Sulukule Gönüllüleri Platformu, kamuoyunda Sulukule olarak bilinen bölgede başlayan kentsel dönüşüm sürecinde çocukların eğitimden kopma riskiyle karşı karşıya kalması üzerine gönüllü bir inisiyatif olarak ortaya çıkmış. Ders desteğiyle başlayan çalışmalar, zamanla genişleyerek atölyeler, psikososyal destek ve gönüllülük programlarını kapsayan bir dernek yapısına dönüşmüş.
Bölgedeki kentsel dönüşüm süreciyle yaşanan büyük değişim çevrenin yanı sıra mahalledeki gündelik ilişkileri, çocukların yaşam alanlarını ve dayanışma ağlarını da etkilemiş. Derneğin ortaya çıkışı da bu sürecin yarattığı ihtiyaçlarla doğrudan bağlantılı. Ancak bölgede kentsel dönüşümün yarattığı okul terk oranlarındaki artış, çocuk işçiliği riski ve ailelerin yaşadığı ekonomik kırılmalar gibi sorunlar hâlâ devam ediyor. Dernek bu boşluğu doldurmaya çalışsa da tek başına çözüme yetemiyor.
Haftanın beş günü açık bir toplum merkezi olarak işleyen dernek, kadınların ve çocukların evde ya da mahallede erişemedikleri kamusal olanakları mahalle içinde kurmayı hedefleyen bir model üzerine çalışıyor. Dernek mahalle ölçeğinde bakıldığında kamusal hizmetlerin yetersiz kaldığı alanlarda önemli bir boşluğu da dolduruyor.

HAK ÖRGÜTLERİYLE BULUŞMALAR - 24
Kentsel dönüşümden toplumsal dayanışmaya: Sulukule Gönüllüleri Derneği

Dernekte bir gün
Derneğin kapısından içeri girdiğimde ilk karşılaştığım şey birlikte kurulan bir rutin oluyor. Bu rutinin en görünür anlarından birine, atıştırmalık saatine denk geliyorum. Yaklaşık 10-15 çocuk ve 3-4 gönüllü aynı masada oturuyor, atıştırmalık tabakları elden ele dolaşıyor. Sonrasında çocukların her biri bir yana dağılıyor. Kimi sohbet etmeye devam ediyor, kimi masada kalıp oyalanıyor, kimi de az sonra başlayacak olan etkinliğe doğru yöneliyor. Mekanın kullanımı sabit değil, gün içinde ihtiyaca göre yeniden kuruluyor.
Duvarlarda çocukların yaptığı resimler, kartondan hazırlanmış küçük maketler ve kuralları hatırlatan yazılar asılı. Bazı yazıların Türkçe, İngilizce ve Arapça hazırlanmış olması dikkatimi çekiyor. Bu çok dillilik, dernek alanının tek bir dile ya da deneyime sıkışmadığını; farklı geçmişlerden gelen çocukların kendilerine yer bulabildiği bir ortaklık zemini kurmaya çalışıldığını gösteriyor. Mahallenin toplumsal yapısı düşünüldüğünde bu durum gündelik hayatta karşılığı olan bir yaklaşım olarak da görülebilir.
Çocuklarla gönüllüler arasındaki iletişimde bir denge göze çarpıyor. Çocukların neredeyse hepsi söz almakta ve itirazlarını dile getirmekte rahat görünüyor. Gönüllür ise ihtiyaç duyulduğunda müdahale eden ve alanı çocuklara bırakan bir rol üstleniyor.
Gün içinde kısa süreli anlaşmazlıklar da yaşanıyor. İki çocuk arasında çıkan küçük bir sürtüşme gönüllülerden birinin iki tarafı da gözeten tavrıyla hızlıca çözülüyor. Bu tür anlar dernekte kurulan ilişkinin gündelik temaslarla da şekillendiğini gösteriyor.

Haber mi, hayal mi?
Yemek saatinin ardından, bianet Çocuk Haberleri Editörü Nalin Öztekin kolaylaştırıcılığında “Çocuklar için Medya Okuryazarlığı Atölyesi” düzenleniyor. Atölyeye sekiz çocuk katılıyor. Atölyede gazetecilik, doğru bilgiye nasıl ulaşılacağı ve çocukların kendi düşüncelerini nasıl ifade edebilecekleri oyunlar ve sohbet eşliğinde konuşuluyor.
İlk bölümde Öztekin, çocuklara bazı cümleler okuyor ve “haber” mi yoksa “hayal” mi olduğuna birlikte karar vermelerini istiyor. “Dün gece gökyüzünden çilek suyu yağdı” cümlesi okunduğunda çocuklar ikiye ayrılıyor. Bir kısmı bunun mümkün olmadığını söylerken, bazıları önce düşünmek gerektiğini söylüyor. Çocuklar hem cevap veriyor hem de neden öyle düşündüklerini anlatıyor.
Atölyede çocukların güvenliği ve söz hakkı da konuşuluyor. Hazırlanacak yazı ve resimlerde isim kullanılmayacağı, isteyen çocukların rumuz seçebileceği anlatılıyor. “İsminizin yayınlanmasını güvenli bulmadığımız için kullanmıyoruz" diyor Öztekin. Çocukların fikirlerini ifade etme hakkına da dikkat çekiyor: “Bütün bu fikirleri paylaşma hakkınız var.”
Hayalimdeki dünya
İkinci bölümde çocuklardan “Hayalimdeki Dünya” temasından yola çıkarak yaşadıkları çevreyi ve değiştirmek istedikleri şeyleri düşünmeleri isteniyor. Çocuklar “Benim hayalimdeki sokak…”, “Benim hayalimdeki okul…” ve “Benim hayalimdeki ülke…” diye başlayan cümleleri tamamlıyorlar. Ardından iki gruba ayrılarak büyük kâğıtlar üzerinde birlikte resim yapıyorlar.
Resimlerde daha güvenli bir okul, eğlenceli bir sokak, doğayla iç içe bir çevre ve zorbalığın olmadığı bir yaşam isteği öne çıkıyor. Bir çocuğun resmine yazdığı “Zorbalığa hayır” ifadesi de bunlardan biri oluyor.
Ortaya çıkan çizimler çocukların gündelik hayatta karşılaştıkları sorunları, beklentilerini ve itirazlarını da kendi sözleriyle anlattığını gösteriyor. Bazen uzun raporların söyleyemediğini, çocukların birkaç cümlesi ve bir resim daha doğrudan anlatabiliyor.
Çocukların yazı ve resimlerine buradan ulaşabilirsiniz.

"Etkin bir çocuk koruma sistemine ihtiyaç var"

"Her 3 çocuktan 1'i okula aç gidiyor"









