiyor. Bu nedenle mevcut kriz yalnızca askeri gerilimin değil, son haftalarda kurulan diplomatik mekanizmaların dayanıklılığının da sınandığı bir aşamaya işaret ediyor.
Artan petrol fiyatları diplomasi üzerindeki baskıyı artırıyor
Enerji piyasaları da çatışmanın ekonomik maliyetini hızla fiyatlamaya başladı. Ateşkes sürecinde varil başına 71-72 dolar bandına kadar gerileyen Brent petrolü, Trump’ın ateşkesin sona erdiğini açıklaması ve ABD’nin ikinci gece operasyonu sonrasında 80 doların üzerine çıkarak yaklaşık yüzde 11 değer kazandı. Aynı dönemde bazı petrol tankerleri Hürmüz Boğazı’na girmeden rotalarını değiştirirken, savaş riski sigortaları ile navlun maliyetleri yükselmeye başladı.
Reuters’a konuşan denizcilik ve enerji sektörü kaynakları, piyasalardaki bu sert tepkinin yalnızca ekonomik değil, diplomatik sonuçlar da doğurduğunu belirtiyor. Avrupa ülkeleri ve Körfez devletleri açısından Hürmüz Boğazı’nın açık kalması ve küresel enerji akışının kesintiye uğramaması artık yalnızca ticari değil, stratejik bir öncelik haline geldi. Bu nedenle Katar ve Umman’ın yürüttüğü arabuluculuk girişimlerinin önümüzdeki saatlerde daha da önem kazanması bekleniyor.
ABD’nin ikinci gece operasyonuyla birlikte kriz yeni bir evreye girdi. Ancak CENTCOM’un operasyon hedefini Hürmüz Boğazı’nın güvenliğiyle sınırlaması, Washington’un saldırılarını belirli koşullara bağlayan açıklamaları ve Katar ile Umman’ın arabuluculuk çabalarını sürdürmesi, çatışmanın kapsamının taraflarca hâlâ kontrol altında tutulmaya çalışıldığını gösteriyor.
(AEK)